Son Dakika
|
Trump: "(İran) Onlar için olabilecek en iyi şey, bizim ateşkesi yürürlükte tutmamızdır"
DÜNYA
Zuhal Böcek’in ifadeleri ortaya çıktı
Antalya Büyükşehir iştiraki ANSET’e operasyonda 14 şüpheli tutuklandı
Başakşehir’de akaryakıt istasyonunda tekmeli yumruklu kavga
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez Ankara’dan ayrılıyor
İtalya’da şampiyon Inter
Uşak’ta 7 aracın karıştığı zincirleme kaza: 4 ölü, 34 yaralı
Gaziantep'te sağanak: Çatılar uçtu, ağaçlar devrildi, araçlar suya gömüldü
Diyarbakır’da şampiyonluk kutlamalarında 11 yaralı, 10 gözaltı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Trump: "(İran) Onlar için olabilecek en iyi şey, bizim ateşkesi yürürlükte tutmamızdır"
Merz: "Tahran müzakere masasına dönmeli, bölgeyi ve dünyayı rehin almaktan vazgeçmeli"
Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Vershinin’den Anıtkabir’e ziyaret
Gaziantep’te eğitime fırtına engeli
CENTCOM Komutanı Cooper’dan İran’a ABD ordusundan uzak durması uyarısı
İnegöl’de sular altında kalan araziler havadan görüntülendi
Ankara İl Emniyet Müdürü Maksut Yüksek düzenlenen törenle görevine başladı
EKONOMİ
Vezirköprü OSB’de yatırım süreci: Firmaların talepleri ve projeler değerlendirildi
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 21:15:38
Samsun’un Vezirköprü ilçesinde yapımı ve gelişim süreci devam eden Karma Organize Sanayi Bölgesi’nde(OSB) yürütülen çalışmalar, düzenlenen müteşebbis heyeti toplantısında ele alındı. Toplantıya başkanlık eden Samsun Valisi Orhan Tavlı, bölgenin yatırım ve istihdam açısından taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti. Vezirköprü Orman İşletme Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen toplantıda OSB’de gelinen son durum hakkında bilgilendirme yapıldı. Firmalardan gelen talepler değerlendirilirken, bölgenin karayolu bağlantı güzergahı ile yol genişletme çalışmalarına ilişkin süreç de masaya yatırıldı. Arsa satış ve tahsislerinde yatırımcıya kolaylık sağlanması amacıyla taksit süresinin 12 aydan 24 aya çıkarılması önerisi de görüşülen başlıklar arasında yer aldı. Toplantıda ayrıca OSB’nin içme ve kullanma suyu ihtiyacının karşılanmasına yönelik Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen su isale hattı çalışmaları kapsamında planlanan depo projesi ele alındı. Küçük imalat ve tamirat alanlarının oluşturulmasına yönelik planlamalar da değerlendirildi. Toplantının ardından Vali Orhan Tavlı, beraberindeki heyetle birlikte Vezirköprü Karma Organize Sanayi Bölgesi sahasında incelemelerde bulundu. Heyet, ilçenin tarım ve hayvancılık potansiyelini geliştirmesi hedeflenen Tarıma Dayalı İhtisas Besi OSB öneri alanını da yerinde inceledi. Program kapsamında ayrıca yapımı devam eden İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün yeni hizmet binasında incelemelerde bulunularak çalışmalar hakkında bilgi alındı.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 19:31
Emine Sabancı Kamışlı, EGİAD Dönüşüm Sahnesi’nde İzmir iş dünyasıyla buluştu
Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), iş dünyasının dönüşüm ajandasına yön veren liderleri üyeleriyle buluşturduğu "EGİAD Dönüşüm Sahnesi" etkinlik serisinin yeni buluşmasını İzQ İnovasyon Merkezi’nde gerçekleştirdi. İş dünyasında güçlü liderliği ve sosyal etki odaklı yaklaşımıyla öne çıkan ESAS Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emine Sabancı Kamışlı’nın konuk olduğu etkinlikte, toplumsal dönüşüm, fırsat eşitliği ve sürdürülebilir sosyal etki modelleri çok paydaşlı bir perspektifle ele alındı. Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, günümüz iş dünyasında dönüşümün yalnızca teknolojik ya da ekonomik bir başlık olmadığını vurgulayarak, "İçinde bulunduğumuz dönem, sıradan bir değişim süreci değildir. Dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve toplumsal ihtiyaçların kesişiminde şekillenen çok katmanlı bir dönüşüm çağındayız. EGİAD olarak bu süreci ‘Üçüz Dönüşüm’ yaklaşımıyla ele alıyor; yalnızca izleyen değil, dönüşüme yön veren bir iş dünyası olmayı hedefliyoruz" dedi. Özhelvacı, gerçek dönüşümün insanı merkeze alan, fırsat eşitliğini güçlendiren ve toplumsal fayda oluşturan bir anlayışla mümkün olabileceğini ifade etti. EGİAD’ın kurumsal yapısına ve etkisine de değinen Özhelvacı, "EGİAD, 35 yılı aşan kurumsal hafızasıyla yalnızca bir iş dünyası örgütü değil; toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket eden, değer üreten ve dönüşüme liderlik eden bir yapıdır. Biz burayı aynı zamanda bir liderlik okulu olarak konumlandırıyoruz" diye konuştu. Dönüşüm Sahnesi: İlham veren liderlik platformu EGİAD Dönüşüm Sahnesi’nin vizyonuna da değinen Özhelvacı, bu platformun yalnızca deneyim aktarımı değil, aynı zamanda bir etkileşim ve ilham alanı olduğunu vurgulayarak, "Bu sahne, genç iş insanlarının yeni bakış açıları kazandığı, kendi kurumlarında ve toplumda dönüşüm yapma cesareti bulduğu bir platformdur. Amacımız, başarı hikâyelerinin ötesine geçerek gerçek dönüşüm hikâyelerini görünür kılmaktır" diye konuştu. Kaan Özhelvacı, Esas Sosyal’in iş dünyası için önemli bir referans modeli olduğuna da dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Gençlerin istihdama katılımı yalnızca bireysel bir başarı değil; aynı zamanda ekonomik kalkınmanın ve sosyal adaletin temelidir. Esas Sosyal’in ortaya koyduğu model, iş dünyasına güçlü bir sorumluluk çağrısıdır. Diliyoruz ki bu buluşma; yeni iş birliklerine, yeni gönüllülere ve daha fazla gencin hayatına dokunacak sürdürülebilir projelere zemin hazırlasın. Çünkü gerçek dönüşüm, birlikte hareket ettiğimizde mümkün." EGİAD bu etkinin bir parçası EGİAD’ın Esas Sosyal programıyla doğrudan temas halinde olduğuna dikkat çeken Özhelvacı, derneğin bu sosyal etki modelini yalnızca gözlemleyen değil, uygulayan bir paydaş olduğunu vurgulayarak, "EGİAD olarak Esas Sosyal’in oluşturduğu etkinin içindeyiz. Program kapsamında iki genç arkadaşımızı istihdam ederek bu dönüşümün somut çıktısına birebir tanıklık ediyoruz. Bu deneyim, sosyal etkinin gerçek gücünü bize doğrudan gösteriyor" dedi. Toplumsal dönüşümün güçlü modeli: Esas Sosyal Etkinliğin ana odağını oluşturan Esas Sosyal, gençlerin eğitimden istihdama geçiş süreçlerini destekleyen ve fırsat eşitliği temelinde şekillenen yapısıyla öne çıktı. Emine Sabancı Kamışlı, Esas Sosyal programlarının ortaya çıkış hikâyelerini, gelişim süreçlerini ve oluşturduğu etkileri katılımcılarla paylaştı. Emine Sabancı Kamışlı: "Her dört gencin biri işsiz" Emine Sabancı Kamışlı’nın İzmir’de katıldığı etkinlikte, iş dünyası sosyal etki odağında buluştu ve genç istihdamında fırsat eşitliği vurgulandı. Sabancı Kamışlı, "Bugün bir genç mezun olduktan sonra 15 ay işsiz kalıyor. Bu bir sosyal problemdir ve biz bu problem için çalışıyoruz" dedi. Etkinlikte ESAS Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emine Sabancı Kamışlı Esas Sosyal’i, "Bugün 5 kıtada bir sürü ortakla el ele yürütüyoruz. Esas Sosyal adına 2015 senesinde baktık ki yapmamız gereken en önemli şeyleri yapmışız. Hangi alana odaklanacağımıza ve kimlerle yapacağımıza o sene karar verdik. Takımımızı etkili ve yetkin kurduk. Yapacağımız şeyin bir heves değil, sürdürülebilir bir iş olması lazım dedik. Sosyal yatırım diğer yatırımlardan farklıdır. Sosyal