EKONOMİ
Zirai don ve iklim şartları kayısıda verim beklentisini düşürdü 13 Mayıs 2026 Çarşamba - 09:33:37 Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Yazıhan Ziraat Odası Başkanı Yunus Kılınç, zirai don iklim değişikliği ve olumsuz hava şartları nedeniyle bu yıl Malatya’da kayısı üretiminde beklenen verimin düşük olacağını söyledi. Malatya’da son yıllarda etkili olan don, dolu ve kuraklık gibi doğal afetlerin kayısı üretimini olumsuz etkilediğini belirten Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Yazıhan Ziraat Odası Başkanı Yunus Kılınç, özellikle düşük rakımlı bölgelerde kayısı veriminin oldukça düşük seviyelerde kaldığını söyledi. Kılınç, yoğun çiçeklenmeye rağmen bazı bölgelerde tozlaşmanın istenilen düzeyde gerçekleşmediğini ifade etti. Geçtiğimiz yıl yaşanan zirai donun ağaçlar üzerinde etkisinin sürdüğünü belirten Kılınç, bu yıl üreticilerin bahçe bakımını düzenli şekilde yaptığını buna rağmen iklim şartlarının üretime olumsuz yansıdığını söyledi. Kayısı üreticilerinin destek beklentisinin sürdüğünü ifade eden Kılınç, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde Cumhurbaşkanıyla yapılacak görüşmede üreticilerin taleplerini ileteceklerini ifade etti. Kılınç, özellikle kayısı üreticilerinin kredi borçlarının ertelenmesine yönelik taleplerinin bulunduğunu söyledi. Kılınç, dış ülkelerden getirilen kayısıların iç piyasaya etkisine değinerek yerli üretimin korunmasına yönelik adımların önem taşıdığını ifade ederken, iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkisinin giderek arttığını belirtip alternatif ürün çalışmaları ile üreticilere yönelik destek projelerinin önem kazandığını söyledi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 09:29 BEBKA’dan sanayinin yeşil dönüşümüne güçlü iş birliği Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda faaliyetlerini sürdüren Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı (BEBKA) koordinasyonunda ve Bursa Organize Sanayi Bölgesi iş birliğiyle yürütülen Bursa Endüstriyel Simbiyoz Programı çerçevesinde düzenlenen "Sinerji Çalıştayı", sanayi kuruluşları, kamu kurumları ve sektör paydaşlarının yoğun katılımıyla gerçekleşti. BEBKA Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen çalıştayda; firmaların üretim süreçlerinde ortaya çıkan atık ve yan ürünlerin ekonomiye yeniden kazandırılması, kaynak verimliliğinin artırılması ve firmalar arası iş birliği imkanlarının geliştirilmesine yönelik önemli değerlendirmeler yapıldı. Etkileşimli oturumlar kapsamında katılımcılar; mevcut geri kazanım uygulamalarını, potansiyel simbiyoz fırsatlarını ve sürdürülebilir üretim odaklı iş birliği alanlarını birlikte ele aldı. Çalıştayın açılış konuşmasını gerçekleştiren BEBKA Genel Sekreter Vekili Sabri Bayram, günümüzde sanayi üretiminde rekabetçiliğin yalnızca üretim kapasitesiyle değil; kaynakların ne kadar verimli kullanıldığı, atıkların ne ölçüde ekonomiye kazandırıldığı ve üretim süreçlerinin ne kadar sürdürülebilir hale getirildiğiyle doğrudan ilişkili olduğunu ifade etti. Bayram, özellikle yeşil dönüşüm, döngüsel ekonomi ve karbon azaltımı hedeflerinin küresel ölçekte önem kazandığı bir dönemde endüstriyel simbiyoz yaklaşımının sanayinin geleceği açısından stratejik bir alan haline geldiğini vurguladı. Sabri Bayram konuşmasında ayrıca, Bursa Endüstriyel Simbiyoz Programı kapsamında yürütülen saha ziyaretleri, analiz çalışmaları ve firma görüşmeleriyle bölgedeki mevcut potansiyelin ortaya çıkarılmasına yönelik kapsamlı bir süreç yürütüldüğünü belirterek, çalıştay sayesinde firmalar arasında yeni iş birliklerinin geliştirilmesinin ve uygulanabilir simbiyoz fırsatlarının ortaya çıkarılmasının hedeflendiğini ifade etti. Program kapsamında GTE Karbon Sürdürülebilir Enerji ve Danışmanlık A.Ş. tarafından endüstriyel simbiyoz sinerji imkanlarına ilişkin bilgilendirme sunumu gerçekleştirildi. Ardından düzenlenen yuvarlak masa oturumlarında katılımcılar, sektörler arası kaynak paylaşımı ve geri kazanım uygulamalarına yönelik somut iş birliği imkanlarını değerlendirme fırsatı buldu. Gerçekleştirilen çalıştayın; Bursa’da kaynak verimliliği odaklı üretim anlayışının yaygınlaşmasına, firmalar arası sürdürülebilir iş birliklerinin gelişmesine ve döngüsel ekonomi yaklaşımının güçlenmesine katkı sağlaması bekleniyor.
Başiskele’de alışverişin kuralları değişiyor: "Ticaret hayatı canlanacak"
22 Ekim 2025 Çarşamba - 14:01 Başiskele’de alışverişin kuralları değişiyor: "Ticaret hayatı canlanacak" Kocaeli’nin Başiskele ilçesinde ilçe sakinlerine çeşitli alanlarda indirim ve fırsatlar sunacak "Başiskele Kart" projesi hayata geçirildi. Kart sahipleri; eğitimden sağlığa, gıdadan giyime birçok sektörde indirim ve fırsatlardan faydalanabilecek. Projenin tanıtım toplantısında konuşan Belediye Başkanı Yasin Özlü, "Halkımız kazanacak, hepimiz kazanacağız. Başiskele Kart ile ticaret hayatını canlandıracağız" dedi. Başiskele Belediyesi, "sosyal belediyecilik" kapsamında hazırladığı Başiskele Kart Projesi’ni vatandaşların kullanımına sunuyor. Tanıtım programında konuşan Başiskele Belediye Başkanı Yasin Özlü, projenin detaylarını kamuoyuyla paylaştı. Başiskele’nin bir cazibe merkezi olduğunu söyleyen Özlü, "Bunun için sizlere teşekkür ediyorum. Hepimizin bir memleketi olabilir ama biz Başiskele’de yaşıyoruz ve vatandaşların bu ilçede kendini ait hissetmesi için farklı çalışmalar sürdürüyoruz. Başiskele Kart sadece indirim kartı değil, aynı zamanda birlik ve dayanışmayla vatandaşlarımızın hukukunu geliştirecek" dedi. "Öncü belediyelerden biriyiz" Başkan Özlü, Başiskele’de yaşamanın birçok ayrıcalık sunduğuna dikkati çekerek, "Başiskele’de yaşamak bana göre bir ayrıcalık. Bu kente yaşamanın bir ayrıcalığı olsun istedik. Vatandaşlarımızla esnafımızın arasında bir köprü oluşturmak istedik, Başiskele’nin ticaretini ekonomisini ekosistemini oluşturmak istedik. Bu anlamda yerel ekonomimizi daha da güçlendirmek istedik. Dijitalleşen dünyanın farkındayız. Dijital belediyecilikte Kocaeli ve Türkiye’de öncü belediyelerden bir tanesiyiz. Ruhsat süreçlerini belediyeye gelmeden tamamlayabilen çok az belediyeden biriyiz" diye konuştu. "Hizmet etmekten çok büyük keyif alıyoruz" Özlü, sözlerine şöyle devam etti: "Basit bir anlamda bakıldığında çöp, yolu çok iyi yapmalıyız çünkü en önemli işimiz bu. Bir öğrencimize okulda, ’Belediye başkanı ne yapar?’ diye sordum, ’Çöpleri toplar’ yanıtını verdi. Cumhurbaşkanımızın İBB başkanı olmasıyla birlikte belediyecilik farklı bir alana evrildi. İnsana dokunan bir noktaya geldi. Toplumla ilgili ne varsa çok geniş bir yelpazeye eriştik. Onlarca hizmet ediyoruz, hizmet sektöründe önemli bir kurum haline geldik. Hizmet etmekten de çok büyük keyif alıyoruz. Ben ve ekibim birlikte her gün toplantılar yapıyoruz, bir araya geliyoruz. ’Başiskele’yi geleceğe daha iyi nasıl hazırlarız?’ diye hazırlık yapıyoruz. 3-5 yıl önce bu şehirde olmayanlar bugün ekleniyor." "Başiskele Kart ile ticaret hayatını canlandıracağız" Başiskele Kart projesi çerçevesinde ilçedeki 50 esnaf ile sözleşme imzalandığını dile getiren Belediye Başkanı Yasin Özlü, "Uygulamaya üye olduktan sonra karekodlarla alışverişler yapılabilecek, indirimlerden haberdar olunacak, kampanyalara dair bilgiler yer alacak. Esnaf kendi birbiriyle olan rekabetinin takibini kolaylaştıracak. Halkımız kazanacak, hepimiz kazanacağız. Başiskele’de oturanlar olarak alışverişlerimizi İzmit’te yapardık fakat bugün İzmit’e gitmeden de alışveriş yapabiliyoruz. Başiskele Kart ile ticaret hayatını canlandıracağız. Başiskele’de yaşamanın ayrıcalıklarını artırmak için çalışmaya devam edeceğiz. Bu projede emeği olan tüm arkadaşlarımıza ve emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Başiskele Kart nedir Başiskele Kart, eğitimden sağlığa, gıdadan giyime birçok alanda anlaşmalı kurumlarda avantajlar ve indirimler sağlayacak. Kart sahipleri; giyim, gıda, yeme–içme, sağlık, spor, kozmetik–kişisel bakım, optik, ev–yaşam, mobilya, kırtasiye–ofis, otel–konaklama, eğlence, elektrik–elektronik ve oto–yapı market gibi birçok sektörde indirim ve fırsatlardan faydalanabilecek. Başiskele Kart, fiziki kart olarak kullanımının yanı sıra dijital kart özelliğiyle de mobil uygulaması üzerinden de kullanılabilecek.
Mersin, gıda sanayinde lider kent olma yolunda
22 Ekim 2025 Çarşamba - 13:52 Mersin, gıda sanayinde lider kent olma yolunda Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Hakan Sefa Çakır, Mersin’in gıda sanayinde güçlü bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, "Başta bakliyat ve turunçgil olmak üzere birçok alanda öncü konumdayız. Kentimizde agropark ve gıda ihtisas OSB’lerinin bulunması, gıda sanayinde katma değer oluşturma potansiyelimizi gösteriyor" dedi. MTSO, kentin tarım ve gıdadaki potansiyelini teknolojiyle birleştirerek sektörde yeni dünya markaları oluşturma hedefiyle önemli bir adım attı. Bu kapsamda TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi bünyesindeki Türkiye Gıda İnovasyon Platformu (TÜGİP) yetkilileri, Mersinli gıda sanayicileriyle bir araya geldi. MTSO’da Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır moderatörlüğünde düzenlenen ’TÜBİTAK TÜGİP - Mersin Gıda Sektörü İş Birliği Değerlendirme Toplantısı’nda, sektör temsilcileri ile TÜBİTAK uzmanları muhtemel ortak çalışma alanlarını ele aldı. Toplantıda TÜGİP Gıda Teknolojileri Araştırma Grubu Lideri Doç. Dr. İbrahim Sani Özdemir, kurumun altyapısı, sanayiye sunduğu hizmetler ve iş birliği yapılabilecek alanlar hakkında bilgi verdi. Görüşmelerde; besin değeri artırılmış yeni gıda formülasyonlarının geliştirilmesi, tarımsal atıkların değerlendirilmesi, ürün raf ömrünü uzatan teknolojiler ve Mersin’e özgü yerli lezzetlerin markalaştırılması gibi konular öne çıktı. Ayrıca bebek mamalarından bakliyat ve süt ürünlerine kadar geniş bir yelpazede Ar-Ge çalışmaları yürütülmesi planlandı. Toplantının ardından TÜGİP heyeti, Mersin Agropark’ta faaliyet gösteren sanayicilerle buluşarak üretim tesislerinde incelemelerde bulundu. Bakliyat, narenciye, süt ve şalgam üretimi yapan firmalar ziyaret edilerek ortak çalışma fırsatları değerlendirildi. Kısa süre içinde Mersinli sanayicilerden oluşacak bir heyetin Marmara Araştırma Merkezi’ni ziyaret ederek laboratuvar olanaklarını yerinde görmesi kararlaştırıldı. "Gıda sanayinde güçlü bir ekosistem oluşturabiliriz" MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, Mersin’in gıda sanayinde güçlü bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, "Başta bakliyat ve turunçgil olmak üzere birçok alanda öncü konumdayız. Kentimizde agropark ve gıda ihtisas OSB’lerinin bulunması, gıda sanayinde katma değer oluşturma potansiyelimizi gösteriyor. Bu gücü TÜBİTAK’ın bilimsel ve teknik kapasitesiyle birleştirerek güçlü bir ekosistem oluşturmak istiyoruz" diye konuştu. Gıda sanayi firmaları arasında köprü olmayı hedeflediklerini vurgulayan Çakır, "TÜBİTAK’ın ileri teknolojik altyapısı özellikle KOBİ’ler için büyük bir fırsat sunuyor. Sağlıklı gıdaya erişim, verimlilik ve sürdürülebilir üretim artık milli bir öncelik. Bu dönüşümü iş birliği yaparak birlikte yöneteceğiz" ifadelerini kullandı.
Yerli ürün yerli ve milli lokomotif Tavşanlı raylarında
22 Ekim 2025 Çarşamba - 13:46 Yerli ürün yerli ve milli lokomotif Tavşanlı raylarında Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayii A.Ş. (TÜRASAŞ) Eskişehir Bölge Müdürlüğü’nde üretilen yüzde 100 yerli ve milli elektrikli ana hat lokomotifi, TCDD Taşımacılık A.Ş. bünyesinde Tavşanlı-Eskişehir hattındaki yük taşımacılığında kullanılmak üzere Tavşanlı’ya ulaştı. Yerli üretimin demiryolu taşımacılığındaki gücünü simgeleyen bu gelişme, bölge ve ülke ekonomisi açısından büyük bir kazanım olarak değerlendiriliyor. Türkiye’nin demiryolu sektöründeki bağımsızlığını pekiştiren ve mühendislik yeteneklerini ortaya koyan lokomotif, ileri teknoloji sistemleri ve yüksek performansı ile dikkat çekiyor. Tamamen yerli imkanlarla üretilen bu lokomotifin, Tavşanlı-Eskişehir arasındaki yoğun yük taşımacılığında görev alacak olması, operasyonel verimliliği artırması bekleniyor. Yetkililer, gelişmenin demiryollarında yerli ve milli sistemlere geçiş vizyonunun önemli bir adımı olduğunu belirtti. Bu gelişmenin, Tavşanlı ve Kütahya bölgesinin lojistik kapasitesine katkı sağlaması ve çevre illerle olan ticari bağları güçlendirmesi hedefleniyor. Bölge halkı, yerli üretimin bu önemli eserinin Tavşanlı’da hizmete girmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirirken, bu tür milli projelerin sayısının artması yönündeki temennilerini ifade etti. Yerli ve milli lokomotifinin, Tavşanlı’dan başlayarak Türk demiryolu ağında uzun yıllar boyunca güvenle hizmet vermesi bekleniyor.
Muğla 9 ayda 3 milyon 37 bin yabancı turisti ağırladı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 13:05 Muğla 9 ayda 3 milyon 37 bin yabancı turisti ağırladı İstanbul ve Antalya’dan sonra en fazla yabancı turisti ağırlayan Muğla, 9 ayda 3 milyon 37 bin 464 yabancı turisti ağırladı. Uluslararası iki havalimanına sahip Muğla’ya gelen yabancı turistlerin yüzde 42’sini İngiliz turistler oluşturdu. Muğla’ya 2024 yılının Eylül ayı sonunda gelen turist sayısı 3 milyon 239 bin 853 kişi olurken, bu yıl Eylül ayı sonu itibari ile gelen turist sayısında yüzde 6 düşüş yaşanarak 3 milyon 037 bin 464 kişi olarak gerçekleşti. Deniz, kum güneş ve kültür turizmi Bodrum, Marmaris, Fethiye ve Datça gibi ünlü turistik ilçeleri ile deniz, kum ve güneş turizminin yanında zengin tarihi kalıntılara ve arkeolojik buluntulara ev sahipliği yapıyor. 108 adet ören yeri ile de kültür turizminin önemli kentlerinden Muğla, son yıllarda başta Cumhurbaşkanlığı Bisiklet turunun en önemli parkurlarına sahip olması nedeniyle spor turizmi ile de ön plana çıkıyor. 1 milyon 264 bin İngiliz turistler geldi Muğla’yı tercih eden yabancı ülkeler arasında ilk sırayı İngiltere alıyor. İngiltere’den 9 ayda 1 milyon 264 bin 595 yabancı turist girişi oldu. İngiltere’yi sırasıyla 358 bin 430 kişi ile Rusya Federasyonu, 274 bin 709 kişi ile Polonya, 195 bin 400 kişi ile Almanya ve 79 bin 116 kişi ile Hollanda takip ediyor. Gelen turistlerin yüzde 42’si İngiliz, yüzde 12’si Rusya Federasyonu, yüzde 9’u Polonya, yüzde 6’sı Almanya ve yüzde 3’ünü de Hollanda oluşturuyor. İki uluslararası havalimanından 2 milyon 492 bin turist giriş yaptı Türkiye’de İstanbul’dan sonra iki uluslararası havalimanına sahip Muğla’ya gelen yabancı turistlerin 2 milyon 492 bin 039’u uçak ile geldi. Dalaman Havalimanına 9 ayda 1 milyon 638 bin 338 yabancı turist uçak ile iniş yaparken, 853 bin 701 yabancı turist de Milas-Bodrum Havalimanında iniş yaptı. 545 bin 425 yabancı turist ile Marmaris, Fethiye, Bodrum, Datça ve Milas’taki deniz gümrük kapılarından giriş yaptı.
2 bin 154 öğrenci için iş kapısı açıldı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 13:04 2 bin 154 öğrenci için iş kapısı açıldı Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) Afyonkarahisar İl Müdürlüğünden yapılan açıklamada üniversite öğrencilerinin eğitim hayatlarını aksatmadan iş deneyimi kazanmalarını sağlayan İŞKUR Gençlik Programı çerçevesinde kentte 2 bin 154 öğrencinin işe yerleştirileceği belirtildi. Konuyla ilgili yapılan yazılı açıklamada başvuruların bugün itibariyle başladığı kaydedilerek, "İŞKUR aracılığıyla devlet üniversiteleriyle iş birliği içinde yürütülen program; gençlere iş arama becerileri, finansal okuryazarlık, CV hazırlama ve mülakat teknikleri gibi alanlarda eğitim verirken, aynı zamanda gelir elde etme fırsatı da sunuyor. Her üniversitenin kendi öğrencilerine özel olarak haftada en fazla üç gün uygulanacak program sayesinde öğrenciler, derslerinden geri kalmadan hem okuyup hem çalışabilecek. Programa katılan öğrencilere günlük bin 83 TL ödeme yapılacak. Böylece ayda 5 gün katılım sağlayan bir öğrenci yaklaşık 5 bin 415 TL, 14 gün katılan öğrenci ise yaklaşık 15 bin162 TL kazanabilecek. Ayrıca, program süresince öğrencilerin kısa vadeli sigorta primleri de İŞKUR tarafından karşılanacak. Afyon Kocatepe Üniversitesi ve Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesiyle iş birliği içinde yürütülecek olan İŞKUR Gençlik Programının 2025-2026 yılı başvuruları başladı. Afyon Kocatepe Üniversitesinde bin 32 kişilik ve Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesinde bin 122 kişilik olmak üzere toplam 2 bin 154 kişilik İŞKUR Gençlik Programı (İGP) uygulanacaktır. Öğrencilerin, 22-26 Ekim 2025 tarihleri arasında https://genclik.iskur.gov.tr/ ile www.iskur.gov.tr internet adreslerimizden ALO-170 Çalışma Hayatı İletişim Merkezimizden veya E-Devlet üzerinden başvuru yapmaları zorunludur. Başvuruda sorun yaşayan öğrenciler Afyonkarahisar Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğümüzden destek alarak başvuruda bulunabilirler" ifadelerine yer verildi.
Balıkesir’de elekler kuruldu yeşil zeytin hasadı başladı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 12:59 Balıkesir’de elekler kuruldu yeşil zeytin hasadı başladı Türkiye’nin önemli zeytin üretim merkezlerinden Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde, yağmurların ardından yeşil zeytin hasadı başlarken, elekler de kuruldu. Hasat edilen yeşil zeytinler eleklerde sınıflandırılırken, yeşil zeytinin kilosu da 50 ile 80 lira arasında değişiyor. Burhaniye’de kurak geçen yazın ardından geçtiğimiz haftalarda düşen yağmurlar zeytin üreticisini hareketlendirdi. Hasat edilen ürün yeşil çizik zeytin için hazırlanırken, yörede kurulan onlarca elek de çalışmaya başladı. Eleklerde sınıflandırılan yeşil zeytinler boylarına göre 50 ile 80 lira arasında fiyatla alınırken, elek altı olarak adlandırılan yağlık zeytin ise 35 liradan alıcı buluyor. Vatandaşlar yeşil zeytin fiyatlarından memnun olurken, yağ fiyatlarının düşüklüğünden yakındı. Yok yılının yaşandığı yörede, geçtiğimiz haftalarda düşen yağmurlar kaliteyi artırdı. Zeytincilik yaptığını kaydeden Hasan Kızıklı, "Zeytin üreticisi olarak çiftçilik yapıyoruz. Bu sene yağmurlar erken düştü. Hasada biraz erken başladık. Ama yok senesi olduğu için zeytin mahsulümüz az. Fiyatlar pek tatmin edici değil. Yağ fiyatları çok düşük. İşçilikler pahalı. Zeytinlerimizi eleğe veriyoruz. Büyük olanları satıyoruz. Küçük olanları da yağ yapıyoruz" dedi. Fahri Emir, "Bu sene yağmur Allaha şükür erken düştü. Zeytinler kendine geldi. Elemeğe başladık. Alıcılarda peşin para ödüyor. Biz de Ağacık’tan geliyoruz. Şarköy’de zeytinleri eliyoruz. Biraz da yağ fiyatları yardım ederse yüzümüz gülecek" diye konuştu. Ali Sarı ise, "Zeytinler geçen seneye oranla azdır. Genel olarak kalite iyidir. En güzel mahsul Edremit ve Burhaniye mahsulüdür. Başka yerin mahsulü bizimkine benzemez. Bizimki tescillenmiş marka haline gelmiştir. Bütün zeytin üreticilerine bereketli sezon diliyorum" dedi.
ASO Başkanı Ardıç: "TSE sanayimizin gelişiminde son derece stratejik bir role sahiptir"
22 Ekim 2025 Çarşamba - 12:33 ASO Başkanı Ardıç: "TSE sanayimizin gelişiminde son derece stratejik bir role sahiptir" Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, Türkiye’de sanayinin rekabet gücünün kalite, güvenilirlik, sürdürülebilirlik ve uluslararası uyum düzeyiyle ölçüldüğünün altını çizerek, "Türk Standartları Enstitüsü (TSE) sanayimizin gelişiminde son derece stratejik bir role sahiptir" dedi. ASO’nun ekim ayı Meclis Toplantısı, ASO Zafer Çağlayan Salonu’nda gerçekleştirildi. Türk Standartları Enstitüsü (TSE) Başkanı Mahmut Sami Şahin’in de katıldığı toplantıda TSE’nin Türk sanayisinin gelişimindeki önemine vurgu yapıldı. "Hiçbir ülke, tek başına aldığı kararlarla sürdürülebilir bir büyüme patikasında ilerleyemiyor" ASO Başkanı Seyit Ardıç, yaptığı konuşmada küresel ekonominin uzun süredir görülmemiş ölçüde belirsizliklerle karşı karşıya kaldığını hatırlatarak, artan jeopolitik gerilimlerin, ticaret akımlarındaki zayıflamanın ve faiz oranlarının küresel büyümeyi düşük bir patikaya taşıdığını aktardı. Küresel ekonomideki yeni dengenin yalnızca gelişmekte olan ülkeleri değil, gelişmiş ekonomileri de politika uyumuna zorladığını dile getiren Ardıç, "Artık hiçbir ülke, tek başına aldığı kararlarla sürdürülebilir bir büyüme patikasında ilerleyemiyor; finansal istikrar, üretim kapasitesi ve ticaret politikalarında ortak bir uyum arayışı öne çıkıyor. IMF Başkanı, küresel ekonomik büyümenin bu yıl ve gelecek yıl ‘hafif’ bir şekilde yavaşlayacağını öngördüklerini ifade etti. Belirsizliğin küresel olarak yükselmeye devam ettiğine işaret ederek, ‘Hazır olun, belirsizlik yeni normal ve kalıcı olacak’ dedi" değerlendirmesinde bulundu. "İş yapış şeklimizi yeni konjonktüre göre yeniden şekillendirmeliyiz" Uluslararası finans kuruluşlarının son tahminlerinin dünya ekonomisinin 2025 ve 2026 yıllarında yüzde 2,5 oranında büyümesini öngördüğünü aktaran Ardıç, "Bu oran, 2024 yılındaki yüzde 2,8 ve pandemi öncesi dönemdeki ortalama yüzde 3,2 büyümenin altında seyrediyor. Söz konusu veriler, küresel ekonominin potansiyel üretim düzeyinin altında bir performans göstermeye devam edeceğine işaret ediyor. Bu demek oluyor ki artık tüm ülkeleri etkisi altına alacak bir küresel yavaşlama süreci başlamıştır. Hem ülkeler hem bireysel olarak biz üreticiler gelecek planlarımızı ve projeksiyonlarımızı bu yeni ekonomik koşullar altında yeniden tasarlamak zorundayız. Özetle maliyetlerimizi, üretim süreçlerimizi, yatırımlarımızı, ürün çeşitliliğimizi, tedarik zincirimizi, müşteri portföyümüzü, insan kaynaklarımızı, pazarlama ve satış yaklaşımımızı, kısacası iş yapış şeklimizi yeni konjonktüre göre yeniden şekillendirmeliyiz" açıklamasında bulundu. "Yıl sonu enflasyon beklentisi ise hala yüzde 30’un üzerinde seyrediyor" Enflasyon verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ardıç, "Enflasyon eylül ayında yüzde 3,2 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Böylece 16 aydır düşüş eğiliminde olan yıllık enflasyon, ağustostaki yüzde 32,95 seviyesinden yüzde 33,29’a yükseldi. Yüzde 22’lere kadar gerileyen Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi de yeniden yükselişe geçerek yüzde 26,59 oldu. Bu tablo, önümüzdeki süreçte enflasyonun nerede katılaşabileceğine dair önemli sinyaller veriyor. Yıl sonu enflasyon beklentisi ise maalesef hala yüzde 30’un üzerinde seyrediyor" dedi. "Yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretim modeline geçmemiz gerekiyor" Türkiye ekonomisine dair dikkat çekici gelişmelerden birinin de son iki aydır cari fazla vermesi olduğuna dikkati çeken Ardıç, "Ağustos ayında dış ticaret açığı 2,8 milyar dolar civarında gerçekleşti. Cari açığımız ve dış ticaret açığımız iki aydır geriliyor. Bu tablo, dış denge açısından olumlu bir gelişmedir. Fakat bu gerilemede sanayi üretimindeki daralmanın enerji talebini azaltmış olmasının büyük payı olduğunu göz ardı etmemek gerekir. Dış açıklarımız üretimimiz arttığında yükseliyor, üretimimiz zayıfladığında ise düşüyor. Aslında bu olgu ülkemizde üretimin ve ihracatın temel sorunudur. Ekonomimiz potansiyelinde büyüdüğünde gerek üretim gerekse yurt içi talep kaynaklı mal ve hizmet ithalatında ihracatımızın çok üstünde artışlar oluyor. Bu döngüden kurtulmak için yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretim modeline geçmemiz gerekiyor. Aksi halde yüksek dış kaynak girişine bağımlı bir ekonomi olarak potansiyelimizi gerçekleştiremeyiz ve sürdürülebilir büyüme patikasında istenildiği gibi yol alamayız" diye konuştu. "Emek yoğun sektörlerde istihdam kayıpları dikkat çekiyor" Ağustos ayında işsizlik oranının aylık bazda 0,4 puan artarak yüzde 8,5 seviyesinde gerçekleştiğini kaydeden Ardıç, Avrupa Birliği’nin geniş tanımlı işsizlik ortalamasının yüzde 10,9 seviyesinde, Türkiye’de ise Avrupa’nın yaklaşık üç katı olduğunu ifade etti. Sanayi sektöründe ücretli çalışan sayısının geçen yılın ağustos ayına göre yüzde 3,6 azalarak 184 bin 737 kişi gerilediğine dikkati çeken Ardıç, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Özellikle emek yoğun sektörlerde istihdam kayıpları dikkat çekiyor. Son üç yılda yalnızca tekstil ve hazır giyim sektörlerinde 343 bin kişi işini kaybetti. Bu tablo, yalnızca bir istatistik değil; ekonomimizin üretim, ihracat ve sosyal dengeleri açısından alarm veren bir gelişmedir. Artan girdi maliyetleri, yüksek faiz oranları, zayıf iç talep ve ihracatta rekabet gücünün kaybı, özellikle KOBİ’lerimizi ciddi biçimde zorluyor. Birçok firma üretim kapasitesini düşürmek ya da tamamen kapatmak zorunda kalıyor." Ardıç, ihracat bedelinin yüzde 35’ini Merkez Bankasına satma zorunluluğunun halen devam ettiğini ve bunun sanayicileri zorladığını söyleyerek, döviz dönüşüm desteği süresinin oranı en az yüzde 5 artırılarak uzatılması gerektiğini söyledi. "TSE’nin farkındalığı artırmasıyla standardizasyon, test ve belgelendirme süreçlerindeki sorunların çözüleceğine inanıyoruz" Türkiye’de sanayinin rekabet gücünün kalite, güvenilirlik, sürdürülebilirlik ve uluslararası uyum düzeyiyle ölçüldüğünün altını çizen Ardıç, bu unsurların tamamının temelinde ise TSE’nin yer aldığını vurguladı. TSE’nin sanayinin gelişiminde son derece stratejik bir role sahip olduğuna dikkati çeken Ardıç, "Standardizasyon, test ve belgelendirme süreçlerinde sanayicilerimizin yaşadığı bazı yapısal ve operasyonel sıkıntılar, üretimden ihracata kadar birçok aşamada ciddi zaman ve maliyet kayıplarına neden olmaktadır. Sanayicilerimiz, özellikle Avrupa Birliği gibi ihracat pazarlarına uyum sağlamakta zorluk yaşamaktadır. Bazı ürünlerde TSE’nin uluslararası standartlara uyumlu olmaması nedeniyle firmalarımız aynı ürün için birden fazla belgelendirme sürecine girmek zorunda kalıyor. Bu durum hem zaman hem maliyet açısından önemli bir yük oluşturuyor. TSE’nin uluslararası kuruluşlarla iş birliğini güçlendirip standartlarda eşgüdümü sağlaması ve sanayicilerimize yönelik periyodik eğitimlerle farkındalığı artırmasıyla bu sorunun çözüleceğine inanıyoruz" diye konuştu. "Akredite özel laboratuvarlar TSE süreçlerine entegre edilmelidir" Ardıç, test ve belgelendirme süreçlerinde zaman zaman yaşanan gecikmelerin ihracata yönelik üretim yapan firmalar açısından önemli zaman kayıplarına neden olduğunu söyleyerek, "Özellikle medikal alanda, teknik personel ve akreditasyon eksikliği ciddi bir sorun oluşturuyor. Türkiye, MDR belgesini kabul eden ilk ülkelerden biri olmasına rağmen bu alanda akredite kurum eksikliği nedeniyle firmalarımız yabancı kuruluşlara yönelmek zorunda kalıyor. Bu da hem yüksek maliyet hem de teknik bilgilerin yurt dışına çıkması anlamına geliyor. Bu noktada önerimiz açık, akredite özel laboratuvarlar TSE süreçlerine entegre edilmelidir. Başvuru, değerlendirme ve raporlama süreçleri tamamen dijital ortama taşınmalıdır. Sanayiciler, başvurularının hangi aşamada olduğunu şeffaf biçimde görebilmelidir" ifadelerine yer verdi. TSE hizmet bedellerinin yüksek olduğunu sözlerine ekleyen Ardıç, belgelendirme, test ve denetim ücretlerinin KOBİ’ler için ciddi bir mali yük oluşturduğunu ve firmaların ölçeğine göre indirimli tarifeler uygulanmasının firmalar için bir rahatlama sağlayacağını söyledi. "Avrupa standartlarına uyum oranımız yüzde 99’un üzerindedir" TSE Yönetim Kurulu Başkanı Şahin ise, TSE’nin yalnızca bir standardizasyon kuruluşu değil, aynı zamanda Türk sanayisinin küresel pazarlarda güçlü bir oyuncu olmasını sağlayan stratejik bir paydaş olduğuna dikkati çekerek, "Test, belgelendirme ve uygunluk değerlendirme süreçleriyle sanayicilerimizin rekabet gücünü artırıyor, dünya pazarlarında ‘Türk Malı’ ibaresinin güvenle anılmasını hedefliyoruz. Bu doğrultuda önceliğimiz, Türkiye’nin üretim gücünü küresel ticaretin gereklilikleriyle tam uyumlu hale getirmektir. Bu amaçla TSE, hem uluslararası düzeyde ISO ve IEC, hem de Avrupa düzeyinde CEN ve CENELEC kuruluşlarında tam üyelik statüsüne sahiptir. Avrupa Birliği ile yürüttüğümüz uyum süreci kapsamında, Avrupa standartlarını (EN) en geç altı ay içinde Türk Standardı haline getiriyoruz. Bugün Avrupa standartlarına uyum oranımız yüzde 99’un üzerindedir. Bu oran, yalnızca teknik bir uyumu değil, Türk sanayisinin küresel pazarlarda söz sahibi olma iradesini de yansıtmaktadır" ifadelerini kullandı. "Uzman arkadaşlarımızın Ayna Komitelerine katılması kendi standartlarımızı dünya standartı haline getirmemizin bir kapısıdır" Türkiye’de özel sektörün "Ayna Komiteleri" katılımının Avrupa ülkelerine kıyasla daha düşük olduğunu vurgulayan Şahin, Türkiye’de komitelere katılımın ücretsiz olduğunu ve aidat istenmediğini hatırlatarak, "Kendi sekötürünüzle alakalı kalite üretim sistemlerinde çalışan uzman arkadaşlarımızın Ayna Komitelerine katılması kendi standartlarımızı dünya standartı haline getirmemizin bir kapısıdır. Bizim bu yolu çok iyi kullanmamız lazım. Buradaki varlığımızı da uluslararası platformda artırmamız lazım" şeklinde konuştu.
GSO Ekim ayı meclis toplantısı gerçekleştirildi
22 Ekim 2025 Çarşamba - 11:39 GSO Ekim ayı meclis toplantısı gerçekleştirildi Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Ekim ayı meclis toplantısı, Meclis Başkanı Adil Sani Konukoğlu başkanlığında, Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, Meclis ve Meslek Komite Üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda, Gaziantep sanayisinin mevcut durumu, komite üyelerinin dile getirdiği sektörel sorunlar, ihracat performansı, ekonomik gelişmeler ve yürütülen projeler ele alınarak değerlendirmelerde bulunuldu. Toplantının açılış konuşmasını yapan GSO Meclis Başkanı Adil Sani Konukoğlu, Gaziantepli sanayicilerin güçlükler karşısında büyük bir dirençle çalışmaya devam ettiğini belirterek, "Türkiye’nin en güçlü üretim merkezlerinden biri olan Gaziantep’te, sanayicilerimiz her türlü zorluğa rağmen üretim, ihracat ve istihdamdan vazgeçmiyor. Bizim gücümüz, birliğimizden, girişimciliğimizden, yenilikçiliğimizden ve çalışkanlığımızdan geliyor. Bundan sonra da mücadelemizi sürdürecek, ülkemizin kalkınması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu. GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi de konuşmasında, ‘’Banka kredi maliyetleri ve finansmana erişim konusu çözülmedikçe sanayi, üretim, ihracat ve bunlara bağlı olarak istihdamın sürdürülebilirliği risk altındadır. Sanayimizde, özellikle tekstil sektörü başta olmak üzere üretim kapasitelerinde önemli düşüşler söz konusudur. Finansmana ulaşamayan sanayicilerimiz bu süreçte öz kaynaklarıyla mücadelesini sürdürmektedir. Bu kaynakların da azalırken işletme giderlerinin devam etmesi, artan maliyetler ve daralan piyasa koşulları göz önünde bulundurulduğunda finansman konusu bir an önce çözüme kavuşturulmalıdır. Bu doğrultuda, Merkez Bankası politika faizini düşürmeye devam etmektedir. Geçtiğimiz ay politika faizi yüzde 43’ten 250 baz puan indirimle yüzde 40,50’ye düşürülmüştür. İş dünyası olarak bu indirimlerin gecikme olmadan ticari kredilere yansımasını beklediğimizi bir kez daha ifade ediyorum’’ dedi. Ekonomi yönetiminin geleceğe dair açıklamalarına dikkati çeken Ünverdi, "Sıkılaştırmanın devam edeceği, döviz kurunda düşük kur politikasının sürdürüleceği belirtilmemiştir. Konkordato konusunda istismarların önüne geçmek için çalışma yürütüldüğü de ifade edilmiştir. Şehrimizde de bu yönde abartılı çıkan listelere yönelik geçtiğimiz hafta bir açıklama yaptık ve gerçek rakamları kamuoyu ile paylaştık. Alacakların güvence altına alındıktan sonra iflas erteleme kararı verilmesi gerektiğinin altını çizdik. Bu gelişmeler ışığında, 2026 yılının da zor geçeceğini şimdiden öngörmek mümkündür. Dezenflasyon sürecinin devam ediyor olması ekonomimiz adına umut verici konuların başında gelmektedir. Bizler de ülkemiz ekonomik koşulların iyileşmesi için şartlar ne olursa olsun çalışmaya, üretmeye, ihracata ve istihdama devam edeceğiz’’ şeklinde konuştu. Gaziantep’in Suriye’nin yeniden yapılanma sürecine üretim ve ticaret hacmi ile en büyük katkıyı verebilecek kent konumunda olduğunu dile getiren Ünverdi, ‘’Bu süreçte Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu, Valimiz ve kent protokolümüzün katılımıyla Suriye’ye üst düzey ziyaretlerde bulunulmuştur. Firmalarımızın Suriye’de başta altyapı, inşaat, gıda ve tekstil gibi birçok alanda çalışma yapabilmesi için Gaziantep Sanayi Odamız tarafından ikili görüşmeler yapılmıştır. Geçiş sürecinde olan Suriye’de güvenlik ve istikrarın devam etmesi birinci önceliktir. Gaziantep bu süreçte ikili ticaretin ve diplomatik ilişkilerin geliştirilmesinde etkin rol üstlenmektedir. Gaziantep Sanayi Odası olarak öncelikli beklentimiz iki ülke arasında özel bir ekonomik bölgenin kurulmasıdır. Suriye’nin yeniden yapılanması çerçevesinde; yeni yatırımlara, yeni istihdam alanlarına ihtiyaç duyması iki ülke arasında kurulacak özel bir ekonomik bölge ile çok kolay koordine edilecek ve yönlendirilebilecektir’’ diye konuştu. Gaziantep’in ekonomik verileri hakkında da meclis üyelerine bilgiler veren Ünverdi, ‘’Şehrimiz en fazla ihracat gerçekleştiren iller arasında 2025 yılı Eylül ayında da 6. sıradaki yerini korudu. İhracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,5 oranında arttı. En çok ihracatın yapıldığı ülkelerin başında Irak ve ABD yer aldı. İhracatın sektörlere göre dağılımına bakıldığında ise ilk sırada yüzde 35,7 ile tekstil ürünleri, ikinci sırada yüzde 34,5 ile tarımsal sanayi ve hububat ürünleri, 3. Sırada ise yüzde 12,6 ile kimya ve plastik ürünleri bulunuyor. İhracat yaptığımız toplam ülke sayısı 182’dir" dedi. Konuşmaların ardından, Asko Glob All Marketing firmasının, TOBB öncülüğünde hazırlanan Türkiye’nin en hızlı büyüyen 100 şirketi arasında yer almasından dolayı, GSO Meclis Üyesi Sami Konukoğlu’na plaket takdiminde bulunuldu. Ayrıca, Sistem Global Yönetici Ortağı Cengiz Aydemir, GSO ve ASELSAN iş birliğinde Gaziantep’te yapılacak yatırımla, savunma sanayi ve sivil alanda kullanılan "Slip Ring-Kayar Bilezik" üretimi konusunun yatırım aşamaları hakkında meclis üyelerine bilgiler vererek, sürecin yatırımcılar açısından nasıl ilerlediğine dair sunum gerçekleştirdi. Gaziantep sanayisinin rekabet gücünü artıracak projeler, mesleki eğitim ve nitelikli iş gücü çalışmaları ile yeni dönem hedeflerinin de değerlendirildiği GSO Ekim Ayı Meclis Toplantısı, meclis ve meslek komite üyelerinin görüş ve önerilerini dile getirmelerinin ardından sona erdi.
Eşarj, kolay ve güvenli şarjlanma için Eşarj Auto özelliğini devreye aldı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 11:38 Eşarj, kolay ve güvenli şarjlanma için Eşarj Auto özelliğini devreye aldı Eşarj, elektrikli araç kullanıcılarına konfor sunan Eşarj Auto özelliğini devreye aldı. Teknoloji sayesinde sürücüler artık kart, uygulama ya da onay adımlarıyla uğraşmadan, yalnızca soketi araca takarak şarj başlatabiliyor. Elektrikli araç şarj ağı operatörü Eşarj, teknolojik yenilikleriyle sektörde öne çıkmaya devam ederken, kullanıcı dostu çözümleriyle de müşteri deneyimini geliştirmeyi sürdürüyor. Şirket bu vizyonun son adımı olarak şarj sürecini hızlandırırken, kullanıcı konforunu üst düzeye çıkaran yenilikçi Eşarj Auto özelliğini devreye aldı. Yapılan açıklamaya göre, yeni teknoloji sayesinde sürücüler, araçlarını şarj etmek için artık kart, mobil uygulama ya da onay adımlarıyla vakit kaybetmeden, yalnızca soketi araca takarak işlemlerini tamamlıyor. Eşarj Auto sayesinde, sistem aracı otomatik olarak tanıyor ve şarj işlemi anında başlıyor. Bu özellik, elektrikli araç kullanıcılarının hayatını kolaylaştırırken şarj deneyimini de hızlı, kolay ve güvenilir hale getiriyor. Tak-çalıştır (Plug & Charge) prensibiyle geliştirilen bu özellik, ilk etapta şirketin ülke genelindeki 90-180 kW arası DC hızlı şarj istasyonlarında sürücülerin kullanımına sunuldu. Eşarj Mobil üzerinden başlatılan ilk şarj işleminde Eşarj Auto için tek seferlik bir tanımlama yapıldıktan sonra, sistem aracı otomatik olarak kaydediyor ve sonraki tüm şarj işlemleri hiçbir ek adım gerektirmeden başlatılabiliyor. "Elektrikli araç kullananların güvenilir yol arkadaşıyız" Eşarj Auto teknolojisini ve bu teknolojinin kullanıcılara sunduğu konforu değerlendiren Eşarj Genel Müdürü Yakup Aydilek, "Şirket olarak, dünyadaki en yeni teknolojileri kullanıcılarımızın hizmetine sunmak için durmadan çalışıyoruz. Amacımız yalnızca şarj istasyonları kurmak değil; Türkiye’de elektrikli araç kullanıcılarına daha hızlı, kolay ve güvenilir çözümler sunan bir yol arkadaşı olmak. Bu hedef doğrultusunda müşteri deneyimini geliştirmek için yenilikçi adımlar atmaya ve yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Eşarj Auto teknolojisi de bu vizyonumuzun en güncel ve en güzel örneklerinden biri oldu. Bu sistem, şarj istasyonu ile elektrikli araç arasında güvenli bir iletişim ağı kurarak çalışıyor. Sürücü yalnızca soketi araca takıyor; istasyon, aracın tanımlı olup olmadığını otomatik olarak doğruluyor ve şarj işlemi herhangi bir ek onaya gerek kalmadan başlıyor. Böylece kullanıcılar, daha kolay bir şarj deneyiminin keyfini çıkarırken zamandan da tasarruf ediyor." Kesintisiz sürüş deneyimi, sürdürülebilir gelecek Şirket, müşterilerine daha kaliteli bir hizmet ve deneyim sunmak için geliştirdiği yenilikçi teknolojilerle elektrikli mobiliteyi herkes için daha erişilebilir kılarken, daha yeşil ve sürdürülebilir bir gelecek için çalışmalarına devam ediyor.