EKONOMİ
16 Nisan 2026 Perşembe - 18:07 GOSB Teknopark Genel Müdürü Çemberci: "Gebze’den Ardahan’a teknoloji koridorunu birlikte kuracağız" Gebze Organize Sanayi Bölgesi (GOSB) Teknopark Genel Müdürü Prof. Dr. Murat Çemberci, "Gebze’den Ardahan’a teknoloji koridorunu birlikte kuracağız" dedi. Ardahan’da gençleri, girişimcileri ve yenilikçi fikirleri aynı çatı altında buluşturmayı amaçlayan GOSB Teknopark Girişim Ofisi’nin açılışı için program düzenlendi. Ardahan Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Şehit Mustafa Kerimov Konferans Salonu’nda gerçekleşen programda konuşan Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Öztürk Emiroğlu, girişim ofisinin ileride teknoparka dönüşebilecek önemli bir adım olduğunu söyledi. Rektör Emiroğlu, "Gebze organize sanayisinin Ardahan’a gelip ilerde Teknopark’a dönüşecek bir hamleyi bizimle başlatması Üniversitemiz, bölgemiz ve şehrimizin kalkınması için önemli bir adım. Bunun üniversitede olmasının anlamı şu; hem hocalarımız hem öğrenciler, hem de şehirde şehrin kalkınması için düşünce üreten, fikri olan herkes burada gelip Üniversitenin GOSB ofisinde fikirlerini rahatlıkla söyleyebilir. İşte bu girişimler belki burada göçü durduracak, insanların kendi yerinde firmasını kuracağı ve düşüncelerini ürüne dönüştüreceği bir imkan hazırlayacak" dedi. GOSB Teknopark Genel Müdürü Prof. Dr. Murat Çemberci de Ardahan’da kurulacak girişimcilik ekosistemini desteklemek amacıyla hızlandırma programları ve çeşitli çalışmalar yürüteceklerini belirtti. Gebze’den Ardahan’a teknoloji koridorunu birlikte kuracaklarını ve gençlerin, akademisyenlerin ve iş insanlarının araştırma ve geliştirme faaliyetlerine yönelmesini sağlayacaklarını söyleyen Çemberci, "Teknoparkı olmayan illerde girişim ofisleri kurulması göreviyle görevlendirilmiş bulunmaktayız. Türkiye’de bu görev toplamda 10 tane teknopark yönetimine verildi. Bunlardan biri de biziz. Biz de bu talimat doğrultusunda Ardahan’da çalışmak istedik. Ve çalışma ofisini Ardahan’da kurduk. Bu şu anlama geliyor, bundan sonra Ardahan ve çevre illerde ticarileşebilecek fikri olan başta gençler, akademisyenler ve iş insanları olmak üzere herkes bu devletin vermiş olduğu desteklerden faydalanabilecek. Bunun için teknoparkı olan illere gitmenize, batıya, güneye veya kuzeye gitmenize gerek kalmayacak. İnşallah burada bu yapmış olduğumuz stratejik çalışmalardan sonra da Ardahan’ı bu anlamda bir hav olarak belirleyip önümüzdeki 3 yıl içerisinde de Ardahan teknoparkının ve altında yatan branşların yer almasını sağlayacağız. Biz yaklaşık 3 yıl boyunca burada olacağız. Girişim ofisi programlarımızla, eğitimlerimizle, etkinliklerimizle, bir takım hızlandırma programlarımızla burada sizlerle birlikte olacağız" dedi. Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir, akademisyenler, öğrenciler, kamu kurumlarının temsilcileri ve iş insanlarının katıldığı program, çeşitli sunumlarla sona erdi.
16 Nisan 2026 Perşembe - 17:40 Mezitli’de esnafla belediye el ele ekonomi için buluştu Mersin Mezitli Belediyesi ile esnaf temsilcileri bir araya gelerek üretim, istihdam ve yerel ekonomiyi güçlendirmeye yönelik iş birliği projelerini değerlendirdi. Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer, Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Veysel Sarı ve beraberindeki meslek odaları başkanlarını makamında ağırladı. Gerçekleşen ziyarette, kentin ekonomik yapısını güçlendirecek, üretim kapasitesini artıracak ve istihdam imkanlarını geliştirecek projeler üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu. "Mezitli’mizi daha ileriye taşıyacağız" Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Tuncer, yerel yönetim ile esnaf ve sanatkarların iş birliğinin önemine dikkat çekerek, "Kentimizin kalkınmasında esnafımızın emeği ve katkısı son derece kıymetlidir. Üretimi destekleyen, istihdamı artıran ve yerel ekonomiyi güçlendiren bir anlayışla tüm paydaşlarımızla birlikte hareket etmeye devam edeceğiz. Dayanışmayı büyüten, ortak aklı esas alan bir yaklaşımla Mezitli’mizi daha ileriye taşıyacağız" dedi. Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Veysel Sarı ise yerel yönetimle kurulan güçlü diyalogun önemine vurgu yaparak, "Mezitli Belediyesinin esnaf dostu yaklaşımı bizler için oldukça değerli. Başkanımızın üretim ve istihdam odaklı çalışmalarını destekliyor, iş birliği içerisinde hayata geçirilecek projelerin kent ekonomisine önemli katkılar sunacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Ziyaret, karşılıklı iyi niyet temennileri ve iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik mesajlarla sona erdi.
16 Nisan 2026 Perşembe - 17:32 ’Süper gıda’ arı sütü Malatya’da mercek atında Malatya Turgut Özal Üniversitesi, İnönü Üniversitesi ve Fırat Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen çok yönlü araştırma, arı sütünün kalitesini belirleyen sırları gün yüzüne çıkardı. Doğanşehir (Buğday Deresi) ve Battalgazi’de (Uluköy) eş zamanlı olarak gerçekleştirilen çalışma, hem üreticiye yol haritası çiziyor hem de "kaliteli arı sütü" peşindeki tüketiciyi uyarıyor. "Gençlik iksiri" olarak adlandırılan arı sütü, artık bilimsel bir reçeteye sahip. Malatya Turgut Özal, İnönü ve Fırat Üniversitelerinden bilim insanlarının ortaklaşa yürüttüğü kapsamlı araştırma, arı sütünün içeriğinin sadece bölgeye göre değil, arıcının verdiği ek besine göre de nasıl değiştiğini kanıtladı. Yürütücülüğünü Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nden Doç. Dr. Semiramis Karlıdağ’ın yaptığı bir bilimsel araştırma, arı sütünün biyokimyasal ve aromatik bileşimi üzerinde çevresel faktörlerin ve besleme yöntemlerinin kritik etkilerini ortaya koydu. Karlıdağ ve çalışma arkadaşları tarafından gerçekleştirilen araştırma, bölgedeki arıcılık faaliyetleri için önemli bilimsel veriler sunuyor. Araştırma kapsamında Malatya’nın iki farklı bölgesi olan Doğanşehir ve Battalgazi Uluköy’de, farklı karbonhidrat kaynaklarıyla (glikoz, sükroz ve ticari arı yemi) beslenen bal arısı kolonilerinden elde edilen arı sütleri detaylı şekilde incelendi. Yapılan analizler sonucunda, hem coğrafi konumun hem de beslenme yönteminin arı sütünün kalitesini belirleyen biyokimyasal ve uçucu bileşik profilini doğrudan etkilediği belirlendi. Araştırma kapsamında arı sütlerinde 50’den fazla uçucu organik bileşik tespit edildi ve bu bileşiklerin aroma, kalite ve potansiyel biyolojik etkiler açısından önemli rol oynadığı ortaya kondu. Bulgular, arı sütünün kimyasal profilinin üretim şartlarına bağlı olarak önemli ölçüde değişebildiğini göstererek kalite kontrol ve ürün standardizasyonu açısından önemli bir bilimsel temel sundu. Coğrafya fark oluşturuyor Ortaya çıkan en çarpıcı sonuçlardan biri, bölgedeki bitki çeşitliliğinin arı sütünün kalitesini doğrudan etkilemesi oldu. Tüm bu farklılıklar, arıların farklı beslenme yöntemlerine göre seçtikleri farklı botanik orijinlerden