ASAYİŞ - 13 Eylül 2025 Cumartesi 15:04

Elazığ’daki yasak ilişki cinayetinde kadının ifadeleri ortaya çıktı:

A
A
A
Elazığ’daki yasak ilişki cinayetinde kadının ifadeleri ortaya çıktı:

Elazığ’da evinde eşini bir başka şahısla gören başkomiser, tabancasıyla şahsı vurarak öldürmüştü. Olayın ardından eşi F.K.’nın ifadeleri ortaya çıktı.


Olay, 05.09.2025 tarihinde Çaydaçıra Mahallesi’nde bulunan bir sitede meydana geldi. Edilen bilgiye göre Başkomiser M.K. öğle vakti evine geldi. İçeri giren M.K., içeride Orhan Ö. (44) ile karşılaştı. Bunun üzerine çıkan kavga sonucunda, başkomiser belinden çıkardığı silahla defalarca ateş etti. Orhan Ö. olay yerinde hayatını kaybetti. Haber verilmesi üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olay yerinde hayatını kaybeden şahsın cansız bedeni, otopsi yapılmak üzere Fırat Üniversitesi Hastanesi morguna kaldırıldı. Gözaltına alınan ve nöbetçi mahkemeye sevk edildin başkomiser ilk başta adli kontrol kararı ile serbest bırakıldı fakat ardından savcılığın itirazı üzerine tutuklanarak cezaevine gönderildi.



Olayın ardından başkomiserin eşi F.K.’nin ifadeleri ortaya çıktı


F.K. ifadesinde, "Cep telefonu benim adıma kayıtlıdır ve yaklaşık olarak 10 yıldır kullanmaktayım. Başkaca adıma kayıtlı herhangi bir telefon numarası yoktur. M.K. benim resmi nikahlı eşim olur. Yaklaşık 5 yıldır evliyiz ve bu evlilikten 3,5 yaşında bir tane çocuğumuz bulunmaktadır. Eşim M. K. Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü’nde Başkomiser olarak görev yapmaktadır. Eşimle aramızda şubat ayından ailevi sorunlardan kaynaklanan bir anlaşmazlık vardı. Ben bu süreçte ‘ferida kahrol’ kullanıcı adı ile Twiter hesabı üzerinden bu platformda bir şahıs ile tanıştım. Bu kullanıcı hesabı bana aittir. Tanıştığım şahsın Twiter kullanıcı adı ‘serdar Gökhan’ dır. Benden sormuş olduğunuz bu şahısla alakalı eşimle problemli olduğumuz dönemde şahısla aramızda duygusal bir bağ oluştu. Ancak bu şahısla sadece 1 defa temmuz ayında Elazığ Kentköy parkında yüz yüze görüştüm. Kendisi görüştüğümüz bu süre zarfı içerisinde bana ismini Serdar Gökhan Öztürk olarak söyledi. Bekar ve askeri personel olduğunu, Tunceli’de görev yaptığını söyledi. Bu şahısla konuşmalarınız hep Twiter isimli sosyal medya aracılığı ile oldu. Kendisinin bende numarası kesinlikle yoktur. Eşimle aram düzeldi. Bu süreçten sonra bu şahısla konuşmadım" dedi.



"Aramızda ki ilişkiyi bitirmek üzere ikamete aldım"


F.K., "04.09.2025 günü bana Twiter hesabı üzerinden ’Elazığ iline geleceğim, cezaevinden yeni çıktım’ şeklinde mesaj atmış. Ben bu mesajı sabah saat:07.30 sıralarında gördüm. Ben bu mesaja karşılık neden geliyorsun diye cevap yazdım. Daha sonra ben Twiter üzerinden sesli arama yaparak bu şahısla konuştum. Bu şahsa ben mutluyum görüşmeyelim şeklinde konuştum. Şahıs bana ‘Evin oraya gelirim, konuşmamız lazım’ dedi. Ben de dışarıda görüşmemizin riskli olacağını söyledim ve evde görüşelim dedim. Bu şahsa ben temmuz ayında evimin konumu göndermiştim. Oradan evimin adresini biliyor. Bu şahısla görüşmemin amacım bu işin olmayacağını ve aramızdaki görüşmeyi sonlandırmamız gerektiğini yüz yüze söylemekti. Ben oğlum Göktuğ’u kreşe bırakmak için saat 08.30 sıralarında ikametten çıktım. Ben evden çıkarken eşim M. evdeydi. Oğlumu kreşe 60 BH 717 plakalı aracım ile bıraktım. Oğlumu bıraktıktan sonra yine araç ile ikametime geldim. Eşim işe gitmişti. Bir süre tam saatini hatırlamamakla birlikte ismini Serdar olarak bildiğim şahıs bana Twiter üzerinden ‘Geldim, binanın önündeyim’ şeklinde mesaj attı. Ben de bunun üzerine ikamet kapısını açtım. Serdar bina kapısından içeri girerek ikamet kapısına geldi, kapıda ben kendisini karşıladım. Aramızdaki ilişkiyi bitirmek üzere konuşmak için Serdarı ikamete aldım. Evin mutfak bölümüne oturduk" diye konuştu.



