EKONOMİ
16 Mart 2026 Pazartesi - 15:33 BAKA, Batı Akdeniz Kırsal Turizmini Küresel Pazara Taşıyor: 2.5 Milyon Euro’luk "CReSInMed" projesi başlıyor Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA), Antalya, Burdur ve Isparta’daki kırsal turizm potansiyelinin uluslararası alandaki görünürlüğünü artırmak ve yerel işletmelerin rekabet gücünü güçlendirmek amacıyla CReSInMed Avrupa Birliği projesinde ülkemizi temsil ediyor. Avrupa Birliği’nin Interreg NEXT MED Programı kapsamında finanse edilen "CReSInMed – Akdeniz’de Kırsal Turizm KOBİ’lerinin Rekabet Gücü ve Uluslararasılaşması" projesi, BAKA’nın öncülüğünde Batı Akdeniz Bölgesi için sürdürülebilir kırsal kalkınmada yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Akdeniz Havzası’nda sınır ötesi iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan CReSInMed projesi, farklı ülkelerden kurumları ortak bir çalışma platformunda buluşturuyor. Proje kapsamında yürütülecek ortak çalışmalar ve bilgi paylaşımı sayesinde Batı Akdeniz’de faaliyet gösteren kırsal turizm işletmelerinin uluslararası deneyimlerden faydalanması ve yeni iş birlikleri geliştirmesi hedefleniyor. Hedefimiz turizmi 12 aya yaymak CReSInMed projesinin Batı Akdeniz Bölgesi’nde sürdürülebilir kırsal kalkınma için önemli bir fırsat sunduğunu vurgulayan BAKA Genel Sekreteri Volkan Güler, projeye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı olarak önceliklerimiz; turizmi yılın 12 ayına yaymak, kırsal alanlardaki turizm faaliyetlerini çeşitlendirmek ve yerel KOBİ’lerin uluslararası pazarlara erişimini güçlendirmektir. Bu proje ile turizm faaliyetlerinde sunulan çeşitliliğin artırılmasının yanı sıra turizm gelirlerinin bölge geneline daha dengeli bir şekilde yayılması hedeflenmektedir. Aynı zamanda kırsal yerleşimlerde yaşayan vatandaşlarımızın turizme yönelik ekonomik faaliyetlere katılımının artırılması ve turizm gelirlerinden aldıkları payın yükseltilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirilecektir." Güler ayrıca, proje kapsamında turizm alanında faaliyet gösteren paydaşlar arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine de önem verdiklerini belirterek şu değerlendirmede bulundu: "Bölgemizde turizme yönelik faaliyetlerde paydaşlar arası koordinasyon ve entegrasyonun güçlendirilmesiyle somut sonuçlar elde edileceğine inanıyoruz. Projedeki uluslararası ortaklarımızla eşgüdüm içerisinde çalışarak karşılıklı bilgi ve deneyim paylaşımı gerçekleştireceğiz. Bizdeki uygulamalarla diğer ülkelerdeki uygulamalar arasındaki farkları değerlendirme imkânı bulacağız. Özellikle yöresel ürünlerin kırsal turizm anlamında markalaştırılması ve pazarlanması konusunda farklı ülkelerin deneyimlerini inceleyerek bölgemiz için yeni fırsatlar ortaya çıkarmayı hedefliyoruz." Filistin dahil yedi ülkeden yerel KOBİ’ler projede yer alacak Yerel işletmelere ve topluluklara somut faydalar sağlaması hedeflenen proje; İtalya, Yunanistan, Türkiye, Ürdün, Tunus, İspanya ve Filistin’den kuruluşları bir araya getiren geniş bir Akdeniz iş birliği ağı oluşturuyor. Proje kapsamında kırsal alanlarda faaliyet gösteren 50 KOBİ merkeze alınacak. Bu işletmelere yönelik olarak özel eğitim programları, kişiselleştirilmiş uluslararasılaşma planları, ağ oluşturma faaliyetleri, turizm kümelenmesi çalışmaları ve yenilikçi dijital araçlar sunulacak. Böylece kırsal turizm işletmelerinin yönetim, pazarlama ve uluslararası iş birlikleri konularında kapasitelerinin artırılması hedefleniyor. Projenin açılış toplantısı İtalya’da yapılacak 2026 yılının Ocak ayında başlayan proje 36 ay boyunca devam edecek ve 2029 yılının Ocak ayında tamamlanacak. Toplam bütçesi 2milyon 561 bin 648,80 Euro olan projenin 2 milyon 279 bin 867,43 Euro’luk kısmı, yani yaklaşık yüzde 89’u, Avrupa Birliği tarafından finanse ediliyor. CReSInMed projesinin resmi başlangıç toplantısı 23–25 Mart 2026 tarihleri arasında İtalya’nın Sardinya adasındaki Cagliari şehrinde gerçekleştirilecek. Program kapsamında proje faaliyetlerine yönelik operasyonel, teknik ve finansal planlamaların yapılacağı Yönlendirme Komitesi toplantıları düzenlenecek. Bunun yanı sıra halka açık bir proje tanıtım etkinliği gerçekleştirilecek ve İtalya’daki kırsal turizm alanında faaliyet gösteren kurumlara saha ziyaretleri yapılacak.
16 Mart 2026 Pazartesi - 15:25 Sinop’ta trafiğe kayıtlı araç sayısı 85 bin 410’a ulaştı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Motorlu Kara Taşıtları Şubat 2026 verilerine göre, Sinop’ta trafiğe kayıtlı araç sayısı Şubat ayı sonu itibarıyla 85 bin 410 oldu. Kentte en büyük payı otomobiller oluştururken, Şubat ayında 288 yeni taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. TÜİK verilerine göre Sinop’ta trafiğe kayıtlı 85 bin 410 taşıtın yüzde 46,5’ini (39 bin 734) otomobil, yüzde 22,6’sını motosiklet, yüzde 12,6’sını traktör, yüzde 12,6’sını kamyonet oluşturdu. Araçların yüzde 2,8’i kamyon, yüzde 2,1’i minibüs, yüzde 0,4’ü otobüs ve yüzde 0,4’ü özel amaçlı taşıtlardan oluştu. Şubat ayında kentte 288 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Bu taşıtların yüzde 50’sini motosikletler oluştururken, yüzde 36,8’i otomobil, yüzde 5,9’u kamyonet ve yüzde 4,5’i traktör olarak kayıtlara geçti. Trafiğe yeni kaydı yapılan taşıt sayısı geçen yılın aynı ayına göre artış gösterdi. Sinop’ta Şubat ayında trafiğe kaydı yapılan toplam taşıt sayısı geçen yılın aynı ayına göre 27 adet arttı. Şubat ayında kentte 24 farklı markadan toplam 106 otomobil trafiğe kaydedildi. Öte yandan Şubat ayında Sinop’ta toplam 1 bin 768 taşıtın devri gerçekleştirildi. Devri yapılan taşıtların 1 bin 160’ını otomobil oluştururken, 229’unu kamyonet, 202’sini motosiklet ve 105’ini traktör oluşturdu. Kalan 72 taşıt ise minibüs, otobüs, kamyon ve özel amaçlı araçlardan oluştu.
