EKONOMİ
Türkiye son 20 yılda, Antalya’dan büyük tarım alanını kaybetti 27 Şubat 2026 Cuma - 09:30:29 Türkiye İstatistik Kurumu’ndan alınan verilere göre; Türkiye’nin son 20 yılda kaybettiği tarım alanı, Antalya’nın yüzölçümünü aşarken; Antalya’da ise yüzölçümünün yüzde 3’ünü aşkın tarım toprağı kaybedildi. Tarım alanı kayıplarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, "Tarım toprağını kaybetmek, gelecek için üreteceğimiz gıdayı kaybetmek demektir. Toprak, üretemediğimiz bir varlık. O nedenle çok özen göstermemiz gerekiyor" dedi. Türkiye genelinde ve özellikle tarımın başkenti olarak gösterilen Antalya’da, aşırı kentleşme ve sanayileşmenin etkisiyle yaşanan tarım toprağı kaybı, rakamlarla çarpıcı biçimde ortaya kondu. Türkiye İstatistik Kurumu’ndan alınan verilere göre; Türkiye, son 20 yılda tarım topraklarının yüzde 9,7’sini kaybetti. Bu kayıp yaklaşık 25 milyon 910 bin dekar, yani 3 milyon 628 bin futbol sahası büyüklüğünde alana karşılık geliyor. Antalya’da ise son 20 yılda tarım topraklarının yüzde 16,7’si yok oldu. Kent yüzölçümünün yüzde 3’ünü aşan bu kayıp, yaklaşık 90 bin futbol sahası büyüklüğüne ulaştı. Türkiye’nin kaybı Antalya’yı aştı Son 20 yılda Türkiye genelinde kaybedilen 25 milyon 910 bin dekarlık tarım alanının, yüzölçümü bakımından Antalya’dan daha büyük bir alana karşılık gelmesi dikkat çekerken; Antalya’da kaybedilen 643 bin dekarlık tarım alanının ise kent yüzölçümünün yaklaşık yüzde 3,1’ine denk geldiği hesaplandı. Tarım potansiyeli ve örtü altı üretimdeki liderliğiyle öne çıkan kentte kayıp oranının Türkiye ortalamasının üzerinde gerçekleşmesi, tabloyu daha çarpıcı hale getirdi. Tarımın merkezi Antalya’da tablo ağırlaşıyor 2024 yılı itibarıyla Türkiye’nin toplam tarım alanlarının yüzde 14’ü Antalya’da yer alıyor, Antalya’nın en fazla tarım alanına sahip ilçeleri sıralamasında Korkuteli yüzde 31’lik payla ilk sırada yer aldı. Korkuteli’ni yüzde 14’lük payla Elmalı, yüzde 12’lik payla Manavgat ve yüzde 11’lik payla Serik takip etti. Antalya’daki tarım alanlarının kullanım dağılımında tarla bitkileri üretimi yüzde 47,4 ile en büyük payı alırken, meyvecilik yüzde 25, nadas alanları yüzde 14, sebze üretimi yüzde 13,3 ve süs bitkileri üretimi yüzde 0,2 oranında gerçekleşti. Son 30 yıllık veriler, Türkiye’nin tarım alanlarının yüzde 10,6’sını kaybettiğini, Antalya’daki kaybın ise yüzde 21’e ulaştığını ortaya koydu. Toprak kaybının Türkiye genelinde en hızlı yaşandığı dönemin 2005-2021 yılları arası olduğu belirtilirken, Antalya’da 1995-2010 ile 2020-2024 dönemleri öne çıktı. Bazı ilçelerde gerileme Antalya’da son 20 yılda en fazla tarım toprağı kaybı Akseki ve Gündoğmuş ilçelerinde yaşandı. Her iki ilçede tarım alanlarının yaklaşık yüzde 86’sının kaybedildiği belirlendi. Bu ilçeleri yüzde 72’lik kayıp ile İbradı takip etti. Merkez ilçelerde ise aynı dönemde tarım alanlarında yaklaşık yüzde 10 oranında azalma kaydedildi. Yoğun tarım yapılan ilçelerde de dikkat çekici kayıplar yaşandı. Kumluca’da tarım alanlarının yüzde 44’ünün, Kaş’ta yüzde 43’ünün, Demre’de yüzde 42’sinin, Gazipaşa’da yüzde 35’inin, Kemer’de yüzde 32’sinin ve Alanya’da yüzde 25’inin kaybedildiği açıklandı. Elmalı’da yüzde 20, Manavgat’ta ise yüzde 12 oranında tarım alanı kaybı yaşandı. Buna rağmen Korkuteli’nin son 20 yılda tarım alanlarını yüzde 8 artırdığı, Finike’de yüzde 4, Serik’te ise yüzde 0,6 oranında artış kaydedildiği görüldü. "Toprak üretemediğimiz bir varlık" Tarım alanı kayıplarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Antalya Tarım Konseyi ve Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, tarım topraklarının giderek artan baskı altında olduğunu söyledi. Çandır, "Aşırı kentleşmenin ve sanayileşmenin getirdiği yükle tarım toprakları sürekli tehdit altında. Son 20 yıla baktığımızda Türkiye genelinde tarım topraklarının yüzde 9,7’sini kaybetmiş durumdayız. Antalya gibi tarımsal üretimi ve ihracatıyla öne çıkan kentimizde durum daha acı. Antalya’da yüzde 16,7 civarında tarım toprağımızı kaybettik. Bu yaklaşık 90 bin futbol sahası demek. Tarım toprağını kaybetmek, geleceğe üreteceğimiz gıdayı kaybetmek demektir. Toprak, üretemediğimiz bir varlık. O nedenle çok özen göstermemiz gerekiyor" dedi. Tarım ve gıdanın artık küresel ölçekte stratejik sektörler arasında yer aldığını vurgulayan Çandır, "Türkiye ekonomisinde en belirgin başlıklardan biri enflasyon. Bunun tetikleyicisi olarak tarım ve gıda ürünleri öne çıkıyor. Tarım topraklarını kaybedersek, çiftçileri üretimden uzaklaştırırsak, üretimde düşüş başlar. Bu da enflasyona, ardından gıdaya erişim sorununa ve dışa bağımlılığa neden olur. Bu coğrafya bize dört mevsimi sunan verimli bir coğrafya. Bunun hakkını vermemiz gerekir" ifadelerini kullandı.
