Son Dakika
|
Öğretmen Fatma Nur Çelik’i öldüren sanığın 126 yıla kadar hapsi istendi
Aslı Baş’ın ölümünde Yargıtay’ın kararı bozması sonrası yeni gelişme
AB’nin Giriş-Çıkış Sistemi Schengen bölgesinin tamamında uygulamaya girdi
Pezeşkiyan: "Türkiye'nin tutumunu takdir ediyoruz"
Küçükçekmece’de İETT otobüsünden inen yolcuya motosiklet çarptı
Mersin’in Yenişehir Belediyesi’ne yolsuzluk operasyonu:
Mazota Cuma sabahı 13 TL indirim geliyor
İzmir’deki polis merkezi saldırısı davasında ara karar açıklandı
Pezeşkiyan: "Lübnan'a yönelik saldırı, ateşkes anlaşmasının açık bir ihlalidir"
TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan ara seçim açıklaması
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Khartoum’s Marina Park Reopens After Years of War
Bakan Bayraktar: "Kayseri, Türkiye’nin gözbebeği"
Galatasaray’dan Asprilla, Günay ve Osimhen açıklaması
Yasağı dinlemeyip dönmeye çalıştı, motosikletliye böyle çarptı
Reuters: "İran dini lideri Hamaney'in yüzü tanınmaz halde"
Beşiktaş’ın borcu 24 milyar 362 milyon 49 bin 178 lira
Levent’teki saldırıda gözaltına alınan 17 şüphelinin 12’si adliyeye sevk edildi
Trump: "Hürmüz Boğazı’nı onlarla ya da onlar olmadan açacağız"
EKONOMİ
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Manisa’da su altında kalan tarım arazilerini inceledi, destek çağrısı yaptı
11 Nisan 2026 Cumartesi - 19:27:09
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Manisa’da sel nedeniyle su altında kalan tarım arazilerinde inceleme yaptı. Bayraktar, doğal afetlerin 58 ilde 13 binden fazla çiftçiyi etkilediğini belirterek, "Devletin şefkat elini üreticilerimiz bekliyor" dedi. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, aşırı yağışlar sonrası Gediz Nehri’nin taşmasıyla su altında kalan tarım arazilerinde incelemelerde bulunmak üzere Manisa’ya geldi. İzmir’in Menemen ilçesine bağlı Musabey Mahallesi’nde taşkından etkilenen alanları inceleyen Bayraktar, ardından Manisa’nın Şehzadeler ilçesine bağlı Veziroğlu Mahallesi’ne geçerek yoğun yağışların ardından göle dönen tarım arazilerinde incelemelerde bulundu. Bayraktar’a Manisa Şehzadeler Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Altındağ ile ilçe ziraat odası başkanları da eşlik etti. "Doğal afetler 58 ilde etkili oldu" Veziroğlu Mahallesinde su altında kalan hububat tarlasının önünde oda başkanları ve üreticilerin katılımıyla bir açıklamada bulunan TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Birkaç yıldan beri yaşadığımız doğal afetler tarım sektörünü, tarımla ilgili üretimi ve çiftçilerimizi fevkalade olumsuz etkiliyor. Biliyorsunuz geçen sene de büyük bir don felaketi ile karşı karşıya kaldık. 65 ilimiz bundan etkilendi. Çiftçilerimiz etkilendi. Tarımsal üretim alanlarımız bundan etkilendi. Tarihin en büyük don felaketi ile karşı karşıya kaldık. Arkasından gelen kuraklık yine tarımsal üretimi fevkalade olumsuz etkiledi. Tabii 2026 yılına olumlu başlamak isterdik. Ama 2026 yılının başlamasıyla birlikte gelen aşırı yağışlar ki bu yağışları aslında biz bekliyorduk. Yani barajlarımızın dolması, barajlarımız biliyorsunuz boşalmıştı. Yine yeraltı sularımızın beslenmesi açısından bu yağışlar fevkalade önemliydi. Zaten bir tesellimiz o. Barajlarımız doldu, yeraltı sularımız beslendi. Ama aşırı yağış beklemiyorduk. Tabii bu aşırı yağışlar sel baskınlarına, su baskınlarına bütün tarım alanlarının maruz kalmasına sebebiyet verdi ve Türkiye’nin çok değişik yerlerinde su baskınlarına maruz kaldık. 1 Ocak 2026 ve 6 Nisan 2026 tarihleri arasında çok değişik doğal afetler yaşadık. 58 ilde 226 ilçede 2 bin 297 köy ve mahallede 13 bin 307 çiftçimizi etkiledi. 23 il sel felaketi ile karşı karşıya kaldı. 28 il fırtına gördü. 5 il hortum, 9 il don ve 7 il de yangın felaketi ile karşı karşıya kaldı. Tabii bunlar tarımsal alanlara önemli ölçüde zarar verdi" dedi. "Manisa’da 18 bin dekarlık alan zarar gördü" Manisa’nın yaşadığı sel baskınları hakkında da bilgi veren Bayraktar, "27-29 Mart tarihleri arasında yaşanan aşırı yağışlardan dolayı Şehzadeler, Ahmetli, Akhisar, Alaşehir, Kırkağaç, Salihli, Saruhanlı, Soma, Turgutlu ve Yunus Emre ilçelerinde sel ve taşkınlar yaşandı. Genellikle Gediz Nehri ve çay kenarlarında taşkınlar ve seller yaşanmış görünüyor. Bu alanlar şubat ayında da sel ve su baskını yaşayan alanlardı. 10 ilçemizde özellikle hububat ve yem bitkileri alanları, kışlık sebze alanları ve dikili alanlarda olmak üzere yaklaşık 18 bin dekarlık bir alanda aşırı yağış kaynaklı sel, su baskını ve göllenme olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca Alaşehir ilçemizde 150 dekar bir alanda heyelan yaşanmış, dikili alanlarda zarar olduğu görülmektedir. Sular çekildikten sonra tabii nihai hasar tespit çalışmaları Aralarında yapılacaktır. Bulunduğumuz Şehzadeler ilçemizde 7 bin 500 dekar tarım alanı selden etkilenmiş görünüyor. Bağ ve meyve alanlarında zarar çok fazla beklenmiyor. Hububat ve yem bitkileri ekimi yapılamayacak. Öyle görünüyor. Şimdi üreticilerimiz biraz evvel Menemen’de de görüştüm. Tabii ’bundan sonra ne yapacağız’ kaygısına girmişler. Yani neyi dikeceğiz, neyi ekleyeceğiz? Buna bir karar vermek durumundalar. Sular çekilmediği için buna karar veremiyorlar. Ama bu bölgelerde yaptığımız tespitlerde büyük bir ihtimalle sebze ve silajlık mısıra bir dönüş olacak gibi görünüyor bu bölgelerde" şeklinde konuştu. "Savaş maliyetleri artırıyor" Bir taraftan bölgede yaşanan savaşın tarımsal üretimi ve çiftçileri de olumsuz etkilediğini anlatan Bayraktar, "Petrol fiyatlarının artışı buna karşılık gübre fiyatlarının artışı ki aşağı yukarı gübre maliyetlerimizin yüzde 70’i 80’i doğal gazdan karşılanıyor. Gübre fiyatları da arttı. Bugünlerde özellikle arttı. Görüyorsunuz Hürmüz Boğazı’nın kapanması gübre fiyatlarının da artışına sebebiyet verdi. Şimdi burada sadece bununla kalmadı. Doğal afetler de biliyorsunuz devam ediyor ve bizi fevkalade derinden etkiliyor. Bazı yerlerde de çiftçimizi de bir moralsizliğe sevk etmiş görünüyor. Hakikaten çiftçilerimiz de bu doğal afetlerden perişan olmuşlar. Devletin şefkat elini bekliyorlar. Yani onlara moral vermemiz lazım. Bir taraftan geçen biliyorsunuz açıklama yaptım. Özellikle hem mazot fiyatlarında, hem gübre fiyatlarındaki bu artışlar maliyetlerimiz bizi artırdığı için onunla alakalı bir destek talebimiz var hükümetten. Bununla ilgili açıklamayı da yaptım. Biraz evvel Menemen’de de yine bu talebimi yeniledim. Ayrıca doğal afetlerden zarar gören üreticilerimize aynı şeyde olduğu gibi yani don zararında olduğu gibi TARSİM kapsamında olan üreticilerimizin zararlarının önemli bir kısmı tazmin edilecek. Ama doğal afetten zarar gören üreticilerimizin önemli bir kısmının TARSİM kapsamında olmadığını görüyoruz. Dolayısıyla don afetinde olduğu gibi TARSİM kapsamında olmayan bu üreticilerimize de devletin şefkat elini bekliyoruz, yardımını bekliyoruz. Üreticilerimize moral vermek zorundayız. Üreticilerimizin sahada olması, tarlada olması için buna ihtiyacımız var. Üretimi sürdürülebilir noktada tutmamız lazım" ifadelerini kullandı. "Savaş devam ederse gıda krizi baş gösterecek" "Savaştan dolayı petrol krizinden bahsediyorum ama kaçırmamamız gereken bir şey var. Bu kriz devam ettiği müddetçe dünyada daha önemlisini söyleyeyim, gıda krizi baş gösterecek" diyen Bayraktar açıklamasını şöyle tamamladı: "Herkes bunu atlıyor. Gıda krizini yaşayan tabii dünyadaki birçok ülke gıda güvencesini sağlayamadığı için problem yaşayacak ama Türkiye olarak önlemimizi şimdiden alırsak biz bu gıda krizinden en az hasarla çıkmış oluruz. Ülkemizin gıda güvenliğini de sağlamış oluruz. İşte bu uyarılarımız bununla ilgili. Türkiye’nin bir gıda krizi yaşamasını istemiyoruz. Bununla ilgili tedbirlerin şimdiden alınmasını lazım. Onun için biz daha evvel de biliyorsunuz Türkiye’yi gezdim aşağı yukarı 70-75 vilayeti bitirdim. Ankara’da iki defa Sayın Cumhurbaşkanımızla, Maliye Bakanımızla ve diğer bakanlarımızla Tarım Orman Bakanı ve Çalışma Bakanımızla görüştük ve don felaketinden zarar gören üreticilerimize 50 milyar lira civarında bir yardım yapıldı. Şimdi bu afetlerle de kuraklıkla alaka ayrıca bir yardım bekliyoruz. Onunla ilgili bir çalışma var. Şimdi bu afetlerle alakalı da Ankara’da yardım talebinde bulunacağız. İnşallah çiftçilerimize gerekli yardımlar yapılır. Çiftçimizin sürdürülebilir üretim noktasında kalması sağlanır. Hepinize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Allah bu afetleri bir daha göstermesin inşallah." Bayraktar ve beraberindeki ziraat odaları başkanları daha sonra Veziroğlu Mahallesi Kahvehanesinde üreticilerle buluşarak fikir alışverişinde bulundu.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 18:59
Besler CEO’su Mert Altınkılınç: "Gıda sektörünün sürdürülebilir dönüşümüne öncülük ediyoruz"
Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı ve Besler CEO’su Mert Altınkılınç, katıldığı Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nde gıda sektörünün sürdürülebilirlik ve teknoloji odağında köklü bir dönüşümden geçtiğini belirterek, Besler’in üretimden tedarik zincirine uzanan entegre modeliyle geleceğin gıda ekosistemini şekillendirmeyi hedeflediğini kaydetti. Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı ve Besler CEO’su Mert Altınkılınç, Capital ve Ekonomist dergileri tarafından bu yıl ‘Büyük Dönüşüm’ temasıyla düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi’ne (UEZ) katıldı. Zirvede, ‘Yeni Yatırım Modelleri, Stratejiler ve Fırsatlar’ panelinde konuşan Altınkılınç, gıdanın artık yalnızca üretim ve tüketim dengesiyle sınırlı bir alan olmadığını, arz güvenliğinden iklim krizine, kaynak verimliliğinden sosyal kapsayıcılığa uzanan stratejik bir önemde olduğunu ifade etti. Dünyada üretilen gıdanın önemli bir bölümünün israf edildiğine dikkat çeken Altınkılınç, asıl ihtiyacın daha fazla üretmek değil; daha verimli, daha dayanıklı ve daha sürdürülebilir sistemler kurmak olduğunu kaydetti. Yıldız Holding Gıda Grubu ve Besler olarak bu dönüşümü stratejik bir sorumluluk olarak gördüklerini vurgulayan Altınkılınç, "Gıda sektörü bugün; sürdürülebilirlik, teknoloji, verimlilik ve değişen tüketici beklentileri doğrultusunda köklü bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Artık mesele yalnızca üretmek değil; kaynakları koruyarak, veriyi merkeze alarak ve tüm paydaşları kapsayan bir sistem anlayışıyla değer üretmek. Yıldız Holding Gıda Grubu bünyesinde Besler’de, lider ve güçlü markalarımızla bu dönüşümü bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz. Üretimden tedarik zincirine, Ar-Ge’den ürün geliştirmeye kadar uçtan uca tasarladığımız modelimizle geleceğin gıda ekosistemini şekillendirmeyi hedefliyoruz" dedi. Besler gıdanın verimlilik ve sürdürülebilirlik çalışması hakkında da konuşan Altıkılıç, "Bugün Besler’de toplam 16 kategoride 1.250’ye yakın ürünümüz, 50’yi aşkın markamız, Türkiye’de ulaştığımız 21 milyon hane ve 5 kıtaya yayılan ihracat ağımızla yalnızca bugünün değil, yarının gıda sistemine yatırım yapıyoruz. Verimliliği ve sürdürülebilirliği somut sonuçlarla destekliyor, ‘Topraktan Tabağa 0 Gıda Kaybı’ modelimizle hasattan sofraya kayıpları yüzde 50 seviyelerinden yüzde 7’lere indiriyoruz. SAFER projemizle tarımı veri ve yapay zeka ile yönetiyor, bu sayede yüzde 17 verim artışı ve yüzde 40’a varan su tasarrufu sağlıyoruz. Diğer yandan, biliyoruz ki dönüşümün merkezinde yalnızca teknoloji değil, insan var. Tarımın Kadın Yıldızları projemizle üretimin en kritik paydaşlarından biri olan kadın çiftçilerin güçlenmesini destekliyoruz. 2022 yılında başlattığımız proje kapsamında kadın çiftçi oranımızı yüzde 5’ten yüzde 27’ye çıkararak 168 milyon TL’nin üzerinde ekonomik değer oluşturduk. Bizim için gıda, insanı beslerken doğayı koruyan, hayatı güçlendiren bir sistem kurmak demek. Besler olarak gıdanın geleceği için sürdürülebilir, yenilikçi ve kapsayıcı bir ekosistem inşa etmeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 18:00
Bakan Kacır: "Türkiye başka hiçbir ülkenin başaramadığı bir ihracat kabiliyeti seviyesine erişti"
Sakarya’da düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nde konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, "Bugün Avrupa’nın en büyük sanayi ülkeleri halen pandemi öncesi üretim düzeylerinin çok gerisinde kalmıştır. Fransa’da üretim düzeyi pandemi öncesinin yüzde 3 daha aşağısında, İtalya’da yüzde 5,4 daha aşağısında, Almanya’da üretim düzeyi 2020 yılı Ocak ayının halen yüzde 11,8 daha gerisindedir. Türkiye’de ise sanayiinin üretim düzeyi 2020 yılı Ocak ayının yüzde 31 daha yukarısındadır. Türkiye kurduğu güçlü sanayi altyapısı sayesinde üretim, teknoloji, Ar-Ge, inovasyon ve ekosistem sayesinde pandemi döneminin ve sonrasının kazanan ülkelerinden olmayı başarmıştır" dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, Sakarya’nın Sapanca ilçesinde bir otelde düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nde konuştu. Bakan Kacır, "Pandemi dönemiyle birlikte dünyanın bütün ülkelerinde korumacılık trend haline geldi. Fakat pandemi geride kalsa da korumacılık terk edilmedi ve bütün dünya daha fazla yerinde üretim daha fazla gümrük engeliyle ithalatın kısıtlaması yollarını tartışıyor. Bölgesel olarak baktığımızda Asya’nın küresel ticaretteki payının artmakta olduğunu, Avrupa ve Kuzey Amerika’nın küresel ticaretteki payının ciddi şekilde azalmakta olduğunu da hatırlayabiliriz. Bütün bu hikayenin özeti aslında küresel ekonominin kuzeyden güneye ama daha fazla batıdan doğuya kaymakta olduğunu gösteriyor. Türkiye’yi biz bu yeni denklemde, bulunduğumuz konumunda getirdiği avantajları dikkate alarak küresel ticaretin merkez ülkelerinden biri olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde gelecek 25 yılda dünya ekonomisinde hangi bölgeler daha fazla pay sahibi olacak diye baktığımızda Türkiye’mizin önünde gerek ticaret ve enerji bağlantıları gerek sahip olduğumuz üretim ve teknoloji kabiliyetleri ile yeni fırsat pencerelerinin açılmakta olduğunu değerlendiriyoruz. Bu fırsatları değerlendirmenin de en önemli şartı Türkiye’nin kritik teknolojileri kendi imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen, rekabetçi şekilde dünyaya ihraç edebilen, sunabilen bir ülke olma yolculuğu, yani milli teknoloji hamlesi olduğunu değerlendiriyoruz" dedi. "Türkiye teknolojik ürünleri kendi imkanlarıyla geliştiren ve üreten bir ülke olmayı başardı" Bakan Kacır, "Türkiye gerçekten son 25 yıllık dönemde kurulmuş alt yapılar, yetişen insan kaynağı sayesinde üretim kabiliyetlerinin araştırma, geliştirme ve inovasyonla taçlandırmayı ve daha ileri teknolojik ürünleri kendi imkanlarıyla geliştiren ve üreten bir ülke olmayı başardı. Bu sayede küresel ticaretteki payımızı yüzde 0,55’lerden 1,07’ye yani iki misline, küresel üretim katma değerindeki payımızı yüzde 0,69’dan 1,38’e çıkarmayı başardık. Türkiye 2002 yılında 41 milyar dolar imalat sanayi katma değeri üretebilmişti. Geçtiğimiz yıl Türk sanayisi 246 milyar dolar değer üretti. Denebilir 23 yıl geçti, dünya çok değişti ama dünyanın hızıyla gitmiş olsaydık biz ancak 123 milyar dolar katma değeri üretmiş olacaktık. Ortaya koyduğumuz daha ileri performans sayesinde bunu tam iki misli, 246 milyar dolar imalat sanayimiz katma değer üretmeyi başardı. Bugün Türkiye 41,5 milyar dolar yıllık otomotiv ihracatı olan, 32 milyar dolar kimya ihracatı olan, 29 milyar dolar makine ihracatı olan, yani teknoloji seviyesi ileri düzeyde olan sektörlerde rekabetçi üretim ve ihracat kapasitesine ve kabiliyetine sahip bir ülke. Askeri insansız hava aracı pazarının küresel düzeyde üçte ikisi elinde. Güneş paneli üretiminde, beyaz eşya üretiminde, ticari araç üretiminde Avrupa’nın en büyük üretim ülkesi Türkiye. 2002 ile kıyasladığımızda ana sanayimizin bütün sektörlerinde üretimi birkaç misli büyüttüğümüzü ifade edebiliriz. 