KÜLTÜR SANAT - 22 Mart 2026 Pazar 12:28

Osmanlı kadınının işlediği 126 yıllık altın sırma hat levhası görenleri hayran bıraktı

A
A
A
Osmanlı kadınının işlediği 126 yıllık altın sırma hat levhası görenleri hayran bıraktı

Müzayededen çıkan 126 yıllık altın sırma hat levhası, Kâbe örtüsünde de kullanılan "dival işi" tekniğiyle işlenmiş olmasıyla dikkat çekiyor. Doç. Dr. İlyas Kayakay, eserin aynı zamanda literatürde adı daha önce geçmeyen kadın sanatçı Vasfiye Hanım’ın imzasını taşıdığını açıkladı.


Bir müzayededen Doç. Dr. İlyas Kayaokay tarafından alınan Osmanlı dönemi hat levhası, taşıdığı teknik özellikler nedeniyle sanat tarihi açısından dikkat çekici bir eser olarak öne çıktı. Kadife zemin üzerine altın sırma iplikle işlenen eserde kullanılan "dival işi" tekniğinin, Kâbe örtüsündeki kutsal yazıların işlenmesinde de kullanılan yöntemle örtüştüğü belirlendi. Şahsi koleksiyonunda yer alan levhayı inceleyerek tekniğin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Kayaokay, Hicri 1318, yani miladi 1900-1901 tarihli eserde yüzeye yerleştirilen altın sırma ipliğin ince dikişlerle sabitlendiğini, bu sayede yazının hafif kabartmalı bir görünüm kazandığını açıklayarak, dival işinin tarihsel arka planına da değindi. Selçuklulardan Osmanlıya miras kalan bu tekniğin, yüzyıllar boyunca tekke levhalarında, türbe örtülerinde ve sancaklarda kullanıldığını ifade eden Doç. Dr. Kayaokay, aynı yöntemin İslam dünyasının en kutsal örtüsü olan Kâbe kisvesindeki hat yazılarında da uygulandığına dikkat çekti.


Eseri sanat tarihi açısından değerli kılan unsurun ise imzanın oluşuna bağlayan Kayaokay, " Şahsi koleksiyonumda bulunan bir müzayededen aldığım bu eser Hicri 1318 tarihli, yani Miladi olarak 1900-1901 yıllarına tekabül eden yaklaşık 126 yıllık bir levhadır. 40 31 cm ölçülerinde olup kadife zemin üzerine altın sırma ip ile nakşedilmiştir. Levhada kullanılan bu büyük emek ve sabır gerektiren ince teknik, Osmanlı nakış sanatında "dival işi" olarak bilinmektedir. Bu teknikte yüzeye yerleştirilen ipliğin ince dikişlerle sabitlenmesiyle oluşturulur. Böylece yazı yüzeyde hafif kabartmalı bir görünüm kazanır. Maraş’tan gelen iki gelin tarafından Osmanlı sarayına yayıldığı için "Maraş işi" olarak da bilinen ve kökeni Selçuklulara kadar uzanan bu teknik Osmanlı sanatında özellikle sancaklarda, türbe örtülerinde, tekke levhalarında, Kur’an bohçalarında ve duvar levhalarında yaygın olarak kullanılmıştır. Aynı yöntem, Kâbe örtüsündeki yazıların işlenmesinde de görülmektedir. Bu şekilde bir beytin ketebeli şekilde yazılmasını ise ilk defa görüyorum. Bakın bu elimdeki tekke işi diğer örnek de Ahmed Ferhad adlı meçhul bir hattata ait 121 yıllık bir hat ve mürekkep ile yazılmış. Çerçevesi hayli yıpranmış levhanın zemininde mor kadife kumaş kullanılmıştır. Levhadaki yazı celî sülüs karakterli bir hat formuna sahiptir. Yazı mürekkep ile değil altın sırma ip işçiliğiyle işlendiği için hat formu nakış tekniğine uyarlanmış bir görünüm arz etmektedir" dedi.


Eserde yer alan beytin önemine vurgu yapan Kayaokay, " Levhanın alt kısmında yer alan ketebeye göre eser Vasfiye Hanım tarafından yazılmıştır. Osmanlı döneminde kadın hattat ve nakkaşların faaliyet gösterdikleri bilinmekle birlikte imzalı eser sayısı yok denilecek kadar azdır. Bu nedenle levhanın kadın sanatçı adı taşıyan tarihli bir örnek olması ayrıca kıymetlidir. Hatta yer alan beyit ise şöyledir, "Zâlimin rişte-i ikbâlini bir âh keser Mâni-i rızk olanın rızkını Allah keser". Burada mazlumun içten gelen bir ahının zalimin talihini kesebileceği ifade edilir. Başkasının rızkına engel olan kimsenin rızkının da Cenab-ı Allah tarafından ilâhî adalet gereği kesileceği ifade edilmektedir. Tabi mezkûr beyit Lâ-edrî dediğimiz şairi belli olmayan bir beyittir. Divan edebiyatında çokça karşımıza çıkar ve hikmetli manasından mütevellit hatlara da çokça işlenmiştir. Osmanlı döneminde Esmâ İbret Hanım, Şerife Fatma Mevhibe Hanım, Zahide Selma Hanım gibi isimler kadın sanatçılar arasında zikredilmektedir. Vasfiye Hanım ismi ise literatürde daha önce kaydedilmiş hattat ve nakkaşlar arasında yer almamaktadır. Dolayısıyla bu levha sayesinde daha önce kaynaklarda adı geçmeyen bir kadın nakkaş yahut hattat gün yüzüne çıkmıştır. İleride başka eserlerinin de keşfedilmesiyle Vasfiye Hanım’ın kim olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Bu husus sanat tarihi açısından önemini artırmakta ve levhayı çok nadir örnekler arasında değerlendirmemizi mümkün kılmaktadır" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bolu Bolu Belediyesi’nin vakfında kurban vurgunu iddiası: 2 tutuklama Bolu’da sabah saatlerinde jandarma ekipleri tarafından yapılan operasyonla gözaltına alınan 2 kişi sevk edildikleri nöbetçi mahkemece tutuklandı. Bolu Belediyesi’ne bağlı BolSev Vakfı’na yönelik yürütülen ve Belediye Başkanı Tanju Özcan ile Ali Sarıyıldız’ın tutuklandığı soruşturma derinleşiyor. 2025 yılında BolSev Vakfı tarafından vatandaşlardan kurban kesimi amacıyla bağış toplandı. Vakıf kayıtlarında kurbanlık hayvan alımı ya da kesimine dair tek bir işlem dahi yapılmadığı iddia edildi. Vakfın sosyal medya hesapları üzerinden "Kurbanlarınız ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak" ifadeleriyle çağrı yapıldı. Bağışların bu amaçla kullanılmadığı soruşturma dosyasına yansıdı. Tutuklu bulunan BolSev Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sarıyıldız’ın ifadesinde, "Bağışı kurban kesmek için değil, öğrencilere burs vermek için topladık" şeklinde savunma yaptığı öğrenildi. Soruşturma dosyasında şu ana kadar 36 kişinin mağdur sıfatıyla yer aldığı öğrenildi. Tutuklandılar Bu kapsamda sabah saatlerinde jandarma ekipleri tarafından vakıf yönetiminde yer alan Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Leyla Beykoz ve CHP’li Meclis Üyesi Aydan Özdemir gözaltına alındı. Bolu İl Jandarma Komutanlığı’na getirilen 2 kişinin işlemleri tamamlandı. Sağlık kontrolünün ardından hastaneye sevk edilen Beykoz ve Özdemir jandarma araçlarıyla Bolu Adliyesi’ne getirildi. Savcılıktaki işlemlerinin ardından nöbetçi mahkemeye sevk edilen 2 kişi çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
İstanbul Sosyal Medyada yabancı turistlerin ilgi odağı olan kestaneci Alper Temel, "Amacım İstanbul’un ruhunu güzelliğini göstermek" Karaköy İskelesi’nde kardeşiyle beraber kestane ve mısır tezgahı işleten 25 yaşındaki Alper Temel, yabancı turistlerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor. Tezgahına gelen her turist fotoğraf ve video çekmeden oradan ayrılmazken Alper Temel bu durumun İstanbul için reklam olduğunu dile getirdi. Fatih’te bulunan Karaköy İskelesi’nde kardeşiyle beraber kestane ve mısır tezgahı işleten 25 yaşındaki Alper Temel, son zamanlarda sosyal medyada turistlerin ilgi odağı oldu. Tezgahının önünde turistlerin oluşturduğu uzun kuyruklar alışveriş sonrası fotoğraf ve video çekimi yapmak içinde duruyor. Alper Temel yaptığı bu işin baba işi olduğunu belirterek, "Adım Alper 25 yaşındayım. Yaklaşık 7 senedir bu işi yapıyorum. Baba mesleği bu. Biz bu işe küçükken babamın yanına sürekli gelerek öğrendik. Bir süre sonra liseyi bitirdikten sonra askere gittim geldim ve bu işe devam ettim. Son 7-8 yıldır kardeşimle biz buradayız" dedi. Temel, sosyal medyada nasıl popüler olduğuna dikkat çekerek, "bu aslında 2 senedir olan bir şey. O dönemlerde sosyal medya kullanmıyordum, son 4-5 aydır bir Rus influencer videoya çekti. O video yayılınca bu sefer bütün ülkelere dağıldı. Genel olarak İstanbul’a gelen turistler görmeye başladı. Böyle ilerledi" ifadelerini kullandı. "Amacım İstanbul’un ruhunu güzelliği göstermek" Temel, bu yoğunluğun İstanbul için reklam olduğunu vurgulayarak, "Turistler buraya fotoğraf video çekmek için geliyor. Anı biriktirmeye çalışıyor. Benimde amacım buradaki güzel atmosferi, İstanbul’un ruhunu güzelliğini göstermek. Bu durum biraz yorucu ama kendim için değil İstanbul için reklam gibi oluyor" ifadelerine yer verdi.
Ankara MİT’ten 1940 tarihli "acele" ibareli şüpheli takibi belgesi paylaşıldı Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) resmi sitesi üzerinden 1940 yılına ait Ankara’nın Ulus semtinde yabancı bir istihbarat şüphelisi hakkında üzerinde "acele" ibaresi bulunan bir belge paylaştı. Milli İstihbarat Teşkilatı, resmi sitesi üzerinden belge paylaşımlarına devam ediyor. Tarihe ışık tutmak amacıyla paylaşılan son belge ise yabancı bir istihbarat şüphelisinin Ankara’nın Ulus semtinde faaliyetlerinin açıklığa kavuşturulması amacıyla MAH Riyasetinden Ankara B Amirliğine 16 Ağustos 1940 tarihli talimat oldu. Paylaşılan belgede kimliği henüz tespit edilmeyen ve Rus veya Bulgar olduğu anlaşılan bir şahsın Ulus meydanındaki Tan kırtasiyesinden bir fotoğraf makinesi alması, aldığı fotoğraf makinesi ile yazı kopyası ve bunun büyütülmesinin nasıl olacağı hakkında bilgi edinmeye çalışmasının dikkati çektiği belirtiliyor. Belgede, şüpheli şahsın bir fotoğrafın büyütülerek çıkarılması için kullanılan agrandisman cihazı satın almak istemesi ve cihazın Tan kırtasiyesinde olmadığı bilgisi yer aldı. Şüphelinin yarın (17 Ağustos 1940) öğleden önce veya sonra kırtasiyeye gelip cihazı göreceği bilgisi de ayrıca belgede yer aldı. Kısa boylu ve sarışınca olan şüphelinin teşhisi ve kimliğinin tespiti lazım olduğu belirtilen belgede, şüphelinin aldığı fotoğraf makinesi ile almak istediği agrandisman cihazı ile neler yapmakta olduğu ve neler yapacağının tespitinin ehemmiyetine vurgu yapıldı. Karşı istihbarat çalışmaları MİT tarafından yayımlanan belgede karşı istihbarat çalışmaları hakkında bilgiler de yer alıyor. Belgede, şüphelinin teşhisi için kırtasiye sahiplerinden istifade etmenin şüphelinin takip edildiğini anlamasına yol açabileceği belirtiliyor. Ayrıca belgede bu sebeple mağazanın gizlice gözlenmesi ve mağaza çalışanlarından birinin dükkandan çıkarak agrandisman cihazını almak için gitmesi ile kırtasiyeye geri dönüşünün gözetilmesi ve o sırada Tan kırtasiyesinde bulunularak cihazı teslim alacak kısa boylu, sarışın şüphelinin peşini bırakmayarak kimliğini ve faaliyetlerini tespit etmeye gayret etme zarureti olduğu belirtiliyor. "Gizli istihbarat servislerinin karakteristik mesailerinden olan alametlerden ipucu temin ederek meseleyi aydınlatmanın Ankara merkezinin uyanık ve gayretli memurlarından beklenir" ifadeleri yer alan belgede, hiç olmazsa bu alışverişin zararlı maksatla yapılmadığının tespitinin başarı olduğu belirtildi ve icabına tevessül edilmesi rica edildi. Vatandaşlar paylaşılan belgeye MİT’in resmi sitesinde yer alan "Özel Koleksiyon" sekmesi altında bulunan "Belgeler" kısmından ulaşabiliyor.