EKONOMİ
Kamu Personeli Danışma Kurulu, Bakan Işıkhan’ın başkanlığında toplandı 22 Nisan 2026 Çarşamba - 20:22:19 Kamu Personeli Danışma Kurulu (KPDK) Toplantısı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın başkanlığında gerçekleşti. Bakan Işıkhan, "Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda, güçlü bir kamu yönetimi ve etkin bir personel sistemi inşa etme hedefiyle çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi. Kamu Personeli Danışma Kurulu (KPDK) Toplantısı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın başkanlığında gerçekleşti. KPDK Toplantısı 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun çalışma hayatına ilişkin güncel koşullar çerçevesinde gözden geçirilmesi gündemiyle toplandı. Toplantı kapsamında gerçekleştireceği konuşma öncesinde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta gerçekleştirilen saldırılara ilişkin taziye ve geçmiş olsun mesajlarını ileten Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Saldırılarda hayatını kaybeden evlatlarımıza ve öğretmenimize Allah’tan rahmet diliyor, kederli ailelerine başsağlığı temenni ediyorum. Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum" dedi. Kamu çalışanlarının haklarının geliştirilmesi, çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve kamu hizmetlerinin daha etkin yürütülmesi noktasında sendikaların en önemli paydaşları olduğunu söyleyen Bakan Işıkhan, "Sosyal diyalog anlayışımız sayesinde, ortak akılla hareket ederek önemli kazanımlara birlikte imza attık. Geride bıraktığımız 8. Dönem Toplu Sözleşme sürecinde toplantılarımızı büyük bir özveriyle tamamladık. Siz kıymetli sendika temsilcileri ile kamu kurum ve kuruluşlarının yetkilileriyle yaklaşık bir ay süren bu süreçte bir araya gelerek, önceki dönemlerde elde edilen kazanımlara yenilerini ekledik ve birlikte kamu çalışanlarımızın mali ve sosyal haklarında önemli gelişmeler elde ettik. Yaptığımız oransal zamların dışında hemen hemen her hizmet sınıfına, her meslek grubuna ilave artışlar gerçekleştirdik. Ayrıca taban aylığına yaptığımız seyyanen artış ile hem kamu çalışanlarımıza hem de emeklilerimize ilave kazanım sağlamış olduk. Böylece 2026 yılının Ocak ayında en düşük memur maaşı 61 bin 890 liraya ulaşmış olup 2002 yılından bugüne kadar en düşük memur maaşındaki reel artışın yüzde 300 seviyesine çıkmasını sağladık. Farklı unvan gruplarına yönelik mali hak düzenlemelerinin yanı sıra sosyal destek mekanizmalarını güçlendiren, çalışanlarımızın hayat kalitesini artıran birçok adımı hayata geçirdik." dedi. "Kamu çalışanlarının sendikalaşması tarihi seviyelerde" Engelli kamu çalışanlarına yönelik kamu konutlarından yararlanmada ilave süre, kamu kurum ve kuruluşlarının personeline sunduğu kreş hizmetinde kalite ve kapasitenin artırılması, yükseköğretim disiplin kurullarında sendika temsilcisi bulunması gibi çok sayıda sosyal haklarda da iyileştirmeler sağlandığını vurgulayan Bakan Işıkhan, "Bilindiği üzere, kamu çalışanlarına sendika kurma hakkı 1995 yılında yapılan anayasa değişikliğiyle tanınmıştır. Bu hakkın kullanımına ilişkin esasları belirleyen 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Toplu Sözleşme Kanunu ise 2001 yılında yürürlüğe girmiştir. 2002 yılında kamu çalışanlarımız arasında sendikalaşma oranı yüzde 47 seviyesindeyken, bugün bu oran yüzde 77’ye ulaşmıştır. Bu artış, kamu görevlilerimizin örgütlenme hakkını daha etkin kullandığını göstermenin yanı sıra, çalışma hayatında demokratik katılımın ve sosyal diyaloğun güçlendiğinin de önemli bir göstergesidir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda bizler de sosyal diyalog mekanizmalarını etkin şekilde işleterek bakanlık olarak hem işçi hem de memur sendikalarımızla iletişim kanallarını sürekli açık tuttuk. Kamu Personeli Danışma Kurulu ve Üçlü Danışma Kurulu toplantıları başta olmak üzere tüm sosyal diyalog platformlarında sosyal taraflarla düzenli olarak bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunduk. Bu süreçte sizlerle birlikte pek çok reforma imza attık. Bunların arasında en önemlisi, kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarının toplu sözleşme yoluyla belirlenmesine imkân tanıyan 2010 anayasası değişikliğidir" şeklinde konuştu. "Türkiye Yüzyılı sosyal diyalog ile güçlenecek" 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun, değişen çalışma hayatı dinamikleri ve günümüzün ihtiyaçları doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi amacıyla bir araya geldiklerini anımsatan Bakan Işıkhan, "Kanunun yürürlüğe girişinin üzerinden yaklaşık 25 yıl geçmiş bulunuyor. Toplu sözleşme sisteminin hayata geçirilmesinin ardından ise 8 ayrı toplu sözleşme sürecini başarıyla tamamladık. Daha etkin, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir toplu sözleşme ile sendikacılık sisteminin oluşturulması yönünde birlikte değerlendirmelerde bulunmayı önemsiyoruz. Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda, güçlü bir kamu yönetimi ve etkin bir personel sistemi inşa etme hedefiyle çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürürken bu süreci, siz değerli paydaşlarımızın katkı ve değerlendirmeleriyle birlikte daha da güçlendireceğimize inanıyorum" dedi. Toplantıya Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın, Türkiye Kamu-Sen Başkanı Önder Kahveci, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Sekreteri Şükrü Balun da katıldı.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 18:55 TrendFinans ve Odeabank servis modeli bankacılığı için BDDK’dan izin aldı Trendyol çatısı altında yer alan TrendFinans uygulaması ile Odeabank bankacılık hizmetlerinin servis modeli bankacılığı kapsamında sunulması için, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) onay süreci tamamlandı. Kullanıcıların Trendyol uygulaması üzerinden erişim sağlayacakları TrendFinans markasıyla hayata geçecek uygulama, müşteri ve iş ortaklarının deneyimini uçtan uca güçlendirecek. Türkiye’nin önde gelen e-ticaret platformlarından Trendyol, teknoloji ve kullanıcı deneyimindeki uzmanlığını finansal teknolojilere taşıyor. Yapılan açıklamaya göre BDDK, Trendyol’un finansal teknolojiler alanındaki şirketi TrendFinans’a, Odeabank’ın lisanslı bankacılık altyapısı ile hizmetlerini servis modeli bankacılığı kapsamında sunması için izin verdi. Bu izinle birlikte TrendFinans arayüz sağlayıcı olarak, Odeabank’ın sunduğu bireysel ve KOBİ bankacılığındaki yenilikçi ürünleri çok yakında kullanıcılarının deneyimine açacak. Yeni nesil finansal deneyim tek çatı altında Açıklamaya göre, Trendyol uygulaması içerisinden erişilebilecek TrendFinans, bireysel müşteriler ve KOBİ’lere yönelik Odeabank ürün ve servislerini yüksek teknoloji ile desteklenmiş bir platform üzerinden sunarak bankacılık hizmetlerini kolaylaştıracak. KOBİ’lerin finansmana erişimini güçlendirmeyi amaçlayan TrendFinans, bireysel müşteriler için de birçok yenilikçi ürün ve hizmeti hayata geçirmeyi hedefliyor. Bireysel müşteriler ve iş ortakları, kesintisiz ve entegre bir kullanıcı deneyimini TrendFinans ile tek bir çatı altında yaşayacak. E-ticaret platformu, geçtiğimiz yıl Temmuz ayında, Birleşik Arap Emirlikleri merkezli yatırım fonu ADQ, dünyanın önde gelen dijital ödeme sistemleri ve finansal teknoloji sağlayıcılarından Ant International ve dünyanın en büyük insansız hava aracı üreticisi Baykar’ın CEO’su Haluk Bayraktar ile birlikte, Türkiye pazarına yönelik yeni nesil bir finansal teknoloji platformu kurmak için stratejik bir işbirliğine imza attığını duyurmuştu. TrendFinans, kurulacak olan bu finansal teknoloji platformunun ilk adımı olma özelliğini taşıyor.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 17:22 YÖREX 2026’da Erzurum rüzgarı: Dadaş kültürü ve gastronomisine yoğun ilgi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin desteğiyle bu yıl 17’ncisi gerçekleştirilen Yöresel Ürünler Fuarı, 22-26 Nisan 2026 tarihleri arasında ANFAŞ Expo Center’da ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen yöresel değerlerin buluştuğu fuar, hem kültürel mirasın tanıtımı hem de ticari iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önemli bir platform sunuyor. Türkiye genelinde 81 ilden yüzlerce oda ve borsa, kalkınma ajansı, kooperatif ve firmanın katılım sağladığı organizasyonda; coğrafi işaret tescilli ürünler başta olmak üzere çok sayıda yöresel lezzet ve geleneksel ürün sergileniyor. Fuar, ziyaretçilere Anadolu’nun zengin mutfak kültürünü ve el sanatlarını yakından tanıma fırsatı sunarken, üreticiler için de yeni pazarlara açılma imkânı oluşturuyor. Açılış törenine Antalya Valisi Hulusi Şahin’in yanı sıra, Dünya Odalar Federasyonu Başkanı ve TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Zeki Durak ile çok sayıda oda ve borsa başkanı, kamu temsilcisi ve sektör paydaşı katıldı. Açılışta yapılan konuşmalarda, coğrafi işaretli ürünlerin korunması, markalaşması ve uluslararası pazarlarda daha güçlü yer edinmesi konuları ön plana çıktı. Fuarın en çok ilgi gören alanlarından biri ise Erzurum standı oldu. Gastronomi alanında Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden biri olarak öne çıkan Erzurum; köklü kültürü, zengin mutfağı ve tescilli ürünleriyle ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekti. Her yıl olduğu gibi bu yıl da dikkatleri üzerine çeken Erzurum standı, fuarın en çok ziyaret edilen ve beğeni toplayan bölümlerinden biri olarak öne çıktı. Program kapsamında, Erzurum Büyükşehir Belediyesi halk oyunları ekibi tarafından sahnelenen Erzurum barı gösterisi, izleyicilerden büyük alkış aldı. Dadaş kültürünün önemli unsurlarından biri olan bar oyunları, fuar alanında görsel bir şölen sunarak Erzurum’un kültürel zenginliğini etkileyici bir şekilde yansıttı. Açılışın ardından protokol üyeleri stantları ziyaret ederek katılımcılarla bir araya geldi. Erzurum standını ziyaret eden misafirlere; coğrafi işaret belgeli Erzurum su böreği, kadayıf dolması, pekmezli baklava ve cağ kebabı başta olmak üzere birçok yöresel ürün ikram edildi. Sunulan lezzetler, ziyaretçiler tarafından ilgiyle karşılanırken Erzurum mutfağının tanıtımına önemli katkı sağladı. Erzurum Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Genel İdare Kurulu Üyesi Hakan Oral, fuara ilişkin yaptığı değerlendirmede Erzurum’un gastronomi alanındaki gücüne dikkat çekti. Oral, şehirde tescil edilmiş 61 coğrafi işaretli ürün bulunduğunu belirterek, bu ürünlerin hem ekonomik değer oluşturduğunu hem de kültürel mirasın korunmasına katkı sağladığını ifade etti. Erzurum’un sahip olduğu bu zenginliği daha geniş kitlelere tanıtmak için çalışmaların aralıksız sürdüğünü vurguladı. YÖREX’in yalnızca bir tanıtım organizasyonu olmadığını belirten Oral, aynı zamanda ticari iş birliklerinin gelişmesine katkı sunduğunu ifade ederek, yerel üreticilerin ulusal ve uluslararası alıcılarla buluşmasının önemine değindi. Erzurum standının yoğun ilgi görmesinden duydukları memnuniyeti dile getirdi. Öte yandan fuar kapsamında oluşturulan B2B görüşme alanı da katılımcılara önemli fırsatlar sunuyor. Yerel üreticiler; perakende zincirleri, büyük alım grupları ve e-ticaret platformlarıyla birebir görüşmeler gerçekleştirerek yeni iş bağlantıları kurma imkânı buluyor. Bu yönüyle YÖREX 2026, Türkiye’nin yöresel ürünlerini sadece tanıtmakla kalmayıp ekonomik değere dönüştüren önemli bir organizasyon olarak dikkat çekiyor.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 17:16 Van’da girişimcilik zirvesi düzenlendi Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO) ile Van Genç Girişimciler Kurulu iş birliğiyle düzenlenen "VANGİZ-Van Girişimcilik Zirvesi" geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Van Genç Girişimciler Kurulu ve Van TSO’nun koordinasyonunda hayata geçirilen "VANGİZ" projesi kapsamında düzenlenen programda, bölgedeki girişimcilik sisteminin geliştirilmesi ve genç girişimcilerin desteklenmesi konuları ele alındı. Van TSO M. Rifat Hisarcıklıoğlu Salonu’nda düzenlenen zirveye çok sayıda iş adamı, genç girişimci ve öğrenciler katılım sağladı. İki oturum şeklinde düzenlenen program süresince girişimcilik fırsatları, yerel kalkınma projeleri ve iş dünyasındaki yeni trendler üzerine istişarelerde bulunuldu. Zirvede bir konuşma yapan Van TSO Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva, Türkiye’nin markalaşma yolundaki önemli üretim kuruluşlarının genç girişimcilere ilham verdiğini belirtti. Başkan Takva, "Birkaç kuşaktır çok önemli işler başaran, ülkemizde markalaşma yolunda faaliyetler gösteren önemli üretim kuruluşları ve özel sektörün gurur duyduğu temsilciler bugün buradalar. Bizleri kırmadılar ve bugün girişimcilik zirvesinde bizlerle beraberler. Gerçekten bu konuda önemli işlere imza atan Genç Girişimciler Kurulu Başkanımız Ümit Can Sari, değerli ekibi ve kıymetli arkadaşları çok iyi çalıştılar. Bir süredir sürekli bizi bu konuda motive ediyorlar. Bu sürece destek veren yönetim kurulu üyelerimin tamamına çok teşekkür ediyorum. Meclis divanımıza, oda çalışanlarımıza, genel sekreterimize ve çalışma arkadaşlarımıza; bu organizasyonun kusursuz bir şekilde Van’daki genç girişimcilere ve hayalleri olanlara erişimini sağladıkları için minnettarlığımı ve teşekkürlerimi iletiyorum" dedi. Van Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Ümit Can Sarı ise etkinliğin temel amacına dikkat çekerek, "Biz bu zirveyi planlarken temel düşüncemiz; gençlerimizi ilham veren isimlerle buluşturmak, bölgemizin girişimcilik potansiyeline katkı sunmak ve yeni iş birliklerine zemin oluşturmaktı. Biz de bu anlayışla birlikte üretmeye, birlikte büyümeye ve girişimcilik ekosistemimizi birlikte güçlendirmeye devam edeceğiz" diye konuştu.
