EKONOMİ
Kuraklığa karşı Türkiye’den küresel çözüm 18 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:23:30 Sabancı Üniversitesi’nin 15 yıllık nanoteknoloji birikiminden doğan ANT Systems’in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla’da kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime alındı. Sulamada yüzde 50’ye kadar tasarruf, verimde yüzde 25’e varan artış sağlayan teknolojinin; ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da sahada kullanıldığı belirtildi. Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde 15 yıl süren bilimsel çalışmaların ürünü olan ANT Systems’in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde (KOSB) kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime alındı. Tesisin açılış töreni 16 Mayıs tarihinde gerçekleştirildi. Törene; TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici ile çok sayıda kamu kurumu temsilcisi, akademisyen, sektör paydaşı ve uluslararası konuk katıldı. Yapılan açıklamaya göre, dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde hala laboratuvar aşamasında olan bu teknoloji, Türkiye’de sahada doğrulanıp endüstriyel ölçekte üretilebilir hale geldi. Şirketin amiral ürünü NANOTERN, toprağın suyu daha uzun süre tutmasını ve bitkinin ihtiyaç duyduğu anda kontrollü şekilde geri vermesini sağlayan biyobozunur bir nano malzeme. İstanbul’un tarihi su sarnıçlarından ilham alınarak adlandırılan teknoloji, kendi ağırlığının bin 800 katına kadar suyu absorbe edebiliyor, sulama suyu tüketimini yüzde 50’ye kadar azaltıyor, tarımsal verimliliği yüzde 25’e kadar artırıyor; gübre ve tarımsal girdilerin etkinliğini yükselterek üretim maliyetini düşürüyor. NANOTERN bugün Türkiye’nin yanı sıra ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da aktif olarak kullanılıyor. Akademiden sanayiye geçişte başarı örneği TKDK Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, açılış töreninde yaptığı konuşmada, girişimin Türkiye’nin yüksek teknoloji üretme hedefinin tarım alanındaki somut örneklerinden biri olduğunu söyledi. Projenin akademiden sanayiye geçişin başarılı bir şekilde sağlanabileceğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Antalyalı, bunun bir kalkınma modeli niteliği taşıdığını ifade etti. Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici de söz konusu girişimlerin arkasında güçlü bir vizyon ve uzun yıllara dayanan yoğun bir emeğin bulunduğunu belirterek, Sakıp Sabancı’nın desteğinin ve üniversitenin bu anlayışla kurulmasının sürece önemli katkı sağladığını kaydetti. Leblebici, dünyanın farklı kriz dönemlerinden geçmesine rağmen teknoloji üzerindeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü aktardı. "Su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji" Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve ANT Systems yatırımcısı Güler Sabancı, dünyada ve Türkiye’de iklim kriziyle birlikte su stresinin giderek daha görünür hale geldiğini, yıllara göre değişen kurak ve yağışlı dönemlerin bu gerçeği değiştirmediğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "İklim kriziyle ilgili, büyük afetlerle ilgili yaşayacağımız ve yaşamakta olduğumuz su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji, bilime dayalı yapılan bu araştırmalar ve araştırma sonunda çıkan başarılı girişimler. Tek, dünyanın da güvendiği, beklediği de bu." Sabancı Üniversitesi’nde 2007’den bu yana desteklenen girişimcilik ve teknoloji odaklı çalışmaların yaklaşık 15 yıllık birikimle küresel sorunlara çözüm üretme hedefiyle somut sonuçlara dönüştüğünün altını çizen Sabancı, laboratuvar aşamasının ötesine geçilerek ilk üretim tesisinin hayata geçtiğini ve iklim kriziyle mücadelede bu tür girişimlerin belirleyici olacağını vurguladı. "Suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir" TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ise tarım sektöründe çalışanların yaş ortalamasının yükseldiğine dikkati çekerek, gençlerin bu alana ilgisini artırmak için tarımda teknoloji kullanımının kritik olduğunu söyledi. Nanoteknoloji dahil her düzeyde teknolojik entegrasyonun sektörü gençler için daha cazip hale getireceğine işaret eden Kirişci şu uyarıda bulundu: "Burada özelde bir değerlendirme yapacak olursak, su zengini bir ülke olmadığımızı belirtmek gerek. Su stresi altında olduğundan artık kimsenin kuşkusu olmayan bir ülkede suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir." Kirişci, suyun temel girdi olduğu üretim modelleri üzerinde çalışmaların sürdüğünün altını çizerek, suyun verimli ve kayıpsız kullanılması için teknolojik çözümlerin kritik önem taşıdığını söyledi. "Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk" ANT Systems Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO’su Can Yurdakul, toprağın yalnızca savaşla değil, su kıtlığı, verimsizlik ve yanlış üretim modelleri nedeniyle de kaybedilebileceğine işaret etti. Yurdakul, sözlerini şöyle sürdürdü: "Artık dünyanın en büyük meselelerinden biri enerji, su ve tarım. Tarım sektörü, dünya tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70’ini kullanıyor. Bu nedenle geleceğin en kritik sorularından biri, mevcut kaynaklarla nasıl daha sürdürülebilir üretim yapılacağı. ANT Systems’in hikayesi de tam olarak bu sorudan doğdu. Bu teknoloji dünyada büyük ölçüde Ar-Ge aşamasında. Türkiye, sahada doğrulanmış endüstriyel ölçekte üreten birkaç ülkeden biri. Mesele artık daha fazla üretmek değil, sınırlı kaynaklarla daha akıllı üretmek. Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk. Bugün ABD’den Afrika’ya beş kıtada sahada olan bir Türk teknolojisinden söz ediyoruz. Hedefimiz, ANT Systems’i Türkiye’den çıkan bir teknoloji şirketi olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte standart belirleyen bir yapıya dönüştürmek. Tarımın geleceği bu topraklarda yazılan bir bilgiyle şekillenecek." Nanoteknoloji ürünler daha etkin sonuç veriyor ANT Systems Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO’su Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu da sürdürülebilirlik kavramının yaklaşık 15 yıl önce öne çıkmaya başladığını hatırlatarak, hızlanan nüfus artışının kaynak tüketimini yükselttiğini, karbon salımlarını artırarak küresel ısınmayı tetiklediğini ve bunun da su kıtlığına yol açtığını söyledi. Menceloğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Tarımda aslında hem su krizi hem ilaç krizi, özellikle pestisit problemi hem de hasat sonrası depolama problemleri mevcut. Şu an Türkiye gayrisafi milli hasılasının neredeyse yüzde 5’i kadar gıda kaybımız var. Gıda korunması da, hasat sonrası koruma da çok önemli. Biz bu sektörlerde bu amaçla geliştirdiğimiz nanoteknoloji ürünlerimiz var. Bunların nano olmasının nedeni şu, daha az malzeme ile daha etkin sonuçlar alabiliyorsunuz. O yüzden de bunun etkinliğinin yüksek olması nedeniyle de kabul görüyor." Uluslararası açılım küresel gündemle örtüşüyor ANT Systems Ortağı ve Dış İlişkiler Başkanı (CEAO) Ömer Faruk Tanrıverdi ise yaptığı açıklamada, teknolojinin uluslararası açılımının küresel gündemle örtüştüğünü belirterek, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi. Tanrıverdi şunları kaydetti: "Su kıtlığı, gıda güvenliği ve iklim; dünya gündeminin en üst sıralarındaki bu üç başlık birbirine giderek daha sıkı bağlanıyor. Bu denklemde ülkeler artık tüketici değil, çözüm üretici olarak konumlanmak durumunda. ANT Systems’in hikayesi tam burada anlam kazanıyor: 15 yıllık akademik birikimden doğan, Türkiye’de üretilen ve bugün beş kıtada sahada olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Bu, Türk derin teknolojisinin küresel ölçekte değer üretebildiğinin somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmaktır. Tarımın geleceğinde Türkiye’nin söyleyecek sözü var; biz bu sözün uluslararası karşılığını inşa ediyoruz." Laboratuvardan endüstriye Series A öncesi yatırım turunda 3 milyon dolar yatırım alan ANT Systems, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle birlikte toplam yatırım büyüklüğünü yaklaşık 5 milyon dolar seviyesine taşıdı. İstanbul’da Ar-Ge laboratuvarları, kurumsal ofisleri ve yıllık 3 bin ton kapasiteli üretim tesisini aynı entegre yapı altında toplayan şirketin küresel patent haklarına sahip olduğu teknoloji portföyünün ticari değeri 25 milyon doların üzerinde değerlendiriliyor. Şirketin teknolojik temeli, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) bünyesinde yürütülen uzun soluklu araştırmalara dayanıyor. Entegre bir teknoloji ailesi Şirketin portföyü yalnızca su yönetimiyle sınırlı değil. Bitki sağlığında pestisit kullanımını optimize eden Insease ile ağır metal ve toksik madde içermeyen dezenfeksiyon teknolojisi AntimicAgro da portföyde yer alıyor. Kontrollü pestisit salınımı ve ileri tarımsal malzemeler üzerindeki Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Portföyde, küresel patent hakları kendisinde olan 7 patentli teknoloji bulunuyor. Küresel yapı İstanbul’da Ar-Ge ve üretim altyapısına, Hollanda Lahey’de uluslararası ofisine ve ANT Systems Holding B.V. çatısına sahip olan şirket, Avrupa merkezli küresel büyüme stratejisini sürdürüyor. Yatırımcı yapısı ANT Systems; Ünlü Portföy Yönetimi A.Ş., BloomTech Capital B.V. (Hollanda ve Umman), Foton Holding B.V. (Hollanda), Akça Holding, HEK Yatırım A.Ş. ve The Porte Global Affairs A.Ş. gibi kurumsal yatırımcıların yanı sıra Güler Sabancı, Dilara Kaya Karadeniz, Orhan Tağı, Erman Yurdakul ve Can Güneri’nin yer aldığı bir yatırımcı yapısı tarafından destekleniyor. Tören, protokol konuşmalarının ardından gerçekleştirilen fabrika gezisiyle sona erdi.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:06 Doğa yürüyüşünde bulduğu salep orkidesi hayatını değiştirdi: 60 bin fideyle salep üreticisi oldu Zonguldak’ın Devrek ilçesinde doğa yürüyüşü sırasında dikkatini çeken salep orkidesini araştırmaya başlayan 3 çocuk annesi Gülsüm Köseoğlu, 3 dönümlük arazide 60 bin fideyi toprakla buluşturarak kendi işini kurdu. Başarılı girişimci kadın, elde ettiği 600 kiloluk ilk hasadını köyünde bir ilke imza atarak şenlik havasında kutladı. Devrek ilçesine bağlı Kabaca köyü Dereköy mahallesinde yaşayan 39 yaşındaki Gülsüm Köseoğlu’nun girişimcilik serüveni, geçen yıl ailesiyle çıktığı doğa yürüyüşüyle başladı. Yürüyüş esnasında gördüğü bir bitkiyi merak ederek internette araştıran Köseoğlu, bunun doğadan toplanması yasak olan endemik ’salep orkidesi’ olduğunu öğrendi. Bitkinin yumrularının toz haline getirilerek içecek, dondurma, pastacılık ve kimya sektörlerinde yoğun talep gördüğünü ve yüksek ekonomik değere sahip olduğunu fark eden Köseoğlu, salep yetiştirmeye karar verdi. Uzun süren araştırmalarının ardından ilgili kurumlardan resmi izinlerini alan Köseoğlu, hazırladığı üç dönümlük araziye 60 bin salep fidesi dikti. "Doğada gördüm, araştırdım ve üretime başladım" Büyük bir emekle girdiği bu yolda 600 kilogram ürün elde etmeyi başaran Köseoğlu, girişimcilik hikayesini şu sözlerle anlattı: "Ailemle memleketimizde çıktığımız doğa yürüyüşünde yetişen çiçekler dikkatimi çekti. İnternetten araştırıp gerekli bilgileri edindikten sonra dikimini gerçekleştirdik. Ailemin de desteğiyle girdiğimiz salep yetiştiriciliğinde ilk mahsulümüzün hasadını yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bizlere destek veren kurumlara teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımızın bu bitkiyi yetiştirerek hem kendi bütçelerine hem de ülke ekonomisine katkı sağlamalarını tavsiye ederim." Eşinin girişimcilik ruhunu ilk günden beri desteklediğini belirten Umut Köseoğlu ise, "Eşim salep yetiştiriciliğine merak saldı, ben de kendisine her konuda destek verdim. Ekonomik anlamda güzel getirisi olan bir ürün, yöre insanımıza da bu alana el atmalarını tavsiye ediyorum" dedi. Hasat heyecanına protokol de ortak oldu Gülsüm Köseoğlu’nun elde ettiği başarılı ilk hasat, köyde düzenlenen bir etkinlikle taçlandırıldı. Bölgede salep üretimini teşvik etmek amacıyla Gökçebey Halk Eğitim Müdürlüğü tarafından eğitim alan 100 kursiyer de Köseoğlu’nun bahçesinde uygulamalı ders yaparak hasada katıldı. Gökçebey Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Satılmış Erenoğlu, "Şu ana kadar kurumumuzda yüze yakın kişiye sertifika verdik. Üretimi çok zor olmayan bir bitki, her vatandaşımız rahatlıkla yetiştirebilir" ifadelerini kullandı. Kadın girişimcinin başarısını kutlamak için köye akın eden davetliler ve ilçe protokolü, hasat şenliğinde bir araya geldi. Programa; Devrek Belediye Başkan Yardımcısı Özcan Özmekik, Zonguldak İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Erol Ziyadoğlu, İl Tarımsal Şube Müdürü Osman Karaköse, Devrek İlçe Tarım ve Orman Müdürü Volkan Hızarcı, Gökçebey Halk Eğitim Müdürü Satılmış Erenoğlu ve çok sayıda davetli katılarak Köseoğlu’nu yalnız bırakmadı.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:21 Kebap şişleri bayram için hazırlanıyor Kurban Bayramı yaklaşırken özellikle kebap kültürünün yaygın olduğu gastronomi şehri Gaziantep’te kebap şişi üreticilerinin yoğun mesaisi başladı. Yaklaşan Kurban Bayramı öncesi kebap şişi üreten ustalar vatandaşların bayramda evde kebap yapma hazırlıkları nedeniyle yoğun mesai yapıyor. Bayram öncesi Gaziantep’in yanı sıra İstanbul, İzmir, Bursa ve Ankara gibi diğer illerden aldıkları siparişleri yetiştirmeye çalışan demir ustaları, 80 derece sıcakta yumuşattıkları demiri döverek kebap şişi yapıyor. Yurt içi siparişleri yetiştirmeye çalışıyorlar Tarihi Bakırcılar Çarşısı’nda asırlardır geleneksel yöntemlerle kebap şişi üretimi yapan ustalar, bayram nedeniyle sadece yurt içinden aldıkları siparişleri yetiştirmeye çalışıyor. Bayrama kadar yurt dışından aldıkları siparişleri ertelemek zorunda kalan ustalar, kebap şişlerinin yanı sıra mangal, ızgara ve bıçak gibi çeşitlerinde Kurban Bayramı’nda siparişinin arttığını belirtiyor. Siparişleri yetiştirmekte zorlandıklarını belirten ustalar, günde yaklaşık 1000 adet şiş üretimi yapıyor. Kebap şişlerinin fiyatı 10 TL’den başlıyor, kalite ve çeşidine göre 200 TL’yi buluyor. Daha çok kıyma, kuşbaşı ve ciğer kebabı şişlerine talep olduğunu bildiren ustalar, yoğunluklarının arife gününe kadar sürdüğünü söyledi. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Kurban Bayramı öncesinde yoğun sipariş aldıklarını belirten demir ustası Yusuf Gürban, bayramda kebap yapacak vatandaşların siparişlerini yetiştirmeye çalıştıklarını ifade etti. "Kebap şişlerine ciddi talep var" Bayrama sayılı günler kala yoğunluklarının başladığını belirten Gürban, "Bayram öncesi işlerimiz ciddi manada yoğunlaştı, mesaimiz daha fazla arttı. Siparişlerimizi bir şekilde yetiştirmeye çalışıyoruz ama biz sadece şiş üretimi yapmıyoruz. Aynı zamanda bizde bıçak ve zırh üretimi de oluyor. Bundan dolayı mesai saatlerimiz uzuyor. Kebap şişlerine ciddi bir talep var. Özellikle kuşbaşı kebabı şişi daha çok ilgi görüyor. Demirler bize 3-4 ve 6 metre boyunda gelir. Tek tek 50-60 ve 70 santim boyunda keseriz ve 80 derecelik ocaktan çıkardıktan sonra döveriz. Ondan sonra paketler ve satışa hazırlarız" dedi. "Günlük 700-800 civarında şiş yapıyoruz" Demirin yanı sıra çelik ve kromdan da şiş üretimi yaptıklarını belirten Gürban, "Şu an Gaziantep’teki müşterilerimiz için çalışıyoruz. İstanbul ve diğer illerden de sipariş alıyoruz. Günlük ortalama 700 ve 800 civarında şiş yapıyoruz. Şiş üretimi sayımız şişin kalınlığına göre değişir. Perakende satış da var. Gün içerisinde üretimimiz değişkenlik gösteriyor. Normalde yurt dışına da çalışıyoruz ama bayram dolayısıyla yurt dışından aldığımız siparişleri erteliyoruz. Şu an için önceliğimizi Kurban Bayramı için aldığımız siparişlerimize veriyoruz. Kebap şişi fiyatları 10 TL’den başlıyor ve 200 TL’ye kadar şiş var. Fiyatlar şişine, kalitesine ve işçiliğine göre değişiyor" ifadelerini kullandı. Bayram hazırlıklarına başladıklarını belirten vatandaşlar ise "Bayrama 20 gün kaldı. Hem bayram hazırlığı hem de evimizin eksiklerini almaya geldik. Çünkü şiş her zaman kullanılabilecek bir ürün ve sadece bayram için almıyoruz. Gaziantepliler haftanın 7 günü et olsa yer. Kurbanı kesmek için önce bıçak almaya geldik. Kurbanımızı kestikten sonra da biz Gaziantepliler olarak kahvaltı olarak ciğer kebabı yeriz. Ciğer ve kuşbaşı kebabı şişlerimizi alacağız" diye konuştular.
Turkcell, müşteri memnuniyetine yönelik çalışmalarını sürdürüyor
08 Ekim 2025 Çarşamba - 11:53 Turkcell, müşteri memnuniyetine yönelik çalışmalarını sürdürüyor Müşteri Deneyimi Haftası kapsamında vizyonunu paylaşan Turkcell, yıl boyunca sunduğu çözümlerle milyonlarca müşterisinin hayatını kolaylaştırmaya devam ediyor. Sunduğu ücretsiz Akıllı Fatura hizmetiyle 13 milyon kullanıcısının fatura aşım endişesini ortadan kaldıran şirket, müşteri memnuniyetini artırmayı hedefliyor. Turkcell, müşteri deneyimini sürekli geliştiren uygulamalarıyla öne çıkıyor. Ücretsiz Akıllı Fatura hizmetiyle 13 milyon müşterisinin fatura aşım korkusunu ortadan kaldıran şirket, müşteri memnuniyetine yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Yapılan açıklamaya göre, şirket son olarak müşterilerinden aldığı geri bildirimlerle Tumbara uygulamasını devreye aldı. Müşterilerin aylık paketlerinden artan internet, dakika ve SMS’leri puana dönüştüren Tumbara ekosistemi, 5,1 milyon katılımla 4 milyon adet hediye kazandırdı. Şirket ayrıca müşteri deneyimini iyileştirmek amacıyla Türkiye’de bir ilk olan ‘Esnek Devir’ uygulamasını başlattı. Böylelikle hat devrinde müşterilerin aynı yerde bulunma zorunluluğu da ortadan kalktı. Ayrıca tamamen Turkcell mühendisleri tarafından geliştirilen Omnichannel Platformu ile mağaza ve çağrı merkezi süreçleri de entegre biçimde yönetiliyor. Bu sayede her ay milyonlarca bildirimle hızlı ve standart bir hizmet sunuluyor. "Önceliğimiz, Turkcell’lilerin hayatını kolaylaştıran çözümler geliştirmek" Müşteri Deneyimi Haftası kapsamında değerlendirmelerde bulunan Pazarlama ve Dijital Servislerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Murat Akgüç, "Şirket olarak kurulduğumuz günden bu yana Türkiye’de teknolojinin öncüsü olmayı, müşterilerimizin hayatını kolaylaştıran çözümler geliştirmeyi temel önceliğimiz gördük. Bu yolculukta hayata geçirdiğimiz uygulamaların, kullanıcılarımız tarafından beğenilmesi bizler için büyük mutluluk. Müşteri deneyimi alanında aldığımız önemli ödüller de motivasyonumuzu artırıyor" dedi. "Tumbara, kısa sürede 5,1 milyon katılıma ulaştı" Turkcell’lilere yönelik sağlanan faydalar ve bu yıl hayata geçirilen Tumbara ile ilgili de bilgi veren Akgüç sözlerini şöyle sürdürdü: "Akıllı Fatura hizmetimizle 13 milyon müşterimizin fatura aşım endişesini ortadan kaldırdık. Müşterilerimizin talep ve beklentilerinden yola çıkarak geliştirdiğimiz Tumbara ekosistemi ise devrim niteliğinde. Kullanıcıların aylık paketlerinden artan internet, dakika ve SMS’leri puana dönüştürerek yeniden kazanca çevirdikleri Tumbara, kısa sürede 5,1 milyon katılıma ulaştı ve 4 milyon adet hediye kazandırdı. Tumbara hem müşterilerimizin faydasını önceleyen hem de dijital sadakati güçlendiren yenilikçi bir model olarak öne çıkıyor. Tüm bu hizmetleri, 172 ülkedeki kesintisiz kapsama gücümüzle destekliyoruz. Teknolojiyi insan odaklı yaklaşımımızla birleştirerek örnek projelere imza atmayı sürdürüyoruz. Müşteri Deneyimi Haftası vesilesiyle çalışmalarını hız kesmeden yürüten tüm ekiplerimize teşekkür ediyorum." Salla Kazan’la her ay 40 milyondan fazla hediye Açıklamaya göre, operatörün en sevilen kampanyalarından Salla Kazan’la her hafta 40 milyondan fazla hediye dağıtıldı ve müşterilere hediyelerini seçme imkânı sağlandı. Gençler, GNÇ Çatlat kampanyasıyla 120 milyon GB internet paketinin yanı sıra 1 milyondan fazla sinema ve yemek kampanyasından yararlandı. Turkcell’in ayrıcalıklı dünyası Platinum’un müşterileri ise akaryakıttan seyahate, kahveden alışverişe kadar binlerce liralık hediye ve indirimden milyonlarca kez faydalandı. Ulusal ve uluslararası ödüllerle tescillenen müşteri memnuniyeti Şirket, müşteri deneyimi alanındaki başarılarıyla 2025’te pek çok ödül kazandı. Şirket, 7’nci CX Awards Turkey’de ‘Çalışan Deneyimi’ kategorisinde birinciliğin yanı sıra, ‘Yapay Zekâ Kullanımı Özel Ödülü’nün de sahibi oldu. Şirket ayrıca, İngiltere merkezli Awards International tarafından düzenlenen Customer Experience Awards Türkiye (TCXA’25) kapsamında iki Altın Ödül elde etti. Turkcell, ‘Best Use of AI’ kategorisinde Sabit Yeni Müşteri Modelleme projesiyle, ‘Best Use of Technology’ kategorisinde ise Sosyal Medyada Yapay Zekâ Destekli Temsilci Asistanı projesiyle ödüle layık görüldü.
Trabzon’da balıkçıların ceza isyanı
08 Ekim 2025 Çarşamba - 11:51 Trabzon’da balıkçıların ceza isyanı Trabzon’un Ortahisar ilçesinde balık satış yerlerinde yapılan denetimlerde "herhangi bir olumsuzluk yok" şeklindeki resmi tutanaklara rağmen 2 gün sonra 11 balıkçıya toplam 415 bin 470 TL idari para cezası kesildi. Duruma tepki gösteren balıkçılar, "Denetimde sorun yok dediler, sonra ceza gönderdiler. Bu kabul edilemez" diyerek itirazlarını dile getirdi. Trabzon İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü ekiplerince balık satış yerlerinde yapılan denetimlerde hazırlanan tutanaklarda herhangi bir usulsüzlük tespit edilmediği belirtilirken, 48 saat sonra balıkçılara tebligat gönderildi. Her bir işletmeye yasak boy sınırının altında istavrit balığı bulundurmak ve satmaktan 37 bin 770 TL para cezası uygulandı. Balıkçı esnafı Emin Avcı, ince balığın tutulmasına esnaf olarak karşı olduklarını belirterek, "Su ürünleri ekipleri gelerek incelemelerde bulundu. Balıkları ölçtüler. Bize herhangi bir sıkıntının olmadığını söyleyerek gittiler. Hatta burada tuttukları tutanakta ’Herhangi bir olumsuzluk tespit edilmemiştir’ diye belirttiler. İmzaladıkları bu evrakı bize de verdiler. 2 gün sonra eve tebligat geldi. 37 bin 770 TL bir ceza kesildi. İnce balığın tutulmasına biz de esnaf olarak karşıyız. Bunu kaynağında kurutun, biz de satmayalım. Bu cezayı tutanlara ve haldekilere kesmeleri gerekiyor. İtirazımız olacak. 11 esnafa ceza kesmişler. Bu vatandaşlar bu parayı nasıl verecekler" dedi. "Tezgaha gelene kadar yasak değil, tezgahta olunca yasak" Balıkçı Mehmet Can Örseloğlu ise, 11 balıkçıya ceza kesildiğini kaydederek, "Su ürünleri ekipleri geliyor inceleme yapıyorlar. Tabii ki burada inceleme yapacaklar. Ama sonuçta balık satıcılarına ceza kesiliyor. Biz bunu kabul etmiyoruz. Benim burada iki dükkanım var. İkisine de ayrı ayrı ceza yazılmış. ’Hijyen uygundur, balık satılabilir’ diye yazılı evrak veriyor. Onun peşine balığın santiminin küçük olduğunu belirterek ceza kesiliyor. Bunun sorumlusu ben değilim ki. Limanlarda denetçiler var, demek ki onlar görevini hakkıyla yapmıyor. Bu kabahat benim değil. Balık haline gittiğimde bu balık ölçümlere ve satışa uygun olmasa ben onu alıp tezgaha getiremem. Biz yasaklara uyuyoruz. Tezgaha gelene kadar yasak değil, tezgahta olunca yasak. Burada 11 balıkçıya ceza kesilmiş. Trabzon’da bu kadar mı balıkçı var. Trabzon’da bu balığı sadece 11 kişi mi aldı? Böyle bir saçmalık olamaz. İstavrit boyu ile ilgili ceza yazıldı. Bu denizlerde zaten iri istavrit çıkmıyor" ifadelerini kullandı. "Bu balık helikopterle bizim dükkanımıza gelmiyor" "Ceza yok diyorlar, arkadan tebligat gönderiyorlar" diyen balıkçı esnafı Adem Kuygusuz da, "Ekipler gelip inceleme yaptılar. Sadece istavritin boyutuyla ilgili denetim yaptılar. Bu ölçümlerden sonra bir cezasının olup olmadığını sorduk. Sadece rutin bir kontrol olduğunu söylediler. Bu balık denizden çıkıyor ve limana geliyor. Helikopterle bizim dükkanımıza gelmiyor. Liman müdürlükleri var, Su Ürünleri ve Sahil Güvenlik ekipleri var. Onlar niye el koymuyor da bizim tezgahımızda inceliyorlar. İstavrit tezgaha geldiği zaman üç el değişiyor. Tutuluyor, limana geliyor, oradan komisyona geliyor. Orada bize satılıyor. Komisyonda da Su Ürünleri memurları var. Orada incelenmiyor. 5 kasa istavritimiz vardı. Bunun sermayesi 5 bin TL, bize 37 bin 770 TL ceza yazılıyor. Yazık günah değil mi? O zaman yasak koyun, tutturmayın, tezgaha gelmesin. ’Siz satmayın, onlar tutmaz’ diyorlar. Yasal sınırının 13 santim olması gerekiyor. Tamam bunlar 13 santim değil ama tutturma bunları. Ceza yok diyorlar, arkadan tebligat gönderiyorlar" ifadelerini kullandı.
ING’den Özel Bankacılık müşterilerine kişiselleştirilmiş deneyim
08 Ekim 2025 Çarşamba - 11:37 ING’den Özel Bankacılık müşterilerine kişiselleştirilmiş deneyim ING, müşterilerine hedef ve önceliklerine uygun kişisel çözümler geliştirmeye devam ettiğini duyurdu. ING Türkiye, Özel Bankacılıkta kişiselleştirilmiş müşteri ilişkileri yönetimini stratejisinde önceliklendirdiğini duyurdu. ING, Özel Bankacılık kategorisinde konumlandırdığı müşterilerine hedef ve önceliklerine uygun kişisel çözümler sunarken, zenginleştirilmiş varlık yönetimi, prestijli ürün ve hizmetlerini sürdürüyor. Banka, müşterilerine sunduğu kişiselleştirilmiş deneyim ve imkanları şöyle açıkladı: "Özel Bankacılık müşterilerinin birikimlerini etkin şekilde yönetmelerine katkı sağlayan ING Türkiye, uzman müşteri ilişkileri yöneticileriyle her bireyin hedef ve önceliklerine uygun kapsamlı bir finansal yönetim yaklaşımı sunuyor. Ayrıca, para ve sermaye piyasalarına dair rehberliğiyle katma değer oluşturmayı önceliklendiriyor ve döviz alım satımında sektördeki en rekabetçi kurlarla işlem yapabilme imkânı sağlıyor. ING Özel Bankacılık Kredi Kartı ile müşteriler, 800’den fazla havalimanındaki Lounge Key alanlarını bir misafirleriyle sınırsız kullanabiliyor, seçili havaalanlarında hızlı geçiş ayrıcalığından yararlanabiliyor. Belirli kampanya ve kriterler kapsamında swift işlemleri ücretsiz gerçekleşiyor; bazı yatırım platformlarına erişim ile Türkiye ve dünya piyasalarına ilişkin kapsamlı analizler de müşterilere sunuluyor. Bununla birlikte Özel Bankacılık hesapları masrafsız, kredi kartları ücretsiz olarak sunuluyor; EFT ve havale işlemlerinden ücret alınmıyor. Ayrıca, 1-5 milyon TL arası birikime sahip müşteriler için de sınırsız hızlı geçiş ve sınırlı lounge kullanımı ayrıcalıkları bulunuyor." "Dijital bankacılığın kolaylığını ve birikim yönetimindeki uzmanlığımızı kişiselleştirilmiş deneyimle birleştiriyoruz" Müşterilerinin iş ve özel hayatlarında bir adım önde olmalarına imkân sağlamayı amaçladıklarını belirten ING Türkiye Bireysel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Tuğçe Bora Kılıç, "Özel Bankacılık müşterilerimize finansal ürünlerin ötesinde, yaşamlarını kolaylaştıran hizmetler ve değer oluşturan ayrıcalıklar sunuyoruz. Birikim yönetiminde uzman müşteri ilişkileri yöneticilerimiz aracılığıyla onların hedef ve önceliklerine uygun çözümler sağlıyoruz. Müşterilerimizin varlıklarını etkin ve verimli şekilde yönetmelerine katkı sağlarken, para ve sermaye piyasalarına ilişkin rehberliğimizle katma değer oluşturmayı önceliklendiriyoruz. Dijital bankacılığın kolaylığını ve birikim yönetimindeki uzmanlığımızı kişiselleştirilmiş deneyimle birleştiriyoruz. Her müşterimize özel bir müşteri temsilcisi atarken, dileyen müşterilerimize Cebimdeki Danışman ile görüntülü bankacılıktan faydalanma imkânı sunuyoruz. Uzmanlığımız ve sunduğumuz ayrıcalıklarla müşterilerimizin yanlarında olmaya devam edeceğiz" dedi.
Sorgun Belediyesi ikinci aşevini de hizmete açıyor
08 Ekim 2025 Çarşamba - 11:18 Sorgun Belediyesi ikinci aşevini de hizmete açıyor Yozgat’ın Sorgun ilçesinde sosyal belediyecilik anlayışıyla hayata geçirilen projelerden biri olan aşevi hizmeti genişliyor. Sorgun Belediye Başkanı Erkut Ekinci, belediyeye ait aşevinde öğrencilerle birlikte öğle yemeğinde bir araya geldi. Samimi bir atmosferde gerçekleşen buluşmada Başkan Ekinci, gençlerle sohbet etti, taleplerini dinledi. "Çocuklarımıza ücretsiz öğle yemeği veriyor olmak Sorgun Belediyesi için çok büyük başarı" Başkan Ekinci aşevinin yaklaşık 3-4 yıldır hizmet verdiğini belirtti. Ekinci, "Her gün öğlen bu bölgede olan çocuklarımızın ücretsiz yemek yiyebileceği bir aşevini inşa etmiştik. Hayırsever bir işadamı tarafından yapılmıştı. Belediye olarak da işletmesini yapıyoruz. Buradan yaşlılarımıza ve ilkokul, ortaokul, lise öğrencilerimiz buradan yemeklerini yedikten sonra okullarına gidiyorlar. Bizim için çok büyük bir gurur kaynağı. Bu kadar çocuğumuza öğle yemeğini ücretsiz olarak veriyor olmak Sorgun Belediyesi için çok büyük bir başarı" diyerek aşevinin önemine değindi. "Ayın 15’inden itibaren ikinci aşevimiz faaliyete geçecek" Başkan Ekinci ikinci aşevini müjdeleyerek, "Şimdi ikinci aşevini yapıyoruz. O da Aydınlıkevler, Bedirbaba, Yenidoğan, Ahmetefendi ve Osman Çavuş mahallelerindeki öğrencilerin gelebileceği bir lokasyonda. Orayı da hayırsever bir işadamı yapacak. İnşaatı tamamlanacak, çevre düzenlemesini bitirmek üzereyiz. Ayın 15’inden itibaren orayı da faaliyete geçireceğiz. Her gün burada yaklaşık 600-700 öğrenci ücretsiz öğlen yemeği yiyor. İnşallah sayısını arttırabiliriz. Duamız odur. Aşevine her yaş grubu gelebiliyor ama daha çok öğrenci ağırlıklı. Yoksa bir ayrımımız yok. Herkes gelebiliyor. Buradan yaklaşık 300 yaşlımızın evine de yemek gönderiyoruz. Büyükşehirlerde bu gibi hizmetler verilmezken Sorgun Belediyesi’nin bu hizmeti veriyor olması Sorgun Belediyesi’nin gücünü ve duyarlılığını gösteriyor" ifadelerini kullandı. Aşevine öğle yemeği için gelen öğrencilerden Emre Bulak "Aşevi okulumuza çok yakın. Yemeklerden çok memnunuz. Karnımız doyuyor. Herkese açık. Parası olan da olmayan da gelip yemeğini yiyebiliyor. Bir tane daha aşevi yapılacağını duydum. Orada parası olmayanlar da gidip yiyebilir. Çok iyi olur, tavsiye ediyorum" dedi. Amine Beker her gün yemek yemeye aşevine geldiğini söyledi. Beker, "Bedava yemek, harçlıklarımız cebimizde kalıyor. Onları da kendimize, derslerimize harcıyoruz. Allah razı olsun başkanımızdan, memnunuz" şeklinde konuştu. Tuğba Şenyurt ise "Genel olarak aşevine her gün geliyoruz. Gayet iyi, yemekler her şey güzel, lezzetli. Harçlıklarımız da bize kalıyor. O yönden faydası oluyor. Başka mahallelere de kurulmasını isteriz. Aşevi güzel bir şey. Memnunuz" diyerek temennisini belirtti.
ADASO Meclis Başkanı Uçurum: "ABD pazarı Türk firmaları için büyük fırsatlar barındırıyor"
08 Ekim 2025 Çarşamba - 10:48 ADASO Meclis Başkanı Uçurum: "ABD pazarı Türk firmaları için büyük fırsatlar barındırıyor" Adana Sanayi Odası Meclis Başkanı İsrafil Uçurum, ABD pazarının KOBİ’ler için önemli bir fırsat olduğunu söyleyerek, "KOBİ’lerimize ve yatırımcılarımıza yeni ufuklar açacak bir köprü kurmayı hedefliyoruz. ABD pazarı yüksek alım gücü, inovatif yapısı ve iş kültürüyle Türk firmaları için büyük fırsatlar barındırıyor" dedi. Adana Sanayi Odası ev sahipliğinde, Ticaret Bakanlığı, KOSGEB ve ATIC - Amerikan Türk Ticaret ve Yatırım Konseyi iş birliğinde "Adana’dan Dünyaya: Türkiye-ABD Ticaret ve Yatırım Köprüsü" etkinliği gerçekleştirildi. Adana Sanayi Odası Sakıp Sabancı Toplantı Salonu’nda yoğun katılımla düzenlenen programa, KOBİ’lerin Amerika Birleşik Devletleri pazarına açılımı, ihracat stratejileri ve yatırım fırsatları anlatıldı. Etkinliğin açılışında konuşan KOSGEB Başkan Yardımcısı Selim Serkan Ercan, Türkiye genelinde yürütülen yeni destek mekanizmalarını anlattı. Ercan, "Dijitalleşme sadece iç süreçleri değil, ihracat kapasitesini de doğrudan güçlendiriyor. KOSGEB olarak dijital dönüşüme yatırım yapan işletmelere öncelikli destek veriyoruz. İhracat yapan firmalarımıza yüzde 20 faiz desteğiyle 50 milyon liraya kadar kredi imkânı sunuyoruz. 81 ildeki müdürlüklerimizle sahadayız, 230 bini aşkın işletmeyi birebir ziyaret ettik. Amacımız, KOBİ’lerimizin küresel rekabette güçlenmesini sağlamak" diye konuştu. Ercan ayrıca, Türkiye ile ABD arasındaki ticaret hacminin son yıllarda 35 milyar dolara yükseldiğini hatırlatarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefinin bu tür iş birlikleriyle destekleneceğini vurguladı. "Yatırımcılarımıza yeni ufuklar açacak bir köprü kurmayı hedefliyoruz" ABD pazarının KOBİ’ler için önemli bir fırsat olduğuna dikkat çeken Adana Sanayi Odası Meclis Başkanı İsrafil Uçurum ise, "Bugün burada, KOBİ’lerimize ve yatırımcılarımıza yeni ufuklar açacak bir köprü kurmayı hedefliyoruz. ABD pazarı yüksek alım gücü, inovatif yapısı ve iş kültürüyle Türk firmaları için büyük fırsatlar barındırıyor. Ticaret, yatırım, enerji, lojistik ve e-ticaret alanlarında yapılacak iş birlikleriyle Adana’nın üretim gücünü dünya pazarında her zamankinden daha fazla yer almasını hedefliyoruz" şeklinde konuştu. Tamamen bağımsız, şeffaf ve sivil bir platform olduklarını dile getiren ATIC Yönetim Kurulu Başkanı Erdem Bilginer, "Amacımız, ihracat yapmayan KOBİ’lerin ABD pazarına adım atmasını, ihracat yapanların ise hacimlerini artırmasını sağlamak. Bugün Amerika’da yatırım yapan Türk girişimciler için çok elverişli bir dönem yaşıyoruz. Doğru projelerle vergi muafiyetlerinden hibeye, yatırım alan tahsislerinden personel desteğine kadar birçok avantajdan yararlanmak mümkün" ifadelerini kullandı. Bilginer, ayrıca, yapay zeka destekli yeni bir uluslararası e-ticaret platformu üzerinde çalıştıklarını, bu sistemle Türk üreticilerinin global alıcılarla doğrudan temas kurabileceğini kaydetti. Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen oturumlarda, alanında uzman konuşmacılar ABD ile ticaret ve yatırım süreçlerini farklı başlıklarda ele aldı.
Giresun’da kadınlar geleneksel yöntemlerle kışlık yiyeceklerini hazırlıyor
08 Ekim 2025 Çarşamba - 10:42 Giresun’da kadınlar geleneksel yöntemlerle kışlık yiyeceklerini hazırlıyor Giresun’un yüksek köylerinde köylü kadınlar, yaz boyunca yetiştirdikleri sebze ve meyvelerle kış hazırlıklarını sürdürüyor. Özellikle Yavuzkemal Beldesi’nde kadınlar, meyve ve sebzelerden pekmez ve turşu yaparak kışa hazırlanıyor. Yaz mevsiminde tarlalarında yetiştirdikleri ürünleri değerlendiren köylüler, peziğin sapını turşu yapımında, kökünü ise depolama alanlarında saklayarak kış hazırlığı yapıyor. Yavuzkemal Beldesi’nde geleneksel yöntemlerle yürütülen kışlık yiyecek hazırlama geleneği halen devam ediyor. Kadınlar, imece usulüyle birbirlerine destek olarak turşu, pekmez ve kuru gıdalar hazırlıyor. Pekmez yapımını anlatan Emine Yüksel, "Kışın en çok ihtiyaç duyduğumuz pekmez oluyor. Ancak bu sene elma ve armut olmadığından pekmez yapamadık. Sebze de azdı ama elimizdeki ürünlerden turşu ve diğer kışlık hazırlıkları yapıyoruz" dedi. Sebzelerdeki verim düşüklüğüne değinen Melek Önal ise "Peziği kendi tarlamızda yetiştiriyoruz. Sap kısmı turşu, kök kısmı ise hem haşlanarak tüketiliyor hem de pekmez yapımında kullanılıyor. Turşuları çürümeden korumak için topraktan yapılan kuyularda muhafaza ediyoruz. Bu sene verim düşük olsa da şükrediyoruz" ifadelerini kullandı. Kadınlar, bu geleneksel hazırlıkları imece usulüyle yaparak hem kışa hazırlanıyor hem de dayanışma örneği sergiliyor.
Araban Ovası’nda makinalı pamuk hasadı buruk başladı
08 Ekim 2025 Çarşamba - 10:40 Araban Ovası’nda makinalı pamuk hasadı buruk başladı Gaziantep’in Araban ilçesinde, üreticiler 2025 yılı makinalı pamuk hasadına düşük fiyat nedeniyle buruk başladı. Araban Ziraat Odası Başkanı Hasan Altun, Araban Ovası’nda makinalı pamuk hasadı yapılan bölgelerde incelemelerde bulundu. Altun, Gaziantep bölgesinin önemli pamuk üretim merkezi olan ve geçmiş yıllarda her yıl 30-35 bin dönüm pamuk ekimi yapılan Araban Ovası’nda bu yıl 15 bin dönüm ekili alanındaki makinalı pamuk hasadının buruk başlandığını söyledi. Araban Ziraat Odası Başkanı Hasan Altun, pamuğun dünya ekonomisi açısından stratejik öneme sahip bir ürün olduğunu belirterek, "Kuraklığa bağlı susuzluk ve son 4 yıldan beri üretim girdilerinin artışı dikkat çekiyor. Pamuk tarımdan sanayiye, tekstilden ihracata uzanan zincirin temel hammaddesidir. Özellikle, Araban Ovası’nın verimli ve bereketli topraklarıyla pamuk üretiminde önemli bir potansiyele sahiptir" dedi. İklim değişikliğinden kaynaklanan kuraklığın pamuk üretimi üzerindeki etkilerine de değinen Altun, "Son yıllarda yaşanan sıcaklık artışları ve beklenen yağışların gerçekleşmemesi, tarımsal üretimde yeni denge arayışlarını beraberinde getiriyor. Bu nedenle su kaynaklarının korunması, modern sulama yöntemlerinin yaygınlaştırılması ve iklim şartlarında daha dayanıklı pamuk çeşitlerinin geliştirilmesi her zamankinden büyük önem taşıyor. Pamuk üretimindeki girdilerin her geçen yıl artarak devam etmesine rağmen, bu yılki pamuk fiyatlarının son 3-4 yıl önceki pamuk fiyatlarıyla aynı olması Arabanlı üreticilerimizi mağdur ediyor. Üreticilerimizin emeğini koruyacak politikaların devamlılığı bu anlamda büyük önem taşıyor. Türkiye’nin ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin önemli tarım alanlarından Araban Ovası’nda tarım yapılan yaklaşık 250 bin dönüm ekim alanı kapasitesiyle her hasat döneminde ülke, bölge ve ilçe ekonomisine önemli katkı sağlanmaktadır. Araban Ovası’ndaki toprakları su ile buluşturmak için Göksu-Araban sulama projesi kapsamında Çetintepe Barajı’nın suyu ile desteklenecek olan Harmancık ve Çat Boğazı Barajlarının hayata geçirilerek sulama sistemleri, teknolojik üretim yöntemleri ve bilimsel temelli planlamalarla hem verimliliği hem de kaliteyi korumak mümkün olacaktır. Pamuk üretimindeki girdi maliyetlerinin artışı ve fiyatların düşüklüğü nedeniyle mağduriyetleri süren Arabanlı Pamuk üreticilerimiz önümüzdeki yıl pamuk üretiminden vazgeçecektir" ifadelerini kullandı.
Başkan Seçer, Tarsus ve Çamlıyaylalı üreticilerle buluştu
08 Ekim 2025 Çarşamba - 10:29 Başkan Seçer, Tarsus ve Çamlıyaylalı üreticilerle buluştu Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen ’Mısır Flake, Nergis Soğanı, Güneş Paneli ve Sıvı Gübre Dağıtım Töreni’ne katıldı. Tarsus Cumhuriyet Meydanında düzenlenen törende Tarsus ve Çamlıyayla ilçelerinde yaşayan üretici ve çiftçilere 4 farklı proje başlığı altında destek verildi. Program kapsamında; 98 üreticiye mobil güneş enerjisi sistemi, 602 üreticiye 36 bin 120 litre sıvı gübre, 120 yetiştiriciye 90 ton yem ve 3 üreticiye 4 bin 500 adet nergis soğanı dağıtıldı. Toplam 823 üreticiye 41 milyon TL değerinde destek sağlandığı belirtildi. Üreticilere seslenen Başkan Seçer, Türkiye’nin bir tarım ülkesi olduğunu vurgulayarak, "Türkiye bir tarım ülkesi. Biz çiftçi bir milletiz. Mersin tarım bölgesi, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı da tarımın içinden gelen, tarımın önemini bilen birisidir. Üretim ve çiftçi bizim için değerli ve kutsaldır" dedi. Belediye gelirlerinin halka adaletli hizmet olarak dönmesi gerektiğini dile getiren Seçer, siyasi ayrım yapmadan destek verdiklerini belirtti. Seçer, "Biz adaletsizliği toprağın 7 kat dibine gömdük. Herkes bizim gözümüzde eşit yurttaştır. Bize oy veren de vermeyen de sağ olsun. Çünkü biz halkın belediyesiyiz" diye konuştu. Konuşmasında birlik ve beraberlik mesajı da veren Seçer, "Biz Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden gidiyoruz. Bizi birliğimiz, kardeşliğimiz ve dayanışmamız korur. Hangi siyasi görüşten olursak olalım, birbirimizi seveceğiz, sayacağız. Türkiye Cumhuriyeti kimliğiyle al bayrağımızın altında kardeşçe yaşayacağız" ifadelerini kullandı. Tarsus ve Çamlıyayla’da yürütülen tarımsal desteklerin yanı sıra kentte yapılacak yeni yatırımlar hakkında da bilgi veren Seçer, "2025 yılında tarımsal destek bütçemizi yüzde 80 artırarak 215 milyon TL’ye çıkardık. 2026 yatırım programımıza Tarımsal İnovasyon Merkezini dahil ettik. Ayrıca Karaduvar’a Balık ve Su Ürünleri Hali, Tarsus’a ise 324 dairelik sosyal konut projesi yapacağız. Sözümüzü tutacağız, 2029’da verdiğimiz bütün vaatleri yerine getirmiş olacağız" dedi. MESKİ’nin Tarsus’ta 2 milyar 100 milyon TL’lik yatırım yaptığını kaydeden Seçer, kente yeni arıtma tesisleri, spor alanları, kültür parkları ve yol yatırımları kazandıracaklarını belirterek, "İşimiz gücümüz Mersin, Tarsus, milletimiz, bu güzel ülkemiz ve vatanımız. İmkanlarımızı en iyi şekilde değerlendirip halkımıza hizmet etmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Cengiz Enerji Özbekistan’daki yeni santralinin finansman kapanışını tamamladı
08 Ekim 2025 Çarşamba - 10:22 Cengiz Enerji Özbekistan’daki yeni santralinin finansman kapanışını tamamladı Türkiye’nin önde gelen enerji kuruluşlarından Cengiz Enerji’nin grup şirketi Cenergo, Özbekistan’daki en büyük enerji projelerinden biri olan 550 MW kurulu güce sahip Cizzak Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali’nin finansman kapanışını tamamladı. Toplam 164,25 milyon euro tutarındaki uzun vadeli kredi, DZ BANK ve DenizBank AG tarafından Euler Hermes ihracat kredi sigortası güvencesiyle sağlandı. Santral, 1 Ocak 2027’de devreye alınacak. Cengiz Enerji’nin tüm faaliyetlerinde benimsediği verimlilik ve sürdürülebilirlik yaklaşımının bir yansıması olarak, Özbekistan’daki grup şirketi Cenergo LLC tarafından Cizzak bölgesinde inşa edilen 550 MW kurulu güce sahip Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali’nin (CCGT) finansman kapanışı başarıyla tamamlandı. Proje, DZ BANK ve DenizBank AG tarafından sağlanan ve Euler Hermes’in ihracat kredi sigortası (ECA cover) güvencesi altında verilen 164,25 milyon euro tutarındaki uzun vadeli yatırım kredisi ile destekleniyor. Toplam 12 yıl vadeye sahip kredi, santralin devreye alınmasından itibaren 10 yıl içinde geri ödenecek. Özbekistan’ın enerji dönüşümüne katkı Yapılan açıklamaya göre, Özbekistan’ın 2030 yılına kadar olan enerji dönüşümü ve karbon azaltım planında stratejik öneme sahip olan Cizzak Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali, verimsiz ve yaşlı Sovyet dönemi konvansiyonel santrallerin yerine geçerek modern ve yüksek verimliliğe sahip altyapısıyla hizmet verecek. Proje, uluslararası çevresel ve sosyal yönetişim (ESG) standartlarına uygun olarak geliştiriliyor ve Ekvator Prensipleri, OECD Ortak Yaklaşımları ve IFC Performans Standartları ile uyumlu olacak. Ayrıca, projenin sürdürülebilirliği AB Taksonomisi’nin ‘asgari güvence’ ile ‘önemli derecede zarar vermeme’ kriterlerine uygunluğuyla vurgulanıyor ve bu yatırım Uluslararası Sermaye Piyasası Birliği’nin (ICMA) Yeşil Tahvil İlkeleri uyarınca ‘Yeşil Dönüşümü Etkinleştiren Proje’ olarak değerlendiriliyor. "Geleceğin enerji sistemlerine bugünden hazırlanıyoruz" Cengiz Holding Yönetim Kurulu Danışmanı Arzu Özgiray, yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Cizzak Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali, finansman yapısıyla olduğu kadar uluslararası çevresel ve sosyal standartlara uyumuyla da örnek teşkil eden bir yatırım oldu. Eski ve verimsiz santrallerin yerine geçerek Özbekistan’ın enerji arz güvenliğini güçlendirecek olan tesisimiz, aynı zamanda yakıt olarak doğalgazın yanı sıra gerekli yatırımlar tamamlandığında yüzde 50 hidrojen kullanımına hazır olacak altyapısıyla geleceğin enerji sistemlerine bugünden hazırlanıyor. Siemens Energy’nin SGT5-4000F model gaz türbinleriyle donatılan santral, yüzde 60’ın üzerinde verimlilikle çalışacak. Projemiz, OECD üyesi ülkeler tarafından genişletilen İklim Değişikliği Sektörel Anlayışı (CCSU) kapsamında, yüzde 50 hidrojenle çalışabilme sertifikasına sahip ilk kombine çevrim santrali olma özelliği taşıyor. Ayrıca proje, AB Taksonomisi’nin ‘asgari güvence’ ve ‘önemli derecede zarar vermeme’ kriterlerine tam olarak uyum sağlamakta ve bu yatırım Uluslararası Sermaye Piyasaları Birliği (ICMA) Yeşil Tahvil İlkeleri kapsamında, düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırma ve ölçeklendirme rolü sayesinde bir ‘Yeşil Dönüşümü Etkinleştiren Proje (Green Enabling Project)’ olarak nitelendirilmekte. Cizzak Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali tüm bu özellikleriyle hem sürdürülebilirliğe hem de ülkenin enerji dönüşümüne uzun vadeli katkı sağlayacak." İstihdam ve verimlilikle bölgesel kalkınmaya destek Açıklamaya göre, santral devreye alındığında, istihdam olanakları oluşturarak ve Özbekistan’ın enerji altyapısına uzun vadeli katkı sağlayarak bölgesel kalkınmayı da destekleyecek. Özbekistan, yenilenebilir enerji kaynaklarını önemli ölçüde artırmayı ve 2030 yılına kadar 25 GW yenilenebilir enerji kapasitesi geliştirerek, elektrik üretiminde yenilenebilir kaynakların payını yüzde 40’a çıkarmayı hedefliyor. Bu doğrultuda Cizzak Kombine Çevrim Santrali, baz yük santrali olarak güvenilir bir elektrik kaynağı işlevi görecek ve yenilenebilir enerji üretiminin kesintili doğasını dengelemek için istikrarlı ve sürekli elektrik arzı sağlayacak.
Türkiye’nin kestane borsası Alaplı’da kuruldu
08 Ekim 2025 Çarşamba - 10:08 Türkiye’nin kestane borsası Alaplı’da kuruldu ZONGULDAK (İHA) – Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde orman köylülerince toplanarak pazarda satışa sunulan coğrafi işaretli "Alaplı kuzusu" kestanesi rağbet görüyor. Fiyatı 200 ila 500 lira arasında değişen kestane, özellikle İstanbul, Bursa ve Ankara’dan gelen alıcıların gözdesi haline geldi. İlçede günün ilk ışıklarıyla birlikte kurulan kestane pazarı, her yıl olduğu gibi bu sezon da büyük ilgi gördü. Yurdun dört bir yanından Alaplı’ya gelen vatandaşlar, sabah saat 04.00’ten itibaren yol kenarında açılan tezgâhlarda kıyasıya pazarlık yaparak ürünlerini satın alıyor. Alaplı-Yığılca dağlarında köylülerce doğal şekilde toplanan kestaneler, Kılburnu mevkiinde kurulan pazarda satışa sunuluyor. Bu yıl irili ufaklı olmasına göre 200 ila 500 lira arasında değişen fiyatlarla satılan kestaneler, bölgeyi adeta Türkiye’nin "kestane borsası"na dönüştürdü. İlçede bu sezon yaklaşık 30 ton kestane satışı bekleniyor. "Zahmetli bir ürün, toplaması zor" Pazarda alışveriş yapan vatandaşlardan Mustafa Keskin, "Alaplı kuzu kestanesinin en belirgin özelliği çiğ olarak tüketilebilmesidir. Ormanlardan doğal, organik şekilde köylülerimiz topluyor. Zahmetli bir ürün, toplaması zor. İnşallah bu yıl bol ürün olur ve fiyatlar dengelenir" dedi. "Lezzeti için kilometrelerce yol geliyoruz" İstanbul’dan gelen Mehmet Meşeli, "Bursa’dan, İstanbul’dan, farklı illerden kestane almaya gelenler var. Alaplı kestanesi lezzetli, kabuğu ince ve kuzu kestanesi olduğu için bu kadar yolu geliyoruz. Herkes bu bölgenin kestanesini tercih ediyor" diye konuştu. Düzce’den gelen Resul Lafcı ise, "Batı Karadeniz bölgesinin en meşhur kestane pazarı Çarşamba günleri burada kuruluyor. Buranın kestanesi küçük ama çok lezzetli. O yüzden herkes Alaplı’yı tercih ediyor" dedi. "Bu kestane kışın ilaç" Ankara’dan gelen Ahmet Keskin, "Ankara’dan sırf kestane almak için geliyoruz. Bu kestane, İç Anadolu’da en çok tercih edilen tür. Bursa, Kütahya, İzmir tarafında da var ama Alaplı kestanesi daha tatlı ve şekerli. Doyurucu özelliğinin yanı sıra içerdiği vitamin ve minerallerle kışın ilaç gibi geliyor" ifadelerini kullandı.