EKONOMİ - 23 Aralık 2025 Salı 15:13

HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Asgari ücret tespit komisyonu değişmeli"

A
A
A
HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Asgari ücret tespit komisyonu değişmeli"

Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) ve HİZMET-İŞ Sendikası Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Eğer asgari ücret tespit komisyonunu sağlıklı bir şekilde oluşturamazsak, buradan çıkacak olan asgari ücret de sağlıklı olmayacağını hep anlatageldik. Asgari ücret tespit komisyonu değişmeli" dedi.


Genel Başkanı Mahmut Arslan, Ordu’da bir otelde düzenlenen HAK-İŞ/HİZMET-İŞ Sendikası Ordu Şube Başkanlığı 3. Olağan Genel Kurulu’na katıldı. Genel kurulda konuşan Arslan, çalışma hayatı ve asgari ücret başta olmak üzere gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.



"Asgari ücret tartışmalarını 50 yıldır yaşıyoruz"


Türkiye gündeminin yoğun olduğunu belirten Genel Başkan Mahmut Arslan, son 22 gündür çalışma hayatının asgari ücret tartışmalarıyla geçtiğini ifade etti. Arslan, "Biz bu tiyatroyu 50 yıldır yaşıyoruz. Konfederasyonumuz HAK-İŞ, hep şunu söyler; asgari ücret tespiti, tespit komisyonunun yapısıyla doğrudan ilgilidir. Eğer asgari ücret tespit komisyonunu sağlıklı bir şekilde oluşturamazsak, buradan çıkacak olan asgari ücret de sağlıklı olmayacaktır. Bunu hep anlatageldik. Ve her seferinde de bir taraftan çalışanların büyük beklentileri, işverenlerin kaygıları, hükumetin denge kurma politikalarının hemen hemen her seferinde istisnalar hariç işçilerin taleplerinin karşılanmadığı, hayal kırıklığı yaşandığı bir asgari ücreti 50 yıldır biz yaşıyoruz. HAK-İŞ olarak bu süreçte birincisi asgari ücretin ne anlama geldiğini iyi anlatmamız, asgari ücret tespit komisyonunun neden değişmesini istediğimizi, dünya ile kıyaslayarak burada bir yanlışlığın olduğunu anlatmaya çalıştık. Maalesef uzun süre bunu anlatamadık" diye konuştu.



"Bizim talebimiz, asgari ücrette evli ve 2 çocuklu bir işçiyi hedef almaları"


Genel Başkan Arslan, "Asgari ücreti bir kişi, bir çalışan için belirliyorlar. Bizim HAK-İŞ olarak taleplerimizden bir tanesi, asgari ücrette evli ve 2 çocuklu bir işçiyi hedef almaları. Onun hayatını asgari şartlarda idame ettireceği bir ücretin belirlenmesidir. Dolayısı ile Türkiye’de uzun yıllardır bu konuda da bizim taleplerimiz doğrultusunda ne vergi düzenlemesinde, ne de asgari ücrette bu hususta istediğimiz noktaya getiremediğimiz konulardan bir tanesi. Asgari ücretlilerin ülke içerisindeki çalışanlara oranının yüksek olmasının tabi ki ülkemizin ekonomisine, vergi gelirlerine ciddi yansıması da var. Ülkede çalışanların yüzde 50’nin asgari ücretle çalıştığı düşünülürse, bu belirlediğimiz asgari ücret değil, genel ücret olarak söz konusu oluyor. Burada ciddi bir yansıma var" ifadelerine yer verdi.



"Umarım çalışanlar hayal kırıklığına uğramadan gerçekleşmiş olur"


Bu yıl asgari ücret tespit komisyonunda işçi temsilcilerinin yer almamasına da değinen Arslan, "Bu sene işçilerin olmadığı asgari ücret tespit komisyonunda Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) hükumete bizim işçilerin olmadığı bir dönemi fırsata dönüştürerek asgari ücretle ilgili düzenlemeyi arzu ettikleri noktaya getirmeye çalışmalarını bence doğru bulmuyorum. Böyle bir çalışma olduğunu da söylemiyorum ama görünen o ki böyle bir ilişki biçimi gelişiyor ve burada her bir çalışan için bu yıl bin TL’lik asgari ücret desteği sağlanıyordu, umarım bu destekler çok olağanüstü bir şekilde artmaz ve işçilerin olmadığı bir asgari ücret tespit komisyonu yine makuliyet çizgisini aşmadan, gerçekten çalışanları büyük bir hayal kırıklığına uğratmadan gerçekleşmiş olur" diye konuştu.



"TÜİK sepeti ile işçinin sepeti aynı değil"


Asgari ücret belirlenirken Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon rakamlarının esas alındığını hatırlatan Arslan, kurumun kendisine değil, kullandığı enflasyon sepetine itiraz ettiklerini söyledi. Arslan, "TÜİK, Avrupa ile entegre olmuş önemli bir kurumdur. İtirazımız kurumun belirlediği enflasyon sepetinedir. Asgari ücretlinin sepeti ile TÜİK’in sepeti arasında ciddi bir sorun vardır. İşçilerin harcama kalemlerinde en büyük pay gıda, kira, enerji ve ulaşım. TÜİK ülke genelinde bir enflasyon belirliyor. Biz diyoruz ki; asgari ücretlinin harcama sepetine uygun bir kriter belirleyelim. En başta gıda enflasyonu, ardından kira, ulaşım ve enerji esas alınmalıdır" dedi.



"Hep çalışanlardan fedakarlık beklenmemeli"


"Biz çalışanlarımızın haklarını korurken, elbette ki işletmelerimizi yok saymıyoruz. Onlar yoksa zaten çalışanlar da yok ama adil bir paylaşımı hepimizin üstlenmesi gerekiyor" diyen Arslan, şöyle konuştu:


"Bu ülkenin geçiş döneminde zaman zaman çok kazananların fedakarlık yapması gerekiyor. Neden hep emekçilerden bekleniyor? Kiralın yüksek olduğunu biliyoruz. Asgari ücretli bir çalışan nasıl ayakta kalacak? Kiralar, gıda enflasyonunu üst üste koyarsanız ailede birkaç kişi çalışmazsa, çalışan asgari ücretli ikinci bir iş yapmazsa gerçekten iki yakası bir araya gelmesi mümkün değil, tablo ortada. Dolayısıyla işverenlerimizin bu konuda anlayış göstermesi gerekiyor. Asgari ücretliler de bu ülkenin çocukları ve bu ülke için sorumluluklarını yerine getiren insanlar. O zaman bu konuyu hükumetimiz ve işverenler bu dönem makul bir düzeyde asgari ücreti belirleme konusunda samimi bir şekilde çalışması gerekiyor."


Programa, ilçe belediye başkanları, sendika üyeleri ve ilgililer de katıldı.



HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Asgari ücret tespit komisyonu değişmeli"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir İzmir Büyükşehir’den ’Meslek Fabrikası’ açıklaması İzmir Büyükşehir Belediyesi, mülkiyetinde bulunan Eski DGM binası (Meslek Fabrikası), Egemenlik Evi ve gasilhane binasının Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edilmesine tepki gösterdi. Belediyeden yapılan açıklamada, söz konusu işlemlerin ’hukuksuz bir el koyma girişimi’ olduğu savunularak yargı sürecinin devam ettiği belirtildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, mülkiyetindeki üç stratejik taşınmazın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesiyle ilgili yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, taşınmazların 2025 yılının Ekim ayında belediyeye bilgi verilmeden tapu müdürlükleri üzerinden Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetine geçirildiği iddia edildi. "Vakıf yoluyla meydana gelmediği belgelerle ortada" Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün söz konusu tescil işlemlerini Vakıflar Yasası’nın 30. maddesine dayandırdığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Bu taşınmazların vakıf yoluyla meydana gelmediği, tarihi belgelerle açık bir biçimde ortadadır. Tamamıyla ilgisiz birtakım vakıf belirtmeleri gerekçe gösterilerek İzmir halkının malına el konulamaz. Bahsi geçen vakıf şerhleri, yıllar önce bedelleri ödenerek sicilden silinmişken, el koyma işleminden hemen önce yeniden ortaya çıkarılmıştır." Meslek Fabrikası ve Egemenlik Evi’nin tarihi vurgulandı Açıklamada, taşınmazların tarihi önemine dikkat çekilerek, Meslek Fabrikası’nın 1926 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzaladığı kararname ile belediye mülkiyetine geçtiği hatırlatıldı. Yapının bugüne kadar 145 bin kursiyere hizmet verdiği ve ciddi bütçelerle restore edildiği ifade edildi. İzmir’in ilk belediye binası olan Egemenlik Evi’nin ise 1891 yılında halktan toplanan paralarla inşa edildiği, bir vakıf tarafından yapılmadığının delilleriyle mahkemeye sunulduğu kaydedildi. Yargı süreci devam ediyor Taşınmazların tahliye edilmek istendiğini belirten İzmir Büyükşehir Belediyesi, hukuki sürece ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Meslek Fabrikası ile ilgili İzmir 26. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tapu iptal ve tescil davası açılmış, mülkiyetin üçüncü kişilere devrini engelleyen ihtiyati tedbir kararı alınmıştır. Tahliye işlemlerine karşı açılan davada İzmir 5. İdare Mahkemesi 24.02.2026 tarihinde yürütmenin durdurulması talebini reddetmiştir. Belediyemizce bu karara karşı aynı gün üst mahkemeye itiraz yapılmış olup süreç devam etmektedir." Belediye yönetimi, kamu kurumlarının önceliğinin kamu hizmeti olması gerektiğini vurgulayarak, yargılama süreci tamamlanana kadar tahliye çabalarından vazgeçilmesi çağrısında bulundu.