EKONOMİ
Bakan Bolat, Bursa’da iş adamlarıyla bir araya geldi 28 Nisan 2026 Salı - 23:02:10 Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Nisan ayı meclis toplantısında iş adamlarıyla bir araya geldi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Nisan ayı meclis toplantısı BTSO Ana Hizmet Binası’nda Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, meclis üyeleri, sanayici ve iş adamlarının katılımıyla gerçekleşti. Bursa’nın ekonomisine yön veren sanayicilere ve iş adamlarına seslenen Bolat, "Bursa, üretim gücüyle Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biridir. Tarım, turizm, ticaret, teknoloji ve sanayiyi bir arada barındıran nadir şehirlerimizden biridir. Bu yönüyle ülke ekonomisine büyük katkı sağlamaktadır" dedi. Türkiye’nin stratejik konumuna dikkat çeken Bolat, "Ülkemiz, bulunduğu coğrafyada güvenilir bir liman, üretim ve lojistik merkezi olarak öne çıkmaktadır. Özellikle küresel tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar Türkiye’nin önemini daha da artırmıştır. Küresel zorluklara rağmen Türkiye ekonomisi büyümeye devam ediyor. Önümüzdeki dönemde jeopolitik risklerin azalmasıyla birlikte daha güçlü bir büyüme süreci yaşayacağımıza inanıyoruz. Enflasyonla mücadelede önemli mesafe kat edildi. Enflasyon oranını yüzde 80’lerin üzerinden yüzde 30 bandına indirmeyi başardık. Ancak finansmana erişim ve maliyetler konusunda çalışmalarımız devam ediyor" diye konuştu. İhracatçılara yönelik desteklerin sürdüğünü ifade eden Bolat, "Amacımız üretimi, istihdamı ve ihracatı daha da güçlendirmektir. Bursa’nın ihracatı geçen yıl yaklaşık yüzde 10 artarak 20 milyar dolara ulaştı. Bu yıl da artış eğiliminin devam ettiğini görüyoruz" şeklinde konuştu. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay ise, "Türkiye’nin sahadaki caydırıcı askeri varlığı ve siyasi iradesiyle, bu zorlu coğrafyada oyun kurucu bir güç olduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yükselen bu kararlı duruş, Türkiye’yi bölgesel bir aktör olmaktan çıkarıp küresel sistemin merkezine yerleştirmiştir. Bu stratejik çerçevede, Ticaret Bakanlığımızın liderliğinizde yürüttüğü çalışmalar; sahadaki siyasi ve askeri kazanımlarımızı kalıcı bir ekonomik yapıya kavuşturmak adına çok önemli bir temel teşkil etmektedir. Özellikle Irak ile hayata geçirilen Kalkınma Yolu Projesi, Ukrayna’nın yeniden inşa sürecinde Türk müteahhitlik sektörüne açılan kapılar ve komşularımızla artan ticaret hacmi, bu vizyonun sahadaki en somut yansımalarıdır. Zorlu küresel tabloya rağmen sergilediğimiz direnç ve performans hepimiz için büyük bir övünç kaynağıdır. Geçtiğimiz yıl ekonomimiz yüzde 3,6 oranında büyüme yakalarken; mal ve hizmet ihracatında ise 396 milyar dolarlık rekor performans yakaladık. Bursa iş dünyası olarak bizler de bu tarihi yükselişin en güçlü parçalarından biriyiz" dedi. Burkay, "20 milyar doların üzerindeki ihracatımız ve 36 milyar dolarlık dış ticaret hacmimizle, ülkemizin küresel rekabet gücünün sürükleyici gücü konumundayız. Ürettiğimiz mal ve hizmeti dünyanın 200’den fazla ülkesine ve gümrük bölgesine taşırken, 120’den fazla ülkeyi ardımızda bırakan bir ihracat performansına sahibiz. Üstelik bunu; yüksek enflasyon, finansmana erişim zorlukları ve küresel ticarette artan korumacılığa rağmen başardık. Rekor ihracat rakamlarımızın arkasında firmalarımızın azmi kadar, Ticaret Bakanlığı’nın da sağladığı desteklerin de büyük payı var. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası olarak, ’kendine inan, ülkene güven’ anlayışıyla üretim ve ihracat ekosistemimizi dünya pazarlarına açıyoruz" diye konuştu.
28 Nisan 2026 Salı - 20:51 Zafer Kalkınma Ajansının yönetim kurulu toplantısı Uşak’ta yapıldı Zafer Kalkınma Ajansı’nın yönetim kurulu toplantısı Uşak’ta gerçekleştirildi. Zafer Kalkınma Ajansı’nın yönetim Kurulu Toplantısı Kütahya Valisi ve Zafer Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Musa Işın başkanlığında Uşak’ta gerçekleştirildi. Toplantıya, Kütahya Valisi ve Zafer Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Musa Işın, Afyonkarahisar Valisi Naci Aktaş, Uşak Valisi Serdar Kartal, Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, Uşak Belediye Başkan Vekili Hatice Terekeci Özkan, Kütahya İl Genel Meclisi Başkanı Muammer Özcura, Uşak İl Genel Meclisi Başkanı Aynur Yurtsever, Afyonkarahisar İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet Siper, Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hüsnü Serteser, Uşak Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Selim Kandemir ve Zafer Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Kutlu Eser katıldı. Açılış konuşmasını gerçekleştiren Yönetim Kurulu Başkanı Musa Işın; "Cam ve Plastik Geri Dönüşüm Araştırma Sonuçları, bölgemizin yeşil dönüşüm vizyonu için kritik bir çalışmadır. Atıkları bir çöp değil sanayimiz için değerli bir ham madde ve enerji kaynağı olarak görmeliyiz. Bu araştırma, döngüsel ekonomi modeline geçişte tesislerimizin kapasite artışından yerel yönetimlerimizin stratejilerine kadar farklı alanlarda çeşitli öneriler sunacaktır." dedi. KOBİ’lere faizsiz kredi desteğiyle yeşil dönüşümü hızlandırmayı hedeflediklerini dile getiren Işın; "En stratejik adımlarımızdan biri olarak, 25 Mart’ta ilan ettiğimiz 315 Milyon TL bütçeli SoGreen Projesi ile imalat ve turizm sektöründeki KOBİ’lerimize can suyu olacak büyük bir finansman desteği başlattık. 7,5 Milyon TL üst limitli ve faizsiz bu kredi desteği, bölgemizin yeşil dönüşümüne ivme kazandıracaktır. Sosyal kapsayıcılığı merkeze alan bu programla mayıs ayındaki başvuru süreci sonrasında yatırımların hızla hayata geçmesini bekliyoruz." dedi. Konuşmanın ardından toplantı basına kapalı devam etti.
28 Nisan 2026 Salı - 19:44 Başkan Gülsoy: "Dünya ekonomisindeki bu devasa dalgalanmalar ülkemizi ve her bir sanayicimizi etkiliyor" Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, Nisan Ayı Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmasında, "Dünya ekonomisindeki bu devasa dalgalanmalar ülkemizi ve her bir sanayicimizi etkiliyor" dedi. KTO Meclis Salonu’nda düzenlenen toplantıya, KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, yönetim kurulu üyeleri ve oda üyeleri katıldı. Küresel ekonominin çağın en büyük sınavlarından birini verdiğini söyleyen Başkan Gülsoy, "İçinde bulunduğumuz dönemde küresel ekonomi, belki de modern çağın en çetin sınavlarından birini veriyor. Artık öyle bir noktadayız ki; bir iş insanı olarak sabah uyandığınızda sadece döviz kurlarına, enflasyon verilerine veya merkez bankalarının faiz kararlarına bakmanız ne yazık ki yetmiyor. Bugün artık haritayı önümüze açıp, jeopolitik dengeleri de titizlikle analiz etmek ve dünyadaki güç savaşlarını yakından izlemek zorundayız. Özellikle Orta Doğu’da aylardır süren ve hepimizi kaygılandıran gerginlik, bizlere bir gerçeği çok sert ve çıplak bir şekilde hatırlattı: Huzurun olmadığı yerde, hesap da tutmuyor. Küresel ölçekte yaşanan bu tür gelişmeler, ekonomideki belirsizliği maalesef daha da derinleştiriyor. Şunu net bir şekilde ifade etmeliyim ki; bugün dünya ekonomisinin önündeki en büyük engel ’belirsizliktir.’ Küresel ölçekte karar alıcılar dahi ertesi gün neyle karşılaşacaklarını öngörmekte zorlanıyor. Bu öngörülemezlik durumu sadece siyaseti değil, sermaye hareketlerinden tedarik zincirlerine kadar tüm piyasaları doğrudan ve derinden etkiliyor. Ortadoğu’da yaşanan sıcak gelişmeler ve devam eden ateşkes süreçleri, piyasalar tarafından son derece temkinli bir şekilde takip ediliyor. Özellikle petrol fiyatlarında yaşanan dalgalanmalar; enflasyon rakamları ve üretim maliyetlerimiz üzerinde en belirleyici unsur olmaya devam ediyor. Petrolün 100 dolar seviyesinin üzerine çıkması, tüm maliyet zincirimizi kırarak enflasyonu tetiklerken; bu seviyenin altında kalması küresel ekonomiye bir nebze olsun nefes aldıracaktır. Ancak mesele sadece matematiksel bir veri meselesi değildir. Rakamların bu denli savrulmasının ardında yatan asıl neden; küresel sistemin koruyucusu olduğunu iddia eden ABD gibi güçlerin, uluslararası kural ve kaideleri hiçe sayan keyfi tavırlarıdır. Bu tavırlar, maalesef uluslararası ticaretin güven zeminini yerle bir etmiştir. Artık karşımızda hukukun üstünlüğüyle işleyen bir piyasa değil; ’güçlü olanın kuralı o an yazdığı’, jeopolitik çıkarlar uğruna küresel refahın feda edildiği kaotik bir düzen vardır. Öte yandan, çoğumuz enerji krizini sadece ’akaryakıt zammı’ ya da ’ısınma maliyeti’ olarak görüyoruz. Oysa bu kriz, kullandığımız yapay zekayı ve içinde bulunduğumuz dijital dünyayı da doğrudan vuruyor. Bugün devasa veri merkezleri o kadar yüksek enerji tüketiyor ki, enerji fiyatlarındaki her artış dijital işlem maliyetlerimizi de sessizce yukarı çekiyor. Yani kriz sadece fabrikamızdaki çarkları değil, cebimizdeki telefonun işlem gücünü dahi derinden etkiliyor. Bölgesel gerginlikler; mutfağımızdaki enerji maliyetinden, finansal varlıklarımıza kadar hayatın her alanına sirayet etmiş durumdadır" dedi. Başkan Gülsoy, savaşların bitmediğini sadece duraksadığını söyleyerek, "Peki, bu devasa küresel dalgalanma Türkiye’ye nasıl yansıyor? Bugün yaşananlar bize şunu açıkça gösteriyor: Savaşlar bitmiş değil, sadece duraksamış durumda. Enflasyon ise henüz tamamen kontrol altına alınmış değil; şu an yaşadığımız sadece geçici bir dengelenme sürecidir. Bu nedenle hem küresel hem de ulusal ölçekte gelişmeleri büyük bir dikkatle takip etmeli, her türlü senaryoya karşı hazırlıklı olmalıyız. Enerji ithalatçısı bir ülke olarak, küresel petrol ve gaz fiyatlarındaki her kuruşluk artış; dış ticaret dengemizi ve enflasyonla mücadelemizi doğrudan zorlaştırıyor. Ancak Türkiye, bu süreci sadece kenardan izleyen değil, aktif şekilde ’yöneten’ bir aktör olmak zorundadır. Sahip olduğumuz esneklik ve stratejik avantajlara odaklanmalıyız. Türkiye ekonomisi tam 22 çeyrektir aralıksız büyüyor; kuşkusuz bu önemli bir başarıdır. Ancak 2026 yılında bu ivmeyi sürdürmek çok daha büyük bir çaba gerektiriyor. Bölgedeki savaş ve gerginlikler, büyüme yolumuzu ciddi anlamda ’engebeli’ hale getirmiştir. Bu yılki büyümenin kalıcılığı; tamamen krizlerin süresine ve bizim dış şoklara vereceğimiz tepkiye bağlıdır. Bu fırtınayı hasarsız atlatmanın tek yolu; gerçekçi bir ekonomi yönetimidir. Küresel türbülansın etkilerini asgariye indirmek için; sıkı para politikasının kararlılıkla sürdürülmesi ve mali disiplinden asla taviz verilmemesi, dış dünyaya karşı güvenilirliğimizin en büyük teminatıdır. Riskler büyük olsa da elimizde çok güçlü enstrümanlar var. Dünya enerji yolları krizlerle boğuşurken Türkiye; boru hatları ve lojistik altyapısıyla ’güvenli liman’ ve ’enerji merkezi’ olma vizyonunu her zamankinden daha güçlü bir şekilde ortaya koymalıdır. Aynı şekilde savunma sanayiimiz de artık sadece bir güvenlik meselesi değil; yüksek teknoloji üreten ve ihraç eden devasa bir ekonomik güce dönüşmüştür. Bu sektör, Türkiye’ye küresel masada çok stratejik bir ’diplomatik kaldıraç’ ve ciddi bir döviz girdisi sağlamaktadır. Bununla birlikte, Uzak Doğu’dan gelen lojistik hatlarının riskli hale gelmesi, Avrupalı dev markalar için ülkemizi vazgeçilmez bir merkez kılmaktadır. Lojistikte yaşanan aksamalar, birçok sektörde Türkiye’yi Avrupa’nın en büyük ve en hızlı üretim alternatifi haline getirebilir. Şunu bir kez daha hatırlatmak isterim: Enerji fiyatlarındaki artışın sadece ulaşım ve ısınma maliyetlerimizi etkilediğini düşünmek büyük bir yanılgı olur. Bu kriz aslında dijital dünyayı ve geleceği de derinden sarsıyor. Bugün devasa veri merkezlerinin yıllık enerji tüketimi, bazı orta ölçekli ülkelerin toplam tüketimini aşmış durumdadır. Bu yüzden enerji güvenliği, aynı zamanda dijital güvenliğimiz ve teknolojik geleceğimiz demektir" ifadelerini kullandı. Ekonomideki dalgalanmaların hem Türkiye’yi hem de her iş insanını doğrudan etkilediğini söyleyen Ömer Gülsoy, "Dünya ekonomisindeki bu devasa dalgalanmalar, kuşkusuz ülkemizi ve her bir sanayicimizi doğrudan etkiliyor. Ancak bu noktada bir gerçeğin altını özellikle çizmek istiyorum: Bizim sanayicimiz, bu zorlu süreçte gerçekten büyük bir direnç ve feraset gösteriyor. Küresel ticaretin zayıfladığı, belirsizliklerin her geçen gün derinleştiği böylesine bir fırtınalı ortamda; çarkları döndüren her tesis, yapılan her üretim ve gerçekleştirilen her kuruşluk ihracat, ülkemiz ekonomisinin en büyük, en sağlam kalesidir. İş dünyamızın temsilcileri olan sizler, sadece ticaret yapmıyor; aynı zamanda bu ülkenin ekonomik bağımsızlığı için birer nefer gibi sahada mücadele ediyorsunuz. Bu zorlu süreçte reel sektörü, yani üreten elleri destekleyecek her adım, hayata geçirilecek her kolaylaştırıcı düzenleme hayati derecede kıymetlidir. Bizler de Odamız olarak, bu mücadelenizde her zaman yanınızda olmaya, sesinizi gür bir şekilde duyurmaya ve üretimin önündeki engelleri kaldırmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Tam da bu noktada; geçtiğimiz Cuma günü Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen "Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı" ve beraberinde gelen yeni vergi düzenlemeleri, iş dünyamızda çok güçlü bir yankı uyandırmış, adeta yeni bir şahlanış döneminin müjdecisi olmuştur. Bildiğiniz üzere biz iş dünyası temsilcilerinin en büyük arzusu; öngörülebilir bir ekonomi, üretim üzerindeki yüklerin hafifletilmesi ve küresel rekabette elimizi güçlendirecek teşviklerdir. Cumhurbaşkanımızın açıkladığı bu program; imalatçımızdan ihracatçımıza, teknoloji odaklı girişimlerimizden dev sanayi tesislerimize kadar hepimizi kapsayan, üretim odaklı bir vizyonu ortaya koymaktadır. Bu tarihi adımı esasen üç temel boyutta değerlendirmek gerekiyor. Birincisi, doğrudan yatırım çekmek için atılan radikal adımlardır. İstanbul Finans Merkezi’ni odak noktasına alan bu düzenlemeyle; küresel şirketler bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye’ye getirip İstanbul Finans Merkezi’nde açarlarsa, yurt dışı kazançlarında 20 yıl boyunca tam vergi muafiyeti sağlayabilecekler. Ayrıca "Tek Durak" sistemiyle bürokrasinin tek merkezde toplanması, yabancı yatırımcı için en büyük engel olan zaman kaybını ortadan kaldıracaktır. İkincisi, üretim ve ihracatçımıza kazandırılacak güçlü ivmedir. Yeni düzenlemeyle imalatçı-ihracatçılarımız için kurumlar vergisi oranının yüzde 9’a, sadece imalatçılarımız için ise yüzde 14’e indirilmesi öngörülmektedir. Bu durum, kendi üretimini ihraç eden firmalarımız için muazzam bir destek anlamına gelmektedir. Hizmet ihracatında ise mimarlık, mühendislik ve yazılım gibi alanlarda vergi indirimi yüzde 100’e çıkarılmaktadır. Üçüncüsü ise terse göçü ve fon girişini teşvik eden vizyondur. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın birikimlerini ve tecrübelerini ülkemize getirmesi için sağlanan 20 yıllık vergi muafiyeti, sermaye girişine büyük bir dinamizm katacaktır" dedi. Açıklanan reform paketinin ekonomik dayanıklılığını arttıracağını söyleyen Gülsoy, sözlerine şu şekilde devam etti: "Tabii bir noktayı da gerçekçi bir şekilde meclisimizde dile getirmeliyiz. Bugün küresel konjonktür nedeniyle kârlılığı düşük olan, maliyetine yakın fiyatlarla dünyaya mal satan ihracatçılarımız var. Bu firmalarımız için vergi indirimlerinin beklenen yüksek faydayı sağlayabilmesi adına; bu desteklerin mutlaka sanayi reformu ve işletme sermayesinin korunması gibi yapısal adımlarla perçinlenmesi gerektiğine inanıyoruz. İş dünyası temsilcileri olarak bizlerin en çok ihtiyaç duyduğu bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi yönündeki bu güçlü irade, Kayseri gibi üretim iştahı yüksek şehirler için yeni bir yatırım iklimi demektir. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde açıklanan bu reform paketi; sanayicimizin önünü açacak, sürdürülebilir büyüme hedefimizi güçlendirecek ve ekonomimizin dayanıklılığını artıracaktır. Ülkemizi yatırımın merkezi yapma hedefiyle açıklanan bu paketin, Kayseri’mizin bereketli topraklarında yeni yatırımlara ve yeni istihdam kapılarına vesile olmasını temenni ediyorum. İş dünyası olarak el ele vererek, bu destekleri üretime ve ihracata dönüştürme vaktidir. Bu vesileyle; her zaman sanayicimizin, tüccarımızın ve üretenin yanında durarak bizlere bu vizyonu sunan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şahsım, Odamız ve tüm üyelerimiz adına şükranlarımı sunuyorum. Yeni ekonomi paketinin şehrimize ve ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Açıklanan bu değerli paketi bir başlangıç kabul ediyor, ancak içinden geçtiğimiz bu fırtınalı dönemde daha ileri adımlara ihtiyaç duyduğumuzu da ifade etmek istiyorum. Özellikle bölgemizdeki savaşların ve jeopolitik gerilimlerin küresel dengeleri altüst ettiği bu yeni dönemde, ekonomik programımızın "reel sektör odaklı" bir revizyonla daha da güçlendirilmesini bekliyoruz. Bölgesel çatışmaların ticaret rotalarını ve enerji maliyetlerini doğrudan etkilediği bu süreçte, sanayicimizi bu şoklara karşı koruyacak "esnek ve dinamik" bir destek kalkanı oluşturulmalıdır. Vergi indirimleri kadar, artan maliyetler altında eriyen işletme sermayelerini takviye edecek; uygun maliyetli ve uzun vadeli finansman kanalları yeniden yapılandırılmalıdır. Bu noktada reel sektörümüzün beklediği en acil ve somut adımlardan biri de Merkez Bankası’nın "Döviz Dönüşüm Desteği" uygulamasıdır. Bildiğiniz üzere bu destek 30 Nisan’da sona ermektedir. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde; bu desteğin en az bir yıl daha uzatılmasına, mevcut yüzde 3’lük oranın piyasa gerçeklerine göre artırılmasına ve uygulama şartlarının sanayicimiz için daha sade ve erişilebilir hale getirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Ekonomik programımız, sadece bugünün değil, yarının değişen dünya şartlarına göre güncellenmeli; teşvik sistemi sektörel ve bölgesel ihtiyaçlara göre daha spesifik bir yapıya kavuşturulmalıdır. Bilinmelidir ki; sanayicinin derdi sadece kâr etmek değil, bu ülkenin üretim çarklarını her şartta ayakta tutmaktır. Bu nedenle, ekonomik programda yapılacak her "reel sektör dokunuşu", Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını daha da perçinleyecektir. Bizim beklentimiz; büyümenin lokomotifi olan imalat sanayimizin, bu yeni dönemde ekonomik programın tam merkezine yerleştirilerek desteklerin bu eksende güncellenmesidir." Başkan Gülsoy, iklim değişikliğinin sadece bir çevre sorunu olarak görülmesinin artık bırakılması gerektiğini söyleyerek, "Değinmemiz gereken bir diğer hayati başlık ise; artık kapımıza dayanan, hatta içeri giren İklim Değişikliği konusudur. Bugün küresel ısınmayı ve iklim krizini durdurmak için çaba göstermek, bizler için bir tercihten öte, kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir. Şunu hepimiz kabul etmeliyiz ki; iklim değişikliği artık geleceğin bir öngörüsü değil, bugünün yakıcı bir sorunudur. Bu süreç, sadece çevresel bir değişim değil; aynı zamanda ekonomik, sınai ve ticari yapılarımızı kökten değiştirecek bir dönüşümdür. Bizler Kayseri iş dünyası olarak bu değişime en üst düzeyde hazırlıklı olmak zorundayız. Üretim süreçlerimizden lojistik ağlarımıza, enerji kullanımımızdan atık yönetimimize kadar her alanda sürdürülebilir yöntemlere hızla geçmeliyiz. Aksi takdirde; küresel ölçekte rekabet gücümüzü kaybetme ve özellikle Avrupa gibi en büyük pazarlarımıza erişimde ciddi engellerle, ek vergilerle karşılaşma riskimiz bulunmaktadır. İklim değişikliğini sadece bir çevre sorunu olarak görmeyi artık bırakmalıyız. Bu konu, geleceğimizin temel ekonomik şartıdır. Buradan tüm işletmelerimizi; şimdiden önlem almaya, verimliliğinizi yükseltecek olan yeşil dönüşüme ve yapay zekaya yatırım yapmaya ve sürdürülebilir büyüme yolunda bizlerle birlikte ilerlemeye davet ediyorum. Unutmayalım ki; tarihin her döneminde değişime direnenler değil, değişimi doğru analiz edip yönetenler kazanmıştır" ifadelerini kullandı.
Denizli’de konut satışları azaldı
20 Kasım 2025 Perşembe - 13:09 Denizli’de konut satışları azaldı Türkiye İstatistik Kurumu’nun yayınladığı konut satış istatistiklerine göre, Denizli’de geçen yıl Ekim ayında konut satışı 2 bin 303 adet iken, bu yıl aynı ayda 200 adet azalarak 2 bin 103 adet oldu. Türkiye genelinde konut satışları Ekim ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,5 oranında azalarak 164 bin 306 oldu. Konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 26 bin 305 ile İstanbul, 14 bin 681 ile Ankara ve 8 bin 678 ile İzmir olurken, en az olduğu iller sırasıyla 86 ile Ardahan, 135 ile Bayburt ve 143 ile Tunceli olarak gerçekleşti. Yabancılara yapılan konut satışları Ekim ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,8 oranında azalarak 2 bin 106 oldu. Ekim ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 1,3 olarak gerçekleşti. Yabancılara yapılan konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 729 ile Antalya, 725 ile İstanbul ve 192 ile Mersin oldu. Denizli’de konut satışları azaldı Türkiye genelinin ortalamasında konut satışları azalırken, Denizli’de de 2025 yılının Ekim ayına göre konut satışları da azaldı. Denizli’de 2024 yılının Ekim ayında konut satışı 2 bin 303 adet iken, bu yıl aynı ayda 200 adet azalarak 2 bin 103 adet oldu. Ege Bölgesi’nin diğer illerinden Manisa’da satışlar 2024 yılının Ekim ayına göre 2 bin 903 iken 2025 yılında 2 bin 757, Afyonkarahisar’da bin 346 iken bu yıl bin 223, Aydın’da 3 bin 70 iken bu yıl 2 bin 825, Uşak’ta 722 iken bu yıl 704, İzmir’de 8 bin 658 iken bu yıl 8 bin 678, Kütahya’da bin 115 iken bu yıl bin 87, Muğla’da 2 bin 278 iken 2 bin 369 adet olarak gerçekleşti.
Tüpraş’a Kocaeli Sanayi Odası’ndan ‘Sürdürülebilirlikte Mükemmeliyet’ ödülü
20 Kasım 2025 Perşembe - 12:51 Tüpraş’a Kocaeli Sanayi Odası’ndan ‘Sürdürülebilirlikte Mükemmeliyet’ ödülü Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarından Tüpraş, sürdürülebilirlik alanında yürüttüğü kapsamlı çalışmalarıyla tüm kriterlerde gösterdiği üstün başarı ve liderlik performansıyla Kocaeli Sanayi Odası tarafından 18’incisi gerçekleştirilen Sürdürülebilir Performans Ödülleri’nde ‘Mükemmeliyet Ödülü’ne layık görüldü. Kocaeli Sanayi Odası’nın 18’incisini düzenlediği Sürdürülebilir Performans Ödülleri’nde ‘Mükemmeliyet Ödülü’nü kazanan Tüpraş, gerçekleştirilen değerlendirmede, düşük karbonlu üretim hedefleri doğrultusunda attığı stratejik adımlar ve sürdürülebilirlik odaklı bütüncül yaklaşımıyla öne çıktı. Şirket, çevresel etkilerin azaltılmasına yönelik uygulamaları, enerji verimliliği ve dijitalleşme yatırımları, iş sağlığı ve güvenliği alanındaki uygulamaları, sorumlu tedarik zinciri yönetimi ve toplumsal fayda üreten projeleriyle jüri tarafından tüm kriterlerde üstün başarı ve liderlik göstermesinden dolayı ‘Mükemmeliyet Ödülü’ne layık görüldü. Törende, ‘Mükemmeliyet Ödülü’, Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Kocaeli Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Zeytinoğlu ve Kocaeli Sanayi Odası Meclis Başkanı tarafından Tüpraş Genel Müdürü İbrahim Yelmenoğlu’na takdim edildi. Tüpraş Genel Müdürü İbrahim Yelmenoğlu ödüle ilişkin yaptığı açıklamada, "Kocaeli Sanayi Odası tarafından 18’incisi gerçekleştirilen Sürdürülebilir Performans Ödülleri’nde tüm kriterlerde üstün başarı ve liderlik performansımızla layık görüldüğümüz ‘Mükemmeliyet Ödülü’nü tüm çalışma arkadaşlarımız adına almaktan gurur duyuyorum. Bu ödül, çevresel etkilerin azaltılmasına yönelik uygulamalarımız, enerji verimliliği ve dijitalleşme yatırımlarımız, iş sağlığı ve güvenliği alanındaki öncü ve güçlü uygulamalarımız, sorumlu tedarik zinciri yönetimimiz ve toplumsal fayda oluşturan projelerimize yönelik olarak verildi. Bu doğrultuda ‘Enerjimiz Geleceğe’ diyerek başlattığımız Stratejik Dönüşüm Yolculuğumuzu ve 2050 yılında karbon nötr lider bir enerji şirketi olma hedefimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma gönülden teşekkür ederim" dedi. Yapılan açıklamaya göre şirket, Stratejik Dönüşüm Planı kapsamında sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF), sıfır karbonlu elektrik ve yeşil hidrojen gibi düşük karbon ekonomisine geçişi destekleyen yeni alanlara yatırım yaparak Türkiye enerji sektörünün dönüşümüne de liderlik etmeyi hedefliyor. Sürdürülebilir Performans Ödülleri, Kocaeli Sanayi Odası’nın Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda gerçekleştirdiği, sürdürülebilirlik anlayışını iş modeline entegre ederek, süreçlerindeki öncü uygulamalarla örnek teşkil eden şirketleri ödüllendirmeyi amaçlıyor.
Mersin’de ORKÖY destekleriyle 214 aileye kaynak sağlandı
20 Kasım 2025 Perşembe - 12:46 Mersin’de ORKÖY destekleriyle 214 aileye kaynak sağlandı Mersin’de Orman ve Köy İlişkileri (ORKÖY) destekleriyle bu yıl 214 aileye yüzde 20 hibeli, sıfır faizli toplam 90 milyon TL’yi aşan kaynak sağlandığı bildirildi. Orman Bölge Müdürlüğü ORKÖY Şube Müdürlüğü, orman köylülerinin ekonomik olarak güçlendirilmesi ve yerinde kalkınmasının desteklenmesi amacıyla yürüttüğü çalışmalarla bölge halkına önemli destek vermeye devam ettiği belirtildi. 2003-2025 yılları arasında toplam 7 bin 238 aileye, güncel değerlerle 1 milyar 565 milyon 725 bin TL tutarında finansman sağlandığı aktarıldı. 2025 yılı programı kapsamında ise 9 Orman İşletme Müdürlüğü sınırlarında 214 aileye yönelik projelerin hayata geçirildiği kaydedildi. Ailelere 3 ila 7 yıl geri ödemeli olmak üzere 72 milyon 772 bin 800 TL kredi ile 18 milyon 193 bin 200 TL hibe verildiği yıl içinde toplam 90 milyon 966 bin TL tutarında yüzde 20 hibeli, sıfır faizli ORKÖY desteği ulaştırıldığı açıklandı. Desteklerin, 95 aileye süt koyunculuğu, 34 aileye süt sığırcılığı, 15 aileye erik serası, 6 aileye motorlu testere, 4 aileye tambur, 23 aileye traktör, 1 aileye kabuk soyma makinesi, 6 aileye plastik sera ve 30 aileye çatı tipi güneş enerjisi sistemi şeklinde dağıtıldığı da ifade edildi. Kurumdan yapılan açıklamada, üretim mekanizasyon kredileriyle verilen traktörlerin üretim faaliyetlerinde önemli ölçüde verimlilik sağladığı, insan gücüyle yapılamayan işlerin kısa sürede ve daha etkin biçimde gerçekleştirildiği de dile getirildi.
Uşak’ta konut satışları azaldı
20 Kasım 2025 Perşembe - 12:42 Uşak’ta konut satışları azaldı Türkiye İstatistik Kurumu’nun yayınladığı konut satış istatistiklerine göre, Uşak’ta geçen yıl Ekim ayında konut satışı 722 adet iken, bu yıl aynı ayda 18 adet azalarak 704 adet oldu. Türkiye genelinde konut satışları Ekim ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,5 oranında azalarak 164 bin 306 oldu. Konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 26 bin 305 ile İstanbul, 14 bin 681 ile Ankara ve 8 bin 678 ile İzmir olurken, en az olduğu iller sırasıyla 86 ile Ardahan, 135 ile Bayburt ve 143 ile Tunceli olarak gerçekleşti. Yabancılara yapılan konut satışları Ekim ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,8 oranında azalarak 2 bin 106 oldu. Ekim ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 1,3 olarak gerçekleşti. Yabancılara yapılan konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 729 ile Antalya, 725 ile İstanbul ve 192 ile Mersin oldu. Uşak’ta konut satışları azaldı Türkiye genelinin ortalamasında konut satışları azalırken, Uşak’ta 2025 yılının Ekim ayına göre konut satışları da azaldı. Uşak’ta 2024 yılının Ekim ayında konut satışı 722 adet iken, bu yıl aynı ayda 18 adet azalarak 704 adet oldu. Ege Bölgesi’nin diğer illerinden Manisa’da satışlar 2024 yılının Ekim ayına göre 2 bin 903 iken 2025 yılında 2 bin 757, Afyonkarahisar’da bin 346 iken bu yıl bin 223, Aydın’da 3 bin 70 iken bu yıl 2 bin 825, Denizli’de 2 bin 303 iken bu yıl 2 bin 103, İzmir’de 8 bin 658 iken bu yıl 8 bin 678, Kütahya’da bin 115 iken bu yıl bin 87, Muğla’da 2 bin 278 iken 2 bin 369 adet olarak gerçekleşti.
AOSB Başkanı Bekir Sütcü: "Sanayicilerimizin başarılarıyla gurur duyuyoruz"
20 Kasım 2025 Perşembe - 12:37 AOSB Başkanı Bekir Sütcü: "Sanayicilerimizin başarılarıyla gurur duyuyoruz" Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi (AOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sütcü,"AOSB’nin marka değerini yükselten tüm firmalarımıza teşekkür ediyorum. Bu başarı, sadece bugün için değil geleceğin teknolojilerine, yatırımlarına ve üretim modellerine ışık tutan güçlü bir motivasyondur" dedi. Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen OSB Yıldızları Araştırması sonuçlandı. Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren firmalar, 11 yıldızla büyük bir başarıya imza atarak, üretimden ihracata, Ar-Ge’den istihdama kadar birçok alandaki gücünü tescilledi. AOSB’den 6 firma, 6 farklı kategoride toplam 11 ödül kazanarak hem bölgenin hem de Türkiye’nin sanayide yükselen performansını güçlü biçimde ortaya koydu. Araştırmanın ödül töreni, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, OSBÜK Başkanı Memiş Kütükcü, AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, OSB başkanları ve sanayicilerin yoğun katılımıyla Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. OSB ekosisteminin tüm paydaşlarını bir araya getiren törende, Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren firmalar, başarılarıyla öne çıktı. Türkiye’nin organize sanayi bölgelerindeki üretim gücü, yenilikçilik kapasitesi ve rekabet performansı kapsamlı şekilde değerlendirildi. AOSB’nin 11 ödülle elde ettiği başarı ise törende öne çıkan en dikkat çekici sonuçlardan biri oldu. Bu yıl ayrıca AOSB, "araştırmaya en fazla başvuru yapan OSB" unvanını elde ederek özel bir ödüle layık görüldü. Ödül, AOSB Yönetim Kurulu Başkanı ve OSBÜK Başkan Vekili Bekir Sütcü’ye takdim edildi. "Bu başarı, üretim modellerine ışık tutan güçlü bir motivasyondur" AOSB Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sütcü, elde edilen başarının tesadüf olmadığını belirterek," AOSB olarak ülkemizin üretim vizyonuna katkı sunmak için her gün daha fazla çalışıyor, daha fazla üretiyor ve daha fazla değer oluşturuyoruz. Firmalarımızın OSBÜK Araştırması’nda elde ettiği 11 ödül, bölgemizin rekabetçi gücünü ve sürdürülebilir büyüme kararlılığını ortaya koymaktadır. Araştırmaya en fazla başvuru yapan OSB olmamız ise katılımcı kültürümüzün, gelişime olan inancımızın ve kurumlar arası güçlü iletişimimizin bir sonucudur. Sanayicilerimizin başarılarıyla gurur duyuyor, AOSB’nin marka değerini yükselten tüm firmalarımıza teşekkür ediyorum. Bu başarı, sadece bugün için değil geleceğin teknolojilerine, yatırımlarına ve üretim modellerine ışık tutan güçlü bir motivasyondur"diye konuştu. OSB’lerde satışını en çok artıran firmalardan Beta Enerji ve Teknoloji A.Ş., OSB’lerde Ar-Ge harcamasını en çok artıranlar arasında da yer alırken en performanslı kategorisinde de ödül aldı. 4. sırada yer alan Beta Enerji ve Teknoloji A.Ş., pek çok alandaki güçlü performansıyla AOSB’nin yıldızı olarak öne çıktı.
Denizli’de araç sayısı 576 bini aştı
20 Kasım 2025 Perşembe - 12:24 Denizli’de araç sayısı 576 bini aştı Denizli’de açıklanan motorlu kara taşıtları 2025 yılı Ekim ayı verilerine göre il genelinde toplam araç sayısı 576 bin 445 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Ekim ayı motorlu kara taşıtları verisini açıkladı. Ekim ayında Türkiye genelinde, trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 49,1’ini otomobil, yüzde 34,5’ini motosiklet, yüzde 11,4’ünü kamyonet, yüzde 2,1’ini traktör, yüzde 1,8’ini kamyon, yüzde 0,7’sini minibüs, yüzde 0,3’ünü otobüs ve yüzde 0,1’ini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. Ekim ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre kamyonette yüzde 18,3, otomobilde yüzde 9, kamyonda yüzde 7,1, traktörde yüzde 3,9 artarken minibüste yüzde 44,2, motosiklette yüzde 30,8, otobüste yüzde 19 ve özel amaçlı taşıtta yüzde 12 azaldı. İllere göre dağılımda ise Denizli’de yaşayan kişi sayısı 1 milyon 67 bin 371 kişi olurken, kent genelinde bulunan toplam araç sayısı da 576 bin 445 olarak açıklandı. Denizli’de şu anda toplam araç sayısı 576 bin 445 olurken, bu araçların cinsine göre dağılımı da şöyle gerçekleşti: Otomobil 256 bin 929, minibüs 7 bin 830, otobüs 4 bin 110, kamyonet 80 bin 858, kamyon 13 bin 863, motosiklet 145 bin 886, özel amaçlı bin 641 ve traktör sayısı da 65 bin 328 adet olarak belirlendi. Bu rakamlara göre, Denizli’de araç başına düşen kişi sayısı 1,85 kişi, otomobil başına ise 4,15 kişi olarak belirlendi.
Bulutta 3 milyar dolarlık dijital ortaklık
20 Kasım 2025 Perşembe - 12:22 Bulutta 3 milyar dolarlık dijital ortaklık Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Turkcell proje kapsamında 1 milyar dolar yatırım yapmayı planlarken, Google Cloud tarafından 2 milyar dolar yatırım yapılacak olması da ülkemiz açısından memnuniyet vericidir. Böylece toplamda 3 milyar doları bulacak bir yatırımdan bahsediyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul’da düzenlenen Google Cloud Day Türkiye etkinliğinde konuştu. Cevdet Yılmaz, Google ile Turkcell arasında hayata geçirilecek hiper ölçekli bulut bölgesinin Türkiye’nin veri, bulut altyapısı ve yapay zeka alanlarındaki konumunu güçlendireceğini söyledi. Yılmaz, Google Cloud ile Turkcell arasında hayata geçirilecek hiper ölçekli bulut bölgesine ilişkin olarak, "Yakın zamanda açıklanan Google Cloud ile Turkcell iş birliğinde hayata geçirilecek hiper ölçekli bulut bölgesinin, Türkiye’nin veri, bulut altyapısı ve yapay zeka alanlarında bölgesel konumunu daha da güçlendirecek bir adım olmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Yapay zekâ alanındaki küresel gelişmelere değinen Yılmaz, "Yapay zeka, özellikle son üç yılda yatırım hacmi ve altyapı ölçeği açısından kayda değer bir ivme kazanmıştır." dedi. 2024 yılına ilişkin küresel yatırımları aktararak, "2024 yılında yapay zeka girişimlerine yönelen küresel girişim sermayesi yatırımları, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 52 artmış ve 131,5 milyar dolara ulaşmıştır" bilgisini paylaştı. Yılmaz, ulusal politikalar kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin, "Ülke olarak, yapay zeka alanında güncel küresel gelişmeleri dikkate alarak politikalarımızı da buna uygun olarak yeniliyoruz. Başkanlığını yürütmekte olduğum Ulusal Yapay Zeka Stratejisi Yönlendirme Kurulu’nda 2021-2025 dönemini içeren Ulusal Yapay Zeka Stratejisi ve ilgili eylem planlarında yer alan politika ve tedbirleri takip ediyor; kamu kurumları, özel sektör ve akademik dünya arasındaki koordinasyonu güçlendiriyoruz" ifadelerini kullandı. Yeni dönem hazırlıklarına ilişkin olarak da konuşan Yılmaz, "Son dönemde yapay zeka teknolojilerinin özellikle üretken yapay zeka, büyük dil modelleri, veri egemenliği ve düzenleyici çerçeve alanlarında çok hızlı bir gelişim göstermesi, ve mevcut Ulusal Yapay Zeka Stratejisi (2021-2025) döneminin tamamlanacak olması sebebiyle Türkiye’nin yeni yapay zeka eylem planı hazırlanmaktadır" dedi. Yeni planda yer alan başlıkları aktaran Yılmaz "İnsan kaynağının geliştirilmesi, üretken yapay zeka ve Türkçe büyük dil modellerinin desteklenmesi, yüksek performanslı hesaplama ve veri altyapılarının güçlendirilmesi, Ar-Ge ve girişimcilik ekosisteminin derinleştirilmesi, uluslararası iş birliklerinin artırılması ve yapay zeka alanında uluslararası normlarla uyumlu ulusal mevzuatın şekillendirilmesi" sözlerini ifade etti. Veri ve bulut teknolojilerinin önemine ilişkin de bilgi veren Yılmaz, "Bulut bilişim, veri ve yapay zeka artık ayrı ayrı teknolojiler değil, bütünleşik bir teknolojinin parçaları haline gelmiştir"ifadesini kullandı. Veri süreçlerine ilişkin olarak da konuşan Yılmaz, "Verinin nerede tutulduğu, hangi regülasyona tabi olduğu, kimlerin hangi veriye eriştiği, nasıl anonimleştirildiği gibi sorular, işin tam merkezine yerleşmiş durumdadır" dedi. Veri merkezlerine yönelik değerlendirmesinde Yılmaz, "Bu çerçevede, veri merkezleri verilerin güvenli bir şekilde işlenmesini ve saklanmasını sağlayarak, veriye hızlı ve kesintisiz erişimi mümkün kılan kritik altyapılar haline gelmiştir" dedi. Siber güvenlik alanındaki gelişmelere değinen Yılmaz, "Dijital dünyanın sınırları büyürken tehditler de akıllanıyor, daha karmaşık ve hedef odaklı hale geliyor." ifadelerini kullandı. Kurulan yeni yapıya ilişkin ise, "Bu kapsamda kurmuş olduğumuz Siber Güvenlik Başkanlığı’nın önemli bir kurumsal yetkinlik sağlayacağına inanıyoruz" dedi. Yılmaz, Zero-Trust güvenlik yaklaşımına ilişkin, "Her erişimin, her işlem adımının, sürekli olarak doğrulanmasını gerektiren ve Zero-Trust (Sıfır güven) olarak adlandırılan güvenlik yaklaşımları bu mimarinin temelini oluşturmaktadır" açıklamasını yaptı. Yılmaz, bulut teknolojilerinin rolüne değinerek, "Bulutun sunduğu esneklik ve ölçeklenebilirlik, kimlik doğrulamadan tehdit yönetimine kadar geniş bir alanda güvenlik yaklaşımlarını standardize etme yaygınlaştırma potansiyeline sahip" dedi. "Turkcell ile Google Cloud arasında kurulan ortaklık Türkiye’nin dijital egemenliğini güçlendirecektir" Google-Turkcell yatırımına ilişkin değerlendirmesinde Yılmaz, "Böyle bir ortamda Turkcell ile Google Cloud arasında kurulan stratejik ortaklık, Türkiye’nin dijital egemenliğini ve bölgesel konumunu güçlendiren kritik bir adımdır" ifadelerini kullandı. Yılmaz, yatırım tutarına ilişkin, "Turkcell proje kapsamında 1 milyar dolar yatırım yapmayı planlarken, Google Cloud tarafından 2 milyar dolar yatırım yapılacak olması da ülkemiz açısından memnuniyet vericidir. Böylece toplamda 3 milyar doları bulacak bir yatırımdan bahsediyoruz" bilgisini paylaştı. Yılmaz, "Türkiye önümüzdeki dönemde yüksek gelirli ülkeler kategorisine yükselecek yeşil ve dijital dönüşümü gerçekleştirmeliyiz. Yeşil ve dijital dönüşüm verimliliği artıracak ekonomik istikrarımıza büyük katkı sağlayacak" diye konuştu. (MRT-AG-E) Egemen Bulut altyapısına yönelik de açıklamalarda bulunan Yılmaz, "Google Cloud, veri güvenliğini en üst seviyede tutmak ve Türkiye’deki regülasyonlara uyum sağlamak amacıyla, Egemen Bulut altyapısını da Turkcell ile birlikte Türkiye’ye getirmektedir. Egemen Bulut altyapısının ülkemize taşınmasıyla kurumlar verilerini kendi anahtarlarıyla şifreleyebilecek, regülasyonlara tam uyumlu bir şekilde çalışabilecektir" ifadelerini kullandı.
Uşak’ta araç sayısı 187 bini aştı
20 Kasım 2025 Perşembe - 12:12 Uşak’ta araç sayısı 187 bini aştı Uşak’ta açıklanan motorlu kara taşıtları 2025 yılı Ekim ayı verilerine göre il genelinde toplam araç sayısı 187 bin 483 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Ekim ayı motorlu kara taşıtları verisini açıkladı. Ekim ayında Türkiye genelinde, trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 49,1’ini otomobil, yüzde 34,5’ini motosiklet, yüzde 11,4’ünü kamyonet, yüzde 2,1’ini traktör, yüzde 1,8’ini kamyon, yüzde 0,7’sini minibüs, yüzde 0,3’ünü otobüs ve yüzde 0,1’ini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. Ekim ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre kamyonette yüzde 18,3, otomobilde yüzde 9, kamyonda yüzde 7,1, traktörde yüzde 3,9 artarken minibüste yüzde 44,2, motosiklette yüzde 30,8, otobüste yüzde 19 ve özel amaçlı taşıtta yüzde 12 azaldı. İllere göre dağılımda ise Uşak’ta yaşayan kişi sayısı 375 bin 310 kişi olurken, Uşak’ta bulunan toplam araç sayısı da 187 bin 483 olarak açıklandı. Uşak’ta şu anda toplam araç sayısı 187 bin 483 olurken, bu araçların cinsine göre dağılımı da şöyle gerçekleşti: Otomobil 84 bin 122, minibüs 2 bin 325, otobüs bin 348, kamyonet 22 bin 602, kamyon 4 bin 661, motosiklet 49 bin 140, özel amaçlı 523 ve traktör sayısı da 22 bin 762 adet olarak belirlendi. Bu rakamlara göre, Uşak’ta araç başına düşen kişi sayısı 2,01 kişi, otomobil başına ise 4,46 kişi olarak belirlendi.
Denizli OSB, OSB’nin Yıldızlarında ödüllendirildi
20 Kasım 2025 Perşembe - 12:12 Denizli OSB, OSB’nin Yıldızlarında ödüllendirildi OSBÜK tarafından düzenlenen OSB’nin Yıldızları Ödül Töreni’nde Denizli Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren Deniz Tekstil OSB’lerde en çok kadın istihdamı sağlayan firmalar kategorisinde 4., en çok istihdam sağlayan firmalar arasında ise 10. sırada yer alarak iki ödül aldı. Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen ve yoğun ilgi gören OSB’nin Yıldızları Ödül Töreni, 18 Kasım 2025 Salı günü gerçekleştirildi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, OSBÜK Başkanı Memiş Kütükcü, OSB başkanları ve çok sayıda sanayicinin katılımıyla gerçekleşen törende; 12 farklı kategoride toplam 120 plaket sahiplerini buldu. Firmalar ödüllerini Bakan Kacır ve OSBÜK Başkanı Kütükcü’den aldı. Organize Sanayi Bölgelerinin üretim gücünü, istihdam kapasitesini ve başarı hikâyelerini ön plana çıkaran bu prestijli törende, bölgemizin köklü firmalarından Deniz Tekstil San. Tic. A.Ş., iki önemli kategoride ödül kazanarak başarıya imza attı. Deniz Tekstil; "OSB’lerde En Çok Kadın İstihdamı Sağlayan Firma" kategorisinde Türkiye 4.’sü, "OSB’lerde En Çok İstihdam Sağlayan Firma" kategorisinde ise Türkiye 10.’su oldu. Bu iki derece, firmanın hem kadın istihdamına verdiği güçlü desteği hem de toplam istihdamdaki yüksek kapasitesini bir kez daha gözler önüne serdi. Bölgemizin katma değer oluşturan öncü kuruluşlarından biri olan Deniz Tekstil; yenilikçi üretim yaklaşımı, sürdürülebilirlik odaklı iş modeli ve başarılı ihracat performansıyla bu yılın öne çıkan firmaları arasında yer aldı. Firmanın bölge ekonomisine sağladığı katkıyı ve ulusal-uluslararası pazarlardaki istikrarlı büyümesini simgeleyen ödüller, Deniz Tekstil CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Deniz Baltalı tarafından teslim alındı.
KKTC ile ortak çalışma komisyonu
20 Kasım 2025 Perşembe - 11:50 KKTC ile ortak çalışma komisyonu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu’nu misafir etti. Sözlerine 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle KKTC’nin 42’nci kuruluş yıldönümünü kutlayan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, KKTC’nin 6’ncı Cumhurbaşkanı olarak kısa süre önce görevine başlayan Sayın Tufan Erhürman’ı ilk yurt dışı ziyareti kapsamında Ankara’da ağırlamıştı. Bugün de değerli kardeşim Sayın Bakanın, göreve başladıktan sonraki ilk yurt dışı ziyaretini Ülkemize yapıyor olmasından duyduğumuz memnuniyeti ifade etmek isterim. Bu vesileyle, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak kısa süre önce atandığı yeni görevinde kendisine başarılar diliyorum Birlikte verimli ve sonuç odaklı bir çalışma dönemi geçireceğimize inancım tamdır" dedi. "Öncelikli hedef KKTC’nin güçlendirilmesi" Kıbrıs Türk halkının varlığının, hürriyetinin ve geleceğinin teminat altına alınmasını, refah seviyelerinin yükseltilmesini, KKTC’nin tüm kurum ve kuruluşlarıyla güçlendirilmesini öncelikli hedef olarak gördüklerini belirten Bakan Işıkhan, "Bu kapsamda KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatına gözlemci üye olarak katılmasını son derece önemli bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Kıbrıs meselesini siyasi alanda çözmeye gayret gösterirken, bununla eş zamanlı olarak KKTC’nin kalkınması için gerekli hamleleri birlikte gerçekleştiriyoruz" şeklinde konuştu. "Ortak çalışma komisyonu kurulacak" Geçmiş dönemde yürürlükte olan İşbirliği Anlaşması sayesinde Türkiye ve KKTC Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıkları birimleri arasında önemli işbirlikleri ve tecrübe paylaşımları gerçekleştirildiğini anımsatan Bakan Işıkhan, "Anlaşmanın süresinin sona ermesiyle birlikte işbirliğimizi yeni bir yasal çerçeveye kavuşturma ihtiyacı doğmuştu. Teknik ekiplerimizin titiz çalışmalarıyla hazırlanan bu yeni Anlaşmayı imzalayacak olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Her iki Bakanlıktan da bu teknik çalışmaları yürüten arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bugün imzalayacağımız yeni anlaşma da Bakanlıklarımız arasında Ortak Çalışma Komisyonu kurulmasını öngörmektedir" ifadelerine yer verdi. "Yeni anlaşma sosyal güvenliğe büyük katkılar sağlayacak" Mevcut işbirliğini somut bir takvime bağlayarak ilerleyebilmek adına, anlaşmanın yürürlüğe girmesinin ardından Ortak Çalışma Komisyonunun toplanarak yeni bir eylem planı hazırlanmasının uygun olacağı değerlendirmelerinde bulunan Bakan Işıkhan, "Eylem planları; uzman değişimi, bilgi ve tecrübe paylaşımı, istihdam ve mesleki eğitim gibi alanlarda yürütülecek ortak projelerin önünü açarak, işbirliğimizi daha da güçlendirmektedir. İlişkilerimizin, önümüzdeki dönemde de güçlenerek devam etmesi için bizler de süreçleri takip edeceğiz. Bakanlıklarımız arasındaki işbirliğinin, her iki ülke vatandaşlarının çalışma ve sosyal güvenlik alanlarındaki haklarının korunması ve geliştirilmesine büyük katkılar sağlayacağına yürekten inanıyorum" açıklamasında bulundu.
Nurus, İzmir’deki varlığını yeni mağazasıyla güçlendiriyor
20 Kasım 2025 Perşembe - 11:45 Nurus, İzmir’deki varlığını yeni mağazasıyla güçlendiriyor Nurus, Ege’nin merkezi İzmir’de yeni mağazasını hizmete açarak bölgedeki varlığını daha da güçlendirdi. 1000 metrekare büyüklüğündeki yeni mağaza, ofis veya evdeki çalışma alanlarına yönelik teknoloji, mühendislik ve yaşam deneyimini bir araya getiren ürünlerini kullanıcıları ile buluşturuyor. Teknoloji, mühendislik ve tasarım gücüyle üretimin geleceğini şekillendiren Nurus, yüzyıla yakın tecrübesiyle çalışma alanlarında kalıcı değer yaratıyor. Uzun yıllardır Ege Bölgesi’nde hizmet veren marka, ürün çeşitliliğini büyük işletmeler, KOBİ’ler ve bireysel kullanıcılarıyla yeni mağazasında buluşturuyor. Temelleri 1927 yılında atılan ve bugün 99 yaşında olan Nurus, sahip olduğu mühendislik ve üretim gücünü İzmir’de daha görünür kılmayı hedefliyor. Nurus, yeni mağazasını başta mimarlar, proje yöneticileri, girişimciler ve profesyoneller olmak üzere tüm kullanıcılarının bir araya gelebileceği bir etkileşim alanı olarak konumluyor. Kullanıcılar, mağaza içindeki yenilikçi çalışma alanları ve özel tasarımı ile sessizlik ve akustik konforu sunan Calma ürünü sayesinde podcast çekimi yapabiliyor, dijital medya için içerik üretebiliyor ve ayrıca küçük ekipli toplantılarını ve networking buluşmalarını gerçekleştirebiliyor. "Türkiye’nin üretim gücünü dünyaya taşıyoruz’’ Nurus’un yaklaşık bir asır önce Ankara’da küçük bir atölyede başlayan yolculuğunun bugün uluslararası standartlarda mühendislik çözümleri üreten global bir başarıya ulaştığını vurgulayan Nurus Yönetim Kurulu Başkanı Güran Gökyay, "Ege Bölgesi’ndeki yeni yatırımımız, büyüme ve bölgesel etki stratejimizin önemli bir aşamasını oluşturuyor. İzmir’de de Nurus’u mühendislik gücünü tasarımla buluşturan, uzun vadeli değer yaratan akıllı yatırım ürünleri markası olarak konumlandırıyoruz. Fabrikamızda bulunan 16 üretim hattımız ile yüzde 95’i aşan bir dikey üretim gücüne sahibiz. Bir ürünün tüm bileşenlerini kendi tesislerimizde üretebiliyoruz. Ayrıca hem insan sağlığına duyarlı hem de dayanıklılığı yüksek çözümler geliştiriyoruz. Calma ürünümüz bunun en güzel örneği. Ürün tasarımlarımızın merkezine insanı, konforu ve modern çalışma dinamiklerini koyan yaklaşımımız var. İzmir’deki yeni merkezimizle, bu deneyimi Ege Bölgesi’ne daha geniş kapsamlı taşıyacağız" dedi. "Başarı güçlü iş ortaklıklarıyla mümkün" Nurus’un ihracat başarısında güçlü bir iş ortaklığı ekosisteminin kritik rol oynadığını vurgulayan Gökyay sözlerini şöyle tamamladı: "Ürün çeşitliliğimizi ve teknolojik gücümüzü, güçlü bir bayi ağı aracılığıyla dünyaya taşıyoruz. Bugün 45’ten fazla ülkede ürünlerimiz kullanılıyor. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verilerine göre ‘İhracatını en hızlı geliştiren marka’ ödülüne layık görüldük. Türkiye’de özellikle pandemi ile ofis koltuklarının insan sağlığı üzerindeki önemi iyice arttı. Türkiye’de uluslararası standartlarda hizmet veriyoruz. Bu başarımızı Türk sanayicisinin küresel arenadaki gücü olarak kabul edebiliriz. Bayilik kavramını da yalnızca belirli bir bölgeyi temsil eden geleneksel bir model olarak değil; yurt içi ve uluslararası başarılara ortaklık, birlikte büyüme platformu olarak görüyor ve devam ediyoruz. Bizi başarılarımızda ve açılışımızda yalnız bırakmayan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyoruz" Değişen çalışma kültürüne uyum ve Ege’deki yatırım Pandemi sonrası dönüşen çalışma teknolojileri, artan internet hızları ve sağlık beklentileri doğrultusunda şirketin kapsamlı çalışmalar yürüttüğünü belirten Gökyay, Ege Bölgesi’nin son 10 yıldaki hızlı gelişiminin yeni yatırım kararlarını hızlandırdığını ifade ediyor. İzmir’de kurulan yaklaşık 1000 metrekarelik deneyim merkezi ise yalnızca bir satış alanı değil, profesyonellerin buluşup etkileşim kurabileceği bir platform olarak tasarlandı. Nurus’un yeni merkezi hakkında konuşan Gökyay, "Bu alanı yalnızca bir ürün satış noktası olarak değil; insanların, mimarlık firmalarının, insan kaynakları profesyonellerinin, danışmanların ve bilgi teknolojileri uzmanlarının bir araya gelip fikir alışverişi yapabilecekleri, konuşabilecekleri ve etkileşim oluşturabilecekleri bir ortam olarak tasarladık" şeklinde konuştu. Sessiz alan ihtiyacına yenilikçi bir çözüm: ’Calma’ Gökyay, Amerika, İngiltere, Almanya ve Körfez ülkelerine ihraç edilen ’Calma’ ürününün A sınıfı ses izolasyonu ve temiz hava kalitesi sunduğunu belirtti.. Yaklaşık 9 - 10 yıllık Ar-Ge çalışmasıyla geliştirilen bu ürün, artan mobil görüşmeler, video konferanslar ve değişen mekan ihtiyaçları doğrultusunda yeni nesil çalışma düzenine çözüm sunarak şirketi dünya çapında önde gelen markalardan biri haline getiriyor. Ürün hakkında konuşan Güran Gökyay, "Eskiden insanların masalarında bir iki telefon bulunurken bugün herkesin cep telefonu var ve aynı anda kullanılabiliyor. Video konferanslar çok hızlı şekilde başlıyor ve devam ediyor. Mobil görüşmeler artmış durumda. Şirketlerin de hızlı mekân değişimlerine ve adaptasyonlara ihtiyaçları var. Bu ürün, bu ihtiyaçlara çözüm sunmak için geliştirildi. Ürünle ilgili yaklaşık 9-10 yıldır çalışmalar yürütüyoruz. Bu konuda sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada en iyi 3-4 markadan biri olduğumuzu söyleyebiliriz" sözlerine yer verdi. Yüksek teknoloji ofis koltuklarında yerli üretim gücü Yerli ve milli bir üretim gücü olduklarını belirten Güran Gökyay, "Bugün Türkiye’de ve bölgede, özellikle sanayi ürünü hâline gelmiş yüksek teknoloji ofis koltuklarını tamamen Türkiye’de üretiyor olmak ve bunu yapan neredeyse tek firma konumunda bulunmak da bizim için ayrı bir övünç kaynağı. "Dünyayla entegrasyonumuzda da özellikle çalışma teknolojilerinin ve disiplinlerinin, pandemiden sonra tüm dünyada değişmiş olması; Türkiye’de ise 5G ve ileri internet hızlarının iş yapış biçimlerine etkisi; bununla birlikte insanların sağlık konusundaki beklentileri gibi alanlarda şirketimizin çok ciddi çalışmaları bulunuyor" açıklamasında bulundu.