EKONOMİ
Diyarbakır OSB Başkanı Fidan: "Sanayiye özel kredi şart" 11 Nisan 2026 Cumartesi - 22:07:15 Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Başkanı Mustafa Fidan, sanayiciye özel finansman modelleri oluşturulması gerektiğini belirterek, "Tarım ve esnafa sağlanan yüzde 50’ye varan faiz destekli krediler sanayici için de uygulanmalı. Aksi halde yatırım yapmak da üretimi sürdürmek de zorlaşacak" dedi. Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Başkanı Mustafa Fidan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın Diyarbakır’da sivil toplum kuruluşlarıyla gerçekleştirdiği toplantıda yaptığı konuşmada sanayicinin içinde bulunduğu tabloya dikkat çekti. Fidan, bölgenin üretim gücüne dikkat çekerken, artan maliyetler ve finansman sorunları nedeniyle sanayicinin yalnızlaştığını söyledi. Diyarbakır OSB’nin geldiği noktayı rakamlarla anlatan Fidan, büyümenin planlı bir destekten çok zor şartlarda verilen mücadelenin sonucu olduğunu ifade ederek, "Bugün 5 etaptan oluşan OSB’mizde 370 firma üretim yapıyor ve 23 bin kişiye istihdam sağlanıyor. 2011’de bu sayı 125 firma ve 2 bin istihdamdı. Bu artış bir planın değil, bir inancın sonucudur. Diyarbakır üretmeye devam ediyor, ancak her geçen gün daha da yalnızlaşıyor. Türkiye genelinde sanayici ciddi bir darboğazdan geçiyor. Sanayicinin en büyük sorunu finansmana erişim. Sanayici bankaya gittiğinde yüzde 50-55’lere varan faizlerle karşılaşıyor. Bu oranlar sürekli değişiyor. Bu tabloyu artık ‘itibar kredisi’ olarak tanımlıyoruz. Bugün 100 milyon lirasını bankaya yatıran biri aylık yaklaşık 4 milyon lira kazanırken, üretim yapan sanayici aynı büyüklükte kredi için 4 milyondan fazla faiz ödüyor. Bu maliyetlerle üretim yapmak mümkün değildir" dedi. Fidan, sanayiciye özel finansman modelleri oluşturulması gerektiğini vurgulayarak, "Tarım ve esnafa sağlanan yüzde 50’ye varan faiz destekli krediler sanayici için de uygulanmalı. Aksi halde yatırım yapmak da üretimi sürdürmek de zorlaşacak. Buradaki sanayicilerin hiçbiri hazır bir miras devralmadı. Hepsi sıfırdan kurdu, risk aldı. Ama bugün bu emeğin devamı ekonomik koşullara bağlı hale geldi. Bu gidişle yeni kuşakların devamı bile riske girebilir. Yıl sonuna kadar 30 fabrikanın daha üretime geçmesini hedefliyoruz. Ancak 5. etap altyapısının yatırım programına alınması gerekiyor. Süreç Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nda bekliyor. Biz, üretmeye devam edeceğiz. Ama gerçek nettir. Sanayi güçlenmeden Türkiye’nin güçlü olması mümkün değildir. Sanayi zayıflarsa üretim düşer, istihdam azalır, kalkınma yavaşlar" dedi.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 20:29 Bakan Bayraktar: "Bu sene sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Kayseri Ticaret Odası’nda (KTO) düzenlenen Türkiye’nin Enerji Vizyonu İstişare Toplantısı’nda yaptığı açıklamasında, "İnşallah bu sene sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız" dedi. KTO Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıya Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Hulusi Akar, Sayın Bayar Özsoy, Murat Cahid Cıngı, Dursun Ataş, MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, AK Parti Kayseri İl Başkanı Hüseyin Okandan, MHP Kayseri İl Başkanı Enes Ertuğrul Kalın, KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, protokol üyeleri ve iş insanları katıldı. "Türkiye’nin enerjisinde temel 2 açmaz var" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin enerjide iki açmazı olduğunu söyleyerek, "Bir tanesi Türkiye enerji talebi artan bir ülke. Açmaz diyorum çünkü artan talebi karşılamak gerçekten çok önemli bir yatırım sürecini hem altyapı hem de üretim tarafını gerektiriyor. Çok ciddi bir finansmana ihtiyaç duyuyoruz ama bu aynı zamanda iyi bir şey çünkü ekonominiz büyürse enerji talebiniz artıyor. Şehirleşmeniz artarsa, insanların hayat standardı yükselirse enerji talebi artıyor. Kayseri’ye baktığımızda 2002 yılından bu güne rakamlara baktım. O gün için 420 bin abone varmış bugün 900 bin abone var. mesken abonesi 356 binmiş bugün o rakam 760 bin olmuş. Yani 2 katı civarında artan bir aboneleşme ve yeni tüketici var. Daha ilginç olan rakam şu; tüketime baktığımızda o günden bu güne yaklaşık 5 kat büyümüş. Şunu gösteriyor bunlar yani Kayseri’nin ekonomisi 4 milyar dolara yakın bir ekonomik büyüklükten bahsettik. Sanayisiyle, ticareti, tarımı, turizmiyle beraber Kayseri çok büyük bir ivme ile son 20 yıl içerisinde büyümüş. Dolayısıyla artan bir enerji talebi var. İkinci açmaz da Türkiye’de maalesef karşı karşıya olduğumuz ve şu anda ekonomimizin üzerinde de en önemli etkilerden bir tanesi Türkiye’nin enerjideki dışa bağımlılığıdır. Onun için milli enerji ve maden politikası olarak diyoruz ki biz Türkiye’yi mutlak suretle en hızlı şekilde enerjide dışa bağımlılıktan kurtarmamız lazım" dedi. "Bu senenin sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız" Bakan Bayraktar, sene sonunda Akkuyu’dan ilk elektriği üreteceklerini söyleyerek, "Türkiye kullandığı 3 birim enerjinin ikisini ithal ediyor. Doğalgaz, petrol, petrol ürünleri, kömür ithalatı ve malumunuz bunların fiyatlarını biz burada belirlemiyoruz. Bunlar küresel piyasalarda belirlenen emtialar. Dolayısıyla 2022 yılında 96 buçuk milyar dolar enerji ithalatına para ödeyen bir Türkiye var. Türkiye bunun için özellikle büyük bir potansiyelimizin olduğu yenilenebilir enerjiyi değerlendirebilir. Son 15 yılda 25 bin megawatı aşan güneş gücü 15 bin megawat civarında rüzgar gücüyle 40 bin megawata güneş ve rüzgarda ulaştık. Türkiye artık Somali’de derin denizlerde petrol arayan bir ülke. Mutlak suretle petrol ve doğalgaz üretimimizi arttıracağız. Akkuyu’da son aşamaya geldik. Bütün zorluklara, engellemelere rağmen biz bu yolda kararlılıkla ilerliyoruz ve inşallah bu senenin sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız. Fakat oraya Trakya’yı ve küçük modüler reaktörleri de ekleyerek ki nükleerin ikinci çağı başlıyor şimdi. Bir 1950’lerde başlayan bir dönemi var o dönemi maalesef biraz ıskalamış durumdayız ama inşallah bu nükleerin ikinci çağında küçük modüler rektörlerde Türkiye bu teknolojiye sahip olan ve üreten belki ileride inşallah ihraç edebilme kabiliyetine ulaşacak. Dolayısıyla nükleer bizim en önemli ajanda maddelerimizden bir tanesi" ifadelerini kullandı. "2026 yılı yenilenebilir enerjide yeni bir rekor yılı olacaktır" KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy ise, yapılan çalışmaların bakanlığın ne kadar gayretle çalıştığının açık ispatı olduğunu söyleyerek, "Enerjide Tam Bağımsız Türkiye hedefiyle; Karadeniz’deki doğalgaz keşiflerinden nükleer enerji hamlelerine, yenilenebilir enerji kaynaklarının devreye alınmasından stratejik madencilik faaliyetlerine kadar her bir projeniz, biz üreticiler için geleceğe dair en büyük teminat niteliğindedir. 