EKONOMİ
03 Mayıs 2026 Pazar - 16:34 Yarım asırlık klasik otomobil 210 bin liraya yeni sahibini buldu Manisa’nın Demirci ilçesinde belediye tarafından faaliyete geçirilen 2. El Oto Pazarı, ikinci haftasında dondurucu soğuğa rağmen çevre il ve ilçelerden gelen vatandaşların akınına uğradı. Pazarda en çok ilgiyi gören ve orijinalliğiyle dikkat çeken 1974 model klasik otomobil, 210 bin TL bedelle el değiştirdi. Demirci Belediyesi tarafından Camiatik Mahallesi açık pazaryeri alanında faaliyete geçirilen 2. El Oto Pazarı, kısa sürede bölgenin otomobil ticaret merkezi haline geldi. Hafta sonu kurulan pazara Demirci’nin yanı sıra; Köprübaşı, Selendi, Gördes, Salihli ve Kütahya’nın Simav ilçesinden çok sayıda vatandaş katılım sağladı.  Pazarın en çok dikkat çeken aracı, Salihli ilçesinden getirilen turkuaz mavisi rengindeki 1974 model Renault R12 oldu. Sadece 100 bin kilometrede olan ve orijinalliğiyle göz kamaştıran klasik otomobil, otomobil tutkunlarını başına topladı. Yapılan sıkı pazarlıkların ardından antika değerindeki otomobil, Demircili esnaf Şenol Budak tarafından 210 bin TL’ye satın alındı. Salihli’den oto pazarına gelen Serkan Sepetçi, "Demirci’ye araba pazarı açıldı. Geldik gördük, ticaretler gayet güzel. 1974 model değişensiz, 100 bin kilometrede R12 otomobil getirdim pazara" dedi. 2 haftada 60 araç satıldı Dondurucu soğuğa rağmen yoğunluğun eksik olmadığı pazarda, alıcı ve satıcılar arasında sıkı pazarlıklar yaşandı. Pazarın kurulduğu ilk iki haftalık süreçte toplamda 60’a yakın aracın satışı gerçekleştirilerek bölge ekonomisine ciddi bir girdi sağlandı.  Demirci Belediye Başkanı Erkan Kara yaptığı açıklamada, "Vatandaşlarımızın taleplerini değerlendirerek hayata geçirdiğimiz 2. El Oto Pazarımız, hamdolsun kısa sürede çevre il ve ilçelerden gelen misafirlerimizle dolup taştı. Sadece Demirci’ye değil, bölge ekonomisine hitap eden bir merkez oluşturduk. İkinci haftamızda soğuk havaya rağmen ilginin artarak devam etmesi ve 60 aracın el değiştirmesi projemizin ne kadar doğru olduğunu gösteriyor. Amacımız Demirci’yi ticaretin merkezi haline getirmek ve esnafımızın yüzünü güldürmektir. Tüm halkımızı her hafta sonu pazarımıza bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Oto pazarında araç yoğunluğu olduğunu belirten vatandaşlardan İsa Göllü ise, "Demirci ve bölge ekonomisine katkıda bulunacak bir girişim oldu. Belediye Başkanımız Erkan Kara’ya teşekkür ederiz" şeklinde konuştu. Demircili galerici esnafı Şenol Budak da, "Demirci’miz için bir ilk oldu. Havanın soğuk olmasına rağmen insanlarımız geldi. Çevre ilçelerden yoğun bir katılım oldu" dedi. Pazara araçlarını getiren vatandaşlar, çevre ilçelerin bir noktada buluşmasından memnuniyet duyduklarını belirterek, emeği geçenlere teşekkür etti.
DTO’nun Emlak Danışmanlarına Yönelik Eğitimi yoğun ilgi gördü
29 Nisan 2026 Çarşamba - 14:22 DTO’nun Emlak Danışmanlarına Yönelik Eğitimi yoğun ilgi gördü Denizli Ticaret Odası (DTO), emlak sektörüne yönelik bilgilendirme faaliyetlerine bir yenisini daha ekledi; kentteki kayıtlı gayrimenkul müşavirlerini aynı salonda buluşturdu. Emlak Danışmanlığında Sürdürülebilir Başarının İpuçları başlıklı eğitim, büyük ilgi gördü. DTO’nun hizmet binasındaki konferans salonunda gerçekleştirilen DTO Özel Kalem ve Basın Sorumlusu Ömer Altıntaş’ın moderatörlüğünü yaptığı etkinlikte, "Emlak Danışmanlığında Sürdürülebilir Başarının İpuçları" başlıklı eğitim, sektörü bir araya getirdi. DTO’nun programı, sektör temsilcilerinin de yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106’ncı yıl dönümüne yönelik kutlama mesajıyla başlayan programda daha sonra katılımcılar, ilk TBMM Başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile şehitlerin anısına saygı duruşunda bulunarak hep beraber İstiklal Marşı’nı okudu. DTO’nun, Denizli Emlakçılar Meslek Odası (DEMO), Tüm Emlak Danışmanları Birliği (TEBD) Denizli Temsilciliği, Emlakjet ve Endeksa iş birliğiyle düzenlediği eğitimde, emlak danışmanlarına sürdürülebilir başarıya ulaşmanın yolları anlatıldı. Kesintisiz destek ve ilgisinden dolayı, Başkan Erdoğan’a teşekkür etti Etkinliğin açılış konuşmasını, DTO Meclisi Katip Üyesi ve 13’üncü Meslek Komitesi Üyesi Volkan Gürsoy yaptı. Gürsoy, sektörleri ile mensuplarına gösterdiği yakın ilgi ve desteklerinden dolayı DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan’a teşekkür etti. Programda ayrıca, DEMO Başkanı Muhammet Karataş ile TEBD Denizli Temsilcisi İlker Yetimoğlu de yer aldı. Kentteki gayrimenkul müşavirlerinin üye olduğu DTO’nun 13’üncü Meslek Komitesi Başkanı Coşkun Emik ile Başkan Yardımcısı Galip Erol da programa katılan isimler arasındaydı. DTO üyelerine özel kampanya düzenlendi Eğitim kapsamında Endeksa Eğitim Müdürü Kadir Yılmaz, sektörel gelişmeler doğrultusunda iş geliştirme ve büyüme stratejileri hakkında bilgiler paylaşarak kurumunun etkinliğe özel kampanyasının içeriğini anlattı. Satış Küpü yazarı ve eğitmeni Kürşat Tuncel ise satış, girişimcilik ve kişisel gelişim alanındaki tecrübelerini aktararak katılımcılara önemli ipuçları verdi. Yoğun ilgi gören mesleki ve kişisel gelişim eğitiminde, gayrimenkul müşavirlerinin iş hayatında sürdürülebilir başarıyı yakalayabilmeleri için gerekli temel adımlar ayrıntılarıyla paylaşılırken, etkinliğin son bölümünde katılımcıların soruları da yanıtlandı. Günün sonunda, katkılarından dolayı konuşmacılara etkinliğin anısına birer Denizli Horozu plaketi hediye edildi. Başkan Erdoğan, "DTO’da etkinlik bitmez" Toplantı sonrasında, Denizli Ticaret Odası (DTO) Başkanı Uğur Erdoğan, etkinliklerine gösterilen yoğun ilgiden dolayı üyelerine ve emeklerinden dolayı da 13’ün Meslek Komitesi üyelerine teşekkür etti. Talep olduğu müddetçe, gerek kanunlar ile mevzuattaki değişiklikler ve sektörel güncel gelişmeler ile yenilikler gerek ise kişisel ve mesleki gelişim üzerine etkinliklerinin artarak devam edeceğini vurguladı.
