EKONOMİ
Başkan Alan: "Sanayi sitesinde söylem dönemi bitti eylem dönemine geçilmeli" 05 Mayıs 2026 Salı - 20:50:36 1970’li yıllarda inşa edilen ancak günümüz ihtiyaçlarına cevap veremeyen Sanayi Sitesinin yeni bir alana taşınması, ıslahı ya da dönüşümü konusunda esnaflarla istişarelerde bulunduklarını dile getiren Elazığ TSO Başkanı İdris Alan, "Esnaflarımızın mağduriyetlerini bizzat yerinde gördük ve oldukça üzüldük. Artık bu meselenin çözümü için vaktin geldiğini, bu konuda artık söylem dönemimin son bulup eylem dönemine geçilmesi ve ciddi adımlar atılması gerektiğini esnaflarımıza da dile getirdik" dedi. Elazığ Ticaret ve sanayi Odası aylık Meclis toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya Elazığ TSO Meclis Başkanı Sedat Karataş, Yönetim Kurulu Başkanı İdris Alan ile Meclis Üyeleri katıldı. Bu şehrin her sorununun, Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası’nın da sorunu olduğunu ve buna asla duyarsız ve ilgisiz kalamayacaklarını ifade eden Elazığ TSO Meclis Başkanı Sedat Karataş, "Zira biz biliyoruz ki ulaşımda, eğitimde, kültür-sanatta yeterince gelişememiş bir şehrin ekonomisi de gelişemez, kabuğunu kıramaz. Sosyal faaliyetlerin az olduğu şehirler iş dünyası ve yatırımcının ilgisini çekmez. Yatırımcısı değer görmeyen ve kadir kıymeti bilinmeyen bir şehre de yeni yatırımcılar gelmez" diye konuştu. Ağır geçen bir kış mevsimin ardından yine zaman zaman afet derecesine varan ve özellikle tarımsal alanların zarar görmesine sebep olan bir mevsimi yaşadıklarını ifade eden Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İdris Alan, oda olarak tarım alanları zarar gören üreticilerin mağduriyetlerinin giderilmesi için ilgili kurumlar nezdinde girişimlerini anında başlattıklarını dile getirdi. Önceki günlerde Elazığ Sanayi Sitesindeki esnafları ziyaret ettiklerini ifade eden Başkan Alan; "Alın teriyle helal kazanç için her sabah kepenklerini besmeleyle açan Sanayi Sitesi esnaflarımızı ziyaret ettik. Emekle yoğrulan, güler yüz ve muhabbetle dolan her bir işyerimizde esnaflarımızın samimi gayretleri ve özverili çalışmalarının şehrimiz insanına ne kadar önemli katkılar sunduğunu bizzat gördük. Şehrimiz ekonomisinin bel kemiği olan esnaflarımızla sohbet edip sanayi sitesinin fiziki kapasitesinin yetersizliği ile yaşanan diğer sorunlar ve çözüm yollarını istişare ettik. 1970’li yıllarda inşa edilen ancak günümüz ihtiyaçlarına cevap veremeyen Sanayi Sitemizin yeni bir alana taşınması, ıslahı ya da dönüşümü konusunda esnaflarımızla istişarelerde bulunduk. Esnaflarımızın mağduriyetlerini bizzat yerinde gördük ve oldukça üzüldük. Artık bu meselenin çözümü için vaktin geldiğini, bu konuda artık söylem dönemimin son bulup eylem dönemine geçilmesi ve ciddi adımlar atılması gerektiğini esnaflarımıza da dile getirdik. Konunun kesin çözümü adına önümüzdeki hafta Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası çatısı altında tüm milletvekillerimiz ve esnaf temsilcileriyle bir araya gelerek nihai çözüm için somut adımlar atmayı hedefliyoruz. Ve artık bu sorun bitsin istiyoruz. Sanayi Sitesi gezimizde esnaflarımızla yaptığımız görüşmeler sonrası, mevcut Sanayi Sitemizin günümüz ihtiyaçlarına cevap vermediği ve bu sorunun artık sorun olmaktan çıkarılıp çözüme odaklanılmasına yönelik çağrımıza kayıtsız kalmayıp problemi TBMM kürsüsünden dile getirerek bizlere destek veren MHP Milletvekilimiz Semih Işıkver’e huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum. Diğer milletvekillerimiz ve Sanayi Sitesi esnaflarımızın katılımlarıyla odamız çatısı altında yapacağımız toplantıyla bu meselenin çözümüne odaklanalım istiyoruz" şeklinde konuştu.