yatırımda hata yaparsan umudu etkilersin. Biz Esas Sosyal’i diğer işlerimize olan bakış açımızla kurduk. Esas Sosyal vakıf veya dernek değil, bir sosyal yatırım birimi. Kıt kaynakları israf etmeye gerek yok. Biz halihazırda var olan vakıflarla, derneklerle ve özel sektör kurumlarıyla iş birliği içinde çalışıyor, el ele veriyoruz" diye konuştu. "Düşünce lideri olduk" Sabancı Kamışlı, "Biz yurt dışında ülkemizi tanıtırken ‘Türkiye’nin şahane gelişmiş genç nüfusu var’ diyoruz. Bu yüzden gençler için bir şey yapalım diyerek işe koyulduk. Üniversite eğitimini tamamlamış ancak fırsat eşitsizliğine maruz kalmış gençlere yönelik çalışmalar yapalım ki onlar hayal edebilsin dedik. Bu çalışmaların ardından hayata geçirdiğimiz Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat, Hayırlı Sabancı Desteğiyle İngilizce Fırsatım ve Mezun Programlarıyla biz bir düşünce lideri olduk. Önemli olan bağış yapmak değildir, bir araya getirebilmektir. Bu bir araya gelişlerin sonucunda programların etrafında aralarında sivil toplum ve özel sektör kurumlarının da olduğu güçlü bir ekosistem oluştu" dedi. "İstihdama geçişte fırsat eşitsizliğine maruz kalan üniversite mezunu gençlerimiz için işe geçişini kolaylaştırdık" diyen Sabancı Kamışlı, "Bugün bizim programımızda işsizlik oranı yüzde 1. Program dışındaki bir genç ise mezun olduktan sonra 15 ay işsiz kalıyor. Her dört gencin biri işsiz. Bu bir sosyal problemdir. Biz bu problem için çalışıyoruz. Sosyal yatırım anlayışıyla geri dönüşümün faydası paha biçilemez" ifadelerini kullandı. "Bugün sosyal yatırım modellerimizle ulusal ve uluslararası ödüller alıyoruz" diyen Sabancı Kamışlı, "Esas Sosyal ilk kurulduğunda 15 genç ile başlayan yolculuğumuzun bugün 5 bini aşkın kişi ve kurumdan oluşan geniş bir ekosisteme evrilmesi bizi mutlu ediyor. Paylaşımcı bakış açısıyla hayata geçirdiğimiz programların etrafında 55 STK ve 70 Kurumsal Destekçimiz var. Gelen her bir fikir, bir iyilik daha oluşturuyor. Hepimiz emanetçiyiz önemli olan senden sonra yıllar boyunca yaşaması" diyerek sözlerini tamamladı. Çok paydaşlı iş birliği ile sürdürülebilir etki Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen panelde Esas Sosyal Direktörü Özlem Akgün Eşmeler moderatörlüğünde İnci Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ece Elbirlik Ürkmez, Sadık Ventures Kurucusu Canberk Mersin, Koruncuk Vakfı Kaynak Geliştirme Müdürü ve Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat 4. Dönem Mezunu Hacer Yıldırım Gündüz’ün katılımıyla sosyal etki ekosistemi çok yönlü olarak ele alındı. Panelde iş dünyası, sivil toplum ve girişimcilik ekosisteminin birlikte hareket etmesinin sürdürülebilir ve ölçülebilir toplumsal fayda oluşturmadaki kritik rolü vurgulandı.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:49
UİB, Nisan ayında 4 milyar 18 milyon 719 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi
Uludağ İhracatçı Birlikleri’nin (UİB) 2026 yılı Nisan ayı ihracatı, 4 milyar 18 milyon 719 bin dolar olarak gerçekleşti. UİB’in2026 Nisan ayı ihracat rakamları açıklandı. Nisan ayındaki ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 24 oranında artarak 4 milyar dolar olanUİB’in, yılın ilk dört ayındaki ihracat tutarı da yüzde 10’luk artışla 14 milyar 351 milyon 207 bin dolar olarak gerçekleşti. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’nin (OİB) Nisan ayında ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25,2 oranında artarak 3 milyar 447 milyon 241 bin dolar olarak gerçekleşirken, bu yılın dört aylık dönemindeki ihracat toplamı da yüzde 10,7’lik artışla 12 milyar 301 milyon 424 bin dolara ulaştı. Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği’nin (UTİB), Nisan ayı ihracatı yüzde 19 oranında artarak 117 milyon 175 bin dolar olarak gerçekleşirken, 2026’nın ilk dört ayındaki ihracat toplamı ise 418 milyon 440 bin dolara ulaştı. Nisan ayı ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15 oranında artarak 79 milyon 896 bin dolar olan Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin (UHKİB), 4 aylık ihracatı toplamı ise 270 milyon 234 bin dolar seviyelerinde gerçekleşti. Nisan ayında 17 milyon 712 bin dolar ihracat yapan Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin (UMSMİB), 2026 yılının ilk dört aylık ihracatı ise 69 milyon 968 bin dolar düzeyinde gerçekleşti. Nisan ayında geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 33’lük artışla 10 milyon 622 bin dolar ihracat gerçekleştiren Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB), 4 aylık dönemde toplam 48 milyon 176 bin dolarlık dış satışa imza attı.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:38
Kırsalda süt üreticilerinin emeği kazanca dönüşüyor
Erzurum’un önemli tarım ve hayvancılık merkezlerinden biri olan İspir’de kırsal kalkınmayı güçlendirecek önemli bir proje hayata geçiriliyor. İspir Belediyesi tarafından hazırlanan ve Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA) tarafından desteklenen "Kırsalda Süt Üreticilerinin Emeği Kazanca Dönüşüyor" projesi, kırsal mahallelerde faaliyet gösteren süt üreticilerinin emeğini ekonomik değere dönüştürmeyi hedefliyor. Yaklaşık olarak 9 milyon 500 bin TL bütçeye sahip proje, ilçedeki süt üretim altyapısını güçlendirerek sütün hijyenik koşullarda toplanması, muhafaza edilmesi ve pazara ulaştırılmasını sağlayacak. Proje ile birlikte üreticilerin gelir seviyesinin artırılması, süt kalitesinin yükseltilmesi ve kırsal ekonominin sürdürülebilir şekilde büyümesi amaçlanıyor. Uzmanlar tarafından kırsal kalkınma açısından önemli bir model olarak değerlendirilen proje, aynı zamanda yerel yönetimlerin üretime dayalı kalkınma stratejilerinin sahadaki güçlü örneklerinden biri olarak gösteriliyor. İspir Belediye Başkanı Ahmet Coşkun, İspir’in kalkınma stratejisini turizm, tarım ve hayvancılık ekseninde şekillendirdiklerini belirterek üretime dayalı projelerin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal dönüşümün de anahtarı olduğunu ifade etti. "Toprağımızı işleyen çiftçimiz, İspir’in gerçek hazinesidir. Üretime verilen her destek aslında geleceğe yapılan bir yatırımdır. İlçemizin ekonomik kalkınmasının tarım ve hayvancılıktan başka alternatifi olmadığını biliyoruz. Bu nedenle göreve geldiğimiz günden bu yana üretime dayalı projeleri öncelikli gündemimiz haline getirdik" diyen Coşkun, belediye yönetim anlayışlarını "Birlikte Yönetim - Bütüncül Yaklaşım" ilkesi üzerine kurduklarını belirterek kamu kurumları, üreticiler ve yerel paydaşlarla güçlü bir iş birliği içinde çalıştıklarını dile getirdi. Soğuk zincir süt projesiyle başlayan dönüşüm hikâyesi projenin başlatılması ve sürdürülmesi konusunda büyük emek veren Başkan Coşkun; projenin öncesi ve gelinen mevcut durumu hakkında bilgi vererek projenin bölge ve bölge halkı için önemini şu ifadeler ile anlattı; "Bizim önceliğiniz her zaman vatandaşımızın memnuniyetini ve yaşam kalitesinin artması üzerine olmuştur. Bunun içinde halkımızın istek ve taleplerini dinleyerek ilçemizin potansiyelini ortaya çıkaracak, geleceğe değer katacak projeleri hayata geçirmek olmuştur. İlçemizin en büyük potansiyeli de tarım ve hayvancılık üzerinedir. Bizlerde bu mevcut potansiyelini açığa çıkarmak ve katma değere dönüştürmek üzere çalışmalar başlatarak "Soğuk Süt