Ayçiçeği ve kuru fasulye tohumları çiftçilere teslim edildi
29 Nisan 2026 Çarşamba - 14:02 Ayçiçeği ve kuru fasulye tohumları çiftçilere teslim edildi Samsun’da Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi kapsamında üreticilere ayçiçeği ve kuru fasulye tohumu desteği verilirken, 4 ilçedeki kanola bahçeleri de incelendi. TAKE Projesi kapsamında Ladik’te üreticilere ayçiçeği ve kuru fasulye tohumu teslim edildi. Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinesinde, TAKE Projesi kapsamında ayçiçeği ve kuru fasulye tohum teslimi gerçekleştirilirken, il genelinde üretimi yaygınlaşan kanola ekili alanlarda da tarla ziyaretleri yapıldı. Desteklerle binlerce dekarlık alanda ekim hedeflenirken, kanola üretimindeki artış dikkat çekti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın desteklediği proje kapsamında Bafra, Havza, Kavak, Ladik ve Vezirköprü ilçelerinde toplam 7 bin 700 dekarlık alanda ekim yapılmak üzere 385 paket ayçiçeği tohumu üreticilere teslim edildi. Öte yandan yine bakanlığın destekleriyle Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nce 2026 yılı TAKE Projesi kapsamında yürütülen Kuru Fasulye Yetiştiriciliğini Geliştirme Projesi ile Vezirköprü, Ladik, Asarcık, Kavak, Atakum, İlkadım ve Canik ilçelerinde toplam 810 dekarlık alanda ekilmek üzere 8 bin 100 kilo kuru fasulye tohumu da üreticilere teslim edildi. İl genelinde kanola üretiminde de önemli gelişmeler yaşanırken 2025 yılı sonbaharında üreticilere dağıtımı yapılan "Baharın İlk Bal Çiçeği Kanola Projesi" kapsamında Bafra, Havza, Ladik ve Vezirköprü ilçelerinde kullanılmak üzere 320 paket kanola tohumu dağıtımı yapılarak 6 bin 400 dekarlık alanda üretime katkı sağlandı. Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü Kemal Yılmaz, kanola tohumlarının ilkbaharda çiçeklenmesiyle oluşan görsel şölen eşliğinde kanola tarlalarını yerinde inceledi. Zorlu iklim şartlarına rağmen dayanıklılığı ile kanola, Samsun’da önemli bir kışlık yağ bitkisi olarak yerini aldı. "Stratejik ürünlerde üretim alanlarımızı her geçen yıl genişletiyoruz" Tarrımsal üretimin artırılması ve atıl arazilerin ekonomiye kazandırılmasının büyük önem taşıdığını belirten Kemal Yılmaz, "Bakanlığımızın destekleriyle yürüttüğümüz TAKE projesi sayesinde hem ekilmeyen arazileri üretime kazandırıyor hem de çiftçilerimize kaliteli tohum desteği sağlıyoruz. Ayçiçeği, kuru fasulye ve kanola gibi stratejik ürünlerde üretim alanlarımızı her geçen yıl genişletiyoruz. Özellikle yağlık ayçiçeği ve kanola üretimi, ülkemizin bitkisel yağ ihtiyacının karşılanması açısından büyük önem taşıyor. Çiftçimizi desteklemek, gelirini artırmak ve sürdürülebilir tarımı güçlendirmek amacıyla çalışmalarımızı aralıksız sürdüreceğiz. Samsun tarımı, üreticimizin gayreti ve devletimizin desteğiyle daha da güçlenecektir" dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Kurumlar Vergisi’ni imalatçılar, ihracatçılar için yüzde 9’a düşürüyoruz"
29 Nisan 2026 Çarşamba - 13:42 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Kurumlar Vergisi’ni imalatçılar, ihracatçılar için yüzde 9’a düşürüyoruz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Kurumlar Vergisi’ni imalatçılar, ihracatçılar için yüzde 9’a düşürüyoruz. Çok önemli adım. Hem sanayicimizi, ihracatçımızı destekleyecek, hem de ülkeyi yatırımlar açısından özellikle imalat sanayi için çok cazip hale getirecek bir program" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Mecliste AK Parti Grup Toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını cevapladı. Yılmaz, "Küresel düzeyde belirsizliklerin yoğunlaştığı bir dönemde istikrarını koruyan güvenli bir ülke olarak Türkiye, tüm dünyada yatırımları ve nitelikli insan gücünü, karar alma merkezlerini cezbetmeye dönük inisiyatif aldı. Yeni bir paket açıkladık. Bu paketle ilgili çalışmaları hızla hayata geçireceğiz. Türkiye’ye küresel finanstan daha fazla pay almak, İstanbul Finans Merkezi’ni daha etkili hale getirmek, bir taraftan hem içerideki yatırımcılar hem tüm dünyadan yatırımcılar için doğrudan yatırımı (FDI) yükseltmek. Bu anlamda radikal bir tedbirimiz var. Kurumlar Vergisi’ni imalatçılar, ihracatçılar için yüzde 9’a düşürüyoruz. Çok önemli adım. Hem sanayicimizi, ihracatçımızı destekleyecek hem de ülkeyi yatırımlar açısından özellikle imalat sanayi için çok cazip hale getirecek bir program. Türkiye’ye çok şey kazandıracağına inanıyorum" dedi.
Muş’ta boykot ürünlerini raflarına almayan yeni market hizmete açıldı
29 Nisan 2026 Çarşamba - 13:41 Muş’ta boykot ürünlerini raflarına almayan yeni market hizmete açıldı Muş’ta İsrail menşeli boykot ürünlerini raflarında bulundurmayan, yerli üretim ve alternatif ürünlere öncelik veren yeni bir market açıldı. Muş’ta yerli üretim ve alternatif ürünleri ön plana çıkaran, İsrail menşeli boykot ürünlerine raflarında yer vermeyen yeni bir market hizmete girdi. Açılışı yapılan market, kentte farklı bir ticari anlayışla hizmet vermeye başladı. Açılışın ardından vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği markette, özellikle yerli üretim ürünlerin tercih edilmesi dikkat çekti. Market işletmecisi Abdulkadir Geylani, yaklaşık 4-5 yıldır bu yönde bir hazırlık yaptıklarını, gerekli imkânların oluşmasıyla birlikte projeyi hayata geçirdiklerini belirtti. İşletmede tamamen yerli ve alternatif ürünlere yer verildiğini söyleyen Geylani, boykot kapsamındaki ürünlerin raflarda bulunmadığı ifade ederek, "Çok şükür birkaç gün önce buna hazır hale geldik ve marketimizi açtık. Tabii bu süreç bizi biraz zorladı. Açılışa kadar birçok zorluk çektik. Ancak sonrasında halkın ilgisi, hocalarımızın desteği bizi oldukça mutlu etti. Karınca misali en azından tarafımızı belli ettik. Halk olarak elimizden gelen budur. Çünkü İsrail, bütün dünyanın gözü önünde çocukları katlediyor. Çocuk katili, bebek katili İsrail’e veya onunla bağlantılı şirketlere az da olsa katkımız bulunmasın diye böyle bir adım attık. Dediğim gibi biz karınca misali tarafımızı belli ettik. Çocuk katillerine ‘meyletmeyin’ diyoruz. Zira ayette de olduğu gibi ‘Zulmedenlere meyletmeyiniz, yoksa siz de onlardan olursunuz.’ Bu ayeti şiar edinerek İsrail’e ve İsrail gibi terör uygulayan, çocuk katili yapılara elimizden geldiğince cevap vermeyi düşünüyoruz" dedi. Markette alışveriş yapan müşterilerden Murat Özün, Muş’ta açılan marketin, yerli üretim odaklı ticaret anlayışıyla hem tüketicilere hem de esnafa örnek olması gerektiğini söyleyerek, "Böyle bir dönemde, böyle bir ortamda Müslümanların yapması gereken en önemli şeylerden biri budur. Hem sermayemiz içeride kalıyor hem dış güçlere gitmiyor hem kendi esnafımız kazanıyor hem de içimiz rahat oluyor. Yani bugün burada ‘Türk malı’ yazıyorsa, ben bunu gönül rahatlığıyla evime götürebiliyorum. İçim rahat; en azından çocuk katillerinin kanına ortak olmamış oluyorum. Ondan sonra birçok insanın yapamadığı, hatta karşı bile çıkamadığı bu dönemde, böyle büyük bir cesaretle ve güçlü bir boykot anlayışıyla sadece kendi ürünlerini bulundurarak, İsrail’in hiçbir ürününü raflarında bulundurmadan bu işi yapmak hem tebriği hak ediyor hem duayı hak ediyor hem de insanlık adına büyük bir takdiri gerektiriyor. Tamamen helal ürünler, tamamen gönül rahatlığıyla çoluk çocuğumuza yedirebileceğimiz, içimizin rahat olduğu ürünler sunuluyor. Bize bunu sunan, bu fırsatı gösteren ve bütün esnaflarımıza örnek olması dileğiyle; İsrail’in bütün ürünlerini, bütün mallarını boykot edecek şekilde tüm insanları ve esnafları davet ediyoruz. Herkesi Müslümanlık için, Allah için, İslam için ve düşmana karşı, bizi bitirmek isteyen İsrail’e karşı birleşmeye, kenetlenmeye, maddi ve manevi olarak bir araya gelmeye davet ediyoruz. Esnafımızdan rica ediyoruz; İsrail ürünlerini satmayın, sattırmayın. Çocuk katillerinin kanına ortak olmayın, atılan her kurşuna ortak olmayın" ifadelerini kullandı.
HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Sert: "Adil emeklilik sistemi kurulmalı"
29 Nisan 2026 Çarşamba - 13:35 HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Sert: "Adil emeklilik sistemi kurulmalı" Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı Devlet Sert, emeklilik sisteminin adalet ve hakkaniyet temelinde yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi. HAK-İŞ Konfederasyonu tarafından 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kapsamında Ordu’nun Altınordu ilçesinde bulunan Atatürk Parkı’nda basın açıklaması düzenlendi. Programda konuşan HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Devlet Sert, Ordu’nun emeğe dayalı ekonomik yapısıyla önemli şehirlerden biri olduğunu belirterek, özellikle geçici, kampanya ve mevsimlik işçilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Sert, bu kesimlerin çalışma sürelerinin sınırlı olması, sosyal güvenceye erişimde yaşanan zorluklar ve gelir güvencesi eksikliğinin önemli sorunlar arasında yer aldığını ifade etti. Emeklilik sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sert, Türkiye’de mevcut sistemin uzun yıllardır yapılan düzenlemeler nedeniyle öngörülebilirliğini ve gelir güvencesi üretme kapasitesini büyük ölçüde kaybettiğini savundu. Emekli aylıklarının belirlenme biçiminin çalışanlar açısından hak kayıplarına yol açtığını dile getiren Sert, 2008 sonrası yapılan değişikliklerin daha fazla prim ödeyen çalışanların dahi emeklilikte hak ettiği karşılığı alamamasına neden olduğunu söyledi. Sert, 2025 yılı itibarıyla Türkiye nüfusunun 85 milyonu aştığını, yaklaşık 17 milyon kişinin emekli ve hak sahiplerinden oluştuğunu belirterek, bireysel emeklilik sisteminin ise beklenen düzeyde ikinci bir emeklilik ayağı olamadığını savundu. HAK-İŞ olarak emeklilik sisteminin yeniden ele alınmasını talep ettiklerine dikkat çeken Sert, "Prim günü arttıkça emekli aylığının düşmesi büyük bir adaletsizliktir. Taban aylık uygulamaları emekliler arasındaki dengeyi bozmakta, geçici artışların güncelleme katsayısına yansıtılmaması eşitsizlik oluşturmaktadır" dedi. Açıklamada, başta Gazze olmak üzere İran, Lübnan ve Sudan’da sivilleri hedef alan saldırıları kınadıklarını belirten Sert, Filistin halkının yanında olmaya devam edeceklerini, Sudan’ın toprak bütünlüğüne destek verdiklerini ve bu ülkenin iç işlerine yönelik dış müdahaleleri reddettiklerini de sözlerine ekledi. Sendika üyelerinin de katıldığı program, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.
ATB Başkanı Çandır: "Savaştan en fazla olumsuz etkilenecek sektörlerin başında tarım geliyor"
29 Nisan 2026 Çarşamba - 13:28 ATB Başkanı Çandır: "Savaştan en fazla olumsuz etkilenecek sektörlerin başında tarım geliyor" Antalya Ticaret Borsası (ATB) Nisan Ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında ATB Toplantı Salonu’nda yapıldı. Yönetimin bir aylık çalışmasıyla ilgili üyelerin bilgilendirildiği Meclis’te ATB Başkanı Ali Çandır, tarım, ekonomi ve Antalya ilgili ilgili değerlendirmelerde bulundu. Şubat ayından bu yana devam eden İran, ABD ve İsrail eksenindeki çatışmalarda binlerce masum insanın hayatını kaybettiğini belirten Çandır, "Son günlerde ateşkes söylemleri gündeme gelse de sahadaki gelişmeler, özellikle İsrail’in saldırılarını kesintisiz şekilde sürdürdüğünü göstermektedir. Suriye’nin ardından Lübnan’da da açık işgal girişimlerinin devam etmesi, bölgede emperyalist bir fırsatçılığın açık bir yansımasıdır. Yaşanmakta olan savaşın, abluka ve blokajların etkisiyle, belirsiz bir süre daha devam etme riskinin yüksek olduğunu görmekteyiz" dedi. Petrol fiyatı kaygısı İki aydır devam eden bu çatışmaların, yalnızca petrol maliyetleri açısından dünya ekonomisine 238 milyar dolarlık bir yük getirdiğine dikkat çeken Çandır, "Hepimizin bildiği gibi petrol fiyatlarındaki artışlar, ekonomide zincirleme etkiler oluşturur. İlk dalga petrol fiyatlarıdır; ardından gelen dalgalar ise çok daha geniş bir alanı etkiler. Son iki ayda bu etkinin yansımalarını yaşamaya başladık. Görünen o ki, savaş bugün sona erse dahi petrol piyasalarının eski dengesine dönmesi zaman alacaktır. Bu durum, dünya ekonomisinin kısa sürede toparlanmakta zorlanacağını, tarım ve turizm odaklı kentimiz ekonomisinin ise daha fazla etkileneceğini ortaya koymaktadır" diye konuştu. "Kredi ihtiyacı artıyor" İş dünyası için öz sermaye yetersizliğinin yapısal sorun olmaya devam ettiğini kaydeden Çandır, "Krediye erişim ihtiyacı da aynı ölçüde yapısaldır. Mevcut şartlarda zaten pahalı ve erişimi zor olan finansman imkânlarının, önümüzdeki dönemde daha da sınırlı hale gelmesi beklenmektedir. Turizm ve ihracat sektörlerine yönelik açıklanan 120 milyar TL’lik kredi paketi önemli olmakla birlikte, ihtiyacın çok daha yüksek olduğu açıktır" dedi. "En fazla tarım etkilendi" Savaştan en fazla olumsuz etkilenecek sektörlerin başında tarımın geldiğini kaydeden Çandır, gübre, yem, enerji ve lojistik başta olmak üzere tüm girdilerde hem tedarik zorlukları hem de ciddi maliyet artışları yaşandığını belirtti. Çandır, şunları kaydetti: "Sürekli dile getirdiğimiz gibi üreticimizin maliyetlerini bire bir fiyatlara yansıtma imkanının bulunmaması ise sorunu daha da derinleştirmektedir. Uzun süredir meclislerimizde ve çeşitli platformlarda tarımsal maliyet yapımızdaki bozulmaya dikkat çekiyoruz. Bu konu bizler için hayati önemdedir. Çünkü maliyet yapısındaki bu bozulma, üretim faaliyetlerimizi sürdürülemez hale getirmektedir. Özellikle girdi ve işçilik maliyetlerindeki artış, üretim üzerinde ağır bir baskı oluşturmaktadır. Bu dengesizlik faaliyetlerimizi yavaşlatan ve atalete uğratan bir tablo ortaya çıkarmaktadır. Tarımsal üretimin ve mevcut kapasitenin korunması için bu baskının azaltılması zorunludur." Savaşın Antalya’ya etkisi Antalya’nın ekonomisiyle ilgili değerlendirmede bulunan Ali Çandır, "Açıklanan son veriler, kentimizde yılın Ocak-Şubat aylarında gözlenen nispi hareketliliğin büyük ölçüde devam ettiğini göstermektedir. Savaşın olumsuz etkileri henüz tam anlamıyla hissedilmese de öncü göstergeler risk sinyallerini barındırmaktadır" dedi. Antalya için kurulan ve kapanan şirket sayıları ile protestolu senet ve karşılıksız çeklerdeki artışların dikkatle izlenmesi gerektiğini söyleyen Çandır, şu değerlendirmede bulundu: "Özellikle borcuna sadakatiyle öne çıkan kentimiz iş dünyası açısından bu göstergelerdeki bozulma kaygı vericidir. Diğer taraftan ihracat performansımız, özellikle tarımsal ihracat tarafında, ülke ortalamasının üzerinde bir seyir izlemektedir. Bu durum, kentimizin üretim gücünü ve ticari kapasitesini açıkça ortaya koymaktadır. Önümüzdeki dönemde bu performansın korunabilmesi için gerekli tedbirler bugünden alınmalıdır. Örneğin; kurulan ve kapanan şirket sayılarında ülkemiz ortalamasından daha olumsuz bir tabloyla karşı karşıyayız. Kurulan şirket sayısı ülkemizde artarken, kentimizde yüzde 8,5 azalmıştır. Kapanan şirket sayısı ise ülkemiz geneline oranla yaklaşık 5 katı artmıştır. Protestolu senet tutarı ülkemizde yıllık yüzde 56 artarken, kentimizde bu artış yüzde 81’e ulaşmıştır. Karşılıksız çek tutarı ise ülke genelinde yüzde 175 artarken, kentimizde yüzde 300 gibi çok daha yüksek bir artış göstermiştir. Ticaret hacminin önemli öncü göstergelerinden biri olan çekle işlem hacmi, ülkemizde yıllık yüzde 88 artarken, kentimizde yüzde 130 artmıştır. Toplam kredi kullanımındaki artış ülkemiz genelinde yüzde 45 seviyesinde gerçekleşirken, kentimizde yüzde 58 olmuştur. Ticari krediler ülkemizde yüzde 45 artarken kentimizde yüzde 63 artmıştır. Tarımsal krediler ise ülkemizde yüzde 41 artarken kentimizde yüzde 39 artmıştır." "Antalya ihracatta ortalamanın üzerinde" Yılın ilk üç ayında ihracatın ülke genelinde yıllık yüzde 1,6 azalırken, Antalya’da yüzde 12 arttığına dikkat çeken Çandır, "Aylık bazda sınırlı bir gerileme görülse de yıllık artışın devam etmesi önemlidir. Tarımsal ihracatta ise ülkemizde yüzde 2,4’lük bir azalış yaşanırken, kentimizde yüzde 15’lik bir artış söz konusudur. Bu ihracat gerçekleşmeleri, yılın ilk çeyreğinde kentimizin genel olarak ülke ortalamasının üzerinde, güçlü bir performans sergilediğini açıkça göstermektedir. Küresel zorluklara rağmen üretmeye, ticaret yapmaya ve ihracatla ülkemize değer katmaya devam eden tüm üretici, tüccar ve ihracatçılarımıza teşekkür ediyorum" dedi. "Döviz dönüşüm desteği uzatılmalı" 30 Nisan 2026 tarihinde sona erecek Merkez Bankası döviz dönüşüm desteği uygulamasının kolaylaştırılmasını, destek oranının artırılmasını ve uygulama süresinin en az bir yıl uzatılmasını talep eden Başkan Çandır, "Ayrıca mevcut uygulamada şahıs firmalarının destekten yararlanamaması üyelerimizi mağdur etmektedir. Bu mağduriyetin de giderilmesini diliyoruz" dedi. Hisarcıklıoğlu iş dünyasının görüşlerini dile getirdi TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun konuşmacı olduğu 5. Antalya Diplomasi Forumu’na katıldığını hatırlatan Çandır, Hisarcıklıoğlu’nun "Küresel ve Ulusal Öncelikler Nasıl Dengelenir?" oturumunda iş dünyasının görüşlerini güçlü bir şekilde dile getirdiğini anlattı. Çandır, "Bu önemli organizasyonun Antalya’da gerçekleştirilmesini sağlayan önceki dönem Dışişleri Bakanımız ve Antalya Milletvekilimiz Mevlüt Çavuşoğlu’na ve Dışişleri Bakanlığı’mıza teşekkür ediyorum. Bu tür uluslararası buluşmalar, ülkemizin ve Antalya’mızın küresel gündemde daha fazla yer almasına; bilinirliğinin ve güvenilirliğinin artmasına önemli katkı sağlamaktadır" dedi. "YÖREX’te ticareti bağlantılar arttı" Antalya Ticaret Borsası öncülüğünde, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin desteğiyle düzenledikleri Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’in TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun katılımıyla bu yıl başarıyla gerçekleştirdiklerini söyleyen Çandır, "17 yıllık yolculuğumuzda 14. kez düzenlediğimiz fuarımız; üreticilerimizi, girişimcilerimizi ve alıcıları bir araya getirerek önemli iş birliklerine zemin hazırlamıştır" dedi. YÖREX’te yüz yüze görüşmeler yapılarak ticari bağlantılar kurulduğunu belirten Çandır, "Ticari bağlantılar fuarımızın en önemli kazanımları arasında yer almıştır. YÖREX’in gerçekleşmesinde emeği geçen tüm paydaşlarımıza, danışma kurulu üyelerimize, siz değerli meclis üyelerimize, çalışma arkadaşlarımıza ve kıymetli basın mensuplarımıza teşekkür ediyorum" dedi. Tavşan yüreği zeytin için AB başvurusu Antalya Ticaret Borsası olarak, yerel değerleri korumak ve uluslararası alanda güçlendirmek amacıyla çalıştıklarını vurgulayan Başkan Ali Çandır, "Bu kapsamda, Antalya Tavşan Yüreği Zeytinimizin Avrupa Birliği coğrafi işaret başvurusunu; Valimiz Hulusi Şahin’in huzurunda, İl Tarım ve Orman Müdürümüz Sayın Şakir Fırat Erkal ile birlikte gerçekleştirdik. Dileğimiz Antalya Tavşan Yüreği Zeytini, Alanya Keçiboynuzu, Gazipaşa Çekirdeksiz Narı ve Manavgat Altın Susamının kısa sürede tescillenmesidir. Katkı sunan başta il tarım ve orman müdürlüğümüz olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlarımıza teşekkür ediyorum" diye konuştu. Food Fest daveti Antalya Büyükşehir Belediye’sinin öncülüğünde, Borsa ve diğer paydaşların desteğiyle bu yıl 8-10 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek 5. Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali’nin Antalya’nın ve coğrafi işaretli ürünlerin tanıtımına ve gastronomi dünyasına katkı sağlayacağına inandığını ifade eden Çandır, festivale davette bulundu. Şiddete karşı önlem çağrısı Çandır, okullarda yaşanan şiddet olaylarından duyduğu üzüntüyü dile getirirken, "Hayatını kaybeden öğretmenimize ve evlatlarımıza Allah’tan rahmet; kederli ailelerine ve aziz milletimize baş sağlığı ve sabırlar diliyor, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Toplumumuzu derinden sarsan bu tür olayların bir daha yaşanmaması için toplumsal şiddetin önüne geçecek kalıcı ve etkili önlemlerin alınması büyük önem taşımaktadır" dedi. Başkan Ali Çandır, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın büyük coşkuyla kutlandığını belirtirken, "Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklarımıza armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mızı büyük bir coşkuyla kutladık. Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyorum" dedi. Meclis’te üyeler, sektörleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Gençler ihracat vizyonuna damga vurdu
29 Nisan 2026 Çarşamba - 13:17 Gençler ihracat vizyonuna damga vurdu Tekirdağ’da düzenlenen TİGS 2026 finalinde sonuçların açıklanmasıyla coşkulu anlar yaşanırken, gençler Trakya’nın ihracat vizyonuna damga vurdu. Trakya Kalkınma Ajansı öncülüğünde düzenlenen Trakya İhracatında Genç Stratejiler Yarışması (TİGS) 2026, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi’nde gerçekleştirilen final programıyla tamamlandı. Bölgedeki üniversitelerden katılan 63 öğrenci, aylar süren yoğun hazırlık sürecinin ardından geliştirdikleri projeleri jüri karşısında sunarak büyük finale çıktı. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi, Trakya Üniversitesi ve Kırklareli Üniversitesi’nden 3’er kişilik 21 takımın katıldığı yarışmada öğrenciler, mal ihracatı ve hizmet ihracatı (sağlık turizmi) alanlarında stratejiler geliştirdi. Yarışma sürecinde gençler, hem teknik eğitimler aldı hem de bölgenin önde gelen sanayi kuruluşları ve sağlık kurumlarında saha çalışmaları yaparak teorik bilgilerini uygulamaya dönüştürdü. Final programında takımlar projelerini akademisyenler, sektör temsilcileri ve Trakya Kalkınma Ajansı yetkililerinden oluşan jüriye sundu. Değerlendirmeler sonucunda mal ihracatı kategorisinde Kapital 22 takımı birinci, Exportus ikinci, Çapraz takımı üçüncü oldu. Hizmet ihracatı kategorisinde ise Bridgehealth birinciliği elde ederken, EAG’le ikinci, Chich Trade takımı üçüncü sırada yer aldı. Sonuçların açıklanmasıyla birlikte salonda heyecan doruğa çıktı. Aylar süren emeğin karşılığını alan öğrenciler büyük sevinç yaşarken, alkışlar ve coşkulu anlar programa damga vurdu. Katılımcılar, gençlerin başarısını uzun süre ayakta alkışladı. Toplam 180 bin lira ödül İki ayrı kategoride yapılan yarışmalarda 1. olanlara 45 bin TL, 2. olanlara 30 bin TL, 3. olanlara ise 15 bin lira ödül verildi. Programda konuşan Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, yarışmaya katılan tüm öğrencilerin bölgenin geleceğinde önemli rol oynayacağını belirterek, "Sadece kazananlar değil, yarışmaya katılan 63 gencimizin her biri Trakya’nın dünyayla kuracağı yeni köprülerin mimarıdır" ifadelerini kullandı. TİGS 2026, kamu, üniversite ve sanayi iş birliğinin güçlü bir örneği olarak dikkat çekerken, gençlerin ihracat odaklı stratejik bakış açısını sahaya yansıtmasıyla bölge için önemli bir kazanım olarak değerlendirildi.
Gençler ihracat vizyonuna damga vurdu
29 Nisan 2026 Çarşamba - 13:09 Gençler ihracat vizyonuna damga vurdu Tekirdağ’’da düzenlenen TİGS 2026 finalinde sonuçların açıklanmasıyla coşkulu anlar yaşanırken, gençler Trakya’nın ihracat vizyonuna damga vurdu. Trakya Kalkınma Ajansı öncülüğünde düzenlenen Trakya İhracatında Genç Stratejiler Yarışması (TİGS) 2026, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi’nde gerçekleştirilen final programıyla tamamlandı. Bölgedeki üniversitelerden katılan 63 öğrenci, aylar süren yoğun hazırlık sürecinin ardından geliştirdikleri projeleri jüri karşısında sunarak büyük finale çıktı. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi, Trakya Üniversitesi ve Kırklareli Üniversitesi’nden 3’er kişilik 21 takımın katıldığı yarışmada öğrenciler; mal ihracatı ve hizmet ihracatı (sağlık turizmi) alanlarında stratejiler geliştirdi. Yarışma sürecinde gençler, hem teknik eğitimler aldı hem de bölgenin önde gelen sanayi kuruluşları ve sağlık kurumlarında saha çalışmaları yaparak teorik bilgilerini uygulamaya dönüştürdü. Final programında takımlar projelerini akademisyenler, sektör temsilcileri ve Trakya Kalkınma Ajansı yetkililerinden oluşan jüriye sundu. Değerlendirmeler sonucunda mal ihracatı kategorisinde Kapital 22 takımı birinci, Exportus ikinci, Çapraz takımı üçüncü oldu. Hizmet ihracatı kategorisinde ise Bridgehealth birinciliği elde ederken, EAG’le ikinci, Chich Trade takımı üçüncü sırada yer aldı. Sonuçların açıklanmasıyla birlikte salonda heyecan doruğa çıktı. Aylar süren emeğin karşılığını alan öğrenciler büyük sevinç yaşarken, alkışlar ve coşkulu anlar programa damga vurdu. Katılımcılar, gençlerin başarısını uzun süre ayakta alkışladı. Toplam 180 bin lire ödül İki ayrı kategoride yapılan yarışmalarda 1. olanlara 45 bin TL, 2. Olanlara 30 bin TL, 3. Olanlara ise 15 bin lira ödül verildi. Programda konuşan Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, yarışmaya katılan tüm öğrencilerin bölgenin geleceğinde önemli rol oynayacağını belirterek, "Sadece kazananlar değil, yarışmaya katılan 63 gencimizin her biri Trakya’nın dünyayla kuracağı yeni köprülerin mimarıdır" ifadelerini kullandı. TİGS 2026, kamu, üniversite ve sanayi iş birliğinin güçlü bir örneği olarak dikkat çekerken, gençlerin ihracat odaklı stratejik bakış açısını sahaya yansıtmasıyla bölge için önemli bir kazanım olarak değerlendirildi.
ASO’dan dört stratejik dönüşüm vurgusu
29 Nisan 2026 Çarşamba - 13:00 ASO’dan dört stratejik dönüşüm vurgusu Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, üretim ve ihracatı koruyan bir dezenflasyon süreci, döviz riskini büyütmeyen erişilebilir ve öngörülebilir finansman, Ar-Ge’yi ürüne, ürünü üretime, üretimi ihracata bağlayan tutarlı bir teknoloji politikası ve yapay zekâyı, yeşil dönüşümü ve ileri teknolojiyi Ankara sanayisinin yeni sıçrama alanları haline getirecek kararlı bir eylem programına ihtiyaç olduğunu belirterek, "Bu çağın meselesi yalnızca büyümek değil, dayanıklı ve istikrarlı büyümektir. Yani katma değeri yüksek, teknolojik ve sürdürülebilir biçimde üretim yapmaktır. Yalnızca bu günü kurtarmamalıyız; geleceğin rekabet gücünü bugünden inşa etmeliyiz" dedi. ASO Başkanı Seyit Ardıç, nisan ayı meclis toplantısında yaptığı konuşmada küresel ekonominin kalıcı bir türbülans içinde yol aldığını belirtti. Ardıç, IMF’in nisan ayındaki "2026 Dünya Ekonomik Görünüm Raporu"nun başlığının bunu net biçinde ortaya koyduğunu ifade ederek, "Rapor küresel büyümenin 2025 yılına göre 0.1 puan azalarak, 2026’da yüzde 3.1’e gerileyeceğini, yüzde 4.1 olan küresel enflasyonun petrol fiyatlarındaki hızlı yükselişin de etkisiyle yüzde 4.4’e yükseleceğini öngörüyor. Dünya Ekonomik Forumu ise, 2026 yılını dünyada iş birliğinin azaldığı, jeopolitik ve ekonomik rekabetin üst düzeye çıktığı bir rekabet çağı olarak tanımlıyor" şeklinde konuştu. Diplomasi kapasitesi ticaretin yönünü belirliyor Türkiye’nin dış politikada giderek daha güçlü ve oyun kurucu bir rol üstlendiğinu vurgulayan Ardıç, geçtiğimiz hafta düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu’nun bu gelişimin somut göstergelerinden biri olduğu ifade etti. Forumun bu yılki temasının "yarını tasarlamak ve belirsizliklerle baş etmek" olduğunu hatırlatan Ardıç, söz konusu yaklaşımın sanayi politikalarıyla da örtüştüğüne dikkat çekti. Ardıç, küresel ölçekte yalnızca üretim gücünün değil, diplomasi kapasitesinin de ticaretin yönünü belirlediğini, diplomatik açıdan güçlü ülkelerin uluslararası ticaret kurallarını şekillendirebildiğini kaydetti. Türkiye yatırım açısından cazip bir merkez haline geldi Antalya Diplomasi Forumu’nun uluslararası alanda etkisinin artmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın etkisine vurgu yapan Ardıç, diplomatik çabalara katkı sunanlara sanayiciler adına teşekkür etti. Türkiye’nin bölgesinde güveni en kurumsal şekilde sağlayan ülkeler arasında yer aldığını belirten Ardıç, ülkenin üretim altyapısı, sanayi birikimi ve yetişmiş insan kaynağı sayesinde yatırım açısından cazip bir merkez haline geldiğini açıkladı. "Riskin en yoğun olduğu coğrafyada güvenin en yüksek olduğu ülke Türkiye’dir" Ankara’da ise üretim, bilgi ve teknolojinin iç içe olduğu stratejik bir şehir olarak öne çıktığını dile getiren Ardıç, şunları kaydetti: "Güçlü organize sanayi bölgelerimiz ve teknoparklarımız, köklü üniversitelerimiz ve araştırma altyapılarımız etkin bir ekosistem oluşturmaktadır. Savunma sanayinden bilişime, ileri makine teknolojilerinden sağlık teknolojilerine kadar yüksek katma değerli Ar-Ge ve ürün geliştirme kapasitesi Ankara’da yoğunlaşmaktadır. Bütün bunlar bir araya geldiğinde Ankara’mız yalnızca ülkemizin değil, Avrasya’nın en güvenli yatırım merkezlerinden biridir. Uluslararası yatırımcıya çağrımız nettir: Riskin en yoğun olduğu coğrafyada güvenin en yüksek olduğu ülke Türkiye’dir. Türkiye’de bu güvenin kalbi Ankara’dır. Ancak ne fırsatlar ne de potansiyel kendiliğinden gerçeğe dönüşmez; güçlü bir hazırlık şarttır." Üç yıllık dönemde yalnızca 7.3 puanlık bir düşüş yaşandı Ardıç, Haziran 2023’te yıllık enflasyonun yüzde 38.21 seviyesinde olduğunu, Mart 2026 itibarıyla ise yüzde 30.87 seviyesine gerilediğini belirterek, üç yıllık dönemde yalnızca 7.3 puanlık bir düşüş yaşandığını söyledi. Bu süreçte reel sektör üzerindeki baskının hafiflemediğini, aksine birçok alanda daha sert hissedildiğini ifade eden Ardıç, sanayi üretimine ilişkin göstergelerin de bu tabloyu doğruladığını dile getirdi. "Reel sektör son üç yılda daha fazla döviz borçlanmak zorunda kaldı" Dezenflasyon sürecinde uygulanan sıkı para politikası ve yüksek faizlerin şirketleri döviz cinsi finansmana yönlendirdiğini belirten Ardıç, firmaların daha erişilebilir gördükleri bu finansman türüne yöneliminin arttığını kaydetti. Şirketlerin döviz pozisyon açığına da dikkat çeken Ardıç, Haziran 2023’te 74 milyar dolar seviyesinde olan açık pozisyonun Mart 2026 itibarıyla 200 milyar dolara yükseldiğini söyledi. Bu durumun reel sektörün son üç yılda daha fazla döviz borçlanmak zorunda kaldığını ortaya koyduğunu ifade eden Ardıç, mevcut tablonun sanayiciler açısından maliyet baskısını artırdığını, ilerleyen dönemde ise ihracat pazarlarında daralma ve döviz gelirlerinde azalma yaşanması halinde kur şoku riskini gündeme getirebileceğini belirtti. Üretimin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Ardıç, üretimin her aşamasında şeffaflık, belge ve ölçüm temelli bir yaklaşımın önemini belirtti. Türkiye Yüzyılı Yatırım için Güçlü Merkez Programı’na da değinen Ardıç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan programın Türkiye’nin yatırım, üretim, ticaret ve finans merkezi olma hedefi açısından stratejik bir adım olduğunu ifade etti. Türkiye’de teknopark ekosisteminin önemli bir ölçeğe ulaştığını ancak bu büyümenin patentleşme, ticarileşme ve sanayiye teknoloji aktarımı alanlarında aynı düzeyde sonuç üretmediğini söyleyen Ardıç, temel meselenin verilen desteklerin sonuç üretip üretmediği olduğunu vurguladı. Ardıç, rapor kapsamında 13 stratejik çerçevede kapsamlı bir reform seti hazırlandığını ve buna ilişkin uygulama önerileri ile eylem planının sunulduğunu da kaydetti. Ankara Sanayi Odası olarak politika yapıcı ve uygulayıcılara dört talebin altını çizdiklerini belirten Ardıç, şunları söyledi: "Birincisi, üretim ve ihracatı koruyan bir dezenflasyon süreci. İkincisi, döviz riskini büyütmeyen erişilebilir ve öngörülebilir finansman. Üçüncüsü, Ar-Ge’yi ürüne, ürünü üretime, üretimi ihracata bağlayan tutarlı bir teknoloji politikası. Dördüncüsü ise yapay zekâyı, yeşil dönüşümü ve ileri teknolojiyi Ankara sanayisinin yeni sıçrama alanları haline getirecek kararlı bir eylem programı. Çünkü bu çağın meselesi yalnızca büyümek değil, dayanıklı ve istikrarlı büyümektir. Yani katma değeri yüksek, teknolojik ve sürdürülebilir biçimde üretim yapmaktır. Yalnızca bu günü kurtarmamalıyız; geleceğin rekabet gücünü bugünden inşa etmeliyiz. Bu meclis Ankara sanayisinin ortak aklıdır. Bu salonda yalnızca sektörler yoktur; tecrübe, emek, hafıza ve gelecek iddiası da bir aradadır. Bizim görevimiz sadece günü yönetmek değil, istikameti de belirlemektir." Öte yandan program öncesi Rölyef Sanatçısı Gonca Tosun’a ait eserlerin yer aldığı serginin açılışı yapıldı. Serginin açılışında ASO Başkanı Seyit Ardıç, "Sanayi ve sanat birbirinden uzak gibi görünse de aslında aralarında çok güçlü bir bağ var. Sanatçı da üretir, sanayici de üretir. Sanayicinin üretim gücüyle sanatçının estetiği birbirini tamamlar. Biz Ankara Sanayi Odası olarak bu anlayışla sanatçılarımızı desteklemeyi önemsiyoruz" diye konuştu.