Son Dakika
|
e-Devlet'i kopyalayıp TOKİ vurgu yaptılar
Uşak Belediyesi’ne operasyon: Belediye başkanı ile birlikte 11 kişi gözaltına alındı
Galatasaray - Fenerbahçe derbisinin tarihi belli oldu
İstanbul'da 4 cezaevi aracı kaza yaptı
İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Minab'daki okul saldırısı savaş suçudur"
Üç kişinin öldüğü bar saldırısının dehşet anları
İran Devrim Muhafızları: "Hürmüz Boğazı kapalıdır, her türlü gemi geçişi sert karşılık bulacaktır"
Uşak Belediyesi’ne rüşvet operasyonu: Başkan da dahil 11 gözaltı
Trump: "İran, benimle anlaşma yapmak için yalvarıyor"
İran, ABD'nin 15 maddelik teklifine resmen yanıt verdi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
İran Meclis Başkanı Galibaf'tan ABD'deki "Krallara Hayır" protestolarına destek
ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği: "Irak’taki üniversitelerimiz hedef alınabilir"
Bakan Kurum: "Daha adil bir dünya sıfır atık ile mümkün"
Pakistan Dışişleri Bakanı Dar, Mısırlı mevkidaşı Abdelatty'i karşılarken dengesini kaybetti
Ermenistan Başbakanı Paşinyan’a kilisede saldırı teşebbüsü
Bakan Fidan, Mısırlı mevkidaşı Abdelatty ve Pakistan Başbakanı Şerif ile bir araya geldi
İran Hükümet Sözcüsü Muhacerani: "Sürdürülebilir barışa hazırız"
EKONOMİ
Ticaret Bakanlığı’ndan CHP’li bazı milletvekillerinin "İsrail ile ticaretin sürdüğü" iddialarına yalanlama
29 Mart 2026 Pazar - 18:09:08
Ticaret Bakanlığı, "Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi istatistikleri ve devlet kurumlarının açıklamalarına rağmen Cumhuriyet Halk Partisi’nin bazı milletvekillerinin İsrail İstatistik Kurumu’na itibar etmeyi tercih ederek ortaya attıkları ‘İsrail ile ticaretin sürdüğü’ iddiaları yalandır" açıklamasını yaptı. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Türkiye Cumhuriyeti’nin 2 Mayıs 2024’te almış olduğu kararla tam 23 aydır Türkiye’den İsrail’e bütün ürün gruplarında ihracat, ithalat, serbest bölge ve transit ticaret tamamen durdurulmuştur. Hatta Türk bayraklı ve İsrail bayraklı hava ve deniz ulaştırması bile yapılmamaktadır. Gümrüklerde ve serbest bölgelerimizde İsrail ile ticaret işlemi yapılamaz. 2 Mayıs 2024’ten bu yana İsrail ile ticaret sıfırdır. Gümrük sistemi kapalıdır. 2 Mayıs 2024 tarihinden sonra ülkemizden İsrail’e yönelik ihracat ve ithalat için tescil edilmiş hiçbir gümrük beyannamesi veyahut İsrail’den ülkemize ulaşan hiçbir İsrail sevkiyatı bulunmamaktadır. İhracat ve ithalat rakamları her ay Ticaret Bakanlığımız ve Türkiye İstatistik Kurumu tarafından da şeffaf olarak yayınlanmaktadır. Diğer taraftan 7 milyona yakın Filistinli’nin ölüm kalım mücadelesi verdiği ve kutsal toprakları savunduğu, hayatta kalmaya çalıştığı bir ortamda, ihtiyaç duydukları acil ürünler için Filistin Milli Ekonomi Bakanlığı’nın tek tek yazılı onay verdiği ve Filistin topraklarındaki ihtiyaçlara yönelik sevkiyat, Filistin Milli Ekonomi Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığımızın kontrolünde ve ancak ithalatçısı ve Filistin varışlı olduğu teyit edilerek gerçekleşmektedir. 7 Haziran 2024’te Filistin hükümeti ile varılan resmi anlaşma gereği, bu malların münhasıran Filistin tarafından kullanıldığı, Filistin Milli Ekonomi Bakanlığı tarafından da müteaddit defalar açıklanmış bulunmaktadır. Bu rakamlar Ticaret Bakanlığı gümrük verileri ve TÜİK verileri ile sabittir. Diğer taraftan, Filistin toprakları ile yapılan ve ayda 50-60 milyon dolar civarındaki ticaret de, Filistin’in limanı, gümrüğü olmadığı için İsrail’in iki limanı üzerinden yapılabilmektedir. Bu gerçeği CHP’li milletvekilleri de bilmektedirler. Filistin’e yapılması zorunlu düşük rakamlı ihracatı da İsrail’e yapılıyor diye iftira atarak, Filistin’in can damarını kesmeye çalışma çabası içindedirler" denildi. Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: "Türkiye, İsrail’e ekonomik baskılar yaparak dünya ile birlikte Gazze’de ateşkesi sağlamak için 7 Ekim 2023’ten önce aylık ortalama 600-700 milyon dolar ihracat yaptığı İsrail’e ihracatından 2 yıldır feragat etmiştir. Başka bir deyişle bu iki yıllık dönemde toplam 13-14 milyar doları aşkın ihracattan Filistin davasını ve mazlum Filistinli kardeşlerimizi desteklemek için feragat etmiştir. İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü soykırım, masum sivilleri hedef alan insanlık dışı saldırıları ve uluslararası hukuku yok sayan zulmü karşısında Türkiye devleti, hükümeti ve milleti olarak her daim Filistinli kardeşlerimizin yanında olmuştur. İsrail’e ekonomik ve ticaret ambargosu uygulayan yegane öncü ülke olmuştur. Türkiye, Gazze’ye, Gazze halkına, Batı Şeria’ya en çok yardım gönderen, tıbbi yardım sağlayan ülke olmuştur. Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde ülkemizin ve hükümetimizin bu ilkeli duruşu, başta Filistinli kardeşlerimiz olmak üzere tüm İslam dünyasından, hatta vicdanlı diğer milletlerden takdir görmüştür ve görmektedir. CHP’li bazı milletvekilleri de bu utanılacak iddialarına ve iftiralarına sarılmak yerine Türkiye Cumhuriyeti’nin bu asil ve kararlı duruşundan gurur duyabilirler. Defaeten açıklandığı üzere çarpıtma haberler ve CHP’li bazı milletvekillerinin zaman zaman yaptığı bu açıklamalar, ’Türkiye sanki halen İsrail’e ihracat yapıyormuş’ algısı oluşturmaya yönelik bir iftira mahiyetindedir. Bu yalanların Türkiye’nin, hükümetimizin İsrail’in soykırımlarına karşı politika ve tedbirlerini itibarsızlaştırmayı ve düpedüz İsrail’in çıkarlarına hizmet etmeyi amaçladığı açıktır. Filistinli vatandaşların yaralarının sarılması, temel ihtiyaçlarının karşılanması ve Gazze’ye insani yardımın kesintisiz ulaştırılması için tüm imkanlarımızı seferber etmeye, bu çerçevede hem İsrail’in manipülasyonları hem de ona hizmet eden içerideki iftiracılarla mücadele etmeye devam edeceğiz. Tarih ve toplumsal vicdan, kimlerin mazlum Filistinlilerin yanında olduğunu, kimlerin de İsrail’in çıkarlarına hizmet ettiğini kaydetmektedir. Bu itibarla hükümetimizin, Ticaret Bakanlığımızın bu konudaki resmi, gerçek ve istatistiki verilere dayalı açıklamalarına itibar edilmesi, İsrail’e hizmet eden, İsrail istatistikleri ve istihbaratından beslenen yalanlara, çarpıtma haberlere itibar edilmemesi hususunu kamuoyumuzun dikkatine saygılarımızla sunarız."
29 Mart 2026 Pazar - 17:23
Sivas’ta 2 ayda 48 şirket kuruldu
Türkiye Odalar Borsalar Birliği (TOBB); bu yılın ilk 2 ayında "Kurulan ve Kapanan Şirket İstatistikleri" ile ilgili elde ettiği verileri açıkladı. TOBB´dan derlenen bilgilere göre Sivas´ta 2 ayda toplam 48 şirket, 1 kooperatif ve 15 gerçek kişi ticari işletmesi kuruldu. Bahsi geçen zaman dilimi içerisinde 12 şirket ve 1 kooperatif tasfiye edilirken 14 şirket ve 5 gerçek kişi ticari işletmesi de kapatıldı. Sivas´ta kurulan 48 şirketin sermayesi 138 milyon 550 bin lira olarak açıklandı.
29 Mart 2026 Pazar - 12:34
Muğla yatırım bütçesi 2 yılda yüzde 85 arttı
Dünya’nın ve Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biri olan, sahip olduğu verimli toprakları ile tarım, kültürel ve tarihi değerleri ile de kültür ve sanatın merkezi olan Muğla’da Büyükşehir Belediyesi kente değer katan yatırımlarına devam ediyor.2024 yılından sonra yatırım bütçesini ortalama yüzde 85 arttırarak 10 milyar 687 milyon TL’ye çıkaran Büyükşehir Belediyesi altyapıdan, yollara, sağlıktan tarıma birçok alanda Muğla’nın 13 ilçesinde yatırımlarına devam ediyor. 2024 yerel seçimlerinden sonra Muğla’nın 13 ilçesinin hizmet ihtiyacına göre yol haritasını belirleyen Büyükşehir Belediyesi yatırım bütçesinde artışa gitti. Alt ve üstyapıları ile modern bir şehir oluşturmak, tarımda üreten köylüye destek vermek, Muğla’nın yeşil ve mavisini korumak, sosyal belediyecilikle vatandaşların yanında olmak için Büyükşehir Belediyesi yatırım bütçesini 10 milyar 687 milyon TL’ye çıkardı. Uluslararası kredilendirme kuruluşlarından en yüksek notu alan, Büyükşehir Belediyeleri arasında borçsuz belediyelerden biri olan Muğla Büyükşehir Belediyesi Muğla için temeller atmaya, yatırımlarını hayata geçirmeye devam ediyor. Başkan Aras: "Muğla’nın parası hemşehrilerimizin için yatırıma dönüşüyor" 31 Mart Yerel seçimlerinin üzerinden geçen iki yıl içinde Muğla’da altyapıdan tarıma, sağlıktan ulaşıma birçok alanda yatırımların artarak devam ettiğini söyleyen Başkan Aras, Muğla’nın bütçesinin hemşerilerine hizmet olarak geri döndüğünü söyledi. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras; "Dünya’nın ve Türkiye’nin en önemli kentlerinden biri olan Muğla’mızda yaşayan, şehrimizi ziyaret eden yerli ve yabancı misafirlerimize en iyi hizmeti vermek için var gücümüzle çalışıyoruz. Geride bıraktığımız iki yılda seçim öncesi verdiğimiz sözlerin yanı sıra kentimizin ihtiyacı olan birçok hizmeti hayata geçirdik. 7’den 70’e vatandaşlarımızın huzur ve mutluluğu için yeni Yaşam Evleri, Gündüz Bakımevleri’nin temelini atarken üreten köylümüzü de yalnız bırakmadık. Yerel tohumdan, fidan desteğine, arıcılıktan büyük ve küçükbaş hayvancılık desteklemelerine kadar her kalemde üreten köylümüzün elinden tuttuk. Muğla’mızın kıyılarını korumak, yeşil ve mavimizi gelecek nesillere tertemiz bırakmak için 7 atık alım teknemizle denizlerde hizmet verdik. Bu hizmetimizi tüm kıyılarımızda yaygınlaştırmak için tekne sayımızı 12’ye çıkarıyoruz" dedi. "Muğla herkes için önemli bir şehir" Muğla’nın altyapısına ve yollarına da büyük yatırım yaptıklarını söyleyen Başkan Aras, 13 ilçede 435 kilometre yeni, güvenli yolu vatandaşların hizmetine sunduklarını belirtti. Başkan Aras; "Muğla sadece üzerinde yaşayanların değil, dünyanın her yerinden gelen misafirleri ağırlayan, herkesin hayatında en az bir kere ziyaret etmek istediği bir şehir. Bu şehir için modern ve güvenli yolların yanı sıra güçlü bir altyapı yapmak için de yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Bodrum’dan Fethiye’ye dünyanın en önemli turizm markalarını yeni sezona hazırlamak, önem ve aciliyet sırasına göre eksikliklerini gidermek için var gücümüzle çalışıyoruz. Muğlalı hemşehrilerimizin huzuru ve mutluluğu için Muğla’mızın bütçesini şehrimize hizmetlere harcıyoruz" diye konuştu.
29 Mart 2026 Pazar - 11:14
Bozkırın sarı devleri hasat için bakıma alındı
Yozgat’ın Yerköy ilçesinde biçerdöver ustaları, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde başlayacak hasat sezonu öncesinde yoğun mesaiye başladı. İlçede hummalı bir çalışma yürütülürken, bakımı tamamlanan biçerdöverler tırlara yüklenerek hasat için yola çıkmayı bekliyor. Yozgat’ın Yerköy ilçesinde biçerdöver tamircilerinin bakım mesaisi başladı. Türkiye’nin birçok noktasında hasat yapacak olan vasıtalar, ustaların elinden geçti. Biçerdöver tamircisi Güner Kozan, sezon öncesi yapılan bakımın hayati önem taşıdığını belirterek, "Biçerler sezon başlangıcında gelirler, biz bakımlarını yaparız. Sanayideki işlemleri bittikten sonra tekrar tırlara yüklenerek güneydoğu sezonuna gider. Gitmeyen arkadaşlar da buradaki sezondan başlarlar. Biz bütün işlemini yapıyoruz. Kayışları, kasnakları, bilyaları, bıçakları. Tam periyodik bakım yapıyoruz. Yani check up gibi bir şey. Bizden sonraki bakımı da bittiği zaman şanzıman, motor. Yani bu bakımlar olmadan da zaten bu biçer araziye gidemez" dedi. "Sezonda yüzün üzerinde biçere kaporta boya yapıyoruz" Kaporta ve boya ustası Ramazan Türkmen ise biçerdöverlerin dış aksamlarının da yenilendiğini ifade ederek, "Biçerdöver tablasını boyuyoruz şu an. Sarı kısmını bitirdik. Şimdi siyahına geçtik, tırmığı boyayacağız. Azami boya aksamı ve kaporta yenileme yapıyoruz. Öyle yani bakım aksamını arka karşıdaki arkadaşlar yapıyor. Devrik, yanık biçerleri biz yapıyoruz burada. Sezonda yüzün üzerinde biçer kaporta boya yapıyoruz" dedi. "Yerköy’de biçerdöveri olmayana kız vermezler" Yıllardır sektörde çalışan Mustafa Türkmen de Yerköy’ün biçerdövercilikte önemli bir merkez olduğunu vurgulayarak, "12 yaşından 54 yaşıma kadar bu biçer sektöründe yoğuruldum. Biçer pirini bilirim ben. Ben kendim de çalışıyorum vatandaşlara da yardımcı oluyorum. Bu aylarda güneydoğuya, Hatay’a, Urfa’ya, Mardin’e, Kızıltepe’ye güneydoğunun her iline biçer gönderiyoruz. Bundan 20 gün sonra başlarlar. Oradan dönüşte bir şeyden çoğu arızalanıyor. Çoğu devriliyor, kimi yanıyor. Yine benim dükkana geliyor yapılıp geri işe devam ediyorlar. Bu şekilde uğraşıyoruz. 3 bin 500 tane biçer var. Bizim Yerköy’de biçerdöveri olmayana kız vermezler" ifadelerini kullandı. Hasat sezonunun başlamasına sayılı günler kala Yerköy’deki ustaların yoğun mesaisi sürerken, bakımı tamamlanan biçerdöverler Türkiye’nin dört bir yanında ekin biçmek için gün sayıyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
29 Mart 2026 Pazar- 11:12
Hobi olarak başladığı mantar yetiştiriciliğinde günde 1 tona yakın hasat elde ediyor
2
28 Mart 2026 Cumartesi- 11:59
Tavşanlı’da 114 çiftçiye yüzde 75 hibeli Aspir tohum desteği
3
28 Mart 2026 Cumartesi- 14:53
Kastamonu Üniversitesi, sınai mülkiyet alanında kentin yenilik ekosistemine katkı sunuyor
4
27 Mart 2026 Cuma- 23:02
Yenişehir Yağlı Tohumlar Kooperatifi Başkanı Çetin: "Çiftçi umudunu kaybetmedi"
5
27 Mart 2026 Cuma- 12:03
Bakan Yardımcısı Polat: "İlk ekolojik market pilot il ilan edilen Kastamonu’da açılacak"
26 Aralık 2025 Cuma - 10:43
Kocasinan OTB’de dev imzalar atıldı
Kayseri Ticaret Borsası (KTB) öncülüğünde hayata geçirilmesi planlanan Jeotermal Kaynaklı Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB) Projesi büyümeye devam ediyor. Kayseri’nin tarımsal üretim kapasitesini üst seviyeye taşıyacak olan Kayseri Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas Jeotermal Kaynaklı Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB) Kayseri’yi tarımsal üretimde zirveye yerleştirecek. Bu kapsamda Kayseri’de modern tarım ve sanayinin geleceği olarak nitelendirilen Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas Jeotermal Kaynaklı Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB), sunduğu imkanlar ve stratejik avantajlarıyla yatırımcıların odak noktası oldu. Altyapı çalışmalarının hız kazanması ve jeotermal kaynaklardan gelen müjdeli haberlerle birlikte bölge, Türkiye’nin en prestijli yatırım havzalarından biri haline geldi. Bölgede gerçekleştirilen jeotermal sondajlardan elde edilen yüksek sıcaklık ve debi oranları, ’Mutlu Haberler’ olarak yatırımcı nezdinde yankı buldu. Altyapı inşaat ihalesinin sonuçlanması; elektrik, su ve yol hatlarının eş zamanlı olarak sahaya inmesiyle birlikte sera yatırım iştahı rekor seviyeye ulaştı. Hem üretim hem de sanayi parselleri için gelen yoğun talepler, projenin "cazibe merkezi" kimliğini tescilledi. Geleceğin üretim üssü için imzalar atıldı Projenin tüm yönetim ve uygulama süreçlerini büyük bir kararlılıkla yürüten Yönetim Kurulu Başkanı Recep Bağlamış ile projenin her aşamasını yakından takip ederek hayata geçmesi noktasında yoğun gayret gösteren Vali Yardımcısı ve OTB Müteşebbis Heyet Başkanı Ömer Tekeş, yeni yatırımcılarla gerçekleştirilen sözleşme töreninde bir araya geldi. İmza töreninde konuşan Başkan Recep Bağlamış, yatırımcı iştahının altını çizerek; "Kocasinan Jeotermal OTB, sadece bir sera projesi değil, Kayseri’nin tarım ekonomisini dünya standartlarına taşıyacak dev bir cazibe merkezidir. Jeotermal kaynaklarımızdan gelen verimli sonuçlar ve altyapıdaki kararlı adımlarımız, yatırımcı iştahını her geçen gün daha da artırıyor. Bugün attığımız imzalar, buradaki potansiyelin ne kadar yüksek olduğunun en net kanıtıdır. Bölgeye sadece tesis değil, bir gelecek inşa ediyoruz. Yatırımcımızın bu güveni, Kayseri’yi jeotermal tarımın başkenti yapacaktır" ifadelerini kullandı.
26 Aralık 2025 Cuma - 10:28
Vodafone Business ile ODAŞ’tan stratejik teknoloji hamlesi
Enerji sektörünün güçlü oyuncularından ODAŞ’ın bilişim teknolojileri altyapısı, Vodafone Business’ın yeni nesil bulut ve güvenlik çözümleriyle modernize edilerek, kesintisiz erişilebilirlik, güçlü siber koruma ve merkezi ağ yönetimi sağlayan hibrit bir yapıya dönüştürüldü. Vodafone Business, enerji sektörünün öncü şirketlerinden ODAŞ ile gerçekleştirdiği stratejik iş birliği kapsamında şirketin bulut tabanlı yapılara geçişini sağladı. Bu kapsamlı dönüşümle birlikte şirket, veri merkezi modernizasyonundan yedekleme ve kurtarma çözümlerine kadar birçok kritik alanda yeni nesil teknolojilere dayanan hibrit bulut modeline geçti. Yeni altyapı sayesinde şirketin sanallaştırma sistemleri modernize edildi; veri merkezi süreçleri ise yüzde 99,9 kesintisiz çalışma ve yüksek erişilebilirlik hedefiyle yeniden yapılandırıldı. Yedekleme, kurtarma sistemleri ve profesyonel hizmet seviyeleri Vodafone Business güvencesine alınırken; siber güvenlik saldırılarına karşı DDOS koruması ve güvenlik duvarı (firewall) hizmetleri devreye alınarak proaktif tehdit önleme sağlandı. Ağ yönetimi ve veri merkezi tarafında tüm cihazlar merkezi olarak izlenebilir hale gelirken, trafik anormalliklerinin anında tespit edilmesi mümkün oldu. Bu sayede şirketin, operasyonları hem daha güvenli hem de daha verimli şekilde yönetebilir bir yapıya kavuştu. "Enerji sektörüne örnek olacak bir iş birliği gerçekleştirdik" İş birliğiyle ilgili bir açıklama yapan Vodafone İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu şu değerlendirmeyi yaptı: "Şirket, bu iş birliğiyle Türkiye’de enerji sektöründe Vodafone Business hizmetlerini kullanan şirketlerden biri haline geldi. Şirketin kendi fiziksel ortamında kurulu ve çalışıyor olduğu bir yapıdan hibrit bulut modeline geçiş, yalnızca teknik bir dönüşüme değil; enerji sektörünün ihtiyaçlarına özel kurguladığımız fiyatlandırma modelleri, güvenlik katmanları ve yönetimli hizmet yapısıyla sektörde örnek gösterilebilecek bir iş birliğine dönüştü. Platform olarak oluşturduğumuz bu yeni nesil altyapının, şirketin operasyonel verimliliğini ve dijital güvenlik seviyesini önemli ölçüde güçlendirdiğine inanıyoruz." "Dijital güvenlik ve süreklilikte stratejik bir adım" ODAŞ COO’su Caner Demirayak iş birliğiyle ilgili şöyle konuştu: "Bu adımı yalnızca bir hizmet alımı değil, uzun vadeli bir teknoloji ortaklığı olarak görüyoruz. Bu iş birliği sayesinde teknoloji altyapımızın dijital güvenlik ve sürekliliğini güçlendirdik; operasyonlarımızı siber tehditlere karşı daha güvenli, daha verimli ve regülasyonlara uyumlu şekilde yönetiyoruz. Platform ile gerçekleştirdiğimiz bu kapsamlı dijital dönüşüm, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına yanıt vermekle kalmıyor, aynı zamanda yarının akıllı, güvenli ve sürdürülebilir enerji dünyasını da inşa etmemize olanak sağlıyor. Bu iş birliği sayesinde, operasyonel verimliliğimizi artırırken inovasyon odaklı bir altyapıyla sektörün dijitalleşme yolculuğuna öncülük ediyoruz" dedi. Yapılan açıklamaya göre şirket, Vodafone Business ile yaptığı iş birliği kapsamında bulut çözümlerinin birleşimi olan hibrit bulut çözümlerini kullanmaya başladı. Böylelikle daha esnek, ölçeklenebilir ve operasyonel maliyetleri düşüren bir yapı oluşturmuş oldu. Hibrit Bulut çözümlerinde sistemlerin bir bölümü kendi fiziksel ortamlarında (on-prem), bir bölümü de bulut ortamında çalışarak esneklik ile güvenliği birleştiriyor.
26 Aralık 2025 Cuma - 10:19
İTO, 800 bin üyesi için "yapay zeka tabanlı chatbot’u" 2026’da devreye alacak
İstanbul Ticaret Odası (İTO), 800 bini aşkın üyesine hizmet süreçlerini hızlandırmak ve verimliliği artırmak amacıyla yapay zeka tabanlı uygulamaları hayata geçirmeye hazırlanıyor. İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, Oda’nın 2025 Faaliyet Raporu ile 2026 İş Programı ve Bütçesi’nin ele alındığı Olağanüstü Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, 2026 yılı itibarıyla yapay zeka destekli chatbot (sanal asistan) ve otomasyon sistemlerinin Oda hizmetlerine entegre edileceğini açıkladı. Oda üyelerinin taleplerine daha hızlı yanıt verebilmek, işlem sürelerini kısaltmak ve hizmet kalitesini artırmak için yapay zekadan etkin şekilde faydalanacaklarını belirten Avdagiç, dijital dönüşümün Oda’nın öncelikli stratejik alanlarından biri olduğunu vurguladı. Avdagiç, "2026 yılında üye hizmetlerimizi daha nitelikli hale getirmek için iş süreçlerimize yapay zeka destekli çözümleri mutlaka dahil edeceğiz. Bu amaçla Ticaret Sicili ve MERSİS Destek Formu’na ek olarak, temel soruların cevaplandırıldığı bir chatbot (sanal asistan) oluşturacağız. Bunun çalışmalarına başladık. Yapay zeka destekli çözüm ile zaman kaybını önlemeyi ve üye memnuniyetini artırmayı hedefliyoruz." açıklamasını yaptı. "İş süreçlerini tek bir veri tabanında topladık" Bu doğrultuda HAVELSAN iş birliği ile DİJİTO Projesi kapsamında FAZ-1 ve FAZ-2 modüllerini başarıyla devreye aldıklarını hatırlatan Avdagiç, Oda’nın 20 müdürlüğünün farklı platformlarda yürütülen süreçleri tek bir merkezde toplayarak tamamen dijitalleştirdiklerini bildirdi. Böylece İTO’nun dijital dönüşümünün birinci evresini tamamladıklarını belirten Avdagiç, şöyle devam etti: "Tüm iş süreçlerini tek bir veri tabanında topladık. Kurum için değerli bir büyük veri (big data) altyapısı oluşturduk. Bu veri havuzu üzerinden veri madenciliği çalışmaları yaparak üye bazlı gelişmiş raporlamalar üretmeye başladık. Hepsinden önemlisi de yapay zeka, robotik iş süreçleri ve chatbot altyapıları için gerekli ortamı sağladık. Şimdi dijital dönüşümü bir ileri safhaya taşıyacak yapay zeka dönemine hazırlanıyoruz. Bütün eforumuzu ve dikkatimizi buna odaklamış durumdayız." Avdagiç, yerli bir proje olan DİJİTO Projesi ile "3 milyon 698 bin 938 satır" kod yazıp, 341 milyon 173 bin 144 kaydı yani veriyi dijital ortama aktardıklarını söyledi. "2026’da üyelerimiz için dijital servisleri genişleteceğiz" Avdagiç, "İTO kurumsal portalını (www.ito.org.tr), güncel teknoloji standartlarına uygun şekilde yeniledik. Ayrıca ödemeden randevu sistemine kadar çeşitli hizmetlerimizin sorunsuz gerçekleşmesi için ciddi yazılım geliştirme çalışmaları yaptık. Dijitalleşmenin dezavantajlarından biri olan siber güvenliği en üst seviyede sağlayacak önlemleri devreye aldık. 2026’da gerçekleştirmek istediğimiz hedeflerimiz arasında ise ‘yapay zeka ve otomasyon, siber güvenlik, veri odaklı karar mekanizmaları, yeşil IT ve sürdürülebilirlik’ yer alıyor. 2026’da üyelerimiz için dijital servisleri genişleteceğiz" bilgisini verdi. 2026 hedeflerine değinen Avdagiç, "Yapay zeka, otomasyon ve veri yönetimi alanlarında atacağımız adımlar, İTO’nun hizmet kalitesini yeni bir seviyeye taşıyacak" değerlendirmesinde bulundu. İTO hamilik yaptığı meslek okulu sayısını 100’e çıkarmayı hedefliyor Avdagiç, konuşmasında Oda’nın mesleki eğitim konusundaki çalışmaları hakkında da bilgi paylaştı. Mesleki Eğitim İş Birliği Protokolü çerçevesinde hayata geçirilen İTO Hamilik Projesi’nde bir atılım dönemi yaşadıklarını belirten Avdagiç, "Meslek liselerine hamilik, öncelikli konumuz. 54 olan hamilik yaptığımız okul sayısını 2025 yılı itibariyle 59’a çıkardık. Makul zamanda ilk hedefimiz bu sayıyı 100’e çıkarmak. TOBB Mesleki Eğitim İş Birliği Protokolü kapsamında bir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin hamiliğini de yürütüyoruz. Okullarımıza ayırdığımız bütçeyi de ciddi oranda yükselttik." bilgisini verdi. 2025 yılında AB Erasmus+ Programı kapsamındaki "Mesleki Eğitim Akreditasyonuna" müracaat ettiklerini aktaran Avdagiç, 2026’nın başında sonuçlanacak projeye hamisi oldukları en az 8 meslek lisesinden öğrencileri dahil edeceklerini, böylece farklı ülkelerde mesleki staj deneyimi elde etmelerini, dijital ve sürdürülebilirlik konularında yetkinlikler kazanmalarını sağlayacaklarını kaydetti. "60’tan fazla üst düzey yabancı heyet ile İTO’da toplantılar yaptık" Ticari diplomasi çalışmalarına 2025 yılında da devam ettiklerini belirten Avdagiç, Lüksemburg’dan Mısır ve Suudi Arabistan’a, Çin ve Singapur’dan ABD ve Pakistan’a, dünyanın pek çok ülkesinden 60’tan fazla üst düzey heyet ile İTO’da toplantılar yaptıklarını söyledi. İTO Başkanı Avdagiç, Oda’nın uluslararası ilişkiler alanında yürüttükleri projelere de değindi. B2G’yi yani Business to Government (İşletmeden Devlete) görüşmelerini eklediklerini anlatan Avdagiç, yabancı ülkelerin İstanbul’da faaliyet gösteren ticari temsilcileri ile Oda üyeleri arasında gerçekleşen B2G görüşmelerinin çok verimli geçtiğini kaydetti. Avdagiç, "İlk etkinlikte Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Avusturya, ikinci etkinlikte Polonya, Bulgaristan ve Yunanistan ticari temsilcilikleri ile üyelerimiz buluştu. 2026’da Belçika, İngiltere, Hollanda, Suudi Arabistan, Mısır ve Malezya ticari temsilcilikleriyle bu projeye devam etmeyi planlıyoruz" dedi.
26 Aralık 2025 Cuma - 10:15
Kızılırmak Deltası’nda manda yetiştiriciliği markalaşarak geleceğe taşınıyor
Samsun’un doğal miraslarından biri olan Kızılırmak Deltası’nda manda yetiştiriciliğini modern, sürdürülebilir ve katma değerli bir yapıya kavuşturmak amacıyla "Mandadan Markaya" projesi hayata geçiriliyor. Proje ile bölgedeki geleneksel üretim, bilimsel destekle markalaşma sürecine girecek. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Yetiştirme ve Islahı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Kemal Ayan’ın yürütücülüğünü üstlendiği projenin eğitim danışmanlığını Doç. Dr. Bakiye Kılıç yapıyor. Projenin koordinasyonu ise Ondokuzmayıs Yerel Eylem Grubu Derneği (OMYEGDER) Başkanı Tolga Eren tarafından sağlanacak. Toplam 60 bin dolar bütçeye sahip olan ve 12 ay sürecek proje, manda varlığının korunmasının yanı sıra yerel halkın gelir kaynaklarının güçlendirilmesini hedefliyor. Geleneksel üretim bilimsel destekle markalaşacak Türkiye’nin en yüksek manda varlığına sahip ili olan Samsun’da yaklaşık 26 bin 600 baş manda bulunmasına rağmen, ürünlerin markasız ve düşük katma değerle satılması üreticilerin en büyük sorunu olarak öne çıkıyor. "Mandadan Markaya" projesi kapsamında bu sorunun aşılması için akademik bilgi ile yerel deneyim bir araya getirilecek. Proje çerçevesinde Samsun’a özgü manda ürünleri için coğrafi işaret süreci başlatılacak, böylece ürünlerin kalite ve menşe güvencesi sağlanacak. Ayrıca pazar araştırmaları, ambalaj tasarımı çalışmaları ve online satış kanallarının kullanılmasıyla ürünlerin ticari değeri artırılacak. Üreticilere hijyenik sağım, doğru yemleme ve modern dölleme yönetimi gibi teknik konularda kapsamlı eğitimler de verilecek. Proje bilgilendirme toplantısı yapıldı Kızılırmak Deltası’nda manda üreticileri, proje ortaklarının ve akademisyenlerinin katılımıyla proje bilgilendirme toplantısı yapıldı. Proje hakkında konuşan Prof. Dr. Ali Kemal Ayan, "Mandadan Markaya projesi ilk olarak 2005 yılında Manda Sevdamız projesiyle başladı. Birleşmiş Milletlerin Küresel Çevre Fonu destekli bir projeydi. O projeden sonra geldiğimiz bu noktadan manda sürü sahiplerinin hem manda sayıları attı. Manda sütünden ve etinin yapılan ürünlerin çeşitlendirilmesi, pazar değerlerinin arttırılması ve marka yolcuklarının oluşturulmasıyla ilgili bir ihtiyaç ortaya çıktı. Bu ihtiyacı karşılamak için manda ile ilgili olan bütün kurumlar kuruluşların desteğiyle bu projeyi yürütmeye çalışıyoruz. Manda bu sulak alanların en önemli ekosistem mühendisleridir. Burada mandanın ekonomik öneminin yanında ekolojik bir önemi mevcuttur. Mandaya, manda üreticilerine, manda ürünlerini pazara taşıyan bir projedir" dedi. "Bu proje umuyorum mandanın o güzel ürünlerini afiyetler içerisinde yeme fırsatı verir" Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Küçük Ölçekli Projeler Türkiye Ulusal Koordinatörü Gökmen Argun, "Türkiye’de 33 yılımız. 400 üzerinde proje destekledik. Samsun şu anda bizim odak alanımız. Burada 11 tane proje destekledik. Bunlardan 1 tanesi de ‘Mandadan Markaya’ projesidir. Geçmişte desteklediğimiz ‘Manda Sevdası’ projesinin ikinci kademesi gibi gözüküyor. Muazzam bir çalışmanın bu aşamaya gelmesi bizi çok heyecanlandırdı. Umut ediyorum manda gerçek anlamda hem Samsun için hem Kızılırmak Deltası’ndaki çeşitliliği tanıtmak için muazzam bir fırsat olur. Mandanın o güzel ürünlerini afiyetler içerisinde yeme fırsatı verir" şeklinde konuştu. "Süt verimini yükseltmemiz lazım" Samsun Damızlık Manda Yetiştiriciler Birliği Temsilcisi İsmail Metin, "Samsun’da 2008 yılında kurulduğumuz yıllarda manda sayısı 7 bin adetti. Türkiye genelinde ise 30 bin adetti. Bakanlığımız ve üniversitemiz ile yapmış olduğumuz projelerle 2024 yılında 22 bine çıktı. Maalesef bu durum aşağıya inmeye başladı. Şu anda 19 bin manda varlığımız var. Bunların yegane sebeplerinden bir tanesi de ekonomik sıkıntılardır. Beslenme alanlarındaki yırtıcı hayvanlardan dolayı yüzde 10 yavru kaybımız var. Bu durum da manda sayısının artışını engelliyor. Markalaşma konusunda ise süt verimini arttırmamız gerekiyor. Bizim manda birliğimiz ıslah birliğidir. Türkiye genelinde 30 bin manda da ıslah projesi yürütüyoruz. Bunun 4 bin tanesi Samsun’dadır. İtalya, Türkiye’den dünyanın diğer illerinde aldığı mandaları 30 yılda ıslah etmiş. Bugün İtalya’nın süt ortalaması 9 kilodur. Önce süt ortalamasını yükseltmiş. Biz de 6 kilo bile olamadık" ifadelerini kullandı. Kadınlar ve gençler kırsal kalkınmanın merkezinde Projenin önemli hedeflerinden biri de kırsalda istihdamı artırmak olacak. Bu kapsamda 50 kadın ve genç üreticiye yönelik özel eğitimler, mentorluk çalışmaları ve destek bilgilendirmeleri gerçekleştirilecek. Engiz Kadın Girişimi Kooperatifi’nin katkılarıyla üretici örgütlenmesinin ve kooperatifleşmenin güçlendirilmesi amaçlanıyor. Hedef 150 bin dolarlık gelir artışı "Mandadan Markaya" projesinin sonunda manda ürünleri için güçlü ve tanınabilir bir marka kimliği oluşturulması hedefleniyor. Projenin tamamlanmasıyla birlikte bölge üreticilerinin toplam gelirinde yaklaşık 150 bin dolarlık bir artış sağlanması bekleniyor. Yerel festivaller, tadım etkinlikleri ve sosyal medya kampanyaları aracılığıyla manda ürünlerinin hem ekolojik değeri hem de sağlık açısından faydaları kamuoyuna tanıtılacak. Yetkililer, projenin Kızılırmak Deltası’nda sürdürülebilir tarım ve hayvancılık adına örnek bir model oluşturacağını belirtti. Projenin tanıtım toplantısında ayrıca OMÜ Yerel Eylem Grubu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Erel, Bafra Doğa Koruma ve Milli Parklar Şefliğinde görevli Cengiz Akyüz, OMÜ Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümünden Doç. Dr. Bakiye Kılıç Topuz da bir sunum yaptı. Toplantı manda ürünlerinin sunumu ile son erdi.
26 Aralık 2025 Cuma - 10:13
İkinci el otomobil sektöründe yeni yılda hareketlilik bekleniyor
İkinci el araç piyasasında 1 Ocak 2026 itibarıyla devreye girecek yeni düzenlemeler ve kısıtlamaların sona ermesi ihtimaliyle birlikte sektörde hareketli bir döneme girilmesi bekleniyor. Ticaret Bakanlığı tarafından ikinci el araç ticaretine yönelik uygulanan "6 ay ve 6 bin kilometre" kısıtlamasının 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlükten kalkması bekleniyor. Kısıtlamanın sona ermesi durumunda, ikinci el otomobil piyasasında arz dengesinin yeniden oluşması ve satış süreçlerinin hızlanacağı öngörülüyor. Sektör temsilcileri, düzenlemenin değişmesinin yanı sıra faiz oranlarında düşüş beklentisinin de etkisiyle 2026 yılında satışlarda belirgin bir artış bekliyor. Öte yandan, yeni yılda araç satış işlemlerine ilişkin mali yükümlülüklerde de değişikliğe gidiliyor. 1 Ocak’tan itibaren noterlerde gerçekleştirilen araç devir işlemlerinde, araç bedeli üzerinden binde 2 oranında nispi harç alınacak. Uygulamada taban harç tutarı bin TL olarak belirlendi. Bu tutar, mevcut noter masraflarına ek olarak tahsil edilecek. Düzenleme, kayıtlı ticaret yapanlar ile bireysel satıcılar arasında ayrım içeriyor. İkinci el motorlu kara taşıtı ticareti yetki belgesine sahip galericiler, araç alımları sırasında bu nispi harçtan muaf tutulacak. Ancak yetki belgesi bulunmayan işletmeler, belgesiz satıcılar ve bireysel vatandaşlar söz konusu harcı ödemekle yükümlü olacak. Düzenlemeler ve sektörel değişimler Otokent Genel Müdürü Yılmaz Karakaya, otomotiv piyasasındaki gelişmeleri değerlendirerek, "İkinci el araç piyasası tüm olumsuz şartlara rağmen 2025 yılını iyi geçirdi. Şu ana kadar satışlar sıfır araçlarla birlikte 10 milyon 500 bini buldu. Geçen ay sıfır araçların 1 milyon 200 bin bandında satıldığını tespit ettik, yıl sonu kampanyalarıyla hedefin 1 milyon 500 bin civarında olacağı kanaatindeyiz. İkinci el ile sıfır araç arasındaki fiyat farkı daraldığı için insanlar sıfıra yöneldi ama ikinci elde piyasa hiçbir zaman durmaz. 2026 yılından umutluyuz çünkü belimizi büken yüksek faizlerde hükümetimizin politikasıyla kademeli bir indirime gidiliyor. Bu arada, ’6 ay 6 bin kilometre’ uygulamasının da biteceğini tahmin ediyoruz. İkinci el yetki belgesi olan esnafımız alıcı olduğunda binde 2’lik noter harcını ödemeyecek, ben arada aracıyım, ticaretini yapan firmayım, bu yüzden yetki belgesi olan esnaf bu muafiyetten yararlanacak, aracı sattığımız vatandaş ise alıcı olarak bu ödemeyi yapacak" dedi. 2026 satış beklentileri 2026 yılı itibarıyla otomotiv sektöründe önemli değişikliklerin kapıda olduğunu belirten Galerici Fahri Karlık, "1 Ocak 2026’dan itibaren ’6 ay 6 bin kilometre’ kısıtlamasının sona ermesi biz galericileri sevindirir, ikinci el piyasasına olumlu yansıyacak bir gelişme olur. Öte yandan, yeni dönemde hem sıfır hem ikinci el araç satışlarında binde 2 oranında, en düşük araçta ise minimum bin lira olarak uygulanacak ’nispi harç’ dönemi başlıyor. Yetki belgeli galericilerin bu harçtan muaf tutulması esnafımız adına sevindirici olsa da vatandaşlar ve belgesi olmayanlar bu ek maliyetle karşılaşacak, ayrıca biz esnafa getirilen 40 bin liralık ön ödemeli vergi gibi zorluklara rağmen Türkiye’deki yüksek tüketim iştahı sayesinde araç satış rakamlarının 2026’da daha da yukarı çıkacağını öngörüyoruz" ifadelerini kullandı.
26 Aralık 2025 Cuma - 10:12
Bitkisel üretim bir önceki yıla göre azaldı
Üretim miktarları, 2025 yılında bir önceki yıla göre tarla ürünleri olan tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde (yem bitkileri hariç) yüzde 9,0, sebzelerde yüzde 0,9, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 30,9 oranında azaldı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Bitkisel Üretim İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, üretim miktarları, 2025 yılında bir önceki yıla göre tarla ürünleri olan tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde (yem bitkileri hariç) yüzde 9,0, sebzelerde yüzde 0,9, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 30,9 oranında azaldı. Buna göre, yaklaşık üretim miktarları tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 68,1 milyon ton, sebzelerde 33,3 milyon ton, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde ise 19,6 milyon ton olarak gerçekleşti. Tahıl üretimi 2025 yılında bir önceki yıla göre azaldı Tahıl ürünleri üretim miktarları 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 12,3 oranında azalarak yaklaşık 34,2 milyon ton olarak gerçekleşti. Bir önceki yıla göre, buğday üretimi yüzde 13,7 oranında azalarak 17,9 milyon ton, arpa üretimi yüzde 25,9 oranında azalarak 6 milyon ton, çavdar üretimi yüzde 20,9 oranında azalarak yaklaşık 203 bin ton, yulaf üretimi yüzde 26,3 oranında azalarak yaklaşık 288 bin ton, mısır üretimi ise yüzde 4,9 oranında artarak 8,5 milyon ton oldu. Kuru baklagiller grubunda nohut, kuru fasulye ve kırmızı mercimek üretimi sırasıyla yaklaşık 413 bin ton, 247 bin ton ve 250 bin ton oldu. Yumru bitkilerden patates ise bir önceki yıla göre yüzde 7,2 oranında azalarak 6,4 milyon ton üretildi. Yağlı tohumlardan soya üretimi yüzde 17,4 oranında azalarak yaklaşık 149 bin ton, ayçiçeği üretimi ise yüzde 11,8 oranında azalışla yaklaşık 1,9 milyon ton oldu. Şeker pancarı üretimi yüzde 2,0 oranında azalarak yaklaşık 22 milyon ton olarak gerçekleşti. Sebze üretimi 2025 yılında bir önceki yıla göre azaldı Sebze ürünleri üretim miktarı 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 0,9 oranında azalarak yaklaşık 33,3 milyon ton olarak gerçekleşti. Sebzeler grubu ürünlerinden karpuzda yüzde 6,7, kuru soğanda yüzde 9,8, sivri biberde yüzde 1,8 oranında üretim artışı; domateste yüzde 7,6, salçalık kapya biberde yüzde 4,7, hıyarda yüzde 2,0 oranında üretim azalışı oldu. Meyve üretimi 2025 yılında bir önceki yıla göre azaldı Meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarı 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 30,9 oranında azalarak yaklaşık 19,6 milyon ton oldu. Meyveler grubunda, bir önceki yıla göre elmada yüzde 48,3, çilekte yüzde 1,9, şeftalide yüzde 46,1, nektarinde yüzde 44,1, kirazda yüzde 70,6, üzümde yüzde 27,5, narda yüzde 10,2 oranında üretim azalışı oldu. Turunçgil meyvelerinden mandalinada üretimde yüzde 5,8’lik artış oldu; portakalda yüzde 17,5, limonda yüzde 34,4 oranında üretim azalışı görüldü. Sert kabuklu meyvelerden fındıkta yüzde 38,5, cevizde yüzde 38,2, Antep fıstığında yüzde 61,5 oranında üretim azalışı oldu. Muz üretiminde yüzde 1,2, zeytin üretiminde yüzde 34,7 azalış gerçekleşti. Süs bitkileri üretimi 2025 yılında bir önceki yıla göre azaldı Süs bitkileri üretim miktarı 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 1,4 oranında azaldı. Süs bitkileri üretimi içinde kesme çiçeklerin yüzde 66,4, diğer süs bitkilerinin ise yüzde 33,6’lık bir paya sahip olduğu görüldü. Bir önceki yıla göre kesme çiçek üretiminde yüzde 5,8 oranında azalış, diğer süs bitkileri üretiminde ise yüzde 8,7 oranında artış gerçekleşti.
26 Aralık 2025 Cuma - 10:11
Çanakkale’de 21 bin 600 dekar mera alanı ıslah edildi
Çanakkale’de Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen "Mera Islah ve Amenajman Projeleri" çerçevesinde 21 bin 600 dekar mera alanı ıslah edildi. Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen "Mera Islah ve Amenajman Projeleri" çerçevesinde; Çanakkale Valiliği öncülüğünde çalışmalar gerçekleştirildi. 2025 yılı içerisinde il genelinde 10 köyde, toplam 21 bin 600 dekar alanda mera ıslah çalışmaları gerçekleştirildi. Bu çalışmalarda 6 bin 440 kilogram tohum ve 8 bin 500 kilogram gübre toprakla buluştu. Hayvancılığın sürdürülebilir şekilde geliştirilmesi ve kaliteli kaba yem ihtiyacının karşılanması amacıyla yürütülen çalışmalar, ilgili kurum ve kuruluşların iş birliğiyle kesintisiz olarak devam ediyor.
26 Aralık 2025 Cuma - 10:08
En yüksek gelir grubunun toplam gelirden aldığı pay yüzde 48,0 oldu
En yüksek eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay bir önceki yıla göre 0,1 puan azalarak yüzde 48,0 olurken en düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun aldığı pay ise 0,1 puan artarak yüzde 6,4 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Gelir Dağılımı İstatistikleri’ni açıkladı. Son yapılan araştırma sonuçlarına göre, en yüksek eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay bir önceki yıla göre 0,1 puan azalarak yüzde 48,0 olurken en düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun aldığı pay ise 0,1 puan artarak yüzde 6,4 oldu. Gini katsayısı 0,410 olarak tahmin edildi Gelir dağılımı eşitsizliği ölçütlerinden olan Gini katsayısı, sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımında eşitliği, bire yaklaştıkça gelir dağılımında bozulmayı ifade etmektedir. Gini katsayısı hesabında hanenin ve fertlerin elde ettiği yıllık gelirlerin toplamından, gelir referans döneminde ödenen vergiler ve diğer hane veya kişilere yapılan düzenli transferler düşüldükten sonra bulunan hanehalkı kullanılabilir geliri kullanılmaktadır. Daha önceki yıllardan farklı olarak 2025 yılı sonuçları ile birlikte, idari kayıtlardan elde edilen vergi ve sosyal güvenlik priminin net kullanılabilir gelire dahil edilmesi ile elde edilen brüt gelir için Gini katsayısı hesaplandı. En son yapılan araştırma sonuçlarına ilişkin Gini katsayısı bir önceki yıla göre 0,003 puan azalış ile 0,410 olarak tahmin edildi. Tüm sosyal transferler hariç tutulduğunda Gini katsayısı 0,473, emekli ve dul yetim maaşı dahil diğer tüm sosyal transfer gelirleri hariç tutulduğunda ise 0,420 olarak tahmin edildi. Brüt gelir üzerinden hesaplanan Gini katsayısı ise 0,422 oldu. Toplumun en yüksek gelir elde eden yüzde 20’sinin elde ettiği payın en düşük gelir elde eden yüzde 20’sinin elde ettiği paya oranı şeklinde hesaplanan P80/P20 oranı bir önceki yıla göre 0,2 puan azalarak 7,5, gelirden en fazla pay alan yüzde 10’unun elde ettiği gelirin en az pay alan yüzde 10’unun elde ettiği gelire oranı şeklinde hesaplanan P90/P10 oranı ise 0,4 puan azalarak 12,9 olarak gerçekleşti. Yıllık ortalama hanehalkı kullanılabilir geliri 662 bin 414 TL oldu Türkiye’de yıllık ortalama hanehalkı kullanılabilir geliri bir önceki yıla göre yüzde 76,7 artarak 662 bin 414 TL oldu. Yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri 332 bin 882 TL oldu Türkiye’de yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri bir önceki yıla göre yüzde 77,3 artarak 187 bin 728 TL’den 332 bin 882 TL’ye yükseldi. Tek kişilik hanehalklarında yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir geliri 418 025 TL oldu Yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirlerinde en yüksek gelir, geçen yıla göre 194 bin 166 TL artarak 418 bin 025 TL ile tek kişilik hanehalklarının oldu. Çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hanehalklarının yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri 386 bin 713 TL iken tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarında bu değer 338 bin 164 TL oldu. En düşük yıllık ortalama eşdeğer kullanılabilir hanehalkı fert gelirine sahip hanehalkı tipi ise 264 bin 413 TL ile en az bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan hanehalkları oldu. Toplam gelirden en yüksek payı yüzde 49,7 ile maaş ve ücret geliri aldı Toplam gelir içerisinde en yüksek payı, yüzde 49,7 ile bir önceki yıla göre 0,9 puan artan maaş ve ücret geliri aldı. İkinci sırayı yüzde 18,3 ile önceki yıla göre 2,5 puan azalan müteşebbis geliri alırken üçüncü sırayı yüzde 18,2 ile önceki yıla göre 0,4 puanlık artış gösteren sosyal transfer geliri oluşturdu. Tarım gelirinin müteşebbis geliri içindeki payı yüzde 15,6 olurken, emekli ve dul-yetim aylıklarının sosyal transferler içindeki payı ise yüzde 89,3 olarak gerçekleşti. En yüksek yıllık ortalama esas iş geliri 566 bin 839 TL ile yükseköğretim mezunlarının oldu Eğitim durumuna göre yıllık ortalama esas iş gelirleri sırasıyla yükseköğretim mezunlarında 566 bin 839 TL, lise ve dengi okul mezunlarında 376 bin 932 TL, lise altı eğitimlilerde 290 bin 323 TL, bir okul bitirmeyenlerde 183 bin 900 TL olarak hesaplandı. Geçen yıla göre yıllık ortalama esas iş gelirinde en yüksek artış yüzde 83,0 ile yükseköğretim, en düşük artış ise yüzde 56,7 ile lise ve dengi okul mezunlarında oldu. Yıllık ortalama esas iş gelirinde en yüksek artış yüzde 79,0 ile inşaat sektöründe oldu Esas iş gelirleri sektörel ayrımda incelendiğinde; en yüksek yıllık ortalama gelirin 426 bin 045 TL ile hizmet sektöründe, en düşük yıllık ortalama gelirin ise 237 bin 461 TL ile tarım sektöründe olduğu görüldü. Bir önceki yıla göre; yıllık ortalama esas iş gelirinde en yüksek artış yüzde 79,0 ile inşaat sektöründe gözlenirken, bunu yüzde 75,8 ile hizmet sektörü izledi. Diğer taraftan sanayi sektöründe yüzde 70,1, tarım sektöründe ise yüzde 54,4 artış gözlendi. En yüksek yıllık ortalama esas iş geliri 1 milyon 204 bin 791 TL ile işverenlerin oldu İşteki duruma göre yıllık ortalama esas iş gelirleri sırasıyla işverenlerde 1 milyon 204 bin 791 TL, ücretli maaşlılarda 379 bin 047 TL, kendi hesabına çalışanlarda 348 bin 045 TL ve yevmiyelilerde 186 bin 682 TL olarak hesaplandı. Geçen yıla göre en yüksek artış yüzde 80,7 ile ücretli ve maaşlılarda, en düşük artış ise yüzde 49,7 ile işverenlerde oldu. En düşük gelir TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) bölgesinde gerçekleşti Araştırma sonuçlarına göre 2025 yılında, Türkiye’de yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri 332 bin 882 TL iken, İBBS 2. Düzey bölgeleri itibarıyla en yüksek olduğu bölge 449 bin 618 TL ile TR51 (Ankara) bölgesi oldu. Bu bölgeyi, 434 bin 929 TL ile TR10 (İstanbul) bölgesi ve 405 bin 896 TL ile TR31 (İzmir) bölgesi izledi. En düşük yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri ise 172 bin 552 TL ile TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) bölgesinde gerçekleşti. Gelir eşitsizliği en fazla TR71 (Kırıkkale, Aksaray, Niğde, Nevşehir, Kırşehir) bölgesinde oldu Son yapılan araştırma sonuçlarına göre P80/P20 oranı Türkiye’de 7,5 iken, bu değerin en düşük olduğu İBBS 2. Düzey bölgesi 4,6 ile TRB1 (Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli) ve TR42 (Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova) olurken bu bölgeyi 4,9 ile TR81 (Zonguldak, Karabük, Bartın) ve TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) bölgeleri izledi. P80/P20 oranının en yüksek olduğu İBBS 2. Düzey bölgeleri ise 8,5 ile TR71 (Kırıkkale, Aksaray, Niğde, Nevşehir, Kırşehir), 8,3 ile TR61 (Antalya, Isparta, Burdur) ve 8,1 ile TRA2 (Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan) oldu. Bir önceki yıla göre son yüzde 10’luk grupta olanların yüzde 68,1’i aynı gelir grubunda kaldı Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine göre sıralı yüzde 10’luk gelir grupları itibarıyla fertlerin bir önceki yıla göre yüzdelik geçişleri incelendiğinde; bir önceki yılda ilk yüzde 10’luk grupta olan fertlerin 2025 yılında yüzde 58,9’unun, son yüzde 10’luk grupta olan fertlerin ise yüzde 68,1’inin gelir grubu değişmedi. Ayrıca 2024 yılında ilk yüzde 10’luk grupta olan fertlerin yüzde 19,8’i 2025 yılında bir gelir grubundan fazla yükseldi. Son yüzde 10’luk grupta olan fertlerin yüzde 11,4’ü ise bir gelir grubundan fazla düştü. Bir önceki yılda işsiz olan fertlerin yüzde 38,7’si 2025 yılında çalışmaya başladı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması panel veriden elde edilen sonuçlara göre 2024 yılında işsiz olan fertlerin yüzde 38,7’si 2025 yılında çalışmaya başladı. Faaliyet durumu 2024 yılında çalışan olarak belirlenen fertlerin yüzde 90,3’ü 2025 yılında çalışma hayatına devam etti. Bir önceki yıl işgücüne dahil olmayan fertlerin ise yüzde 10,1’i işgücüne (çalışan+işsiz) katıldı.
