EKONOMİ
Bakan Kacır: ‘‘Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir’’ 08 Mayıs 2026 Cuma - 22:56:57 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Turkcell’in hayata geçirdiği ‘Yarının Teknoloji Liderleri’ proje yarışmasında ödül töreninde konuştu. Kacır, ‘‘Teknoloji girişimlerinin sermayesi çoğunlukla maddi değildir. Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir, fikir sermayesidir’’ dedi. Turkcell’in, gençleri teknolojiye yönlendirmek ve potansiyellerini ortaya çıkarmak amacıyla bu yıl ikincisini düzenlediği "Yarının Teknoloji Liderleri" proje yarışmasının ödül töreni Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ev sahipliğinde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla gerçekleşti. Türkiye’de üniversitelilere yönelik proje yarışması olan "Yarının Teknoloji Liderleri"nde birinci olan SIGNIFY projesi 1 milyon TL, ikinci MEMOVISION projesi 800 bin TL, üçüncü SMELLCONTROL projesi ise 600 bin TL ile ödüllendirildi. Ayrıca jüri tarafından belirlenen CYBERKIDS, ENERATICS ve KAZAI projelerine de 300 bin TL’lik para ödülü takdim edildi. Törende açıklamalarda bulunan Bakan Kacır, ‘‘Türkiye’nin teknoloji alanında elde ettiği kazanımlar, kendine has bir ekosistem inşasını ve kendine has bir teknoloji geliştirme yolculuğunu da ifade ediyor. Kendine has bir ekosistem dediğimizde aslında çok bileşenli bir yapıdan bahsediyoruz. Altyapılarıyla, üniversiteleriyle, araştırma merkezleriyle, laboratuvarlarıyla, teknoparklarıyla, yazılımcılarıyla ve elbette girişimcileriyle adeta bir sinir ağında ortaklaşa çalışan inovasyon zekası Türkiye’nin teknoloji ekosistemi. Bu zeka dünyada parmakla gösterilen başarılara imza atıyor" dedi. Türkiye’de teknoloji ve inovasyona yapılan yatırımlara ilişkin de bilgi veren Bakan Kacır, ‘‘Türkiye son 23 yılda araştırma, geliştirme ve inovasyona daha önceki dönemlerle mukayese edildiğinde çok daha fazla kaynak ayırıyor. 23 yıl öncesinde Türkiye’nin yıllık Ar-Ge harcamaları 1 milyar dolardı. Şimdi Türkiye’nin yıllık Ar-Ge harcamaları 20 milyar dolar. 23 yıl öncesinde Türkiye’nin 29 bin Ar-Ge insan kaynağı vardı. Şimdi Türkiye’de 311 bin Ar-Ge insan kaynağı var. 23 yıl önce Türkiye milli gelirinin yüzde 0,5’ini Ar-Ge’ye ayırmaktaydı. Şimdi milli gelirimizin yaklaşık yüzde 1,5’ini araştırma geliştirme faaliyetlerine ayırıyoruz. İtalya gibi, İspanya gibi ülkelerle milli gelirimizden Ar-Ge ayırdığımız pay çok yakın seviyelerde. Türkiye bugün 114 teknoparkında 13 bin teknoloji girişiminin inovasyon yaptığı bir ülke. Türkiye bugün özel sektörde bin 700’den fazla Ar-Ge ve tasarım merkezine sahip bir ülke’’ ifadelerini kullandı. ‘‘Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir’’ Teknoloji girişimlerinin sermayesinin maddi olmadığını vurgulayan Kacır, ‘‘Borçlanma enstrümanları yani daha yaygın kullandığımız haliyle krediler, çoğunlukla sizin sunacağınız teminatlar karşılığında size verilir. Yani bir kredi talep ettiğinizde çoğunlukla o krediyi geri ödeyememeniz halinde hangi teminatlarla borcunuzu karşılayabileceğiniz, daha açık ifadesiyle tapunuzun, araba ruhsatınızın olup olmadığı sorulur. Teknoloji girişimlerinin sermayesi çoğunlukla maddi değildir. Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir, fikir sermayesidir. Teknoloji girişimlerinin büyümesini sağlayacak olanlar borçlanma değil, sermaye yatırımları, sermaye ortaklıklarıdır’’ diye konuştu. ‘‘Son beş yılda Türkiye’de teknoloji girişimlerine 5,5 milyar dolar yatırım yapıldı’’ Türkiye’de teknoloji girişimlerine yapılan girişim sermayesi yatırımlarını büyütmeye çalıştıklarını söyleyen Kacır, ‘‘Son beş yılda Türkiye’de teknoloji girişimlerine 5,5 milyar dolar yatırım yapıldı. Bir önceki beş yılda bu tutar 550 milyon dolardı. Ondan önceki beş yılda bu tutar 280 milyon dolardı. Yani katlanarak büyüyen bir yatırım ölçeğinden bahsediyoruz. Bu ölçeğin büyümesi için pek çok tedbir alıyoruz. Bir yandan kamu kaynaklarını girişim sermayesi fonlarına yönlendiriyoruz. Fonların fonu mekanizmaları kuruyoruz. Eş finansman mekanizmaları kuruyoruz. Kamunun bir lirasını özel sektör üç lira, beş lira eklesin ve Türkiye’nin teknoloji girişimleri yatırım ortaklıklarıyla büyüsün istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Turkcell olarak temel yaklaşımımız, teknolojiyi insan için faydaya dönüştürmek" Törenin açılış konuşmasını yapan Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ise gençleri teknolojiye yönlendirmek ve potansiyellerini desteklemek amacıyla geçtiğimiz yıl başlatılan projenin önemine işaret ederek şunları söyledi: "Turkcell olarak ülkemizin dijitalleşme yolculuğuna 30 yıldan uzun süredir öncülük ediyoruz. Bu yolculukta Turkcell’i Türkiye’nin teknoloji lideri yapan en temel yaklaşım ise ‘Teknolojiyi insanımız için faydaya dönüştürmek’. Bizim için teknoloji; insanın hayatına dokunduğunda, bir ihtiyaca cevap verdiğinde ya da bir gencimizin önünde yeni bir kapı açtığında gerçek anlamını buluyor. Yarının Teknoloji Liderleri Proje Yarışması da bu anlayışın somutlaşmış hali. Gençlerimizden aldığımız motivasyonla bu yıl yarışmanın kapsamını daha da genişlettik. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne de projemizi açtık. 71 ilden 161 üniversitenin katılımıyla toplam 829 proje yarıştı. Yarının Teknoloji Lideri olmak için geliştirilen projelerin sayısı geçen yılın iki katını aştı. Bu başarının arkasında güçlü bir ekosistem var. Devletimizin ortaya koyduğu vizyon, sağladığı destek ve açtığı alan, gençlerimizin yolunu açıyor. Kamu, üniversite ve özel sektörün aynı hedefte buluştuğu bu yapı, ülkemizin teknoloji yolculuğuna hız kazandırıyor." "Gençlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz" Konuşmasında gençlere de seslenen Genel Müdür Koç, "Bir fikre sahip çıkmak, yarına sahip çıkmaktır. Bu cesaretin, herhangi bir ödülden daha değerli olduğunu lütfen aklınızdan çıkarmayın. Yalnızca ödül alanlar değil; fikrinin peşinden gitme cesareti gösteren herkes bu yarışmanın kazananıdır. Ortaya koyduğunuz her fikir, yazdığınız her bir kod, bu ülkenin güçlü yarınlarına atılmış birer imzadır. Bundan böyle de sizlerin yanında olmaya ve ‘Turkcell ile Yarınlar Senin!’ demeye devam edeceğiz. Ödül almaya hak kazanan arkadaşlarımızı, finale kalan 12 ekibi ve başvuru yapan her bir gencimizi yürekten kutluyorum. Bu vesileyle vizyonlarıyla bu sürece yön veren Sayın Bakanımıza ve devletimizin değerli temsilcilerine saygılarımı sunuyorum. Ayrıca İnsan ve İş Desteklerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcımız Erkan Durdu liderliğinde İnsan Kaynakları ekiplerimize ve emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma, kıymetli jürimize ve üniversitelerimize teşekkür ediyorum" diye konuştu. Yarının teknoloji liderlerinin geliştirdiği projeler Yarışmada birincilik ödülünü "Signify" projesi kazandı. Proje, işitme engelli bireylerin bankacılık ve sağlık gibi temel hizmetlerde tercümana bağımlı kalmamalarını hedefliyor. Signify, mahremiyet ve iletişim kopukluğunu, yapay zekâ destekli çift yönlü anlık çeviri ile ortadan kaldırmayı sağlıyor. İkinciliği ise dijital reklamcılıkta içeriklerin etkisini ölçmek için kullanılan kampanya sonrası yöntemlerin maliyetli ve yavaş olması sorununa çözüm getiren "MEMOVISION" kazandı. "Smellcontrol" projesi ise üçüncülük ödülünü kazandı. Endüstriyel tesisler ve kentsel alanlardaki gaz sızıntıları ile uçucu organik bileşiklerin (VOC) geleneksel yöntemlerle ayırt edilememesi sorununu, çoklu gaz karışımlarını eş zamanlı analiz ederek çözmeyi amaçlıyor. İlk 3’ün yanı sıra 300’er bin TL para ödülüne layık görülen projeler ise şunlar oldu: "Sosyal Okuryazarlılık" ödülüne "Cyberkids" projesi layık görüldü. Proje, internet kullanım yaşının düşmesiyle çocukların maruz kaldığı siber zorbalık, veri ihlalleri ve oltalama (phishing) gibi tehditleri, çocukların bilişsel seviyesine uygun oyunlaştırılmış yöntemlerle önlemeyi amaçlıyor. "Sürdürülebilir Gelecek" ödülünü "ENERATICS" projesi aldı. Eneratics, veri merkezlerinde enerji maliyeti ve karbon ayak izini düşürmek için IT iş yükü, soğutma (HVAC) ve batarya sistemlerini koordine eden gerçek zamanlı bir enerji orkestrasyon katmanı sunuyor. "Ölçeklenme Potansiyeli" ödülünün sahibi "KazAI" projesi oldu. Yarışmaya katılan ve trafik kazaları sonrası manuel yürütülen ve haftalar sürebilen hasar tespiti, kusur oranı belirleme ve maliyet hesaplama süreçlerini dijitalleştirerek, operasyonel yükü ortadan kaldırmayı hedefliyor.
08 Mayıs 2026 Cuma - 20:47 Bakan Yumaklı: "Tarımın sadece çiftçinin bir faaliyeti değil ülkelerin de bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini unutmamak lazım" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Tarımın sadece çiftçinin bir faaliyeti değil ülkelerin de bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini unutmamak lazım" dedi. Bir dizi programa katılmak için Yalova’ya gelen Bakan Yumaklı, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretimi Geliştirme Projeleri Temin Töreni’ne katıldı. Burada konuşan Bakan Yumaklı, "Bereketin, emeğin ve üretimin şehri Yalova her ne kadar yüzü ölçümü açısından en küçük ilimiz de olsa üretim gücü, üretim kapasitesi, üretim iradesi açısından bizlerin son derece memnun olduğu bir şehir açıkçası. Bugün İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüzün Bitkisel Üretimi Geliştirme Projeleri Temin Töreni vesilesiyle bir aradayız. Değerli kardeşlerim bu kapsamda çiftçilerimize sera damlama sulama sistemi ve sebze fideleri temin ediyoruz. TAKE projesi olarak adlandırdığımız bu proje aslında ülkemizin dört bir tarafında 81 ilinde, hangi ilimizde uygulanıyorsa o ilin kendi özellikleri, dinamikleri açısından veya üretim gücü açısından neler önemliyse neyi öne çıkarmak istiyorsak bu anlamda uyguladığımız çok da başarılı giden bir proje. Bugün inşallah Yalova’nın bitkisel üretim altyapısını güçlendirecek olan bu temin töreniyle beraber çiftçi kardeşlerimize, üreticilerimize bunları vermiş olacağız" diye konuştu. Tarımın sadece ekonomik faaliyet değil aynı zamanda bir milletin bağımsızlığını ifade eden bir husus olduğunu anlatan Yumaklı, şöyle konuştu: "Tarımın sofradaki ekmeğin güvencesi olması şehirlerin huzuru olması kırsalın umudu olması yarının da temeli olması işte bizi bu düşünceye sevk ediyor. Eğer bir ülke toprağına sahip çıkıyorsa kendi insanlarının gıda ihtiyacını karşılayabiliyorsa hatta bunun da ötesinde buradan ülkesi için bir ekonomik fayda sağlayabiliyorsa ki bu konuda biliyorsunuz ülkemiz tarımsal hasılada Avrupa’da birinci dünyada da ilk on ülke arasında. Bugün artık dünyada stratejik güç toprağını koruyan suyunu verimli kullanan ve üretimini sürdürülebilir halde tutan veya bunu getirebilen ülkelerin elinde. Hepimiz takip ediyoruz iklim krizleri var. Bölgemizde başta olmak üzere birçok jeopolitik kriz var, problem var. Ülkeler arasında çatışma var. Kargaşa var. Yani aklınıza ne gelirse gıda arz güvenliği açısından yani bir ülkenin insanlarının ya biz acaba gıdamızı temin edebilir miyiz endişesini oluşturacak olan ne varsa şu anda dünyada onları yaşıyoruz hepimiz görüyoruz. Bu sebeple tarımın sadece çiftçinin bir faaliyeti değil ülkelerin de bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini unutmamak lazım." "Bundan sonraki en büyük gündemimiz su" Bakan Yumaklı, maliyetleri azaltan ve verimi artıran projeleri hayata geçirdiklerini dile getirerek, "Modern üretim teknikleri bu açıdan son derece önemli. Yani en basitinden en zoruna kadar tarımsal üretim açısından ne gerekiyorsa bütün bunları temin etmek kararlılığındayız. Yalova Marmara’nın incesi. Bununla da kalmıyor örtü altı üretimin süs bitkisi özellikle ve katma değerli tarımında bir merkez haline gelmiş durumda. Bugünlerde özellikle bilinçli bir üretimin bilinçli bir çiftçiliğin yapıldığı bu ilimizde arkadaşlarımızın farklı projelerle tekrar üreticimizin, çiftçimizin yanında olmaya devam edeceğini söylemek istiyorum. 5 bin 400 dekar alanda süs bitkisi üretiliyor. 3 bin 200 dekar alanda da örtü altı sebze yetiştiriliyor. Peki bugün ne olacak? Yaklaşık 46 ton sera örtüsü ve 130 dekarlık alan yeniden üretime katılmış olacak. Yüz yetmiş bine aşkın sebze fidesi toprakla buluşmuş olacak. 650 rulo damlama sulama hortumu suyu israf etmeden o can suyunu toprağa taşımış olacak. Ben üç gün önce beşinci İstanbul Su Forumundaydım. Dünyanın çok farklı yerlerinden bakanlar, akademisyenler, teknik ekipler geldi. Herkesin dilinde şu var. Bundan sonraki en büyük gündemimiz su. Damlasını adeta hesabını yapacak şekilde kullanmak zorundayız. Eğer biraz hafızalarımızı tazelersek 2023 yılında saygıdeğer Emine Erdoğan hanımefendinin himayelerinde biz su verimliliği seferberliği başlattık. Tabii daha sonra hemen birkaç gün sonrasında maalesef ki o asrın felaketi deprem sebebiyle bir ara vermek zorunda kaldık. Hiçbir zaman için bu projemizden vazgeçmedik. Şimdi tekrar ülkemizdeki her bir damla suyun çoğunluğunu kullanan, tarıma doğru, verimli bir şekilde üretime gitmesi işte endüstride kullanımı, evde kullanımının en verimli, en olabilecek iyi halde gerçekleşmesini sağlamak üzere çalışıyoruz, çabalıyoruz. Suyun sadece bir kaynak olmadığını geleceğin en kıymetli bir metası olduğunu da bu sebeple tekraren ifade etmek istiyorum" dedi. Konuşmanın ardından Bakan Yumaklı, çiftçilere desteklenen malzeme ve fidelerin dağıtımını gerçekleştirdi. Programa Vali Ahmet Hamdi Usta, AK Parti Genel Başkanı, Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş, AK Parti Yalova Milletvekilli Meliha Akyol, Tarım ve Orman İl Müdürü Mustafa İlmeç ve çiftçiler de katıldı.
GTB Başkanı Akıncı: "Tarımda finansman istikrarı önemli"
30 Ekim 2025 Perşembe - 15:23 GTB Başkanı Akıncı: "Tarımda finansman istikrarı önemli" Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, Hazine destekli sübvansiyonlu tarım kredilerinde faiz indirim oranlarının yeniden eski seviyelerinde uygulanmaya devam etmesinin, üreticiler açısından son derece olumlu bir gelişme olduğunu belirterek, "Bu karar, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve gıda arz güvenliği adına son derece değerli bir adım" dedi. Resmi Gazete’nin 30 Ekim 2024 tarihli sayısında yayımlanan yeni karara göre, Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Katılım aracılığıyla kullandırılan sübvansiyonlu kredilerde faiz desteği oranlarının yeniden önceki seviyelerine çekilmesi, tarım sektöründe memnuniyet oluşturdu. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, kararın üreticinin finansmana erişimini kolaylaştıracağını ve tarımsal üretimde sürekliliği destekleyeceğini ifade etti. Son dönemlerde üretim girdi maliyetlerinde artış olduğunu belirten Akıncı, "Bu nedenle faiz desteğinin korunması, üreticimizin elini güçlendirecek, üretim motivasyonunu artıracaktır. Bu yaklaşım, ülkemizin tarımsal üretim kapasitesine ve gıda arz güvenliğine doğrudan katkı sağlayacaktır" diye konuştu. Tarımın stratejik bir alan olduğuna işaret eden Akıncı, devletin bu alandaki destekleyici adımlarının Türkiye’nin geleceği açısından büyük önem taşıdığını dile getirdi. "Üreticimizi koruyan, emeğe değer veren ve üretim zincirini güçlü tutan her düzenleme hem kırsal kalkınma hem de ulusal gıda güvenliği için önemli bir yatırımdır" diyen Akıncı, kararın sektörde memnuniyetle karşılandığını söyledi. Akıncı, açıklamasının sonunda, "Tarımda finansman istikrarı, üretimde istikrarı beraberinde getirir. Faiz desteğinin eski seviyelerinde sürdürülmesi, çiftçimizin emeğine ve alın terine verilen değerin en somut göstergesidir. Bu yaklaşım, sadece üretimin sürekliliğini güvence altına almakla kalmaz; aynı zamanda tarım sektörünün planlı ve sürdürülebilir büyümesine, kırsal kalkınmanın desteklenmesine ve ülke ekonomisinin güçlenmesine önemli katkılar sağlar. Üreticimizin güvenle üretime devam etmesi, toplumumuzun gıda güvenliğinin korunması açısından da büyük önem taşımaktadır" diye konuştu.
Dezavantajlı tarım arazileri modern bağcılık projesiyle hayat buluyor
30 Ekim 2025 Perşembe - 15:02 Dezavantajlı tarım arazileri modern bağcılık projesiyle hayat buluyor Mardin’in Ömerli ilçesinde atıl durumdaki tarım arazileri, modern bağcılık projesiyle hayat buluyor. Mardin Büyükşehir Belediyesi, GAP Bölge Kalkınma İdaresi, Ömerli Kaymakamlığı, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Ömerli Belediyesi iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında, dezavantajlı tarım arazilerinin modern bağcılığa dönüştürülmesine yönelik çalışma başlatıldı. Proje sayesinde 30 çiftçiye toplamda 120 hektarlık alanda destek veriliyor. Mardin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı Kutbettin Yavuz, başlatılan çalışmada hem ekonomiye katkı hem de tarımsal üretimde verimliliğin artırılmasının hedeflendiğini belirterek, "Projemiz GAP, Mardin Büyükşehir Belediyesi, Ömerli Kaymakamlığı, İlçe Tarım Müdürlüğü ve Ömerli Belediyesi ile ortak yürütülen dezavantajlı tarım arazilerinin modern bağcılığa dönüştürülmesi projesidir. Proje kapsamında 30 çiftçimize toplamda 120 hektarlık alanda arazilerin tarıma kazandırılması uygulanacaktır. Projemiz Ömerli ilçesinde 30 mahallede dezavantajlı tarım arazilerinin modern bağcılığa dönüştürülmesi projesidir. Proje Mardin Büyükşehir Belediyesi, Ömerli Kaymakamlığı ve Ömerli Belediyesi ile ortak yürütülmektedir. Projede tarım arazilerinin modern bağcılığa dönüştürülmesiyle kullanılmayan arazilerin tarıma kazandırılması ve bölgenin ekonomik kalkınması hedeflenmektedir. Projemiz 100 dönümün üzerinde bitmiş durumda. Kalan 20 dönümün bir ay içerisinde bitirilmesi hedeflenmektedir. Proje bittikten sonra çiftçilerimiz yüksek verimli üzüm alacaktır. Mardin bağcılıkta Türkiye’de ilk üçte yer almasına rağmen verimde çok gerilerde kalmaktadır. Bu projenin amaçlarından bir tanesi de hem bölgemizde hem ülkemizde verim konusunda ilk sıralarda yer almaktır. Proje sonunda Mardin’de elde edilecek ürünler sayesinde katma değer açısından ülkenin önde gelen illeri arasında yer almayı hedeflemekteyiz" dedi. Ömerli İlçe Tarım ve Orman Müdürü Kadri Tutak ise projenin bölgesel kalkınmaya katkı sağlayacağını ifade ederek, "Atıl durumdaki arazileri tarıma ekonomiye kazandırılıp hem göçün engellenmesi hem de tersine göçün sağlanması amacındayız" diye konuştu. Çiftçi Mehmet Sait Kurt da projeden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Atıl durumdaki araziler tarıma kazandırıldığı için teşekkür ediyorum. İnşallah bundan sonra da kaliteli ve çok güzel meyveler alacağız" şeklinde konuştu.
Samsun’da işletmelere ’dara’ uyarısı: "Düşmeyenlere ağır ceza geliyor"
30 Ekim 2025 Perşembe - 14:20 Samsun’da işletmelere ’dara’ uyarısı: "Düşmeyenlere ağır ceza geliyor" Samsun Ticaret İl Müdürü Kürşat Turpçu "Tüm esnafımızın sonradan ambalajlayarak doğrudan satışa sundukları gıda ürünlerinde dara düşümlerinin yapılması hassasiyet göstermeleri gerekiyor. Haksız fiyatlandırmalarda bulunan işletmelere ağır idari yaptırımlar uygulanacak" dedi. Açıkta satılan ürünlerde daranın düşülmemesi nedeniyle işletmeleri uyaran Samsun Ticaret İl Müdürü Kürşat Turpçu, "Samsun Ticaret İl Müdürlüğü olarak tüketicilerimizin ekonomik çıkarlarını korumak ve piyasalarda fiyat şeffaflığını artırmak amacıyla ilimiz genelinde birçok sektörde yürüttüğümüz yaygın-yoğun denetimlerimizi düzenli olarak sürdürmekteyiz. Bakanlığımız tarafından Fiyat Etiketi Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikler, 11 Ekim 2025 tarih ve 33044 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak, yürürlüğe girmiştir. Bu kapsamda yapılan düzenleme ile açıkta satılan ürünlerde dara miktarını düşme zorunluluğu getirilmiştir. Yönetmeliğin; Tanımlar Başlıklı 4.Maddesinin ’o’ bendinde ’(Ek: RG-11/10/2025-33044) Dara: Açık halde satılan malın birlikte tartıldığı plastik poşet, streç film ve kese kâğıdı gibi malın birim fiyatını etkilemeyecek nitelikteki ambalajlar hariç olmak üzere malın birlikte tartıldığı kabın ağırlığını’ ifade eder hükmüne, etiket, tarife ve fiyat listelerinin biçim ve kapsamı başlıklı 9.maddesinin 2. fıkrasında ’(Ek: RG-11/10/2025-33044) Açık halde satılan ürünlerin net miktarı belirlenirken daranın düşürülmesi zorunludur’ düzenlemesine yer verilmiştir. Yine; Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği’nin; ’Tanımlar’ başlıklı 4/r maddesinde de ’Net Miktar: Ambalajlı gıdanın, ambalaj malzemesi ve gıda ile birlikte ambalajlanan diğer malzemeler hariç miktarını’ şeklinde olacağı belirtilmiştir. İşletmelerimiz tarafından açıkta ve tüketici huzurunda tartılarak satılan ürünlerde; malın içinde bulunduğu kap veya ambalajın ağırlığı (darası) artık zorunlu olarak düşülerek, ürünler net miktarı üzerinden satışa sunulacaktır. Bu sayede tüketicilerimiz yalnızca satın aldıkları ürünün ağırlığı kadar ödeme yapacak; haksız fiyatlandırmanın da önüne geçilerek adil ticaret ilkesi güçlendirilmiş olacaktır" diye konuştu. Esnafa uyarı Turpçu, esnafın sonradan ambalajlayarak doğrudan satışa sundukları gıda ürünlerinde dara düşümlerinin yapılması hassasiyet göstermelerini, aksi taktirde yapılan kontrol ve denetimlerde dara düşümlerini yapmayarak haksız fiyatlandırmalarda bulunan işletmelere Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nin; "Aldatıcı Eylemler" başlıklı 29/2-c maddesi "Bir mal veya hizmetin fiyatı, fiyatının hesaplanma yöntemi, ödeme şartları ya da belirli bir fiyat avantajı," hükmü ve Fiyat Etiket Yönetmeliği kapsamında ağır idari yaptırımlar uygulanacağını ifade etti.
ATB Başkanı Ali Çandır: "Nar üretimi beklentinin yüzde 25 altında, ancak kalite ve ihracat açısından başarılıdır"
30 Ekim 2025 Perşembe - 13:51 ATB Başkanı Ali Çandır: "Nar üretimi beklentinin yüzde 25 altında, ancak kalite ve ihracat açısından başarılıdır" Antalya Ticaret Borsası Ekim Ayı Meclis Toplantısında tarım, ülke ve kent ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, "Nar üretimi beklentinin yüzde 25 altında, ancak kalite ve ihracat açısından başarılıdır" dedi. Antalya Ticaret Borsası (ATB) Ekim Ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında ATB Meclis Salonu’nda yapıldı. Başkan Çandır konuşmasına 29 Ekim Cumhuriyet’in kuruluşunun 102. yıldönümünü kutlayarak başladı. Çandır, "Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde kurulan Cumhuriyet, emeğin, üretimin ve alın terinin en yüce değer kabul edildiği bir yaşam biçimidir. Bu topraklarda üreten çiftçimiz, ürününe değer katan tüccarımız ve ihracatla ülkemizin refahına katkı sunan girişimcimiz, Cumhuriyet ekonomisinin temel gücüdür. Antalya Ticaret Borsası olarak üretimden ticarete uzanan zincirin her halkasında sürdürülebilirliği güçlendirmeyi, emeği yüceltmeyi ve adil bir ekonomik düzeni desteklemeyi görev biliyoruz. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında da aynı inanç ve kararlılıkla çalışarak, üretimle, ticaretle ve alın teriyle büyüyen bir Türkiye için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm silah arkadaşlarını, şehit ve gazilerimizi minnet ve saygıyla anıyor, Cumhuriyetimizin 102. yılını kutluyorum" diye konuştu. "Ticarette zorlu dönem" Dünya ticaretinin zorlu bir dönemden geçtiğini kaydeden Ali Çandır, "Son 25 yılda günlük popülist siyasetin ticarete bu kadar hakim olduğu dönem az sayıda olmuştur. Dünyanın gelişmiş ülke politikacılarının kurup kurallarını belirlediği Dünya Ticaret Örgütü gibi kurumların işleyişi, tamamen keyfi şekilde, tersine çevrilmektedir. Bunu yapanlar da kuralları koyan ülkeler olunca arada bizim gibi ülkeler ticarette ciddi boyutta zorlanmaktadır" dedi. "Döviz kuru rekabeti geriletti" Son beş yıldır yurtiçi maliyetlerin döviz fiyatlarından en az iki kat hızlı arttığına dikkat çeken Çandır, bunun ihracatta fiyat rekabetinde gerilemeye ve pazarda tutunma zorluklarına neden olduğunu kaydetti. Eylül ayı verilerinin bu tabloyu açık biçimde gösterdiğini söyleyen Çandır, "Türkiye ihracatı aylık yüzde 2,8, yıllık yüzde 4,7 artarken, Antalya ihracatı aylık yüzde 8,6, yıllık yüzde 3,5 azalmıştır. Tarım ihracatı ülke genelinde aylık yüzde 0,9, yıllık yüzde 0,1 azalırken, Antalya’da aylık yüzde 15,7, yıllık yüzde 0,5 düşmüştür. Yaş meyve-sebze ihracatı ise ülkemizde aylık yüzde 10,2, yıllık yüzde 7,2, Antalya’da ise aylık yüzde 27,8, yıllık yüzde 2,5 oranında azalmıştır. Bu veriler, ihracatı standarda dayalı ürünlerle yapılan kentimizin, ülke ortalamasının dahi gerisine düştüğünü göstermektedir. İhracattaki bu düşüşün iki temel nedeni vardır; yurtiçi maliyet artışları ile döviz kuru arasındaki dengesizlik ve küresel piyasalarda artan keyfi korumacılık uygulamaları. İthalatımız ise bunun tam tersi konumundadır ve kontrolsüz bir şekilde artmaktadır" ifadelerini kullandı. "Dünya ticareti daralıyor" 2022 yılındaki 32 trilyon dolarlık dünya ticaret hacmi rekor olarak tarihe geçerken 2025 yılında bu rakamın 25 trilyon dolar civarında beklendiğini kaydeden Çandır, "Keyfi tarifelerin ve aşırı korumacılığın dünya ticaretinde oluşturduğu tahribatın en hafif boyutu olan bu durumun sürdürülebilirliği bulunmamaktadır. 2000’li yılların ilk 20 yılında hakim olan küreselleşme ve nispi ticaret serbestlikleri en çok gelişmekte olan ülkelere yaramıştı. Öyle ki, dünya ekonomisinde Kuzey Atlantik Paktı ağırlıklı yapı yerini Pasifik Paktı bir yapıya bırakmaya başlamıştı. Bu dönemden en çok yararlanan ekonomiler başta Çin olmak üzere Hindistan, Singapur, Vietnam, Endonezya ve Malezya gibi ülkeler olurken biz benzer bir hamleyi gösteremedik. Şimdilerde görünen odur ki, belirli bir dönem dünya; daha az ve daha zorlu ticaret ile ülke içi ağırlıklı büyüme stratejilerine dönmüş durumdadır. Ülkemiz ve kentimiz ekonomisini bu dönüşün oluşturacağı kolaycı ithalat dalgasından korumak için akılcı politikalar üretmek zorundayız" diye konuştu. "Ekonomide düşük performans" Antalya’nın 2025 yılı Eylül itibarıyla ekonomide ülke ortalamasının altında bir performans gösterdiğini belirten Çandır, "Kurulan şirket sayısı Türkiye’de yüzde 4,7, kentimizde yüzde 16,6 azalmıştır. Protestolu senet tutarı ülkemizde yüzde 54, Antalya’da yüzde 104 artmıştır. Karşılıksız çek tutarı ülkemizde yüzde 28, kentimizde yüzde 16 artmıştır. Çekle işlem hacmi ülkemizde yüzde 10 artarken, Antalya’da yüzde 7 azalmıştır. Kredi kullanımı ülkemizde yüzde 42, kentimizde yüzde 50 artmıştır. Ticari kredilerde artış ülkemizde yüzde 35, kentimizde yüzde 61, tarımsal kredilerde ise ülkemizde yüzde 51, kentimizde yüzde 54 olmuştur" dedi. "Ekim yoğun geçti" Antalya Ticaret Borsası olarak Ekim ayında yoğun bir tempoyla çalıştıklarını söyleyen Çandır, "Coğrafi işaretlerden enerji verimliliğine, Berry Forum’dan kesme çiçek analiz toplantısına kadar birçok etkinlikte mevcut durumumuzu ve geleceğimizi değerlendirdik. Coğrafi işaretli ürünler, ülkemiz için önemli bir fırsattır. Üreticilerin tescile uygun üretim yapması, etkin denetim mekanizmaları ve üretici bilincinin güçlenmesiyle bu alanda kısa sürede güçlü bir pazar oluşturabiliriz. Berry sektörü hızla büyümektedir. Çilek, maviyemiş, ahududu ve böğürtlen gibi ürünlerde Avrupa, Orta Doğu ve Körfez ülkeleri önemli pazarlar sunmaktadır. Enerji verimliliği artık yalnızca enerji üretimi değil, enerjiyi ölçmek, izlemek, azaltmak ve geri kazanmak anlamına gelen bir yönetim anlayışıdır. Kesme çiçek sektöründe ise artan maliyetler, ihracat pazarlarında yaşanan sıkıntılar, finansmana ve araziye erişimdeki zorluklar gündeme gelmiştir" ifadelerini kullandı. "Tarım liseleri nitelikli insan kaynağı oluşturacak" Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan "Tarım Sektörüne Yönelik Mesleki ve Teknik Eğitim İş Birliği Protokolü" ile tarım sektöründeki nitelikli insan kaynağı açığının kapatılmasının hedeflendiğini anlatan Çandır, "Bu kapsamda, tarım alanında eğitim veren 30 meslek lisesi, bulundukları illerdeki ticaret borsalarıyla eşleştirilecektir. Böylece öğrenciler teorik bilginin yanında uygulamalı üretim deneyimi kazanacaktır. Bu önemli çalışmaya öncülük eden TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’na, Milli Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin’e ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Antalya olarak biz de bu çalışmaya katkı vereceğiz. Gençlerimizin üretime katıldığı, bilgiyi pratiğe dönüştürdüğü bir eğitim modelini yerleştirmeyi amaçlıyoruz" şeklinde konuştu. "Narda yüzde 25 rekolte kaybı" Antalya’da nar, elma, armut, zeytin, yaş sebze ve kesme çiçekte üretimin devam ettiğini belirten Çandır, "Nar üretimi beklentinin yüzde 25 altında, ancak kalite ve ihracat açısından başarılıdır. Armut ve elmada don nedeniyle rekolte yüzde 60 düşmüştür. Zeytinde rekolte beklentinin üçte biri oranında düşük olup 55 bin ton zeytin, 8 bin ton zeytinyağı tahmini yapılmaktadır. Tüm üreticilerimize ve üyelerimize bereketli bir üretim sezonu diliyorum" dedi. Mecliste üyeler, sektörleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Hepsiburada, ’Efsane Kasım’da hanelere 10 milyar TL tasarruf sağlamayı hedefliyor
30 Ekim 2025 Perşembe - 13:43 Hepsiburada, ’Efsane Kasım’da hanelere 10 milyar TL tasarruf sağlamayı hedefliyor Hepsiburada, bu yıl Efsane Kasım’ın 10’un yılını kutluyor. E-ticaret platformunun gerçekleştirdiği Efsane Kasım Araştırması, tüketicilerin yüzde 90’ının bu dönemde alışveriş yapmayı planladığını ortaya koyuyor. Platform, bu yıl 600 milyon ziyaret ve 50 milyonun üzerinde ürün siparişi ve indirimlerle 10 milyar TL’lik hane tasarrufu hedefliyor. E-ticaret platformu Hepsiburada, e-ticaretin en yoğun ayı olan Kasım ayı öncesi, müşterilerin indirimlere olan yaklaşımlarını ve Kasım ayındaki alışveriş planlarını içeren araştırmanın sonuçlarını paylaştı. 18-55 yaş aralığında, 2 bin 228 kişi ile online olarak yapılan araştırma, tüketicilerin Kasım indirim dönemlerine yönelik yaklaşımlarını ve alışveriş planlarını ortaya koyuyor. Efsane Kasım’ın 10 yılına özel kampanyalarını, araştırma sonuçlarının ve 10 yıllık deneyimi ışığında kurgulayan e-ticaret platformu, ‘Peşin Fiyatına 10 Taksit’ imkanıyla müşterilerin alım gücünü desteklerken "Daha Ucuzunu Bulursan Farkı İade" ile en uygun fiyat garantisi verdiğini duyurdu. "Türk kültürüne uygun planlı alışveriş dönemi" 25 yıl önce Türkiye’yi e-ticaretle tanıştıran marka olarak bugün Efsane Kasım’ın 10’uncu yılını kutladıklarını söyleyen Hepsiburada CEO’su Nilhan Onal Gökçetekin, "Hepsiburada hikayesi ile birlikte Türkiye’nin dijital ekonomisinin de en güçlü hikayelerinden birini yazdık. Efsane Kasım bu hikayenin en heyecan verici sayfalarından biri. Bu zamana kadar milyonlarca siparişin, markanın ve hikayenin bir parçası olduk. 2016’da Türkiye’ye kazandırdığımız bu dönemi ‘kara cuma’ anlayışından çıkarıp kültürümüze uygun, planlı, sabırlı ve tasarruf odaklı bir döneme dönüştürdük. Artık Efsane Kasım, sadece bir indirim dönemi değil; ihtiyaçların giderildiği, planlı bir finansal stratejinin uygulandığı bir alışveriş dönemi haline geldi" dedi. "Efsane Kasım herkesin kazandığı bir model" Gökçetekin, Efsane Kasım’ın yıllar içinde Türkiye’nin alışveriş kültürünü dönüştürdüğünü belirterek şöyle devam etti: "Platform olarak Efsane Kasım’ı herkesin kazandığı bir dönem haline getirdik. Tüketici kazansın, üretici kazansın, Türkiye kazansın istedik. Bu yıl da 4 milyon kupon ve sepet indirimleriyle, 50 milyondan fazla ürünün sipariş edilmesini, 600 milyondan fazla ziyaretin gerçekleşmesini, hane bütçelerine de 10 milyar TL’lik tasarrufun yansımasını bekliyoruz. Aynı zamanda 3,5 milyon Premium müşterimize Efsane Kasım’da daha fazla fayda sağlayacağız. 5 bin 500 kuryemiz, 6 bin 500 araçlık filomuz, 100 bini aşkın iş ortağımız, 280 milyon ürün çeşidimiz ve 30’dan fazla kategorimizle Türkiye’nin dört bir yanındaki iş ortaklarımızı müşterilerimizle buluşturmak için hazırız." Gökçetekin, Efsane Kasım’ın Türkiye’de yalnızca tüketiciler için değil, aynı zamanda KOBİ’ler ve girişimciler için de büyük bir fırsat dönemi olduğuna dikkat çekerken, "Hepsiburada ekosisteminin kalbinde KOBİ’ler, kadın girişimciler, kooperatifler ve yerel üreticiler var. Her biri Türkiye’nin dört bir yanında büyüyen dijital ekonominin kahramanları. Efsane Kasım’ın 10. yılında onların başarısını daha da büyütmek için yanlarındayız" dedi. "Artık Efsane Kasım, alışveriş değil tasarruf dönemi" Araştırmanın bulguları hakkında değerlendirmede bulunan Hepsiburada Ticari Grup Başkanı Ender Özgün ise, "10 yıl önce Efsane Kasım’ı Türkiye’ye getirdiğimizde sadece indirim dönemi bitti demiştik. Çünkü biz Kasım’ı, planlı alışverişin ve finansal farkındalığın ayına dönüştürmeyi hedefledik. Bugün geldiğimiz noktada Efsane Kasım, geçici bir kampanya değil; kalıcı bir alışveriş refleksi, hatta tasarruf dönemi haline geldi. Türk kültüründeki tasarruf ve planlama anlayışını dijital dünyaya taşıdık. Artık müşteriler duygusal değil, analitik alışveriş yapıyor. Ekim’de sepete ekliyor, Kasım’da fırsatı bekliyor. Biz bu davranışı ‘Kasım sabrı’ olarak tanımlıyoruz" diye konuştu. "Tüketicilerin yüzde 90’ı Kasım ayında alışveriş yapmayı planlıyor" E-ticaret platformunun gerçekleştirdiği Efsane Kasım 2025 Araştırması sonuçlarına göre tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarında önemli bir değişim yaşandığını ifade eden Ender Özgün, şöyle devam etti: "Araştırmaya göre tüketicilerin yüzde 90’ı Kasım ayında alışveriş yapmayı planlıyor, yüzde 75’i indirim görünce beklemeden alışveriş yaptığını, yüzde 55’i sık kullandığı ürünleri stokladığını, yüzde 45’i ise Kasım dönemini yüksek fiyatlı ürünleri almak için değerlendirdiğini ifade ediyor. "Tüketiciye finansal rahatlık ve güven sunuyoruz" Tüketicilerin alışveriş tercihinde ödeme kolaylıkları ve vade seçenekleri de öne çıkıyor. Ender Özgün, "Efsane Kasım’ın 10’uncu yılına özel sunduğumuz "Peşin Fiyatına 10 Taksit" imkanı müşterilerimizin alım güçlerini destekliyor. Ayrıca bu yıl da Efsane Kasım’da ‘Gerçek İndirim’ platformumuzda demeye devam ediyoruz. "Daha Ucuzunu Bulursan Farkı İade" garantisiyle de müşterilerimiz, Hepsiburada satıcılı ve kampanya işaretli bir ürünün farklı bir pazaryerinde daha uygun fiyata satıldığını belgelemeleri durumunda aradaki fiyat farkını sipariş tarihinden itibaren 30 gün içinde Hepsipara veya nakit olarak iade alabiliyor" dedi. "Elektronikten temel tüketime kadar her şey e-ticaret’ten alınıyor" Özgün, "Tüketiciler artık 5-6 farklı kategoriden ürün alıyor; elektronikten modaya, temel tüketimde kozmetiğe kadar her alışveriş planlı bir yatırım gibi yapılıyor. Her yıl yeni bir rekora imza attığımız Efsane Kasım döneminde bu yıl; 120 bin cep telefonu, 80 bin laptop, 80 bin robot süpürge, 500 bin cilt bakımı ürünü, 1 milyon çocuk kitabı, 450 bin sweatshirt, 200 bin ayakkabı, 100 bin tencere ve 80 otomobil satışı bekliyoruz" dedi. Efsane Kasım "Efsane Premium Günleri" ile başladı Yapılan açıklamaya göre, Efsane Kasım’ın 10’uncu yılında ilk kampanya 31 Ekim - 4 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek olan Efsane Premium Günleri oldu. Premium üyeleri bu dönemde özel fiyatlar, ücretsiz kargo, Hepsipara kazanımı ve "Peşin Fiyatına 10 Taksit" gibi ayrıcalıklardan yararlanabilecek. E-ticaret platformu ayrıca "Daha Ucuzunu Bulursan Farkı İade" imkanıyla Kasım ayı boyunca kullanıcılarını milyonlarca üründe gerçek indirimlerle buluşturuyor.
Yaz sıcakları palamudu vurdu, yerini hamsi aldı
30 Ekim 2025 Perşembe - 13:01 Yaz sıcakları palamudu vurdu, yerini hamsi aldı Yaz mevsiminde yaşanan aşırı sıcaklar nedeniyle deniz suyunun ısınması palamut popülasyonunu olumsuz etkiledi. Balıkçı tezgahlarında palamudun yerini bu sezon hamsi aldı. Geçen yıl bol olan ancak bu sezon sıcaklar nedeniyle havyar yapmadığı için tezgahlarda bulunamayan palamudun aksine, hamsi bolluğu yaşanıyor. Bollukla birlikte hamsinin kilogram fiyatı tezgahlarda 100 TL’den alıcı buluyor. "Hamsi bolluğu var" Düzce’de 28 yıldır balıkçılık yapan Ali Tanrıverdi, sezonda hamsi bolluğu yaşandığını belirterek, "Hareket var. Vatandaşlar bol bol hamsi yiyebilir. Fiyatlar da şu anda çok güzel. Hamsi 100 TL, mezgit 250 TL’den alıcı buluyor. Fiyatlar güzel ama palamut yok" dedi. Palamudun olmamasının sebebini sıcaklara bağlayan Tanrıverdi, "Palamut yok. Palamut bu sene az geldi. Sıcaklardan dolayı havyar yapmadı, onun için bu sene yok" diye konuştu. "Balık fiyatları bundan daha aşağıya düşmez" Hamsi fiyatlarının mevcut seviyelerde devam etmesini beklediklerini dile getiren Tanrıverdi, şunları söyledi: "Zaten çok olacağından umudumuz var. Havaların pek etkisi olmaz. Yağışlı havalarda hamsi daha çok gider. Hamsi dışında barbun, lüfer, mezgit ve istavritte bol miktarda var. Fiyatları ise lüfer tanesi 500 TL, barbun boyuna göre 250 TL’den 400 TL’ye kadar satılıyor. Balık fiyatları bundan daha aşağıya düşmez." Balık tezgahlarında hamsinin yanı sıra istavrit, levrek ve barbun gibi çeşitler de balıkseverlere alternatif olarak sunuluyor.
Kocasinan Belediyesi Agrega Üretim Tesisi’nde 1 milyon ton üretim yaptı
30 Ekim 2025 Perşembe - 12:58 Kocasinan Belediyesi Agrega Üretim Tesisi’nde 1 milyon ton üretim yaptı Kayseri’de Kocasinan Belediyesi Agrega Üretim Tesisi’nde 1 milyonuncu ton agreganın üretimini gerçekleştirdi. Başkan Ahmet Çolakbayrakdar, basın mensuplarıyla bir araya gelerek, tesisi sayesinde Kayseri’de tek, Türkiye’de sayılı belediye olduklarının altını çizerek, iki yılda tesiste üretilen 1 milyon ton agregayla 80 milyon TL tasarruf sağladıklarını, böylelikle tesisin hem amorti edildiğini hem de yüzde yüz kâr elde ettiklerini söyledi. Kocasinan Belediyesi’nin Gürpınar Mahallesi’ndeki Agrega Üretim Tesisi’nde düzenlenen programa; Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar’ın yanı sıra Kayseri Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Metin Kösedağ, AK Parti Kocasinan İlçe Başkanı Selçuk Melekoğlu ve ilçe teşkilatı, basın mensupları ile meclis üyeleri katıldı. Kocasinan’ın ikinci fabrikası olarak adlandırdığı üretim tesisinin ilçenin geleceğine yönelik büyük bir yatırım ve kazanç olduğunu vurgulayan Başkan Çolakbayrakdar, "Agrega Üretim Tesisi’nde 1 milyon ton üretimin gururunu yaşıyoruz. Agrega Üretim Tesisi’nde 1 milyon ton agreganın üretiminin gururunu paylaşmak için buradayız. Bu gururu tüm Kayserili hemşehrilerimizle paylaşıyoruz. Kısa bir zaman diliminde 1 milyon ton agrega üretmek kolay bir iş değildir. Dağdan çıkan malzemeyi işleyerek yaklaşık 40 bin araç dolusu agregayı Kocasinan’ın dört bir yanına ulaştırdık. Burada, çevreci ve dünya standartlarındaki tesisimizde kırılan mıcır; asfaltla birleştiğinde adeta altın değerinde bir malzeme hâline geliyor. Kaliteli "kalker" cinsindeki taş, kırılıp ayrıştırıldıktan sonra asfalt plentinde bitümle birleştirildiğinde, yolları yapanlar için son derece kıymetli bir malzeme ortaya çıkıyor. Yolların uzun ömürlü olabilmesi için bu malzeme çok değerlidir. Kocasinan Belediyesi olarak profesyonel bir ekiple bu işi yürütüyoruz. Böyle bir tesis, kamu kurumları arasında yalnızca Kocasinan Belediyesi’nde bulunmaktadır. Tesisin tamamı, yüzde yüz belediyemizin öz sermayesiyle kurulmuştur. İki yılı aşkın süredir hizmet veren tesisimiz, tamamen kendi kaynaklarımızla hayata geçirilmiştir. Bu sayede 80 milyon TL tasarruf sağladık. Ürettiğimiz 1 milyon ton agrega sayesinde hem bu tesisin maliyetini amorti ettik hem de yüzde yüz kâr elde ettik. Elbette bu başarı, ciddi bir emek, maddi ve manevi gayret gerektiren bir iştir. Hemşehrilerimizin hakkını ve hukukunu korumak adına da elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz" ifadelerini kullandı. Kocasinan, kaynak üreten ve yatırıma dönüştüren belediye modeli Belediyenin "Altın Tozu" olarak nitelediği Agrega Üretim Tesisi sayesinde Türkiye’de sayılı belediye olduklarına dikkat çeken Başkan Çolakbayrakdar, "Göreve başladığımız dönemde vatandaşlarımızın bizden en çok talep ettiği hizmetler; yol yapımı, çevre düzenlemeleri ve asfalt çalışmalarıydı. Allah’a şükürler olsun, bugün tüm mahallelerimizde asfaltı, yolları ve çevre düzenlemelerini yeniledik. Sadece mevcut yolları yenilemeyle kalmadık, yeni yollar ve bulvarlar yaptık. Yolları altyapısıyla birlikte tamamen yeni yollar inşa ettik. Bu süreçte altyapı kuruluşlarımıza da ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Kaliteli malzemeyle uzun yıllar dayanacak yollar yaptık. Yoğun trafik alanlarında zaman zaman bakım gerekebilir; ancak yeni bulvarlar, caddeler ve sokaklar açarak şehrimizin ulaşımını kolaylaştırdık. Kayseri’de yaşayan vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıracak her çalışmaya omuz verdik ve vermeye devam ediyoruz. Kocasinan Belediyesi olarak hem agregayı hem de asfaltı kendi tesisimizde üreterek, ulaşım akslarını genişletecek ve trafik akışını kolaylaştıracak projelere imza atıyoruz. Özellikle şehrin giriş ve çıkış noktalarında trafik yükünü azaltacak yeni yollar yaptık. Bizim için önemli olan; geleceğe miras bırakabileceğimiz, kalıcı ve güçlü bulvarlar kazandırmaktır. Bu süreçte emeği geçen tüm belediye başkanlarımıza ve çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Kocasinan büyüyor, gelişiyor ve şehrin geleceği Kocasinan’da şekilleniyor. Bu doğrultuda imar, kentsel dönüşüm, altyapı ve diğer teknik projeleri üretmeye devam edeceğiz. Her türlü teknik imkâna sahibiz. Rabbim, güzel günlerde kazasız belasız işler yapmayı nasip etsin. Tüm emeği geçen ekip arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum" diye konuştu. Başkan Çolakbayrakdar, "Güçlü ve Büyük Kocasinan" için her alanda yatırım yapmaya ve hizmet üretmeye devam edeceklerini de sözlerine ekledi. Başkan Çolakbayrakdar, konuşmasının ardından basın mensuplarını 214 bin metrekare alan üzerine kurulu, Kayseri’de kamuya ait en yüksek kapasiteye sahip asfalt plentiyle gezdirmesiyle program sona erdi. Öte yandan Kocasinan Belediyesi tarafından dünya standartlarına uygun, çevreye duyarlı ve yüzde yüz yerli üretim olan 200 bin metrekare alana sahip, Kayseri’de tek, Türkiye’ye model olan Agrega Üretim Tesisi üretimiyle dikkat çekiyor. Kocasinan’ın rezerv olarak en az 20 yıllık yol yatırım ihtiyacını karşılayacak olan tesis, saatte 250 tonluk kapasiteyle daha hızlı, daha ekonomik ve daha kaliteli üretim imkânı sunuyor. Dünya standartlarında kaliteli asfalt üretimi için her gün numune alıp kendi laboratuvarda analiz yapan Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından kurulan konkasör ile teknik yönden kaliteli asfalt üretimi için gerekli kaliteli kalker sınıfı agrega ile yol yapımı için gerekli alttemel, temel ve çeşitli ebatlarda asfalt mıcırı üretimi gerçekleştiriliyor. Tesis sayesinde iki yılda üretilen 1 milyon ton mıcır malzemesiyle 80 milyon TL eşdeğer maliyet ekonomiye kazandıran Kocasinan Belediyesi, hem tesisin maliyetini çıkardı hem de büyük bir tasarruf sağladı.
Petrol Ofisi’nden Samandıra’ya iki stratejik istasyon yatırımı
30 Ekim 2025 Perşembe - 12:18 Petrol Ofisi’nden Samandıra’ya iki stratejik istasyon yatırımı Petrol Ofisi Grubu, Anadolu Otoyolu güzergâhındaki stratejik önemiyle öne çıkan ve İstanbul’un hızla gelişen bölgelerinden biri olan Samandıra’da açtığı iki akaryakıt istasyonuyla, istasyon yatırımı faaliyetlerini sürdürüyor. Modern mimarisi, altyapısı ve hizmet kalitesiyle öne çıkan Petrol Ofisi Samandıra Güney ve Kuzey istasyonlarına yılda yaklaşık 2,5 milyon araç girişi bekleniyor. Türkiye akaryakıt pazarının önde gelen firmalarından Petrol Ofisi Grubu, İstanbul’un en yoğun bölgelerinden Samandıra’da, Anadolu Otoyolu üzerine inşa ettiği iki istasyonuyla hizmet ağını genişletti. Stratejik konumları ve yüksek hizmet kapasiteleriyle sürücülerin tüm ihtiyaçlarını karşılamayı hedefleyen bu istasyonların açılışı Petrol Ofisi Grubu CEO’su Mehmet Abbasoğlu, Petrol Ofisi Grubu Perakende Direktörü Ömür Gebeş ve Mirkelam Dinlenme Tesisleri Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Mirkelam’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Konuyla ilgili açıklama yapan Petrol Ofisi Grubu Perakende Direktörü Ömür Gebeş, "Petrol Ofisi Grubu olarak yaklaşık 2 bin 700 istasyonla Türkiye’nin en geniş akaryakıt dağıtımcısı konumundayız. Yatırımlarımızı da bu bilinçle planlıyor, artık birer perakende noktası haline gelen istasyonlarımızdaki hizmet zincirini müşterilerimizin yolculuk deneyiminin bir parçası olarak tasarlıyoruz. Hedefimiz, her temas noktasında hız, kalite ve güveni bir arada sunan bir hizmet ekosistemi oluşturmak. Anadolu Otoyolu gibi ülke karayolu trafiğinin en stratejik güzergâhlarından birinde açtığımız yeni istasyonlarımız da bu yaklaşımımızın bir yansıması. Yılda 180 milyonu aşkın taşıtın kullandığı İstanbul-Ankara güzergâhında konumlanan yeni istasyonlarımızla sektörde perakende alanındaki liderliğimizi perçinlemenin mutluluğunu yaşıyoruz" dedi. Yoğun araç trafiği ve artan müşteri talepleri göz önünde bulundurularak inşa edilen iki istasyon, akaryakıt ve madeni yağ satışlarının yanı sıra perakende hizmetleriyle de dikkat çekiyor. İstasyonlar, bir yakıt ikmal noktası olmasının yanı sıra sürücüler için mola ve yenilenme alanı olarak tasarlandı. Tesislerde yer alan Market Plus’lar; ürün çeşitliliği, iç mekân düzeni ve ikram seçenekleriyle sürücülere konforlu bir alışveriş ve dinlenme deneyimi sunuyor. Anadolu Otoyolu üzerinde seyahat eden sürücüler için tasarlanan Petrol Ofisi Samandıra Güney ve Kuzey istasyonlarına yılda yaklaşık 2,5 milyon araç girişi hedefleniyor.
Bakan Bayraktar: "Akkuyu Nükleer Güç Santrali, enerji çeşitliliği yolculuğumuzda dönüm noktası olacak"
30 Ekim 2025 Perşembe - 11:41 Bakan Bayraktar: "Akkuyu Nükleer Güç Santrali, enerji çeşitliliği yolculuğumuzda dönüm noktası olacak" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Rusya ile birlikte yürütülen Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin ilk ünitesi 2026’da devreye alınacak. Akkuyu’nun ilk ünitesinde 2026’da elektrik üretimi yapılması hedefleniyor. Bu proje, enerji çeşitliliği yolculuğumuzda tarihi bir dönüm noktası olacak" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, İstanbul’da düzenlenen 18’inci Verona Avrasya Ekonomi Forumu’na katıldı. Bakan Bayraktar forumda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin enerji vizyonunu anlattı. Küresel ekonominin büyük bir belirsizlik ve dönüşüm sürecinden geçtiği bir dönemde forumun önemine dikkat çeken Bayraktar, Türkiye’nin bu dönüşüm sürecinde "esnek, ileriye dönük ve çeşitlendirilmiş bir stratejiyle" hareket ettiğini belirtti. Türkiye’nin son 20 yılda ekonomisini dört kat büyüttüğünü ifade eden Bayraktar, "Bugün Türkiye, güçlü büyüme ivmesi, dinamik özel sektörü ve küresel değer zincirlerine entegrasyonu ile dünyanın 17’inci büyük ekonomisidir" diye konuştu. Enerji alanındaki gelişmelere değinen Bakan Bayraktar, Türkiye’nin toplam kurulu gücünün 121 GW’ı aştığını ve bunun yüzde 60’tan fazlasının yenilenebilir kaynaklardan sağlandığını söyledi. Bayraktar, "Bu oran Türkiye’yi bölgesinde lider konuma taşımaktadır" ifadelerini kullandı. "Akkuyu’da elektrik üretimi 2026’da" Nükleer enerji alanında da önemli adımlar atıldığını vurgulayan Bayraktar, Rusya ile birlikte yürütülen Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin ilk ünitesinin 2026’da devreye alınmasının hedeflendiğini belirtti. Bayraktar, "Akkuyu’nun ilk ünitesi 2026 yılında elektrik üretimine başlamayı hedefliyor" dedi. "Akkuyu Nükleer Güç Santrali, enerji çeşitliliği yolculuğumuzda dönüm noktası olacak" Akkuyu Nükleer Güç Santrali projesinin öneminden de bahseden Bayraktar, " Bu proje enerji çeşitliliği yolculuğumuzda tarihi bir dönüm noktası olacak" dedi. Doğal gazda ise Türkiye’nin bölgesel enerji merkezi olma yolunda ilerlediğini dile getiren Bayraktar, TürkAkım ve TANAP projeleri sayesinde hem ülkenin arz güvenliğinin sağlandığını hem de Avrupa’nın enerji güvenliğine katkı sunulduğunu kaydetti. Bakan Bayraktar ayrıca, Karadeniz’deki Sakarya Gaz Sahası ve Gabar Petrol Sahası’ndaki üretim artışının Türkiye’nin enerji bağımsızlığını güçlendirdiğini ifade etti. Enerji Verimliliği Eylem Planı’na da değinen Bayraktar, 2030 yılına kadar enerji tüketiminin yüzde 16 azaltılmasının ve 100 milyon ton karbon salımının önlenmesinin hedeflendiğini söyledi. Konuşmasını küresel iş birliği çağrısıyla tamamlayan Bayraktar, "Küresel ekonominin şekillenmesinde, ortak refah ve sürdürülebilir büyüme için güvenilir bir ortak olarak yapıcı rolümüzü sürdüreceğiz" dedi.