EKONOMİ
Batman’da çiftçilere ’yanlış ilaçlama’ uyarısı 25 Nisan 2026 Cumartesi - 13:01:46 Batman İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından çiftçilere yanlış ilaçlama uyarısı yapıldı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, il genelinde genelinde yağışlara bağlı olarak buğday tarlalarında yaprak lekesi hastalığının yoğunlaştığı gözlemlenmekte olduğunu belirtildi. Açıklamada, verim kaybını önlemek isterken yapılan bazı hatalı ilaçlamaların, hem cebe hem de mahsule zarar verebileceğine dikkat çekildi. Açıklamada, "Birçok üreticimizin aynı anda Herbisit (ot ilacı), Fungusit (mantar ilacı) ve İnsektisit (süne ilacı) karıştırarak uygulama yaptığı tespit edilmiştir. Bu uygulama aşağıdaki riskleri doğurur. Bitki Stresi ve Fitotoksite. Üç farklı kimyasalın aynı anda atılması buğdayda ilaç stresi oluşturarak gelişimi durdurabilir. Süne mücadelesinde yanlış zamanlama. Süne ile mücadele ergin döneminde değil, teknik ekiplerimizin belirleyeceği nimf (yavru) döneminde yapılmalıdır. Erginlere atılan ilaç, faydalı böcekleri öldürerek ilerleyen dönemde süne popülasyonunun daha da artmasına neden olur. Maliyet kaybı. Henüz zamanı gelmemiş bir zararlı için yapılan ilaçlama, çiftçimiz için gereksiz bir maliyettir. Septorya için geç kalmayın. Alt yapraklarda başlayan lekeler üst yapraklara (bayrak yaprak) sıçramadan uygun bir Fungusit ile müdahale edin. Süne için bekleyin. İl ve İlçe Müdürlüğü ekiplerimizin yapacağı sürvey sonuçlarını ve ilaçlama ilanını takip edin. Kendi başınıza erken müdahale yapmayın. Karışımlara dikkat, ilaçları karıştırmadan önce mutlaka etiket bilgilerini okuyun ve bir ziraat mühendisine danışın" denildi.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 12:18 Türk pamuğunun geleceği masaya yatırıldı Bu yıl 8.’si gerçekleştirilen Ulusal Pamuk Zirvesi’nde Türk pamuğunun geleceği ve küresel pazarda gücünün artırılması masaya yatırılırken, Ulusal Pamuk Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur; "Sınırlı ekim alanına rağmen ülkemiz dünya pamuk üretiminde önemli bir paya sahip" dedi. Ulusal Pamuk Konseyi tarafından bu yıl 8.’si düzenlenen Ulusal Pamuk Zirvesi, İzmir’in ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Ülke genelindeki sektör temsilcilerini ve sanayicileri bir araya getiren zirvede, Türk pamuğunun geleceği, küresel pazar gücünün artırılması ve ekim alanlarının sürüdürülebilir hale getirilmesi konuları masaya yatırıldı. Ulusal Pamuk Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur’un açılış konuşmasıyla başlayan zirve, Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdür Yardımcısı İhsan Emiralioğlu ve İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban’ın konuşmalarıyla devam etti. Açılış konuşmalarını yapan Ulusal Pamuk Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur, pamuk sektörünün mevcut durumunu değerlendirmek, karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm geliştirmek ve geleceğe yönelik stratejik konuları ele almak amacıyla bir araya geldiklerini belirtti. Türkiye’nin sınırlı ekim alanına rağmen dünya pamuk üretiminde önemli bir paya sahip olduğunu vurgulayan Çondur, bu başarının sürdürülebilir ve izlenebilir üretim anlayışının önemini ortaya koyduğunu ifade etti. Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdür Yardımcısı İhsan Emiralioğlu ise 2026 yılının ilk dört ayında son iki yıla kıyasla daha fazla yağış alındığını belirterek, tarımsal üretim açısından bereketli bir yıl beklentisinin arttığını dile getirdi. Pamuğun Bakanlık tarafından belirlenen 13 stratejik üründen biri olduğuna dikkat çeken Emiralioğlu, Türkiye’nin kaliteli ve GDO’suz üretimle dünya üreticilerinden ayrıştığını söyledi. Türkiye’nin birim alandan elde edilen pamuk veriminde dünyada ilk üçte yer aldığını ifade eden Emiralioğlu, 2002 yılında dekara 353 kilogram olan kütlü pamuk veriminin yüzde 36 artışla 480 kilogram seviyelerine ulaştığını, dünya ortalamasının ise yaklaşık 236 kilogram olduğunu belirtti. Ayrıca pamuk üretimini desteklemeye devam ettiklerini belirten Emiralioğlu, 2025 yılında dekara bin 98 TL olan destekleme bedelinin 2026 yılı için bin 395 TL’ye yükseltildiğini açıkladı. İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban da konuşmasında üretim maliyetlerinin düşürülmesine yönelik çalışmaların önemine değinerek, özellikle sulama tekniklerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Bilinçsiz kimyasal ve ilaç kullanımının maliyetleri artırdığına dikkat çeken Elban, bu durumun bazı bölgelerde tarımdan uzaklaşmaya neden olduğunu ifade etti. Çiftçilerin pamuk üretiminden kopuş hızının azaltılması gerektiğini belirten Elban, sektör temsilcilerinin hızlı ve somut çözüm önerilerine odaklanmasının önemine işaret etti. İki oturum şeklinde gerçekleştirilen zirvenin ilk oturumunda, "Yerli Pamuk Üretimindeki Sorunlar ve Çözüm Önerileri" başlığı ele alındı. İkinci oturumda ise "Türk Tekstilinin Dünya ile Rekabeti" konusu değerlendirildi. Zirve, Ulusal Pamuk Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur’un kapanış konuşmasının ardından, programa katkı sunan sponsor firmalara ve konuşmacılara plaket takdimi gerçekleştirilmesiyle sona erdi. Ayrıca program süresince sponsor firmalar açtıkları stantlarda ürünlerini katılımcılara tanıttı.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 11:49 Aliağa limanları 2026’nın ilk çeyreğinde net tonda liderliğini korudu İMEAK Deniz Ticaret Odası (DTO) Aliağa Şubesi nisan ayı olağan meclis toplantısında konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Adem Şimşek, Aliağa limanlarının 2026 yılının ilk çeyreğinde yaşanan düşüşlere rağmen net ton elleçlemede Türkiye genelindeki liderliğini sürdürdüğünü açıkladı. Toplantı, Meclis Başkanı İsmail Önal başkanlığında ve meclis üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda 2026 yılının ilk çeyreğine ait Aliağa limanları yük ve konteyner istatistikleri hakkında bilgi veren DTO Aliağa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Adem Şimşek, limanların performansının genel olarak istikrarlı olduğunu ancak bazı kalemlerde gerileme yaşandığını belirtti. İlk çeyrekte TEU bazında elleçlenen konteyner trafiğinin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20,14 azalarak 362 bin 810 adet olarak gerçekleştiğini ifade eden Şimşek, "Limanlarımız bu performansla beşinci sırada yer almaktadır. İlk çeyrekte limanlarımıza uğrak yapan gemi sayısı ise 1.409 adet olmuştur. Bu rakamlarla gemi uğrak sayısında yüzde 8,56 oranında azalış gerçekleşmiş ve Kocaeli’nin ardından ikinci sıradaki yerimizi korumuş bulunuyoruz." dedi. Net tonda liderliğini sürdürüyor Aliağa limanlarında gross ton bazında elleçlenen yük miktarının 28 milyon 899 bin 509 ton olduğunu kaydeden Şimşek, "Bu rakamla Aliağa limanlarında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,77 oranında azalış yaşandı. Buna rağmen Aliağa limanları, gross ton elleçlemede Kocaeli’nin ardından Türkiye genelinde ikinci sıradaki yerini korudu. Aynı dönemde net ton bazında elleçlenen yük miktarı ise 21 milyon 910 bin 607 ton olarak gerçekleşti. Geçen yılın aynı döneminde 22 milyon 907 bin 125 ton olan net ton elleçleme miktarına kıyasla ilk çeyrekte yüzde 4,35 oranında azalış gerçekleşmiştir. Buna rağmen Aliağa limanları net tonda liderliğini sürdürmüştür." ifadelerini kullandı. Boşaltma işleminde birinci sırada Limanlarda gerçekleşen yükleme ve boşaltma oranlarına da değinen Adem Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı: "2026 yılının ilk çeyreğinde limanlarımızda gerçekleşen yükleme net ton miktarı 8 milyon 201 bin 355 ton olmuştur. Geçen yılın aynı dönemiyle kıyaslandığında yüzde 4,67 oranında düşüş yaşanmış ve Aliağa limanları bu alanda Ceyhan’dan sonra ikinci sırada yer almıştır. Öte yandan, boşaltma net ton miktarı 13 milyon 709 bin 252 ton olarak kaydedilmiştir. Bu rakamla Aliağa, en fazla boşaltma işlemi gerçekleştirilen birinci liman konumundadır. Boşaltma tonajında ise geçen yıla göre yüzde 4,15 oranında azalış yaşanmıştır."
25 Nisan 2026 Cumartesi - 11:44 Kozan bezelyesi görünümüyle Karadeniz hamsisine benzetildi Adana’da bir üretici, hasat ettiği bezelyeleri, yüksek rekolte nedeniyle hamsiye benzetti. Adana’nın Kozan ilçesinde üretim yapan Orhan Adır, 5 dönüm arazide ektiği bezelyenin hasadına başladı. Verimin yüksek olması nedeniyle hasadı "güle oynaya" yaptıklarını belirten Adır, ürününü Karadeniz’de ki hamsi bereketine benzetti. Adır, "Kamıoba köyünde 5 dönüm alanda bezelye ektim. Bu bezelye Karadeniz hamsisi gibi. Bunu gören başka yerden alırsa ben bu işi bırakırım. Trabzon hamsisi derler ya, bunlar da öyle. Hamsiden daha lezzetli. Böyle bezelye görülmemiş, Adana’da bu şekilde yetiştiren yok" diyerek iddialı sözleriyle yüzleri güldürdü. Bezelyeyi doğal yöntemlerle yetiştirdiğini vurgulayan Adır, "25 Ekim’de ekimini yaptık, 21 Nisan’da hasada başladım. Gübre kullanmadım. Taneleri iri ve dolgun. İçinde 9’lu, 11’li taneler var. Bu yüzden Karadeniz hamsisine benzettim" dedi. Ürünün satışına da değinen Adır, "Kilosunu köylü yesin diye tarlada 60 liradan veriyorum. Adana’da pazarda 100 liraya satılıyor. Talep çok, günlük topluyoruz ve hemen satıyoruz. Bu ilk hasat, 10 gün sonra ikinci hasat olacak. Dönümden yaklaşık 800 kilo verim alıyoruz. Bu tohum ‘Mardin canavarı’ diye biliniyor" diye konuştu. Yüksek verim ve uygun fiyatla dikkat çeken Kozan bezelyesi, hem üreticinin yüzünü güldürdü hem de vatandaşın ilgisini çekti.
Başkan Yalçın: "Kayseri’nin 10 aylık ihracatı 3 milyar 154 milyon dolar oldu"
27 Kasım 2025 Perşembe - 15:19 Başkan Yalçın: "Kayseri’nin 10 aylık ihracatı 3 milyar 154 milyon dolar oldu" Kayseri Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Başkanı Mehmet Yalçın, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından kamuoyu ile paylaşılan 2025 yılı Ekim ayı dış ticaret rakamlarına ilişkin açıklamada bulundu. Türkiye İstatistik Kurumu ve Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen genel ticaret sistemi geçici dış ticaret verilerinin 2025 yılı Ekim ayı rakamları kamuoyu ile paylaşıldı. Rakamları değerlendiren Kayseri OSB Başkanı Yalçın, Türkiye’nin ihracatının Ekim ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2 artarak 23 milyar 941 milyon dolar, ithalat yüzde 7,2 artarak 31 milyar 521 milyon dolar olduğunu söyledi. Başkan Yalçın, "Kayseri’nin ihracatı bir önceki aya göre yüzde 5,9 oranında artarak 341 milyon 762 bin dolar oldu. Kayseri’nin 2025 yılı ilk 10 aylık ihracatı 3 milyar 154 milyon 265 bin dolar seviyesine ulaştı" dedi. Kayseri’nin Ekim ayı ithalat rakamının ise 131 milyon 685 bin dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirten Yalçın, "Kayseri’nin Ekim ayı ithalat rakamı, bir önceki ay ithalat rakamına oranla yüzde 9,9 oranında düştü. Şehrimizin ilk 10 aylık ithalatı ise 1 milyar 463 milyon 160 bin dolar oldu" ifadelerini kullandı. Başkan Yalçın, "Dünya genelinde yaşanan ekonomik zorluklar, sanayiciler olarak bizleri etkilemektedir. Döviz kuru belirsizliği nedeniyle dış pazarlarda yaşanan daralma, üretim ve ihracat kapasitesinin düşmesinde etkili olmaktadır. Sanayicilerimizin gücünün korunması için kısa sürede ve ucuz maliyetle kredi imkanlarının sunulması büyük önem taşımaktadır. Yaşanan tüm zorluklara rağmen Kayseri’nin dış ticaretteki dirençli duruşu ve ihracatının ithalatını karşılama oranındaki büyük başarısı sürmektedir" dedi. Başkan Yalçın, ekonomiye sağladıkları katkılardan dolayı tüm ihracatçılara ve sanayicilere teşekkür etti.
KUTO’da "Temel Satış Becerileri" eğitimi başladı
27 Kasım 2025 Perşembe - 14:43 KUTO’da "Temel Satış Becerileri" eğitimi başladı Kuşadası Ticaret Odası tarafından her yıl düzenlenen, kişisel gelişim ve sektörel konularda eğitimler başladı. Sezon sonu başlayan ve sezon açılışına kadar çeşitli aralıklarla düzenlenen eğitimlerde, 2025-2026 döneminin ilk konusu "Temel Satış Becerileri" oldu. Kuşadası Ticaret Odası Eğitim Salonu’nda kalabalık bir katılımla gerçekleşen ve People First HR Consulting Eğitmenlerinden Ebru Tunç tarafından verilen eğitimde katılımcılar; Satış terimleri, pazarlama–satış ilişkisi ve ürün odaklı yaklaşım, günümüzün vazgeçilmezi olan sosyal medyanın satıştaki etkisi, profesyonel satışın olmazsa olmazı olan satışın adımları, müşteriyi doğru analiz etme ve ihtiyaç belirleme teknikleri gibi pek çok önemli konuda bilgi alırken, ikna stratejileri ve satış dilini güçlendiren hipnotik kelimeler üzerinde kapsamlı bir çalışma yapma imkanı buldu. Önümüzdeki aylarda da eğitimlerin devam edeceğini söyleyen Kuşadası Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Akdoğan; "Sertifikalı ve sertifikasız olarak düzenlediğimiz sektörel eğitimlerle, üyelerimizin ve personellerinin kişisel ve sektörel gelişimlerine katkı sunmaya devam ediyoruz. Bu eğitimleri, özellikle herkes katılabilsin diye sezon dışına gelecek şekilde, kış aylarında düzenliyoruz. Önümüzdeki aylarda da farklı konularda devam edecek eğitimlerimizi, Kuşadası Ticaret Odası’nın sosyal medya sayfalarından takip edebilirsiniz" dedi.
Bafra Karma OSB, yeni projelerle güçleniyor
27 Kasım 2025 Perşembe - 14:33 Bafra Karma OSB, yeni projelerle güçleniyor Samsun’un üretim odaklı kalkınma vizyonunun merkezi Bafra Karma Organize Sanayi Bölgesi (OSB), yeni yatırımlar ve altyapı projeleriyle bölgesel üretimi güçlendiriyor. 88 firma ve 2.350 çalışanla faaliyet gösteren OSB’de atık su arıtma tesisi, 112 Acil Sağlık Merkezi, itfaiye ve jandarma binaları inşa ediliyor. Samsun’un üretim odaklı kalkınma vizyonunun merkezlerinden biri olan Bafra Karma OSB, yeni yatırımlar ve altyapı projeleriyle bölgenin ekonomik büyümesine önemli katkılar sunmaya devam ediyor. Samsun Valisi Orhan Tavlı başkanlığında gerçekleştirilen OSB Yönetim Kurulu Toplantısı’nda, firmalardan gelen devir, kiralama ve süre uzatma talepleri ele alınarak bölgenin yatırım trafiği değerlendirildi. 88 firma, 2 bin 350 istihdam Toplam 228 hektar üzerinde konumlanan Bafra Karma OSB’de 88 firmada 2 bin 350 kişi istihdam ediliyor. Bölgede 60 firma üretimine devam ederken, 7 firma inşaat, 22 firma ise proje aşamasında bulunuyor. 4 firma geçici olarak üretime ara verirken, 111 sanayi parselinin 93’ü yatırımcılara tahsis edilmiş, 18’i ise yeni yatırımcılar için hazır tutuluyor. Artan başvuru sayısı, OSB’nin bölgesel ve ulusal ölçekte cazibesini güçlendirdi. 7 bin metreküp kapasiteli atık su arıtma tesisi devreye alınıyor Sanayi üretiminin çevresel etkilerini azaltmaya yönelik en önemli adımlardan biri olan atık su arıtma tesisi, 2023 yatırım programı kapsamında hayata geçiriliyor. 7 bin metreküp kapasiteye sahip tesis, çevresel sürdürülebilirliği desteklemesinin yanı sıra bölgedeki sanayinin uzun vadeli altyapı ihtiyaçlarını güvence altına alacak. OSB içinde 112, itfaiye ve jandarma hizmet binaları yapılıyor Bafra OSB’de yalnızca üretim değil, güvenlik ve acil durum yönetimi de güçlendiriliyor. Bu kapsamda bölgede; 112 acil sağlık merkezi, tam donanımlı itfaiye hizmet binası, jandarma karakol binası inşa ediliyor. Projeler tamamlandığında OSB içinde acil sağlık hizmetlerinin hızlanması, yangın ve endüstriyel acil durumlara anında müdahale edilmesi ve güvenlik denetimlerinin sürekli hale gelmesi sağlanacak. Altyapı ve ulaşım güçlendi: Yollar yenilendi, yağmur suyu hatları temizlendi Geçen yıl bölgede yapılan ulaşım ve altyapı yenilemeleri üretim konforunu artırdı. Yağmur suyu kanallarının temizlenmesi, yol bakım-onarım çalışmaları, yeni yapılan nizamiye binası ve güvenlik personeli takviyesi ile OSB içinde daha güvenli ve dayanıklı bir üretim ortamı oluşturuldu. OSB planlaması: Yüzde 54 sanayi parseli, yüzde 23 sağlık koruma bandı Bafra Karma OSB’nin planlaması, yalnızca üretimi değil sosyal ve çevresel ihtiyaçları da gözetiyor. Alan dağılımı şu şekilde: Yüzde 54 sanayi parseli, yüzde 23 sağlık koruma bandı, yüzde 12 yol ve otopark, yüzde 5 yeşil alan, yüzde 2 spor alanı, yüzde 2 arıtma tesisi alanı, yüzde 2 idari ve sosyal donatı.
İş adamları, Almanya’dan vize kolaylığı talep etti
27 Kasım 2025 Perşembe - 14:08 İş adamları, Almanya’dan vize kolaylığı talep etti Türk-Alman Yatırım ve İşbirliği Programında konuşan Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, "Vize süreçleri, Türkiye ve Almanya arasındaki ekonomik ilişkilerin gerçek potansiyelinin ortaya çıkmasının önünde ciddi bir engel oluşturmaktadır. Bizler, iki ülke iş dünyası arasındaki bu güçlü bağın daha hızlı, daha kolay ve karşılıklı güven çerçevesinde ilerlemesi gerektiğine inanıyoruz" dedi. KAYSO Konferans Salonu’nda; Almanya Federal Cumhuriyeti Büyükelçisi Sibylle Katharina Sorg’un katılımıyla Türk - Alman Yatırım ve İşbirliği Programı düzenlendi. Programın açılışında konuşan KAYSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci; Kayseri hakkında Alman heyete bilgiler verdi. İş dünyası olarak en büyük beklentilerinden birinin vize konusu olduğunu kaydeden Başkan Büyüksimitci; "Vize süreçleri, Türkiye ve Almanya arasındaki ekonomik ilişkilerin gerçek potansiyelinin ortaya çıkmasının önünde ciddi bir engel oluşturmaktadır. Takdir edesiniz ki, iş dünyası için zaman, en kritik unsurdur. Üretimi, tedariki, fuar ziyaretlerini, makine kurulumlarını, eğitim programlarını ve ticari görüşmeleri etkileyen bu gecikmeler, firmalarımızın rekabet gücünü zayıflatmakta; kimi zaman da ticaretin tamamen aksamasına neden olmaktadır. Bugün aramızda bulunan değerli Büyükelçimiz ve Schengen Vize Bölümü yetkililerinin bu konudaki hassasiyetimizi bizzat duyması bizim için çok önemli. Bizler, iki ülke iş dünyası arasındaki bu güçlü bağın daha hızlı, daha kolay ve karşılıklı güven çerçevesinde ilerlemesi gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle vize süreçlerinde iş insanlarına yönelik öngörülebilirlik, hız ve kolaylaştırıcı uygulamaların artırılmasını talep ediyoruz. Bu, sadece Türk iş dünyasının değil, Alman şirketlerinin Türkiye’deki yatırımlarının da daha etkin yönetilebilmesi için karşılıklı bir ihtiyaçtır" dedi. Kayseri’nin Türk ekonomisine katkı sunan nadir şehirlerden bir tanesi olduğunu vurgulayan Başkan Büyüksimitci; "2024 yılında 4 milyar dolar ihracat, 2 milyar dolar ithalat gerçekleştiren şehrimiz, ithal ettiğinin iki katını ihraç ederek Türkiye ekonomisine net katkı sunan nadir illerden biri olmuştur. Sektörel olarak Kayseri; mobilya ve mobilya yan sanayi üretiminde açık ara 1. sırada, elektrikli ev aletleri ihracatında Türkiye’de 2. sırada, mobilya ve kabloda ise 3. sıradadır. Almanya, Irak ve ABD en çok ihracat yaptığımız ülkeler arasında yer almaktadır. Kayseri olarak toplam ihracatımızın yüzde 20’den fazlasını sadece Almanya’ya yaptığımızı özellikle belirtmek isterim. Ayrıca 2024 yılı verilerine göre İSO İlk 1000 listesinde 23 firmamızla Türkiye’de 8. sıradayız. 16 Ar-Ge Merkezi ve 4 Tasarım Merkezi ile yenilikçi, verimli ve teknoloji odaklı üretimi güçlendirmeye devam ediyoruz. Kayseri sanayisinin bugün ulaştığı güçlü ölçek; şehir yönetimimizle kurduğumuz yakın iş birliğinin, ortak aklın ve birlik beraberliğin önemli bir sonucudur. Bu doğrultuda, sanayimize verdikleri destekler ve üretim ile yatırım ortamının geliştirilmesine sağladıkları katkılar için Valimiz Gökmen Çiçek’e ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Memduh Büyükkılıç’a gönülden teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Emre Sönmez ise programda yaptığı konuşmada; "Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkiler yalnızca ekonomik değil; insani bağları, kültürel etkileşimi ve karşılıklı güveni içinde barındıran çok katmanlı bir yapıdadır. Almanya’da yaşayan milyonlarca vatandaşımız ve Türkiye’de faaliyet gösteren Alman şirketleri, bu ilişkinin en değerli köprüleridir. Kayseri, Almanya için güvenilir, üretken ve vizyoner bir ortak şehirdir. Almanya ile iş birliğinde önümüzde geniş bir potansiyel bulunmaktadır. Özellikle; makine ve metalde ortak üretim, mobilya ve tasarım odaklı kümelenme, enerji verimliliği ve yeşil dönüşüm, sanayide dijitalleşme ve otomasyon, tedarik zinciri entegrasyonu Kayseri’nin üretim kapasitesi ile Almanya’nın ileri teknoloji tecrübesi birleştiğinde sürdürülebilir ve yüksek katma değerli projeler ortaya çıkacaktır" ifadelerini kullandı. Almanya Federal Cumhuriyeti Büyükelçisi Sibylle Katharina Sorg ise; Kayseri ile ekonomik işbirliğinin önemine değinerek, ticari ilişkilerinin daha da güçlenmesinin iki ülke ekonomisine değer katacağını kaydetti.
Söke TARİŞ Pamuk Kooperatifi mali genel kurul toplantısı yapıldı
27 Kasım 2025 Perşembe - 13:45 Söke TARİŞ Pamuk Kooperatifi mali genel kurul toplantısı yapıldı TARİŞ Söke 131 No’lu Pamuk ve Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifi 2024-2025 yılı olağan mali genel kurul toplantısı yapıldı. Tariş Söke tesislerinde yapılan genel kurula bakanlık temsilcileri ve üretici ortaklar katılırken, diban başkanlığını A. Kaan Akın, divan katipliklerini ise Mustafa Balıkçı ve Zihni Karalar yaptı. Saygı duruşu ve istiklal marşının okunmasının ardından genel kurulda açılış konuşmasını Kooperatif Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Özer yaptı. İklimsel ve fiyat olarak son yılların en kötü sezonunu yaşadıklarını belirten Başkan İsmail Özer, TARİŞ Söke Pamuk Kooperatifi olarak ellerinden gelen tüm cefakarlık ve fedakarlığı gösterdiklerine inandığını söyledi. Tüm Ege’de tahminlerin en az yüzde 15 altında rekolte düşüşü olmasına rağmen tatmin edici bir pamuk alımı gerçekleştirdiklerini belirten Söke Pamuk ve Yağlı Tohumlar Kooperatifi Başkanı İsmail Özer, "Hepimiz aynı gemideyiz. Üç yıldır aynı fiyata pamuk satıyoruz. Girdi maliyetlerimiz ise çok yükseldi. Ancak biz Söke Kooperatifi olarak her zaman üretici ortağımızın yanında olmaya, destek vermeye devam edeceğiz. Kısa bir süre önce yaptığım açıklamada belirtmiştim; devlet bir an önce yeni bir destekleme modeli geliştirmeli ve pamuk üreticisine destek vermelidir" dedi. "Buğday üreticisi dert etmesin" Önümüzdeki sezon için Söke’de 200 bin dekarı aşan bir buğday ekimi yapıldığını belirten Başkan Özer, "Söke için buğday kaçınılmaz oldu. Hakkaniyet çerçevesinde üreticilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Ayçiçeği alımına da devam edeceğiz. Buğday kısmında üreticilerin şüphesi olmasın, ana sözleşmeye buğday ile ilgili bir madde eklenmesi için çalışmamız var. Ayrıca buğday üreticisine gübrede destek olacağız. Gübre düşünceniz olmasın" dedi. "Birlik bizi yok saymaya çalışıyor ama nafile" TARİŞ Pamuk Birliği ile yaşanan sıkıntılara da değinen TARİŞ Söke Pamuk Kooperatifi Başkanı İsmail Özer; Söke’nin sadece TARİŞ Birliğin en büyük kooperatifi olmasının yanında Türkiye’deki en büyük kooperatif olduğunun altını çizdi. ‘Pamuk Birliği Söke’yi dışlarken, adeta Söke’ye eziyet ediyor’ diyen Başkan Özer, "Sıra yokken çekirdeklerimizi bekletiyor. Şoförlerimize yemek dahi vermiyor. Yandaş kooperatiflere bir iki delege çıkarmak için destek verenler, Söke’yi kapatmaya çalışıyor. Yıllardır Birliği Söke ayakta tutmasına rağmen, nedir bu Söke düşmanlığı anlamak mümkün değil. Bir çırçır fabrikasına milyonlarca lira avans verirken, en büyük kooperatifine bir lira destek yok. Bunu söyleyince ‘istemediniz ki’ diyorlar" dedi. "Söke’deki muhalefete de seslendi" Söke’de kendilerine muhalif olan kesime ‘İzmir seviciliğini bırakın’ diyerek seslenen Pamuk Kooperatifi Başkanı İsmail Özer, "Birliğin Söke’ye yaptıklarını görmezden gelmeyin. Muhalefet yaparken, Söke’ye zarar vermeyin. Ocak ayında yapılacak birlik genel kurulunda gelin hep beraber Söke çiftçisi ve ortağı olarak hesap soralım" dedi. Konuşmanın ardından gündemde yer alan maddeler görüşüldü. Kooperatifin faaliyet, finansman tabloları ve denetim raporları okundu ve oy birliği ile kabul edildi. Genel kurulda bazı işletmelerin üzerine güneş enerji panelleri kurulması gibi yeni yatırımlar için yönetim kuruluna yetki verildi.
ADSYB Başkanı Güngör, şap vakalarını değerlendirdi
27 Kasım 2025 Perşembe - 13:20 ADSYB Başkanı Güngör, şap vakalarını değerlendirdi Aydın İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği (ADSYB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sedat Güngör, ülke genelinde etkili olan şap vakalarının yetiştiricide yaklaşık 4 milyar dolar zarara neden olduğunu belirterek hastalıktan etkilenen yetiştiricilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan kredi borçlarının ertlenmesini talep petti. ADSYB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sedat Güngör, Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Merkezi tarafından 2025 yılı içinde yayınlanan ‘Şap Hastalığı Ekonomik Etki Raporu’unda da belirtildiği gibi, "Hastalık nedeniyle oluşan kaybın içinde özellikle yetiştiricileri etkileyen; et üretim kaybı, süt verimindeki düşüş, tedavi ve ilaç giderleri ile buzağı ölümleri toplamda 3,62 milyar dolarlık bir zarar oluştuğu belirtilmektedir. Bu bulgular, şap hastalığının yalnızca biyolojik bir tehdit olmadığını; doğrudan yetiştiricinin üzerinde kendi imkanlarıyla karşılanamayacak ölçüde bir ekonomik yük oluşturduğunu göstermektedir. Yetiştiriciler, bir yandan gelir kaybıyla karşı karşıya kalırken, diğer yandan hızla artan giderlerin baskısı altında üretimlerini sürdürmeye çalışmaktadır. Bu nedenle hastalıktan etkilenen yetiştiricinin kredi borçlarının ertelenmesini talep ediyoruz" dedi. Açıklamasında hastalığın süreci hakkında da bilgi veren Başkan Güngör, "Türkiye, 2025 yılının başında komşu ülkelerde hızla yayılan şap vakalarının ardından, hastalığın doğu sınırlarından giriş yapmasıyla birlikte ciddi bir salgınla karşı karşıya kalmıştır. Son derece bulaşıcı yapıya sahip virüs; sınır ticareti, hayvan hareketliliği ve yabani çift tırnaklı türler üzerinden kısa sürede birçok ile taşınmış, büyükbaş hayvancılığın yoğun olduğu bölgelerde hızlı bir yayılım göstermiştir. Şap salgınının yol açtığı akut enfeksiyon ve üretim kayıpları, ülkenin hayvansal üretim kapasitesini tehdit eden önemli bir kriz haline gelmiştir" dedi. Hastalığın çok yüksek bulaşıcılığı nedeniyle, karantina tedbirlerinin sıkı uygulanması ve hastalık çıkan işletmelerin yakınlarındaki işletmelerin, o bölgede görülen tip ve şap enstitüsünde üretilen aşı ile önerilen sürede (21-28 gün) rapelleri beraber uygulanması gerektiğini kaydeden ADSYB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sedat Güngör, "Sahadan gelen bilgiler, şap salgınının özellikle süt ve et üretimiyle geçimini sağlayan aile işletmelerini derinden etkilediğini göstermektedir. Verim düşüşleri, artan tedavi giderleri ve buzağı kayıpları nedeniyle birçok yetiştirici borçlarını ödeyemez durumdadır. Devletin sorumluluğunda olan bu hastalıkla mücadelede meydana gelen kayıplar, yetiştiriciyi ekonomik olarak ağır mağduriyete uğratmıştır. Şap hastalığı sebebiyle ortaya çıkan bu zarar yetiştiricinin tek başına taşıyabileceği bir yük değildir" diyerek yetiştiricin kredi borçlarının ertelenmesini ve desteklenmesini talep etti. Bu yıl görülen şap vakasına karşı üreticilerin ellerinden geldiğince biyogüvenlik önlemleri almasına rağmen hastalıktan kaçamadığını da belirten Başkan Güngör, tarım alanında politika geliştirme, ekonomik etki analizi ve stratejik araştırmalar yapan bağımsız bir düşünce kuruluşu TARPOL (Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Merkezi) tarafından 2025 yılı içinde yayınlanan ‘Şap Hastalığı Ekonomik Etki Raporu’, Türkiye’de büyükbaş hayvan varlığının yalnızca yüzde 30’unun etkilenmesi durumunda dahi toplam ekonomik kaybın 4,1 milyar dolara ulaşabileceğini ortaya koymaktadır. Bu kaybın içinde özellikle yetiştiricileri etkileyen; et üretim kaybı, süt verimindeki düşüş, tedavi ve ilaç giderleri ile buzağı ölümleri toplamda 3,62 milyar dolarlık bir zarar oluşturmaktadır. Bu bulgular, şap hastalığının yalnızca biyolojik bir tehdit olmadığını; doğrudan yetiştiricinin üzerinde kendi imkanlarıyla karşılanamayacak ölçekte bir ekonomik yük oluşturduğunu göstermektedir. Yetiştiriciler, bir yandan gelir kaybıyla karşı karşıya kalırken, diğer yandan hızla artan giderlerin baskısı altında üretimlerini sürdürmeye çalışmaktadır. Devletimiz, yakın zamanda meydana gelen don afetinde üreticilerin zararlarını üstlenerek önemli bir destek örneği göstermiştir. Şap hastalığı ile mücadele devletin doğrudan sorumluluğunda yürütülen bir süreçtir ve don afetindeki aynı koruyucu yaklaşımın burada da uygulanması yetiştirici mağduriyetinin giderilmesi açısından büyük önem taşımaktadır" dedi. Açıklamasında alınması gereken önlemlerden de söz eden ADSYB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sedat Güngör, "Yetişticilerimizin borç ödeme kapasitesi fiilen ortadan kalkmış durumdadır. Şap salgını mücbir sebep ve doğal afet benzeri bir durum olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle hastalığın görüldüğü bölgelerde Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçların en az bir yıl süreyle faizsiz ertelenmesi zorunludur. Bu erteleme, işletmelerin nakit akışını koruması ve üretime devam edebilmesi için hayati önemdedir. Şap çıkan işletmelerde süt ve et verim kayıpları mutlaka karşılanmalıdır. Tedavi giderleri, ilaç maliyetleri ve buzağı kayıpları da destek kapsamına alınmalıdır. Don afetlerinde uygulanan gelir kaybı desteği bunun güçlü bir örneğidir. Aynı yaklaşımın, hatta daha kapsamlı biçimde, şap salgını mağduriyetlerinde de devreye alınması sürdürülebilir hayvansal üretim açısından bir gerekliliktir. Tüm ülkenin etkilendiği bu salgında süte ve ete verilen destek artırılmalı konulan kriterlere bakmaksızın tüm işletmelere acilen destek verilmelidir. Bu çözüm önerilerinin hızla uygulanması, hem mevcut krizin etkilerini azaltmak hem de yetiştiricinin üretimden kopmasını önlemek açısından büyük önem taşımaktadır. Ülkemizin hayvansal üretimi, kırsal istihdamı ve gıda güvencesi açısından da stratejik öneme sahiptir" ifadelerine yer verdi.
Bakan Bolat: ‘‘Bu yıl hizmet İhracatı 121 milyar doları aşacak’’
27 Kasım 2025 Perşembe - 13:05 Bakan Bolat: ‘‘Bu yıl hizmet İhracatı 121 milyar doları aşacak’’ Ticaret Bakanı Ömer Bolat, ‘‘Hizmetler sektöründe istihdam sayısı 21 milyona ulaştı. Bu yıl hizmet ihracatı 121 milyar doları aşacak. Türkiye’ye yaklaşık 62 milyar dolar net dış ticaret fazlası elde edecek’’ dedi. "Hizmet İhracatının Şampiyonları" yedinci kez düzenlenen törende ödüllendirildi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB) Başkanı Şekib Avdagiç’in de katılımlarıyla gerçekleşen törende en fazla ihracat gerçekleştiren 60 firmaya ödülleri takdim edildi. Törende konuşan Ticaret Bakanı Bolat, hizmet ihracatının da mal ihracatı kadar değerli olduğunu belirterek bu yıl hizmet ihracatının 121 milyar doları aşacağını vurguladı. 2025’in üretim, istihdam, mal ve hizmet ihracatı noktasında dengeli ve olumlu yönde ilerleyen bir yıl olduğunu belirten Bolat, ‘‘Türkiye yaklaşık 17 bin dolar kişi başına düşen milli geliri olan bir ülke olarak 2025’i tamamlayacak’’ ifadelerini kullandı. Finansman maliyetlerinin düşmeye devam edeceğini de söyleyen Bolat, ‘‘Enflasyondaki azalışa paralel olarak finansman maliyetlerinin düşüş trendi 2025 ortalarından itibaren başladı. Finansman maliyetlerindeki azalmanın 2026’da düzenli bir şekilde devam etmesini tahmin ediyoruz’’ dedi. ‘‘Bu yıl hizmet İhracatı 121 milyar doları aşacak’’ 2025 yılı için 390 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracatı hedefinin olduğunu da hatırlatan Bakan Bolat, ‘‘390 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracatını aşmayı hedefliyoruz. Hizmetler sektöründe istihdam sayısı 21 milyona ulaştı. Bu yıl hizmet ihracatı 121 milyar doları aşacak. Türkiye’ye yaklaşık 62 milyar dolar net dış ticaret fazlası elde edecek’’ diye konuştu. Hizmetler sektörünün dış ticaret fazlası veren bir sektör olduğunu vurgulayan Bolat, ‘‘Türkiye hizmetler ticaretinde fazla sağlayan 5’inci dünya ülkesi konumunda. Yani 62 milyar dolar dünyada bizi 5’inci sıraya yükseltiyor hizmetler dengesi fazlasında. Aynı zamanda da dış ticaret açığımızı azaltarak cari işlemler dengemizde iyi bir tablo oluşmasını sağlıyor. Geçen yılı 10,5 milyar dolar cari açıkla kapattık. Bu yıl da 21-22 milyar dolar bir cari açığımız olacak. Tolere dilebilir, makul bir denge olarak nitelendirmek mümkündür. Gönül ister ki cari işlemler fazlamız olsun. Onun için de hep birlikte mücadele ediyoruz’’ şeklinde konuştu. Hizmetler sektörünün istihdamdaki payına ilişkin de bilgi paylaşan Bolat, ‘‘Hizmetler sektörünün istihdamdaki payı yüzde 65. Hizmetler sektöründe istihdam sayısı 21 milyon. Sektörün milli gelirdeki payı yüzde 60’a yaklaştı’’ sözlerini ifade etti. Avdagiç: "Türk markaları güven sembolüne dönüştü" 2024 yılında 117 milyar 189 milyon dolar hizmet ihracatı gerçekleştiğini hatırlatan Hizmet İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç ise ‘‘2024 yılı, küresel ekonomideki tüm belirsizliklere ve sıkıntılara rağmen Türk hizmet sektörünün direncini, kabiliyetini, yeni çıkış yolları üretme yeteneğini ve uyum gücünü bir kez daha ispatladığı bir yıl oldu. Türk markaları güven sembolüne dönüştü. Bu bizim hizmet ihracatı gücümüzün ve azmimizin göstergesidir. HİB üyeleri adına iftiharla söylemek isterim ki, 61 milyar 369 milyon dolarlık cari fazla ile ülkemize, hizmetler sektörü olarak tarihinin en yüksek net katkısını sağlamış bulunuyoruz. Bu tablo, sadece rakamlardan ibaret değildir. Burada aynı zamanda yüz binlerce çalışan, milyonlarca hizmet deneyimi ve güçlü bir inanç var" dedi. Turizmden taşımacılığa, bilişimden sağlık hizmetlerine, eğitimden finansal hizmetlere, dizilerden müteahhitlik projelerine kadar pek çok alanda Türk markasının artık dünya çapında bir güven sembolüne dönüşmüş durumda olduğuna dikkat çeken Avdagiç, "Her ne kadar rekabet zorlaşsa da biz HİB olarak tüm ihracatçı üyelerimizle birlikte, sektörlerimizin küresel rekabetteki yerini güçlendirmek, ülkemizin imajını daha üst noktalara taşımak ve dünya hizmet ihracatından daha fazla pay almak için hiç durmaksızın çalışıyoruz. Memnuniyetle ifade edeyim ki, bu çalışma ve gayretler sayesinde, ekonomimize ve cari dengemize sağladığımız olumlu katkıyla, hizmet ihracatı Türkiye’nin küresel pazardaki iddiasının yeni sembolü olmuştur. Bu başarının, Türkiye’nin her sektörüne olumlu katkısı oldu. Türkiye’nin ekonomisi büyüdü, üretimi arttı. Buradan aldığımız güçle ifade edeyim ki, HİB üyeleri olarak Bakanlığımızın 2025 yılı için belirlediği hizmet ihracatı hedefine ulaşmaya çok yakınız" ifadelerini kullandı.
Çilek üreticilerinin tarlada hummalı çalışması devam ediyor
27 Kasım 2025 Perşembe - 12:51 Çilek üreticilerinin tarlada hummalı çalışması devam ediyor Denizli’nin Buldan ilçesinde bin 980 dekar alanda, bir dekarda 1 ton çilek üretimi gerçekleştirildiği yüksek kesimlerdeki çilekler için üreticiler tarlalarda hummalı bir çalışma yürütülüyor. Denizli’nin Buldan ilçesinde yüksek kesimlerinde yetişen organik çileklerin dikim çalışmaları başladı. Yayla Mahallesi, Kovanoluk, Süleymanlı, Kaşıkçı, Alandız, Kurudere Mahalleleriyle birlikte 10 mahallede yetiştirilen ve lezzeti, kokusuyla ünlü çilekler için üreticiler tarlalarda hummalı bir çalışma yürütüyor. "Çilek yetiştirmeciliği için tüm işlemleri yapıyoruz" Buldan Yayla Mahallesi’nde çilek yetiştiriciliği yapan Gülgün Karakaş, tarlalarda çilek yetiştirmek için toprak işleme çalışmaları yaptıklarını belirterek; "Çilek dikimine şu günlerde başladık. Toprağımızı çilek üretimine uygun hale getirdik. Hazırladığımız toprağın üzerine naylon örtüyoruz. Naylon örtülere açtığımız deliklere yetiştirdiğimiz çilek fidelerimizi dikiyoruz. Kasım ayında çektiğimiz naylonlar beş yıl dayanıklıdır. Damlama sulama yapmaktayız. Ziraat çileği ve yediveren cinsi dikiyoruz. Mart ayında çilekler çiçek açar, Haziran ayında çilekler döküme başlar. Bizde üreticiler olarak içindeki yaban otlarını temizleriz. Yetiştirmek için tüm işlemleri yapıyoruz. Allah bol bereketli ürün versin inşallah" dedi. Buldan’da üreticiler tarafından bin 980 dekar alanda, bir dekarda 1 ton çilek üretimi gerçekleştiriliyor. Çilek çeşitleri olarak, ziraat çileklerinin çeşitleri ile yediveren cinsi üretiliyor.