EKONOMİ
THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Şeker, Tokyo’da yatırımcılarla buluştu 22 Nisan 2026 Çarşamba - 23:42:43 Türk Hava Yolları (THY) Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker, 20-22 Nisan tarihleri arasında Japonya’nın başkenti Tokyo’da THY adına bir dizi yatırımcı görüşmesi gerçekleştirildiğini açıkladı. THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker, Japonya’nın Tokyo şehrinde yatırımcılarla bir araya geldi. THY Yönetim Kurulu Başkanı Şeker, yapılan görüşmelerde 150’den fazla Japon öz sermaye yatırımcısı ve finansal kuruluş ile bir araya geldi. "Her bir çalışma arkadaşımızın özverisi, başarılarımızın en büyük gücüdür" Japonya’da gerçekleşen görüşmelerle ilgili sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan Şeker, "Havacılıkta küresel rekabet her geçen gün artarken, sektörümüzü ve markamızı ileriye taşıyacak güçlü iş birliklerine daha fazla önem veriyoruz. Bu doğrultuda, gökyüzündeki öncü konumumuzu pekiştirmek ve stratejik hedeflerimize ilerlemek adına 20-22 Nisan tarihlerinde Tokyo’da verimli bir dizi yatırımcı görüşmesi gerçekleştirdik. Finans yönetimimizden arkadaşlarımızın katılımıyla, BNP Paribas, Development Bank of Japan ve SMBC’nin yanı sıra; SMFL, ORIX Corporation ve JP Lease aracılığıyla 150’den fazla Japon özsermaye yatırımcısı ve finansal kuruluş ile bir araya geldik. Bu temaslarda Ortaklığımızın finansal gücünü, sürdürülebilir büyüme vizyonumuzu ve gelecek projeksiyonlarımızı paylaştık. Türk Hava Yolları olarak katma değer üretmeye ve başarı hikayelerimizi küresel ölçekte sürdürmeye devam edeceğiz. Dünyanın önemli finans merkezlerinden biri olan ve Ortaklığımız için stratejik öneme sahip Japonya’da, son 20 yılda yaklaşık 9 milyar dolar kaynak sağlayarak 100’den fazla uçağımızı finanse ettik. Yatırımcıların gösterdiği ilgi ve güven, küresel marka değerimizin sağlam temellere dayandığını bir kez daha teyit etti. Bu organizasyon kapsamında Tokyo ofisimizi ziyaret ederek 10 yılın üzerinde görev yapan 4 çalışma arkadaşımıza kıdem rozetlerini takdim ettik. Her bir çalışma arkadaşımızın özverisi, başarılarımızın en büyük gücüdür" dedi.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 22:55 Samsun’a 150 milyonluk HASDÖV yatırımı Samsun Yeni Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yönetim Kurulu Toplantısı’nda, 150 milyon TL bütçeli Hassas Sıcak Dövme (HASDÖV) Uygulama Merkezi projesi görüşüldü. Samsun Valisi Orhan Tavlı başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda, Yeni OSB Müdürlüğü yürütücülüğünde hayata geçirilmesi planlanan ve yıllık 800 bin parça üretim kapasitesine sahip olacak HASDÖV Uygulama Merkezi hakkında kurul üyelerine detaylı bilgi verildi. Projenin, bölgenin ileri teknoloji üretim kapasitesine önemli katkı sunması hedefleniyor. Toplantıda ayrıca, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) tarafından yürütülen "2025 Yılı Cazibe Merkezleri Destekleme Programı" kapsamındaki çalışmalar değerlendirildi. Yeni OSB’de yürütülen mevcut iş ve işlemler de ele alındı. Öte yandan, bölgede faaliyet gösterecek mesleki ve teknik eğitim kurumları ile teknoloji kolejlerinde öğrenim görecek öğrencilerin teorik ve uygulamalı eğitim süreçleri, nitelikli iş gücü yetiştirilmesi ve sanayinin ihtiyaç duyduğu insan kaynağının karşılanmasına yönelik planlamalar da görüşüldü. Toplantıya Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Vali Yardımcısı Vekili ve Tekkeköy Kaymakamı Enver Hakan Zengince, Tekkeköy Belediye Başkanı Mustafa Candal, Yeni OSB Müdürü Oğuz Keleş ve Mimar Salih Köksal da katıldı.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 22:04 Bakan Uraloğlu ’Eğer Kalkınma Yolu Projesi’nin önemine vurgu yaptı Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Eğer Kalkınma Yolu Projesi’ni bugün bitirmiş olsaydık, Hürmüz Boğazı bu kadar dünya gündemine oturmamış olacaktı" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Nisan Ayı Meclis Toplantısı ve Türk Telekom ile İSO arasında imzalanacak olan stratejik iş birliği protokolü imza törenine katıldı. Burada bir konuşma yapan Uraloğlu, 5G’nin artık lüks bir teknoloji olmadığını, sanayinin geleceği olduğunu belirterek, "Tam da bu nedenle Türk Telekom ile İstanbul Sanayi Odası arasında imzalayacağımız iş birliği protokolü büyük stratejik önem taşımaktadır. Bu protokol kapsamında Türk Telekom, güçlü teknoloji altyapısı, yenilikçi dijital çözümleri ve mühendislik birikimiyle İstanbul Sanayi Odası üyelerimizin dijital dönüşümünü hızlandıracak, verimlilik, rekabetçilik ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkılar sağlayacaktır. Gerçek zamanlı veri akışı, makineler arası kesintisiz iletişim, otonom sistemler, yapay zeka destekli kalite kontrol ve robotik uygulamalar gibi alanlarda yeni çağların kapısını aralamaktır. Demo günleri, eğitimler, pilot projeler ve stratejik yol haritaları ile 5G’yi fabrikalarımızın kalbine yerleştireceğiz. Bu işbirliği, Bakanlığımız ile Türk Telekom’un sanayimize sunduğu en somut dijital desteklerden birisi olacaktır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde son 24 yılda ülkemiz siyasi istikrar ve vizyoner yönetim sayesinde ekonomik alanda önemli mesafeler katetmiştir. 