Zincir Projesini" ilçemizde çiftçilerimiz ve halkımız ile buluşturduk. Projenin ilk aşamasında ilgili müdürlük ve personelimiz ile proje stratejimizi belirlemek üzere 101 mahallemizi ziyaret edip çiftçilerimizi, üreticilerimizi ve hayvan sayılarımızı belirledikten sonra onların istek, talep ve sorunları üzerine bir çalışma planı hazırladık. İlk aşama 1 süt aracı ile 5 mahalleden süt toplamaya başladık. Daha sonra Çörmeli bölgesi diye adlandırdığımız 26 mahallemize eşit uzaklıkta bir merkezde süt toplama merkezi kurarak burayı hem toplama alanı hem de makine ikmal alanı olarak belirledik. Daha sonra Erzurum Ticaret Borsası ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile mahallelerimize ve çiftçilerimize süt toplama tankı ve süt sağım makineleri dağıtımını sağladık. İlgili birim müdürlüklerimiz tarafından mahallelerde örgütleme ve bilinçlendirme çalışmaları yaparak projenin sürdürülmesini sağladık. Daha sonrası süt toplama aracını 5 e yükselterek toplamda süt topladığımız mahalleleri 35 e çıkarttık ve yaklaşık olarak 200 üreticimizden süt alım yaparak yaklaşık olarak her yıl ortalama 200 ton sütün üreticilerden alınarak mandıralara ulaşımını sağladık. Geldiğimiz nokta itibari ile Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı KUDAKA ya sunmuş olduğumuz proje kapsamında 10 farklı mahallemizde süt toplama alanı kurarak sütün daha hijyenik korunması ve muhafazasını sağlayarak üreticilerimize desteğimizi sürdürmekteyiz. Oluşturulan kelebek etkisi ve örgütlenme sayesinde projenin diğer projelere ön ayak oluşturulması ve diğer projelerinde alt yapısını oluşturması sayesinde 101 mahalleye yayılarak tarım ve hayvancılık konusunda ilçemiz marka olacaktır." Başkan Coşkun, belediyecilik hizmetlerinin yalnızca rutin çalışmalarla sınırlı olmadığını belirterek, "İspir Belediyesi olarak klasik belediyecilik anlayışının ötesine geçmeye çalışıyoruz. Vatandaşlarımızın sorunlarını, istek ve taleplerini dinleyerek ilgili müdürlüklerimiz ve teknik personellimiz ile çalışmalar başlatarak bu sorunlar üzerine projeler üretiyoruz, geliştiriyoruz ve uyguluyoruz. Erzurum Valiliği ve Erzurum Ticaret Borsası tarafından tarım ve hayvancılıkta dönüşüm hikâyesi olarak adlandırdığımız "Soğuk Zincir Süt Projesi" de bunlardan bir tanesidir. Yine projenin gelişim sürecine ve sürdürülebilirliğine katkı sunmak amacıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza sunmuş olduğumuz "Kırsalda Süt Üreticilerinin Emeği Kazanca Dönüşüyor" Projemiz onaylanmış olup bu yıl içerisinde hizmete başlayacağız" dedi. Soğuk zincir altyapısının kurulması ve üreticilerin örgütlenmesi sayesinde diğer projelerin de ön hazırlığının yapıldığını belirten İspir Belediyesi Proje Koordinatörü Hasan İşler, tarım ve hayvancılığın stratejik bir kalkınma aracı olarak ele alındığı bu çalışmaların, yerel yönetimlerin üretime dayalı ekonomik modeller geliştirmesine imkân sağladığını ifade ederek bölgede yürütülen yeni kalkınma projelerini değerlendirdi. Proje Koordinatörü Hasan İşler, bu tür projelerin hayata geçirilmesi ve sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için yerelde güçlü bir altyapı desteğinin zorunlu olduğuna dikkat çekti. İşler, İspir’in coğrafi olarak engebeli ve zor bir yapıya sahip olması, yaylacılık kültürünün güçlü şekilde sürdürülmesi, geleneksel ahır sistemlerinin yaygınlığı, tarım arazilerinin yeterince verimli kullanılamaması gibi faktörlerin, bütüncül bir kırsal kalkınma planını zorunlu kıldığını belirtti. İspir Belediye Başkanı Ahmet Coşkun’un ifade ettiği gibi, İspir Belediyesi’nin proje üreten, geliştiren ve uygulayan bir belediye olduğunu vurgulayan İşler, başlatılan bu çalışmanın diğer projelerle entegre şekilde ilerleyebilmesi için kapsamlı bir yerel kalkınma stratejisinin hazırlanmasının kritik olduğunu söyledi. Hazırlanacak bu stratejinin merkezinde ise kırsal kalkınma odaklı bir dönüşüm modeli yer alacak. Bu kapsamda çiftçilere yönelik kooperatifleşme modelleri, üretim planlaması ve destek mekanizmaları oluşturulacak; yem maliyetlerini azaltmaya yönelik yerel üretim ve tedarik zinciri çözümleri geliştirilecek. Ayrıca modern ve verimli hayvancılık için yeni nesil ahır sistemlerinin kurulması, gübre yönetim probleminin çözülmesi ve hayvansal atıkların biyogaz ve organik gübre üretimine entegre edilmesi planlanıyor. Bu yaklaşımın yalnızca bir proje değil, aynı zamanda zincirleme bir kalkınma etkisi oluşturacağını belirten İşler, atılacak bu ilk adımın "kelebek etkisi" oluşturarak bölgedeki diğer tarım ve hayvancılık projelerine de zemin hazırlayacağını, uzun vadede ise Doğu Anadolu için örnek bir kırsal kalkınma modeline dönüşeceğini ifade etti. Belediye Başkanı Ahmet Coşkun, şehir yaşamının ekonomik ve sosyal baskılarından uzaklaşmak isteyen çok sayıda girişimci ve gencin yeniden memleketlerine dönerek üretim odaklı faaliyetlere yöneldiğini belirtti. Başkan Coşkun, kırsalın yeniden bir cazibe merkezi haline geldiğini vurgulayarak, "Şehir yaşamı her birey için aynı ölçüde ekonomik fırsat üretmiyor. Buna karşılık kırsalda hayata geçirilen tarım ve hayvancılık projeleriyle birlikte İspir, üretim gücü yüksek, ekonomik potansiyeli artan ve kendi kendine yetebilen bir yapıya kavuşmuştur. Bugün geldiğimiz noktada kırsal alanlarımız adeta tarım ve hayvancılığın yeniden altın çağını yaşamaktadır" dedi. Coşkun, özellikle gençlerin ve yatırımcıların köylerine dönerek üretim süreçlerine dahil olmasının bölge ekonomisine doğrudan katkı sağladığını ifade ederek, "Tersine göç yalnızca nüfus hareketi değil, aynı zamanda ekonomik bir dönüşümdür. Üretim artmış, gelir düzeyi yükselmiş ve kırsal ekonomi şehirle rekabet edebilir bir seviyeye ulaşmıştır. Bu bizim için en büyük kazanımlardan biridir" ifadelerini kullandı. Başkan Coşkun, bu sürecin sürdürülebilir hale gelmesiyle birlikte İspir’in yalnızca göç veren değil, aynı zamanda göç alan bir ekonomik merkez haline geleceğini de sözlerine ekledi. İspir Belediye bünyesinde Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’nün kurulmasının, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin daha profesyonel, kurumsal ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşması açısından kritik bir adım olduğunu ifade eden İspir Belediyesi Veteriner Hekimi Arif Özden, yürütülen çalışmaların sahadaki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özden, özellikle süt üretimine dayalı projenin başlangıç aşamasında Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’nün aktif bir rol üstlendiğini belirterek, "Sahada gerçekleştirdiğimiz en önemli müdahalelerden biri hayvan sağlığı ve hastalık yönetimi oldu. Bu süreçte zamanında yapılan teşhis ve müdahalelerle üretim kayıplarının önüne geçtik, aynı zamanda üreticinin sisteme olan güvenini yeniden tesis ettik. Bu da süt verimliliğine dayalı projenin temelini oluşturdu" dedi. Yürütülen çalışmalar kapsamında üreticilere düzenli olarak hayvan sağlığı, besleme teknikleri, süt kalitesinin artırılması ve modern hayvancılık yöntemleri konusunda eğitimler verildiğini belirten Özden, bu sürecin yalnızca teknik bir destek değil aynı zamanda kırsal örgütlenmeyi güçlendiren bir yapı oluşturduğunu vurguladı. Özden, "Kırsal mahallelerde üreticilerin bir araya gelmesini, birlikte hareket etmesini ve daha planlı üretim modellerine geçmesini sağladık. Bu, sahada sürdürülebilirliğin en önemli ayağıdır" ifadelerini kullandı. Saha çalışmalarının merkezinde aktif rol aldığını belirten Arif Özden, düzenli bilgilendirme ve yönlendirme mekanizmaları sayesinde üreticilerin artık daha bilinçli kararlar aldığını, Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’nün ise bu sürecin kurumsal omurgasını oluşturduğunu ifade etti. Gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda bölgede verimli hayvan ırklarına yönelimin arttığını, süt üretiminde hem kalite hem de verimlilik açısından önemli iyileşmeler sağlandığını belirten Özden, modern hayvancılık uygulamalarının sahaya entegre edilmesiyle birlikte üreticilerin sektöre daha profesyonel katılım gösterdiğini ve özellikle genç üreticilerin bu alana ilgisinin belirgin şekilde arttığını sözlerine ekledi. Bölgesel Güçlenmeden KUDAKA’nın Kurumsal ve Kırsal Kalkınma Hamlesi İspir Belediye Başkanı Ahmet Coşkun, hayata geçirilen kırsal kalkınma projesinin onaylanması ve uygulama sürecine geçilmesinde kurumsal iş birliklerinin belirleyici rol oynadığını vurguladı. Coşkun, başta Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır olmak üzere, Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA) Genel Sekreteri Oktay Güven’e ve tüm kalkınma ajansı ekibine katkılarından dolayı teşekkür etti. Başkan Coşkun, "Böylesine kapsamlı projelerin hayata geçmesinde merkezi idare ile yerel yönetimlerin uyumu son derece kritiktir. Sayın Bakanımız Mehmet Fatih Kacır’ın vizyoner yaklaşımı ve KUDAKA’nın bölgeye sağladığı güçlü destek sayesinde yerel kalkınma projeleri daha etkin ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmaktadır. ‘Kırsalda Süt Üreticilerinin Emeği Kazanca Dönüşüyor’ projemizin desteklenmesi de bunun en somut göstergesidir" dedi. Coşkun, sağlanan desteklerle birlikte üreticilerin emeğini daha güçlü bir ekonomik değere dönüştürme imkânı bulacağını belirterek, kırsal kalkınma modelinin bölge için stratejik bir dönüşüm niteliği taşıdığını ifade etti. İspir’de üretime dayalı kalkınma modelini kararlılıkla sürdürdüklerini dile getiren Coşkun, "Hedefimiz sadece bugünü değil, yarının İspir’ini inşa etmektir. Tarım ve hayvancılığı güçlendiren, gençlerin üretime katıldığı, kadınların ekonomide daha aktif rol aldığı sürdürülebilir bir kırsal yapı oluşturmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz" sözleriyle açıklamasını tamamladı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:20
Kahramanmaraş’ta kurbanlık fiyatlarında esnaftan indirim kararı
2
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 14:16
Tekirdağ’da ayçiçeği ekimi
3
04 Mayıs 2026 Pazartesi- 11:30
Kursta tanışıp iş hayallerini birleştirdiler
4
04 Mayıs 2026 Pazartesi- 09:45
Bosch’un ‘köpek annesi’ reklamı, tepkiler üzerine yayından kaldırıldı
5
28 Nisan 2026 Salı- 09:55
Turfanda patateste hasat başladı
07 Kasım 2025 Cuma - 09:37
Ticaret Bakanlığı, taşıt kaçakçılığıyla mücadeleyi sürdürüyor
Ticaret Bakanlığı, taşıt kaçakçılığıyla mücadeleyi kararlılıkla sürdürüyor. 2025 yılı başından itibaren, toplam değeri 1,7 milyar lirayı aşan, 434 araç hakkında kaçakçılık kapsamında adli işlem yapıldı. Ticaret Bakanlığı tarafından iç piyasa dengesini, dürüst ticaret erbabının rekabet gücünü zedeleyecek, halk sağlığını ve ülke güvenliğini tehlikeye atacak her türlü girişimin tespit edilerek önlenmesi, ticaretin adil, yasal, rekabetçi ve güvenli bir zeminde kesintisiz biçimde sürdürülmesi amacıyla yürütülen denetim ve kontrol faaliyetlerine aralıksız şekilde devam ediliyor. Bu kapsamda, Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğünce gerçekleştirilen operasyonlar neticesinde, sahte evrak ve fatura düzenlenmesi, İnterpol kayıtlarında yer alan çalıntı araçlar başta olmak üzere çeşitli usulsüzlükler tespit edildi. Meri mevzuat hükümleri çerçevesinde 2025 yılı başından itibaren yakalanan, toplam 434 araç hakkında adli işlem yapıldı. İşlem gören araçların 282’sini otomobiller, 52’sini iş makineleri ve 15’ini tır cinsi taşıtlar oluşturuyor. Toplam 1 milyar 712 milyon 479 bin 59 lira değerindeki bu araçların 1 milyar 451 milyon 226 bin 856 liralık kısmının otomobil grubuna ait olduğu bakanlık tarafından belirtildi. Ticaret Bakanlığı, taşıt kaçakçılığıyla mücadele kapsamında Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmaları kararlılıkla sürdürmeye, ticaretin güvenliğini ve piyasa istikrarını teminat altına almaya devam edeceğini belirtti.
07 Kasım 2025 Cuma - 09:25
Hisarcık Kaymakamı Atam; "Köy yolları vatandaşların günlük yaşamında büyük önem taşımaktadır"
Kütahya’nın Hisarcık ilçesi Alınören ve Kızılçukur köyleri arası grup yolu asfaltlama ve Halifeler-Alınören köyleri arası yol genişletme çalışmalarını yerinde inceleyen Kaymakam Erkan Atam, köy yollarının vatandaşların günlük yaşamında büyük önem taşıdığını ifade etti. Kaymakam Erkan Atam, İl Özel İdare Yol Şube Müdürü Mehmet Saraylar, İl Genel Meclisi Üyeleri Ahmet Çümen, İsmail Hakkı Demir ve İlçe Özel İdare Müdürü Mehmet Demirbaş’ın da katılımıyla Halifeler ve Alınören köyleri arası yol genişletme çalışmaları ile İl Özel İdaresi tarafından yürütülen Alınören ve Kızılçukur köyleri arası grup yolunun sıcak asfalt çalışmalarını yerinde inceleyerek yetkililerden bilgi aldı. Köy yollarının vatandaşların günlük yaşamında büyük önem taşıdığını belirten Kaymakam Atam," Göreve başladığımız günden bu yana önceliğimiz sahada olmak, yapılan çalışmaları yerinde görmek ve vatandaşlarımızla birebir temas kurmak. Ulaşım altyapısının güçlenmesi, hem kırsal kalkınma hem de yaşam kalitesi açısından büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı.
07 Kasım 2025 Cuma - 09:21
Denizdeki hamsi bolluğu ihracat rakamlarına yansımadı
Türkiye’den balık avı sezonunda 19 ülkeye yapılan hamsi ihracatından 12 milyon 887 bin 842 dolar döviz girdisi elde edildi. Bu sezon Karadeniz’de son yılların en erken hamsi bolluğu yaşanmasına rağmen bu bolluk ihracat rakamlarına pek fazla yansımadı. Türkiye genelinde Ocak-Ekim 2025 arası 19 ülkeye yapılan hamsi ihracatından 2 milyon 739 bin 313 kilogram karşılığı toplam 12 milyon 887 bin 842 dolar döviz girdisi sağlandı. Ocak-Ekim 2024 döneminde ise hamsi avı az olmasına rağmen 20 ülkeye yapılan hamsi ihracatından, 2 milyon 288 bin 446 kilogram karşılığı 12 milyon 306 bin dolar döviz girdisi elde edilmişti. Ocak-Ekim 2025 döneminde en fazla hamsi ihracatında 3 milyon 931 bin 390 dolar ile Belçika ilk sırayı alırken, bu ülkeyi 3 milyon 785 bin 505 dolar ile Fransa, 1 milyon 794 bin 77 dolar ile Almanya izledi. En az hamsi ihracatı ise 414 dolar ile Suriye’ye yapıldı. 19 ülkeye toplam 2 milyon 739 bin 313 kilogram hamsi karşılığı 12 milyon 887 bin 842 dolar döviz girdisi sağlandı. Trabzon’dan bu yılın Ocak-Ekim döneminde, 5 ülkeye yapılan hamsi ihracatından 96 bin 173 kilogram karşılığı 396 bin 625 dolar döviz geliri elde edildi. Öte yandan hamsi avının geçtiğimiz yıla göre bol olmasına rağmen mevcut hamsilerin boyutlarının ihracat için istenen ebatta olmadığı için avındaki bolluğun ihracat yansımadığı kaydedildi. Kendi karasularımızdaki hamsilerin ortalama boyu ile bir kilogramda 140 tane yer alırken, Avrupa’nın istediğinin ise bir kiloda 90-100 tane hamsi olacak şekilde talepte bulunduğu öğrenildi.
07 Kasım 2025 Cuma - 02:58
Bakan Şimşek: "Vergisini zamanında ödemeyeni ödüllendirecek bir düzenlemeyi biz doğru bulmuyoruz"
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Bir mükellefimiz bilançosunu bize sunup zorda olduğunu gösterirse biz memnuniyetle taksitlendirme yapıyoruz. Fakat vergisini zamanında ödemeyeni ödüllendirecek bir düzenleme ki biz doğru bulmuyoruz" dedi. AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş’un Başkanlığı’nda toplanan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi görüşüldü. Komisyon, bütçe görüşmelerin ardından Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, milletvekillerinin sorularını cevaplamasıyla devam etti. Şimşek, Kahramanmaraş depremlerinin etkili olduğu bölgelerin ihyasının en büyük öncelikleri olduğunu belirterek, "Bu seneki fiyatla 3,6 trilyon lira bugüne kadar bütçeden tahakkuk bazlı bir harcama söz konusu. 90 milyar doların üzerinde. Kahramanmaraş merkezli deprem afetinin hemen ardından biz deprem bölgesinde vergi anlamında maliye boyutuyla her türlü kolaylığı sağladık. Her türlü vergisel tedbiri hayata geçirdik. Mücbir sebep haline ilişkin yasa geçen sene değiştirildi ve uzatıldı. Biz uzatma imkanların tümünü kullandık. Dolayısıyla 30 Kasım’da sona erecek mücbir sebep halinin tekrar uzatılması için mutlaka bir yasal düzenleme gerekecek. Ama birincisi depremden etkilenenler etkilendiklerini eğer kanıtlarlarsa mücbir hali sona erse dahi mücbir halden yararlanacaklar" açıklamasında bulundu. Şimşek, deprem bölgesinin ihyası için gelecek dönemde de kaynak aktarmaya devam edeceklerini dile getirdi. "Vergisini zamanında ödemeyeni ödüllendirecek bir düzenlemeyi biz doğru bulmuyoruz" Vergi affı ve yapılandırmasının yapılıp yapılmayacağına ilişkin sorulara da yanıt veren Şimşek, "Şimdi geçtiğimiz dönemlerde epey bir düzenleme yapıldı. Hatta bazılarının taksitleri hala devam ediyor. Bu düzenlemelerde genelde vergi asırlarında herhangi bir indirim veya silinme olmadı. Sadece gecikme faiz ve zamları enflasyon oranında güncellendi. Fakat bu vergi aflarının af diye biliniyor onun için söylüyorum, Aslında yapılandırmanın vergi uyumu bozduğu çok net. Onun için prensip olarak biz şunu yapmak istiyoruz. Eğer gerçekten bir mükellefimiz bilançosunu bize sunup zorda olduğunu gösterirse biz memnuniyetle taksitlendirme yapıyoruz. Dolayısıyla bu anlamda yapılandırma zordaki herkese açık. Bunun için bir yasal düzenleme gündemimizde yok. Yani genele şamil vergisini zamanında ödemeyeni ödüllendirecek bir düzenleme ki biz doğru bulmuyoruz" ifadelerine yer verdi. "Bütün mükelleflerimize eğer rasyoları elverişliyse biz yardımcı olacağız" Şimşek, vergi yapılandırmalarının vergiye uyumu bozduğunu geçmişten beri ifade ettiğini söyleyerek, "Bugün biz birçok işletmemize birçok belediyemizin alacaklarını biz taksitlendiriyoruz. Tekrar söyleyeyim, borçlarını ödemede zorluk çekenler gelir idaresine başvursunlar. Biz bütün mükelleflerimize eğer rasyoları elverişliyse biz yardımcı olacağız" dedi. Vergisini zamanında ödeyenlere bir kolaylık sağlanıp sağlanmayacağına ilişkin de konuşan Şimşek, halihazırda vergiye uyumlu gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerin ödeyeceği gelir ve kurumlar vergisinde beş puanlık bir indirim uygulandığını hatırlarttı. "Mobilya, deri, konfeksiyon, ayakkabı gibi emek yoğun sektörlerinin sıkıntılarını çalışıyoruz, ilave tedbirler alacağız" Şimşek, tekstil, mobilya, deri, konfeksiyon, ayakkabı gibi emek yoğun sektörlerde bir takım sıkıntıların olduğunu bildiklerini belirterek, şu ifadelere yer verdi: "Tekstil, mobilya, deri, konfeksiyon, ayakkabı sektörleri, emek yoğun sektörlerdir. Bu sektörlerde bir takım sıkıntıların olduğunu biliyoruz. Bu sıkıntıları da görmemezlikten gelemeyiz. Nitekim bu senenin başında birkaç adım attık. Bunlardan bir tanesi her çalışan başına KOSGEB üzerinden aylık 2 bin 500 liralık destek sunduk. En son Reeskont kredi miktarını artırırken özel bir alanın bu türden zorluk çeken sektörlere ayrılması hususunu telkin ettik. Aslında ihracatçı demek aynı zamanda imalatçı demek. Şu anda ihracatçının kredi faiz sübvansiyonu neredeyse yüzde 50’lere ulaşmış durumda. Yani piyasa faizine oranla şu anda bizim her şey dahil kredi oranı yüzde 24,9. Ve ufak rakamlar değil. Yılın ilk dokuz ayında 700 milyarın üzerine bir kredi sunulmuş. Şu anda günlük 300 milyon liradan miktar 4,5 milyar irada çıkartıldı. Biliyorsunuz üç yüz milyon liradan. Dolayısıyla tekstil, mobilya, deri, konfeksiyon, ayakkabı gibi emek yoğun sektörlerinin sıkıntılarını biz yine çalışıyoruz. İlave tedbirler alacağız." "Bütçe açığı düşüyor, bu anlamda program çalışıyor" Bakan Şimşek, ekonomi programının çalışmadığına dair yapılan eleştirilere de yanıt vererek, "Biz bir taraftan 90 milyar dolarlık bir deprem harcaması yaparken bir taraftan da bütçe açıklarını düşünmüşüz. Bütçe açık hedeflerini önemli ölçüde geçen sene tutturduk. 2023’te tutturduk, 2024’te tutturduk. 2025’te ise büyüme bizim öngördüğümüz düzeyde gerçekleşmedi doğru. Olabiliyor bu tür şeyler. Çünkü bu sene birçok olay yaşandı. Kuraklığın, donun etkisiyle tarımda küçülme var. İçeride dışarıda birçok gelişme oldu. Bölgemizde savaş oldu. Şimdi ama ona rağmen bakın bütçe açığı yüzde 5,1’den geçen sene 4,7’yi, bu senede büyük ihtimalle yüzde 3,5-3,6 civarında gerçekleşecek. Dolayısıyla bütçe açığı düşüyor. Bu anlamda program çalışıyor" diye konuştu. "Enflasyon daha da düşecek" Bakan Şimşek makroekonomik verilerdeki ilerleme de değinerek, "Program sayesinde enflasyon yüzde 32-33 civarına indi. Daha da inmesi için şartlar şu anda yerinde ve inecek. Mali disiplini tesis ettik. Sürdürülebilir cari denge var. Kur korumalı mevduatlardan çıkışı tamamlıyoruz ve şoklara karşı dayanıklılığımız arttı. Program rüşdünü ispat etti" diye konuştu. "Benden sermayeci çıkmaz" Vergi harcamalarını düşürdüklerini vurgulayan Şimşek, 2026’da vergi harcamalarının 1 trilyon 92 milyar lirasının asgari ücretin vergi dışı bırakılmasından kaynaklandığını kaydetti. Şimşek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Asgari ücrete vergi mi istiyorsunuz? Vergi harcamalarının üçte biri asgari ücretin vergi dışı bırakılmasıdır. Yatırım, üretim ve ihracatın teşviki için bunları yaparsınız. İstihdam için yaparsınız. Bunların tutarı 641,5 milyar lira. Engelli bireyler başta olmak üzere dezavantajlı grupların desteklenmesi, eğitim, sağlık, kültür, spor faaliyetleri için çevresel faaliyetlerin desteklenmesi için ayrılan pay yaklaşık 265 milyar lira. Çiftçilerin tarımsal faaliyetlerinin desteklenmesi için ayrılan pay 262 milyar lira. Çiftçimizin vergisini mi artıralım? Yemi, gübreyi de mi vergiye tabi tutalım? Vergi borcu siliniyor dediğiniz bunlar. Çünkü bunun dışında vergi borcu silinemez, bunların hepsi kanunla yapılıyor, hiçbirisinde benim müdahalem yok." "Benden burjuva sermayeci çıkartamazsınız" Vergi konusunda yapılan düzenlemelere de değinen Şimşek, "Benden burjuva sermayeci çıkartamazsınız arkadaşlar, mümkün değil. Bakın, kurumlar vergisini 5 puan artıran benim, bankaların vergisini yüzde 20’den yüzde 30’a çıkartan benim, bankaların harçlarını yüzde 50 artıran benim, yurt içi asgari kurumlar vergisi getiren benim, küresel şirketlere asgari kurumlar vergisi getiren benim. Şirketlerin taşınmazlardaki satışlarda yüzde 50 kazanç istisnasını kaldıran benim, iştirak hissesi satış kazancı istisnasını düşüren benim. Kar paylarına stopajı yüzde 10’dan yüzde 15’e çıkartan benim. Şu anda 6 ay vadeye kadar fon ve mevduatlar, toplamın yüzde 95’ini oluşturuyor. Bunların vergisini yüzde 17,5’e çıkardık. Eğer ben rantiyecisiysem, ben küresel sermayeyi temsil ediyorsam nasıl mevduatların faizini yüzde 5’ten yüzde 17,5’e çıkarıyorum. Benden sermayeci çıkmaz. Ben kamu hizmeti yapmak için buradayım" dedi. "Programı uygulamasaydık enflasyon ne olurdu sorusunu sormak bile istemiyorum" Enflasyon konusunda da değerlendiren Şimşek, göreve geldiği günden itibaren enflasyonun gidişatını değerlendirerek, şu ifadelere yer verdi: "Şimdi biz Eylül 2023’te bir OVP açıkladık. Ama para politikasının yeniden inşası ta Mart Nisan’ı buldu. Şimdi bunu da görmemiz lazım. Dolayısıyla dezenflasyon nerede başladı hususu başlangıç şartları aynı değil. Şimdi 2001’le ilgili güzel bir karşılaştırma gördük. Tebrik ediyorum. Ama şunu görelim. 2001’de büyük bir kur şoku yaşanmış. Kurda düzeltme olmuş. 2023’te bu düzeltme olmadı. Çünkü KKM olduğu için olmadı. Çünkü eğer kurda düzeltmeye izin verseydik o zaman KKM nedeniyle çok ciddi parasallaşma yani Merkez Bankası’nın bir parasal genişlemeye gitmesi gerekirdi. Yapılanın çok ötesinde o da enflasyonu hiperenflasyona götürebilirdi. Biz o nedenle tercihleri yaparken oturduk bu hassasiyetlerle hareket ettik. Ve dolayısıyla şunu anlatmaya çalışıyorum. Enflasyon 2022’nin Ekim ayında yüzde 85’e çıkmış. Yıl sonu yüzde 64, Mayıs ayında yüzde 40 civarına kadar düşmüştü. Dolayısıyla eğer biz bu programı uygulamasaydık enflasyon ne olurdu sorusunu sormak bile istemiyorum." Görüşmelerin ardından Hazine ve Maliye Bakanlığının 2026 yılı bütçesinin yanı sıra Gelir İdaresi Başkanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Kamu İhale Kurumu, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun bütçe, kesin hesap ve Sayıştay raporları, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Yatırımcı Tazmin Merkezi ile Bankalararası Kart Merkezi AŞ’nin Sayıştay raporları kabul edildi.
06 Kasım 2025 Perşembe - 18:41
ASO Başkanı Ardıç: "Kadın girişimcilerimizin emeği, aklı ve liderliği ile yükselen bir Ankara görüyoruz"
Ankara Sanayi odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, "Bugün sanayiden teknolojiye, tasarımdan ihracata kadar birçok alanda kadın girişimcilerimizin emeği, aklı ve liderliği ile yükselen bir Ankara görüyoruz" dedi. TOBB Ankara Kadın Girişimciler Kurulu 3. İl Kurulu Toplantısı, ASO’da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Burada konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç, iş dünyasında kadının güçlenerek varlığını artırmasının Türkiye için çok daha verimli, sistemli, kapsayıcı bir refah toplumu haline gelmesinde büyük öneme sahip olduğunu vurguladı. Kadınların ekonomik hayata katılımda son 20 yılda ilerleme kaydedildiğini aktaran Ardıç, "TÜİK’in 2024 İşgücü İstatistikleri’ne göre ülkemizde kadınların girişimcilik alanındaki görünürlüğü son 20 yılda belirgin biçimde artmıştır. 2002 yılında yüzde 13,1 olan kadın girişimci oranı 2024’te yüzde 18,2’ye yükselmiştir. Aynı dönemde kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 27,9’dan yüzde 36,8’e, kadın istihdam oranı ise yüzde 25,3’ten yüzde 32,5’e yükselmiştir. Bu istatistikler, ülkemizde kadınların ekonomik hayata katılımında son 20 yılda hem niceliksel hem niteliksel bir ilerleme kaydedildiğini göstermektedir" diye konuştu. Kadınların iş kurma konusunda hala erkeklerden geride olduğunu belirten Ardıç, bunun sebebinin kadınların finansmana erişimde karşılaştıkları yapısal engeller olduğuna dikkati çekti. "Kadın istihdamının ve iş gücüne katılım oranının artması hayati önemdedir" Kadın istihdamının artmasının önemine değinen Ardıç, "ASO olarak, kadın girişimcilerimizin sanayide, üretimde, inovasyonda daha fazla yer alması gerektiğine inanıyoruz. Biliyoruz ki kadınların aklı, emeği olmadan sanayide dönüşüm tam anlamıyla gerçekleşemez. Bu dönüşüm için kadın girişimcilerin sayısının artması, kadın start-up’lara daha fazla imkan verilmesi, kadın istihdamının ve iş gücüne katılım oranının artması hayati önemdedir" ifadelerini kullandı. "Kadın girişimcilerimizin emeği, aklı ve liderliği ile yükselen bir Ankara görüyoruz" Kadın girişimcilerin katkısının değerli olduğunu kaydeden Ardıç, "Kadınların üretim süreçlerine katılımı, yalnızca ekonomik büyümeye değil, toplumsal dönüşüme de yön verir. Bu noktada Ankara’mızın sosyoekonomik gelişmesinde siz kadın girişimcilerin katkıları da son derece değerlidir. Bugün sanayiden teknolojiye, tasarımdan ihracata kadar birçok alanda kadın girişimcilerimizin emeği, aklı ve liderliği ile yükselen bir Ankara görüyoruz" dedi. "Ülkemiz sanayi politikalarında kadın girişimciliğinin stratejik bir öncelik olarak ele alınması gerekmektedir" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na destekleri için teşekkür eden Ardıç, şunları kaydetti: "Kadının sadece istihdamda değil, yönetimde, karar mekanizmalarında ve girişimcilikte daha fazla yer almasını sağlayacak her adımın yanında olduk, olmaya da devam edeceğiz. Ankara Sanayi Odası olarak bu sürece sadece destek olmakla kalmıyor, aktif şekilde katkı sunuyoruz. Ülkemiz sanayi politikalarında kadın girişimciliğinin stratejik bir öncelik olarak ele alınması gerekmektedir. Kredi Garanti Fonu benzeri ‘Kadın Girişimci Teminat Fonu’ kurulabilir. Kadın kooperatifleri için vergi indirimi ve faizsiz yatırım kredileri sağlanabilir. Organize Sanayi Bölgeleri’nde kadınlara ait işletmelere enerji, arsa ve yatırım teşviklerinde pozitif ayrımcılık uygulanabilir. Bunlar sadece bir sosyal politika değildir; aynı zamanda üretim ekonomisini büyütmenin de yollarından biridir." "Kadın girişimciliği, sürdürülebilir kalkınmanın en önemli unsurlarından biridir" Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Ankara Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Hande Öztürk ise, "Güçlü aileler, güçlü bireyler yetiştirir. Güçlü bireyler ise güçlü bir toplumu inşa eder. Bu bağlamda özellikle kadınlarımızın toplum ve ekonomi içindeki konumunu güçlendirmek, sadece bireysel bir hedef değil, ulusal bir kalkınma meselesidir. Kadın girişimciliği, sürdürülebilir kalkınmanın en önemli unsurlarından biridir. Bir kadının üretime, istihdama ve yeniliğe katkısı yalnızca ekonomik bir kazanım değildir; aynı zamanda sosyal dönüşümün, adaletin ve fırsat eşitliğinin de teminatıdır" değerlendirmesinde bulundu.
06 Kasım 2025 Perşembe - 18:20
Türkiye’de altın rekor kırarken, gümüş yeni yatırım aracı haline geldi
Küresel piyasalarda son altı ay, altın ve gümüş için tarihi bir dönem olarak kayıtlara geçti. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimine rağmen enflasyonun kalıcı hale gelmesi, Orta Doğu’daki savaş atmosferi ve Asya ekonomilerinin rezerv tercihlerinde altına yönelmesi, yatırımcıları yeniden değerli metallere yöneltti. Küresel ölçekte ons altın fiyatı altı ayda yaklaşık yüzde 26 artarken, gümüşteki yükseliş yüzde 30’a yaklaştı. Özellikle sanayi üretiminde kullanılan gümüş, yeşil enerji yatırımlarının hızlanmasıyla birlikte yalnızca bir değer saklama aracı değil, aynı zamanda ‘geleceğin metali’ olarak görülmeye başlandı. Jeopolitik risklerin artmasıyla birlikte yatırımcı psikolojisinde güvenli liman arayışı yeniden güç kazandı. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, altın ve gümüşün farklı alanlarda ama aynı gerekçeyle öne çıktığını vurguladı. "Altın geçmişi, gümüş geleceği temsil eder" Son dönemdeki yükselişin yalnızca kısa vadeli fiyat hareketlerinden ibaret olmadığına değinen Kitiş, "Altın insanın duygusal hafızasında bir güven sembolü, gümüş ise geleceğe dair bir umut göstergesidir. Altın, geçmişi temsil eder; gümüş, geleceği. Son dönemdeki yükseliş yalnızca kısa vadeli fiyat hareketlerinden ibaret değil, aynı zamanda küresel ekonomik sistemin yeniden yapılanma sinyali. Bugün hem altın hem gümüş, mali sistemin sorgulandığı bir dönemde alternatif bir güven ölçüsü haline geldi. Bu, geçici bir trend değil, paradigmanın değişimidir" dedi. "Gümüş yükselen değer haline geliyor" Türkiye’de yıllık enflasyonun yüzde 33-35 seviyelerinde seyretmesi, Türk Lirası’nın yıl genelinde yüzde 22 değer kaybetmesi ve mevduat faizlerinin reel getiride zayıf kalması, yatırımcıları yeniden değerli metallere yönlendirdi. Gram altın fiyatları son altı ayda tarihi seviyelere ulaşırken, gümüşe yönelik bireysel talep de dikkat çekici ölçüde arttı. Özellikle 100 gram altı yatırım gümüşleri ve 1 kilogramlık külçeler, bireysel yatırımcı portföylerinde ilk kez bu kadar yaygın hale geldi. Türk yatırımcısının gümüşe yöneliminin ‘rasyonel bir çeşitlendirme davranışı’ olduğunu belirten Ahmet Cumhur Kitiş, önümüzdeki dönemde özellikle gümüş fiyatlarının sanayi talebiyle destekleneceğini öngördüğünü açıkladı. Kitiş, "Altın Türk kültüründe bir gelenek; gümüş ise yeni bir bilinç. Artık insanlar sadece tasarruflarını korumak değil, aynı zamanda enerji ve teknoloji çağına uygun yatırım araçlarını da keşfetmek istiyor. Gümüş, güneş panelleri, batarya sistemleri ve tıbbi cihazlarda vazgeçilmez bir hammadde. Bu nedenle, önümüzdeki beş yılda arz-talep dengesi altından daha dinamik olabilir" diye konuştu. "Belirsizlikler yatırım davranışını yeniden şekillendiriyor" ABD’de seçim sürecinin başlaması, Orta Doğu’daki ateşkes ihlalleri ve Rusya-Ukrayna hattındaki çözümsüzlük, küresel piyasalarda güven endekslerini aşağı çekti. Bu tablo yatırımcıların riskten kaçış refleksini güçlendiriyor. Artık piyasalarda ‘sayısal veriler’ kadar ‘duygusal göstergelerin de’ etkili olduğunu söyleyen Kitiş, "Ekonomi kadar psikoloji de yön veriyor. Belirsizlik arttıkça insanlar güvene sığınıyor. Altın o güvenin adı; gümüş ise onun gölgesindeki fırsat. Altın ve gümüş, son altı ayda yalnızca yatırım aracı değil, aynı zamanda güvenin iki yüzü haline geldi. Altın, kriz anlarında geçmişin istikrarını temsil ederken; gümüş, teknolojik dönüşüm çağında geleceğin güvenli limanı olarak konumlanıyor. Altın ve gümüş, yalnızca yatırım araçları değil; insanlığın binlerce yıldır değişmeyen güven sembolleri. Bugün para biçim değiştiriyor, piyasalar yön arıyor ama insanın güvenden vazgeçmediği bir gerçek. Altın bu güvenin kalbi, gümüş onun yansıması. Ekonomik dalgalanmaların ortasında, yatırımcının aradığı şey artık kısa vadeli kazanç değil, uzun vadeli denge. Ve o denge, halâ bu iki değerli metalin sessiz ama sağlam varlığında saklı" şeklinde konuştu.
06 Kasım 2025 Perşembe - 18:05
Samsun’da ‘2025 Yılı Kivi Hasat Etkinliği’
Samsun’un Çarşamba ilçesinde "2025 Yılı Hasat Etkinliği" gerçekleştirildi. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinatörlüğünde, Çarşamba Ziraat Odası ve Çarşamba Kivi Üreticileri Birliği iş birliğiyle Kurtahmetli Mahallesi’nde "2025 Yılı Hasat Etkinliği" düzenlendi. 2024 yılında Samsun’da 5 bin 646 dekar alanda 13 bin 599 ton kivi üretildiğini söyleyen Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü Kemal Yılmaz, "Türkiye’de kivi üretimi 2024 yılı itibarıyla 28 ilde, ağırlıklı olarak Karadeniz Bölgesi’nde yapılmaktadır. Bu durum bölgenin yağış rejimi, toprak yapısı ve iklim özelliklerinden kaynaklanmaktadır. 2024 yılında Samsun’da 5 bin 646 dekar alanda 13 bin 599 ton kivi üretilmiştir. Ülkemiz genelinde ise 41 bin 983 dekar alanda toplam 92 bin 249 ton üretim gerçekleşmiştir. Üretim alanlarının yaklaşık yüzde 15’i Samsun’da bulunmaktadır. Bu oranla Samsun, Türkiye’de kivi üretiminde 3’üncü sırada yer almaktadır" dedi. Yılmaz, Samsun’daki kivi üretim alanlarının yıllara göre artış gösterdiğini belirterek, "2020 yılında 2 bin 772 dekar olan üretim alanı, 2021’de 3 bin 757 dekara, 2023’te 5 bin 315 dekara ve 2024 yılında 5 bin 646 dekara yükselmiştir. 2025 yılı itibarıyla ise 250 üretici, 3 bin 47 dekar alanda Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı olarak üretim yapmaktadır. Üretim, başta Çarşamba olmak üzere Atakum, 19 Mayıs ve Salıpazarı ilçelerinde yoğunlaşmaktadır" diye konuştu. Don ve Kahverengi böceğine karşı etkili mücadele 2025 yılı Nisan ayında meydana gelen zirai don olayından Samsun’daki kivi üretim alanlarının büyük oranda etkilenmediğini kaydeden Yılmaz, "Üreticilerimizin aldığı tedbirler sayesinde önemli bir kayıp yaşanmadı. Az da olsa bazı yerlerde verimde düşüş meydana gelmiştir. Kahverengi Kokarca zararlısında karşı da bakanlığımız tarafından bitki koruma ürünleri geçici tavsiye işlemleri yapılmış, kivinin vejetasyon süresinin uzun olması nedeniyle verilen tavsiye süresi uzatılmıştır. Düzenli yapılan arazi kontrolleriyle zararlıya karşı etkili mücadele yapılması sağlanmıştır" şeklinde konuştu. Programa; Çarşamba Kaymakamı Mehmet Kamil Sağlam, Çarşamba İlçe Tarım ve Orman Müdürü İrfan Öztürk, Ziraat Odası Başkanı Muammer Aydemir ve Çarşamba Kivi Üreticileri Birliği Başkanı Hasan Işıldak da katıldı.
06 Kasım 2025 Perşembe - 17:20
Emlak Konut’tan İstanbul’a 30 milyar TL’lik yeni proje: Kuzey Adalar
Emlak Konut güvencesiyle, EPP ve ŞUA İnşaat iş birliğiyle hayata geçirilen ve "Yeni Yuvam Modeli"yle satışa çıkan Kuzey Adalar Projesi lansman toplantısı Kartal’da gerçekleştirildi. Projeyle ilgili konuşan Emlak Konut GYO Genel Müdürü Yasir Yılmaz; vatandaşların Yeni Yuvam Modeli’nden yararlanarak rahat ve güvenilir şekilde ev sahibi olabileceklerini dile getirdi.
06 Kasım 2025 Perşembe - 17:10
Söke TARİŞ Başkanı Özer: "Pamuk üreticisi için acil destekleme modeli şart, devletimiz müdahale etmeli"
Söke TARİŞ Pamuk ve Yağlı Tohumlar Kooperatifi Başkanı İsmail Özer, pamuk üreticisinin son yılların en zorlu sezonunu yaşadığını belirterek, devletin Aralık-Ocak aylarında geç kalmadan yeni bir destekleme modeli açıklaması gerektiğini söyledi. Pamukta bu sezonun son yılların en kötü dönemlerinden biri olduğunu vurgulayan Başkan Özer, "Üreticimiz memnun değil. İyi verim alan üretici bile borcunu ödeyemiyor. Bu tablo sürdürülebilir değil. Devletimize büyük iş düşüyor. Türkiye genelindeki pamuk üreticisi yeni bir destekleme modeliyle desteklenmeli" dedi. Pamuk fiyatlarının dünya piyasalarıyla paralel gittiğini ancak sorunların tekstil sektörü gibi bağlı sektörleri de etkilediğini belirten Özer, "Pamuk yalnızca bir tarımsal ürün değil, sanayinin kalbidir. Pamuktaki kriz, iplikten tekstile kadar zincirleme etki oluşturuyor. Bu nedenle devletin çok acil müdahale etmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. Söke Ovası’nda üreticinin pamuktan uzaklaşmaya başladığını da dile getiren Özer, "Şu anda başlayan buğday ekimi ovanın en az yüzde 50’sini kapsayacak gibi görünüyor. Sorun sadece kuraklık değil; maliyet yüksek, verim düşük, kazanç az. Üreticinin pamuk üretimi ile ilgili kafası oldukça karışık. Eğer üretici bugün korunmazsa, yarın Türkiye pamuk ithalatına daha da bağımlı hale gelir. Devletimizin bu duruma kayıtsız kalmaması gerekiyor" dedi. Sezon başında 30-35 milyon kg pamuk alımı hedefi koyduklarını hatırlatan Başkan Özer, "Şu ana kadar 22 milyon kg alım gerçekleştirdik. Pamuk hasadının yüzde 95’i tamamlandı. Bu rakam 23-24 milyon kg’a çıkabilir. Verim düşüklüğü hedeflerimizi etkiledi. Sadece biz değil, diğer sektör kuruluşları da hedeflerini tutturamadı. Söke Ovası’nda bu sezon 70-80 bin ton kütlü pamuk üretimiyle kapanmasının öngörülüyor. Söke’de üretilen pamuğun üçte biri yine Söke TARİŞ’e geldi. Geçen sezonki alım miktarını, bu yıl da yakaladık" diye konuştu.
06 Kasım 2025 Perşembe - 17:08
Özçelik-İş Sendikası’ndan 103 bin TL’lik promosyon anlaşması
Özçelik-İş Sendikası Karabük Şube Başkanı Kenan Yılmaz, Kardemir Kardökmak ve Karçel çalışanlarını kapsayan banka promosyon anlaşmasının tamamlandığını bildirdi. Yılmaz, yaptığı yazılı açıklamada, sendika yöneticileri ve çalışan temsilcileriyle katıldıkları promosyon ihalesinin, TEB Bankası ile 3 yıl için 103 bin lira olarak sonuçlandığını belirtti. Promosyon ödemelerinin 2026 yılı Ocak ayı içerisinde tek seferde yapılacağını ifade eden Yılmaz, şunları kaydetti: "Yapılan anlaşmanın tüm emekçi kardeşlerimize hayırlı olmasını diliyoruz. Bu anlaşmanın tüm işverenlere örnek teşkil etmesini temenni ediyor, emeği geçenlere teşekkür ediyoruz."
06 Kasım 2025 Perşembe - 16:40
Siirt’te 203 ton kırmızı mercimek çiftçilere dağıtıldı
Siirt’te 13 milyon 333 bin 333 lira bütçeyle 15 bin dekarlık alanda üretilen 203 ton kırmızı mercimek 588 çiftçiye dağıtıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen "Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi" Kurtalan ilçesinde düzenlenen sertifikalı kırmızı mercimek dağıtım töreniyle gerçekleşti. Törende konuşan Siirt Valisi Kemal Kızılkaya, bu projenin, sadece üreticiye sağlanan bir destek olmadığını, aynı zamanda ülkenin gıda güvenliğine, kırsal kalkınmaya ve sürdürülebilir tarım vizyonuna güçlü bir katkı sağladığını söyledi. Vali Kızılkaya, Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle yürütülen TAKE Projesi kapsamında merkez, Kurtalan, Baykan ve Eruh ilçelerinde toplam 15 bin dekar alanda üretim yapılmak üzere 203 ton sertifikalı kırmızı mercimek tohumunun çiftçilere dağıtılacağını belirtti. Vali Kızılkaya, "Toplam 13 milyon 333 bin 333 lira tutarındaki bu projenin yüzde 75’i Bakanlığımız hibesiyle, yüzde 25’i ise çiftçi katkısıyla hayata geçirilecektir. Bu tablo, devletimizin üreticisinin yanında olduğunu, tarımı stratejik bir sektör olarak gördüğünü bir kez daha göstermektedir. İçinde bulunduğumuz dönem, tarımsal üretim açısından kritik bir dönemdir. Küresel iklim değişikliği, azalan yağışlar ve artan kuraklık riski, tarımsal üretimin geleceğini doğrudan etkilemektedir. İşte bu noktada, kırmızı mercimek gibi kuraklığa dayanıklı, suyu daha verimli kullanan ürünlerin yaygınlaştırılması büyük önem taşımaktadır. Bu proje ile hedefimiz; kuraklığa dayanıklı çeşitlerin üretimini artırmak, sertifikalı tohum kullanımını yaygınlaştırmak, birim alandan alınan verimi yükseltmek ve üreticimizin gelir seviyesini daha da artırmaktır. Böylece sertifikalı tohumlar sayesinde hastalıklara dayanıklılık artacak, ürün kalitesi yükselecek, çiftçimizin emeği berekete dönüşecektir" dedi. İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Şanverdi ise kırmızı mercimek üretimini geliştirme projesi kapsamında sertifikalı mercimek tohumlarını dağıtmak üzere bir araya geldiklerini söyledi. Şanverdi, "Mercimek yetiştiriciliği hem ekonomik hem de ekolojik açıdan ikimiz adına çok büyük bir önem taşımaktadır. Düşük gübre ihtiyacı kuraklığa dayanıklılığı ve nadas alanları da yetişebilmesi üretim maliyetlerimi azaltırken aynı zamanda batıl arazilerimizin kullanılmasını da sağlamaktadır. İlimiz mercimek üretiminde Türkiye genelinde 4’üncü sırada yer almaktadır. Ülkemizin mercimek ihtiyacının yaklaşık yüzde 7 buçuğunu karşılamaktadır" diye konuştu.
06 Kasım 2025 Perşembe - 16:23
AK Parti’li Baybatur’dan Sarıgöl Ovasına müjde
AK Parti Manisa Milletvekili Murat Baybatur, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile yapılan görüşmelerin ardından Sarıgöl Ovası’nda su sıkıntısının giderilmesine yönelik önemli bir adım atıldığını duyurdu. AK Parti Manisa Milletvekili Murat Baybatur, AK Parti Manisa Milletvekili Tamer Akkal ile birlikte Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Eziler Deresi’nden Buldan Barajı’na su aktarılmasını içeren proje hakkında bir görüşme yaptıklarını açıkladı. Eziler Deresi’nden Buldan Barajı’na su aktarılmasını içeren proje ile Sarıgöl Ovası’nda su sıkıntısının azalacağını ifade eden Baybatur, 273 hektarlık tarım arazisinin sulamaya açılarak 110 milyon TL’lik yatırımla çiftçinin verimini artıracağını belirtti. Baybatur, Eziler Derivasyonu projesi kapsamında Eziler Deresi’nden alınacak suyun iletim hattıyla Buldan Barajı’na aktarılacağını, böylece daha önce su yetersizliği nedeniyle sulanamayan yaklaşık 273 hektarlık tarım arazisinin sulamaya dahil edileceğini açıkladı. Projenin yeni bir sulama alanı açmaktan ziyade mevcut su kaynaklarını destekleyerek verimliliği artırmayı hedeflediğini vurgulayan Baybatur, "Bu çalışma çiftçimizin alın terine bereket katmak için yapılan bir su takviyesidir." dedi. Yaklaşık 110 milyon TL yatırım bedeli bulunan projede planlama ve proje çalışmalarının tamamlandığını kaydeden Baybatur, tesislerin yatırım programına alınmak üzere hazır olduğunu belirtti. "Su, toprağa; bereket, Sarıgöl’e hayat olacak." diyen Milletvekili Baybatur, söz konusu adımın bölge tarımı için büyük önem taşıdığını ifade etti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder