EKONOMİ
Dicle’de modern bağcılığa yönelik çiftçilere tarım aletleri dağıtıldı 02 Mart 2026 Pazartesi - 10:20:06 Diyarbakır’ın Dicle ilçesinde çiftçilere, "Modern Bağcılığın Geliştirilmesi ve Yaygınlaştırılması Projesi" kapsamında yüzde 50 hibe ile tarım aletleri dağıtıldı. GAP Bölgesi Kalkınma İdaresi Başkanlığı ile İl Tarım Müdürlüğü arasında koordineli yürütülen "Modern Bağcılığın Geliştirilmesi ve Yaygınlaştırılması Projesi" kapsamında yüzde 50 hibe ile tedarik edilen makine ve ekipmanlar, üreticilere dağıtıldı. Bu proje ile toplam 7 milyon 80 bin 700 liralık bir bütçe toprakla buluşturuldu. Bu bütçenin yüzde 50’si hibe desteği olarak sağlandı. Proje ile ilçe genelinde bin 188 dekar bağ alanı, artık çok daha profesyonel yöntemlerle işlenecek. 84 çiftçi, modern tarımın tüm imkanlarından doğrudan faydalanacak. Teslimini gerçekleştirilen fanlı turbo ilaçlama makineleri, benzinli çapa makineleri, üzüm sıkma makineleri, motorlu sırt pulverizatörleri, budama makasları ve telli terbiye sistemlerinden oluşan toplam 130 parça modern ekipman, Dicle bağlarında verimi ve kaliteyi artıracak. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törene AK Parti Diyarbakır Milletvekili ve Çevre Komisyonu Başkanı Galip Ensarioğlu, AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Sait Yaz, Dicle Kaymakamı Mustafa Atış, İl Tarım ve Orman Müdürü Adil Alan, GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Dr. Hasan Maral, Dicle İlçe Tarım ve Orman Müdürü Deniz Yıldırım, çok sayıda kurum amiri ve üreticiler katıldı. Törende konuşan AK Parti Diyarbakır Milletvekili ve Çevre Komisyonu Başkanı Galip Ensarioğlu, "Dicle’ye hizmet etmek bizim için şereftir. Kendi ilçemiz, doğup büyüdüğümüz yer, dostlarımızın, akrabalarımızın olduğu yer. Her daim buraya güzel hizmetler ettik ve etmeye devam edeceğiz’’ dedi. AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Sait Yaz da konuşmasında çiftçinin üretimdeki önemine değinerek, "Ben de kendi adıma halkıma, milletime, devletime üretimde bulunan çiftçilerin elini öpüyorum. Onları saygıyla selamlıyorum" diye konuştu. Dicle Kaymakamı Mustafa Atış, "Projenin Dicle üzerinde söylüyorum, toplam değeri yaklaşık 8 milyon. Bunun yaklaşık 4 milyonunu GAP İdaresi Başkanlığı hibe edecek. Dicle üzümüyle, pekmeziyle bilinen ilçemiz. İnşallah projenin devamını getirerek hem üzümün katma değerini arttırıp akabinde Dicle üzümüne inşallah coğrafi işaret alıp çitçilerimizin daha fazla gelir kazanmasını sağlamış oluruz. Bu tarz projelerin yazımında, takibinde emeği geçen il ve ilçe tarım müdürlerimize ve personellerine, maddi destek sağlayan GAP İdaresi Başkanımıza, valimize, projenin takibinde emeği geçen vekillerimize çok teşekkür ediyorum. Çiftçilerimize de hayırlı kazançlar diliyorum" şeklinde konuştu. GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Dr. Hasan Maral, "Biz Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bağlı kuruluşu olarak yaklaşık 37 yıldan bu yana Güneydoğu Anadolu Bölgesinin ekonomik ve sosyal kalkınması adına birçok çalışma yürütüyoruz. Biz sahada bağcılığı artık modern bir şekilde yürütmek, katma değerini, verimini arttırmak istiyoruz. 2026 yılı yatırım programı geçtiğimiz ay yayınlandı. Diyarbakır ilimizde GAP Bölge Kalkınma İdaresi olarak inşallah 8 tane projeye yaklaşık 120 milyon lira kaynak aktaracağız. Yine bu projenin her birisiyle kendi içerisinde bölgenin ekonomik kalkınmasına katkı sunacak projeler olarak yer alıyor" dedi.
02 Mart 2026 Pazartesi - 09:42 Fındıkta zirai don tehlikesi devam ediyor Ordu’nun orta ve yüksek kesimlerinde şubat ayı sonlarında etkili olan kar yağışının fındıkta zirai don riski taşımadığı, bunun aksine fındık dalları ve toprak için yararlı olabileceği belirtildi. Ancak ilerleyen günlerde etkili olacak kar yağışının, fındık için zirai don tehlikesi taşıyabileceği ifade ediliyor. İlin orta ve yüksek kesimlerinde şubat ayı sonunda etkili olan kar yağışı üreticileri tedirgin etti. Üreticiler, geçen yıl nisan ayında ülke genelinde etkili olan ve büyük zarara neden zirai don olayını hatırlarken, mevsiminde yağan karın şuan için zirai don tehlikesi oluşturmadığı, aksine fındık dalları ve toprak için yararlı olduğu ancak az da olsa zirai don riskinin bulunduğu belirtildi. "Şu anda yağan kar olumlu" Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, "Şu anda ilimizin yüksek ve orta kesimlerinde kar yağışı var. Meteorolojiden aldığımız bilgiye göre kısmen de olsa zirai don uyarısı var. Şu anda yağan karın çok sert soğuklarla etkili olmadığını görüyoruz. Aslında bu kar yağışı olumlu da diyebiliriz. Üreticilerimizin aklına önceki yıllarda yaşadığımız zirai don hadiseleri gelebiliyor ama şu anda etkili olan kar yağışının zararı yok, toprak ve fındık dallarımız için olumlu diyebiliriz" dedi. "Süreç ve risk devam ediyor" Soydan, geçen yıl yaşanan zir don hadisesinin nisan ayında görüldüğünü, bu nedenle sürecin ve risklerin devam ettiğini belirterek, "Geçen yıl nisan ayında ülkemiz ve ilimiz büyük bir zirai don olayıyla karşı karşıya kaldı. Bundan sonraki her geçen gün fındıkta yaprakların daha da açtığı bir gündür, bu süreçten sonra yağacak olan karın ve hava sıcaklığının sıfırın altında derecelerde seyretmesi de risk teşkil edebilir" ifadelerine yer verdi.
Gümüşhane’nin coğrafi işaretli lezzeti Siron’da Ramazan hazırlığı başladı
13 Şubat 2026 Cuma - 09:09 Gümüşhane’nin coğrafi işaretli lezzeti Siron’da Ramazan hazırlığı başladı Gümüşhane’nin tescilli lezzeti ve Ramazan sofralarının baş tacı olan "Gümüşhane Sironu", yaklaşan on bir ayın sultanı öncesinde evlerde hummalı bir çalışmayla hazırlanıyor. Kadınların imece usulüyle bir araya gelerek hazırladığı hem pratikliği hem de doyuruculuğuyla bilinen bu coğrafi işaretli ürün, sahur ve iftar sofralarını süslemek için gün sayıyor. Gümüşhane mutfağının asırlık mirası olan ve 2018 yılında tescillenerek coğrafi işaret alan Gümüşhane Sironu, Ramazan ayı öncesinde şehrin dört bir yanındaki mutfaklarda yeniden hayat buluyor. Geleneksel yöntemlerin yaşatıldığı hazırlık sürecinde, komşular bir araya gelerek imece usulüyle sironlar hazırlanıyor. Hamurdan Sofraya Uzanan Titiz Yolculuk Sironun hazırlık süreci, sadeliği ve emeği bir araya getiriyor. Un, su ve tuzun yoğrulmasıyla elde edilen hamur, maharetli ellerde ince yufkalar halinde açılıyor. Odun ateşinde veya modern ocaklardaki sacların üzerinde pişirilen yufkalar, henüz sıcakken rulo haline getirilip küçük parçalar şeklinde kesiliyor. Ardından fırınlanarak kurutulan sironlar, uzun süre muhafaza edilebilme özelliği sayesinde Ramazan boyunca pratik bir çözüm sunuyor. "Sahurda Tok Tutuyor, İftarda Pratiklik Sağlıyor" Hazırlık yapan Gümüşhaneli kadınlardan Bina Yıldırım, sironun özellikle kolaylığı nedeniyle tercih edildiğini belirterek, "Yemeklerin yanında mutlaka bir çeşit olarak bulunduruyoruz. İster sahurda ister iftarda, yoğurdunu döküp hemen hazır hale getiriyoruz" dedi. Bir diğer maharetli el Hacer Yurt ise sironun sadece yoğurtlu değil; kıymalı, sütlü ve hatta şerbetli tatlı versiyonlarının da yapıldığını vurgulayarak ürünün mutfaktaki zenginliğine dikkat çekti. Geleneksel İmece Ruhu Yaşıyor Hazırlıklara on gün önceden başladıklarını ifade eden Cevriye Berker, bu sürecin aynı zamanda bir sosyal etkinlik olduğunu belirtti. Berker, eskiden odun ateşinde yapılan bu işlemin günümüzde modern ocaklarda devam ettiğini, ancak lezzetinden ve paylaşma ruhundan hiçbir şey kaybetmediğini ifade etti. Hem evlerde geleneksel olarak üretilen hem de kentteki işletmeler tarafından endüstriyel olarak satışa sunulan Gümüşhane Sironu, bölge ekonomisine ve turizmine de önemli bir katkı sunmaya devam ediyor.
Mersin tekstili için küresel açılım adımı
12 Şubat 2026 Perşembe - 23:59 Mersin tekstili için küresel açılım adımı Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) tarafından tekstil sektörüne yönelik planlanan Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (UR-GE) Projesi Bilgilendirme Toplantısı düzenlendi. Toplantıda, projeye ilişkin başvuru şartları, destek kapsamı ve izlenecek süreç hakkında teknik bilgiler paylaşıldı. MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır’ın da katıldığı toplantıda, hedef firmaların doğrudan yurtdışı pazarlara açılmasının sağlanması, UR-GE desteğinden yararlanan firmaların aralarında MTSO’nun da yer aldığı Avrupa İşletmeler Ağı konsorsiyumu ile eşleştirilerek uluslararası pazarlarda kalıcı olmalarına yönelik stratejilerin oluşturulmasının hedeflendiği vurgulandı. Toplantıda konuşan MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, Mersin’in tekstil sektöründeki potansiyeline dikkat çekerek sektör temsilcilerinin birlik içinde hareket etmesinin önemine işaret etti. Yakın zamanda düzenlenen uluslararası fuarın bu gücü ortaya koyduğunu belirten Çakır, "Birlikte hareket ederek sektörümüzün gücünü gösterdik. Aynı birlikteliği sürdürerek UR-GE projesini hayata geçirmeli ve yeni başarı hikayeleri yazmalıyız" dedi. Türkiye genelinde tekstil sektörünün zorlu bir süreçten geçtiğini ifade eden Çakır, Mersin’in bu süreçte olumlu bir tablo ortaya koyduğunu belirtti. UR-GE projesi kapsamında verilecek eğitimler, ihtiyaç analizleri ve hedef pazar ziyaretlerinin firmaların rekabet gücünü artıracağını kaydeden Çakır, küresel rekabetin giderek sertleştiğini dile getirdi. Hindistan’ın önemli bir rakip olarak öne çıktığını belirten Çakır, "Eksiklerimizi hızla giderdiğimiz takdirde dünya pazarlarında yer alamayacağımız bir ülke yok. Fırsatlar artık kendiliğinden gelmiyor. Proaktif davranarak yeni pazarlara açılmalıyız. Mersin’in yeni başarı hikayelerine ihtiyacı var. Tekstil devini artık küresel pazarlara taşıma zamanı" ifadelerini kullandı.
Bakan Bayraktar: "Başta Kerkük sahaları olmak üzere Irak’ta iş birliğine bakıyoruz"
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:58 Bakan Bayraktar: "Başta Kerkük sahaları olmak üzere Irak’ta iş birliğine bakıyoruz" Türkiye Petrolleri (TPAO) ile İngiliz enerji devi BP’nin petrol ve doğal gaz alanında stratejik iş birliğine yönelik mutabakat zaptı töreninde konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "En temel öncelikli projemiz Irak’ta iş birliği. Başta Kerkük sahaları olmak üzere Irak’ta iş birliğine bakıyoruz" dedi. TPAO, 8 Ocak’ta Exxonmobil ve 5 Şubat’ta da Chevron ile yaptığı anlaşmaların ardından petrol ve doğal gaz aramaları konusunda geliştirdiği iş birliklerine bir yenisini daha ekledi. TPAO ile İngiliz enerji şirketi BP, petrol ve doğal gaz alanında stratejik iş birliğine yönelik bir mutabakat zaptı imzaladı. Mutabakat zaptına TPAO Genel Müdürü Cem Erdem ile BP Uluslararası Petrol ve Doğal Gaz İş Geliştirme Başkanı Andrew McAuslan imza koydu. Bakan Bayraktar’ın refakat ettiği mutabakat zaptı, petrol ve doğal gaz sahalarının geliştirilmesi, arama potansiyeli bulunan alanların değerlendirilmesi ile petrol ihracat kapasitesi ve doğal gaz taşıma altyapısı konularında uluslararası ve bölgesel düzeyde iş birliği yapılmasına yönelik bir çerçeve ortaya koyuyor. Bayraktar, imza töreninin ardından anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 2028’de TPAO’nun yaklaşık 500 bin varil petrol ve doğal gaz üreten bir şirket haline geleceğine işaret eden Bakan Bayraktar, söz konusu üretimi 1 milyon varile çıkarmak hedefiyle bu adımları attıklarını söyledi. "Başta Kerkük sahaları olmak üzere Irak’ta iş birliğine bakıyoruz" Türkiye Petrolleri ile BP’nin daha önce de iş birliği yaptığı projeler olduğunu hatırlatan Bakan Bayraktar, bugün imzalanan mutabakat zaptıyla bu iş birliğini farklı sahalara ve farklı ülkelere götürmek istediklerini belirterek, "Burada en temel öncelikli projemiz Irak’ta iş birliği. Özellikle başta Kerkük sahaları olmak üzere Irak’ta iş birliğine bakıyoruz. Yine ortak konularımızdan bir tanesi Libya. Libya’da iş birliğini düşünüyoruz. Orta Asya’da Kazakistan ve Azerbaycan’da farklı projeler noktasında da bu iş birliklerini değerlendireceğiz. İnanıyorum ki bu yıl içerisinde bunlarla ilgili somut gelişmeleri kamuoyumuzla paylaşırız" diye konuştu. Yeni anlaşma yolda Gelecek hafta bir anlaşma daha imzalayacaklarını ifade eden Bayraktar, "Diğeri daha farklı bir anlaşma; daha somut ve net, yeri ve ülkesi belli bir ortaklık yapacağız. Onu da önümüzdeki hafta imzalamayı planlıyoruz" dedi. "Türkiye Petrolleri, bu sahalarda hem karada hem denizde yüzde 40 ortak olacak" TPAO’nun dün Libya’da düzenlenen ihalede biri denizde, biri de karada olmak üzere iki blokta ruhsat alma hakkı kazandığını hatırlatan Bakan Bayraktar, "Libya yaklaşık 17 yıl aradan sonra ilk kez böyle bir uluslararası ihaleye çıktı. İki blokta teklif vermiştik, o iki blokta da bu ruhsatı almaya hak kazandık. Bu sefer İspanyol ortağımız Repsol ile birlikte doğal gaz ve petrol arayacağız. Türkiye Petrolleri, bu sahalarda hem karada hem denizde yüzde 40 ortak olacak. Denizdeki sahada ortaklarımızdan bir tanesi de Macar MOL şirketi. Onlarla da önemli bir stratejik iş birliğimiz var. ‘Dışarıda büyüme stratejimizin’ gereği olarak adımları ilerletiyoruz. Bu hedefi önümüzdeki süreçte daha güçlü bir şekilde geliştireceğimiz projelerle yakalayacağız" değerlendirmesini yaptı.
2. el araç pazarında ‘16 yaş ve üzeri’ devrimi
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:53 2. el araç pazarında ‘16 yaş ve üzeri’ devrimi Quick Finans ev sahipliğinde gerçekleşen ‘2. El Oto’nun Yıldızları Çalıştay ve Ödül Programı’nda, kredi engelini aşan ‘16 yaş ve üzeri’ hamlesi ve Ticaret Bakanlığı’nın 2. el oto pazarına yönelik projeleri katılanlardan büyük ilgi gördü. ‘Türkiye Otomotiv Pazarını 2. El Belirler’ mottosuyla Türkiye’nin ilk 2. El Oto Zirvesi’nde ve takiben Ankara ve İzmir Bölge Çalıştaylarında bir araya gelen 2. El oto ekosistemi, bu kez 6-8 Şubat tarihleri arasında Kıbrıs’ta düzenlenen organizasyonda bir araya geldi. Quick Finans’ın ev sahipliğindeki programda 2. el otomotiv ticaretinde güven, dijitalleşme ve finansman modelleri tüm yönleriyle ele alındı. Zirvenin açılış konuşmasını yapan Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar, grubun 2017 yılında Quick Sigorta ile başlayan yolculuğunun bugün finansal bir ekosisteme dönüştüğünü vurguladı. Dünyadaki örneklerin aksine Türkiye’de sistemin önce bankalar üzerinden kurulduğuna dikkati çeken Yaşar, holding olarak bu yapıyı sigorta ve fon oluşturan şirketlerle entegre bir hale getirdiklerini belirtti. Grubun temel amacının iş ortaklarıyla rekabete girmek değil, acenteleri ve bayileri birer ‘finansal market’ haline getirmek olduğunu ifade eden Yaşar, bu modelin detaylarını paylaştı. Sadece sigorta veya kredi ile sınırlı kalmayıp gayrimenkulden mobiliteye kadar grubun ürettiği tüm enstrümanların satışında acentelere rol verileceğini belirten Yaşar, bu sayede iş ortaklarının bütünleşik hizmet sunan merkezlere dönüşeceğini kaydetti. Koruma açığına karşı KASKONOMİQ ve birikim odaklı ‘Lüküs Hayat’ Sektördeki koruma açığına yönelik çözümlere değinen Yaşar, Türkiye’deki araçların yüzde 75’inin kaskosuz olduğu gerçeğinden hareketle geliştirilen KASKONOMİQ ürününün önemine değindi. Sigorta şirketlerinin genellikle belirli yaşın üzerindeki araçları sistem dışı bıraktığını hatırlatan Yaşar, KASKONOMİQ ile riskin tamamını üzerinde taşıyan vatandaşlara, trafik sigortası primlerine yakın bedellerle muafiyetli bir koruma sağladıklarını aktardı. Özellikle gençlerin otomobile erişimini kolaylaştırmak amacıyla kurgulanan Lüküs Hayat Sigortası hakkında da bilgi veren Yaşar, bu ürünün döviz bazlı bir birikim modeli sunduğunu belirtti. Belirli bir birikim seviyesine ulaşan kullanıcılara grup bünyesindeki QCAR Mobilite üzerinden tek taraflı bir taahhütle otomobil alma garantisi verdiklerini ifade eden Yaşar, sigortanın bu yönüyle bir hayat planlama aracına dönüştüğünü vurguladı. Mobilite ve gayrimenkulde sigorta güvencesi Ekosistemin mobilite ayağında QCAR Mobilite ile yıllık 200 bin gün ikame kiralama hacmine ulaştıklarını belirten Yaşar, 2026 yılı hedeflerinin 81 ilin tamamında hizmet ağını canlandırmak olduğunu söyledi. İnşaat sektöründe ise müteahhitlikten ziyade ‘gayrimenkul geliştirme’ odaklı ilerlediklerini ifade eden Yaşar, bina tamamlama sigortasının önemine dikkati çekti. İstanbul Kurtköy’deki Quick Residence projesinin Türkiye’de temelden itibaren yüzde 100 teslim garantili ve sigorta korumalı nadir projelerden biri olduğunu hatırlatan Yaşar, bu projelerin aynı zamanda acenteler için yeni birer komisyon geliri kapısı olacağını da sözlerine ekledi. Pazarda 16 yaş ve üzeri devrimi ve satış rekorlarındaki servet etkisi 2. el oto ekosistemini tüm paydaşları ile kapsayacak iş modelleri ile sahiplenme ve iş birlikleri ile grubun gücünü katarak gelişimine katkı sunma vizyonuyla hareket ettiklerini belirten Quick Finans Genel Müdürü Nihat Karadağ ise, 2. el pazarının sıfır araç pazarının 8 ila 10 katı büyüklüğünde devasa bir ekosistem olduğunu belirterek, son 3 yılda pazarda yaşanan rekorlar serisinin temel dinamiklerinin elektrikli araçlarda çağın dönüşümü ile SUV araçlarla gelen teknoloji dönüşümü ve reel fiyatlarda düşüş olduğunu, ‘altın fiyatlarındaki artışa bağlı servet etkisi’nin de arz esnekliği olan otomotiv sektöründe talebe yansıdığını vurguladı. Finansmana erişimdeki engellerin aşılmasına yönelik olarak devrim niteliğindeki bir gelişmeyi de paylaşan Karadağ, bankacılık ve finans sektöründe uygulanan 15 yaş sınırıyla kredi dışı kalan araç parkı için Quick Finans’ın, Quick Sigorta’dan Kaskonomiq ile sigortalı 16 yaş ve üzeri araçlara kredi vermeye başlayacağını duyurdu. Karadağ, bu ay itibarıyla hayata geçecek bu modelin finansa ve araca erişilebilirliği artırarak pazarın büyümesine ciddi katkı sağlayacağını belirtti. Kredi dışı kalan 6,5 milyon araç için yeni finansman modeli Finansmana erişimde sektördeki en büyük bariyerlerden biri olan ‘yaş sınırı’ konusuna çözüm getirdiklerini müjdeleyen Karadağ, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye’deki 33,6 milyonluk araç parkının yüzde 37’si 16 yaş ve üzeri araçlardan oluşuyor. Bu grup büyük ölçüde kredi imkanlarından yoksun. Quick Finans olarak bu ay itibarıyla 16 yaş ve üzeri araçlara kredi vermeye başlayacağız. Yaş sınırıyla kredilendirme dışı kalan yaklaşık 6,5 milyonluk araç parkı, bu hamleyle sisteme dahil olacak. Bu model sadece satış hacmini değil, yaygın bir şekilde uygulanan takas sistemine de katkı sağlayarak pazarın sürdürülebilir ve istikrarlı gelişimini de destekleyecektir." Sektörel trendlerde SUV ve elektrikli araç dominasyonu Pazarın segment bazlı dikkat çeken dönüşüm ve trendlerine de değinen Karadağ, hibrit ve elektrikli araç satışlarının son 3 yılda yüzde 576 gibi rekor bir büyüme sergilediğini, SUV modellerin pazar payının ise yüzde 61,9 seviyesine ulaştığını aktardı. Tüketici tercihlerindeki bu radikal dönüşümün finansman ihtiyaçlarını da çeşitlendirdiğini belirten Karadağ, Quick Finans olarak her ay yayınladıkları 2. El Oto Raporu ile bu verilerin analiz ve yorumlarını şeffaf bir şekilde sektörle paylaşarak, piyasaya ışık tutmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi. Ekspertizde Merkezi Bilgi Sistemi hakkında bilgi verildi Toplantıda konuşan Ticaret Bakanlığı Otomotiv Ticareti Daire Başkanı Özgür Karacaoğlu da Bakanlığın piyasayı şeffaf ve adil hale getirme stratejilerini aktararak, ‘Merkezi Ekspertiz Bilgi Sistemi’ projesi ile ilgili gelişmeleri anlattı. Ayrıca kayıt dışılıkla mücadele kapsamında ‘Elektronik İlan Doğrulama Sistemi’ne değinen Karacaoğlu, bu düzenlemelerin temel gayesinin dürüst çalışan kayıtlı işletmelerin haklarını korumak olduğunu ifade etti.
Başkan Tatık’tan tütün firmalarına ’Alım takvimi açıklayın’ çağrısı
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:38 Başkan Tatık’tan tütün firmalarına ’Alım takvimi açıklayın’ çağrısı Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık, 2025 sezonunda üretilen ve Kasım ayında kolilenerek satışa hazır hale getirilen tütünlerin hâlâ firmalar tarafından alınmadığını belirterek üreticilerin ekonomik olarak zor durumda bırakıldığını söyledi. Bölgedeki kredi borcunun 100 milyon TL’yi aştığı ifade edildi. Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık, tütün firmalarının 2025 sezonunda üretilen tütünleri henüz satın almamasına tepki gösterdi. Kasım ayında kolilenerek satışa hazır hale getirilen ürünlerin hâlâ alıcı bulamaması nedeniyle üreticilerin ciddi bir ekonomik sıkıntı yaşadığını belirten Tatık, firmalara net bir alım takvimi açıklamaları çağrısında bulundu. Tütün üretiminin aylar süren yoğun emek ve maliyet gerektiren bir süreç olduğunu vurgulayan Başkan Tatık, "Tütün üretimi, aylar süren ağır bir emeğin ve alın terinin ürünüdür. Fidesinden hasadına, kurutmasından tavlanıp kolilere konmasına kadar üretici bir sezon boyunca borçlanarak çalışır. 2025 Kasım ayında kolilenmiş tütünler; bir sezonluk emeğin tamamlanmış, satışa hazır hale gelmiş halidir" dedi. Geçtiğimiz yıl tütünlerin yılbaşına kadar firmalar tarafından satın alındığını hatırlatan Tatık, bu yıl ise henüz hiçbir alım yapılmadığını belirterek, "Tüccarlar aracılığıyla ‘yılbaşında alınacak’ bilgisi verilmiş, fakat ortada resmi bir takvim ve net bir güvence oluşmamıştır. Şubat ayının ortasına gelmiş bulunuyoruz. 2026 yılı üretimi için hazırlıkların başlaması gerekirken, üreticimiz hala geçen yılın mahsulünü satamamıştır. Bu belirsizlik, yeni sezon üretimini de riske atmaktadır" ifadelerini kullandı. Bölgedeki üreticilerin büyük bir borç yükü altında olduğunu da dile getiren Tatık, "Üreticilerimizden gelen bilgilere göre yalnızca Tavas, Kale ve Beyağaç bölgesindeki kredi borcu 100 milyon TL’nin üzerindedir. Köylümüz; gübresini, ilacını, mazotunu borçla almış, aylarca emek vermiş, ancak bugün tonlarca tütün elinde satın alınmayı beklemektedir. Bu durum açık bir mağduriyettir" dedi. Tütün üreticisinin yalnız olmadığını vurgulayan Başkan Tatık, yetkililere ve firmalara çağrıda bulunarak şunları kaydetti: "Aylarca alın teri döken çiftçimizin emeği sahipsiz değildir. Yetkilileri ve ilgili firmaları, bir an önce net bir alım takvimi açıklamaya ve üreticimizin mağduriyetini giderecek adımları atmaya davet ediyoruz. Biz, üreticimizin yanındayız. Bu topraklarda alın terinin karşılığı mutlaka verilmelidir."
RE-SEED Projesi GSO’da konuşuldu
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:34 RE-SEED Projesi GSO’da konuşuldu Gaziantep Sanayi Odası (GSO) ev sahipliğinde, Alman Uluslararası İşbirliği Kurumu (GİZ) tarafından hayata geçirilen "Türkiye’nin Depremden Etkilenen Bölgelerinde Sürdürülebilir İstihdam ve Sosyoekonomik Kalkınma Projesi (RE-SEED)" ikinci değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, GİZ Türkiye Ülke Direktörü Robert Künne, Almanya Federal Cumhuriyeti Büyükelçiliği Ekonomi Bölümü Başkanı Stefanie Seedig, Avrupa Birliği Delegasyonu İnsan ve Sosyal Gelişim Bölümü Başkanı Esther Bouma, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Şengül Altan Arslan, GSO Genel Sekreteri Yusuf İzzettin İymen ile yerel ve uluslararası kuruluşların temsilcileri katıldı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, "GİZ ile uzun yıllara dayanan iş birliğimiz, bizim için sadece bir proje ortaklığı değil; Gaziantep sanayisinin güncel ihtiyaçlarına her cephede yanıt verebilen stratejik bir yol arkadaşlığıdır. Biz bu yolculukta sizlerle birlikte çok yönlü bir başarı hikayesi yazdık. 2019’da sanayimizin ’can suyu’ olan mavi yakalı iş gücünü yetiştirirken, diğer yandan 2021’de Avrupa ile ticaretimizin geleceği olan ’yeşil dönüşüm’ vizyonunu birlikte kurguladık. Bugün ise 2025 Aralık ayında başlayan ve sanayicimizin üzerindeki yasal ve mali yükleri hafifleten ’mesleki yeterlilik’ projemizle yine sahadayız. İş birliğimiz; en temel iş gücü ihtiyacından en stratejik vizyon çalışmalarına kadar geniş bir yelpazede devam etmektedir. Bu vizyoner iş birliğinin artarak devam etmesi dileğiyle, destekleriniz için teşekkür ediyor, bu özel toplantının da bu kapsamda yeni iş birliklerine pencere açacağını umut ediyoruz’’ diye konuştu. Depremden etkilenen bölgelerde ekonomik toparlanmayı desteklemek, sürdürülebilir istihdam imkanlarını artırmak ve sosyoekonomik kalkınmayı güçlendirmek amacıyla yürütülen proje kapsamında düzenlenen toplantıda, mevcut çalışmalar ve geleceğe yönelik planlamalar ele alındı. Programda, yerel ekonomilerin yeniden canlandırılması, üretim kapasitesinin artırılması, istihdamın desteklenmesi ve bölgesel kalkınma süreçlerinin güçlendirilmesine yönelik başlıklar değerlendirildi. Toplantıda ayrıca kamu kurumları, yerel yönetimler, sanayi temsilcileri ve ilgili paydaşlar arasında iş birliğinin geliştirilmesi, ortak projelerin yaygınlaştırılması ve sürdürülebilir kalkınma odaklı uygulamaların artırılması konularında görüş alışverişinde bulunuldu. Deprem sonrası yeniden yapılanma sürecinde yerel aktörlerin rolünün güçlendirilmesi ve bölgesel dayanıklılığın artırılmasına yönelik çalışmaların önemi vurgulandı. Farklı kurum ve kuruluş temsilcilerinin katılım sağladığı toplantı, bilgi ve deneyim paylaşımının ardından iş birliği imkanlarının değerlendirilmesiyle sona erdi.
Heimtextil 2026 değerlendirme toplantısı DSO ev sahipliğinde gerçekleştirildi
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:06 Heimtextil 2026 değerlendirme toplantısı DSO ev sahipliğinde gerçekleştirildi Heimtextil 2026 Değerlendirme Toplantısı, Denizli Sanayi Odası (DSO) ev sahipliği ve Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) iş birliği ile fuara katılan sanayicilerin katılımlarıyla M. Feridun Alpat Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu ve DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu’nun öncülüğünde düzenlenen ev tekstil sektörünün en önemli uluslararası buluşmalarından biri olan ve Denizli’den 57 firmanın katıldığı Heimtextil 2026 Fuarı’nın ardından gerçekleştirilen toplantıda, fuara ilişkin durumları paylaşılırken sektörün mevcut durumu ve geleceğine yönelik önemli değerlendirmeler yapıldı. "2026’nın 2025’ten daha kötü olmasını beklemiyoruz" Toplantının açılışında konuşan Başkan Kasapoğlu, 2025 yılının sektör açısından son yılların en zorlu dönemlerinden biri olduğunu belirterek, "Veriler de sahadaki gözlemlerimiz de 2025’in sektörel anlamda en kötü yıl olduğunu gösteriyor. Ancak 2026’nın daha kötü olmayacağı yönünde bir beklentimiz var. İSO Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) tekstil verisinin 31 ay sonra yeniden 50 eşik değerinin üzerine çıkmasını da sektörün dayanıklılığı açısından umut verici bir gelişme olarak görüyoruz" dedi. Uygulanan dezenflasyon politikalarının özellikle emek yoğun sektörleri etkilediğini vurgulayan Başkan Selim Kasapoğlu, tekstil ve hazır giyimin bu süreçten en fazla etkilenen alanların başında geldiğini ifade etti. Buna rağmen Denizli’nin, diğer illere kıyasla daha dirençli bir performans sergilediğini belirten Kasapoğlu, "Takipteki alacaklar ve karşılıksız çekler açısından Türkiye ortalamasının altındayız. Bu tablo, firmalarımızın güçlü yapısını ortaya koyuyor" değerlendirmesinde bulundu. Toplantıda istihdam verilerine de değinen Başkan Kasapoğlu, Denizli’de toplam istihdamda yatay bir seyir görülse de imalat sanayinde ve özellikle tekstil sektöründe son üç yıllık dönemde ciddi kayıplar yaşandığını belirtti. Son yıllarda tekstil ve hazır giyim sektöründe hem Denizli’de hem de Türkiye genelinde önemli ölçüde istihdam daralması yaşandığını ve kadın istihdamındaki düşüşün de dikkat çekici boyutta olduğunu vurgulayarak bu düşüşün sadece ekonomik değil, sosyal açıdan da endişe verici olduğunu aktardı. Dünya tekstil ve hazır giyim ticaretindeki büyümeye dikkat çeken Kasapoğlu, "Dünya tekstil ihracatı artarken, Türkiye’nin gerilemesi rekabet gücümüz açısından önemli bir uyarı niteliğinde. Üretim maliyetlerimizin yükselmesi nedeniyle fiyat rekabetinde zorlanıyoruz. Türkiye üretim anlamında pahalı bir ülke haline geldi" dedi. Öte yandan, dünya genelinde tekstil imalatının 2024 yılında yüzde 2 artmasının ardından 2025 yılında yüzde 6 artış göstermesinin sektörün küresel potansiyelini ortaya koyduğu belirtilerek, Türkiye’nin bu büyümeden daha güçlü pay alabilmesi için yapısal adımların atılması gerektiği ifade edildi. Sektörün ayakta kalabilmesi için istihdam ve ihracat desteklerinin artırılması gerektiğini belirten Kasapoğlu, 2026 yılında tüm firmaları kapsayacak şekilde istihdam desteğinin yükseltileceğini, Oda olarak ilgili Bakanlıklar ve kurumlar nezdinde girişimlerin sürdüğünü ifade etti. Avrupa pazarındaki rekabetin arttığına dikkat çeken Kasapoğlu, firmaların alternatif pazarlara yönelmesinin önemine değindi. Amerika’nın dünyanın en büyük ithalatçılarından biri olduğunu hatırlatan Kasapoğlu, Denizli ihracatında da ABD’nin üst sıralarda yer aldığını belirterek, Amerika pazarında daha etkin olunması için sektör olarak stratejik adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Hüseyin Memişoğlu: "2026’nın ikinci yarısında daha dengeli bir süreç bekliyoruz" DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu ise 2025 yılının finansmana erişim zorlukları, küresel ekonomik şartlar ve ABD’nin uyguladığı ilave tarifeler nedeniyle sektör açısından oldukça zorlu geçtiğini belirtti. 2026’da dengelerin daha yerine oturmasını temenni ettiklerini ifade eden Memişoğlu, yılın ilk yarısında temkinli bir sürecin devam edeceğini, ikinci yarıda ise enflasyondaki gelişmelere bağlı olarak daha öngörülebilir ve istikrarlı bir tablo oluşmasının beklendiğini dile getirdi. Fuara katılan firma sayısının korunmasının önemine dikkat çeken Başkan Memişoğlu, Heimtextil için önemli bir bütçe ayrıldığını ve devlet desteklerinden azami ölçüde yararlanılması gerektiğini vurgulayarak, 2026’nın sektör adına daha olumlu bir yıl olması temennisinde bulundu. Heimtextil 2026’ya katılan sanayicilerden fuar değerlendirmesi Heimtextil 2026 Fuarı’nın genel olarak nitelikli görüşmeler açısından verimli geçtiğini ifade eden sektör temsilcileri, ziyaretçi sayısında sınırlı bir düşüş gözlemlense de görüşmelerin kalitesinin arttığını dile getirdi. İstanbul’daki fuarların son yıllarda güç kazandığına da dikkat çekilen toplantıda, Türkiye’nin fuarcılıkta daha güçlü bir konuma gelmesi için yeni ve büyük ölçekli fuar alanlarına ihtiyaç olduğu vurgulandı. Toplantının sonunda Başkan Kasapoğlu, sektör temsilcilerinin talep ve önerilerinin ilgili platformlarda dile getirilmeye devam edeceğini belirterek, "Zor bir dönemden geçiyoruz ancak birlikte hareket ederek bu süreci aşacağımıza inanıyoruz" ifadelerini kullandı.