EKONOMİ
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 20:17 Büyükşehir’den Halk Ege Et’de Anneler Günü indirimi Aydın Büyükşehir Belediyesi’ne ait Halk Ege Et şubelerinde Anneler Günü dolayısıyla sucuk ve kıymada uygulanan yüzde 20 indirim vatandaşlardan yoğun ilgi görürken, sabahın erken saatlerinden itibaren şubelerde uzun kuyruklar oluştu. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu tarafından Aydın’a kazandırılan, güvenilir, hijyenik ve uygun fiyatlı ürünleri vatandaşlarla buluşturan Halk Ege Et şubelerinde, Anneler Günü nedeniyle uygulanan indirim vatandaşlar tarafından ilgiyle karşılandı. Efeler Çarşamba, Efeler Balık Hali, Efeler Kurtuluş, İncirliova, Germencik, Nazilli, Söke, Kuşadası Merkez, Kuşadası Karaova, Didim Merkez ve Didim Çamlık Halk Ege Et şubelerinde sucuk ve kıymada uygulanan yüzde 20 indirim, sabahın erken saatlerinden itibaren vatandaşlardan yoğun ilgi gördü, şubelerde uzun kuyruklar oluştu. Halk Ege Et’ten duydukları memnuniyeti dile getiren vatandaşlar, kendilerini uygun fiyatlı, kaliteli ve güvenilir ürünler ile buluşturan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’na teşekkür etti. Başkan Çerçioğlu, çalışmalarıyla vatandaşların yanlarında olmaya devam edeceklerini belirterek "Halk Ege Et şubelerimizde uyguladığımız indirim vatandaşlarımız tarafından ilgiyle karşılandı. Hizmetlerimizi Aydınımız ile buluşturmaya, projelerimizle vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Şimdiden tüm annelerimizin Anneler Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum" ifadelerini kullandı.
Denizli’de sezonun ilk ceviz hasadı Tavas’ta yapıldı
25 Ekim 2025 Cumartesi - 07:56 Denizli’de sezonun ilk ceviz hasadı Tavas’ta yapıldı Modern kapama ceviz bahçeleriyle Türkiye’nin önde gelen üretim noktalarından Denizli’de ceviz hasadına başlanıldı. Modern kapama ceviz bahçeleri anlamında Türkiye’nin önde gelen Denizli’de ceviz hasadı start aldı. Kentte 13 bin 225 hektar alanda yetiştirilen ceviz’de Tavas bin 860 hektar alan ile üretimde ilk sırada yer alıyor. Kentte meyve veren ağaç başı verim ise yaklaşık 20 kilogram olduğu ifade edildi. Kentte ağırlıklı olarak Chandler çeşidi yetiştirilmekte olup diğer yabancı çeşitler olan Fernor ve Franquette yanı sıra yerli çeşit olarak Şebin, Bilecik ve Yalova çeşitleriyle yetiştiriliyor. Tavas ilçesinde başlayan ceviz hasadına Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun’da katıldı. Denizli’nin tarımsal üretim anlamında bereketinden oldukça memnun olduğunu ifade eden Vali Ömer Faruk Coşkun, "Denizli’mizde düzenlenen hasat günlerine elimden geldiğince katılım sağlayarak üreticimizin hep yanında oldum. Bugünde Tavas ilçemizde ceviz hasadını başlatıyoruz. Çiftçilerimiz bir yıl boyunca emek harcayıp hasat günlerinin gelmesini beklerler. Allah emeğinizin karşılığını misliyle vereceğine inanıyorum Ceviz hasadımızın üreticimize, Denizli’mize ve ülkemize hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum" dedi. Açıklamaların ardından Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun, beraberindeki heyet ile ceviz bahçesine geçerek temsili ceviz hasadı gerçekleştirdi. Ardından üreticiler ile birlikte sektörün sorunları ve çözümlerine yönelik istişarede bulunuldu.
Fındıkta üreticinin 400 lira hedefi başka bahara kaldı
24 Ekim 2025 Cuma - 22:36 Fındıkta üreticinin 400 lira hedefi başka bahara kaldı Avrupalı fındık ithalatçıları ve sanayiciler, Türkiye’deki fındık fiyatını yüksek bulup alımı eskisi gibi yapmayınca fındık fiyatı serbest piyasada düşüşe geçti. Sezona 230 liradan başlayan ve kısa sürede 350 lirayı gören fındığın fiyatı, serbest piyasada 280 liraya kadar geriledi. Üreticinin 400 lira beklentisi ise şimdilik karşılık bulamadı. Rekolte ve randıman düşüklüğü nedeniyle sezona hareketli bir giriş yapan fındık piyasasında Türkiye’den fındık ithal eden ülkelerin ve sanayicinin düşük fiyat politikası fiyatların gerilemesine neden oldu. Giresun’da fındık ticareti yapan Ahmet Ergün, fiyat düşüşünün temel nedeniyle ilgili olarak, "TMO’nun Giresun kalite fındığa 195 lira fiyat vermesine rağmen serbest piyasada fiyatlar 230 liradan işlem görmeye başlamıştı. Kısa sürede de 350 lirayı gördü. Bunun nedeni rekolte düşüklüğü nedeniyle fiyatların yükseleceği beklentisiydi. Ancak ihracatçılar ve Avrupalı sanayiciler alımlara başladığında fiyatlar hızla düşmeye başladı. Çünkü ithalatçılar ve sanayiciler yüksek buldukları fiyatlar nedeniyle Türkiye dışındaki alternatif üretici ülkelere yöneldi. Diğer taraftan ise serbest piyasadaki tüccarlar yüksek fiyattan aldıkları fındığı düşük fiyata satmak istemiyor. Bu durum piyasada ciddi bir krize yol açabilir. Ya sanayici ve ihracatçılar ihtiyaç duyup Türkiye’ye yönelecek ya da tüccarlar zarar riskiyle karşı karşıya kalacak. Üreticiler ise bu dönemde emanete fındık vermedilerse beklemeyi tercih etmeliler" dedi.
