EKONOMİ
24 Mart 2026 Salı - 18:36 Beyaz lahanada ne çiftçi kazandı ne de tüketici ucuza yedi Beyaz lahanada üretici fiyatları geçen yıla göre 15 liradan yüzde 40 düşüşle 9 liraya gerilemesine rağmen market ve pazarlarda tanesinin 100 liraya kadar ulaşması dikkati çekiyor. TÜİK’in şubat ayına ilişkin açıkladığı "Tarım ürünleri üretici fiyat endeksi"ne (Tarım-ÜFE) göre, üretici fiyatları yıllık yüzde 40,10, aylık yüzde 0,21, yılın iki ayında yüzde 8,69 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 38,97 arttı. Beyaz lahana ise Tarım-ÜFE’ye göre geçen yılın şubat ayında 15 lira civarındayken bu yıl 8-9 lira aralığına geriledi. Bunlar resmi rakamlar ki bu fiyatlara göre bile üretici ürettiğinden kazanamadı. Birçok yerde çok daha düşük fiyatlar oluştu. Sadece fidesini 5 liradan alıp üretim yapan çiftçiler, gübre, ilaç, tarla isleme, mazot gibi diğer giderleri de eklediklerinde bu sezon kar etmeyi beklerken evdeki hesap çarşıya uymadı. Üreticilerin "Geçen yıl tüccar peşimizden ayrılmıyordu" dediği beyaz lahanada bu yıl adeta yüzüne bakan olmadı, alıcı gelmedi. Yine TÜİK’in 2024 ile 2025 dönemindeki üretim tahminlerine göre beyaz lahanada çok fazla bir değişiklik olmodı ve 635 bin ton olarak gerçekleşti. Hal böyle iken, Bursa’nın Yenişehir ilçesinde alıcısı çıkmadığı için dönümlerce beyaz lahana tarlada çürüdü. Birçok üretici maliyeti olan 8 liraya bile bırakmaya razıyken ne gelen oldu ne fiyat soran. Lahana geçen yıla göre üreticide yüzde 40 ucuzlamasına ve üretimi yeterli olmasına rağmen pazarda tanesinin 100 liraya ulaşması dikkati çekti. Ne üretici ektiğinden kazanabildi ne de çiftçide yeterli ürün olmasına rağmen alıcısı gelip almadığı, pazarda markette fiyatı düşmediği için tüketici ucuza yiyebildi.
24 Mart 2026 Salı - 16:55 Özdemir: "İşletmeler finansmana erişimde sorun yaşıyor" Sivas Ticaret ve Sanayi Odası (STSO) Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Özdemir, kentte faaliyet gösteren kamu ve özel bankaların temsilcileriyle bir araya gelerek kapsamlı bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda konuşan Başkan Özdemir, işletmelerin finansmana erişim konusunda ciddi sıkıntılar yaşadığını belirterek banka temsilcilerine sitemde bulundu. Özdemir, özellikle mevcut ekonomik şartlarda işletmelerin destek beklediğini ifade ederek bankaların daha yapıcı ve çözüm odaklı bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini söyledi. Özdemir, "Üyelerimiz finansmana erişim noktasında önemli zorluklar yaşıyor. Sahadan gelen geri bildirimlerde krediye ulaşmanın her geçen gün daha da zorlaştığını görüyoruz. Bankalarımızın bu süreçte iş dünyasının yanında daha güçlü bir şekilde yer almasını bekliyoruz. İşletmelerimizin yatırım yapabilmesi, üretimini sürdürebilmesi ve istihdamını koruyabilmesi için finansmana erişimin kolaylaştırılması büyük önem taşıyor" dedi. Bankaların reel sektörün en önemli paydaşlarından biri olduğuna dikkat çeken Özdemir, "Bizler üretmezsek, istihdam oluşturamazsak ve ihracatı artırmayı başaramazsak, bu durum yalnızca sanayiciyi değil bankacılık sektörünü de doğrudan etkiler. Bu nedenle bankalarımızdan üyelerimizin yaşadığı sıkıntılara daha duyarlı yaklaşmalarını ve çözüm konusunda daha fazla inisiyatif almalarını bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
Devlet Memurları Konfederasyonu Başkanı Kaya: "En az yüzde 30 refah payı eklenmeden yapılacak hiçbir artışı kabul etmiyoruz"
05 Ocak 2026 Pazartesi - 18:10 Devlet Memurları Konfederasyonu Başkanı Kaya: "En az yüzde 30 refah payı eklenmeden yapılacak hiçbir artışı kabul etmiyoruz" Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Başkanı Osman Kaya, "En az yüzde 30 refah payı eklenmeden yapılacak hiçbir artışı kabul etmiyoruz. 2023’te verilen refah payı taban aylıklara derhal yansıtılmalı ve emekli maaşlarına dahil edilmelidir" dedi. Memurlar ve emekliler; artan hayat pahalılığı, alım gücündeki düşüş ve maaş artışlarının yetersiz kaldığı gerekçesiyle Ankara’da eylem yaptı. Devlet Memurları Konfederasyonu öncülüğünde gerçekleştirilen eylemde, kamu çalışanları ile memur emeklilerinin yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekilmesi amacıyla bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Başkanı Osman Kaya, memur ve memur emeklilerin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı belirterek, ’Adil Ücret, Onurlu Yaşam’ sloganıyla birlikte ücret politikalarının yeniden düzenlenmesi çağrısında bulundu. Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde gerçekleşen eyleme memurlar ve memur emeklileri de katılım sağladı. "Enflasyonla mücadele adı altında uygulanan politikalar, memuru ve emekliyi geçim sıkıntısı ile baş başa bırakmıştır" Memur ve memur emeklisinin geçim sıkıntısıyla baş başa bırakıldığını ve bu durumun düzeltilmesi için yetkililere çağrıda bulunan Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Başkanı Osman Kaya, "Az önce TÜİK tarafından ilan edilen enflasyon oranı yüzde 0,89 olarak açıklanmıştır. Bu rakamın neticesinde memura reva görülen zam oranı ise yüzde 18,61 seviyesinde kalmıştır. Bizler bu rakamları tanıyoruz. Bu rakamlar bizim soframızdan azalan ekmeğin, çocuğumuzun harçlığından kesilen bedelin, evimizden eksilen huzurun matematiksel kılıfıdır. Bunun sorumlusu, toplu sözleşme masasında bu oranların altına imza atan yetkili konfederasyondan bir başkası değildir. Bugün tüm memur ve memur emeklisinin aldığı zam oranı, kamu çalışanlarını temsil etme iradesini yitiren, masadaki bir figüran olmaktan bir adım öte gidemeyen yetkili konfederasyonun eseridir. Ülke ekonomisindeki var olan enflasyonun faturasını memura ve memur emeklisine kesmek, sadece iktisadi bir hata değil, aynı zamanda büyük bir sosyal çöküştür. Enflasyonla mücadele adı altında uygulanan politikalar, memuru ve emekliyi geçim sıkıntısı ile baş başa bırakmıştır" diye konuştu. "En az yüzde 30 refah payı eklenmeden yapılacak hiçbir artışı kabul etmiyoruz" Memur ve memur emeklilerinin taleplerini sıralayan Kaya, memur ve memur emeklilerinin geçim sıkıntısının devam edeceğini vurgulayarak, "Açlık sınırının 30 bin 143 lira olduğu bir ülkede, memura reva görülen sözde maaş artışı kamu hizmetinin bekası olan memuru, yıllarını devlete hizmet etmekle geçirmiş memur emeklisini kara kara düşündürmektedir. Yoksulluk sınırının 98 bin 188 lira olduğu bir ortamda, memur maaşıyla yoksullun sınırı arasındaki mesafe, orta sınıfın ne denli zorlu bir süreç içinden geçtiğinin belgesidir. Bu maaşlar insan bir yaşam bedelinin oldukça uzağındadır. Eğer memura hakkaniyetli bir zam verilmiyorsa, o halde memurun üzerinden zorunlu giderlerin yükü hafifletilmelidir. Madem bizi bu maaşlara mecbur bırakıyorsunuz; o vakit memur ve emeklinin; elektrik, su, doğalgaz, telefon ve internet faturalarının bir kısmına devlet desteği verilsin. Tüm kamu çalışanlarına toplu ulaşım ücretsiz olmalı, lojman tahsis edilmeli, lojman imkanı bulunmayan bölgelerde kısmi kira desteği verilmelidir. Memur ancak bu şekilde borç batağından başını kaldırıp nefes alabilir. Devlet Memurları Konfederasyonu olarak bir kez daha yineliyoruz. En az yüzde 30 refah payı eklenmeden yapılacak hiçbir artışı kabul etmiyoruz. 2023’te verilen refah payı taban aylıklara derhal yansıtılmalı ve emekli maaşlarına dahil edilmelidir. 3600 Ek Gösterge, söz verildiği gibi birinci dereceye gelen tüm memurlara ayrımsız ve amasız biçimde uygulanmalıdır. Yılda ikisi dini bayramlarda olmak üzere, dört defa birer maaş ikramiye verilmelidir" ifadelerini kullandı.
Bursa’da kafe, market, kuyumcu ve benzeri işletmelere ceza yağdı
05 Ocak 2026 Pazartesi - 18:03 Bursa’da kafe, market, kuyumcu ve benzeri işletmelere ceza yağdı Bursa’da 2025 yılı tüketicilerin, bakanlığın talimatlarıyla harekete geçen Bursa Ticaret İl Müdürlüğü, yaptığı denetimlerde 71 milyon 766 bin 904 lira cezai işlem uyguladı. Bursa Ticaret İl Müdürlüğü, denetimlerde perakende sektöründe faaliyet gösteren tüm işletmeler, AVM’lerdeki tüm mağazalar, market, kafe, restoran, lokanta, mağaza, kuyumcu, oto galeri ve emlak sektöründe faaliyet gösteren işletmeler, dinlenme tesisleri gibi yerlerde denetimlerini gerçekleştirdi. Yılbaşı öncesi, Ramazan ve Kurban Bayramı öncesi gibi alışverişin yoğun olduğu haftalarda ve diğer özel günlerde sahada daha fazla denetimi gerçekleştirdi. Bursa Ticaret İl Müdürlüğü tarafından açıklanan rakamlarda şunlar yer aldı: "Haksız fiyat artışı sistemine başta gıda ve temizlik malzemeleri olmak üzere tüketiciler tarafından 2 bin 181 başvuru yapılmış ve bu başvuruların tamamı değerlendirilerek gereği yapılmış; şikayet sahibine sistem üzerinden cevap verilmiştir. 168 emlakçıya 15 milyon 130 bin 274 lira, 82 kuyumcuya 16 milyon 400 bin, marketlerde künye denetiminde 255 yaş sebze ve meyve künyesinde aykırılığa 22 milyon 608 bin 740 lira, 6 bin 121 market, kafe, restoran, lokanta gibi işletmelerde 1 milyon 481 bin 378 ürün denetlenirken 14 milyon 77 bin 644 lira diğer illerden ve belediyelerden gelen 628 aykırılığa 3 milyon 550 bin 246 lira olmak üzere toplamda 71 milyon 766 bin 904 lira idari para cezası uygulanmıştır. Bu cezalara bakanlığımız merkez teşkilatının kesmiş olduğu bazı cezalar dahil değildir." Yapılan açıklamada şu bilgiye de yer verildi: "Denetimlerde genellikle, ürünlerin fiyatlarında haklı bir gerekçeye dayanmaksızın bir artışının yapılıp yapılmadığına, yeme içme sektöründe faaliyet gösteren lokanta, kafe ve restoran gibi işletmelerin giriş kapılarında ve masalarda fiyat listelerinin/menü bulunup bulunmadığına, marketlerde ürünlere ait fiyat etiketinin bulunup bulunmadığına; ayrıca raf etiket fiyatıyla kasa fiyatları arasında bir uyumsuzluğun olup olmadığına, işletmeler hakkında gelen CİMER, HFA, yazılı, sözlü ve benzeri tüketici şikayetlerine göre aykırılığın olumsuzluğun olup olmadığına bakıyoruz. Fahiş fiyat artışıyla ilgili tespitlerimizi tutanak ve eki alış faturalarıyla birlikte gereği yapılmak üzere bakanlığımıza iletiyoruz. Her bir aykırılık için il müdürlüğümüzce 3 bin 166 lira idari para cezası uyguluyoruz. 2026 yılı için uygulanacak idari para cezası 3 bin 973 lira olarak belirlenmiştir."