26 Aralık 2025 Cuma - 10:01
Dededen gelen arıcılığı profesyonelleştirdi, ürettiği bal dünyada zirveye çıktı
Zonguldak’ta yaşayan Akosman çifti, 9 yıl önce 40 kovanla başladıkları arıcılık yolculuğunda "Kestane balının diyarı Zonguldak" sözünü uluslararası arenada kanıtladı. Saflık ve kalite göstergesi olan prolin değeri dünya standartlarının üzerinde çıkan Zonguldak kestane balı, önce Londra’da ardından Paris’te düzenlenen uluslararası yarışmalarda iki yıl üst üste ‘altın bal’ ödülüne layık görüldü. Kilimli ilçesinde yaşayan 33 yaşındaki Muhammet Akosman, dedesinden ve ailesinden devraldığı arıcılık mesleğini akademik eğitimle birleştirdi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Arıcılık Bölümü’nden mezun olan Akosman, 2016 yılında kendi işletmesini kurdu. Devlet desteğiyle 40 kovanla başladığı üretimini, eşiyle birlikte her yıl büyüttü. Muhammet Akosman, üretim sürecini ve elde edilen başarıyı şu sözlerle anlattı: "Zonguldak bölgesinde kestane balı ve arı ürünleri üreticisiyim. Dededen gelen bir mesleğimizi devam ettiriyoruz. Zonguldak bölgesi endemik bitkiler var. Özellikle kestane balı dünya standartlarının üzerinde bir bal ve kalitesi de bu kadar yüksek. Biz bu balı iyi bir şekilde üretmeye çalışıyoruz. Arıcılığa çok önem veriyoruz. Önem verdiğimiz için en iyi sonuçları elde ettik. 2024 senesinde Londra’da Altın Bal Ödülü almıştık. 2025 üretimi üretimde ise bu sefer Paris’e Uluslararası Bal Yarışması’na katıldık." "İki sene peş peşe ödül almak gurur verici" Akosman, iki yıl üst üste kazanılan altın ödüllerin kendileri ve Zonguldak için büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirtti. 2024 yılında Londra, 2025 yılında da Paris’te ödül aldıklarını söyleyen Akosman, "Bu yarışmayla da birlikte yine iki sene iki üst üste altın balı ödülünü almış olduk. Yani bu konuda çok mutluyuz, gururluyuz hatta. 2025 senesinde ürettiğimiz kestane balıyla Paris’e bu sefer yarışmaya katıldık. Yine uluslararası arenada Paris’te altın ödülünü aldık. 2 sene peş peşe altın ödülünü almak, Zonguldak’a bu ödülü getirmek çok güzel. Bizim için çok gurur verici bir olay." "Bu bal antioksidan bakımından çok zengin" Zonguldak kestane balının farkını analiz sonuçlarının net şekilde ortaya koyduğunu vurgulayan Akosman, balın sağlık açısından da çok özel bir ürün olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu: "Bu balı almamızın, bu ödülü almamızın sebeplerinden biri Zonguldak’ın dünya standartlarının üzerinde bir kestane balının olması. Bu bal antioksidan bakımından çok yüksek. Hatta dünya standartlarında en üstün en fazla antioksidan kestane balında var. Bunun yanında kestane balı bağışıklığı yükseltir. Akciğer rahatsızlıklarında ve üst solunum rahatsızlıklarına iyi geldiği bilinmektedir." "Yer altı elması kömür, yer üstü elması kestane balı" Zonguldak’ın hem yeraltı hem de yerüstü zenginliklerine dikkat çeken Akosman, şu ifadeleri kullandı: "Hatta ben her zaman şu cümleyi kullanıyorum. Bizim Zonguldak’ın yeraltı elması kömürse yerüstü elması da kestane balıdır. Yani bu cümleyi her yerde vurguluyoruz. Çünkü Zonguldak bizim için çok değerli. Kestane balımız da değerli. Bu şekilde üretime güzel bir şekilde devam etmeye çalışıyoruz." Bal analizlerinde özellikle prolin ve diastaz değerlerine önem verdiklerini belirten Akosman, elde edilen sonuçları da ayrıntılarıyla paylaştı. Akosman, "Biz tahlile bal gönderdiğimizde analizi okumak çok önemli. Analizde dikkat ettiğimiz konular var. Prolin ve diastaz sayıları. Yani bunlar arının bal attığı değerdir. Yani insanın baldan aldığı faydadır. Bunlar dünya standartlarının çok üstünde çıkıyor bizim kestane balında. Ortalama 1.500 üstü. Hatta Londra’da ödül aldığımızda 1.980 rakamlarını yakaladık. 2025’te ise 1.500 üzeri prolin değerleri 45-50 arası diastaz. Yani baldan aldığımız kalite ve fayda çok üst seviyeler seviyelerde" dedi. "Hedefimiz Zonguldak kestane balını tanıtmak" Geleneksel arıcılıkla modern yöntemleri birleştirdiklerini belirten Akosman, hedeflerini şu sözlerle anlattı: "Biz dededen gelen arıcılığı devam ettiriyoruz. Şu an Muğla Üniversitesi Arıcılık bölümünden mezun oldum. Yani kültürel yöntemle bir yandan şu anki modern arıcılığı birleştirip en kaliteli arı ürünlerini üretmeye özen gösteriyorum. Bundan sonraki sürecimiz Zonguldak kestane balını bir yerlere taşımak, tanıtmak ve diğer arı ürünleriyle birlikte Zonguldak’ta güzel bir marka olmak." Piyasada balda tağşişin yaygın olduğuna da dikkat çeken Akosman, üretim anlayışlarını şu sözlerle ifade etti: "Çünkü biliyorsunuz şu an birçok yerde balda tağşiş yani kalitesizlik çok var. Biz en iyi ürünü üretip kendi çocuklarımıza getirebildiğimiz balları ve arı ürünlerini birçok ailenin sofrasına getirmek. Çünkü kestane balı normal sofralık bir bal değildir. Sabah aç karnına tatlı kaşığı yenen yani sağlık amacıyla tüketebileceğimiz bir üründür. En iyi bir şekilde yapıp arıcılığımızı en iyi bir şekilde balımızı üretip bunu bu şekilde müşterimize ve piyasaya sunmaya çalışıyoruz." Eşi Sevgi Akosman da arıcılığın yaşamlarının merkezinde olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Arının içerisindeyiz. Kestane balı üretimi yapıyoruz. Eşimle tanıştığımdan beri arıcılığın içerisindeyim. Gezginci arıcılık yapıyoruz aslında ama asıl mesleğimiz kestane balı. Kestane balının şifalarından biraz bahsetmek istiyorum. Antioksidan etkisi var, bağışıklık etkisi var. O yüzden kestane balını tüm dünyaya tavsiye ediyoruz." Zonguldak kestane balının farkını vurgulayan Sevgi Akosman, iki yıl üst üste alınan ödüllerin önemine dikkat çekerek konuşmasını şöyle tamamladı: "Bizim kestane balımızın diğer kestane bağlarından farkını söylemek istiyorum. 2024 yılında Londra’da 2025 yılında da Paris’te ödül aldık. Dünyanın en iyi kestane balını ürettik. Eşimle birlikte arıcılığı severek yapıyoruz. Tüm kadın üreticilere arıcılığı tavsiye ediyorum. Kadınların yapamayacağı hiçbir şey yoktur."
26 Aralık 2025 Cuma - 09:59
Osmangazi Belediyesi yüzde 50 hibeli çilek fidesi dağıtacak
Osmangazi Belediyesi, tarımsal üretimi desteklemek ve yerel üreticiye katkı sağlamak amacıyla "Bereket Fideleri" projesi kapsamında yüzde 50 hibeli çilek fidesi desteğinde bulunacak. Belediye Başkanı Erkan Aydın öncülüğünde hayata geçirilen projeyle, "Her fide bir umut, her hasat bir bereket" sloganıyla Osmangazi sınırlarındaki çiftçilere destek olunması hedefleniyor. Başvuru şartları ve detaylar Hibe destekli proje kapsamında dağıtılacak Albion (yedi veren de deniliyor) cinsi frigo çilek fideleri, sertifikalı ve yüksek verimli özellikleriyle öne çıkıyor. Proje şartlarına göre her bir üreticiye 5 bin adet çilek fidesi teslim edilecek. Fidelerin maliyetinin yüzde 50’si Osmangazi Belediyesi tarafından karşılanacak. Başvuruda bulunacak üreticilerin 2025-2026 yılına ait Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) kaydının bulunması ve arazilerinin Osmangazi ilçe sınırları içinde olması gerekiyor. Destekten aynı haneden yalnızca 1 (bir) kişi faydalanabilecek. Başvurular dijital ortamda alınıyor Üreticiler, hibe desteği başvurularını 15 Aralık 2025 ile 15 Ocak 2026 arasında gerçekleştirebilecek. Başvurular, belediyenin resmi internet sitesi (osmangazi.bel.tr/fide-dagitimi-basvuru) üzerinden online olarak veya ilgili duyuru görsellerindeki QR kod okutularak yapılabilecek. Osmangazi Belediyesi, bu projeyle bölgedeki tarımsal çeşitliliği artırmayı ve çiftçinin girdi maliyetlerini düşürerek yerel ekonomiyi canlandırmayı amaçlıyor.
26 Aralık 2025 Cuma - 09:53
Mersin’de hıyar fidesi desteği Aydıncık’ta hasada dönüştü
Mersin Büyükşehir Belediyesinin Aydıncık’ta yüzde 70 hibeyle dağıttığı hıyar fideleri seralarda ürüne dönüşürken, üreticiler artan verim ve kaliteyle hasada başladı. Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından Aydıncık’ta tarımsal üretimi desteklemek amacıyla hayata geçirilen ‘Hıyar Fidesi Dağıtımı Projesi’ kapsamında, üreticiler hasat sürecine başladı. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinesinde yürütülen proje kapsamında dağıtılan fideler, Aydıncık’ta seralarda yetiştirilerek ürün vermeye başladı. Aydıncık’ta örtü altı sebze üreticilerinin verimliliğinin artırılması, modern tarım tekniklerinin yaygınlaştırılması ve üreticilerin gelir düzeyinin yükseltilmesi hedefiyle hayata geçirilen proje ile sofralık tüketime uygun, verimli ve piyasa değeri yüksek sırık hıyar fideleri, üreticilere yüzde 70 hibeli olarak ulaştırıldı ve seralarda hasat başladı. "42 üreticiye, toplamda 45 bin 360 adet hıyar fidesi dağıttık" Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığında görev yapan Ziraat Mühendisi Aysun Seçkin, Aydıncık’ta dağıtımı yapılan hıyar fideleriyle, üretimde verim ve kaliteyi artırmayı hedeflediklerini söyledi. Seçkin, "Aydıncık küçük bir ilçe olmasına rağmen, yaptığı iş çok büyük. Mersin’in hıyar üretiminin yüzde 65’ini, Türkiye’nin ise yaklaşık yüzde 10’unu karşılıyor. Bu küçümsenecek bir rakam değil" dedi. Üretimin genellikle küçük ölçekli seralarda yapıldığını ifade eden Seçkin, proje kapsamında 6’sı kadın, 36’sı erkek olmak üzere toplam 42 üreticiye, kişi başı bin 80 adet, toplamda ise 45 bin 360 hıyar fidesi dağıtıldığını belirtti. Talebin oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Seçkin, "Bu yıl talep çok fazlaydı. Seneye bu sayıyı da artırmayı hedefliyoruz. Hıyar fidesi çeşidini seçerken, proje aşamasında üreticilerimizle ve hal piyasasıyla sürekli iletişim halindeydik. Piyasa değeri en yüksek, en çok tercih edilen ve özellikle İstanbul pazarında yoğun talep gören bir çeşidi seçtik. Dağıttığımız fideler, piyasada yaklaşık yüzde 70 oranında tercih ediliyor" ifadelerini kullandı. "Üreticilerimizin, üretim süreçlerinde de yanlarında oluyoruz" Üreticilerin en büyük girdi maliyetlerinden biri olan fide ücretlerinin, Büyükşehir Belediyesi tarafından yüzde 70 hibe ile karşılandığını söyleyen Seçkin, üreticiler için bu oranın önemli bir avantaj olduğunu kaydetti. Seçkin, "Fideler dağıtıldıktan sonra, üreticilerimizin üretim süreçlerinde de yanlarında oluyoruz. Teknik geziler düzenleyerek, eksik bulduğumuz noktalarda üreticilere gerekli bilgilendirmeleri yapıyor, daha sağlıklı ve verimli bir üretim yapabilmeleri için besleme programları ile zararlılara karşı mücadele konusunda desteklerimizi veriyoruz. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak, tarımın her kolunda üreticilere destek olmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
26 Aralık 2025 Cuma - 09:52
Dededen gelen arıcılığı profesyonelleştirdi, ürettiği bal dünyada zirveye çıktı
Zonguldak’ta yaşayan Akosman çifti, 9 yıl önce 40 kovanla başladıkları arıcılık yolculuğunda "Kestane balının diyarı Zonguldak" sözünü uluslararası arenada kanıtladı. Saflık ve kalite göstergesi olan prolin değeri dünya standartlarının üzerinde çıkan Zonguldak kestane balı, önce Londra’da ardından Paris’te düzenlenen uluslararası yarışmalarda iki yıl üst üste ‘altın bal’ ödülüne layık görüldü. Kilimli ilçesinde yaşayan 33 yaşındaki Muhammet Akosman, dedesinden ve ailesinden devraldığı arıcılık mesleğini akademik eğitimle birleştirdi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Arıcılık Bölümü’nden mezun olan Akosman, 2016 yılında kendi işletmesini kurdu. Devlet desteğiyle 40 kovanla başladığı üretimini, eşiyle birlikte her yıl büyüttü. Muhammet Akosman, üretim sürecini ve elde edilen başarıyı şu sözlerle anlattı: "Zonguldak bölgesinde kestane balı ve arı ürünleri üreticisiyim. Dededen gelen bir mesleğimizi devam ettiriyoruz. Zonguldak bölgesi endemik bitkiler var. Özellikle kestane balı dünya standartlarının üzerinde bir bal ve kalitesi de bu kadar yüksek. Biz bu balı iyi bir şekilde üretmeye çalışıyoruz. Arıcılığa çok önem veriyoruz. Önem verdiğimiz için en iyi sonuçları elde ettik. 2024 senesinde Londra’da Altın Bal Ödülü almıştık. 2025 üretimi üretimde ise bu sefer Paris’e Uluslararası Bal Yarışması’na katıldık." "İki sene peş peşe ödül almak gurur verici" Akosman, iki yıl üst üste kazanılan altın ödüllerin kendileri ve Zonguldak için büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirtti. 2024 yılında Londra, 2025 yılında da Paris’te ödül aldıklarını söyleyen Akosman, "Bu yarışmayla da birlikte yine iki sene iki üst üste altın balı ödülünü almış olduk. Yani bu konuda çok mutluyuz, gururluyuz hatta. 2025 senesinde ürettiğimiz kestane balıyla Paris’e bu sefer yarışmaya katıldık. Yine uluslararası Paris’te altın ödülünü aldık. 2 sene peş peşe altın ödülünü almak, Zonguldak’a bu ödülü getirmek çok güzel. Bizim için çok gurur verici bir olay." "Bu bal antioksidan bakımından çok zengin" Zonguldak kestane balının farkını analiz sonuçlarının net şekilde ortaya koyduğunu vurgulayan Akosman, balın sağlık açısından da çok özel bir ürün olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu: "Bu balı almamızın, bu ödülü almamızın sebeplerinden biri Zonguldak’ın dünya standartlarının üzerinde bir kestane balının olması. Bu bal antioksidan bakımından çok yüksek. Hatta dünya standartlarında en üstün en fazla antioksidan kestane balında var. Bunun yanında kestane balı bağışıklığı yükseltir. Akciğer rahatsızlıklarında ve üst solunum rahatsızlıklarına iyi geldiği bilinmektedir." "Yer altı elması kömür, yer üstü elması kestane balı" Zonguldak’ın hem yeraltı hem de yerüstü zenginliklerine dikkat çeken Akosman, şu ifadeleri kullandı: "Hatta ben her zaman şu cümleyi kullanıyorum. Bizim Zonguldak’ın yeraltı elması kömürse yerüstü elması da kestane balıdır. Yani bu cümleyi her yerde vurguluyoruz. Çünkü Zonguldak bizim için çok değerli. Kestane balımız da değerli. Bu şekilde üretime güzel bir şekilde devam etmeye çalışıyoruz." Bal analizlerinde özellikle prolin ve diastaz değerlerine önem verdiklerini belirten Akosman, elde edilen sonuçları da ayrıntılarıyla paylaştı. Akosman, "Biz tahlile bal gönderdiğimizde analizi okumak çok önemli. Analizde dikkat ettiğimiz konular var. Prolin ve diastaz sayıları. Yani bunlar arının bal attığı değerdir. Yani insanın baldan aldığı faydadır. Bunlar dünya standartlarının çok üstünde çıkıyor bizim kestane balında. Ortalama 1.500 üstü. Hatta Londra’da ödül aldığımızda 1.980 rakamlarını yakaladık. 2025’te ise 1.500 üzeri prolin değerleri 45-50 arası diastaz. Yani baldan aldığımız kalite ve fayda çok üst seviyeler seviyelerde" dedi. "Hedefimiz Zonguldak kestane balını tanıtmak" Geleneksel arıcılıkla modern yöntemleri birleştirdiklerini belirten Akosman, hedeflerini şu sözlerle anlattı: "Biz dededen gelen arıcılığı devam ettiriyoruz. Şu an Muğla Üniversitesi Arıcılık bölümünden mezun oldum. Yani kültürel yöntemle bir yandan şu anki modern arıcılığı birleştirip en kaliteli arı ürünlerini üretmeye özen gösteriyorum. Bundan sonraki sürecimiz Zonguldak kestane balını zaten bir yerlere taşımak, tanıtmak ve diğer arı ürünleriyle birlikte Zonguldak’ta güzel bir marka olmak." Piyasada balda tağşişin yaygın olduğuna da dikkat çeken Akosman, üretim anlayışlarını şu sözlerle ifade etti: "Çünkü biliyorsunuz şu an birçok yerde balda tağşiş yani kalitesizlik çok var. Biz en iyi ürünü üretip kendi çocuklarımıza getirebildiğimiz balları ve arı ürünlerini birçok ailenin sofrasına getirmek. Çünkü kestane balı normal sofralık bir bal değildir. Sabah aç karnına tatlı kaşığı yenen yani sağlık amacıyla tüketebileceğimiz bir üründür. En iyi bir şekilde yapıp arıcılığımızı en iyi bir şekilde balımızı üretip bunu bu şekilde müşterimize ve piyasaya sunmaya çalışıyoruz." Eşi Sevgi Akosman da arıcılığın yaşamlarının merkezinde olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Arının içerisindeyiz. Kestane balı üretimi yapıyoruz. Eşimle tanıştığımdan beri arıcılığın içerisindeyim. Gezginci arıcılık yapıyoruz aslında ama asıl mesleğimiz kestane balı. Kestane balının şifalarından biraz bahsetmek istiyorum. Antioksidan etkisi var, bağışıklık etkisi var. O yüzden kestane balını tüm dünyaya tavsiye ediyoruz." Zonguldak kestane balının farkını vurgulayan Sevgi Akosman, iki yıl üst üste alınan ödüllerin önemine dikkat çekerek konuşmasını şöyle tamamladı: "Bizim kestane balımızın diğer kestane bağlarından farkını söylemek istiyorum. 2024 yılında Londra’da 2025 yılında da Paris’te ödül aldık. Dünyanın en iyi kestane balını ürettik. Eşimle birlikte arıcılığı severek yapıyoruz. Tüm kadın üreticilere arıcılığı tavsiye ediyorum. Kadınların yapacağı hiçbir şey yoktur." (OA
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder