EKONOMİ
Muğla yatırım bütçesi 2 yılda yüzde 85 arttı 29 Mart 2026 Pazar - 12:34:00 Dünya’nın ve Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biri olan, sahip olduğu verimli toprakları ile tarım, kültürel ve tarihi değerleri ile de kültür ve sanatın merkezi olan Muğla’da Büyükşehir Belediyesi kente değer katan yatırımlarına devam ediyor.2024 yılından sonra yatırım bütçesini ortalama yüzde 85 arttırarak 10 milyar 687 milyon TL’ye çıkaran Büyükşehir Belediyesi altyapıdan, yollara, sağlıktan tarıma birçok alanda Muğla’nın 13 ilçesinde yatırımlarına devam ediyor. 2024 yerel seçimlerinden sonra Muğla’nın 13 ilçesinin hizmet ihtiyacına göre yol haritasını belirleyen Büyükşehir Belediyesi yatırım bütçesinde artışa gitti. Alt ve üstyapıları ile modern bir şehir oluşturmak, tarımda üreten köylüye destek vermek, Muğla’nın yeşil ve mavisini korumak, sosyal belediyecilikle vatandaşların yanında olmak için Büyükşehir Belediyesi yatırım bütçesini 10 milyar 687 milyon TL’ye çıkardı. Uluslararası kredilendirme kuruluşlarından en yüksek notu alan, Büyükşehir Belediyeleri arasında borçsuz belediyelerden biri olan Muğla Büyükşehir Belediyesi Muğla için temeller atmaya, yatırımlarını hayata geçirmeye devam ediyor. Başkan Aras: "Muğla’nın parası hemşehrilerimizin için yatırıma dönüşüyor" 31 Mart Yerel seçimlerinin üzerinden geçen iki yıl içinde Muğla’da altyapıdan tarıma, sağlıktan ulaşıma birçok alanda yatırımların artarak devam ettiğini söyleyen Başkan Aras, Muğla’nın bütçesinin hemşerilerine hizmet olarak geri döndüğünü söyledi. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras; "Dünya’nın ve Türkiye’nin en önemli kentlerinden biri olan Muğla’mızda yaşayan, şehrimizi ziyaret eden yerli ve yabancı misafirlerimize en iyi hizmeti vermek için var gücümüzle çalışıyoruz. Geride bıraktığımız iki yılda seçim öncesi verdiğimiz sözlerin yanı sıra kentimizin ihtiyacı olan birçok hizmeti hayata geçirdik. 7’den 70’e vatandaşlarımızın huzur ve mutluluğu için yeni Yaşam Evleri, Gündüz Bakımevleri’nin temelini atarken üreten köylümüzü de yalnız bırakmadık. Yerel tohumdan, fidan desteğine, arıcılıktan büyük ve küçükbaş hayvancılık desteklemelerine kadar her kalemde üreten köylümüzün elinden tuttuk. Muğla’mızın kıyılarını korumak, yeşil ve mavimizi gelecek nesillere tertemiz bırakmak için 7 atık alım teknemizle denizlerde hizmet verdik. Bu hizmetimizi tüm kıyılarımızda yaygınlaştırmak için tekne sayımızı 12’ye çıkarıyoruz" dedi. "Muğla herkes için önemli bir şehir" Muğla’nın altyapısına ve yollarına da büyük yatırım yaptıklarını söyleyen Başkan Aras, 13 ilçede 435 kilometre yeni, güvenli yolu vatandaşların hizmetine sunduklarını belirtti. Başkan Aras; "Muğla sadece üzerinde yaşayanların değil, dünyanın her yerinden gelen misafirleri ağırlayan, herkesin hayatında en az bir kere ziyaret etmek istediği bir şehir. Bu şehir için modern ve güvenli yolların yanı sıra güçlü bir altyapı yapmak için de yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Bodrum’dan Fethiye’ye dünyanın en önemli turizm markalarını yeni sezona hazırlamak, önem ve aciliyet sırasına göre eksikliklerini gidermek için var gücümüzle çalışıyoruz. Muğlalı hemşehrilerimizin huzuru ve mutluluğu için Muğla’mızın bütçesini şehrimize hizmetlere harcıyoruz" diye konuştu.
29 Mart 2026 Pazar - 11:14 Bozkırın sarı devleri hasat için bakıma alındı Yozgat’ın Yerköy ilçesinde biçerdöver ustaları, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde başlayacak hasat sezonu öncesinde yoğun mesaiye başladı. İlçede hummalı bir çalışma yürütülürken, bakımı tamamlanan biçerdöverler tırlara yüklenerek hasat için yola çıkmayı bekliyor. Yozgat’ın Yerköy ilçesinde biçerdöver tamircilerinin bakım mesaisi başladı. Türkiye’nin birçok noktasında hasat yapacak olan vasıtalar, ustaların elinden geçti. Biçerdöver tamircisi Güner Kozan, sezon öncesi yapılan bakımın hayati önem taşıdığını belirterek, "Biçerler sezon başlangıcında gelirler, biz bakımlarını yaparız. Sanayideki işlemleri bittikten sonra tekrar tırlara yüklenerek güneydoğu sezonuna gider. Gitmeyen arkadaşlar da buradaki sezondan başlarlar. Biz bütün işlemini yapıyoruz. Kayışları, kasnakları, bilyaları, bıçakları. Tam periyodik bakım yapıyoruz. Yani check up gibi bir şey. Bizden sonraki bakımı da bittiği zaman şanzıman, motor. Yani bu bakımlar olmadan da zaten bu biçer araziye gidemez" dedi. "Sezonda yüzün üzerinde biçere kaporta boya yapıyoruz" Kaporta ve boya ustası Ramazan Türkmen ise biçerdöverlerin dış aksamlarının da yenilendiğini ifade ederek, "Biçerdöver tablasını boyuyoruz şu an. Sarı kısmını bitirdik. Şimdi siyahına geçtik, tırmığı boyayacağız. Azami boya aksamı ve kaporta yenileme yapıyoruz. Öyle yani bakım aksamını arka karşıdaki arkadaşlar yapıyor. Devrik, yanık biçerleri biz yapıyoruz burada. Sezonda yüzün üzerinde biçer kaporta boya yapıyoruz" dedi. "Yerköy’de biçerdöveri olmayana kız vermezler" Yıllardır sektörde çalışan Mustafa Türkmen de Yerköy’ün biçerdövercilikte önemli bir merkez olduğunu vurgulayarak, "12 yaşından 54 yaşıma kadar bu biçer sektöründe yoğuruldum. Biçer pirini bilirim ben. Ben kendim de çalışıyorum vatandaşlara da yardımcı oluyorum. Bu aylarda güneydoğuya, Hatay’a, Urfa’ya, Mardin’e, Kızıltepe’ye güneydoğunun her iline biçer gönderiyoruz. Bundan 20 gün sonra başlarlar. Oradan dönüşte bir şeyden çoğu arızalanıyor. Çoğu devriliyor, kimi yanıyor. Yine benim dükkana geliyor yapılıp geri işe devam ediyorlar. Bu şekilde uğraşıyoruz. 3 bin 500 tane biçer var. Bizim Yerköy’de biçerdöveri olmayana kız vermezler" ifadelerini kullandı. Hasat sezonunun başlamasına sayılı günler kala Yerköy’deki ustaların yoğun mesaisi sürerken, bakımı tamamlanan biçerdöverler Türkiye’nin dört bir yanında ekin biçmek için gün sayıyor.
