GENEL - 14 Nisan 2012 Cumartesi 13:45

HAK-İŞ 81 İL TEMSİLCİSİNİ ANKARA`DA TOPLADI

A
A
A
HAK-İŞ 81 İL TEMSİLCİSİNİ ANKARA`DA TOPLADI

Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, 12 Eylül davasında Hak-İş`in mahkeme safhasında da kararlı duruşunu sergileyeceğini belirterek, "Biz 12 Eylül`ü şahısların değil, zihniyetin yargılanmasını istiyoruz. Bir zihniyet yargılanmaktadır" dedi.
Hak-İş Konfederasyonu`nun 81 il temsilcisi Ankara`da bir araya geldi. Toplantıda çalışma hayatı ile birlikte Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarıyla ilgili konular ele alındı. Ankara Crowne Plaza Otel`de gerçekleşen toplantıda konuşma yapan Arslan, il temsilcileri toplantısının Hak-İş tarihinde bir ilk olduğunu ifade etti. Hak-İş olarak anayasa değişikliği konusunda yeni bir anayasanın, sivil, demokrat, özgür ve katılımcı bir anayasa olması için destek verdiklerini
belirterek, "Biz diğer sivil toplum örgütleri gibi yeni anayasayı hocalara hazırlatmadır. Biz, kendi aramızda uzmanlarla konuşarak, tartışarak yeni bir anayasa taslağı oluşturduk. Bir anayasa hocası bizim taslağı okuduktan sonra şaşırdı. Taslakta tahmin etmediği maddeleri gördü. Hak-İş olarak, özgün ve insan hayatını ele alacak bir anayasa için mücadele edeceğiz. Taslak ile demokratik sürece katkı sağladık. Referandum oylamasında da tavrımızı net ve açık olarak ifade ettik. Bunun için her türlü riski göz
önüne aldık. Biz bazıları gibi iki yüzlü anlayışları temsil etmiyoruz" dedi.
12 Eylül davası ile ilgili görüşlerini açıklayan Arslan, "Hak-İş bu davaya müdahil olmak için başvurmuş ve mahkeme bunu kabul etmiştir. Hak-İş mahkeme safhasında da kararlı duruşunu sergileyecektir. Biz 12 Eylül`ü şahısların değil, zihniyetin yargılanmasını istiyoruz. Bir zihniyet yargılanmaktadır. Bu yapılan darbenin yargılanmasıdır. Yoksa şu an itibariyle iki yaşlı kişinin yapabileceği bir tehlike görülmüyor. Çünkü bu konuda en çok mağdur olan biziz" dedi.
Arslan, son günlerde meydana gelen iş kazalarına dikkat çekerek, "Türkiye`de meydana gelen iş kazaları canımızı yaktı. 2011 yılının son üç ayında yaşanan 21 bin 500 iş kazasında 15 bin yaralanırken, 499 kişini ise hayatını kaybetmiştir. Bunlar canımızı yakmıştır. Buna iş kazası denemez, bunlar bir cinayettir. İşverenler daha çok kazanmak ve daha az harcamak için bu iş kazalarına sebep olmaktadırlar. Milyarlık iş merkezi yapacaksınız, işçileri ise naylon barakalarda yatıracaksınız. Bu topluma yakışmıyor.
Kaybettiğimiz bizim çocuklarımız. Bize göre bu iş kazalarının hepsi birer cinayettir. Göz göre göre işlenen cinayettir. Buradan işverenlere sesleniyorum, `Ne olur, insan ve emeği merkeze koyun. İnsan olmazsa üretim olmaz." Biz sendika olarak iş kazalarıyla ilgili eğitim çalışmalarımız devam etmektedir. İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarısı`nda bu konular yer almaktadır" şeklinde konuştu.
Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Arslan, mevcut kanunun 12 Eylül`ün yani 30 yıl önceki darbeci zihniyetin bir ürünü olduğunu ifade ederek, "Bugün itibariyle üzerinde bazı eksiklikler olmasına rağmen TBMM`de olan yasa için görüldüğünden fazla bir direnç bulunmaktadır. Bu kanunun çıkmaması için işverenlerden hükümete büyük tehditler var. Bir işveren `bu yasa çıkarsa 2 bin 200 kişilik fabrikayı kapatır. İzmir`e götürürüm` diyebiliyor. Diğer bir işverene `eğer bu yasa
böyle çıkarsa Türkiye`ye yapacağım yatırımı iptal eder, başka bölgelere giderim` diyor. Bunlar karşısında işimiz gerçekten çok zor. İşverenlerin baskı ve tehditleri bir bir karşımıza çıkıyor. Bazen pes artık diyoruz. Maalesef bu tehditleri yapan işverenlerin yüzde 99`da ise sendika yok. Sendikaları olmadığı halde baskı ve tehdit yapmaktadırlar. Zor bir iş ama başaracağız. Hak- İş olarak 21 işkolunda 21 sendika kuracağız. 12 sendika ile olmaz. Bazılarını kurduk, bazıları ise kurulma aşamasındadır" diye
konuştu.
1 Mayıs kutlamaları ile ilgili olarak diğer 6 sivil toplum örgütüne birlik ve kardeşlik içerisinde bir kutlama yapmak için birer mektup yazdıklarını belirten Arslan, buna karşılık bazı sendikaların farklı düşünceler ortaya koyduğunu kaydetti. Türk-İş ile yapılan görüşmelerde de bir anlaşma sağlanamadığını belirten Arslan, "Artık, Taksim tabusundan kurtulmak lazım. İster Taksim, ister Ankara Tandoğan, yer önemli değil. Geçen yıllarda olduğu gibi 1 Mayıs Hak-İş üyesi işçilerin katılımıyla kutlanacaktır. Şu
an için bir yer anlaşması yok. Fakat Hak-İş 1 Mayıs tarihinde alanlarda olacaktır. Tüm İl Temsilcilerimiz illerinde en az bir basın bildirisiyle veya çeşitli etkinlikle bu günü kutlayacak. Farklı bir etkinlik gerçekleştireceğiz" dedi.
Toplantıya TBMM İdare Amiri AK Parti Çorum Milletvekili ve Hak-İş Onursal Genel Başkanı Salim Uslu ve Sağlık Bakan Yardımcısı Agah Kafkas katıldı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bingöl 12 Bingölspor kupayı evinde kaldırıldı TFF 3. Lig 2. Grup şampiyonu olan 12 Bingölspor, kupasını ligin son maçında kendi sahasında kaldırdı. Sezonu zirvede tamamlayarak şampiyonluğa ulaşan 12 Bingölspor, son hafta maçının öncesinde düzenlenen törenle kupasına kavuştu. Kupa töreninde futbolcular ve taraftarlar şampiyonluğu doyasıya yaşadı. Kutlama programına Bingöl Valisi Cahit Çelik, Belediye Başkanı Erdal Arıkan ve kulüp Başkanı Mehmet Engin Özturan da katıldı. Protokol üyeleri futbolcuları tebrik ederek başarılarının devamını diledi. Öte yandan 12 Bingölspor kulüp yönetimi, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan olaylardan dolayı portatif tribünü öğretmenler ve öğrencilere ayırdı. Kulüp Başkanı Mehmet Engin Özturan yaptığı açıklamada, yaşanan acı olaylar nedeniyle şampiyonluk kutlamalarını sınırlı tuttuklarını belirterek, "Ülkemizde yaşananlardan dolayı farkındalık oluşturmak istedik. Anneler ağlarken bizler sevinemedik. Bu nedenle kutlamaları iptal ettik. Bugün öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz için tribün ayırdık, onlara atkı ve bayrak hediye ettik. Bir nebze de olsa onların acısını paylaşmak istedik" dedi. 30 yıl sonra gelen 3. lig şampiyonluğun önemine de değinen Özturan, "Bugünlere gelerek ikinci kupamızı kazandık. Bu başarıyı tüm Bingöl’e armağan ediyorum. Fakat 30 yıl sonra bu kupa gelmişken tribünlerin dolu olması gerekirdi. Buna rağmen herkese teşekkür ediyorum, emeğim herkese helal olsun" diye konuştu.
Bursa İYİ Parti Bursa’da istifa dalgası: İlçelerde peş peşe ayrılıklar Bursa’da İYİ Parti teşkilatında yaşanan istifa ve görevden alma süreci, parti içindeki tartışmaları daha da büyüttü. Osmangazi ve Mudanya ilçe başkanlarının görevden alınmasıyla başlayan süreçte, Nilüfer başta olmak üzere Mustafakemalpaşa, Orhaneli ve Büyükorhan’da da ilçe başkanları ve yönetimler görevlerinden ayrıldıklarını açıkladı. Nilüfer İlçe Başkanı Osman Çalışkan, yaşanan sürecin teşkilat iradesine açık bir müdahale olduğunu savundu. İlçe başkanlarının görevden el çektirilmesine karşı çıktıklarını belirten Çalışkan, parti tabanında uzun süredir rahatsızlık bulunduğunu dile getirdi. Çalışkan, il yönetimi sürecinde yaşanan tartışmalara da değinerek, bazı teşkilatlara yönelik baskı ve mobbing uygulandığını öne sürdü. "Uyumsuzluk denilerek yapılanların aslında biat etmeyenleri tasfiye etme çabası olduğunu düşünüyoruz" diyen Çalışkan, görevden almaların parti içi demokrasiye zarar verdiğini ifade etti. "Seçimle gelen seçimle gider" Görevden alma kararlarının gerekçesiz olduğunu savunan Çalışkan, "Seçimle gelenin seçimle gitmesi gerekir. Bu anlayıştan uzaklaşıldığını görüyoruz" ifadelerini kullandı. Sürecin teşkilatlarda güven kaybına yol açtığını belirten Çalışkan, sağlıklı bir çalışma ortamının kalmadığını söyledi. "Sen kaybedeceğin seçime girme" iddiası İYİ Parti Osmangazi İlçe Başkanı Hüseyin Bozkurt Kaplan da dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Seçim süreci öncesinde vekilinin kendisine "Kaybedeceğin seçime girme" dediğini öne süren Kaplan, bu yaklaşımın parti içi demokrasiyle eşleşmediğini ifade eden Kaplan, "Bir teşkilat başkanına ‘aday olma’ demek, karşısında duracağını ilan etmektir" diyerek yaşanan sürece tepki gösterdi. Kaplan, yaşananların kişisel değil, teşkilat iradesine yönelik olduğunu savundu. "Baskıyla görevden alındık" iddiası İYİ Parti Mudanya İlçe Başkanı Ersin Erdönmez ise görevden alma sürecine ilişkin çarpıcı iddialar ortaya attı. Ankara’da yapılan görüşmelerde kendisine "uyumsuzluk" gerekçesi sunulduğunu belirten Erdönmez, bu kararın siyasi tercihlerine dayandığını öne sürdü. Erdönmez, bazı yöneticilerin kendi adaylarını desteklemeyen ilçe başkanlarına baskı yaptığını iddia ederek, "Bu bir hak arayışıdır. Uyumsuzluk bahanesi gerçeği yansıtmıyor" dedi. Toplu istifa kararı Yaşanan gelişmelerin ardından bir araya gelen ilçe başkanları, ortak karar alarak görevlerinden ayrıldıklarını duyurdu. Nilüfer İlçe Başkanı Osman Çalışkan ile birlikte Mustafakemalpaşa, Orhaneli ve Büyükorhan ilçe başkanlarının da istifa ettiği belirtildi. Teşkilatlarda yaşanan bu gelişmelerin ardından gözler, Bursa’da parti yapılanmasının nasıl şekilleneceğine çevrildi.