Keçiyi meraya, çobanı yaylaya döndürecek 13 öneri
01 Aralık 2025 Pazartesi - 12:07 Keçiyi meraya, çobanı yaylaya döndürecek 13 öneri Antalya Tarım Konseyi, Antalya Ticaret Borsası, Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğinde 19 Eylül’de düzenlenen Akdeniz Bölgesi Keçi Çalıştayı’nın sonuç raporu açıklandı. Çok sayıda akademisyen, kamu ve sivil toplum temsilcileri, birlik yöneticileri ile yetiştirici ve çobanın katıldığı çalıştayın raporunda, yüzyıllardır Anadolu kültürünün ayrılmaz bir parçası olan keçi yetiştiriciliği ve çobanlık geleneğinin ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan önemine dikkat çekildi. Keçinin, orman ekosisteminin doğal bir unsuru olarak kabul edilmesi gerektiği vurgulanan çalıştay raporunda, mera sorunları, vahşi hayvan saldırıları, çobanlık mesleğinin geleceği, veteriner hizmetleri ve hastalıklar, pazarlama, örgütlenme, damızlık materyali, genç ve kadın girişimciliği gibi pek çok başlıkta sorunlar ve çözüm önerileri ortaya konuldu. "Yapılaşma keçiler için tehdit" Raporda, meraların yapılaşma, maden ve enerji yatırımları nedeniyle daraldığı, mevcut su kaynaklarına erişimin güçleştiğini, orman alanlarında otlatmaya yeterli izin verilmediği belirtilirken, yaylalarda yapılaşmanın önlenmesi, mera ıslah çalışmalarının artırılması, ormanlık alanların kontrollü otlatmaya açılması, göç yollarının düzenlenmesi gerektiği kaydedildi. Ağaçlandırmadan itibaren 10-15 yılı aşmış ormanlık alanların kontrollü olarak otlatmaya açılması ve orman alanlarında keçi otlatılmasının yangını önleme etkili olduğu vurgulanan raporda, "Mera vasfını kaybetmiş alan’ tanımı kamu tarafından kullanılmamalı, ‘mera vasfı kazandırılmış alanlar’ hayvancılığın hizmetine sunulmalıdır" ifadelerine yer verildi. Köy ve mahalle merkezlerinde hayvanların su ihtiyacının şebeke suyundan karşılanması sebebi ile su tüketim miktarının çoğalması ve tonaj fiyatlarının yüksek olması maliyetleri artırdığı kaydedilen raporda, "Köy ve mahalle merkezlerinde hayvancılıkta kullanılan suyun fiyatlandırılmasında indirim uygulanmalıdır" denildi. "Büyükşehir yasası hayvancılığı zorluyor" Büyükşehir Yasası’nın doğrudan ve dolaylı olarak hayvansal üretimi olumsuz yönde etkilediği vurgulanan raporda, "Kırsal alan ile ilgili mevzuat değişikliği yapılmalı, mahalleye dönüştürülen köylerin üretimi etkileyen gerek kavramsal ve gerekse uygulamadaki kısıtları kaldırılmalı, tarımsal üretim yapanlara öncelik tanınmalıdır" denildi. "Canavar" saldırıları artıyor Halk arasında canavar diye tabir edilen kurt saldırısından kaynaklanan sürü kaybının yetiştiricilik açısından önemli bir sorun olduğu kaydedilen raporda, "Çobanların bir kısmı bu gerekçeyle küçükbaş hayvan yetiştiriciliğini terk ediyor" ifadeleri yer aldı. Domuz popülasyonundaki artışın keçiler için tehdit olduğu belirtilen raporda, yabani hayvan popülasyonunun tespit edilmesi, çoban ailelerinden oluşturulacak bölgesel kontrol mekanizmaları, başıboş köpeklerin kısırlaştırılması ve barınaklara alınması, TARSİM sigortasının yaygınlaştırılması ve devlet desteklerinin artırılması önerildi. "Çobana çeyiz desteği verilsin" Çobanlık mesleğine ve hayvancılık yapanlara karşı olumsuz algı olduğu, çobanların evlenmekte sıkıntı yaşadığı belirtilen raporda, çobanlık mesleğinin gençler ve kadınlar tarafından tercih edilmemesi, toplumsal algının olumsuz etkilenmesi en önemli sorunlardan biri olarak öne çıktı. Raporda, "Kadınlar çobanlarla evlenmek istemiyor, aileler de kızlarını hayvancılık yapanlarla evlendirmek istemiyorlar. Bu da çobanlık mesleğinin geleceğinin önündeki en büyük engellerden birisi" denildi. Çoban istihdam desteğinin artırılması, kadınların sosyal güvenlik primlerinin devletçe ödenmesi, çoban çiftlere düğün ve çeyiz desteği verilmesi, genç kadınların işletme sahibi olmasının teşvik edilmesi önerisi yer aldı. "Şap sıkıntısı" Son dönemde artan hayvan hastalıkları ve şap vakalarının pazarları olumsuz etkilediği, ilaç ve hizmet maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle yetiştiricilerin zorlandığı belirtilen raporda, koruyucu hekimliğin güçlendirilmesi, üniversitelerle ortak projeler geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. "Keçi eti kokuyor önyargısı kırılmalı" Keçi etinin koktuğuna dair bir olumsuz algının tüketimi azalttığı, restoranlarda keçi ve oğlak eti menülerinin bulunmadığı kaydedilen raporda, tadım etkinlikleri ile farkındalık oluşturulması, keçi etinin sağlık değerinin medyada anlatılması, agroturizm ve sosyal medya kampanyalarının artırılması, izlenebilirlik ve sertifikasyon sistemlerinin kurulması, "Toros Oğlağı" gibi bölgesel marka ürün geliştirilmesi önerildi. Keçi etinin sağlık değerinin yeterince anlatılamadığı kaydedilen raporda, "Görsel medyanın, özellikle sabah kuşağında, kadın ve sağlık içerikli programlarda oğlak etinin sağlık değerinin, popüler yapımcı ve hekimlerce konuşulması sağlanmalıdır" denildi. "Keçi taşımalıya takılmasın" Raporda, kırsalda yaşamın devamı için eğitim ve sağlık hizmetlerine ulaşımın önemli olduğu vurgulanırken, taşımalı eğitimin yeniden uygulanması gerektiği kaydedildi. Raporda ayrıca küçükbaş hayvancılıkta melezlemenin kontrol altına alınması, damızlık havuzlarının kurulması, halk elinde koruma sürülerinin artırılması, kulak küpelerinin kalitesinin yükseltilmesi, sağım makinelerinin desteklenmesi, küçük aile işletmelerine özel destek modellerinin uygulanması, kurban döneminde elde kalan hayvanların Et ve Süt Kurumu tarafından satın alınması, çobanların sosyal hayata katılımının güçlendirilmesi gibi öneriler dile getirildi. "Keçiyi yaşatacak 13 öneri" Raporda, keçi varlığının korunması, artırılması, sofraya ve ekonomiye kazandırılması için 13 öneri şöyle sıralandı: "Taşımalı Eğitim yeniden uygulanmalıdır. Küçükbaş hayvancılıkta kontrolsüz bir melezleme var. Bu konuda daha fazla yayım ve eğitim faaliyeti yapılmalıdır. İllerde damızlık havuzları oluşturulmalıdır. Halk elinde koruma sürülerinin sayısı arttırılmalıdır. Kadınların ve genç çiftçilerin işletme sahibi olması teşvik edilmelidir. Kulak küpeleri kaliteli üretilmelidir. Örgütlenme yeterli değildi. Örgütler; yetiştiricilerin, üreticilerin taleplerine odaklanmalıdır. Sağım makinelerinin kullanılması yaygınlaştırılmalı, bu konuda destek verilmelidir. Kırsalda Bereket projesine benzer bir sistemle hayvan sayısı az olan aile işletmelerinin hayvan sayısı ve ekonomik durumu desteklenmelidir. Uzun yıllar hayvancılık yapan işletmeler ile işe yeni başlayan işletmeler arasında destek ve teşvik sistemi açısından bir fark olması, uzun yıllar hayvancılık yapan işletmelere daha düşük faizlerle kredi verilmesi gereklidir. Bölgesel test istasyonları kurularak en iyi erkek materyalin seçilmesine yönelik rutine dönüştürülecek projeler yapılmalıdır. Kurban bayramlarında satılamayarak elde kalan hayvanlar kamu tarafından alınarak Et ve Süt kurumunca değerlendirilmelidir. Merkezi ve yerel yönetimlerce çobanların sosyal aktivitelere dahil edilmeleri sağlanmalı, bu konuda yetiştirici birlikleriyle ortak faaliyetler düzenlenmelidir."
Bakan Şimşek: "İlk 9 aydaki yıllık büyüme yüzde 3,7 gerçekleşti"
01 Aralık 2025 Pazartesi - 11:18 Bakan Şimşek: "İlk 9 aydaki yıllık büyüme yüzde 3,7 gerçekleşti" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "İlk 9 aydaki yıllık büyüme yüzde 3,7 gerçekleşti. Yıllıklandırılmış milli gelirimiz 1,5 trilyon doları aştı" dedi. Bakan Şimşek, 2025 yılı üçüncü çeyrek gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) büyümesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "İlk 9 aydaki yıllık büyüme yüzde 3,7 gerçekleşti" Türkiye ekonomisinin, 2025 yılının üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 3,7, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak çeyreklik bazda yüzde 1,1 büyüdüğünü kaydeden Şimşek, "Böylece ilk 9 aydaki yıllık büyüme yüzde 3,7 gerçekleşti. Yıllıklandırılmış milli gelirimiz 1,5 trilyon doları aştı" dedi. Şimşek, tarımın GSYH içindeki ağırlığının yüksek olduğuna dikkati çekerek, "Zirai don ve kuraklığın etkisiyle daralan tarım katma değeri büyümeyi belirgin şekilde sınırlarken tarım dışı büyüme yıllık yüzde 5,6 oldu. Sanayi katma değeri yüzde 6,5 artarken, bu artışta özellikle yüksek teknolojili üretim öne çıktı. Deprem bölgesinin yeniden imarına yönelik çalışmaların katkısıyla inşaat sektöründeki güçlü büyüme sürdü" ifadelerine yer verdi. Tüketim ve yatırımlar yılın ilk yarısında olduğu gibi dengeli bir görünüm sergilediğini söyleyen Şimşek, inşaat yatırımlarındaki olumlu seyrin yanı