29 Mart 2026 Pazar - 09:44 Karacabey Ovası’nda turfanda karpuz ekimi başladı Bursa’nın sebze üretimiyle önde gelen ve verimli topraklarıyla bilinen Karacabey Ovası’nda turfanda karpuz ekimleri başladı. Karacabey Ziraat Odası 2. Başkanı Ramazan Düzen, ocak ve şubat yağışlarının iyi olduğunu belirterek, birçok bölgede tarım alanlarının sular altında kaldığını hatırlattı. Ekim ve kasım aylarında hububat ekili arazilerde yağışların faydalı olduğunu belirten Düzen, "Su altında kalmayan yerlerde gidişat güzel. Su çekilmeyen yerlerde ise zarar var ve tarlalar yeniden ekilecek. Suyun çekildiği boş tarım alanlarının sebze ekimi için uygundur. Karacabey çiftçisi yavaş yavaş sebze için tarlaya girmeye başladı" dedi. İlk olarak turfanda karpuz ekimlerinin yapıldığını dile getiren Düzen, şöyle konuştu: "ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaştan önce geçen yıla göre maliyetlerimiz yüzde 50’ye yakın artmıştı. Savaştan sonra biraz daha arttı. Gübre, mazot, ilaç derken ekim maliyetleri yüzde 100’e ulaştı. Bir ay önce sezona girmek isteyen çiftçiler turfanda karpuz ekiyor. Dekar maliyeti yaklaşık 40 bin lira turfanda karpuzda. 7-8 ton karpuz aldığımızı düşünerek kilogramda 5-6 lira maliyetimiz var." Düzen, bu fiyatların üzerindeki tarladan satışlarda çiftçinin kazanabileceğine dikkati çekerek, "Yazın bu fiyatın üzerinde olsun ki kazanabilelim. Geçen yıl dekarını 5 bin liraya verdik. Karpuzda geçen yaz dekar başına 25-35 bin lira zarar oluştu. İnşallah bu yıl zarar görmeyiz ve geçen yılı telafi ederiz" diye konuştu.
Pegasus Hava Yolları ve Tüpraş’tan sürdürülebilir havacılık için iş birliği
29 Aralık 2025 Pazartesi - 12:04 Pegasus Hava Yolları ve Tüpraş’tan sürdürülebilir havacılık için iş birliği Pegasus Hava Yolları, Tüpraş ile sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) kullanımına yönelik stratejik bir iş birliği anlaşması imzaladı. Tüpraş tarafından üretilecek ve ICAO CORSIA kriterleriyle uyumlu sertifikasyona sahip SAF’ın kullanımına başlanmasının, Pegasus’un 2050 Net Sıfır Karbon Emisyonu yol haritasında önemli bir dönüm noktası olacağı aktarıldı. Tüpraş ile Pegasus Hava Yolları, Türkiye havacılık sektörünün karbonsuzlaştırmasına katkı sağlayacak Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) kullanımını artırmaya yönelik önemli bir iyi niyet anlaşması imzaladı. Enerji sektörünün önde gelen şirketlerinden Tüpraş teknolojik altyapısı ve sürdürülebilirlik vizyonuyla Türkiye’nin enerji dönüşümüne destek sağlarken; sürdürülebilir havacılığı iş modelinin merkezine alan Pegasus Hava Yolları ise karbon ayak izini azaltma hedefi doğrultusunda bu anlaşma ile havacılık sektöründe düşük karbonlu bir geleceğin inşasına katkı sağlayacak. İmzalanan anlaşma doğrultusunda, Pegasus Hava Yolları operasyonlarının belirli bir bölümünde, Tüpraş’ın üretmeye başlayacağı SAF’ı kullanacak. Bu iş birliği, Pegasus’un Net Sıfır Karbon Emisyonu yol haritasına katkı sağladığı belirtilirken, Türkiye’de SAF üretiminin geliştirilmesi ve tüketimin yaygınlaştırılması açısından güçlü bir örnek oluşturduğu kaydedildi. Ayrıca Türkiye’nin IATA/CORSIA nezdindeki dekarbonizasyon taahhütleri ile uyumlu olarak yayınlanan SAF tüketim yönetmeliklerine hizmet ediyor. Tüpraş, 2021’de "Enerjimiz Geleceğe" mottosuyla açıkladığı ve Nisan 2025’te revize ettiği Stratejik Dönüşüm Planı doğrultusunda, Türkiye’nin önde gelen SAF üreticilerinden biri olma hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda, İzmir Rafinerisi’nde 2026 yılında üretime başlanacak ve öncelikle mevcut tesislerin üretim kabiliyetlerinden yararlanılacak. Bitkisel ve hayvansal ham maddelerden üretilecek SAF, ICAO’nun Karbon Dengeleme ve Azaltma Programı (CORSIA) kriterleriyle uyumlu olacak ve uluslararası geçerliliğe sahip sertifikasyonlarla belgelendirilecek. Diğer yandan Pegasus "Rotamız Sürdürülebilir bir Gelecek" sloganıyla duyurduğu 2050 Net Sıfır Karbon Emisyon yol haritası doğrultusunda enerji verimliliği yüksek filo yatırımları ve operasyonel verimlilik çalışmalarına ek olarak yurt içinde artan SAF kullanımı ile karbon azaltım çalışmalarının kapsamını genişletiyor. Bu sayede Pegasus Hava Yolları, emisyon azaltım hedeflerini uluslararası standartlarla uyumlu şekilde ilerletirken; Tüpraş da bugün olduğu gibi geleceğin sürdürülebilir yakıtlarının tedarikinde de Türkiye’nin önde gelen üreticilerinden biri olması yolunda önemli bir adım atarak, Türkiye’nin enerji ve havacılık alanlarında sürdürülebilir geleceğine katkı sağlayacak. Pegasus Hava Yolları Finans Genel Müdür Yardımcısı Barbaros Kubatoğlu, iş birliğine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Sektörümüzün küresel hedefi olan ‘2050 net sıfır’ doğrultusunda 2022 yılından bu yana, artan hacimlerde ve daha geniş bir coğrafyada SAF kullanıyoruz. Şimdi de Tüpraş ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğiyle Türkiye’de uluslararası standartlara uygun şekilde üretilen SAF’ı kullanmaya başlayacağız. Bu yolla 2050 Net Sıfır Karbon Emisyonu yol haritamızda önemli bir adım atarken, ülkemizde sürdürülebilir yakıt ekosisteminin gelişimine katkı sağlayacağız" dedi. Tüpraş Genel Müdür Yardımcısı Atilla Ulusu, iş birliği anlaşmasına ilişkin olarak şunları söyledi: "Pegasus Hava Yolları ile SAF alanında gerçekleştirdiğimiz iş birliği anlaşmasıyla hem ülkemizin karbon nötr hedeflerine katkı sağlamaktan hem de havacılık sektöründe düşük karbonlu bir geleceğe öncülük etmekten memnuniyet duyuyoruz. 