EKONOMİ
23 Mart 2026 Pazartesi - 15:30 Doğu Anadolu’da ihracat tabana yayılacak Doğu Anadolu’da ihracatın tabana yayılması için yeni bir dönemin kapısı açılıyor. Doğu Anadolu İhracatçı Birlikleri Yönetim Kurulu Üyesi ve başkan adayı Ömer Madırlı, "Doğu Anadolu’nun güçlü ihracat potansiyelini daha etkin kullanarak ihracatı tabana yaymayı ve ihracatçı firma sayısını yüzde 50 artırmayı hedefliyoruz" dedi. Doğu Anadolu’nun üretim gücüne dikkat çeken Madırlı, Erzurum’dan Iğdır’a, Van’dan Elazığ’a kadar geniş bir coğrafyada önemli bir potansiyel bulunduğunu belirterek, bu potansiyelin henüz tam anlamıyla değerlendirilemediğini ifade etti. Madırlı, ihracat kültürünün geliştirilmesini öncelikli hedefleri arasında konumlandırdıklarını söyledi. Bölgede yıllık ihracatın 3 milyar dolar seviyesinde olduğunu ifade eden Madırlı, yeni dönemde hem ihracat hacmini hem de ihracatçı sayısını artırmaya odaklanacaklarını söyledi. Bu yıl için ihracat hedefini 3 milyar 250 milyon dolar olarak belirlediklerini aktaran Madırlı, "Biz düzenleyeceğimiz eğitimlerle ve uygulamalı çalışmalarla firmalarımıza bu süreci anlatacağız. Firmalarımızın bunu gözünde büyütmemesi gerekiyor" dedi. Yeni dönemde hayata geçirilmesi planlanan projeler arasında KOBİ’lerin ihracata yönlendirilmesine yönelik eğitim ve danışmanlık programları, ihracata yeni başlayacak firmalar için rehberlik mekanizmaları ve çevrim içi eğitim platformu öne çıkıyor. Bölgenin turizm potansiyelini ticari faaliyetlerle birleştirmeyi planladıklarını belirten Madırlı, özellikle kış turizmi merkezlerinin bu noktada önemli bir avantaj sunduğunu ifade etti. Yabancı alıcıların ticaret heyetleri kapsamında bölgeye davet edilmesiyle hem turizm hem de ticaretin birlikte geliştirilmesini amaçladıklarını vurgulayan Madırlı, bu modelin Doğu Anadolu’nun ekonomik dinamizmini artıracağını belirtti.
23 Mart 2026 Pazartesi - 15:19 Samsun Kuyumcular Odası Başkanı Özman: "Bu savaş ekonomik bir savaş" Altın fiyatlarında son dönemde yaşanan düşüşü değerlendiren Samsun Kuyumcular Odası Başkanı Salih Özman, sürecin arkasında küresel ölçekte bir ekonomik mücadele olduğunu söyleyerek, "Bu savaş ekonomik bir savaş" dedi. Altın piyasasında son günlerde yaşanan dalgalanmalar yatırımcıların dikkatini çekerken, Samsun Kuyumcular Odası Başkanı Salih Özman, konuya ilişkin İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. Altın fiyatlarındaki düşüşün nedenlerine değinen Özman, geçtiğimiz hafta piyasaların ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz artırımı ihtimalini fiyatladığını belirtti. Küresel ölçekte yaşanan savaş ve enerji krizinin de piyasalarda etkili olduğunu ifade eden Özman, "Geçen hafta altın fiyatlarındaki düşüşün temel nedeni FED’in faiz artırımı beklentisiydi. Savaş ortamı ve enerji krizi de bu süreci etkiledi" diye konuştu. "Bu savaş ekonomik bir savaş" Savaş ve kriz dönemlerinde altının genellikle yükseldiğini hatırlatan Özman, mevcut durumun farklı olduğunu vurguladı. Özman, "Bu süreç yalnızca İran ile ilgili bir askeri gerilim değil. ABD’nin de içinde bulunduğu, doların gücünü korumaya yönelik bir finansal mücadele söz konusu. Yani bu savaş ekonomik bir savaştır" ifadelerini kullandı. "Savaş devam ederse altın düşebilir" Altın fiyatlarının seyrine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özman, "Altın 5 bin 500 dolar seviyelerine kadar yükseldi, ardından 4 bin 100 dolara kadar geriledi. Şu anda 4 bin 200 dolar seviyelerinde hareket ediyor. 4 bin 500 dolar güçlü bir direnç noktası. Eğer savaş devam ederse altın bir miktar daha düşebilir" dedi. Savaşın sona ermesi ve petrol fiyatlarının normale dönmesi halinde altının yeniden yükseliş trendine girebileceğini ifade eden Özman, yatırımcılara uzun vadeli düşünmeleri çağrısında bulundu. "Altın uzun vadeli bir yatırım aracıdır" Altının kısa vadeli al-sat aracı olmadığını vurgulayan Özman, "Süreç normale döndüğünde bugünkü seviyelerin üzerine çıkılması muhtemel. Vatandaşlarımızın altını uzun vadeli bir yatırım aracı olarak değerlendirmesi gerekir" şeklinde konuştu.
