EKONOMİ
Kozan’da ıslah edilen mera alanı dualarla açıldı, sürüler alanda otlamaya başladı 22 Nisan 2026 Çarşamba - 14:24:36 Adana’nın Kozan ilçesinde ıslah çalışmaları tamamlanan mera alanı yeniden hayvancılığa kazandırıldı. Kozan ilçesi Hamamköy Kamışoba Mahallesi’nde ıslah edilen mera alanında açılış töreni düzenlendi. Programın açılışında konuşan Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Beyazıt, meraların hayvancılık açısından en önemli kaba yem kaynaklarından biri olduğunu belirterek, "İlimiz genelinde yaklaşık 449 bin 500 dekar mera alanı bulunuyor. Bu alanlar il yüzölçümünün yaklaşık yüzde 3’üne karşılık geliyor. Meralar, hayvancılığın yanı sıra ekolojik sistem açısından da büyük öneme sahiptir" dedi. Meraların zamanla yoğun otlatma, çevresel etkiler ve plansız kullanım nedeniyle verim kaybı yaşayabildiğini ifade eden Beyazıt, Tarım ve Orman Bakanlığı koordinesinde yürütülen ıslah ve amenajman projeleriyle bu alanların yeniden verimli hale getirildiğini söyledi. Beyazıt, il genelinde bugüne kadar 51 mera ıslah projesi yürüttüklerini belirterek, "Bunların 41’i tamamlandı, 10’unda çalışmalar devam ediyor. Toplam 107 bin dekar alanda ıslah çalışması yapıldı. Bu kapsamda ot verimini artırmak için karışım ekimleri ve gübreleme çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Ayrıca hayvanların su ihtiyacı için sıvatlar yapıyor, gölgelik alanlar oluşturuyoruz" diye konuştu. 70 hayvanı bulunan besici Atilla Konuksever ise yem tasarrufu edeceğini kaydederek meranın kendileri için avantaj olduğunu söyledi. Büyükbaş hayvancılık yapan Ömer Esen de yem katkısı nedeniyle mera alanının avantajlı olduğunu ifade ederek emeği geçenlere teşekkür etti. İlçe Müftüsü Mustafa Kaya tarafından yapılan dua ile mera alanı hizmete açılırken, üreticiler hayvanlarını otlatmaya başladı. Hamam Mahallesi’nde 245 dekar alanda yapılan ıslah çalışmasıyla daha önce verimsiz olan mera alanının yeniden hayvancılığa kazandırıldığı bildirildi.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 14:23 Başkan Güler: "Ordumuza yeni bir sektör hazırlıyoruz" Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, Fatsa’daki üretim tesislerinde yaptığı incelemelerde, yürütülen çalışmalarla kentin üretim kapasitesinin arttığını belirterek, "Ordumuza yepyeni bir sektör hazırlıyoruz" dedi. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, ‘kendi kendine yeten Ordu’ için üretimin yoğun bir şekilde devam ettiği Fatsa ilçesindeki damızlık kaz ve bıldırcın tesisi, kuluçkahane, yapımında sona yaklaşılan yumurta üretim tesisi, yarka üretim tesisi ve damızlık düve yetiştirme merkezinde incelemelerde bulundu. AK Parti Ordu İl Başkanı Samet Özdemir’in eşlik ettiği ziyarette Başkan Güler, teknik ekipten çalışmaların son durumuna dair detaylı bilgi aldı. Fatsa’nın tam bir üretim merkezi haline geldiğine dikkat çeken Başkan Güler, "Yapınca oluyor, bizim milletimiz görerek inanır. Halkımız önce seyretti, takip etti. Yaptıklarımızın doğru olduğunu gördüler ve şimdi de benimsiyorlar. Artık göçü tersine çevirecek güzel çalışmalar ortaya çıkıyor" diye konuştu. "Ordumuza yepyeni bir sektör hazırlıyoruz" Damızlık Kaz ve Bıldırcın Tesisi ile kuluçkahanede 2 bin adet bıldırcından 500 bin yumurta elde edildiğini ifade eden Başkan Güler, "Burası gerçekten bir merkez oldu. Şu an burada 2 bin adet anaç bıldırcınımız var. Bunlardan 500 bin yumurta elde ediyoruz. Bu döngü giderek artıyor ve gelir kaynağı haline geliyor. Ordumuza yepyeni bir sektör hazırlıyoruz. Bunun peşinden bıldırcını lokantaların menülerine koyarak Ordu’ya bir farklılık getireceğiz. Kaz üretimimizde 7 bin kaza ulaşıyoruz. Burada da yine anaç kazlarımız ve kuluçka makinelerimiz var. Onlarla beraber hem AR-GE yapıyoruz. Aynı zamanda fındığın atıklarını yeme katarak yepyeni bir model geliştiriyoruz. Giderek verimin arttığını da gördük. Fındık bahçelerine kaz yakışıyor. Gelir kaynağı haline gelirken besin değeri de artıyor. Protein kaynağı açısından yeni bir sektör ortaya çıkmış oluyor. Bıldırcın yumurtaları hem astım hastalığına iyi geliyor hem de bir besin kaynağı. Bunun dışında tavuklarımız da var. 45 milyon yumurta üretiyoruz. Aynı zamanda 145 bin yarka projemiz var. Yumurta sektörüne gelişme imkânı veriyoruz" ifadelerine yer verdi. "Fatsa güzel bir merkez oluyor" Yapılan çalışmalarla Fatsa’nın güzel bir üretim tesisi haline geldiğini belirten Başkan Güler, "Büyükşehir Belediyemizin yem üretim tesisi, soğuk hava deposu ve paketleme tesisimiz var. Öncesinde zarar eden ve kapanma durumuna gelen yumurta sektörü şimdi çok iddialı bir hale geldi. Savaştan sonra muhtemel bir gıda krizine karşı önlemlerimizi alıyoruz. Mesudiye’de hayvan organize bölgesi için altyapı çalışmaları tamamlandı. Yatırım safhasına girildi. Orada 15 bin büyükbaş hayvan olacak. Aybastı’ya süt ve süt ürünleri tesisi oluşturulacak. Bir ay fındık sezonunda kullanılan fındık bahçelerini 11 ay boş kaldığı için 5’li yemle bambaşka bir sektöre sokuyoruz. Yan ürünlerle de üretimi destekliyoruz. Kanatlı kesimhanesinin de bulunduğu Fatsa güzel bir merkez oluyor" şeklinde konuştu. "Göçü tersine çevirecek güzel bir çalışma ortaya çıkıyor" Hayvancılık alanında yapılan çalışmalarla göçü tersine çevirecek adımların atıldığını ifade eden Başkan Güler, halkın yapılan çalışmaları desteklediğini belirtti. Başkan Güler şu ifadelere yer verdi: "Öte yandan manda sektörü için göletler yapıyoruz. 68 tane göletimiz var. Bunları hem su ihtiyacı için hem de özel olarak mandalar için de gölet hazırlıyoruz. Alt yapısıyla üst yapısıyla bilimsel çalışmalarıyla burası üniversite gibi çalışan bir yer haline geldi. Yapınca oluyor, bizim milletimiz görerek inanır. Halkımız önce seyretti, takip etti. Yaptıklarımızın doğru olduğunu gördüler ve şimdi de benimsiyorlar. Artık göçü tersine çevirecek güzel bir çalışma ortaya çıkıyor."