sıra üretim kapasitesi açısından kritik önemde olan makine ve teçhizat yatırımlarının da yüzde 11,3 arttığını dile getirdi. Bu dönemde küresel ticaretteki görece zayıf seyrin etkisiyle net dış talebin ise büyümeyi 1 puan sınırladığını ifade eden Şimşek, cari açığın milli gelire oranında yüzde 1,3 ile sürdürülebilir seviyede kalmaya devam ettiğini vurguladı. "Büyümenin 2025 yılında Orta Vadeli Program’ın sınırlı üzerinde gerçekleşmesini öngörüyoruz" Büyümenin son çeyrekteki seyrine ilişkin de konuşan Şimşek, şunları kaydetti: "Büyümenin son çeyrekte ılımlı seyretmesini ve 2025 yılında Orta Vadeli Program’ın sınırlı üzerinde gerçekleşmesini öngörüyoruz. Daha elverişli finansal koşullar ve destekleyici küresel konjonktür sayesinde ekonomik aktivitedeki artışın 2026’da bu yıldan daha olumlu olmasını bekliyoruz. Ayrıca, büyümenin enflasyondaki düşüşü desteklemeye devam edeceğini değerlendiriyoruz. Dezenflasyon sürecini de olumsuz etkileyen kuraklık ve don gibi arz yönlü şokların etkilerini azaltmak amacıyla; verimliliği artıracak, sulama altyapısını güçlendirecek ve kaynakların daha etkin kullanılmasını sağlayacak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özellikle emek yoğun sektörlerde zayıf seyreden üretimi canlandırmak ve istihdamı korumak amacıyla reel sektöre yönelik desteklerimize devam ediyoruz." "Ekonomide verimliliği ve rekabet gücünü artıracak yapısal reformları hayata geçiriyoruz" Fiyat istikrarını merkeze alan, sürdürülebilir yüksek büyüme ve kalıcı refah artışını hedefleyen programlarını kararlılıkla uyguladıklarının altını çizen Şimşek, "Bu program sayesinde son iki yılda elde edilen kazanımları kalıcı hale getirecek ve ekonomide dönüşümü sağlayarak verimliliği ve rekabet gücünü artıracak yapısal reformları hayata geçiriyoruz" ifadelerini kullandı.
Kocaeli’de kırsal kalkınmaya "kanatlı" destek
01 Aralık 2025 Pazartesi - 11:17 Kocaeli’de kırsal kalkınmaya "kanatlı" destek Kocaeli’de yürütülen yüzde 50 hibeli "Doğal Salma Yumurta Tavukçuluğu Projesi" kapsamında üreticilere bu yıl yüzde 50 hibeli 16 bin Atak-S cinsi tavuk ile kümes ekipmanları desteği sağlandı. Yerli üretimi teşvik etmek amacıyla Kocaeli Büyükşehir Belediyesince yürütülen "Doğal Salma Yumurta Tavukçuluğu Projesi" ile çiftçilere yüzde 50 hibeli destek sürüyor. Proje kapsamında 16 bin Atak-S cinsi tavuğun daha üreticilerle buluşturulmasıyla, son 6 yılda dağıtılan toplam tavuk sayısı 75 bini geçti. "Güzel bir proje" Yuvacık Kazlıbahçe Tesisleri’nde tavuk üretimi yapan Ziya Şenoğlu, desteklerin üretime büyük katkı sağladığını belirterek, "Burada tavuk üretimi yapıyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın destekleriyle güzel bir proje oldu. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum" dedi. "Hatta öyle bir hale geldik ki, yumurta talebine yetiştiremiyoruz" Tavuk desteğiyle birlikte yem desteği de aldığını söyleyen Şenoğlu, "Bunun sayesinde istihdam da sağlıyoruz. Çevre illerden ve diğer yerlerden gelen misafirlerimize organik yumurta sunuyoruz. Çocuklarıyla bu deneyimi yakalıyorlar. Aynı zamanda da satın alıyorlar. Hatta öyle bir hale geldik ki, yumurta talebine yetiştiremiyoruz. Çok da lezzetli bir yumurta oluyor. Tavukları çayırda, çimende organik ve doğal haliyle beslemeye çalışıyoruz" diye konuştu. "Günde 80-90 tane yumurta alıyorum" Kartepe Eşme’de 250 tavukla üretim yapan Enver Yazıcı ise yüzde 50 hibeli destekten faydalandığını belirterek, "Şu anda 250 tavuğum var. Bunları Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği yüzde 50 hibeyle aldık. Allah razı olsun. Tavuklarımız çok güzel. Günde 80-90 tane yumurta alıyorum. İnşallah ileride bu sayı artacak" şeklinde konuştu. "Bağımız, bahçemiz değerleniyor" Gölcük Yeni Ferhadiye Mahallesi’nden Erhan Kayabay ise 200 tavuğu bulunduğunu söyleyerek, şöyle konuştu: "Şu an günlük yumurta verimimiz 160-170 civarını buluyor, gayet başarılı. Bize de bir ek gelir oluyor. Evimizin ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Komşularımıza ve mahalleliye yumurta satıyoruz. Bu da bizim için bir ev bütçesine artı değer oluyor. Onun haricinde bağımız ve bahçemiz değerleniyor. Bize destek olan ve bu projeyi başlatan Büyükşehir Belediye Başkanımız Tahir Büyükakın’a teşekkürlerimizi sunuyoruz."
Marmaris turizminde yeni dönem başladı
01 Aralık 2025 Pazartesi - 11:10 Marmaris turizminde yeni dönem başladı Marmaris’in İçmeler koyunda yıllarca atıl kalan yatırımın tamamlanması ile hayata geçen Kızılbük Thermal Wellness Resort ile böğe turizminde yeni bir dönem başladı. Yaklaşık 465 milyon dolarlık yatırım ile hayta geçirilen tesisler hem başta içmelerin olmak üzere Marmaris ve çevresinde turizme hareket getirdi. Yıllarca atıl durumda kalan tesislerin Kızılbük GYO tarafından Kızılbük Thermal Wellness Resort adıyla tamamlanıp turizme kazandırılması ile Marmaris içmeler bölgesini dört mevsim yaşayan bir destinasyona dönüştü. Marmaris’e yeni bir destinasyon kimliği kazandırmak, bölgenin doğal kaynaklarını daha üst düzey bir turizm deneyimiyle buluşturmak ve Türkiye’de örneği az görülen kapsamlı bir dönüşüm modeli oluşturmak amacıyla çıktıkları yolda başarıya ulaşmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirten projenin geliştiricileri, "Kızılbük’ün bulunduğu alan yaklaşık 30 yıl boyunca atıl, metruk bir görünüme sahipti. Bugün ise termal kaynakların gücünü wellness, sağlıklı yaşam ve ikinci ev konseptiyle birleştiren, yılın 365 günü turist ağırlayan modern bir turizm ekosistemi oluşturulmuş durumda. Kızılbük, yalnızca yaz sezonuna sıkışmış tatil anlayışını kırarak Marmaris’i her yaş grubuna, her ilgi alanına hitap eden yeni bir destinasyon seviyesine taşıyor. Bu dönüşümün Marmaris’in ekonomik ve sosyal yapısını değiştiren bir kaldıraç etkisi oluşturdu" diyerek tesis henüz açılış aşamasında olmasına rağmen kış ayında yaşanan yoğunluğun memnuniyet verici olduğunu belirttiler. Kış ayında olunmasına rağmen Kızılbük’te yaşanan bu hareketliliğin bölgeyi de hareketlendirdiği belirtildi. Bu yıl geçen yıllara oranla kış mevsiminin daha hareketli olduğu belirtilirken bazı restoran ve organizasyonların Kasım ayında açık kaldığı Aralık ayı için de rezervasyonları olduğu öğrenildi.
Şanlıurfa’da 2 bin 626 kaçak elektrik kullanan abone tespit edildi
01 Aralık 2025 Pazartesi - 11:09 Şanlıurfa’da 2 bin 626 kaçak elektrik kullanan abone tespit edildi Dicle Elektrik ekipleri tarafından yapılan denetimler kapsamında Şanlıurfa’da son bir haftada 15 mahallede ısınma amaçlı kaçak elektrik kullanan 2 bin 626 abone belirlendi. Dicle Elektrik, Şanlıurfa’da havaların soğumasıyla birlikte artış gösteren kaçak elektrik tüketimine karşı teknoloji destekli denetimlerini yoğunlaştırdı. Son bir haftada 15 mahallede yapılan kontrollerde, ısınma amaçlı kaçak elektrik kullanan 2 bin 626 abone tespit edildi. Yapay zeka destekli analizler, dron kontrolleri ve jandarma destekli saha ekipleriyle sürdürülen çalışmalar, özellikle kırsal mahallelerde yoğunlaştırıldı. Dicle Elektrik yetkilileri, havaların soğumasıyla birlikte özellikle ısınma amacıyla kaçak kullanımın tekrar artış eğilimine geçtiğini belirtti. Yetkililer tarafından yapılan açıklamada, "Kaçak elektrik kullanımı yalnızca yasa dışı bir davranış olmakla birlikte tüm elektrik şebekenin dengesini bozarak arızalara ve kesintilere neden oluyor. Bu durumdan en çok etkilenen ise elektrik faturalarını düzenli ödeyen ve yasal yollardan elektrik kullanan aboneler oluyor. Biz bu adaletsizliğe karşı mücadelemizi tüm imkânlarımızla yürütüyoruz" denildi. Yapay zeka destekli tespit Dicle Elektrik, sahada yürütülen çalışmalarda teknolojik imkanlardan da yararlanıyor. Kaçak kullanımın yoğun olduğu bölgeler, yapay zeka ile analiz edilerek hem havadan hem karadan kontrol altına alınıyor. Şanlıurfa’nın Eyyübiye, Haliliye ve Karaköprü ilçelerine bağlı toplam 15 kırsal mahallede gerçekleştirilen son kontrollerde sadece kırsalda 140 abonenin kaçak elektrik kullandığı belirlendi. İl genelinde ise bu sayı 2 bin 626’ya ulaştı. Dicle Elektrik tarafından yapılan açıklamada, kırsal ve şehir merkezlerinde eş zamanlı denetimlerin artırıldığına dikkat çekilerek, "Özellikle yapay zekâ destekli analizlerle en doğru noktaları tespit ediyor, denetim ekiplerimizi bu alanlara yönlendiriyoruz. Kaçak elektrikle mücadelede kararlıyız. Kayıpsız ve kesintisiz enerji hedefimize ulaşmak için teknolojiden faydalanmayı sürdüreceğiz" ifadeleri kullanıldı.
