EKONOMİ
16 Mart 2026 Pazartesi - 15:33 BAKA, Batı Akdeniz Kırsal Turizmini Küresel Pazara Taşıyor: 2.5 Milyon Euro’luk "CReSInMed" projesi başlıyor Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA), Antalya, Burdur ve Isparta’daki kırsal turizm potansiyelinin uluslararası alandaki görünürlüğünü artırmak ve yerel işletmelerin rekabet gücünü güçlendirmek amacıyla CReSInMed Avrupa Birliği projesinde ülkemizi temsil ediyor. Avrupa Birliği’nin Interreg NEXT MED Programı kapsamında finanse edilen "CReSInMed – Akdeniz’de Kırsal Turizm KOBİ’lerinin Rekabet Gücü ve Uluslararasılaşması" projesi, BAKA’nın öncülüğünde Batı Akdeniz Bölgesi için sürdürülebilir kırsal kalkınmada yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Akdeniz Havzası’nda sınır ötesi iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan CReSInMed projesi, farklı ülkelerden kurumları ortak bir çalışma platformunda buluşturuyor. Proje kapsamında yürütülecek ortak çalışmalar ve bilgi paylaşımı sayesinde Batı Akdeniz’de faaliyet gösteren kırsal turizm işletmelerinin uluslararası deneyimlerden faydalanması ve yeni iş birlikleri geliştirmesi hedefleniyor. Hedefimiz turizmi 12 aya yaymak CReSInMed projesinin Batı Akdeniz Bölgesi’nde sürdürülebilir kırsal kalkınma için önemli bir fırsat sunduğunu vurgulayan BAKA Genel Sekreteri Volkan Güler, projeye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı olarak önceliklerimiz; turizmi yılın 12 ayına yaymak, kırsal alanlardaki turizm faaliyetlerini çeşitlendirmek ve yerel KOBİ’lerin uluslararası pazarlara erişimini güçlendirmektir. Bu proje ile turizm faaliyetlerinde sunulan çeşitliliğin artırılmasının yanı sıra turizm gelirlerinin bölge geneline daha dengeli bir şekilde yayılması hedeflenmektedir. Aynı zamanda kırsal yerleşimlerde yaşayan vatandaşlarımızın turizme yönelik ekonomik faaliyetlere katılımının artırılması ve turizm gelirlerinden aldıkları payın yükseltilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirilecektir." Güler ayrıca, proje kapsamında turizm alanında faaliyet gösteren paydaşlar arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine de önem verdiklerini belirterek şu değerlendirmede bulundu: "Bölgemizde turizme yönelik faaliyetlerde paydaşlar arası koordinasyon ve entegrasyonun güçlendirilmesiyle somut sonuçlar elde edileceğine inanıyoruz. Projedeki uluslararası ortaklarımızla eşgüdüm içerisinde çalışarak karşılıklı bilgi ve deneyim paylaşımı gerçekleştireceğiz. Bizdeki uygulamalarla diğer ülkelerdeki uygulamalar arasındaki farkları değerlendirme imkânı bulacağız. Özellikle yöresel ürünlerin kırsal turizm anlamında markalaştırılması ve pazarlanması konusunda farklı ülkelerin deneyimlerini inceleyerek bölgemiz için yeni fırsatlar ortaya çıkarmayı hedefliyoruz." Filistin dahil yedi ülkeden yerel KOBİ’ler projede yer alacak Yerel işletmelere ve topluluklara somut faydalar sağlaması hedeflenen proje; İtalya, Yunanistan, Türkiye, Ürdün, Tunus, İspanya ve Filistin’den kuruluşları bir araya getiren geniş bir Akdeniz iş birliği ağı oluşturuyor. Proje kapsamında kırsal alanlarda faaliyet gösteren 50 KOBİ merkeze alınacak. Bu işletmelere yönelik olarak özel eğitim programları, kişiselleştirilmiş uluslararasılaşma planları, ağ oluşturma faaliyetleri, turizm kümelenmesi çalışmaları ve yenilikçi dijital araçlar sunulacak. Böylece kırsal turizm işletmelerinin yönetim, pazarlama ve uluslararası iş birlikleri konularında kapasitelerinin artırılması hedefleniyor. Projenin açılış toplantısı İtalya’da yapılacak 2026 yılının Ocak ayında başlayan proje 36 ay boyunca devam edecek ve 2029 yılının Ocak ayında tamamlanacak. Toplam bütçesi 2milyon 561 bin 648,80 Euro olan projenin 2 milyon 279 bin 867,43 Euro’luk kısmı, yani yaklaşık yüzde 89’u, Avrupa Birliği tarafından finanse ediliyor. CReSInMed projesinin resmi başlangıç toplantısı 23–25 Mart 2026 tarihleri arasında İtalya’nın Sardinya adasındaki Cagliari şehrinde gerçekleştirilecek. Program kapsamında proje faaliyetlerine yönelik operasyonel, teknik ve finansal planlamaların yapılacağı Yönlendirme Komitesi toplantıları düzenlenecek. Bunun yanı sıra halka açık bir proje tanıtım etkinliği gerçekleştirilecek ve İtalya’daki kırsal turizm alanında faaliyet gösteren kurumlara saha ziyaretleri yapılacak.
16 Mart 2026 Pazartesi - 15:25 Sinop’ta trafiğe kayıtlı araç sayısı 85 bin 410’a ulaştı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Motorlu Kara Taşıtları Şubat 2026 verilerine göre, Sinop’ta trafiğe kayıtlı araç sayısı Şubat ayı sonu itibarıyla 85 bin 410 oldu. Kentte en büyük payı otomobiller oluştururken, Şubat ayında 288 yeni taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. TÜİK verilerine göre Sinop’ta trafiğe kayıtlı 85 bin 410 taşıtın yüzde 46,5’ini (39 bin 734) otomobil, yüzde 22,6’sını motosiklet, yüzde 12,6’sını traktör, yüzde 12,6’sını kamyonet oluşturdu. Araçların yüzde 2,8’i kamyon, yüzde 2,1’i minibüs, yüzde 0,4’ü otobüs ve yüzde 0,4’ü özel amaçlı taşıtlardan oluştu. Şubat ayında kentte 288 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Bu taşıtların yüzde 50’sini motosikletler oluştururken, yüzde 36,8’i otomobil, yüzde 5,9’u kamyonet ve yüzde 4,5’i traktör olarak kayıtlara geçti. Trafiğe yeni kaydı yapılan taşıt sayısı geçen yılın aynı ayına göre artış gösterdi. Sinop’ta Şubat ayında trafiğe kaydı yapılan toplam taşıt sayısı geçen yılın aynı ayına göre 27 adet arttı. Şubat ayında kentte 24 farklı markadan toplam 106 otomobil trafiğe kaydedildi. Öte yandan Şubat ayında Sinop’ta toplam 1 bin 768 taşıtın devri gerçekleştirildi. Devri yapılan taşıtların 1 bin 160’ını otomobil oluştururken, 229’unu kamyonet, 202’sini motosiklet ve 105’ini traktör oluşturdu. Kalan 72 taşıt ise minibüs, otobüs, kamyon ve özel amaçlı araçlardan oluştu.