22 Nisan 2026 Çarşamba - 14:21 Yerel Kalkınma Hamlesi ile yatırımcılara 301 Milyon TL’ye kadar destek Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında TRB1 Bölgesi’nde yatırımcılara 301 milyon TL’ye kadar destek sağlanacak. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hayata geçirilen ve Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı ile Türkiye genelinde bölgesel kalkınmanın hızlandırılması hedefleniyor. Program kapsamında illerin üretim kapasitesinin artırılması, sanayi ve tarım yatırımlarının desteklenmesi, teknoloji ve turizm alanlarında yeni yatırımların teşvik edilmesi amaçlanıyor. Yatırımcılara program kapsamında 301 milyon TL’ye kadar nakdi destek veya faiz ve kar payı desteği sağlanırken, yüzde 50’ye kadar yatırıma katkı oranı ile yüzde 60 vergi indirimi uygulanacak. Ayrıca KDV istisnası, gümrük vergisi muafiyeti, sigorta primi işveren hissesi desteği ve yatırım yeri tahsisi gibi teşvikler de verilecek. 6’ncı bölge illerinde sigorta primi işçi hissesi desteği 10 yıl süreyle uygulanırken, diğer bölgelerde işveren hissesi desteği 8 yıla kadar devam edecek. TRB1 Bölgesi kapsamında Bingöl’de büyükbaş hayvancılık, arı ürünleri üretimi, su ürünleri ve termal turizm yatırımları; Elazığ’da entegre hayvancılık, Hazar Gölü çevresinde turizm yatırımları ve üzüm bazlı katma değerli üretim; Malatya’da büyük ölçekli hayvancılık yatırımları, ileri teknoloji kablo ve haberleşme sistemleri üretimi, meyve ve sebze bazlı katma değerli gıda üretimi ile tıbbi cihaz üretimi; Tunceli’de ise alternatif turizm yatırımları, küçükbaş hayvancılık, ambalajlı su üretimi ve su ürünleri üretim tesisleri öncelikli yatırım alanları olarak belirlendi. Fırat Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mehmet Şirin Budancamanak, programın bölge için önemli bir fırsat olduğunu belirterek, "Amaç yalnızca yatırım çekmek değil, aynı zamanda istihdamı artırmak ve katma değerli üretimi güçlendirmektir" dedi. Program kapsamında başvurular 15 Mayıs 2026 tarihine kadar https://yerelkalkinmahamlesi.sanayi.gov.tr/ adresi üzerinden yapılacak. Başvuru yapacak yatırımcıların, sanayi, tarım, turizm, hayvancılık, gıda işleme, enerji ve teknoloji gibi alanlarda il bazında belirlenen yatırım konularına uygun projeler hazırlaması gerekiyor. Başvuruların yatırım büyüklüğü, istihdam kapasitesi, üretim katkısı ve bölgesel kalkınmaya etkisi gibi kriterler üzerinden değerlendirileceği bildirildi.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 14:20 Türkiye’nin elektrik kurulu gücü 125 bin megavatı aştı Türkiye’nin elektrik kurulu gücü, mart ayı sonu itibarıyla 125 bin 78 megavata yükseldi. Güneş kurulu gücünün toplam kurulu güç içerisindeki payı, 26 bin 478 megavat ile yüzde 21,2’ye ulaştı. Verileri değerlendiren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Güneş ve rüzgâr yatırımları, büyük bir hızla devam ediyor. Bu yıl sonunda toplam kurulu güçte en büyük pay güneşin olacak" dedi. Türkiye’nin elektrik kurulu gücü, 2026’nın mart ayında da yükselişini sürdürdü. Türkiye’nin elektrik kurulu gücü, mart ayı sonu itibarıyla 125 bin 78 megavata yükseldi. Toplam elektrik kurulu gücünün yüzde 62,4’üne karşılık gelen 78 bin 281 megavatlık kısmını yenilenebilir enerji oluşturdu. Mart ayı sonu itibarıyla elektrik kurulu gücünde 26 bin 478 megavat ile güneşin payı yüzde 21,2’ye ulaştı. 15 bin 39 megavata ulaşan rüzgârın payı da yüzde 12 oldu. Güneş ve rüzgâr kurulu gücünün toplamı ise Mart’ta yüzde 33,2’lik pay ile 41 bin 517 megavata yükselmiş oldu. Böylece, toplam kurulu gücün 3’te 1’i rüzgâr ve güneşten oluştu. "Yıl sonunda toplam kurulu güçte en büyük pay güneşin olacak" Verileri değerlendiren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Elektrik kurulu gücümüz her geçen gün artmaya devam ederken, yenilenebilir enerjinin kurulu gücümüz içerisindeki payı da yükselişini sürdürüyor. Mart ayı sonu itibarıyla elektrik kurulu gücümüzde 26 bin 478 megavat ile güneşin payı yüzde 21,2’ye ulaştı. 2025 yılında yaklaşık 6 bin megavat güneş, 2 bin megavat rüzgâr kurulu gücünü devreye alarak bu alanda bir rekor kırdık. Güneş ve rüzgâr yatırımları, büyük bir hızla devam ediyor. Bu yıl sonunda toplam kurulu güçte en büyük pay güneşin olacak" açıklamasında bulundu.
