EKONOMİ
TrendFinans ve Odeabank servis modeli bankacılığı için BDDK’dan izin aldı 22 Nisan 2026 Çarşamba - 18:55:42 Trendyol çatısı altında yer alan TrendFinans uygulaması ile Odeabank bankacılık hizmetlerinin servis modeli bankacılığı kapsamında sunulması için, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) onay süreci tamamlandı. Kullanıcıların Trendyol uygulaması üzerinden erişim sağlayacakları TrendFinans markasıyla hayata geçecek uygulama, müşteri ve iş ortaklarının deneyimini uçtan uca güçlendirecek. Türkiye’nin önde gelen e-ticaret platformlarından Trendyol, teknoloji ve kullanıcı deneyimindeki uzmanlığını finansal teknolojilere taşıyor. Yapılan açıklamaya göre BDDK, Trendyol’un finansal teknolojiler alanındaki şirketi TrendFinans’a, Odeabank’ın lisanslı bankacılık altyapısı ile hizmetlerini servis modeli bankacılığı kapsamında sunması için izin verdi. Bu izinle birlikte TrendFinans arayüz sağlayıcı olarak, Odeabank’ın sunduğu bireysel ve KOBİ bankacılığındaki yenilikçi ürünleri çok yakında kullanıcılarının deneyimine açacak. Yeni nesil finansal deneyim tek çatı altında Açıklamaya göre, Trendyol uygulaması içerisinden erişilebilecek TrendFinans, bireysel müşteriler ve KOBİ’lere yönelik Odeabank ürün ve servislerini yüksek teknoloji ile desteklenmiş bir platform üzerinden sunarak bankacılık hizmetlerini kolaylaştıracak. KOBİ’lerin finansmana erişimini güçlendirmeyi amaçlayan TrendFinans, bireysel müşteriler için de birçok yenilikçi ürün ve hizmeti hayata geçirmeyi hedefliyor. Bireysel müşteriler ve iş ortakları, kesintisiz ve entegre bir kullanıcı deneyimini TrendFinans ile tek bir çatı altında yaşayacak. E-ticaret platformu, geçtiğimiz yıl Temmuz ayında, Birleşik Arap Emirlikleri merkezli yatırım fonu ADQ, dünyanın önde gelen dijital ödeme sistemleri ve finansal teknoloji sağlayıcılarından Ant International ve dünyanın en büyük insansız hava aracı üreticisi Baykar’ın CEO’su Haluk Bayraktar ile birlikte, Türkiye pazarına yönelik yeni nesil bir finansal teknoloji platformu kurmak için stratejik bir işbirliğine imza attığını duyurmuştu. TrendFinans, kurulacak olan bu finansal teknoloji platformunun ilk adımı olma özelliğini taşıyor.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 17:22 YÖREX 2026’da Erzurum rüzgarı: Dadaş kültürü ve gastronomisine yoğun ilgi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin desteğiyle bu yıl 17’ncisi gerçekleştirilen Yöresel Ürünler Fuarı, 22-26 Nisan 2026 tarihleri arasında ANFAŞ Expo Center’da ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen yöresel değerlerin buluştuğu fuar, hem kültürel mirasın tanıtımı hem de ticari iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önemli bir platform sunuyor. Türkiye genelinde 81 ilden yüzlerce oda ve borsa, kalkınma ajansı, kooperatif ve firmanın katılım sağladığı organizasyonda; coğrafi işaret tescilli ürünler başta olmak üzere çok sayıda yöresel lezzet ve geleneksel ürün sergileniyor. Fuar, ziyaretçilere Anadolu’nun zengin mutfak kültürünü ve el sanatlarını yakından tanıma fırsatı sunarken, üreticiler için de yeni pazarlara açılma imkânı oluşturuyor. Açılış törenine Antalya Valisi Hulusi Şahin’in yanı sıra, Dünya Odalar Federasyonu Başkanı ve TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Zeki Durak ile çok sayıda oda ve borsa başkanı, kamu temsilcisi ve sektör paydaşı katıldı. Açılışta yapılan konuşmalarda, coğrafi işaretli ürünlerin korunması, markalaşması ve uluslararası pazarlarda daha güçlü yer edinmesi konuları ön plana çıktı. Fuarın en çok ilgi gören alanlarından biri ise Erzurum standı oldu. Gastronomi alanında Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden biri olarak öne çıkan Erzurum; köklü kültürü, zengin mutfağı ve tescilli ürünleriyle ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekti. Her yıl olduğu gibi bu yıl da dikkatleri üzerine çeken Erzurum standı, fuarın en çok ziyaret edilen ve beğeni toplayan bölümlerinden biri olarak öne çıktı. Program kapsamında, Erzurum Büyükşehir Belediyesi halk oyunları ekibi tarafından sahnelenen Erzurum barı gösterisi, izleyicilerden büyük alkış aldı. Dadaş kültürünün önemli unsurlarından biri olan bar oyunları, fuar alanında görsel bir şölen sunarak Erzurum’un kültürel zenginliğini etkileyici bir şekilde yansıttı. Açılışın ardından protokol üyeleri stantları ziyaret ederek katılımcılarla bir araya geldi. Erzurum standını ziyaret eden misafirlere; coğrafi işaret belgeli Erzurum su böreği, kadayıf dolması, pekmezli baklava ve cağ kebabı başta olmak üzere birçok yöresel ürün ikram edildi. Sunulan lezzetler, ziyaretçiler tarafından ilgiyle karşılanırken Erzurum mutfağının tanıtımına önemli katkı sağladı. Erzurum Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Genel İdare Kurulu Üyesi Hakan Oral, fuara ilişkin yaptığı değerlendirmede Erzurum’un gastronomi alanındaki gücüne dikkat çekti. Oral, şehirde tescil edilmiş 61 coğrafi işaretli ürün bulunduğunu belirterek, bu ürünlerin hem ekonomik değer oluşturduğunu hem de kültürel mirasın korunmasına katkı sağladığını ifade etti. Erzurum’un sahip olduğu bu zenginliği daha geniş kitlelere tanıtmak için çalışmaların aralıksız sürdüğünü vurguladı. YÖREX’in yalnızca bir tanıtım organizasyonu olmadığını belirten Oral, aynı zamanda ticari iş birliklerinin gelişmesine katkı sunduğunu ifade ederek, yerel üreticilerin ulusal ve uluslararası alıcılarla buluşmasının önemine değindi. Erzurum standının yoğun ilgi görmesinden duydukları memnuniyeti dile getirdi. Öte yandan fuar kapsamında oluşturulan B2B görüşme alanı da katılımcılara önemli fırsatlar sunuyor. Yerel üreticiler; perakende zincirleri, büyük alım grupları ve e-ticaret platformlarıyla birebir görüşmeler gerçekleştirerek yeni iş bağlantıları kurma imkânı buluyor. Bu yönüyle YÖREX 2026, Türkiye’nin yöresel ürünlerini sadece tanıtmakla kalmayıp ekonomik değere dönüştüren önemli bir organizasyon olarak dikkat çekiyor.