EKONOMİ
Besler, İnovasyon ve Ar-Ge Stratejileriyle 2025’te sürdürülebilir büyümesini güçlendirdi 11 Mart 2026 Çarşamba - 23:27:57 Dondurulmuş gıda, donuk fırıncılık, konserve ve yağ sektörlerindeki güçlü markalarıyla gıda sektörünün dönüşümüne öncülük eden Besler, 2025 yılında konsolide cirosunu Kamu Aydınlatma Platformu’na bildirdi. Yapılan bildiride, 2025 konsolide cirosu 32,5 milyar TL, brüt karı ise 8 milyar TL oldu. Dondurulmuş gıda, donuk fırıncılık, konserve ve yağ sektörlerindeki güçlü markalarıyla gıda sektörünün dönüşümüne öncü markalardan Besler, 2025 yılı finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirdi. Besler, 16 kategoride 1250 ürün ve 55 markasıyla faaliyet gösterirken, perakende ürünleriyle Türkiye’de yılda yaklaşık 21 milyon hanede 64 milyon tabakta yer alıyor. 2025 yılı brüt karı yüzde 3,6 artışla 8 milyar TL’ye, cirosu 32,5 milyar TL’ye ulaşırken, Faiz Amortisman Öncesi Kar (FAVÖK) marjı da bir önceki yıla göre 0,5 puan artışla yüzde 13,3 seviyesine yükseldi. Aynı dönemde şirket 2,9 milyar TL ihracat geliri elde etti. Perakende kanalında dondurulmuş gıdada SuperFresh markasıyla yüzde 36, margarin pazarında ise Bizim Yağ ve Terem başta olmak üzere öncü markalarıyla toplam yüzde 67,5 pazar payına ulaşan Besler, her iki iş kolundaki güçlü liderliğini sürdürdü. İnovasyon, sürdürülebilir büyümenin itici gücü oldu Gıda sektöründe Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı ilk yağ ve dondurulmuş gıda Ar-Ge merkezlerine sahip şirket olan Besler, 2025 yılında 90,7 milyon TL Ar-Ge ve inovasyon yatırımı gerçekleştirdi. Şirket, dondurulmuş gıda, konserve, yağ ve donuk fırıncılık kategorilerinde 50 yeni ürün tanıtım ve yeniden tanıtımla inovasyon gücünü büyümeye dönüştürdü. Dondurulmuş gıda kategorisinin lider markası SuperFresh, pizza kategorisindeki varlığını premium ürünü Pizza Artizan ile güçlendirirke, hazır yemek kategorisine lazanya ve ton balıklı salata çeşitleriyle giriş yaptı. SuperFresh’in 2025 yılında perakende cirosundaki büyümesinin yüzde 29’u son iki yılda pazara sunduğu yenilikçi ürünlerden geldi. Yağ iş biriminde ise Besler, ilk sürülebilir peynir formatındaki ürünleri Ülker Sürmix markasıyla pazara sundu. 2025 yılında 30’uncu yaşını kutlayan Bizim Yağ, krema ve sıvı yağ kategorilerine giriş yaparak portföyünü genişletti. Güçlü iletişim, satış performansı ve dijital liderliğe katkı sağladı Besler, 2025 yılında lider markalarıyla büyümesini sürdürürken; iletişim, inovasyon ve ulaşılabilirlik odağındaki pazarlama stratejileriyle sektörde fark oluşturdu. Dondurulmuş gıda kategorisinin lideri SuperFresh, "Dolapta Ne Var?" kampanya döneminde yüzde 40’a varan satış artışı elde etti. Marka, tüketiciyle kurduğu güçlü bağ ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımı sayesinde ikinci kez "Türkiye’nin En Sevilen Dondurulmuş Gıda Markası" seçildi. Markanın tarım alanında kadın çiftçilere fırsat eşitliği sunan "Tarımın Kadın Yıldızları" projesinin ürünü Ege’den Hasat Bezelye, tanıtım döneminde Michelin tavsiyeli bir restoranın menüsünde yer aldı. 2025 yılında 30’uncu yılını kutlayan Bizim Yağ’ın "Hamur Bizim İşimiz" YouTube kanalı, 1,6 milyonu aşan abone sayısıyla Türkiye’nin en yüksek takipçisi, dünyanın ise ikinci en büyük markalı yemek kanallarından biri oldu. Besler, tarımın dijital ve sürdürülebilir dönüşümünde de öncü Türkiye’nin en büyük tarımsal ham madde tedarikçilerinden biri olan Besler, 2025 yılında da çiftçilerle kurduğu güçlü iş birlikleriyle sorumlu tarım uygulamalarını geliştirmeye devam etti. SuperFresh’in en önemli ham maddelerinden patatesin sürdürülebilirliği amacıyla AB ve TÜBİTAK iş birliğiyle yürütülen yapay zekâ destekli SAFER (Smart Agriculture Fields in the European Region) projesi, Avrupa’nın en büyük gıda inovasyon topluluğu EIT Food’dan 2,8 milyon Euro hibe aldı. Tarımda fırsat eşitliğini destekleyen Tarımın Kadın Yıldızları projesi de genişleyerek, Besler’in sözleşmeli üretim modelindeki kadın çiftçi oranını yüzde 27’ye çıkardı. "Gıda sektörünün sürdürülebilir dönüşümünde öncü rol üstleniyoruz" 2025 yılı performansına ilişkin şu değerlendirmelerde bulunan Besler CEO’su Mert Altınkılınç, "Besler olarak 2025 yılını güçlü bir finansal performans ve stratejik hedeflerimizle uyumlu bir büyümeyle tamamladık. Sürdürülebilir gıdanın geleceğini şekillendirme vizyonumuz doğrultusunda inovasyon odağımızı daha da güçlendirdik. Çevik iş yapma modelimiz ve dinamik organizasyon yapımız sayesinde değişen koşullara hızla uyum sağlarken; lider markalarımızla kategorilerimizdeki öncü konumumuzu pekiştiriyoruz. Tarladan tabağa uzanan değer zincirinde ekosistemi dönüştüren bir rol üstlenmeye devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de güçlü finansal yapımız, Ar-Ge yatırımlarımız ve sürdürülebilirlik yaklaşımımızla sektöre yön veren, geleceği bugünden inşa eden bir şirket olma kararlılığımızı sürdüreceğiz" dedi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 21:21 Köprübaşı çileği altın sezonunu yaşıyor Manisa’nın tescilli Köprübaşı çileği, dört mevsim süren hasadıyla hem üreticinin yüzünü güldürüyor hem de ilçe ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Manisa’nın en küçük ilçesi Köprübaşı’nda coğrafi işaretli çileğin üretimi dört mevsim aralıksız devam ediyor. Tadı, aroması ve kalitesiyle dikkat çeken tescilli Köprübaşı çileğinin mart ayında kilosu 200 liradan alıcı bulması ise üreticinin yüzünü güldürdü. Tarlaya gelen bazı alıcıların çilekleri kendilerinin toplaması ise dikkat çekti. İlçede yaklaşık 4 bin dekar alanda yetiştirilen Köprübaşı çileği, yaz ve kış aylarının ardından bahar ayında da hasat edilmeye devam ediyor. Büyük emekle toplanan çilekler, Manisa’nın yanı sıra çevre il ve ilçelerdeki pazarlarda tüketiciyle buluşuyor. Mart ayında da üretimini sürdüren çilek üreticisi Selçuk Kayacan, örtü altında 6 dekar, açık alanda ise 4 dekar olmak üzere toplam 10 dekarda üretim yaptığını belirtti. Kayacan, Köprübaşı çileğinin hem açık arazide hem de sera altında yetiştirilebildiğini ifade ederek, fiyatların üreticiyi memnun ettiğini söyledi. Çileğin kilosunun 200 liradan başladığını dile getiren Kayacan, "Toptancıların ilgisi güzel. Hatta bazı alıcılar tarlaya gelip çileği kendileri topluyor. Yüzümüz gülüyor, cebimiz para görüyor. İlçemizde dört mevsim çilek hasadı yapılabiliyor. Köprübaşı çileği artık markalaşmış bir ürün" dedi. Kayacan ayrıca Köprübaşı çileğinin Türk Patent ve Marka Kurumu’nca coğrafi işaret belgesiyle tescillendiğini hatırlatarak, ürünün yıl boyunca aranır hale geldiğini vurguladı. Köprübaşı’nda yaklaşık 500 üreticinin 4 bin dekarlık alanda çilek yetiştirdiği öğrenilirken, kış sezonunda üretimi artırmak için tünel sera çalışmalarının sürekli artarak devam ettiği bildirildi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 17:20 GTB başkanlarından "12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u anma günü" mesajı Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu ve Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, İstiklal Marşı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından kabul edilişinin 105. yıl dönümü yıl dönümü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü dolayısıyla mesaj yayımladı. GTB Başkanları yayımladıkları mesajda, İstiklal Marşı’nın Türk milletinin bağımsızlık azmini, iman gücünü ve vatan sevgisini en güçlü şekilde yansıtan milli iradenin simgesi olduğunu belirtti. İstiklal Marşı’nın sadece bir marş değil, aynı zamanda milletimizin ortak hafızasını ve bağımsızlık ruhunu yansıtan bir milli mutabakat metni olduğunu vurgulayan GTB başkanları, "Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un kaleminden dökülen İstiklal Marşımız, aziz milletimizin bağımsızlık uğruna verdiği destansı mücadelenin en güçlü sembollerinden biridir. ‘Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım’ dizelerinde anlamını bulan bu ruh; tarih boyunca esareti kabul etmeyen, özgürlüğünü her şeyin üzerinde tutan bir milletin iradesini ve karakterini ortaya koymaktadır. Milletimizin bağımsızlığı için büyük fedakârlıklar verdiği Millî Mücadele yıllarında kaleme alınan İstiklal Marşı, yalnızca cephede savaşan kahraman ecdadımıza moral ve güç veren bir eser olmakla kalmamış, aynı zamanda milletimizin ortak vicdanını ve sarsılmaz inancını da kelimelere dökmüştür. Bu yönüyle İstiklal Marşı; bağımsızlığımızın, birlik ve beraberliğimizin en güçlü sembollerinden biri olarak bugün de aynı heyecan ve aynı gururla okunmaktadır. ‘Korkma’ hitabıyla başlayan ve milletimizin özgürlük inancını ebediyete taşıyan İstiklal Marşı, sadece geçmişimizin değil, aynı zamanda geleceğimizin de en güçlü ilham kaynaklarından biridir. Bu eşsiz eser, milletimizin karakterini, imanını ve vatan sevgisini en güçlü şekilde yansıtan bir milli miras olarak daima yaşayacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle, İstiklal Marşı’mızın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilişinin yıl dönümünü gururla kutluyor; başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u ve bağımsızlık mücadelemizin tüm kahramanlarını rahmet, minnet ve şükranla yad ediyoruz" ifadelerine yer verdi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 16:20 Çarşamba’da istiridye mantarı üretimi artıyor Samsun’un Çarşamba ilçesinde istiridye mantarı üretimi her geçen gün artarken, düzenlenen hasat etkinliği üretimin ve kırsal kalkınmanın önemini bir kez daha ortaya koydu. Samsun’un Çarşamba ilçesinde istiridye mantarı üretimi gelişerek devam ediyor. Çarşamba’da üretim yapan Mürsel Aksar’a ait mantar işletmesinde düzenlenen istiridye mantarı hasat etkinliği, üretimin ve kırsal kalkınmanın önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Söz konusu işletme, 2021 yılında Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından sağlanan 480 bin TL hibe desteği ile kuruldu. Son teknolojiye sahip 7 üretim odası bulunan işletme, yıllık 84 ton üretim kapasitesine ulaştı. Öte yandan işletmede yer alan yıllık 11 bin ton kapasiteli istiridye mantarı kompost üretim tesisi, üreticinin kendi ihtiyacını karşılamanın yanı sıra bölgedeki diğer üreticilerin kompost ihtiyacına da katkı sağlıyor. Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada ise mantar üretiminin artırılması, alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması ve kırsal kalkınmanın desteklenmesi amacıyla üreticilere verilen desteklerin devam edeceği belirtildi. Açıklamada, üretim yapan ve bölge ekonomisine katkı sağlayan üreticilere teşekkür edilerek bereketli hasatlar dilendi. Yetkililer, istiridye mantarı üretiminin bölgede önemli bir alternatif gelir kaynağı olmaya devam ettiğini vurguladı.
Çöpten gelen enerji: Bu tesiste yılda 5 milyon kilovat elektrik üretiliyor
01 Şubat 2026 Pazar - 09:46 Çöpten gelen enerji: Bu tesiste yılda 5 milyon kilovat elektrik üretiliyor Kırıkkale’de faaliyet gösteren katı atık tesisinde evsel atıklar elektriğe dönüştürülüyor. Yılda üretilen 5 milyon kilovat elektrikle bin 500 evin enerji ihtiyacı karşılanıyor. Kırıkkale’de katı atık tesisine getirilen evsel atıklar, çevreye zarar vermeden bertaraf ediliyor. Çöpten elektrik üretilerek hem çevre kirliliğinin önüne geçiliyor hem de enerji üretimiyle ekonomiye katkı sağlanıyor. Tesiste yılda yaklaşık 65 bin ton evsel atık işlenerek elektrik enerjisine dönüştürülüyor. Üretilen 5 milyon kilovat elektrikle bin 500 evin yıllık enerji ihtiyacı karşılanıyor. Atıklardan oluşan metan gazının enerjiye dönüştürülmesiyle sera gazı salınımının azaltılması amaçlanıyor. Kırıkkale Belediye Başkanı Ahmet Önal, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, katı atıkların tesiste bertaraf edilerek metan gazından elektrik üretildiğini söyleyerek, "Kırıkkale’de topladığımız katı atıkları bu tesisimizde bertaraf ediyoruz. Geçtiğimiz yıl Kırıkkale’de 65 bin ton evsel atığı bertaraf ettik. Bu atıklardan oluşan metan gazından elektrik enerjisi elde ediyoruz. Böylece yaklaşık bin 500 evin enerji ihtiyacını karşılamış oluyoruz" dedi. Elektrik Santrali Tesis Müdürü Cafer Narin, çöplerin yaklaşık 3 ay içinde çürüyerek metan gazı oluşturduğunu, bu gazla çalışan motorlarla üretilen elektriğin enterkonnekte sisteme verildiğini belirterek, "Santralimizde metan gazıyla çalışan motorlarımız bulunuyor. Bu motorlar elektrik üretimi yapıyor. Üretilen elektriği anlık olarak enterkonnekte sisteme veriyoruz. Yılda ortalama 5 milyon kilovat elektrik üretiyoruz" diye konuştu. Katı Atık Yönetimi Belediyeler Birliği Müdürü Hacer Şeran, atıkların kontrollü şekilde depolanmasıyla çevre kirliliğinin önlendiğini, metan gazından enerji üretilerek sera gazı salınımının azaltıldığını ifade etti. Şeran, "Yer altı ve yer üstü su kaynaklarını korumaktayız. Çöpün parçalanmasıyla oluşan metan gazını elektrik enerjisine çevirerek karbon ayak izinin ve sera gazı salınımının düşürülmesine katkı sağlamaktayız" şeklinde konuştu. Öte yandan, çöp depolama sahası, yiyecek arayışıyla bölgeye gelen çeşitli kuş türlerine de ev sahipliği yapıyor.
Görgün: "2026’da Kızıl Elma’nın ilk teslimatına başlayacağız"
01 Şubat 2026 Pazar - 09:09 Görgün: "2026’da Kızıl Elma’nın ilk teslimatına başlayacağız" Antalya’da düzenlenen 5’inci Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı kapsamında gerçekleştirilen "2025 Yılı Gerçekleşmeler ve 2026 Yılı Hedefler Basın Buluşması"nda konuşan Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, 2025 ihracat performansını ve 2026 hedeflerini değerlendirdi. Görgün, 2026 yılına ilişkin en kritik eşiğin havacılık ve insansız sistemlerde olduğunu vurgulayarak, "2026 yılında Kızıl Elma insansız savaş uçağının ilk teslimatını son kullanıcılarımıza teslim etmeye başlayacağız" dedi. Antalya’nın Serik ilçesindeki Belek Turizm Merkezi’nde düzenlenen basın buluşmasına, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün ile savunma sanayiinin önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticileri katıldı. Toplantıda 2025 yılı performansı ve 2026 yol haritası ele alındı. Görgün, ihracatı bir satış kalemi olarak görmediklerine dikkat çekerek, "Bizim için ihracat; stratejik etki, sürdürülebilir üretim ve jeopolitik dayanıklılık anlamına geliyor. Savunma sanayi ihracatına bu perspektifle bakıyor ve tüm planlamamızı buna göre yapıyoruz" ifadelerini kullandı. "10 milyar dolar ihracat, 18 milyar dolar yeni sözleşme" 2025 yılı ihracat verilerini değerlendiren Görgün, ulaşılan seviyenin tarihi bir eşik olduğuna işaret etti. Son 20 yılda savunma sanayiinde yaşanan dönüşüme dikkat çeken Görgün, şunları söyledi: "10 milyar doların üzerindeki ihracat gerçekten çok önemli bir rakam. Yirmi yıl önce 250 milyon dolar seviyesinde olan bir ihracattan bugün bu noktaya gelmek, yaklaşık kırk katlık bir büyümeyi ifade ediyor. Bununla birlikte, 2025 yılında şirketlerimizin yaklaşık 18 milyar dolarlık yeni sözleşme imzalaması da sektörün sürdürülebilirliği açısından son derece kıymetlidir." "Ekosistem yönetimi" 2025 yılında sanayileşmeyi "ekosistem yönetimi" yaklaşımıyla ele aldıklarını belirten Görgün, tedarik zincirinin tamamına yayılan bir yapı oluşturduklarını söyledi. Yan sanayi ve KOBİ’lerin bu yapıdaki rolüne dikkat çeken Görgün, "Başkanlığımız yalnızca tedarik süreçlerini yönetmez; stratejik yönlendirme, kapasite geliştirme ve teknoloji transferini birlikte yürütür. Bu nedenle sözleşme bedellerinin en az yüzde 21’inin yan sanayi