İnegöl Belediyesi’nden tarıma ve üreticiye tam destek
05 Ocak 2026 Pazartesi - 18:02 İnegöl Belediyesi’nden tarıma ve üreticiye tam destek İnegöl Belediyesi, tarımı güçlendirmek ve üreticiyi desteklemek adına uyguladığı politikalarla tarım ve hayvancılığa önemli katkılar sağlıyor. İnegöl tarımı özellikle İnegöl Belediyesi’nin ücretsiz makine ve ekipman destekleriyle gelişimini sürdürüyor. İnegöl’ün her alanda gelişimini sağlamak adına elini taşın altına koyan İnegöl Belediyesi, özellikle tarım ve hayvancılıkta uyguladığı politikalarla dikkat çekiyor. İnegöl tarımının gelişimine katkı koyacak adımlarla şehrin bu alanda yükselişini sürdürmesinin önü açılırken, ücretsiz makine ve ekipman destekleri üreticilerin yükünü hafifletiyor. Tarımda bilimsel metotları merkeze alan toprak analizinden şehrin değerlerinin ulusal ve uluslararası alanda tanıtımına katkı sağlayan hasat etkinliklerine kadar pek çok farklı destek sağlanıyor. Bu kapsamda İnegöl Belediyesi 2025 yılını da en verimli ve faydalı şekilde geçirdi. Muhtarlık İşleri Müdürlüğü organizasyonuyla kırsal mahallelere ve şehrin tarımına yön veren İnegöl Belediyesi’nin çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Belediye Başkanı Alper Taban, "Muhtarlık İşleri Müdürlüğümüz koordinasyonunda yürüttüğümüz çalışmalarla 2025 yılında da tarım ve hayvancılığı İnegöl’ün kalkınmasının temel taşlarından biri olarak görmeye devam etti. İnegöl’ümüz sadece sanayisiyle değil, verimli toprakları ve güçlü üretici yapısıyla da öne çıkan bir şehir. Tarım ise hem gıda güvenliği hem de kırsal kalkınma açısından stratejik bir alan. Bu anlayışla üreticimizin yükünü hafifleten, verimliliği artıran ve bilimi merkeze alan destekler sunuyoruz. Kırsal mahallelerimizin üretim gücünü artırarak İnegöl tarımını daha ileriye taşımayı, yerelden ulusala hatta uluslararası alana uzanan güçlü bir tarım vizyonu oluşturmayı hedefliyoruz" dedi. Bu kapsamda yapılan çalışmalardan öne çıkanlara değinen Başkan Alper Taban, şöyle konuştu; "Belediyemiz tarafından üreticilerimizin hizmetine sunulan taş toplama makinesiyle 2020 yılından bu yana üreticilerimize ücretsiz şekilde hizmet sunuyoruz. Arazilerde verimi arttıran bu uygulama ile 2025 yılı boyunca 40 kırsal mahallede toplam 2 bin 600 dekar tarım arazisinde çalışma gerçekleştirildi. Toprakların tarıma daha elverişli hale gelmesini sağlayan bu destek sayesinde hem ekim öncesi hazırlık süreci kolaylaştı hem de verimlilik artışı sağlandı. Yine 2024 yılında belediyemizin ücretsiz olarak üreticimizin hizmetine sunduğu fasulye hasat makinesi, tescilli markamız Cerrah Kuru Fasulyesinin hasadında büyük kolaylıklar sağladı. 2025 yılında 23 köyümüzde yaklaşık 600 dekar alanda yapılan üretimin hasadı, bu makineyle gerçekleştirildi. Hasat sürecinde iş gücü ve zaman tasarrufu sağlayan makine desteği, üreticilerimizin maliyetlerini düşürerek üretimde sürdürülebilirliğe katkı sundu. Hayvancılığa yönelik destekler kapsamında da 2020 yılında alımını yaparak üreticilerimize ücretsiz olarak tahsis ettiğimiz koyun yıkama havuzu, şehrimizin hayvancılığına önemli katkılar sağladı. Bu yıl 14 köyde yaklaşık 7 bin küçükbaş hayvan bu uygulamadan faydalandı. Hayvan sağlığı ve ürün kalitesini artırmaya yönelik bu uygulama, üreticilerimizin de beğendiği çalışmalardan oldu. Tarımda en önemsediğimiz konulardan biri, bilimi bu sürece dahil etmek ve bilimin ışığında üretim yapmak. Bu düşünceyle üreticilerimiz için ücretsiz toprak analizi uygulamamız var. Bu yıl da 35 köyden alınan 160 toprak numunesini analiz ederek üreticilere önemli bir rehberlik sağladık. Yapılan analizler sayesinde çiftçiler, toprak yapısına uygun gübreleme ve ürün seçimi yapma imkânı buldu." İnegöl Belediyesi olarak tarım ve hayvancılığa yönelik katkılarımızdan biri de şehrimizin tarım değerlerinin tanıtımı olduğunu belirten Taban, "İnegöl’ün tarımsal değerlerinin tanıtımına katkı sunmak amacıyla yıl boyunca çeşitli hasat etkinlikleri düzenlendik. Üreticilerimiz, vatandaşlarımız ve sektör temsilcilerinin bir araya geldiği bu etkinliklerle hem ürünlerin bilinirliği artırıldı hem de tarımsal üretimin önemi vurgulandı. Üreticilerimizin sektördeki yenilikleri yakından takip edebilmesi amacıyla tarım fuarı ziyaretleri organize ediyoruz. Özellikle genç üreticilerimizin yeni teknoloji ve yöntemleri takip etmesi, şehrimizde bunları uygulaması bizim için kıymetli. Bu ziyaretler sayesinde çiftçilerimiz yeni teknolojiler, modern ekipmanlar ve güncel tarım uygulamaları hakkında bilgi edinme fırsatı buluyorlar. İnegöl Belediyesi olarak tarıma yönelik uygulamalarımızdan biri de ücretsiz danışmanlık. Çiftçilerimiz gelsin, ziraat mühendislerimizle görüşerek bilgi alsın, onlara mentorluk desteği verelim, istiyoruz. Bu kapsamda 2025 yılında yaklaşık 800 üreticiye ücretsiz tarımsal danışmanlık hizmeti sunuldu. Ekimden hasada, hayvancılıktan destek programlarına kadar birçok konuda verilen bu danışmanlık hizmeti, üreticilerin doğru ve bilinçli adımlar atmasına katkı sağladı" dedi.
Devlet Memurları Konfederasyonu Başkanı Kaya: "En az yüzde 30 refah payı eklenmeden yapılacak hiçbir artışı kabul etmiyoruz"
05 Ocak 2026 Pazartesi - 17:57 Devlet Memurları Konfederasyonu Başkanı Kaya: "En az yüzde 30 refah payı eklenmeden yapılacak hiçbir artışı kabul etmiyoruz" Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Başkanı Osman Kaya, "En az yüzde 30 refah payı eklenmeden yapılacak hiçbir artışı kabul etmiyoruz. 2023’te verilen refah payı taban aylıklara derhal yansıtılmalı ve emekli maaşlarına dahil edilmelidir" dedi. Memurlar ve emekliler; artan hayat pahalılığı, alım gücündeki düşüş ve maaş artışlarının yetersiz kaldığı gerekçesiyle Ankara’da eylem yaptı. Devlet Memurları Konfederasyonu öncülüğünde gerçekleştirilen eylemde, kamu çalışanları ile memur emeklilerinin yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekilmesi amacıyla bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Başkanı Osman Kaya, memur ve memur emeklilerin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı belirterek, ‘Adil Ücret, Onurlu Yaşam’ sloganıyla birlikte ücret politikalarının yeniden düzenlenmesi çağrısında bulundu. Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde gerçekleşen eyleme memurlar ve memur emeklileri de katılım sağladı. "Enflasyonla mücadele adı altında uygulanan politikalar, memuru ve emekliyi geçim sıkıntısı ile baş başa bırakmıştır" Memur ve memur emeklisinin geçim sıkıntısıyla baş başa bırakıldığını ve bu durumun düzeltilmesi için yetkililere çağrıda bulunan Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Başkanı Osman Kaya, "Az önce TÜİK tarafından ilan edilen enflasyon oranı yüzde 0,89 olarak açıklanmıştır. Bu rakamın neticesinde memura reva görülen zam oranı ise yüzde 18,61 seviyesinde kalmıştır. Bizler bu rakamları tanıyoruz. Bu rakamlar bizim soframızdan azalan ekmeğin, çocuğumuzun harçlığından kesilen bedelin, evimizden eksilen huzurun matematiksel kılıfıdır. Bunun sorumlusu, toplu sözleşme masasında bu oranların altına imza atan yetkili konfederasyondan bir başkası değildir. Bugün tüm memur ve memur emeklisinin aldığı zam oranı, kamu çalışanlarını temsil etme iradesini yitiren, masadaki bir figüran olmaktan bir adım öte gidemeyen yetkili konfederasyonun eseridir. Ülke ekonomisindeki var olan enflasyonun faturasını memura ve memur emeklisine kesmek, sadece iktisadi bir hata değil, aynı zamanda büyük bir sosyal çöküştür. Enflasyonla mücadele adı altında uygulanan politikalar, memuru ve emekliyi geçim sıkıntısı ile baş başa bırakmıştır" diye konuştu. "En az yüzde 30 refah payı eklenmeden yapılacak hiçbir artışı kabul etmiyoruz" Memur ve memur emeklilerinin taleplerini sıralayan Kaya, memur ve memur emeklilerinin geçim sıkıntısının devam edeceğini vurgulayarak, "Açlık sınırının 30 bin 143 lira olduğu bir ülkede, memura reva görülen sözde maaş artışı kamu hizmetinin bekası olan memuru, yıllarını devlete hizmet etmekle geçirmiş memur emeklisini kara kara düşündürmektedir. Yoksulluk sınırının 98 bin 188 lira olduğu bir ortamda, memur maaşıyla yoksullun sınırı arasındaki mesafe, orta sınıfın ne denli zorlu bir süreç içinden geçtiğinin belgesidir. Bu maaşlar insan bir yaşam bedelinin oldukça uzağındadır. Eğer memura hakkaniyetli bir zam verilmiyorsa, o halde memurun üzerinden zorunlu giderlerin yükü hafifletilmelidir. Madem bizi bu maaşlara mecbur bırakıyorsunuz; o vakit memur ve emeklinin; elektrik, su, doğalgaz, telefon ve internet faturalarının bir kısmına devlet desteği verilsin. Tüm kamu çalışanlarına toplu ulaşım ücretsiz olmalı, lojman tahsis edilmeli, lojman imkanı bulunmayan bölgelerde kısmi kira desteği verilmelidir. Memur ancak bu şekilde borç batağından başını kaldırıp nefes alabilir. Devlet Memurları Konfederasyonu olarak bir kez daha yineliyoruz. En az yüzde 30 refah payı eklenmeden yapılacak hiçbir artışı kabul etmiyoruz. 2023’te verilen refah payı taban aylıklara derhal yansıtılmalı ve emekli maaşlarına dahil edilmelidir. 3600 Ek Gösterge, söz verildiği gibi birinci dereceye gelen tüm memurlara ayrımsız ve amasız biçimde uygulanmalıdır. Yılda ikisi dini bayramlarda olmak üzere, dört defa birer maaş ikramiye verilmelidir" ifadelerini kullandı.