KTO Başkanı Gülsoy: "Büyümenin sürdürülebilirliği için ihracat ve finansman destekleri artırılmalı"
01 Aralık 2025 Pazartesi - 12:48 KTO Başkanı Gülsoy: "Büyümenin sürdürülebilirliği için ihracat ve finansman destekleri artırılmalı" Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy; Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı üçüncü çeyrek büyüme rakamlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ekonominin Temmuz-Eylül döneminde yüzde 3,7 büyümesinin önemli bir performans olduğunu belirten Gülsoy; büyümenin sürdürülebilirliği için ihracatı güçlendiren ve üretimi destekleyen politikalara öncelik verilmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye ekonomisinin 2025 yılı üçüncü çeyreğinde (Temmuz-Eylül dönemi) yüzde 3,7 büyüdüğünü belirten Gülsoy; "Ekonomimiz, Kovid-19 salgını tedbirlerinin uygulandığı 2020 yılının ikinci çeyreğinden bu yana pozitif büyüme serisini 21 çeyreğe taşımış olmasıyla bizler için çok önemli bir tablo ortaya koymaktadır" diye konuştu. Sektörel büyüme verilerine de değinen Gülsoy şunları aktardı; "Geçen yıla göre zincirlenmiş hacim endeksine bakıldığında; inşaat yüzde 13,9, finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 10,8, bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 10,1, ürün üzerindeki vergiler eksi sübvansiyonlar yüzde 9,6, diğer hizmet faaliyetleri yüzde 7,1, sanayi sektörü yüzde 6,5, ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 6,3, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 4,4, gayrimenkul faaliyetleri yüzde 4,2, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 2,1 arttı. Tarım sektörü ise yüzde 12,7 azaldı. Üretim yöntemiyle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla tahmini, yılın üçüncü çeyreğinde cari fiyatlarla bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 41,6 artarak 17 trilyon 424 milyar 718 milyon TL oldu. GSYH’nin üçüncü çeyrek değeri cari fiyatlarla ABD doları bazında 432 milyar 880 milyon olarak gerçekleşti. Bu rakamlara baktığımızda; inşaat, finans, bilgi-iletişim ve sanayi sektörlerinde pozitif seyrin devam ettiğini; tarımda yaşanan düşüşün ise hem gıda fiyatları hem de üretim zinciri açısından risk oluşturduğunu görüyoruz." Büyümeyi kalıcı hale getirmek için üretim ve ihracatın desteklenmesinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Başkan Gülsoy değerlendirmesinde; "Büyüme rakamları, ülkemizin yatırım ve üretimi en zor şartlarda bile sürdürme kararlılığını göstermesi açısından değerlidir. Ancak bu büyümeyi daha yukarı taşıyabilmemiz için ihracatta güçlü bir ivme yakalamamız gerekiyor. Yüksek maliyetler, düşük kur seviyesi ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar ihracatçılarımızın rekabet gücünü zayıflatmaktadır. İş dünyamızın nefes alabilmesi için finansman kanallarının açılması, kredi maliyetlerinin düşürülmesi ve ihracat desteklerinin güçlendirilmesi artık kaçınılmazdır. İşletmelerimiz enflasyonla mücadelede kararlı duruşunu sürdürmektedir ancak artan girdi maliyetleri ve büyüyen işletme sermayesi ihtiyacı önemli bir yük oluşturmaktadır. Rekabet gücümüzü koruyabilmemiz için yeşil dönüşüm yatırımlarının desteklenmesi de zorunlu hale gelmiştir. Avrupa pazarındaki standartlara uyum sağlanmadığı takdirde ihracatçı firmalarımız ciddi risklerle karşı karşıya kalacaktır" ifadelerine yer verdi. Yeşil dönüşümün ertelenemeyecek bir süreç olduğuna dikkat çeken Başkan Gülsoy, sözlerini şöyle sürdürdü; "Rekabet artık sadece fiyat üzerinden değil, karbon ayak izi ve sürdürülebilir üretim kriterleri üzerinden şekilleniyor. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenlemesi gibi uygulamalar işletmelerimizi yeni bir döneme hazırlanmaya zorluyor. Bu dönüşüme uyum sağlayabilmemiz için sanayicimize yönelik finansman, teşvik ve teknik desteklerin artırılması gerekmektedir. Yeşil dönüşümü geciktiren ülkeler ve işletmelerin pazar kaybetmesi kaçınılmazdır." Açıklamasının sonunda özel sektörün üretim ve yatırım iradesinin güçlü olduğunu vurgulayan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy; "Özel sektörümüzün azmi, motivasyonu ve üretim gücü yerindedir. Ancak finansal şartların iyileştirilmesi ve yatırım ortamını destekleyen adımların hızla hayata geçirilmesi gerekmektedir. Ekonomide kalıcı büyüme için kamu ve özel sektörün aynı hedef istikametinde hareket etmesi, ortak akıl ile çalışması büyük önem taşımaktadır. Kayseri iş dünyası olarak ülkemizin geleceğine güveniyor; üretmeye, istihdam oluşturmaya ve ihracat yapmaya kararlılıkla devam ediyoruz" diye konuştu.
Sabiha Gökçen, Avrupa’daki büyümesini sürdürüyor: İstanbul’dan Bilbao’ya direkt uçuşlar başladı
01 Aralık 2025 Pazartesi - 12:43 Sabiha Gökçen, Avrupa’daki büyümesini sürdürüyor: İstanbul’dan Bilbao’ya direkt uçuşlar başladı İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı, büyüme hedefleri doğrultusunda uçuş ağını genişletmeye devam ediyor. Pegasus Hava Yolları’nın İstanbul Sabiha Gökçen (SAW)-Bilbao (BIO) direkt uçuşları 1 Aralık itibarıyla başladı. Bilbao, Sabiha Gökçen’in Barselona, Madrid ve Sevilla’dan sonra İspanya’daki dördüncü bağlantı noktası oldu. İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (ISG), Avrupa’daki destinasyon çeşitliliğini artırma hedefi doğrultusunda yeni bir hattı daha bağlantı ağına kattı. 2025 kış sezonu ile birlikte bugün başlayan İstanbul Sabiha Gökçen - Bilbao direkt uçuşları, Türkiye ile Kuzey İspanya arasındaki ulaşım seçeneklerini genişletti. SAW - BIO hattındaki seferler haftada dört frekans olarak Pazartesi, Çarşamba, Cuma ve Pazar günleri sabah saatlerinde gerçekleştirilecek. Yeni hattın ilk uçağı bu sabah terminalde düzenlenen bir törenle Bilbao’ya uğurlandı. Yolcular Gate bölgesinde Türk lokumu ile karşılandı, uçağa binmeden önce oluşturulan alanda bol bol hatıra fotoğrafı çektirdi. Bask Bölgesi’nin kültür, sanat ve gastronomi merkezi Bilbao, Pegasus Hava Yolları’nın 2025 yılında SAW kalkışlı son hat açılışı oldu. ISG, 2025 yılında toplam 25 hat açtı İstanbul Sabiha Gökçen (ISG) Uluslararası Havalimanı, mevcut hatlara ilave hatların yanı sıra, 14 yeni dış hat ve 1 yeni iç hat uçuşu başlatarak uçuş ağını genişletti ve 2025 yılı içerisinde toplam 23 dış hat, 2 iç hat olmak üzere toplam 25 hat açılışı gerçekleştirdi. Sabiha Gökçen Havalimanı, bugün 54 ülkede 39 iç hat, 114 dış hat olmak üzere toplam 153 destinasyonu İstanbul’a bağlıyor. Sabiha Gökçen’den direkt veya bağlantılı olarak gelen yolcular, Bilbao Havalimanı’nın (BIO) şehir merkezine olan yakınlığı ve sunduğu imkanlar ile dinamik Bask bölgesinin gözde şehrine konforlu ve kolay ulaşabiliyor. Sanatseverlerin gözde şehri: Bilbao İspanya’nın kuzeyindeki Bask Bölgesi’nin kalbi ve sanatseverlerin gözdesi olan Bilbao şehri, Nervin Nehri kıyısında mimari harikaları ve dünyaca ünlü Guggenheim Müzesi ile öne çıkıyor. Guggenheim Müzesi’nin modern sanat etkisiyle dönüşen Bilbao, çağdaş kimliğiyle ilham veren bir şehir haline gelirken tarihi dokusunu da hissettiriyor. Sahip olduğu güçlü sanayi, ticaret, liman ve üniversite altyapısıyla yıl boyunca sürdürülebilir bir talep potansiyeli sunan bölge, aynı zamanda geniş bir çekim alanına hitap ediyor. Bilbao’nun yanı sıra Vitoria-Gasteiz ve Pamplona gibi önemli merkezleri kapsayan bu bölge, ekonomik ve kültürel hareketliliği destekliyor. Zengin Bask mutfağı ile öne çıkan şehir, uluslararası alanda bilinen gastronomik mirası, Michelin yıldızlı restoranları ve dünyaca ünlü tatlıya adını veren San Sebastin gibi zengin yerel lezzetleri ile destinasyonun turistik cazibesini daha da artırarak uluslararası ziyaretçiler için güçlü bir çekim noktası oluşturuyor. Sabiha Gökçen’in Barselona, Madrid ve Sevilla’dan sonra İspanya’daki dördüncü destinasyonu olan Bilbao’nun, İspanya arasındaki turistik ve ticari bağları güçlendirmesi bekleniyor.