26 Şubat 2026 Perşembe - 23:50 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Önceliğimiz enflasyonu düşürmek ve makrofinansal istikrarımızı pekiştirmek" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ASKON’un iftar programında yaptığı konuşmada küresel ekonomik dengelerin değişim sürecinde olduğunu belirterek, "Önceliğimiz enflasyonu düşürmek ve makrofinansal istikrarı güçlendirmek. 2025 yılında ekonomimiz 1,5 trilyon doları aşarken, toplam mal ve hizmet ihracatımız 396 milyar dolara ulaştı. 2026 yılı bereketli bir yıl olacak enflasyonda düşüş sürecek" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) tarafından düzenlenen Geleneksel İftar programına katıldı. Programda konuşan Yılmaz, dünyada büyük bir ekonomik rekabet yaşandığını belirterek, Uzak Doğu’da yükselen ekonomik üretim gücünün küresel dengeleri değiştirecek bir noktaya ulaştığını ifade etti. Bu durumun siyasi çatışmalara ve ekonomide korumacı eğilimlere zemin hazırladığını dile getiren Yılmaz, mevcut hakim pozisyonunu kaybetmek istemeyen ülkelerin farklı yaklaşımlar geliştirdiğini söyledi. Yaşanan sürecin şahıslarla ilgili olmadığını, yapısal bir dönüşümün söz konusu olduğunu vurgulayan Yılmaz, dünyadaki güç dağılımının ve ekonomik dengelerin değiştiğini, ancak bu değişime uyumlu yeni bir siyasi atmosferin henüz oluşmadığını kaydetti. Geçiş dönemlerinin risk ve belirsizliklerin arttığı süreçler olduğunu belirten Yılmaz, bu dönemlerde ülkelerin iç yapılarını güçlendirmesinin önemine dikkat çekti. "Önceliğimiz enflasyonu düşürmek ve makrofinansal istikrarımızı pekiştirmek" Enflasyonla ilgili açıklamalarda bulunan Yılmaz, "Önceliğimiz enflasyonu düşürmek, makrofinansal istikrarımızı pekiştirmek. Sürdürülebilir büyüme için bu gerek, sosyal adalet için de bu gerek. Enflasyonla mücadele geçici olarak bazı sıkıntılar doğurabilir, bu işin biraz tabiatında var. Bir konuda bir şeyleri iyileştirmeye çalışıyorsanız bunun bir külfeti de oluyor ama unutmayalım ki külfet geçici, bunun sağlayacağı nimet uzun vadeli, sürekli. Dolayısıyla bugün enflasyonla mücadelemizi başarılı bir şekilde sürdürüyoruz. Bir taraftan da büyümemizi de makul bir düzeyde devam ettiriyoruz. Geçen yıl, henüz son çeyrek çıkmadığı için yine tahminen söylemek durumundayım, ilk üç çeyrekte 3.7 büyüme kaydetti ekonomimiz. Dünya ortalamasının üstünde. Bizim tarihi ortalamalarımızın bir miktar altında ama dünya ortalamasının üstünde bir büyüme. Tarımda hem don hem kuraklık yaşadığımız, büyümeyi tarımın olumsuz etkilediği, enflasyonu gıda fiyatları kanalıyla olumsuz etkilediği bir yıl olmasına rağmen ilk üç çeyrekte 3.7 büyüdük. Yıl genelinde de 3.5 civarı bir büyüme olacağını tahmin ediyoruz. Yani büyüme tarafında iyi gidiyoruz, istikrarlı bir şekilde gidiyoruz" ifadelerini kullandı. "Toplam mal ve hizmet ihracatı 396 milyar dolara ulaştı" İhracat rakamlarının her şeye rağmen son derece olumlu gittiğini vurgulayan Yılmaz, "İhracatımız geçen sene 273 milyar doları geçti. Tarihi bir rekor durumunda. Dünyanın bugünkü halini düşünürseniz, talep koşullarını vesaire büyük başarı. Bu mal ihracatı. Bir de hizmet ihracatımız var, turizm başta olmak üzere. Orada da 120 milyar doları aştık. Toplam mal ve hizmet ihracatı olarak 396 milyar dolara ulaştık. Bu büyük bir rakam gerçekten. 2002 yılında bizim ekonomimizin büyüklüğü 238 milyar dolardı. Şu anda mal ve hizmet ihracatımız 396 milyar dolara gelmiş durumda. Ekonomik büyüklüğümüz ise yine tahmin olarak söylüyorum tabii, 1.5 trilyon doları ilk defa aşmış oldu 2025 yılında. Kişi başına gelirimiz 17 bin doları aştı, 18 bin dolara yakın bir seviyede gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Bu büyüklüklerimizle dünyanın 16. büyük ekonomisiyiz nominal dolar bazında. Satın alma gücü paritesine göre ise dünyanın 11’inci büyük ekonomisiyiz. İşte küçümsenmeyecek bir noktadayız. İnşallah kamusuyla özeliyle hep birlikte daha güçlü olacağız" dedi. "2026 yılı bereketli bir yıl olacak" Son olarak Enflasyonla mücadeleyi önceliklendirdiklerini belirten Yılmaz, "Enflasyon 2024 yılı Mayıs ayında en yüksek zirveyi buldu. 