2026 yılında İzmir Rafinerimizde mevcut tesislerimizdeki üretim kabiliyetlerimizden faydalanarak SAF üretimine başlayacağız. Pegasus ile gerçekleştirdiğimiz bu anlaşma hem bugünün hem de geleceğin sürdürülebilir yakıt tedarikinde Türkiye’nin lider üreticisi olma yolunda kıymetli bir adım niteliğinde. 2050’de karbon nötr bir enerji lideri olma hedefimiz doğrultusunda; sürdürülebilir rafinajdan sıfır karbon elektrik üretimine, SAF’tan yeşil hidrojen teknolojilerine uzanan geniş yatırım alanlarımızı kararlılıkla sürdürüyor ve ülkemizin düşük karbonlu geleceğine öncülük etmeyi sürdürüyoruz".
Vodafone Grubu bu yıl da CDP’nin A listesinde yer aldı
29 Aralık 2025 Pazartesi - 12:03 Vodafone Grubu bu yıl da CDP’nin A listesinde yer aldı Vodafone Grubu, çevre konusundaki şeffaf yaklaşımı ve iklim değişikliğiyle mücadelede sergilediği performans ile bu yıl da global çevre kuruluşu CDP’nin A listesinde yer aldı. Vodafone Grubu, iklim değişikliğiyle mücadelede sergilediği performans ve kurumsal şeffaflık sayesinde, kâr amacı gütmeyen global çevre kuruluşu Karbon Saydamlık Projesi’nin (CDP) her yıl en başarılı şirketleri sıraladığı A listesinde bu yıl da yer aldı. CDP’nin 2025 yılı iklim değişikliği anketi aracılığıyla açıkladığı verilere göre, Vodafone emisyonları ve iklim değişikliği risklerini azaltan ve düşük karbon ekonomisine geçişe katkı sunan uygulamalarıyla bu başarıyı kazandı. Vodafone, satın aldığı ve küresel operasyonlarında kullandığı şebeke elektriği kullanımının yüzde 100’ünü yenilenebilir kaynaklardan elde edilen elektrikle karşılamak üzere belirlediği 2025 hedefine ulaşarak çevresel sürdürülebilirlik programında önemli bir dönüm noktasına ulaştı. Vodafone 2021 yılının Nisan ayından bu yana Türkiye operasyonlarında yüzde 100 yenilenebilir elektrik kullanıyordu. Vodafone Grubu’nun CDP A listesinde yer almasını değerlendiren Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel, şunları söyledi: "Vodafone’un bir kez daha CDP A listesine dahil edilmesi, grubumuzun hedeflerine ulaşmak için doğru adımları attığımızı ve İklim Geçiş Planımız aracılığıyla kaydettiğimiz ilerlemeyi şeffaf bir şekilde raporladığımızı gösteriyor. Her yıl artan şebeke trafiğini göz önünde bulundurduğumuzda, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda uygulamaya devam ettiğimiz stratejimiz, net sıfır emisyon taahhüdümüzü yerine getirebilmemiz açısından kritik öneme sahip. 2025 mali yılı, global operasyonlarımızda satın aldığımız ve kullandığımız şebeke elektriğinin yüzde 100’ünü yenilenebilir kaynaklardan sağlanan elektrikle karşıladığımız ilk yıl oldu. Bu, Vodafone Grubu adına büyük bir başarı ve faaliyet gösterdiğimiz her pazardaki ekiplerin özverisi sayesinde gerçekleşti. Türkiye’de de 2021’den bu yana şebeke ve ofislerimizde tükettiğimiz elektriğin tamamını yenilenebilir enerji kaynaklarından temin ederek Kapsam 2 emisyonlarımızı sıfırladık. Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarımızı baz yılımız olan 2020’ye göre yüzde 94 oranında azalttık. Faaliyetlerimiz sonucu şebekemizde oluşan elektronik atıkların yüzde 100’ünü geri kazanım, geri dönüşüm veya yeniden kullanım yoluyla değerlendiriyoruz." Londra merkezli uluslararası bir kuruluş olan CDP, şirketlerin, sermaye piyasalarının, şehirlerin, eyaletlerin ve bölgesel yönetimlerin çevresel etkilerini yönetebilmelerini sağlamak için bağımsız çevre ve doğa raporlama sistemini sunuyor. CDP, şirketleri değerlendirirken detaylı ve bağımsız bir metodolojiden yararlanıyor. A’dan D’ye kadar yapılan puanlamada, şirket açıklamasının kapsamı, şirketin farkındalık düzeyi ve çevresel riskleri yönetme becerisinin yanı sıra hırslı ve anlamlı hedefler koymak gibi çevresel liderlikle çağrıştırılabilecek en iyi uygulamalara imza atmış olması da dikkate alınıyor. Açıklama yapmayan ya da yetersiz bilgi sunan şirketlere F veriliyor. CDP’nin her yıl kamuoyuyla paylaştığı açıklama ve puanlamalar, iş dünyasının çevre konusundaki şeffaflığını yansıtan altın standart olarak kabul ediliyor. CDP puanları, yatırım ve satın alma kararlarının verilmesinde önemli rol oynuyor. CDP’nin 2025 yılı için hazırladığı ’A Listesi’nin 8 Ocak 2026 tarihinde yayınlanması bekleniyor.
