POLİTİKA - 05 Mayıs 2026 Salı 13:26

MHP lideri Bahçeli: "Terörsüz Türkiye, Türkiye'nin ortak mesajı olmalıdır"

A
A
A
MHP lideri Bahçeli: "Terörsüz Türkiye, Türkiye'nin ortak mesajı olmalıdır"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecinde Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun tarihi bir vazife üstlendiğini aktararak "Sırada siyasi ve hukuki düzenlemeler vardır. Gazi Meclisimizde gerekli yasama faaliyetleri hız kazanacaktır. Teklifler değerlendirilecek, her partiden madde önerileri alınacak, kanunlaştırma sürecinin çerçevesi millet iradesiyle oluşturulacaktır'' dedi.

MHP lideri Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısında açıklamalarda bulundu. Bahçeli, açıklamasında Türkiye’nin dış politika anlayışı barışı ve istikrarı önceleyen bir çizgiye sahip olduğunu vurguladı. Dış politikada Türkiye’nin gerilim arayan bir ülke olmadığını söyleyen Bahçeli, "Kıbrıs Türkünün varlık hakkını ve Ege’deki denge hukukunu yok sayan her adım karşısında kararlı bir Türkiye bulur. Fransa’nın, Yunanistan’ın, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ve İsrail’in Doğu Akdeniz’de kurmaya çalıştığı güvenlik ve enerji merkezli temaslar dikkatle takip edilmelidir. Her devlet kendi dış politikasını yürütür, kendi ittifaklarını kurar. Fakat bu ittifakların Türkiye’yi çevreleme, Kıbrıs Türkünü sıkıştırma, Ege’de mevcut dengeyi bozma veya Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye rağmen fiilî durum üretme amacına yönelmesi hâlinde buna kayıtsız kalmamız beklenemez" dedi.

"Kıbrıs, Türk milletinin stratejik hafızasıdır"

Kıbrıs meselesinin bu çerçevede ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Bahçeli, "Kıbrıs yalnız müzakere başlığı veya diplomasi dosyası sayılamaz. Kıbrıs; Türkiye’nin güvenlik derinliği, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları, Kıbrıs Türkünün varlık hakkı ve Türk milletinin stratejik hafızasıdır. Kıbrıs’ta toprak alım satımı, yabancı mülkiyeti, stratejik bölgelerde taşınmaz yoğunlaşması ve ekonomik nüfuz üretme girişimleri sıradan ticari işlem gibi görülemez. Toprak yalnız tapu kaydı sayılamaz; kimi zaman egemenlik hakkının belgesi, kimi zaman güvenlik teminatı, kimi zaman gelecek nesillerin hakkıdır" ifadelerine yer verdi.

"Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlık hakkını koruyacak"

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin demografik dengesi, mülkiyet yapısı, ekonomik bağımsızlığı ve güvenlik hassasiyetlerinin milli mesele olarak görülmesi gerektiğini dile getiren Bahçeli, "Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlık hakkını koruyacak; Doğu Akdeniz’deki meşru çıkarlarını başkalarının onayına bağlamayacak; Ege’deki denge hukukunun aşındırılmasına müsaade etmeyecektir" diye konuştu.

"Terörün tasfiye edildiği Türkiye’de kalkınma hamlesinin önündeki en büyük engellerden biri ortadan kalkacaktır"

Bahçeli, dünyanın yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye’nin ihtiyacının, bütün alanları aynı hedefe bağlayan kapsamlı milli seferberlik anlayışı olduğuna dikkati çekti. Söz konusu seferberliklerin kültür, teknoloji, sanayi ve ekonomi alanlarında olması gerektiğini belirten Bahçeli, "Terörün tasfiye edildiği, güvenliğin kalıcı biçimde sağlandığı, şehirlerin ve kırsal alanların huzur iklimine kavuştuğu Türkiye’de kalkınma hamlesinin önündeki en büyük engellerden biri ortadan kalkacaktır. Bizler vatan sevdalısı Türk Milliyetçileri olarak barış için çıktığımız bu kutlu yola Allah’ın izniyle baş koyduk. Türk milliyetçiliği; kalabalıklarda atılan kuru sloganların, kürsülerde cilalanan kof nutukların, kalıplara hapsolmuş kör bir taassubun değil; karanlığı yaran kudretli bir şuurun tecellisidir" diye konuştu.

"Hiç kimse Milliyetçi Hareket Partisi’nin adını terörle yan yana getiremez"

Türk milliyetçileri olarak vatanın her karışında kardeşliği hakim kılmak arzusunda olduklarının dile getiren Bahçeli, "Bu sorumluluğun bugünkü aşaması, terörün her türlüsünün topraklarımızdan ebediyen tasfiyesidir. Milliyetçi Hareket Partisi, bu tarihi sorumluluğun arkasında sonuna kadar duracak; şehitlerimizin aziz hatırasını incitmeden, gazilerimizin emanetini gölgelemeden bu yolda kararlılıkla yürüyecektir. Bu yürüyüşün adı, Terörsüz Türkiye’dir. Terörsüz Türkiye; teslimiyet değildir. Terörsüz Türkiye; taviz değildir. Terörsüz Türkiye; terör örgütüyle pazarlık değildir. Terörsüz Türkiye; devleti zayıflatmak, milli iradeyi gevşetmek, aziz milletimizin kırmızı çizgilerini çiğnemek, hassasiyetlerini kurcalamak, güvenlik ilkelerini sulandırmak hiç değildir. Şayet böyle tasavvurlara girişen varsa; Milliyetçi Hareket Partisi’ni vatana ihanetin merkezine koymaya cüret ediyorlarsa; Türk milliyetçiliğinin komuta merkezini terörle aynı terazide tartmaya kalkışıyorlarsa gaflet zindanlarına düşmüşlerdir, basiretsizliğin karanlık dehlizlerinde yolunu kaybetmişlerdir. Hiç kimse Milliyetçi Hareket Partisi’nin adını terörle yan yana getiremez. Hiç kimse bu hareketin ülkücü şehitlerimizin kanıyla, taş medreseli büyüklerimizin çilesiyle, milletimizin duasıyla, dava arkadaşlarımızın sadakatiyle yoğrulmuş müktesebatını lekeleyemez. Bilinmelidir ki Terörsüz Türkiye; Türk milletinin kanlı bir musibetten kurtulmasıdır" ifadelerini kullandı.

"Hürmüz Boğazı’nda yaşanan her sarsıntı, petrol tankerlerinin rotasını değiştirmekte"

Bahçeli, İran-ABD-İsrail geriliminin Türkiye’nin sınır güvenliğinden enerji maliyetlerine, tarımsal üretimden sanayi girdilerine, lojistik hatlardan dış ticaret dengelerine kadar geniş bir alanı etkileyebilecek kadar büyük bir potansiyeli olduğunu söyleyerek, "Hürmüz Boğazı’nda yaşanan her sarsıntı, petrol tankerlerinin rotasını değiştirmekte; değişen rotalar, mazot fiyatlarına, gübre maliyetlerine, çiftçinin ekim kararına, sanayicinin üretim hesabına, ihracatçının rekabet gücüne, vatandaşımızın mutfağına kadar uzanmaktadır. Enerji arzındaki her kırılma tarımsal üretimi baskılar. Gübredeki her artış gıda güvenliğini zorlar. Lojistik maliyetlerindeki her yükseliş, pazardaki fiyat etiketinden organize sanayi bölgelerindeki üretim planlamasına kadar her alana sirayet eder. Bu nedenle dış politika ile iç politika birbirinden kopuk değildir" şeklinde konuştu.

MHP lideri Bahçeli:

"Terörün çekildiği yerde fabrikaların bacası tüter"

Türkiye’nin geleceğini bugünün tartışmalarına göre değil; Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın idrakine, 2053’ün ufkuna, 2071’in kavrayışına göre değerlendirdiklerinin altını çizen Bahçeli, sözlerine şu şekilde devam etti:

"Terörsüz Türkiye ile etnik tahrikçilerin çapsız siyasetlerine, emperyalizmin vekalet unsurlarına, mezhep simsarlarının istismarlarına kapımızı kapatıyoruz. Kan analizlerine, kemik yapılarına, kafatası boyutlarına göre değil; Türk’ün, Kürt’ün, Alevi’nin, Sünni’nin, Arap’ın Süryani’nin doğulunun, batılının aynı bayrak altında, aynı vatan üzerinde, aynı devlet çatısı altında, aynı gelecek ve istikamet birliğinde kenetlendiği bir Türkiye için çabalıyoruz. Terörsüz Türkiye; komşunun komşuya güvenmesidir. Terörsüz Türkiye; annenin evladını okula huzurla göndermesidir. Terörsüz Türkiye; esnafın kepengini endişesiz açması, çiftçinin tarlasına korkusuz gitmesi, öğretmenin sınıfa başı dik girmesi, yatırımcının Anadolu’nun her köşesine güvenle erişmesidir. Terörsüz Türkiye, iç mukavemetimizin çelikten bir duvar gibi, kol kola, el ele ve tek vücut halinde milletçe ilmek ilmek örülmesidir" dedi.

Hudutlarda cana kasteden, sivilleri hedef alan, karakollara çıkartma yapan, köyleri yağmalayan, evlatları kaçıran; anaları gözü yaşlı, çocuklarımızı yetim, bacıları dul bırakan terörü bitirmenin artık şart olduğunu söyleyen Bahçeli, Terörsüz Türkiye’nin güvenlikten kalkınmaya, acıdan umuda, korkudan huzura, kayıptan üretime geçişin adı olacağını söyledi. Bahçeli, "Doğu ve Güneydoğu Anadolu yalnızca İçişleri Bakanlığımızın özel ilgi alanı, Millî Savunma Bakanlığımızın uzmanlık sahası, Milli İstihbarat Teşkilatımızın güvenlik raporlarının konusu olmamalıdır. Terörsüz Türkiye ile tarımın, hayvancılığın, yenilenebilir enerjinin, sınır ticaretinin, lojistik koridorların, kültür turizminin, girişimciliğin, sanayinin ve teknoloji yatırımlarının merkezleri haline gelmelidir. Sulama barajlarıyla, göletlerle, modern sulama sistemleriyle, tarımsal desteklerle, hayvancılık kredileriyle, organize sanayi bölgeleriyle donatılmış Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu düşlüyoruz. Terörün bittiği yerde bereketin izleri başlar. Terörün sustuğu yerde çocukların neşesi duyulur. Terörün çekildiği yerde fabrikaların bacası tüter. Terörün gölgesinden arınan yerde istihdamın yolu açılır. Terörün tasfiye edildiği yerde ovalar hayat bulur. Terörsüz Türkiye ile Diyarbakır denildiğinde evlat nöbeti tutan annelerin feryatları değil; kültür turizminin, gastronominin merkezi akla gelecektir" ifadelerine yer verdi.

MHP lideri Bahçeli:

"Terörsüz Türkiye, Türkiye’nin ortak mesajı olmalıdır"

Terörsüz Türkiye sürecinde Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun tarihi bir vazife üstlendiğini aktaran Bahçeli, "Sırada siyasi ve hukuki düzenlemeler vardır. Gazi Meclisimizde gerekli yasama faaliyetleri hız kazanacaktır. Teklifler değerlendirilecek, her partiden madde önerileri alınacak, kanunlaştırma sürecinin çerçevesi millet iradesiyle oluşturulacaktır. Günlük siyasi kazançların, küçük hesapların telaşıyla bu tarihi yükümlülüğe sırt çevrilmemelidir. Kalabalıkları galeyana getirmek, kitleleri yönlendirmek uğruna bu mühim dönemeçte milletimizi kutuplaştırma gafletine düşülmemelidir. Kimse şehitlerimizin aziz hatıralarını istismar etmemeli, kimse gazilerimizin fedakarlıklarına gölge düşürmemeli, kimse anaların gözyaşı üzerinden siyaset devşirmemeli, kimse kardeşliğimizi, birliğimizi, dirliğimizi zehirleyecek sözlerin, söylemlerin, sözde siyasetlerin peşine takılmamalıdır. Terörsüz Türkiye, Türkiye’nin ortak mesajı olmalıdır" şeklinde konuştu.

"Abdullah Öcalan için statü açığı Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır"

Bahçeli, Abdullah Öcalan’ın statü meselesinin konuşulmasının önemli olduğunu kaydederek, "Abdullah Öcalan için statü açığı varsa; bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır. Bu noktada ihtiyaç duyulacak mekanizmanın adı ne olursa olsun, özü açık olmalıdır: Bu mekanizma; toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, milli güvenliği ve huzurlu geleceği birlikte gözetmelidir. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" olmasını öneriyorum. Fakat elbette başka alternatifler de üretilebilir. Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır. Çünkü meselenin esası; terörün tamamen tasfiye edilmesi, silahların susması, terörün gündemimizin dışına kesin biçimde çıkarılması, siyasetin terör vesayetinden arındırılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanmasıdır" şeklinde konuştu.

MHP lideri Bahçeli:

"Türkiye’yi yönetmek ciddiyet ister"

Cumhur İttifakı’nın, yalnız seçim dönemlerinde kurulan sandık birlikteliği olmadığını kaydeden Bahçeli, "Kabine, bürokrasi ve Cumhur İttifakı unsurları aynı hedefe bakmalı, aynı istikamete yürümeli, aynı tarihî sorumluluğun ağırlığını taşımalıdır. Her bakanlık bir cephe, her kurum bir mevzi, her karar Türkiye’nin büyük yürüyüşünün parçası olarak görülmelidir. İç siyasetin dili, seviyesi ve sorumluluk anlayışı da aynı ciddiyete ulaşmalıdır. Dünya ağır bir belirsizlik döneminden geçerken Türkiye’nin iç siyaseti ve Terörsüz Türkiye vizyonu küçük hesaplara, günlük çekişmelere ve dar parti menfaatlerine sıkıştırılamaz. Türkiye’yi yönetmek ciddiyet ister. Türkiye’yi yönetmeye talip olmak dirayet, azamet ve ağır bir mesuliyet ister. Millî meseleler, kişisel çıkar siyasetinin gölgesinde konuşulamaz. Milletin geleceği, devletin bekası ve vatanın istikameti böylesi bir hafiflikle taşınamaz" değerlendirmesinde bulundu.

Kemal Diri - Fırat Demir

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Eylem Tok’un ‘Aileyle helalleştik’ sözlerine baba Özer Aci’den yanıt: "Benim öyle bir anlaşmam yok, davamın arkasındayım" İstanbul Eyüpsultan’da 17 yaşındaki Timur Cihantimur’un çarparak ölümüne neden olduğu Oğuz Murat Aci’nin babası Özer Aci, Eylem Tok’un "aileyle helalleştik" mektubuna yanıt verdi. Baba Özer Aci, ’’Biz kan bağı varisleriyiz. İnsani bir davranış olarak benimle irtibata geçmediler, bu saatten sonra geçemezler de. Benim öyle bir anlaşmam yok, ben davamın arkasındayım, ben davama bakıyorum. 2 yıl sonra mı aklı başına gelmiş? Hep benim çocuğum, benim çocuğum, halen benim çocuğum; üniversiteye gidiyormuş, çok iyi çocukmuş. Ya bizim çocuğumuz kötü mü? Benim bir buçuk yaşında yetim kalan evladım kötü çocuk mu?’’ dedi. İstanbul Eyüpsultan’da 1 Mart 2024 gecesi meydana gelen kazada, Timur Cihantimur’un kullandığı araç Oğuz Murat Aci’ye çarpmıştı. Kaza sonucunda Oğuz Murat Aci hayatını kaybederken Cihantimur ile annesi Eylem Tok birlikte ABD’ye kaçmıştı. Hakkında kırmızı bülten çıkartılan anne ve oğlu, 2024 yılında Boston’da yakalanarak gözaltına alınmıştı. ABD’de tutuklu bulunan Eylem Tok, cezaevinden bir mektup yazdı ve Tok’un yazdığı bu mektup avukatı aracılığıyla sosyal medyada paylaşıldı. Eylem Tok mektubunda kullandığı "Bu olayda en büyük acının, hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci’nin ailesine ait olduğunu biliyorum. Bir anne olarak, onların yaşadığı acının tarifi olmadığını tüm kalbimle hissediyorum. Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine sabır diliyorum. Bu kaybın telafisi yok, biliyorum. Ancak yasal varislerle bir sulh anlaşması yaparak helalleştiğimizi de belirtmek isterim’’ ifadeleri Aci ailesini çileden çıkardı. "İnsani bir davranış olarak benimle bir irtibata geçmediler, bu saatten sonra geçemezler de’’ Eylem Tok’un mektubunda öne sürdüğü ‘aileyle helalleştik’ iddialarına yanıt veren baba Özer Aci, "Eylem Tok’lar yaklaşık iki yıldır Amerika’da hapisteler. Yasal varisler dediği bir buçuk yaşındaki çocuk ve bir buçuk yıllık evli eşi. Biz kan bağı varisleriyiz. Benimle bir anlaşma veya insani bir davranış olarak benimle bir irtibat geçmediler, bu saatten sonra geçemezler de. Bu anlaşmayı, bir yıl önce yaptılar. Bir yıl önce Mayıs ayında, yine böyle bir Mayıs ayıydı; bir para ödendiği söylenmişti. Sonradan para rakamları ortaya çıktı. Benim öyle bir anlaşmam yok, ben davamın arkasındayım, ben davama bakıyorum. İki yıl sonra mı aklı başına gelmiş? Hep benim çocuğum, benim çocuğum, halen benim çocuğum; üniversiteye gidiyormuş, çok iyi çocukmuş. Ya bizim çocuğumuz kötü mü? Benim bir buçuk yaşında yetim kalan evladım kötü çocuk mu? Kendi çocuğu iyi de bizim çocuklarımız kötü çocuk mu? ’Ben olay yerine gitmedim’ diyor utanmadan. Çocuğunu olay yerinden aldın gittin, ’telefonu almadım’ diyor, peki telefon kimin arabasında çıktı Eylem Tok? Bunu niye izah etmiyorsun?’’ şeklinde konuştu. ‘’Ben oğlumun maddi ve maneviyatını satacak kadar alçalmadım’’ Baba Özer Aci konuşmasının devamında, ‘’Bunu da izah etsin. Aradan neredeyse iki yıl geçmiş yeni mi aklı başına geliyor? Yazıklar olsun. Bu olaylar bugün mü hatırına geldi? Vicdani rahatsızlık duymalar vicdanlarını rahatlatacakmış, yumuşatacakmış. Ben bugün yine mezardan geldim. Oğlumun mezarında gözyaşı döktüm. Onun çocuğu yaşıyor şükretsin. Ben konuşmalarımda ’kendi çocuğunu diri diri toprağa gömdüler. Gelsin şu adalete teslim olsunlar’ dedim. Gelmediler. Çekecekler, Allah beter eylesin. Çekecekler, çekmek zorundalar. Kusura bakmasınlar. Ben onlardan şunu beklerdim; bir insani, bir merhametli davranış. İki sayfa mektup yazıyor, kendi evladından bahsediyor. Bana ne senin evladın, benim evladım ölmüş. Benim bir buçuk yaşında evladım yetim kalmış. İnsafsızlar, merhametsizler, vicdansızlar. Varisleriyle anlaşmışlar, neyle anlaşılır? Ben oğlumun maddi ve maneviyatını satacak kadar alçalmadım. Hiçbir zaman da alçalmam. Eğer bir para, bir şey alınırsa da bunu açık açık hiç çekinmeden söylerim. Allah’ıma şükürler olsun ona da bir ihtiyacım yok’’ dedi. ‘’Her şey cep telefonu kayıtlarında çıkacaktır" Eylem Tok’un mektubundan yer alan "olay yerine gitmedim, telefon almadım" sözleriyle ilgili olarak da konuşan Baba Özer Aci, "Doğru söylüyor, gerçekler açık olarak raporlarda yer almaktadır; kendi telefonu, getirdi şoförü polise teslim etti. Kendi aracından çıktı ‘Ben almadım’ dediği telefon. O zaman onun telefonu o arabada ne geziyor? Peki orada yaralıları kime teslim etmiş? Oğlu ölü var, ölü SOS kayıtlarında var. Peki neden o zaman ‘Anne burada bir yaralı var, ağır yaralı ölüyor, babamı çağırın yarasına bir parmak basın’ niye dememiş? Neden kaçıyor, neden? İnsani davranış olarak hareket etseydi benim çocuğum şu an yaşıyordu. Eylem Tok olayın olduğu noktada takılı kalmış. Benim çocuğum 81 dakika sonra hastaneye gidiyor. İstanbul’da 9 dakika 112’nin hizmeti. Kusura bakmasın, iyi marifet etmiş olay yerine gitmemiş. Ben gittiğinden eminim. Her şey cep telefonu kayıtlarında çıkacaktır. Onun mahkemesi de 13 Temmuz’da var, orada hesap verecektir" ifadelerini kullandı.
Nevşehir 19 bin kilometrelik dostluk yolculuğunun yeni durağı Kapadokya oldu Almanya’dan başlayarak yaklaşık 19 bin kilometrelik güzergah sonunda Nepal’de tamamlanacak olan Doğu Batı Dostluk ve İpek Yolu Rallisi kapsamında Türkiye’ye gelen sporcuların yeni durağı Kapadokya oldu. 27 Nisan’da Almanya’dan yola çıkan ve birçok ülkeden katılımcının yer aldığı ralli ekibi, Ankara’daki programın ardından Nevşehir’e geldi. Kapadokya bölgesine ulaşan sporcular, peribacaları ve doğal güzellikleriyle ünlü bölgede mola verdi. Tarihi İpek Yolu rotasını modern araçlarla yeniden canlandırmayı amaçlayan organizasyona katılan ralliciler, Kapadokya’nın eşsiz manzarası eşliğinde fotoğraf çektirerek bölgeyi gezdi. Sporcular ayrıca bölgenin tarihi ve kültürel noktalarını ziyaret etti. Yaklaşık 19 bin kilometrelik parkuru tamamlayacak olan ralli ekibi, Türkiye etabında Kapadokya’nın ardından Nemrut Dağı, Ahlat ve Ani Harabeleri gibi önemli tarihi noktalardan geçecek. Türkiye’den ayrılacak konvoy, İran ve Türkmenistan üzerinden Orta Asya’ya ilerleyerek yaklaşık bir buçuk ay sonra Nepal’de yolculuğunu tamamlayacak. Doğu-Batı Dostluk ve Barış Rallisi Derneği Başkanı Nadir Serin, rallinin her yıl düzenlendiğini belirterek, "Bu yıl 19 ülke ve 64 şehirden geçiyoruz. Yaklaşık 19 bin kilometrelik bir yolculuk yapıyoruz. 19 ülkeden geçmek, farklı kültürleri tanımak anlamına geliyor" dedi. Türkiye’nin doğu ile batı arasında bir köprü görevi gördüğünü ifade eden Serin, "Savaşların yaşandığı bir dönemde bu tür projelerin dünya barışına katkı sağlayacağına inanıyoruz. İnsanların birbirini tanıması ve önyargılarını kırması çok önemli" diye konuştu. Rallinin dünyanın en uzun rallilerinden biri olduğunu kaydeden Serin, "Bizim için araçların markası ya da modeli önemli değil. Önemli olan araçlarımızın bakımını iyi yapmak ve güvenli şekilde yolculuğu tamamlamak. Zorlu hava şartlarına rağmen hazırlıklıyız. Hedefimiz Nepal’e kazasız belasız ulaşmak" ifadelerini kullandı. Organizasyona Sırbistan’dan katılan Ana Jankovic ise Türkiye’ye 11’inci kez geldiğini belirterek, "İstanbul ve Ankara’nın ardından Kapadokya’da mola verdik. Böyle bir deneyim yaşattıkları için organizasyona teşekkür ediyorum. Yolculuk çok keyifli geçiyor" dedi. Polonyalı Agnieszka Trolese de Kapadokya’ya hayran kaldığını belirterek, "İstanbul dünyanın en canlı şehirlerinden biri. Kapadokya ise benim en sevdiğim turizm bölgelerinden biri. UNESCO Dünya Mirası listesindeki bu bölge gerçekten benzersiz" diye konuştu. Barış; dostluk ve kültürel etkileşim mesajı taşıyan İpek Yolu Rallisi’nin Kapadokya etabı, bölge halkı ve turistlerin de ilgisini çekti. Sporcular, Kapadokya ziyaretinin ardından rotalarına devam etti.
Samsun Samsun polisi uyardı: "Hediye kazandınız", "Borcunuz var" tuzağına dikkat Samsun Emniyet Müdürlüğü ekipleri dolandırıcılık olaylarına karşı vatandaşları bilinçlendirmek amacıyla çalışma başlattı. Kentin en yoğun bölgesinde sahaya inen ekipler, vatandaşlara bilgilendirici broşürler dağıtarak dikkat edilmesi gereken hususları anlattı. Dağıtılan broşürlerde; internet üzerinden araç, ev ve arsa alım-satımlarında dikkat edilmesi gereken kurallar, online alışverişte güvenli site kullanımının önemi ve sahte ilanlara karşı uyarılar yer aldı. Ayrıca oto kiralama işlemlerinde sahte internet sitelerine karşı dikkatli olunması gerektiği vurgulandı. Ekipler, özellikle sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden gönderilen linklere karşı temkinli olunması gerektiğini belirterek, "Hediye kazandınız", "borcunuz var" gibi ifadelerle para talep eden kişilere kesinlikle itibar edilmemesi gerektiğini ifade etti. Sahte icra takibi mesajlarıyla vatandaşların korkutulmaya çalışıldığına dikkat çekildi. Broşürlerde ayrıca kendisini polis, asker, savcı veya kamu görevlisi olarak tanıtarak para ya da altın talep eden kişilerin dolandırıcı olduğu belirtilirken, hiçbir kamu görevlisinin vatandaşlardan bu şekilde talepte bulunmayacağı hatırlatıldı. "Bilinçli Sosyal Medya Kullanımı" başlığı altında ise vatandaşlara; saygılı iletişim kurmaları, şüpheli içeriklere karşı sorgulayıcı yaklaşmaları ve kişisel bilgilerini paylaşmamaları yönünde uyarılar yapıldı. Yetkililer, dolandırıcılık girişimleriyle karşılaşılması halinde 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması gerektiğini belirterek, vatandaşların bilinçli hareket etmelerinin bu tür suçların önüne geçilmesinde büyük önem taşıdığını vurguladı.