2025 yılında mal ihracatımız 273,4 milyar dolara ulaşarak, Cumhuriyet tarihimizin rekorunu tazelemiş olduk. Ekonomimiz yüzde 3,6 büyüme kaydederek OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ilk üç ekonomi arasında, G20 ülkeleri arasında ise üst sıralarda yerini almıştır" dedi. "Son 24 yılda ulaşım ve haberleşme altyapımıza yaklaşık 355 milyar dolar yatırım yaptık" Tam 22 çeyrektir kesintisiz süren bu büyüme performansının üretim, yatırım, istihdam ve ihracata odaklanan politikaların somut sonucu olduğunu belirten Bakan Uraloğlu, "İstanbul’umuz ise 95 milyar dolarlık ihracatla her yıl olduğu gibi açık ara liderliğini sürdürdü. Bu ekonomik başarılarda hiç şüphesiz ulaştırma ve altyapı alanına yapılan devasa yatırımların büyük rolü vardır. Çünkü burada bulunan herkes çok iyi biliyor ki ulaştırma ve haberleşme yatırımları ekonominin can damarlarını oluşturan, üretimi harekete geçiren, ticareti hızlandıran, istihdamı arttıran ve refahı yaygınlaştıran kritik altyapılardır. Modern ve etkin bir ulaştırma sistemi sayesinde lojistik maliyetler düşmekte, tedarik zincirleri kısalmakta, sanayicilerimiz ve ihracatçılarımız küresel pazarlara daha rekabetçi imkanlarla ulaşmaktadır. Bu kapsamda son 24 yılda ulaşım ve haberleşme altyapımıza yaklaşık 355 milyar dolar yatırım yaparak bu gerçeği hayata geçirdik" diye konuştu. "Dijital altyapıda fiber optik ağımızı 657 bin kilometreye ulaştırdık" Bölünmüş yol ağını 6 bin 101 kilometreden 30 bin 51 kilometreye, otoyol ağını bin 714 kilometreden 3 bin 796 kilometreye çıkardıklarını söyleyen Bakan Uraloğlu, "Sadece 6 ilimiz bölünmüş yollarla bağlıyken, bugün 77 ilimizi modern yol ağıyla buluşturduk. Demiryolu ağımızı 13 bin 919 kilometreye ulaştırdık; bunun 2 bin 251 kilometresi Yüksek Hızlı Tren hattıdır. Havacılıkta aktif havalimanı sayımızı 58’e, dış hat uçuş noktalarımızı 133 ülkede 356 noktaya yükselttik. Denizcilikte filomuz dünya sıralamasında ilk 10 arasına girdi. Limanlarımız küresel konteyner trafiğinde güçlü konumlarını sürdürüyor. Dijital altyapıda fiber optik ağımızı 657 bin kilometreye ulaştırdık. Yerli uydumuz TÜRKSAT 6A’yı hizmete aldık ve 5G teknolojisini başarıyla hayata geçirdik. Bu yatırımlarımız, sanayi sektörümüzün dijital dönüşümünü ve yüksek katma değerli üretimini de desteklemektedir" ifadelerini kullandı. "Orta Koridor ile Çin’den Avrupa’ya taşıma süresi, geleneksel rotalara göre önemli ölçüde kısalmıştır" İran-ABD-İsrail savaşıyla özellikle Hürmüz Boğazı’nda ortaya çıkan belirsizliklerin küresel ticaretin ana arterlerinde önemli kırılmalara yol açtığını, deniz taşımacılığında ciddi aksamalara neden olduğunu belirten Bakan Uraloğlu, "Bu durum, küresel ticarette alternatif rota arayışını hızlandırmış ve alternatif ulaştırma güzergahlarının önemini yeniden gündeme taşımıştır. Tam da bu noktada, coğrafi konumu itibarıyla Asya-Avrupa ve Afrika’nın kesişiminde yer alan ülkemiz, sunduğu güvenli, hızlı ve rekabetçi koridorlarla küresel ticaretin yeni omurgalarından biri haline gelmektedir. Özellikle Orta Koridor bu süreçte öne çıkan başlıca hatlar olarak dikkat çekmektedir. Cumhurbaşkanımızın vizyonu doğrultusunda ilerlettiğimiz Orta Koridor ile Çin’den Avrupa’ya taşıma süresi, geleneksel rotalara göre önemli ölçüde kısalmıştır. Süveyş Kanalı üzerinden ortalama 35 gün, Ümit Burnu üzerinden ise yaklaşık 45 gün süren taşımalar, Orta Koridor üzerinden 18 güne kadar inmektedir. Hedefimiz bunu 14 güne düşürmektir. Orta Koridor’u güçlendirmek için Zengezur Koridoru bağlantısını sağlayacak Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu demiryolu hattı çalışmalarına da başladık" diye konuştu. "İstanbul’u hem ulusal üretimimizin hem de küresel ticaretin en önemli merkezlerinden biri haline getiriyoruz" Kuzey-güney ekseninde şekillenen Kalkınma Yolu Projesi ile Irak’taki Fav Limanı’ndan başlayarak yaklaşık bin 200 kilometrelik hat üzerinden Türkiye’ye ve buradan Avrupa’ya uzanan yeni bir ticaret omurgası oluşturduklarını ifade eden Bakan Uraloğlu, "Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Irak’ın ortaklığında yürütülen bu proje sayesinde Fav Limanı’na gelen yükler hem yurt içimize hem de Avrupa’ya alternatif ve rekabetçi