EGİAD: "Büyüme, ancak topluma dokunursa anlamlıdır"
29 Aralık 2025 Pazartesi - 12:03 EGİAD: "Büyüme, ancak topluma dokunursa anlamlıdır" Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, 2026 ekonomisinde yatırım, ihracat ve dijitalleşme odaklı politikaların kritik önem taşıdığını belirterek 2025 ekonomisini değerlendirdi, 2026 ekonomisi için beklentilerini sıraladı. EGİAD, Türkiye’nin ikinci yüzyılına girerken ekonomik görünümü ve gelecek projeksiyonlarını değerlendirdi. EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı, 2025 yılına ilişkin yaptığı değerlendirmede, Türkiye ekonomisinin yapısal kırılganlıkları ile fırsat alanlarının aynı potada görüldüğünü ifade ederek önemli mesajlar verdi. EGİAD Başkanı Kaan Özhelvacı, Türkiye ekonomisinin 2025’te sıkı para politikaları, finansmana erişim ve maliyet baskılarıyla mücadele ettiğini hatırlatarak, "Buna karşılık üretim, ihracat ve yapısal reform odaklı bir dönüşüm arayışı güçlendi. Açıkçası Türkiye ekonomisi, önemli sıçramalar yaşasa da büyümenin niteliği ve kalıcılığı konularında derin bir sınav verdi. Verimlilik artışının sınırlı kalması, kurumların öngörülebilirlik sorunu ve gelir eşitsizliklerinin derinleşmesi, 2025’in ekonomi yönetimi açısından temel sorun alanlarını oluşturdu." dedi. Türkiye ekonomisinin temel yapısal meselelerinin dört ana başlıkta toplandığına dikkat çeken Özhelvacı, maddeleri şu şekilde sıraladı: "1.’si verimlilik odaklı üretim yetersizliği, 2.’si teknoloji seviyesi orta ligde sıkışmış bir üretim yapısının Türkiye’nin rekabet gücünü sınırlaması, 3.’sü kurumsal kapasite eksikliği, 4.’sü eşitsizlik ve bölgesel dengesizlik başlıca sorunları oluşturmakta." Öngörülebilir, şeffaf ve uzun vadeli karar alma mekanizmalarının oluşturulması gerektiğinden de bahseden Özhelvacı, toplumsal olarak da büyümenin ancak tabana yayılmasıyla mümkün olabileceğinin altını çizerek, "Büyüme, ancak toplumun farklı kesimlerine dokunursa anlamlıdır. Bölgesel uçurumlar kapanmadan, nitelikli istihdam oluşturmadan ve adil bir rekabet ortamı tesis etmeden Türkiye ekonomisi gerçek potansiyeline erişemez." diye konuştu. 2026 yılının Türkiye için bir dönüşüm eşiği oluşturacağına işaret eden Özhelvacı, karar alıcılara şu mesajı verdi: "2026’ya ilişkin beklentiler, kurumsal reformlar, verimlilik odaklı yatırımlar ve yeşil-dijital dönüşümün uygulamaya geçmesiyle şekillenecektir." Özellikle dört ana yapısal alanda adım atılması gerektiği belirten EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, "Ar-Ge, nitelikli iş gücü ve üretim modernizasyonu desteklenmelidir. Hukuki güven, öngörülebilir regülasyonlar ve piyasa özerkliği yeniden inşa edilmelidir. Ekonomik refah yalnızca belli merkezlerde değil ülke geneline yayılmalıdır. Yeni ekonominin kodları; temiz enerji, veri, teknoloji ve sürdürülebilirlik iş dünyasının ana ajandası olmalıdır." dedi. Özhelvacı değerlendirmesini şu ifadeyle tamamladı: "Cesur reformlar, bilimsel akıl ve uzun vadeli vizyon, Türkiye’nin geleceğini belirleyecektir." EGİAD’ın iş dünyasına mesajı EGİAD iş dünyasının ekonomide edilgen değil etken olduğunu da hatırlatan Özhelvacı, EGİAD üyelerine yönelik vizyonu şu cümlelerle aktardı: "İkinci yüzyıl; birlikte hareket eden, değer oluşturan ve geleceği tasarlayan bir iş dünyasıyla inşa edilebilir. EGİAD olarak bu dönüşümün sorumluluğunu üstleniyoruz. EGİAD, iş dünyası, üniversiteler, sivil toplum ve kamu yönetimi arasında köprü görevi görmeye devam ederek Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma ajandasına katkı sunmayı sürdürecektir." EGİAD’ın 2025’te odağını genç istihdamı ve Türkiye’nin en kritik sosyal-ekonomik sorun alanlarından biri haline gelen NEET gençler meselesine çevirdiklerinin altını çizen Özhelvacı, "İşgücüne katılmamış, eğitim ya da istihdama dahil olamamış gençlerin ekonomiye kazandırılmasının yalnızca sosyal sorumluluk değil, bölgesel kalkınma için stratejik bir zorunluluk olduğunun altını çizdik. 2026’ya girerken ise odağımızı bir kademe ileri taşıyoruz. İlk raporumuzun başlığı, ’Yaratıcı Yıkım Sürecinde İzmir - Üçüz Dönüşüm ile İşgücü Piyasasının Yeniden Tasarımı’ olacak. Bu çalışmada temel sorumuz şu: Dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve sosyal dönüşüm İzmir’in işgücü piyasasını nasıl yeniden şekillendiriyor? Yapay zekâ, otomasyon, robotik ve yeni üretim teknolojileri; bazı meslekleri dönüştürürken yeni becerilere olan ihtiyacı artırıyor. Biz bu raporla; ’hangi beceriler kritik olacak, hangi sektörler nasıl etkilenecek, şirketler ve kurumlar hangi yeniden beceri kazandırma adımlarını atmalı?’ sorularına somut bir çerçeve getirmek istiyoruz. Özellikle NEET gençler başta olmak üzere kırılgan grupların üretim süreçlerine yeniden dahil olabilmesi için uygulanabilir bir yol haritası ortaya koyacağız; böylece yaratıcı yıkımın şehir için risk olmaktan çıkıp fırsata dönüşmesine katkı sunacağız. İkinci raporumuzun başlığı, ’Bölgesel Ekonomik Güvenlik - Tedarik Zinciri Riskleri ve Dayanıklılık’ olacak. Bu çalışma ise Ege sanayisi açısından kritik bir soruya ışık tutuyor: Küresel şoklara karşı şirketlerimiz ne kadar dayanıklı? Çin kaynaklı tedarik kesintisi, AB regülasyonları, navlun maliyetleri, kritik hammaddelerde dışa bağımlılık, enerji bağımlılıkları, Sınırda karbon düzenleme uygulamaları gibi senaryoları analiz ederek; hangi sektörlerin daha kırılgan, hangilerinin daha dayanıklı olduğuna ilişkin güçlü içgörüler üreteceğiz. KOBİ’ler için tedarik çeşitlendirme, risk yönetimi ve dayanıklılık artırma adımlarına dair uygulanabilir bir çerçeve sunarak, bu raporu "yarının belirsizliklerine karşı stratejik pusula" haline getireceğiz. Tüm bu çalışmaları 2026’nın ilk aylarında paylaşmayı hedefliyoruz." dedi.
