EKONOMİ
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Önceliğimiz enflasyonu düşürmek ve makrofinansal istikrarımızı pekiştirmek" 26 Şubat 2026 Perşembe - 23:50:28 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ASKON’un iftar programında yaptığı konuşmada küresel ekonomik dengelerin değişim sürecinde olduğunu belirterek, "Önceliğimiz enflasyonu düşürmek ve makrofinansal istikrarı güçlendirmek. 2025 yılında ekonomimiz 1,5 trilyon doları aşarken, toplam mal ve hizmet ihracatımız 396 milyar dolara ulaştı. 2026 yılı bereketli bir yıl olacak enflasyonda düşüş sürecek" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) tarafından düzenlenen Geleneksel İftar programına katıldı. Programda konuşan Yılmaz, dünyada büyük bir ekonomik rekabet yaşandığını belirterek, Uzak Doğu’da yükselen ekonomik üretim gücünün küresel dengeleri değiştirecek bir noktaya ulaştığını ifade etti. Bu durumun siyasi çatışmalara ve ekonomide korumacı eğilimlere zemin hazırladığını dile getiren Yılmaz, mevcut hakim pozisyonunu kaybetmek istemeyen ülkelerin farklı yaklaşımlar geliştirdiğini söyledi. Yaşanan sürecin şahıslarla ilgili olmadığını, yapısal bir dönüşümün söz konusu olduğunu vurgulayan Yılmaz, dünyadaki güç dağılımının ve ekonomik dengelerin değiştiğini, ancak bu değişime uyumlu yeni bir siyasi atmosferin henüz oluşmadığını kaydetti. Geçiş dönemlerinin risk ve belirsizliklerin arttığı süreçler olduğunu belirten Yılmaz, bu dönemlerde ülkelerin iç yapılarını güçlendirmesinin önemine dikkat çekti. "Önceliğimiz enflasyonu düşürmek ve makrofinansal istikrarımızı pekiştirmek" Enflasyonla ilgili açıklamalarda bulunan Yılmaz, "Önceliğimiz enflasyonu düşürmek, makrofinansal istikrarımızı pekiştirmek. Sürdürülebilir büyüme için bu gerek, sosyal adalet için de bu gerek. Enflasyonla mücadele geçici olarak bazı sıkıntılar doğurabilir, bu işin biraz tabiatında var. Bir konuda bir şeyleri iyileştirmeye çalışıyorsanız bunun bir külfeti de oluyor ama unutmayalım ki külfet geçici, bunun sağlayacağı nimet uzun vadeli, sürekli. Dolayısıyla bugün enflasyonla mücadelemizi başarılı bir şekilde sürdürüyoruz. Bir taraftan da büyümemizi de makul bir düzeyde devam ettiriyoruz. Geçen yıl, henüz son çeyrek çıkmadığı için yine tahminen söylemek durumundayım, ilk üç çeyrekte 3.7 büyüme kaydetti ekonomimiz. Dünya ortalamasının üstünde. Bizim tarihi ortalamalarımızın bir miktar altında ama dünya ortalamasının üstünde bir büyüme. Tarımda hem don hem kuraklık yaşadığımız, büyümeyi tarımın olumsuz etkilediği, enflasyonu gıda fiyatları kanalıyla olumsuz etkilediği bir yıl olmasına rağmen ilk üç çeyrekte 3.7 büyüdük. Yıl genelinde de 3.5 civarı bir büyüme olacağını tahmin ediyoruz. Yani büyüme tarafında iyi gidiyoruz, istikrarlı bir şekilde gidiyoruz" ifadelerini kullandı. "Toplam mal ve hizmet ihracatı 396 milyar dolara ulaştı" İhracat rakamlarının her şeye rağmen son derece olumlu gittiğini vurgulayan Yılmaz, "İhracatımız geçen sene 273 milyar doları geçti. Tarihi bir rekor durumunda. Dünyanın bugünkü halini düşünürseniz, talep koşullarını vesaire büyük başarı. Bu mal ihracatı. Bir de hizmet ihracatımız var, turizm başta olmak üzere. Orada da 120 milyar doları aştık. Toplam mal ve hizmet ihracatı olarak 396 milyar dolara ulaştık. Bu büyük bir rakam gerçekten. 2002 yılında bizim ekonomimizin büyüklüğü 238 milyar dolardı. Şu anda mal ve hizmet ihracatımız 396 milyar dolara gelmiş durumda. Ekonomik büyüklüğümüz ise yine tahmin olarak söylüyorum tabii, 1.5 trilyon doları ilk defa aşmış oldu 2025 yılında. Kişi başına gelirimiz 17 bin doları aştı, 18 bin dolara yakın bir seviyede gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Bu büyüklüklerimizle dünyanın 16. büyük ekonomisiyiz nominal dolar bazında. Satın alma gücü paritesine göre ise dünyanın 11’inci büyük ekonomisiyiz. İşte küçümsenmeyecek bir noktadayız. İnşallah kamusuyla özeliyle hep birlikte daha güçlü olacağız" dedi. "2026 yılı bereketli bir yıl olacak" Son olarak Enflasyonla mücadeleyi önceliklendirdiklerini belirten Yılmaz, "Enflasyon 2024 yılı Mayıs ayında en yüksek zirveyi buldu. 75.5’e kadar çıkmıştı hatırlarsanız. O tarihten bugüne 45 puan civarında bir düşüş oldu enflasyonda. İzlediğimiz programın neticesinde 45 puan bir düşüş oldu. Geçen ay itibarıyla 30 küsur bir seviyeye gelmiş oldu, 75.5’ten 30.6 seviyesine gelmiş oldu. Önümüzdeki dönemde inşallah bu düşüş devam edecek. Ocak ve Şubat ayları biraz olumsuz oldu doğrusu. Yağışlar bol oldu, bereketli bir ayın temelleri atılmış oldu ama bu lojistik anlamda birtakım sıkıntılar da doğurdu. Bir iki ay belki bir miktar kayıp yaşadık ama yılı kurtardık. Bereketli bir yıl olacak Allah’ın izniyle, bunun için de elbette sevinçliyiz" diyerek sözlerini tamamladı.