Kuyucak’ta portakal hasadı yapıldı, üreticilere belgeleri teslim edildi
01 Aralık 2025 Pazartesi - 12:38 Kuyucak’ta portakal hasadı yapıldı, üreticilere belgeleri teslim edildi Aydın’ın Kuyucak ilçesinde portakal hasadına katılan İl Tarım ve orman Müdürlüğü ekipleri üreticilere "Entegre ve Kontrollü Ürün Yönetimi" (EKÜY) belgeleri takdim edildi. Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri kış sezonunun başlamasıyla birlikte hasadı yapılan Coğrafi İşaretli Kuyucak Portakalı için Kuyucak’taki portakal bahçesinde üreticilerle bir araya geldi. Hasat coşkusuna ortak olan yetkililer, EKÜY Belgesi almaya hak kazanan üreticilere belgelerini takdim etti. "Aydın’da 93 bin 243 ton narenciye üretildi" Gerçekleştirilen programda ayrıca Aydın’a ait tarımsal veriler ile ilgili bilgi paylaşımında bulunuldu. TÜİK 2024 verilerine göre Aydın’da toplam 42 bin 902 dekar alanda 93 bin 243 ton narenciye üretildiği, ürün dağılımının ise Portakal 74 bin 005 ton, Mandalina 16 bin 747 ton, Limon 2 bin 353 ton, Greyfurt 138 ton olduğu açıklandı. "Akdeniz meyve sineği mücadelesi sürüyor" Akdeniz Meyvesineği ile etkin mücadelenin devam ettiği açıklanırken, 5 ekip, 5 ilçede 14 bahçe ve 28 tuzakla Ulusal Eylem Planı’nın yürütüldüğü ifade edildi. 17 ilçede 40 istasyon ve 80 monitör tuzakla izleme çalışmalarının devam ettiği, toplam 17 ekip ve 38 personelin sahada görev yaptığı, üreticilere 28 bin 374 adet tuzak dağıtıldığı belirtildi. Ayrıca İl Müdürlüğü tarafından alınan 13 bin adet siyah torba, kültürel mücadelede kullanılmak üzere 17 ilçeye gönderildiği açıklandı. "Turunçgil EKÜY Projesi devam ediyor" Zirai ilaç kalıntılarını önlemek ve ürün güvenilirliğini artırmak amacıyla yürütülen projenin Kuşadası, Kuyucak, Nazilli, Söke ve Sultanhisar ilçelerinde 8 bin 158 dekar alanda sürdürüldüğü de ifade edildi.
İş İnsanı Şükrü Tamer Başyazıcıoğlu: "Türkiye’de ticari gayrimenkulde yeni dönem başladı"
01 Aralık 2025 Pazartesi - 12:33 İş İnsanı Şükrü Tamer Başyazıcıoğlu: "Türkiye’de ticari gayrimenkulde yeni dönem başladı" Now Bomonti’nin sahibi İş İnsanı Şükrü Tamer Başyazıcıoğlu, ofis anlayışındaki değişim ile ilgili açıklamalarda bulundu. Başyazıcıoğlu, "Geleceğin ofisleri, çalışanların gitmek zorunda olduğu değil, gitmek istediği yerler olmak zorunda. Biz projeye başlarken kullanıcıların zaman baskısı hissetmeden hem çalışabileceği hem de sosyalleşebileceği bir yaşam alanı oluşturmayı hedefledik. Bu nedenle lokasyon seçiminde hem tarihi hem modern yerleşim bölgelerine yakınlığı; aynı zamanda ana ulaşım arterlerine erişimi ön planda tuttuk" dedi. Türkiye’de ticari gayrimenkul sektörü, son beş yılda pandemi sonrası değişen çalışma alışkanlıkları, dijitalleşme ve hibrit modellerin kalıcı hale gelmesiyle önemli bir dönüşüm sürecine girdi. Klasik ofis anlayışı yerini; esnek, çok yönlü, sosyal alanlarla desteklenen ve kullanıcı deneyimini merkeze alan yapılara bırakıyor. Artık ticari gayrimenkuller sadece metrekare üzerinden değil, sundukları yaşam alanı, estetik, ulaşılabilirlik ve oluşturdukları topluluk etkisiyle değer görüyor. Bu dönüşümü yakalayamayan ofislerde hem kullanım oranlarının hem de getirilerin düştüğü aktarılıyor. Reel değer kaybı ve değişen beklentiler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre ticari gayrimenkul fiyatları 2024’ün üçüncü çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30 arttı. Ancak bu artışa rağmen ticari gayrimenkuller reel olarak yüzde 2,4 değer kaybetti. İstanbul özelinde ise reel kayıp yüzde 4,5’i buldu. Bu tablonun, piyasanın yön değiştirdiğini ve kullanıcı beklentilerinin artık farklılaştığını ortaya koyduğu aktarıldı. Talep ‘karma kullanım’ projelere kaydı Özellikle İstanbul’da A sınıfı ofislere talep tek bir işleve sahip plazalardan çok, altında sosyal alanları, restoranları, kafeleri ve hizmet birimleri bulunan "karma kullanım" projelerine yöneldi. Şehrin merkezinde konumlanan Now Bomonti de bu dönüşümün öne çıkan örnekleri arasında yer alıyor. "Geleceğin ofisleri gitmek istenen yerler olmalı" Now Bomonti’nin sahibi İş İnsanı Şükrü Tamer Başyazıcıoğlu, ofis anlayışındaki değişimi şu sözlerle özetledi: "Geleceğin ofisleri, çalışanların gitmek zorunda olduğu değil, gitmek istediği yerler olmak zorunda. Biz projeye başlarken kullanıcıların zaman baskısı hissetmeden hem çalışabileceği hem de sosyalleşebileceği bir yaşam alanı oluşturmayı hedefledik. Bu nedenle lokasyon seçiminde hem tarihi hem modern yerleşim bölgelerine yakınlığı; aynı zamanda ana ulaşım arterlerine erişimi ön planda tuttuk." Kullanıcı deneyimini önceleyen tasarım anlayışı Başyazıcıoğlu, projede yer alan