KÜLTÜR SANAT - 29 Ağustos 2023 Salı 14:45

Milli Saraylar Başkanlığı Edirne Sarayı’nı eski ihtişamına kavuşturacak

A
A
A
Milli Saraylar Başkanlığı Edirne Sarayı’nı eski ihtişamına kavuşturacak

1450 yılında inşasına başlanan ve Kanuni Sultan Süleyman döneminden itibaren pek çok kez tamir gören Edirne Sarayı’nın ihya çalışmalarını yerinde inceleyen Milli Saraylar Başkanı Dr. Yasin Yıldız, Milli Saraylar Bilim Kurulu’nun öncülüğünde belirledikleri 5 yıllık master planının sonucunda Edirne Sarayı’nın ülkemize yakışır bir tarihi miras olarak kültür hazinesindeki yerini almasını hedeflediklerini söyledi.


Bugüne kadar geçirdiği deprem, yangın, işgal ve savaş gibi talihsizliklerle günümüze sayılı yapısı ulaşabilen Edirne Sarayı’nda kazı, ikmal, inşa, teşhir, tanzim ve çevre düzenleme çalışmaları devam ediyor. Ayrıca sarayın kayıp yapılarının gün yüzüne çıkartılmasına yönelik arkeolojik kazı çalışmaları da aralıksız olarak sürüyor.


18 Ekim 2022 tarihinde restorasyon ve ihyası için Edirne Sarayı’nın Cumhurbaşkanlığı kararı ile Milli Saraylar Başkanlığına tahsis edilmesinin ardından başlatılan çalışmalar aralıksız olarak sürüyor.


1450 yılında inşasına başlanan ve Kanuni Sultan Süleyman döneminden itibaren pek çok kez tamir edilen Edirne Sarayı, Milli Saraylar Başkanlığı tarafından aslına uygun şekilde ihya edilecek.



Vaziyet planı oluşturuldu, muhdes yapılar söküldü


Edirne’nin Yeni İmaret Mahallesi Sarayiçi Mevkii’nde, Tunca nehri kenarında kurulan Edirne Sarayı, özgün adıyla Saray-ı Cedid-i Amire yaklaşık bin 200 dönümlük alana sahip. Milli Saraylar tarafından başlatılan Edirne Sarayı’nı ihya çalışmaları çerçevesinde öncelikli olarak söz konusu alan içerisindeki farklı kurumlara tahsis edilmiş yapılar boşaltıldı. Tarihî niteliği bulunmayan ve boş durumda olan muhdes ek yapıların tespitleri ve kayıtları oluşturuldu. Muhdes yapı ve eklerin sökümü gerçekleştirildi. Tarihî yapılar ve kalıntılar belgelendi, fotoğraflandı ve alanla ilgili vaziyet planları hazırlandı.


Restorasyon, rekonstrüksiyon, çevre düzenleme ve ihya çalışmalarına öncü olabilecek çalışmalara başlandı. Mevcut tarihî yapı ve kalıntıların rölöve planları ve fotogrametrik belgeleri oluşturuldu.


Milli Saraylar Başkanlığı olarak yaklaşık 10 aydır Edirne Sarayı’nda çalışmalar yürüttüklerini söyleyen Milli Saraylar Başkanı Dr. Yasin Yıldız, Geçtiğimiz yıl Ekim ayının sonundan itibaren devraldıklarını hatırlatarak çalışmaların aralıksız olarak devam ettiğini belirtti.


Yaklaşık bin 200 dönümlük bir alanı Edirne Sarayı’nın rehabilitasyonu, temizliğiyle ilgili çok ciddi çalışmalar yürütüldüğünü aktaran Dr. Yıldız, "İlk yapılan çalışma alanın güvenliğiyle ilgiliydi. Çünkü burasının bir bölümü ciddi anlamda tarihi ve arkeolojik kalıntılar barındırmasına rağmen önemli bir bölümü yakın bir zamana kadar arazimizin bir kısmının cezaevi olduğu da düşünülürse farklı kurumlar tarafından kullanılmaktaydı. Bu kurumlarla iş birliği çerçevesinde bütün bu alanın, alandaki yapıların kurumumuza kazandırılması işlemi ve sahanın güvenliği tamamlandı. Bu çok önemli bir aşama. Çünkü gerçekten içinde çok fazla tarihi eseri, tarihi mirası bir arada barındıran bir saha burası. Ciddi anlamda bir vakit aldı bu çalışma. 6 ay sürdü" dedi.



