KÜLTÜR SANAT - 21 Kasım 2025 Cuma 14:31

Elazığ Valisi Hatipoğlu: "2025’te arkeolojik çalışmalara 20 milyon TL kaynak aktardık"

A
A
A
Elazığ Valisi Hatipoğlu: "2025’te arkeolojik çalışmalara 20 milyon TL kaynak aktardık"

Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu, Harput Kalesi, Palu Kalesi, Tadım Kalesi ve Salkaya köyünde sürdürülen arkeolojik kazılar için bu yıl toplam 20 milyon TL kaynak aktardıklarını açıkladı. Vali Hatipoğlu, kültürel mirasın ortaya çıkarılması ve turizmin geliştirilmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü belirtti.


Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu, Harput Kalesi’nde sürdürülen kazı ve restorasyon çalışmalarını yerinde inceledi. Vali Hatipoğlu, Fetih Mescidi’nin ihyası için başlatılan projenin Anıtlar Kurulu tarafından onaylandığını ve uygulama sürecine geçildiğini belirtti. Harput Kalesi’nin Elazığ’ın en önemli kültürel miraslarından biri olduğunu vurgulayan Hatipoğlu, burada yürütülen kazıları yakından takip ettiklerini ve Harput’un tarihi dokusunu yeniden canlandırmayı amaçladıklarını ifade etti. Harput’un tarihi kimliğini güçlendirmek amacıyla kale çevresinde bir mahalle dokusu oluşturmak, turizmi geliştirmek ve ziyaretçilere daha nitelikli bir alan sunmak için çalışmaların sürdüğünü ifade eden Vali Hatipoğlu, "Şu anda Harput Kalesi’nde kazılar sonucunda ortaya çıkarılan ve ’Fetih Mescidi’ olarak isimlendirdiğimiz Kale Mescidi’ndeyiz. Burayla ilgili olarak Elazığ’da göreve başladıktan sonra talimatını verdiğimiz bir çalışma vardı: Mescidin ihya edilmesi ve aslına uygun şekilde yeniden hayata geçirilmesi. Bu kapsamda hazırladığımız proje Anıtlar Kurulu tarafından onaylandı ve şu an itibarıyla uygulama sürecine geçmiş bulunmaktayız. Harput Kalesi, bizim tarihi ve kültürel mirasımızın en önemli yerlerinden biridir. Özellikle kalede gerçekleşen kazıları yakından takip ediyoruz. Belediyemizle birlikte alan yönetimi çalışmaları ve Harput mimarisine özgü koruma amaçlı imar planı çalışmaları da devam ediyor. Kalenin aslına uygun şekilde ziyaretçilere açılması büyük önem taşıyor" dedi.


2025 yılı içinde Harput Kalesi, Palu Kalesi, Tadım Kalesi ve Salkaya köyünde devam eden arkeolojik kazılar için işçi desteği ve diğer giderler dahil olmak üzere toplam 20 milyon TL kaynak aktardıklarını belirten Hatipoğlu, "Yeni ortaya çıkan çeşitli tandırlar ve sanayi ile döküm faaliyetlerine ilişkin buluntular mevcut. Burada turizme yönelik çalışmalar yaparak ziyaretçilerin çok daha memnun ayrılmasını hedefliyoruz. Bu doğrultuda gayretlerimiz devam edecek. Fetih Mescidi’ni ihya etmek bizim için önemli hedeflerden biriydi. Burada bir mahalle ortaya çıkarmak, Harput’un tarihi dokusunu yeniden canlandırmak istiyoruz. İl Özel İdaresi olarak buranın ihalesini gerçekleştirdik, çalışmalar başladı ve şu an yüzde 5 seviyesinde ilerleme sağlandı. Harput Kalesi, Palu Kalesi, Tadım Kalesi ve Salkaya köyünde devam eden arkeolojik çalışmalara işçi desteği ve diğer destekler dâhil olmak üzere 2025 yılı içinde yaklaşık 20 milyon liralık kaynak aktardık. Elazığ’ın turizm açısından ve tarihi mirasımızın gün yüzüne çıkarılması noktasında aynı kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Kültür ve Turizm Bakanlığımız ile Cumhurbaşkanımızın himayelerinde yürütülen kazıları daha da ileri noktalara taşıyacağız" şeklinde konuştu.



Elazığ Valisi Hatipoğlu: "2025’te arkeolojik çalışmalara 20 milyon TL kaynak aktardık"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde aileler eğitim seminerleri ile bilgilendiriliyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde ailelere yönelik olarak DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) konulu eğitim semineri gerçekleştirildi. Selçuklu Belediyesi, eğitim alanında yürütülen çalışmalar kapsamında, bünyesinde bulundurduğu Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde, 4-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimine katkı sunmak amacıyla velilere yönelik milli ve manevi değerler temelli eğitimler düzenleniyor. Velilerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları konusunda büyük destek olan ve gelişim süreçlerine dair farkındalık oluşturan eğitimlerin son oturumunda "DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)" konusu ele alındı. Alanında uzman Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Ayşe Söğüt’ün katkılarıyla gerçekleştirilen seminerde velilere kapsamlı bilgiler aktarıldı. Söğüt, DEHB’nin özellikle 3-6 yaş aralığı çocuklarda ortaya çıktığını belirterek, çocukların dikkatini toplamakta zorlandığı, çok hareketli olabildiği ve bazen düşünmeden hareket ettiği bir durum olduğunu aktararak, ailelere tavsiyelerde bulundu. Bu durum ile karşı karşıya kalan velilerin sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemeleri, net kurallar ve düzenli rutinler oluşturmaları, çocuklarının güçlü yönlerini desteklemeleri ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmalarının önemine değinen Söğüt, ayrıca okul-aile iş birliğinin çocuğun gelişim sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Psikolog Ayşe Söğüt, "Ayrılık Kaygısı ve Okula Dönüş", "Oyun Terapisi Nedir, Ne Değildir?", "Gelişim Dönemleri ve Mizaç" ile "Sınır Koyma" gibi önemli başlıkları dönem boyunca velilere aktardı.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi. Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu. " Tetkikler tek başına belirleyici değildir" Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı. "Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir" Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi. "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez" Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu. "Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik" Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.