16 Mart 2026 Pazartesi - 15:21 Yatırımcılar dikkat: Altındaki düşüş büyük yükselişin habercisi olabilir Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilimler ve enerji piyasalarındaki riskler küresel finans piyasalarında dikkat çekici hareketlere yol açıyor. Petrol fiyatları hızla yükselirken, altın ve gümüşte kısa vadeli geri çekilme yaşanması yatırımcıların odağını değerli metallere çevirdi. Orta Doğu’da giderek genişleyen İsrail-ABD-İran gerilimi küresel piyasalarda belirsizliği artırırken, enerji arzına yönelik riskler de büyüyor. Petrol fiyatlarının hızla yükselmesine rağmen altın ve gümüşte kısa vadeli geri çekilme yaşanması piyasalarda dikkat çekici bir tablo oluşturdu. Savaşın ilk günlerinde ons altın yaklaşık 5 bin 200 dolar seviyelerinde işlem görürken, son günlerde 5 bin doların altına geriledi. Gümüş fiyatı ise savaşın başındaki yükselişin ardından geri çekilerek 26,79 dolar seviyelerine kadar indi. Petrol fiyatlarının hızla yükselmesine ve enerji arzı risklerinin artmasına rağmen değerli metallerde görülen bu kısa vadeli geri çekilme yatırımcılar açısından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. "Kısa süreli çekilmeler, yeniden fiyatlanma süreci olarak değerlendirilir" Uzmanlara göre değerli metallerde görülen bu hareketler kısa vadeli dalgalanma niteliği taşıyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde benzer fiyat hareketlerinin görülebileceğine dikkat çekti. Kitiş, "Jeopolitik risklerin yükseldiği dönemlerde değerli metallerde görülen kısa süreli geri çekilmeler çoğu zaman daha büyük bir yükselişin öncesindeki yeniden fiyatlama süreci olarak değerlendirilir" dedi. Enerji piyasalarında risk büyüyor Enerji piyasalarında ise daha ciddi bir risk tablosunun oluştuğuna dikkat çekiliyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapanma ihtimali ve Körfez bölgesindeki güvenlik risklerinin artması, enerji arzını tehdit eden gelişmeler arasında gösteriliyor. Uluslararası ekonomi çevrelerinde yapılan değerlendirmelerde, muhtemel bir enerji krizinin küresel ekonomiyi yeni bir resesyon riskine sürükleyebileceği ifade ediliyor. Kitiş, enerji fiyatlarındaki artışın küresel ekonomi üzerindeki etkilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Enerji fiyatlarının hızla yükseldiği bir dönemde dünya ekonomisi kırılgan bir zeminde ilerliyor. Enerji krizi yalnızca fiyat artışı anlamına gelmez; aynı zamanda küresel büyümenin yavaşlaması ve yeni bir ekonomik daralma riskini de beraberinde getirir" diye konuştu. Petrodolar sistemi yeniden tartışılıyor 1970’li yıllarda altın standardından petrodolar sistemine geçilmesiyle küresel finans sisteminin temelinin atıldığını hatırlatan uzmanlar, son dönemde enerji ticaretinde alternatif ödeme yöntemlerinin gündeme gelmesinin yeni kırılmaların habercisi olabileceğini değerlendiriyor. İran’ın enerji taşımacılığında yuan ile ödeme yapan gemilere geçiş kolaylığı sağlaması, enerji ticaretinde dolar dışındaki alternatiflerin güçlenebileceğine işaret ediyor. Uluslararası siyasette yaşanan gelişmeler de küresel finans sistemini etkileyen önemli faktörler arasında yer alıyor. ABD’de siyasi dengelerin değişmesi ve uluslararası kurumların etkisinin zayıflaması, mevcut ekonomik düzenin sorgulanmasına yol açıyor. Kitiş, bu sürece ilişkin değerlendirmesinde, "Uluslararası kurumların etkisinin zayıfladığı bir dönemde ekonomik sistemler de belirsizlikle karşı karşıya kalıyor. Kurallara dayalı düzenin aşınması, yatırımcıların güvenli liman arayışını hızlandırıyor ve bu noktada altın yeniden sistemin merkezine yaklaşıyor" şeklinde konuştu. Altın için 10 bin dolar senaryosu Küresel borçluluk seviyelerinin artması, merkez bankalarının para politikaları ve jeopolitik riskler altının uluslararası finans sistemindeki rolünü yeniden güçlendiriyor. Birçok ülkenin rezervlerinde altının payını artırması da bu eğilimi destekleyen gelişmeler arasında gösteriliyor. Altın fiyatlarına ilişkin değerlendirmede bulunan Kitiş, yıl sonuna yönelik dikkat çeken bir öngörüde bulunarak, "Küresel para sisteminde yaşanan dönüşüm ve jeopolitik risklerin artması dikkate alındığında altının ons fiyatında çok daha yüksek seviyelerin konuşulması sürpriz olmayacaktır. Piyasalarda yıl sonuna doğru 10 bin dolar seviyesinin konuşulması artık uç bir senaryo olarak görülmemeli" dedi. Uzmanlar, enerji krizi, jeopolitik rekabet ve küresel para sistemindeki dönüşümün bir araya gelmesiyle altının yalnızca bir yatırım aracı değil, aynı zamanda uluslararası finans sisteminde güvenli bir referans varlık olarak yeniden öne çıkabileceğini belirtiyor.
Kastamonu’da kadınlara istihdam ve üretim desteği sağlayacak iki proje hayata geçiyor
20 Ocak 2026 Salı - 14:56 Kastamonu’da kadınlara istihdam ve üretim desteği sağlayacak iki proje hayata geçiyor Kastamonu’da kadın istihdamını artıracak, yerel tarımı güçlendirecek ve geleneksel ürünleri sürdürülebilir üretimle geleceğe taşıyacak iki önemli proje için imzalar atıldı. 2025 Yılı Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı kapsamında Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) desteğiyle hayata geçirilecek "Kadın Elinden HanSera" ile "Siyez İşleme Tesisi" projeleri imzalanarak sözleşmeye bağlandı. Kastamonu Valiliğinde, Vali Meftun Dallı başkanlığında gerçekleştirilen imza töreninde, toplam büyüklüğü yaklaşık 11 milyon 100 bin TL olan projelerin sözleşme protokolleri, KUZKA Genel Sekreteri Dr. Serkan Genç ile proje yararlanıcısı kurumlar arasında imzalandı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda uygulanan Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) çerçevesinde projelere sağlanacak destek ile kadın istihdamının artırılarak, tarımsal üretimde sürekliliğin sağlanması ve yerel ürünlerin katma değerinin yükseltilmesi hedefleniyor. Üretim ve istihdamın patronu kadınlar olacak KUZKA desteğiyle, Kastamonu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından toplam bütçesi 3 milyon 530 bin TL olan "Kadın Elinden HanSera" projesi kapsamında içinde yaz-kış sebze üretiminin yapılabileceği 4 adet modern sera kurulacak. Kadın emeğini üretimin merkezine alan proje, Kastamonu’nun Hanönü ilçesinde tüm üretim ve yönetim faaliyetlerini kadınların yürüteceği bin metrekare kapalı alana sahip Güneş Enerji Sistemleri (GES) ile desteklenen modern sera kurulumunu kapsıyor. Kadınların sahip olduğu Hanönü Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi tarafında işletilecek serada kurulacak GES sayesinde yaz-kış sürekli olarak biber, patlıcan, domates, salatalık ve çilek gibi ürünler yıl boyunca yetiştirilebilecek. Proje sayesinde ilçede yaşayan en az 20 kadın düzenli gelir elde etme imkanına kavuşurken, kadınlar yalnızca çalışan değil, üretimin de doğrudan sahibi olacaklar. "Kadın istihdamını desteklemeyi amaçlıyoruz" Hanönü Kadın Girişimciler Sera Projesi ile ilgili bilgi veren KUZKA Genel Sekreteri Dr. Serkan Genç, "Hanönü Kadın Girişimciler Sera Projesi, ‘HANSERA’ adıyla kısalttığımız bu proje kapsamında, Hanönü’nde örtü altı tarımı yaygınlaştırmaya yönelik bir sera kurulumu gerçekleştirilecek. Proje çerçevesinde kadın kooperatifimiz, seranın işletilmesi sürecinde aktif olarak görev alacaktır. Bu projeyle hem kadın kooperatifimiz bünyesinde üretim yapacak kadın girişimcilerimizin önünü açmayı hem de kadın istihdamını desteklemeyi amaçlıyoruz. Bunun yanı sıra, son dönemde etkisini giderek artıran iklim değişikliği nedeniyle tarımda yeni ve modern tekniklerin kullanılması büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda, örtü altı tarımı yaygınlaştırmak amacıyla ilçedeki çiftçilere yönelik eğitimler ve demonstrasyon alanları oluşturulacaktır. Tarım İlçe Müdürlüğümüz tarafından eğitim ve bilgilendirme faaliyetleri yürütülecektir. Proje kapsamında, kadın kooperatifimizin üretim yapabileceği bir alan oluşturulurken, aynı zamanda çiftçilerimizin farkındalığını artıracak bir merkez işlevi de üstlenilecektir. Bu projede yaklaşık 20 kadın üreticinin görev alması beklenmektedir. Ayrıca her biri 250 metrekare olmak üzere toplam dört sera kurulacaktır. Bu seralarda marul, domates, salatalık, biber ve çilek gibi yıl boyunca üretimi yapılabilen ürünler yetiştirilecekti" dedi. "Bu proje, seracılık adına bir lokomotif olacaktır" Projenin seracılığın geliştirilmesine önemli katkı sağlayacağını ifade eden Tarım ve Orman İl Müdürü Ahmet Kılıç ise, "Bu projenin iki açıdan büyük önemi bulunmaktadır. Birincisi, kadın kooperatiflerimizin desteklenmesi bakımından gelir getirici ve istihdam oluşturucu bir unsur olmasıdır. Hanönü Kadın Kooperatifimizle bu projede birlikte çalışıyoruz. Kendileri son derece gayretli ve çok güzel işlere imza atıyorlar. Bu yönüyle de projenin örnek teşkil edeceğine inanıyorum. İkinci önemli husus ise seracılıktır. Kastamonu, kendine has doğası ve iklimi nedeniyle seracılığı yaygınlaştırmak istediğimiz bir ildir. Merkez ve 19 ilçeyi değerlendirdiğimizde, coğrafi ve iklimsel açıdan seracılığa en uygun bölgenin Hanönü ilçesi olduğunu düşünüyoruz. Bu proje, seracılık adına bir lokomotif olacaktır" diye konuştu. Hanönü Kadın Girişimciler Kooperatifi Başkanı Melahat Şengül de projenin kendileri için önemli bir katkı sunacağını ifae etti. Siyezde hedef büyüten proje hayata geçiriliyor İhsangazi Belediye Başkanlığı tarafından, KUZKA desteğiyle hayata geçirilecek 7 milyon 578 bin TL bütçeli "Siyez İşleme Tesisi" proje ile siyez buğdayının işlenmesindeki ilk aşama olan tohum eleme süreci modern makine ve ekipmanlarla güçlendirilerek, yöresel ürünlerin alıcı ile buluşturulacağı satış alanları oluşturulacak. Kadınların, çiftçilerin ve dezavantajlı grupların ürettikleri yöresel ürünleri doğrudan tüketiciye sunabilecekleri satış alanı, aynı zamanda siyez üretiminin sürdürülebilirliğinin ve yerel üreticilerin gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesinde etkin rol üstlenecek. Hayata geçirilecek bu iki proje, Kastamonu’da kadın emeğini güçlendiren, yerel tarımı destekleyen ve Kastamonu’nun geleneksel değerlerini ekonomik kazanca dönüştürmesi ve bölgenin sosyal kalkınmasına uzun vadeli katkı sunması bakımından önem taşıyor. "Siyez üreticilerine yönelik bir tohum eleme makinesi ya da hattı kurulacaktır" "Siyez İşleme Tesisi" projesiyle ilgili konuşan KUZKA Genel Sekreteri Genç, "Daha önce Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı kapsamında ‘İhsangazi Tohumdan Geleceğe’ adlı bir projeyi hayata geçirmiştik. Bu proje kapsamında siyez unu üretimine yönelik bir tesis kurulumunu gerçekleştirmiştik. Yeni projemizde ise bu tesisin sürdürülebilirliğine ilave katkılar sağlamayı hedefliyoruz. Aynı zamanda bu tesis ve siyez üreticilerine yönelik bir tohum eleme makinesi ya da hattı kurulacaktır. Bu makine sayesinde siyezin içindeki taş ve diğer yabancı maddeler ayrılacak, ürünlerin sınıflandırılması gerçekleştirilecektir. Üreticilerimiz de kendi ürünlerini getirerek bu eleme işlemini burada yapabileceklerdir. Proje kapsamında ayrıca bir satış alanı da oluşturulacaktır. Belediyemiz üretilen ürünlerin satışını yapabileceği gibi, ilçemizdeki siyez üreticilerimiz de bu pazarda doğrudan kendi ürünlerini satma imkanı bulacaktır. Böylece aracı olmadan doğrudan satış yapma fırsatı elde edeceklerdir. Genel hatlarıyla projemiz bu şekildedir. Belediye başkanımızın eklemek istediği bir husus varsa kendisi de paylaşabilir. Bu projenin ilçemize, siyez üreticilerimize ve ilimize hayırlı olmasını diliyorum" şeklinde konuştu. İhsangazi Belediye Başkanı Hayati Sağlık da, "Daha önce Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı çerçevesinde bir proje gerçekleştirmiştik ve belediyemize ait bir siyez unu üretim tesisi kurmuştuk. Ancak bu tesis, bulgur üretimi ve bulgurun tasnifi noktasında eksik kalmıştı. Gerçekleştirilen bu yeni proje ile ilçemizde üretilen siyez bulgurunun belirli bir tasnife alınması sağlanacak ve üreticilerimizin ürettikleri ürünleri doğrudan tüketiciyle buluşturabilmesi mümkün olacaktır" ifadelerini kullandı. İki projeyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Vali Meftun Dallı ise, "İhsangazi’de siyez ile özdeşleşmiş bir ilçedir. Bu projenin, bölgede siyezle ilgili yürütülen çalışmalara ve çiftçilerimizin gayretlerine önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Ayrıca İnebolu seracılık açısından önemli bir yol kat etti. Hanönü’nün de seracılıkta iyi bir yere geleceğine inanıyoruz. Bu işi kadınlarında sahiplenmesi bizleri mutlu etti. Her iki projenin de hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Konuşmaların ardından her iki projenin de sözleşmeleri imzalandı.
IF Wedding Fashion İzmir 19. kez kapılarını açtı
20 Ocak 2026 Salı - 14:49 IF Wedding Fashion İzmir 19. kez kapılarını açtı İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından ve Ege Giyim Sanayicileri Derneği iş birliğinde düzenlenen IF Wedding Fashion İzmir 19. Gelinlik, Damatlık ve Abiye Giyim Fuarı kapılarını açtı. Gelinlik, damatlık ve abiye giyim sektörünün kalbinin attığı organizasyon; İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ ve Ege Giyim Sanayicileri Derneği iş birliğiyle Fuar İzmir’de başladı. Fuarın açılış törenine; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, çeşitli dernek, sivil toplum kuruluşu ve oda başkanları, moda sektörü profesyonelleri, tasarımcılar, yabancı sektör temsilcileri, meclis üyeleri ve bürokratlar katıldı. Üç gün boyunca sürecek olan fuar kapsamında ticari görüşmeler, defileler, tasarım yarışmaları ve sektörel buluşmalar gerçekleştirilecek. Bu yıl 19.’su düzenlenen organizasyonda; 11 şehirden 185’i yerli, 8 ülkeden 18’i yabancı olmak üzere toplam 203 firma yer alıyor. Tugay: "Fuarı gerçekleştiriyor olmak bizim için büyük bir mutluluk" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, 19. IF Wedding Fashion Gelinlik, Damatlık ve Abiye Fuarı’nın açılışında yaptığı konuşmada, "Bugün geleceğimize yön veren kıymetli tasarımcılarımız, yurt içinden ve uzak coğrafyalardan şehrimize teşrif eden değerli konuklarla birlikte; 19. kez IF Wedding Fashion Gelinlik, Damatlık ve Abiye Fuarı’nı açıyoruz. Bu fuara başlangıcından bugüne kadar emek veren, bugünlere gelmesini sağlayan herkese, şehrimizin belediye başkanı olarak yürekten teşekkür ediyorum. Bugün Ticaret Bakanlığımızın destekleri, İZFAŞ’ın imkanları ve Ege Giyim Sanayicileri Derneği’nin iş birliği ile bu fuarı gerçekleştiriyor olmak bizim için büyük bir mutluluk. İzmir Ticaret Odamızın bu fuara bu sene sağlamış olduğu ve geçen yıla göre daha yüksek olan desteğinin ben özel bir teşekkürü hak ettiğini düşünüyorum" dedi. "Moda ve hazır giyim sektörü dünyada kabuk değiştiriyor" Sektörün başarısına ve küresel pazardaki durumuna dikkat çeken Başkan Tugay, "İzmir’in emeğini, başarma gücünü ve 19 yıldır ilmek ilmek işlediğimiz bir başarı öyküsünü hep birlikte kutluyoruz. Gelinlik, damatlık ve abiye giyim sektöründe artık bir dünya markası haline gelen IF Wedding Fashion İzmir’deki bu büyük buluşmaya hepiniz hoş geldiniz. Moda ve hazır giyim sektörü dünyada kabuk değiştiriyor. Artık sadece üretmek yetmiyor; tasarım, özgünlük ve yenilikçilik asıl katma değeri belirliyor. Bakın, rakamlar çok açık: Küresel düğün kıyafetleri pazarı 80 milyar doları aşmış durumda ve kısa sürede 100 milyar dolarlık dev bir sektör haline gelecek" ifadelerini kullandı. "Aradığımız formül, katma değer" Ekonomik veriler üzerinden katma değerin önemini vurgulayan Tugay, sözlerine şöyle devam etti: "Ülkemiz maalesef genel ihracatta zorlu bir dönemden geçiyor. Biraz önce Genel Müdürümüz de ifade etti; tüm dünyada ticaret savaşlarının sebep olduğu bir durum bu belki de. Ancak bu darboğazdan çıkış yolumuz, tam da bu salonda, bu stantlarda gördüğümüz tablodur. Türkiye’nin ortalama ihraç birim fiyatı 1,6 dolar iken, Ege Hazır Giyim İhracatçıları Birliği üyelerimizin ortalaması 21 doların üzerine çıkıyor. Söz konusu gelinlik ve abiye olduğunda ise bu rakam kilogram başına 100 dolar düzeyinde. İşte aradığımız formül budur, Katma değer. Tasarımın, emeğin ve estetiğin olduğu yerde katma değer yükselir." "Ülkemizdeki gelinlik üretiminin yüzde 70’i güzel İzmir’imizde" İzmir’in üretimdeki lider konumuna ve fuarın detaylarına değinen Cemil Tugay, "Gururla ifade etmeliyim ki; İzmir bu sektörün sadece Türkiye’deki lokomotifi değil, aynı zamanda küresel bir üretim merkezidir. Ülkemizdeki gelinlik üretiminin yüzde 70’i güzel İzmir’imizde, bini aşkın firmamızın alın teriyle gerçekleşiyor. Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Amerika’dan Asya’ya kadar dünyanın dört bir yanındaki gençlerin en mutlu günlerinde İzmir imzası taşıyor. On binlerce hemşehrimize aş ve iş imkanı sağlayan bu dev ekosistemi korumak ve büyütmek hepimizin önceliği olmalıdır. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZFAŞ ailesi olarak, Ege Giyim Sanayicileri Derneği iş birliğiyle bu yıl çıtayı biraz daha yukarıya taşıdık. 11 şehirden ve 8 ülkeden 203 firma katıldı. 60’tan fazla ülkeden profesyonel alıcıyı ağırlayacağız. En önemlisi, 2025 koleksiyonları dünyada ilk kez bu koridorlarda görücüye çıkacak" şeklinde konuştu. "IF Wedding Fashion İzmir’in kentimize ve ülkemize bereketli olmasını diliyorum" Başkan Tugay, genç tasarımcılara verilen destek ve gelecek vizyonuyla ilgili olarak ise konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Ayrıca 16 yıldır sürdürdüğümüz Gelinlik Tasarım Yarışması ile genç yeteneklerimizin elinden tutuyor, modanın geleceğini İzmir’den inşa ediyoruz. Gençlerimizin yenilikçiliği, İzmir’in tasarım ve moda kenti vizyonunun en somut nişanesidir. Bu başarıda emeği olan tüm üreticilerimize, ihracatçı birliklerimize, paydaş kurumlarımıza ve İzmir’in gücüne inanan tüm firmalarımıza yürekten teşekkür ediyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak üretimi, tasarımı ve ihracatı odak noktasına alan kalkınma anlayışımızın her zaman yanında olmaya devam edeceğiz. IF Wedding Fashion İzmir’in kentimize ve ülkemize bereketli olmasını diliyorum. Modanın kalbi İzmir’de atmaya devam edecek."
IF Wedding Fashion İzmir 19. kez kapılarını açtı
20 Ocak 2026 Salı - 14:44 IF Wedding Fashion İzmir 19. kez kapılarını açtı İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından ve Ege Giyim Sanayicileri Derneği iş birliğinde düzenlenen IF Wedding Fashion İzmir 19. Gelinlik, Damatlık ve Abiye Giyim Fuarı kapılarını açtı. Gelinlik, damatlık ve abiye giyim sektörünün kalbinin attığı organizasyon; İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ ve Ege Giyim Sanayicileri Derneği iş birliğiyle Fuar İzmir’de başladı. Fuarın açılış törenine; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, çeşitli dernek, sivil toplum kuruluşu ve oda başkanları, moda sektörü profesyonelleri, tasarımcılar, yabancı sektör temsilcileri, meclis üyeleri ve bürokratlar katıldı. Üç gün boyunca sürecek olan fuar kapsamında ticari görüşmeler, defileler, tasarım yarışmaları ve sektörel buluşmalar gerçekleştirilecek. Bu yıl 19.’su düzenlenen organizasyonda; 11 şehirden 185’i yerli, 8 ülkeden 18’i yabancı olmak üzere toplam 203 firma yer alıyor. Tugay: "Fuarı gerçekleştiriyor olmak bizim için büyük bir mutluluk" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, 19. IF Wedding Fashion Gelinlik, Damatlık ve Abiye Fuarı’nın açılışında yaptığı konuşmada, "Bugün geleceğimize yön veren kıymetli tasarımcılarımız, yurt