KOSGEB’den girişimcilere 2 milyon TL’ye kadar destek
05 Ocak 2026 Pazartesi - 16:07 KOSGEB’den girişimcilere 2 milyon TL’ye kadar destek Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, "KOSGEB Girişimcilerini Seçiyor" mottosuyla yürütülen Girişimci Destek Programı kapsamında işini kurmak ve geliştirmek isteyen girişimcilere 2 milyon TL’ye kadar destek sağlanacağını ayrıca, kadın ve genç girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla Kredi Finansman Desteği kapsamında ise 1 milyon TL’ye kadar işletme sermayesi desteği sunulacağını söyledi. Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (STSO) Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, 2026’da daha fazla girişimciyi üretime, yeniliğe kazandırmayı hedefleyen KOSGEB Girişimci Destek Programı’na ilişkin açıklamada bulundu. "KOSGEB Girişimcilerini Seçiyor" mottosuyla yürütülen Girişimci Destek Programı kapsamında işini kurmak ve geliştirmek isteyen girişimcilere 2 milyon TL’ye kadar destek verileceğini belirten Murzioğlu, kadın ve genç girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla Kredi Finansman Desteği kapsamında ise 1 milyon TL’ye kadar işletme sermayesi desteği sunulacağını belirtti. KOSGEB’ten kadın ve genç girişimcilere özel finansman desteği Açıklamasında programın detaylarına değinen Başkan Murzioğlu, "İş geliştirme desteği kapsamında girişimcilere; 1,5 milyon TL’ye kadar, yüzde 80 oranında, geri ödemeli destek verilecek. Girişimcinin kadın, genç, engelli, gazi veya birinci derece şehit yakını olması halinde destek üst limiti 150 bin TL artırılacak. Destek kapsamında işletmelerin; personel, makine, teçhizat, kalıp, yazılım ve hizmet alımı giderleri karşılanacak. Kredi finansman desteği kapsamında ise, 1 milyon TL’ye kadar işletme sermayesi desteği sağlanacak, kredi anlaşmalı bankalar aracılığıyla kullandırılacak, kredi finansman maliyetinin yüzde 50’si KOSGEB tarafından geri ödemesiz karşılanacak, azami kredi vadesi 36 ay olacak" dedi. "KOSGEB, girişimcileri seçerek üretim ve yeniliği destekleyecek" Programın desteklenecek sektörler ve değerlendirme süreçleri hakkında da açıklamada bulunan Murzioğlu, "Program kapsamında, imalat, telekomünikasyon, bilgisayar programlama, danışmanlık ve ilgili faaliyetler, bilişim altyapısı, veri işleme ve barındırma ve diğer bilgi hizmet faaliyetleri, bilimsel araştırma ve geliştirme sektörleri desteklenecek. Başvurular, sektör bazında oluşturulan kurullarda KOSGEB personeli, öğretim elemanları ve bağımsız sektör temsilcileri tarafından değerlendirilecek. Ülke genelinde ilk bin, il bazında ilk 6 proje jüri değerlendirmesine davet edilecek. Jüri ve kurul puanlarının ortalamasına göre yapılan sıralamada ülke genelinde ilk 500, il bazında ilk 3 proje destek almaya hak kazanacak. İsteyen kadın veya genç girişimciler yalnızca Kredi Finansman Desteğinden yararlanabilecek. Jüri puanı 50 ve üzeri olup sıralamaya giremeyen kadın veya genç girişimciler ise Kredi Finansman Desteğinden faydalanabilecek" diye konuştu. Başvurular 31 Ocak tarihinde sona erecek Başvuruların başladığını ve 31 Ocak 2026 tarihine kadar devam edeceğini hatırlatan Murzioğlu, "Geri ödemeli desteklerde fâiz, komisyon uygulanmayacak. Geri ödemeler, 36 aylık program süresi sonunda başlayacak. Başvuru yapacak işletmenin; İş Kurma Desteği için KOSGEB tarafından desteklenen sektörlerde faaliyet gösteren 0-1 yaş aralığındaki işletme olması ve KOSGEB Veri Tabanında kayıtlı, aktif durumda ve işletme beyanının güncel olması gerekmektedir. Bu program, fikri olan ama sermayeye erişimde zorlanan girişimcilerimiz için çok önemli bir fırsat. Özellikle kadın ve genç girişimcilerimizin üretimin içinde daha güçlü yer almasını istiyoruz. KOSGEB’in sunduğu bu destekler, doğru projelerle birleştiğinde hem ilimiz hem de ülke ekonomisi için ciddi katma değer oluşturacaktır. Girişimcilerimizin projelerine güveniyoruz ve bu fırsatı iyi değerlendireceklerine inanıyorum" şeklinde konuştu. Murzioğlu, detaylı bilgilere KOSGEB internet adresinden ulaşılabileceğini de sözlerine ekledi.
Japonya’daki raylı sistem Türkiye’de Japon Konutları’nda
05 Ocak 2026 Pazartesi - 15:56 Japonya’daki raylı sistem Türkiye’de Japon Konutları’nda Raylı sistem olarak bilinen sismik izolatörlü yapıları projelerinden kullandıklarını belirten Japon Konutları CEO’su Okan Hocaoğlu, "Biz, projelerimizde sismik izolatör kullanıyoruz. Teknik olarak bina ve zemin arasında yer alan izolatör zeminde yaşanan depremin ve etkilerinin yukarıda bulunan yaşam alanlarında çok az hissedilmesini sağlıyor. Böylece can ve mal güvenliği korunmuş oluyor ayrıca psikolojik olarak da bireylerin rahat yaşamasına katkı sağlıyor" dedi. Dünyanın en aktif deprem kuşaklarından biri olan ‘Pasifik Ateş Çemberi’ üzerinde yer alan Japonya’da meydana gelen depremler ve akabinde yetkililerce tsunami uyarıları verildiği bilgilerini sıklıkla alıyoruz. En son geçtiğimiz ay Japonya’da 7,5 büyüklüğünde deprem meydana geldi ve bu depremin ardından can kaybının yaşanmadığı ve yaralı sayısının ise yalnızca 50 olduğu açıklandı. Japonya’da depreme dayanıklı binalar ve deprem izolasyon sistemi ise yeniden merak konusu oldu. Yüksek inşaat mühendisi ve makine mühendisi olan Japon Konutları CEO’su Okan Hocaoğlu, Japonya’da geliştirilen bu uygulamaları, yerinde incelemelerini ve bu teknolojileri Türkiye’de inşa etmekte oldukları Japon Konutları projesine nasıl uyguladıklarını anlattı. Japonya’daki raylı sistem Türkiye’deki konut projesinde Raylı sistem olarak bilinen sismik izolatörlü yapılar Türkiye’de 100 yatak ve üzeri kapasitesi bulunan kamu hastanelerinde kullanılmaya uzun yıllar önce başlandı. Türkiye’de bu teknolojinin kullanıldığı ilk konut projelerinden biri ise Japon Konutları. Hocaoğlu ve ekibinin Japonya’da yerinde yaptığı incelemeler doğrultusunda hem Japonların konuya yönelik bakış açıları hem de geliştirdikleri teknolojiler örnek alınarak Türkiye’de yapılan konut projesinin ikinci etabına başlandı. İstanbul Sancaktepe’de yapımı devam eden konutların sismik izolatörlü ikinci etabı yoğun ilgi gördü. "Projelerimiz kontrollü hasar değil sıfır hasar prensibiyle geliştiriliyor" Hocaoğlu, depremde hasarsızlık ilkesi ile hareket ettiklerini belirterek, "Sıfır hasar statik anlamda kolon, kiriş, duvar, döşeme dahil hiç bir aksamın hasar almayacak şekilde tasarlanması prensibidir. Japonların bir sözü var: "Binalar insanları korumak için var" bina depremden öncede sonrada vatandaşa güven vermeli" şeklinde konuştu. Deprem izolasyonu Hocaoğlu sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye’de raylı sistem olarak bilinen deprem izolasyonunun farklı yöntemleri var. Biz projelerimizde sismik izolatör kullanıyoruz. Teknik olarak bina ve zemin arasında yer alan izolatör zeminde yaşanan depremin ve etkilerinin yukarıda bulunan yaşam alanlarında çok az hissedilmesini sağlıyor. Deprem kuvvetinin altta sönümlenmesiyle insanların yaşadıkları alanda rahat bir şekilde depremi atlatmalarını sağlıyor. Böylece can ve mal güvenliği korunmuş oluyor ayrıca psikolojik olarak da bireylerin rahat yaşamasına katkı sağlıyor. "Güvenlik, konfor, huzur hedefliyoruz" Üretmekte olduğumuz Japon Konutları projelerini öncelikle sağlam zemin üzerine kurguluyoruz. Sismik izolatör kullanarak depremde sıfır hasar hedefliyoruz. Binalarımızda C40 ve üzeri beton kullanıyoruz. Tüm mühendislik ve mimari tasarımlarımızı hasarsızlık prensibi ile geliştiriyoruz. Japonya’da yaşanan bu depremde de önceki depremlerde de çok az hasarla süreç atlatıldı, bu da Japonların konuya bakış açısı ve geliştirdikleri izolatörlü, güvenli binalar sayesinde mümkün oldu."
