EKONOMİ
Almatı’dan Gazipaşa-Alanya Havalimanına ilk uçak seferi "su takı" seremonisiyle karşılandı 13 Mayıs 2026 Çarşamba - 20:57:55 Kazakistan’ın Almatı şehrinden Gazipaşa-Alanya Havalimanı’na yönelik ilk doğrudan seferini gerçekleştirildi. Almatı’dan havalanan FS7111 sefer sayılı Airbus A320 tipi uçak, saat 15.00’te Gazipaşa-Alanya Havalimanı’na teker koydu. Bölge turizmi açısından önem taşıyan bu ilk seferde uçakta 152 yolcu yer aldı. Havalimanında karşılanan uçağın dönüş seferi ise FS7112 sefer sayısıyla saat 16.06’da gerçekleşti. GZP’den Almatı’ya yapılan bu ilk dönüş uçuşunda ise 12 yolcu seyahat etti. Sezon boyunca 96 sefer planlanıyor FlyArystan şirketinin Almatı-Gazipaşa hattındaki operasyonları, turizm sezonu boyunca artarak devam edecek. Havayolu şirketinin planlamasına göre, sezon sonuna kadar karşılıklı olarak toplam 96 ATM (iniş-kalkış) uçuş yapılması hedefleniyor. Almatı’dan 152 yolcu ve 6 kişilik mürettebatıyla havalanan uçak için Gazipaşa-Alanya Havalimanı apronunda karşılama töreni düzenlendi. Geleneksel "su takı" seremonisiyle karşılanan uçaktan inen turistler, havalimanı yetkilileri ve turizm sektörü temsilcileri tarafından çiçeklerle karşılandı. Yeni hattın açılmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan turizm sektörü temsilcileri, Kazakistan pazarının Akdeniz çanağı için stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Yaz sezonunun başlamasıyla birlikte devreye giren bu uçuşların, Alanya ve Gazipaşa destinasyonlarına olan ilgiyi artırması ve bölge ekonomisine ciddi bir katma değer sağlaması bekleniyor. Yetkililer, Almatı ile Gazipaşa arasında kurulan bu yeni hava köprüsünün sadece turist sayısını artırmakla kalmayacağını, aynı zamanda iki ülke arasındaki kültürel ve ekonomik bağları da güçlendireceğini ifade etti. Gazipaşa-Alanya Havalimanı’nın uluslararası trafiğinin her geçen gün arttığına dikkat çeken sektör temsilcileri, "Direkt uçuşlar, turistlerin seyahat planlarını yaparken en çok dikkat ettikleri unsurların başında geliyor. Kazak misafirlerimizin bölgeye olan ilgisi zaten biliniyordu; bu uçuşlarla birlikte erişilebilirliğin artması, otel doluluk oranlarımıza doğrudan olumlu yansıyacaktır" ifadelerini kullandılar. Öte yandan FlyArystan’ın Almatı-Gazipaşa seferlerinin yaz sezonu boyunca düzenli olarak devam edeceği öğrenildi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 19:35 Bakan Şimşek: "Nisan’da dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Martta yıllıklandırılmış cari açık 39,7 milyar dolar gerçekleşti. Nisan ayında dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz" dedi. Bakan Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Martta yıllıklandırılmış cari açık 39,7 milyar dolar gerçekleşti. Nisan ayında dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz. Mayıs ayında ise uzun bayram tatilinin etkisiyle cari dengede geçici bozulma bekliyoruz. Diğer taraftan savaşın turizm gelirleri üzerindeki etkilerinin sınırlı kaldığını görüyoruz. Bu yıl enerji ve enerji dışı emtia fiyatlarındaki yüksek seyir nedeniyle cari açık artacak. Uyguladığımız programla sağladığımız kazanımlar ve güçlenen makroekonomik temeller sayesinde bu artışın yönetilebilir seviyelerde kalacağını ve geçici olacağını değerlendiriyoruz. Mart’taki 1 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım girişi ile yıllıklandırılmış giriş 12,6 milyar dolar oldu. Ülkemizin risk primi CDS savaş öncesi döneme yaklaşırken borç çevirme oranlarındaki yüksek seyir devam ediyor. Meclis’te görüşülen Yatırım Teşvik Paketi’nin finansman yapısını desteklemesini bekliyoruz. Enerjide dışa bağımlılığı azaltan, katma değerli üretimi ve yeşil dönüşümü destekleyen politikalarımızı sürdürüyoruz" dedi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:00 Sinop’ta 2 bin adet mersin balığı denize bırakıldı Sinop’un Gerze ilçesinde, nesli tükenme tehlikesi altında olan 2 bin adet mersin balığı, "Su Kaynaklarının Balıklandırılması Projesi" kapsamında düzenlenen törenle Karadeniz’in sularına salındı. Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü koordinesinde yürütülen çalışmalar çerçevesinde, Karadeniz’in biyoçeşitliliğini korumak adına önemli bir adım atıldı. Amasya Yedikır Su Ürünleri Üretim Tesisi’nde yetiştirilen 2 bin adet mersin balığı, Sinop’un Gerze ilçesinde düzenlenen programla denizle buluşturuldu. Suların biyolojik zenginliğini korumanın önemine değinen Sinop Tarım ve Orman İl Müdür Vekili Haci Yusuf Parlak yaptığı açıklamada; "Ülkemiz sahip olduğu su kaynaklarının çeşitliliğiyle oldukça zengin bir potansiyele sahip. Bu zenginliğin korunması büyük önem taşıyor. Bu kapsamda nesli tükenme tehlikesi altında bulunan ve koruma altında olan mersin balıklarını doğal su kaynaklarımıza stok takviyesi yaparak gelecek nesillere aktarmayı hedeflemekteyiz" dedi. Yapılan açıklamaların ardından, mersin balıkları protokol üyeleri tarafından sembolik olarak ellerle denize bırakıldı. Programın devamında ise geriye kalan balıklar, canlı nakil sistemi ve boru düzeneği aracılığıyla güvenli bir şekilde Karadeniz’in serin sularına salındı. Programa; Gerze Kaymakamı Yıldız Büyüker, Mersin Balıklarını Koruma ve Yaşatma Derneği (MERKODER) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Serap Ustaoğlu Tırıl, ilçe protokolü, şube müdürleri, balıkçılar ve teknik personel katılım sağladı.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 17:44 Bakan Bayraktar, Belçika Başbakan Yardımcısı Prevot ile görüştü Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prevot ve beraberindeki heyetle bir araya geldi. Bakan Bayraktar, "İki ülke arasında karşılıklı diyaloğun önümüzdeki dönemde daha somut iş birliği başlıklarıyla derinleşmesini önemsiyoruz" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prevot ve beraberindeki heyetle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığında bir araya geldi. Görüşmede, Türkiye’nin Brüksel Büyükelçisi Görkem Barış Tantekin ile Belçika’nın Ankara Büyükelçisi Hendrik Van de Velde de yer aldı. Görüşmeye ilişkin sosyal medya hesaplarından açıklama yapan Bakan Bayraktar, görüşmede Avrupa’nın enerji arz güvenliği, küresel kırılmaların enerji dönüşüm sürecinde ortaya çıkardığı yeni ihtiyaçlar ve Türkiye ile Belçika arasında geliştirilebilecek iş birliği başlıklarına ilişkin değerlendirmelerde bulunduklarını ifade etti. Ardından Belçika’nın önde gelen şirketlerinin temsilcilerini Bakanlıkta kabul ederek Türkiye’nin enerji vizyonunu kendileriyle paylaştıklarını belirten Bakan Bayraktar, "Enerji sepetimizi yenilenebilir kaynaklardan doğal gaza, nükleer enerjiden yerli hidrokarbon üretimine kadar her alanda varlık gösteren çok boyutlu bir anlayışla şekillendirdiğimizi aktardık. Arz güvenliğini güçlendiren, teknoloji odaklı ve uzun vadeli değer üreten ortaklıklara açık bir anlayışla enerji alanındaki uluslararası iş birliklerini daha ileri bir zeminde geliştirmeyi esas alıyoruz. İki ülke arasında karşılıklı diyaloğun önümüzdeki dönemde daha somut iş birliği başlıklarıyla derinleşmesini önemsiyoruz" ifadelerini kullandı.
2 bin 154 öğrenci için iş kapısı açıldı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 13:04 2 bin 154 öğrenci için iş kapısı açıldı Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) Afyonkarahisar İl Müdürlüğünden yapılan açıklamada üniversite öğrencilerinin eğitim hayatlarını aksatmadan iş deneyimi kazanmalarını sağlayan İŞKUR Gençlik Programı çerçevesinde kentte 2 bin 154 öğrencinin işe yerleştirileceği belirtildi. Konuyla ilgili yapılan yazılı açıklamada başvuruların bugün itibariyle başladığı kaydedilerek, "İŞKUR aracılığıyla devlet üniversiteleriyle iş birliği içinde yürütülen program; gençlere iş arama becerileri, finansal okuryazarlık, CV hazırlama ve mülakat teknikleri gibi alanlarda eğitim verirken, aynı zamanda gelir elde etme fırsatı da sunuyor. Her üniversitenin kendi öğrencilerine özel olarak haftada en fazla üç gün uygulanacak program sayesinde öğrenciler, derslerinden geri kalmadan hem okuyup hem çalışabilecek. Programa katılan öğrencilere günlük bin 83 TL ödeme yapılacak. Böylece ayda 5 gün katılım sağlayan bir öğrenci yaklaşık 5 bin 415 TL, 14 gün katılan öğrenci ise yaklaşık 15 bin162 TL kazanabilecek. Ayrıca, program süresince öğrencilerin kısa vadeli sigorta primleri de İŞKUR tarafından karşılanacak. Afyon Kocatepe Üniversitesi ve Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesiyle iş birliği içinde yürütülecek olan İŞKUR Gençlik Programının 2025-2026 yılı başvuruları başladı. Afyon Kocatepe Üniversitesinde bin 32 kişilik ve Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesinde bin 122 kişilik olmak üzere toplam 2 bin 154 kişilik İŞKUR Gençlik Programı (İGP) uygulanacaktır. Öğrencilerin, 22-26 Ekim 2025 tarihleri arasında https://genclik.iskur.gov.tr/ ile www.iskur.gov.tr internet adreslerimizden ALO-170 Çalışma Hayatı İletişim Merkezimizden veya E-Devlet üzerinden başvuru yapmaları zorunludur. Başvuruda sorun yaşayan öğrenciler Afyonkarahisar Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğümüzden destek alarak başvuruda bulunabilirler" ifadelerine yer verildi.
Balıkesir’de elekler kuruldu yeşil zeytin hasadı başladı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 12:59 Balıkesir’de elekler kuruldu yeşil zeytin hasadı başladı Türkiye’nin önemli zeytin üretim merkezlerinden Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde, yağmurların ardından yeşil zeytin hasadı başlarken, elekler de kuruldu. Hasat edilen yeşil zeytinler eleklerde sınıflandırılırken, yeşil zeytinin kilosu da 50 ile 80 lira arasında değişiyor. Burhaniye’de kurak geçen yazın ardından geçtiğimiz haftalarda düşen yağmurlar zeytin üreticisini hareketlendirdi. Hasat edilen ürün yeşil çizik zeytin için hazırlanırken, yörede kurulan onlarca elek de çalışmaya başladı. Eleklerde sınıflandırılan yeşil zeytinler boylarına göre 50 ile 80 lira arasında fiyatla alınırken, elek altı olarak adlandırılan yağlık zeytin ise 35 liradan alıcı buluyor. Vatandaşlar yeşil zeytin fiyatlarından memnun olurken, yağ fiyatlarının düşüklüğünden yakındı. Yok yılının yaşandığı yörede, geçtiğimiz haftalarda düşen yağmurlar kaliteyi artırdı. Zeytincilik yaptığını kaydeden Hasan Kızıklı, "Zeytin üreticisi olarak çiftçilik yapıyoruz. Bu sene yağmurlar erken düştü. Hasada biraz erken başladık. Ama yok senesi olduğu için zeytin mahsulümüz az. Fiyatlar pek tatmin edici değil. Yağ fiyatları çok düşük. İşçilikler pahalı. Zeytinlerimizi eleğe veriyoruz. Büyük olanları satıyoruz. Küçük olanları da yağ yapıyoruz" dedi. Fahri Emir, "Bu sene yağmur Allaha şükür erken düştü. Zeytinler kendine geldi. Elemeğe başladık. Alıcılarda peşin para ödüyor. Biz de Ağacık’tan geliyoruz. Şarköy’de zeytinleri eliyoruz. Biraz da yağ fiyatları yardım ederse yüzümüz gülecek" diye konuştu. Ali Sarı ise, "Zeytinler geçen seneye oranla azdır. Genel olarak kalite iyidir. En güzel mahsul Edremit ve Burhaniye mahsulüdür. Başka yerin mahsulü bizimkine benzemez. Bizimki tescillenmiş marka haline gelmiştir. Bütün zeytin üreticilerine bereketli sezon diliyorum" dedi.
ASO Başkanı Ardıç: "TSE sanayimizin gelişiminde son derece stratejik bir role sahiptir"
22 Ekim 2025 Çarşamba - 12:33 ASO Başkanı Ardıç: "TSE sanayimizin gelişiminde son derece stratejik bir role sahiptir" Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, Türkiye’de sanayinin rekabet gücünün kalite, güvenilirlik, sürdürülebilirlik ve uluslararası uyum düzeyiyle ölçüldüğünün altını çizerek, "Türk Standartları Enstitüsü (TSE) sanayimizin gelişiminde son derece stratejik bir role sahiptir" dedi. ASO’nun ekim ayı Meclis Toplantısı, ASO Zafer Çağlayan Salonu’nda gerçekleştirildi. Türk Standartları Enstitüsü (TSE) Başkanı Mahmut Sami Şahin’in de katıldığı toplantıda TSE’nin Türk sanayisinin gelişimindeki önemine vurgu yapıldı. "Hiçbir ülke, tek başına aldığı kararlarla sürdürülebilir bir büyüme patikasında ilerleyemiyor" ASO Başkanı Seyit Ardıç, yaptığı konuşmada küresel ekonominin uzun süredir görülmemiş ölçüde belirsizliklerle karşı karşıya kaldığını hatırlatarak, artan jeopolitik gerilimlerin, ticaret akımlarındaki zayıflamanın ve faiz oranlarının küresel büyümeyi düşük bir patikaya taşıdığını aktardı. Küresel ekonomideki yeni dengenin yalnızca gelişmekte olan ülkeleri değil, gelişmiş ekonomileri de politika uyumuna zorladığını dile getiren Ardıç, "Artık hiçbir ülke, tek başına aldığı kararlarla sürdürülebilir bir büyüme patikasında ilerleyemiyor; finansal istikrar, üretim kapasitesi ve ticaret politikalarında ortak bir uyum arayışı öne çıkıyor. IMF Başkanı, küresel ekonomik büyümenin bu yıl ve gelecek yıl ‘hafif’ bir şekilde yavaşlayacağını öngördüklerini ifade etti. Belirsizliğin küresel olarak yükselmeye devam ettiğine işaret ederek, ‘Hazır olun, belirsizlik yeni normal ve kalıcı olacak’ dedi" değerlendirmesinde bulundu. "İş yapış şeklimizi yeni konjonktüre göre yeniden şekillendirmeliyiz" Uluslararası finans kuruluşlarının son tahminlerinin dünya ekonomisinin 2025 ve 2026 yıllarında yüzde 2,5 oranında büyümesini öngördüğünü aktaran Ardıç, "Bu oran, 2024 yılındaki yüzde 2,8 ve pandemi öncesi dönemdeki ortalama yüzde 3,2 büyümenin altında seyrediyor. Söz konusu veriler, küresel ekonominin potansiyel üretim düzeyinin altında bir performans göstermeye devam edeceğine işaret ediyor. Bu demek oluyor ki artık tüm ülkeleri etkisi altına alacak bir küresel yavaşlama süreci başlamıştır. Hem ülkeler hem bireysel olarak biz üreticiler gelecek planlarımızı ve projeksiyonlarımızı bu yeni ekonomik koşullar altında yeniden tasarlamak zorundayız. Özetle maliyetlerimizi, üretim süreçlerimizi, yatırımlarımızı, ürün çeşitliliğimizi, tedarik zincirimizi, müşteri portföyümüzü, insan kaynaklarımızı, pazarlama ve satış yaklaşımımızı, kısacası iş yapış şeklimizi yeni konjonktüre göre yeniden şekillendirmeliyiz" açıklamasında bulundu. "Yıl sonu enflasyon beklentisi ise hala yüzde 30’un üzerinde seyrediyor" Enflasyon verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ardıç, "Enflasyon eylül ayında yüzde 3,2 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Böylece 16 aydır düşüş eğiliminde olan yıllık enflasyon, ağustostaki yüzde 32,95 seviyesinden yüzde 33,29’a yükseldi. Yüzde 22’lere kadar gerileyen Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi de yeniden yükselişe geçerek yüzde 26,59 oldu. Bu tablo, önümüzdeki süreçte enflasyonun nerede katılaşabileceğine dair önemli sinyaller veriyor. Yıl sonu enflasyon beklentisi ise maalesef hala yüzde 30’un üzerinde seyrediyor" dedi. "Yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretim modeline geçmemiz gerekiyor" Türkiye ekonomisine dair dikkat çekici gelişmelerden birinin de son iki aydır cari fazla vermesi olduğuna dikkati çeken Ardıç, "Ağustos ayında dış ticaret açığı 2,8 milyar dolar civarında gerçekleşti. Cari açığımız ve dış ticaret açığımız iki aydır geriliyor. Bu tablo, dış denge açısından olumlu bir gelişmedir. Fakat bu gerilemede sanayi üretimindeki daralmanın enerji talebini azaltmış olmasının büyük payı olduğunu göz ardı etmemek gerekir. Dış açıklarımız üretimimiz arttığında yükseliyor, üretimimiz zayıfladığında ise düşüyor. Aslında bu olgu ülkemizde üretimin ve ihracatın temel sorunudur. Ekonomimiz potansiyelinde büyüdüğünde gerek üretim gerekse yurt içi talep kaynaklı mal ve hizmet ithalatında ihracatımızın çok üstünde artışlar oluyor. Bu döngüden kurtulmak için yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretim modeline geçmemiz gerekiyor. Aksi halde yüksek dış kaynak girişine bağımlı bir ekonomi olarak potansiyelimizi gerçekleştiremeyiz ve sürdürülebilir büyüme patikasında istenildiği gibi yol alamayız" diye konuştu. "Emek yoğun sektörlerde istihdam kayıpları dikkat çekiyor" Ağustos ayında işsizlik oranının aylık bazda 0,4 puan artarak yüzde 8,5 seviyesinde gerçekleştiğini kaydeden Ardıç, Avrupa Birliği’nin geniş tanımlı işsizlik ortalamasının yüzde 10,9 seviyesinde, Türkiye’de ise Avrupa’nın yaklaşık üç katı olduğunu ifade etti. Sanayi sektöründe ücretli çalışan sayısının geçen yılın ağustos ayına göre yüzde 3,6 azalarak 184 bin 737 kişi gerilediğine dikkati çeken Ardıç, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Özellikle emek yoğun sektörlerde istihdam kayıpları dikkat çekiyor. Son üç yılda yalnızca tekstil ve hazır giyim sektörlerinde 343 bin kişi işini kaybetti. Bu tablo, yalnızca bir istatistik değil; ekonomimizin üretim, ihracat ve sosyal dengeleri açısından alarm veren bir gelişmedir. Artan girdi maliyetleri, yüksek faiz oranları, zayıf iç talep ve ihracatta rekabet gücünün kaybı, özellikle KOBİ’lerimizi ciddi biçimde zorluyor. Birçok firma üretim kapasitesini düşürmek ya da tamamen kapatmak zorunda kalıyor." Ardıç, ihracat bedelinin yüzde 35’ini Merkez Bankasına satma zorunluluğunun halen devam ettiğini ve bunun sanayicileri zorladığını söyleyerek, döviz dönüşüm desteği süresinin oranı en az yüzde 5 artırılarak uzatılması gerektiğini söyledi. "TSE’nin farkındalığı artırmasıyla standardizasyon, test ve belgelendirme süreçlerindeki sorunların çözüleceğine inanıyoruz" Türkiye’de sanayinin rekabet gücünün kalite, güvenilirlik, sürdürülebilirlik ve uluslararası uyum düzeyiyle ölçüldüğünün altını çizen Ardıç, bu unsurların tamamının temelinde ise TSE’nin yer aldığını vurguladı. TSE’nin sanayinin gelişiminde son derece stratejik bir role sahip olduğuna dikkati çeken Ardıç, "Standardizasyon, test ve belgelendirme süreçlerinde sanayicilerimizin yaşadığı bazı yapısal ve operasyonel sıkıntılar, üretimden ihracata kadar birçok aşamada ciddi zaman ve maliyet kayıplarına neden olmaktadır. Sanayicilerimiz, özellikle Avrupa Birliği gibi ihracat pazarlarına uyum sağlamakta zorluk yaşamaktadır. Bazı ürünlerde TSE’nin uluslararası standartlara uyumlu olmaması nedeniyle firmalarımız aynı ürün için birden fazla belgelendirme sürecine girmek zorunda kalıyor. Bu durum hem zaman hem maliyet açısından önemli bir yük oluşturuyor. TSE’nin uluslararası kuruluşlarla iş birliğini güçlendirip standartlarda eşgüdümü sağlaması ve sanayicilerimize yönelik periyodik eğitimlerle farkındalığı artırmasıyla bu sorunun çözüleceğine inanıyoruz" diye konuştu. "Akredite özel laboratuvarlar TSE süreçlerine entegre edilmelidir" Ardıç, test ve belgelendirme süreçlerinde zaman zaman yaşanan gecikmelerin ihracata yönelik üretim yapan firmalar açısından önemli zaman kayıplarına neden olduğunu söyleyerek, "Özellikle medikal alanda, teknik personel ve akreditasyon eksikliği ciddi bir sorun oluşturuyor. Türkiye, MDR belgesini kabul eden ilk ülkelerden biri olmasına rağmen bu alanda akredite kurum eksikliği nedeniyle firmalarımız yabancı kuruluşlara yönelmek zorunda kalıyor. Bu da hem yüksek maliyet hem de teknik bilgilerin yurt dışına çıkması anlamına geliyor. Bu noktada önerimiz açık, akredite özel laboratuvarlar TSE süreçlerine entegre edilmelidir. Başvuru, değerlendirme ve raporlama süreçleri tamamen dijital ortama taşınmalıdır. Sanayiciler, başvurularının hangi aşamada olduğunu şeffaf biçimde görebilmelidir" ifadelerine yer verdi. TSE hizmet bedellerinin yüksek olduğunu sözlerine ekleyen Ardıç, belgelendirme, test ve denetim ücretlerinin KOBİ’ler için ciddi bir mali yük oluşturduğunu ve firmaların ölçeğine göre indirimli tarifeler uygulanmasının firmalar için bir rahatlama sağlayacağını söyledi. "Avrupa standartlarına uyum oranımız yüzde 99’un üzerindedir" TSE Yönetim Kurulu Başkanı Şahin ise, TSE’nin yalnızca bir standardizasyon kuruluşu değil, aynı zamanda Türk sanayisinin küresel pazarlarda güçlü bir oyuncu olmasını sağlayan stratejik bir paydaş olduğuna dikkati çekerek, "Test, belgelendirme ve uygunluk değerlendirme süreçleriyle sanayicilerimizin rekabet gücünü artırıyor, dünya pazarlarında ‘Türk Malı’ ibaresinin güvenle anılmasını hedefliyoruz. Bu doğrultuda önceliğimiz, Türkiye’nin üretim gücünü küresel ticaretin gereklilikleriyle tam uyumlu hale getirmektir. Bu amaçla TSE, hem uluslararası düzeyde ISO ve IEC, hem de Avrupa düzeyinde CEN ve CENELEC kuruluşlarında tam üyelik statüsüne sahiptir. Avrupa Birliği ile yürüttüğümüz uyum süreci kapsamında, Avrupa standartlarını (EN) en geç altı ay içinde Türk Standardı haline getiriyoruz. Bugün Avrupa standartlarına uyum oranımız yüzde 99’un üzerindedir. Bu oran, yalnızca teknik bir uyumu değil, Türk sanayisinin küresel pazarlarda söz sahibi olma iradesini de yansıtmaktadır" ifadelerini kullandı. "Uzman arkadaşlarımızın Ayna Komitelerine katılması kendi standartlarımızı dünya standartı haline getirmemizin bir kapısıdır" Türkiye’de özel sektörün "Ayna Komiteleri" katılımının Avrupa ülkelerine kıyasla daha düşük olduğunu vurgulayan Şahin, Türkiye’de komitelere katılımın ücretsiz olduğunu ve aidat istenmediğini hatırlatarak, "Kendi sekötürünüzle alakalı kalite üretim sistemlerinde çalışan uzman arkadaşlarımızın Ayna Komitelerine katılması kendi standartlarımızı dünya standartı haline getirmemizin bir kapısıdır. Bizim bu yolu çok iyi kullanmamız lazım. Buradaki varlığımızı da uluslararası platformda artırmamız lazım" şeklinde konuştu.
GSO Ekim ayı meclis toplantısı gerçekleştirildi
22 Ekim 2025 Çarşamba - 11:39 GSO Ekim ayı meclis toplantısı gerçekleştirildi Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Ekim ayı meclis toplantısı, Meclis Başkanı Adil Sani Konukoğlu başkanlığında, Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, Meclis ve Meslek Komite Üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda, Gaziantep sanayisinin mevcut durumu, komite üyelerinin dile getirdiği sektörel sorunlar, ihracat performansı, ekonomik gelişmeler ve yürütülen projeler ele alınarak değerlendirmelerde bulunuldu. Toplantının açılış konuşmasını yapan GSO Meclis Başkanı Adil Sani Konukoğlu, Gaziantepli sanayicilerin güçlükler karşısında büyük bir dirençle çalışmaya devam ettiğini belirterek, "Türkiye’nin en güçlü üretim merkezlerinden biri olan Gaziantep’te, sanayicilerimiz her türlü zorluğa rağmen üretim, ihracat ve istihdamdan vazgeçmiyor. Bizim gücümüz, birliğimizden, girişimciliğimizden, yenilikçiliğimizden ve çalışkanlığımızdan geliyor. Bundan sonra da mücadelemizi sürdürecek, ülkemizin kalkınması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu. GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi de konuşmasında, ‘’Banka kredi maliyetleri ve finansmana erişim konusu çözülmedikçe sanayi, üretim, ihracat ve bunlara bağlı olarak istihdamın sürdürülebilirliği risk altındadır. Sanayimizde, özellikle tekstil sektörü başta olmak üzere üretim kapasitelerinde önemli düşüşler söz konusudur. Finansmana ulaşamayan sanayicilerimiz bu süreçte öz kaynaklarıyla mücadelesini sürdürmektedir. Bu kaynakların da azalırken işletme giderlerinin devam etmesi, artan maliyetler ve daralan piyasa koşulları göz önünde bulundurulduğunda finansman konusu bir an önce çözüme kavuşturulmalıdır. Bu doğrultuda, Merkez Bankası politika faizini düşürmeye devam etmektedir. Geçtiğimiz ay politika faizi yüzde 43’ten 250 baz puan indirimle yüzde 40,50’ye düşürülmüştür. İş dünyası olarak bu indirimlerin gecikme olmadan ticari kredilere yansımasını beklediğimizi bir kez daha ifade ediyorum’’ dedi. Ekonomi yönetiminin geleceğe dair açıklamalarına dikkati çeken Ünverdi, "Sıkılaştırmanın devam edeceği, döviz kurunda düşük kur politikasının sürdürüleceği belirtilmemiştir. Konkordato konusunda istismarların önüne geçmek için çalışma yürütüldüğü de ifade edilmiştir. Şehrimizde de bu yönde abartılı çıkan listelere yönelik geçtiğimiz hafta bir açıklama yaptık ve gerçek rakamları kamuoyu ile paylaştık. Alacakların güvence altına alındıktan sonra iflas erteleme kararı verilmesi gerektiğinin altını çizdik. Bu gelişmeler ışığında, 2026 yılının da zor geçeceğini şimdiden öngörmek mümkündür. Dezenflasyon sürecinin devam ediyor olması ekonomimiz adına umut verici konuların başında gelmektedir. Bizler de ülkemiz ekonomik koşulların iyileşmesi için şartlar ne olursa olsun çalışmaya, üretmeye, ihracata ve istihdama devam edeceğiz’’ şeklinde konuştu. Gaziantep’in Suriye’nin yeniden yapılanma sürecine üretim ve ticaret hacmi ile en büyük katkıyı verebilecek kent konumunda olduğunu dile getiren Ünverdi, ‘’Bu süreçte Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu, Valimiz ve kent protokolümüzün katılımıyla Suriye’ye üst düzey ziyaretlerde bulunulmuştur. Firmalarımızın Suriye’de başta altyapı, inşaat, gıda ve tekstil gibi birçok alanda çalışma yapabilmesi için Gaziantep Sanayi Odamız tarafından ikili görüşmeler yapılmıştır. Geçiş sürecinde olan Suriye’de güvenlik ve istikrarın devam etmesi birinci önceliktir. Gaziantep bu süreçte ikili ticaretin ve diplomatik ilişkilerin geliştirilmesinde etkin rol üstlenmektedir. Gaziantep Sanayi Odası olarak öncelikli beklentimiz iki ülke arasında özel bir ekonomik bölgenin kurulmasıdır. Suriye’nin yeniden yapılanması çerçevesinde; yeni yatırımlara, yeni istihdam alanlarına ihtiyaç duyması iki ülke arasında kurulacak özel bir ekonomik bölge ile çok kolay koordine edilecek ve yönlendirilebilecektir’’ diye konuştu. Gaziantep’in ekonomik verileri hakkında da meclis üyelerine bilgiler veren Ünverdi, ‘’Şehrimiz en fazla ihracat gerçekleştiren iller arasında 2025 yılı Eylül ayında da 6. sıradaki yerini korudu. İhracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,5 oranında arttı. En çok ihracatın yapıldığı ülkelerin başında Irak ve ABD yer aldı. İhracatın sektörlere göre dağılımına bakıldığında ise ilk sırada yüzde 35,7 ile tekstil ürünleri, ikinci sırada yüzde 34,5 ile tarımsal sanayi ve hububat ürünleri, 3. Sırada ise yüzde 12,6 ile kimya ve plastik ürünleri bulunuyor. İhracat yaptığımız toplam ülke sayısı 182’dir" dedi. Konuşmaların ardından, Asko Glob All Marketing firmasının, TOBB öncülüğünde hazırlanan Türkiye’nin en hızlı büyüyen 100 şirketi arasında yer almasından dolayı, GSO Meclis Üyesi Sami Konukoğlu’na plaket takdiminde bulunuldu. Ayrıca, Sistem Global Yönetici Ortağı Cengiz Aydemir, GSO ve ASELSAN iş birliğinde Gaziantep’te yapılacak yatırımla, savunma sanayi ve sivil alanda kullanılan "Slip Ring-Kayar Bilezik" üretimi konusunun yatırım aşamaları hakkında meclis üyelerine bilgiler vererek, sürecin yatırımcılar açısından nasıl ilerlediğine dair sunum gerçekleştirdi. Gaziantep sanayisinin rekabet gücünü artıracak projeler, mesleki eğitim ve nitelikli iş gücü çalışmaları ile yeni dönem hedeflerinin de değerlendirildiği GSO Ekim Ayı Meclis Toplantısı, meclis ve meslek komite üyelerinin görüş ve önerilerini dile getirmelerinin ardından sona erdi.
Eşarj, kolay ve güvenli şarjlanma için Eşarj Auto özelliğini devreye aldı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 11:38 Eşarj, kolay ve güvenli şarjlanma için Eşarj Auto özelliğini devreye aldı Eşarj, elektrikli araç kullanıcılarına konfor sunan Eşarj Auto özelliğini devreye aldı. Teknoloji sayesinde sürücüler artık kart, uygulama ya da onay adımlarıyla uğraşmadan, yalnızca soketi araca takarak şarj başlatabiliyor. Elektrikli araç şarj ağı operatörü Eşarj, teknolojik yenilikleriyle sektörde öne çıkmaya devam ederken, kullanıcı dostu çözümleriyle de müşteri deneyimini geliştirmeyi sürdürüyor. Şirket bu vizyonun son adımı olarak şarj sürecini hızlandırırken, kullanıcı konforunu üst düzeye çıkaran yenilikçi Eşarj Auto özelliğini devreye aldı. Yapılan açıklamaya göre, yeni teknoloji sayesinde sürücüler, araçlarını şarj etmek için artık kart, mobil uygulama ya da onay adımlarıyla vakit kaybetmeden, yalnızca soketi araca takarak işlemlerini tamamlıyor. Eşarj Auto sayesinde, sistem aracı otomatik olarak tanıyor ve şarj işlemi anında başlıyor. Bu özellik, elektrikli araç kullanıcılarının hayatını kolaylaştırırken şarj deneyimini de hızlı, kolay ve güvenilir hale getiriyor. Tak-çalıştır (Plug & Charge) prensibiyle geliştirilen bu özellik, ilk etapta şirketin ülke genelindeki 90-180 kW arası DC hızlı şarj istasyonlarında sürücülerin kullanımına sunuldu. Eşarj Mobil üzerinden başlatılan ilk şarj işleminde Eşarj Auto için tek seferlik bir tanımlama yapıldıktan sonra, sistem aracı otomatik olarak kaydediyor ve sonraki tüm şarj işlemleri hiçbir ek adım gerektirmeden başlatılabiliyor. "Elektrikli araç kullananların güvenilir yol arkadaşıyız" Eşarj Auto teknolojisini ve bu teknolojinin kullanıcılara sunduğu konforu değerlendiren Eşarj Genel Müdürü Yakup Aydilek, "Şirket olarak, dünyadaki en yeni teknolojileri kullanıcılarımızın hizmetine sunmak için durmadan çalışıyoruz. Amacımız yalnızca şarj istasyonları kurmak değil; Türkiye’de elektrikli araç kullanıcılarına daha hızlı, kolay ve güvenilir çözümler sunan bir yol arkadaşı olmak. Bu hedef doğrultusunda müşteri deneyimini geliştirmek için yenilikçi adımlar atmaya ve yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Eşarj Auto teknolojisi de bu vizyonumuzun en güncel ve en güzel örneklerinden biri oldu. Bu sistem, şarj istasyonu ile elektrikli araç arasında güvenli bir iletişim ağı kurarak çalışıyor. Sürücü yalnızca soketi araca takıyor; istasyon, aracın tanımlı olup olmadığını otomatik olarak doğruluyor ve şarj işlemi herhangi bir ek onaya gerek kalmadan başlıyor. Böylece kullanıcılar, daha kolay bir şarj deneyiminin keyfini çıkarırken zamandan da tasarruf ediyor." Kesintisiz sürüş deneyimi, sürdürülebilir gelecek Şirket, müşterilerine daha kaliteli bir hizmet ve deneyim sunmak için geliştirdiği yenilikçi teknolojilerle elektrikli mobiliteyi herkes için daha erişilebilir kılarken, daha yeşil ve sürdürülebilir bir gelecek için çalışmalarına devam ediyor.
Türkiye Yüzyılı’nda "Samsun Yüzyılı" hedefi
22 Ekim 2025 Çarşamba - 11:09 Türkiye Yüzyılı’nda "Samsun Yüzyılı" hedefi Samsun Valisi Orhan Tavlı, kentin sanayi, ulaşım, sağlık ve tarım alanındaki büyük yatırımlarla Karadeniz’in lokomotifi haline geldiğini belirterek, "Türkiye Yüzyılı’nı hep birlikte ’Samsun Yüzyılı’ yapacağız" dedi. Samsun’un sanayi ve teknoloji yatırımlarında önemli bir ivme yakaladığını ifade eden Vali Tavlı, 2023 yılında 7 olan organize sanayi bölgesi (OSB) sayısının bugün 11’e ulaştığını söyledi. Samsun-Mersin sanayi ve teknoloji koridoru Vali Orhan Tavlı, kentte yürütülen yatırım ve kalkınma projeleri hakkında yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin sanayi ve teknoloji aksında Samsun’un önemli bir rol üstlendiğini açıkladı. Tavlı, "Samsun-Mersin sanayi ve teknoloji koridoru üzerinde çalışmalar yapılıyor. Bugün Ankara’dan Çorum’a kadar hızlı trenle ilgili müthiş bir çalışma var. Önümüzde Çorum-Samsun güzergahı gözüküyor. Cumhurbaşkanımız, Samsun’dan Doğu Karadeniz’e doğru hızlı tren projesini paylaşmıştı. Biz Samsun’da yapılan bu çalışmayı tüm Karadeniz’e ve Kuzey Anadolu Bölgesi’ne hizmet olarak görüyoruz" diye konuştu. Vali Tavlı, yürütülen projelerin yalnızca Samsun’u değil, çevre illeri de kapsadığını vurgulayarak, "Burada yapılan çalışmalardan Sivas’tan Yozgat’a, Çorum’dan Amasya’ya, Tokat’a, Kastamonu’ya, Çankırı’ya, Ordu’ya, Sinop’a, Trabzon’a, Artvin’e kadar herkes faydalanıyor. Büyük projelere imza atılıyor" ifadelerini kullandı. Kasım ayında Samsun’a 100 yeni ambulans geliyor Sağlık alanındaki yatırımlara da değinen Tavlı, şöyle devam etti: "Kasım ayında 100 tane yeni sağlık ambulansı şehrimize kazandırılacak. Bu, sağlıkta ve güvenlikte yapılan çalışmaların bir parçası. Eğitimde de aynı hızla ilerliyoruz. Dört merkez ilçemizi bir bütün olarak, 17 ilçemizi bir ve beraber görüyoruz. İki yıllık çalışmalarda mesleki eğitime kayıtlar yüzde 50’nin üzerinde arttı." Tavlı, sanayi istihdamında da dikkat çekici bir artış yaşandığını belirterek, "Sadece organize sanayi bölgelerinde son iki yılda çalışan sayısı 5 bin kişi arttı. Şu anda OSB’lerde yaklaşık 17 bin 270 kişi çalışıyor. Bu rakam fabrikalar dışındaki istihdamı kapsamıyor" diye konuştu. Samsun’a 4 bin dönüm yatırım alanı tahsisi yapıldı Vali Tavlı, yatırımcılara sağlanan destekler hakkında da bilgi vererek, "Türkiye Yüzyılı’nda, 2023-2025 döneminde, 10 dönümden bin dönüme kadar değişen alanlarda yatırım yapmak isteyen 168 firmaya toplam 4 bin dönüm yer tahsis ettik. Bu rakamın içinde MKE’nin bin 300 dönümün üzerindeki yatırımı veya BAYKAR’ın Samsun’da 400 dönüm alanda kuracağı endüstri bölgesi bulunmuyor. Aynı şekilde Havza’da 600 dönümlük alanda fabrika kurmak isteyen uluslararası ortaklı firma da bu rakamlara dahil değil" şeklinde konuştu. Tavlı, Samsun’da 5 uluslararası firmanın yatırım hazırlığında olduğunu belirterek, "Bu firmalardan 4’ü Türk ortaklı. Görüşmeler sürüyor. Türkiye Yüzyılı’nı Samsun Yüzyılı yapacağız inşallah. Büyükşehir Belediye Başkanımız, milletvekillerimiz, bakanlarımız ve Sayın Cumhurbaşkanımızın desteğiyle bu vizyonu gerçekleştireceğiz" ifadelerini kullandı. Yakakent Su Ürünleri OSB’de son aşamaya gelindi Tarım ve çevre yatırımlarına da değinen Tavlı, "Yakakent’teki Su Ürünleri OSB’de son aşamaya geldik. Planlamalar tamamlanıyor, bütçesi oluşturuldu, yatırımcılar hazır. Biz yatırım yaparken doğayı, suyu, çevreyi koruyarak ilerliyoruz. Tarımsal potansiyelimizi daha da ileri taşımak için çalışıyoruz" açıklamasında bulundu. Tavlı, Bafra Ovası’ndaki yatırımları örnek göstererek, "Bafra Sera OSB’de güçlü bir kurumsal firmaya 160 dönüm yer tahsis edildi. Bu firma, Bafra Ovası’nın tarımsal üretimini hem yurt içine hem yurt dışına pazarlayacak. Havza’daki data merkezi projemizi de Türkiye’nin güçlü markalarıyla hayata geçirmeye çalışıyoruz" şeklinde konuştu. Samsun’un su ürünleri ve tarımda da Türkiye’nin öncü illerinden biri olduğunu ifade eden Tavlı, "Vezirköprü, Bafra ve Çarşamba tarım havzalarımızın yanında Karadeniz havzamız da bizim gözbebeğimiz. Yakakent’teki Su Ürünleri OSB’de Türkiye’nin en güçlü markalarıyla birlikte çalışıyoruz. Her alanda birlikte çalışmanın bereketini görüyoruz" dedi. Güvenlik ve altyapıda güçlü iş birliği Emniyet, jandarma ve sahil güvenlik birimleriyle koordineli şekilde çalıştıklarını vurgulayan Tavlı, "Samsun’un huzuru Türkiye’nin huzurudur" anlayışıyla iki yılda 500’e yakın aracın yenilendiğini, şehirde güvenliği artırmak için aydınlatma ve kamera sistemlerinin yaygınlaştırıldığını dile getirdi. Turizm ve çevre projeleriyle geleceğe yatırım Turizm alanında da büyük adımlar atıldığını belirten Vali Tavlı, "Samsun Müzesi’nin açılması, kruvaziyer gemi seferleri, Asarkale, Akalan Kalesi, Ordu Kalesi gibi tarihi alanların restorasyonu şehrimizi kültürel turizmde öne çıkarıyor. Vezirköprü’den Bafra sahiline uzanan doğa turizmi hattı da önümüzdeki günlerde başlıyor" ifadelerini kullandı.
Zorlu Enerji, EPDK’dan 20 yıllık toplayıcı lisansı aldı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 10:50 Zorlu Enerji, EPDK’dan 20 yıllık toplayıcı lisansı aldı Zorlu Enerji, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan (EPDK) 20 yıl süreli Toplayıcı Lisansı almaya hak kazandı. Bu lisansla birlikte şirket, elektrik piyasasında toplayıcılık faaliyetleri yürüterek hem kendi üretim portföyünü hem de üçüncü taraflara ait kapasiteleri yönetebilecek. Üretimden dağıtıma, şarj istasyonlarından enerji yönetim sistemlerine kadar farklı alanlarda uçtan uca hizmet veren Zorlu Enerji, EPDK’dan aldığı 20 yıllık Toplayıcı Lisansıyla enerji piyasasında yeni bir döneme adım attı. Yenilenebilir enerjinin önde gelen şirketlerinden Zorlu Enerji’nin yüzde 100 iştiraki olarak kurulan Zorlu Dengeleme ve Enerji Yönetimi AŞ, alınan Toplayıcılık Lisansı kapsamında elektrik piyasasında toplayıcılık hizmeti sunacak. Zorlu Enerji’ye stratejik avantaj Elektrik sektöründe giderek önem kazanan bir alan olan toplayıcılık, farklı tüketici ve üreticilerin elektrik tüketim ve üretim kapasitelerini tek çatı altında birleştirerek piyasaya sunmayı ifade ediyor. Bu sayede bireysel üreticilerden sanayi tesislerine kadar geniş bir portföy, tek bir şirket aracılığıyla piyasalara katılabiliyor. Toplayıcılık Lisansıyla birlikte Zorlu Enerji, hem kendi üretim portföyünü hem de üçüncü taraflara ait üretim ve tüketim kapasitelerini yönetme imkanı elde etti. Şirket, bu yapı sayesinde arz-talep dengesinin korunmasına da katkıda bulunurken, enerji yönetiminde daha esnek ve verimli çözümler sunacak. "2026’da büyük bir etki oluşturacağız" Üretimden son tüketiciye kadar geniş bir alanda faaliyet yürüttüklerini hatırlatan Zorlu Enerji CEO’su Elif Yener, konuyla ilgili şunları söyledi: "Yenilenebilir ve verimli projelerle müşterilerimize daha iyi hizmet sunmayı hedefliyoruz. Bu hedefimize büyük katkı sunacak Toplayıcılık Lisansı ile özellikle 2026 yılında yürürlüğe girecek düzenlemelerle toplayıcılık alanında da büyük bir etki oluşturacağımıza inanıyoruz." Yeni fırsatlar Yener, 100 MW altındaki lisanslı santraller ile YEKDEM süresi biten lisanssız santrallerin üretim tarafında, serbest tüketicilerin ise tüketim tarafında müşterileri olacağını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz hem kendi santrallerimizle hem de dışarıdan katılacak santrallerle bu lisans altında büyümeyi hedefliyoruz."
Çeşme sakız üreticilerinden komşuya iş birliği daveti
22 Ekim 2025 Çarşamba - 10:43 Çeşme sakız üreticilerinden komşuya iş birliği daveti Yunanistan’ın Sakız Adası’ndaki üreticilere ortak araştırma ve bilgi paylaşımı çağrısında bulunan Çeşme Sakız Üreticileri Derneği Başkanı İbrahim Topal, "Sakız sadece Sakız Adası’na veya Çeşme’ye ait bir ürün değil dünya mirası niteliğinde bir değerdir. Biz de bu değeri, ortak akılla ve dayanışmayla yaşatmak istiyoruz" dedi. Çeşme Sakız Üreticileri Derneği, Sakız Adası’ndaki üreticilere ortak araştırma ve bilgi paylaşımı çağrısında bulundu. Dernek Başkanı İbrahim Topal, "Yunanlı dostlarımızla iş birliğine, ortak araştırmalara ve bilgi paylaşımına açığız. Eğer iki taraf arasında bir köprü kurulabilirse bu, geleceğe dönük güçlü bir başlangıç olur" diye konuştu. Otuz yıllık emekle kurulan dernek Derneğin kuruluş sürecinin yaklaşık 30 yıllık bir çalışmanın sonucu olduğunu belirten Topal, "1995 yılında çiftlik çalışmalarına başladık. Şu anda 92 ile 150 ağaç arasında değişen sakız ağaçlarından üretim yapıyoruz. Bu yolculuk oldukça uzun sürdü; 1995’ten bu yana bu işle uğraşıyoruz" dedi. Topal, sakız üretiminin Çeşme’de köklü bir geçmişe sahip olduğunu da hatırlatarak, "1950’li yıllarda bir heyet, sakız ağacının bu bölgede yetiştirilmesi için görevlendiriliyor. O dönemde 15–20 fidanla denemelere başlanıyor. Demek ki o yıllarda da bu topraklarda sakız üretimi konusunda bir bilinç ve çaba varmış. Ancak zamanla ekonomik ve toplumsal değişimler nedeniyle sakız ağacı bir dönem ihmal edilmiş" diye konuştu. "Sakız Anadolu’nun da ürünü" Sakızın tarihsel olarak sadece Sakız Adası’na ait olmadığını vurgulayan Topal, şunları kaydetti: "Oysa sakız, doğası gereği Anadolu topraklarında asırlardır var olan bir üründür. Osmanlı döneminde Sakız Adası’nda üretime büyük önem verilmiş, üreticilere bazı ayrıcalıklar tanınmış. Sakızın tarihsel olarak da bizim coğrafyamızla güçlü bir bağı var." Kadın emeğiyle büyüyen üretim Topal, sakız üretiminin yeniden canlandırılmasında kadın üreticilerin büyük rol oynadığını ifade ederek, "Bu çalışmaları genellikle kadın üreticilerimiz dernek ve kooperatif çatısı altında yürütüyor. Biz hiçbir zaman bu işe ticari dev bir proje olarak başlamadık; aksine dayanışmayı ve ortak üretimi ön planda tuttuk" dedi. Sakızın gıda, boya, ilaç ve kozmetik sanayinde kullanılan çok değerli bir ürün olduğunu vurgulayan Topal, pandemi döneminde sakızın antimikrobiyal özelliklerinin yeniden önem kazandığını da belirtti. "Önce yerli ihtiyacı karşılayacağız" Türkiye’nin her yıl 10–12 ton sakızı Yunanistan’dan ithal ettiğini belirten Topal, "Öncelikli hedefimiz ülkemizin kendi sakız ihtiyacını karşılamak, ardından üretimi artırarak dış pazarlara yönelmek" dedi. Topal, iki ülke arasındaki kültürel bağlara da dikkat çekerek, "Sakız sadece Sakız Adası’na veya Çeşme’ye ait bir ürün değil; dünya mirası niteliğinde bir değerdir. Biz de bu değeri, ortak akılla ve dayanışmayla yaşatmak istiyoruz" ifadelerini kullandı. Çeşme damla sakızı Malezya yolcusu Dernek üyesi ve üretici Hasan Ege Tütüncüoğlu da, üretimin artmasıyla birlikte dış pazarlardan da ilgi görmeye başladıklarını belirterek, "İki yıl önce eski anaç ağaçlarımızdan yaklaşık 100 kilo üretim gerçekleştirdik. Türkiye’nin yıllık damla sakızı tüketimi yaklaşık 20 ton. Çeşme bölgesinde ise 2,5–3 tonluk bir ihtiyaç var ve şu anda tamamı ithalatla karşılanıyor. Bizim önceliğimiz yerel ihtiyacı karşılamak ve ithalatı azaltmak" dedi. Tütüncüoğlu, 20 bin yeni ağacın 4–5 yıl içinde verime geçmesiyle yıllık üretimin 1,5 tona ulaşacağını belirtti. Tütüncüoğlu, "Üretimimizin bir kısmını Amerika’nın Miami kentine göndererek ilk ihracat denememizi yaptık. Bu hafta da Malezya’dan bir işletme ile aylık 5 kilogramlık düzenli alım içeren 50 kiloluk bir anlaşma yaptık. Bu, tanıtım yapılmadan gelen ilk uluslararası talep olması açısından bizim için çok değerli" diye konuştu. Üniversitelerle yürütülen Ar-Ge çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu ifade eden Tütüncüoğlu, "Çok kısa bir süre içinde Çeşme Damla Sakızı, sadece gastronomide değil, farmakoloji ve kozmetik sektörlerinde de dünya pazarında yerini alacak" diye konuştu. Kooperatiften sakız ağaçlandırma projesi Çeşmeköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Kazım Beyaz da yerel üretimi destekleyen projeler için şunları kaydetti: "Kooperatifimiz, tarım ürünlerinin pazarlanması ve yerel üretimin desteklenmesi amacıyla kuruldu. Çeşme Belediyesi ile yaptığımız protokol kapsamında, kamuya ait alanların sakız ağaçlarıyla donatılması için çalışıyoruz. Üreticilerimizden aldığımız fideleri bu alanlara dikiyor, gelecekte bu ağaçların üreticilerimize ekonomik değer olarak geri dönmesini hedefliyoruz."
Çivril Tarım, Hayvancılık Makineleri Teknolojileri ve Yem Fuarı sona erdi
22 Ekim 2025 Çarşamba - 10:37 Çivril Tarım, Hayvancılık Makineleri Teknolojileri ve Yem Fuarı sona erdi Denizli’de Çivril Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen Çivril Tarım Hayvancılık Makineleri Teknolojileri ve Yem Fuarı tamamlandı. Çivril Belediye Başkanı Semih Dere, fuara katılan üreticileri ziyaret ederek, katılım belgesi takdim etti. Denizli’nin Çivril ilçesinde tarım ve hayvancılığa yönelik faaliyetler tüm hızıyla sürüyor. Bu kapsamda Çivril Belediyesi ev sahipliğinde Başak Fuarcılık ile birlikte tarım ve hayvancılık fuarı düzenlendi. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen fuar, Çivril Kapalı Pazar Yeri’nde gerçekleşti. Fuara ülkenin dört bir yanından üreticiler, kurum temsilcileri ve firmalar katıldı. Çivril Belediye Başkanı Semih Dere, fuara katılan üreticilere, kurumlara ve firmalara katılım belgesi takdim etti. Fuarda tarım ve hayvancılık alanında en yeni teknolojiler sergilendi. Fuara vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Bu fuarla tarım ve hayvancılık alanında en yeni teknolojiler, modern tarım makineleri ve verimliliği artıracak yenilikler vatandaşlarla buluştu. Fuara vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Fuarı ziyaret eden Çivril Belediye Başkanı Semih Dere, "İlçemiz verimli topraklara ve büyük üretim gücüne sahip bir yer. Bu potansiyeli en üst seviyeye çıkarmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu yıl üçüncüsünü düzenlediğimiz Tarım ve Hayvancılık Makineleri Teknolojileri Yem Fuarı da bu çabanın yansımasıdır. Fuarımız dört gün sürdü. Bu fuar ile birlikte üreticilerimiz tarım ve hayvancılık alanında modern teknolojiler ile buluştu. Fuarımızı ziyaret ederek, üreticilerimize fuarımıza vermiş oldukları katkılardan dolayı katılım belgesi verdik. Tarımın her alanında üreticimizin yanında olmaya, onların emeğine ve alın terine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Bir kez daha fuarımızın ilçemize, bölgemize ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum" dedi.