EKONOMİ - 13 Nisan 2012 Cuma 14:16

"TÜRKİYE MARKASINI ÜRETEMİYOR"

A
A
A
"TÜRKİYE MARKASINI ÜRETEMİYOR"

Bursa`da düzenlenen Kalite ve Başarı Sempozyumu`nda konuşan Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, Türkiye`nin en büyük sıkıntısının marka üretememek olduğunu belirterek, "İş dünyası beraber hareket etmeli. Önümüzdeki 10 yıl için önemli markalar oluşturarak katma değerimizi artırmalıyız. Bizim sıkıntımız, kalıcılık ve sürekliliği sağlayamamaktır. İnsanlar kaliteyi örnek almalı. İyi şeyi örnek alacağız, kıskanmayacağız" dedi.
Kalite Derneği Bursa Şubesi ve BUSİAD tarafından düzenlenen 10. Kalite ve Başarı Sempozyumu, Almira Otel`de gerçekleştirildi. Kalder Bursa Şubesi Başkanı Emin Direkçi, 10 yıldır süren kalite sempozyumları ile her alanda kaliteyi hedefleyen kurumları Bursalılarla buluşturduklarını söyledi.
Vali Şahabettin Harput, Türkiye`nin 2023 hedefine ulaşmasında kalitenin önemli olduğunu belirterek, "Kaliteyi yakalamak var olabilmenin de gerekçesidir. Dünyada öyle bir rekabet var ki, yerimizde sayarsak bizi götürürler, bizi tarihin derinliklerine gömerler. Kaliteyi yakalamak zorundayız. Bursa Türkiye`ye her alanda öncülük yaptı. Osmanlı`nın başkenti olarak kalitede çok güzel başarılar yakalandı. Bu başarılara yenileri eklenecek`` dedi.
Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir de Türk işadamlarının her sektörde birlikte hareket etmesi gerektiğini ifade ederek, "Bir elin hiç bir şeyi yok, ikin elin bir sesi var. Türk işadamının her sektörde birlikte hareket etmesinin ortaya çıkmasını istiyoruz. Ben hayatım boyunca yalnız başıma değil, iş birliği ile birçok çalışmayı başardım. Bunun hevesi içinde oldum. Bu şirketi arkadaşlarımla birlikte kurdum. Hayatım boyunca, ``˜İş birliği yapalım dedik, işleri büyütelim` dedik. Biz Limak`ı sıfırdan kurduk. Kurmuş olduğumuz bu grup, ortaklarımızın çocuklarıyla birlikte hareket etsin. Torunlarımız buralara sahip olsun. Her zaman bunun için dua ettim" diye konuştu.
"3. KUŞAK ŞİRKETLER PARMAKLA SAYILIR"
Türkiye`de uzun ömürlü şirketlerin sayısının az olduğuna dikkat çeken Özdemir, "Uzun süreli ve yaşı büyük kuruluşlar çok az. Birinci nesiller kuruyor. İkinci nesiller devam ediyor. 3. nesillerde devam eden şirket sayısı parmakla sayılır. ABD ve Avrupa`da farklı. Yaşı genç olan ABD`de uzun süreli şirketlerin olduğunu, vakfa dönüşerek kaliteli hizmet veren şirketler haline geldiğini görüyoruz. Kalitede sürekliliği devam ettirmeliyiz" şeklinde konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`ın geçtiğimiz günlerde açıkladığı yeni Teşvik Kanunu`nda, firmaların iş birliği ile Doğu bölgesine yatırım yapmasının önemine dikkat çeken Özdemir, "Başbakanımız sanayicilere, `Eğer Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi`nde yatırım yapacaksanız tek başına yaparsanız yapın ama 3-4 firma bir araya gelirseniz ilave imkanlar vereceğiz` demişti. Ortaklıklar kurarak marka oluşturma sıkıntımızı aşabiliriz" ifadelerini kullandı.
"MARKA OLUŞTURAMIYORUZ"
İtalyan bir markanın Çin`den ürettiği bir tekstil ürününü 400 avroya sattığını, aynı kalitede Türk markasıyla Çin`de üretilen başka bir ürünün ise 50 dolara satıldığını kaydeden Özdemir, şöyle devam etti:
"Bu çok önemli. Bizim birlikte hareket etmemiz gerek. Önümüzdeki 10 yıl için önemli markalar oluşturarak katma değerimizi artırmalıyız. Bizim sıkıntımız kalıcılık ve sürekliliği sağlayamamaktır. Marka oluşturmakta sıkıntılarımız var. İnsanlar kalitede ve başarıda örnek almalı. İyiyi örnek almak çok önemli. İyi şeyi örnek alacağız, kıskanmayacağız."
Türkiye`nin voleybolda dünya markası olma yolunda ilerlediğini ifade eden Özdemir, "Geçen hafta Ankara`da yapılan Türkiye şampiyonasında bizim takımımız Vakıfbank Sigorta`ya yenildi. Finale kalamadık. Benim arzum Eczacıbaşı ile final oynamaktı. 3 yıl sonra mutlu sona ulaştılar. Biz bu işin peşini bırakmayız. Eskiden medya voleybolu hiç yazmazdı ama Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş lige girdikten sonra Türkiye medyasında öne çıkmaya başladı. Yerli sporcuların yetişmesi açısından önemli fırsatlar doğurdu. Türk voleybol takımları artık Avrupa`da ve dünyada tanınmaya başladı. Bugün herhangi bir sporcuya talip olduğumuzda kolaylıkla transfer ediyoruz. Erkekler de bayanları takip ediyor. Dünyada voleybol markası olmaya başladık. Yalnız futbolla değil sporun her dalıyla Türkiye`yi bir yere getirmeliyiz. Bunu bizim çeşitlendirmemiz gerek."
"KALİTE HAYATI ZENGİNLEŞTİRİYOR"
Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Faruk Eczacıbaşı ise kalitenin hayatı zenginleştirici bir tanım olduğunu ifade ederek, "Herkesin kendine göre bir kalite tanımı var. Bir kere bunun herhangi bir şeyle gelirle giderle bağlantısı yok. Ben kaliteyi her zaman içerik olarak algıladım. Topluma yansıtabiliyorsanız, kalitenin en doğru kavramı budur. İnsanlar kendi çalıştığı kurumlara kaliteyi yansıtabilmeli" dedi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Van’da görsel şölen: "Pembe Dolunay" Erek Dağı’ndan yükseldi Van’ın doğusunda yer alan 3 bin 204 rakımlı Erek Dağı, bu akşam yılın en özel doğa olaylarından birine ev sahipliği yaptı. Baharın gelişini müjdeleyen ’pembe dolunay’, dağın zirvesinden yükselerek Vanlılara unutulmaz bir görsel şölen sundu. Van’da baharın habercisi olarak bilinen ’pembe dolunay’, akşam saatlerinde Erek Dağı’nın zirvesinden yükselerek muhteşem manzarasıyla izleyenlere görsel şölen sundu. Kent genelinde açık ve sakin havanın etkili olmasıyla birlikte gökyüzünde beliren dolunay, kısa sürede vatandaşların ilgisini çekti. "Şehrin üzerinde bir mücevher gibi parladı" Nisan ayının ilk dolunayı olan ve adını baharda açan yabani çiçeklerden alan ’pembe dolunay’, akşam saatlerinde Erek Dağı’nın arkasından belirdi. Dağın karlı zirveleriyle birleşen dolunayın ışıltısı, gökyüzünü ve kentin silüetini aydınlattı. Gece boyunca etkisini sürdüren dolunay, izleyenleri mest etti. Kent sakinleri, bu tür doğa olaylarının Van’ın doğal güzelliklerine ayrı bir değer kattığını dile getirdi. "Neden "Pembe" Dolunay?" Astronomi kaynaklarına göre "pembe dolunay" ismini, Kuzey Amerika’da baharın başında açan "Phlox subulata" (Alev çiçeği) adlı pembe çiçeklerden alıyor. Ayın fiziksel rengi aslında pembe olmasa da, ufuk çizgisinden yükselirken atmosferik kırılmalar nedeniyle büründüğü sıcak tonlar, Erek Dağı’nın üzerinde kartpostallık görüntüler oluşturdu.