Mandadan gelen altın lezzet
01 Aralık 2025 Pazartesi - 10:55 Mandadan gelen altın lezzet Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde Ali ve Saniye İrge çiftinin yetiştirdiği halk arasında camız olarak bilinen mandadan elde edilen geleneksel manda kaymağı yoğun emeğe rağmen sınırlı üretimiyle büyük ilgi görürken, kilosu 2 bin TL’ye varan fiyatlardan alıcı buluyor. Bozdoğan genelinde sayıları yüzü aşan mandalar, hem yüksek besin değeri taşıyan sütleri hem de ilçeye kattığı değer ile dikkat çekiyor. Bölgede yetiştirilen mandalardan elde edilen yoğun kıvamlı ve lezzetli kaymak, özellikle pide ustalarının vazgeçilmezi haline gelmiş durumda. Bozdoğan pidelerinin ün kazanmasında önemli paya sahip olan manda kaymağı, pidelerin üzerine eklenerek lezzeti bir üst noktaya taşıyor. Doğal üretimle elde edilen ve kilosu 2 bin TL’ye kadar alıcı bulan manda kaymağı, hem esnafın hem de vatandaşların yoğun ilgisini görüyor. Yeterli destek ve pazarlama imkanlarının olmamasından yakınan, manda yetiştiriciliğinin hak ettiği değeri görmediğini dile getiren yetiştiriciler bu alanda somut teşviklerin artırılması gerektiğini vurguluyor. İlçede mandaların sunduğu katma değerin yeterince fark edilmediğini belirten yetiştiriciler, doğru adımlar atılması halinde Bozdoğan’ın manda ürünlerinde bir marka haline gelebileceğini ifade ediyor. "Bu iş sevgisiz yapılmaz" Çocukluğundan bu yana mandaların içinde büyüdüğünü dile getiren Ali İrge manda yetiştiriciliğinin sabır ve sevgi gerektiren iş olduğunu vurgulayarak, "Bozdoğan’da 100’ün üzerinde manda varlığı var. Bu iş sabır işi, sevmeden yapılacak bir iş değil. Mandaların bakımı ineklere göre daha kolay, ancak kaymak elde etmenin de belirli şartları var. Kaymak yapması için mandaların mutlaka pamuk çekirdeği yemesi lazım. Yemezse fazla kaymak yapmaz. Sütü 4-5 saat kısık ateşte kaynatıyoruz, sonra soğumaya bırakıyoruz. Soğuduktan sonra buzdolabına koyuyoruz, 4-5 saat sonra çıkarıyoruz. Kaymağı normal bıçak ile kesemezsiniz, kesilebilmesi için ince uçlu bir şey olması gerek. Onun için yorgan iğnesiyle kaymağını kesiyoruz. Sonrasında da satış için paketliyoruz" dedi. "Sahibinden başkası yanına yaklaşamadığı için çalınma riski yok" Mandaların sahiplerine çok sadık hayvanlar olduklarını belirten İrge, "Sahiplerine çok sadık hayvanlardır. Özellikle kadınlara daha çok bağlanırlar. Yabancı insanı yanına sokmazlar, o yüzden çalınma durumu da olmaz. Boş kaldığında yanına giren adama zarar verebilir. Ana babadan bize alışık oldukları için bizimle sorun yaşamazlar. Mandalar doğu illerinde daha çok ilgi görüyor. Mesela Diyarbakır’da bir manda için 150 bin TL istiyorlar. Onu buraya getirmenin maliyetiyle birlikte 250-300 bin lirayı buluyor. Ama burada 150 bin TL dediğinizde insanlar pahalı buluyor. Oysa bakımı kolay, ne bulursa yer. Diğer hayvanların yemediğini manda yer" diye konuştu. Kaymağı altın değerinde Manda kaymağının kilosunun 2 bin TL’ye kadar alıcı bulduğunu söyleyen İrge lokantalara verdiklerinde bu rakamın bin TL’ye düştüğünü belirtti. Manda sütünün de kaymağının da çok değerli olduğunu ifade eden İrge, "Manda kaymağının kilosu 2 bin TL. Lokantaya verdiğinde bu fiyat bin TL. Sütü de aslında çok değerli. Bütün sütlerde mikrop bulunur manda sütünde mikrop olmaz. Sütçüler maalesef sütünü almıyorlar. O yüzden biz de eşe dosta dağıtıyoruz" diye konuştu. "Destek yok, kooperatif yok" Manda yetiştiriciliğinde en büyük sorunun destek ve pazarlama olduğunu dile getiren İrge, "Bu hayvanlara sahip çıkan yok. Destekler düzgün verilmiyor. Sütünüzü, yoğurdunuzu satabileceğiniz bir kooperatif yok. Kaymağı da sadece lokantacılar alıyor, ara sıra kendileri yemek isteyen insanlar da oluyor" ifadelerini kullandı. "Onlar beni ister, başkasına sağım yaptırmazlar" Saniye İrge ise mandaların özellikle kadınlara olan bağlılığını vurgulayarak, "Rahatsızlığım nedeniyle 3-4 gün çiftliğe gelemedim, o süre boyunca kimseye kendilerini sağdırmamışlar. Eşime bile sağım yaptırmazlar, illa ki beni isterler. Ne istediğini bildikten sonra sorun yaşatmazlar. Yazın göle götürüyoruz, orada serinliyorlar. Pamuk çekirdeği yedikleri için bedenleri yağlı oluyor, bu yüzden akşama kadar suyun içinde yatıyorlar" ifadelerini kullandı. Ali ve Saniye İrge çifti, doğru destek ve organizasyon sağlanması halinde manda yetiştiriciliğinin hem geleneksel üretimin yaşatılması hem de kırsal kalkınma açısından büyük önem taşıdığını belirtti.