16 Mart 2026 Pazartesi - 15:21 Yatırımcılar dikkat: Altındaki düşüş büyük yükselişin habercisi olabilir Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilimler ve enerji piyasalarındaki riskler küresel finans piyasalarında dikkat çekici hareketlere yol açıyor. Petrol fiyatları hızla yükselirken, altın ve gümüşte kısa vadeli geri çekilme yaşanması yatırımcıların odağını değerli metallere çevirdi. Orta Doğu’da giderek genişleyen İsrail-ABD-İran gerilimi küresel piyasalarda belirsizliği artırırken, enerji arzına yönelik riskler de büyüyor. Petrol fiyatlarının hızla yükselmesine rağmen altın ve gümüşte kısa vadeli geri çekilme yaşanması piyasalarda dikkat çekici bir tablo oluşturdu. Savaşın ilk günlerinde ons altın yaklaşık 5 bin 200 dolar seviyelerinde işlem görürken, son günlerde 5 bin doların altına geriledi. Gümüş fiyatı ise savaşın başındaki yükselişin ardından geri çekilerek 26,79 dolar seviyelerine kadar indi. Petrol fiyatlarının hızla yükselmesine ve enerji arzı risklerinin artmasına rağmen değerli metallerde görülen bu kısa vadeli geri çekilme yatırımcılar açısından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. "Kısa süreli çekilmeler, yeniden fiyatlanma süreci olarak değerlendirilir" Uzmanlara göre değerli metallerde görülen bu hareketler kısa vadeli dalgalanma niteliği taşıyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde benzer fiyat hareketlerinin görülebileceğine dikkat çekti. Kitiş, "Jeopolitik risklerin yükseldiği dönemlerde değerli metallerde görülen kısa süreli geri çekilmeler çoğu zaman daha büyük bir yükselişin öncesindeki yeniden fiyatlama süreci olarak değerlendirilir" dedi. Enerji piyasalarında risk büyüyor Enerji piyasalarında ise daha ciddi bir risk tablosunun oluştuğuna dikkat çekiliyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapanma ihtimali ve Körfez bölgesindeki güvenlik risklerinin artması, enerji arzını tehdit eden gelişmeler arasında gösteriliyor. Uluslararası ekonomi çevrelerinde yapılan değerlendirmelerde, muhtemel bir enerji krizinin küresel ekonomiyi yeni bir resesyon riskine sürükleyebileceği ifade ediliyor. Kitiş, enerji fiyatlarındaki artışın küresel ekonomi üzerindeki etkilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Enerji fiyatlarının hızla yükseldiği bir dönemde dünya ekonomisi kırılgan bir zeminde ilerliyor. Enerji krizi yalnızca fiyat artışı anlamına gelmez; aynı zamanda küresel büyümenin yavaşlaması ve yeni bir ekonomik daralma riskini de beraberinde getirir" diye konuştu. Petrodolar sistemi yeniden tartışılıyor 1970’li yıllarda altın standardından petrodolar sistemine geçilmesiyle küresel finans sisteminin temelinin atıldığını hatırlatan uzmanlar, son dönemde enerji ticaretinde alternatif ödeme yöntemlerinin gündeme gelmesinin yeni kırılmaların habercisi olabileceğini değerlendiriyor. İran’ın enerji taşımacılığında yuan ile ödeme yapan gemilere geçiş kolaylığı sağlaması, enerji ticaretinde dolar dışındaki alternatiflerin güçlenebileceğine işaret ediyor. Uluslararası siyasette yaşanan gelişmeler de küresel finans sistemini etkileyen önemli faktörler arasında yer alıyor. ABD’de siyasi dengelerin değişmesi ve uluslararası kurumların etkisinin zayıflaması, mevcut ekonomik düzenin sorgulanmasına yol açıyor. Kitiş, bu sürece ilişkin değerlendirmesinde, "Uluslararası kurumların etkisinin zayıfladığı bir dönemde ekonomik sistemler de belirsizlikle karşı karşıya kalıyor. Kurallara dayalı düzenin aşınması, yatırımcıların güvenli liman arayışını hızlandırıyor ve bu noktada altın yeniden sistemin merkezine yaklaşıyor" şeklinde konuştu. Altın için 10 bin dolar senaryosu Küresel borçluluk seviyelerinin artması, merkez bankalarının para politikaları ve jeopolitik riskler altının uluslararası finans sistemindeki rolünü yeniden güçlendiriyor. Birçok ülkenin rezervlerinde altının payını artırması da bu eğilimi destekleyen gelişmeler arasında gösteriliyor. Altın fiyatlarına ilişkin değerlendirmede bulunan Kitiş, yıl sonuna yönelik dikkat çeken bir öngörüde bulunarak, "Küresel para sisteminde yaşanan dönüşüm ve jeopolitik risklerin artması dikkate alındığında altının ons fiyatında çok daha yüksek seviyelerin konuşulması sürpriz olmayacaktır. Piyasalarda yıl sonuna doğru 10 bin dolar seviyesinin konuşulması artık uç bir senaryo olarak görülmemeli" dedi. Uzmanlar, enerji krizi, jeopolitik rekabet ve küresel para sistemindeki dönüşümün bir araya gelmesiyle altının yalnızca bir yatırım aracı değil, aynı zamanda uluslararası finans sisteminde güvenli bir referans varlık olarak yeniden öne çıkabileceğini belirtiyor.