ve KOBİ’lere verilmesini zorunlu kılıyoruz. Ayrıca bu işlerin en az yüzde 70’inin EYDEP sertifikalı firmalar tarafından yapılmasını esas alıyoruz" diye konuştu. "22 adet Hürkuş teslimatını tamamlamayı planlıyoruz" 2026 yılı hedeflerinde havacılık ve insansız sistemlerin öne çıktığını belirten Görgün, Kızıl Elma, KAAN ve TB3 projelerine ilişkin takvimi paylaştı. Görgün, şu değerlendirmelerde bulundu: "2026 yılında Kızıl Elma insansız savaş uçağının ilk teslimatlarını son kullanıcılarımıza yapmayı hedefliyoruz. KAAN projesinde geliştirme ve prototip aşamalarına ilişkin sözleşmeleri daha önce imzalamıştık; bu kapsamda altı prototipin üretilmesine yönelik sürecimiz devam ediyor. Bu yıl içerisinde Savunma Sanayii İcra Kurulu’nda KAAN’ın seri üretimine ilişkin kararların alınmasını bekliyoruz ve çalışmalarımızı bu doğrultuda sürdürüyoruz. Gemiden kalkış ve iniş kabiliyetine sahip TB3 insansız hava araçlarımız, TCG Anadolu ile birlikte uluslararası tatbikatlara katılmaya başladı. TB3’ün, yapay zekâ yetenekleriyle desteklenen yapısı sayesinde hem ulusal hem de uluslararası görevlerde öne çıkacağını değerlendiriyoruz. Aynı şekilde TB2 platformunda da yapay zekâ destekli yeni kabiliyetler üzerinde çalışmalarımız devam ediyor. Gökbey helikopterimizde TS1400 turboşaft motorunun platform üzerindeki testlerini sürdüreceğiz. Hürkuş eğitim uçağımızın teslimatları bu yıl başlıyor; kullanıcılarımıza ilk uçakları teslim edeceğiz ve toplamda 22 adet Hürkuş teslimatını tamamlamayı planlıyoruz. KAAN’ın özgün motoru kapsamında ise 2026 yılı içerisinde PDR süreçlerini tamamlamayı ve CDR sözleşmesini imzalamayı hedefliyoruz." Deniz ve denizaltı platformları: AKYA, MİDLAS, Murat Reis Stratejik sistemlerde deniz ve denizaltı kabiliyetlerinin 2026 hedeflerinde önemli yer tuttuğunu vurgulayan Görgün, seri üretim ve teslimat sürecine girilecek projeleri şöyle anlattı: "Stratejik sistemlerde 2026 yılı hedeflerimiz, caydırıcılığı artıran kabiliyetlerde yüksek adetli teslimatların gerçekleştirilmesi ve kritik eşiklerin tamamlanması üzerine odaklanıyor. Seri üretim süreçlerine giren ürünlerimizin, daha önce imzalanan sözleşmeler kapsamında ordumuza teslimatları hız kazanacak; Roketsan başta olmak üzere ilgili şirketlerimiz bu teslimatları sözleşme takvimlerinden önce gerçekleştirmek üzere gerekli altyapı çalışmalarını yürütüyor. Bu altyapıların bir bölümü hâlihazırda faaliyete geçmiş durumda, kalan kısmının da bu yıl içerisinde tamamlanmasını öngörüyoruz. Hava savunma ve füze sistemleri projeleri kapsamında yüksek adetli teslimatlar yapılacak; bu süreçte Makine ve Kimya Endüstrisi de üretim kabiliyetleriyle önemli bir rol üstlenecek. Önemli seri üretim başlangıçlarımızdan biri olan AKYA torpidosunda 2026 yılı itibarıyla seri üretim sürecine fiilen geçilmiş olacak. Deniz ve denizaltı platformlarımız için kritik bir güç çarpanı olan torpido sistemlerinde, testleri tamamlanan ürünlerin seri üretime alındığı bir yıl yaşayacağız. Muharip gemilerimizde MİDLAS entegrasyonunu tamamlayarak bu kabiliyeti envantere kazandıracağız. Bunun yanı sıra, ihracat lisansına sahip farklı silah ve mühimmat sistemlerinin yerli ve milli olarak geliştirilmesine yönelik sözleşmeleri imzalayacağız. Geniş bir kalibre yelpazesinde yürüttüğümüz çalışmaların bir bölümü tamamlandı, kalan kısmında ise yerlileştirme süreçleri devam ediyor; prototip ve ön geliştirme aşamalarını tamamlayan projelerimizi seri üretime geçireceğiz. 2026 yılı, aynı zamanda yüksek güçlü lazer sistemlerine sahip ülkeler arasına katılacağımız bir dönem olacak. Bulut programı da bu hedefler arasında önemli bir yer tutuyor; tasarım çalışmalarını tamamlayarak pilot uygulamayı belirleyecek ve ilk merkezde bulut altyapısını faaliyete geçireceğiz." Radar ve elektronik harp Radar ve elektronik harp kabiliyetlerine ilişkin 2026 hedeflerini de paylaşan Görgün, yüksek adetli teslimatlara vurgu yaparak, "Katmanlı hava savunma konsepti kapsamında, ALP radarları serisinden 100G ve 300G radarlar ile erken ihbar radarlarımızı en az ikişer adet olmak üzere bu yıl envantere kazandırmayı planlıyoruz. ASELSAN, bu projelerde sözleşme sürecini beklemeden stoka üretim yaklaşımıyla faaliyetlerini sürdürüyor. Elektronik harp alanında ise KORAL Harp Sistemi’nin gelişmiş versiyonu olan KORAL 200’ü bu yıl envantere dahil edeceğiz. Elektronik harp ve taarruz sistemlerimizden İLGAR’ın ikinci versiyonunun teslimatlarını tamamlayacağız. Kara sistemleri tarafında, seri üretim kapsamında çift haneli sayılarda tank üretimini gerçekleştirerek bu yıl Kara Kuvvetlerimize teslim edeceğiz. Ayrıca farklı konfigürasyonlara sahip orta sınıf insansız kara araçlarını envantere kazandıracak yeni projeleri de başlatacağız. Deniz Kuvvetlerimiz için Murat Reis denizaltısı envantere girecek; TCG 18 Mart denizaltısının modernizasyon süreci bu yıl tamamlanacak. Yerli füze ve radar sensörlerine sahip altıncı gemimiz TCG İzmir de bu kapsamda hizmete alınacak" şeklinde konuştu. Uzay, askeri 5G-6G ve ağ merkezli harp Uzay tabanlı kabiliyetler ile askeri haberleşmenin 2026 hedeflerinde belirleyici olduğunu belirten Görgün, Gökbağı projesine dikkat çekti. Görgün, "Yakın yörünge uydularında askeri 5G ve 6G haberleşme altyapısını hedefleyen Gökbağı projesini 2026 yılında başlatacağız. Bu proje, ağ merkezli harp, platformlar arası veri paylaşımı ve gerçek zamanlı komuta-kontrol açısından kritik öneme sahip. Uzay, savunma sanayiinde artık tamamlayıcı değil, ana bileşen haline gelmiştir" dedi. Kara sistemleri ve amfibi kabiliyetler Kara ve amfibi unsurlara ilişkin hedefleri de açıklayan Görgün, yeni platformların envantere gireceğini belirterek, "Farklı konfigürasyonlarda orta sınıf insansız kara araçlarını envantere kazandıracak projeleri başlatacağız. Seri üretim kapsamında tank üretimlerini hızlandırarak Kara Kuvvetlerimize teslim edeceğiz. Amfibi harekât için 4 adet LCT’yi Deniz Kuvvetlerimize, 70 botu da Kara Kuvvetlerimize teslim edeceğiz" ifadelerini kullandı. Kuantum, lazer ve bulut programı Ar-Ge yönetimi kapsamında ileri teknoloji başlıklarına da değinen Görgün, 2026 yılında bu alanlarda önemli adımlar atılacağını söyleyerek, "Kuantum teknolojilerinde süperiletken kuantum işlemci birimi QPU geliştirme projesini başlatıyoruz. Yüksek güçlü lazer sistemlerine sahip ülkeler sınıfına giriş yapacağımız sözleşmeleri imzalayacağız. Bulut programında ise tasarım çalışmaları tamamlanacak ve pilot merkezde altyapı faaliyete geçecek" dedi. Roketsan: "750 milyon doların üzerinde ihracat gerçekleştirdik" Basın buluşmasında ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de 2025 performansına ve küresel büyüme stratejisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sektör ihracatının 10 milyar doları aşmasının önemli bir eşik olduğunu vurgulayan İkinci, Roketsan’ın bu tabloya güçlü katkı sağladığını belirtti. İkinci, "10 milyar doları geçmiş bir sektör ihracatı var ve bu ihracata büyük oranda katkı sağlayan Roketsan, 750 milyon doların üzerinde ihracat gerçekleştirdi. 2025 yılı bizim için çok ciddi başarılar elde ettiğimiz bir yıl oldu; mevcut sipariş miktarımızı iki katına çıkardık. Hem ihracat hem de yeni sözleşmelerle proje büyüklüğümüz iki katına çıktı; yılı yüzde 55’in üzerinde artışla kapattık ve büyümemiz dolar bazında yüzde 50’nin üzerinde devam ediyor" dedi. İkinci, seri üretime geçen yeni ürünlerle birlikte teslimatların sürdüğünü, Ar-Ge ve test faaliyetlerinin de yoğun biçimde devam ettiğini belirterek, "AKATA ve Tayfun gibi yeni ürünlerin seri üretimlerine 2025 yılı içerisinde başladık; bu yıl da teslimatlar sürecek. Bununla birlikte yeni ürünlerimizin geliştirme faaliyetlerini de eş zamanlı yürütüyoruz. 2025 yılı boyunca 850 gün test gerçekleştirdik; ekiplerimizin sahada farklı testleri eş zamanlı yürüttüğü, son derece yoğun bir yılı geride bıraktık" ifadelerini kullandı. Küresel pazarlarda büyüme hedefinin altını çizen İkinci, uluslararası iş birliklerinin önemine dikkat çekerek, "Roketsan olarak en büyük stratejimiz globalde ve yurt dışında büyümek. Bu kapsamda birçok uluslararası şirketle iş birlikleri kurarak üretimlere başladık; bu üretimler müşteri portföyümüzü hızla genişletiyor. Ürünlerimiz Uzak Doğu’dan Amerika kıtasına kadar 40’tan fazla ülkede kullanılıyor; bazı bölgelerde üretim faaliyetleri de başlamış durumda. Orta Doğu, Afrika ve Uzak Doğu’da Avrupa ile birlikte hızlı bir büyüme potansiyeli yakalamış durumdayız" diye konuştu. MUGEM, TCG Anadolu’nun 3 katı büyüklüğünde Milli uçak gemisi projesi MUGEM’e ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Haluk Görgün, Türkiye’nin mevcut bayrak gemisi TCG Anadolu ile karşılaştırmalı değerlendirmede bulundu. Görgün, MUGEM’in ölçek ve kabiliyet açısından çok daha ileri bir platform olacağını belirterek, "Şu anda Türkiye’nin bayrak gemisi olan TCG Anadolu’nun yaklaşık üç katı büyüklüğünde, 60 bin tonluk bir geminin inşa edilmesini planlıyoruz" dedi. Projenin kurumlar arası eş güdümle yürütüldüğünü vurgulayan Görgün, "Savunma Sanayii Başkanlığımız, İstanbul Tersane Komutanlığımız ve Deniz Kuvvetleri Komutanımızın bizzat proje yönetiminde sorumluluk aldığı, son derece önem verdiğimiz platformlardan bir tanesidir. Denizcilik, askerî denizcilik ve tersanecilik alanlarında kabiliyeti bulunan, katkı sunabilecek tüm üreticilerle birlikte bu platformu mümkün olan en kısa sürede tamamlayarak donanmamıza teslim etmeyi hedefliyoruz" dedi.
Altında sert dalgalanma
01 Şubat 2026 Pazar - 09:08 Altında sert dalgalanma Küresel piyasalarda cuma günü altın fiyatları son yılların en sert düşüşlerinden birini yaşadı. Uzun süredir rekor seviyelerde işlem gören ons altın, yoğun satışlarla karşılaşarak yaklaşık yüzde 11 oranında geriledi. Süreci değerlendiren DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, "Bu bir kriz değil, bu bir temizliktir. Altının hikayesi bitmedi, sadece kısa vadeli oyuncular masadan kalktı" dedi. Ocak ayı boyunca yükseliş trendinde olan ons altın, aybaşında 4 bin 400 dolar seviyelerinden başladığı yükselişini 29 Ocak Perşembe günü yaklaşık 5 bin 523 dolara kadar taşıdı. Ancak cuma günü yönünü aşağı çeviren altın, sert satışlarla 4 bin 886 dolar seviyelerine kadar düştü. Piyasalarda oluşan ilk algı, "Altın çöküyor mu?" sorusunu gündeme getirse de uzmanlar, yaşanan hareketin panikten ziyade büyük oyuncuların pozisyon değişimi olduğunu belirtiyor. DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş ise cuma günü yaşanan süreci değerlendirerek yaşanan düşüşün bir kriz olmadığını, altının hikayesinin bitmediğini ve sadece kısa vadeli yatırımcıların piyasadan çekildiğini kaydetti. "Altının hikayesi bitmedi, sadece kısa vadeli oyuncular masadan kalktı" DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, cuma günü yaşanan süreci değerlendirerek, "Bu bir kriz değil, bu bir temizliktir. Altının hikayesi bitmedi, sadece kısa vadeli oyuncular masadan kalktı. Altın ons fiyatındaki sert düşüşün kaynağı küçük yatırımcılar ya da fiziki altın piyasası değil. Satışlar ağırlıklı olarak üç ana gruptan geldi. Uzun süredir altın taşıyan ve ciddi kar elde eden fonlar, zirve seviyelerde ‘karı cebe koyma’ refleksiyle satış yaptı. Altını fiziken değil, kontrat üzerinden alan profesyonel Trader’lar pozisyonlarını kapattı. Bu satışlar genelde hızlı ve toplu olur. Borçla altın alan bazı oyuncular, fiyat düşünce sistem tarafından otomatik olarak satışa zorlandı. Yani bu satışların önemli bir bölümü isteyerek değil, mecburen gerçekleşti. Altın düşerken satanlar altına inanmayanlar değil, altınla en çok para kazanmış olanlardır. Bu satışların arkasında tek bir sebep yok, aynı anda devreye giren üç temel dinamik var. İlki altın aşırı yükselmişti, uzun soluklu bir ralli sonrası büyük oyuncular için doğal bir düzeltme kaçınılmazdı. İkinci, ABD tarafında faiz ve dolar beklentileri kısa vadede değişti. Bu durum, fonları geçici olarak nakitte kalmaya yöneltti. Üçüncü, teknik seviyelerin kırılması algoritmaları devreye soktu. Belirli fiyatların altına inilmesiyle otomatik satışlar zincirleme etki oluşturdu ve ABD Başkanı Donald Trump’ın, Federal Reserve (Fed) Başkanı Jerome Powell’ın yerine yeni bir aday göstereceği veya göstermeyi düşündüğü iddiası, piyasalarda ciddi bir etki oluşturdu. Bazen piyasada haber fiyatı değil, fiyat haberi oluşturur. Cuma günü olan tam olarak buydu" dedi. "Altın, ‘hikayesi bozulan’ değil, ‘fiyatı soğuyan’ bir varlık konumunda" Cuma günün yaşanan dalgalanma ilişkin altının yanı sıra gümüşte de değişiklik olduğunu belirten Kitiş, "Cuma günü yalnızca altın değil, gümüş ons fiyatı da çok daha sert bir satışla karşılaştı. Tarihi olarak gümüş, altına kıyasla daha oynak bir yapıya sahiptir ve bu tür düzeltmelerde genellikle altından daha hızlı ve daha derin hareket eder. Bu satışlarla birlikte altın-gümüş paritesi yukarı yönlü sıçradı. Bu da piyasaların, kısa vadede güvenli liman tercihini gümüşten ziyade altına kaydırdığını gösteriyor. Gümüş genelde rallinin öncüsüdür ama düzeltmenin bedelini daha ağır öder. Paritedeki bu hareket, altının yapısal gücünü hala koruduğunu net biçimde gösteriyor. Bu sert geri çekilme, orta ve uzun vadede altın için oyunun bittiğini değil, oyunun yeniden dengelendiğini işaret ediyor. Kısa vadede dalgalanma sürebilir. Ancak fiziki talep, merkez bankası alımları ve jeopolitik riskler masadan kalkmış değil. Altın, ‘hikayesi bozulan’ değil, ‘fiyatı soğuyan’ bir varlık konumunda. Altın, kısa vadeli dalgalanmalarda aceleci davrananları zorlar; uzun vadeli düşünenleri ise korur yani sabırlı yatırımcıyı ödüllendirir. Bugün yaşanan bir çöküş değil; güçlü ellerin zayıf ellerden pozisyon devraldığı klasik bir geçiş sürecidir" diye konuştu.
Karsan, sürdürülebilirlikte yönetim odaklı adımını ’B’ seviyesiyle tescilledi
31 Ocak 2026 Cumartesi - 13:40 Karsan, sürdürülebilirlikte yönetim odaklı adımını ’B’ seviyesiyle tescilledi Karsan, Karbon Saydamlık Projesi (CDP) kapsamında gerçekleştirilen İklim Değişikliği ve Su Raporlaması değerlendirmelerinde ’B’ notu alarak, iklim ve suyla ilgili riskleri yalnızca ölçmek ve raporlamakla kalmayıp, bu riskleri yönetim seviyesinde sistematik bir şekilde ele alan kurumsal yaklaşımını daha ileri bir olgunluk seviyesine taşıdı. Yeni nesil toplu ulaşımda dünyanın öncü markalarından Karsan, sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarıyla öne çıkıyor. Karbon Saydamlık Projesi (CDP) kapsamında gerçekleştirilen İklim Değişikliği ve Su Raporlaması değerlendirmelerinde şirket, ’C’ seviyesinden ’B’ seviyesine yükselerek iklim ve suyla ilgili riskleri yönetim seviyesinde ele alan kurumsal yaklaşımını daha ileri bir olgunluk seviyesine taşıdı. Yapılan açıklamay göre, CDP metodolojisine göre ’C’ seviyesi, şirketlerin iklim ve suyla ilgili risklerin farkında olduğunu ve bu alanlarda şeffaflık sağladığını ifade ederken; ’B’ seviyesi, bu risklerin artık somut yönetim süreçlerine dönüştürüldüğünü, üst yönetim tarafından ele alındığını ve kurumsal karar alma mekanizmalarına entegre edildiğini ortaya koyuyor. Karsan’ın ’C’den ’B’ye yükselmesi, sürdürülebilirliği operasyonel bir konu olmanın ötesine taşıyarak kurumsal yönetim anlayışının ayrılmaz bir parçası haline getirdiğini teyit ediyor. Sürdürülebilirlikte ölçümden yönetime geçişin güçlü göstergesi Açıklamaya göre şirket, toplu taşımada geleceğin mobilitesini şekillendirme vizyonuyla, sürdürülebilirliği iş süreçlerinin merkezine yerleştiriyor. Şirket, çevresel ve sosyal etkilerini ölçmenin ötesine geçerek, sürdürülebilirlik konularını stratejik yönetim ve karar alma süreçlerinin ayrılmaz bir parçası haline getiriyor. Bu yaklaşım, şirketin operasyonel faaliyetlerini yalnızca performans göstergeleriyle sınırlamadan, geleceğe dönük risk ve fırsatları proaktif biçimde yönetmesini sağlıyor. Karbon Saydamlık Projesi (CDP) kapsamında gerçekleştirilen İklim Değişikliği ve Su Raporlaması değerlendirmelerinde şirket, ’C’ seviyesinden ’B’ seviyesine yükselerek bu stratejik yaklaşımını uluslararası bir ölçekte teyit etti. B seviyesi, şirketlerin iklim ve suyla ilgili riskleri yalnızca raporlamakla kalmayıp, üst yönetim tarafından ele alındığını ve kurumsal karar mekanizmalarına entegre edildiğini gösteriyor. Bu başarı, Karsan’ın sürdürülebilirliği sadece çevresel bir yükümlülük olarak görmek yerine, kurumsal yönetim anlayışının temel bir unsuru haline getirdiğini ortaya koyuyor. Çevresel sürdürülebilirlik alanında Karsan, düşük ve sıfır emisyonlu çözümler geliştirmeye devam ediyor; ürünlerinin yaşam döngüsü boyunca enerji kullanımı, emisyonlar ve atık gibi çevresel etkilerini şeffaf ve ölçülebilir biçimde raporluyor. Sosyal sürdürülebilirlik alanında ise çalışan sağlığı ve güvenliği, kapsayıcılık, eğitim ve toplumsal katkı projeleri ile uzun vadeli değer oluşturmayı hedefliyor. Bu bütüncül yaklaşım, Karsan’ın sürdürülebilirliği operasyonel bir sorumluluk olmaktan çıkarıp, stratejik bir yönetim konusu olarak ele aldığının güçlü bir göstergesi. Şirket, sürdürülebilirlik hedeflerini somut projeler ve uluslararası standartlarla destekleyerek, toplu taşımada geleceğe dair vizyonunu adım adım hayata geçiriyor.
Mut’ta kayısının geleceği masaya yatırıldı
31 Ocak 2026 Cumartesi - 12:50 Mut’ta kayısının geleceği masaya yatırıldı Mersin’in Mut ilçesinin en önemli tarımsal ürünlerinden biri olan sofralık kayısının geleceği, tarladan sofraya izlenebilirlik sistemi odağında düzenlenen toplantıda ele alındı. Mersin İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından, kayısıda kalite ve güvenin artırılmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı düzenlendi. Mut Ziraat Odası Toplantı Salonunda gerçekleştirilen programa; Mut Kaymakamı Osman Çelikkol, İl Tarım ve Orman Müdürü Erdem Karadağ, konusunda uzman ziraat mühendisleri ile davetliler ve vatandaşlar katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Mersin İl Tarım ve Orman Müdürü Erdem Karadağ, Mersin’in tarımsal üretimde Türkiye’nin önde gelen illerinden biri olduğunu belirterek, "Mersin, meyve üretiminde Türkiye’de birinci, sebze üretiminde ise ikinci sırada yer alıyor. Toplam sebze ve meyve üretiminde ise ülke genelinde birinci sıradayız. Böyle bir üretim çeşitliliğine sahip başka bir il bulmak zor. Mut ilçemiz de mikroklima özelliği sayesinde özellikle zeytin ve kayısı üretiminde ön plana çıkıyor" dedi. Türkiye genelinde yıllık kayısı üretiminin yaklaşık 1 milyon 270 bin ton olduğunu ifade eden Karadağ, "Mersin olarak 160 bin ton kayısı üretiyoruz. Bu da Türkiye kayısı üretiminin yüzde 13’üne karşılık geliyor. Mersin’de üretilen kayısının yüzde 80’i ise Mut ilçemizde yetiştiriliyor. Yaklaşık 80 bin dekarlık alanda 130 bin ton üretim gerçekleştiriyoruz. Mut’un en önemli farkı, üretilen kayısının tamamının sofralık olmasıdır. Ayrıca önemli bir kısmı da ihracata gönderilmektedir. Geçtiğimiz yıl Türkiye genelinde 43 bin ton sofralık kayısı ihraç edilirken, bunun 28 bin tonunu Mut ilçemiz gerçekleştirdi" diye konuştu. Mut Kaymakamı Osman Çelikkol da konuşmasında, kayısının ilçe ekonomisi için taşıdığı öneme dikkat çekerek, "Mut ilçesi sofralık kayısı üretimiyle öne çıkmaktadır. Üretilen kayısılar başta Avrupa ülkeleri olmak üzere Rusya, Orta Doğu ve Asya ülkelerine pazarlanmaktadır. Kayısı, Mut için sadece bir tarım ürünü değil, aynı zamanda binlerce ailenin geçim kaynağıdır" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından toplantıya katılan ziraat mühendisleri tarafından kayısı üretimine ilişkin sunumlar yapıldı. Toplantıda; kayısı yetiştiriciliğinden modern ıslah tekniklerine, ürünlerin raf ömrünün uzatılmasından kooperatifçilik modellerine kadar birçok başlık ele alındı. Tarladan sofraya izlenebilirlik sistemiyle ürünlerin üretimden tüketime kadar geçen sürecinin şeffaf ve güvenilir şekilde takip edilmesinin hedeflendiği vurgulandı.
Sinop’ta turizm için güç birliği
31 Ocak 2026 Cumartesi - 12:27 Sinop’ta turizm için güç birliği Sinop’ta turizm sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getiren "Dış Paydaş Toplantısı" gerçekleştirildi. Toplantıda, turizm eğitiminin niteliğinin artırılması ve Sinop turizminin sürdürülebilir gelişimi için ortak çalışmalar masaya yatırıldı. Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Erkol Bayram başkanlığında düzenlenen toplantıya; Sinop İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Millî Parklar Müdürlüğü, Ticaret ve Sanayi Odası Kadın Girişimciler Kurulu ve Genç Girişimciler Kurulu, kadın kooperatifleri, Sinop Tanıtım, Doğa, Kültür, Turizm Derneği, Sinop Gastronomi ve Kültür Turizm Derneği temsilcileri ile kentin turizmine katkı sunan konaklama ve yiyecek-içecek işletmeleri ve akademisyenler katıldı. Toplantıda, fakültede yürütülen turizm eğitiminin sektör ihtiyaçlarına daha uygun hale getirilmesi, mevcut sorunların çok paydaşlı bir yaklaşımla değerlendirilmesi ve üniversite-sektör-kamu-yerel halk iş birliğinin güçlendirilmesi konuları ele alındı. Katılımcılar, karşılıklı görüş alışverişinde bulunarak turizmin gelişimine katkı sağlayacak çözüm önerilerini paylaştı. Ayrıca fakülte bünyesinde oluşturulması planlanan "Turizm Fakültesi Danışma Kurulu"nun yapısı, işleyişi ve Sinop turizmine sağlayacağı akademik ve sektörel katkılar da kapsamlı şekilde değerlendirildi. Kurulun, eğitim ile sektör arasında köprü görevi görmesi hedefleniyor. Toplantının, ortak akıl ve iş birliği anlayışıyla Sinop turizminin sürdürülebilir kalkınmasına katkı sunacak güçlü bir danışma zemini oluşturduğu belirtildi.
Konut kredilerine yeni düzenleme
31 Ocak 2026 Cumartesi - 12:14 Konut kredilerine yeni düzenleme Emlak Uzmanı Mustafa Hakan Özelmacıklı, "Konut kredilerinde beklenen düzenleme yapıldı. 1’inci el konut ve 2’nci el konut alımlarına göre farklı uygulanan kredilendirme oranı kaldırıldı. Ayrıca enerji sınıfı kademesi de tekrar düzenlendi" dedi. BDDK’dan yapılan açıklamaya göre, konut alımında ve konut teminatlı kredilerde kullandırılabilecek azami kredi tutarları artırıldı. Konut kredilerindeki sınırlamalarda sıfır ve ikinci el ayrımı da kaldırıldı. Artık kredi kullanım miktarları sadece evin bedeline göre belirlenecek. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Altın Emlak Global Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Hakan Özelmacıklı, "Konut kredilerinde beklenen düzenleme yapıldı. 1’inci el konut ve 2’nci el konut alımlarına göre farklı uygulanan kredilendirme oranı kaldırıldı. Ayrıca enerji sınıfı kademesi de tekrar düzenlendi. Buna göre C sınıfı konutlar için daha yüksek oranda kredi çekilebilecek. Müşterinin evli ise eşinin ve 18 yaşından küçük çocuklarının adına en az bir kayıtlı konut varsa belirlenen oranların yüzde 75 azaltılarak uygulanmasına ise devam edilecek. Daha önce ekspertiz değeri 5 milyon olan ikinci el C enerji sınıfı bir konut için kredi çekilebilir oran yüzde 50 üzerinden 2,5 milyon TL ile sınırlı iken, yeni düzenleme ile aynı konut için yüzde 80 üzerinden 4 milyon TL kredi çekilebilecek" dedi. "İlk defa ev alacaklar için önemli fırsat" Yapılan düzenlemenin ilk defa ev alacaklar için çok önemli olduğunu ifade eden Özelmacıklı, "Kira enflasyonundaki gerileme konut sahipliğini artırmaya bağlı. Faiz indirimleri ile önümüzdeki dönemde konut kredileri daha da ulaşılabilir seviyelere gerileyecek. Geçen yıl Ocak ayında 2.89 seviyelerinde olan oranlar, bu sene 2.49 seviyelerinde. Bu önümüzdeki dönemde daha da gerileyecek. Hatta yüksek orandan kredi çeken müşterilerin tekrar yapılandırma imkanı da söz konusu. Fiyatlara yansımadan hareket eden gayrimenkul tarafından bu sene kazançlı çıkacak. Altından bu seviyelerden dönüşler ile fırsat niteliğinde ikinci el dairelerin tam değerlendirilme zamanı" dedi. "İpotekli satışların payı artacak" Türkiye genelinde 2025 yılında 1 milyon 688 bin 910 konut satıldığını ve bu satışlarda ipotekli satışların payının yüzde 14 olarak gerçekleştiğini belirten Özelmacıklı, "Müşterilerimiz özellikle kredilendirme limitlerine takılıyorlar ve bu nedenle aslında kredi çekemiyorlardı. Yeni düzenleme ile ipotekli satışların payının artmasını bekliyoruz. BDDK verilerine göre 23 Ocak itibarı ile konut kredi hacmi 687 milyar lirayı aştı. Yıl içinde faizlerdeki gerileme ile ipotekli satışların bu seneki payının yüzde 25’i yakalayabileceğini düşünüyoruz" dedi.