"Çalışmalarımızın ikinci aşaması başladı"


Çalışmaların ikinci aşamasının başladığını söyleyen Dr. Yıldız, "Osmanlı döneminden başlayan bir takım talihsizlikler sonucunda çok az yapı günümüze ayakta gelebilmiş durumda. Tunca Nehri’nin kenarında Fatih Köprüsü ve Adalet Kulesi. Yanımızdaki mutfaklar bölümü ve hemen arkamızda kalan Kum Kasrı Hamamının dışında diğer yapılarımızın hepsi ciddi anlamda arkeolojik kazıya ve belgelemeye ihtiyaç duyan yapılar. Bizim önünde durduğumuz Cihannüma Kasrı ise 2017 yılından itibaren, Kültür ve Turizm Bakanlığının denetimindeyken ciddi anlamda çalışılmış güzel bir restorasyon projesi hazırlanmış. Biz Ekim ayında burayı devraldığımızda bu projeyle beraber bu çalışmaya başlayabileceğimizi gördük. Edirne Sarayı’nın en ikonik yapısı Cihannüma Köşkü. Zaten Edirne Sarayı, Topkapı Sarayı’yla gerçekten ciddi anlamda benzerlikler taşıyan bir saray. Hemen hemen aynı dönemde yapılmış. Biraz kısa bir süre Topkapı’dan önce başlamış olmasına rağmen burada yapılan çalışmalarda bunun bilimsel hazırlıklarında yürütülen bilim kurulu toplantısında bizden önce yapılan kazı çalışmalarında da elimize ulaşan arşiv belgelerinde de görüyoruz ki plan olarak da Topkapı Sarayı’na çok benziyor. Bu bundan sonra yapılacak çalışmaları oldukça kolaylaştıracak bir husus" ifadelerine yer verdi.



"5 Yıllık bir master planı var"


Milli Saraylar Bilim Kurulu’nun öncülüğünde belirledikleri 5 yıllık master planı olduğunu söyleyen Dr. Yıldız,bu planının sonucunda Edirne Sarayı’nın ülkemize yakışır bir tarihi miras olarak kültür hazinesindeki yerini almasını hedeflediklerini ifade etti.


2023 yılı içerisinde Cihannüma Kasrı’yla beraber şu an Edirne Sarayı’nın tarihindeki en ciddi ve en detaylı kazı çalışmalarının da burada yürütüldüğünü ifade eden Dr. Yıldız, ilmi heyet gözetiminde Milli Sarayların sağladığı imkan ve destekle kazı çalışmalarının devam ettiğini belirtti.


Milli Sarayların sadece kazı çalışmaları için bu yıl 35 milyon lira kaynak ayırdığını söyleyen Dr. Yıldız, alanın pek çok yerinde çok seri ve detaylı bir şekilde kazı çalışmaları yürütüldüğünü ve buradan ulaşacakları verilerle sarayın ne şekilde ihya edilebileceğinin nihai halinin bulunmuş olacağını dile getirdi.



"Restorasyona ihtiyacı olan hamamıyla birlikte devraldık"


Daha önce cezaevi olarak kullanılan ve ihya çalışmaları için boşaltılan tarihi alan da Milli Saraylar Başkanlığı tarafından restore edilecek. 1820’li yıllardan kalma tarihi alanı bugün hala ayakta olan ama ciddi bir restorasyona ihtiyacı olan hamamıyla birlikte devraldıklarını ifade etti.


19’ncu yüzyıl yapısında müzecilikle ilgili bazı noktaları çok daha rahat hayata geçirebileceklerini söyleyen Dr. Yıldız, Mahmudiye Kışlası’nın veya eski adıyla Edirne Tevkifevi’nin restorasyonu da bittikten sonra Edirne’ye çok nitelikli bir müze kazandırmış olacaklarını aktardı.


Edirne Sarayı’nın ziyaretçi kabul edebilmesine ilişkin soruları da yanıtlayan Dr. Yıldız, kazıların yoğunlaştığı ikinci avludaki çalışmaların bitirilmesi gerektiğini ifade etti.


Tavuk Ormanı’nın da sarayın önemli bir parçası olduğunu söyleyen Yıldız, Onun şehirle bağlantısını sağlayan Kanuni Köprüsü’nün çok önemli bir tarihi miras olduğunu ve bunları da sisteme nasıl entegre edebileceği ile ilgili çalışmaların devam ettiğini aktardı.


Has bahçe içinde Er Meydanı’nın bulunması ve taşınmasına yönelik sorulara da yanıt veren Dr. Yıldız, bu konuda da Edirne’deki bütün paydaşlarla ortak bir çalışma yürüttüklerini vurguladı.



Milli Saraylar Başkanlığı Edirne Sarayı’nı eski ihtişamına kavuşturacak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Van’da bahar mevsimi ve yakıt maliyetleri bisiklet sektörünü hareketlendirdi Akaryakıt fiyatlarındaki artış ve bahar mevsiminin etkisiyle Van’da bisiklete olan talep artarken, vatandaşlar hem ekonomik kazanç hem de sağlıklı yaşam için ulaşımda pedal çevirmeyi tercih ediyor. Orta Doğu’da tırmanan gerilim ve Hürmüz Boğazı’ndaki hareketliliğin akaryakıt fiyatlarını yukarı çekmesi, ulaşımda daha ekonomik alternatiflere olan ilgiyi artırdı. Van’da bahar mevsimiyle birlikte hareketlenen bisiklet piyasası, artan yakıt maliyetleri nedeniyle tarihinin en yoğun dönemlerinden birini yaşıyor. Vatandaşlar, kısa mesafeli ulaşımda hem bütçelerini korumak hem de sağlıklı yaşam sürdürmek amacıyla motorlu araçlar yerine bisiklete yönelmeye başladı. "Bisiklet satışları yukarı doğru bir ivme kazandı" İHA muhabirine konuşan bisiklet işletme sahibi Ezdin Kaplan, her yıl olduğu gibi bu yıl da bahar mevsiminin gelişiyle bisikletlerin bakım ve satışlarının artırdığını belirtti. Bu yıl bahar mevsimiyle birlikte Orta Doğu’daki gerilimin akaryakıt fiyatlarının etkilemesinden dolayı bisiklete olan ilgiyi artırdığını ifade eden Kaplan, "ABD, İsrail ve İran arasındaki savaşın, Hürmüz Boğazı’nın etkisiyle akaryakıt fiyatlarının artmasından kaynaklı bisiklet sektöründe bir yukarı doğru ivme kazandığını görüyoruz. Çünkü ulaşımda araçlarını kullanan arkadaşlar, kısa mesafelerde yakıtların cep yaktığını ve bisikleti hem spor hem de ulaşım olarak ve ceplerine ekonomik olarak yansıyacak bir araç olarak tercih ediyorlar" dedi. "Coğrafyamız bisiklet kullanımına elverişli" Van coğrafyasının bisiklet kullanımına elverişli olduğunu dile getiren Kaplan, "Coğrafi yapımızın düz olması bisiklet kullanımının elverişli olduğunu gösteriyor. Bundan kaynaklı zaten bir yoğunluğumuz oluyor baharın. Buna akaryakıt fiyatları zamları eklenince bisiklet satışlarımızın daha yoğun olduğunu ve servis kısmımızda yoğunluğun olduğunu görebiliyoruz" diye konuştu. "Hareketli bir yaşam için bisiklet kullanımını tercih ediyorum" Bisiklet kullanmayı tercih eden Hekim Yamaç isimli sağlık personeli ise hem akaryakıt gerekçeleri hem de sağlık faktörünü ön planda tuttuklarını ifade ederek, "İran-Amerika savaşından dolayı yakıt fiyatlarının artması, onun dışında sürekli hareketsiz bir yaşam sürmemizden dolayı bisiklet tercih etmenin doğru olduğuna inanıyorum. Bu yönüyle bisiklet kullanımının hem kendimiz açısından hem çocuklarımız açısından güzel olacağı düşüncesindeyim. Hem aynı birimde çalıştığımız hem de farklı birimde çalışan arkadaşlarımızla bu muhabbetler geliştiğinde, onlar da bisiklet konusunda burayı tercih ederek, gelip bisikletlerini edindiler" şeklinde konuştu.
Diyarbakır Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Coğrafyamızın da avantajlarını kullanarak lojistikte çeşitlendirme, alternatifleri geliştirme stratejisi izliyoruz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da coğrafyanın da avantajlarını kullanarak lojistikte çeşitlendirme, alternatifleri geliştirme stratejisi izlediklerini belirterek, "Bu noktada önümüzde üç tane kritik lojistik görüyorum. Bunların üçü de aslında Doğu-Güneydoğu ile ilgili" dedi. Bir dizi programa katılmak üzere Diyarbakır’a gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir otelde düzenlenen ’Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Tarım, Gıda ve Sanayi Odaklı Kalkınma Vizyonu Çalıştayı’na katıldı. Burada konuşan Yılmaz, bölgeler arasındaki gelişmişlik farklarının azaltılmasının bir yönüyle bölgelerin refahını yükseltirken, diğer taraftan genel kalkınma süreci içinde sağlam bir zemin teşkil etmekte olduğunu söyledi. Türkiye yüzyılında kapsayıcı ve topyekun bir kalkınma anlayışıyla hareket etmek zorunda olduklarını belirten Yılmaz, Türkiye yüzyılı hedefleri gerçekleştirecekse bunun sadece birkaç metropol şehrin enerjisiyle başarılamayacağını, tüm illerin, tüm bölgelerin enerjisini harekete geçirerek maksimum düzeyde kullanılması gerektiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi doğrultusunda Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde güçlenen güven ve istikrar ortamının tarımdan sanayiye, yatırımdan istihdama kadar her alanda çok daha güçlü bir ilerlemenin kapılarını araladığına dikkat çekerek, "Geçtiğimiz 40 yılı aşkın süreçte yaşadığımız ortam, terör ve güvenlik meseleleri maalesef insani kayıplarımızın yanı sıra ekonomik olarak kalkınma bakımından da büyük maliyetler üretmiştir. Doğrudan ve dolaylı ekonomik maliyetlerle ilgili yaptırdığımız bazı hesaplamalarda şunu görüyoruz. Bu da minimum rakam onu söyleyeyim. En az 2 trilyon dolarlık bir kayıptan bahsediyoruz. En az, en hafifinden bu hesaplayabildiğimiz iyi kötü kısmı. Dolayısıyla bu kaynaklar boş yere sarf edilmemiş olsa bu bölgenin ve ülkemizin genelinin kalkınmasına kullanılmış olsa bugün Türkiye Cumhuriyeti çok daha farklı bir noktada olacaktı" dedi. Tüm Türkiye’nin kayıplar yaşadığını, kalkınma anlamında, ekonomik anlamda en büyük kaybı Doğu ve Güneydoğu’nun yaşadığını kaydeden Yılmaz, "Şimdi de tam tersini düşünmemiz lazım. Terörün gündemden düştüğü, huzur ve güven ortamının kalıcı bir şekilde pekiştiği bir dönemde tüm Türkiye kazanacak, 81 vilayetimiz, 86 milyon insanımız kazanacak. Ama en çok da Doğu ve Güneydoğu Anadolu kazanacak, kalkınması, gelişmesi, ivme kazanmış olacak. Bugün sahada gördüğümüz olumlu tablo, terörün gölgesinin çekildiği yerde üretimin canlandığını, şehirlerin nefes aldığını, umutların büyüdüğünü açık biçimde göstermektedir. Hayata geçirdiğimiz projeler, attığımız kararlı adımlar ve illerimizin sahip olduğu büyük imkanlarla bu sürecin önümüzdeki dönemde çok daha ileri bir noktaya taşınacağına yürekten inanıyorum" diye konuştu. 12. Kalkınma Planı’nda bölgesel gelişmişlik düzeylerinde yakınsama sağlanarak toplumsal refahın yaygınlaştırılması hususunu temel bir amaç olarak ortaya koyduklarını aktaran Yılmaz, "23 yıllık hükümetlerimiz döneminde bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılması hususunda yürüttüğümüz çalışmaların meyvesini vermeye başladığını ve bölgeler arası farklılığın azaltılması yönünde önemli mesafe katettiğimizi net bir şekilde görüyoruz. Türkiye’de bölgeler arasında en yüksek kişi başına gelirin en düşük kişi başına gelire oranı 2004 yılında 4,83 iken, 2024 yılında bu oran 3,78’e gerilemiştir. Yine 2002 yılında GAP ve DAP bölgelerimizin milli gelirden aldığı pay yüzde 9,1 seviyesindeyken, bu oran 2024 yılında yüzde 10,4 seviyesine yükselmiştir. Her iki bölgemizin ihracat toplamı 2002 yılında sadece 834 milyon dolar seviyesindeyken, 2024 itibarıyla bu rakam 13,7 milyar dolara yükselmiştir. Aynı dönemde bu iki bölgemizin toplam bir ihracatımızdaki payı yüzde 2,3’ten yüzde 5,7’e yükselmiştir. Bunlar önemli rakamlar. Bu ekonomik gelişmelerin yanı sıra her iki bölgemizde de eğitim ve sağlık başlığı olmak üzere pek çok sosyal göstergede önemli ilerlemeler sağlanmıştır" şeklinde konuştu. "Silvan Projesi için 2026 yılında 19,4 milyar lira ödenek ayırdık" "2003-2026 döneminde yapılan kamu yatırımlarının reel değeri, yani enflasyonla bugüne getirdiğimizde GAP bölgemizde 1.9 trilyon TL’yi, DAP bölgesinde ise 1.4 trilyon TL’yi aşmış durumda" diyen Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu kümülatif yatırımlarımız, bunlar sadece kamu, altyapı yatırımları. Bir taraftan da özel yatırımlar var. Onlara tabii teşvikler veriliyor, onlara girmiyorum. Son yıllarda sulama yatırımları, arazi toplulaştırma çalışmaları ve üretim altyapısının modernizasyonu ile önemli bir dönüşüm süreci başlatmış durumdayız. GAP bölgesinde 675 bin hektar, DAP bölgesinde ise 883 bin hektar alanı modern sulama ile üretime kazandırmış durumdayız. Bu sayede pamuk, mısır ve mercimek gibi ürünlerde önemli artışlar sağladık. Hayvancılıkta yem bitkisi üretimini güçlendirdik ve entegre tesisler için güçlü bir altyapı oluşturduk. Bu yatırımların daha ileri bir aşamaya taşınması amacıyla Silvan Projesi için 2026 yılında 19,4 milyar lira ödenek ayırdık. Bir yılda bir tek projeye ayırdığımız ödenek. Bunu da hangi ortamda yapıyoruz? Bölgemizde jeopolitik risklerin arttığı, tüm dünyada savunma harcamalarının yükseldiği bir ortamda. Tarihimizin en büyük depremini yaşadığımız, 90 milyar doların üzerinde ekstra bir yükle karşı karşıya kaldığımız bir dönemde bunu yapıyoruz." "300 bin civarında vatandaşımız iş sahibi olacak" Silvan Projesi’ne hükümetin gösterdiği dikkatin, verdiği önemin en açık göstergesi olduğuna inandığını söyleyen Yılmaz, "Kapsamlı bir proje var. İçinde birçok alt unsurlar var. Tüneller, barajlar, ana kanallar, tarla içine dönük çalışmalar. Bütün bunlar tamamlandığında 235 bin hektar alan sulamaya açılacak ve 300 bin civarında vatandaşımız iş sahibi olacak. Tabii sulama, tarımsal üretim için tek başına değerlendirilmemeli. Bu artan tarımsal üretimin gıda sanayisine yansımaları olacak, ticarete yansımaları olacak. Geniş bir coğrafya var. Orayla ticarete yeni bir güç verecek. Dolayısıyla çok boyutlu bir şekilde. Silvan Projesi’ni sadece bir Diyarbakır projesi olarak da belki görmemek lazım. Bölgesel bir proje olarak görmek lazım. Çevre illerle birlikte bu yansımalarını görüp, bir hazırlık yapılmasında çok büyük fayda var. O çalışmanın başlatıldığını duymaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum" dedi. GAP bölgesinde toplam 2,6 milyon hektar, DAP bölgesinde 1 milyon hektara yaklaşan tarım arazisinde arazi toplulaştırma çalışması yaparak üretkenliği, verimliliği önemli oranda arttırdıklarına değinen Yılmaz, "609 bin hektar alanda bu çalışmalarımız devam ediyor. Ve sadece 2026 yılında bu işler için ayırdığımız ödenek 2 milyar Türk lirası. Bugüne kadar da çok sayıda alanda bunu başardık. Tarım ile sanayi entegrasyonunu güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiğimiz organize tarım bölgeleriyle üretim, işleme ve depolama süreçlerini yine aynı merkezde buluşturuyoruz. Bu kapsamda bölgede yaklaşık 200 bin hektar alanda tarımsal üretim altyapısı kurulmuş, 181 bin büyükbaş ve 400 bin küçükbaş kapasiteli modern tesisler hayata geçirilmiştir. Metropol şehirlerimizden özellikle İstanbul’dan Anadolu’ya doğru sanayinin kaydırılması, belli sanayi kollarının özellikle kaydırılmasında büyük fayda görüyoruz. Hem deprem riski açısından hem yükselen maliyetler ve rekabet gücü bakımından bu sürecin yaşanması gerekiyor. Biz de bunu planlı bir şekilde gerçekleştirme gayreti içindeyiz. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız bu konuda çok yoğun bir çalışması yapıyor, diğer bakanlıklarımızla da birlikte çalışıyorlar. Örneğin demir yolu hatlarıyla oluşturacağımız yeni sanayi koridorları arasında bir ilişki kuruyoruz. Birlikte bir planlama yapıyoruz. Yine tarıma dikkat ediyoruz, diğer alanlara dikkat ediyoruz ve bütüncül bir planlama gerçekleştiriyoruz. Bu çerçevede mega endüstriyel parkların kurulacağı dört yeni sanayi koridoru belirlemiş durumdayız. İlk aşamada Samsun-Mersin hattını, ilerleyen fazlarda ise Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerini kapsayacak Mersin-Şırnak, Sivas-Iğdır ve Trabzon-Şırnak yeni sanayi hatlarını kademeli bir şekilde devreye alacağız" diye konuştu. "Doğu’da, Güneydoğu’da yaptıklarımız, Türkiye’de yaptıklarımızdan kat kat daha fazla" diyen Yılmaz, "Fiziki anlamda gerçekleşmeler. Bölünmüş yol biliyorsunuz bu dönem 6 bin küsurlardan 30 binlere geldi bütün Türkiye genelinde. GAP bölgemizde 2002 yılında sadece 288 kilometre bölünmüştür yol varmış. 2025 yılında 8,5 artışla 2 bin 728 kilometreye ulaşmış durumda. DAP bölgesinde sadece 260 kilometre varmış. Bugün 19 kat artışla 5 bin 220 kilometreye çıkmış durumda. Demir yolu ve lojistik projeleriyle yörelerimizi uluslararası ticaret ağlarıyla da entegre ediyoruz. Bulunduğumuz coğrafyada savaşlar başta olmak üzere krizlerle sık sık karşılaşıyoruz. Ukrayna, Rusya, İran, ABD, İsrail bunun son dönemdeki örnekleri. Biz de coğrafyamızın da avantajlarını kullanarak lojistikte çeşitlendirme, alternatifleri geliştirme stratejisi izliyoruz. Bu noktada önümüzde üç tane kritik lojistik görüyorum. Bunların üçü de aslında Doğu-Güneydoğu ile ilgili. Birincisi Kalkınma Yolu Projesi, ikincisi Zengezur Koridoru. Üçüncü stratejik ulaşım ağı olarak şunu görüyorum; Suriye’de yeni oluşan ortamla birlikte geçmişte de Hicaz Demiryolu vardı biliyorsunuz. Türkiye’den Suriye’yi geçerek Ürdün’e, oradan Hicaz bölgesine inen hat. Şimdi ona da modern bir çerçevede yeniden bakmamızda büyük fayda var diye düşünüyorum. Otoyollarıyla, demir yollarıyla, başka birtakım projeleriyle Suriye de bizim için yeni bir lojistik perspektif açmış durumda. Buna da mutlaka daha yakından bakmak durumundayız" dedi. GAP’ta son ilan edilen planda 198 projeye 496 milyar lira, DAP için ise 151 projeye 531 milyar lira kaynak tahsis etmeyi öngördüklerini kaydeden Yılmaz, "2025 yılı sonu itibarıyla GAP’taki 198 projenin 17’sini tamamladık. Toplamda 88,7 milyar lira ödenek tahsis ederek, şimdiden planımızın yüzde 17.9’unu gerçekleştirmiş olduk. Aynı şekilde DAP eylem planında 151 projenin 17’sini tamamladık. Toplamda 82,2 milyar lira ödenek tahsis ederek, burada da planımızın bir yılda yüzde 15,5’ini gerçekleştirmiş olduk. 2026 ve 2027’de inşallah ivmelenerek bu süreç devam edecektir" dedi. Toplantı sonunda elde edilecek verilerin ve önerilerin raporlaştırılarak, devletin ilgili üst kademelerine sunulacağı bildirildi. Hazırlanacak raporla, bölgenin tarım, gıda ve sanayi alanlarındaki potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesi, ticaret hacminin artırılması ve yeni yatırım alanlarının desteklenmesine yönelik somut bir yol haritası oluşturulmasının hedeflendiği kaydedildi. Çalıştaya Vali Murat Zorluoğlu, önceki dönem Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı ve TARPOL Yönetim Kurulu Başkanı Mehdi Eker, AK Parti Diyarbakır Milletvekilleri Mehmet Galip Ensarioğlu, Suna Kepolu Ataman, Mehmet Sait Yaz, bakan yardımcıları Oruç Baba İnan, Mahmut Gürcan, Abdullah Erdem Cantimur ile tarım sektörü temsilcileri katıldı.