Sigortacıdan trafik sigortası uyarısı
29 Aralık 2025 Pazartesi - 11:57 Sigortacıdan trafik sigortası uyarısı Yeni yıl itibarıyla zorunlu trafik sigortası teminat limitleri artırılıyor. Ancak sektör temsilcileri, bu artışın sürücülerde sahte bir güven algısı oluşturduğunu belirterek önemli uyarılarda bulundu. 1 Ocak 2026’dan itibaren otomobil grubunda araç başına maddi hasar teminatı 400 bin TL, kaza başına ise 800 bin TL olarak uygulanacak. Bedeni zararlarda kişi başı limit 3 milyon 600 bin TL olacak. Özhedef Sigorta Aracılık Hizmetleri Kurucu Ortağı Abdulcelil Alkış, trafik sigortasında limit artışının yanlış yorumlandığını vurgulayarak, "Limit yükseldi diye rahatlamak büyük hata. Trafik sigortası bir güvence değil, sınırı olan bir borç kalkanıdır" dedi. "Limit aşılırsa tüm yük sürücüde" Alkış, artan araç, yedek parça ve işçilik maliyetleri karşısında bu rakamların pratikte hızla yetersiz kaldığını ifade ederek şu uyarıda bulundu: "Trafik sigortası yalnızca karşı tarafa verilen zararı ve yalnızca poliçede yazan limite kadar öder. Limit aşılırsa devlet de sigorta şirketi de devreden çıkar. Kalan tutar sürücünün şahsi borcu olur." "Bir çarpışma, yıllarca borç demek olabilir" Günümüz araçlarındaki teknolojik donanımların hasar maliyetlerini ciddi şekilde artırdığına dikkat çeken Alkış, tek bir kazanın sürücüyü uzun yıllar sürecek borç yüküyle karşı karşıya bırakabileceğini söyledi. Alkış, "Bir far, bir tampon, bir sensör. Bugün basit görünen bir çarpışma yüz binlerce liraya ulaşıyor. 1 milyon TL’lik bir hasarda sigorta 400 bin TL öder, kalan 600 bin TL sürücünün cebine yazılır. Bu da icra ve haciz sürecine kadar gidebilir" ifadelerini kullandı. İMM’siz trafiğe çıkmak büyük risk Bu riskin düşük maliyetli ek teminatlarla yönetilebileceğini belirten Alkış, İhtiyari Mali Mesuliyet (İMM) sigortasının önemine dikkat çekerek, "İMM, trafik sigortasının bittiği yerde devreye girer. İMM’siz trafiğe çıkmak, emniyet kemeri takmadan yola çıkmak gibidir. Kaza geliyorum demez ama borç yıllarca peşinizden gelir" diye konuştu. Sosyal medyada en sık yapılan 3 yanlış Alkış, trafik sigortasına dair kamuoyunda sıkça rastlanan yanlış algıları da şöyle sıraladı: "Trafik sigortası kendi aracımı öder. Yanlış, sadece karşı tarafın zararını karşılar. Limit yükseldi, bana bir şey olmaz. Yanlış, limit aşılırsa fark sürücüden tahsil edilir. Kasko varsa her şey tamam. Yanlış, kasko kendi aracı korur, karşı taraf için yüksek İMM limiti gerekir." Konut sigortaları için de 2026 uyarısı Abdulcelil Alkış, artan inşaat maliyetleri nedeniyle konut sigortalarında da eksik sigorta riskinin büyüdüğünü belirterek, vatandaşlara yeni yıl öncesi çağrıda bulundu. "Eviniz yarı bedelle sigortalıysa, hasarın da yarısını alırsınız. 2026’ya girerken poliçeler mutlaka güncellenmeli" diyen Alkış, vatandaşların yeni yıl öncesinde sigorta acentelerine başvurarak trafik sigortası, İMM ve konut poliçelerinde teminat ve bedel kontrollerini yaptırmalarının büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.
İZTO’dan 2025’te 51 ülke ile 83 organizasyon ve 2743 iş görüşmesi
29 Aralık 2025 Pazartesi - 11:46 İZTO’dan 2025’te 51 ülke ile 83 organizasyon ve 2743 iş görüşmesi Dünyanın dört bir yanından ticari heyetlerin İzmir’deki buluşma noktası olan İzmir Ticaret Odası, 2025 yılında 51 ülkeden 83 heyete ev sahipliği yaptı. İzmir Ticaret Odası üyeleri, yabancı heyetler ile düzenlenen organizasyonlar ve yurtdışı proje faaliyetleri kapsamında, 2 bin 743 ikili iş görüşmesi gerçekleştirdi. Özgener: "Rakamlar İzmir iş dünyasının küresel ölçekte ne denli güçlü olduğunu ortaya koyuyor 2025 yılının, İzmir’in küresel ticaretteki konumunu daha da güçlendirdiği, uluslararası iş birliklerinin somut sonuçlara dönüştüğü bir yıl olduğuna dikkat çeken İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, "İzmir Ticaret Odası olarak, üyelerimizin dünya pazarlarına erişimini artırmayı, yeni ticaret köprüleri kurmayı ve kentimizin potansiyelini uluslararası platformlarda en doğru şekilde temsil etmeyi önceliğimiz olarak görüyoruz. Bu anlayışla, 51 ülkeden ticari heyeti İzmir’de ağırladık; 83 organizasyonla üyelerimizi dünyanın dört bir yanından iş insanlarıyla bir araya getirdik. Gerçekleştirilen 2 bin 743 ikili iş görüşmesi, İzmir iş dünyasının küresel ölçekte ne denli güçlü ve rekabetçi olduğunu bir kez daha ortaya koydu. İzmir Ticaret Odası olarak, önümüzdeki dönemde de üyelerimizi doğru pazarlarla buluşturan, sürdürülebilir ve katma değer yaratan iş birliklerine öncülük etmeye devam edeceğiz. İzmir’i yalnızca Türkiye’nin değil, Akdeniz havzasının ve dünyanın önemli ticaret merkezlerinden biri haline getirme hedefiyle çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz" dedi. Alternatif pazarlara yönelik tanıtım toplantıları İZTO’dan yapılan bilgilendirmeye göre, 2025 yılı İzmir’in uluslararası pazarlarda adından sıkça söz ettirdiği bir yıl oldu. Üst düzey ziyaretlerin yanı sıra, Amerika Birleşik Devletleri’nden İrlanda’ya, Belçika’dan Filipinler’e kadar 20 ülkeden büyükelçi ve başkonsolos seviyesinde diplomatik temsilci, İzmir