EKONOMİ
02 Nisan 2026 Perşembe - 19:03 Savunma sanayiinde üretim seferberliği Manisa’da düzenlenen 8. Kalıp Zirvesi’ne katılan ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Yaman, artan mühimmat ihtiyacı ve değişen savaş dinamiklerinin savunma sanayiinde büyük bir üretim seferberliğini zorunlu kıldığını söyledi. Manisa’da gerçekleştirilen 8. Kalıp Zirvesi programına katılan ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı ve Radar-Elektronik Harp Sektör Başkanı Mustafa Yaman, savunma sanayiinde son yıllarda yaşanan dönüşüme dikkat çekti. Yaman, pandemiyle başlayan tedarik zinciri sorunlarının, savaşlarla birlikte üretim ve stok yönetimini kökten değiştirdiğini ifade etti. Pandemi sürecinde üretimin yavaşladığını ve tedarikte ciddi sıkıntılar yaşandığını belirten Yaman, bu dönemin sanayiye önemli dersler verdiğini söyledi. Yaman, "Yalın üretim anlayışıyla stoksuz ilerlemek mümkün görünüyordu ancak pandemiyle birlikte stoklu çalışmanın zorunluluğu ortaya çıktı. Tedarikçilerin çeşitlendirilmesi ve lojistiğin güvence altına alınması gerektiği net şekilde görüldü" dedi. "Malzemelerin yurt içinde üretilmesi artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi" Yurt dışı tedarikte yaşanan zorlukların yerli üretimin önemini artırdığını vurgulayan Yaman, "Malzemelerin yurt içinde üretilmesi artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi. Aynı zamanda insan bağımlılığını azaltan otomasyon ve dijitalleşme süreçleri hız kazandı" diye konuştu. Savaş teknolojilerindeki değişime de değinen Yaman, özellikle Ukrayna-Rusya savaşıyla birlikte dronların ve elektronik harbin öne çıktığını belirtti. Yaman, "Ucuz ve çok sayıda sistemle karşı tarafı doyuma ulaştırmak yeni bir strateji haline geldi. Ancak sadece dronlar yeterli değil. İleri teknoloji sistemlerle birlikte hibrit bir yapı gerekiyor" ifadelerini kullandı. Hindistan-Pakistan gerilimi ve Orta Doğu’daki çatışmaların da bu gerçeği ortaya koyduğunu belirten Yaman, hem düşük maliyetli hem de yüksek teknolojili sistemlerin birlikte kullanılmasının zorunlu hale geldiğini söyledi. "Savunma sanayiinde üretim seferberliği var" Artan ihtiyaçların üretim kapasitesini doğrudan etkilediğini dile getiren Yaman, "Bundan 10 yıl öncesine göre mühimmat tüketimi inanılmaz seviyelere ulaştı. 12 günde ya da bir ayda harcanan mühimmat çok yüksek rakamlara çıktı. Bu da daha fazla üretimi zorunlu kılıyor. Şu anda savunma sanayiinde tam anlamıyla bir üretim seferberliği var" dedi. Klasik üretim yöntemleriyle bu talebin karşılanmasının zor olduğunu vurgulayan Yaman, seri üretim tecrübesine sahip sektörlerin devreye girmesi gerektiğini ifade etti. Yaman, "Otomotiv, beyaz eşya ve iklimlendirme sektörlerindeki üretim tekniklerinin savunma sanayine entegre edilmesi gerekiyor. Bu sayede maliyetler düşürülebilir ve üretim hızlandırılabilir" diye konuştu. Manisa sanayisinin bu noktada önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Yaman, firmaların savunma sanayi şirketleriyle iş birliğini artırması gerektiğini söyledi. Yaman, "Doğru yatırımlar ve doğru iş birlikleriyle Manisa, savunma sanayine ciddi katkı sağlayabilir. Önümüzde çok büyük bir üretim ihtiyacı var" dedi.
02 Nisan 2026 Perşembe - 18:05 Manisa sanayisinin yeni hedefi yüksek teknoloji ve savunma atağı Manisa’da düzenlenen 8. Kalıp Zirvesi’nde konuşan Manisa Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Mehmet Yılmaz, Manisa’nın mevcut sanayi gücünü daha ileriye taşıyarak yüksek teknoloji ve savunma sanayinde söz sahibi bir şehir haline getirmeyi hedeflediklerini söyledi. Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası ve Manisa Kalıp Makine İmalatçıları Derneği iş birliğinde gerçekleştirilen 8. Kalıp Zirvesi, Manisa CBÜ Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Yerleşkesi’nde yapıldı. Programa akademisyenler, sanayiciler ve sektör temsilcileri yoğun katılım gösterdi. Zirvenin açılışında konuşan Manisa Kalıp Makine İmalatçıları Derneği Başkanı Abdurrahim Arslan, organizasyonun yalnızca bir etkinlik değil, aynı zamanda sanayide dönüşümün başlangıcı olduğunu vurguladı. Arslan, Manisa sanayisinin beyaz eşya üretimindeki güçlü altyapısına dikkat çekerek, savunma ve havacılık sektörünün yeni fırsatlar sunduğunu ifade etti. Savunma sanayinin önde gelen kuruluşları olan ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN ve HAVELSAN gibi kurumlarla iş birliğinin önemine değinen Arslan, Manisalı sanayicilerin bu dönüşümde aktif rol alması gerektiğini söyledi. MTSO Başkanı Mehmet Yılmaz ise konuşmasında, sanayinin artık yalnızca üretim değil, teknoloji ve strateji anlamına geldiğini belirterek şunları kaydetti: "Manisa bugün; ihracatta ve sanayi üretiminde ülkemizin lokomotif şehirlerinden biridir. Ancak bizim hedefimiz sadece bu başarıyı korumak değil. Manisa’yı yüksek teknoloji üreten, savunma sanayine yön veren ve küresel tedarik zincirlerinde stratejik bir aktör haline getirmek istiyoruz." Yılmaz, son yıllarda savunma sanayi ve ileri teknoloji alanında önemli adımlar attıklarını belirterek, üniversite-sanayi iş birliği kapsamında yürütülen AKÜM ve MASTEK projeleriyle üretim kabiliyetlerinin güçlendirildiğini ifade etti. "Birlikte başarı sınırsızdır" anlayışıyla hareket ettiklerini söyleyen Yılmaz, Manisa’nın artık sadece üretim yapan değil, stratejik üretim gerçekleştiren bir şehir konumuna geldiğini vurguladı. Zirvede konuşan Manisa CBÜ Rektörü Prof. Dr. Rana Kibar da üniversite olarak savunma ve havacılık sektöründe güçlü bir merkez olmayı hedeflediklerini belirtti. Kibar, dijitalleşme, yapay zeka ve Endüstri 4.0’ın üretim anlayışını kökten değiştirdiğini ifade ederek kalıpçılık sektörünün bu dönüşümde kritik rol üstlendiğini söyledi. Programda yer alan ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Yaman ise şirketin son yıllardaki büyüme performansına dikkat çekerek, 2025 yılında yüzde 27 büyüme kaydettiklerini ve 95 ülkeye ihracat yaptıklarını açıkladı. Yaman, Türkiye’nin hava savunma sistemleri kapsamında geliştirilen "Çelik Kubbe" projesinin de hızla ilerlediğini belirtti. Zirvenin öğleden sonraki bölümünde firmalar, fuaye alanında kurulan stantlarda ikili iş görüşmeleri gerçekleştirerek iş birliği fırsatlarını değerlendirdi.
Edremit Tarıma Dayalı OTB’de dev adım
23 Aralık 2025 Salı - 17:39 Edremit Tarıma Dayalı OTB’de dev adım Balıkesir Edremit Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Tarım Bölgesi’nde (OTB) bölge ekonomisi ve tarıma dayalı sanayinin gelişimine önemli katkılar saylayacak büyük ölçekli yatırım için parsel tahsis sözleşmesi imza töreni gerçekleştirildi. Türkiye’nin köklü gıda firmalarından Burcu Gıda Konservecilik ve Salça Sanayi A.Ş, Edremit Tarıma Dayalı OTB’de büyük ölçekli sanayi parseli tahsis talebinde bulunarak önemli bir yatırım kararına imza attı. İmza törenine Edremit Kaymakamı Ahmet Odabaş, Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş, Belediye Başkan Yardımcısı Cavit Cebeci, Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin, Edremit Ziraat Odası Başkanı Ali Yılmaz Diker ile Burcu Gıda Yönetim Kurulu üyeleri; Cemil Bahadır, Özcan Bahadır ve Burcu Bahadır Savaş katıldı. Gerçekleşen imza töreninde Edremit Tarıma Dayalı OTB’nin bölge için taşıdığı stratejik öneme vurgu yapılırken, gerçekleştirilen yatırımın uzun vadede Edremit ve çevresine önemli ekonomik katkılar sunacağı ifade edildi. 1992 yılında Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde kurulan Burcu Gıda, salça ve konserve ürünleri başta olmak üzere geniş ürün yelpazesiyle hem yurt içinde hem de uluslararası pazarlarda güçlü bir konuma sahip bulunuyor. Yaklaşık bin kişinin üzerinde istihdam sağlayan firma, Edremit Tarıma Dayalı OTB’de gerçekleştireceği bu yeni yatırımla üretim kapasitesini artırmayı, tarımsal ürünlerin katma değerli şekilde işlenmesini ve bölge tarımının sanayi ile entegrasyonunu güçlendirmeyi hedefliyor. İmza töreninde açıklama yapan Burcu Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Bahadır; "Edremit Tarıma Dayalı İhtisas OTB, bizim için son derece kıymetli bir yatırım alanıdır. Bu bölgede yer almaktan ve Edremit’e değer katacak bir yatırımın parçası olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Planladığımız bu yatırımla birlikte, ilk etapta en az 500 kişiye doğrudan istihdam sağlamayı hedefliyoruz. Üretime geçtiğimizde bu sayının artarak devam edeceğine inanıyoruz." dedi. İmza töreninde açıklama yapan Edremit TDİOTB Yönetim Kurulu Başkanı Edremit Kaymakamı Ahmet Odabaş, Edremit Tarıma Dayalı İhtisas Organize Tarım Bölgesi’nin yalnızca bir tarım alanı değil, tarım sanayi entegrasyonunu sağlayan, aynı zamanda bölgenin geleceğini şekillendirecek stratejik bir kalkınma projesi olduğunu vurguladı. Edremit Tarıma Dayalı İhtisas OTB’nin, tarımın sanayiyle buluştuğu, katma değerin üretildiği ve istihdamın artırıldığı çok kıymetli bir kalkınma hamlesidir. Bugün Burcu Gıda gibi güçlü ve köklü bir markanın bölgemize yatırım kararı alması, Edremit’in yatırım güvenilirliğinin ve potansiyelinin açık bir göstergesidir." dedi. Törende ayrıca, tahsis edilen sanayi parsellerinin 2026 yılının ilk yarısında yatırımcıya teslim edilmesinin planlandığı belirtilirken, bu sürecin Edremit ve çevresinde yatırım ortamının geliştirilmesini ve ekonomik canlılığı artıracağı konusunda görüş birliğine varıldı. Katılımcılar, Burcu Gıda’nın Edremit Tarıma Dayalı OTB’de hayata geçireceği yatırımın bölgeye hayırlı olmasını temenni ederek, kamu-özel sektör iş birliğiyle katma değerli yatırımların artarak devam edeceğini ifade etti.
DTO’da iş insanlarına yeni bakış açıları anlatıldı
23 Aralık 2025 Salı - 17:34 DTO’da iş insanlarına yeni bakış açıları anlatıldı Denizli Ticaret Odası (DTO), ünlü televizyon sunucusu Ekonomist Sami Altınkaya ile Yönetim Danışmanı Selma Akdoğan’ı, Meslek Komiteleri Ortak İstişare Toplantısı’nda misafir etti. Sorunlara Yeni Nesil Çözümler ve Fikir Üretmenin Kuralları başlığıyla gerçekleştirilen eğitimde, DTO meclisi ve meslek komitesi üyeleri ile ailelerine seslenen konuklar, iş dünyasında karşılaşılan sorunlara farklı çözümler üretmenin yollarını anlattılar. Toplantının açış konuşmasını yapan DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, Denizli ekonomisini ve iş dünyasını geliştirmek için farklı alanlarda yeni projelere imza attıklarını söyledi. Başkan Erdoğan, "Denizli’mizin ve sektörlerimizin gelişimi için mücadele ediyoruz Denizli Ticaret Odası olarak, üyelerimizi dünyanın dört bir tarafındaki fuarlara gönderiyoruz. Amacımız, Denizli’mizin ihracatını daha da artırmak ve ülke ekonomisine katkı sağlamak. Denizli’de teknik tekstilin gelişmesi için hazırladığımız projemizle, Avrupa Birliği fonlarından 10 milyon euroya yakın destek aldık ve Denizli Teknik Tekstil Merkezimizi açtık. Burada katma değeri yüksek ürünler üretip sektörümüze yeni bir yön çizmeyi ve ivme kazandırmayı hedefledik. İlimiz için farklı projeler üretmeye, aynı zamanda da mesleki ve kişisel gelişim eğitimleri vermeye, 2026 yılında da devam edeceğiz" dedi. Ardından konuşmacılar Altınkaya ile Akdoğan, Sorunlara Yeni Nesil Çözümler ve Fikir Üretmenin Kuralları ile ilgili söyleşiyi gerçekleştirdi. Akdoğan: "Denizli iş insanlarıyla horoz metaforunu özdeşleştiriyorum" Ekonomist Altınkaya, "İşi yapıyorum, üretiyorum, satıyorum; sorun yok. Ama tedarikçilerimizden bir türlü parayı alamıyorum. Neler yapmalıyım?" sorusu ile konuya giriş yaptı. Yönetim Danışmanı Akdoğan ise öncelikle sorunun tespit edilmesi gerektiğini ifade etti. Akdoğan, "İş dünyasında yanlış yatırımlar, parayı doğru yönetememek, insanı doğru yönetememek gibi sorunlar çıkabiliyor. Öncelikle hangi yöne, nasıl gideceğimizi belirlememek bile büyük sıkıntı oluşturuyor. Ancak Denizli öyle değil Ben, Denizli iş insanlarıyla horoz metaforunu özdeşleştiriyorum. Erken kalkan, çok çalışkan, farkındalığı yüksek olan, zamanını doğru kullanan ve iyi planlayan, disiplinli insanlarsınız. Denizli deyince en başta çalışkanlık, farkındalık ile girişimcilik ve tabii ki havlu bornoz aklıma geliyor" dedi. Akdoğan: "Hedeflerinizi çalışanlarınızla belirleyin" Altınkaya, Akdoğan’ın büyük global enerji yatırımlarında görev yaptığını ve önemli birçok şirkette yatırımlara yön veren bir isim olduğunu anlattı. Altınkaya, "Kendisi, patronların hem çok sevdiği hem de çok kızdığı bir isimdir. Çünkü patronun karşısında masaya yumruğunu vurduğuna da şahit oldum. Aslında yöneticilerimizi seçerken de buna dikkat etmeliyiz değil mi?" diye sordu. Yönetim Danışmanı Akdoğan ise "Bence bu çok önemli Yöneticileriniz elini masaya vurmuyorsa o yönetici aslında değildir. Kusura bakmayın ama o sadece dalkavuktur. ‘Haklısınız efendim. Çok doğru buyurdunuz efendim. Ben bunu nasıl düşünemedim efendim’ diyen yöneticiyi, bir dakika şirketinizde tutmayın. Bence sizi yanlış yönlendirir. Oysaki yönetici, sizin başlattığınız girişimi, bayrağı alıp daha ileriye taşıyacak, yeni fikirler üretecek ve açılımlar yapacak kişidir. Şirketlerde öncelikle stratejilerimizi belirlememiz gerekiyor... Benim için strateji, hayallerle gerçeklerin bir araya gelmesi ve gelecek için yol haritamızın belirlenmesi anlamına geliyor. Bu yol haritasının 3 yıllık, 5 yıllık olması gerekir. Arkasından da hedeflerimizi ortaya koymamız lazım. Birçok şirkette bu hata yapılıyor ve hedeflerimizi doğru tanımlamıyoruz. Ben bu yola gireceğim ama neyle gideceğim, hangi araçları kullanacağım, nelerle yol alacağım? Tüm bunları iyi tanımlamalıyız. Hatta o da yetmiyor. Bu tanımlamayı, şirketinizdeki tüm çalışanlarınızla birlikte yapmanızı öneriyorum. Çünkü hepimizde bir beyin var. O beyinler ile akıllar bir araya geldikçe çoğalıyor. Bir artı bir iki değil üç, beş, on bir bile yapar. Onun için hep beraber yapmayı ve hedefleri aşağıya doğru yaymayı öneriyorum. Onun arkasından da nakit akışı planlamasını yapmamız gerekiyor. Bütçe raporlama gerçekten çok önemlidir... Biz şirketlerde ekim, kasım gibi yıllık iş planlarımızı yapıyoruz ve bütçelerimizi hazırlıyoruz. Aylık takip yapıyorduk ama bugün geldiğimiz noktada çalışanların ekranlarına satış hedeflerini günlük bildirebiliyoruz. Bunu, size de tavsiye ediyorum. Mutlaka bu sistemi kurun. Bu arada, eğer varsa olursa sinirinizi çalışanlarınızdan değil spordan çıkarın. Çalışanlarınızla beraber iyi bir şekilde, güzel bir ortamda çalışın. Bu, verimi artırır" uyarısında bulundu. Altınkaya: "Bir artı bir, on bir olmalı" Ekonomist Altınkaya da çalışanlarla birlikte hareket etmenin ve yapıcı olmanın önemi ile iş verimliliğine katkısına dikkat çekti. Altınkaya, "Zaten bu toplantılardaki amacımız da bir artı biri yan yana getirip 11 yapabilmek. 11 olduğu zaman, katma değerli üretim ve yeni fikirler ortaya çıkıyor. Bizim ilk olarak sistem sorunumuz var; ikinci olarak da büyük bir planlama sorunumuz. Örneğin şirketin iyi genel müdürü ya da iyi finans müdürü o şirkete bankalardan ucuz faizli kredi bulan ve finans kaynağı oluşturan çalışan olarak yönetici olarak görülüyor. Halbuki böyle olmaması gerekiyor" diye konuştu. Akdoğan: "Aile şirketleri sistemle çalışmalı" Akdoğan, aile şirketlerinde iş bölümünün de planlanması gerektiğinin altını çizdi. Akdoğan, "Aile bireyleri, şirket içinde farklı görevlerde bulunuyorlar ve bu kişiler genelde bireysel çalışmayı tercih ediyorlar. Yani bütün bilgileri beyinlerinde topluyorlar ve bunu teknolojiye aktarmıyorlar. Aile arasında sıkıntı olduğunda da şirketin geçmişe dair bilgilerini kaybediyorsunuz. Aile bireyleri, şirkette belli sistemlere ve prosedürlere bağlı olarak çalışmalıdır. Ben bunu özellikle ikinci ve üçüncü nesiller için söylüyorum. Tabii ki her anne baba, çocuğunun şirketi devam ettirmesini ister. Ancak size tavsiyem, çocuklarınızı önce başka bir şirkette çalıştırın. Çocuklarınızı mutlaka farklı şirketlerde, özellikle de kurumsal şirketlerde çalışmaya teşvik ettiğinizde, orada öğrendiklerini sizin şirketinizde uygulayabilir hale gelirler. Aile şirketlerinde kurumsallık dediğim zaman hemen patronu işten çıkarma akla geliyor. Hayır; şirketi kuran her zaman şirketin başında olmalı. Karı koca aynı şirkette çalışıyorsanız, eve girdikten sonra şirketi unutacaksınız ve evde iş konuşmayacaksınız. Bu çocuklar için de geçerli olmalı. Maalesef Türkiye’de şirketlerin ortalama ömrü 12,5 sene ve ikinci kuşağa devreden şirket sayısı çok az. Devredememenin en önemli sorunu da sistem. Onun için de yazılım ve teknoloji diyoruz. Teknolojiyi nasıl kullanırız? İşimizi, yazılıma nasıl adapte ederiz? Bunları, çok iyi tanımlamak gerekiyor. Önce kağıt üzerinde tanımlamak, sonra da yazılıma geçirmek gerekiyor" dedi. İkili, konferansın sonunda salondaki katılımcıların sorularını da yanıtladı.
DSO’da yılın son meclis toplantısı gerçekleştirildi
23 Aralık 2025 Salı - 17:32 DSO’da yılın son meclis toplantısı gerçekleştirildi Denizli Sanayi Odası’nın (DSO) 2025 yılı Aralık Ayı Olağan Meclis Toplantısı, 22 Aralık’ta Odamız Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi. Yılın son Meclis Toplantısında; geride kalan yılın ekonomik görünümü, 2026 yılı bütçe görüşmeleri, sanayicinin karşı karşıya olduğu sorunlar ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentiler ele alındı. Toplantı, DSO Meclis Başkanı Okan Konyalıoğlu’nun başkanlığında gerçekleştirilirken, DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu Oda faaliyetleri ve Ankara görüşmelerine ilişkin üyeleri bilgilendirdi. Toplantının açılış konuşmasını yapan DSO Meclis Başkanı Okan Konyalıoğlu, son iki yıldır uygulanan ekonomi politikalarının üretici üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu ve uygulanan hamlelerin ağırlıklı olarak sanayicinin sırtına yüklendiğini belirtti. Günü kurtarmaya odaklanan ekonomik ortamın firmaların uzun vadeli planlama ve strateji geliştirme kabiliyetini zayıflattığını söyledi. "Denizli sanayisi zorlu sürece rağmen ayakta" DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu konuşmasında, küresel ve ulusal ölçekte yaşanan ekonomik zorlukların sanayi üzerindeki etkilerinin giderek daha belirgin hale geldiğini söyledi. 2026 yılına ilişkin beklentilerin temkinli olduğunu ifade eden Kasapoğlu, yılın ilk yarısında mevcut sıkıntıların devam edebileceğini ancak ikinci yarıda kademeli bir toparlanma öngördüklerini kaydetti. Denizli ihracatının aylık değişimi Meclis Üyeleriyle paylaşılırken, ihracatın sektörel dağılımı, istihdamdaki değişim ve sanayi üretimine ilişkin güncel görünüm Sanayi Üretim Endeksi Ekim 2025 verileri üzerinden değerlendirildi. Denizli sanayisinin güçlü sermaye yapısı ve iş yapma kültürü sayesinde daha dirençli bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Kasapoğlu, sanayicinin bu dönemde de üretimden ve istihdamdan vazgeçmeden yoluna devam edeceğini ifade etti. Ankara’daki kritik görüşmeler Meclis’te değerlendirildi Başkan Kasapoğlu, TOBB bünyesinde gerçekleştirilen Ticaret ve Sanayi Konseyleri toplantıları kapsamında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile yapılan görüşmelere de değinerek, başta tekstil sektörü olmak üzere Denizli sanayisinin yaşadığı sorunların ilgili makamlara doğrudan aktarıldığını belirtti. Bu görüşmelerde hükümetin genel ekonomik yaklaşımının da net şekilde ortaya konulduğunu ifade etti. 2026 yılına girerken sanayicinin büyük ölçüde kendi gücüne, dayanıklılığına ve iş birliği kültürüne dayanmak zorunda olduğunu vurgulayan Kasapoğlu, DSO olarak sorunları dile getirmeye ve çözüm arayışlarını sürdürmeye devam edeceklerini söyledi. DSO’nun projeleri sahada karşılık buluyor Toplantıda, Denizli Sanayi Odası’nın son dönemde yürüttüğü faaliyetler hakkında Meclis Üyelerine bilgi verildi. Model Fabrika çalışmalarının sahada somut ve olumlu sonuçlar verdiğini belirten Kasapoğlu, komite toplantılarının Model Fabrika’da yapılmasının ve daha fazla üyenin bu uygulamalarla tanıştırılmasının önemine dikkat çekti. Teşvik Ofisi faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilen üye ziyaretleri, Ankara’daki üst düzey ziyaretler, Avrupa Birliği Başkanlığı, yerel yönetimlerle yürütülen sanayi odaklı çalışmalar ile Denizli Su Zirvesi ve Terspektif Fikir Maratonu programı toplantının öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Ayrıca savunma sanayii iş birlikleri, TUSAŞ ziyaretleri, sertifikasyon ve kalite standartlarına yönelik çalışmalar ile Şirinköy arazisine ilişkin yürütülen hazırlıklar Meclis Üyeleriyle paylaşıldı. "Model Fabrika sanayiciye doğrudan katkı sağlıyor" Toplantıda söz alan DSO Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Sarı, savunma sanayiine yönelik yatırım şartları önceki yıllara kıyasla önemli ölçüde değiştiğini ifade etti. TUSAŞ ve TEI tarafından sunulan 5-10 yıllık iş garantili sözleşmeler ile ortaklık ve finansman desteklerinin bu alanı sanayiciler açısından daha öngörülebilir hale getirdiğini belirten Sarı, Kayseri ve Kahramanmaraş’ta uygulanan modelin Denizli için de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yılın son Meclis Toplantısında, DSO 2026 bütçesi de Meclis tarafından onaylandı. Toplantı, meclis üyelerinin yeni yıla ilişkin temennilerin paylaşılması ve sanayinin tüm zorluklara rağmen üretimden ve umuttan vazgeçmeyeceği mesajıyla sona erdi.
Mersin Uluslararası Limanı ile Port Sudan arasında kardeş liman mutabakatı imzalandı
23 Aralık 2025 Salı - 17:21 Mersin Uluslararası Limanı ile Port Sudan arasında kardeş liman mutabakatı imzalandı Mersin Uluslararası Limanı (MIP) ile Sudan’ın Port Sudan Limanı arasında iş birliğini kapsayan ’kardeş liman mutabakatı’ imza altına alındı. Sudan’ın Kızıldeniz Eyaleti Valisi Mustafa Mohamed Nour Mahmoud, beraberindeki heyet ve iş insanlarıyla birlikte çeşitli temaslarda bulunmak üzere Mersin’e geldi. Program kapsamında Mahmoud ve beraberindeki heyet, ilk olarak Mersin Valisi Atilla Toros’u makamında ziyaret etti. Ziyarette Valilik Şeref Defterini imzalayan Mahmoud, Vali Toros ile bir süre görüştü. Sudan heyeti, ziyaretin ardından Mersin Uluslararası Limanı’na geçerek liman sahasında incelemelerde bulundu. MIP yetkililerinin katılımıyla düzenlenen programda, limanın teknik altyapısı, operasyonel kapasitesi ve faaliyetlerine ilişkin heyete sunum yapıldı. Sunumun ardından düzenlenen imza töreninde, MIP ile Port Sudan Limanı arasındaki iş birliğini kapsayan ‘kardeş liman mutabakatı’; MIP Kurumsal, İnsan Kaynakları ve Kamu İlişkileri Grup Müdürü Yüksel Nuri Peker ile Sudan Limanlar İşletmeciliği Şirketi Genel Müdür Yardımcısı Hamida Al-Hajj Mahjoub tarafından imzalandı. İmza törenine; Mersin Vali Yardımcısı Murat Çağrı Erdinç, MIP Genel Müdürü Ajay Kumar Singh, Sudan heyeti, iş insanları ve davetliler katıldı. Törenin sonunda taraflar arasında günün anısına plaket takdimi gerçekleştirildi.
Elazığ Ticaret Fuarı içi geri sayım başladı
23 Aralık 2025 Salı - 16:12 Elazığ Ticaret Fuarı içi geri sayım başladı Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası öncülüğünde 6-7-8 Şubat 2026 tarihlerinde düzenlenecek Elazığ TSO Genel Ticaret Fuarı, şehrin üretimden pazarlamaya uzanan tüm ekonomik gücünü tek çatı altında buluşturacak. Elazığ TSO, şehrin ticari yapısına güç kazandıracak güçlü bir hamleye hazırlanıyor. Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası öncülüğünde 6-7-8 Şubat 2026 tarihlerinde düzenlenecek Elazığ TSO Genel Ticaret Fuarı, şehrin üretimden pazarlamaya uzanan tüm ekonomik gücünü tek çatı altında buluşturacak. Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek bu dev organizasyonla iş dünyasının birlik iradesi, büyüme kararlılığı ortaya konularak Elazığ’ın kalkınma yolculuğunda yeni bir dönemin kapılarının aralanması hedefleniyor. Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İdris Alan, fuar hazırlıkları ve odanın yürüttüğü çalışmalar hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Göreve geldikleri günden bu yana ‘Üreten ve Büyüyen Elazığ’ mottosuyla hareket ettiklerini belirten Başkan Alan, bu fuarın bir sonuç değil, büyük bir değişim sürecinin başlangıcı olduğunu vurguladı. Başkan İdris Alan, "Bizler göreve geldiğimizde Elazığ için bir söz verdik. Esnafımızın, tüccarımızın ve sanayicimizin her an yanında olacağız dedik. Bugüne kadar 6. Bölge teşviklerinin korunmasından, üyelerimizin finansal darboğazlardan çıkış yollarına kadar her alanda gövdemizi taşın altına koyduk. Ankara’da yürüttüğümüz güçlü lobicilik faaliyetleriyle Elazığ’ın sesini en gür şekilde duyurduk. Şimdi ise tüm bu emeklerimizi taçlandıracak, şehrimizin ticaret hacmini zirveye taşıyacak olan Elazığ TSO Genel Ticaret Fuarı’nı hayata geçiriyoruz" diye konuştu. 6-8 Şubat tarihleri arasında gerçekleşecek fuarın stratejik bir hamle olduğuna dikkat çeken Alan, "Bu fuar, Elazığ’ın ticaret vizyonunu geliştirmek ve ilimizin misyonunu uluslararası standartlara taşımak için büyük bir fırsattır. Mobilyadan gıdaya, tekstilden teknolojiye ve inşaata kadar ilimizde faaliyet gösteren tüm sektörleri tek bir çatı altında topluyoruz. Amacımız; sadece ürün sergilemek değil, yeni iş bağlantıları kurmak, üyelerimizin pazar payını artırmak ve Elazığ ekonomisinin ne kadar büyük bir potansiyele sahip olduğunu herkese ilan etmektir. Elazığ’ın kalkınması, yerel gücümüzün birleşmesinden geçer. Bu fuar, Elazığ iş dünyasının birlik ve beraberlik belgesidir. Şehrimizin geleceğine güvenen, yatırım yapan ve üreten tüm paydaşlarımızı bu büyük buluşmaya bekliyoruz. Unutulmasın ki; Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası varsa, ticaretin çözülmeyecek sorunu, şehrimizin ulaşılamayacak hedefi yoktur. 6 Şubat’ta bu büyük heyecanı hep birlikte yaşayalım" şeklinde konuştu.
BEBKA Aralık ayı yönetim kurulu toplantısı Bursa’da yapıldı
23 Aralık 2025 Salı - 15:45 BEBKA Aralık ayı yönetim kurulu toplantısı Bursa’da yapıldı Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı (BEBKA) Aralık ayı Yönetim Kurulu Eskişehir Valisi ve BEBKA Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Aksoy başkanlığında, Bursa Valisi Erol Ayyıldız ev sahipliğinde BEBKA’nın Bursa Hizmet Binasında düzenlendi. Toplantıya, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, Bilecik Valisi Faik Oktay Sözer, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Av. Ayşe Ünlüce, Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, Bilecik İl Genel Meclisi Başkanı Ramazan Kurtulmuş ve BEBKA Genel Sekreter Vekili Sabri Bayram katıldı. Toplantıda ilk olarak 2022 Yılı Kırsal Kalkınma Mali Destek Programı’nın kapanış raporu sunularak, program kapsamında yürütülen faaliyetler, sağlanan destekler ve bölgesel kalkınmaya katkıları Yönetim Kurulu üyeleriyle paylaşıldı. Ardından Türkiye’nin yeşil kalkınma hedefleri doğrultusunda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesi (SoGreen) kapsamında BEBKA tarafından planlanan, 2026 yılı Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş (SoGreen) Geri Ödemeli Finansman Desteği Programı görüşülerek Yönetim Kurulu üyelerinin onayına sunuldu. KOBİ’lere yönelik olarak kurgulanan programın, bölgedeki yeşil dönüşüm ve sosyal kapsayıcılık odaklı yatırımların desteklenmesine katkı sağlaması hedeflendiği ifade edildi. Toplantıda ayrıca, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen Yerel Kalkınma Hamlesi Programı için 2025 yılında alınan başvurular ile 2026 yılı yatırım konuları görüşüldü. BEBKA Yönetim Kurulu, alınan kararların TR41 Bölgesi’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine, kurumsal etkinliğinin artırılmasına ve bölgesel önceliklerin hayata geçirilmesine katkı sağlayacağını vurguladı.
HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Asgari ücret tespit komisyonu değişmeli"
23 Aralık 2025 Salı - 15:13 HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Asgari ücret tespit komisyonu değişmeli" Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) ve HİZMET-İŞ Sendikası Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Eğer asgari ücret tespit komisyonunu sağlıklı bir şekilde oluşturamazsak, buradan çıkacak olan asgari ücret de sağlıklı olmayacağını hep anlatageldik. Asgari ücret tespit komisyonu değişmeli" dedi. Genel Başkanı Mahmut Arslan, Ordu’da bir otelde düzenlenen HAK-İŞ/HİZMET-İŞ Sendikası Ordu Şube Başkanlığı 3. Olağan Genel Kurulu’na katıldı. Genel kurulda konuşan Arslan, çalışma hayatı ve asgari ücret başta olmak üzere gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Asgari ücret tartışmalarını 50 yıldır yaşıyoruz" Türkiye gündeminin yoğun olduğunu belirten Genel Başkan Mahmut Arslan, son 22 gündür çalışma hayatının asgari ücret tartışmalarıyla geçtiğini ifade etti. Arslan, "Biz bu tiyatroyu 50 yıldır yaşıyoruz. Konfederasyonumuz HAK-İŞ, hep şunu söyler; asgari ücret tespiti, tespit komisyonunun yapısıyla doğrudan ilgilidir. Eğer asgari ücret tespit komisyonunu sağlıklı bir şekilde oluşturamazsak, buradan çıkacak olan asgari ücret de sağlıklı olmayacaktır. Bunu hep anlatageldik. Ve her seferinde de bir taraftan çalışanların büyük beklentileri, işverenlerin kaygıları, hükumetin denge kurma politikalarının hemen hemen her seferinde istisnalar hariç işçilerin taleplerinin karşılanmadığı, hayal kırıklığı yaşandığı bir asgari ücreti 50 yıldır biz yaşıyoruz. HAK-İŞ olarak bu süreçte birincisi asgari ücretin ne anlama geldiğini iyi anlatmamız, asgari ücret tespit komisyonunun neden değişmesini istediğimizi, dünya ile kıyaslayarak burada bir yanlışlığın olduğunu anlatmaya çalıştık. Maalesef uzun süre bunu anlatamadık" diye konuştu. "Bizim talebimiz, asgari ücrette evli ve 2 çocuklu bir işçiyi hedef almaları" Genel Başkan Arslan, "Asgari ücreti bir kişi, bir çalışan için belirliyorlar. Bizim HAK-İŞ olarak taleplerimizden bir tanesi, asgari ücrette evli ve 2 çocuklu bir işçiyi hedef almaları. Onun hayatını asgari şartlarda idame ettireceği bir ücretin belirlenmesidir. Dolayısı ile Türkiye’de uzun yıllardır bu konuda da bizim taleplerimiz doğrultusunda ne vergi düzenlemesinde, ne de asgari ücrette bu hususta istediğimiz noktaya getiremediğimiz konulardan bir tanesi. Asgari ücretlilerin ülke içerisindeki çalışanlara oranının yüksek olmasının tabi ki ülkemizin ekonomisine, vergi gelirlerine ciddi yansıması da var. Ülkede çalışanların yüzde 50’nin asgari ücretle çalıştığı düşünülürse, bu belirlediğimiz asgari ücret değil, genel ücret olarak söz konusu oluyor. Burada ciddi bir yansıma var" ifadelerine yer verdi. "Umarım çalışanlar hayal kırıklığına uğramadan gerçekleşmiş olur" Bu yıl asgari ücret tespit komisyonunda işçi temsilcilerinin yer almamasına da değinen Arslan, "Bu sene işçilerin olmadığı asgari ücret tespit komisyonunda Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) hükumete bizim işçilerin olmadığı bir dönemi fırsata dönüştürerek asgari ücretle ilgili düzenlemeyi arzu ettikleri noktaya getirmeye çalışmalarını bence doğru bulmuyorum. Böyle bir çalışma olduğunu da söylemiyorum ama görünen o ki böyle bir ilişki biçimi gelişiyor ve burada her bir çalışan için bu yıl bin TL’lik asgari ücret desteği sağlanıyordu, umarım bu destekler çok olağanüstü bir şekilde artmaz ve işçilerin olmadığı bir asgari ücret tespit komisyonu yine makuliyet çizgisini aşmadan, gerçekten çalışanları büyük bir hayal kırıklığına uğratmadan gerçekleşmiş olur" diye konuştu. "TÜİK sepeti ile işçinin sepeti aynı değil" Asgari ücret belirlenirken Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon rakamlarının esas alındığını hatırlatan Arslan, kurumun kendisine değil, kullandığı enflasyon sepetine itiraz ettiklerini söyledi. Arslan, "TÜİK, Avrupa ile entegre olmuş önemli bir kurumdur. İtirazımız kurumun belirlediği enflasyon sepetinedir. Asgari ücretlinin sepeti ile TÜİK’in sepeti arasında ciddi bir sorun vardır. İşçilerin harcama kalemlerinde en büyük pay gıda, kira, enerji ve ulaşım. TÜİK ülke genelinde bir enflasyon belirliyor. Biz diyoruz ki; asgari ücretlinin harcama sepetine uygun bir kriter belirleyelim. En başta gıda enflasyonu, ardından kira, ulaşım ve enerji esas alınmalıdır" dedi. "Hep çalışanlardan fedakarlık beklenmemeli" "Biz çalışanlarımızın haklarını korurken, elbette ki işletmelerimizi yok saymıyoruz. Onlar yoksa zaten çalışanlar da yok ama adil bir paylaşımı hepimizin üstlenmesi gerekiyor" diyen Arslan, şöyle konuştu: "Bu ülkenin geçiş döneminde zaman zaman çok kazananların fedakarlık yapması gerekiyor. Neden hep emekçilerden bekleniyor? Kiralın yüksek olduğunu biliyoruz. Asgari ücretli bir çalışan nasıl ayakta kalacak? Kiralar, gıda enflasyonunu üst üste koyarsanız ailede birkaç kişi çalışmazsa, çalışan asgari ücretli ikinci bir iş yapmazsa gerçekten iki yakası bir araya gelmesi mümkün değil, tablo ortada. Dolayısıyla işverenlerimizin bu konuda anlayış göstermesi gerekiyor. Asgari ücretliler de bu ülkenin çocukları ve bu ülke için sorumluluklarını yerine getiren insanlar. O zaman bu konuyu hükumetimiz ve işverenler bu dönem makul bir düzeyde asgari ücreti belirleme konusunda samimi bir şekilde çalışması gerekiyor." Programa, ilçe belediye başkanları, sendika üyeleri ve ilgililer de katıldı.
Kasım ayında 2,27 trilyon TL tutarında ödeme kartla yapıldı
23 Aralık 2025 Salı - 15:03 Kasım ayında 2,27 trilyon TL tutarında ödeme kartla yapıldı Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile Kasım ayında yapılan toplam ödeme tutarı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 48 artarak 2,27 milyar TL oldu. Bankalararası Kart Merkezi (BKM), Kasım ayına ilişkin kartlı ödeme verilerini açıkladı. Buna göre, 2,27 trilyon TL tutarında 1,8 milyar adet kartlı ödeme işlemi gerçekleşti. Mağaza içi yapılan her 5 kartlı ödemeden 4’ü temassız gerçekleşti. İnternetten kartlı ödeme tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 47 büyüme ile 710,7 milyar TL oldu. Kart sayıları gelişimi Kasım ayı itibarıyla Türkiye’de kredi kartı sayısı 142,3 milyon, banka kartı sayısı 215,1 milyon ve ön ödemeli kart sayısı 108,4 milyon adet oldu. 2024 yılının Kasım ayı ile kıyaslandığında kredi kartı adedinde yüzde 10’luk, banka kartı adedinde yüzde 11’lik artış, ön ödemeli kart adedinde ise yüzde 2’lik düşüş yaşandı. Toplam kart sayısı ise 465,8 milyon adede ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8 artış gösterdi. Kartlı ödeme tutarı gelişimi Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile Kasım ayında yapılan toplam ödeme tutarı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 48 artarak 2.266,3 milyar TL oldu. Kartlı ödemelerin 1.932,5 milyar TL’si kredi kartları ile yapılırken 326,5 milyar TL’sinde banka kartları, 7,3 milyar TL’sinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı. Kredi kartı ile yapılan ödemelerde önceki yılın aynı dönemine göre büyüme oranı yüzde 48, banka kartı ile yapılan ödemelerde yüzde 64 olurken ön ödemeli kartlar ile yapılan ödemelerde ise bu oran yüzde -77 oldu. Kartlı ödeme işlem adedi gelişimi Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile Kasım ayında yapılan toplam ödeme adedi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13 artarak 1,8 milyar adet oldu. Kartlı ödemelerin 1.018,0 milyon adedi kredi kartları ile yapılırken 705,0 milyon adedinde banka kartları, 32,4 milyon adedinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı. Kredi kartları ile yapılan ödeme adetlerinde büyüme oranı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14, banka kartları ile yapılan ödeme adetlerinde yüzde 32 olurken ön ödemeli kartlar ile yapılan ödeme adetlerinde ise bu oran yüzde -73 oldu. İnternetten kartlı ödeme tutarı gelişimi İnternetten kartlı ödemeler, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 47 artarak 710,7 milyar TL’ye yükseldi. İnternetten yapılan kartlı ödemelerin toplam içindeki payı ise yüzde 32 oldu. İnternetten kartlı ödeme adedi gelişimi İnternetten kartlı ödeme adedi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 artarak 254,2 milyon adede yükseldi. İnternetten yapılan kartlı ödemelerin toplam içindeki payı ise yüzde 15’tir. Temassız ödeme tutarı gelişimi Kartlarla yapılan temassız ödeme adedi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15 artarak 1.162,4 milyon adet oldu. Temassız ödeme tutarı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 56 artarak 723,3 milyar TL oldu. Kasım ayında mağaza içi yapılan her 5 kartlı ödemeden 4’ü temassız gerçekleşti.
İstanbul Ticaret Odası ve İstanbul Ticaret Üniversitesi İhracat Akademisi Projesi için bir araya geldi
23 Aralık 2025 Salı - 14:39 İstanbul Ticaret Odası ve İstanbul Ticaret Üniversitesi İhracat Akademisi Projesi için bir araya geldi Ticaret Bakanlığı öncülüğünde hayata geçirilen İhracat Akademisi projesi kapsamında İstanbul Ticaret Odası (İTO) ve İstanbul Ticaret Üniversitesi işbirliğiyle "yeni nesil ihracat uzmanı" yetiştirilecek. Proje kapsamında İstanbul Ticaret Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde (SEM) ihracata yönelik eğitim programları gerçekleştirilecek. İstanbul Ticaret Üniversitesi Ahi Çelebi Kampüsü’nde düzenlenen eğitim işbirliği protokolü imza törenine Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, İTO Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. İsrafil Kuralay ve İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necip Şimşek katıldı. Eğitimlerle dış ticaret alanında yetişmiş iş gücünün niteliğini artırılması ve bu amaçla üniversitelerin ve iş dünyasının birikimlerinden yararlanılması hedefleniyor. Kursiyerlere Ticaret Bakanlığı ve İstanbul Ticaret Üniversitesi onaylı sertifika verilecek. İhracat Akademisi ile Ticaret Bakanlığının yöneticileri, akademisyen hocaları, ihracatçı ailesinin temsilcileri ve ticaret uzmanlarının aktif olarak sunum yapıp, ders verecekleri interaktif tecrübe, teoriyi ve pratiği birleştiren bir program hazırlandı. Eğitimler Ticaret Bakanlığı orta ve üst düzey yöneticileri ile uzmanlar, profesyonel eğitmenler, akademisyenler ve iş dünyası, STK ve şirket üst düzey yöneticileri tarafından İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin Eminönü’ndeki Ahî Çelebi Kampüsü’nde verilecek. İhracat Akademisi, Ticaret Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu arasında imzalanan İş Birliği Protokolü çerçevesinde, dış ticaret alanında yetişmiş insan kaynağının niteliğini geliştirmek ve bu eğitim faaliyetlerinde üniversitelerin birikimlerinden istifade etmek amacıyla hayata geçirildi. Eğitim sonunda başarılı olan kursiyerlere Ticaret Bakanlığı ve İstanbul Ticaret Üniversitesi onaylı sertifika verilecek. İhracat Akademisi bünyesinde verilecek programlar; üniversite öğrencileri, yeni mezunlar, ihracata başlamak isteyen firma çalışanları, ihracatla iştigal eden profesyoneller, dış ticaret uzmanlığı alanında kariyer planlaması yapan veya kendini geliştirmek isteyen katılımcılara yönelik tasarlandı. "Türkiye’nin ihracatçıları yetişecek" İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, "İstanbul tüccarının odası ile üniversitesi, Türkiye ticaretinin kalbinin attığı Eminönü’nde, Türkiye’nin ihracatçılarını yetiştirmeye başlıyor. Akademi’nin misyon ve vizyonu bizim hedeflerimizle örtüşüyor. Bu yüzden daha ilk duyduğumuz andan itibaren bu projeyi sahiplendik, hayata geçirmek için gönüllü olduk. Zira az önce verdiğim Ticaret Müzesi örneğinin de olduğu gibi ihracatı artıracak her girişimin biz yanında ve destekçisiyiz. Bu bizim tarihî zorunluluğumuz ve görevimizdir. Türkiye’yi küresel ihracatta öne çıkarmak, rekabetçi yapmak ancak böylesi bir stratejiyle mümkün olacaktır" dedi. "Eğitim programından birinde ihracat uzmanlığını öğretirken, diğerinde Turquality uzmanı yetiştirilecek" İhracat akademisinin çok kapsamlı bir program olduğunu belirten Avdagiç, "İhracat Akademisinin çok değerli bulduğum bir yönü, iki ana eğitim programından birinde ihracat uzmanlığını öğretirken, diğerinde Turquality uzmanı yetiştirmeyi hedeflemesidir. Bunun anlamı şudur ki, Türk ürünlerinin uluslararası piyasada pazar bulması ancak markalaşmasıyla mümkündür. Bu gerçek, daha yolun başında ihracatçı adayının zerrelerine zerk ediliyor. İhracat Akademisi’ni kapsamlı bir ilan ile gençlerimize ve isteklilere duyuracağız. Katılımın en üst seviyede olmasını temin edeceğiz. Ne evde ne işte olanların, mutlaka ihracatta olmaları için çaba göstereceğiz. Bu yüzden esas hedef kitlemiz, gençlerimizdir. Aynı zamanda üniversite öğrencileri ve yeni mezunlardır, ihracata başlamak isteyen firma çalışanlarıdır, dış ticaret ve ihracat profesyonelleridir ve kariyerini dış ticaret alanında geliştirmek isteyen kişilerdir. Bunun anlamı şudur, ruhunda ve içinde girişimcilik olan herkese kapımızı açık olacak" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin küresel ticaret kapasitesini yeniden şekillendireceğiz" Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar da "Kuruluşundan yaklaşık bir yıl sonra İhracat Akademisini yalnızca bir eğitim kurumu değil Türkiye’nin küresel ticaret kapasitesini yeniden şekillendiren bir insan kaynağı yatırımına dönüştüğünü mutlulukla görüyoruz. Sadece akademi dünyasıyla değil teoriyi pratikle birleştirme hedefiyle ticaret ekosisteminin öncü paydaşlarıyla işbirliğimizi daha da derinleştirmeye büyük önem veriyoruz. Bugün imzalayacağımız 12’inci protokolümüz ile bu çalışmalarımızı daha da ileriye taşıyacağız" dedi. İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Kuralay ise böylesine önemli bir projenin bir parçası olmaktan büyük bir mutluluk duyduklarını ifade etti. Kuralay, bu projenin kendileri için önemine değinerek, "Proje, isminde ’ticaret’ olan üç tane farklı görev icra eden kurumun beraberliğiyle yapılıyor. Ticaret Bakanlığı devleti, İstanbul Ticaret Odası iş dünyasını, İstanbul Ticaret Üniversitesi de akademiyi temsil ediyor. Bu üçlünün, üç isminin bir araya gelmesinden daha farklı sinerjiler, daha farklı büyük birliktelikler ortaya çıkacağına inanıyorum. Böyle bir projenin parçası olmak gerçekten bizi çok mutlu etti" diye konuştu. İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şimşek de üniversite, İTO ve Ticaret Bakanlığı arasında imzalanacak bu protokolün üniversitenin bilgi üretmenin ötesinde bu bilgiyi toplumun ve iş dünyasının hizmetine sunma sorumluluğunun güçlü bir ifadesi olduğunu vurguladı. Açılış konuşmalarının ardından söz konusu protokol, İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necip Şimşek ve Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri Genel Sekreteri Musa Demir tarafından imzalandı.