Eker, fonksiyonel ve yenilikçi ürünleriyle Anfaş FoodProduct Fuarı’nda
07 Ocak 2026 Çarşamba - 16:08 Eker, fonksiyonel ve yenilikçi ürünleriyle Anfaş FoodProduct Fuarı’nda Gıda ve içecek sektörünün prestijli buluşmalarından biri olan Anfaş FoodProduct-Uluslararası Gıda ve İçecek İhtisas Fuarı, bu yıl 32’nci kez kapılarını açtı. Eker Süt Ürünleri, 9 Ocak’a kadar Anfaş Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde devam eden organizasyonda, mevcut müşterileriyle ilişkilerini güçlendirmeyi ve yeni iş birliklerine zemin hazırlamayı hedefliyor. Eker Süt Ürünler, Anfaş FoodProduct 2026’da yerini aldı. Fuarda şirket; klasik lezzetlerinin yanı sıra, fonksiyonel fayda sunan yeni ürün çeşitlerini de ziyaretçilerle buluşturuyor. Geniş ürün yelpazesiyle dikkat çeken marka; sevilen ayranları, farklı yoğurt çeşitleri, sütlü tatlıları, kahvaltılık ürünleri, probiyotik yoğurt ve diğer ürünlerini fuarda sergiliyor. Fuar boyunca katılımcılar, markanın ürünlerini yerinde deneyimleme fırsatı bulurken; ürünlerin içerikleri, üretim süreçleri ve kalite standartları hakkında marka temsilcilerinden bire bir bilgi alabiliyor. Marka, bu önemli organizasyonda sektörün bugününü ve yarınını birlikte değerlendirmeyi, yeni iş birliklerine zemin hazırlamayı ve kalite odaklı yaklaşımını paylaşmayı hedefliyor. 06-09 Ocak 2026 tarihleri arasında düzenlenen 32’nci Anfaş FoodProduct - Uluslararası Gıda ve İçecek İhtisas Fuarı’nın, yurt içinden 70 ilden ve yurt dışından 50’yi aşkın ülkeden 35 binin üzerinde profesyonel ziyaretçi ile 300’ün üzerinde katılımcıyı bir araya getirmesi hedefleniyor. Gıda dünyasının nabzının attığı bu buluşmada marka, tüm ziyaretçileri standına bekliyor.
Taşkömüründen nadir toprak elementi araştırılacak
07 Ocak 2026 Çarşamba - 16:01 Taşkömüründen nadir toprak elementi araştırılacak Zonguldak’ta TTK ve TENMAK arasında düzenlenen protokol kapsamında taşkömürü ve yıkama atıklarından nadir toprak elementi elde edilmesi için araştırma geliştirme çalışması yapılması amaçlanıyor. Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ve Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) arasında geçtiğimiz aylarda ileri teknoloji ürünlerde kullanılan nadir toprak elementinin kömürden ve atıklarından elde edilmesine yönelik AR-GE çalışmalarını kapsayan protokol imzalandı. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serdar Yılmaz, söz konusu protokolün değerli olduğuna dikkat çekti. AR-GE çalışmasının bölgeye katkı sağlayacağını düşündüğünü ifade eden Yılmaz şöyle dedi: "Özellikle ikincil kaynaklar dediğimiz kaynakların araştırılması söz konusu. ’Kömürün bünyesinde veya atıklarında bir nadir toprak elementleri bulabilir miyiz?’ çerçevesinde AR-GE çalışmasına yönelik proje imzalandığını biliyoruz. İnşallah bu tür şeyler bulunursa bölgeye de katma değer sunacaktır diye düşünüyorum. Aynı zamanda atıkların değerlendirilmesi açısından da bu konuyu önemsiyorum." Başta ABD ve Çin olmak üzere birçok ülkenin nadir toprak elementine yönelik çalışmaları olduğunu Türkiye’nin ise ETİ Maden, TENMARK ve MTA aracılığıyla araştırmaları olduğunu sözlerine ekleyen Yılmaz, "Kömürün kendi bünyesinde olabilir. Kömürün atıklarında ve kül birleşiklerinde olabilir. Bununla beraber cevher hazırlama dediğimiz atıklarında ve uçucu kül dediğimiz, kömür yandıktan sonra oluşan ince toz kalıntıların da araştırılmasına gerek vardır diye düşünüyorum. Kömürün direkt bünyesine vardır demek de biraz soru işareti. Bunun biraz araştırılması gerekiyor. ’Kömürü yakalım, bunun külüne bakalım’ demek de doğru bir yaklaşım değil. Ancak bunun belli bir araştırmadan geçmesi gerekir. Laboratuvar ölçekli araştırmaların yapılması ve yavaş yakılması lazım. Daha sonra ortaya belli bir kalıntının ortaya çıkması lazım ve bunların analiz edilmesi gerekiyor. Diğer tarafta da ’şist’ dediğimiz kömürün killi yapılarında da bakılması gerekiyor. Çünkü birinci yataklarda genel olarak killi yapılara sahibiz. Buralarda aranmaz ama TENMAK ve TTK arasında ikincil yataklar dediğimiz bölgeler söz konusu. Buralara, atıklara ve kömürün kendi bünyesine bakılacaktır" şeklinde konuştu.