spor salonu, restoranlar ve galerilerle kullanıcıların farklı deneyimler yaşamasını amaçladıklarını, tasarımda ise şehrin enerjik yapısını yansıttıklarını belirterek, Now Bomonti’nin bu yaklaşımı sayesinde uluslararası tasarım ödülleri aldıklarını belirtti. Now markası Türkiye ve dünyaya açılacak Now Bomonti’de elde edilen yüksek doluluk oranının ardından Başyazıcıoğlu Holding, "Now" markasını hem Türkiye’nin gelişen ticaret bölgelerine hem de yurtdışına taşımayı hedefliyor. Başyazıcıoğlu, yeni yatırımlarda markanın kalite standardını korurken, projelerin bulunduğu bölgelerin yerel kültürlerini modern bir anlayışla harmanlamayı planladıklarını ifade etti. Yeni nesil çalışanlara uygun küresel perspektif Şükrü Tamet Başyazıcıoğlu, "İş dünyasının demografisi değişti. Expat’ların yanına dijital göçebeler eklendi. Bu yeni nesil çalışanlar için ofis, şehrin ruhunun hissedildiği, sosyal yaşamla iç içe bir alan olmalı. Biz de modüler ve esnek tasarım yaklaşımımızı yurtdışı projelerimize taşıyarak yerel deneyimle modern iş hayatını birleştiren küresel bir marka oluşturmayı amaçlıyoruz" açıklamasında bulundu. Ticari gayrimenkulde yeni dönemin adımları Türkiye’de ticari gayrimenkulün yeni döneminde, kullanıcı deneyimine odaklanan, esnek ve sosyal yaşamı destekleyen projelerin önümüzdeki yıllarda yatırımcılar ve şirketler tarafından daha fazla tercih edilmesi bekleniyor.
Kasım ayında İstanbul’un yıllık enflasyonu yüzde 38,28 oldu
01 Aralık 2025 Pazartesi - 12:32 Kasım ayında İstanbul’un yıllık enflasyonu yüzde 38,28 oldu İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) açıkladığı verilere göre, İstanbul’da Kasım ayında perakende fiyatlar aylık yüzde 1,19 artarken, yıllık bazda ise yüzde 38,28 arttı. İstanbul’un Kasım ayı enflasyonu belli oldu. Kasım ayında İstanbul’da perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İTO İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi aylık artışı yüzde 1,19 olarak gerçekleşti. 2024 Kasım ayına göre 2025 Kasım ayında İstanbul’da yaşanan fiyat değişimlerini gösteren bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranı İTO 2023=100 bazlı İTO İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi’nde yüzde 38,28 olarak gerçekleşti. Toptan Eşya Fiyatları İndeksi Toptan fiyat hareketlerini yansıtan ve 2025 Ekim ayında yüzde 1,51 oranında artan Toptan Eşya Fiyatları İndeksi 2025 Kasım ayında yüzde 2,14 oranında arttı. 2025 Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranı yüzde 23,12, yıllık ortalama değişim oranı ise yüzde 28,24 oldu. Kasım 2025’te Toptan fiyatlarda bir önceki aya göre; kimyevi maddeler grubunda yüzde 4,88, işlenmemiş maddeler grubunda yüzde 3,32, gıda maddeleri grubunda yüzde 1,32, yakacak ve enerji maddeleri grubunda yüzde 1,86, inşaat malzemeleri grubunda yüzde 1,29 ve madenler grubunda yüzde 1,03 artış gözlenirken; mensucat grubunda herhangi bir değişim gözlendi. Yıllık ortalama bazda 2025 Yılı Kasım ayı gruplar itibariyle artışlar sırasıyla; inşaat malzemelerinde yüzde 50,28, mensucatta yüzde 39,28, gıda maddelerinde yüzde 29,10, işlenmemiş maddelerde yüzde 24,42, yakacak ve enerjide yüzde 21,70, madenlerde yüzde 17,87, kimyevi maddelerde yüzde 17,84 artış gerçekleşti. Kasım ayında İstanbul Tüketici Fiyat İndeksinde; bir önceki aya göre alkollü içecekler ve tütün harcama grubunda yüzde 2,59, konut harcamaları grubunda yüzde 2,30, sağlık harcamaları grubunda yüzde 1,69, ev eşyası harcamaları grubunda yüzde 1,68, çeşitli mal ve hizmetler harcama grubunda yüzde 1,66, eğlence ve kültür harcamaları grubunda yüzde 1,41, lokanta ve oteller harcama grubunda yüzde 1,37, gıda ve alkolsüz içecekler harcama grubunda yüzde 1,28, eğitim harcamaları grubunda 0,02 artış, giyim ve ayakkabı harcamaları grubunda yüzde -1,55, ulaştırma harcamaları grubunda yüzde – 0,03 azalış izlendi. Haberleşme harcamaları grubunda ise fiyat değişimi izlendi. İstanbul’da 2025 Kasım ayı fiyat indeksinin belirlenmesinde; alkollü içecekler ve tütün harcamaları grubunda bir önceki ayda yaşanan fiyat değişimlerinin cari aya yansıması, konut, ev eşyası ve çeşitli mal ve hizmetler harcama gruplarında yer alan bazı ürün ve hizmetlerdeki fiyat değişimleri, gıda harcamaları grubunda yer alan bazı ürünlerde kış mevsimsel etkisinin devam etmesi ile giyim ve ayakkabı harcamaları ile ulaştırma harcamaları gruplarında piyasa koşullarına bağlı olarak izlenen aşağı yönlü fiyat değişimleri etkili oldu. 2025 Kasım ayında en yüksek grup artışı alkollü içecekler ve tütün harcama grubunda (yüzde 2,59), en yüksek grup azalışı ise giyim ve ayakkabı harcamaları grubunda (-1,55) izlendi.