Gökova mahallesinin yolları yenileniyor
05 Ocak 2026 Pazartesi - 15:51 Gökova mahallesinin yolları yenileniyor Muğla Büyükşehir Belediyesi, kentin dört bir yanında ulaşım altyapısını güçlendirmeye yönelik yatırımlarına aralıksız devam ediyor. Bu kapsamda Büyükşehir Belediyesi, Ula’nın Gökova Mahallesi’nde Kozlukuyu olarak bilinen Gökova Yolu güzergâhında sıcak asfalt yenileme, kaldırım ve cep otoparkı imalatlarını sürdürüyor. Ula Belediyesi ile yapılan protokol kapsamında lokal olarak yağmursuyu boru geçişi ve zemin iyileştirme çalışmaları tamamlandı. Bin 400 metrelik hatta sıcak asfalt kaplama, çift taraflı kaldırım, cep otoparkı düzenlemeleri devam ediyor. Çalışmalarla birlikte uzun süredir altyapı ve üstyapı sorunları nedeniyle yıpranan yolun daha güvenli ve konforlu hale getirilmesi hedefleniyor. Muhtar Bavut: "Talebimizi karşılayan Ahmet Başkan’a teşekkür ederim" Ula Muhtarlar Derneği Başkanı ve Gökova Mahalle Muhtarı Ulaş Bavut, "Bazı altyapı çalışmaları nedeniyle yolumuz bozulmuştu. Ahmet Başkanımızdan yolumuzun yenilenmesini talep ettik. Talebimizi olumlu karşıladı. Muğla’nın her noktasına gösterilen değerin Gökova’ya da yansıtılmasından memnunuz. Başta Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. Yasakçı: "Vatandaşlar daha rahat güvenli bir yolda seyahat edecek" Yapılan sıcak asfalt çalışmasıyla birlikte vatandaşların daha rahat ve güvenli bir şekilde seyahat edebileceğini söyleyen Gökova sakinlerinden Mustafa Yasakçı, "Yolumuzu yenilediği için Ahmet Başkanımıza çok teşekkür ederiz. Yolumuz önceden döşemeydi bazı yerler bozuluyordu ve bakımı zordu. Şimdi sıcak asfalt yapılıyor. Vatandaşlar daha rahat güvenli bir yolda seyahat edecek." diye konuştu. Başkan Aras: "Vatandaşlarımızın günlük hayatını kolaylaştırmaya devam ediyoruz" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, "Muğla’mızın her noktasında vatandaşlarımızın günlük yaşamını kolaylaştıran çalışmalar yapmaya devam ediyoruz. 2025 yılında 2 milyar 86 milyon TL yol yatırımı gerçekleştirirken, 180 bin metre yeni yol ile 440 bin metre yol bakım ve onarım çalışmasını tamamladık. 2026’da 4 milyar 150 milyon TL’lik bütçeyle 521 bin metreyi aşkın yol çalışmasını hayata geçirmeyi planlıyoruz. Gökova’da yürütülen bu çalışmayla, yol güvenliği artırılırken aynı zamanda mahalle dokusuyla uyumlu, düzenli bir ulaşım altyapısı oluşturuyoruz. Bizim için merkez-kırsal ayrımı yok, her mahallemiz eşit hizmeti hak ediyor. İhtiyaç olan her noktada yatırımlarımızı sürdürmeye devam edeceğiz" dedi.
Memur-Sen Başkanı Yalçın: "Kamu personel sistemine ilişkin yapılacak köklü çalışmanın tamamlayıcı unsuru toplu sözleşme yasamız olmalıdır"
05 Ocak 2026 Pazartesi - 15:39 Memur-Sen Başkanı Yalçın: "Kamu personel sistemine ilişkin yapılacak köklü çalışmanın tamamlayıcı unsuru toplu sözleşme yasamız olmalıdır" Memur Sendikaları Konfedarasyonu (Memur-Sen) Genel Başkanı Ali Yalçın, "Kamu personel sistemine ilişkin yapılacak köklü çalışmanın reformist çalışmanın tamamlayıcı unsuru toplu sözleşme yasamız olmalıdır" dedi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 2025 yılının Aralık ayı enflasyonu yüzde 0,89 olarak açıklandı. Bu rakamla birlikte, kamu görevlileri ve emeklilerinin zam oranı yüzde 18,60 olarak belirlendi. Açıklanan rakamların ardından Memur Sendikaları Konfedarasyonu (Memur-Sen) Genel Başkanı Ali Yalçın, Memur-Sen Genel Merkezi’nde açıklamalarda bulundu. Yalçın, son 2 toplu sözleşmenin uzlaşmazlıkla sonuçlandığını ve Memur-Sen olarak imza atmadıklarını hatırlatarak, "İlkelerimizi ortaya koyduk, direncimizi ortaya koyduk. Böyle bir belirsizliğe kamu görevlisinin ve emeklisinin göz göre göre itilmesine rıza göstermedik. Kamu İşveren heyeti ve kamu yöneticileri beklentilerimize, tespitlerimize, tekliflerimize hayal diyordu. ‘Memur-Sen fazla istiyor’ diyorlardı. Ama bugün geldiğimiz noktada Memur-Sen’in tekliflerinin ne kadar isabetli olduğunu yıllık enflasyon oranı, enflasyon farkı göstermektedir" şeklinde konuştu. "Alt gelir grubuna düşen kamu görevlileri artık tekrar hak ettiği seviyeye gelmek istiyor" Zam oranlarının yetersiz olduğunun altını çizen Yalçın, "Enflasyon rakamlarının tartışmalı olduğu bir zeminde, rakamların baskılanmasına rağmen gerçekler apaçık ortada. Bugün en düşük memur maaşı 47 bin 500 liradan taban aylığa bin lira ilaveyle ve 10 puan dahil 58 bin 300 lira olacak. 58 bin 300 lira maaş alan birisi nasıl evlilik hayali kuracak? Nasıl ev tutacak? Nasıl içini nasıl donatacak? 