75.5’e kadar çıkmıştı hatırlarsanız. O tarihten bugüne 45 puan civarında bir düşüş oldu enflasyonda. İzlediğimiz programın neticesinde 45 puan bir düşüş oldu. Geçen ay itibarıyla 30 küsur bir seviyeye gelmiş oldu, 75.5’ten 30.6 seviyesine gelmiş oldu. Önümüzdeki dönemde inşallah bu düşüş devam edecek. Ocak ve Şubat ayları biraz olumsuz oldu doğrusu. Yağışlar bol oldu, bereketli bir ayın temelleri atılmış oldu ama bu lojistik anlamda birtakım sıkıntılar da doğurdu. Bir iki ay belki bir miktar kayıp yaşadık ama yılı kurtardık. Bereketli bir yıl olacak Allah’ın izniyle, bunun için de elbette sevinçliyiz" diyerek sözlerini tamamladı.
26 Şubat 2026 Perşembe - 22:57 Sarı altın erken geldi: Yenidünya mart ayını beklemedi Mersin’in Erdemli ilçesinde sezonun ilk yenidünyaları tezgahtaki yerini aldı. Henüz yeni kızarmaya başlayan Malta eriği olarak da bilinen yenidünyaların ilk ürün paketleri Dubai, İstanbul ve Ankara yolcusu. Türkiye’nin yaş sebze ve meyve üretiminde ilk sıralarında yer alan Mersin’de sezonun ilk çıkan meyvesi serada üretilen ’sarı altın’ olarak da dillendirilen yenidünya oldu. İlk ürünler kalitesine göre bin 500 liraya kadar alıcı bulurken, üreticiler hem fiyattan hem de şubat ayında sofralara yaklaşık 1 ay erken ürün ulaştırmaktan memnun. "Şubat ayında yenidünya çıkardık" Üretici Hüseyin Çiftçioğlu, yenidünyanın çıktığını ve ilk siftahlarını yaptıklarını belirterek, "Bu ikinci toplamamız. Şükür fiyatlar iyi gidiyor ama tonajımız yeni başlıyor, yani sararmalar yeni oluşuyor. Şubat ayında yenidünya çıkardık. Normalde yenidünya mart ayının 15-20’sinde başlar serada. Bu yıl geçen yıldan 20-25 gün önce çıkardık yenidünyayı" dedi. Çiftçioğlu, "Siparişimiz var, ilk toplamalarımız Dubai’ye gidiyor. Bir iki kasada İstanbul’a gidiyor, komisyoncular istiyor. Talep var, herkesin de dikmesini isterim, çoğalmasını isteriz. Çoğalırsa ihracatta olur. İsteyen çok ama yenidünya yok. Daha yeni kızarıyor" diye konuştu. "Erdemli’nin en büyük zenginliği bereketli topraklara ve essiz bir iklime sahip olması" diyen Tabiye Mahallesi Muhtarı ve aynı zamanda üretici Doğan Çiftçioğlu da, "Türkiye’nin her bölgesinde daha çiçek açmamışken burada meyve hasat ediliyor. Doğru şekilde desteklenirse Erdemli, Türkiye’nin merkezi bir erken hasat yeri olabilir. Yenidünya üretmek, istihdam sağlamak anlamında büyük bir gelir kaynağı" dedi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 20:12 Kuru kayısı ihracatında ilk 10’a giren firmalar ödüllendirildi Malatya Ticaret Borsası’nın geleneksel iftar programında 2025 yılı kuru kayısı ihracatında ilk 10’a giren firmalara plaket verildi. Malatya’da, Ticaret Borsası (MTB) tarafından düzenlenen geleneksel iftar yemeği, kentin ekonomi dünyasını bir araya getirdi. Program kapsamında 2025 yılı kuru kayısı ihracatında ilk 10’a giren ihracatçılar plaketle ödüllendirildi. İftar programında konuşan MTB Başkanı Ramazan Özcan, Malatya’nın dünya kuru kayısı üretim ve ihracatındaki lider konumuna dikkat çekti. Kentte yaklaşık 1 milyon dekar alanda 10 milyona yakın kayısı ağacı bulunduğunu belirten Özcan yıllık ortalama 160 bin ton kuru kayısı üretim kapasitesine ulaşıldığını ifade etti. Kuru kayısının yaklaşık 100 ülkeye ihraç edildiğini kaydeden Özcan, ürünün Malatya ve bölge ekonomisine yıllık ortalama 500 milyon dolar civarında gelir sağladığını söyledi. Kayısıda elde edilen başarının üretici, tüccar ve ihracatçıların ortak emeğiyle mümkün olduğunu kaydeden Özcan, lisanslı depoculuk yatırımlarıyla ürünlerin daha sağlıklı şartlarda muhafaza edildiğini söyledi. Özcan, Toprak Mahsulleri Ofisi ile yürütülen çalışmalar kapsamında tahıl ve hububat depolama altyapısının da güçlendirildiğini belirtti. Malatya Valisi Seddar Yavuz ise deprem sonrası yürütülen yeniden imar ve inşa çalışmalarına değinerek Malatya’nın toparlanma sürecinde devlet-millet dayanışmasının belirleyici rol oynadığını söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kentte kapsamlı yatırımların sürdüğünü belirten Vali Yavuz, kayısının Malatya için yalnızca ekonomik bir ürün değil aynı zamanda önemli bir marka değeri olduğunu ifade etti. Program kuru kayısı ihracatında dereceye giren firmalara plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
2025’te Bursa’da aileye büyük destek
22 Şubat 2026 Pazar - 10:18 2025’te Bursa’da aileye büyük destek Aile ve Sosyal Hizmetler Bursa İl Müdürlüğü, 2025 yılı içerisinde evlenecek gençlerden ihtiyaç sahibi ailelere, yaşlılardan korunma ihtiyacı olan çocuklara kadar bir çok aileye ve yardıma muhtaç kişiye dokundu. Bursa Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Faruk Uysal, İhlas Haber Ajansı Bursa Bölge Müdürü İhsan Altıkardeş’i ziyaret etti. Ziyarette 2025 yılında yapılan çalışmalara değinen Uysal, Aile Yılı çerçevesinde 2025 yılında etkinlik ve farkındalık faaliyetlerinde bir çok konuya değindiklerinin altın çizdi. Evlenecek gençleri ve tüm aileleri kapsayacak şekilde 113 ’Aile Yılı İndirim Anlaşması’ imzalandığını belirten Uysal, "Evlenecek gençlerin destekleme projesi çerçevesinde 6 bin 821 başvuru gerçekleşti. Başvuru yapanlar içerisinde 2 bin 269 çift evlilik öncesi eğitim alırken, 2 bin 139 çift krediden faydalandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan 01 Ocak 2025 ve sonrasında gerçekleşen doğumlarda, birinci çocuk için tek seferlik 5 bin lira, ikinci çocuk için aylık bin 500 lira, üç ve üzeri çocuk için aylık 5 bin lira ödendi. Bu çerçevede 2025 yılında bugüne kadar başvurusu olumlu sonuçlanan hak sahiplerine 272 milyon 26 bin 800 lira ödeme yapıldı" diye konuştu. "38 bin kişi aile eğitimi aldı" Eğitim ve danışmanlık programları hakkında da bilgi veren Uysal, "Aile Eğitim Programı (AEP), Evlilik Öncesi Eğitimi (EÖE) ve Türkiye Bağımlılıkla Mücadele (TBM) kapsamında hedef kişi sayısı Bakanlık tarafından 30 bin 929 olarak belirlendi. 2025 yılında toplam 38 bin 504 kişiye aile eğitim programı, evlilik öncesi eğitim ve Türkiye bağımlılıkla mücadele eğitimi gerçekleştirildi. Aile Danışmanlığı, Boşanma Süreci Danışmanlığı ve Bireysel Danışmanlık olmak üzere ise 2025 yılında il genelinde toplam 825 kişiye hizmet verildi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak Aralık ayında 3 bin 793 aileye sosyal ve ekonomik destek hizmeti sunuldu. Kişi başı ortalama 8 bin 307 lira 56 kuruş, olmak üzere, 2025 yılı itibariyle 6 bin 317 aileye toplamda 339 milyon 749 bin 433 lira 69 kuruş ödeme yapılmıştır" dedi. "505 çocuğa Aile ve Sosyal Hizmetler Bursa İl Müdürlüğü bakıyor" Bursa’da 2025 yılında 4 bin 517 çocukla ilgili inceleme ve araştırma yapılarak başvuru işleminin sonuçlandırıldığını belirten Uysal, "331 bakım, bin 644 danışmanlık, bin 231 sağlık ve bin 95 eğitim tedbir kararı alındı. Aralık ayı itibari ile 267 aile yanında 304 çocuğa koruyucu aile hizmeti sağlandı. İl Müdürlüğü bünyesinde resmi olarak 22 çocuk evi ve 7 çocuk evleri sitesinde toplam 366 yatak kapasitesi mevcut olup fiilen kayıtlı 505 çocuğa kurum bakımı hizmeti verilmektedir. Ayrıca, aralık ayında 14 bin 531 aileye Engelli Evde Bakım Ücreti ödenmiştir. Kişi başı 11 bin 702 lira 11 kuruş olmak üzere, Aralık ayı itibariyle 168 milyon 505 bin 29 lira 29 kuruş, 2025 yılında toplamda 16 bin 974 aileye 2 milyar 89 milyon 224 bin 36 lira 4 kuruş ödeme yapılmıştır. 2025 yılı aralık ayı içerisinde 76 Engelli Kurum Bakımı Başvurusu alınmıştır. 12 Engelli Yatılı Kuruluşa yerleştirilmiştir. Resmi kuruluş kapasitesi 84 olup, halen 87 engelliye yatılı bakım hizmeti verilmektedir. Özel kuruluş kapasitesi bin 283 olup, halen bin 154 engelliye yatılı bakım hizmeti verilmektedir. Özel Bakım Merkezlerine Kasım ayı ödeme miktarı 54 milyon 56 bin 827 lira 81 kuruştur. Aralık ayında bin 98 olmak üzere 2025 yılında toplam 9 bin 754 adet Engelli Kimlik Kartı verilmiştir. Bursa’da bugüne kadar toplam 96 bin 336 adet Engelli Kimlik Kartı verilmiştir" diye konuştu. Bursa’da 2025 yılı Aralık ayında 17 yaşlı kurum bakımı başvurusu alındığını belirten Uysal, "2025 yılı Aralık ayında 6 yaşlı yatılı kuruluşa yerleştirilmiştir. Resmi huzurevleri kapasitesi 329 olup, halen 350 yaşlımıza yatılı hizmet verilmektedir. 602 yaşlımız ise sıra beklemektedir. Ortalama resmi huzurevleri ücretleri, tek kişilik 11 bin 87 lira, iki kişilik 5 bin 891 lira, rehabilitasyon 8 bin 125 liradır. 7 Özel huzurevinin kapasitesi 705 olup halen 418 yaşlımıza yatılı hizmet verilmektedir. Ortalama özel huzurevi ücretleri 50 bin liradır" dedi. Aralık ayında 6284 Sayılı kanun kapsamında Şiddet Önleme ve İzleme Merkezimizden hizmet alan kişi sayısı bin 843 iken 2025 yılında toplam 14 bin 448 kişiye hizmet verilmiştir. Aralık ayında 6284 Sayılı kanun kapsamında 11 iddianame alınmış olup 11 iddianamenin incelemesi yapılmıştır. 2025 yılı itibariyle toplam 324 iddianame alınmış olup 320 iddianamenin incelemesi gerçekleştirilmiştir. 3 kadın konukevinin toplam kapasitesi 86 olup, halen 77’si kadın, 47’si de çocuk olmak üzere toplam 124 kişiye hizmet verilmektedir. 5393 sayılı Belediye Kanunda nüfusu 100 bin üzerinde olan ilçelerde kadın ve çocuklar için konukevi açılması hükmü yer almakta olup ilimizde sadece Büyükşehir Belediyesine ait konukevi bulunmaktadır. Toplam kapasitesi 20 olan konukevinde 10’u kadın, 13’ü çocuk olmak üzere toplam 23 kişiye hizmet verilmektedir. 11 Sosyal Hizmet Merkezimizde 33 kadın irtibat görevlisi bulunmaktadır" diye konuştu.
Süphan Dağı’nın eteğinde zorlu hayvancılık mücadelesi
22 Şubat 2026 Pazar - 10:01 Süphan Dağı’nın eteğinde zorlu hayvancılık mücadelesi Bitlis’in Adilcevaz ilçesinde Türkiye’nin üçüncü yüksek dağı olan Süphan Dağı’nın eteklerinde yaşayan besiciler, zorlu doğa şartlarının yanı sıra artan girdi maliyetleriyle ayakta kalma mücadelesi veriyor. Türkiye’nin en yüksek rakımlı yerleşimlerinden biri olan Kışkılı köyünde uzun süren kış şartları, geçimini hayvancılıkla sağlayan köylülerin yaşamını her geçen yıl daha da zorlaştırıyor. Aylarca karla kaplı kalan bölgede özellikle küçükbaş hayvancılık, merada kalma süresinin kısalması nedeniyle ciddi darbe alıyor. İlkbaharın geç gelmesi ve ani bastıran kar yağışları, meralardaki ot verimini de düşürüyor. Bu durum hayvanların doğal yollarla beslenmesini engellerken, üreticileri pahalı yem kullanımına mecbur bırakıyor. Köy sakinlerinden Ertuğrul Yoldaşçı, yaşadıkları sıkıntıyı şu sözlerle dile getirdi: "Eskiden nisan ayında yaylaya çıkardık, şimdi mayısı buluyor. Kış uzun sürünce yem masrafı ikiye katlanıyor. Hayvanı içeride daha uzun süre beslemek zorunda kalıyoruz." Bölgede yem fiyatlarındaki artış, üreticilerin en büyük şikâyetleri arasında yer alıyor. Meraların yetersiz kaldığı dönemlerde dışarıdan temin edilen yemler, yüksek nakliye giderleriyle birlikte besicilerin sırtındaki yükü daha da ağırlaştırıyor. Uzmanlar, artan maliyetlerin özellikle küçük ölçekli aile işletmelerini daha fazla etkilediğine dikkat çekiyor. Giderleri karşılayamayan bazı üreticiler hayvan sayılarını azaltmak zorunda kalırken, bu durum gelir kaybını da beraberinde getiriyor. Besiciler ise desteklerin artırılmasını ve sürdürülebilir hayvancılık politikalarının hayata geçirilmesini talep ediyor.