2002 yılında yaklaşık 7 milyon beyaz eşya üretiliyorken, geçtiğimiz yıl Türkiye’de 29 milyon beyaz eşya üretildi. Türkiye beyaz eşya üretiminde Avrupa’da bir numaralı, dünyada ikinci sıradaki üretici ülke. Türkiye, 2002’de ancak 350 bin üretmişken, geçtiğimiz yıl bir buçuk araç ürettik. Türkiye, Avrupa’nın ve dünyanın en önemli otomotiv üretim merkezlerinden biri haline geldi" diye konuştu. "Pek çok başlıkta Avrupa’da ilk beş büyük üretici arasındayız" Bakan Kacır, "Pek çok başlıkta Avrupa’da ilk beş büyük üretici arasındayız. Tarım makinelerinde Avrupa’nın dördüncü büyük üreticisiyiz. Plastik mamülde Avrupa’nın ikinci büyük üreticisiyiz. Ağaç ürünlerinde, orman ürünlerinde Avrupa’nın en büyük iki üreticisinden birisiyiz. Yine alüminyum ve düz camda Avrupa’da ilk ikideyiz. Seramik sağlık gereçlerinde, çelikte, çimentoda, otobüs, ticari araç, güneş paneli, beyaz eşyada ifade etmeye çalıştığım gibi Avrupa’nın en büyük üretici ülkesiyiz. Türkiye’de çokça tartışılan tekstil, hazır giyim gibi sektörlerde Avrupa’da en büyük ölçekli üretim yapan ilk iki ülke arasındayız. Önümüzdeki dönemde atacağımız adımlarla bu üretim gücümüzü daha da tahkim etmeyi, ekonomi programımızın unsurlarından biri addediyoruz. Türkiye’nin üretim kabiliyetlerini daha ileri seviyelerine çıkarmayı önemsiyoruz" şeklinde konuştu. "Türkiye, Çin’den sonra Avrupa ortasına kadar uzanan geniş coğrafi kuşağın rekabet gücü en hızlı yükselen ihracatçı ülkesi oldu" Bakan Kacır, "Bugün Avrupa’nın en büyük sanayi ülkeleri halen pandemi öncesi üretim düzeylerinin çok gerisinde kalmıştır. Fransa’da üretim düzeyi pandemi öncesinin yüzde 3 daha aşağısında, İtalya’da yüzde 5,4 daha aşağısında, Almanya’da üretim düzeyi 2020 yılı Ocak ayının halen yüzde 11,8 daha gerisindedir. Türkiye’de ise sanayiinin üretim düzeyi 2020 yılı Ocak ayının yüzde 31 daha yukarısındadır. Türkiye kurduğu güçlü sanayi altyapısı sayesinde üretim, teknoloji, Ar-Ge, inovasyon ve ekosistem sayesinde pandemi döneminin ve sonrasının kazanan ülkelerinden olmayı başarmıştır. Bu hikayede gerçekten teknoloji seviyesinde elde ettiğiniz kazanımların büyük bir payı var. Ürün ihracatımızı 36 milyar dolardan 273 buçuk milyar dolara çıkardık. Fakat ihraç ettiğimiz ürünlerdeki yükselişin daha da fazla olduğunu görüyoruz. Biz 2002’de 36 milyar dolar ihracat yaparken, bu ihracatın içinde orta yükseklikte teknolojik ürünlerin payı 10 milyar dolar düzeyindeydi. Geçtiğimiz yıl Türkiye, 112 milyar dolar teknoloji seviyesi yüksek ve orta yüksek düzeyde ürün ihracatı yaptı. Özellikle son yıllarda 2025 yılı ihracatımıza baktığımızda yüksek teknolojinin ürünlerde yüzde 12 buçuk, yüksek teknoloji ürünlerde yüzde 10,6 artış yakalandığımızı görüyoruz. Aslında biraz daha uzun hali değerlendirdiğimizde son beş yıla baktığımızda Türkiye’nin ihracattaki artışının tamamının yüksek ve orta yüksek düzeydeki teknolojik ürünlerden geldiğini ifade edebiliriz. Geçtiğimiz 30 yılı değerlendirdiğinizde Türkiye’nin küresel ihracat pazarlarında nasıl bir kabiliyet kazandığını, diğer ülkelerle mukayeseli olarak görmemiz de mümkün. 30 yıl geriye gittiğimizde Türkiye, hem rekabetçi olarak ihraç ettiği ürün sayısı hem yoğun ihracat yaptığı ülke sayısı hem de ihracat hacmi açısından oldukça vasat bir yerdeydi. 30 yılda bu tablo çok değişti, ürün portföyü çok değişti. Rekabetçi olarak ürün sayısı çok arttı ama bunun da ötesinde sahip olduğunuz coğrafi konumu, doğru lojistik yatırımları, bağlantısalık adımları sayesinde etkin şekilde değerlendirmeyi başardık ve ihracat yaptığımız ülke sayısını 30 yıl öncesinin iki mislinden daha ileri bir seviyeye taşıdık. Türkiye, Çin’den sonra Avrupa ortasına kadar uzanan geniş coğrafi kuşağın rekabet gücü en hızlı yükselen ihracatçı ülkesi oldu" ifadelerini kullandı. "Türkiye başka hiçbir ülkenin yaklaşmayı dahi başaramadığı bir ihracat kabiliyeti seviyesine erişti" Bakan Kacır, "Türkiye başka hiçbir ülkenin yaklaşmayı dahi başaramadığı bir ihracat kabiliyeti seviyesine erişti. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde istikrarımızı koruyabilir güçlü şekilde yolumuza devam edebilirsek ki inşallah öyle olacak bu üretim ve ihracat kabiliyeti Türk ekonomisinin yeni başarı hikayeleri yazmasını ana motoru olacak. Bunun arkasında Türkiye’nin kurduğu muazzam araştırma geliştirme altyapısı var. Biz 2002 yılında milli gelirimizin ancak binde 5’ini araştırma geliştirme faaliyetlerimizi ayırabiliyorduk ve Türkiye’deki Ar-Ge faaliyetlerinin toplam büyüklüğü ancak 1.2 milyar dolardı. Şimdi milli gelirimizin yüzde 1 buçuğunu ayırıyoruz. Bu oran Avrupa’da önde gelen sanayi ülkeleri İtalya, İspanya gibi ülkelerle benzer seviyelerdir. Ve araştırma geliştirmeye ayırdığımız kaynak 20 milyar dolara erişti. 1.2 milyar dolar Ar-Ge harcaması yaptığımız dönemde Türk özel sektörü ancak 350 milyon dolar Ar-Ge faaliyeti yürütüyordu, şimdi sadece ASELSAN’ın Ar-Ge faaliyeti 350 milyon doların üzerinde. Bugün Türk özel sektörü her yıl 14 milyar dolara yakın araştırma, geliştirme yatırımı yapıyor. Araştırma ve geliştirmenin özü insan kaynağıdır. O dönemde sadece 29 bin Ar-Ge insan kaynağımız vardı, şimdi 311 bine erişti. Bunun sonuçlarını fikri mülkiyette görüyoruz. Türkiye’de bir yılda yapılan patent başvuru sayısı sadece 414’tü, şimdi 11 binden fazla başvuru yapılıyor. Türkiye’nin bilimsel üretim kapasitesi çokça tartışılır. Yeni üniversiteler kurduk Türkiye’nin dört bir yanında. Bu üniversitelerin performansı ile ilgili eleştiriler olduğunu zaman zaman görüyoruz. Fakat şu gerçekliği hiç kimse inkar edemez; elbette bu üniversiteler zamanla gelişecek. Tıpkı tecrübeli üniversitelerimiz gibi Türkiye’nin bilimsel üretimine yıldan yıla çok daha fazla katkı verecek. Bununla beraber son 23 yılda Türkiye’nin bilimsel kapasitesi de son derece hızlı bir yükseliş kaydetti. 2002 yılında Türkiye’de bir yılda yapılan bilimsel yayın sayısı yaklaşık 9 bindi, geçtiğimiz yıl Türkiye’de 52 bin bilimsel yayın yapıldı" dedi.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 17:35
ERSİAD heyetinden ETSO’ya ziyaret: Erzurum’un stratejik önemi masaya yatırıldı
Erzurumlu Sanayici ve İş Adamları Derneği (ERSİAD) heyeti, Erzurum Ticaret ve Sanayi Odasını (ETSO) ziyaret etti. Ziyarette, Erzurum’un tarihi misyonu, jeopolitik konumu ve iş dünyasının beklentileri ele alındı. TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve ETSO Yönetim Kurulu Başkanı Saim Özakalın’ın ev sahipliğinde yapılan görüşmeye; ERSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Öz, Kadın Kolları Başkanı Ebru Akan Alpdoğan ve Genç ERSİAD Yönetim Kurulu Başkanı İsa Şahin katıldı. Toplantıda konuşan TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve ETSO Yönetim Kurulu Başkanı Saim Özakalın, Erzurum’un eğitim ve sağlık merkezi konumunda olduğunu belirterek şehrin potansiyeline dikkat çekti. Erzurum’un geçmişten bugüne bir tarım ve hayvancılık şehri olduğunu ifade eden Özakalın, tarihi süreçte bölgesel büyükbaş hayvancılık sermayesinin yüzde 12’sini barındırdığını vurguladı. ETSO’nun 1885 yılında kurularak Türkiye’nin ilk üç odasından biri olduğunu hatırlatan Özakalın, şehrin gümrük kapılarına yakınlığı sebebiyle geçmişte de önemli bir ticaret merkezi olduğunu dile getirdi. OSB’de talep devam ediyor Erzurum 2. Organize Sanayi Bölgesi (OSB) hakkında heyete bilgi veren Başkan Özakalın, 300’ün üzerinde parselin dolmasına rağmen yatırımcı talebinin sürdüğünü söyledi. Alanın genişletilmesi için Ankara ile sürekli temas halinde olduklarını belirten Özakalın, "Kuş uçuşu ortalama 200-250 kilometre mesafedeki 7 sınır kapısının işlevselliğini kullanmalıyız. Erzurum bugün enerji koridorunda ve Çin’in Kuşak Yol projesinde merkez konumunda yer alıyor. Mersin, Trabzon ve Rize limanlarının tam ortasındayız. Zengezur Koridoru’nun merkezi geçiş noktasının Erzurum olması, tarihi İpek Yolu gibi bölgemizin ticari hayatına ivme katacak bir gelişmedir." dedi. Erzurumluları bir arada tutmayı hedefliyoruz ERSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Öz ise derneğin Bursa’da kurulduğunu ve Bursa’nın Erzurumluların en yoğun yaşadığı şehir olduğunu ifade etti. Diğer hemşehri SİAD kuruluşlarına kıyasla Erzurum’un bu alanda daha fazla temsile ihtiyaç duyduğunu belirten Öz, yeni kurulan ERSİAD’ın ilerleyen süreçte daha çok Erzurum merkezli çalışmalar yapmayı hedeflediğini söyledi. Öz, şehir dışında yaşayan Erzurumluları ticari ve kültürel anlamda bir arada tutmayı amaçladıklarını sözlerine ekledi. Ziyaret, karşılıklı görüş alışverişinin ardından sona erdi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
09 Nisan 2026 Perşembe- 09:59
Karacabey’de salçalık domates ekiminde "serbest"in fazla olması bekleniyor
2
09 Nisan 2026 Perşembe- 16:37
Türk markasını dünyaya taşıyorlar
3
08 Nisan 2026 Çarşamba- 16:15
Edremit’in Avrupa uçuşları masaya yatırıldı
4
09 Nisan 2026 Perşembe- 15:33
Giresun’da fındıkta don riski yok, üreticiyi kokarca korkutuyor
5
09 Nisan 2026 Perşembe- 18:25
Mazota Cuma sabahı 13 TL indirim geliyor
16 Aralık 2025 Salı - 10:14
Bayburt’ta Kasım ayında 131 konut satıldı
Bayburt’ta 2025 yılı Kasım ayında 131 konut satıldı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 yılının Kasım ayına ilişkin konut satış istatistiklerini paylaştı. Bayburt’ta 2025 Kasım ayında 131 konut satıldı. Türkiye genelinde ise Kasım ayında 141 bin 100 konut satıldı. Türkiye genelinde konut satışları Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %7,8 oranında azalarak 141 bin 100 oldu. Konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 24 bin 234 ile İstanbul, 12 bin 706 ile Ankara ve 8 bin 540 ile İzmir olurken, en az olduğu iller sırasıyla 78 ile Ardahan, 131 ile Bayburt ve 152 ile Artvin olarak gerçekleşti. Konut satışları Ocak-Kasım döneminde %13,3 arttı Konut satışları Ocak-Kasım döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre %13,3 oranında artarak 1 milyon 434 bin 133 olarak gerçekleşti. İpotekli konut satışları 21 bin 499 olarak gerçekleşti Türkiye genelinde ipotekli konut satışları Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %1,4 oranında azalarak 21 bin 499 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı %15,2 olarak gerçekleşti. Ocak-Kasım döneminde gerçekleşen ipotekli konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %53,5 oranında artarak 207 bin 519 oldu. Kasım ayında 5 bin 483; Ocak-Kasım döneminde ise 49 bin 973 ipotekli konut satışı, ilk el olarak gerçekleşti. Diğer satış türleri sonucunda 119 bin 601 konut el değiştirdi Türkiye genelinde diğer konut satışları Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %8,8 oranında azalarak 119 bin 601 oldu. Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı %84,8 olarak gerçekleşti. Ocak-Kasım döneminde gerçekleşen diğer konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %8,5 oranında artarak 1 milyon 226 bin 614 oldu. İlk el konut satış sayısı 46 bin 589 olarak gerçekleşti Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %5,4 oranında azalarak 46 bin 589 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışının payı %33,0 oldu. İlk el konut satışları Ocak-Kasım döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %8,9 oranında artarak 444 bin 96 olarak gerçekleşti. İkinci el konut satışlarında 94 bin 511 konut el değiştirdi Türkiye genelinde ikinci el konut satış sayısı Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %8,9 oranında azalarak 94 bin 511 oldu. Toplam konut satışları içinde ikinci el konut satışının payı %67,0 oldu. İkinci el konut satışları Ocak-Kasım döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %15,4 oranında artarak 990 bin 37 olarak gerçekleşti. Yabancılara Kasım ayında bin 943 konut satışı gerçekleşti Yabancılara yapılan konut satışları Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %9,7 oranında azalarak bin 943 oldu. Kasım ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı %1,4 olarak gerçekleşti. Yabancılara yapılan konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 728 ile İstanbul, 662 ile Antalya ve 157 ile Mersin oldu. Yabancılara yapılan konut satışları Ocak-Kasım döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre %11,1 oranında azalarak 18 bin 993 oldu. Ülke uyruklarına göre en çok konut satışı Rusya Federasyonu vatandaşlarına yapıldı Kasım ayında ülke uyruklarına göre en fazla konut satışı sırasıyla 310 ile Rusya Federasyonu, 159 ile Ukrayna ve 151 ile Almanya vatandaşlarına yapıldı.
16 Aralık 2025 Salı - 10:12
Erzincan’da Kasım ayında 376 konut satıldı
Erzincan’da 2025 yılı Kasım ayında 376 konut satıldı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 yılının Kasım ayına ilişkin konut satış istatistiklerini paylaştı. Erzincan’da 2025 Kasım ayında 376 konut satıldı. Türkiye genelinde ise Kasım ayında 141 bin 100 konut satıldı. Türkiye genelinde konut satışları Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %7,8 oranında azalarak 141 bin 100 oldu. Konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 24 bin 234 ile İstanbul, 12 bin 706 ile Ankara ve 8 bin 540 ile İzmir olurken, en az olduğu iller sırasıyla 78 ile Ardahan, 131 ile Bayburt ve 152 ile Artvin olarak gerçekleşti. Konut satışları Ocak-Kasım döneminde %13,3 arttı Konut satışları Ocak-Kasım döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre %13,3 oranında artarak 1 milyon 434 bin 133 olarak gerçekleşti. İpotekli konut satışları 21 bin 499 olarak gerçekleşti Türkiye genelinde ipotekli konut satışları Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %1,4 oranında azalarak 21 bin 499 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı %15,2 olarak gerçekleşti. Ocak-Kasım döneminde gerçekleşen ipotekli konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %53,5 oranında artarak 207 bin 519 oldu. Kasım ayında 5 bin 483; Ocak-Kasım döneminde ise 49 bin 973 ipotekli konut satışı, ilk el olarak gerçekleşti. Diğer satış türleri sonucunda 119 bin 601 konut el değiştirdi Türkiye genelinde diğer konut satışları Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %8,8 oranında azalarak 119 bin 601 oldu. Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı %84,8 olarak gerçekleşti. Ocak-Kasım döneminde gerçekleşen diğer konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %8,5 oranında artarak 1 milyon 226 bin 614 oldu. İlk el konut satış sayısı 46 bin 589 olarak gerçekleşti Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %5,4 oranında azalarak 46 bin 589 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışının payı %33,0 oldu. İlk el konut satışları Ocak-Kasım döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %8,9 oranında artarak 444 bin 96 olarak gerçekleşti. İkinci el konut satışlarında 94 bin 511 konut el değiştirdi Türkiye genelinde ikinci el konut satış sayısı Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %8,9 oranında azalarak 94 bin 511 oldu. Toplam konut satışları içinde ikinci el konut satışının payı %67,0 oldu. İkinci el konut satışları Ocak-Kasım döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %15,4 oranında artarak 990 bin 37 olarak gerçekleşti. Yabancılara Kasım ayında bin 943 konut satışı gerçekleşti Yabancılara yapılan konut satışları Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %9,7 oranında azalarak bin 943 oldu. Kasım ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı %1,4 olarak gerçekleşti. Yabancılara yapılan konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 728 ile İstanbul, 662 ile Antalya ve 157 ile Mersin oldu. Yabancılara yapılan konut satışları Ocak-Kasım döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre %11,1 oranında azalarak 18 bin 993 oldu. Ülke uyruklarına göre en çok konut satışı Rusya Federasyonu vatandaşlarına yapıldı Kasım ayında ülke uyruklarına göre en fazla konut satışı sırasıyla 310 ile Rusya Federasyonu, 159 ile Ukrayna ve 151 ile Almanya vatandaşlarına yapıldı.