Kilis’te 37 yıllık ustadan ’burger tatlı’
21 Ocak 2026 Çarşamba - 12:42 Kilis’te 37 yıllık ustadan ’burger tatlı’ Kilis’te 37 yıllık tatlı ustası, kente özgü cennet çamurunu modern bir dokunuşla ’burger tatlı’ya dönüştürerek geleneksel lezzeti yeni nesille buluşturdu. Kilis’te 8 yaşından bu yana tatlıcılık mesleğinin içinde olan 45 yaşındaki usta, kente özgü cennet çamuru ve katmeri modern bir yorumla yeniden ele aldı. "Hamur adam" olarak tanınan usta, geleneksel lezzetleri genç nesle sevdirmek amacıyla ’burger tatlı’ adını verdiği bir tatlı yaptı. Meslekte 37 yılı geride bıraktığını belirten usta, tatlıcılığın kendisi için bir aşk olduğunu ifade ederek, "Kilis’in kendine has tatlıları var. Cennet çamurumuz ayrı bir lezzet. Biz de buna bir farklılık katmak istedik. Yeni nesle sevdirelim, daha çok tattıralım diye burger tatlıyı çıkardık" dedi. Burger tatlının yapım aşamasını da anlatan usta, hamurların tek tek sarılıp açıldığını, aralarına fıstık konularak kalıplara basıldığını söyledi. Tatlının kızgın yağ ile yağlandıktan sonra 220 derecedeki fırında yaklaşık 35 dakika pişirildiğini belirten usta, "Pişen tatlıların üzerine kendi kaynattığımız pancar şekerinden üretilen şerbeti ekliyoruz. İsteğe göre arasına cennet çamuru, kaymak ve dondurma ilave edilebiliyor" diye konuştu. Burger tatlının fıstıklı ve sade olmak üzere iki çeşidinin bulunduğunu ifade eden usta, iç dolguda cennet çamuru ve kaymağın öne çıktığını kaydetti. Yeni lezzeti tadan müşteriler ise burger tatlıyı çok sevdiklerini belirterek, bu özgün tatlının eşsiz ve muhteşem olduğunu dile getirdi.
Türk zeytinyağında bir ilk
21 Ocak 2026 Çarşamba - 12:39 Türk zeytinyağında bir ilk Ayvalık’ın köklü bir zeytinyağı firması, Türk zeytinyağının dünyadaki yolculuğunda yeni bir sayfa açtı. Güney Kore’nin başkenti Seul’de Ayvalık zeytinyağlarının satışının yapıldığı bir mağaza açıldı. "Zeytinyağının Başkenti" Ayvalık menşeili Türkiye’nin zeytinyağında ihracat devlerinden köklü bir geçmişe sahip zeytin ve zeytinyağı üretim firması, hem Türkiye hem de dünya zeytinyağı sektörü için önemli bir adım attı. Firma, yurt dışında ilk mağazasını Güney Kore’nin başkenti Seul’de açtı. Mağaza açılışı öncesinde Güney Koreli yetkililerle imza töreni gerçekleşti. İmza törenine bürokrasiden, basından ve iş dünyasından isimler katıldı. Ayvalıklı firma, böylece Uzak Doğu’da mağaza açan ilk Türk zeytinyağı markası olurken, Güney Kore’de ise zeytinyağı üzerine mağaza açan tek firma olma unvanını kazandı. Anadolu’nun En Büyük 500 markası arasında bulunan firma, Türkiye’nin en büyük 5 ihracatçı firmasından biri ve ABD’den Uzak Doğu’ya 26 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Yıllık 30 bin ton zeytinyağı sevk kapasitesi ve 2 bin ton sofralık zeytin işleme kapasitesiyle Türkiye’nin en büyük zeytin ve zeytinyağı firmalarından biri olan firma, Uzak Doğu pazarı için stratejik bir yatırıma imza attı. Konuyla ilgili açıklama yapan firmanın 4. kuşak Yönetim Kurulu Başkanı, Balıkesir Sanayi Odası Genç Girişimciler Kurulu Başkan Yardımcısı ve Ayvalık Ticaret Odası Genç Girişimler Kurulu Başkanı Mustafa Kürlek, "Evet bildiğiniz üzere asırlardır zeytinyağı üretimiyle uğraşıyoruz. Ayvalık dünyada en iyi zeytinyağların üretildiği üç noktadan biri ve dünya arenasında da çeşitli kalite yarışmalarında ödüller kazanıyor yağlarımız. Bunu da biz firmamız olarak birçok Uzak Doğu ülkesi ve Avrupa’ya Amerika kıtasına da ihracatla taçlandırıyoruz. Güney Kore’de mağaza açmaya karar verdik ve geçtiğimiz günlerde başkenti olan Seul’de ilk yurt dışı mağazamızı açmış bulunuyoruz. Türk ürünlerine, Türk insanına bir sevgi söz konusu Güney Kore’de. Bildiğiniz üzere geçtiğimiz yıllarda olan savaşlardan dolayı Türk halkının, Türk askerinin yaptığı yardımdan dolayı Türk ürünleri ve Türk insanı seviliyor. Şu anda orada 0.3 özel seri zeytinyağımızda 500 yaşını aşmış asırlık ağaçlarımızın ürününü sunuyoruz. Bu gerçekten mutluluk verici ve bayrağımızı orada dalgalandırıyoruz. Şu anda İtalyan ve İspanyol yağları ile rekabet ediyoruz. İtalyan ve İspanyollar ciddi derecede pazar payına sahip. Türkiye’de zeytinyağı olduğunu bilmeyen birçok tüketici bulunuyor. Tabii bunu tanıtmak, anlatmak bayağı uzun zaman sürecek. Biz bununla alakalı olarak ilk adım attık ve önümüzdeki beş yıllık süreçte oradaki mağazanın oturmasını ve tüketicilerin yavaş yavaş Türk zeytinyağına alışmasını planlıyoruz. Bundan dolayı da en kaliteli, en özel ürünlerimizle Türkiye’de sattığımız şekilde oraya girdik. Bundan dolayı da mutluyuz çok şükür" dedi. Korelilerin Türk zeytinyağına büyük bir ilgi gösterdiğini ifade eden Kürlek, "Kore’de zeytinyağı tüketimi bizim Türkiye’de olduğu gibi yemeklere, salatalara dökmek şeklinde değil. Genellikle 10 gramlık küçük ambalajlarda satılıyor. Sabahları içebiliyorlar ya da çok az miktarda çeşitli gıda ürünlerinde kullanıyorlar. Biz orada içimlik zeytinyağı olarak varız. Bizim zeytinyağımızı sabahları aç karnına bir tatlı kaşığı kalp ve damar sağlığı açısından içmelerini tavsiye ediyoruz. Şu anda Kore’de tüketim daha çok yemek yapımından ziyade sağlık amaçlı içim yönünde diyebiliriz" diye konuştu.