2014 yılında 40 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücümüzün bugün 25 bin megavatı aşmış olması; 12 yılda kat edilen 641 katlık bu mesafe, sizin ve bakanlığımızın ne kadar büyük bir gayretle çalıştığının en açık ispatıdır. Sizlerin ifade ettiği gibi; 2026 yılı yenilenebilir enerjide yeni bir rekor yılı olacaktır. Kayseri iş dünyası olarak bizler, bu rekorun en güçlü paydaşı olmaya hazırız. Bizim Kayseri Ticaret Odası olarak her fırsatta dile getirdiğimiz bir gerçeğimiz var. Ulaşım olmadan ticaret olmaz, enerji olmadan ise üretim olmaz. Ancak bugün bu söze bir ekleme daha yapmak gerekiyor. Depolama ve sürdürülebilirlik olmadan enerji yönetilemez. Güneşimiz var, rüzgarımız var ancak sanayicimizin çarklarını 7/24 kesintisiz döndürebilmesi için enerjiyi sadece üretmek yetmiyor, onu depolayabilmek de kritik bir önem arz ediyor. Sektörlerimizin yaptığı analizlerde de yenilenebilir enerjinin yönetilebilir olması için depolama çözümleri artık bir lüks değil, zorunluluktur. Kayseri mobilyadan tekstile, çelik kapıdan makine sanayisine kadar 4 milyar dolara yaklaşan ihracat, 1 milyar 730 milyon dolar ithalat hacmiyle anasının ak sütü gibi cari fazla veren Türkiye’nin üretim merkezleri arasında önemli bir yerde olan kadim bir şehirdir. Ancak bu çarkların dönmesi, üretim maliyetlerimizin en büyük kalemini oluşturan enerjinin sürdürülebilir ve makul maliyetlerle sanayicimize ulaşmasına bağlıdır. Kayseri girişimcisi, sadece devletten bekleyen değil, kendi enerjisini üretme iradesini de gösteren bir yapıdadır. İlklerin şehri olan Kayseri’de kurulan ilk elektrik santrali, 1926 yılında Atatürk’ün imzasıyla temelleri atılan ve 1930’da faaliyete geçen Bünyan Hidroelektrik Santrali’dir. Türkiye’nin en eski santrallerinden biri olan bu tesis, Kayseri ve çevresine enerji sağlamış olup, tarihi makineleriyle uzun yıllar hizmet vermiştir. Şehrimiz; güneş enerjisi (GES) başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarında büyük bir iştaha sahiptir. Kayseri, 2035 yılı için koyduğunuz 120 bin megavatlık dev hedefin neresindedir? Biz diyoruz ki; Kayseri bu hedefin amiral gemisidir! Sanayicimiz kendi enerjisini üretme iştahıyla doludur" dedi. "KOBİ’lerimize yönelik daha rekabetçi olabilmeleri için özel teşvik ve tarife modelleri üretim azmimizi artıracaktır" Gülsoy, enerjiye talebin her geçen gün arttığını söyleyerek, "Her geçen gün enerjiye talep artmaktadır. Bu durum maliyetlerimizi de aşırı derecede yükseltmektedir. Bunun çözümü bizim gücümüz birlik ve beraberlik içerisinde yaşadığımız coğrafyadadır. Yenilenebilir kaynaklarla ve nükleer güçte kapasite artışıyla, ülkemizin ve sizlerin gayretleriyle enerji bağımlılığımızı düşürebiliriz. Ancak bu yolda ilerlerken bazı teknik bariyerlerin aşılması bizler için hayati önemdedir. İş dünyamızın temsilcilerinden gelen sorun ve talepleri zatıâlinize çözüm önerileriyle birlikte dosya halinde de sunacağız ama sanayicimizin ve ticaret erbabımızın bazı beklentilerini dile getirmek isterim. Yenilenebilir kaynakların şebekeye daha dengeli ve stabil aktarılması için depolama yatırımlarına yönelik teşviklerin verilmesi, sanayicimizin önünü açacaktır. İşletmelerimizin kendi çatılarına kurmak istediği GES yatırımlarında karşılaşılan trafo kapasite yetersizlikleri ve kota sorunlarının aşılması. Son yapılan mevzuat değişikliği ile saatlik mahsuplaşma en büyük problemlerimizden birisidir. Mahsuplaşma sisteminin aylık bazdan saatlik bazda uygulanmaya başlanması, özellikle üretim ve tüketim dengesinin gün içerisinde değişkenlik göstermesi nedeniyle yatırımcıların gelirlerini önemli ölçüde azaltmıştır. Mahsuplaşma sisteminin yeniden aylık bazda uygulanması, dağıtım bedellerinin maliyet esaslı, makul ve öngörülebilir bir seviyeye çekilmesi. Mevcut yatırımların korunmasına yönelik geçiş süreci düzenlemeleri yapılması, destek süresi sona ermiş santraller için ayrı bir tarife veya koruyucu mekanizma oluşturulması yeşil dönüşüm sürecimizi hızlandıracaktır. Zatıâlinizin de üzerinde hassasiyetle durduğunuz ’izin süreçlerini kısaltma’ gayretlerini takdirle karşılıyoruz. Bu süreçlerin hızlanması, 3 bin 500 megavatlık yeni kapasitelerin çok daha hızlı devreye girmesini sağlayacaktır. Enerji maliyetleri konusunda, özellikle stratejik üretim yapan KOBİ’lerimize yönelik daha rekabetçi olabilmeleri için özel teşvik ve tarife modelleri üretim azmimizi artıracaktır" dedi. "Kayseri iş dünyası olarak değişimden korkmayan, yenilikçi ve milli değerlerine bağlı bir kadim bir şehiriz" Kayseri’nin maden çeşitliliği bakımından da zengin bir şehir olduğunu belirten Gülsoy, , "Maden arama ve işletme süreçlerindeki bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi, bu cevherlerin ekonomiye kazandırılmasını sağlayacaktır. Rehabilitasyon bedelleri ödemelerinin nakit dışında banka teminat mektubu veya ipotek vererek karşılanması, ÇED süreçlerinin kısaltılması, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren üyelerimizin, özellikle asgari ücret ve genel gider artışlarından olumsuz etkilenmemesi adına; kâr marjlarının maliyet artışlarıyla uyumlu hale getirilerek işletme sermayelerinin korunmasını, sektörün anayasası hükmündeki 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun, günün ekonomik gerçeklerine ve sektör paydaşlarının taleplerine göre güncellenerek daha dinamik bir yapıya kavuşturulmasını istirham ediyoruz. Kayseri iş dünyası olarak bizler; değişimden korkmayan, yenilikçi ve milli değerlerine bağlı bir kadim bir şehiriz. Sizin ortaya koyduğunuz ‘Milli Enerji ve Maden Politikası’na tam destek veriyoruz. İnanıyoruz ki; sizin rehberliğinizde enerji koridorlarının merkezi haline gelen Türkiye, üretimde de dünyanın en güçlü oyuncularından biri olmaya devam edecektir. Biz de diyoruz ki; Kayseri’nin üretim aşkı, sizin enerji vizyonunuzla birleştiğinde Türkiye’nin eli her zamankinden daha güçlü olacaktır. 80 milyar dolarlık yeni yatırım hedefinde Kayserili müteşebbislerin imzası mutlaka olacaktır. Bu toplantının; şehrimizin ve ülkemizin enerji vizyonuna yeni ufuklar açmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Program konuşmaların ardından basına kapatılarak soru-cevap kısmı ile devam etti.