EKONOMİ
01 Mart 2026 Pazar - 17:49 ESOB Başkanı Keskin’den Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a esnaf raporu Malatya Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (MESOB) Başkanı Şevket Keskin, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a sunduğu kapsamlı raporla esnafın sorun ve taleplerini iletti. TESK Yönetim Kurulu Üyesi ve MESOB Başkanı Şevket Keskin, 6 Şubat depremlerinin ardından yaklaşık üç yıldır ekonomik sıkıntılarla mücadele eden esnaf ve sanatkârların yaşadığı sorunları içeren raporu Malatya’ya ziyarette bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a sundu. Keskin, Malatya ticari hayatının bel kemiği olan esnafın halen hayatta kalma mücadelesi verdiğini belirterek, şehrin ekonomik ve sosyal olarak yeniden ayağa kalkmasının küçük işletmelerin desteklenmesiyle mümkün olacağını ifade etti. Raporda deprem bölgesine özel düşük vergi oranları uygulanması, konteyner iş yerlerinden kalıcı iş yerlerine geçecek esnafa uzun vadeli faizsiz kredi ve geri ödemesiz hibe sağlanması, ulaşım sektöründe ÖTV’siz ticari araç alım hakkının yeniden verilmesi ve belediye encümen kararıyla süresiz verilen M, T ve S plakaların mülkiyet hakkının yasal güvence altına alınması talepleri yer aldı. Depremde zayi olan hammadde ve stokların tazmini için ödeme takvimi açıklanması, artan maliyetler nedeniyle yerinde dönüşüm desteğinin en az 3 milyon TL’ye çıkarılması ve TOKİ ile Emlak Konut projelerinde kullanılacak malzemelerin Malatya esnafından temin edilmesi gerektiği de raporda vurgulandı. Ayrıca esnafın emekliliği için gerekli 9 bin prim gününün 7 bin 200’e düşürülmesi, vergi kaydı olup Bağ-Kur kaydı açılmamış esnafa geriye dönük borçlanma hakkı tanınması, zincir marketler ve AVM’lere karşı esnafı koruyacak Perakende Yasası’nın hayata geçirilmesi ve 2026 itibarıyla büyükşehirlerde basit usulden gerçek usule geçiş kararının deprem bölgesi için en az 3 yıl ertelenmesi istendi. Raporda son olarak KOSGEB desteklerinin tüm meslek kollarına açılması ve deprem sonrası verilen kredilerin geri ödeme süresinin en az 1 yıl uzatılması, sanayi esnafı için modern ve teknolojik altyapıya sahip yeni bir sanayi sitesinin kampüs modeliyle inşa edilmesi ve mevcut küçük sanayi sitelerinde kiracı esnafa mülkiyet önceliği tanınması taleplerine yer verildi.
01 Mart 2026 Pazar - 16:09 Ceylanpınar’da gümrük kapısı nöbeti Suriye ile Türkiye arasındaki ticarette önemli bir yere sahip olan Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesindeki gümrük kapısının operasyonel yetersizlik gerekçesiyle kapatılacağı iddiaları üzerine toplanan yüzlerce vatandaş kapının kapatılmamasını istedi. Suriye ile Türkiye arasındaki ticarette önemli bir yere sahip olan Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesindeki gümrük kapısının kapatılacak olması ilçe halkı, esnaf, oda başkanları ve muhtarları harekete geçirdi. Esnaf ve Sanatkarlar Odası önünde toplanan kalabalık gümrük kapısı nöbetine başladı. Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Bülent Çelik, Mevlana Mahallesi Muhtarı Ahmet Akkurt ve Suriyeli tüccarlar adına Abu Arap, kapının kapatılmasının Ceylanpınar için ekonomik idam anlamına geleceğini vurguladı. Ceylanpınar ilçesinin yeniden çıkmaz sokak haline geleceğini belirten Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkan Bülent Çelik, "Bir tarafımız TİGEM arazileri, diğer tarafımız sınır. Ceylanpınar zaten bir dar koridora sıkışmış durumda. Mevcut gümrük kapısı bizim tek nefes borumuzdur. Madem Suriye’nin imkanları ve operasyonel hareket kabiliyeti yetersiz deniliyor, o halde neden başka bölgelerde yeni kapılar açılıyor. Biz yeni kapılara karşı değiliz ama bir tarafı ihya ederken Ceylanpınar’ı imha etmenize, burayı bir ’çıkmaz sokak’ haline getirmenize asla razı değiliz" dedi. Muhtarlar adına konuşan Mevlana Mahalle Muhtarı Ahmet Akkurt ise, "Suriye iç savaşı boyunca mermilerin gölgesinde yaşayan, tarlasını ekemeyen, dükkanını açamayan ama devletine sadakatten ödün vermeyen bu halk, bugün cezalandırılmayı değil ödüllendirilmeyi bekliyor. Kapının kapatılması fikri derhal rafa kaldırılmalıdır" ifadelerini kullandı. Bölgedeki Suriyeli tüccarlar adına söz alan Abu Arap ise ticaretin devamlılığının her iki halk için de hayati olduğunu belirtti. Abu Arap, "Bu kapı sadece bir geçiş noktası değil, binlerce insanın rızık kapısıdır. Ticaretin durması demek, her iki taraftaki mazlum halkın daha da fakirleşmesi demektir. Biz Ceylanpınar’ın ticaret merkezi olarak kalmasını istiyoruz" diye konuştu. Kalabalık, gümrük kapısı ile ilgili olumlu bir karar alınıncaya kadar toplanmaya devam edeceklerini belirtti.
İTO Başkanı Avdagiç’ten "Türkiye’nin AB üyeliği onaylanmalı" açıklaması
13 Şubat 2026 Cuma - 10:11 İTO Başkanı Avdagiç’ten "Türkiye’nin AB üyeliği onaylanmalı" açıklaması İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, "Türkiye ve Avrupa Birliği yetkililerinin müzakere kapısını aralaması memnuniyet verici. Bu gelişmenin Türkiye’nin AB üyeliğinin onaylanması, Türk vatandaşlarına vize serbestisi haklarının derhal verilmesi ve Gümrük Birliği revizyonunun temelini oluşturmasını bekliyoruz" ifadelerini kullandı. İTO’dan yapılan yazılı açıklamaya göre İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, odanın Şubat ayı meclis toplantısında, iş dünyasının ihtiyaç ve beklentilerine dair değerlendirmelerde bulundu. Avdagiç, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesi yönündeki beklentileri de dile getirdi. Şekib Avdagiç, AB’nin Güney Amerika Ortak Pazarı MERCOSUR ve Hindistan ile serbest ticaret anlaşmalarını (STA) sonuçlandırdığını hatırlatarak, "Defalarca bu kürsüden dile getirdiğimiz gibi Türkiye-AB Gümrük Birliği hızla güncellenmelidir. Bu son imzalardan sonra kaybedilecek vakit kalmamıştır. AB’nin üçüncü ülkelerle sonuçlandırdığı serbest ticaret anlaşmalarından yana yaşadığımız olumsuzlukların ve risklerin giderilmesi için bir an evvel tedbir alınması gerekiyor. Bu çerçevede Türkiye ve Avrupa Birliği yetkililerinin müzakere kapısını aralaması memnuniyet verici. Bu gelişmenin Türkiye’nin AB üyeliğinin onaylanması, Türk vatandaşlarına vize serbestisi haklarının derhal verilmesi ve Gümrük Birliği revizyonunun temelini oluşturmasını bekliyoruz" açıklamasını yaptı. STA sorununda çözümün zamana yayılmasının kabul edilemeyeceğini kaydeden Avdagiç, "Her iki taraf da siyasi ipotek ve angajmanlardan ari, yükümlülüklerini yerine getirmek için harekete geçmelidir. Konunun aciliyetle Ortaklık Konseyi’ne taşınmasını ve Türk sanayisini haksız rekabet baskısı altına alan STA sorununun bir an önce ortadan kaldırılmasını kaçınılmaz bir zorunluluk olarak görüyoruz. Ticaret Bakanlığımızın konuyu hassasiyetle ele aldığına ve gerekenleri yapacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Avdagiç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı 100 milyar lira büyüklüğündeki finansman paketine de değinerek, "Bu paketin tamamen yerli üretim ve istihdam güdümlü olması, iş dünyamızın beklentileri ve İstanbul Ticaret Odamızın önerileriyle birebir örtüşüyor. Açıklanan uygun koşullu kredi paketi, aynı zamanda hükümetin iş dünyasının sesine kulak verdiğinin önemli bir göstergesi" değerlendirmesinde bulundu. "Reel sektörün manevra alanının genişletilmesi son derece önemli" TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın yılın ilk Enflasyon Raporu’nu açıkladığını hatırlatan Avdagiç, şu değerlendirmeyi yaptı: "2026 enflasyon tahmini aralığı yüzde 13-19 aralığından yüzde 15-21 aralığına revize edildi. 2026 enflasyon hedefi ise yüzde 16 olarak korundu. İş dünyası olarak ortaya koyulan hedeflere ulaşmak adına elimizden gelen desteği verdik, vermeye devam edeceğiz. Tabii bu noktada reel sektörün manevra alanının genişletilmesi son derece önemli. Özellikle, vergi temelli destek ve teşviklerin önceliklendirilmesi, bankaların kredi maliyetini yükselten düzenlemelerin gözden geçirilmesi, KOBİ kredi kısıtlarının gevşetilmesi gibi adımları önemli buluyoruz. Nitekim kur politikası konusunda da enflasyon doğrultusunda rekabet gücümüzü güçlendirecek adımların atılmasını da elzem görüyoruz." "Kredi kartında gelirle uyumlu limit uygulamasının etkileri dikkatle izlenmeli" BDDK’nın kredi kartı limitlerine yönelik aldığı karara ilişkin görüşlerini ifade eden Şekib Avdagiç, BDDK’nın bankalara talimat yazısı gönderdiğini ve 3 ay süre tanıdığını hatırlatarak, uygulamanın kredi kartı kullanımındaki daralmanın özellikle perakende ve hizmet sektöründe talep üzerinde ciddi baskı oluşturacağını savundu. Kredi kartlarında gelirle uyumlu limit uygulamasına ve yüksek limitli kartlara yönelik kısıtlamalara geçilmesine gerekçe olarak, bir yandan enflasyonla mücadele kapsamında tüketimin baskılanması, diğer yandan da zayıflayan borç ödeme kapasitesinin dengelenmesi üzerinden finansal istikrarı güçlendirme gösterildiğini belirten Avdagiç, "Finansal istikrarı güçlendirecek tedbirleri olumlu karşılıyoruz, ancak hane halkı ve küçük işletmeler için son derece önemli bir mekanizma olan kredi kartlarında, gelirle uyumlu limit uygulaması ve kısıtlama adımlarının iç talep ve reel sektör üzerindeki dolaylı etkileri de dikkatle izlenmeli" uyarısında bulundu. Avdagiç, talep ve büyüme üzerindeki olası yan etkiler yönetilemediği takdirde, finansal istikrarı güçlendirmeyi amaçlayan düzenlemelerin ekonomik aktivite üzerinde ilave baskılar oluşturabileceğini bildirdi. Avdagiç, "Biz ekonominin kılcal damarlarına kan akışını sağlayan mekanizmaların hassasiyetle korunması ve dengeli biçimde sürdürülebilir kılınması gerektiğine inanıyoruz" açıklamasını yaptı. "Altın ve gümüşteki sert yükseliş, yalnızca ‘güvenli liman’ refleksi değil" Avdagiç, altın fiyatlarındaki artışa ilişkin de görüşlerini paylaştı. Avdagiç, "Dünya ekonomisi belirsizlikler içinde ’altın’ günler yaşıyor. Altın ve gümüşte son dönemde görülen sert yükseliş, klasik bir ’emtia rallisi’nden çok, küresel finansal sistemde ABD doları ve ABD varlıkları merkezli düzenin sorgulanması anlamına geliyor. Uluslararası yatırım bankaları ve analistler, bu hareketi geçici bir jeopolitik refleks değil, portföylerin yapısal olarak yeniden dengelenmesi olarak okuyor" ifadelerini kullandı. Amerikan Merkez Bankası Fed’in faiz indirimleriyle birlikte ABD’de reel getirilerin düşmesinin doların cazibesini zayıflattığını kaydeden Avdagiç, şunları söyledi: "ABD tahvilleri artık ’risksiz getiri’ sunmakta zorlanıyor. Bu ortamda küresel fonlar ve merkez bankaları, rezerv ve portföylerini dolar ağırlığından kurtarıp altın ve diğer reel varlıklara kaydırıyor. Altındaki güçlü talep, bu yapısal dönüşümün en net göstergesini oluşturuyor. Altın ve gümüşteki sert yükseliş, yalnızca ’güvenli liman’ refleksi değil; dolar merkezli finansal mimariden kademeli bir uzaklaşmayı ifade ediyor. Bu eğilim sürdükçe, değerli metaller küresel portföylerde daha kalıcı ve stratejik bir yer edinmeye devam edecek." "Denetimsiz ithalata karşı tedbir alan hükümet kararını desteklememiz üzerine linçe tabi tutulduk" Avdagiç, konuşmasının son bölümünde Ticaret Bakanlığının denetimsiz ithalatı sonlandırma kararının ardından, bu konuda yerli üretimi savunan, tüketicilerin sağlığını koruyan bir duruş sergilediklerini, ancak bazı odaklarca linçe tabi tutulduklarını söyledi. Şekib Avdagiç, şunları kaydetti: "İstanbul Ticaret Odası olarak, yapısal bir sorun haline gelen ‘denetimsiz ithalata’ karşı tedbir alan hükümet kararını desteklememiz üzerine bazı odaklarca eleştirilmedik, adeta linçe tabi tutulduk. Bunları demokrasinin gereği görüp sineye çekemeyiz. Bu hakaret ve iftiraları, sahiplerine aynen iade ediyorum. Ayrıca şahsıma, gururla taşıdığım ‘aile adıma’ ilişkin kimlik temelli ayrımcı ithamları nefretle kınıyorum. Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak Türkiye’me, Türk insanına, ekonomisine, ticaretine, sanayisine, kalkınmasına hizmet etmeyi sürdüreceğim. 800 bin üye işletmenin ve 1,5 milyonu aşkın ortağının seçtiği İstanbul Ticaret Odası Başkanı sıfatımla, üyelerimden gelen sese kulak vermeye de devam edeceğim."
ETSO’dan istihdama yeni hamle: Sigortacılık sektörü için imzalar atıldı
13 Şubat 2026 Cuma - 09:46 ETSO’dan istihdama yeni hamle: Sigortacılık sektörü için imzalar atıldı Erzurum iş dünyasının nitelikli eleman sorununa nokta atışı çözümler üreten ETSO, 2026 yılına hızlı bir giriş yaptı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile İŞKUR Genel Müdürlüğü arasında yürürlüğe giren Nitelikli İşgücü Yetiştirme Programı (NİYEP) çerçevesinde, Erzurum’da "Sigortacı" mesleği için hazırlanan İstihdam Garantili Mesleki Eğitim Kursu (MEK) protokolü hayata geçirildi. ETSO Yönetim Kurulu Salonu’nda düzenlenen imza törenine; TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve ETSO Yönetim Kurulu Başkanı Saim Özakalın, Erzurum Çalışma ve İş Kurumu (İŞKUR) İl Müdürü Abdulkadir Mutlu ile ETSO Meclis Başkan Vekili Serkan Daş katıldı. 16 Firma İçin 50 Kişilik İstihdam Garantisi İmzalanan protokol ile ETSO’ya talepte bulunan 16 sigorta firmasının personel ihtiyacı doğrudan karşılanacak. Proje kapsamında belirlenen 50 kişilik kontenjan için eğitim süreci, 2 Şubat ve 11 Şubat tarihlerinde oluşturulan iki ayrı grupla başladı. İŞKUR İl Müdürlüğü tarafından toplam 13 Milyon TL ödenek tahsis edilen projede, kursiyerler hem teorik hem de pratik eğitim alarak mesleğe hazırlanacak. Eğitimlerini başarıyla tamamlayan kursiyerlerin en az yüzde 60’ı, talep sahibi firmalarda en az 12 ay süreyle istihdam edilecek. NİYEP’te "Türkiye Birincisi" Erzurum oldu Törende, ETSO ve İŞKUR işbirliğinin Erzurum’u istihdamda zirveye taşıdığına dikkat çekildi. 2025 yılı genelinde NİYEP kapsamında yürütülen başarılı çalışmalar neticesinde Erzurum, 81 il arasında "Türkiye Birincisi" olma başarısını gösterdi. Bu süreçte çağrı merkezinden plastik imalatına kadar farklı sektörlerde düzenlenen toplam 128 kursta, 3 bin 232 kişi mesleki eğitim aldı. Şu ana kadar bin 654 kişinin istihdam edildiği ve şehre 430 Milyon TL’lik kaynağın kazandırıldığı istihdam seferberliği, bugün imzalanan sigortacılık protokolü ile güçlenerek devam ediyor
Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimlerince gerçekleştirilen operasyonlarda 4,6 milyar lira değerinde ilaç ve uyuşturucu madde ele geçirildi
13 Şubat 2026 Cuma - 09:38 Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimlerince gerçekleştirilen operasyonlarda 4,6 milyar lira değerinde ilaç ve uyuşturucu madde ele geçirildi Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimlerince gerçekleştirilen 3 ayrı operasyonda 4 milyar 617 milyon lira değerinde ilaç ve uyuşturucu madde ele geçirildi. Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimleri kaçakçılıkla mücadele faaliyetlerini sürdürüyor. Bu kapsamda Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, gerçekleştirilen 3 ayrı operasyonda 4 milyar 617 milyon lira değerinde ilaç ve uyuşturucu madde ele geçirildiği belirtildi. Bakanlık açıklamasında operasyonlara ilişkin şu bilgilere yer verildi: "Operasyona ilişkin Edirne Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince Kapıkule Gümrük Kapısı’nda gerçekleştirilen operasyonda; Bulgaristan’dan Türkiye’ye giriş yapmak üzere gelen ve transit olarak Gürcistan’a gideceği anlaşılan TIR’da yapılan kontroller neticesinde 886 kilo esrar ele geçirilmiştir. Mersin Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince gerçekleştirilen operasyonda; Hindistan’dan Türkiye’ye gelen konteyner içerisinde 440 bin adet etken maddesi pregabalin ve celecoxib cinsi ilaç yakalanmıştır. Gürbulak Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince Gürbulak Gümrük Kapısı’nda gerçekleştirilen operasyonda; fırça cinsi eşya içerisine gizlenmiş vaziyette 200 kilo metamfetamin ele geçirilmiştir." Yakalanan uyuşturucu maddelerin imha edildiği aktarılan açıklamada, Gerçekleştirilen bu operasyonlar neticesinde, ülke ekonomisine zarar veren, toplum sağlığını tehdit eden ve özellikle gençlerimizi hedef alan yasa dışı faaliyetlere ağır darbe vurulmuştur. Gümrükler Muhafaza Teşkilatımız; kamu düzeninin korunması, ekonomik güvenliğin sağlanması ve halk sağlığının muhafazası hedefleri doğrultusunda, kaçakçılık ve uyuşturucu ticaretiyle mücadelesini azim ve kararlılıkla sürdürecektir. Olaylarla ilgili olarak Edirne, Mersin ve Doğubeyazıt Cumhuriyet Başsavcılıklarınca soruşturma başlatılmıştır" açıklamasında bulunuldu.
Elektrik dağıtım şirketinden Orta Karadeniz’e 62 milyar TL’lik yatırım
13 Şubat 2026 Cuma - 09:09 Elektrik dağıtım şirketinden Orta Karadeniz’e 62 milyar TL’lik yatırım Samsun merkezli elektrik dağıtım şirketi 2026–2030 dönemini kapsayan yatırım ve bakım programı kapsamında Samsun, Ordu, Çorum, Amasya ve Sinop’ta toplam 62 milyar TL tutarında yatırım ve bakım çalışması gerçekleştirecek. "Geleceğin enerji altyapısını inşa etme" vizyonuyla hareket eden şirket, dijitalleşme ve proaktif müdahale sistemleriyle kesintisiz enerji arzında çıtayı yükseltmeyi hedefliyor. Yeşilırmak Elektrik Dağıtım A.Ş. (YEDAŞ), Orta Karadeniz’in enerji altyapısını daha modern, dayanıklı ve akıllı bir yapıya dönüştürmeyi hedefleyen 2026–2030 yatırım ve bakım programını açıkladı. 62 milyar TL’yi aşan bu bütçe; şebeke yenileme, kapasite artış, genişleme yatırımlarından yeni dağıtım trafo merkezlerine, yeraltı kablo projelerinden ileri teknoloji dijital izleme sistemlerine kadar geniş bir operasyonel yelpazeyi kapsıyor. Bakım programı ile kesintilere karşı proaktif yaklaşım Yatırım programına ek olarak bakım programı çerçevesinde; arıza önleyici periyodik bakım faaliyetleri, havai hat ve direk kontrolleri, trafo bakım ve revizyon çalışmaları, izolasyon iyileştirmeleri, şebeke temizlik ve hat altı budama faaliyetleri ile iklim kaynaklı riskleri azaltmaya yönelik güçlendirme uygulamaları yürütülecek. Bu çalışmalar, hem kesinti sürelerinin azaltılmasına hem de enerji arz güvenliğinin artırılmasına doğrudan katkı sağlayacak çalışmaları kapsıyor. 2 buçuk milyonu aşkın aboneye operasyon YEDAŞ’tan alınan bilgilere göre, elektrik dağıtım şirketi hizmet verdiği bölgede yıllık toplam elektrik tüketimi yaklaşık 6 TWh seviyesinde gerçekleşiyor. Tüketimin yüzde 45’i mesken, yüzde 32’i ticarethane, yüzde 15’i sanayi, yüzde 6’sı aydınlatma ve yüzde 2’si tarımsal sulama abonelerinden oluşuyor. Toplam iki buçuk milyonu aşkın aboneye hizmet sunan şirket; 88 bin kilometreyi aşan dağıtım hattı, 22 bini aşkın trafo ve 600 bini aşkın aydınlatma armatürü ile bölgenin enerji altyapısını yönetiyor. 2 bin 500’ü aşkın personeliyle 7 gün 24 saat esasına göre görev yapan şirket, Orta Karadeniz’in engebeli coğrafyası ve zorlu iklim şartlarına rağmen enerji arz güvenliğini kesintisiz şekilde sürdürmeyi hedefliyor. Kesinti sürelerinde tarihi iyileşme ve 2030 vizyonu Şirketin gerçekleştirdiği şebeke yenileme yatırımları ve dijital izleme sistemleri, hizmet kalitesine somut şekilde yansıyor. Müşteri başına ortalama kesinti süresini ifade eden SAIDI verilerine göre 2019 yılında bin 513 dakika olan kesinti süresi, 2024 itibarıyla 650 dakikaya geriledi. Şirket, 2030 yılına kadar bu süreyi 480 dakikaya indirmeyi hedefliyor. Benzer şekilde, müşteri başına ortalama kesinti sayısını gösteren SAIFI göstergesinde de önemli bir iyileşme sağlandı. 2019 yılında 17,6 olan yıllık kesinti sayısı, 2025’te 10,0 seviyesine düşürüldü. 2030 hedefi ise bu değerin 6,1 seviyesine indirilmesi olarak açıklandı. Bu iyileşme, planlı bakım faaliyetleri, şebeke güçlendirme yatırımları, Alçak Gerilim İzleme Sistemi (AGİS) ile proaktif arıza tespiti ve dijital kontrol altyapısının yaygınlaştırılması sayesinde sağlandı. Şirketin 2030 vizyonu doğrultusunda Orta Karadeniz’de daha az kesinti yaşanan, daha dayanıklı ve daha güçlü bir şebeke yapısını kalıcı hale getirmeyi amaçlıyor. Dijital dönüşüm: AGİS ile ihbardan önce müdahale YEDAŞ, dijitalleşme yatırımlarıyla klasik şebeke işletmeciliği anlayışının ötesine geçerek veri temelli ve proaktif bir yönetim modelini hayata geçiriyor. Bu dönüşümün en önemli adımlarından biri olan Alçak Gerilim İzleme Sistemi (AGİS) sayesinde şebekenin yüzde 99’u uzaktan izlenebilir hale geldi. AGİS ile arızalar, vatandaşlardan herhangi bir ihbar gelmeden tespit ediliyor; ekipler hızla sahaya yönlendirilerek müdahale süreci başlatılıyor. Bu yaklaşım, kesinti sürelerinin azaltılmasına ve enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesine doğrudan katkı sağlıyor. Dijital altyapı yatırımları kapsamında Otomatik Sayaç Okuma Sistemi (OSOS) haberleşme oranı da yüzde 99 seviyesine ulaştı. Elektrik üretiminin tamamı uzaktan izlenirken, sokak aydınlatma sistemleri yüzde 100 oranında dijital altyapı üzerinden yönetiliyor. Böylece şebeke performansı anlık olarak takip ediliyor, operasyonel verimlilik artırılıyor ve hizmet süreçleri daha şeffaf bir yapıya kavuşuyor. Genel Müdür Yunus Emre Bilgi: "Enerji geleceğini inşa ediyoruz" Yatırım sürecine dair stratejik hedefleri paylaşan YEDAŞ Genel Müdürü Yunus Emre Bilgi, "Biz yalnızca bugünün enerji ihtiyacını karşılayan bir altyapı kurmuyoruz; bölgemizin enerji geleceğini inşa ediyoruz. Dağınık yerleşim ve zorlu iklim şartlarına rağmen, güçlü mühendislik altyapımız ve 2 bin 500’ü aşkın personelimizle en zorlu şartlarda dahi kesintisiz enerji sunuyoruz. Hedefimiz; daha dayanıklı, daha dijital ve müşteri deneyimini merkeze alan bir sistemi kalıcı hale getirmektir" ifadelerini kullandı. Elektrikli araçlar, ısı pompaları ve yeni teknolojiler Elektrik dağıtım şirketinden yapılan açıklamada 2026–2030 dönemini kapsayan yatırım yaklaşımı yalnızca bugünün şebeke ihtiyaçlarına değil, aynı zamanda gelecekte elektrik talebini hızla artırması beklenen yeni teknolojilere yönelik hazırlıkları da içerdiği belirtildi. Elektrikli araçların yaygınlaşması, ısı pompası kullanımının artması, yeni nesil sanayi teknolojileri ve dijitalleşmenin etkisiyle bölgede elektrik tüketim profilinin değişmesi bekleniyor. Bu kapsamda şirket kapasite artırımı, şebeke güçlendirme, trafo merkezi yatırımları ve dijital izleme altyapısıyla, geleceğin talebini karşılayacak öncü altyapı çalışmalarını hayata geçiriyor. Kayıp-kaçakla mücadele Elektrik dağıtım şirketi yürütülen teknik ve operasyonel çalışmalar sonucunda kayıp-kaçak oranının yüzde 5,79 seviyesine gerilediğini açıkladı. Bu sonucun; şebeke yenileme yatırımları, ekonomik ömrünü tamamlamış iletkenlerin yenilenmesi, teknik kayıpları azaltmaya yönelik mühendislik uygulamaları ve yük dengeleme çalışmalarıyla elde edildiği belirtildi. Şirket, kaçak kullanımın önlenmesine yönelik saha denetimlerini artırırken, risk analizine dayalı kontrol mekanizmaları ve veri odaklı izleme sistemleriyle kayıp-kaçakla mücadeleyi sistematik ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürdü. Akıllı sayaç uygulamaları, Otomatik Sayaç Okuma Sistemi (OSOS) ve Alçak Gerilim İzleme Sistemi (AGİS) sayesinde şebeke üzerindeki enerji akışı anlık olarak takip ediliyor; olağan dışı tüketim hareketleri hızlı biçimde tespit edilerek etkin müdahale sağlanıyor. Bu bütüncül yaklaşım sayesinde YEDAŞ, hem teknik kayıpların azaltılması hem de adil ve güvenli enerji kullanımının sağlanması konusunda istikrarlı bir performans ortaya koyuyor.
Gümüşhane’nin coğrafi işaretli lezzeti Siron’da Ramazan hazırlığı başladı
13 Şubat 2026 Cuma - 09:09 Gümüşhane’nin coğrafi işaretli lezzeti Siron’da Ramazan hazırlığı başladı Gümüşhane’nin tescilli lezzeti ve Ramazan sofralarının baş tacı olan "Gümüşhane Sironu", yaklaşan on bir ayın sultanı öncesinde evlerde hummalı bir çalışmayla hazırlanıyor. Kadınların imece usulüyle bir araya gelerek hazırladığı hem pratikliği hem de doyuruculuğuyla bilinen bu coğrafi işaretli ürün, sahur ve iftar sofralarını süslemek için gün sayıyor. Gümüşhane mutfağının asırlık mirası olan ve 2018 yılında tescillenerek coğrafi işaret alan Gümüşhane Sironu, Ramazan ayı öncesinde şehrin dört bir yanındaki mutfaklarda yeniden hayat buluyor. Geleneksel yöntemlerin yaşatıldığı hazırlık sürecinde, komşular bir araya gelerek imece usulüyle sironlar hazırlanıyor. Hamurdan Sofraya Uzanan Titiz Yolculuk Sironun hazırlık süreci, sadeliği ve emeği bir araya getiriyor. Un, su ve tuzun yoğrulmasıyla elde edilen hamur, maharetli ellerde ince yufkalar halinde açılıyor. Odun ateşinde veya modern ocaklardaki sacların üzerinde pişirilen yufkalar, henüz sıcakken rulo haline getirilip küçük parçalar şeklinde kesiliyor. Ardından fırınlanarak kurutulan sironlar, uzun süre muhafaza edilebilme özelliği sayesinde Ramazan boyunca pratik bir çözüm sunuyor. "Sahurda Tok Tutuyor, İftarda Pratiklik Sağlıyor" Hazırlık yapan Gümüşhaneli kadınlardan Bina Yıldırım, sironun özellikle kolaylığı nedeniyle tercih edildiğini belirterek, "Yemeklerin yanında mutlaka bir çeşit olarak bulunduruyoruz. İster sahurda ister iftarda, yoğurdunu döküp hemen hazır hale getiriyoruz" dedi. Bir diğer maharetli el Hacer Yurt ise sironun sadece yoğurtlu değil; kıymalı, sütlü ve hatta şerbetli tatlı versiyonlarının da yapıldığını vurgulayarak ürünün mutfaktaki zenginliğine dikkat çekti. Geleneksel İmece Ruhu Yaşıyor Hazırlıklara on gün önceden başladıklarını ifade eden Cevriye Berker, bu sürecin aynı zamanda bir sosyal etkinlik olduğunu belirtti. Berker, eskiden odun ateşinde yapılan bu işlemin günümüzde modern ocaklarda devam ettiğini, ancak lezzetinden ve paylaşma ruhundan hiçbir şey kaybetmediğini ifade etti. Hem evlerde geleneksel olarak üretilen hem de kentteki işletmeler tarafından endüstriyel olarak satışa sunulan Gümüşhane Sironu, bölge ekonomisine ve turizmine de önemli bir katkı sunmaya devam ediyor.
Mersin tekstili için küresel açılım adımı
12 Şubat 2026 Perşembe - 23:59 Mersin tekstili için küresel açılım adımı Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) tarafından tekstil sektörüne yönelik planlanan Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (UR-GE) Projesi Bilgilendirme Toplantısı düzenlendi. Toplantıda, projeye ilişkin başvuru şartları, destek kapsamı ve izlenecek süreç hakkında teknik bilgiler paylaşıldı. MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır’ın da katıldığı toplantıda, hedef firmaların doğrudan yurtdışı pazarlara açılmasının sağlanması, UR-GE desteğinden yararlanan firmaların aralarında MTSO’nun da yer aldığı Avrupa İşletmeler Ağı konsorsiyumu ile eşleştirilerek uluslararası pazarlarda kalıcı olmalarına yönelik stratejilerin oluşturulmasının hedeflendiği vurgulandı. Toplantıda konuşan MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, Mersin’in tekstil sektöründeki potansiyeline dikkat çekerek sektör temsilcilerinin birlik içinde hareket etmesinin önemine işaret etti. Yakın zamanda düzenlenen uluslararası fuarın bu gücü ortaya koyduğunu belirten Çakır, "Birlikte hareket ederek sektörümüzün gücünü gösterdik. Aynı birlikteliği sürdürerek UR-GE projesini hayata geçirmeli ve yeni başarı hikayeleri yazmalıyız" dedi. Türkiye genelinde tekstil sektörünün zorlu bir süreçten geçtiğini ifade eden Çakır, Mersin’in bu süreçte olumlu bir tablo ortaya koyduğunu belirtti. UR-GE projesi kapsamında verilecek eğitimler, ihtiyaç analizleri ve hedef pazar ziyaretlerinin firmaların rekabet gücünü artıracağını kaydeden Çakır, küresel rekabetin giderek sertleştiğini dile getirdi. Hindistan’ın önemli bir rakip olarak öne çıktığını belirten Çakır, "Eksiklerimizi hızla giderdiğimiz takdirde dünya pazarlarında yer alamayacağımız bir ülke yok. Fırsatlar artık kendiliğinden gelmiyor. Proaktif davranarak yeni pazarlara açılmalıyız. Mersin’in yeni başarı hikayelerine ihtiyacı var. Tekstil devini artık küresel pazarlara taşıma zamanı" ifadelerini kullandı.