16 Aralık 2025 Salı - 10:09
LIPTON Teas and Infusions’ın Pazar ve Fındıklı Tesislerinin Öz-Gür Çay Sanayi A.Ş.’ye devri tamamlandı
LIPTON Teas and Infusions’ın Pazar ve Fındıklı tesislerinin Öz-Gür Çay Sanayi A.Ş.’ye devrinin tamamlandığı duyuruldu. LIPTON Teas and Infusions ile Öz-Gür Çay Sanayi A.Ş. arasında, Pazar ve Fındıklı’daki yaş çay işleme tesislerinin bünyesinde bulunduğu Lipton Çay Üretim A.Ş. hisselerinin Öz-Gür Çay Sanayi A.Ş.’ye devrine ilişkin süreç, 15 Aralık 2025 itibarıyla tamamlandı. Şirketin operasyonel iş modelini güçlendirmeye yönelik bu devir, Lipton’un inovasyon, harmanlama ve tüketicilere en iyi çayları sunma odağını artırarak Türkiye’deki iş modelini güçlendirmeyi amaçlıyor. LIPTON Teas and Infusions Tedarik Zinciri Başkanı Bruno Laine, süreçle ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: "Türkiye’deki çay uzmanlığımıza odaklanmaya devam ederken, yaş çay tedariki ve işleme yaklaşımımızı da geliştiriyoruz. Lipton artık işlenmiş siyah çay tedarikinde bölgedeki güvenilir tedarikçilerden, kalite ve sürdürülebilirlik standartlarımıza uygun Türkiye’nin en iyi siyah çayını temin etmeye odaklanacak. Bu devir işleminin tamamlanmasıyla, bölgedeki çay alım operasyonlarımız planlandığı şekilde Lipton Gıda ve Çay Sanayi ve Ticaret A.Ş. çatısı altında sürdürülecek. 2024 yılında faaliyete başlayan ve dünyanın en büyük ikinci Lipton fabrikası olan Sakarya tesisimizde, bölgeden satın aldığımız çayı nihai ürünlere dönüştürmeye devam edeceğiz. LIPTON Teas and Infusions, Türkiye’deki çay sektörünün gelişimine katkı sağlayan, daha esnek ve geleceğe uyumlu bir iş modeli oluşturmayı hedefleyen yatırımlarına devam etmektedir. Bu yaklaşım hem insanlara hem de gezegene fayda sağlamayı amaçlayan uzun vadeli bir taahhüdü yansıtmaktadır." Öz-Gür Çay Sanayi A.Ş. adına konuşan Şakir Öztürk ise bu devrin sektör açısından önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Bu devir, sektör için heyecan verici bir fırsat sunuyor. Türkiye’nin çay endüstrisinde uzun yıllara dayanan birikime sahip şirketimiz, LIPTON Teas and Infusions ile kalite ve güvenilirlik konularında yıllardır ortak değerler paylaşmaktadır. Bu adımı, büyüme stratejimizle uyumlu ve sektörün gelişimine daha güçlü katkı sağlamamıza imkân veren önemli bir fırsat olarak görüyoruz." Özgür çayın kurulduğu 1988 yılından bu yana üretim, paketleme ve ithalat alanlarında hızla büyüyen ve sektörün önemli markalarından biri hâline geldiğini ifade eden Öztürk; LIPTON Teas and Infusions’ın Pazar ve Fındıklı tesislerini bünyelerine katmalarını Öz-Gür Çay Sanayi A.Ş.’nin pazar hedefleri ve yerli üretime katkı misyonu açısından önemli bir adım olduğunu da belirtti. Öztürk, "Ülkemize ve milletimize en iyi hizmeti sunmak için üretim kapasitemizi genişletiyoruz. Yeni satın alma işlemleri sayesinde pazarın en iddialı kuruluşlarından biri olma özelliğimizi perçinlemiş bulunuyoruz" dedi.
16 Aralık 2025 Salı - 10:07
En ucuz meyve mandalina: Dalında 3, pazarda 5 lira
Türkiye’nin önemli narenciye üretim merkezlerinden Adana’da mandalina dalında 3 TL, pazarda ise 5 TL’ye kadar geriledi. Türkiye narenciyesinin yüzde 40’ını karşılayan Adana’da bu sene 383 bin dönüm alanda ekilen mandalinanın hasadı sürüyor. Dönümüne ortalama 4 ile 6 ton arasında verim alınan mandalina, ilk hasat edildiği haftalarda kilosu bahçede kalitesine göre 8 ile 15 lira arasında alıcı buldu. Şimdilerde ise dalında 3 lira, pazarda ise 5 ile 10 lira arasında satılmasıyla en ucuz meyve oldu. Tarım aracılarının 27 Eylül’de başlattığı 9 günlük grev sonrası erkenci 6 cins mandalina aynı anda olgunlaşınca işçiler toplamaya yetişemedi ve birçok mandalina zarar gördü. İşçilerin grevi bittikten sonra ise portakal hasadının da başlaması, mandalinada rekolte fazlalığı nedeniyle ürün dalında kaldı. Rusya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesine ihraç edilen mandalinalar, dalında zarar görünce ihraç da edilemedi. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, "İlk hasatta fiyatlar 8 ile 15 lira arasındaydı. Tarım aracıları 9 gün grev yapınca mandalina dalında kaldı. Grev bitince, işçiler bahçelere girince ürünler dalında hep zarar görmüştü. Erkenci cins mandalinanın raf ömrü çok kısa. Şu anda mandalinanın kilosu dalında 3 liraya kadar geriledi. Adana, Mersin ve Hatay’daki birçok bahçede erkenci mandalina grubu dalında kaldı. O ürünler raf ömrünü kaybetti. Bu mandalinanın yurt dışına gitme şansı yok" ifadelerini kullandı. "Daldaki ürünler Akdeniz meyve sineği popülasyonunu arttırır" Mandalinaların toplanmasının 3-4 lira işçilik maliyeti olduğuna dikkat çeken Doğan, "Çiftçi mandalinayı hale gönderdiğinde eline kilogram başına 1 lira para belki geçecek. Bu ürünler dalda kaldı. Eğer dalındaki ürünler toplanmazsa gelecek sene Akdeniz meyve sineği popülasyonu artar. Bu ürünler, Akdeniz meyve sineği için besin kaynağı olur. Çiftçilere DFİF desteği verilmesini bekliyoruz" dedi. Pazarcı esnafı ve vatandaş memnun Pazarcı esnafı Halil Yılmaz ise bu sene mandalinanın bol olduğunu ve fiyatların bu sebeple düştüğünü belirterek işlerin iyi olduğunu anlattı. Mandalina almaya gelen vatandaşlardan Muzaffer Bay ise fiyatların geçen haftaya göre yüzde 50’den fazla düştüğünü belirterek, memnun olduklarını söyledi.
16 Aralık 2025 Salı - 10:06
Jeotermal Sera OTB İhalesi başarıyla tamamlandı
Kayseri Ticaret Borsası (KTB) öncülüğünde hayata geçirilmesi planlanan Jeotermal Kaynaklı Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB) Projesi kapsamında önemli bir aşama daha başarıyla tamamlandı. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü koordinasyonunda Ankara’da gerçekleştirilen ihale süreci sonuçlandı. Kayseri’nin tarımsal üretim kapasitesini artırmayı, modern sera yatırımlarını teşvik etmeyi ve jeotermal kaynakların etkin ve verimli kullanımını sağlamayı amaçlayan ihaleye toplam 15 istekli firma ihale dosyası sundu. Yapılan teknik ve idari değerlendirmeler neticesinde 2 dosya değerlendirme dışı bırakılırken, 13 firma geçerli teklifleriyle ihalede rekabet ortamı oluşturdu. İhale, yüzde 54,05 indirim oranı ile Yakındoğu Enerji Mekanik Proje İnşaat Firması tarafından kazanıldı. Yoğun katılımla gerçekleştirilen ihale süreci, Kayseri tarımına yönelik güçlü yatırım ilgisini bir kez daha ortaya koydu. Jeotermal enerji ile desteklenecek olan Sera OTB’nin; düşük enerji maliyetleri, çevre dostu üretim modeli ve yıl boyunca kesintisiz üretim imkânı sunarak bölge tarımına önemli katkılar sağlaması hedefleniyor. Projenin hayata geçirilmesiyle birlikte Kayseri’nin örtü altı tarımda önemli merkezlerden biri haline gelmesi, istihdamın artması ve katma değeri yüksek tarımsal üretimin yaygınlaşması bekleniyor. Tarım Reformu Genel Müdürlüğü koordinasyonunda ülke genelinde yürütülen Organize Tarım Bölgesi projeleri; planlı, sürdürülebilir ve rekabetçi tarımsal üretimi desteklerken, Kayseri’de kurulacak Jeotermal Sera OTB’nin de sürdürülebilir tarım, enerji verimliliği ve bölgesel kalkınma açısından örnek bir model olması öngörülüyor. İhalenin başarıyla tamamlanmasının ardından değerlendirmelerde bulunan Kayseri Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Recep Bağlamış, şu ifadeleri kullandı; "Kayseri’mizin tarımsal ve ekonomik gelişimi için gece gündüz demeden çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ankara’da gerçekleştirilen ihale sürecini başarıyla tamamlamış bulunmaktayız. İhaleye katılım sağlayan tüm firmalarımıza teşekkür ediyorum. Projemizin en kısa sürede hayata geçirilmesiyle birlikte, Kayseri’mizin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da somut yatırımlar ve başarılı projelerle anılmaya devam edeceğine inanıyorum. Jeotermal Sera OTB projemizin tarım şehri Kayseri’mize hayırlı olmasını diliyorum."
16 Aralık 2025 Salı - 10:00
EGİAD Danışma Kurulu’nda 35. yıl vizyonu
EGİAD, 2025 yılı 2. Danışma Kurulu Toplantısı’nda son 6 aylık faaliyetlerini, 35. yıl çalışmalarını ve 2026 ajandasını Danışma Kurulu ile paylaştı. Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), 18. Yönetim Dönemi 2025 yılı 2. Danışma Kurulu Toplantısı’nı, İzQ İnovasyon Merkezi Büyük Etkinlik Salonu’nda geniş katılımla gerçekleştirdi. EGİAD Danışma Kurulu Başkanı Perihan İnci’nin başkanlığında ve EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı’nın ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda; iş dünyası, üniversiteler, kamu kurumları ve sivil toplum temsilcileri bir araya gelerek EGİAD’ın son 6 aylık faaliyetleri, 35. yıl vizyonu ve gelecek dönem önceliklerini değerlendirdi. EGİAD Danışma Kurulu Başkanı Perihan İnci, EGİAD’ın 35. kuruluş yıl dönümünü kutlayarak sivil toplumun taşıdığı kritik role dikkat çekti. EGİAD gibi kurumsal sivil toplum yapılarının, belirsizlik dönemlerinde ortak aklı güçlendiren, diyaloğu besleyen ve güven ortamı oluşturan bir işlev üstlendiğini ifade eden İnci, EGİAD’ın 35 yıldır genç iş insanları nezdinde bu misyonu istikrarlı biçimde sürdürmesinin büyük bir değer oluşturduğunu dile getirdi. EGİAD Danışma Kurulu Başkanı İnci, EGİAD’ın kurumsal yapısı ve projeleriyle önemli çalışmalara imza attığını ve örnek teşkil ettiğini de sözlerine ekledi. Toplantının açılışında konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı da Danışma Kurulu’nu dernek açısından yalnızca bir istişare organı değil, aynı zamanda stratejik yön belirleyici bir yapı olarak gördüklerini vurguladı. Özhelvacı, "1990 yılında genç bir hayalle başlayan EGİAD yolculuğu, bugün 35 yıllık kurumsal birikimiyle, fikri üreten, dönüşümü okuyan ve geleceğe dair söz söyleyen güçlü bir yapıya dönüşmüş durumda. Bu yolculukta siz değerli Danışma Kurulu üyelerimizin bilgi birikimi, deneyimi ve sağduyusu, bizim için en önemli yol gösterici güç olmaya devam ediyor" dedi. Özhelvacı, EGİAD’ın 35 yıllık kurumsal yolculuğuna emek veren tüm Danışma Kurulu üyelerine, üyelere ve paydaşlara teşekkür ederek, "EGİAD olarak, 35 yıllık birikimden aldığımız güçle, kentimizin ve ülkemizin geleceğini birlikte inşa etmeye kararlılıkla devam edeceğiz" mesajını verdi. Nitelikli büyüme, artan kadın temsiliyeti Toplantıda EGİAD’ın güncel üye profiline ilişkin veriler de Danışma Kurulu ile paylaşıldı. EGİAD ailesinin toplam üye sayısının 879’a ulaştığını belirten Özhelvacı, 47 yaşını aşan üyelerin fahri üyeliğe geçişiyle birlikte aktif üye sayısının 525 olduğunu ifade etti. Son 6 aylık dönemde üye sayısındaki artış oranı yüzde 1,9 seviyesinde gerçekleşirken, bu artışın hem nicelik hem de nitelik açısından derneğin çekim gücünü ortaya koyduğuna dikkat çekildi. Özhelvacı, EGİAD’da aktif kadın üye oranının yüzde 31, yönetim kurulundaki kadın oranının yüzde 30 ve son dönemde derneğe katılan yeni kadın üye oranının ise yüzde 39 seviyesine ulaştığını aktararak, "Bu tablo, EGİAD’ın ekonomik kalkınmanın yanında toplumsal eşitlik ve fırsat adaletini de kurumsal kimliğinin ayrılmaz bir parçası haline getirdiğinin somut göstergesidir" ifadelerini kullandı. EGİAD Think-Tank yapılanması kapsamında bugüne kadar girişimcilik ve NEET gençler gibi kritik alanlarda raporlar yayımlandığını hatırlatan Özhelvacı, hazırlıkları süren yeni raporlar hakkında da Danışma Kurulu’na bilgi verdi. "Üçüz Dönüşüm ile İşgücü Piyasasının Yeniden Tasarımı" başlıklı çalışma ile dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve toplumsal dönüşümün İzmir işgücü piyasasını nasıl yeniden şekillendirdiğini analiz edeceklerini; "Bölgesel Ekonomik Güvenlik - Tedarik Zinciri Riskleri ve Dayanıklılık" raporu ile de küresel şoklara karşı Ege sanayisinin dayanıklılığını ve KOBİ’ler için somut aksiyon önerilerini ortaya koymayı hedeflediklerini belirtti. İzmir Kalkınma Ajansı iş birliğiyle yürütülecek "İzmir Sanayi Markaları" çalışmasının ise, kentin sanayi hafızasını görünür kılacak, geçmişin birikimiyle geleceğin markalaşma vizyonunu buluşturacak stratejik bir referans dokümanı olacağı ifade edildi. 35. yıl onur yılı: Yeşil dönüşüm projeleri ve kurumsal hafıza EGİAD’ın 35. kuruluş yılı kapsamında yürütülen çalışmalar da Danışma Kurulu’na detaylı biçimde aktarıldı. 35. Yıl Kokteyli ve Yeni Yıl Kutlaması’nın, İzmir’in tarihi mekânlarından birinde, üyelerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildiği hatırlatılırken; bu yıl orman yangınları nedeniyle yaşanan büyük tahribatın, EGİAD’ı daha büyük ölçekli balo planlarını rafa kaldırarak kaynaklarını yeşil dönüşüm projelerine yönlendirmeye sevk ettiği belirtildi. Bu çerçevede "EGİAD Sakız Ağacı Korusu Projesi" ve "EGİAD 35. Yıl Otoyol Ağaçlandırması" projeleri, dönemin en gurur verici çalışmaları arasında konumlandırıldı. İzmir’in önemli bir ulaşım aksında geniş ölçekli bir yeşil hat oluşturmayı amaçlayan otoyol ağaçlandırma projesinin, yalnızca kent estetiğine değil, karbon emisyonunun azaltılmasına da katkı sağlayacağı vurgulandı. "35 yıllık kurumsal yolculuğumuzu toprağa dokunan bir iyilikle taçlandırmak, EGİAD’ın sürdürülebilirlik vizyonunun somut bir ifadesidir" diyen Özhelvacı, bu projeleri gelecek kuşaklara bırakılacak yeşil mirasın güçlü bir parçası olarak tanımladı. 