Fırat EDAŞ, izinsiz kazıların 10 ayda 2 bin 219 elektrik kesintisine yol açtığını açıkladı
01 Aralık 2025 Pazartesi - 12:22 Fırat EDAŞ, izinsiz kazıların 10 ayda 2 bin 219 elektrik kesintisine yol açtığını açıkladı Fırat EDAŞ, yılın ilk 10 ayında üçüncü şahıslar tarafından gerçekleştirilen izinsiz kazı ve kontrolsüz müdahaleler sonucu enerji altyapısında toplam 2 bin 219 hasar oluştuğunu açıkladı. Söz konusu hasarlar nedeniyle bölgede geniş kapsamlı kesintiler yaşanırken, 1 milyon 602 bin 696 abone ortalama 3,4 saat süreyle enerjisiz kaldı. Doğu Anadolu Bölgesi’nde elektrik dağıtım hizmeti sunan Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş. (Fırat EDAŞ), izinsiz kazıların ve müdahalelerin enerji arzı üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. Yılın ilk 10 ayında Fırat EDAŞ’ın sorumluluk bölgesinde üçüncü şahıslar tarafından gerçekleştirilen izinsiz kazılar ve kontrolsüz altyapı çalışmaları nedeniyle 2 bin 219 adet elektrik kesintisinin meydana geldiğini açıkladı. Bu kesintilerden 1 milyon 602 bin 696 abone etkilendi; aboneler ortalama 3,4 saat enerjisiz kaldı. En fazla şebeke hasarı bin 94 ile Malatya’da gerçekleşti ve bu hasarlardan kaynaklanan kesintilerden 1 milyon 124 bin 895 abone etkilendi; aboneler ortalama 3,26 saat enerjisiz kaldı. Malatya’yı sırasıyla 974 hasarla Elazığ (388 bin 877 abone - 3,64 saat), 95 hasarla Bingöl (82 bin 732 abone - 2,54 saat) ve 56 hasarla Tunceli (6 bin 192 abone - 2,08 saat) izledi. Yetkisiz müdahale hayati risk taşıyor Fırat EDAŞ, izinsiz kazı ve kontrolsüz müdahalelerin yalnızca şebekede fiziksel hasara yol açmadığını; hastaneler, okullar, üretim tesisleri ve haneler gibi geniş bir kullanıcı kitlesinin günlük yaşamını doğrudan etkilediğini vurguladı. Bu nedenle sahada yapılacak her çalışmanın öncesinde Fırat EDAŞ ile gerekli koordinasyonun sağlanması gerektiğini hatırlatan yetkililer, şunları söyledi: "Enerji altyapısına verilen her hasar, yüzbinlerce vatandaşımızın yaşamını doğrudan etkileyen kesintilere neden oluyor. İzinsiz kazılar, sadece şebekenin teknik bütünlüğünü zedelemekle kalmıyor; bölgedeki ekonomik faaliyetleri, hizmet sürekliliğini ve günlük yaşamı sekteye uğratıyor. Böyle hasarlar sonrası ekiplerimiz ilgili bölgeye hızla ulaşarak enerjinin en kısa sürede yeniden devreye alınması için aralıksız çalışıyor. Ayrıca izinsiz kazıların yanı sıra, şahıslar tarafından gerçekleştirilen kontrolsüz müdahaleler de şebeke bütünlüğünü tehdit etmekte birlikte ciddi düzeyde can güvenliği riski oluşturuyor. Bu çerçevede, her türlü kazı, işlem veya ihbarın 186 Çağrı Merkezi üzerinden veya kurumumuzun web sitesi aracılığıyla tarafımıza iletilmesi gerekiyor."
Başkan Öztürk: "Enflasyon programı kararlılıkla uygulanmalı"
01 Aralık 2025 Pazartesi - 12:13 Başkan Öztürk: "Enflasyon programı kararlılıkla uygulanmalı" Konya Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, yüksek enflasyona dikkat çekerek, "Ekonominin yeniden dengelenmesi için para politikasındaki sıkı duruşun sürdürülmesi, bunun mali disiplinle desteklenmesi ve enflasyon programının kararlılıkla uygulanması gerekmektedir" dedi. KTO Kasım Ayı Meclis Toplantısı KTO Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. KTO Meclis Başkanı Ahmet Arıcı’nın başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Konya Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Meryem Betül Özkardeş ve TOBB Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Erhan Öncan 2025 yılı faaliyetleriyle ilgili sunum gerçekleştirirken, KTO Hizmet Binası içerisinde faaliyete başlayan Türk Ticaret Bankası Konya Şubesi Müdürü Kürşat Dayıoğlu da bankanın çalışmalarını anlattı. Sunumların ardından Kasım ayı Meclis gündemindeki konular görüşüldü. Kasım Ayı Meclis Toplantısı’nda ekonomik gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, rekabetin tanımının değiştiği bir dönemde finansmana erişimin büyük önem taşıdığını, Konya Ticaret Odası olarak finansmana erişimi kolaylaştıran tüm mekanizmaların destekçisi olmaya devam edeceklerini söyledi. "Enflasyon programı kararlılıkla uygulanmalı" Türkiye ekonomisinin en önemli gündem maddesi olan enflasyonda düşüş eğiliminin sürmesine rağmen hala yüksek olduğuna dikkat çeken Başkan Öztürk, "Dezenflasyon hızında belirgin bir yavaşlama dikkat çekmektedir. Ekonominin yeniden dengelenmesi için para politikasındaki sıkı duruşun sürdürülmesi, bunun mali disiplinle desteklenmesi ve enflasyon programının kararlılıkla uygulanması gerekmektedir. Son açıklanan verilere göre, tüketici enflasyonu 2025 yılı Ekim ayında yıllık bazda yüzde 32,87’ye gerilemiştir. Bu oran hala yüksek olsa da önceki aylara göre sınırlı bir iyileşme söz konusudur. Ekim ayı enflasyonunun aylık yüzde 2.55 olarak açıklanmasıyla yıl sonu enflasyonunun Merkez Bankası ve OVP tahminlerinin üzerinde kalma olasılığı belirgin bir şekilde arttı. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun politika faizini 100 baz puan indirdiği toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, küresel faiz indirimleriyle paralel ancak bağımsız bir şekilde, dezenflasyonun kalıcılığı teyit edilmeden ‘erken gevşeme’ adımı atılmayacağı vurgulanmaktadır. Bu görünüm, faizlerin kısa vadede reel pozitif bölgede tutulacağına, iç talepte kontrollü yavaşlama ve kredilerde seçici sıkılaşma politikasının devam edeceğine işaret etmektedir. Küresel ekonomide ise faiz indirimleri Türkiye için fırsatlar sunarken; jeopolitik riskler, ticaret savaşları ve enerji fiyatlarındaki oynaklık 2025’in sonuna yaklaştığımız bu dönemde üzerinde dikkatle izlenmesi gereken başlıklar olarak karşımızda durmaktadır" dedi. "Kurullarımız konya’ya güç katıyor" Başkan Öztürk, Meclis Toplantısı’nda 2025 yılı faaliyetleriyle ilgili sunumlarını gerçekleştiren TOBB Konya Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Meryem Betül Özkardeş’e ve TOBB Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Erhan Öncan’a teşekkür etti. Her iki kurulun da Konya’ya değer katan çalışmalar yürüttüğünü dile getiren Başkan Öztürk; "Kadın ve genç girişimciler kurullarımız, kurulduğu günden itibaren şehrimizde girişimcilik kültürünün gelişmesine, yeni girişimlerin doğmasına ve kadın ve gençlerimizin üretim hayatına katılımına yönelik çok değerli projeler hayata geçirmiştir. Kurullarımızın ortaya koyduğu vizyon, Konya iş dünyasının dinamizmine güç katmakta; girişimcilik ekosistemimizin büyümesine önemli katkı sunmaktadır. Üstlendikleri görevleri başarıyla yerine getiren her iki icra kurulumuzu da yürekten tebrik ediyorum. Oda ve borsalarımızla birlikte her zaman yanınızda olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Başkan Öztürk ayrıca Kalkınma Odaklı Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin (KOSAM) hazırladığı "Dünya Ne Konuşuyor" ve "Konya Ticaret Odası Kasım Ayı Faaliyetleri" başlıklı sunumlar gerçekleştirerek KTO meclis üyelerine bilgi verdi.
