EKONOMİ
03 Mayıs 2026 Pazar - 16:34 Yarım asırlık klasik otomobil 210 bin liraya yeni sahibini buldu Manisa’nın Demirci ilçesinde belediye tarafından faaliyete geçirilen 2. El Oto Pazarı, ikinci haftasında dondurucu soğuğa rağmen çevre il ve ilçelerden gelen vatandaşların akınına uğradı. Pazarda en çok ilgiyi gören ve orijinalliğiyle dikkat çeken 1974 model klasik otomobil, 210 bin TL bedelle el değiştirdi. Demirci Belediyesi tarafından Camiatik Mahallesi açık pazaryeri alanında faaliyete geçirilen 2. El Oto Pazarı, kısa sürede bölgenin otomobil ticaret merkezi haline geldi. Hafta sonu kurulan pazara Demirci’nin yanı sıra; Köprübaşı, Selendi, Gördes, Salihli ve Kütahya’nın Simav ilçesinden çok sayıda vatandaş katılım sağladı.  Pazarın en çok dikkat çeken aracı, Salihli ilçesinden getirilen turkuaz mavisi rengindeki 1974 model Renault R12 oldu. Sadece 100 bin kilometrede olan ve orijinalliğiyle göz kamaştıran klasik otomobil, otomobil tutkunlarını başına topladı. Yapılan sıkı pazarlıkların ardından antika değerindeki otomobil, Demircili esnaf Şenol Budak tarafından 210 bin TL’ye satın alındı. Salihli’den oto pazarına gelen Serkan Sepetçi, "Demirci’ye araba pazarı açıldı. Geldik gördük, ticaretler gayet güzel. 1974 model değişensiz, 100 bin kilometrede R12 otomobil getirdim pazara" dedi. 2 haftada 60 araç satıldı Dondurucu soğuğa rağmen yoğunluğun eksik olmadığı pazarda, alıcı ve satıcılar arasında sıkı pazarlıklar yaşandı. Pazarın kurulduğu ilk iki haftalık süreçte toplamda 60’a yakın aracın satışı gerçekleştirilerek bölge ekonomisine ciddi bir girdi sağlandı.  Demirci Belediye Başkanı Erkan Kara yaptığı açıklamada, "Vatandaşlarımızın taleplerini değerlendirerek hayata geçirdiğimiz 2. El Oto Pazarımız, hamdolsun kısa sürede çevre il ve ilçelerden gelen misafirlerimizle dolup taştı. Sadece Demirci’ye değil, bölge ekonomisine hitap eden bir merkez oluşturduk. İkinci haftamızda soğuk havaya rağmen ilginin artarak devam etmesi ve 60 aracın el değiştirmesi projemizin ne kadar doğru olduğunu gösteriyor. Amacımız Demirci’yi ticaretin merkezi haline getirmek ve esnafımızın yüzünü güldürmektir. Tüm halkımızı her hafta sonu pazarımıza bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Oto pazarında araç yoğunluğu olduğunu belirten vatandaşlardan İsa Göllü ise, "Demirci ve bölge ekonomisine katkıda bulunacak bir girişim oldu. Belediye Başkanımız Erkan Kara’ya teşekkür ederiz" şeklinde konuştu. Demircili galerici esnafı Şenol Budak da, "Demirci’miz için bir ilk oldu. Havanın soğuk olmasına rağmen insanlarımız geldi. Çevre ilçelerden yoğun bir katılım oldu" dedi. Pazara araçlarını getiren vatandaşlar, çevre ilçelerin bir noktada buluşmasından memnuniyet duyduklarını belirterek, emeği geçenlere teşekkür etti.
Şırnak’ta 25 bin ton yer fıstığı rekoltesi bekleniyor
07 Kasım 2025 Cuma - 20:49 Şırnak’ta 25 bin ton yer fıstığı rekoltesi bekleniyor Şırnak’ın Silopi ilçesinde bu 60 bin dekara ekilen yer fıstığından 25 bin ton rekolte bekleniyor. Silopi ilçesine bağlı Başverimli beldesinde yer fıstığı hasat şenliği düzenlendi. Hasat şenliğine Şırnak Valisi Birol Ekici, AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, Silopi Kaymakamı Çağlar Partal, Şırnak İl Tarım ve Orman Müdürü Oktay Sezgin, kamu kurum müdürleri, Şırnak Ticaret ve Sanayi Odası, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, üreticiler ve çok sayıda çiftçi katıldı. Vali Ekici, yaptığı konuşmada tarım ve enerji üretimiyle Şırnak’ın Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Ekici, "Fıstık üretiminde Türkiye’de 3. sıradayız. Pamuk üretiyoruz, buğday üretiyoruz. Üretimimizde çok güzel bir ivme yakaladık. Sulama ve sera yatırımlarını artırarak üretimimizi katlayacağız. Ayrıca 82 bin dekarlık arazinin tamamını sulamayı ve 30 bin dekarlık alanı seracılığa dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bu topraklar 30 kat verim almaya hazır. Hep birlikte daha müreffeh ve refah içinde bir Silopi için çalışacağız" dedi. AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, Şırnak’ın tarımda güçlü bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, "Artık Şırnak’ı tüketen değil, üreten bir şehir haline getiriyoruz. Seracılık OSB ve küçük sanayi sitesiyle binlerce kişiye istihdam sağlanacak. 220 milyon lira değerindeki yeni tarım projeleri Silopi’ye hayırlı olmasını diliyorum" diye konuştu. Şırnak İl Tarım Müdürü Oktay Sezgin, bu yıl 60 bin dekara yakın alanda yer fıstığı ekildiğini belirterek, "2025 yılında Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı 360 çiftçimiz yer fıstığı tarımıyla uğraştı. Bu yıl 25 bin tonluk rekolte bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından plaket takdimi yapılarak, Şırnak İl Müftüsü Orhan Örnek tarafından dua okundu. Programın sonunda Vali Birol Ekici ve Milletvekili Arslan Tatar, traktöre binerek ilk yer fıstığı hasadını gerçekleştirdi. Renkli görüntülere sahne olan şenlik, üreticilerin büyük ilgisiyle sona erdi.
Ülker, yılın ilk 9 ayını 80,9 milyar TL ciroyla kapattı
07 Kasım 2025 Cuma - 19:39 Ülker, yılın ilk 9 ayını 80,9 milyar TL ciroyla kapattı Ülker Bisküvi, 2025 yılının ilk dokuz aylık bölümünü 80,9 milyar TL ciroyla kapattı. Şirket aynı dönemi yüzde 17,8 FAVÖK marjı ile bitirdi. Ülker Bisküvi, Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) gönderdiği açıklamada, 2025 yılının dokuz aylık bölümünü 80,9 milyar TL ciroyla kapattığını duyurdu. Şirket aynı dönemi yüzde 17,8 FAVÖK marjı ile bitirdi. Tutarlı, rekabetçi, karlı, sürdürülebilir, insan odaklı büyümeyi hedeflediklerini dile getiren Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı, "Gelişmeleri, trendleri, riskleri sürekli takip edip, hızlı aksiyonlar almak bizim önemli bir gücümüz. Türkiye’de sektörümüzün lideriyiz. Liderliğimizi güçlü finansal altyapımız, yenilikçi ve tüketici odaklı bakış açımızla koruyoruz. Suudi Arabistan ve Mısır’da bisküvi pazarında liderliğimizi sürdürdük. Ülker ana markamız ve tüm alt markalarımızla ’Her lokmada mutluluk’ ilkemizi sahipleniyor, ’Mutlu et, mutlu ol’ felsefesiyle hareket ediyoruz" dedi. Yeni ürünler üretmeye devam ettiklerini belirten Kölükfakı, "İnovasyon, Ülker’in başarısında belirleyici faktörler arasında yer alıyor. Sınırlı sayıdaki Saklıköy Tarlada Zenginleştirilmiş Tahıllı, Hanımeller Sütlü Çikolatalı Kurabiye, Ülker Çikolata Dolu Dolu, Dido Nut Sütlü Çikolatalı Fındıklı, Dankek Rulo Pasta Muzlu bunlardan birkaçı. Ayrıca yeni lezzetimiz fındıklı dolgusu, çıtır kadayıfı ve baklava parçacıklarıyla hazırlanmış sütlü çikolatalı tablet Ülker Çikolata İstanbul’u tüketicilerle buluşturduk. AR-GE’den dijitalleşmeye kadar birçok alanda yaptığımız yatırımlar, tüketici beklentilerine uygun yeni ürün ve hizmetler geliştirmemizi sağlıyor" diye konuştu. 5 yıl vadeli sendikasyon kredisi Ülker’in 2023 yılında aldığı 3 yıl vadeli 250 milyon ABD doları tutarındaki sendikasyon kredisinin refinansmanı amacıyla 5 yıl vadeli, vadede anapara ödemeli yeni bir sendikasyon kredisi anlaşması imzaladığını dile getiren Kölükfakı, "Son 5 yılda özel bir şirket tarafından alınan ilk 5 yıl vadeli, vadede ana para ödemeli kredi olma özelliğini de taşıyor. Ülker’in istikrarlı büyüme stratejisinin ve uluslararası finans kuruluşlarıyla kurduğu güçlü ilişkinin bir yansıması olarak kabul ediyoruz. Bu uzun vadeli anlaşmanın hem ülkemiz hem de şirketimiz için önemli bir güven göstergesi olduğuna inanıyoruz. Kuruluşumuzdan bu yana benimsediğimiz israfsız şirket kültürüyle, küresel gıda sisteminin dönüşümüne katkı sağlamak üzere çalışmalarımıza devam ediyoruz. 2014 yılında uzun vadeli hedefler altında topladığımız sürdürülebilirlik çalışmalarımızla yönetişim yapımızı sürekli geliştiriyor ve risklere karşı dayanıklılığımızı artırmaya odaklanıyoruz. 2024 Sürdürülebilirlik Raporumuzun yanı sıra ilk kez yayımladığımız Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) doğrultusunda hazırlanan uyum raporumuz ayrı olarak paylaşıldı. Raporda, iklim değişikliğine ilişkin risk ve fırsatlarımızı uluslararası İklimle Bağlantılı Finansal Beyan Görev Gücü (The Task Force on Climate-related Financial Disclosures - TCFD) önerileri doğrultusunda hazırlandı. Yönetişim, strateji, risk yönetimi ve metrik-hedefler alanındaki yaklaşımımızı ve ilerlemelerimizi paylaştık" şeklinde konuştu.
Yalova’nın coğrafi işaretli meyvesi kivide hasat sevinci
07 Kasım 2025 Cuma - 19:26 Yalova’nın coğrafi işaretli meyvesi kivide hasat sevinci Yalova’nın coğrafi işaretli meyvesi kivinin hasadı düzenlenen törenle başladı. Yalova’nın Altınova ilçesindeki bir kivi bahçesinde gerçekleştirilen şenlikte üreticiler hasat sevinci yaşadı. Programda konuşan İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa İlmeç, "Yalova, ülkemizde üretilen kivinin yaklaşık yüzde 15’ini tek başına üretmektedir. İlimizde arazi fiyatlarının yüksekliği nedeniyle üreticilerimiz, Bursa ve Sakarya gibi yakın illerde de bahçeler kurarak üretime devam etmektedir. Bu açıdan bakıldığında Yalova, Türkiye’de kivi üretiminin önemli bir merkezi haline gelmiştir. İlimizde ’Hayward’ çeşidi kivi yetiştirilmektedir. Bu ürün büyüklük, kalite, soğuk hava dayanıklılığı, raf ömrü ve lezzet bakımından üstün özelliklere sahiptir ve coğrafi işareti alınmıştır. Bu yıl önceki yıllara kıyasla bir miktar azalma yaşanmıştır. Bunun temel nedeni iklim koşulları, don olayları ve yoğun yağışlardır. Ancak son on yılda kivi üretim alanlarımızda yaklaşık yüzde 20’lik bir artış görülmüştür. Bu yıl ise yüzde yüzde 20-25 arasında bir azalma beklenmektedir. Buna rağmen bu yılki rekoltemizin yaklaşık 20 bin ton civarında olacağı tahmin edilmektedir" dedi. Altınova Belediye Başkanı Yasemin Fazlaca ise Yalova kivisinin hem ülke içinde hem de uluslararası pazarda adını gururla duyurduğunu anlattı. Yalova Valisi Hülya Kaya da üreticilere bereketli bir sezon dileyerek şöyle konuştu: "Yalova denilince akla ilk gelen ürünlerden biri kividir. Yalova kivisi, ilimizin markası haline gelmiştir. Bu verimli topraklarda farklı çeşitlerde kiviler yetiştirilmektedir. Araştırma Enstitümüz, bu konuda çok kıymetli çalışmalar yürütmekte ve çiftçilerimizi yeni çeşitlerle buluşturmaktadır. Hatta Yalova’da geliştirilen kivi türleri artık yurt dışına da ihraç edilmektedir." Konuşmaların ardından halk oyunu gösterisi beğeniyle izlendi. Programda pasta kesimi ve duaların ardından kurdele kesilerek, kivi hasadı başlatıldı.
Yalova’nın coğrafi işaretli meyvesi kivide hasat sevinci
07 Kasım 2025 Cuma - 19:09 Yalova’nın coğrafi işaretli meyvesi kivide hasat sevinci Yalova’nın coğrafi işaretli meyvesi kivinin hasadı düzenlenen törenle başladı. Yalova’nın Altınova ilçesindeki bir kivi bahçesinde gerçekleştirilen şenlikte üreticiler hasat sevinci yaşadı. Programda konuşan İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa İlmeç, "Yalova, ülkemizde üretilen kivinin yaklaşık yüzde 15’ini tek başına üretmektedir. İlimizde arazi fiyatlarının yüksekliği nedeniyle üreticilerimiz, Bursa ve Sakarya gibi yakın illerde de bahçeler kurarak üretime devam etmektedir. Bu açıdan bakıldığında Yalova, Türkiye’de kivi üretiminin önemli bir merkezi haline gelmiştir. İlimizde "Hayward" çeşidi kivi yetiştirilmektedir. Bu ürün, büyüklük, kalite, soğuk hava dayanıklılığı, raf ömrü ve lezzet bakımından üstün özelliklere sahiptir ve coğrafi işareti alınmıştır. Bu yıl, önceki yıllara kıyasla bir miktar azalma yaşanmıştır. Bunun temel nedeni iklim koşulları, don olayları ve yoğun yağışlardır. Ancak son on yılda kivi üretim alanlarımızda yaklaşık yüzde yirmilik bir artış görülmüştür. Bu yıl ise yüzde yüzde 20-25 arasında bir azalma beklenmektedir. Buna rağmen bu yılki rekoltemizin yaklaşık 20 bin ton civarında olacağı tahmin edilmektedir" dedi. Altınova Belediye Başkanı Yasemin Fazlaca ise Yalova kivisinin hem ülke içinde hem de uluslararası pazarda adını gururla duyurduğunu anlattı. Yalova Valisi Hülya Kaya ise üreticilere bereketli bir sezon dileyerek şöyle konuştu: "Yalova denilince akla ilk gelen ürünlerden biri kividir. Yalova kivisi, ilimizin markası haline gelmiştir. Bu verimli topraklarda farklı çeşitlerde kiviler yetiştirilmektedir. Araştırma Enstitümüz, bu konuda çok kıymetli çalışmalar yürütmekte ve çiftçilerimizi yeni çeşitlerle buluşturmaktadır. Hatta Yalova’da geliştirilen kivi türleri artık yurt dışına da ihraç edilmektedir." Konuşmaların ardından halk oyunu gösterisi beğeniyle izlendi. Programda pasta kesimi ve duaların ardından kurdele kesilerek kivi hasadı başlatıldı.
Güngör: "Turizm işletme belgesi harçlarındaki artış küçük işletmeler için ciddi mali yük getirecektir"
07 Kasım 2025 Cuma - 18:47 Güngör: "Turizm işletme belgesi harçlarındaki artış küçük işletmeler için ciddi mali yük getirecektir" Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası (MATSO) Başkanı Seydi Tahsin Güngör, TBMM gündeminde yer alan vergi kanunu teklifinde turizm işletme belgelerine yıllık harç getirilmesini öngören düzenlemenin özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için ağır bir mali yük oluşturacağını söyledi. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündeminde bulunan "Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"nin turizm işletme belgesi harçlarının ciddi oranda artırılmasına yönelik hükümler içerdiğini söyleyen MATSO Başkanı Seydi Tahsin Güngör, düzenlemenin özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeleri olumsuz etkileyeceğini belirtti. Güngör, "Teklifte yer alan turizm işletme belgesi harçlarının önemli ölçüde artırılması, işletmelerimizin giderlerini ciddi şekilde yükseltecektir. Bu durum, özellikle küçük ve orta ölçekli turizm işletmeleri açısından yüksek maliyet anlamına gelmektedir. Sektörümüz zaten artan enerji, personel ve girdi maliyetleriyle mücadele ederken, yeni bir yıllık harç uygulaması bu yükü daha da ağırlaştıracaktır" dedi. "Yıllık 367 bin TL ilave maliyet" Daha önceden bir kez turizm işletme belgesi harcının artık her yıl alınmasının planlandığını belirten Güngör, "Özellikle küçük ve orta ölçekli, aile işletmesi niteliğindeki tesisler için son derece olumsuz bir gelişmeden söz ediyoruz. Daha önce yalnızca bir kez ödenen turizm işletme belgesi harcının artık her yıl alınması planlanıyor. Bu da en küçük işletmeler için dahi yılda yaklaşık 367 bin TL ilave yıllık maliyet anlamına geliyor. Alınacak kararların sektörü daha fazla destekleyen ve sürdürülebilirliği güçlendiren nitelikte olması büyük önem taşıyor" şeklinde konuştu. "Sektör temsilcilerinin görüşleri alınmalı" Güngör, "Turizm, istihdama ve döviz gelirine doğrudan katkı sağlayan stratejik bir sektördür. Bu nedenle yeni düzenlemeler yapılırken sektör temsilcilerinin görüşleri mutlaka dikkate alınmalı, işletmelerimizin rekabet gücünü zayıflatacak uygulamalardan kaçınılmalıdır. Turizm bölgelerinde sürdürülebilir işletmeciliği destekleyen politikalar öncelikli olmalıdır. Turizm gelir getirir, ancak maliyetlerin aşırı arttığı bir ortamda bu gelir sürdürülebilir olmaz. Bizler sektörün sorunlarını yakından biliyoruz ve çözüm için elimizden geleni yapıyoruz. Bu tür ek maliyetler, özellikle küçük işletmelerimizin dayanma gücünü olumsuz etkiler" ifadelerini kullandı.
Başkan Erdoğan meclis üyelerine "Biz bir aileyiz" diye seslendi
07 Kasım 2025 Cuma - 17:15 Başkan Erdoğan meclis üyelerine "Biz bir aileyiz" diye seslendi Denizli Ticaret Odası (DTO), kasım ayının olağan meclis toplantısını yaptı. Kısa bir konuşmayla, meclis üyelerini iş dünyasının genel gidişatı, beklentileri ve gündemi hakkında bilgilendirdi. Son dönemdeki faaliyetleri ile hizmetlerini anlattı; projelerindeki son durumu aktardı. Faiz indirimi döngüsünün devam etmesinin, iş dünyasının finansal açıdan önünü görmesi adına olumlu bir adım olduğunu ve iş dünyası olarak bu indirimlerin özel bankaların faiz oranlarına da yansımasını beklediklerini vurguladı. Başkan Erdoğan, toplantı sonrasında ise "Biz büyük bir aileyiz. Kentimizin emektar seçkin iş insanlarının toplandığı meclisimiz ile şehrimizin, sektörlerimizin ve üyelerimizin geleceğe hazırlanması, kalkınması ve daha güçlü bir hale gelmesi için el birliği ile çalışmaya devam edeceğiz" dedi. DTO’nun aylık olağan meclis toplantısı, Meclis Başkanı Salih Sarıkaya’nın idaresinde gerçekleştirildi. DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, artan maliyetler, yüksek faiz ve zayıf kalan iç talep ile ihracatta oluşan rekabet kaybının, KOBİ’leri ciddi biçimde zorladığına dikkat çekti. Faiz indirimi döngüsünün devam etmesinin, iş dünyasının finansal açıdan önünü görmesi adına olumlu bir adım olduğunu, iş dünyası olarak bu indirimlerin özel bankaların faiz oranlarına da yansımasını beklediklerini söyledi. Başkan Erdoğan, konuşmasında ihracat ile ticarette öncü göstergeler olarak kabul edilen konut satışları ile karşılıksız çek verilerine de değindi. Erdoğan, "Denizli olarak sektörler bazında ilk 10 aylık dönemdeki ihracatımıza baktığımızda, lokomotif sektörlerimiz olarak gördüğümüz tekstil ve ham maddelerinde yüzde 2,14, hazır giyim ve konfeksiyonda da yüzde 2,06’lık bir azalma var. Diğer öne çıkan sektörlerimizden elektrik ve elektronikte yüzde 17,56, demir ve demir dışı metallerde yüzde 14,31, madencilik ürünlerinde yüzde 9,78, çelikte ise yüzde 3,86 artış var. Öte yandan, iş dünyasının genel gidişatının öncü göstergelerinden biri olarak kabul edilen karşılıksız çek sayısı, şehrimizde eylül ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 36,94 azaldı. Karşılıksız çekler, tutar olarak da yüzde 21,46 azaldı. Aynı ayda konut satışları ağustosa göre yüzde 9,55 arttı. Geçen yılın aynı ayına göre de yüzde 6,96 arttı. İlk 9 aylık dönemdeki konut satışlarına baktığımızda da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15,2’lik bir artış görüyoruz" diye konuştu. "Üye sayımızı, 1 yılda yüzde 4,39 artırdık" Başkan Erdoğan ayrıca, Denizli Ticaret Odası’na geçen ay 158 üye kaydettiklerini ve ekimin sonu itibarıyla, 23 bin 281 üyeye ulaştıklarını açıkladı. Erdoğan, "Son 1 yılda, toplam üye sayımızı %4,39 artırdık; 978 yeni üye kazandık. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’mizin verilerine göre, yılın ilk 9 ayında kurulan 229 gerçek kişi statüsündeki işletmemizle de iller arasında 15’inci sırada yer aldık" dedi. Başkan Erdoğan bu arada, DTO olarak yılın ilk 10 ayında 683 sayısal takograf ile 509 K belgesi verdiklerini, bunların yanında da 227 iş makinasının tescilini onayladıklarını, 235 kapasite raporu, 36 ekspertiz raporu ve 11 yerli malı belgesi ile 3 de levhaya kayıtlı sigorta acentesi belgesi talep edildiğini ve odalarına gelen 5.711 evrak karşılığında 23.191 evrak düzenlediklerini ifade etti. "Heimtextil’e hazırız" Fuarlarla ilgili ısrarlı çalışmalarının başarılı bir şekilde devam ettiğini de anlatan Başkan Erdoğan, "Çok şükür her geçen gün organizasyonlarımız daha büyük ilgi görüyor. Son bir aylık dönemde 100 üyemizi yolladığımız iki önemli organizasyonumuz Almanya’daki Anuga 2025 gıda ve İçecek Fuarı ile Türkiye’nin Çin ile ticaretini belirleyen 138’inci Canton 2025 Sonbahar Çin İthalat ve İhracat Fuarı’nın ardından Heimtextil’e hazırlanıyoruz. Polonya’da bu yıl 32’ncisi gerçekleştirilecek Uluslararası Horeca Ticaret Fuarı’nda da çevrim içi ikili görüşmeler yapılacak. Bu görüşmelere, 16 ülkeden sektör temsilcileri katılacak. Organizasyona katılım üyelerimize ücretsiz. Toplantılar, 5 kasımda başladı; 20 kasımda sona erecek. Fuarlara katılmak, üreticilerimizin dünya pazarlarında görünürlüğünü artırıyor ve üyelerimize yeni iş bağlantılarının kapısını aralıyor. Onun için işletmelerimizin bu tür organizasyonlara katılmalarını her zaman destekliyoruz" dedi.
Coğrafi işaretli Kazak fasulyesinde ilk hasat festivali yapıldı
07 Kasım 2025 Cuma - 17:02 Coğrafi işaretli Kazak fasulyesinde ilk hasat festivali yapıldı Manyas Kültür ve Turizm Derneği’ nin düzenlediği 1. Kazak fasulyesi hasat festivali kırsal Kocagöl Mahallesi’nde gerçekleştirildi. 1700’lü yıllarda Çarlık Rusyası’nda kendilerine zulmedilen Kazaklar Türkiye’ye göçerek kırsal Kocagöl (Kazaklar) Mahallesi’ne yerleşmişler. Yanlarında getirdikleri fasulye tohumlarını Manyas Gölü etrafında ekerek yetiştiren Kazaklar 1962 yılında ana vatanlarına geri dönerken, Kazak fasulyesini ise miras bıraktılar. Geçtiğimiz yıllarda coğrafi tescil alan Manyas Kazak fasulyesi için Manyaslılar Kültür ve Turizm Derneği’nce bu yıl ilk kez Kazak fasulyesi hasat festivali gerçekleştirildi. Festival kapsamında sembolik olarak fasulye hasadı yapıldı, mahalledeki kadınlar tarafından fasulyeler ayıklandı, çöpleri alındı. Festivalde bir konuşma yapan Manyaslılar Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Fevzi Karakaş, Kazak fasulyesine coğrafi işaret süreci ve ürünün özelliklerini anlatırken, Belediye Başkanı Ahmet Duru Kazak fasulyesinin tarihçesini anlattı. Balıkesir İl Tarım ve Orman Müdürü Dr. Hüseyin Düzgün ise Balıkesir’in Türkiye’yi doyuran il olduğunu ve dünyayı doyurmaya aday olduğunu söylerken, 2024 üretimi için Balıkesir’deki çiftçilerin almış oldukları desteğin 6 milyar lira olduğunu belirtti. Türkiye’de örnek, bölgede de lider olacak pozisyona gelmek için çalışacaklarını söyleyen Düzgün, Balıkesir il genelinde 6 bin dekar fasulye ekiminin yapıldığını vurguladı. Manyas Kaymakamı Mustafa Salih Bayram ise konuşmasında, "Çiftçilerimizle, teyzelerimizle konuştuk, bu ürünümüzü Türkiye’ye tanıtmamız lazım, coğrafi işaret alma konusunda biraz geç kalmışız. Bunu basınımızla birlikte inşallah geniş kitlelere tanıtırız" dedi. Daha sonra konuklara ve mahalle halkına güveçte Kazak fasulyesi ve pirinç pilavı ikramı yapıldı. Festivale Gönen Belediye Başkanı İbrahim Palaz, Balıkesir Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Çetin, ilçe protokolü ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Bakan Kacır: "2030 hedefimiz 100 bin teknoloji girişiminin bu topraklarda doğması"
07 Kasım 2025 Cuma - 16:11 Bakan Kacır: "2030 hedefimiz 100 bin teknoloji girişiminin bu topraklarda doğması" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Türkiye’nin Teknoparklarının sayısını 2’den 113’e yükselttik. Teknoparklarda faaliyet gösteren girişimlerin sayısını 56’dan 12 bine çıkardık. Bugün Türkiye 310 bin kişilik dev bir AR-GE insan kaynağı adeta ordusuna sahip. Türkiye artık yüksek teknoloji, orta yüksek teknoloji üretiminde kurduğu bütün bu altyapıların neticelerini almaya başlayan bir ülke. 2030 hedefimiz 100 bin teknoloji girişiminin bu topraklarda doğması, büyümesi ve Türkiye’nin milyar dolar değeri aşan unicorn ve turcornlarının toplam değerinin 100 milyar doları aşması" dedi. Bakan Kacır, Bilişim Vadisi GO İstanbul Açılış Programı’na katıldı. Burada konuşan Kacır, "Türkiye’nin hangi köşesinde olsak, hangi şehrini ziyaret etsek gündemimiz değişmiyor. Sanayi, teknoloji ama çokça da girişimcilik konuşuyoruz. Çünkü inanıyoruz ki; girişimcilik, milli teknoloji hamlesinin en önemli unsuru. Dün Hakkari ve Şırnak’taydık. Orada üniversitelerimizde kuracağımız Milli Teknoloji Atölyelerinin, yine şehirlerimizde inşa edeceğimiz Bilim Merkezlerinin müjdesini paylaştık. İstanbul’dayız, teknolojinin, girişimciliğin kalbinin attığı şehirdeyiz. Avrupa’nın en önemli girişimcilik merkezlerinden birindeyiz. Bugün sabah saatlerinde bir Teknopark açılışı gerçekleştirdik. Şimdi de İstanbul’un en büyük girişimcilik merkezlerinden birinin açılışı için bir aradayız. Bu heyecanlı yolculukta sizlerle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu yolculuk Türkiye’nin tam bağımsızlık yolculuğu. Türkiye’nin Türkiye Yüzyılı’nı kendi ayaklarının üstünde inşa etme yolculuğu. Kritik teknolojileri kendi imkanlarıyla üretme, geliştirme, rekabetçi şekilde dünyaya sunabilme yolculuğu. Girişimcilik ekosistemini büyütme ve kalkınma hikayesine yeni sayfalar ekleme yolculuğu. Biz bu yolculukta hep beraber bugüne kadar büyük işler başardık" ifadelerini kullandı. "Yüksek ürün ihracatımız 108 milyar dolara erişti" Türkiye’deki teknoloji girişimleri hakkında bilgi veren Bakan Kacır, "Türkiye’nin Teknoparklarının sayısını 2’den 113’e yükselttik. Teknoparklarda faaliyet gösteren girişimlerin sayısını 56’dan 12 bine çıkardık. Bugün Türkiye 310 bin kişilik dev bir AR-GE insan kaynağı adeta ordusuna sahip. Türkiye artık yüksek teknoloji, orta yüksek teknoloji üretiminde kurduğu bütün bu altyapıların neticelerini almaya başlayan bir ülke. 2002’ye döndüğümüzde 10 milyar dolar olan teknoloji seviyesi yüksek ürün ihracatımız şimdi 108 milyar dolara erişti. Bu başarı hikayesi Türkiye’nin müteşebbisleri sayesinde bugünlere geldi. Bizlerde en önemli ödevimizin, görevimizin onların önünü açmak varsa önlerindeki engelleri kaldırmak olduğu inancıyla hareket ettik. Bugün attığımız bu adım da yine bu inancın, bu yaklaşımın bir neticesi ve bir tezahürü aslında. Bilişim Vadisi Gebze’de devasa bir kampüse sahip. Tabii 113 Teknoparkımız içinde Bilim Vadisi’nin ayrı bir misyonu var. Bakanlık olarak TÜBİTAK, Türk Patent, KOSGEB, TSY gibi bakanlığımızın ilgili kurumlarının doğrudan paydaş olduğu bir Teknoparktan söz ediyoruz. Biz de istiyoruz ki; Bilişim Vadisi bu misyonunu ekosisteme öncülük, liderlik ederek icra etsin" şeklinde konuştu. "Girişimciliği desteklemek için aslında ekosistemin tüm bileşenlerini harekete geçirmeliyiz" Bakan Kacır, "Biliyoruz ki; girişimciliği desteklemek için aslında ekosistemin tüm bileşenlerini harekete geçirmeliyiz. Bunların bir unsuruz şüphesiz ki finansman meselesi. Çünkü teknolojik girişimleri çoğunlukla borçlanma enstrümanlarıyla büyüme imkanına sahip olmayan yapılar, çokça banka kredilerinden bahsediyoruz. Şu bir gerçek ki; bankacılık sistemleri her ne kadar biz değişmesini arzu ediyor olsak da sadece Türkiye’de değil bütün dünyada teminat esaslı çalışan bir borçlanma mekanizması yatırımlara sunuluyor. Dolayısıyla girişimcilerimiz bankaların kapısını çalıp, onlardan kredi talep ettiklerinde çoğunlukla o kredilerin karşısında hangi teminatları sunacakları soruluyor. Teminat beklentisi de çoğunlukla tapunuz var mı, eviniz, arabanız var mı gibi oluyor. Dolayısıyla geleneksel bankacılık borçlanma enstrümanları, kredi enstrümanları teknolojik girişimlerin büyümesi için en öncelikli unsurlar değil. Teknoloji girişimlerinin büyümesi için sermaye ortaklığı enstrümanlarının gelişmesi, büyümesi çok değerli. Girişim sermayesi fon mekanizmalarının güçlenmesi, büyümesi önemli. Bu anlayışla son yıllarda biz girişim sermayesi fonlarını güçlendirecek çok sayıda iş yaptık. Bilim Vadisi öncü bir Teknopark olarak kendi girişim sermayesi fonunu kurdu, büyüttü. O fona daha sonra KOSGEB ve diğer paydaşlar da katıldılar. O fon aracılığıyla da çok sayıda teknoloji girişimine yatırım yapıldı" diye konuştu. "4,6 milyar TL’lik kamu kaynağıyla 120 milyar TL’lik girişim sermayesi fonunu harekete geçirdik" Kamu kaynaklarıyla yeni nesil adımlar atıldığına dikkat çeken Bakan Kacır, "Biz bir düzenleme yaptık, araştırma geliştirme ekosistemimizde bizim teşviklerimizde büyük ölçüde yararlanan büyük ölçekli şirketlerin elde ettikleri teşviklerin bir kısmını kendilerinden daha küçük daha girişimcilik basamaklarının erken basamaklarında olan şirketlere yönlendirilmesini mecburi hale getirdik. Bu sayede çok sayıda yeni fonun kurulmasını, var olan girişim sermayesi fonlarının büyümesini sağladık. Çünkü artık büyük kurumsal şirketlerimiz her yıl girişim sermayesi fonlarına, doğrudan teknoloji girişimlerine daha fazla yatırım yapmak zorundalar. Sadece o düzenlememizle Türkiye’de 15 milyar TL’ye yakın kaynağın yeni teknoloji girişimlerine büyük şirketlerimiz tarafından aktarılmasını mümkün kılmış olduk. Yine kamu kaynaklarıyla yeni nesil adımlar attık, girişim sermayesi fonları kurduk. 4,6 milyar TL’lik kamu kaynağıyla 120 milyar TL’lik girişim sermayesi fonunu harekete geçirdik. Ve o fonların yaptığı teknoloji girişimleri de toplam 160 milyar TL’lik bir yatırım hacmine eriştiler. Bütün bu adımlarımızın etkisiyle Türkiye’de teknoloji girişimlerine yapılan yatırımlar katlanarak büyüdü. 2019 öncesinde yılda 80 milyon dolar düzeyindeyken ortalama yatırım büyüklüğü, 2020’de itibaren Türkiye’de teknoloji yatırımlarına yapılan yatırımların ölçeği yıllık ortalama 1 milyar dolara geldi" dedi. "Türkiye’nin milyar dolar değeri aşan unicorn ve turcornlarının toplam değerinin 100 milyar doları aşması" 2030 yılı hedeflerine ilişkin Bakan Kacır, "Bizler adım adım 2030 hedeflerimize yaklaşıyoruz. 2030 hedefimiz 100 bin teknoloji girişiminin bu topraklarda doğması, büyümesi ve Türkiye’nin milyar dolar değeri aşan unicorn ve turcornlarının toplam değerinin 100 milyar doları aşması. Bunun için altyapıları geliştirmek, büyütmek çok önemli. İstanbul’un bu yolculukta çok özgün bir yeri var. 208 üniversitemizin 60 üniversitesi İstanbul’da. 113 teknoparkımızın da 20’si İstanbul’da. Bu teknoparklar 3 bin 300’den fazla girişimi ev sahipliği yapıyorlar. Var olanları geliştirmek için yeni adımlar atmayı sürdürüyoruz. Dünyanın en büyük teknoloji gelişim merkezini inşa ediyoruz. Atatürk Havalimanı Terminal binalarında. Terminal İstanbul markasıyla. İnşallah önümüzdeki yıl ilk fazını tamamlayıp hizmete alacağımız Terminal İstanbul Türkiye’nin teknoloji girişimciliği yolculuğunu yeni bir sıçramayla taçlandıracak ve Türkiye sadece Avrupa’nın değil dünyanın en önemli girişimcilik merkezlerinden biri olma yolunda çok büyük bir mesafe kat etmiş olacak" ifadelerini kullandı.
"Erzurum Alışveriş Festivali" başladı
07 Kasım 2025 Cuma - 16:10 "Erzurum Alışveriş Festivali" başladı Erzurum Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen "Erzurum Alışveriş Festivali", Recep Tayyip Erdoğan Fuar Merkezi’nde kapılarını ziyaretçilerine açtı. Erzurum Alışveriş Festivali’nin açılışı için bir tören yapıldı. Şehrin ekonomisine canlılık katması ve üreticiyle tüketiciyi buluşturması hedeflenen "Erzurum Alışveriş Festivali" 7-16 Kasım 2025 tarihleri arasında saat 10.00-22.00’de ziyarete açık olacak. "Yerel ekonomiyi büyütürken; üreticimizi destekliyor" Erzurum’un sosyal ve ekonomik hayatına renk katacak, şehir ticaretine yeni bir soluk kazandıracak bir etkinliğine daha imza attıklarını vurgulayan Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, "Düzenlediğimiz Erzurum Alışveriş Festivali, bir fuardan çok daha fazlasıdır. Bu festival, üreticisiyle tüketicisini, esnafıyla vatandaşını, yerel ekonomiyi ulusal vizyona bağlayan bir gönül köprüsüdür. Festivalimizde tekstilden modaya, hediyelik eşyadan yöresel ürünlere, el sanatlarından ev eşyalarına kadar geniş bir yelpazede alışveriş imkânı sunulacak. Yüzde 75’e varan indirimlerle hemşehrilerimiz için bir fırsat dönemi başlıyor. Ancak bu festival sadece ekonomik bir hareketlilik değil; aynı zamanda birlik, beraberlik ve dayanışma şölenidir Biz, yerel ekonomiyi büyütürken; üreticimizi destekliyor, esnafımıza güç veriyor, tüketicimizi koruyoruz" şeklinde konuştu. Törene, AK Parti Erzurum Milletvekilleri Selami Altınok ve Fatma Öncü, Vali Yardımcısı Mustafa Berk Çelik, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Yakutiye Kaymakamı Tuncay Kaldırım, Yakutiye Belediye Başkanı Mahmut Uçar, AK Parti Erzurum İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu, MHP İl Başkanı Aden Yurdagül ve diğer davetliler katıldı.
Bakan Kacır: "Türkiye’nin yıllık Ar-Ge harcamaları 19,9 milyar dolara yükseldi"
07 Kasım 2025 Cuma - 16:05 Bakan Kacır: "Türkiye’nin yıllık Ar-Ge harcamaları 19,9 milyar dolara yükseldi" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Türkiye yılda 37 milyar doların üzerinde otomotiv ihracatı, 30 milyar doların üzerinde kimya ihracatı ve 28 milyar dolar düzeyinde makine ihracatı olan bir ülke. Türkiye bugün ticari araç üretiminde Avrupa’da bir numara. Türkiye’nin Ar-Ge harcamaları bu dönemde 1 milyar 200 milyon dolardan, yıllık Ar-Ge harcamalarımız, 19,9 milyar dolara yükseldi. dünyanın en büyük Startup merkezi, teknoloji girişimciliği merkezi, Terminal İstanbul markasıyla Atatürk Havalimanı’nda inşallah kurulmuş olacak ve inşallah birinci fazın açılışını da 2026’da gerçekleştireceğiz" dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İstanbul’da Altınbaş Üniversitesi 2025-26 Akademik Yılı Açılışı ve Altınbaş Teknopark Açılış Töreni’ne katıldı. Türkiye’nin son 22 yıllık dönemdeki Ar-Ge faaliyetlerine değinen Bakan Kacır, "Türkiye’nin Ar-Ge harcamaları bu dönemde 1 milyar 200 milyon dolardan, yıllık 19,9 milyar dolara yükseldi. Milli gelirden Ar-Ge’ye ayırdığımız pay binde 5’ten yüzde 1,46’ya yükseldi. Özel sektör Türkiye’de Ar-Ge’nin öncüsü haline geldi. Toplam Ar-Ge harcamalarının yüzde 29’u özel sektörünken, şimdi yüzde 65’i özel sektör tarafından yapılıyor. Türkiye’nin Ar-Ge insan kaynağı 10 mislini aştı. 2002’de 29 bindi Türkiye’nin Ar-Ge insan kaynağı, geçtiğimiz yıl 310 bine erişti. Türkiye adeta bir Ar-Ge ordusu inşa etmiş oldu" dedi. "Bugünün dünyasında küresel ticaret eskisi kadar serbest değil" Türkiye’nin 2000’li yılların başından itibaren Milli Teknoloji Hamlesi yolculuğuna çıktığını vurgulayan Bakan Kacır, "Milli Teknoloji Hamlesi, Türkiye’nin kritik teknolojilerde tam bağımsız olma yolculuğudur. Bu belki 2000’li yılların başında herkesin çokça kolaylıkla anlayabildiği ya da anlamlandırabildiği bir süreç değildi. Çünkü o dönemlerde küreselleşme, liberal ekonomi, serbest ticaret bugüne kıyasla çok daha güçlü kavramlardı. Teknolojinin yerlisi, teknolojinin millisi olur mu, olmaz mı niçin teknolojinin yerlisinin peşinde olalım ki, en ucuzu, en erişilebilir olanı hangisiyse onu alıp kullanalım" yaklaşımı sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada çok daha fazla geçerliydi. Fakat geride kalan 20-25 yıllık dönemde, özellikle son 10 yılda, bütün bu resim bütün dünyada değişti. Bugünün dünyasında küresel ticaret eskisi kadar serbest değil. Her geçen gün daha fazla korumacılık var. Şimdi artık teknoloji ihracatının da kısıtlandığı, kritik teknolojileri kimsenin kimseyle paylaşmadığı, herkesin kendi topraklarına yeniden üretimi çekmek için çaba gösterdiği başka bir dünya resmiyle karşı karşıyayız" şeklinde konuştu. "Türkiye kendi kritik ihtiyaçlarını kendi imkanlarıyla karşılayan bir ülke olma yolunda gelişme kaydetti" 40 yıla yakın zamandır terörle mücadele ettiklerini ifade eden Kacır, "Bu mücadelemizde ihtiyaç duyduğumuz sistemleri, savunma sanayii ürünlerini, platformlarını müttefik olduğumuz, aynı ittifakın içinde olduğumuz dostlarımızın çoğu zaman bizimle paylaşmadığına, parasını ödediğimiz sistemleri dahi bize vermekten imtina ettiklerine çokça şahit olduk. Dolayısıyla biz anladık ki yani dünyanın bugün anladığını biz daha erken vakitte anladık ki teknolojinin yerlisi, millisi önemli olmanın da ötesinde hayatiymiş. Ancak teknolojik kabiliyetleriniz varsa bütün bu mücadelede ihtiyaçlarınızı görme imkanına sahip olabilirmişsiniz. Bunun yanında teknolojide bağımsız olmaksızın ekonomide bağımsızlık mümkün değil. Ekonomik bağımsızlık olmaksızın da siyasi bağımsızlık mümkün değil. Türkiye bütün bunları erken fark etmiş oldu. Ama 2000’li yıllardan itibaren, Sayın Cumhurbaşkanımızın gerçekten güçlü iradesiyle Türkiye kendi kritik ihtiyaçlarını kendi imkanlarıyla karşılayan bir ülke olma yolunda muazzam bir gelişme kaydetti. Savunma sanayiinin öncülüğünde başlayan Milli Teknoloji Hamlesi, Türkiye’nin hem bağımsızlığını güçlendirdi hem de toplumsal refahının artmasına vesile oldu" ifadelerini kullandı. "Türkiye bugün ticari araç üretiminde Avrupa’da bir numara" Türk sanayisinin bugün pek çok alanda dünyanın en önemli üretim güçlerinden biri olduğunu belirten Kacır, "Türkiye yılda 37 milyar doların üzerinde otomotiv ihracatı olan bir ülke artık. 30 milyar doların üzerinde kimya ihracatı olan bir ülke. 28 milyar dolar düzeyinde makine ihracatı olan bir ülke. Türkiye bugün ticari araç üretiminde Avrupa’da bir numara. Demir çelik üretiminde Avrupa’da bir numara. Güneş paneli üretiminde Avrupa’da bir numara. Askeri sınıf insansız hava aracı üretiminde dünyada bir numara. Dolayısıyla büyük bir üretim gücüyüz. Özellikle 2002 ile bugünü kıyasladığımızda her alanda üretim kapasitemizi artırdığımızı, kimi alanlarda 2 misli, 3 misli, kimi alanlarda 10-15 misli daha fazla üretim ve ihracat yapabilen bir ülke olmayı başardığımızı görüyoruz. Türkiye’de 2000’li yılların başında otomobil fabrikaları vardı ama yılda yapılan otomobil üretimi yaklaşık 350 bin düzeyindeydi. Geçtiğimiz yıl Türkiye’de 1 milyon 400 bin araç üretildi. Türkiye’de beyaz eşya üretimi yine vardı ama yılda 6 milyon adet düzeyindeydi. Geçtiğimiz yıl Türkiye’de 32 milyon beyaz eşya üretildi. Demir çelik üretimi aynı dönemde 2 mislini aştı. Bütün sektörlere baktığımızda Türkiye’nin 2002’den bu yana muazzam bir gelişmeyle üretim kapasitesini büyüttüğünü görmemiz mümkün" dedi. "Türkiye’nin Ar-Ge harcamaları 1 milyar 200 milyon dolardan yıllık 19,9 milyar dolara yükseldi" Türkiye’nin ihracat rakamlarına değinen Kacır, "2002 yılında Türkiye’de yüksek ve orta yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracatı 10 milyar dolar düzeyindeydi. Son 12 ayda Türkiye 109 milyar dolara yakın yüksek ve orta yüksek teknolojili ürün ihracatı gerçekleştirdi. 11 misline çıktı Türkiye’nin yüksek ve orta yüksek teknolojili ürün ihracatı. Son 15 yılda bütün diğer ürün gruplarıyla mukayese ettiğimizde Türkiye’yi esas sürükleyenin, teknoloji seviyesi yüksek ürünlerde üretim kabiliyetini artırmak olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla Türkiye’nin bütün bu hikayesinin arkasında aslında son 22 yıllık dönemde Ar-Ge’de elde ettiğimiz kabiliyetler var. Türkiye’nin Ar-Ge harcamaları bu dönemde 1 milyar 200 milyon dolardan, yıllık 19,9 milyar dolara yükseldi. Milli gelirden Ar-Ge’ye ayırdığımız pay binde 5’ten yüzde 1,46’ya yükseldi. Özel sektör Türkiye’de Ar-Ge’nin öncüsü haline geldi. Toplam Ar-Ge harcamalarının yüzde 29’u özel sektörünken, şimdi yüzde 65’i özel sektör tarafından yapılıyor. Türkiye’nin Ar-Ge insan kaynağı 10 mislini aştı. 2002’de 29 bindi Türkiye’nin Ar-Ge insan kaynağı, geçtiğimiz yıl 310 bine erişti. Türkiye adeta bir Ar-Ge ordusu inşa etmiş oldu" şeklinde konuştu. "Atatürk Havalimanı, Terminal İstanbul ile teknoloji girişimciliğinin kalbi olacak" Teknoloji girişimlerinin dünyayı hızla dönüştürdüğünü vurgulayan Kacır, "Bugün dünyada hakkında konuştuğumuz yeniliklerin pek çoğu 5, 10, 20 yıl içinde kurulmuş şirketlerden doğdu, ortaya çıktı ve dünyaya sunuldu. Bugün pek çoğumuzun telefonunda artık uygulama olarak bulunan yapay zeka programlarını yapan şirketlerin ismini çoğumuz 10 yıl önce bilmiyorduk. 10 yıl önce bu şirketlerin çoğu da yoktu. Dolayısıyla bu yenilikle yeni girişimler arasında çok güçlü bir ilişki var. Biz bu konuda aslında şanslı bir ülkeyiz. Çünkü şöyle çok genel bir istatistik de var dünyada: Yeniliği gençler doğuruyor. Yenilikleri gençler oluşturuyor. Biz de bu anlayışla teknoloji girişimciliğini güçlendirmek, büyütmek için gayret gösteriyoruz. Bir yandan bütün mevzuatımızı, regülasyonumuzu girişimci dostu haline getiriyoruz. Eski terminal binalarının tamamını Teknopark ilan ettik ve dünyanın en büyük Startup merkezi, teknoloji girişimciliği merkezi, Terminal İstanbul markasıyla Atatürk Havalimanı’nda inşallah kurulmuş olacak ve inşallah birinci fazın açılışını da 2026’da gerçekleştireceğiz" diyerek sözlerini tamamladı.