EKONOMİ
Besler, İnovasyon ve Ar-Ge Stratejileriyle 2025’te sürdürülebilir büyümesini güçlendirdi 11 Mart 2026 Çarşamba - 23:27:57 Dondurulmuş gıda, donuk fırıncılık, konserve ve yağ sektörlerindeki güçlü markalarıyla gıda sektörünün dönüşümüne öncülük eden Besler, 2025 yılında konsolide cirosunu Kamu Aydınlatma Platformu’na bildirdi. Yapılan bildiride, 2025 konsolide cirosu 32,5 milyar TL, brüt karı ise 8 milyar TL oldu. Dondurulmuş gıda, donuk fırıncılık, konserve ve yağ sektörlerindeki güçlü markalarıyla gıda sektörünün dönüşümüne öncü markalardan Besler, 2025 yılı finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirdi. Besler, 16 kategoride 1250 ürün ve 55 markasıyla faaliyet gösterirken, perakende ürünleriyle Türkiye’de yılda yaklaşık 21 milyon hanede 64 milyon tabakta yer alıyor. 2025 yılı brüt karı yüzde 3,6 artışla 8 milyar TL’ye, cirosu 32,5 milyar TL’ye ulaşırken, Faiz Amortisman Öncesi Kar (FAVÖK) marjı da bir önceki yıla göre 0,5 puan artışla yüzde 13,3 seviyesine yükseldi. Aynı dönemde şirket 2,9 milyar TL ihracat geliri elde etti. Perakende kanalında dondurulmuş gıdada SuperFresh markasıyla yüzde 36, margarin pazarında ise Bizim Yağ ve Terem başta olmak üzere öncü markalarıyla toplam yüzde 67,5 pazar payına ulaşan Besler, her iki iş kolundaki güçlü liderliğini sürdürdü. İnovasyon, sürdürülebilir büyümenin itici gücü oldu Gıda sektöründe Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı ilk yağ ve dondurulmuş gıda Ar-Ge merkezlerine sahip şirket olan Besler, 2025 yılında 90,7 milyon TL Ar-Ge ve inovasyon yatırımı gerçekleştirdi. Şirket, dondurulmuş gıda, konserve, yağ ve donuk fırıncılık kategorilerinde 50 yeni ürün tanıtım ve yeniden tanıtımla inovasyon gücünü büyümeye dönüştürdü. Dondurulmuş gıda kategorisinin lider markası SuperFresh, pizza kategorisindeki varlığını premium ürünü Pizza Artizan ile güçlendirirke, hazır yemek kategorisine lazanya ve ton balıklı salata çeşitleriyle giriş yaptı. SuperFresh’in 2025 yılında perakende cirosundaki büyümesinin yüzde 29’u son iki yılda pazara sunduğu yenilikçi ürünlerden geldi. Yağ iş biriminde ise Besler, ilk sürülebilir peynir formatındaki ürünleri Ülker Sürmix markasıyla pazara sundu. 2025 yılında 30’uncu yaşını kutlayan Bizim Yağ, krema ve sıvı yağ kategorilerine giriş yaparak portföyünü genişletti. Güçlü iletişim, satış performansı ve dijital liderliğe katkı sağladı Besler, 2025 yılında lider markalarıyla büyümesini sürdürürken; iletişim, inovasyon ve ulaşılabilirlik odağındaki pazarlama stratejileriyle sektörde fark oluşturdu. Dondurulmuş gıda kategorisinin lideri SuperFresh, "Dolapta Ne Var?" kampanya döneminde yüzde 40’a varan satış artışı elde etti. Marka, tüketiciyle kurduğu güçlü bağ ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımı sayesinde ikinci kez "Türkiye’nin En Sevilen Dondurulmuş Gıda Markası" seçildi. Markanın tarım alanında kadın çiftçilere fırsat eşitliği sunan "Tarımın Kadın Yıldızları" projesinin ürünü Ege’den Hasat Bezelye, tanıtım döneminde Michelin tavsiyeli bir restoranın menüsünde yer aldı. 2025 yılında 30’uncu yılını kutlayan Bizim Yağ’ın "Hamur Bizim İşimiz" YouTube kanalı, 1,6 milyonu aşan abone sayısıyla Türkiye’nin en yüksek takipçisi, dünyanın ise ikinci en büyük markalı yemek kanallarından biri oldu. Besler, tarımın dijital ve sürdürülebilir dönüşümünde de öncü Türkiye’nin en büyük tarımsal ham madde tedarikçilerinden biri olan Besler, 2025 yılında da çiftçilerle kurduğu güçlü iş birlikleriyle sorumlu tarım uygulamalarını geliştirmeye devam etti. SuperFresh’in en önemli ham maddelerinden patatesin sürdürülebilirliği amacıyla AB ve TÜBİTAK iş birliğiyle yürütülen yapay zekâ destekli SAFER (Smart Agriculture Fields in the European Region) projesi, Avrupa’nın en büyük gıda inovasyon topluluğu EIT Food’dan 2,8 milyon Euro hibe aldı. Tarımda fırsat eşitliğini destekleyen Tarımın Kadın Yıldızları projesi de genişleyerek, Besler’in sözleşmeli üretim modelindeki kadın çiftçi oranını yüzde 27’ye çıkardı. "Gıda sektörünün sürdürülebilir dönüşümünde öncü rol üstleniyoruz" 2025 yılı performansına ilişkin şu değerlendirmelerde bulunan Besler CEO’su Mert Altınkılınç, "Besler olarak 2025 yılını güçlü bir finansal performans ve stratejik hedeflerimizle uyumlu bir büyümeyle tamamladık. Sürdürülebilir gıdanın geleceğini şekillendirme vizyonumuz doğrultusunda inovasyon odağımızı daha da güçlendirdik. Çevik iş yapma modelimiz ve dinamik organizasyon yapımız sayesinde değişen koşullara hızla uyum sağlarken; lider markalarımızla kategorilerimizdeki öncü konumumuzu pekiştiriyoruz. Tarladan tabağa uzanan değer zincirinde ekosistemi dönüştüren bir rol üstlenmeye devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de güçlü finansal yapımız, Ar-Ge yatırımlarımız ve sürdürülebilirlik yaklaşımımızla sektöre yön veren, geleceği bugünden inşa eden bir şirket olma kararlılığımızı sürdüreceğiz" dedi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 21:21 Köprübaşı çileği altın sezonunu yaşıyor Manisa’nın tescilli Köprübaşı çileği, dört mevsim süren hasadıyla hem üreticinin yüzünü güldürüyor hem de ilçe ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Manisa’nın en küçük ilçesi Köprübaşı’nda coğrafi işaretli çileğin üretimi dört mevsim aralıksız devam ediyor. Tadı, aroması ve kalitesiyle dikkat çeken