Keçiyi meraya, çobanı yaylaya döndürecek 13 öneri
01 Aralık 2025 Pazartesi - 12:07 Keçiyi meraya, çobanı yaylaya döndürecek 13 öneri Antalya Tarım Konseyi, Antalya Ticaret Borsası, Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğinde 19 Eylül’de düzenlenen Akdeniz Bölgesi Keçi Çalıştayı’nın sonuç raporu açıklandı. Çok sayıda akademisyen, kamu ve sivil toplum temsilcileri, birlik yöneticileri ile yetiştirici ve çobanın katıldığı çalıştayın raporunda, yüzyıllardır Anadolu kültürünün ayrılmaz bir parçası olan keçi yetiştiriciliği ve çobanlık geleneğinin ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan önemine dikkat çekildi. Keçinin, orman ekosisteminin doğal bir unsuru olarak kabul edilmesi gerektiği vurgulanan çalıştay raporunda, mera sorunları, vahşi hayvan saldırıları, çobanlık mesleğinin geleceği, veteriner hizmetleri ve hastalıklar, pazarlama, örgütlenme, damızlık materyali, genç ve kadın girişimciliği gibi pek çok başlıkta sorunlar ve çözüm önerileri ortaya konuldu. "Yapılaşma keçiler için tehdit" Raporda, meraların yapılaşma, maden ve enerji yatırımları nedeniyle daraldığı, mevcut su kaynaklarına erişimin güçleştiğini, orman alanlarında otlatmaya yeterli izin verilmediği belirtilirken, yaylalarda yapılaşmanın önlenmesi, mera ıslah çalışmalarının artırılması, ormanlık alanların kontrollü otlatmaya açılması, göç yollarının düzenlenmesi gerektiği kaydedildi. Ağaçlandırmadan itibaren 10-15 yılı aşmış ormanlık alanların kontrollü olarak otlatmaya açılması ve orman alanlarında keçi otlatılmasının yangını önleme etkili olduğu vurgulanan raporda, "Mera vasfını kaybetmiş alan’ tanımı kamu tarafından kullanılmamalı, ‘mera vasfı kazandırılmış alanlar’ hayvancılığın hizmetine sunulmalıdır" ifadelerine yer verildi. Köy ve mahalle merkezlerinde hayvanların su ihtiyacının şebeke suyundan karşılanması sebebi ile su tüketim miktarının çoğalması ve tonaj fiyatlarının yüksek olması maliyetleri artırdığı kaydedilen raporda, "Köy ve mahalle merkezlerinde hayvancılıkta kullanılan suyun fiyatlandırılmasında indirim uygulanmalıdır" denildi. "Büyükşehir yasası hayvancılığı zorluyor" Büyükşehir Yasası’nın doğrudan ve dolaylı olarak hayvansal üretimi olumsuz yönde etkilediği vurgulanan raporda, "Kırsal alan ile ilgili mevzuat değişikliği yapılmalı, mahalleye dönüştürülen köylerin üretimi etkileyen gerek kavramsal ve gerekse uygulamadaki kısıtları kaldırılmalı, tarımsal üretim yapanlara öncelik tanınmalıdır" denildi. "Canavar" saldırıları artıyor Halk arasında canavar diye tabir edilen kurt saldırısından kaynaklanan sürü kaybının yetiştiricilik açısından önemli bir sorun olduğu kaydedilen raporda, "Çobanların bir kısmı bu gerekçeyle küçükbaş hayvan yetiştiriciliğini terk ediyor" ifadeleri yer aldı. Domuz popülasyonundaki artışın keçiler için tehdit olduğu belirtilen raporda, yabani hayvan popülasyonunun tespit edilmesi, çoban ailelerinden oluşturulacak bölgesel kontrol mekanizmaları, başıboş köpeklerin kısırlaştırılması ve barınaklara alınması, TARSİM sigortasının yaygınlaştırılması ve devlet desteklerinin artırılması önerildi. "Çobana çeyiz desteği verilsin" Çobanlık mesleğine ve hayvancılık yapanlara karşı olumsuz algı olduğu, çobanların evlenmekte sıkıntı yaşadığı belirtilen raporda, çobanlık mesleğinin gençler ve kadınlar tarafından tercih edilmemesi, toplumsal algının olumsuz etkilenmesi en önemli sorunlardan biri olarak öne çıktı. Raporda, "Kadınlar çobanlarla evlenmek istemiyor, aileler de kızlarını hayvancılık yapanlarla evlendirmek istemiyorlar. Bu da çobanlık mesleğinin geleceğinin önündeki en büyük engellerden birisi" denildi. Çoban istihdam desteğinin artırılması, kadınların sosyal güvenlik primlerinin devletçe ödenmesi, çoban çiftlere düğün ve çeyiz desteği verilmesi, genç kadınların işletme sahibi olmasının teşvik edilmesi önerisi yer aldı. "Şap sıkıntısı" Son dönemde artan hayvan hastalıkları ve şap vakalarının pazarları olumsuz etkilediği, ilaç ve hizmet maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle yetiştiricilerin zorlandığı belirtilen raporda, koruyucu hekimliğin güçlendirilmesi, üniversitelerle ortak projeler geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. "Keçi eti kokuyor önyargısı kırılmalı" Keçi etinin koktuğuna dair bir olumsuz algının tüketimi azalttığı, restoranlarda keçi ve oğlak eti menülerinin bulunmadığı kaydedilen raporda, tadım etkinlikleri ile farkındalık oluşturulması, keçi etinin sağlık değerinin medyada anlatılması, agroturizm ve sosyal medya kampanyalarının artırılması, izlenebilirlik ve sertifikasyon sistemlerinin kurulması, "Toros Oğlağı" gibi bölgesel marka ürün geliştirilmesi önerildi. Keçi etinin sağlık değerinin yeterince anlatılamadığı kaydedilen raporda, "Görsel medyanın, özellikle sabah kuşağında, kadın ve sağlık içerikli programlarda oğlak etinin sağlık değerinin, popüler yapımcı ve hekimlerce konuşulması sağlanmalıdır" denildi. "Keçi taşımalıya takılmasın" Raporda, kırsalda yaşamın devamı için eğitim ve sağlık hizmetlerine ulaşımın önemli olduğu vurgulanırken, taşımalı eğitimin yeniden uygulanması gerektiği kaydedildi. Raporda ayrıca küçükbaş hayvancılıkta melezlemenin kontrol altına alınması, damızlık havuzlarının kurulması, halk elinde koruma sürülerinin artırılması, kulak küpelerinin kalitesinin yükseltilmesi, sağım makinelerinin desteklenmesi, küçük aile işletmelerine özel destek modellerinin uygulanması, kurban döneminde elde kalan hayvanların Et ve Süt Kurumu tarafından satın alınması, çobanların sosyal hayata katılımının güçlendirilmesi gibi öneriler dile getirildi. "Keçiyi yaşatacak 13 öneri" Raporda, keçi varlığının korunması, artırılması, sofraya ve ekonomiye kazandırılması için 13 öneri şöyle sıralandı: "Taşımalı Eğitim yeniden uygulanmalıdır. Küçükbaş hayvancılıkta kontrolsüz bir melezleme var. Bu konuda daha fazla yayım ve eğitim faaliyeti yapılmalıdır. İllerde damızlık havuzları oluşturulmalıdır. Halk elinde koruma sürülerinin sayısı arttırılmalıdır. Kadınların ve genç çiftçilerin işletme sahibi olması teşvik edilmelidir. Kulak küpeleri kaliteli üretilmelidir. Örgütlenme yeterli değildi. Örgütler; yetiştiricilerin, üreticilerin taleplerine odaklanmalıdır. Sağım makinelerinin kullanılması yaygınlaştırılmalı, bu konuda destek verilmelidir. Kırsalda Bereket projesine benzer bir sistemle hayvan sayısı az olan aile işletmelerinin hayvan sayısı ve ekonomik durumu desteklenmelidir. Uzun yıllar hayvancılık yapan işletmeler ile işe yeni başlayan işletmeler arasında destek ve teşvik sistemi açısından bir fark olması, uzun yıllar hayvancılık yapan işletmelere daha düşük faizlerle kredi verilmesi gereklidir. Bölgesel test istasyonları kurularak en iyi erkek materyalin seçilmesine yönelik rutine dönüştürülecek projeler yapılmalıdır. Kurban bayramlarında satılamayarak elde kalan hayvanlar kamu tarafından alınarak Et ve Süt kurumunca değerlendirilmelidir. Merkezi ve yerel yönetimlerce çobanların sosyal aktivitelere dahil edilmeleri sağlanmalı, bu konuda yetiştirici birlikleriyle ortak faaliyetler düzenlenmelidir."
Bakan Şimşek: "İlk 9 aydaki yıllık büyüme yüzde 3,7 gerçekleşti"
01 Aralık 2025 Pazartesi - 11:18 Bakan Şimşek: "İlk 9 aydaki yıllık büyüme yüzde 3,7 gerçekleşti" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "İlk 9 aydaki yıllık büyüme yüzde 3,7 gerçekleşti. Yıllıklandırılmış milli gelirimiz 1,5 trilyon doları aştı" dedi. Bakan Şimşek, 2025 yılı üçüncü çeyrek gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) büyümesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "İlk 9 aydaki yıllık büyüme yüzde 3,7 gerçekleşti" Türkiye ekonomisinin, 2025 yılının üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 3,7, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak çeyreklik bazda yüzde 1,1 büyüdüğünü kaydeden Şimşek, "Böylece ilk 9 aydaki yıllık büyüme yüzde 3,7 gerçekleşti. Yıllıklandırılmış milli gelirimiz 1,5 trilyon doları aştı" dedi. Şimşek, tarımın GSYH içindeki ağırlığının yüksek olduğuna dikkati çekerek, "Zirai don ve kuraklığın etkisiyle daralan tarım katma değeri büyümeyi belirgin şekilde sınırlarken tarım dışı büyüme yıllık yüzde 5,6 oldu. Sanayi katma değeri yüzde 6,5 artarken, bu artışta özellikle yüksek teknolojili üretim öne çıktı. Deprem bölgesinin yeniden imarına yönelik çalışmaların katkısıyla inşaat sektöründeki güçlü büyüme sürdü" ifadelerine yer verdi. Tüketim ve yatırımlar yılın ilk yarısında olduğu gibi dengeli bir görünüm sergilediğini söyleyen Şimşek, inşaat yatırımlarındaki olumlu seyrin yanı sıra üretim kapasitesi açısından kritik önemde olan makine ve teçhizat yatırımlarının da yüzde 11,3 arttığını dile getirdi. Bu dönemde küresel ticaretteki görece zayıf seyrin etkisiyle net dış talebin ise büyümeyi 1 puan sınırladığını ifade eden Şimşek, cari açığın milli gelire oranında yüzde 1,3 ile sürdürülebilir seviyede kalmaya devam ettiğini vurguladı. "Büyümenin 2025 yılında Orta Vadeli Program’ın sınırlı üzerinde gerçekleşmesini öngörüyoruz" Büyümenin son çeyrekteki seyrine ilişkin de konuşan Şimşek, şunları kaydetti: "Büyümenin son çeyrekte ılımlı seyretmesini ve 2025 yılında Orta Vadeli Program’ın sınırlı üzerinde gerçekleşmesini öngörüyoruz. Daha elverişli finansal koşullar ve destekleyici küresel konjonktür sayesinde ekonomik aktivitedeki artışın 2026’da bu yıldan daha olumlu olmasını bekliyoruz. Ayrıca, büyümenin enflasyondaki düşüşü desteklemeye devam edeceğini değerlendiriyoruz. Dezenflasyon sürecini de olumsuz etkileyen kuraklık ve don gibi arz yönlü şokların etkilerini azaltmak amacıyla; verimliliği artıracak, sulama altyapısını güçlendirecek ve kaynakların daha etkin kullanılmasını sağlayacak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özellikle emek yoğun sektörlerde zayıf seyreden üretimi canlandırmak ve istihdamı korumak amacıyla reel sektöre yönelik desteklerimize devam ediyoruz." "Ekonomide verimliliği ve rekabet gücünü artıracak yapısal reformları hayata geçiriyoruz" Fiyat istikrarını merkeze alan, sürdürülebilir yüksek büyüme ve kalıcı refah artışını hedefleyen programlarını kararlılıkla uyguladıklarının altını çizen Şimşek, "Bu program sayesinde son iki yılda elde edilen kazanımları kalıcı hale getirecek ve ekonomide dönüşümü sağlayarak verimliliği ve rekabet gücünü artıracak yapısal reformları hayata geçiriyoruz" ifadelerini kullandı.