Taşkömüründen nadir toprak elementi araştırılacak
07 Ocak 2026 Çarşamba - 15:58 Taşkömüründen nadir toprak elementi araştırılacak Zonguldak’ta TTK ve TENMAK arasında düzenlenen protokol kapsamında taşkömürü ve yıkama atıklarından nadir toprak elementi elde edilmesi için araştırma geliştirme çalışması yapılması amaçlanıyor. Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ve Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) arasında geçtiğimiz aylarda ileri teknoloji ürünlerde kullanılan nadir toprak elementinin kömürden ve atıklarından elde edilmesine yönelik AR-GE çalışmalarını kapsayan protokol imzalandı. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serdar Yılmaz, söz konusu protokolün değerli olduğuna dikkat çekti. AR-GE çalışmasının bölgeye katkı sağlayacağını düşündüğünü ifade eden Yılmaz şöyle dedi: "Özellikle ikincil kaynaklar dediğimiz kaynakların araştırılması söz konusu. ’Kömürün bünyesinde veya atıklarında bir nadir toprak elementleri bulabilir miyiz?’ çerçevesinde AR-GE çalışmasına yönelik proje imzalandığını biliyoruz. İnşallah bu tür şeyler bulunursa bölgeye de katma değer sunacaktır diye düşünüyorum. Aynı zamanda atıkların değerlendirilmesi açısından da bu konuyu önemsiyorum." Başta ABD ve Çin olmak üzere birçok ülkenin nadir toprak elementine yönelik çalışmaları olduğunu Türkiye’nin ise ETİ Maden, TENMARK ve MTA aracılığıyla araştırmaları olduğunu sözlerine ekleyen Yılmaz, "Kömürün kendi bünyesinde olabilir. Kömürün atıklarında ve kül birleşiklerinde olabilir. Bununla beraber cevher hazırlama dediğimiz atıklarında ve uçucu kül dediğimiz, kömür yandıktan sonra oluşan ince toz kalıntıların da araştırılmasına gerek vardır diye düşünüyorum. Kömürün direkt bünyesine vardır demek de biraz soru işareti. Bunun biraz araştırılması gerekiyor. ’Kömürü yakalım, bunun külüne bakalım’ demek de doğru bir yaklaşım değil. Ancak bunun belli bir araştırmadan geçmesi gerekir. Laboratuvar ölçekli araştırmaların yapılması ve yavaş yakılması lazım. Daha sonra ortaya belli bir kalıntının ortaya çıkması lazım ve bunların analiz edilmesi gerekiyor. Diğer tarafta da ’şist’ dediğimiz kömürün killi yapılarında da bakılması gerekiyor. Çünkü birinci yataklarda genel olarak killi yapılara sahibiz. Buralarda aranmaz ama TENMAK ve TTK arasında ikincil yataklar dediğimiz bölgeler söz konusu. Buralara, atıklara ve kömürün kendi bünyesine bakılacaktır" şeklinde konuştu.
Yıldırım: "Denetimsiz e-ithalat dönemi sona ermeliydi"
07 Ocak 2026 Çarşamba - 15:54 Yıldırım: "Denetimsiz e-ithalat dönemi sona ermeliydi" Gaziantep Ticaret Odası (GTO) Yönetim Kurulu Başkanı M. Tuncay Yıldırım, Ticaret Bakanlığı tarafından e-ithalatta basitleştirilmiş gümrük beyannamesi kapsamına ilişkin yapılan yeni düzenlemenin son derece yerinde ve gerekli bir adım olduğunu belirtti. Denetimsiz e-ithalat uygulamalarının uzun süredir hem tüketici güvenliği hem de yerli üretim açısından ciddi riskler barındırdığını ifade eden Yıldırım, "Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından da dile getirildiği üzere bu süreç KOBİ’leri haksız rekabete maruz bırakıyordu. Ticaret Bakanlığı’nın Ekim 2025’te gerçekleştirdiği denetimlerde, basitleştirilmiş gümrük mevzuatı yoluyla ülkemize giren ürünlerin yüzde 81’inin riskli olduğunun tespit edilmesi sorunun boyutunu açıkça ortaya koymakta. Tüketicinin sağlığını, güvenliğini ve ekonomik haklarını tehdit eden yerli üreticiyi ve KOBİ’leri haksız rekabetle karşı karşıya bırakan bu tabloya kayıtsız kalınamazdı. Resmi Gazete’de yayımlanan yeni düzenleme ile denetimsiz e-ithalat döneminin sonlandırılması son derece doğru bir adımdır" dedi. "Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’nin de sınırlarında ve gümrüklerinde etkin denetim yapmasından daha doğal bir durum olamaz" diyen Yıldırım, ticaretin kuralsızlıkla değil, adil rekabet ve şeffaflıkla büyüyebileceğinin altını çizdi. Yıldırım, "Bu karar; tüketicilerimizi, yerli üretimi, yurtiçi e-ticaret platformlarını ve adil rekabet ortamını koruyan güçlü bir iradenin göstergesidir. Ticaretin de, sınır ötesi e-ticaretin de kurallarla işlemesi şarttır. Alınan bu kararlar dolayısıyla Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Bakanlık yetkililerine teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
Ecogreen Enerji Holding YEKA GES - 2025 Yarışmaları kapsamında ‘G25-Bolu GES’ proje sözleşmesini imzaladı
07 Ocak 2026 Çarşamba - 15:48 Ecogreen Enerji Holding YEKA GES - 2025 Yarışmaları kapsamında ‘G25-Bolu GES’ proje sözleşmesini imzaladı Ecogreen Enerji Holding, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 25 Kasım 2025 tarihinde gerçekleştirilen Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları Güneş Enerjisi Santrali 2025 yarışmaları (YEKA GES – 2025) kapsamında "G25-Bolu GES" projesinin yapım ve kullanım haklarını kazandı. Bolu ilinin Gerede ilçesinde hayata geçirilecek olan projenin, 50 MWe elektriksel kurulu güç ve 70 MWp mekanik güç kapasitesine sahip olacak şekilde planlandığı bildirildi. Projenin finansal yükümlülüklerine ilişkin bilgi veren şirket, yarışma şartnamesinde belirlenen megavat başına 44 bin Euro katkı payı doğrultusunda, KDV dahil toplam 2 milyon 640 bin Euro tutarındaki ödemenin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı adına Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi’ne gerçekleştirildiğini açıkladı. Buna ek olarak, 10 yıl süreli ve 3 milyon 750 bin Euro tutarındaki kesin teminat mektubunun 5 Ocak 2026 tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na teslim edildiği ifade edildi. Projeye ilişkin sözleşmenin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Dr. Zafer Demircan, Enerji işleri Genel Müdürü Ahmet Özkaya ve Ecogreen Enerji Holding Genel Müdürü Cem Göçmen’in katılımlarıyla 6 Ocak 2026 tarihinde imzalandığı belirtilirken, sözleşmeyi takiben yer teslimi süreçlerinin başlatılmasının planlandığı kaydedildi. Bu süreçle eş zamanlı olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi, imar ve diğer ruhsatlandırma işlemlerinin öngörülen takvim doğrultusunda sürdüğü aktarıldı. Tesisin tam kapasiteyle devreye alınmasının ardından yıllık yaklaşık 118 milyon 610 bin 397 kWh elektrik enerjisi üretiminin hedeflendiği, Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları Güneş Enerjisi Santrali 2025 şartnamesi uyarınca üretilecek elektrik enerjisinin ilk 60 ay boyunca serbest piyasada değerlendirileceği bildirildi. Bu dönemde, megavat saat başına 60 Euro seviyesinde öngörülen ortalama satış fiyatı üzerinden yıllık yaklaşık 7,1 milyon Euro brüt gelir elde edilmesinin beklendiği ifade edildi. Serbest piyasa döneminin tamamlanmasının ardından başlayacak olan 20 yıllık süreçte ise, 32,5 Euro alım fiyatı üzerinden yıllık yaklaşık 3,9 milyon Euro brüt gelir sağlanmasının öngörüldüğü belirtildi.
Bigadiçli üreticinin yüzünü Başkan Akın güldürdü
07 Ocak 2026 Çarşamba - 15:44 Bigadiçli üreticinin yüzünü Başkan Akın güldürdü Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Bigadiç’te düzenlenen "Damızlık Koç Dağıtım Töreni"nde yaptığı konuşmada, " 20-100 baş arası koyunu bulunan vatandaşlarımıza damızlık koçlarını dağıttık. Bu projeyle amacımız; küçük aile tipi üreticimizi desteklemek, üretimi daha kaliteli ve verimli hale getirmek, üreticimizin katma değerini artırıp, ekonomiye katkı sağlamaktır" dedi. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, "Tarımın ve hayvancılığın başkenti" dediği Balıkesir’de hayvancılık sektörüne desteklerini sürdürüyor. Üreticiyi desteklemek ve hayvancılık sektörünün sürdürülebilirliğini arttırmak için her geçen gün destek projelerine bir yenisi ekleyen Akın, Bigadiç’te "Damızlık Koç Dağıtım Töreni"ne katıldı. Bigadiç Pazar Yeri’nde düzenlenen törene Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın yanı sıra Bigadiç Belediye Başkanı Mustafa Göksel, CHP Balıkesir İl Başkanı Erden Köybaşı, siyasi partilerin temsilcileri, muhtarlar, üreticiler ve basın mensupları katıldı. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Bigadiç Belediye Başkanı Mustafa Göksel ile tam bir uyum içerisinde çalıştıklarını söyledi. Balıkesir’de 20 ilçe belediye başkanlarıyla koordineli bir şekilde çalışmalar yürüttüklerini belirten Akın, "Yönetim anlayışımızla herkese örnek oluyoruz. El ele vererek Balıkesir’imizi daha iyi bir noktaya taşıyacağız" dedi. Balıkesir’in küçükbaş hayvan varlığında Türkiye’de ilk onda yer aldığını söyleyen Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, "Küçükbaş hayvanlarımızın etlerinin marka değeri ülkemiz genelinde yüksektir. Balıkesir kuzumuzun eti coğrafi işaret alarak kalitesini tescillemiştir. İşte bu markayı daha da güçlendirmek için küçükbaş hayvancılıkta verimi artırmak istiyoruz. Bu kapsamda Bigadiç, Dursunbey ve İvrindi’deki Damızlık Koç/Koyun Üretim Tesislerimizde yaklaşık 1000 baş koyun yetiştirdik, bu koyunlarımızı hayvancılıktaki verimi artırmak için sizlere ulaştırıyoruz" diye konuştu. Bigadiç Çömlekçi Mahallesi’nde Damızlık Koç/Koyun Üretim Tesislerinde yetiştirilen damızlık koçları üreticilere teslim ettiklerini söyleyen Akın, "20-100 baş arası koyunu bulunan vatandaşlarımıza damızlık koçlarını dağıttık. Bu projeyle amacımız; küçük aile tipi üreticimizi desteklemek, üretimi daha kaliteli ve verimli hale getirmek, üreticimizin katma değerini artırıp, ekonomiye katkı sağlamaktır. Aynı zamanda bu projemize paralel olarak yeni bir uygulama daha başlatıyoruz. Belediyemize sosyal yardım başvurusunda bulunan ve sosyal inceleme sonucunda ihtiyacı olduğu belirlenip, hayvanlara bakabilme imkânı olan ailelerimize damızlık tesislerimizde yetiştirilen 10 dişi, 1 erkek olmak üzere toplam 11 damızlık hayvanı yüzde 100 hibe ile vereceğiz. Bu proje vatandaşlarımıza bir maya olacak ve hemşehrilerimiz zamanla sürüsünü büyüterek geçimini sağlayacaktır. Hayırlı uğurlu olsun" şeklinde konuştu. Hedeflerinin her sene farklı ilçelerde en az 100 damızlık koç ve 10 ihtiyacı olan aileye de 10 dişi, 1 erkek damızlık hayvan dağıtmak olduğunu ifade eden Akın, "Böylece hem koyunculuk yapan üreticilerimizin verimlerini artıracağız hem de her sene sektöre yeni üreticiler kazandıracağız."dedi. Bigadiç’teki kırsal hizmetler hakkında da bilgi veren Akın, "169 adet ana arı gözü dağıttık. 14 bin adet marul fidesi ve sıvı gübre desteği verdik. 8 bin 350 kilogram ryegrass tohumu ve 5’li karışım yem bitkisi desteği verdik. Salça makinesi desteğimizi verdik. 17 bin metrekare sera naylonu desteği verdik. Bir adet süt soğutma tankı desteği verdik. Bir adet tohum temizleme makinesi desteği verdik. 4 adet toprak analizi yaptık. Bunların yanında Balıkesir’imizin dört bir yanındaki üreticimize domates, biber, patlıcan gibi toplamda 368 bin adet sebze fidesi verdik. 10 bin kilogram Gömeç bamyası aldık, cips yaptık. Sındırgılı üreticimizden aldığımız susamları tahin yapıyoruz, bu yıl kavrulmuş susam ve susam yağını da katma değerli ürünlerimizin arasına ekliyoruz. Çiftçimiz ile ele verirsek belediye başkanlarımızla kol kola girip çiftçilerimize hizmet ederek onların yüzünün gülmesini sağlayabiliriz. Tarımda en çok kadınlar çalışıyor. Sağlık güvencesi olmayan kadınların da ücretsiz olarak sağlık taramalarını yapıyoruz." ifadelerini kullandı. Bigadiç’e 200 milyon TL’lik yatırım Gözün gördüğü ve görmediği her yere yatırım yaptıklarının altını çizen Akın, "Yıllarca Balıkesir’imizin altyapısı ihmal edilmiş. BASKİ 1 Nisan’dan bu yana Bigadiç’te 75 bin metrelik bir hatta çalışmalar gerçekleştirdi. Elyapan Mahallemizin 4 yıldır devam eden su kesintilerini son buldu. Bigadiç Fethibey Mahallemizdeki vatandaşımızın içme suyu mağduriyetini bitirdik. Aynı şekilde Değirmenli, Kayırlar, Kozpınar, Yolbaşı, Yürücekler ve Çeribaşı mahallelerimize yeni içme suyu hatları yaptık. Kanalizasyonları değiştirdik. Taşkınlara, kesintilere, kötü kokuya son verdik.Sadece BASKİ ile Bigadiç’imize 165 milyon TL’lik yatırım yaptık. 600 adet Yakın Kart desteği verdik. 11 bin adet su faturası desteği sağladık. Evde sağlık hizmetlerinden beslenme desteklerine toplamda 13 bin noktaya sosyal hizmet ulaştırdık. 9 kadın 5 erkek personelimizle ONON’u Bigadiç’le buluşturduk. 29 şubemizle adıyla tadıyla bir Balıkesir markası olan kafelerimizin sayısını artırıyoruz.Özellikle kırsal mahallelerimizin talepleri doğrultusunda 215 yeni kamera kurduk. 253 can dostumuza aşılama ve tedavi hizmeti verdik. 22 bin 600 noktada haşereyle mücadele çalışmaları yürüttük. Atıklardan toplam 2 bin megavat enerji ürettik. 4 bin adet ve 1 milyon 350 bin metrekarelik alanda kent estetiği çalışması gerçekleştirdik. BASKİ yatırımlarıyla birlikte Bigadiç’imize toplamda 200 milyon TL’ye yakın yatırımımızı yaptık, daha da yapacağız" şeklinde konuştu. Umre ibadetini yerine getirmek için bu gece kutsal topraklara gidecek Akın, hemşehrilerinden helallik istedi. Daha önce iki kez umreye gittiğini belirten Akın, bu gece üçüncü kez umreye gideceğini ifade ederek şunları söyledi: "Değerli hemşehrilerim. Hakkınızı helal edin. Allah’ın bana daha önce iki kez nasip ettiği umre ziyaretimin bu gece üçüncüsünü gerçekleştireceğim. Sizlerden helallik istiyorum. Dualarınızı eksik etmeyin. Allah’a emanet olun."
TKDK’dan Erzurum’un kırsal kalkınmasına 300 Milyon TL’lik destek
07 Ocak 2026 Çarşamba - 15:14 TKDK’dan Erzurum’un kırsal kalkınmasına 300 Milyon TL’lik destek Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Erzurum İl Koordinatörlüğü tarafından, 2025 yılında şehrimizin kırsal kalkınmasına yönelik önemli destekler sağlandı. Avrupa Birliği ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak finansmanı kapsamında TKDK tarafından yürütülen IPARD Programı çerçevesinde, Erzurum’da 2025 yılı içerisinde toplam 22 proje ile sözleşme imzalandı. Söz konusu projelerin toplam yatırım tutarı 300 milyon TL olarak açıklandı. Hayata geçirilecek yatırımlarla; Aşkale, Aziziye, Horasan, Karaçoban, Narman ve Tortum ilçelerinde AB standartlarına sahip 9 modern hayvancılık işletmesi, İspir ve Olur ilçelerinde 2 su ürünleri üretim tesisi, Köprüköy ve Karayazı ilçelerinde 2 konaklama tesisi, Köprüköy ilçesinde 1 pelet üretim fabrikası kurulacak. Ayrıca Aşkale, Karayazı ve Narman ilçelerinde 4 arıcılık üretim ve işleme tesisi, 1 süt işleme tesisi, Pasinler ilçesinde güçlü mekanizasyon altyapısına sahip 1 tarımsal makine parkı, Oltu ilçesinde ise 1 tarım makineleri üretim tesisi ile 1 ayakkabı üretim tesisi Erzurum ekonomisine kazandırılacak. 2025 yılı içerisinde yatırımlarını tamamlayan girişimcilere 102 milyon TL ödeme yapılırken, 2026 yılı içerisinde yatırımlarını tamamlayacak yatırımcılara ise 200 milyon TL’nin üzerinde ödeme yapılması öngörülüyor. Öte yandan, Avrupa Birliği’nden sonra ilk kez Türkiye’de uygulanan LEADER Programı’nın 2. Etabı kapsamında Tortum-Uzundere, Çat, Şenkaya ve Narman ilçelerinde faaliyet gösteren 4 Yerel Eylem Grubu destek almaya hak kazandı. Bu kapsamda söz konusu derneklere, kırsal alanlarda beş yıl boyunca yürütecekleri faaliyetler için tamamı hibe olmak üzere toplam 1,47 milyon avro destek sağlanacak. 2025 yılında sözleşmeleri imzalanan projeler sayesinde 72 kişiye doğrudan, 1.252 kişiye ise dolaylı istihdam imkânı oluşturulması hedefleniyor. TKDK tarafından sağlanan bu desteklerin, Erzurum’un kırsal kalkınmasına, üretim kapasitesinin artmasına ve istihdamın güçlenmesine önemli katkı sunması bekleniyor.