tescilli Köprübaşı çileğinin mart ayında kilosu 200 liradan alıcı bulması ise üreticinin yüzünü güldürdü. Tarlaya gelen bazı alıcıların çilekleri kendilerinin toplaması ise dikkat çekti. İlçede yaklaşık 4 bin dekar alanda yetiştirilen Köprübaşı çileği, yaz ve kış aylarının ardından bahar ayında da hasat edilmeye devam ediyor. Büyük emekle toplanan çilekler, Manisa’nın yanı sıra çevre il ve ilçelerdeki pazarlarda tüketiciyle buluşuyor. Mart ayında da üretimini sürdüren çilek üreticisi Selçuk Kayacan, örtü altında 6 dekar, açık alanda ise 4 dekar olmak üzere toplam 10 dekarda üretim yaptığını belirtti. Kayacan, Köprübaşı çileğinin hem açık arazide hem de sera altında yetiştirilebildiğini ifade ederek, fiyatların üreticiyi memnun ettiğini söyledi. Çileğin kilosunun 200 liradan başladığını dile getiren Kayacan, "Toptancıların ilgisi güzel. Hatta bazı alıcılar tarlaya gelip çileği kendileri topluyor. Yüzümüz gülüyor, cebimiz para görüyor. İlçemizde dört mevsim çilek hasadı yapılabiliyor. Köprübaşı çileği artık markalaşmış bir ürün" dedi. Kayacan ayrıca Köprübaşı çileğinin Türk Patent ve Marka Kurumu’nca coğrafi işaret belgesiyle tescillendiğini hatırlatarak, ürünün yıl boyunca aranır hale geldiğini vurguladı. Köprübaşı’nda yaklaşık 500 üreticinin 4 bin dekarlık alanda çilek yetiştirdiği öğrenilirken, kış sezonunda üretimi artırmak için tünel sera çalışmalarının sürekli artarak devam ettiği bildirildi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 17:20 GTB başkanlarından "12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u anma günü" mesajı Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu ve Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, İstiklal Marşı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından kabul edilişinin 105. yıl dönümü yıl dönümü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü dolayısıyla mesaj yayımladı. GTB Başkanları yayımladıkları mesajda, İstiklal Marşı’nın Türk milletinin bağımsızlık azmini, iman gücünü ve vatan sevgisini en güçlü şekilde yansıtan milli iradenin simgesi olduğunu belirtti. İstiklal Marşı’nın sadece bir marş değil, aynı zamanda milletimizin ortak hafızasını ve bağımsızlık ruhunu yansıtan bir milli mutabakat metni olduğunu vurgulayan GTB başkanları, "Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un kaleminden dökülen İstiklal Marşımız, aziz milletimizin bağımsızlık uğruna verdiği destansı mücadelenin en güçlü sembollerinden biridir. ‘Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım’ dizelerinde anlamını bulan bu ruh; tarih boyunca esareti kabul etmeyen, özgürlüğünü her şeyin üzerinde tutan bir milletin iradesini ve karakterini ortaya koymaktadır. Milletimizin bağımsızlığı için büyük fedakârlıklar verdiği Millî Mücadele yıllarında kaleme alınan İstiklal Marşı, yalnızca cephede savaşan kahraman ecdadımıza moral ve güç veren bir eser olmakla kalmamış, aynı zamanda milletimizin ortak vicdanını ve sarsılmaz inancını da kelimelere dökmüştür. Bu yönüyle İstiklal Marşı; bağımsızlığımızın, birlik ve beraberliğimizin en güçlü sembollerinden biri olarak bugün de aynı heyecan ve aynı gururla okunmaktadır. ‘Korkma’ hitabıyla başlayan ve milletimizin özgürlük inancını ebediyete taşıyan İstiklal Marşı, sadece geçmişimizin değil, aynı zamanda geleceğimizin de en güçlü ilham kaynaklarından biridir. Bu eşsiz eser, milletimizin karakterini, imanını ve vatan sevgisini en güçlü şekilde yansıtan bir milli miras olarak daima yaşayacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle, İstiklal Marşı’mızın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilişinin yıl dönümünü gururla kutluyor; başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u ve bağımsızlık mücadelemizin tüm kahramanlarını rahmet, minnet ve şükranla yad ediyoruz" ifadelerine yer verdi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 16:20 Çarşamba’da istiridye mantarı üretimi artıyor Samsun’un Çarşamba ilçesinde istiridye mantarı üretimi her geçen gün artarken, düzenlenen hasat etkinliği üretimin ve kırsal kalkınmanın önemini bir kez daha ortaya koydu. Samsun’un Çarşamba ilçesinde istiridye mantarı üretimi gelişerek devam ediyor. Çarşamba’da üretim yapan Mürsel Aksar’a ait mantar işletmesinde düzenlenen istiridye mantarı hasat etkinliği, üretimin ve kırsal kalkınmanın önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Söz konusu işletme, 2021 yılında Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından sağlanan 480 bin TL hibe desteği ile kuruldu. Son teknolojiye sahip 7 üretim odası bulunan işletme, yıllık 84 ton üretim kapasitesine ulaştı. Öte yandan işletmede yer alan yıllık 11 bin ton kapasiteli istiridye mantarı kompost üretim tesisi, üreticinin kendi ihtiyacını karşılamanın yanı sıra bölgedeki diğer üreticilerin kompost ihtiyacına da katkı sağlıyor. Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada ise mantar üretiminin artırılması, alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması ve kırsal kalkınmanın desteklenmesi amacıyla üreticilere verilen desteklerin devam edeceği belirtildi. Açıklamada, üretim yapan ve bölge ekonomisine katkı sağlayan üreticilere teşekkür edilerek bereketli hasatlar dilendi. Yetkililer, istiridye mantarı üretiminin bölgede önemli bir alternatif gelir kaynağı olmaya devam ettiğini vurguladı.
"Yapamazsın" diyenlere inat yetiştirdiği safran ve salebi evinde tüketiyor
02 Şubat 2026 Pazartesi - 08:55 "Yapamazsın" diyenlere inat yetiştirdiği safran ve salebi evinde tüketiyor Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde yaşayan 20 yıllık çiftçi Kerim Erişmiş, "Burada yetişmez, başaramayacaksın" diyenlere inat ürettiği dünyanın en pahalı bitkileri arasında yer alan safran ve salebin tadını çıkarıyor. Genellikle yüksek rakımlı dağ yamaçlarında yabani olarak yetişen salep ve iklim seçiciliğiyle bilinen safran, bu kez Yüksekova’nın uçsuz bucaksız ovasında hayat buldu. 52 yaşındaki tecrübeli çiftçi Kerim Erişmiş, iki yıl önce çevresinden gelen "Boşuna uğraşma, bu iklimde bu ürünler tutmaz, başaramayacaksın" diyenlere kulaklarını tıkadı ve tarlasını bir inovasyon merkezine dönüştürdü. Erişmiş’in 20 yıllık çiftçilik tecrübesini sabırla harmanladığı deneme süreci, geçtiğimiz günlerde muazzam bir sonuç verdi. İlk hasadını başarıyla gerçekleştiren Erişmiş, şimdi kendi elleriyle topladığı safranları demliyor, saleplerini pişiriyor. Kerim Erişmiş, "Toprağımın gücüne inandım. İnat ettim ve başardım. Şimdi ’olmaz’ diyenlerin hayret içerisinde bakışları arasında kendi ürettiğim safran çayımı yudumluyorum. Bundan büyük bir huzur yok" dedi. Başarılı çiftçiyi evinde ziyaret eden Yüksekova İlçe Tarım ve Orman Müdürü Murat İnan, bu girişimin bölge için stratejik önemine dikkat çekerek tam destek sözü verdi. Erişmiş de başarısının arkasındaki teknik gücü şu sözlerle vurguladı: "Yüksekova İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Ziraat Odası’nın teknik desteği ve teşvikleri, bugün bu ürünleri evimde içebiliyor olmamın en büyük sebebidir." Bu başarı, sadece bireysel bir zafer değil; Yüksekova Ovası’nın prestijini değiştirecek bir adım olarak görülüyor. Geleneksel tarım ürünlerinin dışına çıkmak isteyen bölge çiftçileri için Kerim Erişmiş’in tarlası artık bir "başarı rehberi" niteliğinde. Yüksek katma değerli bu ürünlerin yaygınlaşmasıyla Hakkari tarımında yepyeni bir gelir kapısı aralanmış oldu.
ATO Başkanı Baran: "Kredi kartı limitlerinin daraltılması, vatandaşlarımızı ödeme güçlüğüyle karşı karşıya bırakacaktır"
01 Şubat 2026 Pazar - 18:02 ATO Başkanı Baran: "Kredi kartı limitlerinin daraltılması, vatandaşlarımızı ödeme güçlüğüyle karşı karşıya bırakacaktır" Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, "Kredi kartı limitlerinin daraltılması, vatandaşlarımızı ve işletmelerimizi ödeme güçlüğüyle karşı karşıya bırakacaktır" dedi. ATO Başkanı Baran, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından kredi kartı limitlerine ilişkin yapılan düzenlemeyi değerlendirdi. Baran, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: "Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından kredi kartı limitlerine yönelik olarak getirilen kısıtlayıcı kararları dikkatle takip ediyoruz. Enflasyonla mücadele hedefi çerçevesinde atılan her adımı önemsiyor, mali disiplinin korunmasını destekliyoruz. Ancak kredi kartı limitlerine getirilen bu tür sınırlamaların reel sektör ve vatandaşlarımızın günlük hayatı üzerindeki etkilerinin de bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bugünün ortamında kredi kartları sadece tüketim aracı değil, ticaretin, hizmet sektörünün ve hane halkı ödemelerinin önemli bir parçası haline gelmiş durumda. Eğitim ücretleri, özel okul ve üniversite ödemeleri, hastane ve sağlık harcamaları, sigorta primleri, ulaşım, konaklama gibi pek çok gider, kişinin ödeme gücüne göre bankalar tarafından verilen kredi kartları aracılığıyla ödeniyor. Kredi kartı limitlerinin daraltılması, vatandaşlarımızı ve işletmelerimizi ödeme güçlüğüyle karşı karşıya bırakacaktır. Öte yandan parasal gelişmelere paralel olarak nakit taşıma imkanları da fiilen sınırlanmış durumda. Artan fiyatlar karşısında yüksek tutarlı ödemelerin nakit olarak yapılması hem güvenlik hem de pratiklik açısından mümkün olmaktan çıktı. Nakit para kullanımının azalması yönündeki genel eğilim de dikkate alındığında, kredi kartı limitlerinin kısıtlanması ekonomik hayatın işleyişini zorlaştıracaktır. Bu durumun en önemli yansımalarından biri de ticarette hissedilecektir. Kredi kartı kullanımının daralması iç talebi baskılayarak, özellikle perakende, hizmet ve KOBİ ölçeğindeki işletmelerin satışlarını ve nakit akışını olumsuz etkileyecektir. Finansmana erişimde güçlük yaşanan bu süreçte nakit döngüsünün yavaşlaması, zincirleme bir reaksiyonla üretimden istihdama kadar pek çok alanı etkileme potansiyeline sahiptir. Finansal istikrarı korumaya yönelik düzenlemelerde ticari hayatın gerçekleri ve vatandaşlarımızın zorunlu harcamalarının dikkate alınmasının hem ekonomik faaliyetlerin sürdürülebilirliği hem de toplumsal refah açısından faydalı olacağı kanaatindeyiz. Ekonomide kalıcı istikrarın yolunun üretimi, ticareti ve tüketimi birlikte gözeten, sahadaki etkileri doğru okuyan düzenlemelerle mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu çerçevede tüm kurum ve kuruluşlarımızla istişareye açık olduğumuzu ve reel sektörün sesini aktarmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururum."
Bulgar levası ile alışveriş sona erdi: Sınır ticaretinde euro dönemi
01 Şubat 2026 Pazar - 13:27 Bulgar levası ile alışveriş sona erdi: Sınır ticaretinde euro dönemi Bulgaristan’da euro ve levanın birlikte kullanıldığı bir aylık geçiş süresi, 31 Ocak 2026 Cumartesi gece yarısı itibarıyla sona erdi. 1 Şubat 2026’dan itibaren euro, ülkede tek yasal para birimi oldu. Leva artık mal, hizmet veya yükümlülük ödemelerinde kabul edilmeyecek. Bulgaristan Maliye Bakanlığı’ndan yapılan basın açıklamasında, vatandaşların tüm ödemelerini euro cinsinden yapmak zorunda olduğu, tüccarların leva kabul etme yükümlülüğünün sona erdiği ve tüm işlemlerde para üstünün yalnızca euro olarak verilmesi gerektiği bildirildi. Şeffaflığın sağlanması ve spekülatif uygulamaların önlenmesi amacıyla, Bulgaristan Cumhuriyeti’nde Euronun Uygulanması Yasası kapsamında fiyatların 8 Ağustos 2026 tarihine kadar hem leva hem de euro cinsinden gösterilmeye devam edeceği belirtildi. Elinde leva bulunan vatandaşların, 30 Haziran 2026 tarihine kadar ticari bankalar ile banka şubesi bulunmayan yerlerdeki Bulgaristan Postanesi şubelerinde levalarını ücretsiz olarak euroya çevirebileceği, bu tarihten sonra ise Bulgaristan Merkez Bankası’nın (BNB) dönüşüm işlemini süresiz ve ücretsiz sürdüreceği kaydedildi. Edirne’de alışveriş alışkanlıkları değişiyor Euroya geçiş kararı, Türkiye-Bulgaristan sınırında ticaretin yoğun olduğu Edirne ve çevresinde de yakından takip ediliyor. Uzun yıllardır Bulgar vatandaşlarının Edirne’de yaptığı alışverişlerde leva kullanımı yaygınken, yeni dönemde alışverişlerin tamamen euro üzerinden yapılması bekleniyor. Saraçlar Caddesi esnafından Metin Barmanbay, kur farkının geçmişte kafa karışıklığına neden olduğunu belirterek, "Leva döneminde sürekli kur hesabı yapılıyordu. 1.95 mi, 1.98 mi derken hem esnaf hem müşteri zorlanıyordu. Şimdi tek düzen euro oldu, hesaplama daha net. Daha önce 100 leva olan bir ürün şimdi 50 euro olarak etiketleniyor" dedi. "Her şey euro ile olacak" Sofya’dan alışveriş için Edirne’ye gelen Gorian Mrijeviç ise euroya geçiş sürecinin artık tamamen tamamlandığını vurgulayarak, "31 Ocak gecesinden itibaren her yerde leva ile alışveriş bitti. Artık tüm alışverişlerde ve bankalarda euro banknotları veriliyor. Her şey euro ile olacak" ifadelerini kullandı. Sınır ticaretinde yeni dönem Uzmanlar, Bulgaristan’ın euroya geçişinin sınır ticaretinde kısa vadede bir alışma süreci olacağını ancak orta ve uzun vadede kur belirsizliğinin ortadan kalkmasıyla daha istikrarlı ve öngörülebilir bir ticaret ortamı oluşturacağını belirtiyor. Fiyatların çift para birimiyle gösterilmeye devam etmesinin ise hem tüketici hem de esnaf açısından koruyucu bir rol oynayacağı ifade ediliyor. Bulgaristan, 1 Ocak 2026 tarihinde resmen euroyu benimseyerek, Avrupa Birliği’ne katılımından 19 yıl sonra avro bölgesinin 21’inci üyesi oldu.
TEKNOSAB Lojistik Teknopark GSYF, bir yılda yüzde 126 değer kazandı
01 Şubat 2026 Pazar - 12:29 TEKNOSAB Lojistik Teknopark GSYF, bir yılda yüzde 126 değer kazandı Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Türkiye’nin ilk yüksek teknolojili organize sanayi bölgesi TEKNOSAB’da örnek bir girişim modeliyle hayata geçirilen TEKNOSAB Lojistik Teknopark Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun kuruluşundan itibaren kısa sürede önemli bir başarı ortaya koyduğunu söyledi. Başkan Burkay, Ekim 2024’te kurulan fonun bir yıl gibi kısa bir sürede TL bazında yüzde 126, dolar bazında ise yüzde 86 değer kazandığını ifade etti. BTSO Başkanı Burkay, TEKNOSAB Lojistik Teknopark Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ile lojistik alanında Türkiye’nin en önemli yatırımlarından birini hayata geçirdiklerini söyledi. TEKNOSAB Lojistik Teknopark’ın hem bölgenin hem de Türkiye’nin en büyük ihtiyaçlarından birine karşılık verdiğini vurgulayan Burkay, projenin konum avantajlarına dikkat çekti. Burkay, "Bağlantı yolları, otoyol, demiryolu ve limanlara erişim imkânlarıyla TEKNOSAB Lojistik Teknopark, Türkiye’nin en önemli lojistik merkezlerden biri olacak" ifadelerini kullandı. "Yüksek teknolojili bir kompleks kuruyoruz" Projenin kapsamına ilişkin değerlendirmelerde bulunan İbrahim Burkay, kurulacak yapının klasik lojistik faaliyetlerle sınırlı olmadığını belirtti. Başkan Burkay, "Antrepolardan soğuk hava depolarına ve e-ticarete yönelik yapay zekâ destekli akıllı depolama sistemlerine kadar geniş bir yelpazede hizmet sunacak bir altyapı oluşturuyoruz. Aynı zamanda veri merkezlerine teknik ve fiziki altyapı sağlayacağımız alanların da yer aldığı fonksiyonel bir kompleks hayata geçiriyoruz." dedi. Merkezin enerji ihtiyacının yenilenebilir kaynaklarla karşılanacağını ifade eden İbrahim Burkay, "Önümüzdeki süreçte uluslararası şirketlerin de yer aldığı bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz" diye konuştu. "2026’nın ilk çeyreğinde inşaat süreci başlıyor" Projenin mevcut durumu hakkında da bilgi veren BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, altyapı çalışmalarının sona yaklaşmakta olduğunu ve ihale sürecinin ardından inşaat çalışmalarının kısa süre içinde başlayacağını açıkladı. 