Çankırı’da Ocak ayında 197 adet konut satıldı
21 Şubat 2026 Cumartesi - 17:18 Çankırı’da Ocak ayında 197 adet konut satıldı Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan verilere göre, Çankırı’da Ocak ayında 197 konut satıldı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2026 yılı Ocak ayı konut satış istatistiklerini açıkladı. TÜİK Başkanlığı tarafından verilen bilgiye göre, Ocak ayında Çankırı genelinde konut satışları 197 adet oldu. Konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre 30 adet arttı. Ocak ayında Çankırı genelinde ipotekli konut satışları 32 adet olarak açıklandı. İpotekli konut satışlarının geçen yılın aynı ayına göre 13 adet arttı. İpotekli satılan konutların toplam konut satışları içindeki payı yüzde 16,2 olarak gerçekleşti. İpotekli satılan konutların 5 tanesi ilk defa satılan konutlardan oluşurken diğer 27 tanesi ise ikinci el satış oldu.Diğer konut satışları ise bir önceki yılın aynı ayına göre 17 adet artarak 165 adet oldu. Ocak ayında diğer satışların toplam konut satışları içindeki payı yüzde 83,8 oldu. Ocak ayında Çankırı genelinde ilk el satılan konut sayısı bir önceki yılın aynı ayına göre 43 adet artarak 81 adet oldu. İlk kez satılan konutların toplam konut satışları içindeki payı yüzde 41,1 oldu. Çankırı genelinde ikinci el konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre 13 adet azalarak 116 adet oldu. Çankırı’daki toplam konut satışları içinde ikinci el satışların payı ise yüzde 58,9 oldu.
Kınık’ta maden işçileri eylemde
21 Şubat 2026 Cumartesi - 16:44 Kınık’ta maden işçileri eylemde İzmir’in Kınık ilçesinde faaliyet gösteren Polyak Eynez Enerji ve Madencilik işçileri, maaş ödemelerindeki aksamalar nedeniyle iş bırakma eylemi başlattı. İzmir’in Kınık ilçesine bağlı Eynez bölgesinde faaliyet gösteren Polyak Eynez Enerji ve Madencilik bünyesinde çalışan işçiler, ücret ödemelerinde yaşandığı belirtilen gecikmeler nedeniyle iş bırakma eylemine başladı. Süreç, Bağımsız Maden İş Sendikası öncülüğünde yürütülüyor. Sendika temsilcileri, maden sahası önünde düzenledikleri basın açıklamasında, yaz aylarında yaklaşık 3 bin işçiden 1700’ünün işten çıkarıldığını, işçi sayısının 1200’e düşmesinin ardından işletmenin Çinli bir firmaya devredildiğini ifade etti. Açıklamada, devir işlemi sonrasında maaş ödemelerinde aksamalar yaşandığı, işçilerin yaklaşık 55 gündür ücretlerini alamadığı ve nakliye hizmeti veren firmaların da yaklaşık 3 aydır ödeme beklediği öne sürüldü. Ücret ödemeleri ve devir süreci tartışması Sendika yetkilileri, mevcut kömür stokunun satışıyla ödemelerin karşılanmaya çalışıldığını savundu. İşletme tarafından dile getirildiği belirtilen ’yurt dışından para transferinde zorluk yaşandığı’ yönündeki açıklamanın gerçeği yansıtmadığını savunan sendika temsilcileri, sürecin şeffaf yürütülmesi gerektiğini kaydetti. Jeolojik açıdan zor bir bölgede üretim yapıldığını belirten sendika, deniz seviyesine yakın ve yaklaşık 800 metre derinlikte faaliyet gösteren bir maden sahasında işçi haklarının aksatılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Eylemin ilk aşamada ’paşa vardiyası’ olarak adlandırılan vardiyada üretimin durdurulmasıyla başladığı bildirildi. İlerleyen günlerde diğer vardiyaların da sürece katılmasının planlandığı, ücretlerin yatırılmaması halinde üretimin kademeli olarak tamamen durdurulacağı açıklandı. Açıklamada ayrıca satış sürecinin şeffaf olmadığı iddia edilerek, yapılan sözleşmelerin kamuoyuna açık biçimde paylaşılması çağrısında bulunuldu. İşçilerin kıdem ve ihbar tazminatlarının durumuna ilişkin belirsizliklerin giderilmesi gerektiği vurgulandı. Bağımsız Maden İş Sendikası, yalnızca bu işletmede değil, bölgedeki diğer maden sahalarında da benzer hak kayıplarına karşı sürecin takipçisi olacaklarını bildirdi. İşletme yönetiminden ve ilgili kurumlardan konuya ilişkin resmi bir açıklama bekleniyor.
Samsun’da konut satışları düştü, ipotekli satışlar arttı
21 Şubat 2026 Cumartesi - 15:32 Samsun’da konut satışları düştü, ipotekli satışlar arttı Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK) Samsun Bölge Müdürlüğü’nün 2026 yılı Ocak ayı verilerine göre Samsun’da konut satışları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,6 oranında azalırken, ipotekli satışlarda yüzde 32’lik artış yaşandı. Türkiye genelinde Ocak ayında konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,7 azalarak 111 bin 480 olarak gerçekleşti. Samsun’da ise konut satışları yüzde 5,6 düşüşle 2 bin 342 oldu. Bu rakamla Samsun, Türkiye genelindeki toplam konut satışlarının yüzde 2,1’ini oluşturdu ve en fazla konut satışı yapılan 12’nci il olarak kayıtlara geçti. İpotekli konut satışları arttı Samsun’da ipotekli konut satışları dikkat çekti. Ocak ayında ipotekli satışlar geçen yılın aynı ayına göre yüzde 32 artarak 388’e yükseldi. Türkiye genelinde ipotekli satışların toplam satışlar içindeki payı yüzde 18,2 olurken, Samsun ipotekli satışlarda yüzde 1,9 pay ile 12’nci sırada yer aldı. Diğer satış türlerinde ise Samsun’da düşüş yaşandı. Diğer konut satışları bir yılda yüzde 10,7 azalarak bin 954 olarak kaydedildi. Türkiye genelinde diğer satışların toplam konut satışları içindeki payı yüzde 81,8 oldu. Samsun, diğer satış türlerinde Türkiye toplamından yüzde 2,1 pay alarak 13’üncü sırada yer aldı. Samsun’da ocak ayında satılan 2 bin 342 konutun 959’u ilk satış, bin 383’ü ise ikinci el satış olarak kayıtlara geçti. Böylece ilk satışların payı yüzde 40,9, ikinci el satışların payı ise yüzde 59,1 oldu. Türkiye genelinde ise 111 bin 480 konut satışının 34 bin 69’u ilk satış, 77 bin 411’i ikinci el satış olarak gerçekleşti.
Başkan Kul: "Üreten kadınların yanında olmaya devam edeceğiz"
21 Şubat 2026 Cumartesi - 15:09 Başkan Kul: "Üreten kadınların yanında olmaya devam edeceğiz" Samsun’un Terme ilçesinde kadın girişimcilerin öncülüğünde yürütülen istiridye mantarı üretimi, hem istihdama hem de yerel kalkınmaya katkı sunuyor. Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, üretim çadırlarında incelemelerde bulunarak, "Kadınlarımızın emeğiyle büyüyen her üretim, ilçemizin geleceğine atılmış güçlü bir imzadır. Üreten kadınlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz" dedi. Terme Belediyesi öncülüğünde kurulan istiridye mantarı üretim çadırlarında faaliyet gösteren kadın girişimciler Leyla Orman ve Dilek Peçe, üretim süreçleri ve geliştirdikleri katma değerli ürünler hakkında Başkan Kul’a bilgi verdi. Üretim alanlarını gezen Kul, mantar yetiştiriciliği süreci, hasat dönemleri ve pazarlama faaliyetlerine ilişkin çalışmaları yerinde inceledi. Ziyarette konuşan Başkan Kul, kadın emeğinin üretime dönüşmesinin yerel kalkınma açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Terme’nin tarihsel kimliğine vurgu yapan Kul, ilçenin Amazonların başkenti olarak bilindiğini hatırlatarak, bugün Termeli kadınların girişimci ruhunu sahada görmekten memnuniyet duyduklarını ifade etti. Alternatif Tarım ile İstihdamın Artırılması Projesi’nin Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı koordinasyonunda yürütüldüğünü ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı kapsamında finanse edildiğini belirten Kul, projenin kadın istihdamını güçlendirdiğini söyledi. Kadınlar öncülüğünde kurulan kooperatif yapısıyla üretim kapasitesinin artırıldığını dile getiren Kul, istiridye mantarını Terme’nin önemli markalarından biri haline getirmeyi hedeflediklerini kaydetti. Vatandaşların tesisleri ziyaret ederek ürünleri doğrudan üretim yerinden temin edebileceğini belirten Kul, kadın girişimcilerin hem üretim hem de markalaşma süreçlerinde destekçisi olmaya devam edeceklerini ifade etti. Dört yıldır istiridye mantarı üretimi yaptıklarını belirten girişimci Leyla Orman ise üretim sürecinin bir ay kuluçka ve bir ay hasat olmak üzere iki ay sürdüğünü söyledi. Belediye bünyesinde aktif olarak kullanılan 5 üretim çadırının her birine 8 ton kompost yerleştirildiğini aktaran Orman, yaklaşık 2 ton ürün elde ettiklerini, ilk 10 günde ortalama 1500 kilogram, ikinci hasatta ise yaklaşık 500 kilogram mantar topladıklarını dile getirdi. Ürünleri Ordu, Ankara, İstanbul ve Trabzon başta olmak üzere birçok ile gönderdiklerini ifade eden Orman, istiridye mantarından turşu, salamura ve köfte gibi katma değerli ürünler geliştirdiklerini kaydetti. Kadın girişimciler, satışları kurumsal bir yapıya kavuşturmak amacıyla "Terme Mantar Leydi Gurme Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi"ni kurduklarını ve gerekli izinleri aldıklarını belirtti. Kooperatif bünyesinde yöresel reçel, acı domates sosu ve konsantre kara üzüm suyu üretiminin de yapıldığı bildirildi. Kadın girişimciler, hedeflerinin üretimi büyüterek ilçedeki diğer kadınları da sürece dahil etmek, sosyal dayanışmayı güçlendirmek ve sürdürülebilir bir üretim modeli oluşturmak olduğunu ifade etti.
Muğla Büyükşehir’den Yatağan’a değer katacak projeler
21 Şubat 2026 Cumartesi - 14:46 Muğla Büyükşehir’den Yatağan’a değer katacak projeler Muğla Büyükşehir Belediyesi, Yatağan Pazaryerinde başlattığı bakım, onarım ve tadilat çalışmalarını sürdürüyor. 17 milyon 305 bin TL yatırımla yürütülen proje ile pazaryeri modern, güvenli ve konforlu bir yapıya kavuşturuluyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tayfun Yılmaz çalışmaları yerinde inceledi. Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından Yatağan Pazaryeri’nde yürütülen çalışmalar kapsamında alan çatıdan zemine kadar baştan sona yenileniyor. Proje ile pazaryerinin çatı yüksekliği artırılarak daha ferah bir kullanım sağlanacak, yaz aylarında vatandaşların konforlu alışveriş yapabilmesi amacıyla serinletme sistemleri kurulacak. Mevcut çelik yapı ilave kolonlarla güçlendirilirken çatı örtüsü sandviç panellerle yenilenecek. Çalışmalar çerçevesinde iş yerlerinde doğrama ve kepenk imalatları yapılacak, iç ve dış cephelerde sıva ve boya tadilatları gerçekleştirilecek. Pazaryeri zeminine çelik hasırlı saha betonu dökülerek dayanıklılık artırılacak; temizlik sırasında oluşan yıkama sularının tahliyesi için drenaj kanalları imal edilecek. Muğla Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tayfun Yılmaz, incelemeler sırasında yaptığı açıklamada, "Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’ın öngörüleri ve vizyonu doğrultusunda, ilçelerimizin ihtiyaçlarını yerinde tespit ederek kalıcı ve sürdürülebilir çözümler üretiyoruz. Yatağan Pazaryerinde yürüttüğümüz bu kapsamlı yenileme çalışmasıyla hem esnafımız hem de vatandaşlarımız için daha sağlıklı, güvenli ve konforlu bir ortam oluşturuyoruz. Muğla’mızın her ilçesinde olduğu gibi Yatağan’da da modern altyapı ve nitelikli hizmet yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" dedi. Başkan Aras: "Yatağan’ı daha güçlü altyapı ve modern hizmetlerle buluşturuyoruz" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Yatağan’da yürütülen yatırımlara ilişkin yaptığı değerlendirmede, "İlçelerimizin ihtiyaçlarını yerinde tespit ederek kalıcı çözümler üretmeye devam ediyoruz. Yatağan Pazaryerinde sürdürdüğümüz yenileme çalışmalarıyla hem esnafımız hem de vatandaşlarımız için daha sağlıklı, güvenli ve konforlu bir alışveriş ortamı oluşturuyoruz. Muğla’mızın her ilçesinde olduğu gibi Yatağan’da da modern altyapı ve nitelikli hizmetleri hayata geçirmeyi sürdüreceğiz" dedi.
Yüksekova’da kadınlar dikiş-nakış kursuyla hem meslek ediniyor hem sosyalleşiyor
21 Şubat 2026 Cumartesi - 14:38 Yüksekova’da kadınlar dikiş-nakış kursuyla hem meslek ediniyor hem sosyalleşiyor Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde Halk Eğitimi Merkezi bünyesinde açılan dikiş-nakış kursu, kadınların mesleki beceri kazanmalarına ve ekonomik hayata katılmalarına imkan sağlıyor. Yüksekova Yeni Mahalle Milli Egemenlik Caddesi’ndeki eski İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü binasına taşınan Halk Eğitimi Merkezi, yeni yerinde kadınlardan yoğun ilgi görüyor. Usta öğretici Güneş Demirhan koordinesinde yürütülen kurslarda, her yaştan kadın hem dikiş tekniklerini öğreniyor hem de ürettikleriyle aile bütçesine katkıda bulunuyor. "Hem meslek hem özgüven kazanıyorlar" Meslekte 13. yılını geride bırakan usta öğretici Güneş Demirhan, kursların yaygın eğitim kapsamında modüller halinde yıl boyunca devam ettiğini belirtti. Kursiyer profilinin 15 ile 50 yaş aralığında değiştiğini ifade eden Demirhan, "Kadınlar buraya sadece meslek öğrenmek için değil; kendilerini geliştirmek, özgüven kazanmak ve sosyalleşmek için de geliyor. Sosyalleşmek insanlara psikolojik açıdan çok iyi geliyor. Birçok kursiyerimiz buraya gelmediği gün kendisini eksik hissettiğini dile getiriyor. Burada üretmenin verdiği gücü bizzat gözlemliyoruz" dedi. "Mezunlar kendi iş yerini açıyor" Eğitimlerin istihdama doğrudan katkı sunduğunu vurgulayan Demirhan, kursu başarıyla tamamlayanların aldıkları sertifikalarla kendi iş yerlerini açabildiklerini ya da usta öğretici olarak görev alabildiklerini söyledi. Merkezin yeni binasının merkezi konumda olmasının talebi artırdığını belirten Demirhan, "Sınıf kapasitemiz 20-25 kişiyle sınırlı olduğu için fazla talepleri sıraya koyuyoruz. Özellikle giyim kurslarımıza, yerel kıyafet dikimine ve geri dönüşüm projelerine büyük ilgi var. Bu yıl profesyonel görünüm için baskı tekniklerine de başladık" dedi. "Aile ekonomisine destek" Kursiyerlerin ilk aşamada dikiş makinelerini kullanmayı öğrendiğini, ardından üretim safhasına geçtiğini anlatan Demirhan, eski kıyafetlerin çantaya veya farklı ürünlere dönüştürülerek ekonomiye kazandırıldığını ifade etti. Demirhan, kadınların bu sayede hem kendi ihtiyaçlarını karşıladıklarını hem de geleceğe dair umutlarını güçlendirdiklerini sözlerine ekledi.