Son Dakika
|
Ordu’da kıyıya insansız deniz aracı vurdu
MHP ve DEM Parti bayramlaştı: "Terörsüz Türkiye" süreci öne çıktı
Arakçi: "Hürmüz Boğazı açık, temas halinde güvenli geçiş sağlamaya hazırız"
Bağcılar TEM’de yolcu otobüsü alevlere teslim oldu
ABD, İran petrolünün satışına 30 gün süreyle izin verdi
Bayram günü mahalle savaş alanına döndü: 3 ölü, 22 yaralı
Otomobilin çarptığı motosikletli tıp fakültesi öğrencisi hayatını kaybetti
Erzurum’da şüpheli ölüm!
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’dan dünyaya uyarı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Siyonist İsrail malum yüzlerce, binlerce insanı katletti; İnşallah bunun bedelini de ödeyeceğinden hiç şüphem yok"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Nevruz mesajı
İstanbul’da cinayete kurban giden futbolcu genç son yolculuğuna uğurlandı
İran: "71. saldırıda İsrail'e ait askeri hedefler ile ABD üsleri hedef alındı"
Sınırda korkutan patlama: Tır küle döndü
Kayseri’de ev yangını: Engelli kadın hayatını kaybetti!
Arda Güler: "Böyle vuruş kalitem var"
İsrail ordusu: "İran'da savaş uçağımıza füze ateşlendi, hasar yok"
EKONOMİ
Vestel teknolojileriyle son bir yılda 44 milyon litre su tasarrufu sağlandı
21 Mart 2026 Cumartesi - 12:26:22
Vestel, Dünya Su Günü vesilesiyle akıllı beyaz eşya ürünlerinden elde ettiği su tasarrufu verilerini kamuoyuyla paylaştı. Şirket, kullanıcılarının tercih ettiği su tasarruflu programlar ve akıllı sistemler sayesinde son bir yılda yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu sağladı. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya genelinde milyarlarca insan güvenli suya erişimde zorluk yaşıyor. Bu nedenle su verimliliği sağlayan teknolojiler, sürdürülebilir geleceğin en kritik araçlarından biri olarak görülüyor. Vestel, bu yaklaşımla ürün ve teknolojileriyle su kaynaklarının korunmasına katkı sağlamaya devam ediyor. Dünya Su Günü vesilesiyle paylaştığı veriler, Vestel’in akıllı teknolojilerinin su verimliliği konusunda önemli kazanımlar sunduğunu ortaya koyuyor. Vestel Global Pazarlama & Yurt İçi Satış Genel Müdürü Duygu Badem Uylukçuoğlu, 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında yaptığı açıklamada, "Su kaynaklarının korunmasını, sadece çevresel bir gereklilik değil; gelecek nesillere olan borcumuz ve ertelenemez bir ortak sorumluluk olarak görüyoruz. Çatısı altında faaliyet gösterdiğimiz Zorlu Grubu’nun Akıllı Hayat 2030 vizyonuyla uyumlu şekilde; çevresel ve sosyal etkiyi işimizin doğal bir bileşeni olarak ele alıyoruz. Sürdürülebilirliği tüm operasyonlarımızın merkezine alırken, sadece üretim süreçlerimizde değil, ürünlerimizin kullanım aşamasında da su ve enerji verimliliğini en üst seviyeye taşımak için çalışıyoruz. Teknolojinin dönüştürücü gücüyle tüketicilerimizi de sürdürülebilirlik yolculuğuna aktif birer paydaş olarak dahil edip; kaynak kullanımını optimize eden akıllı çözümlerimizle, doğayla uyumlu bir yaşam kültürünü hep birlikte inşa etmeyi amaçlıyoruz. Teknolojiye dayalı bu vizyonumuzun somut etkilerini, paylaştığımız veriler net bir şekilde ortaya koyuyor. Akıllı cihazlarımızın sağladığı yüksek verimlilik sayesinde, sadece son bir yılda yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu elde ettik. Bu rakam, 17,5 olimpik yüzme havuzunun doluluğuna denk geliyor. Yeni nesil çamaşır ve bulaşık makinelerinde su tüketimi, önceki nesil Vestel modellerinin ortalama tüketimi ile karşılaştırıldığında yüzde 27,7 azalırken, ‘Eco’ program ve ‘otomatik yük algılama’ gibi inovasyonlarımızla suyun daha verimli kullanılmasına katkı sağlayan teknolojiler geliştiriyoruz. Özellikle kullanıcılarımızın bilinçli tercihleriyle sadece ‘Eco’ program kullanımı üzerinden 2,5 milyon litrelik su tüketiminin önüne geçilmesi, teknoloji ile tüketicinin farkındalık davranışı birleştiğinde dünyamız için ne kadar önemli bir etki oluşturabileceğini ortaya koyuyor" dedi. 17,5 olimpik yüzme havuzuna denk su tasarrufu Şirketin paylaştığı verilere göre, akıllı cihazların sağladığı verimlilik sayesinde son bir yılda bulaşık makinelerinde yaklaşık 24 milyon litre, çamaşır makinelerinde ise yaklaşık 20 milyon litre olmak üzere, yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu sağlandı. Bu miktar 17,5 olimpik yüzme havuzuna denk gelen bir su hacmine karşılık geliyor. Şirket, geliştirdiği enerji ve su verimliliği yüksek ürünler, akıllı program seçenekleri ve kullanıcı farkındalığını artıran teknolojileriyle sürdürülebilir kaynak kullanımına katkı sağlıyor. Dünya Su Günü kapsamında paylaşılan veriler, teknolojinin doğru kullanıldığında doğal kaynakların korunmasında ne kadar önemli rol oynayabileceğini gösteriyor. Yeni nesil dönüşüm sürüyor Eski nesil bulaşık ve çamaşır makineleri yerine markanın son teknoloji bulaşık ve çamaşır makineleri ile kullanıcıların ortalama su tüketimi yüzde 27,7 oranında azalmış ve yıkayıcı ürünlerinin daha verimli hale geldiğini gösteriyor. Vestel akıllı ürünlerindeki ‘Eco’ program ile standart program arasındaki su tüketimi farkı da dikkat çekici boyutlara ulaşıyor. Bulaşık makinelerinde ‘Eco’ program tercih edildiğinde standart programlara kıyasla yüzde 20 daha az su kullanılıyor. Çamaşır makinelerinde bu oran yüzde 39’a çıkıyor. ‘Eco’ programla 2,5 milyon litre su tüketimi önlendi Kullanıcı tercihlerine uygun şekilde markanın akıllı cihazlarından elde edilen verilere göre, kullanıcılar son bir yılda bulaşık makinelerinde 478 bin 658 kez, çamaşır makinelerinde ise 96 bin 895 kez ‘Eco’ programını tercih etti. Daha yoğun programlar yerine ‘Eco’ programını tercih eden kullanıcılar, yaklaşık 2,5 milyon litre su tüketiminin önüne geçti. Ortaya çıkan veriler, Vestel kullanıcıların bilinçli tercihlerinin somut etkisini ortaya koyuyor. Markanın çamaşır makinelerinde bulunan ‘otomatik yük algılama’ teknolojisi gereksiz su tüketimini azaltmaya yardımcı olan önemli bir özellik. ‘Eco’ programında tam yük yerine yarım yük algılandığında yüzde 43, çeyrek yük algılandığında ise yüzde 55 su tasarrufu sağlanıyor. ‘Pamuklu’ programında yarım yük algılanması halinde, tam yük tüketimine kıyasla yüzde 41 su tasarrufu sağlanıyor. Bu teknoloji sayesinde makineler, yıkama sırasında çamaşır miktarını analiz ederek su tüketimini otomatik olarak optimize ediyor. Vestel, geliştirdiği yeni nesil ürünlerle su ve enerji verimliliğini artırmaya yönelik çalışmalar yürüterek sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlamayı hedefliyor.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:25
Marble İzmir’de mermer sanata dönüşüyor
Marble İzmir-31. Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı için geri sayım sürerken, fuarın önemli etkinliklerinden biri olan Heykel Çalıştayı’nda üretim süreci başladı. Çalıştay kapsamında altı heykeltıraşın, 8 Nisan 2026’ya kadar Fuar İzmir’de üretecekleri heykeller, Marble İzmir süresince D Holü’nde ziyaretçilerle buluşturulacak. Eserler fuarın ardından İzmir’in farklı noktalarına taşınarak kamusal alanlarda kalıcı olarak sergilenecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen Marble İzmir Fuarı kapsamında gerçekleştirilen Heykel Çalıştayı ile mermerin fuar alanının dışına taşarak kentle buluşması hedefleniyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın önerisiyle hayata geçirilen çalıştayda heykeltıraşlar, canlı üretim modeliyle mermer blokları işlemeye başladı. Üretim süreçleri ziyaretçilere açık olacak; sanatseverler doğal taşın sanat eserine dönüşümünü yerinde izleyebilecek. Küratörlüğünü heykeltıraş Ekin Erman’ın yürüttüğü Heykel Çalıştayı’nda, Türkiye’nin farklı kentlerinden gelen değerli sanatçılar Bahadır Hızol, Çağdaş Erçelik, Dilşad Akçayöz, Orhan Gazi Keskin, Özkan Arslan ve Tonguç Sercan mermer bloklar üzerinde üretimlerini sürdürüyor. Küratör Ekin Erman, organizasyonun çıkış noktasına değinerek, "Cemil Başkanımızın fikriyle böyle bir çalışma tasarlandı. Bu çalıştay ile Marble İzmir’in etkisi fuar alanının dışına taşacak. Üretilen heykellerin kentle buluşması çok önemli" dedi. Mermerin doğadaki uzun oluşum sürecine dikkat çeken Erman, bu malzemenin sanatla buluştuğunda kalıcılığının daha da arttığını belirterek, "Milyonlarca yılda oluşmuş bir malzemeden söz ediyoruz. Günümüzde pek çok şey hızla tüketilip atılıyor. Oysa mermer heykel bir meydana konduğunda yüzyıllarca yaşayabiliyor. Binlerce yıldır ayakta duran mermer heykeller var ve biz hâlâ onlara hayranlıkla bakıyoruz. Biz de bu zincirin bir parçası olacağız. Bu nedenle süreç bizim için çok keyifli" diye konuştu. Heykeller kentin belleğine taşınacak Yaklaşık 25 gün boyunca devam edecek üretim sürecinin, yoğun bir tempoda ilerlediğini ifade eden Erman, mermeri iyi tanıyan deneyimli sanatçıların kısa sürede eskizlerini tamamlayarak çalışmalara başladığını söyledi. Heykel sanatının izleyiciyle kurduğu doğrudan ilişkiye de değinen Erman, "Heykel diğer sanatlardan biraz daha farklı. Dokunabiliyorsunuz, yanında oturabiliyorsunuz, onunla birebir bağ kurabiliyorsunuz. Bu nedenle kent yaşamında yer almasını çok önemli ve değerli buluyorum" ifadelerini kullandı. Çalıştay’da ortaya çıkan eserler, 14-17 Nisan 2026 tarihleri arasında Marble İzmir Fuarı süresince Fuar İzmir D Hol’de sergilenecek. Heykeller, fuarın ardından ise İzmir’in farklı noktalarına yerleştirilerek kalıcı olarak yerlerini alacak.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:14
Türkiye’nin güneş enerjisi kurulu gücü 25 bin 827 megavata ulaştı
Türkiye’nin 2014 yılında 40,2 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 yılının ocak ayı sonu itibarıyla 641 kat artışla 25 bin 827 megavata erişti. Arz güvenliğinin sağlamlaştırılması adına yenilenebilir enerji yatırımlarına hız kesmeden devam eden Türkiye, 2013 yılında sıfır olan güneş enerjisi kurulu gücünü her yıl katlayarak artırdı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre; Türkiye’nin 2014 yılında 40,2 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 yılının ocak ayı sonu itibarıyla 25 bin 827 megavata ulaştı. Böylece, güneş kurulu gücü, 12 yılda 641 kat artış göstermiş oldu. Söz konusu kapasite, Türkiye’nin toplam kurulu gücü içinde güneşin payını da ciddi bir yere taşıdı. 2014 yılında güneşin toplam kurulu güç içinde binde 1 olan payı, 2026 yılının başında yüzde 20,9’a erişti. Diğer bir deyişle, toplam kurulu gücün 5’te biri güneşten oluştu. Güneş, aradan geçen sürede elektrik üretiminde de önemli bir yer tuttu. 2014’te 17 gigavatsaat olan güneşten elektrik üretimi, 2025 yılı sonunda 38 bin 69 gigavatsaate ulaştı. "Güneşimiz parlamaya devam edecek" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Çok ciddi bir güneş enerjisi potansiyeline sahibiz. YEKA yarışmalarıyla, öz tüketim için kapasite tahsisleriyle bu potansiyelimizi en iyi şekilde değerlendirerek önemli bir seviyeye taşıdık. 2025 yılını yenilenebilir enerjide rekorla kapattık. 2026 yılı da yenilenebilirde yeni bir rekor yılı olacak. 2035’te güneş ve rüzgarda ‘120 bin megavat kurulu güç’ hedefimize ulaşmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Güneşimiz parlamaya devam edecek" dedi. 80 milyar dolarlık yeni yatırım Yenilenebilir enerji alanında yatırımların giderek arttığına da işaret eden Bakan Bayraktar, 120 bin megavat hedefi doğrultusunda 2035’e kadar yaklaşık 80 milyar dolarlık yeni yatırımın hayata geçmesinin planlandığını da kaydetti.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:04
Gayrimenkul sektöründen ’değer barışı’ çağrısı
Son yıllarda artan inşaat, işçilik ve arsa maliyetlerinin konut fiyatlarını ciddi şekilde yükselttiğini belirten sektör temsilcileri, vatandaşların değer artış vergisi nedeniyle gayrimenkul satışında tereddüt yaşadığını ifade ederek hükümete ’tek seferlik değer barışı’ çağrısında bulundu. Türkiye’de son üç dört yıldır yaşanan yüksek enflasyon ve artan maliyetler, gayrimenkul sektörünü de doğrudan etkiledi. İnşaat, işçilik ve arsa maliyetlerindeki hızlı yükseliş, konut fiyatlarında yüzde 30 ile yüzde 50 arasında artışlara neden oldu. Sektör temsilcileri, özellikle büyük şehirlerde konut fiyatlarının ciddi seviyelere ulaştığını belirterek, bazı bölgelerde 1+1 daire fiyatlarının 4 milyon liranın üzerine çıktığını, kira bedellerinin ise yaklaşık 25 bin liraya kadar yükseldiğini ifade etti. Elfi Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Aydemir, "Son yıllarda konut satın alan vatandaşlar artan fiyatlar nedeniyle değer artış vergisiyle karşı karşıya kaldı. Bu durumun gayrimenkul satışlarında tedirginliğe yol açtı. 2, 3 ya da 4 yıl önce 300 bin ile 400 bin lira arasında alınan konutların bugün enflasyon etkisiyle çok daha yüksek değerlere ulaştı. Bu artışın vatandaşların satış sırasında vergi yüküyle karşılaşmasına sebep oluyor. Gayrimenkul piyasasında yaşanan durgunluğun temel sebeplerinden birinin de bu durum olduğunu bütün sektör temsilcileri biliyor. Hükümetten tek seferlik ’değer barışı’ düzenlemesi talep ediyoruz. Böyle bir düzenleme hem vatandaşların güven duygusunu artırmanın yanı sıra, hem de piyasada hareketlilik sağlayacaktır. Tabi k, b aynı zamanda fiyat artışlarını