Sadıkoğlu "Hakediş sorunu yerinde dönüşümü durma noktasına getirdi"
07 Ocak 2026 Çarşamba - 14:50 Sadıkoğlu "Hakediş sorunu yerinde dönüşümü durma noktasına getirdi" Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, Yerinde Dönüşüm Projeleri’ndeki hibe kredi hak edişlerin müteahhit firmalara zamanında yapılmaması hakkında konuştu. Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, 6 Şubat asrın felaketi sonrası yeniden inşa sürecine önemli katkı sunan Yerinde Dönüşüm Projeleri’ndeki hibe kredi hak edişlerin müteahhit firmalara zamanında yapılmaması hakkında konuştu. Yaşanan mağduriyetin şehrin ticari sürdürülebilirliğinin önünü tıkadığını belirten Başkan Sadıkoğlu, "Deprem sonrası yeniden ayağa kalkma mücadelesi verdiğimiz bu günlerde Odamız üyelerinin bizlere ilettiği sorunlar artmaktadır. Özellikle yerinde dönüşüm projeleri yapan müteahhitlik firmalarının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hak edişlerinin 2025’in ilk iki çeyreğinde bir haftada yatırılmasına rağmen Kasım ayından bu yana hiçbir ödeme yapılmaması büyük mağduriyetler oluşturmaktadır. Bu durum projelerin fiilen durmasına, inşaatların aksamasına ve vatandaş açısından da ciddi ekonomik yükler doğmasına sebep olmaktadır. Müteahhitler ile hak sahipleri arasında gerilim ve güvensizlik oluşmasına yol açmakta, devletimizin ve şehrimizin afet sonrası yeniden inşa hedeflerini sekteye uğratmaktadır. Bu sebepten dolayı birçok müteahhitlik firması iflas edip batmış durumda. 250 alt sektörü ayakta tutan inşaat sektöründe yaşanan bu sorun, ayrıca şehrin ticari sürdürülebilirliğinin de önünü tıkamaktadır" dedi. "Vatandaş mağdur olurken, üyelerimizin de ticari itibarı zarar görüyor" Hak edilen destek tutarlarının zamanında ödenmemesinin yerinde dönüşüm sürecini zora soktuğunu vurgulayan Başkan Sadıkoğlu, "Yerinde dönüşüm hibe kredi destekleri, açıklandığı günden bugüne yüksek enflasyon karşısında maalesef ciddi değer kaybetti. Müteahhit firmalarımızın ve hak sahiplerinin bu maliyeti finanse etmekte ciddi güçlükler yaşadığı bilinen bir gerçek. Yüksek faizler nedeniyle bu açığı kredi ile kapatmak da mümkün değil. Dönüşüm projelerinde İstanbul’da yüzde 1 olan KDV’nin deprem illerinde yüzde 20 olarak uygulanması da uzun süredir dile getirdiğimiz bir eşitsizlik. Tüm bunların yanında hak edilen destek tutarlarının da gecikmesi yerinde dönüşüm sürecini zora sokuyor. Depremzede vatandaşımız evini tamamlayamazken, üyelerimizin de hem ticareti hem de itibarı zarar görüyor" ifadelerine yer verdi. "Süreç sahadaki gerçeklerle yönetilmeli" Yerinde dönüşüm projelerinin hızlanması için çözüm önerilerini ve taleplerini sıralayan Başkan Sadıkoğlu, "Bakanlık nezdinde acil ve şeffaf bir ödeme planı açıklanmalı, hak ediş süreçlerinde yaşanan belirsizlik giderilmelidir. Yerinde dönüşüm projelerinin daha hızlı ilerlemesi için süreç boyunca deprem bölgesi müteahhitleri için finansal koruma kalkanı oluşturulmalı, banka teminatı, kredi ve vergi yükleri ertelenmelidir. Yerinde dönüşüm yapan firmalara sözleşmeleri karşılığında uygun şartları olan kredi imkanı tanınmalı. Bakanlık uhdesinde özel bir komisyon veya koordinasyon grubu oluşturularak sektör aktörlerinin sesinin doğrudan karar süreçlerine yansıması sağlanmalıdır. Yerinde dönüşüm süreçleri masalarda değil, sahadaki gerçeklerle yönetilmelidir" şeklinde konuştu. Başkan Sadıkoğlu, üyelerinin yaşadığı sorunu ve taleplerini resmi yollarla Cumhurbaşkanlığı başta olmak üzere, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile ilgili kurumlara ilettiklerini, çözümü için takipçisi olacaklarını söyledi.
Antalya’da kentsel dönüşüm masaya yatırıldı
07 Ocak 2026 Çarşamba - 14:32 Antalya’da kentsel dönüşüm masaya yatırıldı Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Antalya’nın hızla göç alan bir şehir olduğuna dikkat çekerek, "Artık mesele yalnızca yaşamak değil, nasıl bir Antalya’da yaşamak istediğimize karar vermek. Bugün burada bu soruya hep birlikte yanıt arıyoruz" dedi. ATSO tarafından düzenlenen "Geleceğin Antalya’sı: Kentsel Dönüşümle Yeniden" paneli, ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman’ın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Programda kentsel dönüşümün şehirlerin afetlere karşı dayanıklılığının artırılması, yaşam kalitesinin yükseltilmesi ve sürdürülebilir kentleşme hedeflerine ulaşılması, planlı, bütüncül ve mevzuata uygun şekilde yürütülen dönüşüm uygulamaları ile sosyal, ekonomik ve mekânsal açıdan daha sağlıklı kentlerin inşa edilmesi konuları görüşüldü. Antalya’nın geleceğini şekillendirecek kentsel dönüşüm politikalarının ele alındığı programa, Kumluca Belediye Başkanı Mesut Avcıoğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, Riskli Yapılar Daire Başkanı Serdar Canikli, Türk Standartları Enstitüsü (TSE) Akdeniz Bölge Koordinatörü Hasan Demirtaş, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Başdanışmanı Dr. Cem Oğuz, Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü İsmail Öntaş, Antalya Ticaret İl Müdürü Halil Özşahan, akademisyenler, meslek odaları, kamu temsilcileri ile sektör paydaşları katıldı. "Artık nasıl bir Antalya’da yaşamak istediğimize karar verme zamanı" ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, yaptığı açılış konuşmasında Antalya’nın hızlı göç alan yapısına vurgu yaparak, şu ifadeleri kullandı: "Göçle birlikte artan nüfus, talep edilen hizmetleri büyütüyor; bu büyüme ise tüketimi, çevresel baskıları ve kentsel riskleri beraberinde getiriyor. Bugüne kadar bu süreci hep birlikte yaşadık. Ancak artık mesele yalnızca yaşamak değil, nasıl bir Antalya’da yaşamak istediğimize karar vermek. Aralık ayında gerçekleştirdiğimiz 2050 Antalya Vizyonu Çalışması bu açıdan çok kıymetliydi. Bugün burada, o çalışmanın bazı çıktılarıyla birlikte şu soruları yeniden ve daha güçlü şekilde sormak istiyoruz: Nasıl bir Antalya istiyoruz? Nasıl bir Antalya istemiyoruz? Bu sorular dün de soruldu, bugün de soruluyor, emin olun binlerce yıl sonra da sorulacak. Bizler bu uzun zaman çizelgesinde küçük bir anın içindeyiz belki ama hepimiz yaşadığımız kentin geleceğini düşünmeden edemiyoruz." "Bu yalnızca Antalya’nın değil, Türkiye’nin meselesi" Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Başdanışmanı Dr. Cem Oğuz, kentsel dönüşümü planlı, insan odaklı ve mevzuata uygun bir anlayışla yürüttüklerini belirterek, Antalya Deprem Master Planı’nın 2026’da tamamlanacağını söyledi. Oğuz, kentsel dönüşümün yalnız bugünü değil, gelecek kuşakların yaşam kalitesini de doğrudan etkilediğini vurguladı. "Planlama, ada değil mahalle ölçeğinde ele alınmalı" Panele konuşmacı olarak katılan Çevre Mühendisi Cem Arüv, Antalya’nın üst ölçekli planlarının güncellenmesi gerektiğini belirterek, dönüşümün ada ve parsel bazlı değil, mahalle bazlı yapılması gerektiğini ifade etti. Arüv, altyapının yenilenmesi ve kent merkezinin yeniden kurgulanmasının zorunluluğuna dikkat çekti. "Mevzuat, uygulama ve iş birliği başlıklarında kapsamlı değerlendirme" ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman moderatörlüğünde gerçekleştirilen "Antalya 2050 Vizyonu Arama Konferansı Işığında Geleceğin Şehirciliği" paneli ise, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Kentsel Dönüşüm Başkanlığı Riskli Yapılar Daire Başkanı Serdar Canikli’nin katılımıyla düzenlendi. Panelde kentsel dönüşüm mevzuatına ilişkin güncel bilgiler katılımcılarla paylaşılırken, uygulama süreçleri, riskli yapıların tespiti, dönüşüm modelleri ve sahada karşılaşılan sorunlar ele alındı. Katılımcılardan gelen soruları yanıtlayan Serdar Canikli, sürecin etkin şekilde yürütülmesinde kurumlar arası iş birliğinin önemine dikkat çekti. Şehircilik, hukuk ve sigorta boyutları birlikte değerlendirildi Şehir Plancısı ve Kentsel Strateji Kurucu Ortağı Ali Faruk Göksu, Antalya’nın gelecek stratejilerine ilişkin yaptığı sunumda kentin büyüme dinamikleri, mekânsal planlama yaklaşımları, iklim kriziyle uyumlu şehircilik ve sürdürülebilir kentsel dönüşüm başlıklarında önemli değerlendirmelerde bulundu. Göksu, Antalya’nın geleceğini belirleyecek stratejik planlama adımlarının bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğine dikkat çekti. TMMOB Mimarlar Odası Antalya Şubesi Geçmiş Dönem Başkanı Osman Aydın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde ise, TMMOB Şehir Plancıları Odası Antalya Şube Başkanı Doç. Dr. Engin Kepenek, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı Antalya Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü’nden Ersin Aksoy ve TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mehmet Soner Akdoğan yer aldı. Panelde, kentsel dönüşüm uygulama örnekleri, planlama ve uygulama süreçleri, güncel mevzuat, dönüşümün gerekliliği ve kentteki riskli yapı stoku hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. ATSO Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Karagöz moderatörlüğünde düzenlenen bir diğer panelde, Türkiye Sigortacılar Birliği Başkan Yardımcısı Ahmet Yaşar ile Antalya Barosu Çevre ve İmar İzleme Kurulu Başkanı Av. Duygu Kozanoğlu konuşmacı olarak yer aldı. Panelde kentsel dönüşüm sürecinin hukuki altyapısı, mülkiyet hakları, sigorta uygulamaları, risk yönetimi ve tarafların sorumlulukları detaylı şekilde ele alındı.
Murzioğlu: "Reel sektörün sorunlarını doğrudan Bakan Şimşek’e ilettik"
07 Ocak 2026 Çarşamba - 14:28 Murzioğlu: "Reel sektörün sorunlarını doğrudan Bakan Şimşek’e ilettik" Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Başkan Yardımcısı Salih Zeki Murzioğlu, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ev sahipliğinde, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in katılımıyla gerçekleştirilen Müşterek Kurul Toplantısı’nda, reel sektörün sahada yaşadığı sorun ve beklentileri doğrudan Bakan Şimşek’e aktardıklarını söyledi. Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkan Yardımcısı Salih Zeki Murzioğlu, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in katılımıyla düzenlenen TOBB Müşterek Kurul Toplantısı’na iştirak etti. TOBB Yönetim Kurulu, TOBB Genel İdare Kurulu, TOBB Strateji Geliştirme Yüksek Kurulu ve TOBB Yüksek Koordinasyon Kurulu’nun bir araya geldiği toplantıda, reel sektörün yaşadığı sorunlar masaya yatırıldı. İş dünyasının beklenti, talep ve çözüm önerileri Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e aktarıldı. "İş dünyasının taleplerini gündeme taşıdık" Toplantıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Samsun TSO Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, programda finansmana erişim başta olmak üzere KOBİ’lerin desteklenmesi, ihracatın artırılması ve yatırım ortamının güçlendirilmesine yönelik bir çok konunun ele alındığını belirtti. Murzioğlu, "Bölgemiz iş dünyasından da daha önce aldığımız görüş ve önerileri toplantı gündemine taşıdık. Reel sektörün sahada yaşadığı sorunları ve beklentileri doğrudan Sayın Bakanımıza iletme imkânı bulduk. İş dünyasının sürdürülebilir büyümesi açısından bu tür istişare toplantılarını son derece önemsiyoruz" dedi. "Samsun TSO olarak her platformda yer alıyoruz" Toplantının verimli geçtiğine de vurgu yapan Murzioğlu, "İş dünyamızın karşı karşıya olduğu sorunların çözümüne yönelik atılacak adımların ele alındığı, yapıcı bir toplantı oldu. Bu önemli istişare ortamının oluşmasına katkı sağlayan TOBB Başkanımız Sayın M. Rifat Hisarcıklıoğlu’na teşekkür ediyorum. Samsun TSO olarak bölgemizin ekonomik ve ticari gelişimine katkı sağlayacak tüm platformlarda aktif şekilde yer almaya devam edeceğiz" diye konuştu.
BTSO Akademi iş dünyasının dönüşümüne rehberlik ediyor
07 Ocak 2026 Çarşamba - 14:28 BTSO Akademi iş dünyasının dönüşümüne rehberlik ediyor Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Akademi, 2025 yılında da iş dünyasının değişen ihtiyaçlarına yanıt veren eğitim ve gelişim programlarıyla Bursa ekonomisine değer katmayı sürdürdü. Dijital dönüşümden dış ticarete, finans yönetiminden kurumsallaşmaya, yeşil dönüşümden mevzuat eğitimlerine kadar geniş bir yelpazede kurgulanan programlar, firmaların rekabet gücünü artırmaya yönelik önemli bir rehberlik sundu. Meslek komiteleri ve sektörlerden gelen talepler doğrultusunda şekillenen BTSO Akademi eğitimleri, 2025 yılı boyunca 46 farklı programda 4 bini aşkın katılımcıyı bir araya getirdi. Yapay zekâ destekli analiz sistemlerinden e-ihracat uygulamalarına, ihracat pazar fırsatlarından karbon ayak izi ve dijital ürün pasaportu gibi güncel başlıklara kadar pek çok konuda düzenlenen eğitimler, şirketlerin hem mevzuata uyumunu hem de dönüşüm süreçlerini destekledi. Yeni nesil eğitim programları BTSO Akademi, bilişim, tekstil, makine, gıda, kimya, sigorta, gayrimenkul ve hizmet sektörleri başta olmak üzere birçok alanda düzenlenen eğitimlerle firmaların güncel gelişmeleri yakından takip etmesine, yeni pazarlara açılmasına ve kurumsal yapılarını güçlendirmesine katkı sağladı. E-ihracat, dış ticaret, finansal okuryazarlık, ihracat destekleri, yeşil dönüşüm ve iş sağlığı-güvenliği gibi başlıklarda gerçekleştirilen programlar, iş dünyasının değişen dinamiklerine uyum sağlamasında önemli rol oynadı. 13 yılda 800 eğitim, 116 bin katılımcı 2013 yılından bu yana kesintisiz şekilde faaliyetlerini sürdüren BTSO Akademi kapsamında bugüne kadar 800’e yakın eğitim programı hayata geçirilirken, 116 bini aşkın katılımcı bu eğitimlerden faydalandı. BTSO Akademi, sektörlerin ihtiyaç duyduğu güncel bilgi, teknoloji ve mevzuat konularında sunduğu eğitimlerle Bursa iş dünyasının gelişimine öncülük etmeye devam ediyor. "Bilgiye yatırım yapan firmalar dönüşümü yönetir" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, BTSO Akademi’nin iş dünyasının değişen ihtiyaçlarına hızlı ve doğru yanıt veren stratejik bir yapı haline geldiğini vurguladı. Bilgi çağında rekabetin temel unsurunun nitelikli insan kaynağı ve sürekli öğrenme olduğunu ifade eden Burkay, "Bugünün iş dünyasında rekabeti sermaye, üretim kapasitesi ya da teknolojiyle sınırlı tutamayız. Bilgiyi doğru kullanan, değişimi zamanında okuyan ve insan kaynağını sürekli geliştiren firmalar rakiplerine göre çok daha büyük avantajlara sahip. BTSO Akademi’yi de tam olarak bu anlayışla kurguladık. Amacımız, firmalarımızın hem bugünün ihtiyaçlarına hem de geleceğin iş modellerine hazırlıklı olmasını sağlamak." diye konuştu. "BTSO Akademi firmaları dönüşüm yolculuğuna hazırlıyor" 2026 yılında da eğitim programlarının iş dünyasından gelen talep ve beklentileri doğrultusunda şekilleneceğini belirten Başkan Burkay, "Önümüzdeki dönemde dijitalleşme, yeşil dönüşüm, ihracat, finansal yönetim ve kurumsallaşma gibi alanlarda yeni nesil eğitim programlarımızı artırarak sürdüreceğiz. Eğitim içeriklerimizi, sahadan gelen beklentiler ve küresel gelişmeler ışığında sürekli güncelliyoruz. BTSO Akademi, firmalarımızın dönüşüm yolculuğunda rehberlik eden, işletmelerimizi geleceğe hazırlayan bir platform olmaya devam edecek." ifadelerini kullandı.