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 20:20 Bakan Bayraktar: "İnşallah bu sene sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Kayseri Ticaret Odası’nda (KTO) düzenlenen Türkiye’nin Enerji Vizyonu İstişare Toplantısı’nda yaptığı açıklamasında, "İnşallah bu sene sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız" dedi. KTO Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıya Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Hulusi Akar, Sayın Bayar Özsoy, Murat Cahid Cıngı, Dursun Ataş, MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, AK Parti Kayseri İl Başkanı Hüseyin Okandan, MHP Kayseri İl Başkanı Enes Ertuğrul Kalın, KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, protokol üyeleri ve iş insanları katıldı. Programın açılış konuşmasında yapılan çalışmaların bakanlığın ne kadar gayretle çalıştığının açık ispatı olduğunu söyleyen KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, "Enerjide Tam Bağımsız Türkiye hedefiyle; Karadeniz’deki doğalgaz keşiflerinden nükleer enerji hamlelerine, yenilenebilir enerji kaynaklarının devreye alınmasından stratejik madencilik faaliyetlerine kadar her bir projeniz, biz üreticiler için geleceğe dair en büyük teminat niteliğindedir. 2014 yılında 40 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücümüzün bugün 25 bin megavatı aşmış olması; 12 yılda kat edilen 641 katlık bu mesafe, sizin ve bakanlığımızın ne kadar büyük bir gayretle çalıştığının en açık ispatıdır. Sizlerin ifade ettiği gibi; 2026 yılı yenilenebilir enerjide yeni bir rekor yılı olacaktır. Kayseri iş dünyası olarak bizler, bu rekorun en güçlü paydaşı olmaya hazırız. Bizim Kayseri Ticaret Odası olarak her fırsatta dile getirdiğimiz bir gerçeğimiz var. Ulaşım olmadan ticaret olmaz, enerji olmadan ise üretim olmaz. Ancak bugün bu söze bir ekleme daha yapmak gerekiyor. Depolama ve sürdürülebilirlik olmadan enerji yönetilemez. Güneşimiz var, rüzgârımız var; ancak sanayicimizin çarklarını 7/24 kesintisiz döndürebilmesi için enerjiyi sadece üretmek yetmiyor, onu depolayabilmek de kritik bir önem arz ediyor. Sektörlerimizin yaptığı analizlerde de yenilenebilir enerjinin yönetilebilir olması için depolama çözümleri artık bir lüks değil, zorunluluktur. Kayseri mobilyadan tekstile, çelik kapıdan makine sanayisine kadar 4 milyar dolara yaklaşan ihracat, 1 milyar 730 milyon dolar ithalat hacmiyle anasının ak sütü gibi cari fazla veren Türkiye’nin üretim merkezleri arasında önemli bir yerde olan kadim bir şehirdir. Ancak bu çarkların dönmesi, üretim maliyetlerimizin en büyük kalemini oluşturan enerjinin sürdürülebilir ve makul maliyetlerle sanayicimize ulaşmasına bağlıdır. Kayseri girişimcisi, sadece devletten bekleyen değil, kendi enerjisini üretme iradesini de gösteren bir yapıdadır. Şunun da özellikle altını çizmek istiyorum. İlklerin şehri olan Kayseri’de kurulan ilk elektrik santrali, 1926 yılında Atatürk’ün imzasıyla temelleri atılan ve 1930’da faaliyete geçen Bünyan Hidroelektrik Santrali’dir. Türkiye’nin en eski santrallerinden biri olan bu tesis, Kayseri ve çevresine enerji sağlamış olup, tarihi makineleriyle uzun yıllar hizmet vermiştir. Şehrimiz; güneş enerjisi (GES) başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarında büyük bir iştaha sahiptir. Kayseri, 2035 yılı için koyduğunuz 120 bin megavatlık dev hedefin neresindedir? Biz diyoruz ki; Kayseri bu hedefin amiral gemisidir! Sanayicimiz kendi enerjisini üretme iştahıyla doludur" dedi. Başkan Gülsoy, enerjiye talebin her geçen gün arttığını söyleyerek, "Her geçen gün enerjiye talep artmaktadır. Bu durum maliyetlerimizi de aşırı derecede yükseltmektedir. Bunun çözümü bizim gücümüz birlik ve beraberlik içerisinde yaşadığımız coğrafyadadır. Yenilenebilir kaynaklarla ve nükleer güçte kapasite artışıyla, ülkemizin ve sizlerin gayretleriyle enerji bağımlılığımızı düşürebiliriz. Ancak bu yolda ilerlerken bazı teknik bariyerlerin aşılması bizler için hayati önemdedir. İş dünyamızın temsilcilerinden gelen sorun ve talepleri zatıâlinize çözüm önerileriyle birlikte dosya halinde de sunacağız ama sanayicimizin ve ticaret erbabımızın bazı beklentilerini dile getirmek isterim. Yenilenebilir kaynakların şebekeye daha dengeli ve stabil aktarılması için depolama yatırımlarına yönelik teşviklerin verilmesi, sanayicimizin önünü açacaktır. İşletmelerimizin kendi çatılarına kurmak istediği GES yatırımlarında karşılaşılan trafo kapasite yetersizlikleri ve kota sorunlarının aşılması. Son yapılan mevzuat değişikliği ile saatlik mahsuplaşma en büyük problemlerimizden birisidir. Mahsuplaşma sisteminin aylık bazdan saatlik bazda uygulanmaya başlanması, özellikle üretim ve tüketim dengesinin gün içerisinde değişkenlik göstermesi nedeniyle yatırımcıların gelirlerini önemli ölçüde azaltmıştır. Mahsuplaşma sisteminin yeniden aylık bazda uygulanması, dağıtım bedellerinin maliyet esaslı, makul ve öngörülebilir bir seviyeye çekilmesi. Mevcut yatırımların korunmasına yönelik geçiş süreci düzenlemeleri yapılması, destek süresi sona ermiş santraller için ayrı bir tarife veya koruyucu mekanizma oluşturulması yeşil dönüşüm sürecimizi hızlandıracaktır. Zatıâlinizin de üzerinde hassasiyetle durduğunuz "izin süreçlerini kısaltma" gayretlerini takdirle karşılıyoruz. Bu süreçlerin hızlanması, 3 bin 500 megavatlık yeni kapasitelerin çok daha hızlı devreye girmesini sağlayacaktır. Enerji maliyetleri konusunda, özellikle stratejik üretim yapan KOBİ’lerimize yönelik daha rekabetçi olabilmeleri için özel teşvik ve tarife modelleri üretim azmimizi artıracaktır. Kayseri, maden çeşitliliği bakımından da zengin bir şehirdir. Maden arama ve işletme süreçlerindeki bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi, bu cevherlerin ekonomiye kazandırılmasını sağlayacaktır. Rehabilitasyon bedelleri ödemelerinin nakit dışında banka teminat mektubu veya ipotek vererek karşılanması, ÇED süreçlerinin kısaltılması, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren üyelerimizin, özellikle asgari ücret ve genel gider artışlarından olumsuz etkilenmemesi adına; kâr marjlarının maliyet artışlarıyla uyumlu hale getirilerek işletme sermayelerinin korunmasını, Sektörün anayasası hükmündeki 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun, günün ekonomik gerçeklerine ve sektör paydaşlarının taleplerine göre güncellenerek daha dinamik bir yapıya kavuşturulmasını istirham ediyoruz. Kayseri iş dünyası olarak bizler; değişimden korkmayan, yenilikçi ve milli değerlerine bağlı bir kadim bir şehiriz. Sizin ortaya koyduğunuz ‘Milli Enerji ve Maden Politikası’na tam destek veriyoruz. İnanıyoruz ki; sizin rehberliğinizde enerji koridorlarının merkezi haline gelen Türkiye, üretimde de dünyanın en güçlü oyuncularından biri olmaya devam edecektir. Biz de diyoruz ki; Kayseri’nin üretim aşkı, sizin enerji vizyonunuzla birleştiğinde Türkiye’nin eli her zamankinden daha güçlü olacaktır. 80 milyar dolarlık yeni yatırım hedefinde Kayserili müteşebbislerin imzası mutlaka olacaktır. Bu toplantının; şehrimizin ve ülkemizin enerji vizyonuna yeni ufuklar açmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin enerjisinde temel 2 açmaz var" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise Türkiye’nin enerjide 2 açmazı olduğunu söyleyerek, "Türkiye’nin enerjide çok temel 2 tane açmazı var. Bir tanesi Türkiye enerji talebi artan bir ülke. Açmaz diyorum çünkü artan talebi karşılamak gerçekten çok önemli bir yatırım sürecini hem altyapı hem de üretim tarafını gerektiriyor. Çok ciddi bir finansmana ihtiyaç duyuyoruz ama bu aynı zamanda iyi bir şey çünkü ekonominiz büyürse enerji talebiniz artıyor. Şehirleşmeniz artarsa, insanların hayat standardı yükselirse enerji talebi artıyor. Kayseri’ye baktığımızda 2002 yılından bu güne rakamlara baktım. O gün için 420 bin abone varmış bugün 900 bin abone var. mesken abonesi 356 binmiş bugün o rakam 760 bin olmuş. Yani 2 katı civarında artan bir aboneleşme ve yeni tüketici var. Daha ilginç olan rakam şu; tüketime baktığımızda o günden bu güne yaklaşık 5 kat büyümüş. Şunu gösteriyor bunlar yani Kayseri’nin ekonomisi 4 milyar dolara yakın bir ekonomik büyüklükten bahsettik. Sanayisiyle, ticareti, tarımı, turizmiyle beraber Kayseri çok büyük bir ivme ile son 20 yıl içerisinde büyümüş. Dolayısıyla artan bir enerji talebi var. İkinci açmaz da Türkiye’de maalesef karşı karşıya olduğumuz ve şu anda ekonomimizin üzerinde de en önemli etkilerden bir tanesi Türkiye’nin enerjideki dışa bağımlılığıdır. Onun için milli enerji ve maden politikası olarak diyoruz ki biz Türkiye’yi mutlak suretle en hızlı şekilde enerjide dışa bağımlılıktan kurtarmamız lazım" dedi. "İnşallah bu senenin sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız" Bakan Bayraktar, sene sonunda Akkuyu’dan ilk elektriği üreteceklerini söyleyerek, "Türkiye kullandığı 3 birim enerjinin ikisini ithal ediyor. Doğalgaz, petrol, petrol ürünleri, kömür ithalatı ve malumunuz bunların fiyatlarını biz burada belirlemiyoruz. Bunlar küresel piyasalarda belirlenen emtialar. Dolayısıyla 2022 yılında 96 buçuk milyar dolar enerji ithalatına para ödeyen bir Türkiye var. Türkiye bunun için özellikle büyük bir potansiyelimizin olduğu yenilenebilir enerjiyi değerlendirebilir. Son 15 yılda 25 bin megawatı aşan güneş gücü 15 bin megawat civarında rüzgar gücüyle 40 bin megawata güneş ve rüzgarda ulaştık. Türkiye artık Somali’de derin denizlerde petrol arayan bir ülke. Mutlak suretle petrol ve doğalgaz üretimimizi arttıracağız. Akkuyu’da son aşamaya geldik. Bütün zorluklara, engellemelere rağmen biz bu yolda kararlılıkla ilerliyoruz ve inşallah bu senenin sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız. Fakat oraya Trakya’yı ve küçük modüler reaktörleri de ekleyerek ki nükleerin ikinci çağı başlıyor şimdi. Bir 1950’lerde başlayan bir dönemi var o dönemi maalesef biraz ıskalamış durumdayız ama inşallah bu nükleerin ikinci çağında küçük modüler rektörlerde Türkiye bu teknolojiye sahip olan ve üreten belki ileride inşallah ihraç edebilme kabiliyetine ulaşacak. Dolayısıyla nükleer bizim en önemli ajanda maddelerimizden bir tanesi" ifadelerini kullandı. Program konuşmaların ardından basına kapatılarak soru-cevap kısmı ile devam etti.
Amasyalı Feruziye nine serada kışın üzüm yetiştirip satıyor
15 Aralık 2025 Pazartesi - 08:49 Amasyalı Feruziye nine serada kışın üzüm yetiştirip satıyor Amasya’da yaşayan Feruziye nine, serasında yetiştirdiği rengarenk üzümleri aralık ayında bile hasat ediyor. Kancı ailesi, haziran ve aralık ayları arasında dalından koparılan üzümleri pazarda kilosu 100 TL’ye varan fiyatlarda satıp kazancını artırdı. Amasya merkeze bağlı Yeşil Yenice Mahallesi’nden 20 yıl önce Boğazköy’e yerleşerek 10 dekarlık arazi satın alan Kancı ailesinin dikip yetiştirdiği meyve ağaçları ilkbahar dönemindeki aşırı soğuklar nedeniyle istenilen sonuçları veremedi. Sebze yetiştirmeyi de deneyip verim alamayan ailenin çınarı Feruziye Kancı, evinin önünde soğuklardan etkilenmeyip verimli ürün veren üzüm fidesini çoğaltmayı düşündü. Durumu eşine ve oğluna anlatarak 1,5 dekarlık alana sera kurup içine çeşitli üzüm fidanlarından diktirdi. Seradaki üzümler hazirandan aralık ayına kadar ürün verdi. Semt pazarında tezgahı bulunan aile üyeleri üzümlerini aracısız satıp gelirini artırdı. Seradaki üretimin etkisiyle geçen yıl yaşanan zirai don olayından etkilenmeyen aile üzümlerin kilosunu 70 TL ile 100 TL arasında fiyatlarla satıp kazancına kazanç kattı. "En güzel üzümü ben yetiştiriyorum" Eğitimini 1960’lı yıllarda kız meslek lisesinin ortaokul kısmına kadar sürdürebildiğini belirtip 75 yaşına rağmen üretmeye devam eden evli ve 3 çocuk, 7 torun sahibi Feruziye Kancı, "İddialıyım. En güzel üzümü ben yetiştiriyorum. Haziranda üzüm hasadına başlayıp aralık ayının ortalarına kadar sürdürüyoruz. Gelen eşe, dosta da yediyoruz. Tadına bakan puanını veriyor" dedi. Açık bahçelerde üzüm hasadının 1,5 ay önce bitmesine rağmen serada sürdürdükleri üretimin yanı sıra topladıkları asma yapraklarından da faydalandıklarını ayrıca çeşitli sebzeler de ekip yetiştirdiklerine değinen çalışkan nine, devlet desteği sağlanması halinde 10 dekarlık bahçenin tamamını seraya dönüştürmek istediğini söyledi. "Eşim olmasaydı bu işler yürümezdi" 55 yıldır aynı yastığa baş koyduğu eşinin tavsiyelerinin etkili olduğunu anlatan Ruhi Kancı, "Eşim iyi ki var. O olmasaydı bu işler yürümezdi. Soğuktan etkilenmeyen meyveleri araştırıp yönlendirmesiyle bu duruma geldik" diye konuştu. Aile boyu üretim yaptıklarına değinen Ömer Kancı ise "Annem, babam, eşim ve çocuklarımla hep beraber çalışıyoruz. Üzümlerimizi yetiştirip pazarda satıyoruz. Bu yıl 70 TL ile 100 TL arasında fiyatlarda satış yaptık. Amasya’da yetişen üzümler yetmediği için dışarıdan ürün geliyor. Onun için satış sorunu yaşamıyoruz. Seramızı ziyaret eden Amasya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yöneticileri de ısıtmalı sera kurulumu desteğine ilişkin bilgi verdiler" şeklinde konuştu.
ESO ’2026 Ekonomik Beklenti Raporu’nu kamuoyu ile paylaştı
14 Aralık 2025 Pazar - 16:23 ESO ’2026 Ekonomik Beklenti Raporu’nu kamuoyu ile paylaştı Eskişehir Sanayi Odası’nda (ESO) her yıl düzenli olarak hazırlanan "Ekonomik Beklenti Raporu-2026" kamuoyu ile paylaşıldı. Sanayicilerin sahadaki gerçek durumunu, beklentilerini ve karşı karşıya kaldıkları zorlukları tüm açıklığıyla ortaya koyan ankete bu yıl 267 firma temsilci katılım sağladı. "2026 yılına ilişkin temkinli fakat umut barındıran bir tablo sunuyor" Eskişehir Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Celalettin Kesikbaş hazırlanan rapora ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Eskişehir Sanayi Odası olarak çok önem verdiğimiz bu raporun yayınlanması vesilesiyle, hem kentimizin hem de ülkemizin ekonomik geleceğine dair değerlendirmelerimi kamuoyu ile paylaşmak istiyorum. Raporun keşifleri, genel bir ifadeyle 2026 yılına ilişkin temkinli fakat umut barındıran bir tablo sunuyor. Ankete katılan firmalarımızın büyük bir bölümü; yüksek enflasyon, finansmana erişimde yaşanan güçlükler, artan girdi maliyetleri ve ekonomik öngörülebilirliğin yetersizliğini öncelikli sorunlar arasında göstermiştir. Bu nedenle birçok firmamız 2026’da mevcudu korumayı hedeflemektedir. Ancak altını çizmek isterim ki Eskişehir sanayisi, yaşanan ekonomik zorluklara rağmen şehrimizin üretim gücünü ayakta tutan en büyük yapı taşı pozisyonundadır. Bugün Eskişehir sanayisi; GSYİH’nin yüzde 44’ünü tek başına oluşturmakta, her üç aileden birine geçim sağlamaktadır. 9 milyar dolarlık ciro, 4,5 milyar dolarlık ihracat ve 100 bine yakın istihdam gücüyle bu şehir, Türkiye’nin en güçlü üretim merkezlerinden biri olmayı sürdürmektedir. Bu başarı, tüm zorluklara rağmen yılmadan çalışan sanayicilerimizin ve emekçilerimizin eseridir. Her birine ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Raporda gözlemlenen keşiflerden; firmalarımızın bir kısmının dijital dönüşüm, verimlilik, Ar-Ge ve yeşil dönüşüm gibi stratejik alanlara yatırım planlıyor olması, geleceğe dair önemli bir direnç ve kararlılık göstergesidir. Bu eğilimi son derece değerli buluyor, rekabetçiliği ve sürdürülebilirliği artıracak her adımı desteklediğimizi özellikle belirtmek istiyorum. Eskişehir özelinde öne çıkan sorun alanları da raporda açıkça ortaya konmuştur. Trafik, çevre yolu eksikliği, konut maliyetleri, uçuş seferlerinin yetersizliği ve sanayi arazilerinin pahalılığı, şehrimizin sanayi ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyen kritik konulardır. Bu sorunların çözümü için, yerel yönetimlerimizle, merkezi idaremizle ve tüm paydaşlarımızla iş birliğine hazır olduğumuzu bir kez daha ifade etmek isterim. Eskişehir’in potansiyeli büyüktür; yapmamız gereken, bu potansiyeli destekleyecek adımları hızla atmak ve üretim ekosistemimizin önünü açmaktır. Sonuç olarak anket keşifleri, 2026’nın belirsizliklerle çevrili, ancak doğru adımlarla toparlanma sürecine girilebilecek bir yıl olacağını göstermektedir. Sanayicilerimizin büyük bölümü finansman, enflasyon ve maliyet baskıları nedeniyle temkinli davranırken; dijital dönüşüm, verimlilik, Ar-Ge ve yeşil dönüşüme yönelen firmalar umut verici bir tablo oluşturmaktadır. Eskişehir’in altyapı ve yaşam kalitesine dair sorunların çözümü ise üretim gücünü daha da artıracaktır. Özetle 2026, risklerin yüksek ama fırsatların da mevcut olduğu bir geçiş yılı olarak değerlendirilmektedir. Bu vesileyle, ’üretimden, ihracattan, istihdamdan ve yatırımdan vazgeçmeyen’ sanayicilerimize ve büyük bir özveriyle çalışan tüm çalışanlarımıza şahsım ve Eskişehir Sanayi Odası adına en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Sizlerin azmi, cesareti ve kararlılığı sayesinde Eskişehir’in geleceğine olan inancımız daha da güçleniyor. Birlikte ürettikçe, birlikte büyüyecek; Eskişehir’i ve ülkemizi daha parlak yarınlara birlikte taşıyacağız."
Manisa’dan İzmir için su çağrısı
14 Aralık 2025 Pazar - 14:54 Manisa’dan İzmir için su çağrısı Manisa Büyükşehir Belediyesi, il genelinde faaliyet gösteren 63 kooperatif ve 1 ziraat odasına yaklaşık 57 milyon lira tutarında tarımsal destek sağladı. Desteklerin, azalan su kaynakları ve İzmir’e aktarılan su nedeniyle yaşanan su sıkıntısı dikkate alınarak, ağırlıklı olarak sulama ve su verimliliği odaklı planlandığı bildirildi. Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından BESOT Konferans Salonu’nda düzenlenen protokol törenine Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, belediye yöneticileri ve kooperatif temsilcileri katıldı. Törende konuşan Başkan Dutlulu, Manisa Ovası’nda su kaynaklarının azaldığını belirterek, tarımsal desteklerin bu nedenle sulama altyapısı üzerine yoğunlaştırıldığını söyledi. Dutlulu, üretimin sürdürülebilirliği için kooperatifler üzerinden destek modelinin önemine dikkat çekti. Manisa genelinde 63 kooperatif ve 1 ziraat odasına sağlanan 57 milyon liralık destek kapsamında; sulama kooperatiflerine boru desteği, sulama deposu yapımı, tarımsal amaçlı sondaj çalışmaları, güneş enerjisi panelleri, süt soğutma tankları ve tohum temizleme makinesi desteği verileceği açıklandı. İzmir’de yaşanan su sorununun Manisa’yı da etkilediğini ifade eden Dutlulu, Devlet Su İşleri tarafından İzmir’e aktarılan suyun alternatif kaynaklarla desteklenmesi gerektiğini belirtti. Manisa’daki su kaynaklarının korunmasının önemine de değinen Dutlulu, suyun doğru ve tasarruflu kullanılmasının öncelik olduğunu vurguladı. "İzmir’e alternatif su kaynakları üretmemiz lazım" 2026 yılında tarımsal desteklemeleri artıracaklarını belirten Başkan Dutlulu, "Bu desteklemelere ek olarak damlama sulama desteği vereceğiz. Çiftçilerimiz kendilerine, üretime, damla sulamaya yatırım yapıyor. Bizim damla sulama olmayan tarlamız, bahçemizin kalmaması lazım. Su, şu anda en büyük sorunumuz. Devlet Su İşleri ile daha önce İzmir Büyükşehir Belediyesi arasında yapılan çalışmayla, suyumuz çok ciddi bir biçimde İzmir’e gidiyor. Bu suyu veren biz değiliz. Manisa Büyükşehir Belediyesi bu işin hiçbir yerinde yok. Ama diğer yandan, İzmir’de yaşayanlar da bizim hemşehrilerimiz. Bizim mutlaka İzmir’e alternatif su kaynakları üretmemiz lazım. DSİ’yi bu konuda teşvik etmemiz lazım. Çünkü bu şekilde giderse, Manisa’da susuzluk çoğalacak. Bunun nedeni de İzmir’e verilen su değil, yaşanan küresel ısınma ve kuraklık. Bu konuda biz ne yapabiliriz? Birincisi DSİ’yi, İzmir’e yeni su kaynakları bulması için teşvik etmek. İkincisi ise, suyumuzu doğru kullanmak. Gelecek sene kooperatifler üzerinden vereceğimiz damlama sulama destekleri bunun bir yöntemi olabilir" dedi. Belediye yetkilileri, 2026 yılında damlama sulama desteklerinin de artırılacağını, bu sayede hem Manisa’da hem de Ege Bölgesi genelinde tarımsal üretimde su verimliliğinin artırılmasının hedeflendiğini bildirdi. Protokol töreninde kooperatif temsilcileri, sağlanan desteklerden dolayı Manisa Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.
Bilecik’te 105 TOKİ hak sahiplerine teslim edildi
14 Aralık 2025 Pazar - 11:53 Bilecik’te 105 TOKİ hak sahiplerine teslim edildi Bilecik’te Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından 250 bin konut projesi kapsamında 105 hak sahiplerine evleri teslim edildi. Bilecik’in Pazaryeri ilçesi Doğanlar Mahallesi’nde 2024 yılında temeli atılan ve 5 bloktan oluşan 105 dairelik projenin anahtar teslim töreninde, hak sahiplerine anahtar ve tapularını İlçe Kaymakamı Muhammet Mustafa Kara ile Pazaryeri Belediye Başkanı Zekiye Tekin verdi. Kaymakam Kara ve Başkan Tekin, yeni evlerine yerleşecek vatandaşlara "ilk ev hediyesi" olarak ay-yıldız motifli özel tasarım duvar saati hediye etti, hak sahipleri ile birlikte hatıra fotoğrafı çekindi. "Nasipse önümüzdeki yıl bu ay sonunda kuraları çekilecek" Programda konuşma yapan Pazaryeri Belediye Başkanı Zekiye Tekin ilçeye kazandırılan 105 konut için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti. Tekin, "Tam 105 konutun ilçemize kazandırılmasıyla Pazaryeri ilçesinde hem çevremizi güzelleştiren hem Türkiye Yüzyılına yakışan birbirinden değerli birbirinden güzel hükümetimizin desteği ile ilçemize 105 konut kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bazen deniliyor ki işte devletin yaptığı konutları belediye sahipleniyor bayrağımızı astık Elhamdülillah. Tabi sahipleneceğiz taşından başına kadar emeğimiz var eyvallah. Biz bekledik sabrettik Elhamdülillah bu günde hak sahiplerine teslim edilmek üzere konutlarımızı Allahın izniyle anahtarlarını teslim edeceğiz. İnşallah yapılan konutlarımız hak sahiplerine hayırlı uğurlu olsun. Bu konutlarda emeği geçen başta evsiz kalmayacak evsiz kalan bir tek vatandaşımız kalmayacak diyen Türkiye Yüzyılına yakışan duruşuyla Dünya liderliği yapan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum. Tüm konutlarımız bütün ailelere hane sahiplerine hayırlı olsun diyorum. Nasipse önümüzdeki yıl bu ay sonunda kuraları çekilecek inşallah müracaat edenler için 100 konut daha Pazaryeri ilçemize hayırlı olsun onun müjdesini vermek istiyorum. 100 konut daha Pazaryeri ilçesine hayırlı olsun diyoruz. Ev Sahibi Türkiye, Ev Sahibi Pazaryeri sloganıyla hepinize hayırlı uğurlu olsun" dedi. "Bu bir ilk bunun devamı olacak" Pazaryeri Kaymakamı Muhammet Mustafa Kara ise konuşmasında "Çok güzel bir eseri hep beraber burada meydana getirmişsiniz. Çok güzel bloklarımızı yapmışız. 105 adet dairemizi Allahın izniyle hak sahiplerine bugün kavuşturacağız hep birlikte anahtar teslim töreni de yapacağız. Bu vizyonu bu güzel emeği Pazaryeri’ne kazandıran sayın belediye başkanımıza, çevre şehircilik il müdürlüğümüze, Toplu Konut idaresi başkanlığımıza her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu bir ilk bunun devamı olacak Allahın izniyle. Biz elimizden gelen neyse onu hep beraber yapmaya çalışacağız. Burada taş üstüne koyan bir yönetim anlayışını hep beraber hayata geçireceğiz. Ama istiyoruz ki hep beraber bu faaliyeti icra edelim. Muhtarlarımızla, siyasi partilerimizin kıymetli yöneticileri hep beraber bunu hayata geçirelim. Bu bir ilk dediğimiz gibi 105 tane konutu buraya getirdik. Bundan sonra yüz olacak, bundan sonra iki yüz olacak Pazaryeri bunu hak ediyor, Pazaryeri’nde daha müreffeh bir hayatı hep beraber kazandırmamız gerekiyor" diye konuştu. Pazaryeri TOKİ Anahtar Teslim Töreni’ne; İlçe Kaymakamı Muhammet Mustafa Kara, Belediye Başkanı Zekiye Tekin, Bilecik Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Engin Öztürk, İlçe Jandarma Komutanı Recep Kuş, İlçe Emniyet Amiri Tahir Oğul, İnhisar Belediye Başkanı Nihal Arslan, AK Parti Pazaryeri İlçe Başkanı Yaşar Karabey, Bozüyük AK Parti İlçe Başkanı Ersin Çam, ilçe protokolü, çok sayıda vatandaş ve hak sahipleri katıldı.
Bilecik’te 105 TOKİ hak sahiplerine teslim edildi
14 Aralık 2025 Pazar - 11:32 Bilecik’te 105 TOKİ hak sahiplerine teslim edildi Bilecik’te Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından 250 bin konut projesi kapsamında 105 hak sahiplerine evleri teslim edildi. Bilecik’in Pazaryeri ilçesi Doğanlar Mahallesi’nde 2024 yılında temeli atılan ve 5 bloktan oluşan 105 dairelik projenin anahtar teslim töreninde, hak sahiplerine anahtar ve tapularını İlçe Kaymakamı Muhammet Mustafa Kara ile Pazaryeri Belediye Başkanı Zekiye Tekin verdi. Kaymakam Kara ve Başkan Tekin, yeni evlerine yerleşecek vatandaşlara "ilk ev hediyesi" olarak ay-yıldız motifli özel tasarım duvar saati hediye etti, hak sahipleri ile birlikte hatıra fotoğrafı çekindi. "Nasipse önümüzdeki yıl bu ay sonunda kuraları çekilecek" Programda konuşma yapan Pazaryeri Belediye Başkanı Zekiye Tekin ilçeye kazandırılan 105 konut için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti. Tekin, "Tam 105 konutun ilçemize kazandırılmasıyla Pazaryeri ilçesinde hem çevremizi güzelleştiren hem Türkiye Yüzyılına yakışan birbirinden değerli birbirinden güzel hükümetimizin desteği ile ilçemize 105 konut kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bazen deniliyor ki işte devletin yaptığı konutları belediye sahipleniyor bayrağımızı astık Elhamdülillah. Tabi sahipleneceğiz taşından başına kadar emeğimiz var eyvallah. Biz bekledik sabrettik Elhamdülillah bu günde hak sahiplerine teslim edilmek üzere konutlarımızı Allahın izniyle anahtarlarını teslim edeceğiz. İnşallah yapılan konutlarımız hak sahiplerine hayırlı uğurlu olsun. Bu konutlarda emeği geçen başta evsiz kalmayacak evsiz kalan bir tek vatandaşımız kalmayacak diyen Türkiye Yüzyılına yakışan duruşuyla Dünya liderliği yapan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum. Tüm konutlarımız bütün ailelere hane sahiplerine hayırlı olsun diyorum. Nasipse önümüzdeki yıl bu ay sonunda kuraları çekilecek inşallah müracaat edenler için 100 konut daha Pazaryeri ilçemize hayırlı olsun onun müjdesini vermek istiyorum. 100 konut daha Pazaryeri ilçesine hayırlı olsun diyoruz. Ev Sahibi Türkiye, Ev Sahibi Pazaryeri sloganıyla hepinize hayırlı uğurlu olsun" dedi. "Bu bir ilk bunun devamı olacak" Pazaryeri Kaymakamı Muhammet Mustafa Kara ise konuşmasında "Çok güzel bir eseri hep beraber burada meydana getirmişsiniz. Çok güzel bloklarımızı yapmışız. 105 adet dairemizi Allahın izniyle hak sahiplerine bugün kavuşturacağız hep birlikte anahtar teslim töreni de yapacağız. Bu vizyonu bu güzel emeği Pazaryeri’ne kazandıran sayın belediye başkanımıza, çevre şehircilik il müdürlüğümüze, Toplu Konut idaresi başkanlığımıza her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu bir ilk bunun devamı olacak Allahın izniyle. Biz elimizden gelen neyse onu hep beraber yapmaya çalışacağız. Burada taş üstüne koyan bir yönetim anlayışını hep beraber hayata geçireceğiz. Ama istiyoruz ki hep beraber bu faaliyeti icra edelim. Muhtarlarımızla, siyasi partilerimizin kıymetli yöneticileri hep beraber bunu hayata geçirelim. Bu bir ilk dediğimiz gibi 105 tane konutu buraya getirdik. Bundan sonra yüz olacak, bundan sonra iki yüz olacak Pazaryeri bunu hak ediyor, Pazaryeri’nde daha müreffeh bir hayatı hep beraber kazandırmamız gerekiyor" diye konuştu. Pazaryeri TOKİ Anahtar Teslim Töreni’ne; İlçe Kaymakamı Muhammet Mustafa Kara, Belediye Başkanı Zekiye Tekin, Bilecik Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Engin Öztürk, İlçe Jandarma Komutanı Recep Kuş, İlçe Emniyet Amiri Tahir Oğul, İnhisar Belediye Başkanı Nihal Arslan, AK Parti Pazaryeri İlçe Başkanı Yaşar Karabey, Bozüyük AK Parti İlçe Başkanı Ersin Çam, ilçe protokolü, çok sayıda vatandaş ve hak sahipleri katıldı.
ASO Başkanı Ardıç: "İhracat; sadece ürün satmak değil, güven inşa etmektir"
14 Aralık 2025 Pazar - 11:12 ASO Başkanı Ardıç: "İhracat; sadece ürün satmak değil, güven inşa etmektir" Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) ihracat uzmanlığı dersinde deneyimlerini paylaşan Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, "İhracat; sadece ürün satmak değil, güven inşa etmektir" dedi. Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, Ticaret Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) iş birliği protokolü kapsamında hayata geçirilen İhracat Akademisi İhracat Uzmanlığı Programı kapsamında, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) ders verdi. ODTÜ’nün akademik geleneği içinde böyle bir programda kürsüye çıkmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren ASO Başkanı Ardıç, ihracatın yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını; güven, kalite, sürdürülebilirlik ve stratejik bakış açısı gerektiren uzun soluklu bir yolculuk olduğunu vurguladı. Ders kapsamında kendi iş hayatından ve ihracat yolculuğundan örnekler paylaşan Başkan Ardıç, dış ticarette kalıcı başarının temelinde güven ilişkilerinin yer aldığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: "İhracat; sadece ürün satmak değil, güven inşa etmektir. Kaliteyi sürdürülebilir kılmadan, beklentiyi doğru okumadan ihracatta kalıcı başarı sağlamak mümkün değildir." "Ankara savunma sanayinin kalbidir" Ankara’nın ihracat performansına da değinen Ardıç, başkentin son 20 yılı aşkın sürede ihracatta yaklaşık 10 katlık bir büyüme kaydettiğine dikkat çekti. Ankara’nın ihracatının 1,5 milyar dolar seviyelerinden 15 milyar dolara ulaştığını belirten Ardıç, Başkent’in Türkiye’nin en fazla ihracat yapan üçüncü ili konumunda bulunduğunu ifade etti. Savunma sanayi, havacılık, yazılım, medikal, makine, kimya ve elektronik sektörlerinin Ankara ihracatının omurgasını oluşturduğunu söyleyen Ardıç, yüksek teknolojili ürün ihracatında Ankara’nın payının yüzde 13’ün üzerinde olduğunu, bu oranın Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde seyrettiğini vurguladı. Ardıç, Ankara’nın savunma sanayiinde 4,5 milyar dolar ihracat gerçekleştirdiğine de dikkat çekerek, "Ankara savunma sanayinin kalbidir" dedi. "Dış ticaret güvenle başlar; kalite, sürdürülebilirlik ve beklentiyi anlamakla büyür" İhracat Akademisi’nin, genç ihracat uzmanları ve sektör profesyonelleri açısından son derece kıymetli olduğunu ifade eden Ardıç, tecrübe paylaşımının Türkiye’nin ihracat kapasitesini güçlendiren en önemli unsurlardan biri olduğunun altını çizdi. Pazar çeşitliliğinin; iyi günlerde büyümeyi, zor günlerde ise ayakta kalmayı sağladığını vurgulayan Başkan Ardıç, "Dış ticaret güvenle başlar; kalite, sürdürülebilirlik ve beklentiyi anlamakla büyür" ifadelerini kullandı. Program sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan Ardıç, Ankara Sanayi Odası olarak katma değerli üretimi, ihracatı ve nitelikli insan kaynağını merkeze alan çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini söyledi.
Valilik yaptı, belediye bozdu
14 Aralık 2025 Pazar - 10:12 Valilik yaptı, belediye bozdu Sarıgöl’ün Karacaali Mahallesi’nde Valilik tarafından 2023 yılında yapılan parke mezarlık yolu, belediye tarafından söküldü. Aradan geçen bir yıla rağmen yolun yeniden yapılmaması mahalleliyi mağdur etti. Manisa’nın Sarıgöl ilçesine bağlı Karacaali Mahallesi’nde 2023 yılında Valilik Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB) tarafından yaptırılan taş parke döşeme yol, belediye tarafından yaklaşık bir yıl önce söküldü. Aradan geçen zamana rağmen yolun yeniden yapılmaması mahalle sakinlerinin tepkisine neden oldu. Belediye ekiplerince mezarlık alanında tesviye çalışmaları gerçekleştirildiği, mahalle merkezi ile mezarlık arasındaki yolun taş parke döşemesinin sökülmesinin ardından yolun stabilize hale getirildiği belirtildi. Ancak yaklaşık bir yıldır yolun yeniden yapılmadığını ifade eden mahalle halkı, özellikle yağışlı havalarda ulaşımda ciddi sıkıntı yaşandığını dile getirdi. Karacaali Mahallesi Muhtarı Atilla Uygun, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, mahalle sakinlerinin mağdur olduğunu belirterek şunları söyledi: "Mahallemizde 2023 yılında Valiliğimiz tarafından yapılan mezarlık yolu parke döşemesi, belediye tarafından bir yıl önce söküldü. Mezarlık içerisinde düzenleme yapıldı ancak yol tekrar yapılmadı. Sökülen yolun bir an önce yeniden yapılmasını mahalleli olarak istiyoruz." Mahalle sakinleri de mezarlığa ulaşımın zorlaştığını belirterek, yetkililerden yolun yeniden parke taşla düzenlenmesini talep etti.
İzmir’in verimli tarım arazilerinde ‘Yeşil Altın’ hasadı
14 Aralık 2025 Pazar - 10:09 İzmir’in verimli tarım arazilerinde ‘Yeşil Altın’ hasadı Türkiye’nin kışlık sebze üretim merkezlerinden biri olan İzmir’in Menemen Ovası’nda brokoli hasadı başladı. İzmir genelinde 60 bin tonu aşan rekolte beklentisi üreticinin yüzünü güldürürken, tarlada 10 ile 15 lira arasında alıcı bulan "Yeşil Altın", pazar tezgahlarına ulaşana kadar fiyatını üçe katlıyor. Verimli toprakları ve uygun iklim şartlarıyla Türkiye’nin önemli tarım havzalarından biri olan Menemen Ovası’nda, kış sofralarının vazgeçilmezi brokolinin hasat yolculuğu başladı. Sabahın ilk ışıklarıyla tarlalara giren tarım işçileri, zorlu hava şartlarına rağmen ürünleri toplamak için yoğun mesai harcıyor. İzmir genelinde kışlık sebze üretiminde yaşanan artış dikkat çekerken, bu yılki brokoli rekoltesinin geçen yılların ortalamasını koruyarak 65 bin ton seviyelerinde gerçekleşmesi bekleniyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine göre, ülke genelindeki brokoli üretiminin yaklaşık yüzde 50’lik kısmı İzmir’den karşılanıyor. Özellikle Menemen, Torbalı ve Ödemiş havzaları üretimde başı çekerken, tarlalarda toplanan ürünler kamyonlarla İstanbul ve Ankara başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanındaki hallere sevk ediliyor. Menemenli üreticiler, bu yıl hava şartlarının brokoli için uygun gitmesi nedeniyle verimden memnun olduklarını, ancak artan mazot, gübre ve işçilik maliyetlerinin kar marjlarını baskıladığını belirtiyor. Tarlada kilogramı kalitesine göre 10 ile 15 TL arasında tüccara satılan brokoli, aracı komisyonları ve nakliye eklendiğinde semt pazarlarında ve marketlerde 40 ile 50 TL arasında değişen fiyatlarla tüketiciye ulaşıyor. "Çiftçi düşük fiyatlar altında eziliyor" Yanıköy’de baba mesleği olan tarımla yaklaşık 20 yıldır uğraştığını aktaran üretici Turgay Yıldırım, "Türkiye’nin kışlık sebzesinin üretim merkezlerinden biri olan İzmir’in Menemen ilçesinde üretim yapmaktayız. Kış sebzesi olarak başta ıspanak olmak üzere brokoli, karnabahar, lahana, pancar, kereviz ve pırasa üretimi gerçekleştiriyor; bunları İstanbul, Ankara, Bursa başta olmak üzere Türkiye’nin birçok noktasına gönderiyoruz. Bugün brokoli hasadına başladık ve ilk günümüz. Brokoli dikimi için önce toprağı fideye hazırlıyor, karık açıp suladıktan sonra fideleri özenle dikiyoruz; onlara adeta çocuğumuz gibi bakıyor, zamanında ilacını ve gübresini vererek kaliteli ve zahmetli bir ürün yetiştiriyoruz. Sanayiden uzak, temiz havalı bir bölgede üretim yaptığımız brokolide hasada Aralık ayında başlıyor, duruma göre Ocak, Şubat ve bazen Mart ayına kadar devam ediyoruz. Brokoliyi hale 10 liradan götürmemize rağmen halde pazarcı ve marketçiler üzerine ekleme yaparak fiyatları 40 ile 50 lira civarında satışa sunuyor; bu nedenle hem halk hem de çiftçi mağdur oluyor, biz düşük fiyata ezilirken tüketici yüksek fiyata almak zorunda kalıyor ve bu denge bir türlü sağlanamıyor." dedi. "Yeşil altın olarak bilinen brokoli, çok güzel bir ürün" Kadın işçiler tarafından sapından kesilip kasalara konulan brokolileri taşıyan kertelci Arif Budak, Ekim ayında brokoli fidelerini toprakla buluşturduklarını belirterek, "Çapalama, ilaçlama gibi işçilik süreçleri oluyor ve Aralık ayının ilk ya da ikinci haftasında kesime giriyoruz. Bu kesim mahsulün durumuna göre bazen 1 ay, bazen 3 ay sürüyor. Sabah saat 6’da kalkıp tarlaya geliyoruz ve 7.30 gibi kesime başlayarak toplayıp, kasalıyoruz. Gerçekten çok zor; çamurun içindeyiz ve bu üzerimizden de belli oluyor. Halk arasında ‘Yeşil Altın’ olarak bilinen brokoli çok güzel ve zahmetli bir ürün. Herkesin güvenle tüketebileceği, gayet sağlıklı bir sebze. Bağırsaklara ve genel olarak insan sağlığına çok iyi geliyor. Ben haftanın her günü haşlayıp limon sıkarak yiyorum ve gerçekten çok güzel oluyor. Herkesin de tavsiye ediyorum." ifadelerini kullandı.