18 ila 24 ay gibi bir sürede inşaatı tamamlamayı hedeflediklerini açıklayan Başkan Burkay, konuşmasını şöyle sürdürdü: "E-ticarette hayata geçirilen yeni regülasyonlarla birlikte uluslararası markalar artık lokalleşmek zorunda. Bu kapsamda tüm uluslararası markalarla görüşme halindeyiz. Bu markaların tamamı bölgemizde kullanıcı konumuna gelecek ve lojistik alanındaki en büyük ihtiyaçlardan birini karşılamış olacağız" diye konuştu. "KOBİ’lerle sanayicileri aynı yatırımda buluşturan proje" Fonun yatırımcı yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Burkay, TEKNOSAB Lojistik Teknopark GSYF’nin Türkiye’de kurulu 537 girişim sermayesi yatırım fonu arasında önemli bir konuma sahip olduğunu söyledi. Burkay, "Katılımcı sayısı açısından Türkiye’nin ilk üç fonu arasında yer alıyoruz. Toplam nitelikli yatırımcıların yüzde 10’unun bu fonda yer alması son derece kıymetli. Değer büyüklüğü açısından ise Türkiye’nin dokuzuncu büyük fonu konumundayız." dedi. BTSO’nun 615 üyesinin projede yatırımcı ve ortak olarak yer aldığını belirten Başkan Burkay, "Aynı projede, KOBİ’lerimizden büyük sanayi kuruluşlarımıza kadar kapsamlı bir yatırımcı profilimiz var. Böylesine kapsayıcı bir yatırımcı profili, Türkiye’de benzeri olmayan bir işbirliği modelidir. Yatırım fonumuz, bir yılda TL bazında yüzde 126, dolar bazında ise yüzde 86 reel kazanç sağladı. Tüm yatırımcılarımız için hayırlı olsun" ifadelerini kullandı. "Ölçek ekonomisi zorunlu hale geldi" Yeni ekonomi ve dönüşüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan İbrahim Burkay, iş dünyasının birlikte hareket etmesinin önemine işaret etti. Burkay, "Yeni ekonomi önümüzdeki süreçte ölçek ekonomisine geçişi zorunlu kılıyor. İş dünyası olarak mutlaka bir araya gelmeli, nitelikli yatırımcılarla vizyon projeler ortaya koymalı ve bu projelerde birlikte yatırımcı olmalıyız. Önümüzdeki 50 yılda çok farklı alanlarda önemli gelişmeler yaşanacak." dedi. TEKNOSAB Lojistik Teknopark projesinin, 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi ile örtüştüğünü belirten Burkay, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya konulan ve girişim sermayesi yatırım fonları üzerinden yeni ekonomideki projelerin hayata geçirilmesi vizyonunu ete kemiğe büründüren bir projeyi hayata geçirmiş durumdayız" dedi. "Önümüzdeki 100 yılda da ticaretin merkezinde olacak" Küresel ekonomide yaşanan kırılganlıklara da değinen Burkay, "Dünya konjonktürel olarak zor bir dönemden geçiyor. Kırılganlıklar artıyor, tedarik yapıları ve küresel ekonomik dengeler değişiyor. Biz iş dünyamızın birikimlerini doğru alanlarda ölçeğe kavuşturarak, önümüzdeki 50 yıl boyunca da ekonominin ve küresel rekabetin merkezinde olacak projelere yönlendiriyoruz. Nasıl ki 14. yüzyıldan itibaren Bursa tarihi İpek Yolu üzerinde ticaretin merkezi olduysa, önümüzdeki 100 yılda da Bursa ticaretin merkezinde yer almaya devam edecek" şeklinde konuştu. "Yurt içi ve yurt dışında yeni fon projeleri geliyor" Türkiye ekonomisinde hizmet sektörünün son 10 yılda ciddi bir ivme kazandığını belirten Burkay, "Lojistik ve taşımacılığın toplam ekonomi içindeki payı hızla artıyor. E-ticarette geometrik bir yükseliş trendi söz konusu. Bu da güçlü teknik altyapıya sahip merkezlere olan ihtiyacı artırıyor. Önümüzdeki dönemde girişim sermayesi yatırım fonları üzerinden yeni yatırımları da hayata geçirmeyi planlıyoruz" dedi. İbrahim Burkay, projeye yapılan yatırımların tamamının yatırımcılara düzenli ve sürdürülebilir gelir sağlayacağını vurgulayarak şunları söyledi; "Bu projede yer alan yatırımcıların tamamı düzenli olarak kira gelirleri elde edecek. Aynı zamanda yatırımlar, temettü ve kira gelirleriyle birlikte ciddi anlamda değer kazanacak. Bu tablo bize, birikimlerin doğru alanlara kanalize edildiğinde ülke ekonomisini kalkındırmada ne kadar güçlü bir itici unsur olduğunu açık şekilde gösteriyor. Aksi takdirde yalnızca finansal enstrümanlar içinde dönen birikimler, belli dönemlerde ülke ekonomisine zarar verebiliyor. Bu nedenle doğru kanallar ve doğru iş modelleri büyük önem taşıyor." "Türkiye Yüzyılı hedeflerine katkı sağlayacak" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ortaya konulan vizyonun bu noktada son derece kıymetli olduğuna dikkat çeken Burkay, girişim sermayesi yatırım fonları üzerinden yeni ekonomi projelerinin hayata geçirilmesinin stratejik bir adım olduğunu belirtti. Burkay, "Cumhurbaşkanımızın, girişim sermayesi yatırım fonları üzerinden Türkiye Yüzyılı projelerinin hayata geçirilmesi yönündeki vizyonu doğrultusunda çok önemli vergi destekleri sağlanıyor. Amaç, bu birikimlerin doğru projelerde, uzun vadeli ve sürdürülebilir yatırımlarda kullanılması. Aslında bizim hayata geçirdiğimiz TEKNOSAB Lojistik Teknopark Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, bu vizyonun sahadaki en somut, ete kemiğe bürünmüş örneklerinden biri" dedi. TEKNOSAB Lojistik Teknopark GSYF’nin ardından yeni bir adımı daha hayata geçireceklerini ifade eden Burkay, şehir fonu çalışmalarına da başladıklarını açıkladı. Burkay, bu fonun bölgedeki girişim ekosistemine önemli katkı sağlayacağını belirterek, "Bu fonla birlikte bölgemizde yeni fikirlerin, yeni girişimlerin destekleneceği bir yapı oluşturuyoruz. Melek yatırımcı olarak tanımladığımız yatırımcılarımızın yanı sıra Ar-Ge şirketlerimizin kanunen zaten ayırmak zorunda oldukları kaynakları da bu fon aracılığıyla doğru projelere yönlendireceğiz. Şehrimizin ve bölgemizin yeni fikirlerini hayata geçireceğiz" diye konuştu. Yeni ekonomi olarak tanımlanan alanların tam da bu noktada şekillendiğini vurgulayan Burkay, Bursa’nın bu dönüşümde güçlü bir merkez olacağını belirtti. Burkay, "Önümüzdeki süreçte yeni ekonomi diye tarif ettiğimiz alanlar tam olarak burada şekilleniyor. Bursa’mız, BTSO’nun vizyonu ve ortaya koyduğu projelerle önümüzdeki 50 yılda da merkez konumunu güçlü şekilde sürdürecek" ifadelerini kullandı.
KTO Başkanı Öztürk: "Sanayi Alanları Master Planı Türkiye için kritik bir adım"
01 Şubat 2026 Pazar - 11:53 KTO Başkanı Öztürk: "Sanayi Alanları Master Planı Türkiye için kritik bir adım" KTO Başkanı Selçuk Öztürk, geçtiğimiz günlerde açıklanan Sanayi Alanları Master Planı’nın önemine değinerek; "Marmara’da sıkışmış sanayi yapımızın Anadolu’da büyütülmesine yönelik ortaya konulan bu vizyon; ülkemizin sanayi geleceği, bölgesel dengelerin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından son derece kıymetlidir" dedi. Konya Ticaret Odası’nda (KTO) Ocak ayı Meclis Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya konuk olarak katılan Türkiye Hayat Emeklilik İç Anadolu Bölge Müdürü İbrahim Boğa, PTT Bölge Müdürü Mustafa Çalışkan ve Karatay Özel Eğitim Meslek Okulu Müdürü Soner Selçuk Tekeli kurumlarıyla ilgili sunum gerçekleştirirken, toplantıda oda faaliyetleri ve güncel ekonomik konular ele alındı. Toplantıda konuşan KTO Başkanı Selçuk Öztürk, sözlerine Mardin’in Nusaybin ilçesinde, Suriye sınır hattında dalgalanan şanlı bayrağımıza yönelik gerçekleştirilen menfur saldırıyı kınayarak başladı. Başkan Öztürk, "Türk Bayrağı’na uzanan her el, doğrudan devletimizin varlığına, birliğine ve bütünlüğüne yönelmiş bir saldırı anlamı taşımaktadır. Bu tür provokatif girişimlerin, milletimizin birlik ve beraberlik şuurunu daha da güçlendireceğine inanıyorum" ifadeleriyle birlik ve beraberlik mesajı verdi. "Ortaya konulan vizyon son derece önemli" Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan Sanayi Alanları Master Planı çerçevesinde Samsun-Mersin hattı üzerinde, Konya’nın da aralarında bulunduğu 13 ilde sanayi yatırım alanı ilan edilmesinin Türkiye’nin geleceği adına önemli bir gelişme olduğunu vurgulayan Başkan Öztürk şunları kaydetti: "Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız Konya’nın da arasında bulunduğu 13 ili kapsayan bir sanayi aksı açıkladı. Master Plan’ın ilk fazında Samsun - Mersin hattında; Aksaray, Amasya, Ankara, Eskişehir, Hatay, Karaman, Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde ve Yozgat olmak üzere 13 şehirde toplam 59 bin hektarlık alanda 16 yeni yatırım alanı oluşturuldu. Bu illerde yeni sanayi bölgelerinin kurulması ve mal taşımacılığında öncelikli yatırım alanları olarak belirlendi. Gelinen aşamada, Sanayi Alanları Master Planı ile Marmara’da sıkışmış sanayi yapımızın Anadolu’da büyütülmesine yönelik ortaya konulan bu vizyon; ülkemizin sanayi geleceği, bölgesel dengelerin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından son derece kıymetlidir. Bu vesileyle, başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve Sanayi ve Teknoloji Bakanımıza teşekkür ediyor; alınan kararların ülkemize, Konya’mıza ve iş âlemimize hayırlı olmasını diliyorum." "2026 dengeli büyüme anlayışının güçlendiği bir yıl olacak" 2026 yılının ilk ayının, dünya siyasetinin ve küresel ekonominin belirsizlik ve kırılganlık ortamının daha da derinleştiği bir dönemin başlangıcı olduğuna dikkat çeken Başkan Öztürk, küresel ölçekte yaşanan gelişmelerin, yalnızca siyasi dengeleri değil; ekonomik beklentileri, ticaret ilişkilerini ve yatırım kararlarını da doğrudan etkilediğine değindi. Küresel ölçekte yaşanan gelişmelerle birlikte Türkiye açısından 2026 Ocak ayının, hem bölgesel gelişmelerin yakından izlendiği hem de ekonomik beklentilere odaklanılan bir dönem olduğunu belirten Başkan Öztürk, "2025’ten 2026’ya uzanan süreç, yalnızca bir takvim değişikliğini değil; ekonomi politikalarında denge arayışının ve güvenin yeniden inşasının öne çıktığı bir geçiş dönemini ifade etmektedir. 2025 yılı boyunca yüksek enflasyonla mücadelede kararlı bir duruş sergilenmiş; para politikasında uygulanan sıkı çerçeve ile fiyat istikrarı temel öncelik haline getirilmiştir. Yılın son aylarında enflasyon tarafında gözlenen kademeli gerileme, bu politikanın somut sonuçlar üretmeye başladığını göstermiştir. Enflasyonun hız kesmesi, yatırımcıdan sanayiciye, ihracatçıdan tüketiciye kadar tüm kesimler için daha öngörülebilir bir ekonomik ortam anlamına gelmektedir. Bu sürecin önemli göstergelerinden biri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 2026 yılının ilk Para Politikası Kurulu toplantısında attığı adımdır. Politika faizinin 100 baz puan indirilerek yüzde 37 seviyesine çekilmesi, piyasa beklentilerinin altında kalmış olsa da; dezenflasyon sürecine olan bağlılığın ve temkinli yaklaşımın korunduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Bu çerçevede 2026 yılı, Türkiye ekonomisi açısından yalnızca rakamların değil; güvenin, öngörülebilirliğin ve dengeli büyüme anlayışının güçlendiği bir yıl olma potansiyeli taşımaktadır. Temel hedefimiz; enflasyonla mücadelede elde edilen kazanımları kalıcı hâle getirirken, üretimi, ihracatı ve istihdamı destekleyen sürdürülebilir bir büyüme patikasını güçlendirmektir" ifadelerini kullandı. Başkan Öztürk ayrıca KOSAM tarafından hazırlanan "Dünya Ne Konuşuyor" başlıklı sunumunu ve Konya Ticaret Odası Ocak ayı faaliyetlerini Meclis Üyeleriyle paylaştı.