35 yıllık kurumsal hafızayı bütünlüklü biçimde kayıt altına almayı amaçlayan "EGİAD 35. Yıl Almanağı"nın ise çalışmalarının tamamlanma aşamasına geldiği, yakın zamanda kamuoyu ve üyelerle paylaşılacağı belirtildi. Uluslararasılaşma hedefi Toplantıda EGİAD’ın uluslararasılaşma stratejisi de kapsamlı olarak ele alındı. 2025 yılı ikinci yarısında gerçekleştirilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ekonomik ve Ticari İş Birliği Ziyareti’nin, kardeş ülke ile ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkilerin güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olduğu vurgulandı. Ziyaret kapsamında Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Bakanlar düzeyinde temaslar gerçekleştirilirken, düzenlenen "Kuzey Kıbrıs Ekonomi ve Ticaret Paneli"nin, somut iş birliklerine zemin hazırlayan bir platform oluşturduğu ifade edildi. Önümüzdeki dönemde EGİAD Barselona İş ve Yatırım Ziyareti ile uluslararası ağın genişletileceği, 83. Ege Toplantısı’nda ise TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras’ın konuk edilmesinin planlandığı bilgisi paylaşıldı. Böylece İzmir iş dünyasının küresel iş birlikleri ve ulusal ölçekte fikir liderliği platformlarıyla etkileşiminin güçlendirileceği kaydedildi. Sürekli öğrenme kültürü: Seminerler, paneller, ziyaretler, yayınlar EGİAD’ın son 6 ayda üyelerine yönelik yoğun bir içerik üretim ve etkinlik gündemi ile 60 civarı etkinliğe imza attığı da sunumda öne çıkan başlıklar arasındaydı. Her hafta en az bir seminerle üyelerin kişisel ve kurumsal gelişimine katkı sağlayan programlar düzenlendiği; finansal yönetimden liderliğe, dijital dönüşümden mevzuat değişikliklerine uzanan geniş bir yelpazede bilgi paylaşımı yapıldığı aktarıldı. Sanayi Konseyi toplantıları, EGİAD Ticaret Köprüsü buluşmaları ve her ay düzenlenen iş yeri-fabrika ziyaretleri ile iyi uygulama örneklerinin yerinde gözlemlenmesi, sektörler arası etkileşimin artırılması ve yeni iş birlikleri için doğrudan temas ortamı sağlandığı belirtildi. ESBAŞ ve Hugo Boss İzmir fabrikası ziyaretlerinin, İzmir’in küresel tedarik zincirlerine entegrasyonunu somut biçimde gösteren önemli duraklar olduğuna dikkat çekildi. Dijital dönüşüm ve 2026 ajandası Toplantıda EGİAD’ın dijitalleşme vizyonu da masaya yatırıldı. Tüm EGİAD faaliyetlerini tek bir dijital çatı altında toplayacak D2 Mobil Uygulaması’nın baştan sona yenilendiği ve 2026 yılının başında kullanıma sunulacak yeni versiyonla üyelerin dernekle etkileşiminde yeni bir dönemin başlayacağı ifade edildi. EGİAD Liderlik Akademisi ve EGİAD Hayat Okulu projeleriyle genç iş insanları ve öğrenciler için liderlik, kişisel gelişim ve kariyer yolculuğunu destekleyen eğitim programlarının sürdürüleceği; Mentor-Mentee Programı ile deneyimli üyelerle genç üyeler arasında güçlü bir tecrübe aktarım köprüsü kurulacağı aktarıldı. EGİAD Yelken Kulübü projesinin ise, takım çalışması ve spor kültürü üzerinden üyeler arasındaki bağı güçlendirmesi hedefleniyor. Marka yönetimi alanında ise, Haziran ayında İzmir’de düzenlenecek Küresel Netnografi Konferansı’na İzmir Ekonomi Üniversitesi ile birlikte ev sahipliği yapılacağı, dijital ortamlarda marka ve tüketici davranışlarını inceleyen bu uluslararası etkinliğin hem akademi hem de iş dünyası açısından İzmir’e önemli bir prestij sağlayacağı belirtildi. Türkiye ve İzmir ekonomisi ortak akılla değerlendirildi Toplantının son bölümünde Danışma Kurulu üyelerinin görüş ve önerileri alınarak, Türkiye ve İzmir’in güncel ekonomik gündemi masaya yatırıldı. TÜRKONFED Ekonomi Danışmanı Can Selçuki’nin katılımıyla; küresel dalgalanmaların etkileri, enflasyon ve büyüme dinamikleri, genç işsizlik, üretim ve ihracat kapasitesi ile yapısal reform alanları gibi başlıklarda kapsamlı bir değerlendirme yapıldı.
16 Aralık 2025 Salı - 09:50
UEDAŞ’a sürdürülebilirlik büyük ödülü
UEDAŞ, Sürdürülebilirlik Büyük Ödülü’nü alan tek kurum oldu. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle düzenlenen 2. Sürdürülebilirlik Konferansı, Bursa Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Konferans, kurumsal ve bireysel sürdürülebilirlik bilincinin artırılması ve sektörel farkındalık oluşturulması amacıyla alanında uzman isimleri ve iş dünyasının temsilcilerini bir araya getirdi. Konferansta üretim süreçlerinin çevresel etkilerinin azaltılması, iklim değişikliğinin sektörler üzerindeki etkileri ve küresel beklentiler doğrultusunda sürdürülebilirliği kurumsal bir strateji haline getiren kuruluşlar ödüllendirildi. UEDAŞ, Sürdürülebilirlik Büyük Ödülü’nü alan tek kurum oldu. Ödüle ilişkin açıklamalarda bulunan UEDAŞ Genel Müdürü Cihangir Gençoğlu, "Sürdürülebilirlik, UEDAŞ için yalnızca çevresel bir yaklaşım değil; tüm iş süreçlerimizi kapsayan stratejik bir önceliktir. Enerji dağıtım faaliyetlerimizi yürütürken çevresel etkileri azaltan, verimliliği ve dijitalleşmeyi odağına alan projeler geliştiriyoruz. Saha çalışmalarındaki önceliğimiz ise iş sağlığı ve güvenliği. Bu ödül, benimsediğimiz sürdürülebilirlik vizyonunun ve ekiplerimizin kararlılıkla yürüttüğü çalışmaların önemli bir göstergesidir" dedi. UEDAŞ, çevresel, sosyal ve yönetişim ilkeleri doğrultusunda, güvenli, verimli ve sürdürülebilir bir enerji altyapısı için çalışmalarını kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor.
16 Aralık 2025 Salı - 09:39
Samsun’da gençler teknolojiyle iş hayatına hazırlanıyor
Samsun TEKNOPARK, stajdan işbaşı eğitimine, girişimcilikten uluslararası projelere uzanan çok yönlü programlarıyla bölgenin istihdamına yön verirken genç yetenekleri teknoloji ve inovasyon ekosistemiyle buluşturuyor. Nitelikli insan kaynağını geliştirmeyi ve gençlerin üretken alanlarda yer almasını hedefleyen Samsun TEKNOPARK, yürüttüğü eğitim ve uygulama programlarıyla dikkat çekiyor. Staj ve işbaşı eğitimlerinin yanı sıra girişimcilik çalışmaları ve uluslararası gençlik projeleriyle kapsamlı bir yetenek gelişim modeli sunuluyor. Bu kapsamda İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile imzalanan Mesleki Eğitim İş Birliği Protokolü doğrultusunda mesleki ve teknik liselerle ortak çalışmalar yürütülüyor. Yazılım, bilişim, sağlık teknolojileri, makine ve laboratuvar teknolojileri gibi alanlarda gerçekleştirilen uygulamalı eğitimler sayesinde öğrenciler, gerçek iş süreçlerini deneyimleyerek sektöre daha donanımlı şekilde hazırlanıyor. Samsun TEKNOPARK, uluslararası alanda da gençlere kapı aralıyor. Avrupa Birliği destekli Erasmus+ "Gençlerin Dijital İnovasyon İçin Güçlendirilmesi (EYDI)" projesiyle yapay zekâ, siber güvenlik, kodlama ve dijital inovasyon başlıklarında verilen eğitimler, gençlere küresel ölçekte bir öğrenme ve deneyim imkânı sunuyor. Girişimcilik kültürünün erken yaşlarda kazandırılmasını amaçlayan TEKNOPARK, lise ve ortaokul düzeyindeki öğrencilere yönelik uygulamalı girişimcilik eğitimleriyle de öne çıkıyor. Fikir geliştirme, problem çözme, prototipleme ve temel inovasyon kavramlarının aktarıldığı bu çalışmalar, TEKNOPARK yerleşkesine yapılan öğrenci ziyaretleri ve tanıtım programlarıyla destekleniyor. Gençler, firmaları, laboratuvarları ve AR-GE alanlarını yerinde görerek teknoloji üretim süreçlerini yakından tanıma fırsatı buluyor. Samsun TEKNOPARK, hayata geçirilen bu çok boyutlu eğitim modelleriyle hem bölgesel istihdam kapasitesini güçlendiriyor hem de geleceğin teknoloji profesyonelleri ve girişimcilerinin yetişmesine katkı sunan öncü merkezlerden biri olmayı sürdürüyor.
16 Aralık 2025 Salı - 09:38
KARDEMİR’de 200 yeni işçi alınacak
Karabük Demir-Çelik Fabrikaları’na (KARDEMİR) 200 yeni işçi alınacağı açıklandı. AK Parti Genel Sekreter Yardımcısı ve Karabük Milletvekili Cem Şahin ile AK Parti Karabük Milletvekili Ali Keskinkılıç, KARDEMİR’e, 200 yeni işçi alımı yapılacağını açıkladı. Şahin ve Keskinkılıç, yaptıkları ortak açıklamada, KARDEMİR’de istihdamı güçlendirmeye yönelik adımların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirterek, 2023-2025 döneminde yapılan ve planlanan personel alımlarıyla birlikte, son iki yılda KARDEMİR bünyesine kazandırılan çalışan sayısınınbin 424’e ulaştığını bildirdi. Açıklamada, 2023 yılında 600 kişinin istihdam edildiği KARDEMİR’de, 2024 yılında 200’ü genel, 200’ü babadan oğula olmak üzere toplam 400 kişinin işe alındığı, 2025 yılında ise babadan oğula kapsamında 150 kişilik alımın gerçekleştirildiği, ayrıca 30 tahmil-tahliye personeli alım sürecinin devam ettiği, bunun yanında 44 engelli vatandaşın da KARDEMİR ailesine katıldığı ifade edildi. Yaklaşık 3 bin 400 çalışanı bulunan KARDEMİR’de, son iki yılda yapılan alımlar dikkate alındığında mevcut personelin yaklaşık yarısının bu dönemde istihdam edildiğine dikkat çekilen açıklamada, görüşlerine yer verilen Cem Şahin, KARDEMİR’in Karabük için stratejik öneme sahip olduğunu, istihdam politikalarının yakından takip edildiğini belirtti. Son iki yılda yapılan alımların Karabük açısından önemli bir kazanım olduğuna dikkati çeken Şahin, "2023-2025 döneminde yapılan ve planlanan personel alımlarıyla birlikte, bin 400’ün üzerinde hemşehrimiz KARDEMİR’de istihdam edilmiş olacak. Bu durum, üretimle birlikte emeği de önceleyen bir anlayışın göstergesidir" ifadelerini kullandı. Yeni yapılacak 200 kişilik işçi alımında, sahada fiilen çalışan emekçilere hem başvuru, hem de aranan şartlar konusunda bazı kolaylıklar sağlandığına vurgu yapan Şahin, "Uzun süredir KARDEMİR’de müteahhit personeli olarak görev yapan çalışanlarımızı önemsiyoruz. Bu kardeşlerimizin kadroya geçiş süreçlerinin desteklenmesi konusunda da sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz. KARDEMİR yönetimine ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum" dedi. AK Parti Karabük Milletvekili Ali Keskinkılıç ise KARDEMİR’in yalnızca bir sanayi kuruluşu değil, Karabük’ün sosyal ve ekonomik yapısının temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti. Son yıllarda gerçekleştirilen personel alımlarının istihdama önemli katkı sağladığını belirten Keskinkılıç, "Engelli alımları, devam eden tahmil-tahliye süreci ve yeni planlanan 200 kişilik alım, KARDEMİR’in istihdamı güçlendiren yaklaşımını ortaya koymaktadır" sözlerine yer verdi. Konuya ilişkin bir değerlendirmede AK Parti Karabük İl Başkanı Ferhat Salt’dan geldi. KARDEMİR’deki istihdam artışının Karabük açısından büyük önem taşıdığını belirten Salt, açıklamasında, "KARDEMİR, Karabük’ün emeğiyle büyüyen en önemli değerlerinden biridir. Yapılan her istihdam, hem şehrimizin ekonomisine hem de sosyal yapısına doğrudan katkı sağlamaktadır. Bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
16 Aralık 2025 Salı - 09:36
Edirne’de sahte 50 levalar esnafı zor durumda bırakıyor
Edirne’nin en işlek noktalarından biri olan Saraçlar Caddesi’nde hafta sonu yaşanan iş yoğunluğu sırasında bazı esnafa sahte 50 Bulgar levası verildiği iddiası, esnaf arasında tedirginliğe sebep oldu.
16 Aralık 2025 Salı - 09:33
Köyde kurulan tesisle kurutulan cennet hurmaları Almanya’ya ihraç edildi
Cennet hurmasının en çok üretiminin yapıldığı yerlerin başında gelen Adana’nın Kozan ilçesinde, köyde kurulan kurutma tesisiyle bu sezon ilk olarak Almanya’ya ihraç gerçekleştirildi. Bahçede 40 ile 60 TL arasında alıcı bulan hurmanın kurusu ise 500 ile 650 TL arasında hem iç pazara hem de ihracata gönderildi. Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden Adana’nın Kozan ilçesinde birçok aile cennet hurması olarak da bilinen Trabzon hurmasının üretimin gerçekleştiriyor. Geçtiğimiz bahar aylarında yaşanan zirai don nedeniyle rekolte düşse de Kozan’da bu sezon yaklaşık 16 bin 500 dekar alanda toplam üretim 33 bin ton üretim gerçekleştirildi. Türkiye’deki toplam hurmanın yaklaşık yüzde 20’si üretilen ilçede üreticiler 40 ile 60 TL arasında meyvelerini bahçede sattı. Lezzeti ve aromasıyla yurt içi ve yurt dışından talep gören hurmanın büyük bir bölümü kurutma ve cipse ayrıldı. Köyde kurulan tesisle ilk ihracat Kozan ilçesine bağlı kırsal mahallelerden Karabucak’taki köylerine hurma kurutma tesisi kuran Zeki İnce de, bu yıl yaklaşık 1 ton cennet hurması cipsi ile ilk ihracatını Almanya’ya gerçekleştirdi. İnce, bu sene 16,5 dönüm alanda kendi ve çevredeki bahçelerden alım yaparak üretim gerçekleştiğini söyleyerek aşamaları anlattı. İnce "Bahçelerden toplanan ürünler yıkama işleminin ardından kasalara dizilerek kurutuluyor. Ürünlerimiz 21 saat içinde kuruyor. Kozan Karabucak Mahallesi’nde üretime geçtik, köylerde bunu ilk başaran olduk. Bu yıl zirai don nedeniyle üretimde düşüş oldu ancak sezonda 15 ton kapasiteyle üretim yapıyoruz. Yaklaşık 6 ton ürün kuruttuk. İlk ihracatı gerçekleştirdik, Almanya’ya ilk ihracatı yaptık. Kuru ürün kilosu 500-650 TL arasında satılıyor. Yaklaşık 1 aylık bir mesai oldu ve 20 kişiye istihdam sağladık. Bunun ardından portakal kurusunu da düşünüyoruz" dedi. Üreticinin fiyattan memnun kaldığını aktaran İnce, cennet hurmasının bu yıl dalında 40 TL’den başlayıp 60 TL’ye kadar alıcı bulduğunu da sözlerine ekledi. Üreticiden "Kozan hurması" ismi talebi Kuyluk Mahallesi’nde 110 dönüm arazide hurma üretimi yapan Furkan Kütük ise, "Kozan bölgesi olarak hurmanın tanınmasını istiyoruz. Lezzeti farklı. Kurutmalık, yaş ve cipslik gibi her çeşidi var. Pekmezi de yapılıyor. Sarı ve siyah çeşitleri olan bu ürün Kozan hurması olarak bilinsin istiyoruz" ifadelerini kullandı. Kozan İlçe Tarım Müdürü Mutlu Karataş ile ekipler de sahada üretim alanlarının denetimlerini gerçekleştirirken, bölgede hurma ağaçlarının gelişim ve bakımları teknik konularda çiftçileri desteklemeyi sürdürdüğü kaydedildi. Öte yandan, Kuyluk bölgesinde hurma bahçelerinin sonbahar renklerine bürünmesi de görsel bir şölen sunuyor.
16 Aralık 2025 Salı - 09:25
Erzurum’da girişimcilik ekosistemine güçlü destek
KOSGEB Girişimci Destek Programı kapsamında, Erzurum’da yenilikçi, inovatif ve katma değer odaklı üretim hedefiyle hazırlanan girişimci projeler jüri değerlendirmesine alındı. Atatürk Üniversitesi Rektörlüğü’nde düzenlenen Girişimci Seçmeleri Jüri Toplantısı, Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi’nin başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıya; Atatürk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Çavuşoğlu, KOSGEB Başkan Yardımcısı Fatih Gökyurt, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve ETSO Yönetim Kurulu Başkanı Saim Özakalın, KOSGEB Erzurum Müdürü Lütfullah Aktaş, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Ender Cihantimur ile KUDAKA Genel Sekreteri Oktay Güven katıldı. 2025 yılının son jüri toplantısında, değerlendirme sürecini başarıyla tamamlayan toplam 6 proje dosyası ele alındı. Projeler; Ar-Ge ve inovasyon altyapısı, katma değerli üretim, ihracat potansiyeli ve sürdürülebilirlik kriterleri doğrultusunda jüri üyeleri tarafından detaylı şekilde değerlendirildi. Toplantıda konuşan TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve ETSO Yönetim Kurulu Başkanı Saim Özakalın, girişimciliğin bölgesel kalkınmanın en önemli dinamiklerinden biri olduğunu vurgulayarak, KOSGEB desteklerinin teknoloji tabanlı iş fikirlerinin hayata geçirilmesinde ve girişimcilerin sürdürülebilir büyümesinde kritik rol üstlendiğini ifade etti. Yenilikçi projelerin doğru destek mekanizmalarıyla buluşturulmasının, Erzurum’da nitelikli üretim ve istihdamı artırması hedefleniyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder