EKONOMİ
Muş’ta TAKE Projesi kapsamında 586 bin sebze fidesi dağıtıldı 18 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:55:47 Tarım ve Orman Bakanlığı destekli proje kapsamında Muş’ta 619 çiftçiye toplam 586 bin 725 adet domates ve kapya biber fidesi dağıtıldı. Yaklaşık 300 dekarlık alanda üretim yapılması hedefleniyor. Tarım ve Orman Bakanlığınca yürütülen Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi kapsamında, Muş Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından sebze üretimini artırmaya yönelik fide dağıtımı gerçekleştirildi. İl genelinde 619 çiftçinin faydalandığı proje ile yaklaşık 300 dekar alanda üretim yapılması planlanıyor. Toplam bütçesi 5 milyon 333 bin 333 TL olan projenin yüzde 75’i Tarım ve Orman Bakanlığı hibesi, yüzde 25’i ise çiftçi katkısıyla finanse edildi. Proje kapsamında üreticilere 293 bin 362 adet domates fidesi ile 293 bin 392 adet kapya biber fidesi dağıtıldı. Böylece toplamda 586 bin 725 adet fide çiftçilerle buluşturuldu. Bitkisel üretim ve Bitki sağlığı Şube müdürü Samet Aşkın, proje ile atıl durumdaki tarım arazilerinin üretime kazandırılmasının, sebze üretiminin artırılmasının ve çiftçilerin gelir düzeyine katkı sağlanmasının amaçlandığını ifade ederek, "Bakanlığımızca 2020 yılından bu yana çiftçilerimize yönelik Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi kapsamında fide dağıtım projeleri yürütülmektedir. Bu projeler kapsamında bu yıl yaklaşık 5,5 milyon TL proje bedeliyle 600 bine yakın fide dağıtımı gerçekleştiriyoruz. Bunun yaklaşık 300 bin adedi biber fidesi, 300 bin adedi ise domates fidesinden oluşmaktadır. Bu kapsamda toplam 619 çiftçimiz projeden faydalanacaktır. Yaklaşık 300 dekar alanda üretim gerçekleştirilmiş olacaktır. Projemizin amacı, tarım arazilerinin etkin kullanımını sağlamak, yani atıl durumdaki arazileri yeniden üretime kazandırmaktır. Bu doğrultuda çiftçilerimizi projelere dahil ederek hem ilimize hem de ülke ekonomisine katkı sunmayı hedefliyoruz" dedi. Dağıtımı gerçekleştirilen fideleri alan çiftçi Cevat Aytepe, "Tarım İl Müdürlüğü tarafından dağıtılan domates ve biber fidelerini almak için buraya geldik. Geçtiğimiz yıl da benzer bir proje hayata geçirilmişti. Hibrit fidelerin piyasadaki fiyatlarının yüksek olması nedeniyle Tarım İl Müdürlüğümüz tarafından sağlanan bu destek, çiftçiler için büyük önem taşıyor. Verilen fideler üreticilere önemli katkı sağlıyor" ifadelerini kullandı.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:23 Kuraklığa karşı Türkiye’den küresel çözüm Sabancı Üniversitesi’nin 15 yıllık nanoteknoloji birikiminden doğan ANT Systems’in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla’da kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime alındı. Sulamada yüzde 50’ye kadar tasarruf, verimde yüzde 25’e varan artış sağlayan teknolojinin; ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da sahada kullanıldığı belirtildi. Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde 15 yıl süren bilimsel çalışmaların ürünü olan ANT Systems’in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde (KOSB) kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime alındı. Tesisin açılış töreni 16 Mayıs tarihinde gerçekleştirildi. Törene; TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici ile çok sayıda kamu kurumu temsilcisi, akademisyen, sektör paydaşı ve uluslararası konuk katıldı. Yapılan açıklamaya göre, dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde hala laboratuvar aşamasında olan bu teknoloji, Türkiye’de sahada doğrulanıp endüstriyel ölçekte üretilebilir hale geldi. Şirketin amiral ürünü NANOTERN, toprağın suyu daha uzun süre tutmasını ve bitkinin ihtiyaç duyduğu anda kontrollü şekilde geri vermesini sağlayan biyobozunur bir nano malzeme. İstanbul’un tarihi su sarnıçlarından ilham alınarak adlandırılan teknoloji, kendi ağırlığının bin 800 katına kadar suyu absorbe edebiliyor, sulama suyu tüketimini yüzde 50’ye kadar azaltıyor, tarımsal verimliliği yüzde 25’e kadar artırıyor; gübre ve tarımsal girdilerin etkinliğini yükselterek üretim maliyetini düşürüyor. NANOTERN bugün Türkiye’nin yanı sıra ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da aktif olarak kullanılıyor. Akademiden sanayiye geçişte başarı örneği TKDK Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, açılış töreninde yaptığı konuşmada, girişimin Türkiye’nin yüksek teknoloji üretme hedefinin tarım alanındaki somut örneklerinden biri olduğunu söyledi. Projenin akademiden sanayiye geçişin başarılı bir şekilde sağlanabileceğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Antalyalı, bunun bir kalkınma modeli niteliği taşıdığını ifade etti. Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici de söz konusu girişimlerin arkasında güçlü bir vizyon ve uzun yıllara dayanan yoğun bir emeğin bulunduğunu belirterek, Sakıp Sabancı’nın desteğinin ve üniversitenin bu anlayışla kurulmasının sürece önemli katkı sağladığını kaydetti. Leblebici, dünyanın farklı kriz dönemlerinden geçmesine rağmen teknoloji üzerindeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü aktardı. "Su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji" Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve ANT Systems yatırımcısı Güler Sabancı, dünyada ve Türkiye’de iklim kriziyle birlikte su stresinin giderek daha görünür hale geldiğini, yıllara göre değişen kurak ve yağışlı dönemlerin bu gerçeği değiştirmediğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "İklim kriziyle ilgili, büyük afetlerle ilgili yaşayacağımız ve yaşamakta olduğumuz su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji, bilime dayalı yapılan bu araştırmalar ve araştırma sonunda çıkan başarılı girişimler. Tek, dünyanın da güvendiği, beklediği de bu." Sabancı Üniversitesi’nde 2007’den bu yana desteklenen girişimcilik ve teknoloji odaklı çalışmaların yaklaşık 15 yıllık birikimle küresel sorunlara çözüm üretme hedefiyle somut sonuçlara dönüştüğünün altını çizen Sabancı, laboratuvar aşamasının ötesine geçilerek ilk üretim tesisinin hayata geçtiğini ve iklim kriziyle mücadelede bu tür girişimlerin belirleyici olacağını vurguladı. "Suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir" TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ise tarım sektöründe çalışanların yaş ortalamasının yükseldiğine dikkati çekerek, gençlerin bu alana ilgisini artırmak için tarımda teknoloji kullanımının kritik olduğunu söyledi. Nanoteknoloji dahil her düzeyde teknolojik entegrasyonun sektörü gençler için daha cazip hale getireceğine işaret eden Kirişci şu uyarıda bulundu: "Burada özelde bir değerlendirme yapacak olursak, su zengini bir ülke olmadığımızı belirtmek gerek. Su stresi altında olduğundan artık kimsenin kuşkusu olmayan bir ülkede suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir." Kirişci, suyun temel girdi olduğu üretim modelleri üzerinde çalışmaların sürdüğünün altını çizerek, suyun verimli ve kayıpsız kullanılması için teknolojik çözümlerin kritik önem taşıdığını söyledi. "Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk" ANT Systems Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO’su Can Yurdakul, toprağın yalnızca savaşla değil, su kıtlığı, verimsizlik ve yanlış üretim modelleri nedeniyle de kaybedilebileceğine işaret etti. Yurdakul, sözlerini şöyle sürdürdü: "Artık dünyanın en büyük meselelerinden biri enerji, su ve tarım. Tarım sektörü, dünya tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70’ini kullanıyor. Bu nedenle geleceğin en kritik sorularından biri, mevcut kaynaklarla nasıl daha sürdürülebilir üretim yapılacağı. ANT Systems’in hikayesi de tam olarak bu sorudan doğdu. Bu teknoloji dünyada büyük ölçüde Ar-Ge aşamasında. Türkiye, sahada doğrulanmış endüstriyel ölçekte üreten birkaç ülkeden biri. Mesele artık daha fazla üretmek değil, sınırlı kaynaklarla daha akıllı üretmek. Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk. Bugün ABD’den Afrika’ya beş kıtada sahada olan bir Türk teknolojisinden söz ediyoruz. Hedefimiz, ANT Systems’i Türkiye’den çıkan bir teknoloji şirketi olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte standart belirleyen bir yapıya dönüştürmek. Tarımın geleceği bu topraklarda yazılan bir bilgiyle şekillenecek." Nanoteknoloji ürünler daha etkin sonuç veriyor ANT Systems Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO’su Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu da sürdürülebilirlik kavramının yaklaşık 15 yıl önce öne çıkmaya başladığını hatırlatarak, hızlanan nüfus artışının kaynak tüketimini yükselttiğini, karbon salımlarını artırarak küresel ısınmayı tetiklediğini ve bunun da su kıtlığına yol açtığını söyledi. Menceloğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Tarımda aslında hem su krizi hem ilaç krizi, özellikle pestisit problemi hem de hasat sonrası depolama problemleri mevcut. Şu an Türkiye gayrisafi milli hasılasının neredeyse yüzde 5’i kadar gıda kaybımız var. Gıda korunması da, hasat sonrası koruma da çok önemli. Biz bu sektörlerde bu amaçla geliştirdiğimiz nanoteknoloji ürünlerimiz var. Bunların nano olmasının nedeni şu, daha az malzeme ile daha etkin sonuçlar alabiliyorsunuz. O yüzden de bunun etkinliğinin yüksek olması nedeniyle de kabul görüyor." Uluslararası açılım küresel gündemle örtüşüyor ANT Systems Ortağı ve Dış İlişkiler Başkanı (CEAO) Ömer Faruk Tanrıverdi ise yaptığı açıklamada, teknolojinin uluslararası açılımının küresel gündemle örtüştüğünü belirterek, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi. Tanrıverdi şunları kaydetti: "Su kıtlığı, gıda güvenliği ve iklim; dünya gündeminin en üst sıralarındaki bu üç başlık birbirine giderek daha sıkı bağlanıyor. Bu denklemde ülkeler artık tüketici değil, çözüm üretici olarak konumlanmak durumunda. ANT Systems’in hikayesi tam burada anlam kazanıyor: 15 yıllık akademik birikimden doğan, Türkiye’de üretilen ve bugün beş kıtada sahada olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Bu, Türk derin teknolojisinin küresel ölçekte değer üretebildiğinin somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmaktır. Tarımın geleceğinde Türkiye’nin söyleyecek sözü var; biz bu sözün uluslararası karşılığını inşa ediyoruz." Laboratuvardan endüstriye Series A öncesi yatırım turunda 3 milyon dolar yatırım alan ANT Systems, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle birlikte toplam yatırım büyüklüğünü yaklaşık 5 milyon dolar seviyesine taşıdı. İstanbul’da Ar-Ge laboratuvarları, kurumsal ofisleri ve yıllık 3 bin ton kapasiteli üretim tesisini aynı entegre yapı altında toplayan şirketin küresel patent haklarına sahip olduğu teknoloji portföyünün ticari değeri 25 milyon doların üzerinde değerlendiriliyor. Şirketin teknolojik temeli, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) bünyesinde yürütülen uzun soluklu araştırmalara dayanıyor. Entegre bir teknoloji ailesi Şirketin portföyü yalnızca su yönetimiyle sınırlı değil. Bitki sağlığında pestisit kullanımını optimize eden Insease ile ağır metal ve toksik madde içermeyen dezenfeksiyon teknolojisi AntimicAgro da portföyde yer alıyor. Kontrollü pestisit salınımı ve ileri tarımsal malzemeler üzerindeki Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Portföyde, küresel patent hakları kendisinde olan 7 patentli teknoloji bulunuyor. Küresel yapı İstanbul’da Ar-Ge ve üretim altyapısına, Hollanda Lahey’de uluslararası ofisine ve ANT Systems Holding B.V. çatısına sahip olan şirket, Avrupa merkezli küresel büyüme stratejisini sürdürüyor. Yatırımcı yapısı ANT Systems; Ünlü Portföy Yönetimi A.Ş., BloomTech Capital B.V. (Hollanda ve Umman), Foton Holding B.V. (Hollanda), Akça Holding, HEK Yatırım A.Ş. ve The Porte Global Affairs A.Ş. gibi kurumsal yatırımcıların yanı sıra Güler Sabancı, Dilara Kaya Karadeniz, Orhan Tağı, Erman Yurdakul ve Can Güneri’nin yer aldığı bir yatırımcı yapısı tarafından destekleniyor. Tören, protokol konuşmalarının ardından gerçekleştirilen fabrika gezisiyle sona erdi.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:06 Doğa yürüyüşünde bulduğu salep orkidesi hayatını değiştirdi: 60 bin fideyle salep üreticisi oldu Zonguldak’ın Devrek ilçesinde doğa yürüyüşü sırasında dikkatini çeken salep orkidesini araştırmaya başlayan 3 çocuk annesi Gülsüm Köseoğlu, 3 dönümlük arazide 60 bin fideyi toprakla buluşturarak kendi işini kurdu. Başarılı girişimci kadın, elde ettiği 600 kiloluk ilk hasadını köyünde bir ilke imza atarak şenlik havasında kutladı. Devrek ilçesine bağlı Kabaca köyü Dereköy mahallesinde yaşayan 39 yaşındaki Gülsüm Köseoğlu’nun girişimcilik serüveni, geçen yıl ailesiyle çıktığı doğa yürüyüşüyle başladı. Yürüyüş esnasında gördüğü bir bitkiyi merak ederek internette araştıran Köseoğlu, bunun doğadan toplanması yasak olan endemik ’salep orkidesi’ olduğunu öğrendi. Bitkinin yumrularının toz haline getirilerek içecek, dondurma, pastacılık ve kimya sektörlerinde yoğun talep gördüğünü ve yüksek ekonomik değere sahip olduğunu fark eden Köseoğlu, salep yetiştirmeye karar verdi. Uzun süren araştırmalarının ardından ilgili kurumlardan resmi izinlerini alan Köseoğlu, hazırladığı üç dönümlük araziye 60 bin salep fidesi dikti. "Doğada gördüm, araştırdım ve üretime başladım" Büyük bir emekle girdiği bu yolda 600 kilogram ürün elde etmeyi başaran Köseoğlu, girişimcilik hikayesini şu sözlerle anlattı: "Ailemle memleketimizde çıktığımız doğa yürüyüşünde yetişen çiçekler dikkatimi çekti. İnternetten araştırıp gerekli bilgileri edindikten sonra dikimini gerçekleştirdik. Ailemin de desteğiyle girdiğimiz salep yetiştiriciliğinde ilk mahsulümüzün hasadını yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bizlere destek veren kurumlara teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımızın bu bitkiyi yetiştirerek hem kendi bütçelerine hem de ülke ekonomisine katkı sağlamalarını tavsiye ederim." Eşinin girişimcilik ruhunu ilk günden beri desteklediğini belirten Umut Köseoğlu ise, "Eşim salep yetiştiriciliğine merak saldı, ben de kendisine her konuda destek verdim. Ekonomik anlamda güzel getirisi olan bir ürün, yöre insanımıza da bu alana el atmalarını tavsiye ediyorum" dedi. Hasat heyecanına protokol de ortak oldu Gülsüm Köseoğlu’nun elde ettiği başarılı ilk hasat, köyde düzenlenen bir etkinlikle taçlandırıldı. Bölgede salep üretimini teşvik etmek amacıyla Gökçebey Halk Eğitim Müdürlüğü tarafından eğitim alan 100 kursiyer de Köseoğlu’nun bahçesinde uygulamalı ders yaparak hasada katıldı. Gökçebey Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Satılmış Erenoğlu, "Şu ana kadar kurumumuzda yüze yakın kişiye sertifika verdik. Üretimi çok zor olmayan bir bitki, her vatandaşımız rahatlıkla yetiştirebilir" ifadelerini kullandı. Kadın girişimcinin başarısını kutlamak için köye akın eden davetliler ve ilçe protokolü, hasat şenliğinde bir araya geldi. Programa; Devrek Belediye Başkan Yardımcısı Özcan Özmekik, Zonguldak İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Erol Ziyadoğlu, İl Tarımsal Şube Müdürü Osman Karaköse, Devrek İlçe Tarım ve Orman Müdürü Volkan Hızarcı, Gökçebey Halk Eğitim Müdürü Satılmış Erenoğlu ve çok sayıda davetli katılarak Köseoğlu’nu yalnız bırakmadı.
Cengiz Enerji Özbekistan’daki yeni santralinin finansman kapanışını tamamladı
08 Ekim 2025 Çarşamba - 10:22 Cengiz Enerji Özbekistan’daki yeni santralinin finansman kapanışını tamamladı Türkiye’nin önde gelen enerji kuruluşlarından Cengiz Enerji’nin grup şirketi Cenergo, Özbekistan’daki en büyük enerji projelerinden biri olan 550 MW kurulu güce sahip Cizzak Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali’nin finansman kapanışını tamamladı. Toplam 164,25 milyon euro tutarındaki uzun vadeli kredi, DZ BANK ve DenizBank AG tarafından Euler Hermes ihracat kredi sigortası güvencesiyle sağlandı. Santral, 1 Ocak 2027’de devreye alınacak. Cengiz Enerji’nin tüm faaliyetlerinde benimsediği verimlilik ve sürdürülebilirlik yaklaşımının bir yansıması olarak, Özbekistan’daki grup şirketi Cenergo LLC tarafından Cizzak bölgesinde inşa edilen 550 MW kurulu güce sahip Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali’nin (CCGT) finansman kapanışı başarıyla tamamlandı. Proje, DZ BANK ve DenizBank AG tarafından sağlanan ve Euler Hermes’in ihracat kredi sigortası (ECA cover) güvencesi altında verilen 164,25 milyon euro tutarındaki uzun vadeli yatırım kredisi ile destekleniyor. Toplam 12 yıl vadeye sahip kredi, santralin devreye alınmasından itibaren 10 yıl içinde geri ödenecek. Özbekistan’ın enerji dönüşümüne katkı Yapılan açıklamaya göre, Özbekistan’ın 2030 yılına kadar olan enerji dönüşümü ve karbon azaltım planında stratejik öneme sahip olan Cizzak Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali, verimsiz ve yaşlı Sovyet dönemi konvansiyonel santrallerin yerine geçerek modern ve yüksek verimliliğe sahip altyapısıyla hizmet verecek. Proje, uluslararası çevresel ve sosyal yönetişim (ESG) standartlarına uygun olarak geliştiriliyor ve Ekvator Prensipleri, OECD Ortak Yaklaşımları ve IFC Performans Standartları ile uyumlu olacak. Ayrıca, projenin sürdürülebilirliği AB Taksonomisi’nin ‘asgari güvence’ ile ‘önemli derecede zarar vermeme’ kriterlerine uygunluğuyla vurgulanıyor ve bu yatırım Uluslararası Sermaye Piyasası Birliği’nin (ICMA) Yeşil Tahvil İlkeleri uyarınca ‘Yeşil Dönüşümü Etkinleştiren Proje’ olarak değerlendiriliyor. "Geleceğin enerji sistemlerine bugünden hazırlanıyoruz" Cengiz Holding Yönetim Kurulu Danışmanı Arzu Özgiray, yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Cizzak Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali, finansman yapısıyla olduğu kadar uluslararası çevresel ve sosyal standartlara uyumuyla da örnek teşkil eden bir yatırım oldu. Eski ve verimsiz santrallerin yerine geçerek Özbekistan’ın enerji arz güvenliğini güçlendirecek olan tesisimiz, aynı zamanda yakıt olarak doğalgazın yanı sıra gerekli yatırımlar tamamlandığında yüzde 50 hidrojen kullanımına hazır olacak altyapısıyla geleceğin enerji sistemlerine bugünden hazırlanıyor. Siemens Energy’nin SGT5-4000F model gaz türbinleriyle donatılan santral, yüzde 60’ın üzerinde verimlilikle çalışacak. Projemiz, OECD üyesi ülkeler tarafından genişletilen İklim Değişikliği Sektörel Anlayışı (CCSU) kapsamında, yüzde 50 hidrojenle çalışabilme sertifikasına sahip ilk kombine çevrim santrali olma özelliği taşıyor. Ayrıca proje, AB Taksonomisi’nin ‘asgari güvence’ ve ‘önemli derecede zarar vermeme’ kriterlerine tam olarak uyum sağlamakta ve bu yatırım Uluslararası Sermaye Piyasaları Birliği (ICMA) Yeşil Tahvil İlkeleri kapsamında, düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırma ve ölçeklendirme rolü sayesinde bir ‘Yeşil Dönüşümü Etkinleştiren Proje (Green Enabling Project)’ olarak nitelendirilmekte. Cizzak Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali tüm bu özellikleriyle hem sürdürülebilirliğe hem de ülkenin enerji dönüşümüne uzun vadeli katkı sağlayacak." İstihdam ve verimlilikle bölgesel kalkınmaya destek Açıklamaya göre, santral devreye alındığında, istihdam olanakları oluşturarak ve Özbekistan’ın enerji altyapısına uzun vadeli katkı sağlayarak bölgesel kalkınmayı da destekleyecek. Özbekistan, yenilenebilir enerji kaynaklarını önemli ölçüde artırmayı ve 2030 yılına kadar 25 GW yenilenebilir enerji kapasitesi geliştirerek, elektrik üretiminde yenilenebilir kaynakların payını yüzde 40’a çıkarmayı hedefliyor. Bu doğrultuda Cizzak Kombine Çevrim Santrali, baz yük santrali olarak güvenilir bir elektrik kaynağı işlevi görecek ve yenilenebilir enerji üretiminin kesintili doğasını dengelemek için istikrarlı ve sürekli elektrik arzı sağlayacak.
Türkiye’nin kestane borsası Alaplı’da kuruldu
08 Ekim 2025 Çarşamba - 10:08 Türkiye’nin kestane borsası Alaplı’da kuruldu ZONGULDAK (İHA) – Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde orman köylülerince toplanarak pazarda satışa sunulan coğrafi işaretli "Alaplı kuzusu" kestanesi rağbet görüyor. Fiyatı 200 ila 500 lira arasında değişen kestane, özellikle İstanbul, Bursa ve Ankara’dan gelen alıcıların gözdesi haline geldi. İlçede günün ilk ışıklarıyla birlikte kurulan kestane pazarı, her yıl olduğu gibi bu sezon da büyük ilgi gördü. Yurdun dört bir yanından Alaplı’ya gelen vatandaşlar, sabah saat 04.00’ten itibaren yol kenarında açılan tezgâhlarda kıyasıya pazarlık yaparak ürünlerini satın alıyor. Alaplı-Yığılca dağlarında köylülerce doğal şekilde toplanan kestaneler, Kılburnu mevkiinde kurulan pazarda satışa sunuluyor. Bu yıl irili ufaklı olmasına göre 200 ila 500 lira arasında değişen fiyatlarla satılan kestaneler, bölgeyi adeta Türkiye’nin "kestane borsası"na dönüştürdü. İlçede bu sezon yaklaşık 30 ton kestane satışı bekleniyor. "Zahmetli bir ürün, toplaması zor" Pazarda alışveriş yapan vatandaşlardan Mustafa Keskin, "Alaplı kuzu kestanesinin en belirgin özelliği çiğ olarak tüketilebilmesidir. Ormanlardan doğal, organik şekilde köylülerimiz topluyor. Zahmetli bir ürün, toplaması zor. İnşallah bu yıl bol ürün olur ve fiyatlar dengelenir" dedi. "Lezzeti için kilometrelerce yol geliyoruz" İstanbul’dan gelen Mehmet Meşeli, "Bursa’dan, İstanbul’dan, farklı illerden kestane almaya gelenler var. Alaplı kestanesi lezzetli, kabuğu ince ve kuzu kestanesi olduğu için bu kadar yolu geliyoruz. Herkes bu bölgenin kestanesini tercih ediyor" diye konuştu. Düzce’den gelen Resul Lafcı ise, "Batı Karadeniz bölgesinin en meşhur kestane pazarı Çarşamba günleri burada kuruluyor. Buranın kestanesi küçük ama çok lezzetli. O yüzden herkes Alaplı’yı tercih ediyor" dedi. "Bu kestane kışın ilaç" Ankara’dan gelen Ahmet Keskin, "Ankara’dan sırf kestane almak için geliyoruz. Bu kestane, İç Anadolu’da en çok tercih edilen tür. Bursa, Kütahya, İzmir tarafında da var ama Alaplı kestanesi daha tatlı ve şekerli. Doyurucu özelliğinin yanı sıra içerdiği vitamin ve minerallerle kışın ilaç gibi geliyor" ifadelerini kullandı.
Eylül ayında en çok külçe altın kazandırdı
08 Ekim 2025 Çarşamba - 10:06 Eylül ayında en çok külçe altın kazandırdı Aylık en yüksek reel getiri, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 8,39 oranlarıyla külçe altında gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Eylül ayı Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları’nı açıkladı. Buna göre, aylık en yüksek reel getiri, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 9,14, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 8,39 oranlarıyla külçe altında gerçekleşti. Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından, mevduat faizi (brüt) yüzde 0,63 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken; Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) yüzde 0,38, Euro yüzde 0,40, Amerikan Doları yüzde 1,27 ve BİST 100 yüzde 3,48 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde ise mevduat faizi (brüt) yüzde 0,06, DİBS yüzde 1,07, euro yüzde 1,08, Amerikan doları yüzde 1,95 ve BİST 100 yüzde 4,15 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi. BIST 100 endeksi, üç aylık değerlendirmede; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 9,32, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 8,68 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu. Aynı dönemde Amerikan Doları; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 2,03, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 2,60 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu. Altı aylık değerlendirmeye göre külçe altın; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 19,49, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 20,92 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı olurken; aynı dönemde BİST 100 endeksi, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 6,01, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 4,89 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu. Yıllık değerlendirmede en yüksek reel getiri külçe altında gerçekleşti Finansal yatırım araçları yıllık olarak değerlendirildiğinde külçe altın; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 36,01, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 29,18 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu. Yıllık değerlendirmede, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından mevduat faizi (brüt) yüzde 11,26, DİBS yüzde 2,78, euro yüzde 1,30 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağlarken; Amerikan doları yüzde 4,12 ve BIST 100 endeksi yüzde 11,65 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde ise mevduat faizi (brüt) yüzde 5,67 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken; DİBS yüzde 2,39, euro yüzde 3,79, Amerikan doları yüzde 8,94 ve BIST 100 endeksi yüzde 16,09 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.
Türkiye’nin kestane borsası Alaplı’da kuruldu
08 Ekim 2025 Çarşamba - 10:00 Türkiye’nin kestane borsası Alaplı’da kuruldu Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde orman köylülerince toplanarak pazarda satışa sunulan, coğrafi işaret tescilli "Alaplı kuzusu" kestanesi Türkiye genelinde yoğun ilgi görüyor. Fiyatı 200 ila 500 lira arasında değişen kestane, özellikle İstanbul, Bursa ve Ankara’dan gelen alıcıların gözdesi haline geldi. İlçede günün ilk ışıklarıyla birlikte kurulan kestane pazarı, her yıl olduğu gibi bu sezon da büyük ilgi gördü. Türkiye’nin dört bir yanından Alaplı’ya gelen vatandaşlar, sabah saat 04.00’ten itibaren yol kenarında açılan tezgâhlarda kıyasıya pazarlık yaparak ürünlerini satın alıyor. Alaplı-Yığılca dağlarında köylüler tarafından doğal şekilde toplanan kestaneler, Kılburnu mevkiinde kurulan pazarda satışa sunuluyor. Bu yıl irili ufaklı olmasına göre 200 ila 500 lira arasında değişen fiyatlarla satılan kestaneler, bölgeyi adeta Türkiye’nin "kestane borsası"na dönüştürdü. İlçede bu sezon yaklaşık 30 ton kestane satışı bekleniyor. "Zahmetli bir ürün, toplaması zor" Pazarda alışveriş yapan vatandaşlardan Mustafa Keskin, "Alaplı kuzu kestanesinin en belirgin özelliği çiğ olarak tüketilebilmesidir. Ormanlardan doğal, organik şekilde köylülerimiz topluyor. Zahmetli bir ürün, toplaması zor. İnşallah bu yıl bol ürün olur ve fiyatlar dengelenir" dedi. "Lezzeti için kilometrelerce yol geliyoruz" İstanbul’dan gelen Mehmet Meşeli, "Bursa’dan, İstanbul’dan, farklı illerden kestane almaya gelenler var. Alaplı kestanesi lezzetli, kabuğu ince ve kuzu kestanesi olduğu için bu kadar yolu geliyoruz. Herkes bu bölgenin kestanesini tercih ediyor" diye konuştu. Düzce’den gelen Resul Lafcı ise, "Batı Karadeniz Bölgesi’nin en meşhur kestane pazarı Çarşamba günleri burada kuruluyor. Buranın kestanesi küçük ama çok lezzetli. O yüzden herkes Alaplı’yı tercih ediyor" dedi. "Bu kestane kışın ilaç" Ankara’dan gelen Ahmet Keskin, "Ankara’dan sırf kestane almak için geliyoruz. Bu kestane, İç Anadolu’da en çok tercih edilen tür. Bursa, Kütahya, İzmir tarafında da var ama Alaplı kestanesi daha tatlı ve şekerli. Doyurucu özelliğinin yanı sıra içerdiği vitamin ve minerallerle kışın ilaç gibi geliyor" ifadelerini kullandı. (EY-OA)
Düzce’de yüzde 75 destekli 232 bin 500 adet marul fidesi dağıtıldı
08 Ekim 2025 Çarşamba - 09:54 Düzce’de yüzde 75 destekli 232 bin 500 adet marul fidesi dağıtıldı DÜZCE(İHA) – Düzce’de marul yetiştiriciliği yapan 114 üreticiye, 30 dekar alan için 232 bin 500 adet sertifikalı marul fidesi dağıtıldı. Düzce İl Tarım ve Orman Müdürlüğü bahçesinde, Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen 2025 yılı Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projeleri kapsamında marul fidesi ve Alternatif Üretim Yöntemlerinin Geliştirilmesi Projesi kapsamında sera naylonu dağıtım töreni gerçekleştirildi. Vali Selçuk Aslan, tarımsal üretimde atıl arazilerin ekonomiye kazandırılmasının önemine dikkat çekerek modern tekniklerle "Bir karış yerin boş bırakılmaması" gerektiğini vurguladı. Vali Aslan, gençlerin ve kadınların tarıma yönelmesini destekleyen teşviklerin olumlu sonuçlar verdiğini belirterek kahverengi kokarca ile topyekun, planlı ve etkili mücadelenin zorunlu olduğunu ifade etti. Üretimde verimliliği artıracak projelere vilayet olarak her türlü katkıyı sunmaya devam edeceklerini dile getirdi. İl Genel Meclisi Başkanı Fazlı Koç, valinin öncülüğünde tarım yatırımlarının istikrarlı biçimde sürdüğünü belirterek, "Çiftçilerimizin emeği ülkemizin kalkınmasına doğrudan katkıdır" mesajını verdi. Atıl arazilerin üretime kazandırılmasına yönelik tüm çalışmalara İl Özel İdaresi olarak destek vermeyi sürdüreceklerini söyledi. Tarım ve Orman Müdürü Esra Uzun, Atıl Tarım Arazilerinin Etkinleştirilmesi Projesi kapsamındaki Marul Üretimini Geliştirme Projesi ile il genelinde marul yetiştiriciliği yapan 114 üreticiye, 30 dekar alan için 232 bin 500 adet sertifikalı marul fidesi dağıtıldığını; projenin yüzde 75 Bakanlık katkısı yüzde 25 çiftçi katkısıyla yürütüldüğünü ve bütçesinin 666 bin 666 TL olduğunu açıkladı. Sertifikalı fide kullanımının verim/kaliteyi yükselttiğini, hastalık-zararlı riskini azalttığını ve üretici gelir istikrarına katkı sunduğunu belirtti. Uzun, Alternatif Üretim Yöntemlerinin Geliştirilmesi Projesi ile doğal afetlerden zarar gören sera örtülerinin yenilenmesi, atıl seraların tekrar üretime kazandırılması ve modern seracılığın yaygınlaştırılmasının hedeflendiğini; proje kapsamında 93 üreticiye, 132 adet farklı ölçülerde sera naylonu dağıtıldığını, yaklaşık 63,25 dekar alanın kapsandığını ve yüzde 50 Bakanlık – yüzde 50 çiftçi katkısıyla yürütülen projenin toplam bütçesinin 1 milyon 800 bin 000 TL olduğunu aktardı. Tören, Vali Selçuk Aslan tarafından üreticilere marul fidesi ve sera naylonunun teslimi ile hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.
EGİAD Melekleri’nden Skymod’a 100 bin dolarlık yatırım
08 Ekim 2025 Çarşamba - 09:52 EGİAD Melekleri’nden Skymod’a 100 bin dolarlık yatırım İzmir merkezli melek yatırım ağı EGİAD Melekleri, yapay zekâ teknolojileri alanında faaliyet gösteren Skymod Teknoloji’ye 100 bin dolarlık yatırım yaptı. Bu yatırım, Ege Bölgesi’nden çıkan yenilikçi teknoloji girişimlerinin ulusal ve uluslararası ölçekte büyümesine katkı sunma hedefinin bir göstergesi olarak değerlendirildi. 2023 yılında İzmir Bilimpark’ta Oltan Dere ve Gizem Argunşah tarafından kurulan Skymod, kurumsal firmaların operasyonel verimliliğini yeniden tanımlamayı hedefleyen, Türkiye pazarına özel optimize edilmiş yerli büyük dil modeli Goat ve SkyStudio platformuyla dikkat çekiyor. SkyStudio, şirketlerin üretken yapay zekâ modelleriyle doğal dilde etkileşime girebildiği, ERP ve CRM gibi sistemlerle entegre çalışan asistan ve ajan modülleri sunuyor. Bu sayede kurumlar; doküman, görsel ve veri analizi gibi alanlarda kendi verileriyle "konuşarak" iş akışlarını akıllıca otomatize edebiliyor. Otomotivden perakendeye, üretimden teknolojiye uzanan 30’dan fazla kurumsal müşteriye sahip olan Skymod, yüksek veri güvenliği ve özelleştirilebilir yapısıyla küresel rakiplerinden ayrışıyor. EGİAD Melekleri’nin yatırımı, Skymod’un Ar-Ge çalışmalarını hızlandırmasına, SkyStudio platformunu geliştirmesine ve yurt dışı açılımını güçlendirmesine imkân tanıyacak. EGİAD Melekleri İcra Kurulu Başkanı Arda Yılmaz, yatırımın stratejik önemine dikkat çekerek, "Skymod’un vizyonu global ölçekte rekabet edebilecek bir yapay zeka markası oluşturmak. Bu yatırım, İzmir’den dünyaya açılabilecek güçlü bir hikayenin başlangıcıdır" dedi. Skymod CEO’su Oltan Dere, yatırımı "ekibin vizyonuna olan inancın göstergesi" olarak nitelendirirken, "Türkiye’de yerli ve güvenli yapay zekâ çözümleri üretme misyonumuzla global pazarlarda büyümemizi hızlandıracağız" ifadelerini kullandı. Kurucu ortak Gizem Argunşah ise "EGİAD Melekleri’nin desteği yalnızca finansal değil, stratejik bir ortaklık anlamına geliyor. SkyStudio platformumuzu geliştirerek Türkiye’den çıkan bir teknoloji lideri olma hedefimize hızla ilerleyeceğiz" dedi. EGİAD Melekleri, yatırımın yanı sıra mentorluk, stratejik yönlendirme ve geniş iş ağı desteğiyle Ege Bölgesi’nin inovasyon ekosistemine katkı sunmayı sürdürecek. Skymod’un Gelecek Hedefleri Yatırım turuna ilişkin konuşan Skymod Teknoloji Kurucu Ortağı ve CEO’su Oltan Dere, "Bu yatırım, ekibimizin vizyonuna ve geliştirdiğimiz patentlenebilir eşsiz teknolojiye olan inancın somut bir göstergesidir. Türkiye’de yapay zeka alanında yerli, güvenli, yüksek doğrulukla çalışabilen ve sektörlerin problemlerine özelleştirilmiş çözümler sunma misyonumuzu sürdürürken, elde ettiğimiz bu ivme ile global pazarlarda da büyümemizi hızlandıracağız. Yakın gelecekte, başta SkyStudio platformumuz olmak üzere, kurumsal firmalara özel çözümlerimizi yeni yeteneklerle zenginleştirerek pazar liderliğine yürüyebileceğimize dair inancımız tamdır." dedi. Skymod Kurucu Ortağı Gizem Argunşah ise alınan yatırımın şirket için büyük bir motivasyon olduğunu belirterek şunları söyledi: "EGİAD Melekleri’nin desteği, bizim için yalnızca finansal değil, aynı zamanda stratejik bir ortaklık anlamına geliyor. SkyStudio platformumuzu daha da geliştirecek, yapay zekâ çözümlerimizi farklı sektörlerde yaygınlaştıracak ve Türkiye’den çıkan bir teknoloji lideri olma hedefimize hızla ilerleyeceğiz." Bölgesel Ekosisteme Katkı EGİAD Melekleri, finansal yatırımın yanı sıra girişimcilere mentorluk, stratejik yönlendirme ve geniş iş ağı desteği sunuyor. Skymod yatırımı da bu yaklaşımın somut bir yansıması oldu. Bu süreç, Ege Bölgesi’nin inovasyon ve teknoloji ekosisteminin güçlenmesine katkı sağlayarak yeni girişimlerin önünü açacak bir gelişme olarak görülüyor.
Gaziantep’te kadınların ’acı’ mesaisi
08 Ekim 2025 Çarşamba - 09:46 Gaziantep’te kadınların ’acı’ mesaisi Gaziantep’te kırmızı biber hasadının ardından başlayan kış hazırlıkları kapsamında salça üretimi yapan kadınların ’acı’ mesaisi devam ediyor. Salçalık biberler, meşakkatli bir sürecin ardından kadınların elinde salçaya dönüştürülüyor, lezzeti ve kalitesiyle Türkiye’nin dört bir yanına gönderiliyor. Gaziantep mutfağının vazgeçilmez lezzetlerinden olan salça yapımıyla kadınlar ev ekonomisine katkı sağlamanın yanı sıra geleneksel mirası da devam ettiriyor. Sonbaharın gelmesiyle birlikte evlerin yanı sıra işletmelerde de kışlık salça hazırlıkları hız kazandı. Kadınlar, acı ve tatlı biber çekimi yapan işletmelerde çalışarak biberden kazandıkları parayla da aile bütçelerine katkıda bulunuyor. Salçalık biberler, meşakkatli bir sürecin ardından kadınların elinde salçaya dönüştürülüyor Tarlalardan toplandıktan sonra çuvallara doldurulan salçalık biberler, meşakkatli bir sürecin ardından kadınların elinde salçaya dönüştürülüyor. Biber çekim işletmelerinde imece usulüyle çalışan kadınlar, yıkayıp çekirdeklerinden ayırdıkları biberleri çekim makinesine gönderiyor. Makinelerde çekilen acı ve tatlı biberler, ayrı olacak şekilde daha sonra 25 kilogramlık bidonlara konuluyor. Evlere götürülen ve tuzlanarak kuruması için güneş gören açık alanlara serilen salça bir hafta boyunca güneşin altında bekletiliyor. Gün içerisinde sık sık kontrol edilerek karıştırılan salça, suyunu iyice çekmesinin ardından tuz konularak tüketime hazır hale geliyor. Kadınların bin bir emek ve zahmetle hazırladığı salça daha sonra sofralardaki yerini alıyor. Aile bütçelerine katkıda bulunmak için özenle çalışıyor, günde 30 ton biberi salçaya dönüştürüyorlar Maharetli kadınlar, kilolarca acı ve tatlı biberleri salça haline getirmek için sabahın erken saatlerinde bir araya geliyor. İşletmelerde özenle çalışan kadınlar, zahmetli olsa da aile bütçelerine katkıda bulunmanın yanı sıra kış hazırlıkları için mesai yapıyor. Kadınlar, çeşitli yemeklerde kullanılmak üzere hazır hale getirilen biberleri salçaya dönüştürmek için akşam saatlerine kadar çalışıyor. Ev ekonomisine katkıda bulunmak için çalışan kadınlar, günde 30 ton biberi salçaya dönüştürüyor. Üretilen biber salçası, lezzeti ve kalitesiyle Türkiye’nin dört bir yanına gönderiliyor Acı ve zor olsa da bu işi yapmak zorunda olduklarını belirten kadınlar, imece usulüyle yaptıkları salçayı hazırlamak için büyük emek verdiklerini dile getirdiler. Gaziantep’te üretilen biber salçasının lezzeti ve kalitesiyle Türkiye’nin dört bir yanına gönderildiğini dile getiren kadınlar, uzun ve zahmetli bir sürecin ardından biberleri salçaya dönüştürerek evlerine ekmek parası götürmenin mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. "Kadınlar olarak para kazandığımız için çok mutluyuz" Biber hasadı ile birlikte başlayan salça sezonu boyunca aile ekonomisine katkıda bulunmak için çalıştıklarını belirten kadınlardan Birgül Yağmur, "Sabah saat 08.00’de evden geliyoruz, akşam saat 22.00’a kadar çalışıyoruz. Gün boyu hijyenik ortamda biber temizliyoruz ve çekilen biberler salça oluyor. Kadınlar olarak para kazandığımız için çok mutluyuz. Çalışmak ve insanın emek vererek para kazanması çok güzel. Acıdan ve alnının akıyla para kazanmak daha güzel ve bizi daha mutlu ediyor. Biber temizlerken acıdan dolayı zorlanıyoruz ama ekmek parası için çalışmak zorundayız. Burada çalışarak aile bütçemize katkıda bulunuyoruz" dedi. "Aileme yardımcı olmak için çalışıyorum, acı biber temizlerken acısı nedeniyle zorlanıyorum" Ailesine destek olmak için çalışan üniversite öğrencisi Selime Demir de ekimden hasada, biberin salça haline gelmesine kadar her aşamasında kadınların büyük emeğinin bulunduğuna dikkat çekerek, "Aileme yardımcı olmak için çalışıyorum. Tatlı ve acı biber çekimi yapıyoruz. Biberleri temizliyoruz. Tatlı biber temizlerken pek fazla sorun olmuyor ama acı biber temizlerken acısı nedeniyle zorlanıyoruz. Aşırı derecede öksürüyoruz. Burada ablalarımız ve teyzelerimiz çalışıyor. Ekmeğimizi adeta acıdan çıkarıyoruz" diye konuştu. "Kadınlar biber temizlemede daha iyi ve tecrübeli oldukları için kadın çalıştırıyoruz" İşletme sahibi Celal Yazgan da, "17 bayan çalışanımız var. Her makinenin başında 8 kadın var. Kadınlar burada biber temizliyor, ayıklama yapıyor. Biber çekiminde özellikle kadın eleman çalıştırıyoruz. Çünkü kadınlar tesisleşme olmadan önce geleneksel yöntemlerde mahallede bir araya gelir, biberleri salça yaparlardı. Kadınlar biber temizlemede de daha iyi ve tecrübeli oldukları için biz de kadın çalıştırıyoruz" şeklinde konuştu.