Bakan Bayraktar: "Günlük 200 milyon metreküplük bir gazı gemilerle alır hale geleceğiz"
01 Şubat 2026 Pazar - 10:54 Bakan Bayraktar: "Günlük 200 milyon metreküplük bir gazı gemilerle alır hale geleceğiz" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Ülke olarak ihtiyaç duyduğumuz gazın neredeyse yarısını sıvılaştırılmış şekilde karşılama hedefini biraz daha ileri götüreceğiz ve günlük 200 milyon metreküplük bir gazı gemilerle alır hale geleceğiz" dedi. Hatay’daki BOTAŞ Dörtyol FSRU Tesisine ziyaret gerçekleştiren Bakan Bayraktar, iki yeni gazlaştırma kapasitesi yatırımı açıkladı. BOTAŞ’ın Hatay’daki Dörtyol Yüzer Depolama ve Yeniden Gazlaştırma Ünitesi (FSRU) Tesisindeki kapasiteyi yanına yapılacak yeni bir tesisle 28 milyon metreküp daha artırarak iki katına çıkaracaklarını belirten Bayraktar, Akdeniz’de Gazipaşa-Anamur arasındaki bir lokasyonda da yeni bir FSRU tesisi yapacaklarını bildirdi. Bayraktar, "Günlük 200 milyon metreküplük gazı gemilerle alır hale geleceğiz" diye konuştu. Transfer Operasyonu Türkiye’nin ilk yerli ve milli FSRU gemisi Ertuğrul Gazi’nin de bulunduğu BOTAŞ Dörtyol FSRU Tesisinde gazetecilerle bir araya gelen Bakan Bayraktar, tesisteki 139’uncu gemiden gemiye transfer (ship-to-ship) operasyonunu takip etti. Çeşitlendirme ve uygun fiyat Türkiye’nin doğal gazı boru hatlarıyla almasının yanı sıra son dönemde yaptığı yatırımlarla sıvılaştırılmış şekilde de alabildiğini belirten Bayraktar, "Son yıllarda yaptığımız yatırımlarla çok önemli bir miktarda doğal gazı da gemilerle alır hale geldik. Bu hem çeşitlendirme açısından hem de daha uygun fiyatlı, rekabetçi fiyatlarla gaza erişimimiz için önemli" şeklinde konuştu. "Günde 28 milyon metreküp ile 17 ilin kış aylarında ihtiyaç duyduğu gazı biz bu tesisimizden sağlamış oluyoruz" Türkiye’ye sıvılaştırılmış şekilde gemilerle gelen doğal gazın sistemde kullanılabilmesi için yeniden gazlaştırılması gerektiğini anlatan Bayraktar, Ertuğrul Gazi FSRU’nun bu işlevi yerine getirdiğini kaydetti. Ertuğrul Gazi’nin günde yaklaşık 28 milyon metreküp sıvılaştırılmış doğal gazı yeniden gaz fazına çevirdiğini ifade eden Bayraktar, "Günde 28 milyon metreküp ile Hatay, Osmaniye ve bu civardaki yaklaşık 17 ilin kış aylarında ihtiyaç duyduğu gazı biz bu tesisimizden, bu gemimizden sağlamış oluyoruz" dedi. Dörtyol FSRU Tesisini 8 yıl önce devreye aldıklarını belirten Bayraktar, 8 yılda yaklaşık 140 gemiden gemiye transfer gerçekleştirdiklerini kaydetti. Yeni tesisler yolda Bakan Bayraktar, gazlaştırma kapasitesi yatırımlarıyla ilgili iki yeni haberi de duyurdu. Bakan Bayraktar, "Önümüzdeki süreçte bu tesisin yanında bir tane daha 28 milyon metreküplük gazlaştırma yapacak yeni bir FSRU’nun planlaması ve çalışması içerisindeyiz. En kısa zamanda mühendislik çalışmasını bitirip BOTAŞ aracılığıyla buradaki kapasiteyi iki katına çıkaracağız. Yine Akdeniz’de bir başka FSRU planımız var; Dörtyol’daki kapasite yeni bir FSRU ile iki katına çıkacak, buraya yeni bir tesis daha yapıyoruz. Akdeniz’de Gazipaşa-Anamur arasındaki bir lokasyonda da yeni bir FSRU ile artık çok daha güçlü bir şekilde doğal gaz altyapımızı hazır hale getireceğiz" ifadelerine yer verdi. "Günlük 200 milyon metreküplük bir gazı gemilerle alır hale geleceğiz" Türkiye’nin toplam gazlaştırma kapasitesinin 160 milyon metreküp olduğunu ifade eden Bayraktar, "Önümüzdeki iki yılda, ülke olarak ihtiyaç duyduğumuz gazın neredeyse yarısını sıvılaştırılmış şekilde karşılama hedefini biraz daha ileri götüreceğiz ve günlük 200 milyon metreküplük bir gazı gemilerle alır hale geleceğiz" şeklinde konuştu.