da bir nebze frenlenmesine katkı sağlayacaktır" dedi. Bunun tek seferlik yapılması ve tapu masraflarında da bir miktar düşüş sağlanması halinde önümüzdeki iki yıllık süreçte gayrimenkul fiyatlarının daha stabil bir seviyeye gelmesi mümkün olabileceğini ifade eden Aydemir, "Çünkü son 1,5 yıldır ülkemizde yeni inşaat üretimi oldukça azalmış durumda. İnşaat firmaları; arsa, işçilik ve diğer maliyetlerdeki hızlı artışlar nedeniyle yeni projelere başlamaktan kaçınıyor. Süreçlerin uzaması da yeni üretimin önüne geçiyor. Yeni konut üretimi olmadığı için fiyatlar yukarı yönlü hareket etmeye devam ediyor. Sektör açısından ve vatandaşlar açısından devletimizden beklentimiz, değer barışının tek seferlik olarak hayata geçirilmesidir. Çünkü şu anda vatandaşlarımızın büyük bir kısmını "Gayrimenkulümü satarsam zorluk yaşarım" düşüncesi sarmış durumda. Örneğin, bir vatandaş ikinci el bir gayrimenkulünü sattığında, hemen yanında yeni başlayan sıfır bir konutu almak istediğinde en az yüzde 40 ya da yüzde 50 daha pahalıya almak zorunda kalıyor. Aslında burada gerçek anlamda bir değer artışı yok. Sattığı gayrimenkulün yerine aynı değerde bir gayrimenkul koymak mevcut piyasa şartlarında oldukça zor. Bu nedenle sektör ve vatandaşlar adına devletimizden beklentimiz, değer barışının hayata geçirilmesidir" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
20 Mart 2026 Cuma- 03:23
Denizli Defterdarı Özdemirci’nin resmi ataması 19 ay sonra yapıldı
2
19 Mart 2026 Perşembe- 10:41
Mersin’de dar gelirli ailelerin çocuklarına bayramlık desteği
3
20 Mart 2026 Cuma- 15:58
Şırnak Şerafettin Elçi Havalimanında bayramlaşma töreni
4
20 Mart 2026 Cuma- 09:44
Limon ve turunç kabukları kadınların elinde değerleniyor
5
18 Mart 2026 Çarşamba- 15:44
GMO Başkan Adayı Kahraman: "Bir gemi mühendisi bir sanayi ordusunu harekete geçirir"
11 Ocak 2026 Pazar - 11:48
Eskişehir’de 2025 yılında 20 bin kişi işe yerleştirildi
Eskişehir’de 2025 yılı boyunca yürütülen istihdam çalışmaları kapsamında toplam 20 bin 83 kişi işe yerleştirilirken, işsizlik sigortası hak eden 12 bin 125 kişiye toplam 574 milyon 988 bin 482 TL ödeme yapıldı. Eskişehir Valiliği tarafından paylaşılan "İŞKUR 2025 Yılı Faaliyet Raporu"na göre, İl Müdürlüğü ekiplerince yıl boyunca 13 bin 932 özel iş yeri ziyaret edilerek 32 bin 517 açık iş ilanı ve 73 kamu işçi ilanı alındı. Toplamda 20 bin 83 kişinin işe yerleştirildiği kentte, bu istihdamın 19 bin 846’sı özel sektörde gerçekleşirken; işe girenlerin yüzde 57’sini erkekler, yüzde 43’ünü kadınlar ve yüzde 46’sını 20-29 yaş grubu oluşturdu. Kuruma kayıtlı 28 bin 2 işsizin bulunduğu, kadın oranının erkeklerden fazla olduğu ve en yoğun yaş grubunun 25-29 aralığı olduğu kaydedildi. Aktif işgücü programları kapsamında 230 İşbaşı Eğitim Programı ile 759 kişi, 35 Mesleki Eğitim Kursu ile bin 189 kişi, Toplum Yararına Program (TYP) ile bin 200 kişi ve İşgücü Uyum Programı (İUP) ile bin 196 kişi desteklendi. İş ve meslek danışmanlığı kapsamında 6 bin 884’ü engelli olmak üzere toplam 61 bin 325 kişiyle bireysel görüşme gerçekleştirilirken, 911 engelli birey işe yerleştirildi. Ayrıca engelli ve eski hükümlülerin kendi işini kurma projeleri kapsamında 13 eski hükümlü ve 9 engelli vatandaşa destek sağlandığı, gençlere yönelik çalışmalarda ise 10 bin 839 öğrenciye seminer verildiği açıklandı.
11 Ocak 2026 Pazar - 11:07
UTİB’den tekstilde sosyal uygunluk hamlesi
Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB), tekstil sektörünün değişen küresel ticaret kurallarına uyum sağlaması ve ihracatçıların uluslararası denetimlerdeki gücünü artırmak hedefiyle ’Tekstil Sektöründe Sosyal Uygunluk Kapasitesinin ve Çevre Kabiliyetinin Geliştirilmesi ile İhracatın Artırılması UR-GE Projesi’ni başlattı. Tekstil sektörü, Türkiye ekonomisi için hammadde erişimi, üretim kabiliyeti ve tasarım gücüyle stratejik önemini korurken; günümüzde küresel rekabetin kuralları "sosyal uygunluk" ve "etik üretim" ekseninde yeniden yazılıyor. Uluslararası alıcıların artık sadece kaliteli ürün değil, aynı zamanda insan haklarına saygılı ve adil çalışma şartlarını belgeleyen sosyal uygunluk standartları talep etmesi üzerine harekete geçen UTİB, sektörün bu dönüşümüne rehberlik edecek önemli bir adım daha attı. Ticaret Bakanlığı desteğiyle yürütülecek olan "Tekstil Sektöründe Sosyal Uygunluk Kapasitesinin ve Çevre Kabiliyetinin Geliştirilmesi ile İhracatın Artırılması UR-GE Projesi"nin İhtiyaç Analizi Raporlaması Açılış Çalıştayı çevrimiçi ortamda gerçekleştirildi. Proje ile firmaların sosyal uygunluk denetimlerine hazırlık süreçlerinin iyileştirilmesi, kurum içi uzmanların yetiştirilmesi ve küresel pazarlardaki yeni tedarik zinciri yasalarına tam uyum sağlanması hedefleniyor. Proje kapsamındaki faaliyet maliyetlerinin yüzde 75’i ise devlet desteği ile karşılanacak. Açılış toplantısına, tekstil sektöründe faaliyet gösteren ve UR-GE programına katılım sağlayan firmaların temsilcileri katıldı. Toplantı kapsamında, proje sürecinin temel yapı taşlarından biri olan ihtiyaç analizi raporlaması ve yol haritası hazırlanması hakkında katılımcı firmalara kapsamlı bilgilendirme yapıldı. UR-GE projesi kapsamında firmalara ihtiyaç analizi ve raporlama hizmeti sunan Think Great Insights’ın kurucusu, ekonomist Dr. Tülay Güzel tarafından gerçekleştirilen sunumda; eğitim ve danışmanlık faaliyetlerinin nasıl şekillendirileceği ve firmaların ihracat odaklı gelişim süreçlerine nasıl katkı sağlayacağı detaylı şekilde aktarıldı. Dr. Güzel sunumunda, "UR-GE projelerinde oluşturulan ihtiyaç analizi raporu, firmaların sosyal uygunluk ve çevresel kapasite başta olmak üzere mevcut yapılarını doğru analiz etmelerine ve ihtiyaçlarına uygun bir gelişim yol haritası oluşturmalarına imkân tanıyor. Yapılan ihtiyaç analizi sayesinde firmalar; hangi alanlarda güçlenmeleri gerektiğini net bir şekilde görebiliyor, eğitim ve danışmanlık süreçlerini kendi önceliklerine göre şekillendirebiliyor. Sosyal uygunluk, sürdürülebilirlik, üretim süreçlerinin geliştirilmesi, tasarım ve trend odaklı yaklaşımlar ile dijital dönüşüm gibi birçok başlıkta planlanan danışmanlık ve eğitim faaliyetleri, firmaların kurumsal altyapılarını güçlendirirken ihracat pazarlarına daha hazırlıklı ve rekabetçi şekilde açılmalarını sağlıyor. Bu kapsamlı ve değerli sürecin hayata geçirilmesinde başta Ticaret Bakanlığımız olmak üzere, UTİB’e ve katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ediyor, süreci verimli ve uyum içinde gerçekleştireceğimize inanıyorum" ifadelerini kullandı.
11 Ocak 2026 Pazar - 10:53
Akbank’tan tarımın geleceğine yatırım
Akbank, 2025 yılı boyunca katıldığı ulusal ve bölgesel fuarlarla tarım bankacılığı çözümlerini KOBİ’ler ile paylaştı. Bu alanda sağladığı finansmanı son bir yılda yaklaşık yüzde 55 artıran ve tarımda nakit akışını güçlendiren banka, yatırım ve işletme sermayesi kredilerinden sürdürülebilir tarım finansmanına uzanan geniş ürün yelpazesiyle üreticilerin yanında yer aldı. Akbank, 2025 yılı boyunca Türkiye’nin farklı bölgelerinde düzenlenen ulusal ve bölgesel tarım fuarlarına katılarak tarım bankacılığı çözümlerini KOBİ’ler ile paylaştı. İzmir’den Konya’ya, Gaziantep’ten Bursa’ya uzanan geniş bir coğrafyada üreticilerle bire bir temas kuran banka, tarımın finansmanına güç katarken, sektör paydaşlarıyla iş birliklerine de ivme kattı. Fuar katılımları kapsamında banka; traktör, tarımsal ekipman ve işletme sermayesi kredilerinden sürdürülebilir tarım yatırımlarına, lisanslı depoculuk ve sigorta çözümlerinden modern tarım teknolojilerine kadar uzanan geniş ürün ve hizmet yelpazesini üreticilerle buluşturdu. Bu temaslarla, çiftçilerin gerçek ihtiyaçlarının yerinde dinlenmesi ve sahaya uygun finansman modellerinin geliştirilmesi hedeflendi. Hedeflerinin tarımın geleceğine yatırım yapmak olduğunu belirten Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş, "Banka olarak, tarımın stratejik öneminin bilinciyle çiftçilerimizin emeğini ve üretimini merkeze alan, tarımda uçtan uca her halkasına dokunan finansman modelleri geliştiriyoruz. 2025 boyunca katıldığımız tarım fuarları, üreticilerle bire bir temas kurmamıza, ihtiyaçlarını sahada dinleyerek çözüm üretmemize imkân sağladı. Tarım bankacılığı yaklaşımımızla, çiftçilerimizin finansmana erişimini kolaylaştıran yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler sunmaya, tarımın geleceğine uzun vadeli değer oluşturacak şekilde yatırım yapmaya devam edeceğiz" dedi. Yapılan açıkşamaya göre banka, 2025 yılı boyunca Türkiye’nin tarımsal üretim merkezlerinde düzenlenen önemli fuarlarda yer aldı. Yılın ilk döneminde İzmir ve Gaziantep’teki tarım fuarları ile başlayan saha buluşmaları, Konya, Sandıklı ve Yozgat gibi üretimin yoğun olduğu bölgelerde devam etti. Sonbahar döneminde Akşehir, Sivas, Dinar ve Bursa’da düzenlenen tarım fuarlarına katılan banka, yılı Antalya Tarım Fuarı ile tamamladı. Bu geniş coğrafi kapsama sahip fuar takvimi sayesinde Banka, farklı ihtiyaçlara sahip üreticilerle doğrudan temas kurarak tarımın sahadaki dinamiklerini yakından izleme ve çözümlerini yerinde anlatma imkânı buldu. Tarımın finansmanında güçlü büyüme Akbank tarım bankacılığındaki yenilikçi ve kapsayıcı yaklaşımıyla sektörün finansmanında önemli bir rol oynuyor. 2025 yılı sonu itibariyle bankanın toplam tarım kredisi bakiyesi son bir yılda yaklaşık yüzde 55 arttı. Traktör gibi tarımın gelişiminde kritik rol oynayan makinelerin finansmanı toplam bakiyenin yüzde 51’ini oluşturdu. Açıklamaya göre banka, tarım bankacılığı alanında tohumdan gübreye, ilaçtan sulamaya kadar tüm tarımsal girdiler için hasat dönemine kadar geri ödemesiz işletme kredileri sunarken, traktör ve tarımsal ekipman alımlarında 60 aya varan vadelerle finansman sağlıyor. Dokuz farklı traktör markasıyla yapılan anlaşmalar kapsamında bayi destekli ve sıfır faizli seçenekler de üreticilere sunuluyor. Arsa, tarla ve bahçe alımlarında 7 yıla kadar vadeli krediler, sera yapımı ve modernizasyonu için uzun vadeli finansman çözümleri ile sürdürülebilir tarım yatırımları destekleniyor. Bunun yanı sıra, GES yatırımları, tarımsal amaçlı drone alımları, soğuk hava deposu gibi ihtiyaca özel projeler de esnek ödeme planlarıyla finanse edilirken; Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ve Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) kredileriyle ürünlerin lisanslı depolarda değerlendirilmesine olanak tanınıyor. TARSİM sigortalarıyla da doğal afet risklerine karşı çiftçilerin ürünleri güvence altına alınıyor. Akbank, tarım sektöründe çevresel, sosyal ve ekonomik dengeyi gözeten yaklaşımıyla üreticilerin sürdürülebilir büyümesini desteklemeyi ve Türkiye’de tarımın küresel rekabet gücünü artırmayı hedefliyor.
11 Ocak 2026 Pazar - 10:37
Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç: "Adana Türkiye’nin ikinci Marmarası olma yolunda"
Adana Sanayi Odası (ADASO) Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, Ceyhan ve Yumurtalık ilçelerini kapsayan 2927,50 hektarlık alanın "Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi" olarak ilan edilmesini büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, "Bu karar, Adana’nın Türkiye’nin ikinci Marmarası olma yolundaki en önemli atılımlardan birisi oldu" dedi. Kıvanç, yaptığı açıklamada, Ceyhan-Yumurtalık hattının bir kimya ve petrokimya üssü haline gelmesi için Adana olarak uzun süredir yoğun bir diplomasi yürüttüklerini belirterek, "Adana olarak, Ceyhan ve Yumurtalık bölgesinin stratejik önemini her platformda dile getirdik. Bugün yayımlanan kararla yaklaşık 2 bin 927,50 hektarlık alanın Kimya Endüstri Bölgesi ilan edilmesi, sadece Adana’nın değil, Türkiye’nin cari açıkla mücadelesinde de kilit rol oynayacaktır" diye konuştu. "Marmara’ya alternatif tek yer Adana" Kimya sektörünün halihazırda Adana’nın ihracat lideri olduğunu ve yeni ilan edilen endüstri bölgesiyle bu liderliğin küresel bir boyuta taşınacağını ifade eden Kıvanç, şunları kaydetti: "Türkiye’nin ve Adana’nın stratejik rotası Ceyhan-Yumurtalık aksıdır. Bu bölge; bünyesinde barındırdığı Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi, SASA Özel Endüstri Bölgesi, Ceyhan OSB ve Adana Yumurtalık Serbest Bölgesi gibi devasa yatırımlarla zaten büyük bir potansiyele sahipti. Bugün resmileşen ’Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’ kararı, bu yapbozun en kritik parçasını tamamlamıştır. Enerji, kimya ve petrokimya yatırımlarının bir bütünlük içinde tamamlanmasıyla bu bölge, Akdeniz çanağının en büyük üretim üssü haline gelecektir. Tüm bu sanayi kümelenmesi, yapımı planlanan Adana Ana Konteyner Limanı ile taçlandığında; Adana, Marmara Bölgesi’nden sonra Türkiye’nin ikinci büyük üretim ve lojistik merkezi olma hedefine tam anlamıyla ulaşacaktır." Yakın gelecekte Adana, sadece bir sanayi şehri değil, küresel enerji ve kimya koridorunun en güçlü aktörü olarak anılacağını belirten Kıvanç, "Bu stratejik adımı atarak Adana’nın önünü açan başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, süreci büyük bir titizlikle yöneten ve sanayicimizin her daim yanında olan Sanayi ve Teknoloji Bakanımıza, Valiliğimize, milletvekillerimize ve emeği geçen tüm ilgili bürokratlarımıza Adana iş dünyası adına teşekkürlerimizi sunuyoruz. Yakın gelecekte Adana, sadece bir sanayi şehri değil, küresel enerji ve kimya koridorunun en güçlü aktörü olarak anılacaktır" dedi.
11 Ocak 2026 Pazar - 09:10
Türkiye, yat üretiminde dünya sıralamasında üst sıralarda
Ülkemizde üretilen yatlar dünya sıralamasında üst sıraları zorluyor. Trabzon’un Of ilçesinde inşa edilen 22 metrelik iki yat, tersaneden iki tıra yüklenerek yaklaşık 1 kilometrelik mesafenin ardından Of limanında denize indirildi. Yatlar, İstanbul Boğazı’nda turistik amaçlı hizmet vereceği belirtildi. Yatların tersaneden tırlarla yüklenmesi ve denize indirilme işlemi bir günü bulurken, yaklaşık 1 kilometrelik yolculuğu ise 5 dakika sürdü. Trabzon’un Of ilçesi Kıyıcık mevkiinde, Hayrat yolu üzerinde gemi, tekne ve deniz araçları imalatı yapan Zafer Dinç, bölgenin gemi imalatında köklü bir geçmişe sahip olduğunu belirterek, yaptıkları iki adet yatın İstanbul’da hizmet vereceğini belirtti. Üretimi talep doğrultusunda yaptıklarını vurgulayan Dinç, "Yatları İstanbul’da gezinti teknesi olarak kullanılmak üzere tasarladık ve bu doğrultuda imalatını yaptık. Buradan denize doğrudan bağlantımız olmadığı için tekneleri karayoluyla taşıyıp vinç yardımıyla denize indirdik. Bu bölgenin gemi imalatında köklü bir geçmişi var. Bunu sadece Of için söylemiyorum; bu işin merkezi Sürmene’dir. Bizim de bu alanda tecrübemiz ve işçiliğimiz iyi. Talep doğrultusunda üretim yapıyoruz. Kimi müşteri iç donanımı kendisi yapmak istiyor, kimi müşteri ise anahtar teslimi tercih ediyor" dedi. "Yat yapımı konusunda dünyada üst sıralardayız" Yat işletmecilerinden Gürkan Dayıoğlu yat üretimi bakımından dünyada üst sıralarda yer aldıklarını belirterek, "Yatları sıfırdan yaptırdık. İnce işçiliklerini biz üstlendik, dolayısıyla oldukça emek harcadık. Sonuç çok güzel oldu ve emeğimizin karşılığını aldık. İstanbul Beykoz’dan geliyoruz. Burayı tercih etmemizin nedeni işçiliğin kaliteli olması. Tekneler İstanbul Boğazı’nda turistik amaçlı çalışacak ve turizm sektörüne hizmet edecek. Yat yapımı konusunda dünyada üst sıralardayız. Teknelerimiz 22 metre uzunluğunda, 6 metre genişliğinde. Her biri dört kamaralı, çift makineli ve full donanımlı. Teknelerde 50 kişiye kadar misafir ağırlayabiliyoruz. Denize indirme işlemi riskliydi ama biz Karadenizli olarak riski severiz. Çift tırla iki tekneyi peş peşe deniz kenarına getirdik ve vinç yardımıyla denize indirdik. Tırlara yükleme işlemi bir gün sürdü ve oldukça riskliydi. Tersaneden tırlara yükleme ve denize indirme süreci bir gün sürdü. Ortalama bir kilometreyi beş dakikada katettik. Ekip son derece profesyoneldi" diye konuştu. Teknelerin yapımları 1 yıl sürdü Yat işletmecilerinden Sefa Zengin de teknelerin yaklaşık bir yıllık çalışma sonucunda tamamlandığını belirterek, "Teknelerimiz tam donanımlı şekilde yaklaşık bir yıl içerisinde tamamlandı. Trabzon’u tercih etmemizin nedeni ustalarının son derece maharetli olması. İşçiliklerini adeta sanatsal bir şekilde yapıyorlar. Tekne ve yat yapımında Türkiye dünyada beşinci sırada ve gittikçe de yükseliyor. Trabzon’un bu alandaki başarısı gerçekten çok farklı. Genellikle balıkçı tekneleri yapılıyor ancak farklı tekne türleriyle de üretim geniş bir alana yayılıyor. Buradan İstanbul’a gitmemiz hava şartlarına bağlı. Havanın durumuna göre yolculuk 3-4 gün sürüyor" dedi.
10 Ocak 2026 Cumartesi - 20:54
2025 yılı üzümlerini 2026’da bitirdi
Sarıgöl’de üzüm üreticisi Musa Topdemir, 70 dönüm bağını örtü altında tutarak 2025 yılı üzümlerinin hasadını 2026 yılının ocak ayında tamamladı ve yeni yıla dalında taze üzümle giren ilçedeki tek üretici oldu. Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde üzüm üreticisi Musa Topdemir, 2025 yılına ait üzüm ürünlerinin hasadını 2026 yılının ocak ayında tamamlayarak sezonu kapattı. Her yıl olduğu gibi bu yıl da üzümlerini yeni yılın ilk ayına kadar dalında taze olarak muhafaza eden Topdemir, ilçede bu uygulamayı sürdüren tek üretici olarak biliniyor. Yaklaşık 70 dönüm üzüm bağını örtü altında tutarak üretim yapan Musa Topdemir, üzümlerini doğal şartlarda adeta açık soğuk hava deposu gibi muhafaza ettiklerini belirtti. Son hasadını yaptığı üzümleri Uşak’ın Karahallı ilçesinde satan Topdemir, Crimson cinsi üzümlerinin kilosunu 70 liradan tüketiciye sunduğunu belirtti. Üzümlerin büyük bölümünü İzmir ve Aydın’dan gelen toptancılara sattığını ifade eden Topdemir, bağında az miktarda Sultaniye üzüm kaldığını, bunları da keserek eşine dostuna vereceğini söyledi. Üretici Musa Topdemir, "Üzümler örtü altında dalından kesilerek doğrudan tüketiciye ulaşıyor. Bağ adeta açık bir soğuk hava deposu gibi. Bu sezonu kapattık. İnşallah gelecek yıl da nasip olur, yine yeni yıl üzümleri benden olacak" dedi.
10 Ocak 2026 Cumartesi - 18:12
Salihli Bakkallar Esnaf Odası’nın yeni başkanı Özcan Çetin oldu
Manisa’nın Salihli ilçesindeki Bakkallar Esnaf Odası’nın gerçekleştirilen olağan genel kurulunda yeni başkan Özcan Çetin oldu. Salihli’de 716 üyesi bulunan Bakkallar Esnaf Odası, Olağan Genel Kurulu’nu Beyaz Düğün Salonu’nda gerçekleştirdi. Divan başkanlığını Manisa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (MESOB) Başkanı Hasan Geriter’in yaptığı kongrede başkanlık için mevcut başkan İsmail Ünlü ile Özcan Çetin ve Seyfettin Toker yarıştı. Kongrede kullanılan 637 oyun 351’ini alan Özcan Çetin, Salihli Bakkallar Esnaf Odası’nın yeni başkanı seçildi. 3 oyun geçersiz sayıldığı kongrede İsmail Ünlü 247, Seyfettin Toker 36 oy aldı. Tüm üyelere teşekkür eden Çetin, devraldıkları Salihli Bakkallar Esnaf Odası’nın bayrağını daha üst noktalara taşımak için çalışacaklarını, her daim esnafın yanında olacaklarını söyledi. Özcan Çetin başkanlığındaki Salihli Bakkallar Esnaf Odası yönetimi; Mehmet Ali Demir, Cüneyt Bülbül, Hüseyin Altınkeser, Sefa Ergün, Kadir Deniz ve Davut Mengirkaon’dan oluşurken, denetim kurulu ise Atakan Oğuz, Sedat Mamak ve Hatice Serhan Özakça’dan oluştu.
10 Ocak 2026 Cumartesi - 16:06
Denizli’de lokantacılar sandık başına gitti
Denizli Lokantacılar Odası’nın yeni başkanına seçmek için Denizlili lokantacılar sandık başına gitti. Toplam bin 305 üyesi bulunan Denizli Lokantacılar Odası’nda gerçekleşen seçimlere üyelerin yoğun ilgi gösteriyor. Denizli Lokantacılar Odası Başkanlığı için seçim heyecanı yaşanıyor. Mevcut başkan Osman Üçgül ile Yasemin Orhan’ın aday olduğu seçimde, Denizlili lokantacılar sandık başına gitti. Saat 09.00’da başlayan oy verme işlemi, 17.00’ye kadar devam edecek. Toplam bin 305 üyesi bulunan Denizli Lokantacılar Odası’nda gerçekleşen seçimlere üyelerin yoğun ilgi gösteriyor. "Bugün burada kazanan esnaf olacak" Seçimin ardından kazananın esnaf olacağını ve her iki tarafı içinde hayırlı olmasını dileyen DESOB Başkan Vekili ve Lokantacılar Odası Başkan Adayı Osman Üçgül, "Bugün burada kazanan esnaf olacak. Her iki taraf içinde hayırlı olsun. Seçim, başta şehrimize, teşkilatımıza umarım hayırlı uğurlu olur. Öğlen saat 14.00’a kadar katılım sağlayan 450’ye geçildi. Bin 305 hazirun listemiz var. Yaklaşık bine gecik bir katılım bekliyoruz. Ben her zaman söylüyorum, öğrenci nasıl dersini çalışırsa notuna ona göre alıyor. Biz dersimizi çalıştık, üyelerimizde gereken notu vereceğini düşünüyorum" diye konuştu.
10 Ocak 2026 Cumartesi - 16:05
Başkan Dağlı: "Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi, on binlerce kişiye iş imkanı sağlayacak"
AK Parti Adana İl Başkanı Tamer Dağlı, Ceyhan ve Yumurtalık ilçeleri sınırlarında yer alan bölgede kurulacak ‘Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’ için, "Yatırımlar on binlerce gencimize iş fırsatları sunacak. Katma değeri yüksek üretimin yapılacağı bölgede sağlanacak nitelikli iş gücüyle Adana’nın sosyoekonomik gelişimi hızlanacak" dedi. Adana’da kurulacak ‘Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’ için Ceyhan ve Yumurtalık’taki araziler Cumhurbaşkanı Kararı ile belirlenerek Resmi Gazete’de yayınlandı. AK Parti Adana İl Başkanı Tamer Dağlı, konuyla ilgili açıklama yaparak bölgenin on binlerce kişiye istihdam sağlayacağını bildirdi. "On binlerce gencimize iş fırsatları sunacak" ‘Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’nin sadece Adana’nın değil, Türkiye’nin ekonomik büyümesine önemli katkı sağlayacağını belirten Başkan Dağlı, "Ülkemiz ekonomisinin en büyük sorunu cari açığın kapatılmasına önemli katkı sağlayacak yatırımlar on binlerce gencimize iş fırsatları sunacak. Katma değeri yüksek üretimin yapılacağı bölgede sağlanacak nitelikli iş gücüyle Adana’nın sosyoekonomik gelişimi hızlanacak. Alınan karar, şehrimiz ve bölgemiz adına son derece stratejik ve tarihi bir adımdır. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza ve katkı sunan tüm kurumlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz" dedi. Bölgenin Türkiye ekonomisine de ciddi katkılar sunacağını belirten Dağlı, daha sonra şunları söyledi: "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliği ve vizyoner sanayi politikaları doğrultusunda alınan bu karar, Adana’nın üretim gücünü, istihdam potansiyelini ve küresel rekabet kapasitesini önemli ölçüde artıracaktır. Kimya sanayi başta olmak üzere yüksek katma değerli yatırımların önünü açacak bu endüstri bölgesi, yalnızca Adana’ya değil, Türkiye ekonomisine de uzun vadeli katkılar sunacaktır. Ceyhan Enerji İhtisas Bölgesi ile birlikte değerlendirildiğinde, Adana artık enerji, kimya ve sanayi alanlarında cazibe merkezi şehirlerinden biri haline gelmektedir. AK Parti olarak; üretimi, yatırımı, istihdamı ve kalkınmayı merkeze alan anlayışımızla Adana’nın her alanda büyümesi için kararlılıkla çalışmaya devam ediyoruz. Adana’mıza, bölgemize ve ülkemize hayırlı olsun."
10 Ocak 2026 Cumartesi - 15:27
DTSO Başkanı Kaya: "Diyarbakır’ın güçlü potansiyelinin barışla taçlandırılması en temel hedefimizdir"
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası ve bileşenleri tarafından organize edilen "2025 Ekonomik Değerlendirme ve 2026 Beklentiler" toplantısı gerçekleşti. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’na bağlı faaliyet yürüten Gastro İnovasyon Merkezi gerçekleştirilen kahvaltılı basın toplantısına, DTSO Başkanı Mehmet Kaya, Diyarbakır OSB Başkanı Mustafa Fidan, Karacadağ OSB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Beşir Yılmaz, Diyarbakır İş Konseyi Başkanı Mustafa Vural, DTSO Yüksek İstişare Kurulu Başkan Yardımcısı Burç Baysal, GÜNTİAD Başkanı Sezai Ayas, DTSO İş Kadınları Meclisi Başkanı Filiz Ekingen, TOBB Diyarbakır Kadın Girişimciler Kurulu Başkan Yardımcısı Hatice Akyıl ve GGC Başkanı Felat Bozarslan katıldı. DTSO Başkanı Mehmet Kaya, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlayarak, bu yıl 143. kuruluş yılını kutlayan Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın 26 bini aşan üyesiyle kentin en güçlü sivil toplum örgütlerinden biri olduğunu söyledi. Kaya, "Odamız; Diyarbakır’ın ekonomisine, toplumsal yaşamına ve yaşam kalitesinin artmasına katkı sunmayı temel görev kabul etmektedir. Yasayla bize verilen sorumluluklar çerçevesinde; gerektiğinde yapıcı iş birlikleri, gerektiğinde doğru ve ilkeli muhalefet anlayışıyla kamu kurumları, yerel yönetimler, valilik, milletvekilleri ve kamuoyuyla birlikte çalışıyoruz. Temel kuruluş felsefemiz de tam olarak budur" dedi. Diyarbakır’ın 2025 yılı ihracat rakamlarını paylaşan Kaya, "Resmi kayıtlara göre 2024’e kıyasla yaklaşık yüzde 13,5 oranında artışla 275 milyon dolarlık bir ihracat görünmektedir. Ancak bu rakam kentimizin gerçek potansiyelini tam olarak yansıtmamaktadır. Kayıt dışılık ve sistemsel eksiklikler nedeniyle fiili ihracatımızın 1 milyar doların üzerinde olduğunu ifade ediyoruz. Nitekim kentimizde her yıl ortalama bine yakın sanayi sicilli işletme açılmakta veya yenilenmektedir. Bu da güçlü bir imalat altyapısına sahip olduğumuzu göstermektedir" diye konuştu. "Barış sağlanmalı, sınır kapıları açılmalı" Diyarbakır’ın ithalatı düşük, ihracatı yüksek; ithalata dayalı değil, imalata dayalı ihracat yapan bir kent olduğunu belirten Kaya, konuşmasına şöyle devam etti: "İhracatımızın yüzde 50’den fazlası Irak’a, özellikle Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne yapılmaktadır. Bunun yanı sıra Suriye’ye ihracatımızda 2025 yılında yüzde 99’luk bir artış yaşanmıştır. Suriye’de kalıcı barışın sağlanması ve sınır kapılarının açılması halinde, Türkiye’nin Irak’ta yakaladığı 13 milyar doları aşan ihracat hacmine Suriye’de de kısa sürede ulaşabileceğimize inanıyoruz. Diyarbakır’da beş Organize Sanayi Bölgemiz bulunmaktadır. OSB başkanlarımız birazdan kendi bölgeleriyle ilgili detaylı bilgilendirme yapacaklardır. Ben kısaca şirket verilerine değinmek istiyorum. 2025 yılında ilk kez kapanan şirketlerin, açılan şirketlere oranı yüzde 40 seviyelerine ulaşmıştır. Önceki yıllarda bu oran, şirket dönüşümleri nedeniyle yaklaşık yüzde 20 civarındaydı. Bu durum, yaşadığımız ekonomik krizin derinliğini açıkça göstermektedir. Özellikle tekstil sektöründe, ticarette ve beyaz eşya satıcılarında ciddi kapanmalar yaşanmıştır. Son beş yıldaki konkordato verilerine baktığımızda ise 2025 yılında 9 firmamız konkordato ilan etmiş; bu sayı, önceki beş yılın toplamını aşmıştır. Bunun temel nedenleri; finansmana erişimde yaşanan zorluklar, yüksek faiz oranları ve ekonomik belirsizliklerdir. Enflasyon düşüş eğiliminde olsa da faizlerin aynı hızda düşmemesi, 2026 için endişelerimizi artırmaktadır." Bir diğer önemli sorun da firmalarının merkezlerini batı illerine taşıması olduğuna değinen Kaya, "2025 yılında bu sayı 104 firmaya ulaşmıştır. Bunun iki temel nedeni vardır: Birincisi, Diyarbakır merkezli firmaların finansmana erişimde bankalar nezdinde dezavantajlı konumda olmaları; ikincisi ise bölge firmalarının batıdaki ihalelerde ayrımcılığa uğradıklarını ifade etmeleridir. Sanayi sicili ve kapasite raporu başvurularındaki artış, kentimizin güçlü bir sanayi dinamiğine sahip olduğunu göstermektedir. Tekstil, metal, gıda, mobilya, maden, pamuk, çırçır, yem ve plastik sektörleri öne çıkmakta; bu ürünler Diyarbakır’da üretilerek hem yurt içine hem de yurt dışına ihraç edilmektedir" dedi. Diyarbakır’ın zengin kültürel değerlerinin yanı sıra mutfak lezzetine de dikkat çeken Kaya, "Bugün içinde bulunduğumuz Gastro İnovasyon Merkezi ve Sanayi Mektebi, kentin kültürel ve ekonomik potansiyelini geleceğe taşıma hedefimizin somut örnekleridir. 2025 yılında 100’den fazla kadına burada aşçılık eğitimi verilmiştir. Kahvaltıda ikram edilen ürünler, tamamen Keyma Kadın Kooperatifi tarafından üretilmiştir. Ayrıca 90’a yakın kadının yöresel ürünlerini sattığı ‘Çerçi’ satış merkezimiz de faaliyet göstermektedir. Diyarbakır, coğrafi işaretli ürünler konusunda Türkiye’nin öncü illerinden biridir. Bugüne kadar 16 ürünümüz tescillenmiş, 59 ürünümüz ise tescil sürecindedir" şeklinde konuştu. Türkiye’de yürütülen çözüm sürecinin önemine dikkat çeken Kaya, "Barış ve demokrasi, ekonomik kalkınmanın olmazsa olmazıdır. Kürt sorunu çözülmeden, güvenlikçi politikalar sona ermeden bu bölgede sürdürülebilir bir ekonomik gelişmeden söz etmek mümkün değildir. Geçmiş çözüm sürecinde Diyarbakır’ın ihracatı 400 milyon dolara ulaşmıştı. Bugün hâlâ o seviyeyi yakalayabilmiş değiliz. Aynı şekilde Türkiye, 2014 yılında Irak’ın en büyük ticaret ortağıyken bugün üçüncü sıraya düşmüştür. Güvenlik merkezli politikalarla pazar kaybediyoruz. Suriye’de çoğulcu, barışçıl bir yönetimin oluşması; Nusaybin ve Ceylanpınar sınır kapılarının açılması hem bölge hem Türkiye ekonomisi için büyük bir fırsattır. Ayrıca Diyarbakır Havalimanı’ndaki uçuş sorunları, sisli havalarda iniş sistemlerinin yetersizliği kentimize yakışmamaktadır. Ulaştırma Bakanlığı’nı bu sorunu acilen çözmeye davet ediyoruz. 2026 hedeflerimiz arasında; Karacadağ’da GES Endüstri Bölgesi kurulması, lisanslı depoculuğun hayata geçirilmesi, küçük sanayi sitelerinin kent dışına taşınması, lojistik merkezinin tamamlanması, hızlı tren ve otoyol projelerinin hızlandırılması yer almaktadır" ifadelerini kullandı. Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Mustafa Fidan ise 370 fabrikanın üretim yaptığı OSB’de 23 bin kişinin istihdam edildiğini söyledi. OSB’nin artık yalnızca Diyarbakır’ın değil, bölgenin ekonomik kalkınmasında lokomotif rol üstlenen güçlü bir sanayi merkezi olduğunu belirten Fidan, "5. Etap’ta bulunan 188 parsel için 250 firmadan başvuru aldık. Bu rakam, yatırımcıların Diyarbakır’a ve OSB’mize duyduğu güvenin açık bir göstergesidir. Sanayiciye özel bir banka yapısının oluşturulması, sanayiye özgü, uzun vadeli ve uygun faizli kredi paketlerinin hayata geçirilmesi bir tercih değil, açık bir zorunluluktur. Ülkemizde ve bölgemizde kalıcı barış ortamının güçlenmesi ise yatırım iştahını artıracak, üretimin önünü açacak ve sanayinin daha sağlam temeller üzerinde büyümesini sağlayacaktır. Barış, istikrar ve güven ortamı; sanayi yatırımlarının en güçlü teminatıdır" dedi.
10 Ocak 2026 Cumartesi - 13:42
Enerji verimliliği ve yeşil lojistik Mersin’de ele alındı
Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO) tarafından düzenlenen Enerji Verimliliği ve Yeşil Lojistik Konferansı, sektör temsilcileri, akademisyenler ve uzmanları bir araya getirdi. Konferansta Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasının (SKDM) lojistik sektörü üzerindeki etkileri ele alınırken, yeşil dönüşüme uyum sağlayamayan firmaların küresel rekabette ciddi risklerle karşı karşıya kalacağı vurgulandı. Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezinde gerçekleştirilen konferansın açılış konuşmasını yapan MDTO Genel Sekreteri Fuat Gedik, enerji verimliliğinin artık yalnızca çevresel bir hassasiyet değil, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluk haline geldiğini söyledi. Gedik, "Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sınırda karbon düzenlemeleriyle birlikte, enerji maliyetlerini ve karbon yükümlülüklerini doğru yönetemeyen firmalar küresel pazarda oyun dışı kalma riskiyle karşı karşıya. Odamız, üyelerimizin bu sürece adaptasyonu için çalışmalarını sürdürecektir" dedi. Enerji yönetilebilir bir kaynak Konferansta teknik ve akademik değerlendirmelerde bulunan Elektrik Mühendisleri Odası Mersin Şubesi Başkanı Prof. Dr. Alkan Alkaya, lojistik sektöründe işçilikten sonra en büyük gider kaleminin enerji olduğuna dikkat çekti. Enerjinin kontrol edilemeyen bir gider değil, doğru yöntemlerle yönetilebilir bir kaynak olduğunu belirten Alkaya, tasarruf ile verimlilik arasındaki farkı şu sözlerle açıkladı: "Tasarruf, faaliyetleri kısıtlayarak tüketimi azaltmaktır. Verimlilik ise teknolojiyi kullanarak performanstan ödün vermeden aynı işi daha az enerjiyle yapmaktır." Alkaya ayrıca şirketler için enerji verimliliği konusunda izlenmesi gereken yol haritasına ilişkin bilgiler paylaştı. Yeşil Lojistik Belgesi ticari gereklilik Etkinlikte ATAKO Genel Müdür Yardımcısı Ergin Diken ile Bilgi İşlem Müdürü Cem İvegen, sahadaki uygulamalara dair tecrübelerini ve Yeşil Lojistik Belgesi alma sürecini anlattı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından verilen belgenin artık bir prestij unsurundan öte, ticari bir gereklilik haline geldiğini belirten yetkililer; belge sahibi olmanın yeşil kredi imkanlarıyla daha düşük faiz oranlarına erişim, küresel ihalelerde ’tercih edilen stratejik partner’ konumu ve çevre dostu çözüm ortağı algısı sağladığını ifade etti. Lojistikte yeni paradigma Enerji yönetim sistemi uzmanı Umut Oğur ise lojistik sektöründe maliyet ve hız odaklı yaklaşımın yerini; şoklara dirençli, karbon emisyonlarını dikkate alan ve döngüsel ekonomi temelli ’dayanıklılık ve verimlilik’ anlayışının aldığını söyledi. Oğur, gelecekte senkronize çok modlu taşımacılık ve federated data spaces sistemlerinin sektörün yeni rotasını belirleyeceğini kaydetti. Hukuki boyut vurgusu Konferansın hukuki çerçevesine ilişkin sunumu Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Özge Demirdelen yaptı. Demirdelen, sürdürülebilirlik ve yeşil stratejilerin hukuki altyapısının büyük önem taşıdığını belirterek, yeşil dönüşüm çalışmalarının belgelerle, ölçülebilir ve raporlanabilir şekilde ispat edilmesi gerektiğini vurguladı.
10 Ocak 2026 Cumartesi - 12:58
Malatya tapu müdürlüklerinde verimlilik ve performans artışı için eğitim projesi
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda faaliyetlerini sürdüren Fırat Kalkınma Ajansı (FKA), bölgedeki kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, özel sektör ve üniversitelerle geliştirdiği iş birlikleriyle yerel kalkınmayı desteklemeye devam ediyor. Bu kapsamda, Ajans tarafından yürütülen 2025 Yılı Yönetim Danışmanlığı Teknik Destek Programı çerçevesinde destek almaya hak kazanan Malatya Tapu Müdürlüğünün "Tapu Müdürlüklerinde Verimlilik ve Performans Artırıcı Uygulamalar" projesinin açılış programı gerçekleştirildi. Açılış programına Malatya Vali Yardımcısı Osman Kural, Battalgazi Kaymakamı Erkan Savar, Fırat Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mehmet Şirin Budancamanak, Battalgazi Tapu Müdürü Levent Pamukçu, Yeşilyurt Tapu Müdürü Hakan Küçük, ve Malatya Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü İsa Telimen, ile ilgili kurum temsilcileri, eğitmenler ve kurum personelleri katılım sağladı. Programda, projenin amacı, kapsamı ve uygulanacak eğitim süreci hakkında katılımcılara bilgi verildi. Proje kapsamında düzenlenecek eğitim faaliyetleri ile toplam 100 personelin; kurumsal aidiyet ve motivasyon, stres yönetimi, kriz ve çatışma yönetimi, zaman yönetimi ile zor insanlarla etkili iletişim ve ikna becerileri konularında bilgi ve farkındalıklarının artırılması hedefleniyor. Eğitimler, katılımcıların çalışma şartlarını ve kurumsal ihtiyaçları dikkate alınarak yüz yüze ve yerinde gerçekleştirilecek ve uygulama temelli modellerle desteklenecek. Beş iş günü ve toplam 30 ders saatinden oluşan eğitim sürecinde katılımcıların gelişimleri ölçme ve değerlendirme araçlarıyla takip edilecek eğitim öncesi ve sonrası uygulamalarla kazanımlar analiz edilecek. Eğitim sürecinin sonunda hazırlanacak değerlendirme raporu Malatya Tapu Müdürlüğü’ne sunulacak. Açılış programında konuşan Fırat Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mehmet Şirin Budancamanak, "Kamu kurumlarımızın hizmet kalitesini artırmanın yolu, güçlü bir kurumsal yapı ve nitelikli insan kaynağından geçmektedir. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu proje ile Battalgazi ve Yeşilyurt Tapu Müdürlüklerimizde görev yapan personelin hem mesleki hem de kişisel yetkinliklerinin geliştirilmesini amaçlıyoruz. Eğitim süreci sonunda elde edilecek kazanımların, vatandaşlarımıza sunulan tapu hizmetlerine doğrudan olumlu yansıyacağına inanıyoruz. Ajans olarak, bölgemizde kamu kurumlarının kapasitesini güçlendirmeye yönelik desteklerimizi sürdüreceğiz" dedi. Gerçekleştirilecek proje ile Malatya Tapu Müdürlüğü personelinin kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi, hizmet süreçlerinde verimlilik ve performansın artırılması ve kamu hizmetlerinin daha etkin, hızlı ve kaliteli sunulmasına katkı sağlanması hedefleniyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder