EKONOMİ
ADASO’da DMO tedarikçi buluşması gerçekleştirildi 18 Nisan 2026 Cumartesi - 12:38:27 Adana Sanayi Odası ev sahipliğinde Devlet Malzeme Ofisi (DMO) tarafından tedarikçi ağının genişletilmesi ve ürün çeşitliliğinin artırılmasına yönelik "Alım Süreçleri ve Tanıtım Toplantısı" yapıldı. Toplantıya sanayiciler, girişimciler ve iş dünyası temsilcileri yoğun ilgi gösterirken, kamu alımlarına erişim konusunda önemli bilgiler paylaşıldı. Toplantının açılışında konuşan Adana Sanayi Odası Genel Sekreteri Veli Oğuz, DMO’nun kamuya satış yapmak isteyen firmalar için önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Oğuz, yapılan alımların denetim süreçlerinde sağladığı kolaylıklara dikkat çekerek, "Kamu kurum ve kuruluşları, DMO üzerinden alımı tercih etmekte ve çok büyük bir satış potansiyeli var. Adanalı firmaların bu yapıya dahil olmasının hem ticari hem de kurumsal açıdan önemli kazanımlar sağlayacaktır" dedi. Toplantıda konuşan Devlet Malzeme Ofisi Mersin İrtibat Büro Müdürü İbrahim Zorlu ise DMO’nun son yıllarda daha sahaya yakın, üretici odaklı bir anlayış benimsediğini söyledi. Kurumun 100. yılına vurgu yapan Zorlu, yerli üretimin desteklenmesi ve kamu alımlarında daha geniş bir tedarikçi havuzu oluşturulmasının öncelikli hedefler arasında yer aldığını dile getirdi. KOBİ’lerin DMO portföyündeki payını artırmayı amaçladıklarını belirten Zorlu, küçük işletmelerin sisteme daha kolay dahil olabilmesi için süreçlerin sadeleştirildiğini ifade etti. Ayrıca dijitalleşme adımları kapsamında firma portalı ve online katalog uygulamalarının devreye alındığını, ödeme ve tahsilat süreçlerinin ise tek merkezden yürütüleceğini açıkladı. Toplantı, Devlet Malzeme Ofisi Satın Alma Uzmanı Muhittin Çopur tarafından gerçekleştirilen sunumun ardından soru-cevap oturumu ile sona erdi.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 12:00 Samsun’da araç sayısı bir yılda 39 bin arttı: Trafikteki büyüme dikkat çekiyor Samsun’da motorlu kara taşıtı sayısı son bir yılda 39 bin 14 adet artarak 543 bin 967’ye ulaştı. Artış oranının yüzde 7,7’ye çıkması, kentte araç sahipliğinin hız kesmeden yükseldiğini ortaya koydu. Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK) Samsun Bölge Müdürlüğü’nün Mart 2026 verilerine göre, kentteki toplam araç sayısı sadece yıllık değil aylık bazda da artış gösterdi. Samsun’da 2026 yılı Mart ayı sonunda trafiğe kayıtlı motorlu kara taşıtı sayısı, bir önceki aya göre 2 bin 441 adet (yüzde 0,5), bir önceki yılın aynı ayına göre ise 39 bin 14 adet (yüzde 7,7) artarak 543 bin 967’ye ulaştı. Samsun, bu rakamla Türkiye genelindeki motorlu kara taşıtlarının yüzde 1,6’sını oluşturdu. Kentteki araç parkının neredeyse yarısını otomobiller oluşturdu. 262 bin 818 adetle ilk sırada yer alan otomobilleri, 96 bin 882 motosiklet ve 90 bin 624 kamyonet takip etti. Tarımsal faaliyetlerin yoğun olduğu şehirde traktör sayısı da 65 bin 578 ile dikkat çekerken, kamyon, minibüs, otobüs ve özel amaçlı araçlar daha sınırlı sayılarda kaldı. Artışın dağılımı incelendiğinde özellikle motosiklet ve özel amaçlı araçlardaki yükseliş öne çıktı. Son bir yılda özel amaçlı araçlar yüzde 21,5, motosikletler yüzde 15,4 oranında arttı. Otomobil sayısındaki artış ise yüzde 8,1 olarak kaydedildi. Bu tablo, hem ticari kullanım hem de bireysel ulaşım tercihlerinde çeşitlenmenin sürdüğünü gösterdi. Öte yandan Mart ayında Samsun’da 14 bin 9 aracın devri yapıldı. Devir işlemlerinde otomobiller yüzde 63,7 ile ilk sırada yer alırken, kamyonetler ve motosikletler de en çok işlem gören araç türleri arasında yer aldı. İkinci el piyasasındaki bu hareketlilik, kentte araç kullanımının ve talebinin canlılığını koruduğunu ortaya koydu. Veriler, Samsun’da hem nüfus artışı hem de ekonomik hareketlilikle birlikte motorlu araç sayısındaki yükselişin sürdüğünü, özellikle motosiklet ve alternatif araç türlerine olan ilginin giderek arttığını ortaya koydu. Türkiye genelinde ise trafiğe kayıtlı araç sayısı 34 milyon 23 bin 986’ya yükseldi. Ülke genelinde yıllık artış yüzde 7 olurken, Samsun’daki artış oranının Türkiye ortalamasının üzerinde gerçekleşmesi dikkat çekti.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 11:52 Van’da şifa kaynağı ‘çiriş otu’ tezgahlardaki yerini aldı Van’da karların erimesi ve ilkbaharın gelmesiyle birlikte yüksek kesimlerde kendiliğinden yetişen, bölge halkı tarafından şifa kaynağı olarak bilinen ‘çiriş otu’ tezgahlarda satışa sunulmaya başlandı. Van ve çevresinde nisan ile mayıs aylarında karların erimesiyle birlikte dağların yüksek kesimlerinde yetişen çiriş otu, pazarlardaki yerini aldı. Doğadan bin bir güçlükle toplanan ve birçok ailenin geçim kaynağı olan şifalı ot, şehir merkezindeki tezgahlarda kilosu ortalama 100 TL’den alıcı buluyor. Özellikle çorba, pilav, börek ve çeşitli sulu yemeklerde tercih edilen çiriş otunun, bölge halkı tarafından birçok hastalığa karşı koruyucu olduğu belirtiliyor. Konuya ilişkin konuşan satıcı Emrullah Savur, bu yıl yağışların fazla olması nedeniyle hasadın geçtiğimiz yıla oranla biraz geciktiğini belirtti. Savur, "Bu sene kar çok olduğu için oralarda hâlâ kar yağıyor. Dağlarda bir sürü kar olması nedeniyle bu ürünler şu an geç geldi; yoksa normalde bir hafta, 10 gün önce gelmesi lazımdı. Aynı ıspanak gibi kaynatılarak pişiriliyor. Karaciğere, akciğere, tansiyona ve şekere çok iyi geliyor, yani oldukça faydalı. Mideyi temizliyor, bağırsakları sürekli çalıştırıyor. Piştiği zaman azaldığı için bir insan en az 5-6 kilo alıyor" dedi. "Bir haftaya kadar yayla muzu da çıkar" Çiriş otunun dağlardan toplanmasının çok zahmetli olduğunu dile getiren Savur, "İnsanlar kilometrelerce yol gidip o dağlara çıkıyor; o yüksekliği bir binanın katlarıyla kıyaslayın, öyle bir emek var. İnşallah daha güzel olur. Henüz sirmo, mendi, kenger ve uşkun (yayla muzu) gibi bitkiler yeni yeni başlıyor, daha fazlası da gelecek inşallah. Bir haftaya kadar uşkun (yayla muzu) da çıkar. Tabii bu sene yağış çok olduğu için inşallah daha bereketli ve daha güzel olur" diye konuştu.
Yeniköy Kemerköy Enerji’ye 4 milyon fidan için takdir belgesi
10 Aralık 2025 Çarşamba - 13:14 Yeniköy Kemerköy Enerji’ye 4 milyon fidan için takdir belgesi Yeniköy Kemerköy Enerji, Orman Genel Müdürlüğü ile 2022 yılında yaptığı protokol kapsamında ülkenin farklı bölgelerindeki ağaçlandırma çalışmalarına devam ediyor. Protokol çerçevesinde, 2025 yılı sonu itibarıyla dikilen fidan sayısı 4 milyonun üzerine çıktı. Orman Genel Müdürlüğü (OGM), Yeniköy Kemerköy Enerji ile yürüttüğü ağaçlandırma protokolü kapsamında gerçekleştirilen çalışmalar nedeniyle şirkete takdir belgesi verdi. OGM koordinasyonunda sürdürülen ağaçlandırma programı çerçevesinde, Türkiye’nin farklı bölgelerinde 4 milyondan fazla fidan toprakla buluşturuldu. Türkiye’nin ormanlarını güçlendiren ortaklık Yeniköy Kemerköy Enerji Genel Müdür Yardımcısı Burak Işık’a takdir belgesi Orman Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Yüzer, tarafından takdim edildi. Yüzer, protokol kapsamındaki çalışmaların bir dikim yükümlülüğünden çok, ülkenin orman varlığını güçlendiren uzun vadeli bir ekosistem yatırımı olduğunu vurguladı: "Doğru planlamayla özel sektör ve kamu ortaklıklarının orman varlığına kalıcı katkı sunduğunu açıkça görüyoruz. Yeniköy Kemerköy’le olan iş birliğimiz, klasik bir dikim programının ötesine geçti; planlama, tür seçiminden bakım ve izlemeye kadar bütüncül bir ormancılık uygulamasını temsil ediyor." "Sürdürülebilirliği rakamlardan öte bir sorumluluk olarak görüyoruz" Yeniköy Kemerköy Enerji Genel Müdür Yardımcısı Burak Işık ise Türkiye’nin farklı bölgelerinde oluşturdukları dikim alanlarının, yıllar içinde kendi ekosistemini kuracak ormanlara dönüşeceğini belirtti: "Orman Genel Müdürlüğü ile dört yıldır yürüttüğümüz ağaçlandırma çalışmalarında, yalnızca faaliyet gösterdiğimiz Muğla ile sınırlı kalmayıp Türkiye’nin farklı bölgelerinde de dikimler gerçekleştiriyoruz. Protokol kapsamında fidan türlerinin belirlenmesi ve dikim sürecinin planlanması Orman Genel Müdürlüğü tarafından yapılıyor; biz ise bu süreçlerin hayata geçirilmesi için tüm gerekli desteği sağlıyoruz. Bir fidanın toprağa kazandırılmasıyla başlayan süreç, uzun vadede hem karbon yutak kapasitesini hem de biyolojik çeşitliliği artıran zincirleme bir fayda oluşturuyor. Bu etki, toprak sağlığından su döngüsüne kadar geniş bir alanı olumlu yönde değiştiriyor" Yapılan açıklamaya göre, şirket tarafından akademisyenlerle beraber yürütülen karbon yutak alanı hesaplama çalışması sonucuna göre, dikilen 4 milyonun üzerindeki fidan, 2024 yılı sonunda atmosferden 1 milyon 501 bin ton karbondioksiti tuttu. 2025 yılı sonunda bu miktarın 2 milyon 80 bin tona ulaşması bekleniyor. Ağaçların büyümesiyle birlikte tutulum miktarının 10 yıl içinde 2 milyon tonu; 30 yıl içinde ise 4 buçuk milyon tonu aşması öngörülüyor. 2025’te 576 hektarlık maden sahası rehabilite edildi Şirketin Milas’taki eski maden sahasında yürüttüğü "Hüsamlar Yeniden Doğaya Kazandırma" projesi, Türkiye’nin tek seferde uygulanan en kapsamlı doğaya geri kazandırma çalışmalarından biri olarak öne çıkıyor. Projenin bölgenin iklimine uygun bitkiler ve bilimsel yöntemlerle yürütüldüğünü belirten Işık, "Faaliyetimizin sonlandığı maden sahalarımızı ağaçlandırıyor, konusunun uzmanı kıymetli akademisyenlerle çalışıyoruz. 2025 yılı itibarıyla 576 hektarlık alanı rehabilite ettik ve 246 binden fazla fidan ve bitki diktik. Ayrıca Türkiye’nin köklü çevre derneklerinden biri olan Türkiye Tabiatını Koruma Derneği, çalışmalarımızı izliyor ve raporluyor. Rehabilitasyon süreçlerimizle ilgili hazırladıkları raporlar kamuoyuna açık bir şekilde kurumun web sitesinde yayınlanıyor. Süreçlerimize bölge insanını da dahil edip onların da bilgilerinden faydalanıyoruz. Proje tamamlandığında 2032’ye kadar toplam 1363 hektarlık alanı doğaya kazandırmayı hedefliyoruz" dedi.
Araç yenilemek ya da ilk kez araç almak isteyenler için doğru dönem
10 Aralık 2025 Çarşamba - 13:10 Araç yenilemek ya da ilk kez araç almak isteyenler için doğru dönem Denizli’de ikinci el araç piyasasında haraketlilik yaşandığını belirten galericiler, aracını yenilemek ya da ilk kez araç almak isteyenler için doğru dönem olduğunu belirtti. Denizli’de uzun yıllardır otomotiv sektöründe hizmet veren galerici Alican Memiş ve Halil Tuncer, ikinci el araç piyasasındaki son durumu değerlendirdi. Araç fiyatlarında yaşanan dalgalanmalar, kredi şartlarının zorluğu ve alıcıların daha temkinli davranması nedeniyle sektörün farklı bir döneme girdiğini söyleyen galericiler, "Eskisi gibi yüksek tempo bir alım-satım yok ama piyasada doğru araç her zaman karşılığını buluyor" dedi. "Yeni yılda taleplerin artacağını, piyasanın daha da canlanacağını öngörüyoruz" Denizli’de otomotiv sektöründe faaliyet gösteren galerici Alican Memiş, ikinci el araç piyasasındaki son durumu değerlendirerek vatandaşların artık aracı bir yatırım aracı olarak değil, gerçek ihtiyaçtan dolayı tercih ettiğini söyledi. Son yıllarda yaşanan dalgalanmanın ardından piyasada daha bilinçli bir müşteri profili oluştuğunu belirten Memiş, "Eskiden insanlar aracı yatırım amaçlı alırdı, şimdi ise gerçekten ihtiyacı olan alıyor. Bu da piyasayı daha stabil ve kontrollü bir hale getirdi. Şu an satışlarımız gayet iyi gidiyor. Fiyatların oturması, kredi şartlarının kısmen de olsa öngörülebilir hale gelmesi müşterileri harekete geçirdi. Doğru araç bulunduğu zaman hiç beklemeden alınıyor. Yeni yılda taleplerin artacağını, piyasanın daha da canlanacağını öngörüyoruz. Hem alıcı hem satıcı için daha dengeli ve daha güvenli bir süreç olacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı. "Aracını yenilemek yahut ilk kez araç almak isteyenler için şu an gerçekten doğru dönem" Araç sahibi olmak isteyenler için içinde bulunduğumuz ayların tam anlamıyla "en uygun zaman" olduğunu vurgulayan Halil Tuncer, "Uzun zamandır beklenen o yumuşama süreci başladı. Araç fiyatlarında belirgin bir gevşeme var. Bu dönem, özellikle gerçek alıcı için oldukça avantajlı bir zaman. Son yıllarda araçlar ciddi anlamda yatırım aracı haline gelmişti. Şu anda ise bu algı kırılıyor. Fiyatlar dengeye oturuyor ve bu da alıcı için çok daha adil bir piyasa ortaya çıkarıyor. Piyasanın bu seviyede olması hem alıcıyı hem satıcıyı rahatlatıyor. Aracını yenilemek yahut ilk kez araç almak isteyenler için şu an gerçekten doğru dönem. Fiyatların biraz daha oturmasıyla birlikte hareketlilik de artacaktır" diye konuştu. Yakın dönemde piyasanın nasıl şekilleneceğine dair öngörülerini de aktaran galericiler, fiyatların bir süre daha dengede kalabileceğini fakat talep arttıkça yeniden hareketlenme yaşanabileceğini belirtti.
Edirne’de yılbaşı öncesi fahiş fiyat denetimi: Kontroller arttı
10 Aralık 2025 Çarşamba - 12:59 Edirne’de yılbaşı öncesi fahiş fiyat denetimi: Kontroller arttı Edirne Ticaret İl Müdürlüğü ekiplerince yılbaşı öncesi fiyat ve etiket denetimi yapıldı. Edirne’de yılbaşına kısa bir süre kala işletmelerde denetim yapan Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, öncelikle raf ve kasa fiyatlarını karşılaştırdı, fiyat etiketleri ile faturalarını inceledi. Kuruyemiş, şekerleme, tatlı, hediyelik eşya gibi ürünlerin satıldığı iş yerlerinde denetim yapan ekipler, fahiş fiyata ve fırsatçılığa geçit vermedi. Yılbaşı öncesi denetimleri arttıran ekipler, Edirne’nin en işlek ve turistlerin en çok alışveriş yaptığı noktalarından biri olan Saraçlar Caddesi’ndeki işletmeleri dolaşarak fiyat etiketlerini kontrol etti. 604 ürün incelendi, 82’sinde aykırılığa rastlandı İş yeri yetkililerini bilgilendiren ekipler, fiyat etiketlerinin görünebilir şekilde asılması yönünde de hatırlatmada bulundu. Kent merkezi ile ilçelerinde kasım ayında ve aralık ayı içinde 110 iş yerinde yapılan denetimlerde 604 ürün incelenirken, incelemelerde 82 aykırılığa rastlandı. Denetimlerde fiyat etiketi olmayan ve aykırılık tespit edilen işletmelere idari para cezası uygulanması için işlem yapıldı. Şehrin muhtelif cadde ve sokaklarında denetimlerin devam edeceği belirtildi. Bir işletmede mağaza müdür yardımcısı olarak görev yapan Özkan Yaprak, denetim olmasının hem işletmeler hem de vatandaşlar için her zaman iyi olduğunu belirtti. Yaprak, vatandaşların alışveriş yaparken etiketleri kontrol etmelerinde fayda olduğunu aktardı. Alışveriş yapan vatandaşlar da denetimleri iyi bulduklarını ve sürekli yapılmasını istediklerini söylediler. Orhan Döngel, "Şu anda Türkiye genelinde etiketler bayağı uygun. Denetimler hoşumuza gidiyor. Daha sık olmasını rica ediyoruz" dedi. Denetim yapılması ve etiket kontrolünün güven kattığını belirten bir başka işletme sorumlusu Reşit Bilen, kontrollerin sık sık gerçekleştirildiğini aktardı.
Geç gelen kış balığın tadını kaçırdı
10 Aralık 2025 Çarşamba - 12:54 Geç gelen kış balığın tadını kaçırdı DENİZLİ (İHA) – Denizli balık halinde en çok tercih edilen türler sardalya, hamsi ve istavrit olurken, geç gelen kış nedeniyle balıklarda yağlanmanın olmadığı belirtildi. Piyasada daha çok küçük ve ekonomik balıkların talep gördüğünü belirten balık hali esnaflarından Kemal Ercan, "Şu anda en çok sardalya, hamsi ve istavrit türleri talep görüyor. Sezonu olmasına rağmen palamut ile çinekop bu sene yok. Bu türler 2-3 senede bir bol oluyor. Seçen sene bolluk vardı, bu sene olmadı. Bunda göçebe balık olmalarının da etkisi büyük. Bu sene Karadeniz’de hamsi çok bol, buna karşılık çinekop ve palamut yok. Bu iki tür hamsi olmadığı zaman o oluyor. Bunlara alternatif olarak genelde çipura ve levrek tercih ediliyor. Vatandaşlarımız sardalya ve hamsiye daha çok rağbet ediyor. Ekonomik olarak uygun. Hem besleyici hem de vitamin bakımından zengin. Balığına göre fiyatlar 250 liradan başlayıp bin 500 liraya kadar çıkıyor" dedi. Havaların soğumasıyla birlikte balık tüketiminin arttığına işaret eden Ercan, "Kış sezonu geldi, balık yeme dönemleri başladı. Vatandaşlarımızın sağlıkları ve dengeli beslenme için en az haftada bir gün balık yemeleri lazım. Denizlilere en taze ve uygun balığı yedirmek için İzmir Balık Halinden, Karadeniz’den, Bursa ve Bandırma’dan da balık temin ediyoruz. Piyasayı takip edip, en güzel balık neredeyse ona göre şehrimize getiriyoruz" ifadelerini kullandı. Kış gecikti, balığın tadı kaçtı Halk dilinde "Kar düşmeden balık yenmez" diye bir tabir olduğunu hatırlatan Ercan, şöyle konuştu: "Bu sene havalar normale göre daha yeni yeni soğumaya başladı. Şu an Aralık’tayız, yağışlar daha yeni başladı. Tabii bu yüzden denizlerin de suyu sıcak oluyor, kış geç geldiği için. Halk dilindeki deyiş gibi balığın lezzetli olması için suyun soğuyup balığın daha çok yağlanması lazım"
TechXtile Challenge’da finale kalan projeler belirlendi
10 Aralık 2025 Çarşamba - 12:48 TechXtile Challenge’da finale kalan projeler belirlendi TechXtile Challenge Tasarım Yarışması’nın 7. yılında yarı final süreci tamamlandı; katılımcılar bu yıl verimlilik odağında jüri karşısına çıkarak sektörün geleceğine ışık tutacak projelerini sundu. Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) tarafından, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) koordinasyonunda ve T.C. Ticaret Bakanlığı desteğiyle düzenlenen 7. TechXtile Challenge Tasarım Yarışması kapsamında Değerlendirme Kurulu, çevrimiçi toplantıda bir araya gelerek finale yükselecek projeleri belirledi. Bu yıl "Verimlilik" sloganı ile düzenlenen yarışma sürecinde "Girişimcilik Nedir?", "Nasıl Melek Yatırımcı Olunur?", "Liderlik ve Motivasyon", "Sunum Geliştirme" gibi kapsamlı seminer programları düzenlenerek katılımcıların iş modellerini güçlendirmelerine katkı sağlandı. Seminer programlarının ardından gerçekleştirilen Değerlendirme Kurulu toplantısında Level-Up ve Scale-Up kategorilerinde projeler, 4’er dakikalık sunumlarla jüri karşısına çıktı. Girişimler; yapılabilirlik, satılabilirlik, ölçeklenebilirlik, teknoloji-inovasyon boyutu ve ekip yetkinliği başlıkları altında değerlendirildi. UTİB Yönetim Kurulu Başkanı Pınar Taşdelen Engin, yarışmanın tekstil sektörüne sağladığı katkının giderek büyüdüğünü belirterek şunları söyledi: "7 yıldır kesintisiz olarak sürdürdüğümüz bu programın tekstil sektörünün yenilikçilik kapasitesini artıran stratejik bir yapıya dönüştüğünü görüyoruz. Tekstil sektörü, dönüşümün en hızlı yaşandığı alanlardan biri. Sürdürülebilirlik, ileri teknoloji kullanımı, verimlilik artışı, akıllı tekstiller ve dijitalleşme gibi kavramlar artık sektörün temel gündemini oluşturuyor. Bu nedenle yarışmanın yapısı, eğitim süreçleri ve farklı olgunluk seviyelerini kapsayan Level-Up ve Scale-Up kategorileri, girişimcilerin gerçek ihtiyaçlarına cevap veren çok değerli bir çerçeve sunuyor." Program kapsamında yürütülen seminerlerin önemini vurgulayan Engin, "Girişimcilerin bu seminerlere aktif katılım göstermesi, geri bildirimleri uygulaması ve projelerini yeniden şekillendirmesi, ortaya çıkan sonuçların kalitesini ciddi biçimde artırıyor. Bir fikri büyütmek, onu doğru anlatmak ve pazara uygun bir model haline getirmek; işte bu yolculukta TechXtile Challenge onlara güçlü bir yönlendirme mekanizması sunuyor. Bu yarışmanın en önemli katkılarından biri sağladığı iş ağı ortamıdır. Sektörün lider firmaları, yatırımcıları, akademisyenleri ve genç girişimcileri aynı platformda buluşturmak, sadece bir yarışma değil, bir ekosistem oluşturmak demektir. TechXtile’ın gerçek değeri de tam olarak burada ortaya çıkıyor. Bugünün projelerini yarının başarı hikayelerine dönüştürebilecek bir zemin hazırlıyoruz" ifadelerini kullandı. TechXtile Challenge Program Koordinatörü Ufuk Batum, yarışmanın uluslararası ölçekte ilgi gördüğünü belirterek, "TechXtile Challenge tekstil dikeyinde girişimciliği besleyen ve büyüten kapsamlı bir gelişim programı haline geldi. Her yıl daha fazla girişimci ve yatırımcının ilgisini çekiyor; hatta yurt dışından dahi programımıza katılmak isteyen ekipler oluyor. Bu da aslında burada oluşturduğumuz modelin uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu gösteriyor. Benzer programlarda katılımcıların yatırım alması için 4-5 yıllık bir olgunlaşma süreci gerekirken, biz 2. yıldan itibaren yatırım alan, ölçeklenen ve piyasa değerini artıran girişimler çıkarmaya başladık. Bu yıl ayrıca önceki dönemlerimizden mezun olan, ekosistemi yakından tanıyan finalistleri ara jüriye dahil ederek onlara sürecin bir parçası olma fırsatı sunduk" dedi. Büyük Fınal 26 Mart’ta Değerlendirme Kurulu tarafından belirlenen finalistler, yarışmanın sonraki aşamasında mentorluk desteği alarak projelerini geliştirmeye devam edecek ve 26 Mart 2026’da düzenlenecek final töreninde projelerini Final Jürisi karşısında sunacak.
Akademi ve iş dünyası ULUTEK’te bir araya geldi
10 Aralık 2025 Çarşamba - 12:44 Akademi ve iş dünyası ULUTEK’te bir araya geldi ULUTEK Teknopark’ta gerçekleştirilen Üniversite-Sanayi İş Birliği Programı, Bursa’nın teknoloji üretme kapasitesini, akademik bilgi birikimini ve sanayinin değişen ihtiyaçlarını aynı platformda buluşturdu. Toplantıda Ar-Ge odaklı üretimin geliştirilmesi, akademi-sanayi etkileşiminin kurumsallaştırılması, yeşil mutabakatın sektörlerde oluşturduğu dönüşüm ve Bursa’nın ihtiyaç duyduğu yeni teknoloji ekosisteminin nasıl şekillendirilmesi gerektiği kapsamlı bir biçimde ele alındı. ULUTEK Genel Müdürü Prof. Dr. İrfan Karagöz, araştırma üniversitelerinin Türkiye’nin kalkınma vizyonundaki yerine dikkat çekerek ULUTEK’in bu noktadaki misyonunu şu sözlerle ifade etti; "Üniversitemiz araştırma üniversitesi unvanıyla büyük bir sorumluluk taşıyor. Bu sorumluluğun sanayi ile bütünleşmesini sağlayan en önemli yapılardan biri teknokentlerdir. ULUTEK olarak hem üniversitemizi hem de teknokent firmalarımızı aynı platformda buluşturan mekanizmaları güçlendiriyoruz. Bugün burada yaptığımız gibi, tarafları bir araya getirmek önemli; fakat daha önemlisi bu iş birliğini sürdürülebilir kılacak sistematik bir yapı oluşturmak. Her iş birliğinin mutlaka bir projeye, bir çıktı ya da katma değere dönüşmesi gerektiğine inanıyoruz. Bursa’nın Ar-Ge kapasitesini büyütmek için bu dönüşümü birlikte inşa etmek zorundayız." Programda söz alan Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Akpınar, üniversitenin araştırma üniversitesi kimliğini güçlendirmek için yürüttükleri faaliyetleri belirterek, "Güçlü bir sanayiye sahip olan Bursa’da araştırma üniversitesi olarak daha üst sıralarda yer almak için yoğun bir çaba gösteriyoruz. Bu dönem özellikle Ar-Ge’ye yatırım yapan firmalarla sistematik bir çalışma yürütüyoruz. Her hafta firmalarımızla bir araya geliyor, çıktı odaklı ziyaretler gerçekleştiriyoruz. Bu görüşmelerde Avrupa Birliği projelerini nasıl artırabileceğimizi, yayınlarımızı nasıl güçlendirebileceğimizi ve firmaların akademiyle hangi durumlarda iş birliği kurabileceğini değerlendiriyoruz. Hocalarımızla birlikte sanayiye daha çok yaklaşmak, akademisyenlerimizi sanayinin ihtiyaçlarıyla daha sık buluşturmak ve bu etkileşimi somut projelere dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda bu değerli organizasyon için ULUTEK Yönetimine teşekkürlerimizi sunarız" şeklinde konuştu. Bursa Uludağ Üniversitesi Ar-Ge Koordinatörü Prof. Dr. Esra Karaca üniversitenin araştırma üniversiteleri arasında yer almasının getirdiği sorumluluk ve avantajlara vurgu yaptı. Ar-Ge’nin sürdürülebilir kalkınmanın en kritik unsurlarından biri olduğunun altını çizen Prof. Dr. Karaca, "Üniversite olarak hem ulusal hem de uluslararası arenada yenilikçi projeler üretme kapasitemizi her geçen yıl artırmayı çabalıyoruz. Araştırma üniversitesi statümüz, sanayi ile iş birliğini güçlendiren, bilgi ve teknoloji transferini hızlandıran önemli bir itici güçtür" dedi. Üniversite-sanayi etkileşiminin, bölgesel ve ulusal ekonomiye yüksek katma değer sağlayacağını belirten Prof. Dr. Karaca, ULUTEK ile yürütülen çalışmaların bu açıdan büyük önem taşıdığını ifade etti. BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar, hem sanayinin gelişimi hem de nitelikli insan kaynağının yetişmesi için üniversitelerle yakın çalıştıklarını belirterek, "Üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirmek için komitelerimiz ve çalışma gruplarımızla ortak mekanizmalar kuruyoruz. Asıl ihtiyacımız olan şey; bu etkileşimi düzenli, periyodik ve yapısal bir modele dönüştürmek. Üniversitelerimizle sanayicilerimizi daha sık ve daha planlı biçimde aynı masada buluşturursak Bursa’nın rekabet gücünü çok daha hızlı artırabiliriz" diye konuştu. Küresel dönüşümün sanayi yapısını yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken BİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı İdris Doğrul, "Bugün artık üniversite-sanayi iş birliğini çok daha net konuşmamız gereken bir dönemdeyiz. Yeşil Mutabakat’ın gereklilikleri ve önümüzdeki dönüşüm dalgası, mevcut iş modellerimizin tamamını etkiliyor. Son 3-4 yıldır teknolojide ve iş süreçlerinde ciddi bir kırılma yaşıyoruz. Bu dönüşümün sağlıklı yönetilebilmesi için ekosistemi güçlendirmemiz, akademik dünyanın bilgi birikimini sanayiye daha etkin şekilde aktarmamız gerekiyor. Sanayici olarak bazı konuları anlatmakta zorlanıyoruz; bu nedenle ihtiyaçların doğru tanımlandığı, sektörlerin doğru yönlendirildiği bilimsel bir kurula veya koordinasyon mekanizmasına ihtiyaç var" dedi. Ekosistemin bütün paydaşları içine alan kapsayıcı bir yapıya kavuşturulması gerektiğini belirten TÜMKAD Başkanı Ülfet Öztürk ise, "Üniversite, sanayi ve kamu birlikte hareket ettiğinde gerçek bir dönüşümden söz edebiliriz. Güçlü bir ekosistem olmadan sürdürülebilir gelişim sağlamak mümkün değil" ifadelerini kullandı. ULUTEK Teknopark Genel Müdürü Prof. Dr. İrfan Karagöz’ün ev sahipliğinde düzenlenen programa; Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Akpınar, BUÜ Ar-Ge Koordinatörü Prof. Dr. Esra Karaca, Bursa Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (BUSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar, Bilişim Sektörü İş İnsanları Derneği (BİSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı İdris Doğrul, Tüm Mühendis Kadınlar Derneği (TÜMKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk ve BUÜ Mühendislik Fakültesi bölüm başkanları katılım gösterdi.
ESO Başkanı Kesikbaş: "2026 yılından umutluyuz"
10 Aralık 2025 Çarşamba - 12:39 ESO Başkanı Kesikbaş: "2026 yılından umutluyuz" Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Başkanı Celalettin Kesikbaş, 2026 yılından umutlu olduklarını belirterek, "Devletten finansmana erişim ve finansman maliyetlerinin düşüklüğü, enflasyonla mücadele konularındaki hassasiyetle birlikte umarım 2026’yı iyi geçiririz" dedi. ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş, 2025 yılında Eskişehir sanayisinin ekonomik olarak ne durumda olduğu ve 2026 yılından neler beklendiğiyle ilgili değerlendirmede bulundu. Gazetecilere açıklamada bulunan Başkan Kesikbaş, "2025 yılı ortalama kesen, ciroların bir miktar arttığı ama kârlılıkların minimize olduğu, düştüğü bir yıl. Bu anlamda Eskişehir diğer kentlerden pozitif tarafta ayrışıyor. Eskişehir, teknolojisi yüksek önemli bir kent. Yüksek teknoloji ihracatında Türkiye’nin ilk 3 kentinden bir tanesi. İhracatının yüzde 30’u yüksek teknoloji ürünlerinden oluşuyor. Eskişehir üzerinde özellikle KOBİ ölçeğinde finansal nakit sıkışıklığı yaşayan şirketlerimiz var. Finansmana erişim, Eximbank Kredileri, reeskont kredilerinin bugünden itibaren ve önümüzdeki 2026 yılı içerisinde artmasıyla bu tip problemlerin çözüleceğini zannediyorum. 2026 yılından umutluyuz. Devletten finansmana erişim ve finansman maliyetlerinin düşüklüğü, enflasyonla mücadele konularındaki hassasiyetle birlikte umarım 2026’yı iyi geçiririz" şeklinde konuştu.
Bakan Bayraktar’dan Türk Dünyası’na ‘Hazar’ teklifi
10 Aralık 2025 Çarşamba - 12:28 Bakan Bayraktar’dan Türk Dünyası’na ‘Hazar’ teklifi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, ‘‘Hazar’ın Türk Dünyası’nı ayırmasını değil birleştirmesini sağlamalıyız. Orta Asya’da üretilecek yenilenebilir enerji kaynaklı elektriği Hazar’ın batısına taşımayı öngören ‘Yeşil Enerji Koridoru’ projesi bu bağlamda önemli’’ dedi. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Enerji Bakanları, İstanbul’da bir araya geldi. Bu yıl 5’incisi düzenlenen buluşmaya Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ev sahipliği yaptı. Toplantıya, Azerbaycan Enerji Bakanı Parviz Şahbazov, Kazakistan Enerji Bakan Yardımcısı İlyas Bakytzhan Nassenovich, Kırgız Cumhuriyeti Enerji Bakanı Taalaibek Ibraev, Özbekistan Enerji Bakanı Jurabek Mirzamakhmudov, Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Peter Szijjarto ile KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu katıldı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Bakan Bayraktar, Türk Dünyası’na ‘Hazar’ teklifinde bulundu. Orta Asya’da üretilecek yenilenebilir enerji kaynaklı elektriği Hazar’ın batısına taşımayı öngören ‘Yeşil Enerji Koridoru’ projesinin önemine işaret eden Bakan Bayraktar, "Biz bu konuda Azerbaycan, Gürcistan ve Bulgaristan ile birlikte çalışıyoruz. Ayrıca Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan da kendi aralarında bir anlaşma imzaladılar" dedi. Bakan Bayraktar, parçalı yapıları birleştirip bir sinerji oluşturmanın gerektiğine vurgu yaparak, "Türkiye ve Kırgızistan’ın da katılımıyla bu iş birliği çok daha anlamlı ve güçlü olacaktır. Bu proje ile bölgenin potansiyelini hayata geçirerek üretilen elektriği önce Türkiye pazarına, buradan da Avrupa’ya taşıyacağız. Hazar’ın Türk Dünyası’nı ayırmasını değil birleştirmesini sağlamalıyız" diye konuştu. ‘‘Türk Devletleri Teşkilatı 180 milyonluk nüfus, 2 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğü temsil ediyor’’ Bakan Bayraktar, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Türk Devletleri Teşkilatı’nın yaklaşık 180 milyonluk nüfus, 4,5 milyon kilometrekarelik coğrafya ve 2 trilyon doların üzerinde bir ekonomik büyüklüğü temsil ettiğini ifade ederek "Dünya doğal gaz rezervlerinin onda biri bu coğrafyada bulunmakta. Bir ucunda Çin’e komşu, diğer ucunda Akdeniz’e ve Avrupa’ya. Rusya’ya da sınırı olan, Orta Doğu’daki enerji zengini ülkelere de sınırımızın olduğu bir coğrafya’’ ifadelerini kullandı. Konuk bakanlara, Hacı Bektaş-ı Veli’nin "Bir olalım, iri olalım, diri olalım" sözleriyle seslenen Bakan Bayraktar, "Bu manada Hazar’ın Türk Dünyası’nı ayırmasını değil birleştirmesini sağlamalıyız. Orta Asya’da üretilecek yenilenebilir enerji kaynaklı elektriği Hazar’ın batısına taşımayı öngören ‘Yeşil Enerji Koridoru’ projesinin bu bağlamda çok mühim olduğunu belirtmek isterim. Biz bu konuda Azerbaycan, Gürcistan ve Bulgaristan ile birlikte çalışıyoruz" diye konuştu. Bakan Bayraktar, ayrıca Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan’ın da kendi aralarında bir anlaşma imzaladıklarını ifade ederek "Kırgızistan’ın da bu birlikteliğe katılma isteğini öğrendik ve bundan memnuniyet duyduk. Biz de bu parçalı yapıları birleştirip bir sinerji oluşturmak gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye ve Kırgızistan’ın da katılımıyla bu iş birliği çok daha anlamlı ve güçlü olacaktır. Bu proje ile bölgenin potansiyelini hayata geçirerek üretilen elektriği önce Türkiye pazarına, buradan da Avrupa’ya taşıyacağız" dedi. Hazar’ın doğusundaki hidrokarbon kaynaklarını da Hazar’ın batısına taşımak gerektiğine işaret eden Bayraktar, "30 yıllık hayalimiz olan Hazar Geçişli Boru Hattıyla Türkiye’ye doğal gaz ulaştırma hedefimizde artık somut adımlar atma aşamasına geldik. Hazar’ın batısında zaten bunun için altyapı hazır, TANAP bu bağlamda çok stratejik bir proje. Bu hedefte sağlayacağımız ilerlemeler hem Türk Devletlerinin kalkınmalarına katkı yapacak hem de Avrupa ve Akdeniz enerji piyasaları bağlamında oyun değiştirici bir etkisi olacak" diye konuştu. ‘‘22 farklı ülke ve 33 şirketten doğal gaz alıyoruz’’ Bayraktar, Türkiye’nin güçlü doğal gaz altyapısı sayesinde Macaristan, Bulgaristan, Romanya, Sırbistan ve Kuzey Makedonya’nın arz güvenliğine katkı sağladıklarını ve BOTAŞ’ın çok geniş bir tedarik ağına sahip olduğunu vurgulayarak "Bugün 22 farklı ülke ve 33 şirketten doğal gaz alıyoruz. Türkmenistan’dan da bu sene ilk kez ülkemize gaz ithal ettik. Bir sonraki adım olarak bu akış miktarını daha da artırmayı hedefliyoruz" sözlerini ifade etti. Azerbaycan ve Katar ile iş birliği yaparak Suriye’ye doğal gaz vermeye başladıklarına işaret eden Bayraktar, Somali ve Pakistan’da arama sahaları için anlaşmaları ve ilk etap teknik çalışmalarına tamamladıklarını söyledi. Bayraktar; Socar, MOL ve MVM, Kazmunaygaz, Turkmengaz gibi şirketlerle çok verimli iş birlikleri geliştirdiklerini belirterek "Tüm üye ülkelerle kamu ve özel sektör şirketleriyle de bu iş birliklerini gerek kendi ülkelerimizde gerekse de üçüncü ülkelerde geliştirmek arzusundayız" açıklamalarında bulundu. ‘‘Dünyadaki dönüşümü yakalamak için birlikte hareket etmemiz, yatırımları artırmamız lazım’’ Enerji dönüşüm sürecinin önemli aktörlerinden birinin kritik mineraller olduğunun altını çizen Bayraktar, TDT bünyesinde madenler için de bir bakanlar buluşması organize edilmesinin faydalı olabileceğini dile getirdi. Bu toplantıları, iyi niyetlerin paylaşıldığı bir yer olmaktan çıkarmanın önemli olduğunu kaydeden Bayraktar, "Dünyadaki dönüşümü yakalamak için hızlı bir şekilde birlikte hareket etmemiz ve yatırımları artırmamız lazım" dedi. Bayraktar, ayrıca bu gibi toplantılarda iş dünyasıyla bir araya gelmek gerektiğinin altını çizdi. COP31 Kasım 2026’da Antalya’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı olan COP31’in Kasım 2026’da Antalya’da düzenleneceğini anımsatan Bayraktar, 29’uncu konferansa ev sahipliği yapan Azerbaycan’ı tebrik ederken tüm katılımcıları Antalya’ya davet etti.
MediaMarkt’tan kombi ve petek bakım hizmeti
10 Aralık 2025 Çarşamba - 12:12 MediaMarkt’tan kombi ve petek bakım hizmeti MediaMarkt Türkiye, evde kullanılan cihazların ömrünü uzatan ve performansını koruyan bakım hizmetlerine, kombi ve petek bakım hizmetini de ekledi. Yaşam alanlarında kullanılan cihazların düzenli bakım ve temizliğinin yapılması büyük önem taşıyor. Özellikle ısıtma sistemlerinde hem enerji tasarrufu hem de optimum sıcaklık için kombilerin yılda 1 kez, peteklerin ise minimum 2 yılda bir düzenli bakımlarının yaptırılması öneriliyor. MediaMarkt Türkiye, çoğu evde olmak üzere sunduğu bakım ve temizlik hizmetlerine ‘Kombi ve Petek Bakım Paketini’ de ekleyerek, müşterilerinin cihazlarından daha uzun süre verim alabilmesini hedefliyor. Yapılan açıklamaya göre, Kombi ve Petek Bakım Paketi kapsamında, kombi ya da petekler nereden alınmış olursa olsun MediaMarkt güvencesiyle tüm bakım ve temizlik işlemleri bizzat evde veriliyor. Uzman teknik servisler; kombinin genel kontrolü, baca temizliği, gaz kaçağı testi, eşanjör kontrolü, peteklerde iç temizlik ve su dolaşımı testi, elektronik kart ve su basıncı kontrolü gibi işlemlerle derinlemesine bakım yapıyor, böylece olası arızaların önüne geçiliyor. Cihazların performansı korunurken kullanım ömrü de uzatılıyor. MediaMarkt Kombi ve Petek Bakım Paketi 1 yıllık ve 2 yıllık kullanım seçeneğiyle sunuluyor. 2 yıllık paketlerde bakım hizmeti senede 1 defa olacak şekilde veriliyor. Satın alma işlemi tamamlandıktan sonra hizmet paketi 24 saat sonra aktifleşiyor. Kombi yetkili servislerinden farklı olarak petek temizliğinin de dahil olduğu paket, 3 taksit imkanı ile sunuluyor. Markanın tüm bakım paketlerinde olduğu gibi ücretsiz arıza tespiti ve işçilikte yüzde indirim uygulaması geçerli oluyor.
Zorlu Enerji, ESG değerlendirmesinde küresel ölçekte öne çıktı
10 Aralık 2025 Çarşamba - 11:45 Zorlu Enerji, ESG değerlendirmesinde küresel ölçekte öne çıktı Zorlu Enerji, ESG performansında küresel ölçekte güçlü konumunu iyileştirdi. S&P Global’in güncel değerlendirmesinde 85 puan alan şirket, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında dengeli ve yüksek performans gösterdi. Yenilenebilir enerji yatırımları, net-sıfır stratejisi ve yüksek veri şeffaflığı ile şirket, sürdürülebilirlikte sektörün öncü isimlerinden biri olarak öne çıkıyor. Yenilenebilir enerji alanındaki öncü konumuyla Zorlu Enerji, sürdürülebilirlik faaliyetleriyle ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) değerlendirmelerinde küresel ölçekte iyi performans sergiledi. Yapılan açıklamaya göre, uluslararası sürdürülebilirlik ölçümleme platformu S&P Global’in güncel CSA (Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi) modeliyle gerçekleştirdiği ESG değerlendirmesinde Zorlu Enerji, bir önceki döneme göre 11 puanlık iyileşme kaydederek skorunu 74 puandan 85 puana yükseltti. Değerlendirme sonuçlarına göre şirket, çevresel boyutta 88, sosyal boyutta 85 ve yönetişim/ekonomik boyutta 76 puan alarak sürdürülebilirliğin üç temel alanında da dengeli ve yüksek bir performans sergiledi. İklim stratejisi ve biyoçeşitlilikte önemli başarı Açıklamaya göre şirket, uluslararası yatırımcıların karar süreçlerinde önemli bir referans noktası olan S&P Global’in veri erişimi değerlendirmesinde yüksek şeffaflık gösterdi. S&P Global, şirketin veri açıklama şeffaflığını çok yüksek seviyede değerlendirdi. Değerlendirmede en fazla ağırlık verilen kriterler arasında ürün sorumluluğu (Product Stewardship), iklim stratejisi (Climate Strategy) ve insan sermayesi yönetimi (Human Capital Management) öne çıktı. Düşük karbonlu ekonomiye geçişin en önemli bileşenlerinden biri olarak yenilenebilir enerji kullanımını artırmayı benimseyen Zorlu Enerji, uzun süredir yalnızca yenilenebilir kaynaklara yatırım yaparak atmosferdeki sera gazı salımlarının azaltılmasına katkı sağlıyor. İklim stratejisi alanında 93 puan alan şirket, net-sıfır hedefleri, iklim risk analizleri, TCFD uyumu ve iç karbon fiyatlaması gibi uygulamalarda yüksek performans sergiliyor. Biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmalara da ağırlık veren şirket, biyoçeşitlilik alanında 99, atık ve emisyon yönetiminde 97 puan aldı. Üretim portföyü ve gelir yapısı da sürdürülebilirlik açısından yüksek değerlendirilen Zorlu Enerji, sürdürülebilir gelirler (Sustainable revenues) 97, elektrik üretim portföyü (Electricity generation mix) 98 ve üretim verimliliğinden (Generation efficiency) 100 puan aldı. Şirketin müşteri memnuniyeti sistemleri (Customer Relations) en yüksek seviyede değerlendirildi ve 100 puan aldı. Şeffaf raporlama ve doğrulama süreçleri (Transparency & Reporting) de 100 puanla üst düzeyde performans gösterdi. İş etiği uygulamaları (Business Ethics) 98 puanla güçlü bir performans ortaya koyarken, tedarik zinciri yönetimi (Supply Chain Management) 96 puanla başarılı değerlendirildi. Risk ve kriz yönetimi (Risk & Crisis Management) 91 puan, bilgi güvenliği (Information Security) ise 85 puanla güçlü seviyede değerlendirildi. "ESG alanlarında ölçülebilir hedefler koyuyor ve bunları somut aksiyonlarla destekliyoruz" Konu hakkında değerlendirmede bulunan Zorlu Enerji CEO’su Elif Yener, "ESG alanındaki yükselen performansımız, çevresel sürdürülebilirlikte güçlü bir şirket olduğumuzu ve üretim portföyü ile gelir yapımızda yüksek sürdürülebilirlik standartlarına sahip olduğumuzu ortaya koyuyor. Çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında dengeli ve güçlü performansımızla gurur duyuyoruz. Enerji dönüşümünün sorumluluğunu ve liderliğini üstlenen bir şirket olarak, ESG alanlarında ölçülebilir hedefler koyuyor ve bunları somut aksiyonlarla destekliyoruz. Stratejik hedeflerimiz arasında dahil olduğumuz ESG endekslerinde sektörel liderlik pozisyonumuzu korumak yer alırken 2040’a kadar net sıfır emisyon hedefimiz doğrultusunda ilerlerken, su verimliliği ve biyoçeşitlilik alanında da güçlü hedefler belirledik. 2035’e kadar doğa için net pozitif bir şirket olmayı ve ekosistemlerin güçlenmesine katkı sunmayı hedefliyoruz. 2030’a kadar üretilen birim enerji başına su kullanımını her yıl azaltmayı taahhüt ediyoruz. Kuraklık riski yüksek bölgelerde suyu en verimli biçimde kullanacak teknolojilere yatırım yapıyoruz" dedi.