Bakan Bayraktar: "Günlük 200 milyon metreküplük bir gazı gemilerle alır hale geleceğiz"
01 Şubat 2026 Pazar - 10:45 Bakan Bayraktar: "Günlük 200 milyon metreküplük bir gazı gemilerle alır hale geleceğiz" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Ülke olarak ihtiyaç duyduğumuz gazın neredeyse yarısını sıvılaştırılmış şekilde karşılama hedefini biraz daha ileri götüreceğiz ve günlük 200 milyon metreküplük bir gazı gemilerle alır hale geleceğiz" dedi. Hatay’daki BOTAŞ Dörtyol FSRU Tesisine ziyaret gerçekleştiren Bakan Bayraktar, iki yeni gazlaştırma kapasitesi yatırımı açıkladı. BOTAŞ’ın Hatay’daki Dörtyol Yüzer Depolama ve Yeniden Gazlaştırma Ünitesi (FSRU) Tesisindeki kapasiteyi yanına yapılacak yeni bir tesisle 28 milyon metreküp daha artırarak iki katına çıkaracaklarını belirten Bayraktar, Akdeniz’de Gazipaşa-Anamur arasındaki bir lokasyonda da yeni bir FSRU tesisi yapacaklarını bildirdi. Bayraktar, "Günlük 200 milyon metreküplük gazı gemilerle alır hale geleceğiz" diye konuştu. Transfer Operasyonu Türkiye’nin ilk yerli ve milli FSRU gemisi Ertuğrul Gazi’nin de bulunduğu BOTAŞ Dörtyol FSRU Tesisinde gazetecilerle bir araya gelen Bakan Bayraktar, tesisteki 139’uncu gemiden gemiye transfer (ship-to-ship) operasyonunu takip etti. Çeşitlendirme ve Uygun Fiyat Türkiye’nin doğal gazı boru hatlarıyla almasının yanı sıra son dönemde yaptığı yatırımlarla sıvılaştırılmış şekilde de alabildiğini belirten Bayraktar, "Son yıllarda yaptığımız yatırımlarla çok önemli bir miktarda doğal gazı da gemilerle alır hale geldik. Bu hem çeşitlendirme açısından hem de daha uygun fiyatlı, rekabetçi fiyatlarla gaza erişimimiz için önemli" şeklinde konuştu. "Günde 28 milyon metreküp ile 17 ilin kış aylarında ihtiyaç duyduğu gazı biz bu tesisimizden sağlamış oluyoruz" Türkiye’ye sıvılaştırılmış şekilde gemilerle gelen doğal gazın sistemde kullanılabilmesi için yeniden gazlaştırılması gerektiğini anlatan Bayraktar, Ertuğrul Gazi FSRU’nun bu işlevi yerine getirdiğini kaydetti. Ertuğrul Gazi’nin günde yaklaşık 28 milyon metreküp sıvılaştırılmış doğal gazı yeniden gaz fazına çevirdiğini ifade eden Bayraktar, "Günde 28 milyon metreküp ile Hatay, Osmaniye ve bu civardaki yaklaşık 17 ilin kış aylarında ihtiyaç duyduğu gazı biz bu tesisimizden, bu gemimizden sağlamış oluyoruz" dedi. Dörtyol FSRU Tesisini 8 yıl önce devreye aldıklarını belirten Bayraktar, 8 yılda yaklaşık 140 gemiden gemiye transfer gerçekleştirdiklerini kaydetti. Yeni tesisler yolda Bakan Bayraktar, gazlaştırma kapasitesi yatırımlarıyla ilgili iki yeni haberi de duyurdu. Bakan Bayraktar, "Önümüzdeki süreçte bu tesisin yanında bir tane daha 28 milyon metreküplük gazlaştırma yapacak yeni bir FSRU’nun planlaması ve çalışması içerisindeyiz. En kısa zamanda mühendislik çalışmasını bitirip BOTAŞ aracılığıyla buradaki kapasiteyi iki katına çıkaracağız. Yine Akdeniz’de bir başka FSRU planımız var; Dörtyol’daki kapasite yeni bir FSRU ile iki katına çıkacak, buraya yeni bir tesis daha yapıyoruz. Akdeniz’de Gazipaşa-Anamur arasındaki bir lokasyonda da yeni bir FSRU ile artık çok daha güçlü bir şekilde doğal gaz altyapımızı hazır hale getireceğiz" ifadelerinde bulundu. "Günlük 200 milyon metreküplük bir gazı gemilerle alır hale geleceğiz" Türkiye’nin toplam gazlaştırma kapasitesinin 160 milyon metreküp olduğunu ifade eden Bayraktar, "Önümüzdeki iki yılda, ülke olarak ihtiyaç duyduğumuz gazın neredeyse yarısını sıvılaştırılmış şekilde karşılama hedefini biraz daha ileri götüreceğiz ve günlük 200 milyon metreküplük bir gazı gemilerle alır hale geleceğiz" şeklinde konuştu.
Adana Sanayi Odası Başkanı Kıvanç: "Rekabet kuralları her gün yeniden yazılıyor"
01 Şubat 2026 Pazar - 10:42 Adana Sanayi Odası Başkanı Kıvanç: "Rekabet kuralları her gün yeniden yazılıyor" Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, "Küresel ticaret artık kabuk değiştiriyor. Özellikle ABD seçimleri sonrası gümrük vergileri stratejik bir politika aracı olarak kullanılmaya başlandı. Rekabetin kuralları her gün yeniden yazılıyor. Biz sanayiciler için üretim bandındaki verimlilik ne kadar önemliyse, ürettiğimiz malın gümrük kapılarından geçerken sahip olduğu kimlik, yani ’menşe’ kavramı da o kadar hayati önem taşıyor" dedi. Ticaret Bakanlığı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) iş birliğiyle, Adana Sanayi Odası (ADASO) ev sahipliğinde düzenlenen "Pan Avrupa Akdeniz Tercihli Menşe Kuralları Eğitimi" iş dünyasının katılımıyla gerçekleştirildi. "Küresel ticaret artık sadece mal üretmekten ibaret değil" Toplantının açılışında konuşan Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, küresel ticaretin artık sadece mal üretip satmaktan ibaret olmadığına dikkat çekti. ABD ve AB eksenli gelişmelere vurgu yapan Kıvanç, Türk sanayicisini bekleyen yeni dönemi şu sözlerle özetledi: "Bildiğiniz üzere küresel ticaret artık kabuk değiştiriyor. Özellikle ABD seçimleri sonrası gümrük vergileri stratejik bir politika aracı olarak kullanılmaya başlandı. Rekabetin kuralları her gün yeniden yazılıyor. Biz sanayiciler için üretim bandındaki verimlilik ne kadar önemliyse, ürettiğimiz malın gümrük kapılarından geçerken sahip olduğu kimlik, yani ’menşe’ kavramı da o kadar hayati önem taşıyor. Yeni kurallar, malların AB’ye imtiyazlı giriş vizesi, yani bir nevi ticari Schengen’idir." AB’nin Mercosur ve Hindistan ile imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşmaları’nın (STA) Türk sanayisi için tehdit oluşturduğuna da değinen Kıvanç, "Bu anlaşmalar, AB pazarındaki imtiyazlı konumumuzu erozyona uğratabilir. Türk sanayisi için Gümrük Birliği’nin revize edilmesi artık önemli bir zorunluluk halini almıştır" diye konuştu.