kaynaklandı. Doğanşehir’in zengin florası, arı sütünün en önemli kalite göstergesi olan 10-HDA (10-hidroksi-trans-2-dekenoik asit) maddesinin üretimini doğal olarak tetikliyor. Şeker tipi kaliteyi değiştiriyor En yüksek kalite Doğanşehir’de: Arı sütünün en önemli kalite göstergelerinden biri olan 10-HDA içeriği, Doğanşehir bölgesinde glikozla beslenen kolonilerde yüzde 2,77 ile en yüksek seviyeye ulaştı. Arı sütü üretiminde yaygın bir uygulama olan ek besleme, araştırmanın odak noktalarından biri idi. Bilimsel sonuçlar, sanılanın aksine her şekerin aynı etkiyi oluşturmadığını gösterdi. Glikoz ile beslenen arıların ürettiği arı sütünde, bağışıklık ve hücre yenileyici özelliğiyle bilinen 10-HDA oranının en yüksek seviyeye ulaştığı saptandı. Glikoz takviyesi, arı sütündeki koruyucu enzimlerin (invertaz ve katalaz), toplam protein, prolin ve 10-HDA miktarının da artmasını sağladı. Sükroz (çay şekeri) ile beslenen gruplarda enzim aktivitelerinin daha düşük kaldığı gözlemlendi. Bölgesel etkiler: Doğanşehir’in çevresel şartlarının 10-HDA üretimini teşvik ettiği, Uluköy’ün ise zengin polen ve nektar çeşitliliği sayesinde toplam amino asit üretimini desteklediği gözlemlendi. Antioksidan kapasitesi: Beslenme rejiminin arı sütünün fenolik bileşik profili ve antioksidan kapasitesi üzerinde önemli değişimlere yol açtığı tespit edildi. Araştırmacılar, elde edilen sonuçların arı sütü üretiminde besleme stratejilerinin optimize edilmesi, ürün kalitesinin artırılması ve coğrafi köken doğrulaması gibi alanlarda önemli katkı sağlayacağını vurguluyor. Çalışma, endüstriyel karbonhidrat kaynaklarının arı sütünün biyokimyasal yapısını nasıl şekillendirdiğini ortaya koyarken, glikoz takviyesinin arı sütü kalitesini artırmak için etkili bir üretim stratejisi olabileceğini gösteriyor. Elde edilen veriler, Türkiye’de sınırlı miktarda üretilen arı sütünün daha yüksek katma değerle üretilmesi ve uluslararası pazarda rekabet gücünün artırılması açısından önemli bir potansiyel sunuyor. Arıcılığa ve ekonomiye büyük katkı Türkiye, arıcılıkta dünya devlerinden biri olmasına rağmen arı sütü üretimi henüz istenen seviyede değil. Bu çalışma, arıcılara ürün kalitesini artırmak için bilimsel bir "besleme takvimi" sunuyor. Bilim insanları, doğru lokasyon ve doğru karbonhidrat kaynağı seçimiyle Türkiye’nin yıllık arı sütü rekoltesinin ve kalitesinin katlanabileceğini vurguluyor. Tüketiciye uyarı: Suistimallere dikkat Araştırma, arı sütünün kalitesindeki hassasiyeti de ortaya koydu. Bilim heyeti, bu değerli ürünün suistimal edilmeye açık olduğunu hatırlatarak şu uyarılarda bulundu: Analiz şart: Sadece rengine ve tadına bakarak arı sütünün kalitesi anlaşılamaz. Mutlaka laboratuvar onaylı 10-HDA oranlarına bakılmalı. Saklama şartları: Arı sütü biyokimyasal olarak çok hassastır. Araştırmada kullanılan tüm örnekler eksi 18 derecede korunmuştur; oda sıcaklığında bekletilen ürünlerde bu mucizevi bileşenler hızla kaybolur. Doğallık aldatmacası: Tamamen doğal ortamda, ek besleme yapılmadan üretilen kontrol gruplarında bazı değerlerin daha düşük çıkması, kontrollü bilimsel beslemenin "kaliteyi standardize etmek" için bir gereklilik olduğunu gösterdi. Ancak bu durum, merdiven altı şuruplarla yapılan üretimle karıştırılmamalıdır. Çalışmanın sonuçları, arı sütünün sadece bir gıda takviyesi değil, aynı zamanda apiterapide (arı ürünleriyle tedavi) kullanılacak tıbbi bir materyal olarak standartlaştırılması gerektiğini kanıtlıyor. Bölgesel farklılıkların (toprak yapısı, botanik orijin) arı sütünün "fenolik bileşiklerini" yani antioksidan gücünü ve enzim içeriklerini değiştirmesi, Malatya gibi illerin bu konuda özel bir marka haline gelebileceğinin sinyalini veriyor. Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli, üniversite olarak Malatya’da tarım ve hayvancılık alanında bilimsel çalışmalarla üretime katkı sağlamaya devam edeceklerini belirterek araştırmada emeği geçen akademisyenlere teşekkür etti.
Garanti BBVA Factoring, Garanti BBVA Mobil ve İnternet Bankacılığı üzerinden dijital faktoring hizmetini devreye aldı
15 Aralık 2025 Pazartesi - 09:55 Garanti BBVA Factoring, Garanti BBVA Mobil ve İnternet Bankacılığı üzerinden dijital faktoring hizmetini devreye aldı Garanti BBVA Faktoring, Garanti BBVA Mobil ve İnternet Bankacılığı üzerinden dijital faktoring hizmetini devreye aldı. Bu yeni hizmet ile Garanti BBVA Faktoring, müşterilerine hızlı ve dijital finansman imkânı sunarak KOBİ’ler başta olmak üzere tüm şahıs firmaları ve tüzel müşterilerin nakit akışını güçlendirmeye destek olacak. KOBİ’ler, şahıs firmaları ve tüzel müşteriler hem ellerindeki çekleri hem de Garanti BBVA’ya tahsile verdikleri çekleri Garanti BBVA dijital kanalları üzerinden görüntüleyebiliyor. Mobil’den QR ile taranan çekler, şubeye teslim sırasında işleme alınabiliyor. Tahsilde olan çekler ise dijital teklifin onaylanmasıyla birlikte müşterinin hesabına aktarılabiliyor. Bankalardaki kredi limitleri kullanılmadan, planlı ödemeler ve öngörülebilir maliyetler ile finansman ihtiyacı karşılanıyor. Dijital faktoring hizmeti ile müşteriler, firmaları için gerekli olan acil nakit ihtiyaçlarında krediye alternatif olarak factoring işlemlerini dijital kanallardan tamamlıyor. Garanti BBVA Mobil ve İnternet Şube üzerinden sunulan bu hizmet, şube bağımlılığını önemli ölçüde azaltıyor. Halihazırda müşteriler tahsile vermiş oldukları çekler için şubeye gitmeden faktoring süreçlerini uçtan uca dijital ortamda tamamlayabiliyor. Yeni bir çekle işlem yapmak isteyen müşteriler, şubeye randevu sistemi ile çeki teslim ederek süreci bitirebiliyor. Garanti BBVA Faktoring Genel Müdürü Selahattin Güldü, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: "Faktoring hizmetlerimizi, Garanti BBVA Mobil ve İnternet Bankacılığı üzerinden sunmaya başlamaktan mutluluk duyuyoruz. Mobil bankacılığın artık ana kanal haline geldiği bu dönemde, müşterilerimizin işlemlerini kolayca gerçekleştirebilecekleri, zaman kazandıracak, yüksek hizmet kalitesi ile sonuç alabilecekleri bir yapı kurduk. Dijital kanallar üzerinden sunulan faktoring hizmeti, müşterilerin hem ellerindeki çekler hem de bankaya tahsile verdikleri çekler için anında teklif almasını sağlayan hızlı bir finansman alternatifi sunuyor. Garanti BBVA Faktoring’in yeni dijital çözümü, firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmayı hedefliyor. Müşteriler, Garanti BBVA Mobil’de yer alan Hesap ve Kart menüsündeki Pazaryeri adımından "Faktoring Çeklerim" sekmesine ulaşarak bu hizmetten yararlanabiliyor."
7 kat artan rayiç bedeli için dava açtılar, kazandılar
15 Aralık 2025 Pazartesi - 09:53 7 kat artan rayiç bedeli için dava açtılar, kazandılar Bursa’nın Gemlik ilçesinde 7 kata varan orandaki rayiç bedelleri mahkemelik oldu. Emlak vergisine de yansıyacak astronomik bedeller üzerine Gemlik Ticaret ve Sanayi Odası dava açtı. Dava ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da devreye girmesiyle meclisteki düzenleme ile rayiç bedellerinin yüzde yüzün üzerinde arttırılamayacağına karar verildi. Gemlik’te bulunan 35 mahallede, Gemlik Belediyesi tarafından yüzde 700’lere varan rayiç bedel artışlarına karşı dava açan Gemlik Ticaret ve Sanayi Odası (GTSO), aynı zamanda Ankara’da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) nezdinde de girişimlerde bulundu. GTSO Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda TOBB Mevzuat Komisyonu Üyesi olan Hasan Hamaloğlu’nun, konuyu TOBB’a resmi olarak iletmesinin ardından başlayan çözüm arayışları, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Tespit Komisyonu gündemine taşındı. Komisyon görüşmelerinin ardından TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen yasa ile mağduriyetlere yol açan fahiş emlak vergisi artışlarına sınırlama getirildi. Yeni düzenlemeye göre, emlak vergisine esas alınan rayiç bedeller en fazla iki kat artırılabilecek. Buna göre 2026 yılı için hesaplanacak bina ve arazi vergi değerleri, 2025 yılına ait vergi değerlerinin iki katını aşamayacak. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan GTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Hamaloğlu, sürecin başından itibaren titizlikle takip edildiğini vurguladı. Hamaloğlu, "Belediye tarafından yapılan ve yüzde 700’lere varan artışlar kabul edilemez boyuttaydı. Hukuk servisimizle konuyu değerlendirdik ve oda yönetimimizin aldığı karar doğrultusunda, iki bin 500 oda üyemizi de yakından ilgilendiren bu yüksek zammın iptali için 14 Temmuz 2025 tarihinde 1. Vergi Mahkemesi’ne dava açtık," dedi. Hamaloğlu açıklamasının devamında, "Bunun yanı sıra üyesi olduğum TOBB Mevzuat Komisyonu aracılığıyla konuyu ülke gündemine taşıdık. Sayın Cumhurbaşkanımızın da dikkatini çeken bu mesele, vatandaşımızın ve sanayicimizin lehine bir sonuçla neticelendi. Genel Kurul’da gerçekleşen görüşme sonrası 2026’da uygulanacak emlak vergisinde üst sınır belirlendi. Alınan karara göre, 2026 için hesaplanan vergi değerleri 2025’in vergi değerlerinin 2 kat fazlasını geçemeyecek. Hayırlı olsun," ifadelerini kullandı.
Denize kıyısı olmayan Kahramanmaraş’ta balığa yoğun ilgi
15 Aralık 2025 Pazartesi - 09:52 Denize kıyısı olmayan Kahramanmaraş’ta balığa yoğun ilgi Denize kıyısı olmayan Kahramanmaraş’ta balığa olan ilgi her geçen gün artıyor. Kent genelinde balık satışları yükselirken, tezgahlardaki ürün çeşitliliği de dikkat çekiyor. Onikişubat ilçesi Gayberli Mahallesi’nde kurulan balık pazarında; hamsiden kılıç balığına, ahtapottan yengece kadar birçok deniz ürünü vatandaşların beğenisine sunuluyor. Özellikle Karadeniz’in vazgeçilmezi hamsi, en çok tercih edilen balıklar arasında yer alıyor. Balıkçı esnafı kent genelinde günlük hamsi satışının yaklaşık 3 ton civarında gerçekleştiğini belirtiyor. Uygun fiyatlar ve taze ürünlerin tezgahlara düzenli olarak gelmesi, balığa olan talebi artırıyor. Balıkçı esnafı İbrahim Sarı, "Kentimizde özellikle hamsi ilgi görüyor. 200-250 TL civarında kış mevsiminde olmazsa olmazlardan hamsi günde il geneli yaklaşık 3 ton civarında hamsi tüketiliyor" diye konuştu. Esnaf Kemal Kötal da hamsinin çok sattığını ifade ederek, "Hamsi çok satılıyor artık. Soğuk hava depolarından temin ediyoruz. Fiyatları çok uygun. Tatlı su çeşitlerimiz de var. Palamut, uskumru var. Sipariş üzerine ahtapot var. Müşterimiz ne isterlerse en geç 2 gün içinde getirip teslim ediyoruz" ifadesini kullandı. Yasin Çelik ise, "Havaların soğuması ile balıklar az çıkınca fiyat hamside 50 lira oynama yaptı ama balık her şeye rağmen yine de çok ucuz ilgi görüyor" dedi.
Yorgun ve renkliler
15 Aralık 2025 Pazartesi - 09:25 Yorgun ve renkliler Zirai don ve kuraklık nedeniyle çok zor bir sezon geride kalırken yorgun düşen meyve ağaçları sonbahar ve kış renklerine büründü. TÜİK’in "Bitkisel Üretim 2. Tahmini"ne göre, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde üretim miktarının 2025 yılında 2024’e göre 30,4 azalarak yaklaşık 19,8 milyon tona düşmesi bekleniyor. Bir önceki yıla göre elma üretiminin yüzde 48,3, şeftalinin yüzde 46,1, nektarinin yüzde 44,1, kiraz ve vişnenin 70,6, üzümün yüzde 24,5, kayısının yüzde 73, armudun yüzde 32 azalacağı tahmin ediliyor. Armut ve şeftalide önemli üretim merkezlerinden olan Bursa’nın Gürsu ilçesinde de zirai don ve kuraklık nedeniyle şeftali rekoltesinin 15 bin ton, santa maria cinsi armudun ise 45 bin tona düştüğü öngörülüyor. Tarım ve Orman Bakanlığına göre son 30 yılın en düşük sıcaklığının oluştuğu zirai don ve ardından gelen kuraklık nedeniyle çok zor bir sezonu geride bırakan meyve ağaçları, yorgunluğunu atmaya dinlenmeye çalışıyor. Yazarlar ve şairlerin hasat mevsimi olan sonbaharda, hasattan yorgun çıkan ve yapraklarını döken meyve ağaçları, ilkbaharda tekrar çiçek açana kadar yaşadıkları soğuk stresi ve oluşan yaraları iyileştirecek. Gürsu’da da bahçeler sonbahar renklerine büründü ve birçok ağaçta yaprak bile kalmadı. Armut ve şeftali ağaçlarından dökülen rengarenk yapraklarla bahçelerin zeminleri, bir ressamın doğayı resmettiği tuvali andırdı. Bahçeler drone ile havadan görüntülendi.
Ata tohumundan ilaç kullanılmadan üretiliyor, Kent Lokantası’ndaki yemeklerde kullanılıyor
15 Aralık 2025 Pazartesi - 09:23 Ata tohumundan ilaç kullanılmadan üretiliyor, Kent Lokantası’ndaki yemeklerde kullanılıyor Osmangazi Belediyesi iştiraki Gazi Tarım A.Ş. tarafından ata tohumundan kimyevi gübre ve tarım ilacı kullanılmadan üretilen sebzelerden yapılan yemekler Kent Lokantası’nda uygun fiyatla vatandaşlara sunuluyor. Osmangazi Belediyesinin tarımsal kalkınmanın desteklenmesi ve kentin üretim potansiyelinin arttırılması hedefiyle kurduğu Gazi Tarım A.Ş, mayısta yapılan protokol çerçevesinde Osmanlı döneminden bu yana tarım sektörüne önemli katkılar sunan Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde 10 dönümlük bir alanda deneme üretimlerine başladı. Burada yerel tohum çeşitlerinin üretilip vatandaşlara sunulması, geliştirilmesi ve korunması amacıyla çalışmalar yürüten Gazi Tarım, ürettiği doğal sebzelerin de Kent Lokantası mutfağına gönderiyor. Kent lokantasına yaz aylarında domates ve patlıcan gönderen Gazi Tarım, kış mevsiminde pırasa ve ıspanak tedarik ediyor. Gazi Tarım A.Ş. Genel Müdürü Arca Atay, liseyle işbirliği içinde iyi tarım uygulamalarıyla sebze ürettiklerini belirterek, öğrencilerin de pratik eğitimine destek olduklarını anlattı. Yanmış hayvan gübresi kullandılar tarım ilacın damlasını sokmadılar Atay, 10 dönümlük bir arazide üretim yaptıklarını ifade ederek, şunları söyledi: "10 dönümde domates, biber, karpuz, kavun, mısır, patlıcan, kabak, bezelye, ıspanak gibi 110 çeşit bitkinin deneme üretimlerini yapıyoruz. Toprak çok güzel ve verimli. Buradaki üretimimizin en önemli kısmı, herhangi bir kimsayal kullanılmıyor olması. Kimyevi gübre ve tarım ilacı kullanmadık. Yanmış hayvan gübresi kullanıyoruz. Böcekler için ilaç hiç kullanmadık, herhangi bir mücadele yapmadık. Çünkü bir ekosistem var ve bu ekosistem içinde bilindiği üzere böcekler varsa onları tüketen diğer böcekler de var. Tarım ilacı kullanırsanız hepsini öldürüyorsunuz. Bırakırsanız onlar birbiriyle mücadele ediyor, doğa dengesini buluyor." Üretimi yerel tohumlarla yaptıklarına dikkati çeken Atay, "Bunların standart üretimi vardır ama lezzetli ürün verir. Hibrit kadar verimli değildir ancak 30 yıl önceki domates gibi kokar, 30 yıl önceki salatalık ya da biber gibi lezzetli olur. Bizim Kent Lokantası’na gönderdiğimiz ürünlerle yapılan yemeğin lezzeti o yüzden farklı oluyor. Doğal üretiliyor evet ama yemeğinde o yıllar öncesinin tadını bulabiliyor insanlar" dedi. Kış sebzelerine ıspanak ile başladıklarını ve şimdi pırasa göndereceklerini anlatan Atay, "Salı günü pırasa yemeği çıkacak. Sonra yine ıspanak devam edecek. Eski lezzette ev yemeğini özleyenleri bekleriz. Bakla ve bezelyelerimiz yetişiyor, baharda ata tohumundan ürettiğimiz bu ürünlerimiz Kent Lokantası’nda olacak" ifadesini kullandı. Günlük bine yakın kişi yemek yiyor Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ise menüsünde zeytinyağlılar, et yemekleri, çorbalar ve tatlılar gibi farklı seçenekler bulunan Kent Lokantası’nda günlük bine yakın kişinin yemek yediğini belirterek, yöresel malzemelerle hazırlanan yemeklerin lezzetli ve uygun fiyatlı olduğunu aktardı. Aydın, Bursa’nın kalbinde, tam ortasında kalan Osmanlı mirası verimli topraklarda yetiştirilen sebzelerin ata tohumundan üretildiğini kaydederek, "Sağlıklı üretim yapıyoruz. Kimsayal kullanılmayan doğal sebzeler. İnsanlar da lezzetini özlediği tatları uygun fiyata tüketsin istiyoruz. Ev yemeği tadında, ata tohumunun sunduğu eskiye özlemi gideriyoruz. " diye konuştu.
Şapın etkisi kırmızı ete yansıdı fiyatlar artıyor
15 Aralık 2025 Pazartesi - 09:19 Şapın etkisi kırmızı ete yansıdı fiyatlar artıyor Şap hastalığı salgını nedeniyle dana ve sığırların yaz aylarında kesime gitmesi yüzünden hayvan varlığı azalınca kırmızı et fiyatlarında ciddi bir yükseliş başladı. Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneğine (TÜSEDAD) göre, ülkenin dört bir tarafında görülen şap hastalığı hayvancılık sektöründe büyük hasar bıraktı. Önümüzdeki birkaç yılı bile etkileyecek ölçüde kayıplara yol açan şap hastalığı yüzünden beside yüzde 30, süt sığırlarında ise yüzde 20 kayıp tahmin ediliyor. Bu kesimler yüzünden ülkede ciddi boyutta dana sıkıntısı başlarken, kırmızı et fiyatlarında geçen ay başlayan yükseliş durmuyor. Dana karkas kesim ücretleri eylül ayına göre 125 liraya varan miktarlarda artış göstererek 600 liraya dayanırken, kasaplarda da kıyma ve kuşbaşı cep yakmaya başladı. Dana kesimi ücreti 575 liraya yükseldi Bursa İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği 13 Aralık kesim ücretlerini yayınladı. Yaklaşık bir ay öncesi, 14 Kasım fiyatlarına göre 400 kilogram ve üzerindeki holstein cinsi danaların karkas kesim ücretleri 80 lira artarak 460 liradan 540 liraya yükseldi. Bütün holstein cinsi danalarda kesim ücretleri 80 lira artarak, 250 ve altı kilogramda olanlar için 440 liraya, 251-350 kilogram arasındakilerde 500 liraya ve 351-400 kilo arasındakilerde ise 520 liraya çıktı. Diğer dana ırklarında ise 85 liralık bir artış yaşandı ve kesim fiyatları 250 ve altındakilerden 400 kilogram ve üzerindekilere kadar 475 ila 575 liraya çıktı. "Kesilecek hayvan yok" Bursa Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Tunca, şap hastalığı nedeniyle kesime giden büyükbaş hayvanların çokluğuna işaret ederek, "Hayvan çokluğundan fiyatlar yükseliyor. Hayvanlar şaptan kesime gidince piyasaya arz fazla oldu ve kırmızı et fiyatları bir süre stabil kaldı. Şimdi hayvan dışardan geliyor. Yeterli hayvan gelmeyince ve yerli hayvan talebi karşılayacak ölçüde olmayınca kırmızı et fiyatları yükselişe geçti." dedi.
(Özel Haber) Turizm sezonu iklim değişikliğine göre yeniden şekilleniyor
15 Aralık 2025 Pazartesi - 09:11 (Özel Haber) Turizm sezonu iklim değişikliğine göre yeniden şekilleniyor Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, küresel iklim krizinin turizm sezonlarını doğrudan etkilediğini belirterek Ayvalık’ta dört mevsim turizmin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların hızlandığını söyledi. Son yıllarda artan sıcaklıklar ve mevsim kaymaları, yaz sezonunda yağışlı günlerin görülmesine neden oldu. Uçar, geçen yıl Haziran ayının 15’ine kadar ciddi yağış aldıklarını hatırlatarak turizm planlamalarının da bu duruma göre güncellenmesi gerektiğini vurguladı. Kuzey Ege Bölgesi’nin iklim değişikliğinden daha az etkilenen bir bölge olduğunu belirten Uçar, bunun Ayvalık için önemli bir avantaj sağladığını söyledi. Uçar, Ayvalık Ticaret Odası olarak deniz, kum, güneş odaklı turizmin ötesine geçmek için uzun süredir çalışma yürüttüklerini ifade etti. Gastronomi turizmi, kırmızı mercan dalış turizmi, tarihi kent dokusu, kültür ve doğa turizmi gibi alternatif turizm başlıklarını öne çıkardıklarını belirten Uçar, "Sportif faaliyetleri de artırarak turizm sezonunu genişletmek istiyoruz. Bu yıl Eylül, Ekim ve Kasım’ın 15’ine kadar hava sıcaklıkları çok iyiydi. Deniz suyu sıcaklığı ise uzun süre 20-21 derecelerde seyretti. Turist profili değişiyor, biz de buna göre sezon planlaması yapmalıyız" dedi. Uçar, Kültür ve Turizm Bakanı’nın erken rezervasyon, düşük sezon-yüksek sezon tanımlarının yeniden düzenlenmesi yönündeki çağrısının önemli olduğunu söyledi. Ayrıca Balıkesir Büyükşehir Belediyesi çatısı altında Ayvalık, Edremit ve Burhaniye Ticaret Odaları ile birlikte yürütülen Kuzey Ege Destinasyonu projesinin devam ettiğini aktardı. Proje kapsamında Truva, Assos, Antandros, Cunda ve Bergama Akropolü’nü kapsayan turizm rotası üzerinde sezonun uzatılmasına yönelik çalışmalar yapılıyor. Termal turizmin güçlendirilmesi için de çalışmalar sürdüğü ifade edildi. Yaklaşan yılbaşı tatiline de değinen Uçar, tatilin 4-5 güne çıkmasının Ayvalık için avantaj olacağını söyledi. Hafta sonları yoğun talep alan Ayvalık’ta açık otellerin ve işletmelerin yılbaşına hazır olduğunu dile getiren Uçar, "İstanbul, İzmir, Bursa ve Çanakkale gibi metropollere çok yakınız. Ulaşım kolaylığı büyük avantaj. Gastronomi deneyimi yaşamak isteyen tüm misafirlerimizi yılbaşında Ayvalık’a bekliyoruz" diye konuştu. Ayvalık’ın; Boşnak, Girit, Cunda ve Midilli mutfaklarının harmanlandığı köklü bir gastronomi kültürüne sahip olduğuna vurgu yapan Uçar, tüm ziyaretçilerin bu lezzetleri deneyimleyebileceğini ifade etti.