EĞİTİM
09 Mart 2026 Pazartesi - 17:10 Dijital dünyada kadının görünürlüğü tartışıldı Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü tarafından "Dijital Dünyada Kadın: Görünürlük, Eşitlik ve Mücadele" konulu panel gerçekleştirildi. Üniversitenin Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen program saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Açılışın ardından müzik kulübü öğrencileri tarafından katılımcılara mini konser sunuldu. Panelde Ayşegül Özdemir, Günseli Durmaz ve Elif Nagihan Türköz konuşmacı olarak yer aldı. Programın içeriğine ilişkin bilgi veren İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Aybüke İnan Şimşek etkinliğin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında düzenlendiğini belirterek dijitalleşme çağında kadın emeği ve karşılaşılan sorunların ele alındığını ifade etti. Şimşek, konuşmasında dijitalleşmenin kadın emeği üzerindeki etkilerine dikkat çekerek konferansta özellikle kadın emeğinin görünürlüğü, dijital şiddet ve uluslararası kurumların bu sorunlara yönelik yaklaşımlarının ele alınacağını söyledi. Programda ayrıca dijital dünyada kadınların görünürlüğü, eşitlik mücadelesi ve toplumsal hayattaki konumlarının dijitalleşme süreciyle nasıl değiştiğinin de değerlendirildiğini dile getirdi. Öğretim Üyesi Dr. Şeyda Gülek Gölçek ise programda üç temel başlığın ele alınacağını belirtti. İlk olarak iş piyasasında kadınların karşılaştığı sorunların ele alınacağını ifade eden Gölçek, bu konuda İŞKUR’dan katılan konuşmacının değerlendirmelerde bulunacağını, ikinci başlıkta ise dijitalleşmenin etkisiyle ortaya çıkan cinsiyetlendirilmiş kültürün kadınlar üzerindeki etkilerinin inceleneceğini ifade etti. Özellikle dijital kamusal alanda kadınların maruz kaldığı eşitsizlikler ve dezavantajların masaya yatırılacağını ifade eden Gölçek, panelin son bölümünde ise dijital dünyada artan şiddet eğilimleri ve kadınlara yönelik dijital şiddet konusunun ele alınacağını dile getirdi. Konuşmacılar, özellikle yeni kuşakların dijital ortamda karşılaştıkları cinsiyet temelli sorunlar konusunda bilinçlenmelerinin önemine dikkat çekerek öğrencilerin bu tür etkinliklere katılımının büyük önem taşıdığını vurguladı. Panel, konuşmaların ardından katılımcıların sorularının alınmasıyla sona erdi.
09 Mart 2026 Pazartesi - 16:51 Milli Eğitim Akademisi Hazırlık Eğitimi Kayıt Kılavuzu yayımlandı Milli Eğitim Akademisi’nde hazırlık eğitimi almaya hak kazanan öğretmen adaylarına yönelik kayıt kılavuzu yayımlandı. Kesin kayıt hakkı kazanan öğretmen adayların sonuçları, 23 Mart 2026 tarihinde ilan edilecek. Hazırlık eğitimine kabul edilen adayların kesin kayıt hakkı kazandıkları eğitim ve uygulama merkezine, kayıt takviminde belirtilen tarihlerde ve kılavuzda belirtilen evraklarla şahsen başvurmaları gerektiği belirtildi. Şahsen kayıt başvurusu yapmasına engel mücbir sebebi bulunan adayların, noter onaylı vekalet yoluyla kayıt işlemini yaptırabileceği ifade edildi. Adayların başvuru formundaki beyanları ile ibraz ettikleri belgeler, eğitim ve uygulama merkezlerinde oluşturulan kayıt kabul komisyonları tarafından incelenecek. İstenen belgeleri tam olarak ibraz edenlerin kayıtlarının yapılacağı, belgelerinde eksiklik görülenlerin kayıtlarının ise yapılmayacağı duyuruldu. Hazırlık eğitimi, 13 Nisan’da başlayacak Hazırlık eğitimine kesin kayıt hakkı kazanan adayların, 23 Mart tarihinde https://pbs.meb.gov.tr/sonuc ‘ tan ilan edileceği açıklandı. Kayıt başvurularının 25 Mart’ta başlayıp 3 Nisan 2026 saat 17.00’de sona ereceği belirtilirken, yedek adaylardan kayıt hakkı kazananların listesi ise 7 Nisan’da açıklanacak. Kayıtlar ise 8 Nisan’da başlayıp 10 Nisan saat 17.00’de tamamlanacak. Ayrıca hazırlık eğitimi, kayıt işlemleri tamamlandıktan sonra 13 Nisan tarihinde başlayacağının altı çizildi.
Atatürk Üniversitesi’nden farkındalık oluşturacak protokol
11 Şubat 2026 Çarşamba - 12:08 Atatürk Üniversitesi’nden farkındalık oluşturacak protokol Atatürk Üniversitesi ile Türk Dünyası Mühendisler ve Mimarlar Birliği arasında iş birliği protokolü imzalandı. Türk Dünyası Mühendisler ve Mimarlar Birliği (TDMMB) Genel Başkanı Dr. İlyas Demirci, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nu makamında ziyaret etti. Ziyaret kapsamında, Avrasya İpekyolu Üniversiteler Birliği (ESRUC) ile Türk Dünyası Mühendisler ve Mimarlar Birliği arasında eğitim, bilim, mühendislik, mimarlık ve şehircilik alanlarını kapsayan kapsamlı bir iş birliği protokolü imzalandı. İmzalanan protokol ile; ortak/yerel miras perspektifiyle mühendislik, mimarlık ve şehircilik anlayışını ön plana çıkaracak çalışmaların hayata geçirilmesi, bu alanlarda araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesi, taraf parlamenterler, bürokratlar ve akademik çevreler arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi hedefleniyor. Protokol aynı zamanda, düzenlenecek kongre, sempozyum, konferans, çalıştay, eğitim ve teknik geziler aracılığıyla bilgi ve tecrübe paylaşımını artırmayı ve ortaya çıkan akademik ve uygulamalı çıktıların yaygınlaştırılmasını amaçlıyor. Rektör Hacımüftüoğlu: "Üniversiteler, Ülkeler ve Toplumlar Arasında Köprü Vazifesi Gören Yapılardır" Ziyarette konuşan Atatürk Üniversitesi Rektörü ve aynı zamanda Avrasya İpekyolu Üniversiteler Birliği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, imzalanan protokolün Türk dünyasında ortak akıl ve ortak vizyon anlayışının güçlenmesine önemli katkılar sunacağını ifade etti. Prof. Dr. Hacımüftüoğlu: "Üniversiteler sadece bilgi üreten kurumlar değil; aynı zamanda ülkeler ve toplumlar arasında köprü vazifesi gören yapılardır. Türk Dünyası Mühendisler ve Mimarlar Birliği ile imzaladığımız bu protokol, mühendislik ve mimarlık alanlarında bilgi birikiminin paylaşılmasını, ortak projelerin geliştirilmesini ve Türk dünyasında sürdürülebilir kalkınmaya katkı sunacak çalışmaların artmasını sağlayacaktır. Atatürk Üniversitesi olarak, bilimsel kapasitemizi ve akademik gücümüzü bu tür iş birlikleriyle daha da ileri taşımayı önemsiyoruz" dedi. Başkan Demirci: "Atatürk Üniversitesinin Bilimsel Altyapısı ve Uluslararası İş Birliği Vizyonu Bizim İçin Son Derece Önemli" Türk Dünyası Mühendisler ve Mimarlar Birliği Genel Başkanı Dr. İlyas Demirci ise Atatürk Üniversitesinin bilimsel altyapısı ve uluslararası iş birliği vizyonunun kendileri için son derece kıymetli olduğunu belirterek: "Bu protokol sayesinde Türk dünyasında mühendislik, mimarlık ve şehircilik alanlarında ortak projeler geliştirmeyi, kültürel bağları güçlendirmeyi ve mesleki dayanışmayı artırmayı hedefliyoruz. Atatürk Üniversitesi ile kurulacak bu güçlü iş birliğinin somut çıktılar üreteceğine inanıyoruz" ifadelerini kullandı. İki yıl süreyle geçerli olacak protokol kapsamında; tarafların mutabakatı ile ortak projeler hayata geçirilecek, bilimsel ve mesleki etkinlikler düzenlenecek ve Türk dünyasında mühendislik ve mimarlık alanlarında kalıcı iş birliklerinin temelleri atılacak.
Modern mimarlık mirasına genç tasarım
11 Şubat 2026 Çarşamba - 11:27 Modern mimarlık mirasına genç tasarım Yaşar Üniversitesi İç Mimarlık öğrencileri, 1950’lerin modern mirası olan Alsancak Pasaport’taki Türk Ticaret Bankası binasını, tarihi değerini koruyarak otel işleviyle yeniden tasarladı. Yaşar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü 4. sınıf öğrencileri, 2025-2026 Güz Dönemi stüdyo çalışmasında Alsancak Pasaport’ta bulunan Türk Ticaret Bankası binasının yeniden işlevlendirilmesine yönelik tasarımlar geliştirdi. 1951 yılında ulusal bir mimari proje yarışmasında birincilik ödülü alan (mimarları: Enver Tokay, Ali Kızıltan ve Lütfü Zeren) ve 1952’de inşa edilen yapı, İzmir’de Cumhuriyet dönemi modern mimarlık anlayışını yansıtan önemli örneklerden biri olarak kabul ediliyor. Bu nedenle kamuoyunda beğeni ile karşılanıyor ve özenle korunuyor. Diğer bir özelliği ise 1922 yangını sonrasında hazırlanan imar planı uyarınca Pasaport bölgesinde inşa edilen modern mimarlık örneklerinin arasında bulunuyor olması. Bu sebeple dönemin kentsel gelişim sürecinin de önemli bir parçası sayılıyor. Tarihi yapı, İzmir’in ‘UNESCO Dünya Mirası Listesi Adaylık Süreci’ kapsamında belirlenen ‘Tarihi Liman Kenti Yönetim Alanı’ içinde yer alıyor. Genç bakış Yaşar Üniversiteli öğrenciler tasarımlarında, sahip olduğu özellikler nedeniyle yapıyı işlevsel dönüşüm ile koruma, çağdaş müdahale ile birliktelik uyum arasında denge kurmaya çalışarak ele aldı. Öğrenciler yeniden işlevlendirme, koruma kuramı, otel tasarımı ve çağdaş müdahale stratejileri üzerine uluslararası ilke, metot ve tasarım yaklaşımları ışığında özgün projeler geliştirdi. Söz konusu yapının tarihi ve kültürel değerleri analiz edilerek otel işleviyle yeniden tasarlanmasına yönelik senaryolar geliştirildi. Bu doğrultuda giriş ve asma kattaki galerili banka mekânı sosyal alanlara, üst katlardaki ofisler ise konaklama birimlerine dönüştürüldü. Projeler, final jürisinde mimar ve akademisyenlerden oluşan konuklara da sunuldu. Bu çalışmada geleceğin mimar ve tasarımcılarına yol gösteren Dr. Öğr. Üyesi N. Ebru Karabağ ve Öğr. Gör. Sergio Taddonio, Yaşar Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü öğrencilerinin kent belleğini anlayarak modern mirasa çağdaş yorum getirdiklerini vurguladı.
TOGÜ Tokat’ın 150 yıllık hafızasını gün yüzüne çıkarıyor
11 Şubat 2026 Çarşamba - 11:14 TOGÜ Tokat’ın 150 yıllık hafızasını gün yüzüne çıkarıyor Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nce (TOGÜ) başlatılan projeyle kentin yaklaşık 150 yıllık tarihi hafızası araştırmacıların erişimine açılacak. Tokat’ta 1772-1923 yıllarını kapsayan Osmanlı dönemine ait kadı sicilleri, günümüz alfabesine aktarılıyor. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) tarafından yürütülen proje kapsamında Tokat Kadı (Şer’iye) Sicilleri çevrilerek araştırmacıların erişimine sunulacak. Toplam 121 sicil defterinde yer alan yaklaşık 23 bin sayfa belge, titiz bir çalışmayla günümüz Türkçesine kazandırılacak. Rektör Prof. Dr. Yılmaz: "Tokat’ın hafızasını geleceğe taşıyoruz" Projeye ilişkin değerlendirmede bulunan TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz, çalışmanın yalnızca bir transkripsiyon faaliyeti olmadığını belirterek, üniversitelerin bulundukları şehrin tarihine ve kültürel mirasına sahip çıkma sorumluluğu taşıdığını söyledi. Tokat Kadı Sicilleri’nin kentin sosyal, ekonomik ve kültürel geçmişini ayrıntılı şekilde ortaya koyan önemli arşiv belgeleri olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Üniversite olarak bu belgeleri günümüz alfabesine kazandırarak hem bilim dünyasına hem de Tokatlı hemşehrilerimize önemli bir kaynak sunmuş olacağız. Amacımız, Tokat’ın tarihi hafızasını korumak ve gelecek nesillere güçlü bir şekilde aktarmaktır" dedi. 1772’den 1923’e uzanan dönemi kapsıyor Çalışma, 1772 yılından Cumhuriyet’in ilan edildiği 1923 yılına kadar uzanan yaklaşık 150 yıllık süreci kapsıyor. Böylece Osmanlı Devleti’nin son üç asrında Tokat’ın idari, sosyal ve ekonomik yapısına ilişkin çok yönlü veriler bilim dünyasına kazandırılmış olacak. Proje, yerel tarih araştırmalarının yanı sıra Osmanlı şehir tarihi, hukuk tarihi ve sosyal tarih alanlarında çalışan akademisyenler için de önemli bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor. Tokat’ın idari ve sosyal yapısı kayıt altına alınıyor Kadı sicilleri; dönemin mahkeme kayıtlarını, hukuki işlemlerini ve toplumsal yaşamın ayrıntılarını içeren birincil kaynaklar arasında yer alıyor. Proje kapsamında Tokat’ın Osmanlı dönemindeki yer adları, idari yapılanması ve vakıf sistemi detaylı şekilde incelenecek. Ayrıca aile yapısına ilişkin kayıtlar ile Müslüman ve gayrimüslim topluluklar arasındaki ilişkiler de belgeler üzerinden analiz edilerek kentin çok katmanlı toplumsal yapısı ortaya konulacak. Gündelik yaşamın izleri gün yüzüne çıkacak Siciller aracılığıyla Tokat’ta faaliyet gösteren esnaf grupları, üretim ve tüketim alışkanlıkları, ticari ilişkiler ve alışveriş kültürü de gün yüzüne çıkarılacak. Üretilen ve satılan ürünlerin envanteri, fiyat kayıtları ve ekonomik sözleşmeler üzerinden değerlendirilerek, kentin ekonomik tarihine ilişkin somut veriler elde edilecek. Araştırmacılara ve vatandaşlara açık olacak Projenin tamamlanmasının ardından transkribe edilen belgeler, farklı disiplinlerden araştırmacıların erişimine açılacak. Tarihçiler, sosyologlar, hukukçular ve şehir tarihi alanında çalışan akademisyenlerin yanı sıra Tokat’ın geçmişine ilgi duyan vatandaşlar da bu arşivden faydalanabilecek.
Çocuklar mimarlığın izini sürdü
11 Şubat 2026 Çarşamba - 11:04 Çocuklar mimarlığın izini sürdü İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) bünyesinde hizmet veren Beyaz Köşk Uygulama Anaokulu’nun öğrencileri, ‘Bir Ev Nasıl Doğar’ temalı etkinlikte mimarlığın izini sürdü. Anaokuluna konuk olan İEÜ Mimarlık Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Batuhan Taneri, her zamankinin aksine bu kez dersi gençlerle değil, 4-6 yaş arasındaki çocuklarla işledi. Örnek ev maketini yakından inceleme fırsatı bulan, merak ettiklerini soran çocuklar, renkli görüntüler oluşturdu. Çocukların zihinsel gelişimlerini, hayal güçlerini ve özgün yönlerini desteklemek amacıyla hayata geçirilen etkinlikte, minik Ekonomililere mekânın yalnızca duvarlardan ibaret olmadığı fikri aşılandı. Çocukların mekâna, yaşadıkları evlere ve çevrelerine başka bir gözle bakmaları hedeflendi. Etkinlik boyunca çocuklar, ev maketleri yapımında kullanılan malzemeleri inceledi. Minikler, bir evin nasıl tasarlandığı ve hangi aşamalardan geçerek ortaya çıktığı konusunda bilgi sahibi oldu. "Keşfe dayalı eğitim ortamı" İEÜ Beyaz Köşk Uygulama Anaokulu Müdürü Onur Kurtuluş Kara, çocukların düşünme ve sorgulama becerilerini güçlendiren çok değerli bir deneyim yaşadıklarını ifade ederek, "Anaokulu eğitimini sadece sınıf içi kazanımlarla sınırlı görmüyoruz. Bizim eğitim anlayışımız; çocukların pasif dinleyici değil, aktif keşfeden olduğu bir öğrenme ortamı kurmak üzerine. Bu nedenle sınıf içi kazanımları; oyun temelli öğrenme, atölye çalışmaları, duyusal deneyimler ve gerçek yaşamla bağlantılı etkinliklerle destekliyoruz. Üniversitemizin farklı bölümleriyle kurduğumuz etkileşim de bu yaklaşımın önemli bir parçası. Gerçek yaşamla ilişki kuran, dokunarak-yaşayarak öğrenmeyi önceleyen, disiplinler arası etkinliklerle çocukların potansiyelini ortaya çıkaran bir yaklaşımı benimsiyoruz" ifadelerini kullandı. "Sağlam temeller atılmalı" İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin akademik birikimini çocuklarla buluşturan bu tarz etkinlikleri, artırarak sürdüreceklerini vurgulayan Kara, "Amacımız; kendini ifade edebilen, merak eden, üreten ve yaşadığı çevreye duyarlılıkla bakan bireylerin temelini erken çocukluk döneminde, sağlam bir şekilde atmak. Mimarlık gibi farklı alanlarla kurduğumuz bu köprü, çocuklarımızın dünyaya daha geniş bir pencereden bakmasına katkı sağlıyor. Batuhan Hocamız, mimarlık bölümünde neler yapıldığını, mimarların nasıl çalıştığını ve tasarımın günlük hayatımızla kurduğu bağı, çocukların dünyasına uygun bir dille aktardı. Kendisine çok teşekkür ediyoruz" diye konuştu.