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 17:16 Van’da girişimcilik zirvesi düzenlendi Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO) ile Van Genç Girişimciler Kurulu iş birliğiyle düzenlenen "VANGİZ-Van Girişimcilik Zirvesi" geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Van Genç Girişimciler Kurulu ve Van TSO’nun koordinasyonunda hayata geçirilen "VANGİZ" projesi kapsamında düzenlenen programda, bölgedeki girişimcilik sisteminin geliştirilmesi ve genç girişimcilerin desteklenmesi konuları ele alındı. Van TSO M. Rifat Hisarcıklıoğlu Salonu’nda düzenlenen zirveye çok sayıda iş adamı, genç girişimci ve öğrenciler katılım sağladı. İki oturum şeklinde düzenlenen program süresince girişimcilik fırsatları, yerel kalkınma projeleri ve iş dünyasındaki yeni trendler üzerine istişarelerde bulunuldu. Zirvede bir konuşma yapan Van TSO Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva, Türkiye’nin markalaşma yolundaki önemli üretim kuruluşlarının genç girişimcilere ilham verdiğini belirtti. Başkan Takva, "Birkaç kuşaktır çok önemli işler başaran, ülkemizde markalaşma yolunda faaliyetler gösteren önemli üretim kuruluşları ve özel sektörün gurur duyduğu temsilciler bugün buradalar. Bizleri kırmadılar ve bugün girişimcilik zirvesinde bizlerle beraberler. Gerçekten bu konuda önemli işlere imza atan Genç Girişimciler Kurulu Başkanımız Ümit Can Sari, değerli ekibi ve kıymetli arkadaşları çok iyi çalıştılar. Bir süredir sürekli bizi bu konuda motive ediyorlar. Bu sürece destek veren yönetim kurulu üyelerimin tamamına çok teşekkür ediyorum. Meclis divanımıza, oda çalışanlarımıza, genel sekreterimize ve çalışma arkadaşlarımıza; bu organizasyonun kusursuz bir şekilde Van’daki genç girişimcilere ve hayalleri olanlara erişimini sağladıkları için minnettarlığımı ve teşekkürlerimi iletiyorum" dedi. Van Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Ümit Can Sarı ise etkinliğin temel amacına dikkat çekerek, "Biz bu zirveyi planlarken temel düşüncemiz; gençlerimizi ilham veren isimlerle buluşturmak, bölgemizin girişimcilik potansiyeline katkı sunmak ve yeni iş birliklerine zemin oluşturmaktı. Biz de bu anlayışla birlikte üretmeye, birlikte büyümeye ve girişimcilik ekosistemimizi birlikte güçlendirmeye devam edeceğiz" diye konuştu.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 16:47 Bakan Uraloğlu: "Şu anda Türkiye’de bir jet yakıtı problemi yok" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’deki jet yakıtı durumuna ilişkin, "Dünyayı da takip ediyoruz. Petrol yüzde 50-60 artmışken jet yakıtı iki katından fazla artmış durumda. Türkiye, jet yakıtı ithalatçısı bir ülke değil. Tersine ihracatçısı bir ülke ve şu anda Türkiye’de net olarak bir jet yakıtı problemi yoktur" dedi. Bakan Uraloğlu, İSO Meclis Toplantısı’nın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. ABD-İsrail ve İran savaşında ateşkes süresinin uzatıldığını belirten Bakan Uraloğlu, "İlk anda bizim İran’da kalan bir uçağımız vardı, onu getirdik. Pegasus’un uçağıydı. Türk Hava Yolları’nın uçağını da inşallah bugün, belki yarın getireceğiz. Hâlâ hava sahası kapalı olan ülkeler var. Bu ülkelere biz şu anda bir uçuş planlamıyoruz. Nereler var; Suriye’nin güneyi, İsrail zaten bizim bir uçuşumuz yoktu, İran, Irak, Kuveyt. Buralara hava sahaları kapalı olduğu için uçuş planlamıyorduk. Biz esasında gerekli tespitleri yaparak inisiyatifi birazcık da hava yolu operatörlerimize bırakıyoruz. Şu an itibarıyla ana taşıyıcılarımız olan Türk Hava Yolları ve Pegasus mayıs ayı sonuna kadar bu uçuşları iptal etmiş durumdalar ama şu ateşkes sürecinin netleşmesi durumunda bunun hemen gözden geçirilmesi söz konusu olacak" ifadelerini kullandı. İran’ın Türkiye’ye uçma talebinin olduğunu belirten Uraloğlu, bunu değerlendirdiklerini, ilk etapta böyle bir imkan olabileceğini, sonrasında da gelişmelere göre karar vereceklerini söyledi. Bakan Uraloğlu ayrıca, "Yani içinde 200-300 kişi olan uçağın risk almıyor olması lazım. Birinci derecedeki hassasiyetimiz bu" diye konuştu. "Türkiye’de net olarak bir jet yakıtı problemi yoktur" Türkiye’deki jet yakıtı durumuyla ilgili bir soru üzerine Bakan Uraloğlu, "Dünyayı da takip ediyoruz. Petrol yüzde 50-60 artmışken jet yakıtı iki katından fazla artmış durumda. Türkiye, jet yakıtı ithalatçısı bir ülke değil. Tersine ihracatçısı bir ülke ve şu anda Türkiye’de net olarak bir jet yakıtı problemi yoktur" diye konuştu.
Atıl tarım arazilerinin listesini vermeyen muhtar görevden uzaklaştırıldı
01 Aralık 2025 Pazartesi - 12:54 Atıl tarım arazilerinin listesini vermeyen muhtar görevden uzaklaştırıldı Denizli’nin Acıpayam ilçesinde atıl tarım arazilerin tespiti için talep edilen ekim listeleri zamanında teslim etmeyen 23 mahalle muhtarından savunma istendi, 1 muhtar görevden uzaklaştırıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı, bu yıldan itibaren atıl tarım arazilerini tespit edip kiraya vererek ekonomiye kazandıracak. Atıl tarım arazilerinin ülke ekonomisine kazandırılması için yürütülen çalışmalar kapsamında Bakanlık tüm tarım bölgelerinde atıl tarım arazilerinin tespitini yapıyor. Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri ile muhtarların ortaklaşa yürüttüğü çalışmalar sürerken durum, Denizli’nin Acıpayam ilçesinde krize dönüştü. Acıpayam Kaymakamlığı, atıl tarım arazilerinin tespitinin yapılması için muhtarlara yazı gönderdi. Resmi yazıyla mahalle sınırları içindeki tarım arazilerinin ekili olup olmadığının tespiti amacıyla muhtarlardan çetele yani ekim listesi talep edildi. Muhtarlardan, hazırlanan listeleri belirlenen süre içinde İlçe Tarım Müdürlüğüne teslim etmeleri istendi. Acıpayam’daki 56 muhtar, mahallelerindeki atıl arazilerin tespiti ile ilgili ekim listelerini kaymakamlığa gönderdi. Acıpayam’da kaymakamlık tarafından duyurulan tarihler içerisinde ekim listelerini hazırlamayarak, görevlerini yerine getirmeyen 23 muhtarın savunması istenirken, bir muhtar ise görevden alınarak yerine azası atandı.
KTO Başkanı Gülsoy: "Büyümenin sürdürülebilirliği için ihracat ve finansman destekleri artırılmalı"
01 Aralık 2025 Pazartesi - 12:48 KTO Başkanı Gülsoy: "Büyümenin sürdürülebilirliği için ihracat ve finansman destekleri artırılmalı" Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy; Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı üçüncü çeyrek büyüme rakamlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ekonominin Temmuz-Eylül döneminde yüzde 3,7 büyümesinin önemli bir performans olduğunu belirten Gülsoy; büyümenin sürdürülebilirliği için ihracatı güçlendiren ve üretimi destekleyen politikalara öncelik verilmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye ekonomisinin 2025 yılı üçüncü çeyreğinde (Temmuz-Eylül dönemi) yüzde 3,7 büyüdüğünü belirten Gülsoy; "Ekonomimiz, Kovid-19 salgını tedbirlerinin uygulandığı 2020 yılının ikinci çeyreğinden bu yana pozitif büyüme serisini 21 çeyreğe taşımış olmasıyla bizler için çok önemli bir tablo ortaya koymaktadır" diye konuştu. Sektörel büyüme verilerine de değinen Gülsoy şunları aktardı; "Geçen yıla göre zincirlenmiş hacim endeksine bakıldığında; inşaat yüzde 13,9, finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 10,8, bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 10,1, ürün üzerindeki vergiler eksi sübvansiyonlar yüzde 9,6, diğer hizmet faaliyetleri yüzde 7,1, sanayi sektörü yüzde 6,5, ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 6,3, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 4,4, gayrimenkul faaliyetleri yüzde 4,2, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 2,1 arttı. Tarım sektörü ise yüzde 12,7 azaldı. Üretim yöntemiyle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla tahmini, yılın üçüncü çeyreğinde cari fiyatlarla bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 41,6 artarak 17 trilyon 424 milyar 718 milyon TL oldu. GSYH’nin üçüncü çeyrek değeri cari fiyatlarla ABD doları bazında 432 milyar 880 milyon olarak gerçekleşti. Bu rakamlara baktığımızda; inşaat, finans, bilgi-iletişim ve sanayi sektörlerinde pozitif seyrin devam ettiğini; tarımda yaşanan düşüşün ise hem gıda fiyatları hem de üretim zinciri açısından risk oluşturduğunu görüyoruz." Büyümeyi kalıcı hale getirmek için üretim ve ihracatın desteklenmesinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Başkan Gülsoy değerlendirmesinde; "Büyüme rakamları, ülkemizin yatırım ve üretimi en zor şartlarda bile sürdürme kararlılığını göstermesi açısından değerlidir. Ancak bu büyümeyi daha yukarı taşıyabilmemiz için ihracatta güçlü bir ivme yakalamamız gerekiyor. Yüksek maliyetler, düşük kur seviyesi ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar ihracatçılarımızın rekabet gücünü zayıflatmaktadır. İş dünyamızın nefes alabilmesi için finansman kanallarının açılması, kredi maliyetlerinin düşürülmesi ve ihracat desteklerinin güçlendirilmesi artık kaçınılmazdır. İşletmelerimiz enflasyonla mücadelede kararlı duruşunu sürdürmektedir ancak artan girdi maliyetleri ve büyüyen işletme sermayesi ihtiyacı önemli bir yük oluşturmaktadır. Rekabet gücümüzü koruyabilmemiz için yeşil dönüşüm yatırımlarının desteklenmesi de zorunlu hale gelmiştir. Avrupa pazarındaki standartlara uyum sağlanmadığı takdirde ihracatçı firmalarımız ciddi risklerle karşı karşıya kalacaktır" ifadelerine yer verdi. Yeşil dönüşümün ertelenemeyecek bir süreç olduğuna dikkat çeken Başkan Gülsoy, sözlerini şöyle sürdürdü; "Rekabet artık sadece fiyat üzerinden değil, karbon ayak izi ve sürdürülebilir üretim kriterleri üzerinden şekilleniyor. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenlemesi gibi uygulamalar işletmelerimizi yeni bir döneme hazırlanmaya zorluyor. Bu dönüşüme uyum sağlayabilmemiz için sanayicimize yönelik finansman, teşvik ve teknik desteklerin artırılması gerekmektedir. Yeşil dönüşümü geciktiren ülkeler ve işletmelerin pazar kaybetmesi kaçınılmazdır." Açıklamasının sonunda özel sektörün üretim ve yatırım iradesinin güçlü olduğunu vurgulayan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy; "Özel sektörümüzün azmi, motivasyonu ve üretim gücü yerindedir. Ancak finansal şartların iyileştirilmesi ve yatırım ortamını destekleyen adımların hızla hayata geçirilmesi gerekmektedir. Ekonomide kalıcı büyüme için kamu ve özel sektörün aynı hedef istikametinde hareket etmesi, ortak akıl ile çalışması büyük önem taşımaktadır. Kayseri iş dünyası olarak ülkemizin geleceğine güveniyor; üretmeye, istihdam oluşturmaya ve ihracat yapmaya kararlılıkla devam ediyoruz" diye konuştu.