"Mutfaktan ekmek bıçağını aldı"


Eşinin telefonla 2 veya 3 defa aradığını ancak telefonu görmediği için cevap veremediğini aktaran F.K., "Eşim genellikle beni çocuğun kreşte çekmiş olduğum videoları atmam için arar. Video atmadığın için muhtemelen merak ettiği için defalarca aramış. Benle Serdar arasında konuşma devam ettiği esnada ikamet kapısı çaldı. Kapıyı arkadan kilitlemiştim. Kapı dürbününden baktığımda eşimin kapıda olduğunu görünce bunu Serdara söyledim. Serdar bunun üzerine ‘Bana kumpas mı kurdunuz, ikinizi de gebertirim’ dedi. Zil sesi kısa bir süre sustu. Serdar mutfaktan ekmek bıçağını aldı. Serdar bıçağı alınca ben hole çıktım. Holde banyonun yanında bulunduğum esnada Serdar kafası ile bana vurdu. Benim kafam bu anda kanadı. Daha sonra Serdar bana bir tekme attı. Ben bu şahsa sakin ol, eşim gelirse ben onu bir bahane ile balkon kısmına alırım ben de o arada kaçarsın dedim" şeklinde konuştu.



"Şahsın kanlar içinde yere yığıldığını gördüm"


F.K. ifadesinin devamında, "Bu sırada zil yine çaldı. Kapının çalması üzerine Serdar girişe sol tarafta ikametimizin arka kısmında bulunan giyinme odasına gitti. Burada kapının arkasına saklandı. Elinde o anda bıçak vardı. Ben ikamet kapısını açtım. Eşim M.K. bana kapıyı neden açmıyorsun, telefonuna neden cevap vermiyorsun, yüzüne ne oldu şeklinde sorular sordu. Ben de eşime kafamı kapıya çarptığımı endişelenecek bir şey olmadığını söyledim. Daha sonra eşime sen balkona geç ben sana bir kahve yapıp getireyim beraber kahve içelim dedim. Ben kahve yaparken eşim de mutfakta oturuyordu. Kendisi ile çocuğumuzla ilgili konuşuyorduk. Bu konuşmamız yaklaşık 15 dakika sürdü. Ben mutfakta iken eşim mutfaktan çıktı. Bu giyinme odasının kapısı neden kapalı diye sordu. Bunun üzerine ben de eşim M.’nin arkasından gittim. Eşim giyinme odasının kapısını açınca Serdarı gördü. Ben eşime yanlış anlama aramızda bir şey yok, sadece konuşmak için çağırdım dedim. Serdar ve eşim arasında tartışma başladı. Hemen ardından Serdar, eşim M.K. doğru bıçak ile hamle yaptı. Bun gördüm. Eşim bir yandan da uzakta dur sen gelme şeklinde telkinlerde bulunuyordu. Eşim ve Serdar arasında bir arbede yaşandı. Ben bu sırada olduğum yere çöktüm ve ağlamaya başladım. Daha sonra 2 veya 3 el silah sesi duydum. Serdar isimli şahsın kanlar içinde yere yığıldığını gördüm. Eşim bana 112 ’yi arayarak bilgi vereceğini söyledi. Ben bu sebeple 112’yi aramadım. Ben korkudan bu şahsın bulunduğu odaya hiç girmedim. Bir müddet sonra olay yerine polis ekipleri ve 112 ekipleri geldi. Aradan ne kadar süre geçti hatırlamıyorum, olayın şoku içerisindeydim. Benden sormuş olduğunuz Orhan Ö. isimli şahsı tanımam. İkametime gelen şahsı Serdar Gökhan Öztürk olarak biliyorum" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Van’da bahar hareketliliği: Fide satışları başladı Van’da hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte tarım ve bahçecilik sezonu açılırken, fide ve sebze tohumu satışlarında ise yoğunluk yaşanmaya başladı. Van ve çevresinde bahar aylarının gelmesi ve hava sıcaklıklarının mevsim normallerine dönmesi üzerine vatandaşlar ekim dikim işlerine hız verdi. Kırsal kesimde yaşayan köylüler arazileri ve bahçeleri için fide temin ederken, şehir merkezinde ikamet eden vatandaşlar ise evlerinin bahçeleri ile balkonlarındaki saksılarda yetiştirmek üzere fide satıcılarına yöneldi. Piyasadaki fide fiyatları türüne göre 10 ile 30 TL arasında alıcı buluyor. Satış noktalarında en çok ilgiyi ise domates, biber, salatalık, soğan, patlıcan ve çilek fideleri görüyor. Üreticiler ve satıcılar, havaların daha da ısınmasıyla birlikte talebin artarak devam etmesini beklediklerini ifade etti. "101 çeşit ürünle sezona başladık" Fide satışı yapan esnaf İsmail Çınar, havaların ısınmasıyla birlikte sezonu açtıklarını belirtti. Vatandaşın kendi ürettikleri yerli tohumlara rağbet gösterdiğini ifade eden Çınar, "Normalde sezonumuz 10 Nisan’da başlıyor ve 15-20 Haziran gibi sona eriyor. Havaların ısınmasıyla birlikte ’hayırlı olsun’ diyerek başladık. Yaklaşık 1,5-2 ay süren bir sezonumuz var. Fidelerimiz Antalya, Mersin ve Baykan’dan geliyor; ancak kendi seçtiğimiz tohumlardan Van’da ürettiğimiz fidelerimiz de mevcut. Domates, biber ve salatalık en çok tercih edilenler arasında. Yeşilliklerden meyveye kadar hemen hemen 101 çeşit ekilecek ürünümüz bulunuyor" dedi. Tohum seçiminde titiz davrandıklarını dile getiren Çınar, "Kendi seçtiğimiz tohumları kullandığımız için müşterilerimiz her sene sonuçtan çok memnun kalıyor, bu konuda şanslıyız. Fidelerimiz genelde apartman balkonlarındaki saksılara, ev bahçelerine dikiliyor" diye konuştu.
Antalya Kübra’yı hayattan koparanlar, sosyal medya hesabına girip yaşıyor süsü vermiş Burdur’da cinayete kurban giden 30 yaşındaki Kübra Yapıcı’nın vücut bütünlüğü bozulan cenazesi için Antalya Adli Tıp Kurumu Morgu’na gelen aileden DNA örneği alındı. Baba Yunus Yapıcı, ise olayla ilgili ilginç bir detay paylaştı. Tutuklanan zanlıların cinayet sonrası Kübra’nın sosyal medya hesabına giriş yapıp beğeni atarak kızlarının yaşadığı süsünü verdiğini söyleyen Baba Yapıcı, "Haberi aldığımız sabahın akşamında Instagram’ında giriş ve beğeni gördük. Biz ‘yaşıyor’ deyip sevindik. Oysa kendileri girmiş ve onlar atmış. Bunu yaptıysa hayatta dedik, sabahında ölüm haberini aldık" dedi.Antalya’da yaşayan ve 30 Nisan’dan beri haber alınamayan Kübra Yapıcı’nın (30) cesedi, ekipler tarafından yapılan çalışmalar neticesi dün gece yakılmış halde bulunmuştu. Yapılan incelemede Yapıcı’nın silahla öldürülerek gömüldüğü, ardından gömüldüğü yerden çıkarılarak yakıldığı ortaya çıkmıştı. İlyas Umut D. olayı itiraf ederken, gece saatlerinde yapılan operasyonla Ataberk S. de ekipler tarafından gözaltına alınmıştı. Bucak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada cinayette kullanılan silah Burdur’un Ağlasun ilçesinde, Yapıcı’nın cesedinin bir bölümü ise Antalya’nın Korkuteli ilçesindeki barajda bulundu.Zanlılar tutuklandıŞüpheli İlyas Umut D. ile Ataberk S., emniyetteki işlemlerin ardından bugün tutuklanma talebi ile adliyeye sevk edildi. 2 cinayet zanlısı şüpheli çıkarıldıkları mahkemece "kadına karşı kasten öldürme" suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.Anne ve baba DNA örneği verdiYapıcı ailesi, öğle saatlerinde kızlarının cenazesini alabilmek için Antalya Adli Tıp Kurumu’na geldi. Vücut bütünlüğü bozulan kızlarının kimlik tespiti için DNA örneği veren anne ve babanın son derece üzgün olduğu görüldü. Örneğin alınmasının ardından Kübra Yapıcı’nın babası ile annesi ifade için emniyete götürüldü. Adli tıp morgundaki işlemler sürerken baba Yunus Yapıcı, İHA kameralarına özel açıklamalarda bulundu."Bu işe en dahil olanlar her kimse en yüksek cezayı almasını istiyorum"Yüreğinin yandığını belirten Yapıcı, kadın ve çocuk cinayetlerine verilen cezaların artırılmasını talep etti. Yapıcı, "Bu tip canilerin ortada gezmemesi gerek. Kimsenin çocuğunun canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir daha gün yüzü görmemeli. En azından kadın ve çocuk katillerine idam çıkmasını istiyorum. Planlı yapılan bir cinayetin etkin pişmanlığı olmasın. Bu işe dahil olanlar her kimse en yüksek cezayı almasını istiyorum" dedi."Onlar öldürsünler diye mi, kızım geceleri üşümemesi için nöbet tuttum"Tüm Türkiye halkına ve yetkililere teşekkür eden baba Yapıcı, "Ben bakamıyorum haberlere ama anlatıyorlar. Türkiye halkına ve yetkililerimize desteklerinden dolayı teşekkür etmek istiyorum. Bundan sonra da unutturmayıp bu desteklerinin devamını istiyorum. Çünkü bu şekilde gitmez, gitmeyecek. Buna bir çözüm bulunması lazım. Bu acıyı yaşayan biliyor. Herkes empati yapsın ona göre karar verilsin. Ben onun çocukluğunda sabahlara kadar uyku uyumadım, nöbet tuttum. Üşümesin diye üstünü örtüp büyüttüm. Onun için mi büyüttüm. Bunu yaşayan bilir. Herkes kendi çocuğunu gözünün önüne alsın ve ona göre karar versin. Benim tek ricam, en ufak dahil olana bile en az ağırlaştırılmış müebbet verilsin" diye konuştu."Tabancayı koyduğu yeri neden işaretlemiş?"Olaydaki Suç aleti tabancanın saklandığı yerin işaretlenmiş olmasını da değerlendiren Yapıcı, "Silahın yerini niye belirlemiş gömdüğü yerde? Unutunca oradan çıkaracak ki işaret koymuş. Demek ki ikinciye bir daha niyetin var. Yazık herkes evladını bunlar için büyütmüyor. Bu insanın ciğerini parçalıyor. Ne yapacağımızı şaşırdık. Kafamız yerinden gitti. Bugün bana yarın sana. Buna hep birlikte dur dememiz lazım. Tüm Türkiye sağ olsun, hepsinden Allah razı olsun. Halk ile devlet el ele bunu bitirmeli.""İnstagram’ından beğeni yapmışlar, yaşıyor sandık"Baba yapıcı, cinayetin planlı bir şekilde işlendiğini ileri sürerek, "Haberi aldığımız sabahın akşamında İnstagram’ına giriş ve beğeni gördük. Biz ‘yaşıyor’ deyip sevindik. Oysa kendileri girmiş ve onlar atmış. Sosyal medya hesabına girdiyse hayatta dedik, sabahında ölüm haberini aldık. Çocuğumun telefonunun şifresini açmak için 60’ın üstünde deneme yapmışlar. Bir de diyorlar borcu var. Çocuk parasız değil ki sizden para alsın. Siz çocuğun IBAN’ını boşaltmak için bunu yaptınız. Parayı aldılar mı almadılar mı onu bilmiyorum ama uğraştıklarını ve yapamadıklarını duydum" ifadelerini kullandı."Kolunda 80 bin liralık saati vardı"Kızının geçen yıl 80 bin liraya saat aldığını ve bunun da ortada olmadığını da söyleyen Yapıcı, "Kolunda geçen sene 80 bin liraya aldığı saat vardı, o yok. Onu da almışlar demek ki. Çantası vardı o da yok, belki de içinde para vardı o yüzden onu da aldılar" dedi.Son olarak kızının çok yufka yürekli olduğunu dile getiren Yunus Yapıcı, "Markette bir çocuk görürdü ona bir şeyler alırdı. Yaşlı görse de aynısını yapardı. Ona bu layık değildi, bu ona yapılmazdı. Düşündükçe kendimden geçiyorum. Devletimizden ve tüm Türkiye’den adalet bekliyorum" diyerek sözlerini tamamladı.
İstanbul Kayınvalidesi tarafından öldürülen şahsın eşi ve kızı ile görüntülü konuştuğu anlar ortaya çıktı İstanbul Kağıthane’de boşanma aşamasındaki eşini silahla yaraladıktan sonra kayınvalidesi tarafından bıçakla öldürülen şahsın, eşi ve kızı ile cep telefonu üzerinden görüntülü olarak konuştuğu anların görüntüsü ortaya çıktı. Görüntülerde, ölen Rüzgar E.’nin, "Annene söyle aklını başına alsın. İki ay sonra o çocuk annesiz babasız kalacak. Psikolojimi kalır o çocukta. İki ay sonra o çocuğun annesi de olmayacak babası da olmayacak" dediği kaydedildi.Olay, dün saat 15.30 sıralarında Kağıthane Çeliktepe Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, hakkında uzaklaştırma kararı bulunduğu öğrenilen Rüzgar E. (33), boşanma aşamasındaki eşi Nurşin E.’nin (26) evine gelmiş ve taraflar arasında başlayan tartışma kısa sürede büyümüştü. Rüzgar E.’nin, yanındaki ruhsatsız tabancayla ateş etmesi sonucu eşi Nurşin E., yaralanmıştı.Kavganın büyümesi üzerine mutfaktan aldığı bıçakla damadına müdahale eden kayınvalide Delal A., Rüzgar E.’i göğsünden bıçaklamış ve ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan damat hayatını kaybetmişti.Öte yandan olay öncesi Rüzgar E’nin boşanma aşamasındaki eşi Nurşin E., ile cep telefonu üzerinden görüntülü konuştuğu anlar ortaya çıktı. Görüntülerde, eşi ve kızı ile konuşan Rüzgar E’nin "Annen sana kurban olsun annen göz yaşına kurban olsun. Annene söyle aklını başına alsın. İki ay sonra o çocuk annesiz babasız kalacak. Psikoloji mi kalır o çocukta? İki ay sonra o çocuğun annesi de olmayacak babası da olmayacak. Sence bu saatten sonra psikoloji önemlimi. Sence ben sözümden geri döner miyim. O çocuk yetimhanede büyüyecek diyorum sana" dediği görüldü.Ayrıca, Rüzgar E. eşine silah fotoğrafı attığı da öğrenildi.
Giresun Yöre halkı maden kirliliğine karşı ses yükseltti Giresun’un Doğankent ilçesinde faaliyet gösteren ve dereye atık su deşarj ettiği gerekçesiyle ceza kesilen maden işletmesine vatandaşlar tepki gösterdi. Doğankent ilçesine bağlı Çatalağaç köyü sınırlarında bakır, kurşun ve çinko madeni zenginleştirme faaliyeti yürüten Alagöz Madencilik Şirketi’ne yönelik tepkiler sürüyor. Çatalağaç Deresi’nde kirliliğe neden olduğu gerekçesiyle daha önce de iki kez ceza uygulanan işletmeye, son olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Giresun İl Müdürlüğü ekiplerince yapılan incelemelerin ardından 2 milyon 517 bin lira idari para cezası kesildi. Yapılan incelemelerde, işletmeye ait madenden çıkan atık suyun Çatalağaç Deresi’ne deşarj edildiğinin tespit edildiği bildirildi. Yaşanan çevre kirliliğine tepki gösteren vatandaşlar ise CHP’nin çağrısıyla Tirebolu ilçesine bağlı Sekü köyünde bir araya geldi. Bölge halkı, çevre tahribatı nedeniyle mağdur olduklarını belirterek, uygulanan para cezalarının yaşanan zararı ortadan kaldırmadığını ifade etti. Yöre halkından Esra Aydın, yaşam alanlarının büyük zarar gördüğünü belirterek, "Cennet memleketimiz cehenneme döndü. Suyumuz yok, yolumuz yok. Her yer heyelan. Kesilen cezalar bizim yaşam alanımızı geri vermiyor. Onlar cebini doldurup memleketine gidecek, çocuklarına ekmek götürecek ama biz çocuklarımıza ve torunlarımıza zehir bırakacağız. İleride çocuklarımız ‘Bu memlekette hiç mi kimse yoktu? Bu memleketi neden bu hale getirdiler?’ diye sormayacak mı? Maden atık suları bahçelerimizin içinden geçiyor. Kokudan kapıya çıkamıyoruz" dedi.