bir koridorla taşınacaktır. Eğer bu projeyi bugün bitirmiş olsaydık, bu proje bugün işliyor olsaydı, biraz önce bahsettiğim süreler bu koridorla 15 güne inecek ve Hürmüz Boğazı bu kadar dünya gündemine oturmamış olacaktı. Proje bitti. Finansman modeline karar verdik. Ancak yaklaşık bir yıldır Irak’taki seçim sürecinden dolayı henüz bir adım atamadık. İnşallah orada hükümet kurulduktan sonra çok hızlı bir şekilde bunun finansmanı ve yapım çalışmalarına başlamayı da hedefliyoruz. Tıpkı bu uluslararası koridorları güçlendirdiğimiz gibi Türkiye’nin kalbi İstanbul’umuzun ulaşım ve iletişim altyapısını da devasa yatırımlarla güçlendirerek şehrimizi hem ulusal üretimimizin hem de küresel ticaretin en önemli merkezlerinden biri haline getiriyoruz. İstanbul’umuzda; Marmaray, Avrasya Tüneli, İstanbul Havalimanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Marmara Otoyolu, İstanbul-İzmir Otoyolu ve İstanbul-Ankara Yüksek Hızlı Tren Hattı gibi mega projeleri hayata geçirerek İstanbul’u modern ve efektif bir ulaşım altyapısı ile hayallerin ötesinde bambaşka bir noktaya taşıdık. Son 24 yılda İstanbul’un ulaşım ve iletişim altyapısı için 2 trilyon lirayı aşan yatırım gerçekleştirdik. Yani yaklaşık 45 milyar dolar. Bu da Malta’dan Kongo’ya, İzlanda’dan Butan’a, Gambiya’dan San Morino’ya 65 ülkenin 2025 yılı gayri safi yurt içi hasılasından büyük bir rakam. Kuzey Marmara Otoyolumuzun son kısmını oluşturan Nakkaş-Başakşehir kesimindeki yapım çalışmalarımız tüm hızıyla ilerliyor" ifadelerini kullandı. Sarıyer-Kilyos Tüneli’nin yapım çalışmalarını da bu yıl tamamlama hedefiyle 7 gün 24 saat aralıksız sürdürdüklerini ifade eden Bakan Uraloğlu, "Projemizle Kuzey Marmara Otoyolu ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne Sarıyer, Maslak ve Levent bölgelerinden erişimi 5 dakikaya indireceğiz. Şu anda da Halkalı-İstanbul Havalimanı hattının Halkalı-Arnavutköy kesimi ve Yavuztürk-Ümraniye Spor metro inşaatları dahil toplam 27 kilometrelik yeni hat çalışmalarımız da hızla devam ediyor. Bu çalışmalar tamamlandığında İstanbul genelinde inşa ettiğimiz toplam hat uzunluğu 189 kilometreye ulaşacak. Halkalı-Arnavutköy metromuzu da yakında hizmete açıyoruz. Yine Kuzey Çevre Demiryolu Projesi ile İstanbul’u uluslararası lojistik için vazgeçilmez kılacak tarihi bir adımın da eşiğindeyiz. Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinde hayata geçireceğimiz demiryolu bağlantısı ile İstanbul Boğazı üzerinde Marmaray’a alternatif çift hatlı yeni bir demiryolu hattına daha kavuşacağız. İhale sürecinin ardından bu yıl içinde inşa çalışmalarına başlamayı hedefliyoruz. İstanbul Havalimanımız da dev kapasitesiyle Türkiye’yi uluslararası bir aktarma merkezi yapmış ve ülkemizi küresel havacılıkta zirveye taşıdı" dedi.
Mandadan gelen altın lezzet
01 Aralık 2025 Pazartesi - 10:55 Mandadan gelen altın lezzet Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde Ali ve Saniye İrge çiftinin yetiştirdiği halk arasında camız olarak bilinen mandadan elde edilen geleneksel manda kaymağı yoğun emeğe rağmen sınırlı üretimiyle büyük ilgi görürken, kilosu 2 bin TL’ye varan fiyatlardan alıcı buluyor. Bozdoğan genelinde sayıları yüzü aşan mandalar, hem yüksek besin değeri taşıyan sütleri hem de ilçeye kattığı değer ile dikkat çekiyor. Bölgede yetiştirilen mandalardan elde edilen yoğun kıvamlı ve lezzetli kaymak, özellikle pide ustalarının vazgeçilmezi haline gelmiş durumda. Bozdoğan pidelerinin ün kazanmasında önemli paya sahip olan manda kaymağı, pidelerin üzerine eklenerek lezzeti bir üst noktaya taşıyor. Doğal üretimle elde edilen ve kilosu 2 bin TL’ye kadar alıcı bulan manda kaymağı, hem esnafın hem de vatandaşların yoğun ilgisini görüyor. Yeterli destek ve pazarlama imkanlarının olmamasından yakınan, manda yetiştiriciliğinin hak ettiği değeri görmediğini dile getiren yetiştiriciler bu alanda somut teşviklerin artırılması gerektiğini vurguluyor. İlçede mandaların sunduğu katma değerin yeterince fark edilmediğini belirten yetiştiriciler, doğru adımlar atılması halinde Bozdoğan’ın manda ürünlerinde bir marka haline gelebileceğini ifade ediyor. "Bu iş sevgisiz yapılmaz" Çocukluğundan bu yana mandaların içinde büyüdüğünü dile getiren Ali İrge manda yetiştiriciliğinin sabır ve sevgi gerektiren iş olduğunu vurgulayarak, "Bozdoğan’da 100’ün üzerinde manda varlığı var. Bu iş sabır işi, sevmeden yapılacak bir iş değil. Mandaların bakımı ineklere göre daha kolay, ancak kaymak elde etmenin de belirli şartları var. Kaymak yapması için mandaların mutlaka pamuk çekirdeği yemesi lazım. Yemezse fazla kaymak yapmaz. Sütü 4-5 saat kısık ateşte kaynatıyoruz, sonra soğumaya bırakıyoruz. Soğuduktan sonra buzdolabına koyuyoruz, 4-5 saat sonra çıkarıyoruz. Kaymağı normal bıçak ile kesemezsiniz, kesilebilmesi için ince uçlu bir şey olması gerek. Onun için yorgan iğnesiyle kaymağını kesiyoruz. Sonrasında da satış için paketliyoruz" dedi. "Sahibinden başkası yanına yaklaşamadığı için çalınma riski yok" Mandaların sahiplerine çok sadık hayvanlar olduklarını belirten İrge, "Sahiplerine çok sadık hayvanlardır. Özellikle kadınlara daha çok bağlanırlar. Yabancı insanı yanına sokmazlar, o yüzden çalınma durumu da olmaz. Boş kaldığında yanına giren adama zarar verebilir. Ana babadan bize alışık oldukları için bizimle sorun yaşamazlar. Mandalar doğu illerinde daha çok ilgi görüyor. Mesela Diyarbakır’da bir manda için 150 bin TL istiyorlar. Onu buraya getirmenin maliyetiyle birlikte 250-300 bin lirayı buluyor. Ama burada 150 bin TL dediğinizde insanlar pahalı buluyor. Oysa bakımı kolay, ne bulursa yer. Diğer hayvanların yemediğini manda yer" diye konuştu. Kaymağı altın değerinde Manda kaymağının kilosunun 2 bin TL’ye kadar alıcı bulduğunu söyleyen İrge lokantalara verdiklerinde bu rakamın bin TL’ye düştüğünü belirtti. Manda sütünün de kaymağının da çok değerli olduğunu ifade eden İrge, "Manda kaymağının kilosu 2 bin TL. Lokantaya verdiğinde bu fiyat bin TL. Sütü de aslında çok değerli. Bütün sütlerde mikrop bulunur manda sütünde mikrop olmaz. Sütçüler maalesef sütünü almıyorlar. O yüzden biz de eşe dosta dağıtıyoruz" diye konuştu. "Destek yok, kooperatif yok" Manda yetiştiriciliğinde en büyük sorunun destek ve pazarlama olduğunu dile getiren İrge, "Bu hayvanlara sahip çıkan yok. Destekler düzgün verilmiyor. Sütünüzü, yoğurdunuzu satabileceğiniz bir kooperatif yok. Kaymağı da sadece lokantacılar alıyor, ara sıra kendileri yemek isteyen insanlar da oluyor" ifadelerini kullandı. "Onlar beni ister, başkasına sağım yaptırmazlar" Saniye İrge ise mandaların özellikle kadınlara olan bağlılığını vurgulayarak, "Rahatsızlığım nedeniyle 3-4 gün çiftliğe gelemedim, o süre boyunca kimseye kendilerini sağdırmamışlar. Eşime bile sağım yaptırmazlar, illa ki beni isterler. Ne istediğini bildikten sonra sorun yaşatmazlar. Yazın göle götürüyoruz, orada serinliyorlar. Pamuk çekirdeği yedikleri için bedenleri yağlı oluyor, bu yüzden akşama kadar suyun içinde yatıyorlar" ifadelerini kullandı. Ali ve Saniye İrge çifti, doğru destek ve organizasyon sağlanması halinde manda yetiştiriciliğinin hem geleneksel üretimin yaşatılması hem de kırsal kalkınma açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
Garanti BBVA’nın Türkiye Kadın Girişimci Akademisi eğitimleri Adana’da devam ediyor
01 Aralık 2025 Pazartesi - 10:47 Garanti BBVA’nın Türkiye Kadın Girişimci Akademisi eğitimleri Adana’da devam ediyor Kadın girişimcilerin bilgi birikimi, yönetim becerileri ve kapasitelerini artırmak ve aynı zamanda iş hayatındaki sürdürülebilir varlıklarını güçlendirmek amacıyla gerçekleşen Türkiye Kadın Girişimci Akademisi, Tunceli ve Ordu’nun ardından şimdi de Adana’da gerçekleşecek. Garanti BBVA ve Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi (BÜYEM) iş birliğiyle 2012 yılında hayata geçirilen Türkiye Kadın Girişimci Akademisi, kadın girişimcilerin iş hayatlarında gelişimini desteklemek hedefiyle yoluna devam ediyor. Adana’daki kadın girişimcilerin katılımı ile 18 Aralık tarihinde başlayacak olan akademi, Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi(AOSB) ve AOSB Kadın Sanayiciler Platformu iş birliğiyle gerçekleşecek. 18 Aralık 2025-19 Ocak 2026 tarihleri arasında sınırlı kontenjanla düzenlenecek eğitimler için başvurular, 14 Aralık 2025’e kadar garantibbvakadingirisimci.com adresinden yapılabilecek. ğitimler Adana Organize Sanayi Bölgesi Salonu’nda ve Zoom Cloud Meetings Platformu üzerinden, Boğaziçi Üniversitesi’nin deneyimli akademisyenleri ve alanında uzman profesyonelleri tarafından hem fiziksel hem de çevrim içi olarak verilecek. Katılımcılar; dijital pazarlama, insan kaynakları, müşteri deneyimi, kurum içi iletişim, sosyal medya ve e-ticaret, finansal yönetim, liderlik, sürdürülebilir şirket yönetimi, yenilikçi iş modelleri, ticaret hukuku ve sözleşmeler gibi iş hayatına doğrudan katkı sağlayacak konularda bilgi edinecekler. Türkiye Kadın Girişimci Akademisi, Garanti BBVA’nın 2006 yılından bu yana sürdürdüğü kadın girişimcilere destek programlarının önemli bir parçasını oluşturuyor. Banka, kadın girişimcilerin finansmana erişimlerinin yanı sıra eğitim ve network geliştirme imkanlarını artırarak iş hayatında daha güçlü ve sürdürülebilir bir varlık göstermelerine katkı sağlamayı amaçlıyor. Programı başarıyla tamamlayan girişimciler, Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi tarafından düzenlenen sertifikanın sahibi olacak.
Kültür harcamaları 2024 yılında 408 milyar 339 milyon oldu
01 Aralık 2025 Pazartesi - 10:15 Kültür harcamaları 2024 yılında 408 milyar 339 milyon oldu Kültür harcamaları 2024 yılında 2023 yılına göre yüzde 83,3 artarak 408 milyar 339 milyon 432 bin TL oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılı Kültür Ekonomisi verilerini açıkladı. Buna göre, kültür harcamaları 2024 yılında 2023 yılına göre yüzde 83,3 artarak 408 milyar 339 milyon 432 bin TL oldu. Kültür harcamalarının, gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 2024 yılında yüzde 0,9 olarak gerçekleşti. Genel devlet kültür harcamalarının payı yüzde 49,1 oldu Toplam kültür harcamaları içinde genel devlet harcamalarının payı 2024 yılında yüzde 49,1 oldu. Genel devlet kültür harcamaları 2024 yılında önceki yıla göre yüzde 76,1 artarak 200 milyar 369 milyon 171 bin TL olurken, harcamaların yüzde 67,8’i merkezi devlet bütçesinden gerçekleşti. Genel devlet kültür harcamalarında en yüksek pay yüzde 17,7 ile kültürel miras alanında oldu. Hanehalkı kültür harcaması yüzde 91,5 arttı Hanehalklarının kültür harcamaları, 2024 yılında önceki yıla göre yüzde 91,5 artarak 203 milyar 807 milyon 948 bin TL oldu. Hanehalklarının 2024 yılında gerçekleştirdiği kültür harcamalarında; bilgi işleme ekipmanları yüzde 25,0, kültürel hizmetler yüzde 24,3 ve kitaplar yüzde 18,1 paya sahip oldu. Kültürel sektörlerin faktör maliyetiyle katma değeri yüzde 73,9 arttı Kültürel sektörlerde faaliyet gösteren girişimlerin faktör maliyetiyle katma değeri 2024 yılında 2023 yılına göre yüzde 73,9 artarak 188 milyar 547 milyon 288 bin TL oldu. Katma değerin yüzde 20,7’si kayıtlı medyanın basılması ve çoğaltılması, yüzde 13,1’i sinema filmi, video ve televizyon programları yapımcılığı, ses kaydı ve müzik yayımlama faaliyetleri ve yüzde 11,6’sı mimarlık faaliyetleri alanında faaliyet gösteren girişimler tarafından üretildi. Kültürel mal ihracatı yüzde 8,1 artarken, kültürel mal ithalatı yüzde 166 arttı Kültürel mal ihracatı 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 8,1 artarak 9 milyar 876 milyon 466 bin dolar olurken, kültürel mal ithalatı bir önceki yıla göre yüzde 166 artarak 7 milyar 336 milyon 440 bin dolar oldu. Kültürel mal ihracatının toplam mal ihracatı içindeki payı 2024 yılında yüzde 4,2 olurken, kültürel mal ithalatının toplam mal ithalatı içindeki payı yüzde 2,3 olarak hesaplandı. Kültürel alanlar içinde ihracatı ve ithalatı en fazla olan alan el sanatları olmuştur. Kültürel istihdam yüzde 6,5 arttı Kültürel istihdam 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 6,5 artarak 957 bin kişi oldu ve kültürel istihdamın toplam istihdam içindeki payı yüzde 2,9 oldu. Kültürel istihdamda olanların yüzde 52,2’sini erkekler, yüzde 47,8’ini kadınlar oluşturdu. Kültürel istihdamdakilerin yüzde 45,4’ü yükseköğretim mezunlarından, yüzde 30,5’i lise altı eğitimlilerden ve yüzde 24,1’i lise ve dengi meslek okulu mezunlarından oluştu. El sanatları çalışanlarının payı yüzde 32,6 oldu Kültürel istihdamın yüzde 79,9’unu kültürel meslek alanlarında, yüzde 20,1’ini ise kültürel olmayan meslek alanlarında çalışanlar oluşturdu. Kültürel istihdamda olanların yüzde 32,6’sını el sanatları çalışanları, yüzde 19,2’sini mimarlar, planlamacılar, harita mühendisleri ve tasarımcılar, yüzde 8,2’sini ise yazarlar, gazeteciler ve dilbilimciler oluşturdu. Kadın istihdam oranının en az olduğu kültürel meslek alanı yüzde 28,2 ile sanat, kültür ve mutfak ile ilgili yardımcı profesyonel meslek mensupları olurken, kadın istihdam oranının en yüksek olduğu kültürel meslek alanı yüzde 77,7 ile diğer dil öğretmenleri oldu.
Uzmanı açıkladı: SSK ve BAĞ-KUR emeklisi ne kadar zam alacak
01 Aralık 2025 Pazartesi - 10:14 Uzmanı açıkladı: SSK ve BAĞ-KUR emeklisi ne kadar zam alacak Yeni yılda en düşük emekli ücretlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sosyal Güvenlik Başuzmanı ve Türkiye Gazetesi Yazarı İsa Karakaş, "Ocak ayında en az yüzde 12,28 en fazla yüzde 13,99 aralığında bir enflasyon beklentisi bulunmakta" dedi. Ekim ayı enflasyon verileri ile birlikte 4 aylık enflasyon farkı belli oldu. Böylece 2026 Ocak ayında yapılacak emekli maaş zammı için hesaplama tablosu güncellendi. SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaş zamları 6 aylık enflasyon oranına göre hesaplanıyor. Bu sebeple nihai oran kasım ve aralık verileri ile belli olacak. Geri sayım sürerken milyonlarca emekli yılın ilk yarısında alacakları zamlı maaşların tahmini olarak ne kadar olacağını araştırmaya başladı. Sosyal Güvenlik Başuzmanı İsa Karakaş konuya ilişkin İhlas Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu. "4 aylık enflasyon oranlarına göre en düşük emekli ücreti 18 bin 611 lira" Karakaş, SSK-BAKUR emeklerinin aylıklarına 6 aylık enflasyon farkına göre güncelleme yapıldığını dile getirdi. Karakaş, "Bugün itibariyle Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim ayı enflasyon oranları kesinleşmiş durumda. Dolayısıyla 4 aylık enflasyon farkına göre yüzde 10, 25 oranındaki zammın kesin olduğunu söyleyebiliriz. Eğer ki hükümet en düşük emekli maaşlarına farkı aynen yansıtırsa bu durumda 4 ay bazında en düşük emekli maaşı 16 bin 881 lira iken yüzde 10,25’i baz aldığımız zaman bugün itibariyle 18 bin 611 lira kesin olduğunu söyleyebiliriz" açıklamasında bulundu. "SSK ve BAĞ-KUR emeklilerine en az yüzde 12,28 en zam" Mevcut oranların üzerine Kasım ve Aralık ayı enflasyon oranlarının da ekleneceğini dile getiren Karakaş, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bu 2 aylık enflasyon oranları açıklandıktan sonra oransal zam kesin olarak ortaya çıkacak. Biz burada Merkez Bankası’nın en son güncellediği enflasyon rakamlarını baz aldığımız zaman yüzde 31 ile yüzde 33 aralığında bir enflasyon beklentisi bulunmakta. Buna göre yaptığımız hesaba göre 6 aylık enflasyon oranları ele alındığında ve hükümetin refah payı vermezse bile SSK ve BAĞ-KUR banka sandıkları oda-borsa sandıkları emeklerine Ocak ayında en az yüzde 12,28 en fazla yüzde 13,99 aralığında bir enflasyon beklentisi bulunmakta. Dolayısıyla yüzde 33 oranında bir enflasyon beklemediğimiz için ortalama olarak yüzde 13’lerde bir güncellemeden bahsedebiliriz." "TCMB verilerine göre en düşük emekli maaşı 19 bin lirayı aşarak 19 bin 243 lira olacak" Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) beklentilerine göre en düşük emekli maaşını değerlendiren Karakaş, "Bugün itibariyle en düşük emekli maaşı 16 bin 881 liradır. Eğer ki yüzde 31 oranında bir enflasyon kesinleşirse 18 bin 954 lira olacak en yüksek oranda gerçekleşirse en düşük emekli maaşı 19 bin lirayı aşarak 19 bin 243 lira olacak" ifadelerine yer verdi. Karakaş, 2023 yılının Temmuz ayından itibaren memurlara verilen 8 bin 77 liralık seyyanen zammın memur maaşlarına göre 18 bin lira olduğunu sözlerine ekledi.
Fiyatı tarlada 10 liraya inen brokoli pazarda 70 liraya satılıyor
01 Aralık 2025 Pazartesi - 10:13 Fiyatı tarlada 10 liraya inen brokoli pazarda 70 liraya satılıyor Bursa’nın İznik ilçesinde tarlada kilosu 10 ila 20 lira arasında değişen fiyatlardan satılan brokolinin 500-700 gram gelen tanesi 50 kilometre ötede Bursa merkezde 70 liraya satılıyor. Geçen haftalarda havanın ılıman gitmesi ve lodos olması brokoliyi kısa sürede olgunlaştırdı ve bollaşan ürünün tarladaki fiyatı düştü. Tarımsal üretimde önde gelen İznik’te yıldan yıla farklılık gösterse de genellikle 5 ila 6 bin ton arasında brokoli üretiliyor. Artan maliyetlere rağmen geçen yılın altında fiyattan ürün satan İznik çiftçisi mağduriyetini dile getirirken tüketiciler pazarda 14 kat fazlaya satılan ürünü pahalıya tüketiyor. İznik’te sebze üretimiyle geçimini sağlayan Çiçekli Mahallesi’nde üreticiler dip yapan fiyatlar yüzünden çaresiz kaldıklarını belirtiyor. Çiçekli Mahallesi Muhtarı Davut Kocabaş, 15 yıldır hem ürettiğini hem de tüccar olarak alım satım yaptığını söyledi. Fiyatlardaki aşağı yönlü hareketler yüzünden çiftçilerin zarar ettiğini vurgulayan Kocabaş, bu yıl Bursa dışında da brokoli ekimlerinin fazla olduğuna dikkati çekti. 5 liralık ürün 14’e katlıyor 70 liraya ulaşıyor Tarlada kilosunun 10 ila 20 lira arasında satıldığını dile getiren Kocabaş, "Buradan İstanbul başta olmak üzere birçok kente brokoli gönderiyoruz. Uzağa gitmeye gerek yok 50 kilometre ötede Bursa’da taneyle 70 lira civarında satılıyor. Biri 500 -700 gram arasında geliyor. Yani 5 liraya tarladan çıkan ürün tezgahta 14’e katlıyor ve tükticiye 70 liradan satılıyor" dedi. Bazı yerlerde daha yüksek fiyattan satıldıklarına şahit olduklarını vurgulayan Kocabaş, "Hale gidene kadar kilosu 30 liraya çıkıyor. Nakliyesi, kar farkı derken normal. Oradan tezgaha tanesinin 60-70 liraya çıkmasını biz de anlamıyoruz. Buna yönelik önlem alınmalı, fahiş kar engellenmeli" diye konuştu. Lodos piyasaya arzı artırdı Kocabaş, fiyatların dip yapmasında lodosun da etkili olduğunu belirterek, "Bir ayda hasat edilmesi gereken ürün bir haftada olgunlaştı. Hızlı gelişti ürün ve çiftçi tarladaki ürünü zorunlu hasat etti. Talep zaten belli bu üründe. Piyasaya birden fazla ürün girince fiyatlar en dip seviyesini gördü ancak tüketiciye çok yansımadı" ifadesini kullandı.
Malatya’da gramı 600 TL olan safran yok satıyor
01 Aralık 2025 Pazartesi - 10:12 Malatya’da gramı 600 TL olan safran yok satıyor Malatya’nın Battalgazi ilçesinde safran üretimi yapan 51 yaşındaki Muzaffer Akçin, safranın gramını 600 TL, safran soğanının kilosunu ise boyutuna göre bin 700 ile 2 bin 500 TL arasında satışa sunduklarını söyledi. Battalgazi ilçesine bağlı Yarımcahan Mahallesi’nde yaşayan Muzaffer Akçin 2017 yılında emeklilik sürecine girdikten sonra yeni bir arayışa yöneldi. Akçin, Safranbolu’dan aldığı 30 kilo soğanla üç dönümlük bir alanda deneme ekimine yaparken dört yılın sonunda yüksek verim elde ederek üretimi büyütme kararı aldı. Üretimde dokuzuncu yılını geride bırakan Akçin, safranın gramını 600 TL, safran soğanının kilosunu ise boyutuna göre bin 700 ile 2 bin 500 TL arasında satışa sunduklarını söyledi. Akçin, bu yıl 1 ton 500 kilo safran soğanı hasadı yaptıklarını bunun 300 kilosunu yeni ekim için ayırıp kalanını satışa sunduklarını belirtti. Yoğun taleplere yetişemediklerini ifade eden Akçin, "Türkiye’nin dört bir yanına soğan gönderiyoruz. Asıl hedefimiz ise Malatya’da su istemeyen bu ürünü yaygınlaştırmak ve kayısının yanında ikinci bir ürün haline getirmek" dedi. Safranın tıbbi ve aromatik bir bitki olduğunu ilaç kozmetik ve gıda takviyesi sektörlerinde yoğun şekilde kullanıldığını aktaran Akçin, özellikle İstanbul’da yerli safrana büyük ilgi olduğunu bazı işletmelerin İran safranı satışını bırakarak tamamen yerli ürüne yöneldiğini söyledi. Safranın çay, yoğurt, bal ve zeytinyağı ile tüketilebildiğini belirten Akçin, "Bir gram safran için 150-180 çiçek gerekiyor. Buna rağmen bir ailenin bir yıllık safran tüketimi 12 gramı geçmez" ifadelerini kullandı. Taleplere yetişemediklerini ifade eden Akçin, Güney Afrika’dan bir üreticinin 85 tonluk safran soğanı talebi ile kendilerine ulaştığını kaydederek yeterli üretim yapamadıkları için talebi karşılayamadıklarını perakende satışlarda safranı gram olarak sunmayı tercih ettiklerini toptan satışlarda ise uzun yıllardır çalıştıkları müşterilere ürün tedarik ettiklerini söyledi.
Kasım ayında 24 market ürününde fiyat düşüşü gözlemlendi
01 Aralık 2025 Pazartesi - 10:11 Kasım ayında 24 market ürününde fiyat düşüşü gözlemlendi Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB), 20 yıldır yürütülen aylık üretici ve market fiyat çalışmasına dair yazılı açıklama yaptı. Buna göre Kasım ayında markette 42 ürünün 24’ünde fiyat düşüşü oldu. TZOB, bazı ürünlerin ve gıdaların aylık fiyat değişikliklerini kamuoyuyla paylaştı. Bu kapsamda Türkiye genelinde 5 bölgede Ziraat Odaları ile fiyat alınarak takip edildi. TZOB’un aylık fiyat açıklamasında marketteki 42 ürünün 24’ünde fiyat düşüşü gözlemlendi. Kasım ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 392,86 ile mandalinada görüldüğü gözlemlenirken, mandalinadaki fiyat farkını yüzde 206,87 ile portakal, yüzde 203,80 ile ıspanak, yüzde 191,39 ile maydanoz ve yüzde 189,17 ile havuç takip etti. "Veriler masa başında değil, sahada ve belgeli olarak tespit edilmektedir" Veriler kapsamında yazılı bir açıklama yayımlayan TZOB, marketlerdeki fiyat artışının ve düşüşünün ortalama fiyat seviyesini temsil etmediğini belirterek, "TZOB olarak bazı önemli ürün ve gıdalardaki aylık fiyat değişiklikleri ve spekülatif hareketler konusunda kamuoyunu bilgilendirmek üzere yaklaşık 20 yıldır her ay gerçekleştirdiğimiz çalışmalarda Türkiye genelinde beş bölgeden Ziraat Odalarımız kanalı ile fiyatlar alınarak yakından takip edilmektedir. TZOB’un aylık fiyat açıklamasındaki temel amaç üreticilerimizin emeğinin karşılığını alıp almadığını ortaya koymak, tüketicinin neden yüksek fiyatlarla karşılaştığını açıklamak ve spekülatif fiyat oluşumlarının önüne geçilmesine katkıda bulunmaktır. Kamuoyunda zaman zaman tek bir markette görülen kampanya fiyatlarının ülke genelini yansıttığı yönünde değerlendirmeler yapılabilmektedir. Oysa bazı marketlerde düşük kalibreli, standart dışı veya kampanya amaçlı ürünlerin daha düşük fiyatla satılması olağan bir durumdur. Bu tür tekil örnekler, ortalama fiyat seviyesini temsil etmez. TZOB’un paylaştığı rakamlar ise tüm bölgelerdeki farklı satış kanallarından alınan fiyatların ortalamasına dayanmaktadır ve sahadaki gerçek tabloyu yansıtmaktadır. Rekolte, paketleme-ambalajlama, depolama ve işçilik maliyetleri, nakliye giderleri, ihracat akışı, aracı karları, fire gibi zincirin tüm aşamaları fiyat oluşumunu etkilemektedir. Dolayısıyla üretici market fiyat makasının varlığı inkar edilemez bir gerçektir. Önemli olan bu farkın nedenlerini doğru değerlendirmektir. Bu makasın fazla açıldığı durumlarda spekülatif faaliyetleri göstererek ilgili kurumların harekete geçmesini sağlamaktır" ifadelerine yer verdi. Kasım ayı üretici market fiyatları Kasım ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 392,86 ile mandalinada görüldüğü belirtilirken, mandalinadaki fiyat farkını yüzde 206,87 ile portakal, yüzde 203,80 ile ıspanak, yüzde 191,39 ile maydanoz ve yüzde 189,17 ile havuç takip etti. Mandalina 4,9 kat, portakal 3,1 kat, ıspanak 3 kat, maydanoz, havuç ve kuru incir 2,9 kat fazlaya satıldı. Üreticide 6 lira 20 kuruş olan mandalina 30 lira 56 kuruşa, 16 lira 80 kuruş olan portakal 51 lira 55 kuruşa, 17 lira 53 kuruş olan ıspanak 53 lira 27 kuruşa, 5 lira 9 kuruş olan maydanoz 14 lira 82 kuruşa, 11 lira olan havuç 31 lira 81 kuruşa markette satıldı. Kasım ayında fiyatı en fazla artan ürün markette pırasa, üreticide ise patates olurken, fiyatı en fazla düşen ürün markette marul, üreticide portakal olduğu açıklandı. Market fiyatları Kasım ayında markette 42 ürünün 18’inde fiyat artışı, 24’ünde fiyat düşüşü olduğu açıklandı. Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 149,5 ile pırasa olduğunun altı çizilirken, pırasadaki fiyat artışını yüzde 118,3 ile ıspanak, yüzde 71,7 ile fındık, yüzde 58,5 ile antep fıstığı takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 55 ile marul oldu. Maruldaki fiyat düşüşünü yüzde 46,6 ile portakal, yüzde 43,3 ile kuru soğan izledi. Üretici fiyatları Kasım ayında üreticide 34 ürünün 10’nunda fiyat artışı olurken 18’inde fiyat düşüşü görüldü. 6 üründe ise fiyat değişimi olmadığı aktarıldı. Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 43,1 ile portakalda görüldü. Portakaldaki fiyat düşüşünü yüzde 38 ile mandalina, yüzde 36,5 ile karnabahar, yüzde 30,8 ile kabak izledi. Üreticide en çok fiyat artışı yüzde 34,9 ile patateste görüldü. Patatesteki fiyat artışını yüzde 34,6 ile salatalık, yüzde 17,2 ile pırasa ve 15,8 ile kuru incir izledi. Üretici fiyat değişiminin nedenleri Açıklamaya göre kasım ayında Adana’da tarım işçilerini organize eden elçi gruplarının, ücret artışı talebiyle 10 gün süreyle greve gitmesi, erkenci mandalina hasadının aksamasına yol açtı. Hasadın gecikmesi nedeniyle erkenci çeşit mandalinalar dalında kalarak raf ömrünü kaybettiği belirtildi. Diğer yandan, Rusya’nın bu sezon Türkiye yerine alternatif ülkelere yönelmesi, ihracatta daralmaya ve iç piyasada ürün fazlası oluşmasına neden olduğu ifade edildi. Mandalinadaki bu sert fiyat düşüşün, tüketici talebinin yön değiştirmesi nedeniyle portakal fiyatlarını da aşağı çektiği belirtilirken, karnabahar ve kabakta yaşanan arz fazlalığı ve ürüne olan talebin düşmesi fiyatların gerilemesine sebep olduğu ifade edildi. Aylık ve yıllık girdi fiyatları Ziraat Odaları aracılığıyla girdi piyasalarından alınan fiyat verilerine göre; Kasım ayında, Ekim ayına göre amonyum nitrat gübresi yüzde 5,6, amonyum sülfat gübresi yüzde 4,2, üre gübresi yüzde 2,5, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 2,1 ve DAP gübresi yüzde 0,3 oranında arttı. Geçen yılın Kasım ayına göre son bir yılda üre gübresi yüzde 65,5, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 47,5, amonyum nitrat gübresi yüzde 45,5, DAP gübresi 45,1 ve amonyum sülfat gübresi yüzde 29,5 oranında arttı. Kasım ayında Ekim ayına göre süt yemi yüzde 1, besi yemi yüzde 0,7, son bir yılda süt yemi yüzde 28, besi yemi ise yüzde 29,8 oranında arttı. Tarım ilacı fiyatları yüzde 13,6 oranında artarken elektrik fiyatları yıllık olarak yüzde 12,8 oranında arttı. Mazot fiyatları aylık yüzde 2,9, yıllık bazda yüzde 29,9 oranında artış gözlemlendi.