içinden ve uzak coğrafyalardan şehrimize teşrif eden değerli konuklarla birlikte; 19. kez IF Wedding Fashion Gelinlik, Damatlık ve Abiye Fuarı’nı açıyoruz. Bu fuara başlangıcından bugüne kadar emek veren, bugünlere gelmesini sağlayan herkese, şehrimizin belediye başkanı olarak yürekten teşekkür ediyorum. Bugün Ticaret Bakanlığımızın destekleri, İZFAŞ’ın imkanları ve Ege Giyim Sanayicileri Derneği’nin iş birliği ile bu fuarı gerçekleştiriyor olmak bizim için büyük bir mutluluk. İzmir Ticaret Odamızın bu fuara bu sene sağlamış olduğu ve geçen yıla göre daha yüksek olan desteğinin ben özel bir teşekkürü hak ettiğini düşünüyorum." dedi. "Moda ve hazır giyim sektörü dünyada kabuk değiştiriyor" Sektörün başarısına ve küresel pazardaki durumuna dikkat çeken Başkan Tugay, "İzmir’in emeğini, başarma gücünü ve 19 yıldır ilmek ilmek işlediğimiz bir başarı öyküsünü hep birlikte kutluyoruz. Gelinlik, damatlık ve abiye giyim sektöründe artık bir dünya markası haline gelen IF Wedding Fashion İzmir’deki bu büyük buluşmaya hepiniz hoş geldiniz. Moda ve hazır giyim sektörü dünyada kabuk değiştiriyor. Artık sadece üretmek yetmiyor; tasarım, özgünlük ve yaratıcılık asıl katma değeri belirliyor. Bakın, rakamlar çok açık: Küresel düğün kıyafetleri pazarı 80 milyar doları aşmış durumda ve kısa sürede 100 milyar dolarlık dev bir sektör haline gelecek." ifadelerini kullandı. "Aradığımız formül, katma değer" Ekonomik veriler üzerinden katma değerin önemini vurgulayan Tugay, sözlerine şöyle devam etti: "Ülkemiz maalesef genel ihracatta zorlu bir dönemden geçiyor. Biraz önce Genel Müdürümüz de ifade etti; tüm dünyada ticaret savaşlarının sebep olduğu bir durum bu belki de. Ancak bu darboğazdan çıkış yolumuz, tam da bu salonda, bu stantlarda gördüğümüz tablodur. Türkiye’nin ortalama ihraç birim fiyatı 1,6 dolar iken, Ege Hazır Giyim İhracatçıları Birliği üyelerimizin ortalaması 21 doların üzerine çıkıyor. Söz konusu gelinlik ve abiye olduğunda ise bu rakam kilogram başına 100 dolar düzeyinde. İşte aradığımız formül budur, Katma değer. Tasarımın, emeğin ve estetiğin olduğu yerde katma değer yükselir." "Ülkemizdeki gelinlik üretiminin yüzde 70’i güzel İzmir’imizde" İzmir’in üretimdeki lider konumuna ve fuarın detaylarına değinen Cemil Tugay, "Gururla ifade etmeliyim ki; İzmir bu sektörün sadece Türkiye’deki lokomotifi değil, aynı zamanda küresel bir üretim merkezidir. Ülkemizdeki gelinlik üretiminin yüzde 70’i güzel İzmir’imizde, bini aşkın firmamızın alın teriyle gerçekleşiyor. Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Amerika’dan Asya’ya kadar dünyanın dört bir yanındaki gençlerin en mutlu günlerinde İzmir imzası taşıyor. On binlerce hemşehrimize aş ve iş imkanı sağlayan bu dev ekosistemi korumak ve büyütmek hepimizin önceliği olmalıdır. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZFAŞ ailesi olarak, Ege Giyim Sanayicileri Derneği iş birliğiyle bu yıl çıtayı biraz daha yukarıya taşıdık. 11 şehirden ve 8 ülkeden 203 firma katıldı. 60’tan fazla ülkeden profesyonel alıcıyı ağırlayacağız. En önemlisi, 2025 koleksiyonları dünyada ilk kez bu koridorlarda görücüye çıkacak" şeklinde konuştu. "IF Wedding Fashion İzmir’in kentimize ve ülkemize bereketli olmasını diliyorum" Başkan Tugay, genç tasarımcılara verilen destek ve gelecek vizyonuyla ilgili olarak ise konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Ayrıca 16 yıldır sürdürdüğümüz Gelinlik Tasarım Yarışması ile genç yeteneklerimizin elinden tutuyor, modanın geleceğini İzmir’den inşa ediyoruz. Gençlerimizin yaratıcılığı, İzmir’in tasarım ve moda kenti vizyonunun en somut nişanesidir. Bu başarıda emeği olan tüm üreticilerimize, ihracatçı birliklerimize, paydaş kurumlarımıza ve İzmir’in gücüne inanan tüm firmalarımıza yürekten teşekkür ediyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak üretimi, tasarımı ve ihracatı odak noktasına alan kalkınma anlayışımızın her zaman yanında olmaya devam edeceğiz. IF Wedding Fashion İzmir’in kentimize ve ülkemize bereketli olmasını diliyorum. Modanın kalbi İzmir’de atmaya devam edecek."
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, "AB-Türkiye İş Diyaloğu 2 Projesi 2027’ye kadar devam edecek"
20 Ocak 2026 Salı - 14:40 TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, "AB-Türkiye İş Diyaloğu 2 Projesi 2027’ye kadar devam edecek" Türkiye-AB İş Dünyası Diyaloğu II Projesi’nin tanıtım toplantısında konuşan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "AB-Türkiye İş Diyaloğu 2 Projesi 2027’ye kadar devam edecek. Proje kapsamında, Türk ve AB üyesi ülkelerden oda ve borsaların eşleştirilmesiyle, 18 proje uygulanacaktır. Uygulanacak projeler, enerji verimliliği, yeşil ve dijital dönüşüm, sürdürülebilir büyüme, tarım, turizm, start-up ekosistemi ve AB müktesebatı gibi stratejik alanlara odaklanacaktır. Ayrıca, proje Avrupa Komisyonu tarafından 6 milyon avro finansmanla destekleniyor" dedi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Eurochambres iş birliğinde yürütülen Türkiye-AB İş Dünyası Diyaloğu II (TEBD II) Projesi’nin tanıtım toplantısı İstanbul’da yapıldı. Toplantıya, TOBB Başkanı ve Eurochambres Başkan Yardımcısı Hisarcıklıoğlu, Eurochambres Başkanı Vladimir Dlouhy, Merkezi Finans ve İhale Birimi Direktörü Barbaros Murat Köse, AB Türkiye Delegasyonu Ticaret ve Ekonomi Bölüm Başkanı Dominik Olewinski ve Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı Mali İşbirliği ve Proje Uygulama Genel Müdürü Bülent Özcan katıldı. "Türkiye ile AB iş dünyası arasında işbirliğini geliştirip, deneyim paylaşımı ve diyaloğu kurumsal hale getirmek istiyoruz" Projenin tanıtım toplantısında açıklamalarda bulunan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Rifat Hisarcıklıoğlu, "Proje, Avrupa Komisyonu tarafından finanse ediliyor. Projenin toplam tutarı 6 milyon euro. Bu projenin uygulanmasında Avrupa Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği (Eurocchambres) ile birlikte çalışıyoruz. Esasen, bu projeleri 2002 yılından beri gerçekleştiriyoruz. 2002 yılında ‘Türk-Oda Geliştirme Programı’ adıyla başladığımız projeler serisinin iki hedefi var. Oda ve Borsalarımızın hizmet kapasitesini geliştirip, üyelerimize, dünya standartlarında daha fazla hizmet sunmak. Türkiye ile AB iş dünyası arasında işbirliğini geliştirip; deneyim paylaşımı ve diyaloğu kurumsal hale getirmek. Son yıllarda, ICC Dünya Odalar Birliği tarafından yapılan "en iyi uygulama" yarışmalarında, Oda ve Borsalarımızın aldıkları ödüller, bu konudaki çabaların meyveleridir. Uygulanan projeler, çarpan etkisiyle, yapılan yatırım tutarının kat be kat üzerinde fayda sağlamaktadır" şeklinde konuştu. "AB-Türkiye İş Diyaloğu 2 Projesi 2027’ye kadar devam edecek" AB-Türkiye İş Diyaloğu 2 Projesi 2027’ye kadar devam edeceğini belirten Hisarcıklıoğlu, "Proje kapsamında, Türk ve AB üyesi ülkelerden oda ve borsaların eşleştirilmesiyle, 18 proje uygulanacaktır. Proje sahibi oda ve borsalarımız da aramızda. Uygulanacak projeler, enerji verimliliği, sürdürülebilir büyüme, yeşil ve dijital dönüşüm, start-up eko sisteminin geliştirilmesi, tarım, gıda, kırsal kalkınma, sürdürülebilir turizm ve Avrupa Birliği müktesebatı gibi güncel ve stratejik alanlara odaklanacaktır. Ayrıca, oda ve borsaların kurumsal ve hizmet kapasitelerinin geliştirilmesine yönelik, çok sayıda eğitim, saha ziyareti ve Oda/Borsa Akademisi de, proje kapsamında yer almaktadır. Dünyanın genelinde çatışmaların ve belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçiyoruz. Pek çok coğrafyada karmaşa ve savaşlar yaşanıyor. Dünya ticareti de, eski yapısından uzaklaşmış durumda. Kurala dayalı ticaret düzeni artık yok. Ticarette korumacılık her yerde artıyor. Ticaret ve tarife savaşları daha çok öne çıkıyor. Bu tabloya, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin, ticaret ve sanayi üzerindeki dönüştürücü etkisi de eklenmektedir" ifadelerini kullandı. Yapay zekanın üretim süreçlerinden lojistiğe, dış ticaret operasyonlarından pazarlamaya kadar, birçok alanda iş yapış biçimlerini köklü şekilde değiştirdiğini vurgulayan Hisarcıklıoğlu, "Bu dönüşüm, beraberinde uyum, yetkinlik ve erişim sorunlarıyla birlikte, ciddi fırsatlar da getirmektedir. Belirsizliklerin bu kadar arttığı, dönüşümün baş döndürücü hızla geliştiği bir dönemde, iş dünyamızın "güvenilir pusulaya" ihtiyacı vardır. İşte biz, Oda ve Borsalarımızın, bu "güvenilir pusula rolünü" yerine getirmesinin çok önemli olduğuna inanıyoruz. Bu bizim görevimizdir. Hizmet kapasitemizi bu anlayışla sürekli olarak geliştirmeliyiz. Odalar ve borsalar, üyelerini küresel ticaret politikalarındaki değişiklikler ve tarife uygulamaları konusunda zamanında bilgilendiren, yapay zekâ ve dijitalleşme alanında farkındalık, eğitim ve rehberlik hizmetleri sunan, üyelerin yeni pazarlara erişimini kolaylaştıran, Avrupa ve küresel değer zincirlerine entegrasyonlarını destekleyen, stratejik aktörler olmalıdır. Türkiye-AB İş Diyaloğu Projesi, bu anlamda, oda ve borsaların sadece temsil eden değil; yönlendiren, dönüştüren ve güçlendiren kurumlar olarak konumlanmasına, katkı sağlamayı hedeflemektedir" dedi. "Türkiye’nin imalat ve savunma sanayii, AB’nin hem rekabetçiliğini hem de güvenliğini artırabilir" Hisarcıklıoğlu sözlerine şöyle devam etti: "Uzun vadeli rekabet gücümüzü ancak daha derin ve dayanıklı ortaklıklarla korunabilir. Aday ülke statüsündeki Türkiye, AB değer zinciri içinde kritik bir konumdadır. Türkiye, dinamik bir üretim altyapısına sahiptir. Genç ve nitelikli iş gücümüz bulunmaktadır. Ayrıca, Avrupa’yı Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya bağlayan stratejik bir coğrafyadayız. Yeşil ve dijital dönüşüm hedeflerine ulaşmak isteyen AB, kritik ham maddelere bağımlıdır. Ancak, nadir toprak elementlerinin yüzde 90’ı tek bir ülkeden temin edilmektedir. Bu kırılganlığın sürdürülebilir bir şekilde azaltılması, Türkiye ile daha yakın iş birliğini gerektirir. Türkiye’nin imalat ve savunma sanayii, AB’nin hem rekabetçiliğini hem de güvenliğini artırabilir. Fintek, yapay zekâ ve dijital inovasyon gibi alanlarda da birlikte büyük atılımlar yapabiliriz. Bu alanlarda Ufuk Avrupa ve Digital Europe gibi AB programları yoluyla iş birliğimizi güçlendirmeliyiz. Bu iş birliğini derinleştirecek en önemli adım, Gümrük Birliği’nin güncellenmesidir. Mevcut çerçeve, artık, günümüz ticaret ve yatırım ilişkilerine yanıt verememektedir. Modern bir Gümrük Birliği, Hizmetler, tarım, kamu alımları ve e-ticareti kapsamalı" diye konuştu. "Türk iş insanlarının, AB üyesi ülkelere seyahatte yaşadığı vize sorunları, ticaretin önünde ciddi bir engel haline gelmiştir" Türk iş insanlarının, AB üyesi ülkelere seyahatte yaşadığı vize sorunlarına dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, "Türk iş insanlarının, AB üyesi ülkelere seyahatte yaşadığı vize sorunları, ticaretin önünde ciddi bir engel haline gelmiştir. Uzun randevu bekleme süreleri ve sürece dair belirsizlikler, iş insanlarımızın fuarlara katılımını ve tedarik ilişkilerini zorlaştırmaktadır. Bu sorunun çözülmesi, ticaretimizi artıracak ve karşılıklı güveni pekiştirecektir. Türkiye-AB ilişkileri açısından bir diğer önemli konu ise karayolu taşıma kotalarıdır. Türkiye-AB ticaretinde karayolu taşımacılığı, hızlı teslimat ve tedarik zinciri açısından büyük avantaj sağlamaktadır. Ancak mevcut kota uygulamaları, malların teslimatını geciktirmekte ve maliyetleri artırmaktadır. Bu sorunu çözüme kavuşturarak, ticaretimizi daha verimli hale getirmeliyiz. Bir diğer önemli husus olarak, Avrupa Birliği’nde son dönemde öne çıkan, "Made in EU ve Made in Europe" yaklaşımı da, dikkatle takip edilmelidir. Avrupa sanayisinin dayanıklılığını artırma hedefi anlaşılır olmakla birlikte, bu yaklaşımın korumacı ve dışlayıcı bir çerçeveye dönüşmemesi gerekir. Türkiye, Gümrük Birliği ile Avrupa sanayi imalat piyasasına 30 yıldır entegredir "Made in EU" anlayışının; kapsayıcı, tamamlayıcı ve ortak faydayı esas alan bir bakış açısıyla ele alınması, ortak rekabet gücü açısından daha sağlıklı olacaktır" dedi.
Yarını inşa eden ‘Mühendis Kızlar’ Davos gündeminde
20 Ocak 2026 Salı - 14:14 Yarını inşa eden ‘Mühendis Kızlar’ Davos gündeminde Bu yıl 56’ncı kez düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) resmi programı kapsamında Limak Holding, iki yıl üst üste akredite panel düzenleyen ilk Türk şirketlerinden oldu. Kadınların STEM alanındaki stratejik rolünün ele alındığı ‘Yarını İnşa Etmek’ (Engineering Tomorrow) başlıklı panelde 11 yıldır aralıksız olarak sürdürülen Türkiye’nin Mühendis Kızları (TMK) ve projenin yurt dışı yapılanması Global Engineer Girls (GEG) girişimi Davos gündemine bir kez daha taşındı. İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nun yıllık toplantısı kapsamında Limak Holding, akredite resmi programda yer alan ‘Yarını İnşa Etmek: Yapay Zekâ Çağında Kadın STEM Yeteneklerini Besleme, Geliştirme ve Elde Tutma Stratejileri’ (Engineering Tomorrow: Strategies for Nurturing, Upskilling, and Retaining Top Female STEM Talent in the Age of AI) başlıklı panel ile küresel iş dünyası liderlerini bir araya getirdi. Davos’taki TPC House’ta 20 Ocak 2026 tarihinde düzenlenen oturuma; Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir ile birlikte Suudi Arabistan’ın iddialı projelerinden NEOM’un Baş Yatırım Sorumlusu (CIO) Dr. Manar AlMoneef ve Schneider Electric Orta Doğu ve Afrika (MEA) Bölge Başkanı Walid Sheta konuşmacı olarak katıldı. Dünya çapında kadınların iş hayatında ve liderlik pozisyonlarında ilerlemesini destekleyen en köklü sivil toplum kuruluşlarından biri olan Catalyst Now iş birliğinde, moderatörlüğünü KPMG Küresel Altyapı ve Ulaştırma Başkanı Lisa Kelvey’in gerçekleştirdiği panelde, yapay zekânın iş gücü üzerindeki etkileri ve dijital uçurumun derinleşmemesi için kadınların süreçlere eşit katılımı konuları ele alındı. Yetenek yönetimi stratejisi Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, paneldeki konuşmasında özellikle gelişmekte olan ekonomilerdeki kadınların büyük veri, yapay zekâ ve yeşil teknoloji alanlarında eğitilmesi ve istihdama kazandırılmasının küresel bir ‘yatırım getirisine’ dönüşeceğini belirtti. Özdemir, Türkiye’nin Mühendis Kızları (TMK) ve projenin küresel ayağı Global Engineer Girls (GEG) gibi Limak Vakfı’nın mühendislik alanındaki öncü çalışmalarına değinerek, ‘yarını inşa etme vizyonunu’ katılımcılarla paylaştı. Özdemir, "Türkiye’nin Mühendis Kızları (TMK) ile edindiğimiz tecrübeyi Global Engineer Girls (GEG) çatısı altında uluslararası projelere taşıyor, gelişmiş ve gelişmekte olan piyasalar arasındaki yetenek yönetimi farklarını çalışıyor ve kadınların küresel ölçekte güçlenmesini sağlıyoruz. Kadınları odağa alan yatırım hayır işi değil, geleceğin ekonomisi için rasyonel sermaye yatırımı" dedi. Yapay zekâda cinsiyet uçurumu İş dünyasının, özellikle de mühendislik ve inşaat sektörünün yapay zekâ okuryazarlığını vakit kaybetmeden yaygınlaştırması gerektiğini ifade eden Ebru Özdemir, "Yapay zekâ çağında, basit kodlama kamplarının çok daha ötesine geçmek zorundayız. Sadece temel eğitim yeterli değil; özellikle inşaat, müteahitlik ve altyapı sektörlerinde gerçek kariyerlere ve katma değere dönüşen kapsamlı bir ’yapay zekâ okuryazarlığı’ oluşturmalıyız" dedi. Yapay zekâdaki cinsiyet uçurumu 2030’a kadar kapatılmazsa, inşaat ve altyapı başta olmak üzere pek çok sektörde telafisi imkânsız ’inovasyon riskleri’ ile karşı karşıya kalınacağını belirten Özdemir, "Özel sektör olarak hedefimiz sadece bugünü kurtarmak değil; yapay zekânın etik, kapsayıcı ve adil bir şekilde geliştirilmesini sağlayacak stratejik bir yol haritasını hayata geçirmek olmalı. Eğer kadınlar bu teknolojik dönüşümün sadece kullanıcısı değil, tasarımcısı ve karar vericisi olursa; herkes için daha adil bir gelecek inşa edebiliriz" ifadelerini kullandı. İş dünyasından somut örnekler Panelde ayrıca NEOM ve Schneider Electric’in üst düzey yöneticileri somut vaka çalışmalarını katılımcılarla paylaştı. NEOM Baş Yatırım Sorumlusu Dr. Manar AlMoneef, geleceğin şehirlerini tasarlarken sermayenin, kadınların sadece çalışan değil, sistem tasarımcısı olarak yer almasını sağlamak için ne gibi yöntemler kullanması gerektiğinden bahsetti. Schneider Electric Orta Doğu ve Afrika (MEA) Bölge Başkanı Walid Sheta ise, geleneksel mühendislik rollerindeki kadınların yapay zekâ dönüşümünde geride kalmaması için uyguladıkları ‘yetkinlik kazandırma’ uygulamalarını paylaştı. Özdemir, aynı gün Dünya Ekonomik Forumu resmi programında yer alan ve devlet başkanı seviyesinde gerçekleşen Avrasya (Eurasia) panelinde özel sektörü temsil etti. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ermenistan Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan ile Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in de konuşmacı olarak yer aldığı panelde; ticaret, enerji ve stratejik bağlantı yollarının kesişim noktasındaki Avrasya’nın rolü ile iş dünyası ve yatırımlar açısından önemi ele alındı.
Aralık ayında 2,51 trilyon TL tutarında ödeme kartla yapıldı
20 Ocak 2026 Salı - 13:57 Aralık ayında 2,51 trilyon TL tutarında ödeme kartla yapıldı Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile Aralık ayında yapılan toplam ödeme tutarı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 48 artarak 2,51 trilyon TL oldu. Bankalararası Kart Merkezi (BKM), Aralık ayına ilişkin kartlı ödeme verilerini açıkladı. Buna göre, 2,51 trilyon TL tutarında 1,8 milyar adet kartlı ödeme işlemi gerçekleşti. Mağaza içi yapılan her 5 kartlı ödemeden 4’ü temassız gerçekleşti. İnternetten kartlı ödeme tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 46 büyüme ile 760,4 milyar TL oldu. Kart sayıları gelişimi Aralık ayı itibarıyla Türkiye’de kredi kartı sayısı 142,1 milyon, banka kartı sayısı 209,0 milyon ve ön ödemeli kart sayısı 109,5 milyon adet oldu. 2024 yılının Aralık ayı ile kıyaslandığında kredi kartı adedinde yüzde 10’luk, banka kartı adedinde yüzde 8’lik artış, ön ödemeli kart adedinde ise yüzde 2’lik düşüş yaşandı. Toplam kart sayısı ise 460,6 milyon adede ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 artış gösterdi. Kartlı ödeme tutarı gelişimi Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile Aralık ayında yapılan toplam ödeme tutarı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 48 artarak 2 trilyon 511,1 milyar TL oldu. Kartlı ödemelerin 2.143,6 milyar TL’si kredi kartları ile yapılırken 359,7 milyar TL’sinde banka kartları, 7,8 milyar TL’sinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı. Kredi kartı ile yapılan ödemelerde önceki yılın aynı dönemine göre büyüme oranı yüzde 50, banka kartı ile yapılan ödemelerde yüzde 55 olurken ön ödemeli kartlar ile yapılan ödemelerde ise bu oran yüzde -76 oldu. Kartlı ödeme işlem adedi gelişimi Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile Aralık ayında yapılan toplam ödeme adedi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11 artarak 1,8 milyar adet oldu. Kartlı ödemelerin 1.044,5 milyon adedi kredi kartları ile yapılırken 716,6 milyon adedinde banka kartları, 34,5 milyon adedinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı. Kredi kartları ile yapılan ödeme adetlerinde büyüme oranı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13, banka kartları ile yapılan ödeme adetlerinde yüzde 27 olurken ön ödemeli kartlar ile yapılan ödeme adetlerinde ise bu oran yüzde -74 oldu. İnternetten kartlı ödeme tutarı gelişimi İnternetten kartlı ödemeler, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 46 artarak 760,4 milyar TL’ye yükseldi. İnternetten yapılan kartlı ödemelerin toplam içindeki payı ise yüzde 31 oldu. İnternetten kartlı ödeme adedi gelişimi İnternetten kartlı ödeme adedi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3 artarak 250,4 milyon adede yükseldi. İnternetten yapılan kartlı ödemelerin toplam içindeki payı ise yüzde 14. Temassız ödeme tutarı gelişimi Kartlarla yapılan temassız ödeme adedi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12 artarak 1.190,9 milyon adet oldu. Temassız ödeme tutarı ise geçen yılın aynı dönemine yüzde 52 artarak 768,5 milyar TL oldu. Aralık ayında mağaza içi yapılan her 5 kartlı ödemeden 4’ü temassız gerçekleşti.
E-ticarette 2025 analizi
20 Ocak 2026 Salı - 13:51 E-ticarette 2025 analizi BirFatura CEO’su İbrahim Bayır, 2025 yılının e-ticaret sektörü için "bilanço yılı" olduğunu belirterek, sürecini yöneten ve markasına yatırım yapan şirketlerin rekabette öne çıktığını aktardı. İbrahim Bayır, Türkiye’de e-ticaretin 2025 yılı performansına ilişkin yaptığı değerlendirmede, sektörde büyüme devam ederken iş modelleri arasındaki makasın açıldığına dikkati çekti. Kazanan şirketlerin ortak noktasının satış sonrası süreci doğru kurgulamaları olduğunu vurgulayan Bayır, sipariş hacmi artarken operasyon, stok akışı ve finansal süreçleri entegre yöneten işletmelerin yılı daha kontrollü geçirdiğini ifade etti. "Tek pazaryerine sıkışanlar zorlandı" Satışlarını tek bir pazaryeri kanalına dayandıran işletmelerin, artan komisyonlar ve platforma bağlı yapı nedeniyle hareket alanının daraldığını aktaran Bayır, şunları kaydetti: "2025’te kendi e-ticaret kanallarını güçlendiren ve markasına yatırım yapan şirketler, yalnızca satış değil dayanıklılık kazandı. Müşteriyle doğrudan ilişki kurabilen bu işletmeler, fiyat baskısı ve maliyet artışlarına karşı daha esnek hareket edebildi. Kendi markasını güçlendiren şirketler, neyi neden yaptığını daha net görebiliyor. 2025’te zorlanan şirketlerin önemli bir kısmını ise satışlarını tek bir pazaryeri kanalına dayandıran işletmeler oluşturdu. Artan komisyonlar ve platforma bağlı operasyon yapısı, bu şirketlerin hareket alanını daralttı. Pazaryerleri e-ticaret için vazgeçilmez bir kanal. Ancak tüm ticareti tek bir yapıya bağlamak, şirketleri kırılgan hale getirebiliyor. Sürecini daha görünür ve yönetilebilir hale getiren şirketler öne çıkarken, büyümeyi tek başına başarı göstergesi olarak görenler zorlandı." "Tek kanala sıkışan modeller geride kalıyor" Bayır, 2025’te cirodan çok iş modelinin belirleyici olduğunu belirterek, "Artık soru ’ne kadar sattık?’ değil, ’bu satışları ne kadar sağlıklı yönettiğimiz?’ oldu. Modeli güçlü olmayan büyüme, uzun vadede risk üretiyor. 2025 itibarıyla Türkiye’de e-ticaret, hacim odaklı büyümeden daha dengeli ve kontrollü bir yapıya doğru evriliyor. Markasına yatırım yapan, sürecini yöneten ve kontrol alanını genişleten şirketler öne çıkarken, tek kanala sıkışan modeller geride kalıyor. Kazananlar daha çok satanlar değil, büyürken kontrolü kaybetmeyenler olacak" dedi.
Ölçü aletlerinde son uyarı: Süreyi kaçıranlara ceza
20 Ocak 2026 Salı - 13:46 Ölçü aletlerinde son uyarı: Süreyi kaçıranlara ceza Ölçü ve ölçü aletlerinin periyodik muayenesi konusunda önemli bir uyarı yapıldı. 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu kapsamında muayene süresi dolan ölçü ve ölçü aletleri için 2 Mart 2026 Pazartesi günü mesai bitimine kadar başvuru yapılması gerektiği bildirildi. Süresi içinde işlem yaptırmayanlar hakkında yasal işlem uygulanacağı belirtildi. İl Sanayi ve Teknoloji Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, iki yıllık periyodik muayene süresini doldurmuş akaryakıt, LPG ve tanker sayaçları, CNG ölçüm sistemleri, motorlu taşıt lastiklerinin hava basıncı ölçüm cihazları, hassas kütle ölçüleri, 5 kilogramın üzerindeki kütle ölçüleri, demiryolu yük ve sarnıçlı vagonları ile 2000 kilogramın üzerinde kapasiteye sahip otomatik olmayan tartı aletleri ve aks kantarlarını kullanan kişi ve kuruluşların Türk Standardları Enstitüsü’ne başvurmalarının zorunlu olduğu hatırlatıldı. Uzunluk ölçüleri, hacim ölçüleri, 5 kilograma kadar olan hassas olmayan kütle ölçüleri ile pazar yerlerinde kullanılan ve elektronik bağlantı özelliği bulunmayan 2000 kilograma kadar kapasiteli mekanik ve elektronik tartı aletleri için başvuruların, bağlı bulunulan Grup Merkezi Belediye Ölçüler ve Ayar Memurluklarına yapılacağı kaydedildi. Birinci ve ikinci sınıf otomatik olmayan tartı aletleri ile otomatik tartı aletleri ve 2 bin kilograma kadar kapasiteye sahip üçüncü ve dördüncü sınıf otomatik olmayan elektronik tartı aletleri için ise Bakanlıkça yetkilendirilmiş muayene servislerine müracaat edilmesi gerektiği vurgulandı. Her yıl periyodik muayenesi zorunlu olan egzoz gazı emisyon ölçüm cihazları ile beş yıllık muayene süresini doldurmuş ısı sayaçları için de yetkili servislerin görevli olduğu belirtildi. Naklimetre ve hububat muayene aletlerinin muayenelerinin ise Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlükleri tarafından gerçekleştirileceği ifade edildi. Açıklamada, kullanımda olan elektrik, su ve gaz sayaçlarına ait listelerin, ilgili dağıtım şirketleri ve su idareleri tarafından 2 Mart 2026 Pazartesi günü mesai bitimine kadar Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüklerine bildirilmesi gerektiği vurgulandı. On yıllık periyodik muayene süresini doldurmuş elektrik, su ve gaz sayaçlarının ise 31 Aralık 2026 tarihine kadar sökülerek yerine geçerli muayenesi bulunan sayaçların takılmasının zorunlu olduğu hatırlatıldı. Taksimetrelerin periyodik muayene geçerlilik süresinin istisnai durumlar dışında en fazla bir yıl olduğu, bu süre dolmadan yetkili muayene servislerinde muayene ve damgalama işlemlerinin yapılması gerektiği ifade edildi. Takograf cihazlarının muayene geçerlilik süresinin iki yıl olduğu, trafikte kullanılan radar ve ortalama hız ölçüm cihazlarının ise her yıl Türk Standardları Enstitüsü tarafından muayene edilmesi gerektiği bildirildi. Yetkililer, periyodik muayenesi yaptırılmayan ya da muayenesiz ölçü aleti kullananlar hakkında 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu kapsamında yasal işlem uygulanacağını belirterek, ilgililerin mağduriyet yaşamamaları için belirtilen süreleri dikkate almaları çağrısında bulundu.
Erzurum’da 2025 yılında üreticiye güçlü destek
20 Ocak 2026 Salı - 13:44 Erzurum’da 2025 yılında üreticiye güçlü destek 2025 yılında Erzurum genelinde tarım ve hayvancılığın gelişmesi amacıyla 1 milyar 656 milyon TL tarımsal destekleme ödemesi yapıldı. Erzurum Valiliği tarafından konu ile ilgili yapılan açıklamada tarımsal destekleme ödemesi kapsamında; 671 milyon TL hayvancılık, 898 milyon TL bitkisel üretim, ve 84,5 milyon TL kırsal kalkınma destekleri üreticilere aktarıldı. İşletmelere 18 bin 632 denetim yapıldı Gıda üretim, satış ve toplu tüketim yerlerinde 18 bin 632 denetim gerçekleştirilirken, yol kontrolleriyle birlikte toplam 35 bini aşkın denetim yapıldı. Nohut, fasulye, sebze üretimi ve sera projeleriyle yüzlerce üretici desteklendi; 24 ton sertifikalı nohut tohumu, 164 bin 700 adet sebze fidesi, 17,8 ton sera naylonu üreticilere ulaştırıldı. Ayrıca 40 bin 347 üretici, 3,5 milyon dekar alan ile Tarım Bilgi Sistemi’ne kayıt altına alındı. İlimizde 936 bin ton çiğ süt üretimi yapılırken, 2,8 milyon aşılama gerçekleştirildi. Güçlü üretici ve kırsal kalkınma hedefi Su ürünleri alanında denetimler artırıldı, baraj ve göletlere 967 bin sazan yavrusu bırakıldı. 20 ilçede düzenlenen 375 eğitim faaliyetiyle 5 bin 500’ün üzerinde üreticiye ulaşıldı. Tarım Sigortaları kapsamında 18 bin 22 poliçe düzenlenerek 42 milyon TL hasar ödemesi yapıldı. Tarıma Dayalı İhtisas OSB, Tarım Konseyi çalışmaları, süt soğutma tankları ve sağım makineleriyle üretim altyapısı güçlendirildi. Yapılan açıklamada, "Erzurum İl Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak; sürdürülebilir tarım, güçlü üretici ve kırsal kalkınma hedefleri doğrultusunda çalışmalarımız kararlılıkla sürmektedir "denildi.