Sabiha Gökçen, Avrupa’daki büyümesini sürdürüyor: İstanbul’dan Bilbao’ya direkt uçuşlar başladı
01 Aralık 2025 Pazartesi - 12:43 Sabiha Gökçen, Avrupa’daki büyümesini sürdürüyor: İstanbul’dan Bilbao’ya direkt uçuşlar başladı İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı, büyüme hedefleri doğrultusunda uçuş ağını genişletmeye devam ediyor. Pegasus Hava Yolları’nın İstanbul Sabiha Gökçen (SAW)-Bilbao (BIO) direkt uçuşları 1 Aralık itibarıyla başladı. Bilbao, Sabiha Gökçen’in Barselona, Madrid ve Sevilla’dan sonra İspanya’daki dördüncü bağlantı noktası oldu. İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (ISG), Avrupa’daki destinasyon çeşitliliğini artırma hedefi doğrultusunda yeni bir hattı daha bağlantı ağına kattı. 2025 kış sezonu ile birlikte bugün başlayan İstanbul Sabiha Gökçen - Bilbao direkt uçuşları, Türkiye ile Kuzey İspanya arasındaki ulaşım seçeneklerini genişletti. SAW - BIO hattındaki seferler haftada dört frekans olarak Pazartesi, Çarşamba, Cuma ve Pazar günleri sabah saatlerinde gerçekleştirilecek. Yeni hattın ilk uçağı bu sabah terminalde düzenlenen bir törenle Bilbao’ya uğurlandı. Yolcular Gate bölgesinde Türk lokumu ile karşılandı, uçağa binmeden önce oluşturulan alanda bol bol hatıra fotoğrafı çektirdi. Bask Bölgesi’nin kültür, sanat ve gastronomi merkezi Bilbao, Pegasus Hava Yolları’nın 2025 yılında SAW kalkışlı son hat açılışı oldu. ISG, 2025 yılında toplam 25 hat açtı İstanbul Sabiha Gökçen (ISG) Uluslararası Havalimanı, mevcut hatlara ilave hatların yanı sıra, 14 yeni dış hat ve 1 yeni iç hat uçuşu başlatarak uçuş ağını genişletti ve 2025 yılı içerisinde toplam 23 dış hat, 2 iç hat olmak üzere toplam 25 hat açılışı gerçekleştirdi. Sabiha Gökçen Havalimanı, bugün 54 ülkede 39 iç hat, 114 dış hat olmak üzere toplam 153 destinasyonu İstanbul’a bağlıyor. Sabiha Gökçen’den direkt veya bağlantılı olarak gelen yolcular, Bilbao Havalimanı’nın (BIO) şehir merkezine olan yakınlığı ve sunduğu imkanlar ile dinamik Bask bölgesinin gözde şehrine konforlu ve kolay ulaşabiliyor. Sanatseverlerin gözde şehri: Bilbao İspanya’nın kuzeyindeki Bask Bölgesi’nin kalbi ve sanatseverlerin gözdesi olan Bilbao şehri, Nervin Nehri kıyısında mimari harikaları ve dünyaca ünlü Guggenheim Müzesi ile öne çıkıyor. Guggenheim Müzesi’nin modern sanat etkisiyle dönüşen Bilbao, çağdaş kimliğiyle ilham veren bir şehir haline gelirken tarihi dokusunu da hissettiriyor. Sahip olduğu güçlü sanayi, ticaret, liman ve üniversite altyapısıyla yıl boyunca sürdürülebilir bir talep potansiyeli sunan bölge, aynı zamanda geniş bir çekim alanına hitap ediyor. Bilbao’nun yanı sıra Vitoria-Gasteiz ve Pamplona gibi önemli merkezleri kapsayan bu bölge, ekonomik ve kültürel hareketliliği destekliyor. Zengin Bask mutfağı ile öne çıkan şehir, uluslararası alanda bilinen gastronomik mirası, Michelin yıldızlı restoranları ve dünyaca ünlü tatlıya adını veren San Sebastin gibi zengin yerel lezzetleri ile destinasyonun turistik cazibesini daha da artırarak uluslararası ziyaretçiler için güçlü bir çekim noktası oluşturuyor. Sabiha Gökçen’in Barselona, Madrid ve Sevilla’dan sonra İspanya’daki dördüncü destinasyonu olan Bilbao’nun, İspanya arasındaki turistik ve ticari bağları güçlendirmesi bekleniyor.
Kuyucak’ta portakal hasadı yapıldı, üreticilere belgeleri teslim edildi
01 Aralık 2025 Pazartesi - 12:38 Kuyucak’ta portakal hasadı yapıldı, üreticilere belgeleri teslim edildi Aydın’ın Kuyucak ilçesinde portakal hasadına katılan İl Tarım ve orman Müdürlüğü ekipleri üreticilere "Entegre ve Kontrollü Ürün Yönetimi" (EKÜY) belgeleri takdim edildi. Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri kış sezonunun başlamasıyla birlikte hasadı yapılan Coğrafi İşaretli Kuyucak Portakalı için Kuyucak’taki portakal bahçesinde üreticilerle bir araya geldi. Hasat coşkusuna ortak olan yetkililer, EKÜY Belgesi almaya hak kazanan üreticilere belgelerini takdim etti. "Aydın’da 93 bin 243 ton narenciye üretildi" Gerçekleştirilen programda ayrıca Aydın’a ait tarımsal veriler ile ilgili bilgi paylaşımında bulunuldu. TÜİK 2024 verilerine göre Aydın’da toplam 42 bin 902 dekar alanda 93 bin 243 ton narenciye üretildiği, ürün dağılımının ise Portakal 74 bin 005 ton, Mandalina 16 bin 747 ton, Limon 2 bin 353 ton, Greyfurt 138 ton olduğu açıklandı. "Akdeniz meyve sineği mücadelesi sürüyor" Akdeniz Meyvesineği ile etkin mücadelenin devam ettiği açıklanırken, 5 ekip, 5 ilçede 14 bahçe ve 28 tuzakla Ulusal Eylem Planı’nın yürütüldüğü ifade edildi. 17 ilçede 40 istasyon ve 80 monitör tuzakla izleme çalışmalarının devam ettiği, toplam 17 ekip ve 38 personelin sahada görev yaptığı, üreticilere 28 bin 374 adet tuzak dağıtıldığı belirtildi. Ayrıca İl Müdürlüğü tarafından alınan 13 bin adet siyah torba, kültürel mücadelede kullanılmak üzere 17 ilçeye gönderildiği açıklandı. "Turunçgil EKÜY Projesi devam ediyor" Zirai ilaç kalıntılarını önlemek ve ürün güvenilirliğini artırmak amacıyla yürütülen projenin Kuşadası, Kuyucak, Nazilli, Söke ve Sultanhisar ilçelerinde 8 bin 158 dekar alanda sürdürüldüğü de ifade edildi.
İş İnsanı Şükrü Tamer Başyazıcıoğlu: "Türkiye’de ticari gayrimenkulde yeni dönem başladı"
01 Aralık 2025 Pazartesi - 12:33 İş İnsanı Şükrü Tamer Başyazıcıoğlu: "Türkiye’de ticari gayrimenkulde yeni dönem başladı" Now Bomonti’nin sahibi İş İnsanı Şükrü Tamer Başyazıcıoğlu, ofis anlayışındaki değişim ile ilgili açıklamalarda bulundu. Başyazıcıoğlu, "Geleceğin ofisleri, çalışanların gitmek zorunda olduğu değil, gitmek istediği yerler olmak zorunda. Biz projeye başlarken kullanıcıların zaman baskısı hissetmeden hem çalışabileceği hem de sosyalleşebileceği bir yaşam alanı oluşturmayı hedefledik. Bu nedenle lokasyon seçiminde hem tarihi hem modern yerleşim bölgelerine yakınlığı; aynı zamanda ana ulaşım arterlerine erişimi ön planda tuttuk" dedi. Türkiye’de ticari gayrimenkul sektörü, son beş yılda pandemi sonrası değişen çalışma alışkanlıkları, dijitalleşme ve hibrit modellerin kalıcı hale gelmesiyle önemli bir dönüşüm sürecine girdi. Klasik ofis anlayışı yerini; esnek, çok yönlü, sosyal alanlarla desteklenen ve kullanıcı deneyimini merkeze alan yapılara bırakıyor. Artık ticari gayrimenkuller sadece metrekare üzerinden değil, sundukları yaşam alanı, estetik, ulaşılabilirlik ve oluşturdukları topluluk etkisiyle değer görüyor. Bu dönüşümü yakalayamayan ofislerde hem kullanım oranlarının hem de getirilerin düştüğü aktarılıyor. Reel değer kaybı ve değişen beklentiler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre ticari gayrimenkul fiyatları 2024’ün üçüncü çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30 arttı. Ancak bu artışa rağmen ticari gayrimenkuller reel olarak yüzde 2,4 değer kaybetti. İstanbul özelinde ise reel kayıp yüzde 4,5’i buldu. Bu tablonun, piyasanın yön değiştirdiğini ve kullanıcı beklentilerinin artık farklılaştığını ortaya koyduğu aktarıldı. Talep ‘karma kullanım’ projelere kaydı Özellikle İstanbul’da A sınıfı ofislere talep tek bir işleve sahip plazalardan çok, altında sosyal alanları, restoranları, kafeleri ve hizmet birimleri bulunan "karma kullanım" projelerine yöneldi. Şehrin merkezinde konumlanan Now Bomonti de bu dönüşümün öne çıkan örnekleri arasında yer alıyor. "Geleceğin ofisleri gitmek istenen yerler olmalı" Now Bomonti’nin sahibi İş İnsanı Şükrü Tamer Başyazıcıoğlu, ofis anlayışındaki değişimi şu sözlerle özetledi: "Geleceğin ofisleri, çalışanların gitmek zorunda olduğu değil, gitmek istediği yerler olmak zorunda. Biz projeye başlarken kullanıcıların zaman baskısı hissetmeden hem çalışabileceği hem de sosyalleşebileceği bir yaşam alanı oluşturmayı hedefledik. Bu nedenle lokasyon seçiminde hem tarihi hem modern yerleşim bölgelerine yakınlığı; aynı zamanda ana ulaşım arterlerine erişimi ön planda tuttuk." Kullanıcı deneyimini önceleyen tasarım anlayışı Başyazıcıoğlu, projede yer alan spor salonu, restoranlar ve galerilerle kullanıcıların farklı deneyimler yaşamasını amaçladıklarını, tasarımda ise şehrin enerjik yapısını yansıttıklarını belirterek, Now Bomonti’nin bu yaklaşımı sayesinde uluslararası tasarım ödülleri aldıklarını belirtti. Now markası Türkiye ve dünyaya açılacak Now Bomonti’de elde edilen yüksek doluluk oranının ardından Başyazıcıoğlu Holding, "Now" markasını hem Türkiye’nin gelişen ticaret bölgelerine hem de yurtdışına taşımayı hedefliyor. Başyazıcıoğlu, yeni yatırımlarda markanın kalite standardını korurken, projelerin bulunduğu bölgelerin yerel kültürlerini modern bir anlayışla harmanlamayı planladıklarını ifade etti. Yeni nesil çalışanlara uygun küresel perspektif Şükrü Tamet Başyazıcıoğlu, "İş dünyasının demografisi değişti. Expat’ların yanına dijital göçebeler eklendi. Bu yeni nesil çalışanlar için ofis, şehrin ruhunun hissedildiği, sosyal yaşamla iç içe bir alan olmalı. Biz de modüler ve esnek tasarım yaklaşımımızı yurtdışı projelerimize taşıyarak yerel deneyimle modern iş hayatını birleştiren küresel bir marka oluşturmayı amaçlıyoruz" açıklamasında bulundu. Ticari gayrimenkulde yeni dönemin adımları Türkiye’de ticari gayrimenkulün yeni döneminde, kullanıcı deneyimine odaklanan, esnek ve sosyal yaşamı destekleyen projelerin önümüzdeki yıllarda yatırımcılar ve şirketler tarafından daha fazla tercih edilmesi bekleniyor.
Kasım ayında İstanbul’un yıllık enflasyonu yüzde 38,28 oldu
01 Aralık 2025 Pazartesi - 12:32 Kasım ayında İstanbul’un yıllık enflasyonu yüzde 38,28 oldu İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) açıkladığı verilere göre, İstanbul’da Kasım ayında perakende fiyatlar aylık yüzde 1,19 artarken, yıllık bazda ise yüzde 38,28 arttı. İstanbul’un Kasım ayı enflasyonu belli oldu. Kasım ayında İstanbul’da perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İTO İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi aylık artışı yüzde 1,19 olarak gerçekleşti. 2024 Kasım ayına göre 2025 Kasım ayında İstanbul’da yaşanan fiyat değişimlerini gösteren bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranı İTO 2023=100 bazlı İTO İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi’nde yüzde 38,28 olarak gerçekleşti. Toptan Eşya Fiyatları İndeksi Toptan fiyat hareketlerini yansıtan ve 2025 Ekim ayında yüzde 1,51 oranında artan Toptan Eşya Fiyatları İndeksi 2025 Kasım ayında yüzde 2,14 oranında arttı. 2025 Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranı yüzde 23,12, yıllık ortalama değişim oranı ise yüzde 28,24 oldu. Kasım 2025’te Toptan fiyatlarda bir önceki aya göre; kimyevi maddeler grubunda yüzde 4,88, işlenmemiş maddeler grubunda yüzde 3,32, gıda maddeleri grubunda yüzde 1,32, yakacak ve enerji maddeleri grubunda yüzde 1,86, inşaat malzemeleri grubunda yüzde 1,29 ve madenler grubunda yüzde 1,03 artış gözlenirken; mensucat grubunda herhangi bir değişim gözlendi. Yıllık ortalama bazda 2025 Yılı Kasım ayı gruplar itibariyle artışlar sırasıyla; inşaat malzemelerinde yüzde 50,28, mensucatta yüzde 39,28, gıda maddelerinde yüzde 29,10, işlenmemiş maddelerde yüzde 24,42, yakacak ve enerjide yüzde 21,70, madenlerde yüzde 17,87, kimyevi maddelerde yüzde 17,84 artış gerçekleşti. Kasım ayında İstanbul Tüketici Fiyat İndeksinde; bir önceki aya göre alkollü içecekler ve tütün harcama grubunda yüzde 2,59, konut harcamaları grubunda yüzde 2,30, sağlık harcamaları grubunda yüzde 1,69, ev eşyası harcamaları grubunda yüzde 1,68, çeşitli mal ve hizmetler harcama grubunda yüzde 1,66, eğlence ve kültür harcamaları grubunda yüzde 1,41, lokanta ve oteller harcama grubunda yüzde 1,37, gıda ve alkolsüz içecekler harcama grubunda yüzde 1,28, eğitim harcamaları grubunda 0,02 artış, giyim ve ayakkabı harcamaları grubunda yüzde -1,55, ulaştırma harcamaları grubunda yüzde – 0,03 azalış izlendi. Haberleşme harcamaları grubunda ise fiyat değişimi izlendi. İstanbul’da 2025 Kasım ayı fiyat indeksinin belirlenmesinde; alkollü içecekler ve tütün harcamaları grubunda bir önceki ayda yaşanan fiyat değişimlerinin cari aya yansıması, konut, ev eşyası ve çeşitli mal ve hizmetler harcama gruplarında yer alan bazı ürün ve hizmetlerdeki fiyat değişimleri, gıda harcamaları grubunda yer alan bazı ürünlerde kış mevsimsel etkisinin devam etmesi ile giyim ve ayakkabı harcamaları ile ulaştırma harcamaları gruplarında piyasa koşullarına bağlı olarak izlenen aşağı yönlü fiyat değişimleri etkili oldu. 2025 Kasım ayında en yüksek grup artışı alkollü içecekler ve tütün harcama grubunda (yüzde 2,59), en yüksek grup azalışı ise giyim ve ayakkabı harcamaları grubunda (-1,55) izlendi.
Fırat EDAŞ, izinsiz kazıların 10 ayda 2 bin 219 elektrik kesintisine yol açtığını açıkladı
01 Aralık 2025 Pazartesi - 12:22 Fırat EDAŞ, izinsiz kazıların 10 ayda 2 bin 219 elektrik kesintisine yol açtığını açıkladı Fırat EDAŞ, yılın ilk 10 ayında üçüncü şahıslar tarafından gerçekleştirilen izinsiz kazı ve kontrolsüz müdahaleler sonucu enerji altyapısında toplam 2 bin 219 hasar oluştuğunu açıkladı. Söz konusu hasarlar nedeniyle bölgede geniş kapsamlı kesintiler yaşanırken, 1 milyon 602 bin 696 abone ortalama 3,4 saat süreyle enerjisiz kaldı. Doğu Anadolu Bölgesi’nde elektrik dağıtım hizmeti sunan Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş. (Fırat EDAŞ), izinsiz kazıların ve müdahalelerin enerji arzı üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. Yılın ilk 10 ayında Fırat EDAŞ’ın sorumluluk bölgesinde üçüncü şahıslar tarafından gerçekleştirilen izinsiz kazılar ve kontrolsüz altyapı çalışmaları nedeniyle 2 bin 219 adet elektrik kesintisinin meydana geldiğini açıkladı. Bu kesintilerden 1 milyon 602 bin 696 abone etkilendi; aboneler ortalama 3,4 saat enerjisiz kaldı. En fazla şebeke hasarı bin 94 ile Malatya’da gerçekleşti ve bu hasarlardan kaynaklanan kesintilerden 1 milyon 124 bin 895 abone etkilendi; aboneler ortalama 3,26 saat enerjisiz kaldı. Malatya’yı sırasıyla 974 hasarla Elazığ (388 bin 877 abone - 3,64 saat), 95 hasarla Bingöl (82 bin 732 abone - 2,54 saat) ve 56 hasarla Tunceli (6 bin 192 abone - 2,08 saat) izledi. Yetkisiz müdahale hayati risk taşıyor Fırat EDAŞ, izinsiz kazı ve kontrolsüz müdahalelerin yalnızca şebekede fiziksel hasara yol açmadığını; hastaneler, okullar, üretim tesisleri ve haneler gibi geniş bir kullanıcı kitlesinin günlük yaşamını doğrudan etkilediğini vurguladı. Bu nedenle sahada yapılacak her çalışmanın öncesinde Fırat EDAŞ ile gerekli koordinasyonun sağlanması gerektiğini hatırlatan yetkililer, şunları söyledi: "Enerji altyapısına verilen her hasar, yüzbinlerce vatandaşımızın yaşamını doğrudan etkileyen kesintilere neden oluyor. İzinsiz kazılar, sadece şebekenin teknik bütünlüğünü zedelemekle kalmıyor; bölgedeki ekonomik faaliyetleri, hizmet sürekliliğini ve günlük yaşamı sekteye uğratıyor. Böyle hasarlar sonrası ekiplerimiz ilgili bölgeye hızla ulaşarak enerjinin en kısa sürede yeniden devreye alınması için aralıksız çalışıyor. Ayrıca izinsiz kazıların yanı sıra, şahıslar tarafından gerçekleştirilen kontrolsüz müdahaleler de şebeke bütünlüğünü tehdit etmekte birlikte ciddi düzeyde can güvenliği riski oluşturuyor. Bu çerçevede, her türlü kazı, işlem veya ihbarın 186 Çağrı Merkezi üzerinden veya kurumumuzun web sitesi aracılığıyla tarafımıza iletilmesi gerekiyor."
Başkan Öztürk: "Enflasyon programı kararlılıkla uygulanmalı"
01 Aralık 2025 Pazartesi - 12:13 Başkan Öztürk: "Enflasyon programı kararlılıkla uygulanmalı" Konya Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, yüksek enflasyona dikkat çekerek, "Ekonominin yeniden dengelenmesi için para politikasındaki sıkı duruşun sürdürülmesi, bunun mali disiplinle desteklenmesi ve enflasyon programının kararlılıkla uygulanması gerekmektedir" dedi. KTO Kasım Ayı Meclis Toplantısı KTO Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. KTO Meclis Başkanı Ahmet Arıcı’nın başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Konya Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Meryem Betül Özkardeş ve TOBB Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Erhan Öncan 2025 yılı faaliyetleriyle ilgili sunum gerçekleştirirken, KTO Hizmet Binası içerisinde faaliyete başlayan Türk Ticaret Bankası Konya Şubesi Müdürü Kürşat Dayıoğlu da bankanın çalışmalarını anlattı. Sunumların ardından Kasım ayı Meclis gündemindeki konular görüşüldü. Kasım Ayı Meclis Toplantısı’nda ekonomik gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, rekabetin tanımının değiştiği bir dönemde finansmana erişimin büyük önem taşıdığını, Konya Ticaret Odası olarak finansmana erişimi kolaylaştıran tüm mekanizmaların destekçisi olmaya devam edeceklerini söyledi. "Enflasyon programı kararlılıkla uygulanmalı" Türkiye ekonomisinin en önemli gündem maddesi olan enflasyonda düşüş eğiliminin sürmesine rağmen hala yüksek olduğuna dikkat çeken Başkan Öztürk, "Dezenflasyon hızında belirgin bir yavaşlama dikkat çekmektedir. Ekonominin yeniden dengelenmesi için para politikasındaki sıkı duruşun sürdürülmesi, bunun mali disiplinle desteklenmesi ve enflasyon programının kararlılıkla uygulanması gerekmektedir. Son açıklanan verilere göre, tüketici enflasyonu 2025 yılı Ekim ayında yıllık bazda yüzde 32,87’ye gerilemiştir. Bu oran hala yüksek olsa da önceki aylara göre sınırlı bir iyileşme söz konusudur. Ekim ayı enflasyonunun aylık yüzde 2.55 olarak açıklanmasıyla yıl sonu enflasyonunun Merkez Bankası ve OVP tahminlerinin üzerinde kalma olasılığı belirgin bir şekilde arttı. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun politika faizini 100 baz puan indirdiği toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, küresel faiz indirimleriyle paralel ancak bağımsız bir şekilde, dezenflasyonun kalıcılığı teyit edilmeden ‘erken gevşeme’ adımı atılmayacağı vurgulanmaktadır. Bu görünüm, faizlerin kısa vadede reel pozitif bölgede tutulacağına, iç talepte kontrollü yavaşlama ve kredilerde seçici sıkılaşma politikasının devam edeceğine işaret etmektedir. Küresel ekonomide ise faiz indirimleri Türkiye için fırsatlar sunarken; jeopolitik riskler, ticaret savaşları ve enerji fiyatlarındaki oynaklık 2025’in sonuna yaklaştığımız bu dönemde üzerinde dikkatle izlenmesi gereken başlıklar olarak karşımızda durmaktadır" dedi. "Kurullarımız konya’ya güç katıyor" Başkan Öztürk, Meclis Toplantısı’nda 2025 yılı faaliyetleriyle ilgili sunumlarını gerçekleştiren TOBB Konya Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Meryem Betül Özkardeş’e ve TOBB Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Erhan Öncan’a teşekkür etti. Her iki kurulun da Konya’ya değer katan çalışmalar yürüttüğünü dile getiren Başkan Öztürk; "Kadın ve genç girişimciler kurullarımız, kurulduğu günden itibaren şehrimizde girişimcilik kültürünün gelişmesine, yeni girişimlerin doğmasına ve kadın ve gençlerimizin üretim hayatına katılımına yönelik çok değerli projeler hayata geçirmiştir. Kurullarımızın ortaya koyduğu vizyon, Konya iş dünyasının dinamizmine güç katmakta; girişimcilik ekosistemimizin büyümesine önemli katkı sunmaktadır. Üstlendikleri görevleri başarıyla yerine getiren her iki icra kurulumuzu da yürekten tebrik ediyorum. Oda ve borsalarımızla birlikte her zaman yanınızda olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Başkan Öztürk ayrıca Kalkınma Odaklı Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin (KOSAM) hazırladığı "Dünya Ne Konuşuyor" ve "Konya Ticaret Odası Kasım Ayı Faaliyetleri" başlıklı sunumlar gerçekleştirerek KTO meclis üyelerine bilgi verdi.
Keçiyi meraya, çobanı yaylaya döndürecek 13 öneri
01 Aralık 2025 Pazartesi - 12:07 Keçiyi meraya, çobanı yaylaya döndürecek 13 öneri Antalya Tarım Konseyi, Antalya Ticaret Borsası, Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğinde 19 Eylül’de düzenlenen Akdeniz Bölgesi Keçi Çalıştayı’nın sonuç raporu açıklandı. Çok sayıda akademisyen, kamu ve sivil toplum temsilcileri, birlik yöneticileri ile yetiştirici ve çobanın katıldığı çalıştayın raporunda, yüzyıllardır Anadolu kültürünün ayrılmaz bir parçası olan keçi yetiştiriciliği ve çobanlık geleneğinin ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan önemine dikkat çekildi. Keçinin, orman ekosisteminin doğal bir unsuru olarak kabul edilmesi gerektiği vurgulanan çalıştay raporunda, mera sorunları, vahşi hayvan saldırıları, çobanlık mesleğinin geleceği, veteriner hizmetleri ve hastalıklar, pazarlama, örgütlenme, damızlık materyali, genç ve kadın girişimciliği gibi pek çok başlıkta sorunlar ve çözüm önerileri ortaya konuldu. "Yapılaşma keçiler için tehdit" Raporda, meraların yapılaşma, maden ve enerji yatırımları nedeniyle daraldığı, mevcut su kaynaklarına erişimin güçleştiğini, orman alanlarında otlatmaya yeterli izin verilmediği belirtilirken, yaylalarda yapılaşmanın önlenmesi, mera ıslah çalışmalarının artırılması, ormanlık alanların kontrollü otlatmaya açılması, göç yollarının düzenlenmesi gerektiği kaydedildi. Ağaçlandırmadan itibaren 10-15 yılı aşmış ormanlık alanların kontrollü olarak otlatmaya açılması ve orman alanlarında keçi otlatılmasının yangını önleme etkili olduğu vurgulanan raporda, "Mera vasfını kaybetmiş alan’ tanımı kamu tarafından kullanılmamalı, ‘mera vasfı kazandırılmış alanlar’ hayvancılığın hizmetine sunulmalıdır" ifadelerine yer verildi. Köy ve mahalle merkezlerinde hayvanların su ihtiyacının şebeke suyundan karşılanması sebebi ile su tüketim miktarının çoğalması ve tonaj fiyatlarının yüksek olması maliyetleri artırdığı kaydedilen raporda, "Köy ve mahalle merkezlerinde hayvancılıkta kullanılan suyun fiyatlandırılmasında indirim uygulanmalıdır" denildi. "Büyükşehir yasası hayvancılığı zorluyor" Büyükşehir Yasası’nın doğrudan ve dolaylı olarak hayvansal üretimi olumsuz yönde etkilediği vurgulanan raporda, "Kırsal alan ile ilgili mevzuat değişikliği yapılmalı, mahalleye dönüştürülen köylerin üretimi etkileyen gerek kavramsal ve gerekse uygulamadaki kısıtları kaldırılmalı, tarımsal üretim yapanlara öncelik tanınmalıdır" denildi. "Canavar" saldırıları artıyor Halk arasında canavar diye tabir edilen kurt saldırısından kaynaklanan sürü kaybının yetiştiricilik açısından önemli bir sorun olduğu kaydedilen raporda, "Çobanların bir kısmı bu gerekçeyle küçükbaş hayvan yetiştiriciliğini terk ediyor" ifadeleri yer aldı. Domuz popülasyonundaki artışın keçiler için tehdit olduğu belirtilen raporda, yabani hayvan popülasyonunun tespit edilmesi, çoban ailelerinden oluşturulacak bölgesel kontrol mekanizmaları, başıboş köpeklerin kısırlaştırılması ve barınaklara alınması, TARSİM sigortasının yaygınlaştırılması ve devlet desteklerinin artırılması önerildi. "Çobana çeyiz desteği verilsin" Çobanlık mesleğine ve hayvancılık yapanlara karşı olumsuz algı olduğu, çobanların evlenmekte sıkıntı yaşadığı belirtilen raporda, çobanlık mesleğinin gençler ve kadınlar tarafından tercih edilmemesi, toplumsal algının olumsuz etkilenmesi en önemli sorunlardan biri olarak öne çıktı. Raporda, "Kadınlar çobanlarla evlenmek istemiyor, aileler de kızlarını hayvancılık yapanlarla evlendirmek istemiyorlar. Bu da çobanlık mesleğinin geleceğinin önündeki en büyük engellerden birisi" denildi. Çoban istihdam desteğinin artırılması, kadınların sosyal güvenlik primlerinin devletçe ödenmesi, çoban çiftlere düğün ve çeyiz desteği verilmesi, genç kadınların işletme sahibi olmasının teşvik edilmesi önerisi yer aldı. "Şap sıkıntısı" Son dönemde artan hayvan hastalıkları ve şap vakalarının pazarları olumsuz etkilediği, ilaç ve hizmet maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle yetiştiricilerin zorlandığı belirtilen raporda, koruyucu hekimliğin güçlendirilmesi, üniversitelerle ortak projeler geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. "Keçi eti kokuyor önyargısı kırılmalı" Keçi etinin koktuğuna dair bir olumsuz algının tüketimi azalttığı, restoranlarda keçi ve oğlak eti menülerinin bulunmadığı kaydedilen raporda, tadım etkinlikleri ile farkındalık oluşturulması, keçi etinin sağlık değerinin medyada anlatılması, agroturizm ve sosyal medya kampanyalarının artırılması, izlenebilirlik ve sertifikasyon sistemlerinin kurulması, "Toros Oğlağı" gibi bölgesel marka ürün geliştirilmesi önerildi. Keçi etinin sağlık değerinin yeterince anlatılamadığı kaydedilen raporda, "Görsel medyanın, özellikle sabah kuşağında, kadın ve sağlık içerikli programlarda oğlak etinin sağlık değerinin, popüler yapımcı ve hekimlerce konuşulması sağlanmalıdır" denildi. "Keçi taşımalıya takılmasın" Raporda, kırsalda yaşamın devamı için eğitim ve sağlık hizmetlerine ulaşımın önemli olduğu vurgulanırken, taşımalı eğitimin yeniden uygulanması gerektiği kaydedildi. Raporda ayrıca küçükbaş hayvancılıkta melezlemenin kontrol altına alınması, damızlık havuzlarının kurulması, halk elinde koruma sürülerinin artırılması, kulak küpelerinin kalitesinin yükseltilmesi, sağım makinelerinin desteklenmesi, küçük aile işletmelerine özel destek modellerinin uygulanması, kurban döneminde elde kalan hayvanların Et ve Süt Kurumu tarafından satın alınması, çobanların sosyal hayata katılımının güçlendirilmesi gibi öneriler dile getirildi. "Keçiyi yaşatacak 13 öneri" Raporda, keçi varlığının korunması, artırılması, sofraya ve ekonomiye kazandırılması için 13 öneri şöyle sıralandı: "Taşımalı Eğitim yeniden uygulanmalıdır. Küçükbaş hayvancılıkta kontrolsüz bir melezleme var. Bu konuda daha fazla yayım ve eğitim faaliyeti yapılmalıdır. İllerde damızlık havuzları oluşturulmalıdır. Halk elinde koruma sürülerinin sayısı arttırılmalıdır. Kadınların ve genç çiftçilerin işletme sahibi olması teşvik edilmelidir. Kulak küpeleri kaliteli üretilmelidir. Örgütlenme yeterli değildi. Örgütler; yetiştiricilerin, üreticilerin taleplerine odaklanmalıdır. Sağım makinelerinin kullanılması yaygınlaştırılmalı, bu konuda destek verilmelidir. Kırsalda Bereket projesine benzer bir sistemle hayvan sayısı az olan aile işletmelerinin hayvan sayısı ve ekonomik durumu desteklenmelidir. Uzun yıllar hayvancılık yapan işletmeler ile işe yeni başlayan işletmeler arasında destek ve teşvik sistemi açısından bir fark olması, uzun yıllar hayvancılık yapan işletmelere daha düşük faizlerle kredi verilmesi gereklidir. Bölgesel test istasyonları kurularak en iyi erkek materyalin seçilmesine yönelik rutine dönüştürülecek projeler yapılmalıdır. Kurban bayramlarında satılamayarak elde kalan hayvanlar kamu tarafından alınarak Et ve Süt kurumunca değerlendirilmelidir. Merkezi ve yerel yönetimlerce çobanların sosyal aktivitelere dahil edilmeleri sağlanmalı, bu konuda yetiştirici birlikleriyle ortak faaliyetler düzenlenmelidir."