26 Şubat 2026 Perşembe - 22:57 Sarı altın erken geldi: Yenidünya mart ayını beklemedi Mersin’in Erdemli ilçesinde sezonun ilk yenidünyaları tezgahtaki yerini aldı. Henüz yeni kızarmaya başlayan Malta eriği olarak da bilinen yenidünyaların ilk ürün paketleri Dubai, İstanbul ve Ankara yolcusu. Türkiye’nin yaş sebze ve meyve üretiminde ilk sıralarında yer alan Mersin’de sezonun ilk çıkan meyvesi serada üretilen ’sarı altın’ olarak da dillendirilen yenidünya oldu. İlk ürünler kalitesine göre bin 500 liraya kadar alıcı bulurken, üreticiler hem fiyattan hem de şubat ayında sofralara yaklaşık 1 ay erken ürün ulaştırmaktan memnun. "Şubat ayında yenidünya çıkardık" Üretici Hüseyin Çiftçioğlu, yenidünyanın çıktığını ve ilk siftahlarını yaptıklarını belirterek, "Bu ikinci toplamamız. Şükür fiyatlar iyi gidiyor ama tonajımız yeni başlıyor, yani sararmalar yeni oluşuyor. Şubat ayında yenidünya çıkardık. Normalde yenidünya mart ayının 15-20’sinde başlar serada. Bu yıl geçen yıldan 20-25 gün önce çıkardık yenidünyayı" dedi. Çiftçioğlu, "Siparişimiz var, ilk toplamalarımız Dubai’ye gidiyor. Bir iki kasada İstanbul’a gidiyor, komisyoncular istiyor. Talep var, herkesin de dikmesini isterim, çoğalmasını isteriz. Çoğalırsa ihracatta olur. İsteyen çok ama yenidünya yok. Daha yeni kızarıyor" diye konuştu. "Erdemli’nin en büyük zenginliği bereketli topraklara ve essiz bir iklime sahip olması" diyen Tabiye Mahallesi Muhtarı ve aynı zamanda üretici Doğan Çiftçioğlu da, "Türkiye’nin her bölgesinde daha çiçek açmamışken burada meyve hasat ediliyor. Doğru şekilde desteklenirse Erdemli, Türkiye’nin merkezi bir erken hasat yeri olabilir. Yenidünya üretmek, istihdam sağlamak anlamında büyük bir gelir kaynağı" dedi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 20:12 Kuru kayısı ihracatında ilk 10’a giren firmalar ödüllendirildi Malatya Ticaret Borsası’nın geleneksel iftar programında 2025 yılı kuru kayısı ihracatında ilk 10’a giren firmalara plaket verildi. Malatya’da, Ticaret Borsası (MTB) tarafından düzenlenen geleneksel iftar yemeği, kentin ekonomi dünyasını bir araya getirdi. Program kapsamında 2025 yılı kuru kayısı ihracatında ilk 10’a giren ihracatçılar plaketle ödüllendirildi. İftar programında konuşan MTB Başkanı Ramazan Özcan, Malatya’nın dünya kuru kayısı üretim ve ihracatındaki lider konumuna dikkat çekti. Kentte yaklaşık 1 milyon dekar alanda 10 milyona yakın kayısı ağacı bulunduğunu belirten Özcan yıllık ortalama 160 bin ton kuru kayısı üretim kapasitesine ulaşıldığını ifade etti. Kuru kayısının yaklaşık 100 ülkeye ihraç edildiğini kaydeden Özcan, ürünün Malatya ve bölge ekonomisine yıllık ortalama 500 milyon dolar civarında gelir sağladığını söyledi. Kayısıda elde edilen başarının üretici, tüccar ve ihracatçıların ortak emeğiyle mümkün olduğunu kaydeden Özcan, lisanslı depoculuk yatırımlarıyla ürünlerin daha sağlıklı şartlarda muhafaza edildiğini söyledi. Özcan, Toprak Mahsulleri Ofisi ile yürütülen çalışmalar kapsamında tahıl ve hububat depolama altyapısının da güçlendirildiğini belirtti. Malatya Valisi Seddar Yavuz ise deprem sonrası yürütülen yeniden imar ve inşa çalışmalarına değinerek Malatya’nın toparlanma sürecinde devlet-millet dayanışmasının belirleyici rol oynadığını söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kentte kapsamlı yatırımların sürdüğünü belirten Vali Yavuz, kayısının Malatya için yalnızca ekonomik bir ürün değil aynı zamanda önemli bir marka değeri olduğunu ifade etti. Program kuru kayısı ihracatında dereceye giren firmalara plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
Hanehalkının 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi yüzde 48,81 oldu
24 Şubat 2026 Salı - 10:26 Hanehalkının 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi yüzde 48,81 oldu Hanehalkının 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi bir önceki aya göre değişmeyerek yüzde 48,81 olarak gerçekleşti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Şubat ayı Hanehalkı Beklenti Anketi’nin sonuçlarını açıkladı. Anket, 3 bin 217 hanehalkı tarafından yanıtlandı ve sonuçlar yanıtların toplulaştırılmasıyla elde edildi. Buna göre, hanehalkının 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi bir önceki aya göre değişmeyerek yüzde 48,81 olarak gerçekleşti. Fiyat değerlendirmeleri Hanehalkının, son bir yıl içinde fiyatlarının en çok arttığını değerlendirdiği ve gelecek 12 ay için fiyatlarının en çok artmasını beklediği ürün/hizmet grupları ‘gıda’ ile ‘yakıt ve enerji’ oldu. Gıdayı, fiyatı en çok artan ürün grupları arasında değerlendiren katılımcıların payı bir önceki aya göre 0,2 puan azalarak yüzde 41,1 oldu. Konut fiyatı değişim beklentisi Gelecek 12 ay sonunda konut fiyatlarındaki artış beklentisi bir önceki aya göre 3,82 puan azalarak yüzde 35,41 oldu. Döviz kuru beklentisi 12 ay sonrası ABD Dolar kuru beklentisi bir önceki aya göre 0,71 TL azalarak 51,56 TL olarak gerçekleşti. Yatırım tercihleri Katılımcıların yatırım tercihleri değerlendirildiğinde, ilk sırada yer alan "altın alırım" diyen katılımcıların oranı, bir önceki aya göre 2,7 puan artarak yüzde 55,5 oldu. ikinci sırada yer alan "ev/dükkan/arsa vb. alırım" diyen katılımcıların oranı bir önceki aya göre 1,2 puan azalarak yüzde 30 olarak gerçekleşti.
Evlenen çiftlerin sayısı 2025 yılında 552 bin 237 oldu
24 Şubat 2026 Salı - 10:10 Evlenen çiftlerin sayısı 2025 yılında 552 bin 237 oldu Evlenen çiftlerin sayısı 2024 yılında 569 bin 983 iken 2025 yılında 552 bin 237 oldu. Bin nüfus başına düşen evlenme sayısını ifade eden kaba evlenme hızı 2025 yılında binde 6,43 olarak gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Evlenme ve Boşanma İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, evlenen çiftlerin sayısı 2024 yılında 569 bin 983 iken 2025 yılında 552 bin 237 oldu. Bin nüfus başına düşen evlenme sayısını ifade eden kaba evlenme hızı 2025 yılında binde 6,43 olarak gerçekleşti. Boşanan çiftlerin sayısı 2025 yılında 193 bin 793 oldu Boşanan çiftlerin sayısı 2024 yılında 188 bin 963 iken 2025 yılında 193 bin 793 oldu. Bin nüfus başına düşen boşanma sayısını ifade eden kaba boşanma hızı 2025 yılında binde 2,26 olarak gerçekleşti. Ortalama ilk evlenme yaşı yükseldi Yıllara göre ortalama ilk evlenme yaşı incelendiğinde, her iki cinsiyette de ilk evlenme yaşının arttığı görüldü. Ortalama ilk evlenme yaşı 2025 yılında erkeklerde 28,5 iken kadınlarda 26,0 oldu. Erkek ile kadın arasındaki ortalama ilk evlenme yaş farkı ise 2,5 yaş olarak gerçekleşti. Kaba evlenme hızının en yüksek olduğu il, binde 7,76 ile Gaziantep oldu Kaba evlenme hızının 2025 yılında en yüksek olduğu il, binde 7,76 ile Gaziantep oldu. Bu ili binde 7,68 ile Osmaniye, binde 7,50 ile Şanlıurfa izledi. Kaba evlenme hızının en düşük olduğu il ise binde 4,18 ile Tunceli oldu. Bu ili binde 4,58 ile Gümüşhane, binde 4,67 ile Ardahan izledi. Yabancı damatların sayısı 5 bin 347 iken yabancı gelinlerin sayısı 28 bin 646 oldu Toplam evlenmeler içinde yabancı kişiler ile evlenmeler incelendiğinde, yabancı damatların sayısı 2025 yılında 5 bin 347 olup toplam damatların yüzde 1’ini oluştururken yabancı gelinlerin sayısı 28 bin 646 olup toplam gelinlerin yüzde 5,2’sini oluşturdu. Yabancı damatlar uyruklarına göre incelendiğinde, yabancı damatlar içinde yüzde 20,9 ile Suriyeli damatlar birinci sırada yer aldı. Suriyeli damatları yüzde 18,8 ile Alman damatlar ve yüzde 5,0 ile Afgan damatlar izledi. Yabancı gelinler uyruklarına göre incelendiğinde, yabancı gelinler içinde yüzde 13,8 ile Suriyeli gelinler birinci sırada yer aldı. Bu gelinleri yüzde 13,7 ile Özbek gelinler ve yüzde 9,6 ile Faslı gelinler izledi. Kaba boşanma hızının en yüksek olduğu il, binde 3,28 ile İzmir oldu Kaba boşanma hızının 2025 yılında en yüksek olduğu il, binde 3,28 ile İzmir oldu. Bu ili binde 3,21 ile Antalya, binde 3,14 ile Denizli izledi. Kaba boşanma hızının en düşük olduğu il ise binde 0,51 ile Hakkari oldu. Bu ili binde 0,52 ile Şırnak, binde 0,63 ile Bitlis izledi. Boşanmaların yüzde 34’ü evliliğin ilk beş yılı içinde gerçekleşti Evlilik süresine göre boşanmalar incelendiğinde, 2025 yılında gerçekleşen boşanmaların yüzde 34’ü evliliğin ilk 5 yılı, yüzde 20,3’ü ise evliliğin 6-10 yılı içinde gerçekleşti. Son bir yıl içindeki boşanma olaylarından 191 bin 371 çocuk etkilendi Kesinleşen boşanma davaları sonucunda 2025 yılında 193 bin 793 çift boşanırken 191 bin 371 çocuk velayete verildi. Boşanma davaları sonucu, çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Çocukların velayetinin 2025 yılında yüzde 74,6’sı anneye, yüzde 25,4’ü babaya verildi.
CANiK ve grup şirketleri, Avrupa’da vitrine çıktı
24 Şubat 2026 Salı - 10:10 CANiK ve grup şirketleri, Avrupa’da vitrine çıktı Samsun Yurt Savunma (SYS Grup), bünyesindeki CANiK, AEI Systems ve UNIROBOTICS ile Avrupa’nın değişen güvenlik mimarisine cevap veren çözümleri Almanya’da sektör profesyonelleriyle buluşturdu. Avrupa’nın önde gelen savunma ve güvenlik sektörü buluşmalarından ENFORCE TAC 2026, bu yıl Avrupa’da güvenlik kaygı ve arayışlarının arttığı bir atmosferde kapılarını açtı. Almanya’nın Nürnberg kentinde düzenlenen, dünyanın en prestijli iç güvenlik, kolluk kuvvetleri ve taktik ekipman fuarlarından biri olan etkinlik, kolluk kuvvetleri odaklı bir organizasyon olarak başlayıp zamanla askeri birimler ve özel operasyon güçlerinin yoğun ilgi gösterdiği stratejik bir platforma dönüştü. Ukrayna-Rusya savaşı sonrasında Avrupa ana karasında giderek artan güvenlik tehditleri ve savunma harcamalarındaki yükseliş, fuarın önemini de artırdı. Türk savunma sanayisini uluslararası pazarlarda başarıyla temsil eden CANiK, etkinlikte bağlı olduğu SYS Grup’un diğer şirketleri UNIROBOTICS ve AEI Systems ile birlikte, kıtanın değişen güvenlik mimarisine yanıt veren entegre çözümlerini sergiledi. Dünyanın en büyük 12,799 mm ağır makineli tüfek üreticisi olan CANiK, bu alandaki üstün mühendislik gücünü ve geniş ürün gamını Avrupa sahnesine taşıyarak küresel liderliğini bir kez daha ortaya koydu. Otoritelerden tam not aldı Dünyanın 12,799 mm ağır makineli tüfek alanındaki en geniş ürün ailesini oluşturan CANiK; M2 QCB modeliyle dakikada 650 atım hızında operasyonel güvenilirlik, M2F modeliyle dakikada 950 atım hızında yüksek ateş gücü ve M3 modeliyle dakikada 1.200 atım hızında hava platformları ile hava savunma görevleri için optimize edilmiş üstün performans sunuyor. Son dönemde tüm fuarlarda büyük ilgi gören TRAKON 30 Uzaktan Komutalı Silah Sistemi (UKSS) ve 30113 mm orta kalibre top VENOM LR entegrasyonu, ENFORCE TAC’te de en merak edilen çözümler arasında yer aldı. Çok maksatlı (multi role) olarak en çok talep gören orta kalibre top olan VENOM LR, fuarın en inovatif silahı olarak otoritelerden tam not aldı. UNIROBOTICS ve AEI Systems iş birliğiyle ortaya çıkan bu silah sistemi, düşük geri tepmeli yapısı ve entegre radar sistemiyle, özellikle asimetrik İHA (drone) tehditlerine karşı en yüksek performanslı ve maliyet etkin çözüm olarak konumlanıyor. SYS Grup-CANiK CEO’su Cahit Utku Aral, fuar değerlendirmesinde, güvenlik ve istikrara katkı sağlayan, güvenlik güçlerinin yanı başında olan çözümlerinin, dünyanın farklı coğrafyalarında da ilgi gördüğünü söyledi. Bu kapsamda, Avrupa’da özellikle son dönemde ortaya çıkan güvenlik ihtiyaçlarının ürünlerine kıtada olan ilgiyi daha üst seviyeye çıkardığını aktaran Aral, bunu da dikkate alarak fuara geniş bir ürün çeşitliliği ile katıldıklarını belirtti. Aral, "Fuarda gördüğümüz ilgiden çok memnunuz. Bugüne kadar Avrupa’da aldığımız sorumluluklarla müşterilerimize ne kadar güvenilir bir çözüm ortağı olduğumuzu gösterdik. Fuarda ise yeni ürünlerimizle hem var olan ilişkilerimizi güçlendirdik hem de yeni iş birliklerinin temellerini attık. Kıtanın bütünü ama özellikle NATO’nun doğu sınırında yer alan ülkelerden ciddi talepler alıyoruz. Bunları en iyi şekilde karşılayabileceğimizi kendilerine anlattık ve gösterdik. Sahada kendini ispatlayan ürünlerimize karşı beğenilerini ifade ettiler. Tüm bu gelişmeler ışığında, SYS Grup olarak bugüne kadar olduğu gibi Avrupa kıtasında da Türk savunma sanayisini en iyi şekilde temsil edip, kullanıcılarımızın savunmasına yüksek standartlarda katkı sağlamayı sürdüreceğiz" dedi.
Kenevirden kauçuk, krem ve biyomalzeme: OMÜ’den çok yönlü kenevir çalışmaları
24 Şubat 2026 Salı - 09:47 Kenevirden kauçuk, krem ve biyomalzeme: OMÜ’den çok yönlü kenevir çalışmaları Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Kenevir Araştırmaları Enstitüsü, geliştirdiği yeni kenevir çeşitleri, ağrı kesici ve yara iyileştirici kremler, kenevirden kauçuk ve biyomalzeme projeleriyle hem sağlık hem de sanayi alanında dikkat çekiyor. Enstitü, genişleyen genetik havuzu ve yerli çeşit adaylarıyla Türkiye’de tıbbi kenevir sektörüne yön vermeyi hedefliyor. Kenevir Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Selim Aytaç, enstitünün yürüttüğü çalışmalar ve Türkiye’de kenevir sektörünün geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aytaç, özellikle tıbbi kenevir alanında son yıllarda önemli adımlar atıldığını belirtti. Enstitü bünyesinde 3 anabilim dalı bulunduğunu ifade eden Aytaç, bunlardan birinin tarım ve ıslah alanında faaliyet gösterdiğini söyledi. Özellikle yeni kenevir çeşitlerinin geliştirilmesine odaklandıklarını kaydeden Aytaç, son 1-2 yıldır Türkiye gündeminde yer alan tıbbi kenevir çeşitleri üzerine yoğun çalışmalar yürüttüklerini dile getirdi. Kenevirin sazlık alanlarda kullanımına yönelik projelerinin bulunduğunu aktaran Aytaç, inşaat malzemeleri ve biyomalzeme üretimi konusundaki çalışmaların da hız kesmeden sürdüğünü ifade etti. Yeni çeşitler ve çeşit adaylarının geliştirildiğini belirten Aytaç, "Bu durum genetik havuzumuzun önemli ölçüde genişlediğini göstermektedir" dedi. "Kauçuk ve krem" Enstitünün farklı birimlerle iş birliği içerisinde kenevirden kauçuk geliştirilmesine yönelik projeler yürüttüğünü söyleyen Aytaç, "Enstitümüzle iş birliği içinde olan diğer birimlerle birlikte yürüttüğümüz, kenevirden kauçuk geliştirilmesine yönelik bir projemiz var. Kenevirle ilgili tıbbi alanda, özellikle ağrı kesici ve yara iyileştirici kremler geliştirmiş bulunmaktayız. Kenevirin sağlık alanında kullanımıyla ilgili hem üretim hem de kullanım açısından yasal bir düzenlemeye ihtiyaç vardı. Bu yasal düzenlemeler ülkemiz bürokrasisinin gündemindeydi. 31 Ocak 2026 tarihinde hem Sağlık Bakanlığı’nın hem de Tarım ve Orman Bakanlığı’nın çıkarmış olduğu iki yeni yönetmelikle tıbbi kenevirin üretimi ve kullanımına ilişkin detaylar ortaya konuldu. Tıbbi kenevirin ülkemizde gelişmesi için ülke olarak önemli attığımızı düşünüyorum. En azından süreci başlatmış olduk" diye konuştu. "Vahşi sanayileşmeye karşı kenevir" Dünyada yoğun sanayileşmenin yol açtığı çevre kirliliğine dikkat çeken Aytaç, "Beş yıl sonra Türkiye’de kenevir sektörü yalnızca ülkemize bağlı olarak değil, ticaret yaptığımız diğer ülkeler ve ülke bloklarıyla birlikte şekillenecektir. Örneğin, Yeşil Mutabakat ve Paris İklim Antlaşması gibi unsurlar üretim durumumuzu belirleyecektir; hem tarımsal üretim hem de sanayi üretimi açısından. Dünyanın vahşi sanayileşme sonrası kirlenmesinin ardından bu kirliliğin önüne geçebilmek veya azaltabilmek için bir dönüşüm gerekmektedir. Bu dönüşüm sürecinde kenevirin avantajlı olduğu düşünülmektedir" şeklinde konuştu. "Önemli olan, üretim modelini ortaya koymak ve sanayisini geliştirmek" Türkiye’nin tekstil alanında güçlü bir ülke olduğuna işaret eden Aytaç, "Biz tekstil bakımından güçlü bir ülkeyiz. Kenevir tekstilini yaygınlaştırabilirsek ve kenevir tekstil üretiminden arta kalanları da kâğıt sanayisinde değerlendirebilirsek, keneviri ekonomik anlamda iyi kullanan ülkelerden biri olabiliriz. Elbette kenevirden birçok ürün üretilebilmektedir. Önemli olan, üretim modelini ortaya koymak ve sanayisini geliştirmektir" ifadelerini kullandı.
TotalEnergies İstasyonları ve Renault ile TBF arasında iş birliği
23 Şubat 2026 Pazartesi - 16:04 TotalEnergies İstasyonları ve Renault ile TBF arasında iş birliği OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş ve Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu Millî Basketbol takımlarını ve Basketbol Süper Ligi’ni kapsayan bir sponsorluk anlaşması imzaladı. OYAK bünyesinde Türkiye’de faaliyet gösteren TotalEnergies İstasyonları ve Renault ile Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) arasında 2 sponsorluk anlaşması imzalandı. TBF ile altı yıldan beri sürdürdüğü sponsorluk anlaşmasını yenileyen akaryakıt şirketi TotalEnergies İstasyonları, 3 yıl daha Milli Basketbol Takımları Ana Sponsoru olacak anlaşmaya imza attı. Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi’nde TBF ile OYAK aracılığıyla faaliyetlerini sürdüren şirketler arasında yapılan imza törenine, Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu, OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, MAİS A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Bahaettin Tatoğlu, Güzel Enerji ve Milangaz Genel Müdürü Mahmut Çil, TBF Yönetim Kurulu Üyeleri, TBF yöneticileri ve basın mensupları katıldı. "OYAK olarak markalar arası iş birliklerine hem inanıyor hem önem veriyoruz" İmza töreninde konuşan OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, "Bugün altı yıldan beri sürdürdüğü Basketbol Millî Takımları sponsorluğunu üç yıl daha uzatan TotalEnergies İstasyonları dünyanın en önemli enerji markalarından bir tanesidir ve 2020 yılından beri OYAK çatısı altında faaliyetlerini sürdürmektedir. Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi ana sponsoru olan otomotiv markamız Renault ise ülkemizde otomotiv pazarının en güçlü markalarından biri olmanın yanı sıra, üretim, ihracat ve satışta da öncü konumunu sürdürmektedir" dedi. Türk basketbolunun da küresel bir marka haline geldiğini belirten Yalçıntaş, ‘‘Milli basketbol takımımızla dünya ve Avrupa ikinciliklerinin yanı sıra Akdeniz oyunlarında birincilikler kazandık. Öte yandan Avrupa Ulusal Basketbol Ligleri sıralamasında bizim ligimiz üçüncü sırada bulunuyor" diye konuştu. İmzalanan sponsorluk anlaşmalarının birbirinden kıymetli dört markayı bir araya getirdiğine vurgu yapan Yalçıntaş, "Bugün Türkiye Basketbol Federasyonu ile atacağımız imzalarla birbirinden kıymetli dört marka arasında çok verimli ve güzel sonuçlar doğuracağına inandığımız bir iş birliğini hayata geçireceğiz. OYAK olarak markalar arası iş birliklerine hem inanıyor hem önem veriyoruz. O yüzden önümüze böyle bir fırsat gelince tereddüt etmeden kabul ettik. Böylece hem ülkemizin en başarılı spor alanlarından birine destek olmanın gururunu yaşıyor hem de çok verimli bir markalar arası iş birliği fırsatını değerlendirmiş oluyoruz" ifadelerini kullandı. Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu ise attıkları her adımın arkasında Türk basketbolunu sadece sportif başarılarla değil, ekonomik ve kurumsal gücüyle de örnek bir modele dönüştürme hedefleri olduğuna belirtti. Türkoğlu, "Başarıların arkasında yalnızca saha içi performans değil, güçlü kurumsal iş birlikleri de yer alıyor. Bugün bu anlamlı birlikteliğin merkezinde Türkiye’nin en köklü ve en güçlü kurumsal yapılarından biri olan OYAK bulunuyor. Böylesine güçlü ve çok katmanlı bir yapının Türk basketbolunun yanında durması bizim için son derece kıymetlidir. Bugün aynı çatı altında, OYAK’ın farklı alanlardaki güçlü markalarının da basketbol ekosistemine katkı sağlaması; iş birliğimizi daha bütüncül bir noktaya taşımaktadır" dedi. "Enerjisi Güzel Takım" sloganıyla sponsorluk sürüyor TotalEnergies İstasyonları, yaklaşık 800 istasyondan oluşan ağıyla son üç yılda akaryakıt dağıtım sektöründe büyüme gösteren şirketler arasında yer alıyor. Benzin, motorin ve akaryakıt dışı ürün kategorilerinde faaliyet gösteren şirket, istasyonlarını farklı hizmet alanlarını da kapsayacak şekilde yeniden yapılandırıyor. Şirket, sunduğu hizmet modelleriyle faaliyetlerini sürdürürken Türkiye ekonomisine katkı sağlamayı hedefliyor. Marka değerine katkı sunan sponsorluk anlaşmalarını önemseyen TotalEnergies İstasyonları, 2019 yılında Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) ile imzaladığı anlaşma kapsamında "Enerjisi Güzel Takım" sloganıyla tüm yaş kategorilerinde A Millî Kadın ve Erkek Takımlarının altı yıldır ana sponsor olarak yanında yer alıyor. Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi ana sponsoru Renault Renault, OYAK ve Renault Group ortaklığıyla Türkiye’de faaliyet gösteriyor. Marka, Türkiye’deki üretim geçmişi ve mevcut operasyonları kapsamında otomotiv sektöründeki çalışmalarını sürdürüyor. Türkiye pazarında farklı segmentlerde modeller sunan marka; Clio, Megane Sedan ve Duster gibi Türkiye’de üretilen araçlarıyla satış faaliyetlerine devam ediyor. Şirket, iletişim ve iş birliği çalışmaları çerçevesinde spor alanında da çeşitli projelerde yer alıyor.
Murzioğlu: "Kayıt dışı ekonomiye karşı hep birlikte durmalıyız"
23 Şubat 2026 Pazartesi - 15:22 Murzioğlu: "Kayıt dışı ekonomiye karşı hep birlikte durmalıyız" Samsun Defterdarı Halil İbrahim Temiz ve beraberindeki heyet, "37’nci Vergi Haftası" kapsamında Samsun Ticaret ve Sanayi Odası’nı (TSO) ziyaret ederek, iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. Ziyarette konuşan Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, kayıt dışı ekonomiyle mücadelenin önemine dikkat çekerek, "Her vatandaşın kazancı oranında adil şekilde vergisini ödemesi, kayıt dışı ekonomiye karşı hep birlikte durmamız gerekiyor" dedi. Samsun Defterdarı Halil İbrahim Temiz ve beraberindeki heyet, her yıl 21- 27 Şubat tarihleri arasında tüm yurtta kutlanan Vergi Haftası dolayısıyla, Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu’nu makamında ziyaret etti. Ziyarette verginin ülke ekonomisindeki yeri, kayıt dışı ekonomiyle mücadele ve vergi bilincinin artırılmasına yönelik çalışmalar ele alındı. Murzioğlu: "Vergi, vatandaşlık görevidir" Ziyarette konuşan Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, verginin bir ülkenin kalkınması, kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliği ve toplumsal refah açısından hayati öneme sahip olduğunu söyledi. Konuşmasında, vergi bilincinin güçlü olduğu toplumların daha hızlı geliştiğine dikkati çeken Murzioğlu, "Öncelikle Samsunumuzun ve ülkemizin gelişiminde önemli görev üstlenen Defterdarımız Halil İbrahim Temiz nezdinde tüm vergi dairesi çalışanlarımızın Vergi Haftası’nı kutluyorum. Vergi, sadece bir yükümlülük değil aynı zamanda vatandaşlık görevidir. Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır. Ödenen her kuruş vergi; eğitimden sağlığa, ulaşımdan güvenliğe kadar pek çok hizmet olarak yeniden milletimize dönmektedir" diye konuştu. "Kayıt dışı ekonomiye karşı hep birlikte durmalıyız" Son yıllarda dijitalleşme ve kolaylaştırıcı uygulamalar sayesinde mükelleflerin işlemlerinin hızlandığını belirten Başkan Murzioğlu, bu çalışmaların iş dünyası açısından memnuniyet verici olduğunu kaydetti. Murzioğlu, "Her vatandaşın kazancı oranında adil şekilde vergisini ödemesi, kayıt dışı ekonomiye karşı hep birlikte durmamız gerekiyor. Güçlü Türkiye, güvenli gelecek için vergide el ele olmalıyız. Oda olarak, kamu kurumlarımızla iş birliğini geçmişte olduğu gibi gelecekte de sürdüreceğiz. Şu anda Samsun’da 11 tane sanayi bölgemiz oldu. Birkaç yıla kadar her noktada daha güzel yerlerde olacağımıza inanıyorum. İyi yolda ilerliyoruz. Hep birlikte de bunu başaracağız" şeklinde konuştu. Temiz: "Dijital uygulamaları yaygınlaştırıyoruz" Samsun Defterdarı Halil İbrahim Temiz ise yaptığı konuşmada, Vergi Haftası’nın yalnızca sembolik bir kutlama olmadığını, aynı zamanda toplumda vergi bilincini güçlendirmeyi hedefleyen önemli bir farkındalık süreci olduğunu söyledi. Hafta boyunca eğitim kurumları, sivil toplum kuruluşları ve meslek odalarıyla bir araya gelerek verginin önemi konusunda bilgilendirme çalışmaları yapacaklarını belirten Temiz, "Toplanan vergiler; eğitimden sağlığa, güvenlikten altyapı yatırımlarına kadar devletimizin sunduğu tüm hizmetlerin temelini oluşturuyor. Bu nedenle verginin zamanında ve doğru şekilde beyan edilmesi, ülkemizin kalkınma hedeflerine ulaşmasında büyük rol oynuyor. Bizler de mükelleflerimizin yükümlülüklerini en kolay ve sağlıklı şekilde yerine getirebilmeleri için dijital uygulamaları yaygınlaştırıyor, rehberlik ve bilgilendirme faaliyetlerimizi artırıyoruz. Samsun Ticaret ve Sanayi Odası bizim en önemli paydaşlarımızdan. Hazineye vermiş olduğunuz katkılardan dolayı şahsınız nezdinde tüm üyelerinize teşekkür ediyorum. Üreten, imal eden, istihdam oluşturan firmalarımızı önemsiyoruz. Samsun’da iş dünyamızla güçlü bir iletişim içindeyiz. Şehrimizin ekonomik potansiyelini daha da yukarı taşımak için kamu ve özel sektör iş birliğine büyük değer veriyoruz. Vergi dairesi olarak kapımız tüm mükelleflerimize açık. Yapabileceklerimiz konusunda iş insanlarımızın her zaman yanında olduğumuzu özellikle ifade etmek isterim" ifadelerini kullandı. Ziyarette, Samsun TSO Meclis Başkanı Haluk Akyüz ve Yönetim Kurulu Üyeleri de hazır bulundu.
Toybelen’e taşınmalar hızla sürüyor
23 Şubat 2026 Pazartesi - 14:47 Toybelen’e taşınmalar hızla sürüyor Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin sanayi dönüşüm projesi kapsamında inşa edilen Toybelen Sanayi Sitesi, esnafların taşınması ile kentin yeni ticaret ve üretim merkezine dönüşüyor. Gülsan Sanayi Sitesi’nde yıkımlar planlı şekilde sürerken Toybelen’e ise taşınmalar tüm hızıyla devam devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi Toybelen’de 10 yeni büfenin inşasının da startını vererek yeme-içme sektörü ihtiyacına çözüm sunacak. Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen ve Türkiye’de örnek sanayi dönüşümlerinden biri olarak gösterilen sanayi dönüşümü ile ilgili çalışmalar aralıksız devam ediyor. Dönüşüm kapsamında mevcut sanayi alanı olan Gülsan Sanayi Sitesi’nden, yeni inşa edilen Toybelen Sanayi Sitesi’ne taşınmalar devam ederken Gülsan Sanayi Sitesi’nde ise yıkımlar tüm hızıyla sürüyor. Tasarımı, işlevselliği ve altyapısı ile bölgenin ve ülkenin en modern sanayi sitelerinden biri olan Toybelen Sanayi Sitesi, kentte üretim ve ticaretin yeni merkezlerinden biri olma yolunda ilerliyor. Toybelen Sanayi Sitesi’nde ticari hareketlilik her geçen gün artarken Toybelen’de iş yerlerini açan esnaflar yeni ortamdan memnun olduklarını ifade ediyor. Büyükşehir Toybelen’de 10 yeni büfe inşa edecek Samsun Büyükşehir Belediyesi önemli bir adım atarak Toybelen Sanayi Sitesi’nde yeme-içme sektörüne duyulan ihtiyaca da çözüm üretiyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından bölgede 10 adet büfe yapılması planlanıyor. Büfelerin, Gülsan Sanayi Sitesi’nde işletmesi bulunan esnafa verilmesi hedefleniyor. Böylece hem Gülsan’daki işletmelerin mağduriyet yaşamaması sağlanacak hem de Toybelen Sanayi Sitesi’nde oluşan ihtiyaç giderilmiş olacak. "Esnaf, Toybelen’de kepenk açmaya başladı" Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, "Samsun’da yıllardır konuşulan Gülsan dönüşümünü artık sahada net biçimde hissediyoruz. Boşaltılan alanlarda ekiplerimiz yıkım çalışmalarını sürdürürken taşınan esnafımızda Toybelen’de kepenk açmaya başladı. Bu dönüşüm şehrimiz için çok stratejik bir süreç. Bir taraftan kent merkezindeki yoğunluğu azaltacak ve üretimi daha uygun alanlara taşıyacak dönüşüm süreci esnaflarımızın iş verimliliğine de pozitif katkı sunacak. Toybelen’e taşınan esnaflarımızdan da hep güzel geri dönüşler aldık. Şimdi de Toybelen’de Büyükşehir Belediyesi olarak 10 yeni büfe inşa edeceğiz. Sanayi dönüşümü ile ilgili şunu da belirtmek isterim ki bu dönüşüm sürecinin en dikkat çeken yönünü ise yüksek uzlaşma oranı oldu. Biz kentsel dönüşümün tüm süreçlerini hemşehrilerimizle omuz omuza yürütüyoruz. Bu nedenle tüm hemşehrilerimize de teşekkür ediyorum" dedi.
DTSO’dan teşvik sistemleri açıklaması
23 Şubat 2026 Pazartesi - 14:17 DTSO’dan teşvik sistemleri açıklaması DTSO’dan, teşvik sistemleri ile ilgili yapılan açıklamada, ’’Türkiye’de uzun yıllardır uygulanan yatırım teşvik sistemi, bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltma hedefini karşılamamış, aksine bu farkı daha da derinleştiren bir sonuç üretmiştir" sözlerine yer verildi. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) tarafından, teşvik sistemleri ile ilgili açıklama yapıldı. Odadan yapılan açıklamada, ’’Türkiye’de uzun yıllardır uygulanan yatırım teşvik sistemi, bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltma hedefini karşılamamış, aksine bu farkı daha da derinleştiren bir sonuç üretmiştir. Yatırım teşviklerinin sistemli biçimde uygulanmaya başlanması, ekonomide planlı döneme geçilen 1963 yılına dayanmaktadır. 1980 sonrası dönemde ise teşvik uygulamaları kapsamlı biçimde hayata geçirilmiş, bugüne kadar yaklaşık 16 farklı yasa, kararname ve Bakanlar Kurulu kararıyla uygulamalar defalarca revize edilmiştir. Farklı uygulamalar altında yürütülen tüm bu düzenlemelerin temel amacı, bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltmak olmuştur. Ancak aradan geçen on yıllara rağmen bu hedefin gerçekleşmediği, aksine bölgesel eşitsizlikleri derinleştiği açıkça görülmektedir. 1998 yılında kişi başına geliri bin 500 doların altında olan 22 ili kapsayan 4325 sayılı Teşvik Yasası yürürlüğe girmiş, 2002’de çıkarılan 5084 sayılı yasa ile teşvik kapsamındaki il sayısı önce 36’ya, 2005’te yapılan genişletmeyle 49 il ve iki ilçeye çıkarılmıştır. 2009 yılında ise tüm iller dört bölgeye ayrılarak yeni bir teşvik sistemi uygulanmaya başlanmıştır. Ancak 2009’daki ölçümlerde 1. ve 2. bölgelerde yer alan 24 il teşviklerden yüzde 67,8 oranında faydalanırken, geriye kalan 57 il ise yalnızca yüzde 32,2 oranında pay almıştır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı verileri üzerinden yapılan ve 2004-2013 dönemini kapsayan çalışmalar da bu tabloyu teyit etmektedir. Teşvik belgeleri, yatırım tutarları ve istihdam verileri incelendiğinde, 1. ve 2. bölgelerde yer alan 21 kentin tüm başlıklarda yüzde 60’ın üzerinde pay aldığı, buna karşın 5. ve 6. Bölgelerdeki 29 kentin teşvik yatırımlarında yüzde 12-14 bandında kaldığı görülmektedir. Özellikle en az gelişmiş 16 ilin yer aldığı 6. bölge, yatırım desteklerinden yalnızca yüzde 5 civarında pay alabilmiştir." Açıklamanın devamında, istihdam açısından bakıldığında, 6. bölge emek yoğun sektörler sıralanarak, şu ifadelere yer verildi: ’’Yüzde 23,22 oranında bir istihdam payı oluşturabilmiştir. Ancak hazır giyim gibi sektörlerde yatırımların yurt dışına kayması en fazla bu bölgeleri etkiledi. Bu durum bölgenin istihdam açısından sahip olduğu tek avantajlı konumu da kaybetmesine neden olacaktır. 30 Mayıs 2025 tarihinde yürürlüğe giren yeni teşvik sistemi de önceki uygulamalardan farklı bir sonuç üretmemiştir. Aksine açıklanan veriler, bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltmak yerine daha da derinleştirmiştir. Eylül ayında 6. Bölge yatırımları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15, 5. Bölge yatırımları ise yüzde 53,6 oranında azalırken, 1. bölge yatırımlarında yüzde 50,6, 2. bölge yatırımlarında ise yüzde 29,9 artış yaşanmıştır. Aynı ayda toplam yatırımların yüzde 65’i 1. ve 2. bölgelerde yoğunlaşmış, 5. ve 6. bölgelerin toplam payı yüzde 14,5’te kalmıştır. Ekim 2025 teşvik verileri de benzer bir tabloyu ortaya koymaktadır. 2024-2025 karşılaştırmasında 5. bölge yatırımları yüzde 66,8, 6. Bölge yatırımları ise yüzde 84,2 oranında gerilerken; buna karşın 1. bölgede yüzde 63,4, 2. bölgede ise yüzde 2,20 oranında artış yaşanmıştır. Mevcut teşvik uygulamaları, Türkiye’nin genel ekonomik büyümesine katkı sunmuş olabilir. Ancak bölgesel kalkınma ve bölgeler arası eşitsizliklerin giderilmesi açısından beklenen sonucu vermemiştir. Bu tablo, mevcut teşvik sisteminde ısrar edilmesi halinde farklı bir sonuç alınamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Teşvik sisteminde esas amaç bölgeler arasındaki gelişmişlik farklarını azaltmaktır. Ancak bu sadece emek yoğun ve kırılgan sektörleri az gelişmiş bölgelere kaydırarak çözülecek bir sorun değildir. Bu bölgelerdeki yatırımcının mali yetersizliğini ve az gelişmişlik dezavantajlarını minimize edecek, bürokratik süreçlerin en aza indirgendiği kapsayıcı ve bütüncül bir yaklaşım sergilenmelidir."
MUSKİ’den su tarifesi indirim sürelerinin sona ermesi hakkında bilgilendirme
23 Şubat 2026 Pazartesi - 14:09 MUSKİ’den su tarifesi indirim sürelerinin sona ermesi hakkında bilgilendirme Muğla’nın 2014 yılında ‘Bütünşehir’ statüsü kazanmasının ardından köy beldelerin mahalleye dönüştürülmesi nedeniyle yasa gereği su fiyatlarındaki ücretlendirme uygulaması sona erdi. Daha önce indirimli uygulanan su fiyat tarifelerindeki indirim oranlarının yasal olarak sona erdiği açıklandı. MUSKİ Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, "İlimiz genelinde su tarifelerinde uygulanan indirimlerin sona ermesine ilişkin kamuoyunda oluşan soru işaretlerini gidermek ve vatandaşlarımızı doğru bilgilendirmek amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Muğla’nın 2014 yılında ‘Büyükşehir’ statüsü kazanmasıyla birlikte, 6360 sayılı Kanun uyarınca köy ve belde statüsündeki yerleşim alanları mahalleye dönüştürülmüştür. Bu geçiş sürecinde vatandaşlarımızın uyumunu kolaylaştırmak adına, ilgili kanun çerçevesinde şu indirimler uygulanmıştır: Köyden mahalleye dönüşen yerlerde ise en düşük tarifenin yüzde 25’i üzerinden yüzde 75 indirimli olarak beldelerden mahalleye dönüşen yerlerde ise en düşük tarifenin yüzde 50’sini geçmeyecek şekilde ücretlendirme yapılmıştır. Söz konusu indirim uygulamaları, yerel yönetimlerin insiyatifinden ziyade, 6360 ve 5216 sayılı kanunlar çerçevesinde ‘geçici bir süre’ için tanımlanmıştır. İlgili yasal düzenlemelerde yapılan son değişikliklerle, bu indirimli tarifelerin geçerlilik süresi 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla sınırlandırılmıştır. Yürürlükteki mevzuat uyarınca belirlenen bu sürenin dolması sebebiyle; geçmişte uygulanan yüzde 75 ve yüzde 50 oranındaki indirimler, kanun hükmü gereği sona ermiştir. İdaremizin (MUSKİ), merkezi yönetim tarafından belirlenen bu yasal düzenlemeyi tek taraflı olarak uzatma veya değiştirme yetkisi bulunmamaktadır. Gerçekleştirilen tarife güncellemeleri bir kurum tercihi değil, yasalara uyum zorunluluğunun bir sonucudur. Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) olarak, tüm faaliyetlerimizi şeffaflık ve hukuka uygunluk ilkeleri doğrultusunda sürdürmeye devam edeceğiz" denildi.
Birleşme ve satın almalar 16,2 milyar dolara ulaştı
23 Şubat 2026 Pazartesi - 14:06 Birleşme ve satın almalar 16,2 milyar dolara ulaştı Birleşme ve satın alma işlemleri raporuna göre, Türkiye’de 2025 yılında toplam 450 işlemle yaklaşık 16,2 milyar ABD doları tutarında birleşme ve satın alma işlemi gerçekleşti. İşlem hacmi bir önceki yıla kıyasla yüzde 88 artarken, işlem sayısı yüzde 6 yükseldi. Veriler, Türkiye pazarında mega ölçekli işlemlerin gündeme geldiği yeni bir döneme işaret ediyor. Deloitte Türkiye’nin açıkladığı 2025 Birleşme ve Satın Alma İşlemleri Raporu’na göre, 2025 yılı, Türkiye birleşme ve satın alma piyasasında güçlü bir toparlanmaya sahne oldu. Yıl boyunca toplam 450 işlem tamamlanırken, işlem hacmi yaklaşık 16,2 milyar ABD dolarına ulaştı. Bu veriler, bir önceki yıla kıyasla işlem hacminde yüzde 88, işlem sayısında ise yüzde 6 oranında artış yaşandığını ortaya koyuyor. Yılın en büyük işlemi, 1,7 milyar ABD doları bedelle Türkiye Araç Muayene İstasyonları özelleştirme ihalesinin MOI Konsorsiyumu tarafından kazanılması oldu. Büyük ölçekli işlemler piyasayı yukarı taşıdı 2025 yılında birleşme ve satın alma piyasasında gözlenen güçlü toparlanmanın arkasındaki temel unsur, büyük ölçekli satın alma işlemlerinin yeniden ivme kazanması oldu. 2025 yılında 500 milyon ABD dolarını aşan işlemlerin toplam işlem değeri içindeki payı yüzde 13’ten yüzde 44’e yükselerek dikkat çekici bir sıçrama kaydetti. Yıl boyunca piyasa dinamikleri, yüksek hacimli işlemler tarafından şekillendirildi. Bir önceki yıl yalnızca bir adet 500 milyon ABD doları üzeri işlem gerçekleşmişken, bu sayı 2025’te 7’ye çıktı. Mega ölçekli işlemlerdeki bu belirgin yükseliş, hem toplam hacmi yukarı taşıdı hem de piyasada kayda değer bir değişime işaret etti. Söz konusu büyük işlemler piyasayı şekillendiren temel unsur haline gelirken, ortalama işlem büyüklüğünü 20 milyon ABD dolarından bu yıl 36 milyon ABD dolarına yükseltti. Özelleştirmeler yılın dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı. Çayırhan Termik Santrali (551 milyon ABD doları) ve Fenerbahçe Kalamış Marina (504 milyon ABD doları) işlemleri de toplam hacme önemli katkı sağladı. Yerli yatırımcılar belirleyici rol oynadı Piyasanın ana taşıyıcısı olan yerli yatırımcılar 361 işlemle 9,3 milyar ABD dolarlık işleme imza atarak toplam işlem değerinin yüzde 57’sini oluşturdu. Yabancı yatırımcılar ise 89 işlemle 6,9 milyar ABD doları hacme ulaştı ve toplam değerin yüzde 43’ünü temsil etti. Euro Bölgesi yatırımcıları 46 işlemle öne çıkarak işlem adedi bakımından yabancı yatırımcılar arasında lider konumda yer aldı. Bu güçlü performans; coğrafi yakınlık, uzun yıllara dayanan ticari ilişkiler ve tedarik zinciri entegrasyonu ile desteklendi. Euro Bölgesi kaynaklı yatırımlar; sanayi ve tüketici odaklı varlıkların yanı sıra, bölgesel ticaret akışlarıyla uyumlu enerji, altyapı ve lojistik sektörlerindeki stratejik fırsatlara yöneldi. Öte yandan, toplam işlem değerinden yüzde 66 pay alan Kuzey Amerikalı yatırımcılar, gerçekleştirdikleri büyük ölçekli işlemler sayesinde değer bazında dikkat çekici bir pay elde etti. Bu görünüm, 2025 yılında hem yerli yatırımcıların işlem adedi ve ölçek bakımından piyasada belirleyici bir rol üstlendiğini hem de seçici ancak yüksek hacimli yabancı yatırımcıların ilgisinin güçlü biçimde devam ettiğini ortaya koyan dengeli bir tabloya işaret ediyor. Finansal yatırımcı işlemlerinde güçlü artış 2025 yılında finansal yatırımcı işlemleri, yılın genel eğilimiyle paralel olarak önemli ölçüde artış gösterdi. Finansal yatırımcılar tarafından oluşturulan toplam işlem hacmi 2,2 milyar ABD dolarından 4,6 milyar ABD dolarına yükselerek yaklaşık yüzde 109’luk dikkat çekici bir büyüme kaydetti. İşlem adedi bakımından veriler, risk sermayesi ve melek yatırımcılarının toplam yatırım faaliyetleri içindeki payını giderek artırdığını ve erken aşama işlemlerin artan payını yansıtacak şekilde M&A ekosistemindeki rollerini güçlendirdiğini ortaya koydu. Risk sermayesi faaliyetleri 2025 yılında ağırlıklı olarak teknoloji, oyun ve fintech sektörlerinde yoğunlaşmaya devam etti. Bu eğilim, yatırımcıların küresel ölçekte büyüme ve hızlı ölçeklenme potansiyeli taşıyan platformlara yönelik güçlü iştahını yansıtıyor. Özel sermaye yatırımcıları ise piyasadaki etkin varlığını sürdürdü. Özel sermaye işlemlerinin adedi görece yatay bir seyir izlerken, işlem hacmi 0,9 milyar ABD dolarından 3,8 milyar ABD dolarına yükselerek kayda değer bir sıçrama gerçekleştirdi. İşlem sayısı genel olarak yatay seyrederken, aktivitenin daha büyük ölçekli işlemlerde yoğunlaştığı gözlendi. Aynı dönemde başarıyla tamamlanan 14 çıkış işlemi, özel sermaye piyasasında yeniden artan hareketliliği ortaya koydu. Sektör dağılımında hizmetler, enerji ve teknoloji öne çıktı Sektörel açıdan değerlendirildiğinde 2025 yılında işlem değeri bakımından en fazla yatırım çeken sektörler hizmetler, enerji ve imalat sektörü oldu. Özellikle hizmetler ve enerji sektörleri, yüksek hacimli işlemler sayesinde toplam işlem değerinde belirleyici bir paya ulaştı. Buna karşın, işlem adedi açısından teknoloji, finansal hizmetler, imalat ve enerji sektörleri en hareketli alanlar olarak öne çıktı. Özellikle teknoloji odaklı erken aşama yatırımları ve büyüme sermayesi işlemleri piyasa dinamizmini destekledi. Geçmiş yıllara paralel şekilde, dijitalleşme, ölçek büyütme (scale-up) yatırımları ve teknoloji temelli dönüşüm temaları yatırımcı tercihlerini şekillendirmeye devam ediyor. 2025 yılı, teknoloji odaklı stratejik temaların yatırım kararlarının merkezinde yer aldığı bir dönem olarak kaydedildi. Buna karşılık teknoloji, işlem adedi açısından açık ara en aktif sektör olarak öne çıktı. Bu görünüm; bir yandan enerji ve hizmetler sektörlerinde gerçekleşen büyük ölçekli işlemlerin toplam hacmini yukarı taşıdığını, diğer yandan teknoloji başta olmak üzere enerji, finansal hizmetler ve imalat sektörlerinde daha küçük ölçekli ancak yüksek adetli işlemlerin piyasayı desteklediğini ortaya koydu. Önceki yıllarla paralel şekilde yatırımcılar, büyüme potansiyeli ve satın almalar yoluyla ölçeklenme imkânı sunan sektörlere odaklanmayı sürdürdü. Teknoloji sektörü, yatırımcı ilgisinin merkezinde yer almaya devam etti. Yaklaşık 1,7 milyar ABD doları bedelle gerçekleştirilen Türkiye Araç Muayene İstasyonları işletme hakkının devri ihalesi, hizmetler sektörünün ve Türkiye ekonomisinin uzun vadeli plan yapan stratejik yatırımcılar açısından cazibesini teyit etti. Enerji tarafında ise ABD merkezli Apollo Global Management’ın, BP Pipelines’ın TANAP Projesi’ndeki payına 1 milyar ABD doları tutarında finansal yatırım yapması, yılın en dikkat çekici işlemlerinden biri oldu. Bu işlem, uluslararası fonların Türkiye’nin dünya enerji piyasasındaki rolüne yönelik güvenini ortaya koyan önemli bir gösterge niteliği taşıdı.