30 yıllık bir hizmetli, emekliliğe ayrıldığında 983 bin lira emekli ikramiyesi alacak. Bu parayla ev alınır mı? Başını sokacak 1 + 1 daire değil, kulübe bile alamaz. Alt gelir grubuna düşen kamu görevlileri artık tekrar hak ettiği seviyeye gelmek istiyor" değerlendirmesinde bulundu. Yalçın, kamu personel sistemi sorunlarının görünür hale geldiğine dikkati çekerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Kamuya dair asimetrik bu durum artık hem toplu sözleşme masasını hem de kurumsal ciddiyeti zedeliyor. Tali yollardan, tekil düzenlemelerden ve geçici çözümlerden vazgeçip artık doğasıyla, ruhuyla ve kapsayıcılığıyla; dağınıklığın giderildiği, kurumsal adaletsizliğin bittiği ve çalışma barışının sağlandığı kamu personel sistemine ilişkin köklü çalışmanın yapıldığı bir zemine geçilmeli. İşe alımdan yükselmeye kadar, maaş sisteminden disiplin hükümlerine kadar, kadrolardan sosyal güvenliğe kadar, sosyal haklardan emeklilik sistemine kadar yeni bir bakış açısıyla toptan ele almaya ihtiyaç var. Bu konuda devlet tarafından söylemle niyet gösterildi. Şimdi eylemle işi icraate dökme vaktidir. Memur-Sen, yapılacak çalışmanın mütemmim cüz’üdür. Her zaman olduğu gibi elimizi değil taşın altına koymaya hazırız yeter ki; sorunun varlığını kabul eden anlayışla ortak noktada buluşma hassasiyeti gösterilsin." "Kamu personel sistemine ilişkin yapılacak köklü çalışmanın tamamlayıcı unsuru toplu sözleşme yasamız olmalıdır" Kamu işvereninin sahanın tepkilerini ve kamu görevlilerinin tekliflerini duymadığını belirten Yalçın, "Kamu personel sistemine ilişkin yapılacak köklü çalışmanın reformist çalışmanın tamamlayıcı unsuru toplu sözleşme yasamız olmalıdır" ifadelerini kullandı. "Ekonomik maliyeti göğüslemek, sosyal maliyeti üstlenmekten çok daha kolaydır" Hükümetten 3 konuda beklentileri olduklarını vurgulayan Yalçın, şu ifadeleri kullandı: "Birincisi geçmiş kayıplarımızı ve hakemin hatasını telafi edecek, emekliliğe de yansıyacak şekilde taban aylığa seyyanen zam yapılmasıdır. Kamuda çalışma barışının sağlanması ve ücret adaletsizliğinin bitirilmesi için bu şarttır. İkincisi çalışma barışı ve ücret dengesi için; Kamu Personel Sisteminde çalışma yapılması. 2026 yılı bu çalışmanın yapılıp, kamu personel sistemindeki çarpıklıkların giderildiği yıl olsun. Üçüncüsü ise 4688 sayılı Kanunun; süre, yetki, taraf, tutanak sistemi ve Hakem Kurulu yönüyle eksikliklerinin giderilmesi, evrensel ilke ve normlara uygun hale getirilmesidir. Kamu İşvereni ve Hükümet; ajandasının en başına bu 3 başlığı not etmeli. Yıl sonuna kadar bu çalışma yapılıp tamamlamalıdır. Ekonomik maliyeti göğüslemek, sosyal maliyeti üstlenmekten çok daha kolaydır." Ayrıca Yalçın, açıklanan rakamların ardından eylem planlarının da gündemde olduğunu ifade etti.
Giresun’da tarım ve sulama yatırımları
05 Ocak 2026 Pazartesi - 15:37 Giresun’da tarım ve sulama yatırımları Giresun Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, 2025 yılında il genelinde gerçekleştirilen altyapı ve su yatırımlarının bilançosunu açıkladı. İl Özel İdaresi ve Devlet Su İşleri (DSİ) iş birliğiyle yürütülen çalışmalar kapsamında, taşkın korumadan tarımsal sulamaya kadar birçok proje hayata geçirildi. Giresun’da su kaynaklarının verimli kullanılması ve afet risklerinin azaltılması amacıyla 2025 yılı yatırım yılı olarak kayıtlara geçti. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yapılan çalışmaların günü kurtarmaya yönelik değil, şehrin geleceğini inşa etmeye odaklı stratejik adımlar olduğunu vurguladı. Bölgenin coğrafi yapısı gereği en önemli risk faktörlerinden biri olan sel ve taşkınlara karşı 2025 yılında kapsamlı önlemler alındı. Açıklanan verilere göre; dere yataklarını kontrol altına almak ve taşkın riskini azaltmak amacıyla yıl boyunca toplam 14 bin 100 metre taşkın kontrol tesisi inşa edildi. Bu çalışmalar kapsamında 58 bin 926 metreküp taş duvar imalatı gerçekleştirildi. Ayrıca rüsubat kontrolünü sağlamak için dere yataklarına 12 adet tersip bendi yapılırken, vatandaşların güvenli ulaşımını sağlamak amacıyla 58 adet araç ve yaya köprüsü ile dere geçiş yapısı tamamlanarak hizmete sunuldu. Yatırımların bir diğer önemli ayağını ise içme suyu projeleri oluşturdu. Kırsal kesimde yaşayan vatandaşların temiz ve sağlıklı suya erişimini güvence altına almak için 337 bin 650 metre içme suyu boru hattı döşendi. Su depolama kapasitesini artırmak amacıyla ise 39 adet polietilen su deposu inşa edildi. Giresun’un tarımsal potansiyelini artırmak amacıyla sulama altyapısına da önemli yatırımlar yapıldı. 2025 yılında şehre 1 baraj, 1 gölet ve 1 sulama tesisi kazandırıldı. Çiftçilerin üretim kapasitesine doğrudan katkı sağlamak hedefiyle 8 bin 420 metre sulama hattı çekilirken, 20 adet sulama sanat yapısı tamamlandı. Vali Serdengeçti, suyun her damlasını planlayan bir anlayışla hareket ettiklerini belirtti. Serdengeçti, "Yapılan bu yatırımlar sadece bugünü değil, Giresun’un geleceğini şekillendirmektedir. Hem vatandaşımızın can ve mal güvenliğini sağlayan taşkın koruma projelerimizle hem de toprağımıza bereket katan sulama tesislerimizle şehrimizin altyapısını güçlendirmeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.