Kütahya’da "Yüzyılın Konut Projesi" başlıyor
24 Ekim 2025 Cuma - 20:22 Kütahya’da "Yüzyılın Konut Projesi" başlıyor Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan "Yüzyılın Konut Projesi-500 Bin Sosyal Konut Hamlesi" kapsamında, Kütahya’da toplam 3 bin 592 yeni konutun inşa edileceği bildirildi. AK Parti Kütahya milletvekilleri Adil Biçer, İsmail Çağlar Bayırcı ve Mehmet Demir, yaptıkları ortak basın açıklamasında, AK Parti hükümetleri döneminde, Kütahya’nın tüm ilçe ve beldelerinde TOKİ eliyle gerçekleştirilen yatırımlarla binlerce ailenin modern ve güvenli konutlara kavuştuğunu, yeni projeyle birlikte Kütahya’nın Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda büyümeye ve gelişmeye devam edeceğini belirtti. "Proje kapsamında yapılacak konutlar" Proje kapmasında Kütahya merkezde bin 174, Seyitömer’de 47, Tavşanlı’da 575, Kuruçay’da 47, Tepecik’te 47, Tunçbilek’te 47, Simav’da 250, Akdağ’da 47, Demirci’de 47, Çitgöl’de 47, Naşa’da 47, Kuşu’da 47, Gediz’de 200, Eskigediz’de 47, Gökler’de 47, Yenikent’te 47, Emet’te 96, Altıntaş’ta 200, Aslanapa’da 96, Çavdarhisar’da 70, Domaniç’te 70, Çukurca’da 47, Hisarcık’ta 63, Şaphane 70, Pazarlar’da 70 ve Dumlupınar’da 47 konut yapılacak. Toplamda 3 bin 592 konutun hayata geçirileceği proje ile Kütahya genelinde konut altyapısının daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Ayrıca 2002-2025 yılları arasında kentte 14 bin 94 konutun tamamlandığı, 2 bin 452 konutun yapımının sürdüğü ve 2025 yılında 3 bin 592 yeni konutun daha ekleneceği bildirildi.
Fırtınalı dönemlerin sessiz kazananı: Altın yine sahneye çıktı
24 Ekim 2025 Cuma - 20:20 Fırtınalı dönemlerin sessiz kazananı: Altın yine sahneye çıktı Dünya altın piyasasında son günlerde adeta fırtına yaşanıyor. Ons altın, haftanın ilk yarısında 4 bin 320 dolar ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşırken, birkaç gün içinde gelen yüzde 6’lık sert düşüş, yatırımcıları temkinli davranmaya itti. DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, yaşanan dalgalanmanın ‘ralli bitti’ anlamına gelmediğini, aksine küresel sistemin kırılganlaştığının sinyali olduğunu söyledi. Altın fiyatlarındaki bu sert düzeltmenin ardında bir dizi ekonomik ve psikolojik faktör bulunduğunu belirten DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, bunların başında, yatırımcıların kâr satışları, doların güçlenmesi, faiz beklentilerindeki değişim ve jeopolitik risk algısındaki geçici azalma geldiğini ifade etti. Kitiş, "Altındaki bu sert yükseliş ve ardından gelen düşüş, bir boğa döngüsünün değil, dünyanın finansal ve jeopolitik dengesinin yeniden kurulduğu bir evrenin göstergesidir" dedi. "Dalgalanma korkutmasın, merkez bankaları alıma devam ediyor" Altın piyasasında yaşanan sert dalgalanma, yatırımcıları kısa vadeli satışa yöneltirken, uzun vadeli trendin bozulmadığını vurgulayan Kitiş, "İlk olarak, değer çok hızlı yükseldiği için yatırımcıların elindeki kazançları almak üzere satışa yöneldiğini görüyoruz. Bu satışlar, yukarı hareketin bir nebze geri çekilmesine neden oldu. İkinci olarak, doların güçlenmesi altını döviz cinsinden daha pahalı hale getiriyor ve dolarla fiyatlanan varlıklar üzerinde baskı oluşturuyor. Bu da alım iştahını geçici olarak düşürüyor. Üçüncü olarak, faizlerin ve para politikasının geleceğine dair beklentiler değişiyor. Yüksek faiz ve daha sıkı finansal şartlar, altın gibi getiri sağlamayan varlıkları göreceli olarak daha az çekici kılıyor. Dördüncü olarak, küresel düzeyde jeopolitik ve ekonomik risklerin bir miktar ‘azaldığı ya da ertelendiği’ algısı oluştu. Yani ‘herkes kaçar altına sığınır’ senaryosu bir süreliğine zayıfladı. Ancak önemli bir nokta: Bu düşüş, altın piyasasının genel eğiliminin bozulduğu anlamına gelmiyor. Çünkü aynı zamanda merkez bankaları hala altın alıyor ve bu yapılandırma talebi uzun vadede destekliyor" diye konuştu. "Sığınak hep altın" Altın fiyatlarındaki bu dalgalanmanın arka planında birbirini tetikleyen jeopolitik krizler bulunduğunu belirten Cumhur Kitiş, "Rusya-Ukrayna savaşı, diplomatik masalarda tıkanmış durumda. Avrupa enerji ve güvenlik denkleminde yeni bir kırılma eşiğinde. ABD’nin Venezuela’ya yönelik kara operasyonu hazırlıkları, Latin Amerika’da uzun yıllar sonra yeniden askeri gerilimi gündeme taşıdı. İsrail’in Gazze’deki ateşkes ihlalleri ise hem bölgesel istikrarı hem de küresel kamuoyunun güvenini sarsıyor. Bu üç cephedeki eşzamanlı gerginlik, yatırımcıyı yeniden güvenli liman arayışına itti. Artık herkes farkında, krizlerin coğrafyası değişse de sığınak hep aynı altın" şeklinde konuştu. "Yatırım aracı değil, egemenlik sembolü haline geldi" Küresel hareketlilik, Türkiye piyasalarına da doğrudan yansıdı. Hafta başında 5 bin 950 TL ile rekor kıran gram altın, ons tarafındaki sert düşüşün ardından 5 bin 700 TL seviyesine kadar geriledi. Kitiş, bu hareketin kısa vadede paniğe yol açmaması gerektiğini söyleyerek, "Kur etkisi ve küresel satış baskısı bu tür geri çekilmeleri kaçınılmaz kılıyor. Ancak Türkiye’de enflasyonun hâlâ yüksek seyretmesi, halkın birikimini altınla koruma refleksini güçlü tutuyor. Bu talep trendi kolay kolay kırılmaz. Son dönemde Hindistan Merkez Bankası’nın rezervlerini 880 tona çıkarması, Çin’in alımlarını hızlandırması ve Rusya’nın yeni altın bazlı ödeme planlarını gündeme getirmesi, ‘doların tahttan inişi’ tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Artık mesele sadece enflasyondan korunmak değil. Ülkeler, para sisteminde yeni bir denge arıyor. Bu sebeple altın, sadece yatırım aracı değil, egemenlik sembolü haline geldi" ifadelerine yer verdi. "Dalgalanmadan korkan, değerden uzak kalır" Ahmet Cumhur Kitiş, kısa vadede 4 bin doların altındaki ons fiyatlarının yeni alım fırsatları oluşturabileceğini, orta vadede ise 4 bin 500 - 4 bin 600 dolar hedefinin teknik olarak masada olduğunu belirtti. Kitiş, "Küresel ekonomi güven bunalımı yaşıyor. Eğer ABD seçim süreci ve Orta Doğu hattındaki krizler derinleşirse, altın yılı bitirmeden bir kez daha zirve görebilir. Altın, fırtınalı dönemlerin en sessiz kazananıdır. Sert yükselişler göz kamaştırabilir, ama asıl kazanç sakin kalabilenlerindir. Dalgalanmadan korkan, değerden uzak kalır" şeklinde konuştu.
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: "Azerbaycan yaklaşık 17 milyar dolarlık yatırım hacmiyle Türk yatırımlarının en yoğun olduğu ülke"
24 Ekim 2025 Cuma - 18:54 TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: "Azerbaycan yaklaşık 17 milyar dolarlık yatırım hacmiyle Türk yatırımlarının en yoğun olduğu ülke" Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "Azerbaycan yaklaşık 17 milyar dolarlık yatırım hacmiyle Türk yatırımlarının en yoğun olduğu ülkedir. Öte yandan, Türkiye’de de yaklaşık 3 bin Azerbaycanlı şirket faaliyet gösteriyor. Ancak, daha hızlı davranmalıyız" dedi. TOBB tarafından Azerbaycan Yatırım Fırsatları Toplantısı gerçekleştirildi. TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Azerbaycan’ın Türkiye Büyükelçisi Reşad Memmedov ve Azerbaycan’ın Türkiye’deki Ticaret Temsilcisi Tamerlan Taghiyev’in katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda Azerbaycan ve Türkiye arasındaki ticari yatırım fırsatları ele alındı. "Azerbaycan bölgenin ticaret ve kültür merkezine, turizm mekânına dönüştü" Toplantıda açılış konuşması gerçekleştiren TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Azerbaycan’ın ekonomisinin hızla geliştiğini ve cazip iş ve yatırım fırsatları sunduğunu dile getirdi. Hisarcıklıoğlu, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in belirlediği inkişaf konsepti ve politikalar sonucunda Bakü’nün dünyanın en güzel başkentlerinden biri haline geldiğini belirterek, "Azerbaycan bölgenin ticaret ve kültür merkezine, turizm mekanına dönüştü. Türk dünyası olarak, Azerbaycan’ın gösterdiği bu çarpıcı ilerlemeden gurur duyuyoruz. Şimdi sıra Karabağ’da. Azerbaycan, Dağlık Karabağ’ı 32 yıllık bir işgalden kurtardı, topraklarını özgürleştirdi. Bölgede kalıcı barış ve huzur için bir fırsat doğdu. Şimdi orası savaştan sonra yeniden yapılanıyor, böylece şirketlerimiz için yeni fırsatlar doğuyor" ifadelerine yer verdi. "Zengezur Koridoru, bölgemiz ticaretinin gelişmesine büyük katkılar sağlayacaktır" Azerbaycanlı iş insanlarıyla birlikte bölgenin gelişmesi, bölgede huzurun kökleşmesi için Türk iş insanları olarak üzerlerine düşeni yapmaya hazır olduklarını söyleyen Hisarcıklıoğlu, "Karabağ’ı ve Şuşa’yı da, Bakü ve diğer Azerbaycan şehirleri gibi parlayan yıldızlar yapmak bizim elimizde. Nahçıvan’la Bakü’yü birbirine bağlayacak Zengezur Koridoru, bölgemiz ticaretinin gelişmesine büyük katkılar sağlayacaktır. Ağustos ayında Zengezur Koridoru Anlaşmasının imzalanmasından büyük memnuniyet duyduk. Bir an önce bu projenin hayata geçirilmesiyle, doğudan batıya herkesin istifade edebileceği yeni bir orta koridor açılacaktır" açıklamasında bulundu. Türkiye ve Azerbaycan arasındaki ekonomik ilişkilerin, karşılıklı olarak birbirini tamamlayan bir yapıya sahip olduğunu söyleyen Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin, enerji alanında Azerbaycan’dan kaynak tedarik ederken; sanayi ürünleri ve hizmetler konusunda Azerbaycan’a katkı sağladığını aktardı. "Ulaştırma ve enerji alanlarındaki potansiyelimizi de geliştirmeliyiz" Azerbaycan ile ticaretin enerji dışında potansiyelinin oldukça altında olduğuna da vurgu yapan Hisarcıklıoğlu, şu ifadelere yer verdi: "Ulaştırma ve enerji alanlarındaki potansiyelimizi de geliştirmemiz gerekir. Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı esasen bunun en somut örnekleri arasında yer alıyor. Fakat bu hattan daha yüksek verimi alabilmemiz için yenileme çalışmalarının ivedilikle tamamlanması lazım. Aynı şekilde Kars-Nahçıvan Demiryolu Projesi’ne ilişkin çalışmaların hızla tamamlanması gerekir. TANAP’ın kapasitesinin arttırılması ve Türkmenistan Hazar doğal gazının Türkiye’ye ve Avrupa’ya aktarılması, Trans Hazar geçişlerinin daha etkin ve verimli kullanılması da önceliklerimiz arasındadır. Hazar’da daha fazla ro-ro gemisinin olması çok önemli. İyi çalışmayan bir lojistik ağı bizi maalesef geri götürür." "Azerbaycan yaklaşık 17 milyar dolarlık yatırım hacmiyle Türk yatırımlarının en yoğun olduğu ülke" Azerbaycan ile ticaret hacminin karşılıklı olarak her yıl bir önceki yıla göre arttığına dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, "15 milyar dolar hedefine doğru ilerliyor. Yatırımlar açısından da çok iyi ilerlediğimizi düşünüyorum. Azerbaycan yaklaşık 17 milyar dolarlık yatırım hacmiyle Türk yatırımlarının en yoğun olduğu ülkedir. Öte yandan, Türkiye’de de yaklaşık 3 bin Azerbaycanlı şirket faaliyet gösteriyor. Ancak, daha hızlı davranmalıyız. Ticaretimizin kapsamını genişletmeliyiz. Bu konuda gidilecek ciddi bir mesafe var" dedi. İki ülke arasındaki Tercihli Ticaret Anlaşması’nın 1 Mart 2021’de yürürlüğe girdiğini hatırlatan Hisarcıklıoğlu, "2024 yılında ise ek protokolle, anlaşma kapsamına yeni ürünler eklendi. Buna rağmen mevcut haliyle kapsam hala yetersiz. O nedenle, artık, daha kapsamlı ekonomik entegrasyona imkan veren, yeni nesil STA kapsamını konuşmamız gerekir" dedi. "Gümrük işlemlerinde ortak standartlar belirlemeli, süreçleri basit ve daha hızlı hale getirmeliyiz" Hisarcıklıoğlu, yatırımcıları iki ülkeye çekmek için İslam İşbirliği Teşkilatı Tahkim Merkezinden yararlanmayı önererek, "Buna ilaveten, gümrük prosedürlerinin standart hale getirilmesi ve sınır geçişlerinin hızlandırılması gerekiyor. Bu konuda iyileşmeler olsa da gümrük işlemlerinde ortak standartlar belirlemeli, süreçleri basit ve daha hızlı hale getirmeliyiz" diye konuştu. "Paramız yurt dışına gelirse de o Türkiye üreticilerine gelsin" Büyükelçi Memmedov ise, Ermenistan ile normalleşmeye ve yeni ticari gelişmelere ilişkin konuşarak, "Bugün Azerbaycan artık bağımsız ve egemen bir devlettir. Niye bugün diyorum? Çünkü 34 sene önce biz bağımsızlığımızı elde ettik. Ama 2 sene önce toprak bütünlüğümüzü kazandık. Biz 34 sene topraklarımızın özgürleşmesine odaklandık. Ama bugün şükürler olsun ki artık Kafkasya’ya bir barış var. Bugün de Ermenistan’la ilişkilerimiz artık normalleşiyor. Yolları açıyoruz. İlk defa 2-3 gün önce Kazakistan’dan direkt Ermenistan’a giden treni açtık ve bütün engelleri kaldırdık. Yani ticaret, bölgede gelişmeye başlıyor. Zengezur koridorunun açılması ve Zengezur koridorundan başka tüm Ermenistan- Azerbaycan arasında olan bütün yolların açılışı, hem Gürcistan üzerinden gelecek tren yollarının açılışı bekleniyor. Bu bölgemiz için, yeni barış devri için yeni fırsatların oluşturulmasıdır. Biz üstünlüğü Türkiye’ye vermişiz ki Türkiye’de üretilmeyen şeyi biz başka devletlerden alacağız. Yani paramız yurt dışına gelirse de o Türkiye üreticilerine gelsin" ifadelerini kullandı. Toplantı, Azerbaycan’daki yatırım fırsatlarının tanıtıldığı video gösteriminin ardından basına kapalı olarak devam etti.
Ticaret Bakanı Bolat: "İhracatçılar için günlük reeskont kredi limiti arttırıldı"
24 Ekim 2025 Cuma - 18:50 Ticaret Bakanı Bolat: "İhracatçılar için günlük reeskont kredi limiti arttırıldı" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "İhracatçılarımızın finansmana ulaşma imkanlarının arttırılması ve maliyetlerinin düşürülmesi kapsamında reeskont kredilerinde yeni düzenlemeler hayata geçirilmiştir. İhracatçılar için günlük reeskont kredi limiti arttırıldı. İhracat reeskont kredi maliyeti düşürüldü" dedi. Ticaret Bakanı Bolat sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "İhracatçılarımızın finansmana ulaşma imkanlarının arttırılması ve maliyetlerinin düşürülmesi kapsamında reeskont kredilerinde yeni düzenlemeler hayata geçirilmiştir. İhracatçılar için günlük reeskont kredi limiti arttırıldı. İhracat reeskont kredi maliyeti düşürüldü. Ticaret Bakanlığı olarak ihracatçılarımızın desteklenmesi, finansmana ulaşma imkanlarının genişletilmesi noktasındaki çalışmalar devletimizin bütün ilgili kurum ve kuruluşları ile koordinasyon içinde yoğun bir şekilde sürdürülmektedir" ifadelerini kullandı. İhracatçılar için reeskont kredilerin hacminin kademeli olarak artırıldığını vurgulayan Bolat, "Bilindiği üzere, ihracatçılarımızın finansman ihtiyacının karşılanması noktasında en etkili araçlardan biri, TCMB tarafından Türk Eximbank ve diğer bankalar aracılığı ile sunulan reeskont kredileri olup, geçtiğimiz dönemde yapılan değişiklik ile reeskont kredisi faiz oranlarının hesaplanmasında yeni bir formül belirlenmiştir. Bu sayede söz konusu kredilerin Merkez Bankası politika faizi oranının altında avantajlı oranlar ile sunulması sağlanmıştı. Nitekim, son olarak 23 Ekim 2025 tarihinde politika faizinde yapılan indirim ertesinde ihracat reeskont kredilerinin faiz maliyeti yüzde 24,89’a düşürülmüştür. Diğer taraftan, ihracatçılarımızın finansman ihtiyacının karşılanması noktasında en etkili araçlardan biri olan reeskont kredilerinin daha fazla ihracatçıya ulaşmasını teminen söz konusu kredi hacmi ihtiyaçlar doğrultusunda kademeli olarak arttırılmıştır" açıklamasında bulundu. İhracatçıların gelişimine destek vermeye devam edeceklerini vurgulayan Bakan Bolat, "Daha önce 300 milyon TL olan reeskont kredilerinin günlük limiti önce 1,5 milyar TL’ye, daha sonra 3 milyar TL’ye, sonra ise 4 milyar TL’ye çıkartılmıştır. Son olarak, 24 Ekim 2025 tarihinde TCMB tarafından yapılan düzenlemeler çerçevesinde söz konusu limit, 1 Kasım 2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere günlük 4,5 milyar TL’ye çıkarılmıştır. Ayrıca, bu tutarın önemli bir kısmının emek yoğun sektörlere kullandırmak suretiyle bu sektörlerimizin ihracat rekabetçiliklerine katkı sağlanması önceliklerimizden biri olarak gelecektir. Bu itibarla, finansman imkanların çeşitlendirilmesi başta olmak üzere, ihracatçılarımızın gelişimini desteklemeye, firmalarımızın uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artıracak politika ve uygulamaları hayata geçirmeye kararlılıkla devam edeceğiz" dedi.
ATSO Başkanı Hacısüleyman: "Torba kanun dengeleri korumalı, adaletsizliğe yol açmamalı"
24 Ekim 2025 Cuma - 18:25 ATSO Başkanı Hacısüleyman: "Torba kanun dengeleri korumalı, adaletsizliğe yol açmamalı" Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Yusuf Hacısüleyman, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen "Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"nde genel hedefin vergi sisteminde iyileştirme olduğunu ancak bazı düzenlemelerin iş dünyasında adaletsizlik algısı oluşturabileceğini söyledi. ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen "Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"ni değerlendirdi. Hacısüleyman, "ATSO olarak uzun yıllardır vergi sistemimizde köklü reformlara ihtiyaç olduğunu dile getiriyoruz. Doğrudan vergilerin payının artırılması, dolaylı vergilerin ise ekonomimizin verimliliği açısından azaltılması gerektiğini sürekli vurguluyoruz. Kayıt dışılıkla, merdiven altı üretimle ve vergi kaçakçılığıyla mücadeleyi sonuna kadar destekliyoruz. Meclis gündemindeki torba yasa teklifinde olumlu gördüğümüz çok sayıda başlık mevcut. Ancak bazı düzenlemeler, gerek iş dünyasında gerek vatandaş nezdinde soru işaretleri oluşturmakta. Özellikle turizm, sağlık, hizmet ve mali müşavirlik gibi alanları ilgilendiren yeni uygulamaların adalet ve sürdürülebilirlik açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz" dedi. "Dördüncü geçici vergi dönemi nakit akış yükü oluşturacaktır" Hacısüleyman, daha önce yürürlükten kaldırılmış olan dördüncü geçici vergi döneminin yeniden uygulanmak istenmesinin ilk bakışta meslek mensuplarını teknik olarak ilgilendiriyor gibi görünse de gerçekte gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri için erken tahsilat anlamına geldiğini belirtti. Hacısüleyman, "Bu düzenleme, ödenecek vergilerin tahsil zamanını 1-2 ay öne çekerek işletmeler açısından fiilen bir nakit akış yükü oluşturacaktır. Kamu gelirlerini artırmayı hedefleyen bu adım, aynı zamanda yılın en yoğun döneminde mali müşavirlerin iş yükünü artıracaktır" dedi. "Turizm sektörüne yeni yükler getirilmemeli" Turizm işletme belgesi harçlarının her yıl tahsil edilmesi yönündeki düzenlemeye de değinen Hacısüleyman, "Bugüne kadar bir defaya mahsus alınan turizm işletme belgesi harçlarının her yıl tahsil edilmesi yönündeki düzenleme, sektör üzerinde ilave bir yük oluşturacaktır. Dördüncü sınıf tesislerden 367 bin TL, birinci sınıf tesislerden 980 bin TL, lüks tesislerden ise 1 milyon 470 bin TL alınması öngörülüyor. Büyükşehirlerde bu rakamların iki katına çıkacak olması da ayrı bir endişe kaynağıdır. Turizm sektörü ülkemize her yıl 60 milyar doların üzerinde döviz kazandırmakta, yüz binlerce kişiye istihdam sağlamaktadır. Böylesine stratejik bir sektöre ilave mali yükler getirmek yerine vergi kayıplarının etkin denetimlerle önlenmesi daha doğru bir yaklaşım olacaktır" ifadelerini kullandı. "Prim artışı istihdam riskini artırıyor" Emeklilik primi işveren payının artırılmasının işletmelerin personel başına maliyetini yükselterek istihdamın sürdürülebilirliği açısından risk oluşturacağını dile getiren Hacısüleyman, "Genç girişimcilere yönelik prim desteğinin kaldırılması ise yeni işletme kurma motivasyonunu zayıflatabilecek bir adım olarak değerlendirilmektedir. Türkiye genç nüfus açısından büyük bir potansiyele sahip. Girişimciliği teşvik etmemiz gereken bir dönemde genç girişimcilere sağlanan bir yıllık prim desteğinin kaldırılması doğru bir adım değildir. Bu destek, yeni iş kurma cesaretini artıran, istihdam oluşturmaya katkı sunan önemli bir teşviktir. Girişimcilik ekosistemini büyütmek istiyorsak bu tür destekleri kaldırmak yerine daha da genişletmemiz gerekir" dedi. "Sanayi dışı sektörler göz ardı edilmemeli" Sanayi dışındaki sektörlerde işveren prim desteğinin yüzde 2’ye düşürülmesinin istihdam maliyetlerini artıracağını belirten Hacısüleyman, "Oysa ülkemizde istihdamın büyük bölümü sanayi dışı sektörlerdedir. Bu durum, hizmet sektörlerinde yeni istihdam oluşturmasını zorlaştırabilir. Biz desteklerin istihdam dostu bir yaklaşımla korunması gerektiğini düşünüyoruz" diye konuştu. "Etkin denetim olmadan yeni harçlar çözüm getirmez" Muayenehane ve polikliniklere getirilen yıllık harç uygulamasının da vergi kaybını önlemek yerine dürüst çalışan müesseselere ilave yük getirebileceğini vurgulayan Hacısüleyman, "Vergi kayıp ve kaçağının önlenmesi, ancak etkin denetimle mümkündür" dedi. "Vergilemede temel ilke adalet olmalı" Araç satış bedeli üzerinden binde 2 oranında harç alınmasının yüksek otomobil fiyatlarının olduğu bir ortamda tüketiciyi ve piyasayı olumsuz etkileyebileceğini kaydeden Hacısüleyman, "Vergi sisteminde esas amaç, gelirleri artırmaktan öte adil ve dengeli bir yapı oluşturmaktır. Vergilemede temel ilke adalettir. Devletimizin sektörlere, işletmelere adaletli ve dengeli bir yaklaşımla bakması, düzenlemelerde bu hassasiyetin korunması gerekmektedir. Vergi sisteminde yapılacak her iyileştirme, bir başka kesimi olumsuz etkilemeden hayata geçirilmelidir" ifadelerini kullandı.
"Ev Sahibi Türkiye projesi gayrimenkul sektörünü yeniden düzenleyecek"
24 Ekim 2025 Cuma - 17:22 "Ev Sahibi Türkiye projesi gayrimenkul sektörünü yeniden düzenleyecek" Emlak Uzmanı Mustafa Hakan Özelmacıklı, "TOKİ daha önce 100 bin ve 250 bin konutluk dev projeler açıklamıştı. Ancak ‘Yüzyılın Konut Projesi’ olarak anılan Ev Sahibi Türkiye projesi, tarihin en büyüğü olarak karşımıza çıkıyor. Proje sayesinde birçok dar gelirli vatandaşımız ev sahibi olma imkanına kavuşacak ve gayrimenkul sektörü yeniden düzenlenecek" dedi. TOKİ’nin geliştirdiği ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın detaylarını açıkladığı, "Yüzyılın Konut Projesi" olarak da bilinen, 500 bin sosyal konuttan oluşan "Ev Sahibi Türkiye" projesi, konut sorununun çözümüne katkı sağlamayı amaçlıyor. 81 ilde hayata geçirilecek olan proje kapsamında 1+1 ve 2+1 daireler inşa edilerek dar gelirli vatandaşın ev sahibi olmasının sağlanması hedefleniyor. Tarihte ilk olarak "kiralık konut" uygulamasının da olacağı proje kapsamında şehit ve gazi aileleri ile engelli vatandaşlara yüzde 5, 3 ve daha fazla çocuğu olan ailelere yüzde 10, emeklilere yüzde 20, 18-30 yaş arasındaki gençlere de yine yüzde 20 kontenjan ayrıldı. Proje kapsamında İstanbul’da 100 bin, Ankara’da 30 bin, İzmir’de 21 bin, Bursa, Gaziantep ve Konya’da 13’er bin, Hatay ve Diyarbakır’da 12’şer bin yeni sosyal konut inşa edilecek. "Cumhuriyet tarihinin en büyük konut hamlesi" Konunun detaylarını anlatan Altın Emlak Global Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Hakan Özelmacıklı, projenin Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut hamlesi olduğunu söyledi. Bundan bir süre önce 81 ilin valiliklerine bir yazı gönderilerek hangi bölgede ne kadar konut ihtiyacı olduğunun, belediye imar sahaları içinde kalan ve toplu konut yapılabilecek alanların tespitinin istendiğini kaydeden Özelmacıklı, "TOKİ daha önce 100 bin ve 250 bin konutluk dev projeler açıklamıştı. Ancak ‘Yüzyılın Konut Projesi’ olarak anılan Ev Sahibi Türkiye projesi, tarihin en büyüğü olarak karşımıza çıkıyor. Proje sayesinde birçok dar gelirli vatandaşımız ev sahibi olma imkanına kavuşacak ve gayrimenkul sektörü yeniden düzenlenecek" diye konuştu. Başvuru sürecinin 15 Kasım tarihinde başlayacağını, kuraların Aralık ayında çekileceğini, ilk teslimatların ise Mart 2027’de yapılmasının planlandığını ifade eden Özelmacıklı, projenin satılık kısmında fiyatların 1 milyon 800 bin TL’den başladığını belirterek "Aylık taksitler ise 6 bin 750 TL’den başlıyor. Yüzde 10 peşinat ve 240 ay vade söz konusu" dedi. "Türkiye’de bir ilk: TOKİ’den kiralık konut" "Bu projenin en büyük farkı, konut adedinden başka, ilk defa İstanbul’da kiralık konut inşa edilecek olması" diyen Özelmacıklı, "İstanbul’da inşa edilecek 100 bin konuttan başka, dar gelirli vatandaşlara kiraya verilmek için 15 bin konut daha geliştirilecek ve bunların kirası piyasa rayicinin yarısı olacak. Ayrıca 3 yıllık bir süre sınırlaması da söz konusu. Lojman misali ömür boyu kullanım olmayacak. Böylece gayrimenkul sektörünün ve kiralık konut piyasasının yeniden düzenlenmesi edilmesi hedefleniyor. Kiralık konut ayağında işçi, memur, asgari ücretli ve sosyal hak sahibi ailelere, genç çiftlere ve kentsel dönüşümdeki hak sahiplerine ayrılan kontenjanlar önümüzdeki günlerde açıklanacak" diye konuştu. Başvuru ve ödeme şartları neler? Özelmacıklı, başvuru şartları hakkında şunları söyledi: "Projenin en başta dar gelirli vatandaşlara yönelik geliştirildiğini söylemek mümkün. Öncelik ev sahibi olmayan vatandaşların olmakla birlikte 18 yaşını doldurmuş, en az 10 yıldır Türk vatandaşı olan herkes başvuru yapabilecek. Şimdilik sadece, kendisi, eşi ve çocuklarının üstüne evi olan vatandaşlarımız başvuru yapamayacak. Hane halkı aylık net geliri İstanbul için en fazla 145 bin TL, diğer iller için en fazla 127 bin TL olma koşulu bulunacak. Ayrıca başvuru yapılacak yerlerde, adrese dayalı kayıt sistemine göre; başvuru döneminden geriye doğru 1 yıldan az olmamak koşuluyla ikamet ediyor olma şartı aranacak. 6 Şubat depremi nedeniyle ikametini değiştiren vatandaşlarımız da nüfus kaydı veya 1 yıllık ikamet belgesiyle başvuru yapabilecek. Daire büyüklükleri ve ödeme planı gibi detaylar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın resmi internet sitesinden edinilebiliyor."
Başkan Memet Aslan: "Üretim, istihdam ve işbirliği ile bölgesel kalkınmayı güçlendireceğiz"
24 Ekim 2025 Cuma - 16:51 Başkan Memet Aslan: "Üretim, istihdam ve işbirliği ile bölgesel kalkınmayı güçlendireceğiz" Van Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yönetim Kurulu Başkanı Memet Aslan, Van OSB’nin yatırımcılar için cazibe merkezi olmaya devam ettiğini belirterek, "Amacımız, Van’ı sadece Doğu Anadolu’nun değil Türkiye’nin üretim üssü haline getirmektir" dedi. Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Doğu Anadolu Bölge Toplantısı, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan ve OSBÜK Başkanı Memiş Kütükcü başkanlığında Elazığ Organize Sanayi Bölgesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya bölgedeki birçok OSB yöneticisi de katıldı. OSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Yaşar Şen ile birlikte katıldığı toplantıya değerlendiren Başkan Memet Aslan, Doğu Anadolu’daki sanayi bölgelerinin ortak hedeflere yönelmesinin bölgesel kalkınma açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Aslan, "OSBÜK çatısı altında bir araya gelmek, sadece tecrübe paylaşımı değil, aynı zamanda geleceğe yönelik ortak bir vizyon inşa etmektir. Van olarak üretim, yatırım ve ihracat kapasitemizi artırırken, bölgedeki kardeş OSB’lerle daha güçlü bir işbirliği kurmayı hedefliyoruz" dedi. "Sanayileşme; sadece ekonomi değil, sosyal kalkınmadır" Van’ın coğrafi konumu ve genç nüfusu ile bölgesel üretim üssü olma potansiyeline sahip olduğunu da vurgulayan Memet Aslan, sanayi yatırımlarının sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal kalkınmayı da beraberinde getirdiğini kaydetti. Aslan, "OSB’ler, sadece üretim tesislerinin bulunduğu alanlar değildir. Onlar aynı zamanda istihdamın, eğitimin, teknolojinin ve sosyal dönüşümün merkezleridir. Van OSB olarak bu anlayışla hareket ediyor, gençlerimize nitelikli iş imkânları sağlamak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. "Van OSB, yatırımcılar için cazibe merkezi olmaya devam ediyor" Van Organize Sanayi Bölgesi’nin son yıllarda altyapı ve yatırım alanında önemli ilerlemeler kaydettiğini dile getiren Aslan, yeni yatırımların da yolda olduğunu söyleyerek konuşmasını şöyle sürdürdü: "Altyapı yatırımlarımız, enerji projelerimiz ve genişleme sahamızla yatırımcılarımıza daha güçlü imkânlar sunuyoruz. Amacımız, Van’ı sadece Doğu Anadolu’nun değil, Türkiye’nin üretim üssü haline getirmek." "Birlikte güçlüyüz, birlikte üreteceğiz" Toplantının bölgesel sanayi politikalarına yön vereceğini ifade eden Aslan, "Doğu Anadolu’daki tüm OSB’ler olarak ortak hedefimiz; üretimi artırmak, istihdamı güçlendirmek ve ihracat kapasitemizi büyütmektir. Bu hedefe birlikte yürüyeceğiz. Çünkü birlikte güçlüyüz, birlikte üreteceğiz" şeklinde konuştu.
Yerli 3D teknolojisine büyük fonlama
24 Ekim 2025 Cuma - 16:19 Yerli 3D teknolojisine büyük fonlama 3D yazıcı üretim alanında faaliyet gösteren MetaTechTR, fonangels.com kitle fonlama platformu üzerinden 54 milyon 265 bin 452 TL’lik yatırım topladığını açıkladı. Türkiye’nin 3D yazıcı üretim alanında önde gelen şirketlerinden biri olan MetaTechTR, fonangels.com kitle fonlama platformu üzerinden gerçekleştirdiği kitle fonlaması ile öne çıktı. Şirket, yatırımcılar ve girişimciler arasında güven temelli bir bağ kurarak, kitle fonlaması kampanyasını başarıyla tamamladığını duyurdu. Yapılan açıklamaya göre, hedeflenen fon miktarı itibarıyla Türkiye’nin en büyük kitle fonlamalarından biri olarak kayda geçen bu kampanyada, 54 milyon 265 bin 452 TL yatırım toplanarak önemli başarı elde edildi. Bu rakam, yatırımcı güveninin yanı sıra Türkiye’nin teknoloji üretim kapasitesine olan inancın da güçlü bir göstergesi oldu. MetaTechTR, 3D yazıcı makinesiyle sektördeki gücünü pekiştirirken, aynı zamanda yatırımcılara sunduğu fırsatlar sayesinde büyüme yolunda önemli bir adım attı. Kitle fonlaması kampanyası, sadece finansal kaynak sağlamaktan çok, girişimcilere ve yatırımcılara güçlü bir iş birliği imkanı sundu. Süreci değerlendiren MetaTechTR Kurucusu Muhammed Enes Tahiroğlu, "Kitle fonlaması, yalnızca finansal bir kaynak oluşturma aracı değil, aynı zamanda iş birliği ve ortaklıklar kurarak güçlü bir ekosistem oluşturma fırsatıdır. Bu başarı, birlikte büyümenin gücünü bir kez daha kanıtladı" dedi. Açıklamaya göre, yatırımcıların ilgisini çeken bu süreç, şirketin teknolojik yatırımlarını hızlandırmak ve üretim kapasitesini daha da artırmak için önemli bir fırsat oluşturdu. Şirket, bu fonlama sayesinde hedeflerine daha hızlı ulaşmayı planlıyor. Bu süreç, şirket için sadece finansal değil, aynı zamanda sektöre dair bir dönüşümün de parçası. Kitle fonlaması modeli, şirketin büyüme stratejisine katkı sağlarken, girişimcilerle yatırımcıları aynı çatı altında birleştiriyor. Bu adım, gelecekte daha fazla fırsat oluşturma ve iş birliğini derinleştirme açısından büyük bir potansiyel taşıyor.