05 Mayıs 2026 Salı - 17:52 Manisa’ya 50 bin dolarlık uluslararası hibe Manisa Büyükşehir Belediyesi, Bloomberg Philanthropies tarafından desteklenen "Gençlik İklim Eylemi Fonu" (YCAF) kapsamında 50 bin dolarlık hibe almaya hak kazandı. Dünya genelinde sadece 300 şehrin kabul edildiği programla Manisalı gençlerin iklim projelerine 5 bin dolara kadar finansal destek sağlanacak. Manisa Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir çevre projeleriyle uluslararası arenada büyük bir başarıya imza attı. Bloomberg Philanthropies desteğiyle yürütülen Gençlik İklim Eylemi Fonu’na kabul edilen Manisa, kente kazandırılan 50 bin dolarlık kaynağı tamamen gençlerin fikirleri için kullanacak. 15-24 yaş arası gençlerin iklim değişikliğiyle mücadelede aktif rol almasını hedefleyen program kapsamında, gençlerin geliştireceği projelere 1.000 ile 5.000 dolar arasında mikro hibe desteği verilecek. Şeffaf ve katılımcı bir süreçle yürütülecek başvurular, bağımsız bir değerlendirme komitesi tarafından incelenecek. Seçilen projeler, tamamen gençlerin liderliğinde belediyenin teknik desteğiyle hayata geçirilecek. Programın her aşamasını yakından takip edeceğini belirten Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, gençlerin enerjisini ve hayal güçlerini kentin iklim stratejisine dahil edeceklerini vurguladı. Proje süreci sonunda elde edilen başarılar, Dünya Günü (Earth Day) etkinlikleri kapsamında küresel platformlarda Manisa imzasıyla paylaşılacak. Başarı halinde hibe ikiye katlanacak Manisa’nın iklim değişikliğine karşı direncini artıracak olan bu stratejik adım, aynı zamanda yeni bir kapıyı da aralıyor. Programın ilk yılının başarıyla tamamlanması durumunda Manisa, ikinci yıl için de aynı miktarda hibe alma hakkına sahip olacak. Bu sayede gençlerin çevre vizyonu, kentin sürdürülebilir geleceğinde kalıcı bir yer edinecek.
ŞOK Marketler’in cirosu yılın ilk dokuz ayında 199 milyar TL’ye ulaştı
05 Kasım 2025 Çarşamba - 22:46 ŞOK Marketler’in cirosu yılın ilk dokuz ayında 199 milyar TL’ye ulaştı ŞOK Marketler, yılın ilk dokuz ayında 199 milyar TL ciroya ve 11 bin 57 mağazaya ulaşarak, istikrarlı büyümesini sürdürdü. ŞOK Marketler, 2025 yılının ilk dokuz aylık finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirdi. Türkiye’nin 81 ilindeki yaygın mağaza ağıyla, 199 milyar TL’ye ulaşan cirosu ve 11 bin 57 mağazasıyla firma, 2025 yılının ilk dokuz aylık döneminde de istikrarlı büyümesini sürdürdü. Temel ihtiyaç ürünlerini müşterilerine en uygun fiyatla sunma hedefinin yanında özel kampanyaları da devam eden firma, kart ayındaki "100 üründe geçen senenin fiyatları" kampanyasını bu yıl jasım ayında yeniden hayata geçirerek. müşterilerinin bütçesine katkı sağlamayı sürdürüyor. Öz markalarla yerli üretime destek Firma, çiftçiden doğrudan alım yaparak hem yerli tarımı destekliyor hem tüketicilere ekonomik ve sağlıklı ürünler sunarak, "Tarladan Sofraya" tedarik modeliyle yerli üreticileri desteklemeyi sürdürüyor. Kadın kooperatifleriyle yürütülen sosyal sorumluluk projesi "ŞOK’ta Ben de Varım" projesi kapsamında Türkiye’nin farklı illerindeki kadın kooperatiflerinden alınan el emeği ürünler, seçili mağazalarda müşterilerle buluşturuluyor. Proje kapsamında kadınların üretime katılıp ekonomik ve sosyal olarak güçlenmesine katkı sağlanıyor. Kaliteli, uygun fiyatlı ürünlerle müşterilerinin bütçesine katkı sağladıklarını belirten ŞOK Marketler CEO’su Uğur Demirel, 2025 yılının ilk 9 aylık finansal sonuçlarını değerlendirerek, "Yılın ilk dokuz aylık döneminde istikrarlı büyümemizi sürdürürken müşterilerimize en kaliteli ürünleri en uygun fiyatlarla ulaştırmak için kararlılıkla çalıştık. Her gün ucuz fiyat politikamız ve kazandıran kampanyalarımızla müşterilerimizin bütçesine destek oluyoruz. Mart ayındaki ‘100 Üründe Geçen Senenin Fiyatları’ kampanyasını kasım ayında tekrar ederek müşterilerimizin bütçesine katkı sağlamayı sürdürüyoruz. Kadın kooperatifleriyle yürüttüğümüz ‘ŞOK’ta Ben de Varım’ projemiz ve öz markalarımızla yerli üreticilere desteğimiz devam ediyor. Önümüzdeki dönemde de istikrarlı büyümemizi sürdürürken, perakende sektöründeki öncü uygulamalarımızla paydaşlarımıza destek olmaya devam edeceğiz" dedi,
TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Şap hastalığından etkilenen üreticilere destek verilmesi gerekiyor"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 17:50 TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Şap hastalığından etkilenen üreticilere destek verilmesi gerekiyor" Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Şap hastalığından etkilenen üreticilere destek verilmesi gerekiyor" dedi. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, bir dizi ziyarette bulunmak üzere Bayburt’a geldi. İlk olarak İl Tarım ve Orman Müdürlüğünü ziyaret eden Bayraktar, İl Müdürü Ebubekir Köse’den kentte yürütülen tarımsal faaliyetler hakkında bilgi aldı. Daha sonra Bayburt Ziraat Odası’nı ziyaret eden Bayraktar, burada üreticilerle bir araya gelerek, sorunlarını dinledi. Bayburt Ziraat Odası Başkanı Abuzer Yıldırımtepe de üreticilerin yaşadığı sıkıntıları iletti. Ziraat Odası’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bayraktar, özellikle şap hastalığı nedeniyle mağduriyet yaşayan üreticilere destek verilmesi gerektiğini vurguladı. Bayraktar, son dönemde bazı illerde etkili olan şap hastalığının yurtdışı kaynaklı ölümcül bir virüs olduğunu belirterek, "Bu virüs birçok bölgemizde etkili oldu. Bazı illerimizde hayvan kayıpları yaşadık. Kaybetmediğimiz, ölmeyen hayvanlarımızda da ciddi verim kayıpları var. Tarım Bakanlığı bu konuda çalışma yürütüyor, sürekli aşı üretiyor ve sahada uyguluyor. Ancak bugünlerde pazarların yeniden kapandığını duyuyoruz. Bu mücadeleyi çok sıkı vermemiz lazım" dedi. Aşılama programlarının düzenli yapılmasının önemine dikkat çeken Bayraktar, ilkbahar ayında aşılama çalışmalarına erken başlanması gerektiğini kaydetti. Şap hastalığından zarar gören üreticilere destek verilmesinin hayvancılığın sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu söyleyen Bayraktar, "Nasıl dondan zarar gören üreticilerimize destek verildiyse, hayvansal üretim yapanlara da destek sağlanmalı. Üreticilerimiz bu işi bırakmak istemiyorlar, hayvancılığa devam etmek istiyorlar. Onları ahırlarda tutmamız lazım. Bu desteği alırsak üreticilerimiz de hayvancılık faaliyetlerine devam ederler" ifadelerini kullandı. Tarım sektörünün göç verdiğini, gençlerin tarımda tutulamadığını vurgulayan Bayraktar, "Şu an göçmenlerle idare ediyoruz. Ama onlar ülkelerine döndüğünde bu ülkeyi kim besleyecek? Bize çiftçi lazım, bu ülkenin çiftçisi lazım. Gıdayı da kendi çiftçimizle üretmemiz gerekiyor. Gençlerimize pozitif ayrımcılık yapılmalı" diye konuştu. Bayraktar, ayrıca tarım sektöründeki verilerin netleştirilmesi gerektiğini ifade ederek, "Tarım sektöründe bizim bazı rakamları netleştirmemiz lazım. Bu rakamları netleştiremezsek hedefler koyamayız. Ne kadar hayvan varlığımız var, ne kadar ekipmanımız var, bunları bilmemiz lazım. Odalarımız bu manada üzerine düşeni layıkıyla yapıyorlar. Birçok gittiğim yerde bizim salonlarımızda TÜİK’in elemanları çalışıyor, çiftçiyle buluşuyor, bu sayımı yapıyorlar. TÜİK’in elemanları Bayburt’ta da odamızdan istifade ediyorlar" dedi.
Fındıkta verim artacak, toprak trüfle zenginleşecek
05 Kasım 2025 Çarşamba - 17:16 Fındıkta verim artacak, toprak trüfle zenginleşecek Samsun’un Çarşamba ilçesinde yürütülen "Organik Fındık Bahçelerinde Dijital İzleme ve Trüf Mantarı Entegrasyonu" projesiyle hem fındıkta verim artışı hem de toprak kalitesinde iyileşme hedefleniyor. Çarşamba Ticaret ve Sanayi Odası(TSO) Toplantı Salonu’nda düzenlenen açılış toplantısı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) koordinasyonunda ve Küresel Çevre Fonu Küçük Destek Programı (GEF-SGP) desteğiyle gerçekleştirildi. Proje; Çarşamba TSO ev sahipliğinde, Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nin akademik katkıları ile yürütülüyor. Toplantının amacının, bölgesel kalkınma ve sürdürülebilir tarım alanında yenilikçi üretim modellerini tanıtmak olduğunu belirten yetkililer, proje kapsamında fındık üretiminde dijital izleme sistemlerinin kullanımı ve trüf mantarı entegrasyonunun örnek uygulamalarının paylaşılacağını ifade etti. Programın açılış konuşmasını yapan Çarşamba TSO Meclis Başkan Yardımcısı Uğur Gökçe, "Organik fındık üreticilerinin daha verimli ve sürdürülebilir üretim gerçekleştirmeleri için dijital izleme sistemleri ile trüf mantarı entegrasyonunun nasıl olacağını öğreneceğiz. Hep birlikte daha sağlıklı bir tarım geleceğine katkı sağlamayı hedefliyoruz" dedi. Toplantının devamında, çiftçilere projenin uygulama adımları anlatılarak trüf mantarının özellikleri ve üretim süreçleri hakkında bilgi verildi. Programa OMÜ Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. Kürşat Demiryürek, Prof. Dr. Aysun Pekşen, Doç. Dr. Nur İlkay Abacı ve çok sayıda çiftçi katıldı.
"8 buzağımızı şapa verdik"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 17:00 "8 buzağımızı şapa verdik" Bursa’nın Yenişehir ilçesinde süt sığırcılığı yapan Mustafa Arslan, 8 buzağısını şap hastalığı nedeniyle kaybettiklerini ifade etti. Yenişehir’in Karaköy Mahallesi’nde süt sığırcılığı yapan Mustafa Arslan, 15 yıl önce 20 hayvanla başladığı hayvancılıkta bugün 300 başa ulaşırken, şap hastalığı yüzünden 10 günde tüm yatırımı heba oldu. Arslan, şap salgınına ilişkin "Deprem gibi oldu yıktı geçti" dedi. Mustafa Arslan, 260’ı sağmalık 300 hayvanı bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu: "Bunun 130’u kesime gitti. Geri kalanları da damızlık özelliğini yitirdi kesime gidecek. Bugün sağmalık sığır alsanız 200 bin lira ama biz 80 bine kesime gönderdik. Buzağı ölümleri oldu, yavru atmalar yaşandı. 8 buzağımızı şapa verdik. Biri 50 bin liradan sadece buzağı zararımız bile 400 bin lira." "Yenilemeyi düşünseniz giden 100 hayvan yerine 40 baş alabiliyorsun" Yaklaşık 15 yıl önce 20 hayvanla başladıkları hayvancılıkta tüm çiftliği kendi buzağılarını büyüterek genişlettiklerini anlatan Arslan, 300 hayvanın 80’er bin liradan kesime gideceğini belirterek, "Buzağı ölümleri, yavru atmalar derken zarar daha da fazla" diye konuştu. Zararlarının çok büyük olduğuna dikkati çeken Arslan, "Tekrar sıfırdan başlayabilir miyiz bilmiyorum. 100 hayvanınız gidiyor yerine ancak 40 baş koyabiliyorsunuz. Resmen 10 günde, 15 yıl geriye gittik" diye konuştu.
Rize’de hamsinin fiyatı sevenlerinin yüzünü güldürüyor
05 Kasım 2025 Çarşamba - 17:00 Rize’de hamsinin fiyatı sevenlerinin yüzünü güldürüyor Türkiye’nin en çok tüketilen balığı olan hamsinin kilogram fiyatı Rize’de tezgahlarda 50 TL’den alıcı buluyor. Vatandaşın sofralarının vazgeçilmezi olan hamsi, hem balıkçının hem de esnafın yüzünü güldürüyor. Rize’de balıkçılar bu sezon hamside bolluk yaşandığını ve kaliteli olduğunu belirterek, ekonomiye de canlılık kattığını ifade etti. "Şu anda halkımız hamsiyi 50 TL’den yiyebiliyor" Hamsinin bu fiyatlara düşmesiyle birlikte vatandaşların hamsiye doyabileceğini söyleyen balıkçı esnafından Kadir Ali Şimşek, "Şu anda halkımız hamsiyi 50 TL’den yiyebiliyor. Hamsinin fiyatı çok iyi durumda. Bu durum vatandaşımıza çok iyi yaradı. 2 kilogram hamsi ile birlikte 4-5 kişilik aile doyabiliyor. Bundan 1-2 ay öncesinde hamsi 100 TL ile 150 TL arasında satılıyordu. Rabbime şükürler olsun bize hamsiyi verdi. Allah eksikliğini göstermesin. Fakiri fukarası bu fiyattan yararlanıyor. Evine et alamayanlar oluyor. Bizim işlerimiz de iyi" ifadelerini kullandı. "Hamsi fiyatları bu sene çok güzel" Hamsinin tezgahlarda bol olduğunu ve ucuza bulabildiklerini ifade eden Hasan Kurt, "Hamsi fiyatları bu sene çok güzel. Palamut çıkmadı ama hamsi çok bol bu yıl. Şu anda 50 TL’ye satılıyor. Ben de 2 kilogram eve aldım. Tutanlardan Allah razı olsun" dedi. "Hamsi hem taze hem de bol" Hamsinin bu yıl da çok taze olduğunu dile getiren Hatice Yıldırım ise, "Fiyatlar çok güzel, çok uygun. Hamsi hem taze hem de bol. Ben her zaman hamsi alırım. Bu yıl çok bereketli Allah daha da arttırsın. Hamsi milletin kavurmasıdır" şeklinde konuştu.
Gaziantep Ticaret Odasında Erasmus+ Etkinliği
05 Kasım 2025 Çarşamba - 16:26 Gaziantep Ticaret Odasında Erasmus+ Etkinliği Gaziantep Ticaret Odası (GTO) ve Hasan Kalyoncu Üniversitesi iş birliğinde Erasmus+ Projesi kapsamında düzenlenen etkinlik ile Türk ve yabancı öğrenciler bir araya getirildi. Gaziantep Ticaret Odası ve Hasan Kalyoncu Üniversitesi iş birliğinde gerçekleştirilen etkinlikte Avrupa Birliğinin en fazla ilgi çeken programlarından biri olan Erasmus+ kapsamında 10 farklı ülkeden Gaziantep’e gelen öğrenciler Türk öğrencilerle buluşturuldu. Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştirerek Gaziantep ve Gaziantep Ticaret Odası hakkında etkinlik katılımcısı öğrencileri bilgilendiren GTO Genel Sekreter Yardımcısı Gülbin Çalışkantürk, "Gaziantep, Türkiye’nin en dinamik şehirlerinden biri olarak girişimci ruhu ve güçlü sanayi altyapısıyla tanınmaktadır. Şehrimiz aynı zamanda tarih, kültür ve yeniliğin bir araya geldiği bir şehir. Gastronominin ve iş birliğinin şehri olan Gaziantep, geçmiş ile geleceği birbirine bağlayan gerçek bir köprüdür. Gaziantep Ticaret Odası olarak bizler de 40 bini aşkın üyemizin rekabet gücünü artırmak, yenilikçiliği ve dijital dönüşümü teşvik etmek, uluslararası iş birliklerini geliştirmek için çalışıyoruz. Ulusal ve AB destekli projelerimiz aracılığıyla daha sürdürülebilir, kapsayıcı ve girişimci bir bölgesel ekonomi inşa etmeyi hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Etkinlikte Gaziantep Ticaret Odasının yürüttüğü dış kaynaklı çalışmalar, kurum faaliyetleri ve projeler hakkında da GTO Dış İlişkiler ve Proje Geliştirme Müdürlüğü Uzman Yardımcısı Liudmyla Yıldırım sunum yaptı. Etkinlik, Avrupalı katılımcılar ve Türk üniversite öğrencilerinin grup çalışmalarıyla sona erdi.
BYD Türkiye elektrikli SUV ailesini genişletiyor
05 Kasım 2025 Çarşamba - 15:55 BYD Türkiye elektrikli SUV ailesini genişletiyor BYD, Türkiye’de elektrikli SUV ailesini genişletiyor. Marka, tamamen elektrikli sportif D-SUV modeli SEALION 7 ile kompakt SUV modeli ATTO 2’yi tanıttı. BYD SEALION 7’nin Türkiye lansmanı, 5 Kasım’da İstanbul’da düzenlenen özel bir etkinlikle gerçekleştirildi. Verilen bilgiye göre, yeni SUV modelin Türkiye’ye özel olarak geliştirilen arkadan itişli versiyonu 2 milyon 389 bin TL, dört çeker versiyonu ise 3 milyon 939 bin TL’den başlayan fiyatlarla Kasım ayına özel lansman fiyatları ile satışa sunuluyor. BYD’nin Türkiye’de satışa sunduğu sekizinci model olan SEALION 7, markanın "Okyanus Serisi"nde DOLPHIN, SEAL ve SEAL U modellerinin ardından yerini aldı. Sportif tasarımı, gelişmiş donanımları ve yüksek güvenlik standartlarıyla dikkat çeken model, EuroNCAP’ten 5 yıldızlı güvenlik derecesi aldı. Etkinlikte ayrıca, tamamen elektrikli kompakt SUV modeli BYD ATTO 2 de ilk kez tanıtıldı. Şehir içi kullanıma uygun boyutları ve modern tasarımıyla öne çıkan ATTO 2, Aralık ayından itibaren BYD bayilerinde satışa sunulacak. Tanıtım etkinliğinde konuşan BYD Türkiye Genel Müdürü İsmail Ergun, lansmanı yapılan otomobillere ilişkin de bilgi paylaştı. Ergun, "SEALİON 7, Kasım ayının üçüncü haftasından itibaren bayilerimizde olacak. Bu aracın 2 motor tipini getirmiş olduk. Bir tanesi 160 KW’lık model, bu modelin vergi ile ilgili avantajı var. Bu araç Türkiye’ye özel üretildi. Aynı aracın ikinci modeli ise 4 çeker 390 KW’lık bir model. Performans arayan müşterilerimize hitap ediyor. ATTO 2 modelimizi de bugün tanıttık, Aralık ayında gelecek. Bu modelimiz B segmentinin sınırlarını zorluyor, 4,3 metrenin üzerinde boyuta sahip. Şehir içi kullanıma çok uygun. İç hacmi geniş yüksek teknoloji ürünler arayan müşterilere hitap ediyor" ifadelerini kullandı. BYD, her iki modelde de markanın e-Platform 3.0 teknolojisini, gelişmiş bağlantı özelliklerini ve uzaktan yönetilebilen BYD Mobil Uygulaması’nı sunuyor. BYD SEALION 7’nin öne çıkan özellikleri BYD’nin Türkiye’nin satışa sunduğu sekizinci model olan BYD SEALION 7, Türkiye’de DOLPHIN, SEAL ve SEAL U’dan sonra Okyanus Serisi’nde yer alan dördüncü model olarak öne çıkıyor. Türkiye’ye özel geliştirilen 160 kW güce sahip arkadan itişli versiyonu, 0’dan 100 kilometre/saat hıza yalnızca 7,8 saniyede ulaşıyor. 71,8 kWsa bataryasıyla WLTP normuna göre 440 kilometre menzil sunan model, günlük kullanımda da uzun yolculuklarda da yüksek verimlilik sağlıyor. AC 11 kW şarj ile tam dolum yaklaşık 7,5 saatte tamamlanırken, DC 150 kW hızlı şarj sayesinde yüzde 30’dan yüzde 80’e 20 dakikada ulaşılabiliyor. BYD ATTO 2’nin öne çıkan özellikleri Markanın tasarım dilini yansıtan ejderha yüzü tasarımı, kompakt boyutları ve çevik manevra kabiliyetiyle şehir içi SUV deneyimini yeni bir seviyeye taşıyan BYD ATTO 2, BYD’nin ikonik e-Platform 3.0 altyapısı, akıllı kabin teknolojisi ve zengin standart donanımlarıyla dikkat çekiyor. ATTO 2, SUV’un yüksek oturma pozisyonunu seven ve şehir içi kullanıma uygun kompakt bir otomobil arayan müşteriler için özel olarak tasarlandı. Aralık ayında Türkiye’de satışa sunulacak BYD ATTO 2, segmentinin üzerinde donanım özellikleri sunarken, 12,8 inç elektrikli dönebilir dokunmatik ekran, 8 hoparlörlü gelişmiş ses sistemi, 15W kablosuz şarj ünitesi, elektrikli ve ısıtmalı vegan deri ön koltuklar, ısıtmalı direksiyon, ambiyans aydınlatması, panoramik cam tavan ve elektrikli katlanabilir yan aynalar gibi premium özelliklerle öne çıkıyor.
Endüstriyel yemek sektöründe kalite ölçülebilir standartlarla yükseliyor
05 Kasım 2025 Çarşamba - 15:40 Endüstriyel yemek sektöründe kalite ölçülebilir standartlarla yükseliyor Endüstriyel yemek sektöründe artan hijyen beklentileri, firmaların üretim süreçlerini daha şeffaf, denetlenebilir ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürmesini zorunlu kılıyor. Sektörde 35 yılı geride bırakan Yankı Yemek, bu dönüşümü yalnızca takip eden değil, uygulamalarında öncü yaklaşım sergileyen işletmeler arasında yer alıyor. Kurumsal yemek hizmetlerinde sürekli iyileştirme prensibini benimseyen Yankı Yemek, üretim süreçlerini yüksek teknolojiyle destekleyerek standart olgunluğunu koruyor. Bursa’da faaliyet gösteren firma, ham madde seçiminden porsiyon yönetimine, sevkiyattan personel eğitimine kadar her aşamada kontrol mekanizmasını devrede tutuyor. Endüstriyel mutfak yatırımlarını artıran işletme, sürdürülebilir lezzet yaklaşımıyla müşterilere güven veren bir pozisyon edindi. Yankı Yemek Genel Müdür Yardımcısı Leman Yurttaş, endüstriyel yemek sektöründe rekabetin fiyat indirimi üzerinden ilerlemesinin sürdürülebilir olmadığını belirterek, şirketin uzun vadeli iş ilişkileri ve müşteri sağlığını merkeze alan bir üretim anlayışı benimsediğini söyledi. Malzeme seçimi, üretim hijyeni ve düzenli personel eğitimlerinin lezzetin devamlılığında belirleyici olduğuna dikkat çeken Yurttaş, kalite yönetim süreçlerinin laboratuvar analizleri ve sertifikasyonlarla ölçümlendiğini ifade etti. Üretim alanlarında temas riskini azaltan teknolojik sistemlerin devrede olduğunu kaydeden Yurttaş, teknolojinin güvenli ve standartlaştırılmış kalite için kritik rol oynadığını vurguladı. Firmanın Çalı Sanayi Bölgesi’ndeki 5 bin metrekarelik modern tesisi, günlük 20 bin kişilik üretim kapasitesine sahip. Mevcutta 15 bin pax seviyesinde üretim gerçekleştiren Yankı Yemek, talep artışlarında ise hızlıca atıl kapasitesini devreye alarak kesintisiz hizmet sağlayabiliyor. Tüm satın alım süreçlerinde yalnızca sertifikalı tedarikçilerle çalışan firma, risk analizlerini düzenli aralıklarla raporluyor. Laboratuvar destekli kontrollerin yanı sıra sevkiyat ekipmanlarının temizlik döngüleri de dijital olarak kayıt altına alınıyor. Yankı Yemek, ISO 14001, ISO 9001, ISO 22000 (HACCP) ve OHSAS 18001 gibi uluslararası standartlarla üretim ve hizmet süreçlerini güvence altına alıyor. Yurttaş, söz konusu belgelerin yalnızca birer sertifikasyon değil, denetlenen, ölçümlenen ve raporlanan bir mutfak kültürünün teknik altyapısını temsil ettiğini belirtti. Endüstriyel yemek üretiminde hijyenin çoğu zaman görünmeyen bir maliyet unsuru olduğunu ifade eden Yurttaş, bu kalemin göz ardı edilmesinin zincirleme riskler doğurabileceğini kaydetti. Endüstriyel yemek sektöründe kalite bilincinin yükseltilmesinin zorunlu olduğunu vurgulayan Yurttaş, kalıcılığın anlık fiyat kararlarıyla değil, kurumsal hafızayı güçlendiren ve süreçlere yerleşen uygulamalarla sağlandığını söyledi. Bu kapsamda sürdürülebilirlik eksenli bir işletme modeli kurguladıklarını aktaran Yurttaş, teknolojik altyapı, hijyen odaklı üretim yönetimi, sürekli eğitilen iş gücü ve çok katmanlı kontrol mekanizmalarının birleşimiyle oluşturdukları üretim disiplininin sektör adına örnek gösterilebilir nitelikte olduğunu ifade etti.