- 24 Mayıs 2022 Salı 10:22

Kemal Sunal’ın oynadığı ’Atla Gel Şaban’ filmi Elazığ’da gerçek oldu: Minibüse binmeden yazamıyor

A
A
A
Kemal Sunal’ın oynadığı ’Atla Gel Şaban’ filmi Elazığ’da gerçek oldu: Minibüse binmeden yazamıyor

Elazığ’da yaşayan daha önce de lösemi hastalığına yakalandığı zamanlarda hastane ranzalarında kitap yazan Ramazan Öner, şimdiler de ise her gün işe gittiği minibüste yeni kitabını yazıyor.

Elazığ’da yaşayan daha önce de lösemi hastalığına yakalandığı zamanlarda hastane ranzalarında kitap yazan Ramazan Öner, şimdiler de ise her gün işe gittiği minibüste yeni kitabını yazıyor. Öner’in sadece minibüste kitap yazdığını görenler, 3 Temmuz 2000’de hayatını kaybeden ünlü sanatçı Kemal Sunal’ın başrolünü oynadığı, 1984 yapımı ’Atla Gel Şaban’ filmini hatırlıyor.


Elazığ’da yaşayan 36 yaşındaki Ramazan Öner, yaklaşık 5 yıldır minibüs koltuklarında kitap yazıyor. Daha önce de 12 yaşında yakalandığı lösemiyle 10 yıl boyunca mücadele eden ve o süreçte aklından geçenleri defterlere yazarak bir kitap çıkaran Öner, şimdilerde ise işe gidiş ve gelişlerinde minibüs koltuklarında roman yazıyor. Herkesin dikkatini çeken yazar iş yoğunluğundan dolayı başka yerde yazamazken, en kısa sürede yazdığı kitabı okurlarıyla buluşturacağını belirtti. Öner’in sadece minibüste kitap yazması, 3 Temmuz 2000’de hayatını kaybeden ünlü sanatçı Kemal Sunal’ın başrolünü oynadığı, 1984 yapımı ’Atla Gel Şaban’ filmini hatırlattı.



"İlhamımı minibüs koltuklarından alıyorum"


İlkokuldan beri kitap yazma hevesinin olduğunu ifade eden 36 yaşındaki Ramazan Öner, “Çocukluktan beri bütün sıkıntılarımı, dertlerimi bazen de mutluluklarımı kalemle kağıda döküyorum. Yazmanın en güzel yönü zaten bu, herhangi kötü bir alışkanlığım yok, iyi bir alışkanlığım var o da yazmak. Şu anda üçüncü kitabımı ’Büyük Deprem Kaybolan Umutlar’ adlı kitabımı minibüs koltuklarında yazmaya devam ediyorum. Önceden bir zorunluluktu çünkü özel sektörde çalıştığım için sabah 09.00 akşam 21.00 saatleri arasında işe gidiyorum. Roman yazmaya vaktim olmuyor bu anlamda minibüs koltuklarında kitabımı bitirmeye ve yazmaya çalışıyorum. Şimdi bir zorunluluktan ziyade alışkanlık oldu diyebilirim. İlhamımı minibüs koltuklarında alıyorum cümlesi benim en özetleyici cümlem olacaktır. İlk kitabım ’Merhaba Yaşamak’ adlı kitabımı kanser hastası iken hastane ranzasında yazmıştım. Daha sonra çıkardığım ’Kayıp İlanı’ adlı polisiye romanımı yine minibüs koltuklarında yazdığım bir kitabım. ’Büyük Deprem Kaybolan Umutlar’ adlı romanım bildiğiniz gibi Elazığ depremi ile ilgili yazdığım bir kitaptır" dedi.



"En dramatik sahnelerim ayakta kalınca oluyor"


Herkesin dikkatini çektiğini belirten yazar Öner, “Bu kitabımı da yine minibüs koltuğunda bitirmeye çalışıyorum çok yakın zaman da raflarda olacak. Bazen sıkışıyorum, kitap hava da kalıyor o şekilde yazmaya çalışıyorum oturduğum o daracık koltukta. Bazen koltuklar dolu oluyor ayakta kalıyorum, ayakta bir şekilde yazmaya çalışıyorum, çok zor şartlar altında hatta düşecek gibi oluyorum. İnsanlar farklı bakıyor bu acaba ne yazıyor neleri kaleme alıyor diye. Tabi herkes roman yazdığımı bilmiyor o ayakta ve oturarak karaladığım o ajandaya ne yazdığımı görmedikleri için ajandanın içeriğini roman olduğunu bilmiyorlar. Herkesin dikkatini çekiyor bu durum. En dramatik sahnem ayakta kaldığım sahneler oluyor genelde. İşe gelirken motive olmamız gerekiyor, sonuçta satış personeliyim tam romanın en heyecanlı bölümünde dolmuştan inmek zorunda kalıyorum akşama kadar kaldığım yer aklımda müşteriye ürünü anlatırken bile o sahneyi hep yaşıyorum çünkü çok heyecanlı. Roman yazmak roman okuyormuşsun gibi heyecanlandığın bir duygu mesela o kadar hareketli ve heyecanlı bir sahnede bırakıyorsun ki akşama kadar onun etkisinde kalıyorsun. Bir an önce dolmuşa binip eve gitmek kitabımın devamını getirmek istiyorum. Akşam eve gittiğimiz zaman da aynısı oluyor mesela tam böyle romanın en heyecanlı bölümünde inmek zorunda kalıyorsun. Eve gidiyorsun çocuklarınız size sarılıyor baba, yemekler geliyor ev sohbetleri derken sen o an dalgısın çünkü kitabında kaldığın yerin tam o noktasında o heyecanı ve duyguyu yaşıyorsun, belki de o an en kaz altındayım o duyguları anlatmaya çalıştığım için ve belki de yardım çığlıkların da bulunuyorum iç sesim olarak ama bunları çocuklarıma yansıtamıyorum dalgın oluyorum. Çocuklar benimle oynamak istiyor ama bazen oynayamıyorum çünkü psikolojim farklı bir noktada olduğu için çocukların iletişimine iletişimle cevap veremiyorum bu da farklı bir duygu benim için" diye konuştu.


Minibüs durağı çalışanlarından Nurettin Ataş, “Sürekli görüyoruz, zaten minibüs ile gidip geliyor. Burada gelip bekliyor arabanın gelmesini sonra diğer yolcularla biniyor. Daha sonra ise başlıyor artık yazmaya nasıl bir ilham geliyorsa artık ona da minibüste ilham geliyor. Bence güzel ve değişik bir ortam. Kemal Sunal’ın bir filmi vardı oyun oynarken arabada ilham geliyordu, demek ki bu abinin de böyle bir ilhamı vardır. Belki arabada daha farklı bir ortam da olduğu için ona göre yazıyor" şeklinde konuştu.


Öner’in sadece minibüste kitap yazdığını görenler, 3 Temmuz 2000’de hayatını kaybeden ünlü sanatçı Kemal Sunal’ın başrolünü oynadığı, 1984 yapımı ’Atla Gel Şaban’ filmini hatırlıyor. Filmde Niyazi karakterindeki Kemal Sunal, minibüste aynı yolcularla yolculuk yaparken ilham alıyor ve oynadığı oyunu tutturuyordu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Didim’de cenazelerin hastane morgunda karıştığı iddiası Aydın’ın Didim ilçesinde aynı gün hayatını kaybeden Alman ve Türk vatandaşların cenazeleri iddiaya göre, hastane morgunda karıştı. Alman ailenin fark etmesiyle olay gün yüzüne çıkarken savcılık tarafından soruşturma başlatıldığı öğrenildi. Edinilen bilgiye göre, olay, 31 Aralık 2025 Çarşamba günü meydana geldi. Didim Devlet Hastanesi’nde aynı gün kalp krizi sonucu yaşamını yitiren Alman vatandaşı Derahaea Mana Heffmann (81) ile Türk vatandaşı Fikriye Tuna’nın (76) cenazeleri morga kaldırıldı. Ancak iddiaya göre, burada cenazeler karıştı. İlk olarak Fikriye Tuna’nın yakınları hastaneye gelerek cenazeyi teslim aldı. Gerekli işlemlerin tamamlanmasının ardından Tuna’nın cenazesi mezarlığa götürülerek toprağa verildi. Bir süre sonra Alman vatandaşı Derahaea Mana Heffmann’ın ailesi cenazeyi almak üzere hastaneye başvurdu. Morgda bulunan cenazenin kendilerine ait olmadığını fark eden aile, durumu hastane yetkililerine bildirdi. Yapılan incelemede cenazelerin karıştığı kesinleşti. Bunun üzerine Alman aile hastane yönetimi hakkında şikayetçi oldu. Olayın ortaya çıkmasının ardından hastane yetkilileri Türk aileyle irtibata geçti. Yanlış cenazenin defnedildiği bilgisi verilerek mezarın yeniden açılması gerektiği ifade edildi. Fikriye Tuna’nın ailesinin onayıyla mezar açıldı, cenazeler doğru ailelere teslim edildi. Yaşanan olayın ardından Didim Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığı öğrenildi.
Kayseri Büyükşehir kütüphaneleri 2025 yılında 2 milyon ziyaretçiyi ağırladı Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin kütüphanelerinde, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın okuyan ve okutan şehir Kayseri vizyonu ile bugüne kadar milyonlarca ziyaretçi sayısına ulaşılırken, 2025 yılında ise kütüphaneler 2 milyona yakın kitapseveri misafir etti. Hayata geçirdiği proje ve gerçekleştirdiği uygulamalarla Kayseri’yi öğrenci dostu şehir haline getiren Başkan Büyükkılıç yönetimindeki Kayseri Büyükşehir Belediyesi; eğitime yönelik ücretsiz olan çeşitli kursları ile diğer taraftan eğitim öğretime dair destekleri ile kentteki gençler ve öğrenciler başta olmak üzere tüm vatandaşlara katkısını sürdürüyor. Büyükşehir’in 15 kütüphanesi ile gençlerin, vatandaşların donanımlı olmasına katkı sağladığı kentte, Büyükşehir’in kütüphanelerinden 2025 yılında toplam 346 bin 215 kitap ödünç alınırken, toplam üye sayısı ise 378 bin 649 oldu. Büyükşehir Belediyesi’ne ait kütüphanelerde toplam basılı kitap sayısı 214 bin 893 olurken, toplam kişi kapasitesi ise 6 bin 450 kişi şeklinde oldu. 2 milyona yakın ziyaretçi Kayseri Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki kütüphanelere gerçekleşen 2025 yılındaki ziyaretçi miktarı ise toplam 1 milyon 893 bin 821 oldu. 2025 yılında Mevlana Kütüphanesi hizmete başlarken, Altınoluk Kütüphanesi ise açılışa gün sayıyor. Kütüphanelerde, 2020-2025 yılları arasındaki toplam ziyaretçi sayısı ise 10 milyon 534 bin 233’e ulaşırken, söz konusu süreçte ise Kayseri’ye 10 kütüphane kazandırıldı. Büyükşehirde, Bebek Kütüphanesi Projesi’nin hayata geçirilmesi ile çocuk kütüphanelerinin sayısının arttırılması da planlanıyor. Büyükşehir Belediyesi kütüphanelerinde, ücretsiz internet ve bilgisayar hizmeti veren bilgisayar odaları, üye olan herkese ücretsiz fotokopi, şubelerinde sabah ve öğle saatlerinde öğrencilere ücretsiz çay, çorba hizmeti ve diğer tüm imkânlar sağlanıyor. Kütüphanelerde ayrıca; üyelik kartı sistemi, öğrencilerin kontrolünü ve güvenliğini sağlayabilmek için turnikeli geçiş sistemi, emanet dolapları, tv izleme üniteleri, sesli çalışma alanları, satranç köşesi, öğrencilerin yiyecek ve içecek ihtiyacını karşılamak için otomatlar bulunuyor.