"2025 yılı turizm sektörün dayanıklılığının kanıtlandığı yıl oldu"
21 Ocak 2026 Çarşamba - 12:31 "2025 yılı turizm sektörün dayanıklılığının kanıtlandığı yıl oldu" Türkiye’nin önemli turizm yatırımcılarının başında gelen Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, Türk turizminin 2025 yılını değerlendirip 2026 yılı hedeflerini açıkladı. 2025 yılını "Turizm sektörünün dayanıklılığının kanıtlandığı yıl oldu" şeklinde değerlendiren Çelik 2026 yılı için de "Küresel ölçekte beklenen yumuşama ve sermaye akımlarındaki normalleşme de Türkiye turizmi için olumlu bir zemin oluşturuyor" dedi. 2025 yılının, küresel ve yerel ölçekte yaşanan ekonomik dalgalanmalara rağmen turizm sektörünün ne kadar güçlü ve esnek bir yapıya sahip olduğunu ortaya koyan önemli bir yıl olduğunu kaydeden Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, "Türkiye’nin güçlü turizm altyapısı, hizmet kalitesi ve çeşitlenen ürün gamı sayesinde beklentilerin büyük ölçüde karşılandığını, hatta bazı alanlarda aşılabildiğini söylemek mümkün. Özellikle nitelikli tesis yatırımları, entegre turizm ve yaşam projeleri ile sürdürülebilirlik odaklı konseptler hem yerli hem de yabancı turist nezdinde ciddi bir karşılık buldu. Türkiye’nin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü koruması, alternatif turizm alanlarında çeşitliliğini arttırması ve yılın geneline yayılan talep yapısı, sektörün sağlıklı bir büyüme zemini oluşturmasına katkı sağladı. Finansman koşullarının zorlayıcı olduğu bir dönemde dahi turizmin yatırımcı ilgisini koruması, sektöre duyulan güvenin somut bir göstergesi oldu. Tüm bu gelişmeler, turizmin yalnızca kısa vadeli bir gelir alanı değil, aynı zamanda uzun vadeli ve stratejik bir yatırım alanı olduğunu bir kez daha ortaya koydu" dedi. "2026 yeni nesil turizm ve yaşam projelerinin önem kazandığı yıl olacak" Zorlu geçen bir 2025 sezonunun ardından 2026 sezonuna umutla girdiklerini kaydeden Kızılbük GYO Genel Müdürü Çelik, "2025’te sergilenen dayanıklılığın daha sağlıklı ve dengeli bir büyümeye evrildiği bir tabloyla karşılayacağımızı öngörüyoruz. Talep tarafında ise nicelikten çok niteliğin öne çıktığı bir döneme girildiğini görüyoruz. Artık ziyaretçiler yalnızca konaklama değil; deneyim, yaşam kalitesi, sürdürülebilirlik ve bütüncül hizmet anlayışı talep ediyor. Bu doğrultuda yeni nesil turizm ve yaşam projeleri, uzun süreli konaklama modelleri ve dört mevsime yayılan konseptler talebi daha dengeli ve kalıcı hale getiriyor" diye konuştu. Açıklamasında jeopolitik gelişmeler, küresel ekonomi ve maliyet artışlarının turizm yatırımlarına olan etkisinden de söz eden Çelik, jeopolitik gelişmeler ve küresel ekonomik belirsizliklerin, turizm yatırımlarında daha temkinli, planlı ve seçici bir yaklaşımı zorunlu kıldığıı kaydetti. "Türkiye yabancı yatırımcı ve turist açısından cazibesini koruyor" Türkiye’nin cazibe merkezi olduğunu ve çeşitli avantajları ile hem yabancı yatırımcı hem de yabancı turist açısından cazibesini koruduğunu kaydeden Genel Müdür Çelik, "TÜİK’in 2025 yılı üçüncü çeyrek turizm istatistikleri, Türkiye’nin yabancı turistler açısından cazibesini net biçimde koruduğunu ortaya koyuyor. Temmuz-Eylül 2025 döneminde ülkemizde geceleme yapan yabancı ziyaretçilerin gecelik ortalama harcamasının 100 dolar seviyesinde gerçekleşmesi, Türkiye’nin artık yalnızca ziyaretçi sayısıyla değil, oluşturduğu katma değerle de öne çıktığını gösteriyor. Yurt dışında ikamet eden vatandaşların gecelik ortalama harcamasının 64 dolar olması da talep yapısının geniş bir tabana yayıldığını ortaya koyuyor. Aynı dönemde turizm gelirleri içinde paket tur harcamalarının yüzde 33,6 ile en yüksek payı alması, Türkiye’nin entegre ve organize turizm ürünlerinde güçlü bir konumda olduğunu teyit ediyor. Yeme-içme harcamalarının yüzde 19,9, uluslararası ulaştırma harcamalarının ise yüzde 11,1 paya sahip olması, turizmin yalnızca konaklamayla sınırlı kalmadığını; birçok alt sektörü besleyen güçlü bir ekonomik ekosistem oluşturduğunu gösteriyor. Öte yandan, bir önceki yılın aynı dönemine göre sağlık harcamalarında yüzde 20,3, konaklama harcamalarında yüzde 17,3 ve yeme-içme harcamalarında yüzde 14,8 oranında artış yaşanması, Türkiye’nin nitelikli turist profiline doğru ilerlediğini ve alternatif turizm alanlarında rekabet gücünü arttırdığını ortaya koyuyor. Bu tablo, yabancı yatırımcılar açısından da Türkiye’nin yüksek potansiyel taşıyan, gelir üretme kabiliyeti güçlü ve sürdürülebilir bir turizm pazarı olmaya devam ettiğini gösteriyor" diyerek Türkiye’nin ciddi bir cazibe merkezi olduğunu kaydetti. "Sinpaş Tatil Evleri; Yeni nesil bir yaşam modelini temsil ediyor" Kurumun önemli yatırımları arasında yer alan ve gördüğü yoğun ilgi ile turizm sektörünün dikkatini çeken ‘Sinpaş Tatil Evleri’nden de söz eden Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, "Sinpaş Tatil Evleri, bugün turizm ve gayrimenkulün kesişim noktasında gelişen yeni nesil bir yaşam modelini temsil ediyor. Bu konseptin gördüğü ilginin temelinde, klasik tatil anlayışının ötesine geçen bütüncül bir yaklaşım yatıyor. Artık kullanıcılar yalnızca kısa süreli konaklama değil; yılın geneline yayılan, kendilerini ait hissettikleri ve güven duydukları bir ikinci yaşam alanı talep ediyor. Biz Sinpaş Tatil Evleri projesi ile bunu gerçekleştirdik ve yoğun ilgi gördü" ifadelerine yer verdi. "Uzun vadeye odaklanın" Genel Müdür Çelik, açıklamasının sonunda sektör temsilcilerine ve yatırımcılara vermek istediğini mesaj var mı? Sorusuna ise "Turizm ve gayrimenkul sektörlerinde kalıcı başarı, kısa vadeli dalgalanmalara odaklanmaktan ziyade uzun vadeli vizyon, doğru planlama ve nitelikli üretimle mümkün. Bugünün dünyasında yatırımcılar kadar turistler de kaliteyi, sürdürülebilirliği ve güven duygusunu önceliklendiriyor. Bu nedenle sektörün geleceği; çevreyle uyumlu, katma değeri yüksek, deneyim odaklı ve dört mevsime yayılan projelerde şekilleniyor" diye cevap verdi.
Kütahya Tasarım Teknokent Olağan Yönetim Kurulu Toplantısı yapıldı
21 Ocak 2026 Çarşamba - 12:28 Kütahya Tasarım Teknokent Olağan Yönetim Kurulu Toplantısı yapıldı Kütahya Tasarım Teknokent’in 2026 yılı ilk olağan yönetim kurulu toplantısı gerçekleştirildi. Teknokent ev sahipliğinde, Teknokent NG Toplantı Salonu’nda düzenlenen toplantıya; Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Rektörü ve Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mücahit Eracar, Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, Altıntaş Belediye Başkanı Hikmet Tunç ile birlikte yönetim kurulu üyeleri katıldı. Toplantıya ayrıca Kütahya Organize Sanayi Bölgesi Bölge Müdürü Tunahan Ergin, Kütahya 30 Ağustos Organize Sanayi Bölgesi Temsilcisi Mustafa Yenipazar, Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası Temsilcisi M. Selman Hatipoğlu, Simav Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şeref Kazcıoğlu, Tavşanlı Ticaret ve Sanayi Odası Temsilcisi Hasan Özyaşar, DPÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayhan Kahraman ile Teknokent Genel Müdürü Doç. Dr. Durmuş Özdemir iştirak etti. Program kapsamında Kütahya Dumlupınar University Solar Car Team (DUSCART) Öğrenci Topluluğu üyeleri, Teknokent Girişim Ofisi (GO) ve Paylaşımlı Ofis (PO) alanlarını ziyaret ederek Teknokent ekosistemi hakkında yerinde bilgi aldı ve girişimci firmalarla bir araya geldi. Toplantıda; Teknokent’in mevcut faaliyetleri, devam eden projeler, firma ekosisteminin gelişimi ve önümüzdeki döneme yönelik stratejik hedefler ele alındı. Girişimci-üniversite iş birliklerinin güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Toplantının ardından yönetim kurulu üyeleri, açılışı yapılan Tekno Kafe Restoran’da firma yetkilileriyle bir araya gelerek görüş ve fikir alışverişinde bulundu. Teknokent’ten yapılan açıklamada, toplantıya katılım sağlayan yönetim kurulu üyelerine, paydaş kurum temsilcilerine, firma yetkililerine ve DPÜ DUSCART Öğrenci Topluluğu üyelerine katkı ve ilgilerinden dolayı teşekkür edildi.
Tekirdağ’da aralık ayında 6 bin 534 konut satıldı
21 Ocak 2026 Çarşamba - 12:18 Tekirdağ’da aralık ayında 6 bin 534 konut satıldı Türkiye İstatistik Kurumunca (TÜİK) açıklanan 2025 yılı Aralık ayı konut satış istatistiklerine göre, Tekirdağ’da aralık ayında toplam 6 bin 534 konut el değiştirdi. TÜİK verilerine göre Türkiye genelinde konut satışları 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 14,3 artarak, 1 milyon 688 bin 910 olarak kayıtlara geçti. Konut satışlarının en fazla gerçekleştiği iller 280 bin 262 ile İstanbul, 152 bin 534 ile Ankara ve 96 bin 998 ile İzmir olurken, en az satış yapılan iller 727 ile Ardahan, bin 251 ile Bayburt ve bin 559 ile Hakkari oldu. Tekirdağ’da ipotekli konut satışları aralık ayında 963 olarak gerçekleşti. Türkiye genelinde ipotekli konut satışları aralık ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 25,2 artarak 29 bin 149’a yükseldi. Yıl genelinde ise ipotekli konut satışları yüzde 49,3 artışla 236 bin 668 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı aralık ayında yüzde 11,4, yıl genelinde ise yüzde 14,0 olarak belirlendi. Tekirdağ’da diğer satış türleri kapsamında 5 bin 571 konut satışı yapıldı. Türkiye genelinde diğer konut satışları aralık ayında yüzde 19,2 artarak 225 bin 628 olurken, 2025 yılı toplamında yüzde 10,1 artışla 1 milyon 452 bin 242’ye ulaştı. Tekirdağ’daki 6 bin 534 konut satışının 3 bin 146’sı ilk satış, 3 bin 388’i ise ikinci el satış olarak gerçekleşti. Türkiye genelinde aralık ayında satılan 254 bin 777 konutun 96 bin 690’ı ilk satış, 158 bin 87’si ise ikinci el satış olarak kayıtlara geçti.
Kar yağışları başladı, lastik zinciri satışları 10 kat arttı
21 Ocak 2026 Çarşamba - 12:18 Kar yağışları başladı, lastik zinciri satışları 10 kat arttı Kış aylarında değişen yol ve hava koşulları nedeniyle, sürüş güvenliği için ekstra önlemler alınması gerekiyor. Trendyol verileri, sürücülerin buzlanma, görüş azalması ve kayma gibi risklere karşı hazırlandığını gösteriyor. Son dönemde güvenli sürüşe yönelik ürünlerde lastik zinciri satışları önceki döneme kıyasla yaklaşık on katına çıkarken, buz kazıyıcı ürünlerinde üç kat artış yaşandı. Kış mevsimiyle birlikte düşen sıcaklıklar, ani yağışlar ve buzlanma riski, sürücüler için yola çıkmadan önce alınacak önlemleri hayati hale getiriyor. Görüşün azalması, camlarda buğulanma ve buzlanma, kaygan zemin nedeniyle uzayan fren mesafeleri kış aylarında en sık karşılaşılan riskler arasında yer alıyor. Bu tablo, sürüş öncesi hazırlığın ve doğru ekipmanın önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Trendyol’un son dönem satış verileri, sürücülerin bu risklere karşı daha bilinçli hareket ettiğini gösteriyor. Özellikle karlı ve buzlu yol koşullarında çekişi artırmaya yardımcı olan ürünlerde güçlü bir talep artışı dikkat çekiyor. Lastik zinciri satışları önceki döneme kıyasla yaklaşık on katına çıkarken, buz kazıyıcı ürünlerinde üç kat artış kaydedildi. Görüşü korumaya yönelik cam buğu gidericilerin satışları ise yaklaşık iki kat arttı. Sürücünün konforu da yol tutuş kadar önemli Veriler kış koşullarında sadece araç yol tutuşunun değil, sürücü görüş ve konforunun da önem kazandığını gösteriyor. Cam suları ve antifriz gibi temel bakım ürünlerinde artış görülürken, soğuk hava koşullarında sürücü ve yolcuları korumaya yönelik maske ve balaklava gibi ürünlerde iki kata varan artış yaşandı. Ürün satışlarındaki artışlara bakıldığında İstanbul, Ankara, Bursa, Diyarbakır, Kocaeli öne çıkan şehirler arasında yer alıyor.
BAİB Başkan Adayı Mehmet Ali Can: "Hedefimiz 4 yılda 7 milyar dolar ihracat"
21 Ocak 2026 Çarşamba - 11:48 BAİB Başkan Adayı Mehmet Ali Can: "Hedefimiz 4 yılda 7 milyar dolar ihracat" Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Ali Can, Nisan ayında yapılacak genel kurulda başkan adaylığını açıkladı. Sektörün mutfağından geldiğini belirten Can, "İhracatı masada değil; tarlada, depoda ve gümrükte öğrendim. Bölge ihracatımızı 4 yılda 7 milyar dolara çıkaracağız" dedi. BAİB Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Ali Can, Nisan ayında gerçekleştirilecek olan seçimli genel kurul öncesinde Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Sosyal Tesisleri’nde düzenlenen toplantıyla başkan adaylığını ilan etti. Mevcut yönetimle istişare içerisinde bu yola çıktığını vurgulayan Can, bölge ihracatını şaha kaldıracak projelerini ve 2030 vizyonunu paylaştı. "İhracatı masada değil tarlada öğrendim" Konuşmasına özgeçmişi ve sektörel tecrübesiyle başlayan Mehmet Ali Can, ihracatın her kademesinde bizzat görev aldığını ifade etti. Can, "1989 yılında rahmetli babamın kurduğu aile şirketimizin ikinci kuşak temsilcisiyim. Henüz çocuk yaşlarda yaş meyve sebze sektörüyle tanıştım. İhracatı masada teorik bilgilerle değil; tarlada, depoda ve gümrük kapılarında bizzat yaşayarak öğrendim. Yaklaşık 40 yıllık bu birikimi, şimdi bölgemizin kalkınması için kullanmak istiyorum" şeklinde konuştu. "Bu bir ayrışma değil, vizyon yarışıdır" Adaylık sürecinin mevcut yönetimle bir kopuş anlamına gelmediğini, aksine bir bayrak yarışı olduğunu kaydeden Can, "2022 yılından bu yana yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyorum. Adaylığım bir ayrışmanın değil, devam eden bir tecrübenin ve gelişen bir vizyonun sonucudur. Mevcut başkanımız Sayın Ümit Mirza Çavuşoğlu ile istişare ederek bu yola çıktık. Bu asla bir koltuk yarışı değil, bir hizmet yarışıdır" ifadelerini kullandı. İhracat hedefi 7 milyar dolar Batı Akdeniz’in ekonomik potansiyeline dikkat çeken Can, önümüzdeki döneme ait somut hedeflerini şu sözlerle açıkladı: "Bugün yaklaşık 3 milyar dolar seviyesinde olan Batı Akdeniz ihracatını, dört yıl içerisinde 7 milyar dolar seviyesine çıkarmak en büyük hedefimizdir. BAİB artık sadece belge veren bir kurum değil, ihracatçıyı her alanda büyüten, yol gösteren bir yapıya bürünecek. Katma değeri yüksek ürünlerle yeni pazarlara yelken açacağız." Üç ile üç ayrı istişare kurulu Projelerinden de bahseden Mehmet Ali Can, Antalya, Isparta ve Burdur illeri için özel bir çalışma modeli belirlediklerini söyledi. Can, "Burdur, Isparta ve Antalya özelinde üç ayrı ’Yüksek İstişare Kurulu’ oluşturacağız. Geçmiş dönem başkanlarımız ve sektörün duayen isimleriyle ortak akıl yürüteceğiz. Ayrıca Genç İhracatçı Kulübü’nü kurarak, üniversiteli gençlerimizi ve firmalarımızın yeni kuşak temsilcilerini sürecin içine dahil edeceğiz. Sürdürülebilirlik ve Ur-Ge projeleriyle ihracatçımıza rehberlik edeceğiz" dedi. "Hızlı trenle Batı Akdeniz limana kenetlenecek" Can, Antalya, Isparta ve Burdur’un ihracat gücünü birleştirecek "Lojistik Köprü" projesini işaret etti. Yıllardır beklenen hızlı tren projesinin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini ifade eden Can, "Isparta ve Burdur’dan gelen yüklerin raylar üzerinden Antalya Limanı’na akması, bölge ticaretini yeniden tanımlayacak. Birlik olarak bu konudaki kararlılığımızı her platformda dile getiriyoruz. Ankara ile kurduğumuz temas hattını canlı tutarak, ihracatçının raylı sistem hayalini gerçeğe dönüştürmek için baskı unsuru olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Gaziantep’ten dünyaya ’tatlı’ bir başarı hikayesi
21 Ocak 2026 Çarşamba - 11:37 Gaziantep’ten dünyaya ’tatlı’ bir başarı hikayesi Gaziantep’in köklü baklava üreticilerinden Hamido Baklavaları, ihracattaki istikrarlı başarısıyla dikkat çekmeye devam ediyor. Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) kayıtlarına göre firma, 2025 yılında baklava ihracatı yapan firmalar içerisinde Gaziantep il birincisi oldu. Gaziantep’te önde gelen 3 baklava firmasından birisi olarak gösterilen Hamido Baklavaları 2023 ve 2024 yıllarında da Gaziantep’te baklava ihracatında birinci sırada yer almıştı. Kaliteyi ve lezzeti ön planda tutan aynı zamanda 2025 yılında da liderliğini korumaya devam eden baklava firması, hem üretim kapasitesi hem de uluslararası pazarlardaki güvenilirliğiyle öne çıkmaya devam ediyor. "Kalitemizle dünyanın dört bir yanına ulaşıyoruz" İşletme sahibi Behzat Bozkurt, ihracattaki sürdürülebilir başarının temelinde kalite anlayışının yattığını söyleyerek, "Baklava bizim için sadece bir ürün değil, Gaziantep’in kültürünü ve emeğini dünyaya taşıyan bir değer. Üretimde en kaliteli hammaddeleri kullanıyor, hijyen ve gıda güvenliği standartlarından asla taviz vermiyoruz" dedi. "Dünya pazarında güvenilir bir marka haline geldik" Baklavamız, yüksek üretim kapasitesi, modern tesisleri ve deneyimli ustalarıyla Gaziantep baklavasını global pazarda güçlü bir marka haline getirmeyi hedefliyor. Firma, Avrupa, Orta Doğu, Amerika ve Asya pazarlarında artan talep sayesinde ihracat hacmini her yıl istikrarlı şekilde büyütüyor. Behzat Bozkurt açıklamasında, önümüzdeki dönemde yeni pazarlara açılmayı ve marka bilinirliğini daha da arttırarak baklavalarını bir dünya markası yapmayı planladıklarını belirterek, "Bizim için her baklava, müşterimize verdiğimiz bir sözdür. Bu yüzden üretimde kaliteyi, dürüstlüğü ve standardizasyonu her zaman ön planda tuttuk. Müşterilerimizin beklentisini aşan ürünler sunarak dünya pazarında güvenilir bir marka haline geldik" diye konuştu. Bozkurt, baklavalarının bu başarısının hem Gaziantep ekonomisine hem de Türkiye’nin gıda ihracatına önemli katkı sağladığını vurguladı.
GSO’da 2026 yılının ilk meclis toplantısı yapıldı
21 Ocak 2026 Çarşamba - 11:32 GSO’da 2026 yılının ilk meclis toplantısı yapıldı Gaziantep Sanayi Odası’nda (GSO) 2026 yılının ilk meclis toplantısı, GSO Meclis Başkanı Adil Sani Konukoğlu başkanlığında, Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, Meclis ve Meslek Komite Üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Küresel ve ulusal ekonomik gelişmeler, sanayicilerin güncel sorunları, 2026 yılına yönelik hedefler ile Gaziantep sanayisinin mevcut durumunun ele alındığı toplantıda; üretim, ihracat, finansmana erişim, istihdam, yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve yapay zeka başta olmak üzere sanayi dünyasını yakından ilgilendiren konular istişare edildi. Toplantının açılış konuşmasında yeni yılın sanayi camiası ve herkes için hayırlı olması temennisinde bulunan GSO Meclis Başkanı Adil Sani Konukoğlu, birlik ve beraberliğin önemine vurgu yaparak, "Zorlu küresel ve bölgesel şartlara rağmen Gaziantep sanayisi üretmeye, ihracat yapmaya ve ülke ekonomisine katkı sunmaya devam etmektedir. Bu başarıda sanayicilerimizin azmi ve girişimci ruhu büyük rol oynamaktadır. Finansmana erişimden maliyet baskılarına, nitelikli iş gücünden yeşil ve dijital dönüşüme kadar pek çok alanda ciddi bir mücadele içindeyiz. Sanayimizin sürdürülebilir büyümesi için verimlilik, yüksek teknoloji, inovasyon ve ihracat odaklı üretim anlayışını daha da güçlendirmemiz gerekiyor’’ dedi. GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi de yaptığı konuşmasında, 2025 yılının iş dünyası açısından zor geçen bir yıl olduğuna değinerek, "Küresel sorunlarla birlikte Avrupa başta olmak üzere hedef pazarlarımızdaki durgunluk, iç piyasadaki nakit akışındaki yavaşlama ve finansman konusundaki güçlüklerin getirdiği daralan piyasa şartları hepimizi derinde etkilemiştir. Enflasyon rakamlarının artış hızının yavaşlaması ve Merkez Bankası’nın faiz indirimlerine devam ediyor olması umut vericidir. Gaziantep sanayisi güçlü üretim altyapısı ve direnciyle mücadelesini sürdürmektedir. 2026 yılında da sorunların çözümü için çalışırken, ileri teknoloji ve yenilikçi projelerle sanayimizi geleceğe hazırlamak öncelikli hedefimizdir" ifadelerini kullandı. Gaziantep’in ekonomik verileri hakkında meclis üyelerine sunum yapan Ünverdi, "Şehrimiz en fazla ihracat yapan iller arasında 2025 yılında 6’ncı sırada yer aldı. İhracatımız 10 milyar 145 milyon 26 bin dolar olarak gerçekleşti. En çok ihracatın yapıldığı ülkelerin başında Irak ve ABD bulunmaktadır. İhracatın sektörlere göre dağılımına bakıldığında ise ilk sırada yüzde 36 ile tekstil ürünleri, ikinci sırada yüzde 34,1 ile tarımsal sanayi ve hububat ürünleri, üçüncü sırada ise yüzde 12,6 ile kimya ve plastik ürünleri yer almaktadır’’ ifadelerine yer verdi. Toplantı, öneri ve görüş paylaşımının ardından sona erdi.
Zorlu Enerji, LSEG değerlendirmesinde dünya liderliğine yükseldi
21 Ocak 2026 Çarşamba - 11:20 Zorlu Enerji, LSEG değerlendirmesinde dünya liderliğine yükseldi Zorlu Enerji, küresel ölçekte en prestijli sürdürülebilirlik derecelendirmelerinden biri olan London Stock Exchange Group (LSEG) tarafından yapılan çevresel, sosyal ve yönetişim performansı (ESG) değerlendirmesinde 100 üzerinden 92 puan aldı. Şirketin, enerji sektöründe dünya genelinde değerlendirilen 346 şirket arasından birinci sıraya yerleştiği açıklandı Yenilenebilir enerjinin öncü şirketlerinden Zorlu Enerji, uluslararası finansal analiz ve raporlama kuruluşu London Stock Exchange Group (LSEG) tarafından 2024 yılı mali verileri baz alınarak yapılan 2025 ESG değerlendirmesinde, çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanında 100 üzerinden 92 puan aldı. Bu skorla şirket, Elektrik Hizmetleri ve Bağımsız Güç Üreticileri kategorisinde dünya genelinde raporlama yapan 346 şirket arasında birinci sıraya yükselerek, küresel liderliğini tescilledi. Çevresel, Sosyal ve Yönetişimde küresel ölçekte güçlü performans Zorlu Enerji, LSEG değerlendirmesinde çevresel, sosyal ve yönetişim başlıklarının tamamında sergilediği dengeli ve yüksek performansıyla öne çıktı. Şirket, en yüksek performans gösterdiği Çevresel (Environment) kategorisinde 96 puana ulaşırken, iklim kriziyle mücadeleye yönelik çalışmaları ile etkin kaynak yönetimi stratejileri bu yüksek skorda belirleyici rol oynadı. Sosyal (Social) kategorisinde 90 puan alan Zorlu Enerji, özellikle Ürün Sorumluluğu başlığında elde ettiği 99 puan ve Toplum başlığındaki 93 puanla küresel ölçekte en iyi uygulamalar seviyesinde bir performans sergiledi. Kurumsal Yönetişim (Governance) alanında da 90 puan alan Zorlu Enerji, şeffaf ve hesap verebilir yönetim anlayışıyla dikkat çekerken, Yönetim (Management) başlığında elde ettiği 98 puanla kurumsal olgunluğunu ve güçlü yönetim yapısını bir kez daha ortaya koydu. Uzun vadeli değer oluşturma dayalı sürdürülebilirlik vizyonu Zorlu Enerji CEO’su Elif Yener, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında küresel ölçekte tescillenen en iyi uygulamaları esas alan örnek bir iş modeliyle faaliyet gösterdiklerini belirterek 2040 net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda kararlılıkla ilerlediklerini ifade etti. Sürdürülebilirliği tüm faaliyet ve karar alma süreçlerinin merkezine aldıklarını vurgulayan Elif Yener, "Geleceğe uyumlu bir şirket olma hedefiyle faaliyetlerimizin her aşamasında sürdürülebilirliği esas alıyor, içinde bulunduğumuz topluma ve dünyaya uzun vadeli değer katmayı amaçlıyoruz. Zorlu Enerji olarak, uzun vadeli değer oluşturma yaklaşımımızı "Onarıcı Operasyonlar ve Değer Zinciri", "Etki Odaklı Büyüme" ile "İnsan ve Kültür" başlıkları etrafında şekillendiriyoruz. Sürdürülebilirliğin enerji sektörüne ve dünyanın geleceğine yön veren temel konulardan biri olduğuna inanıyoruz. LSEG değerlendirmesinde dünya birincisi olmak, bu yaklaşımımızın uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu gösteriyor" dedi.
2025 yılında tüketici hakem heyetlerine 907 bin 515 başvuru yapıldı
21 Ocak 2026 Çarşamba - 11:14 2025 yılında tüketici hakem heyetlerine 907 bin 515 başvuru yapıldı Tüketici hakem heyetlerine 2025 yılında yapılan 907 bin 515 başvurudan 849 bin 143’ü karara bağlandı. Ticaret Bakanlığı, 2025 yılında tüketici hakem heyetlerine yapılan başvurulara ilişkin verileri açıkladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, tüketici hakem heyetlerinin tüketiciler ile satıcı veya sağlayıcılar arasında yaşanan uyuşmazlıklarda yargı dışı çözüm mercileri olarak hizmet verdiği hatırlatıldı. Heyetlerin tüketici uyuşmazlıklarının adil, hızlı ve kolay şekilde çözümüne imkan sağladığına, aynı zamanda yargının iş yükünü önemli ölçüde azalttığına işaret edilen açıklamada, bugüne kadar yaklaşık 19 milyon tüketici uyuşmazlığının yargıya intikal etmeden tüketici hakem heyetleri tarafından karara bağlandığına dikkat çekildi. Heyetlerin 2025 yılında da yoğun mesai yaparak tüketicilere hizmet verdiği belirtilen açıklamada, "2025 yılında tüketici hakem heyetlerine 907 bin 515 başvuru yapılırken, bunun 849 bin 143’ü karara bağlandı. Başvuruların parasal değeri 12,4 milyar lira olarak gerçekleşti. Başvuru sayısında 2024 yılına kıyasla yüzde 20 artış kaydedildi" denildi. Başvuruların yüzde 72’si e-Devlet üzerinden yapıldı Tüketicilerin e-Devlet üzerinde yer alan Tüketici Bilgi Sistemi (TÜBİS) aracılığıyla kolay şekilde hakem heyetlerine başvuru yapabildiği hatırlatılan açıklamada, geçen yılki başvuruların yüzde 72’sinin e-Devlet üzerinden yapıldığı, elektronik başvuru yönteminin tüketiciler tarafından daha fazla tercih edildiği aktarıldı. 2025 yılında başvuruların yüzde 58’inin erkek, yüzde 42’sinin kadın tüketiciler tarafından yapıldığı bildirilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Yaş dağılımına bakıldığında en fazla başvuru yüzde 32 ile 30-40 yaş grubundaki, en az başvuru ise yüzde 3 ile 65 yaş üzerindeki tüketiciler tarafından gerçekleştirildi. Geçen yıl heyetlere en fazla başvuru 235 bin 253 ile İstanbul’da yapıldı. İstanbul’u 100 bin 958 ile Ankara, 60 bin 722 ile İzmir, 33 bin 581 ile Bursa, 28 bin 45 ile Antalya takip etti. En az başvurunun yapıldığı il ise 561 ile Ardahan oldu." Açıklamada, il tüketici hakem heyetleri arasında en fazla başvurunun 24 bin 506 ile İstanbul İl Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığına, ilçe tüketici hakem heyetleri arasında da en fazla başvurunun 14 bin 13 ile Ankara’nın Yenimahalle İlçe Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığına yapıldığı belirtildi. Tüketici hakem heyetlerine yapılan başvuruların yüzde 64’ünün ayıplı mal ve hizmet iddiasıyla gerçekleştiği de vurgulanan açıklamada, "Başvuruların yüzde 36’sı ayıplı mal, yüzde 28’i ayıplı hizmet şikayetlerine ilişkin oldu. Ürün bazında bakıldığında ayakkabı, kıyafet ve tekstil ürünleri, toplam başvuruların yüzde 19,6’sını oluşturarak ilk sırada yer aldı. Bunu sırasıyla yüzde 4,75 ile mobil hat aboneliği, yüzde 3,97 ile kredi kartı üyelik ücreti, yüzde 3,71 ile mobilya, yüzde 3,61 ile cep telefonu, yüzde 3,11 ile internet aboneliği izledi. e-Ticaret alışverişlerine (mesafeli sözleşmeler) ilişkin başvuruların oranı da yüzde 5,19 oldu" değerlendirmesinde bulunuldu. Açıklamada, 484 bin 170 (yüzde 53,35) ile en fazla başvurunun perakende ticaret sektörüne ilişkin olduğu, bu sektörü 104 bin 112 başvuruyla abonelik hizmetleri, 86 bin 637 başvuruyla finansal hizmetler sektörlerinin takip ettiği aktarıldı. Bakanlık ve tüketici hakem heyetlerinin tüketicilerin ekonomik çıkarlarının korunması amacıyla çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğü aktarılan açıklamada, "Vatandaşlarımız, yasal hakları ve şikayetlerine ilişkin çözüm yolları hakkında Bakanlığımız internet sitesinde yer alan https://tuketici.ticaret.gov.tr/yayinlar/tuketici-bilgi-rehberi adresindeki tüketici rehberinin ilgili bölümlerinden detaylı bilgi alabilir. Hakem heyetlerine 2026 yılı için değeri 186 bin liranın altında bulunan uyuşmazlıklarda e-Devlet kanalıyla ya da Ticaret İl Müdürlüklerimiz ile tüm ilçe kaymakamlıklarımıza yazılı dilekçe vererek başvuru yapılabilir" denildi.