Ticaret Odası’na ziyarette bulundu. İzmir Ticaret Odası üyelerinin yurtdışı bağlantılarını güçlendirmek amacıyla ABD, Almanya, Çin gibi büyük ticaret ortaklarının yanı sıra Arjantin, Hong Kong, Tayvan, Nijerya, Uganda ve Suudi Arabistan gibi İzmir’in pazar payını artırabileceği alternatif pazarlara yönelik tanıtım toplantıları düzenlendi. Arap ülkeleri İzmir’de buluştu Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından, 15 ülkeden 100’ün üzerinde iş insanı ve 5 Büyükelçinin katılımıyla düzenlenen "Türk-Arap Odası 6. Yönetim Kurulu Toplantısı ve İş Forumu"na İzmir Ticaret Odası ev sahipliği yaptı. Polonya, Ukrayna ve Çin ile anlaşmalar yapıldı İzmir Ticaret Odası 2025 yılında, Polonya Lublin Ticaret Odası, Ukrayna Bukoniva İş İnsanları Derneği ile yeni anlaşmalar imzaladı. Çin Uluslararası Ticareti Geliştirme Konseyi, Tianjin Alt Konseyi ile mevcut olan anlaşmalar ilişkileri daha da derinleştirmek amacıyla günün dinamiklerine uygun şekilde güncellenerek yeniden imza altına alındı. Almanya’daki ilk kardeş oda anlaşması imzalandı İzmir Valiliği, İzmir Ticaret Odası, Ege Bölgesi Sanayi Odası ve Ege İhracatçılar Birliği tarafından hayata geçirilen Kemalpaşa Lojistik Merkezi’nin yönetim süreçlerine adapte edilebilecek dijital çözümlere yönelik incelemelerde bulunmak üzere, Almanya’nın Hamburg ve Bremen şehirleri ziyaret edildi. 2 günde 12 önemli kurumla görüşüldü. Almanya ile ilişkilerimizde bir ilke imza atılarak Bremen Ticaret Odası ile İzmir Ticaret Odası arasında Kardeş Oda anlaşması imzalandı. TOBB öncülüğünde abd zirvesi "Küresel İlişkiler, Diplomasi ve Ekonomik Konularda ABD ve Türkiye’nin Değişen Rolü Konferansı’’ da 2025 yılında gerçekleşen önemli organizasyonlardan biri oldu. TOBB Başkanı M.Rifat Hisarcıklıoğlu ve ABD Ticaret Odası Önceki Kıdemli Başkan Yardımcısı Myron Brilliant’ın katılımlarıyla İzmir Ticaret Odası’nda gerçekleşen konferansa çok sayıda iş insanı katıldı. VII. Avrupa şirketler meclisi toplantısına katılım İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Avrupa Odalar Birliği tarafından Brüksel’de Avrupa Parlamentosu Genel Kurul salonunda gerçekleştirilen VII. Avrupa Şirketler Meclisi Toplantısı’na Avrupa Odalar Birliği (Eurochambres) Başkan Vekili ve TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu başkanlığındaki heyetle birlikte katıldı.
Eksun Gıda üretimde yüzde 100 temiz enerjiye geçiyor
29 Aralık 2025 Pazartesi - 11:18 Eksun Gıda üretimde yüzde 100 temiz enerjiye geçiyor Türkiye’nin önde gelen perakende un üreticilerinden Eksun Gıda, üretim tesislerinin enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla teşvik belgelerini aldığı toplam 18,9 MW’lik kapasiteye sahip rüzgar enerjisi santrallerinin (RES) yapımına başladı. Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO’su Hasan Abdullah Özkan, RES’lerin hayata geçmesiyle birlikte şirketin tüm üretim süreçlerinde yenilenebilir kaynaklardan elde edilen temiz enerjiyi kullanacağını belirtti. Eksun Gıda, üretim gücünün yanı sıra çevresel sorumluluk anlayışıyla da çalışmalarını sürdürüyor. Bu amaçla daha önce izin süreçleri tamamlanan RES’lerin yapım çalışmalarına başlandı. Üretim tesislerinde kullanılacak enerjinin yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması amacıyla İzmir’de inşasına başlanan santraller toplam 18,9 MW’lik kapasiteye sahip olacak. RES’lerin faaliyete geçmesiyle birlikte üretim süreçlerinin tamamında yeşil dönüşüm önceliklendirilmiş olacak. "Rüzgar enerjisi santrallerimiz sektöre örnek olacak" Konuya ilişkin açıklama yapan Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO’su Hasan Abdullah Özkan şunları söyledi: "İzin süreçlerini tamamladığımız RES projelerimizin yapımına hızlı bir şekilde başladık. RES’lerin hayata geçmesiyle birlikte şirketimizin tüm üretim süreçlerinde yenilenebilir kaynaklardan elde edilen temiz enerjiyi kullanacağız. İzmir’deki santrallerimizin sürdürülebilir üretim modellerine geçişte örnek teşkil edeceğine inanıyoruz. Şirket olarak enerji yatırımlarını sürdürülebilirlik odağında şekillendirerek, üretim süreçlerinde yeşil dönüşüme öncelik veriyoruz. Santral projelerimiz de bu yaklaşımımızın en somut örneklerinden biri. Yenilenebilir enerji yatırımlarımızla hem çevre dostu üretim modeline geçişi hızlandırıyoruz hem de sektöre örnek olabilecek bir dönüşüm sürecini kararlılıkla sürdürüyoruz." "Türbin yatırımı için 14,1 milyon euroluk anlaşma sağladık" İnşa süreçlerine dair bilgiler de veren Özkan, "Santrallerimizin yol ve platform temeli çalışmalarını kısmi olarak tamamladık. Türbin tedariki için de 14,1 milyon euro bedelli sözleşme imzalamıştık. Bu kapsamda türbinlerimizin ilgili alanlara transferi de hızlı bir şekilde gerçekleşecek. Ardından da türbinlerin inşasına başlayacağız. Böylece üretimdeki yeşil enerji kullanımı payımızı yüzde yüze çıkararak, sektörümüze bu alanda da öncülük etmiş olacağız" dedi. Eksun Gıda’nın İzmir Bergama’da kurulacak olan toplam 18,9 MW kapasiteli RES’ler için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onayıyla yatırım teşvik belgeleri daha önce alınmıştı.
Enerjisa Dağıtım Şirketleri, mobil uygulamasını yeniledi
29 Aralık 2025 Pazartesi - 10:33 Enerjisa Dağıtım Şirketleri, mobil uygulamasını yeniledi Enerjisa Dağıtım Şirketleri Başkent EDAŞ, Ayedaş ve Toroslar EDAŞ, müşterilerine daha kolay, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir hizmet sunmak amacıyla Mobil 186 uygulamasını yeniledi. Modern arayüzü ve sadeleştirilmiş işlem akışlarıyla tamamen kullanıcı dostu bir yapıya kavuşan yeni mobil uygulamayla şirket, elektrik dağıtım sektöründe dijital deneyimi bir üst seviyeye taşımayı hedefliyor. Sektöre önemli teknolojileri ve insan odaklı çalışma anlayışıyla hareket eden Başkent EDAŞ, Ayedaş ve Toroslar EDAŞ yenilenen Mobil 186 uygulaması ile kullanıcılar için daha anlaşılır, erişilebilir ve hızlı bir deneyim sunmayı hedefliyor. Yeni uygulama ile ana sayfa, başvuru ve bilgilendirme ekranları tamamen sadeleştirildi. Kullanıcılar ihtiyaç duydukları işlemlere daha hızlı erişme imkanı sağlarken, kişiselleştirilmiş alanlar sayesinde uygulama her müşterinin kullanım alışkanlıklarına uyum sağlama becerisi kazandı. Daha fazla işlem artık mobilde Şirket yaptığı açıklamada, yeni uygulama ile daha önce yalnızca web üzerinden yapılabilen birçok işlemin artık doğrudan mobil uygulama üzerinden gerçekleştirilebildiği vurguladı. Ayrıca, yenilenen Mobil 186’da arıza bildirimi, sayaç ve endeks işlemleri, kesme-açma talepleri, kaçak ihbarı, kalite tazminatı sorgulama ve başvuru ile cihaza bağlı hasta var bildirimi talebi gibi pek çok işlemin hızlı ve kolay şekilde yapılabildiği aktarıldı. Yeni mobil uygulama ile planlı ve arıza kaynaklı kesintiler artık harita üzerinden görüntülenebiliyor. Mobil 186’nın öne çıkan bu yeniliği sayesinde kullanıcılar yaşadıkları bölgeyi harita üzerinde işaretleyerek kesinti bilgilerine ulaşabiliyor, kesinti detaylarını harita veya liste görünümünde görüntüleyebiliyor. Kullanıcılar dilerlerse planlı kesintileri telefonlarının takvimine ekleyerek hatırlatma oluşturabiliyor. Bu özellikle birlikte müşterilerin enerji kullanım planlarını daha kolay ve öngörülebilir şekilde yönetmesi hedefleniyor. Kullanıcılar ayrıca başvurularının durumlarını uygulama içinden takip ederek süreç hakkında anlık bilgilendirme alabiliyor. Kişiselleştirilmiş kullanıcı alanları Yeni Mobil 186, kullanıcıların ihtiyaçlarına göre şekillendirebileceği kişiselleştirilmiş alanlar sunuyor. Kullanıcılar geçmiş başvurularını ve başvuru detaylarını görüntüleyebilirken, birden fazla tesisat ekleyip her tesisata özel isim verebiliyor. Telefon ve e-posta gibi kişisel bilgilerin uygulama üzerinden güncellenebilmesi kullanım kolaylığı sağlarken, bildirim geçmişi de uygulama içinden takip edilebiliyor. Ayrıca planlı kesintilerin kişisel takvime eklenebilmesi sayesinde kullanıcılar enerji kullanımını daha etkili bir şekilde planlayabiliyor. "Dijitalleşme yatırımlarımızla müşteri deneyimini sürekli geliştiriyoruz" Yenilenen mobil uygulama ile müşterilere daha verimli ve hızlı hizmet vermeyi hedeflediklerini belirten Enerjisa Dağıtım Şirketleri Genel Müdürü Oğuzhan Özsürekci, "Enerjisa Dağıtım Şirketleri olarak yeni Mobil 186 uygulamamızı kullanıcılarımızın günlük ihtiyaçlarını çok daha hızlı, sade ve kişiselleştirilmiş bir şekilde karşılayabilmeleri için geliştirdik. Kesintilerin harita üzerinden takip edilmesi, takvime eklenmesi ve yeni başvuru kategorilerinin eklenmesi gibi kolaylıklarla müşteri deneyimini güçlendirmeye devam ediyoruz. Dijitalleşme odağımızla hizmet kalitemizi artırmaya ve kullanıcılarımızın hayatını kolaylaştıracak çözümler üretmeye devam edeceğiz" dedi.
Ceviziyle öne çıkan Gölpazarı’nda üretim zinciri güçleniyor
29 Aralık 2025 Pazartesi - 09:40 Ceviziyle öne çıkan Gölpazarı’nda üretim zinciri güçleniyor Gölpazarı Kaymakamı Feyza Nur Kılıç, ilçelerinin geçim kaynağı olan ceviz üretiminin öne çıkarak güçlendiğini söyledi. Gölpazarı Kaymakamı Feyza Nur Kılıç; Gölpazarı İlçe Tarım ve Orman Müdürü Nurettin Kartal ile Ziraat Odası Başkanı Mehmet Denizli ile birlikte ilçede faaliyet gösteren Ceviz İşleme ve Kurutma Tesisi’nde incelemelerde bulundu. Gölpazarı’nda yetişen ve lezzetiyle bilinen cevizlerin tesisteki işlenme, kurutma ve paketleme aşamaları yerinde görüldü. "Cevizlerimizin işlenerek katma değere dönüşmesi, hem üreticimiz hem de ilçemiz için büyük kazanımdır" Gölpazarı Kaymakamı Feyza Nur Kılıç, "Tesis, bölge üreticisine sağladığı katkılar ile yerli ve kaliteli tarım ürünlerinin ekonomiye kazandırılması açısından önemli bir rol üstleniyor. Ceviziyle tanınan Gölpazarı’nda, üretimin desteklenmesi ve tarımsal ürünlerin katma değeri yüksek şekilde pazara sunulmasının kırsal kalkınmaya önemli katkı sağlıyor. İlçemizde yürütülen çalışmalar, üreticilerin gelir düzeyini artırmaya ve tarımsal sürdürülebilirliği güçlendirmeye yönelik. Gölpazarı’nın bereketli topraklarında yetişen cevizlerimizin işlenerek katma değere dönüşmesi, hem üreticimiz hem de ilçemiz için büyük kazanımdır. Üretmeye, büyümeye ve emeğin değerini birlikte artırmaya devam edeceğiz" dedi.
Jeotermal, 2025’te yatırım uykusundan uyandı
29 Aralık 2025 Pazartesi - 09:22 Jeotermal, 2025’te yatırım uykusundan uyandı 2025 yılı, Türkiye’nin elektrik enerjisi kurulu gücüne 1758 Megavat (MW) seviyesinde pay sahibi olan jeotermal enerjide yatırım uykusundan uyanıldığı bir yıl oldu. Türkiye Elektrik iletim A.Ş (TEİAŞ) verilerine göre bu yıl içerisinde baz yük konumunda olan 67 MW kurulu güçte jeotermal enerji santrali devreye alınırken, yatırımcı şirketlerin envanterinde süreçleri devam eden 300 MW seviyesinde proje stoğu bulunuyor. Sektörün 2025 yılındaki gelişim çizgisini değerlendiren Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye’nin jeotermalin tüm kullanım alanlarında dünya lideri olabilecek potansiyele sahip olduğunu belirtti. "31 Aralık 2030 kısıtı 2040’a uzatılmalı" Enerji üretimi, jeotermal seracılık, konut ısıtması, termal turizm, kurutma tesisleri, balıkçılık, madencilik gibi alanlarda yapılan yatırımların, Türkiye’ye çevresel ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından uzun vadeli fayda sağladığına işaret eden Kındap, "Türkiye olarak keşfi tamamlanmış jeotermal potansiyelimizin yüzde 11 gibi çok düşük bir yüzdesini kullandığımız halde bile dünyanın 4’üncü, Avrupa’nın lider ülkesi konumundayız" dedi. Türkiye’yi 2030 yılında 3000 MW jeotermal kaynaklı elektrik enerjisi kurulu güç hedefine ulaştıracak yatırımların, Yenilenebilir Enerji Destekleme Mekanizması kapsamına alınması için 31 Aralık 2030 tarihine kadar işletmeye alınması zorunluluğu olduğunu anımsatan Kındap, sektör olarak bu sürenin 2040’a kadar uzatılmasını talep ettiklerini söyledi. Kındap, "Jeotermal enerjiye yatırım yapmak isteyen yatırımcılarımız; lisans, izin, ruhsat, arazi alımı, ÇED, sondaj, kaynak verimliliğinin saptanması, santralin inşası ve devreye alınması aşamalarını en iyimser ihtimalle beş yılda tamamlayabiliyor. Bugün pek çok yatırımcı şirketin jeotermal enerjiye yatırım yapmak istediğini biliyoruz. Ancak 30 Aralık 2030 tarihe kadar yatırımlarını devreye alamama ihtimali yatırımcıyı düşündürüyor. Bugünkü mevzuata göre, bugün jeotermale yatırım yapma kararı veren pek çok yatırımcının YEKDEM kapsamına girmesi teknik olarak mümkün olmayacak." dedi. Türkiye’nin enerji bağımsızlığının yanı sıra; baz yük konumunda olan yerli, temiz ve sürdürülebilir enerji ihtiyacı için jeotermalin en önemli alternatif olduğunu kaydeden JED Başkanı Ali Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı: "Dünyanın en yeni ve çevreci santralleri Türkiye’de" "Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ve Avrupa Konseyi gibi kurumların enerji odaklı politika önerilerinde, jeotermale çok önemli rol veriliyor. Pek çok Avrupa ülkesi, özellikle konut ısıtmasında Rusya kaynaklı doğalgaza bağımlılığın azaltılması için jeotermali en önemli seçenek olarak yatırım odağına alıyor. Ülkemizim ‘2053 Net Sıfır’ iklim hedefi için jeotermalin ısıtma ve soğutmada doğalgaza ikame edilmesi şart. Sektörümüz potansiyel olarak buna hazır. Ancak bu büyük enerji dönüşümün kamunun stratejik planlarına eklenmesini istiyoruz. Uluslararası enerji kurumları, dünya genelinde 20 bin MW’a yaklaşan jeotermal kaynaklı elektrik enerjisi kurulu gücünün 2050’ye kadar beş kat artarak 100 bin MW seviyesine ulaşacağını öngörüyor. Tüm bu veriler elimizde iken, bin 500’ün üzerinde doğal çıkış noktasına sahip bir jeotermal cennet olan Türkiye’nin, bu kaynağa sırtını dönmesi mümkün değildir. Dünyanın en yeni ve en gelişmiş teknolojilerine sahip jeotermal santrallerimiz; çevreye, insana ve doğaya saygılı üretimleri ile ülkemiz için değer yaratmayı sürdürecek. Sektörümüze yönelen pek çoğu bilgi eksiğine dayanan çevre odaklı eleştirileri dikkatle izliyoruz. Jeotermalin çevre ve doğa dostu bir enerji kaynağı olduğunu tüm yurttaşlarımızın bilmesi için çalışıyoruz." Gıda arz güvenliği için stratejik önemde Jeotermalin, enerji üretiminin yanı sıra tarımsal üretim ve gıda arz güvenliği için stratejik bir öneme sahip olduğunu hatırlatan Kındap, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bu yönde projelendirdiği Organize Tarım Bölgelerinin (OTB) jeotermal kaynaklarla ile entegre edilmesi yönündeki çalışmaları desteklediklerinin altını çizdi. Bugüne kadar 42 ilde projelendirilen 61 OTB’nin 15’inin jeotermal enerji ile entegre edildiği bilgisini veren Ali Kındap, Gönen’de kurulacak OTB’nin bu alanda dünyanın en büyük projesi olacağını vurguladı. Termal turizm potansiyelin çok altında Türkiye’nin termal turizm alanında potansiyelinin çok gerisinde olduğunu söyleyen JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, "2026 ve sonrasında hizmete girmeye hazırlanan 18 termal otel ile birlikte ülkemizin termal yatak sayısı 8 bin 738’e ulaşacak. Ancak bu seviyeyi asla yeterli görmemeliyiz. Jeotermal kaynaklı enerji üretiminde dünyanın 10’uncu ülkesi olan ve Türkiye ile kıyaslanmayacak kadar az kaynaklara sahip Japonya’nın termal sağlık turizminden 20 Milyar Doların üzerinde gelir elde ettiği ortada iken bizim de en az 20 milyar dolar gelir hedefi belirlememiz gerekiyor." dedi.