EKONOMİ
Bakan Kacır: ‘‘Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir’’ 08 Mayıs 2026 Cuma - 22:56:57 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Turkcell’in hayata geçirdiği ‘Yarının Teknoloji Liderleri’ proje yarışmasında ödül töreninde konuştu. Kacır, ‘‘Teknoloji girişimlerinin sermayesi çoğunlukla maddi değildir. Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir, fikir sermayesidir’’ dedi. Turkcell’in, gençleri teknolojiye yönlendirmek ve potansiyellerini ortaya çıkarmak amacıyla bu yıl ikincisini düzenlediği "Yarının Teknoloji Liderleri" proje yarışmasının ödül töreni Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ev sahipliğinde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla gerçekleşti. Türkiye’de üniversitelilere yönelik proje yarışması olan "Yarının Teknoloji Liderleri"nde birinci olan SIGNIFY projesi 1 milyon TL, ikinci MEMOVISION projesi 800 bin TL, üçüncü SMELLCONTROL projesi ise 600 bin TL ile ödüllendirildi. Ayrıca jüri tarafından belirlenen CYBERKIDS, ENERATICS ve KAZAI projelerine de 300 bin TL’lik para ödülü takdim edildi. Törende açıklamalarda bulunan Bakan Kacır, ‘‘Türkiye’nin teknoloji alanında elde ettiği kazanımlar, kendine has bir ekosistem inşasını ve kendine has bir teknoloji geliştirme yolculuğunu da ifade ediyor. Kendine has bir ekosistem dediğimizde aslında çok bileşenli bir yapıdan bahsediyoruz. Altyapılarıyla, üniversiteleriyle, araştırma merkezleriyle, laboratuvarlarıyla, teknoparklarıyla, yazılımcılarıyla ve elbette girişimcileriyle adeta bir sinir ağında ortaklaşa çalışan inovasyon zekası Türkiye’nin teknoloji ekosistemi. Bu zeka dünyada parmakla gösterilen başarılara imza atıyor" dedi. Türkiye’de teknoloji ve inovasyona yapılan yatırımlara ilişkin de bilgi veren Bakan Kacır, ‘‘Türkiye son 23 yılda araştırma, geliştirme ve inovasyona daha önceki dönemlerle mukayese edildiğinde çok daha fazla kaynak ayırıyor. 23 yıl öncesinde Türkiye’nin yıllık Ar-Ge harcamaları 1 milyar dolardı. Şimdi Türkiye’nin yıllık Ar-Ge harcamaları 20 milyar dolar. 23 yıl öncesinde Türkiye’nin 29 bin Ar-Ge insan kaynağı vardı. Şimdi Türkiye’de 311 bin Ar-Ge insan kaynağı var. 23 yıl önce Türkiye milli gelirinin yüzde 0,5’ini Ar-Ge’ye ayırmaktaydı. Şimdi milli gelirimizin yaklaşık yüzde 1,5’ini araştırma geliştirme faaliyetlerine ayırıyoruz. İtalya gibi, İspanya gibi ülkelerle milli gelirimizden Ar-Ge ayırdığımız pay çok yakın seviyelerde. Türkiye bugün 114 teknoparkında 13 bin teknoloji girişiminin inovasyon yaptığı bir ülke. Türkiye bugün özel sektörde bin 700’den fazla Ar-Ge ve tasarım merkezine sahip bir ülke’’ ifadelerini kullandı. ‘‘Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir’’ Teknoloji girişimlerinin sermayesinin maddi olmadığını vurgulayan Kacır, ‘‘Borçlanma enstrümanları yani daha yaygın kullandığımız haliyle krediler, çoğunlukla sizin sunacağınız teminatlar karşılığında size verilir. Yani bir kredi talep ettiğinizde çoğunlukla o krediyi geri ödeyememeniz halinde hangi teminatlarla borcunuzu karşılayabileceğiniz, daha açık ifadesiyle tapunuzun, araba ruhsatınızın olup olmadığı sorulur. Teknoloji girişimlerinin sermayesi çoğunlukla maddi değildir. Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir, fikir sermayesidir. Teknoloji girişimlerinin büyümesini sağlayacak olanlar borçlanma değil, sermaye yatırımları, sermaye ortaklıklarıdır’’ diye konuştu. ‘‘Son beş yılda Türkiye’de teknoloji girişimlerine 5,5 milyar dolar yatırım yapıldı’’ Türkiye’de teknoloji girişimlerine yapılan girişim sermayesi yatırımlarını büyütmeye çalıştıklarını söyleyen Kacır, ‘‘Son beş yılda Türkiye’de teknoloji girişimlerine 5,5 milyar dolar yatırım yapıldı. Bir önceki beş yılda bu tutar 550 milyon dolardı. Ondan önceki beş yılda bu tutar 280 milyon dolardı. Yani katlanarak büyüyen bir yatırım ölçeğinden bahsediyoruz. Bu ölçeğin büyümesi için pek çok tedbir alıyoruz. Bir yandan kamu kaynaklarını girişim sermayesi fonlarına yönlendiriyoruz. Fonların fonu mekanizmaları kuruyoruz. Eş finansman mekanizmaları kuruyoruz. Kamunun bir lirasını özel sektör üç lira, beş lira eklesin ve Türkiye’nin teknoloji girişimleri yatırım ortaklıklarıyla büyüsün istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Turkcell olarak temel yaklaşımımız, teknolojiyi insan için faydaya dönüştürmek" Törenin açılış konuşmasını yapan Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ise gençleri teknolojiye yönlendirmek ve potansiyellerini desteklemek amacıyla geçtiğimiz yıl başlatılan projenin önemine işaret ederek şunları söyledi: "Turkcell olarak ülkemizin dijitalleşme yolculuğuna 30 yıldan uzun süredir öncülük ediyoruz. Bu yolculukta Turkcell’i Türkiye’nin teknoloji lideri yapan en temel yaklaşım ise ‘Teknolojiyi insanımız için faydaya dönüştürmek’. Bizim için teknoloji; insanın hayatına dokunduğunda, bir ihtiyaca cevap verdiğinde ya da bir gencimizin önünde yeni bir kapı açtığında gerçek anlamını buluyor. Yarının Teknoloji Liderleri Proje Yarışması da bu anlayışın somutlaşmış hali. Gençlerimizden aldığımız motivasyonla bu yıl yarışmanın kapsamını daha da genişlettik. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne de projemizi açtık. 71 ilden 161 üniversitenin katılımıyla toplam 829 proje yarıştı. Yarının Teknoloji Lideri olmak için geliştirilen projelerin sayısı geçen yılın iki katını aştı. Bu başarının arkasında güçlü bir ekosistem var. Devletimizin ortaya koyduğu vizyon, sağladığı destek ve açtığı alan, gençlerimizin yolunu açıyor. Kamu, üniversite ve özel sektörün aynı hedefte buluştuğu bu yapı, ülkemizin teknoloji yolculuğuna hız kazandırıyor." "Gençlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz" Konuşmasında gençlere de seslenen Genel Müdür Koç, "Bir fikre sahip çıkmak, yarına sahip çıkmaktır. Bu cesaretin, herhangi bir ödülden daha değerli olduğunu lütfen aklınızdan çıkarmayın. Yalnızca ödül alanlar değil; fikrinin peşinden gitme cesareti gösteren herkes bu yarışmanın kazananıdır. Ortaya koyduğunuz her fikir, yazdığınız her bir kod, bu ülkenin güçlü yarınlarına atılmış birer imzadır. Bundan böyle de sizlerin yanında olmaya ve ‘Turkcell ile Yarınlar Senin!’ demeye devam edeceğiz. Ödül almaya hak kazanan arkadaşlarımızı, finale kalan 12 ekibi ve başvuru yapan her bir gencimizi yürekten kutluyorum. Bu vesileyle vizyonlarıyla bu sürece yön veren Sayın Bakanımıza ve devletimizin değerli temsilcilerine saygılarımı sunuyorum. Ayrıca İnsan ve İş Desteklerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcımız Erkan Durdu liderliğinde İnsan Kaynakları ekiplerimize ve emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma, kıymetli jürimize ve üniversitelerimize teşekkür ediyorum" diye konuştu. Yarının teknoloji liderlerinin geliştirdiği projeler Yarışmada birincilik ödülünü "Signify" projesi kazandı. Proje, işitme engelli bireylerin bankacılık ve sağlık gibi temel hizmetlerde tercümana bağımlı kalmamalarını hedefliyor. Signify, mahremiyet ve iletişim kopukluğunu, yapay zekâ destekli çift yönlü anlık çeviri ile ortadan kaldırmayı sağlıyor. İkinciliği ise dijital reklamcılıkta içeriklerin etkisini ölçmek için kullanılan kampanya sonrası yöntemlerin maliyetli ve yavaş olması sorununa çözüm getiren "MEMOVISION" kazandı. "Smellcontrol" projesi ise üçüncülük ödülünü kazandı. Endüstriyel tesisler ve kentsel alanlardaki gaz sızıntıları ile uçucu organik bileşiklerin (VOC) geleneksel yöntemlerle ayırt edilememesi sorununu, çoklu gaz karışımlarını eş zamanlı analiz ederek çözmeyi amaçlıyor. İlk 3’ün yanı sıra 300’er bin TL para ödülüne layık görülen projeler ise şunlar oldu: "Sosyal Okuryazarlılık" ödülüne "Cyberkids" projesi layık görüldü. Proje, internet kullanım yaşının düşmesiyle çocukların maruz kaldığı siber zorbalık, veri ihlalleri ve oltalama (phishing) gibi tehditleri, çocukların bilişsel seviyesine uygun oyunlaştırılmış yöntemlerle önlemeyi amaçlıyor. "Sürdürülebilir Gelecek" ödülünü "ENERATICS" projesi aldı. Eneratics, veri merkezlerinde enerji maliyeti ve karbon ayak izini düşürmek için IT iş yükü, soğutma (HVAC) ve batarya sistemlerini koordine eden gerçek zamanlı bir enerji orkestrasyon katmanı sunuyor. "Ölçeklenme Potansiyeli" ödülünün sahibi "KazAI" projesi oldu. Yarışmaya katılan ve trafik kazaları sonrası manuel yürütülen ve haftalar sürebilen hasar tespiti, kusur oranı belirleme ve maliyet hesaplama süreçlerini dijitalleştirerek, operasyonel yükü ortadan kaldırmayı hedefliyor.
08 Mayıs 2026 Cuma - 20:47 Bakan Yumaklı: "Tarımın sadece çiftçinin bir faaliyeti değil ülkelerin de bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini unutmamak lazım" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Tarımın sadece çiftçinin bir faaliyeti değil ülkelerin de bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini unutmamak lazım" dedi. Bir dizi programa katılmak için Yalova’ya gelen Bakan Yumaklı, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretimi Geliştirme Projeleri Temin Töreni’ne katıldı. Burada konuşan Bakan Yumaklı, "Bereketin, emeğin ve üretimin şehri Yalova her ne kadar yüzü ölçümü açısından en küçük ilimiz de olsa üretim gücü, üretim kapasitesi, üretim iradesi açısından bizlerin son derece memnun olduğu bir şehir açıkçası. Bugün İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüzün Bitkisel Üretimi Geliştirme Projeleri Temin Töreni vesilesiyle bir aradayız. Değerli kardeşlerim bu kapsamda çiftçilerimize sera damlama sulama sistemi ve sebze fideleri temin ediyoruz. TAKE projesi olarak adlandırdığımız bu proje aslında ülkemizin dört bir tarafında 81 ilinde, hangi ilimizde uygulanıyorsa o ilin kendi özellikleri, dinamikleri açısından veya üretim gücü açısından neler önemliyse neyi öne çıkarmak istiyorsak bu anlamda uyguladığımız çok da başarılı giden bir proje. Bugün inşallah Yalova’nın bitkisel üretim altyapısını güçlendirecek olan bu temin töreniyle beraber çiftçi kardeşlerimize, üreticilerimize bunları vermiş olacağız" diye konuştu. Tarımın sadece ekonomik faaliyet değil aynı zamanda bir milletin bağımsızlığını ifade eden bir husus olduğunu anlatan Yumaklı, şöyle konuştu: "Tarımın sofradaki ekmeğin güvencesi olması şehirlerin huzuru olması kırsalın umudu olması yarının da temeli olması işte bizi bu düşünceye sevk ediyor. Eğer bir ülke toprağına sahip çıkıyorsa kendi insanlarının gıda ihtiyacını karşılayabiliyorsa hatta bunun da ötesinde buradan ülkesi için bir ekonomik fayda sağlayabiliyorsa ki bu konuda biliyorsunuz ülkemiz tarımsal hasılada Avrupa’da birinci dünyada da ilk on ülke arasında. Bugün artık dünyada stratejik güç toprağını koruyan suyunu verimli kullanan ve üretimini sürdürülebilir halde tutan veya bunu getirebilen ülkelerin elinde. Hepimiz takip ediyoruz iklim krizleri var. Bölgemizde başta olmak üzere birçok jeopolitik kriz var, problem var. Ülkeler arasında çatışma var. Kargaşa var. Yani aklınıza ne gelirse gıda arz güvenliği açısından yani bir ülkenin insanlarının ya biz acaba gıdamızı temin edebilir miyiz endişesini oluşturacak olan ne varsa şu anda dünyada onları yaşıyoruz hepimiz görüyoruz. Bu sebeple tarımın sadece çiftçinin bir faaliyeti değil ülkelerin de bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini unutmamak lazım." "Bundan sonraki en büyük gündemimiz su" Bakan Yumaklı, maliyetleri azaltan ve verimi artıran projeleri hayata geçirdiklerini dile getirerek, "Modern üretim teknikleri bu açıdan son derece önemli. Yani en basitinden en zoruna kadar tarımsal üretim açısından ne gerekiyorsa bütün bunları temin etmek kararlılığındayız. Yalova Marmara’nın incesi. Bununla da kalmıyor örtü altı üretimin süs bitkisi özellikle ve katma değerli tarımında bir merkez haline gelmiş durumda. Bugünlerde özellikle bilinçli bir üretimin bilinçli bir çiftçiliğin yapıldığı bu ilimizde arkadaşlarımızın farklı projelerle tekrar üreticimizin, çiftçimizin yanında olmaya devam edeceğini söylemek istiyorum. 5 bin 400 dekar alanda süs bitkisi üretiliyor. 3 bin 200 dekar alanda da örtü altı sebze yetiştiriliyor. Peki bugün ne olacak? Yaklaşık 46 ton sera örtüsü ve 130 dekarlık alan yeniden üretime katılmış olacak. Yüz yetmiş bine aşkın sebze fidesi toprakla buluşmuş olacak. 650 rulo damlama sulama hortumu suyu israf etmeden o can suyunu toprağa taşımış olacak. Ben üç gün önce beşinci İstanbul Su Forumundaydım. Dünyanın çok farklı yerlerinden bakanlar, akademisyenler, teknik ekipler geldi. Herkesin dilinde şu var. Bundan sonraki en büyük gündemimiz su. Damlasını adeta hesabını yapacak şekilde kullanmak zorundayız. Eğer biraz hafızalarımızı tazelersek 2023 yılında saygıdeğer Emine Erdoğan hanımefendinin himayelerinde biz su verimliliği seferberliği başlattık. Tabii daha sonra hemen birkaç gün sonrasında maalesef ki o asrın felaketi deprem sebebiyle bir ara vermek zorunda kaldık. Hiçbir zaman için bu projemizden vazgeçmedik. Şimdi tekrar ülkemizdeki her bir damla suyun çoğunluğunu kullanan, tarıma doğru, verimli bir şekilde üretime gitmesi işte endüstride kullanımı, evde kullanımının en verimli, en olabilecek iyi halde gerçekleşmesini sağlamak üzere çalışıyoruz, çabalıyoruz. Suyun sadece bir kaynak olmadığını geleceğin en kıymetli bir metası olduğunu da bu sebeple tekraren ifade etmek istiyorum" dedi. Konuşmanın ardından Bakan Yumaklı, çiftçilere desteklenen malzeme ve fidelerin dağıtımını gerçekleştirdi. Programa Vali Ahmet Hamdi Usta, AK Parti Genel Başkanı, Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş, AK Parti Yalova Milletvekilli Meliha Akyol, Tarım ve Orman İl Müdürü Mustafa İlmeç ve çiftçiler de katıldı.
Çocuklar YÖREX’i çok sevdi
24 Nisan 2026 Cuma - 13:06 Çocuklar YÖREX’i çok sevdi Antalya Ticaret Borsası’nın (ATB) Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) desteğiyle düzenlediği Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX, Anadolu’nun dört bir yanından gelen yüzlerce yöresel ürünü ANFAŞ Fuar Merkezi’nde ziyaretçilerle buluşturuyor. YÖREX’i ziyaret eden çocuklar, Türkiye’nin 7 bölgesine ait ürünleri yakından tanırken, farklı yöresel lezzetleri de tatma fırsatı buldu. Konyaaltı Bedriye Bileydi İlköğretim Okulu 3-D sınıfı öğrencileri, öğretmenleri Nurten Yurtkulu eşliğinde YÖREX’i ziyaret etti. Stantları tek tek gezen öğrenciler, yöresel ürünler hakkında bilgi alırken merak ettikleri soruları üreticilere yöneltti. Çocukların özellikle el emeği ürünlere yoğun ilgi gösterdiği gözlendi. Sucuktan fındığa kadar pek çok lezzetin tadına bakan çocuklara stantlarda hediyeler de sunuldu. Annelere çağrı: "Çocuklarınızla YÖREX’e gelin" Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, YÖREX’in sadece bir fuar değil, aynı zamanda kültürel bir buluşma noktası olduğunu vurgulayarak, "Yöresel ürünler, gelecek nesillere aktarmamız gereken mirasımızdır. YÖREX, çocuklarımızı geleneksel değerlerimizle buluşturan önemli bir organizasyon. Bu kültürü yaşatmak ve geleceğe taşımak için tüm annelerimizi çocuklarıyla birlikte YÖREX’e davet ediyorum" dedi. Giriş ücretsiz olan YÖREX, 26 Nisan’a kadar ANFAŞ Fuar Merkezi’nde ziyaretçiyle buluşacak.
3 milyon yerel tohum dağıtıldı
24 Nisan 2026 Cuma - 12:53 3 milyon yerel tohum dağıtıldı Türkiye’nin en donanımlı ve kapsamlı Yerel Tohum Merkezi’ni Muğla’ya kazandıran Büyükşehir Belediyesi envanterine eklediği 976 ata tohumundan elde edilen yerel tohumları ülke genelinde dağıtmaya devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi 2026 yılında 3 Milyon yerel tohumu dağıtımı gerçekleştirdi. 2026 yılında dağıtılan 3 Milyon yerel tohumla Büyükşehir Belediyesi’nin ülke genelinde bugüne kadar dağıttığı yerel tohum sayısı 25 Milyona ulaştı. 3 milyon ata tohumu dağıtıldı "Yerel Tohum Ulusal Güç" sloganı ile kurulan Muğla Büyükşehir Belediyesi Yerel Tohum Merkezi 4 bin 700 metrekarelik alanda Yerel Tohum Deneme Parselleri, Tıbbi- Aromatik Bitki Parselleri, Eğitim alanları, Distilasyon Tesisi ve 3 adet laboratuvardan oluşuyor. Envanterinde 976 ata tohumu bulunan Yerel Tohum Merkezi’ndeki tohumlar sebze, orman, kaba yem tohumları ve Tıbbi-Aromatik bitki tohumlarından oluşuyor. Yerel Tohum Merkezi’nde kayıt altına alınan tohumlar, doğrulama ekimleri bittikten sonra laboratuvarda analizleri yapılarak her yıl ülke genelinde dağıtılıyor. 2026 yılında yerel tohum merkezindeki ata tohumlarının 106’sından elde edilen 3 milyon tohum Türkiye’nin 81 iline ulaştırıldı. Böylece Büyükşehir Belediyesi’nin bugüne kadar tüm Türkiye’ye dağıttığı ata tohumu sayısı 25 Milyona ulaştı. Başkan Aras; "Üreten köylümüze destek olmaya devam edeceğiz" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras tarımsal üretimin milli ekonominin temeli olduğunu, üretimin de yerel tohumlar ve üreten köylüye verilen destekle olacağını belirtti. Başkan Aras; "Anadolu’dan Rumeli’ye, Karadeniz’in yaylalarından Akdeniz havzalarına tüm topraklarımızda Muğla’mızdan gönderdiğimiz yerel tohumların filizlenmesi bizleri çok mutlu ediyor. Muğla’mızın bereketli topraklarının hafızası, atalarımızın mirası yerel tohumlarımızı Yerel Tohum Merkezi’mizde çoğaltarak her yıl ülkemizin 81 iline gönderiyoruz. Bu yılda 106 ata tohumumuzdan elde ettiğimiz 3 Milyon tohumun dağıtımını gerçekleştirdik. Üreten köylümüze, üretmek isteyen vatandaşlarımıza destek olmaya, topraklarımızın ata tohumları ile buluşmasına katkı sunmaya devam edeceğiz"
AESOB Başkanı Dere: "Biz bu yola makam için değil, hizmet için çıktık"
24 Nisan 2026 Cuma - 12:50 AESOB Başkanı Dere: "Biz bu yola makam için değil, hizmet için çıktık" Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (AESOB) Başkanı Adlıhan Dere, "Biz bu yola makam için değil hizmet için çıktık. Bizim gücümüz koltuktan değil, teşkilatımızın birliğinden geliyor" dedi. Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkan Vekili ve Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (AESOB) Başkanı Adlıhan Dere, seçim sürecinde oda başkanları, yönetim kurulu üyeleri ve teşkilat mensuplarıyla bir araya geldi. Kemer, Kumluca, Hasyurt, Finike, Turunçova, Korkuteli, Elmalı, Akseki, Gündoğmuş, Manavgat, Serik, Gazipaşa, Alanya, Kaş ve Demre ile ilçe ziyaretlerini tamamlayan Dere, ziyaret programına merkez oda başkanları ve yönetim kurulu üyeleriyle devam edecek. "Biz bu yola makam için değil, hizmet için çıktık" Dere, Antalya esnaf ve sanatkar teşkilatının sadece bir seçim sürecine değil, aynı zamanda güçlü bir birlik ruhuna, köklü bir hafızaya ve ortak bir geleceğe sahip çıktığını belirterek, "Biz bu yola makam için değil, hizmet için çıktık. Bizim gücümüz koltuktan değil, teşkilatımızın birliğinden geliyor. Antalya’nın dört bir yanında gördüğümüz tablo şudur: Esnaf ve sanatkarımız istikrardan yana, tecrübeden yana, güçlü teşkilattan yana tavrını açıkça ortaya koymuştur. Ziyaretlerimizde gördüğümüz destek, Antalya’mızın tüm ilçelerinde yükselen aynı iradenin devamıdır. Bu büyük ailenin gücüyle yolumuza daha kararlı, daha güçlü, daha inançlı şekilde devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Gücümüz birlikten" AESOB’un Antalya esnaf ve sanatkarının ortak aklını, gücünü ve iradesini temsil eden en büyük çatı kuruluş olduğunu kaydeden Dere, "AESOB, yılların tecrübesiyle teşkilatına yön veren, esnaf ve sanatkarımızın hak ve menfaatlerini her zeminde koruyan köklü bir yapıdır. Göreve geldiğimiz günden bu yana AESOB’un kurumsal yapısı ve vizyonu hem Antalya’da hem Ankara’da esnaf ve sanatkarını güçlü şekilde temsil etmiştir. AESOB şehrin birleştirici gücü, huzuru ve bereketidir. Teşkilatımızın en büyük gücü, birliğini muhafaza eden, tecrübesine sahip çıkan ve geleceğe birlikte yürüyen iradesidir" şeklinde konuştu.
Orta Doğu’daki çatışma yabancı yatırımcıyı Türkiye’ye yönlendiriyor
24 Nisan 2026 Cuma - 12:42 Orta Doğu’daki çatışma yabancı yatırımcıyı Türkiye’ye yönlendiriyor Orta Doğu’da ABD-İsrail-İran ve Lübnan arasındaki çatışmalı süreçlerde Türkiye’nin barışçıl diplomasisi Türk yatırımcıya güven verirken, yabancı yatırımcının Türkiye’ye yönelmesini sağladığı değerlendiriliyor. Diyarbakırlı iş adamı Nihat Şahin, Orta Doğu’da ABD-İsrail-İran ve Lübnan arasındaki çatışmalı süreçlerde Türkiye’nin barışçıl diplomasisi Türk yatırımcıya güven verirken, yabancı yatırımcının Türkiye’ye yönelmesini sağladığını değerlendirdi. Şahin, savaştan Orta Doğu‘da en az etkilenen ülkenin Türkiye olduğunu belirtti. Antalya’da bulundukları bir ödül töreninde turizmci arkadaşlarıyla istişareler ettiklerini söyleyen Şahin, "Çok fazla etkilemiş olduğu alan yok. Ama turizmci arkadaşlarımızın, savaşın dışında olan bir ülke olduğumuzu anlatmamız gerekir. Orta Doğu ülkelerinde etkilenebilecek ülkeler vardır. Ama Türkiye Cumhuriyeti Avrupa ülkesi. Savaştan en çok etkilenen ülkeler Dubai, Katar olmasına rağmen bunlar finans anlamında biraz güçlü ülkeler ama bizim ülkemiz büyük bir ülke, 86 milyon bir ülkeyiz. Devletimizin, hükümetimizin bu savaşlarla ilgili ilgili öngörüleri, finansla ilgili tedbirleri, güvenlik tedbirleri mevcuttur ve başarılı görüyorum. Turizmde Türkiye Cumhuriyeti’nin etkileneceğini düşünmüyorum" dedi. Şahin, mevcut otellerinin doluluk oranının yüzde 100 olduğunu kaydederek, "Şu anda Mersin’de turizmle ilgili konaklama tesislerimizin içinde doluluk oranları yüksek. Türkiye Cumhuriyeti, Çukurova bölgesi savaş bölgesinden gelen vatandaşlarımız tarafından kaygı duyulmayan bir bölge olarak gördüklerinden dolayı Mersin’e geliyorlar. Yoksa başka ülkelere giderler. Kültür olarak da birbirimize yakınız. İran, Irak, Suriye bu bölgeler her zaman Türkiye’yi kendilerine yakın hisseden devletlerdir. Misafirperverliğimizi, bizimle ilgili hizmetlerimizi konaklama ile ilgili hizmetlerimizi sorunsuz yerine getiriyoruz. Turizm tabii ki bir ülkenin en önemli gelir kaynağı" diye konuştu. Türkiye’nin herhangi bir savaşa taraf olmamasının yatırımcılar için büyük bir avantaj olduğu değerlendirmesinde bulunan Şahin, konuşmasını şöyle tamamladı: "Çünkü bizim dış ülkelerle, yatırımla ilgili, istihdamla ilgili elimizi güçlendiriyor. Sunabileceğimiz imkanlarımız var. Onlara sunabileceğimiz güvenli sahalarımız var. O bölgeden gelen yatırımcılarla istihdamla ilgili imkanlar sunuyoruz, onlar bize sunuyorlar. Şu anda görüşmelerimiz devam etmektedir. Kendimizi iyi tanıtıp o bölgelerde kaygı duyan yatırımcı insanları kendi bölgemize çekmiş oluruz."
Garanti BBVA, web sitesine yapay zeka destekli dijital erişilebilirlik çözümünü entegre etti
24 Nisan 2026 Cuma - 12:03 Garanti BBVA, web sitesine yapay zeka destekli dijital erişilebilirlik çözümünü entegre etti Garanti BBVA, Corpowid iş birliğiyle web sitesine entegre ettiği yapay zeka destekli erişilebilirlik çözümüyle tüm kullanıcılar için daha kapsayıcı bir dijital deneyim sunmayı hedefliyor. Garanti BBVA, dijital kanallarında erişilebilirlik ve kapsayıcılığı güçlendirme hedefi doğrultusunda önemli bir adım atarak, web sitesine yapay zeka destekli dijital erişilebilirlik çözümünü entegre etti. Corpowid iş birliğiyle hayata geçirilen uygulama sayesinde, farklı ihtiyaçlara sahip tüm kullanıcılar için daha eşit, erişilebilir ve kişiselleştirilebilir bir dijital deneyim sunulabiliyor. Yeni çözüm kapsamında garantibbva.com.tr’ye entegre edilen erişilebilirlik aracı sayesinde görme engelli, az gören, disleksi, epilepsi ve renk körlüğü gibi farklı ihtiyaçlara sahip kullanıcıları site deneyimini kendi tercihlerine göre düzenleyebiliyor. Kullanıcılar sesli yönlendirme, içerik büyütme, kontrast ve renk filtreleri gibi özelliklerin yanı sıra disleksi dostu yazı tipleri gibi desteklerle web sitesini daha rahat ve etkin bir şekilde kullanabilecekler. Sistemin altyapısı, uluslararası WCAG ve Uluslararası Erişilebilirlik Standartlarıyla (ADA) uyumlu bir yapı sunarak kapsayıcı dijital deneyimi global ölçekte destekliyor. Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Ceren Acer Kezik, bu yeni dijital deneyimle ilgili olarak şunları söyledi: "Garanti BBVA’da teknolojiyi herkes için erişilebilir kılmayı temel bir sorumluluk olarak görüyoruz. Dijital kanallarımızda hayata geçirdiğimiz bu çözümle, farklı ihtiyaçlara sahip tüm kullanıcılarımızın hayatını daha kapsayıcı ve eşit bir deneyim ile kolaylaştırmayı amaçladık. Erişilebilirliği herkes için eşit ve bağımsız bankacılık deneyimi sunmanın temel unsurlarından biri olarak konumluyoruz ve bu yönde çalışmalarımızı sürdürüyoruz." Hayatı kolaylaştıran çözüm daha da yaygınlaştırılacak Bu adım, Garanti BBVA’nın yalnızca ürün ve hizmetlerinde değil, tüm temas noktalarında erişilebilirliği odağına alan yaklaşımının bir yansıması olarak öne çıkıyor. Banka, erişilebilir bankacılık çözümleri, TalentAccess Engelli Staj Programı ile fırsat eşitliğini destekleyen uygulamaları ve çeşitlilik, kapsayıcılık ve erişilebilirlik alanındaki eğitimleriyle bu alandaki bütünsel yaklaşımını sürdürüyor. Önümüzdeki dönemde söz konusu erişilebilirlik çözümünün, Garanti BBVA’nın diğer dijital platformlarında da yaygınlaştırılması planlanıyor.
Türk tüketicisinin köklü marka kriteri ’54 yıl’
24 Nisan 2026 Cuma - 11:58 Türk tüketicisinin köklü marka kriteri ’54 yıl’ Türk tüketicisinin köklü marka algısının hangi kriterlere dayandığına dair çalışma yapıldı. Araştırmaya göre, tüketicinin bir markayı ‘köklü’ sayması için beklediği ortalama süre ise 54 yıl. Markanın geçmişten gelen değerlerini koruması, kuşaklar arası bağ kurması ve zamanın testinden başarıyla geçmesi gerekiyor. Türk tüketicisinin köklü marka algısının hangi kriterlere dayandığını araştıran çalışma FutureBright Group ve Yüzyıllık Markalar Derneği ortaklığında gerçekleştirildi. Araştırmada yer alan çarpıcı sonuçlara göre tüketicinin köklü marka algısı slogana ya da logoya değil, nesiller boyu sınanmış olmasına bağlanıyor. Yerellik, köklü marka algısında ayrıştırıcı bir rol oynuyor; isim, mekan ve logo geleneksellik çağrışımı yapmaya yeterli değil, tüketici ikna olmak için markanın geçmişini ve hikayesini de duymak istiyor. Araştırmaya katılanların büyük bir kısmı, markanın köklü ve mirası olan haline gelmesi için nesiller boyu kullanılması gerektiğini belirtiyor. 54 yıl kriteri Tüketicinin bir markayı "köklü" sayması için beklediği ortalama süre ise 54 yıl. Markanın geçmişten gelen değerlerini koruması, kuşaklar arası bağ kurması ve zamanın testinden başarıyla geçmesi gerekiyor. Köklü markanın ismi duyulduğunda belli bir standart ve güven duygusunu geçirmeli. Nesiller boyu değişmeyen kalite algısı ve toplumsal hafızada yer edinmesi, geleneksel değerlerini modern dünyaya adapte etmesi en önemli unsurlar. Kuruluş tarihi köklü marka olmak için yeterli değil Araştırma sonuçlarına göre köklü markanın sırrı sadece kuruluş tarihinde değil, güven verebilme yetisinde yatıyor. Güveni besleyen unsurlar ise değerlerini korumak, yüksek ürün ve hizmet kalitesi, net kimlik ve toplumda saygı görmek olarak sıralanıyor. Her 4 tüketiciden 3’ü bir markanın mirası olduğunu kanıtlaması gerektiğini söylüyor. Miras kanıtı olarak ise en başta kaliteyi gösteriyor. Tüketicinin ürünü her satın aldığında aynı kaliteyi yakalaması markanın mirasının en önemli göstergesi olarak düşünülüyor. Tarihî görünmeye çalışmak ters tepiyor Bir diğer çarpıcı bulgu ise; tarihî görünmeye çalışan markaların güven unsurunu aşındırması. Araştırmaya katılanların çoğunluğu "Bazı markaların köklü olmadığı halde tarihî bir algı oluşturmaya çalıştığını düşünüyorum" diyor. Büyük bir oran ise "Köklü olmadığı halde böyle bir algı oluşturmaya çalışmak güvenimi olumsuz etkiler" diye düşünüyor. Bu alanda yapılan ilk araştırma Araştırmanın lansman toplantısında konuşan Yüzyıllık Markalar Derneği Başkanı Gürsel Arseven, "Köklü marka algısı üzerinde yapılan araştırmanın Türkiye’de bir ilk olması dolayısıyla gururluyuz. Benzer alanda pek fazla çalışma yok. Bu tarz çalışmalar dünyanın kaotik durumunun aşılması için gerçekten büyük önem taşıyor. Hız yüzünden her şeyin hızlıca yıpranıp tüketildiği dünyamızda yüzyıllık markalar 19’uncu yüzyıldan bu yana kadim uğraşlarını devam ettiriyorlar. Kaotik süreçler ve güvensiz ortamlar, köklü kurumlara yönelme eğilimini artırıyor. Bizler de yazılı kayıtlarla daha geniş kitle oluşturmak için gayret ediyoruz. Ülkemizde milli mirasın oluşması için gereken ekonomik ömür ortalama 34 yıl olarak düşünülüyor, oysaki bu rakam İtalya’da yaklaşık 100 yıl. Bu yüzden bu grup ile gerçekleştirdiğimiz bu araştırma çok kıymetlidir. Toplumsal dokuyu kalıcı ve sürdürülebilir kılmak, duygusal bağ oluşturmak ve aidiyet oluşturmak konusunda çalışmalarımız devam edecektir" dedi. Logonun başına tarih koymak bir şey ifade etmiyor FutureBright kurucu ortağı Akan Abdula ise markanın köklülük algısındaki önemli kriterin aslında yaşanmışlık olduğunu belirterek ". tarihinden bu yana" başlığının tüketici nezdinde çok fazla bir şey ifade etmediğini söyledi. Abdula sözlerine şöyle devam etti: " Araştırmada yabancı markalarda olan köklülüğün bizim köklülüğümüz olmadığını ve çok da önemsenmediğini gördük. En köklü markamızın ise İstanbul olarak belirtildiğini gözlemledik. Köklü olmak için nostalji kelimesi ise bazen yük olabiliyor; inovasyon yoksa nostalji herhangi bir işe yaramıyor. X, Y ve Z kuşaklarının da köklü marka algısının değişiklikler gösterdiğini belirledik. Köklü marka olmanın temelleri; tutarlı kalite, kurumsal kimlik ve itibar üçlüsünde yatıyor"
Kütahya iş dünyası ’sürdürülebilirlik’ için bir araya geldi
24 Nisan 2026 Cuma - 11:39 Kütahya iş dünyası ’sürdürülebilirlik’ için bir araya geldi Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO) bünyesinde oluşturulan ’Sürdürülebilirlik Komisyonu’nun ilk bilgilendirme toplantısı, oda hizmet binasında gerçekleştirildi. Farklı kurum ve sektörlerden geniş katılımın sağlandığı toplantıda, sürdürülebilirlik alanında atılacak adımlar ve yol haritası ele alındı. Toplantı, KUTSO Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emin Yüce’nin açılış konuşmasıyla başladı. Yüce, sürdürülebilirliğin çevresel, sosyal ve yönetişim boyutlarıyla bütüncül bir şekilde ele alınmasının önemine dikkat çekerek, komisyonun veri temelli karar alma kültürünü yaygınlaştırmayı, proje geliştirme kapasitesini artırmayı ve Kütahya iş dünyasına rehberlik etmeyi hedeflediğini ifade etti. Ayrıca kadın-erkek eşitliği, sosyal etki, toplumsal dayanıklılık ile yeşil ve dijital dönüşüm başlıklarında oluşturulan çalışma gruplarının, ortak akıl ve iş birliğiyle önemli çıktılar üreteceğini belirtti. Açılışın ardından gerçekleştirilen tanışma bölümünde katılımcılar, temsil ettikleri kurumlar ve uzmanlık alanları doğrultusunda kendilerini tanıtarak komisyonun çok paydaşlı yapısına katkı sundu. Toplantı kapsamında KUTSO Akademik Danışmanı Doç. Dr. Zeynep Hiçdurmaz tarafından komisyonun yapısı ve işleyişine ilişkin kapsamlı bir sunum gerçekleştirildi. Sunumda; organizasyon yapısı, çalışma grupları, çalışma yöntemleri ve beklenen çıktılar hakkında bilgi verilirken, sürdürülebilirlik veri altyapısının oluşturulmasına yönelik süreçler de paylaşıldı. Ayrıca yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm, sosyal etki ölçümü ve proje geliştirme alanlarında planlanan faaliyetlerin çerçevesi çizildi. Toplantının devamında, üyelerin katkı alanlarının belirlenmesine yönelik değerlendirmeler yapıldı. Katılımcılar; teknik bilgi, veri ve saha katkısı, proje geliştirme ve kurumsal iş birlikleri gibi alanlarda sunabilecekleri destekleri paylaşarak komisyon çalışmalarına aktif katılım sağlayacaklarını ifade etti. Gündemin önemli başlıklarından biri olan öncelikli faaliyetlerin belirlenmesi kapsamında ise kısa vadede hayata geçirilebilecek çalışmalar ele alındı. Bu doğrultuda farkındalık faaliyetleri, eğitim programları, rehber dokümanların hazırlanması ve paydaş iş birliklerinin geliştirilmesine yönelik öneriler değerlendirildi. Toplantıda ayrıca komisyonun çalışma takvimi oluşturularak, çalışma grupları arasında iletişim ve koordinasyonun düzenli şekilde yürütülmesi kararlaştırıldı. Sürdürülebilirlik Komisyonu’nun ilk toplantısı, genel değerlendirmelerin yapılması, görüş ve önerilerin alınması ve önümüzdeki sürece ilişkin yol haritasının belirlenmesiyle sona erdi.
DTO’da "İş Teftişi Faaliyetleri" toplantısı düzenlendi
24 Nisan 2026 Cuma - 11:13 DTO’da "İş Teftişi Faaliyetleri" toplantısı düzenlendi Denizli Ticaret Odası (DTO) ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İzmir Rehberlik ve Teftiş Grup Başkanlığı iş birliğinde "İş Teftişi Faaliyetleri Bilgilendirme Toplantısı" gerçekleştirildi. Toplantıda, çalışma hayatına ilişkin güncel mevzuatlar, teftiş süreçleri ve uygulamada karşılaşılan sorunlar ele alındı. Yoğun katılımla gerçekleştirilen toplantı, iş dünyası için verimli ve yol gösterici oldu. DTO’nun hizmet binasında büyük bir katılımla gerçekleştirilen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Toplantıda 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde yürütülen teftiş faaliyetleri, sahadaki uygulamalar, sık karşılaşılan riskler ve çözüm önerileri, katılımcılarla paylaşıldı. Uzman başmüfettişler tarafından katılımcıların soruları da yanıtlandı. Toplantının açılış konuşmasında ev sahibi olarak kürsüye gelen DTO Genel Sekreteri Ali Rıza Tekin, Denizli’de üretim ve istihdam süreçlerinin sürdürülebilirliğinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Tekin, sürdürülebilir ekonomik yapının yalnızca rakamsal büyüklüklerle değil, aynı zamanda güvenli, huzurlu ve yasalara uyumlu çalışma ortamlarıyla mümkün olacağını da ifade etti. Ayrıca toplantının kamu denetim birimleri ile iş dünyası arasındaki iletişimi güçlendiren bir köprü niteliği taşıdığını da belirten Genel Sekreter Tekin, mevzuatın doğru uygulanmasının hem işverenlerin hem de çalışanların haklarının korunması açısından hayati önem taşıdığını kaydetti. "Üyelerimizin gündemden haberdar olup kendilerini güncellemeleri son derece önemli" Konuklarını başkanlık makamında ağırlayan DTO Başkanı Uğur Erdoğan, gösterdikleri ilgi ve emeklerinden dolayı teşekkür etti. Oda olarak, iş dünyasının yararına olan her türlü faaliyet ve bilgilendirmeyi önemsediklerini, imkanları dahilinde de katkı verdiklerini belirtti. Erdoğan, "Üyelerimizin gündemden haberdar olup kendilerini güncellemeleri son derece önemli Bu toplantının da bu anlamda verimli geçtiğini ve fayda sağlayacağını düşünüyorum. Yoğun ilgi ve katılımlarından dolayı üyelerimize de teşekkür ediyorum" dedi. Konukları da Başkan Erdoğan’a kendilerini kırmayıp salonlarını açarak iş birliği yaptığı ve misafirperverliği için teşekkür ettiler.
Vodafone Flex, yeni bir markayı daha Türkiye’ye getirdiğini duyurdu
24 Nisan 2026 Cuma - 10:58 Vodafone Flex, yeni bir markayı daha Türkiye’ye getirdiğini duyurdu Global teknoloji işbirliklerini Türkiye’ye taşımaya devam eden Vodafone, FLEX çatısı altında sunduğu "5G’li Teknoloji Dünyası" kategorisine yeni bir marka daha ekledi. Türkiye’de sadece Vodafone FLEX’te satışa sunulacağı belirtilen RayNeo Air 4 Pro akıllı gözlüğün, 5G’nin sağladığı yüksek hız ve düşük gecikme avantajıyla daha zengin bir deneyim yaşatması bekleniyor. Vodafone, global teknoloji işbirlikleriyle müşterilerinin doğru ürünlere doğru zamanda erişmesini sağlamaya devam ettiğini duyurdu. Şirket, toplam 10’u aşkın kategoride 1.000’den fazla ürünün yer aldığı Vodafone, FLEX çatısı altında yeni bir ürünü daha portföyüne kattı. RayNeo Air 4 Pro akıllı gözlüğün Türkiye’de sadece Vodafone FLEX’te satışa sunulduğu kaydedildi. Vodafone FLEX’in yeni ürün kategorisi "5G’li Teknoloji Dünyası"na katılan ürün, 5G’nin sunduğu yüksek hız ve düşük gecikme süresiyle müşterilerin deneyimini zenginleştirmesi hedefleniyor. Akıllı gözlük, Vodafone Yanımda uygulaması üzerinden Flex Cihaz Dünyası’ndan alınabiliyor. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin, şunları söyledi: "Vodafone olarak, müşterilerimizin en yeni teknolojiye erişimini önemsiyoruz. Globalde yer edinmeye başlayan marka ve ürünleri Vodafone güvencesiyle sunarken, müşterilerimizin birbiriyle bağlantılı ürünler kullanarak kapsamlı bir 5G deneyimi yaşamasını hedefliyoruz. 5G altyapısının sunduğu yüksek hız ve düşük gecikme sayesinde akıllı gözlükler yalnızca bir aksesuar değil; gerçek zamanlı, kesintisiz ve interaktif bir deneyimin merkezi haline geliyor. Biz de Türkiye’de sadece Vodafone FLEX’te satışa sunulan RayNeo akıllı gözlükle 5G destekli giyilebilir teknolojilerde yeni bir dönem başlatıyoruz. Global deneyimimizden beslenen yeni ürünler ile tam bağlantılı yaşamı ve 5G deneyimini Türkiye’nin her köşesine ulaştırmayı amaçlıyoruz. Herkesi Vodafone FLEX avantajlarından yararlanmaya davet ediyoruz." Akıllı gözlük sektörünün önde gelen markalarından olan RayNeo’nun Air 4 Pro akıllı gözlüğü, bağlandığı cihazdaki görüntüyü gözlük içinde 120 inç TV seyrediyormuş gibi geniş ekranda yansıtmasıyla dikkat çekiyor. Sesi de kulağa başka bir ürün takmayı gerektirmeksizin aynı genişlikte verebiliyor. Kullanıcılar istedikleri her yerde büyük ekrandan izleme keyfi yaşarken, mobil oyun oynayanlar da büyük ekranda oyun oynama imkânına sahip oluyor. Vodafone FLEX’in yeni "5G’li Teknoloji Dünyası" kategorisinde müşterilere 5G teknolojisiyle birlikte kullanımı artacak olan ekosistem ürünleri sunuluyor. Müşterilerin 5G deneyimini farklı ürünlerle zenginleştirmeyi hedefleyen ve "Hayatı katlayan teknolojiler" anlayışıyla oluşturulan bu yeni kategoride akıllı gözlükler, ev hoparlörleri, projektörler ve akıllı ev ürünleri gibi pek çok seçenek yer alıyor. Dünyada yer edinmeye başlayan marka ve ürünlerin Vodafone güvencesiyle sunulduğu bu kategoriyle, müşterilerin bağlantılı ürünlerle kapsamlı bir 5G deneyimi yaşaması hedefleniyor.
İzmir’de kuyumculukta suistimalleri önlemek için ’Mavi Kart’ zorunluluğu getirildi
24 Nisan 2026 Cuma - 10:51 İzmir’de kuyumculukta suistimalleri önlemek için ’Mavi Kart’ zorunluluğu getirildi İzmir’de kuyumculuk sektöründe artan suistimaller, düşük ayarlı ürün dolaşımı ve kontrolsüz ticaretin önüne geçilmesi amacıyla ’Mavi Kart’ uygulaması zorunlu hale getirildi. Valilik ile yapılan ortak mutabakat doğrultusunda hayata geçirilen sistemle, sahada faaliyet gösteren binlerce toptancı ve pazarlamacının kayıt altına alınarak denetlenmesi hedefleniyor. İzmir Kuyumcular Odası tarafından yürürlüğe konulan uygulama kapsamında, çantacı ve toptancı olarak faaliyet gösteren tüm esnaf ile çalışanlarının kart sistemine dahil olması gerektiği açıklandı. Kart sistemi için gerekli teknik cihazların oda tarafından temin edildiği belirtilirken, toptan iş yapan esnafın herhangi bir mazeret ileri sürmeden ivedilikle başvuru yapmasının zorunlu olduğu vurgulandı. Ayrıca sahada bulunan pazarlama araçlarının plakalarının da sisteme kaydedileceği bildirildi. Perakende esnafına, Mavi Kartı bulunmayan tedarikçilerden ürün almamaları konusunda uyarı yapılarak, aksi durumda doğacak hukuki ve idari sorumluluğun işletmelere ait olacağı ifade edildi. "Mavi Kartı bulunmayan toptancıların ürünleri denetlenmiyor" İzmir genelinde faaliyet gösteren tüm toptancı ve pazarlamacılarda ürün denetleme kararı aldıklarını belirten İzmir Kuyumcular Odası Başkanı Murat Kurtuluş Buyrukçu, "İzmir ve çevresinde kuyumculuk faaliyeti yürüten esnafımızın, yanlarında çalışan personelleri odamıza bildirmesi gerekmektedir. Mavi kartı bulunmayan toptancıların ürünlerinin denetlenmediğini açıkça ifade ediyoruz; bu konuda Sayın Valimizden talepte bulunduk ve kendileri de gereğinin yapılması hususunda ilgili yazıyı tarafımıza iletti. Özellikle suistimale açık olan ziynet altınları ve ata lira gibi ürünlerde denetim dışı hareket edilmemesi için esnafımızı uyardık" dedi. "Kayıt dışılığı tamamen sonlandıracağız" Tek fiyat uygulaması ve haksız rekabetle mücadele konusundaki kararlılığı vurgulayan Oda Başkanı Buyrukçu, "Ege Bölgesi genelinde tek fiyat uygulamasıyla esnafın işletme maliyetlerini karşılayabileceği makul kâr oranlarını ekranlarımıza yansıtıyoruz. Bu fiyatların altında satış yapanlar ya vergi kaçırıyor ya ikinci baskı ürün satıyor ya da haksız rekabetle zararına satış yapıyor. Özellikle döviz bürolarının iş bilmezlik neticesinde darphane fiyatının bile altında altın satması kesinlikle yanlıştır; sektördeki yüzde 10’luk kayıt dışılığı bu dönemde tamamen sonlandıracağız" ifadelerini kullandı. "Laboratuvar ortamında sıkı denetim" Sahte ve düşük ayarlı ürünlere karşı yürütülen teknik denetim süreçlerine değinen Buyrukçu, "İkinci baskı ürün satışı ve yanıltıcı reklamlar yasaktır; bu kapsamda piyasadan rastgele seçtiğimiz ürünleri ayar makinelerimizde ve gemoloji laboratuvarımızda titizlikle analiz ediyoruz. Vatandaşlarımız şüphelendikleri pırlanta ve altınlar için odamıza başvurabilirler; herhangi bir usulsüzlük tespit edilmesi durumunda gerekli şikayet süreçlerini başlatarak tüketici mahkemelerine yönlendirme yapıyoruz. İzmir Kuyumcular Odası olarak hem halkın hem de dürüst esnafın yanında yer alarak kötü niyetli girişimlerin karşısında durmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.