GENEL - 20 Nisan 2012 Cuma 16:45

ŞEHİR TİYATROLARI`NA ATAMA

A
A
A
ŞEHİR TİYATROLARI`NA ATAMA

İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu`nun istifasının ardından yerine Hilmi Zafer Şahin atandı.
1958 yılında Antalya`nın Elmalı ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Antalya`da tamamladı. 1977 yılında girdiği İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü`nden 1982 yılında mezun oldu.
Aynı okulda başladığı yüksek lisans öğrenimini 1984 yılında bitirdi. Değişik dergi ve gazetelerde tiyatro, tarih ve kitap tanıtımı konularında yazılar yayımladı. Büyük Larousse ve İstanbul Ansiklopedisi`nde tarih, tiyatro, edebiyat, dilbilim ve yaşam öyküsü konularında madde yazarlığı yaptı.
Yakın dönemde, Mimar Sinan Üniversitesi, Beykent Üniversitesi ve Kadir Has Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi`nde tiyatro konusunda dersler verdi. 1994 yılından itibaren Müjdat Gezen Sanat Merkezi`nde "Oyun İncelemesi" ve "Tiyatro Tarihi" dersleri vermektedir. 1982`de Yarın Dergisi`nin düzenlediği yarışmada "Eleştiri"; 1989`da Gençlik Kitabevi`nin düzenlediği yarışmada "Bilimsel Araştırma" dallarında ödüller aldı.
1988 yılında girdiği İBB Şehir Tiyatroları`nda, değişik yıllarda Yönetim Kurulu Üyeliği, Genel Sanat Yönetmeni Yardımcılığı ve Başdramaturg görevlerinde bulundu.
Bu süreç içinde İBB Şehir Tiyatroları`nda düzenlenen pek çok etkinliğin hazırlayıcısı oldu ve sahnelenen "Aslolan Hayattır", "Montserrat", "Bir Atın Öyküsü", "Ayrılık", "Halay", "Mikadonun Çöpleri", "Bir Gece Bekçisi Daha", "İkinci Ses", "Kafkas Tebeşir Dairesi", "Pembe Konağın Gelinleri", "Schweyk İkinci Dünya Savaşı`nda", "Beş Katlı Binanın Altıncı Katı", "Seneye Bugün", "Kedi ile Palyaço", "Çevreci Prens", "Yıldızlar Altında Cinayet", "Hadi Öldürsene Canikom", "Kafes" adlı oyunlarda dramaturg olarak
çalıştı.
2010-2011 Tiyatro Sezonu`nda, İBB Şehir Tiyatroları`nda sahnelenen "Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi" adlı oyunu, Ziya Osman Saba`nın aynı adlı yapıtından tiyatroya uyarladı.
Şahin, İBB Şehir Tiyatroları`nda Genel Sanat Yönetmenliği`ne getirilmeden önce dramaturgluk görevine devam ediyordu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Kepez’e 2 Semt Evi, 1 Barınma Evi geliyor Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Sütçüler ve Habibler mahallelerinde yapılacak semt evleri ve Yeni Mahalle’ye kazandırılacak Barınma Evi için hayırseverlerle protokol imzaladı. Kepez Belediyesi, kentin dört bir yanında temel hizmet çalışmalarını sürdürürken, diğer yandan da sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda ilçe sakinlerinin ihtiyaçlarına yönelik projelere yenilerini ekliyor. Bu kapsamda Kepez’e, vatandaşların sosyal, kültürel ve barınma ihtiyaçlarına cevap verecek 2 semt evi ve 1 barınma evi kazandırılacak. Semt evleri ve barınma evi protokolleri, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ile hayırseverler arasında, başkanlık makamında imza altına alındı. Sütçüler Mahallesi’ne kazandırılacak semt evinin protokolü, hayırsever Mehmet Halil Çiçek, Habibler Mahallesi semt evi protokolü ise hayırsever Emin Aktaş ile imzalandı. Semt evleri, mülkiyetleri Kepez Belediyesi’ne ait olan Sütçüler Mahallesi 27140 adadaki park alanına ve Habibler Mahallesi 26393 adadaki park alanına inşa edilecek. Yeni semt evleri; vatandaşların taziye kabul edebileceği, sosyal etkinliklerin düzenlenebileceği ve mahalle sakinlerinin bir araya gelerek dayanışma içerisinde olabileceği merkezler olarak hizmet verecek. Barınma evi Kepez Barınma Evi protokolü, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ve Bilal Canpolat tarafından imza altına alındı. Protokol kapsamında; Yenimahalle 25506 ada 5 parselde, mülkiyeti Kepez Belediyesi’ne ait olan Sosyal Tesis Alanı’nda yer alan 3 katlı, 125 metrekare zemin oturumlu ve asma kat tadil edilerek Barınma Evi olarak kullanılmak üzere Kepez Belediyesi’ne bağışlanacak.
Çankırı Kış aylarının doğal antibiyotiği tarhana çorbası yoğun talep görüyor Çankırı’da hava sıcaklığının düşmesinin ardından hastalıklardan korunan vatandaşlar, tarhana çorbasına yöneliyor. Kentte bulunan çorbacılar, kış mevsiminin gelmesi ile vatandaşların en çok tarhana çorbasına rağbet gösterdiğini ifade etti. Havaların soğumasıyla birlikte gribal enfeksiyon vakalarında yaşanan artış, vatandaşları hastalıklardan korunmak için doğal yöntemlere yönlendiriyor. Bu süreçte, ‘şifa deposu’ olarak adlandırılan tarhana çorbası, bağışıklık sistemini güçlendirmek isteyenlerin ilk tercihi oluyor. Büyük bir özenle hazırlanan tarhana çorbası, hem damaklarda unutulmaz bir lezzet bırakıyor hem de hastalıklara karşı direnç kazandırıyor. Kış aylarının sembolü haline gelen tarhana çorbası, içeriğindeki vitaminler, mineraller ve doğal antibiyotik özellikleri sayesinde soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklara karşı etkili bir koruma sağlıyor. Masallara konu olan ve Çankırı’ya ait olduğu bilinen Keloğlan ile özdeşleşen tarhana çorbası, yörede "Keloğlan çorbası" adıyla da anılıyor. Çankırı’da bulunan çorbacılarda da kış mevsiminin gelmesiyle birlikte tarhana çorbasına ilgi arttı. Restoran işletmecileri, vatandaşların kış mevsiminde ilk tercihlerinin tarhana çorbası olduğunu söyledi. "Tarhana çorbamız tam bir şifa deposudur" Vatandaşların tarhana çorbasına ilgisinin fazla olduğunu söyleyen Ali Göregen, "Keloğlan’ın annesinin şifalı çorbası olan tarhana çorbası, kış aylarında adeta antibiyotik yerine tüketilen vazgeçilmez bir lezzettir. Gerçekten harika bir çorbadır. Bunun yanı sıra Keloğlan pidesi ve kızılcıklı ekmek kadayıfı gibi, Türkiye’nin başka hiçbir yerinde olmayan ve sadece Çankırı’ya özgü tatlılar da bulunmaktadır. Tarhana çorbamız tam bir şifa deposudur. Hepimizin evinde mutlaka bulunan, vazgeçilmez bir çorbadır. Keloğlan’ın annesi öyle bir çorba yapmış ki aradan yıllar geçmesine rağmen bugün bile bizlere sağlık dağıtmaya devam ediyor. Kışın şifa arayan ve hasta olmak istemeyen herkese tarhana çorbasını gönül rahatlığıyla öneririm" diye konuştu. "Ben de kış aylarında tarhana çorbası tüketiyorum" Kış aylarında hastalıklardan korunmak için tarhana çorbası tükettiğini söyleyen Kübra Göregen ise, "Kış aylarının vazgeçilmez antibiyotiği tarhana çorbasıdır. Birçok rahatsızlığa iyi gelir. Ben de kış aylarında tarhana çorbası tüketiyorum ve herkese tavsiye ediyorum. Bu çorba, Çankırı’da Keloğlan çorbası olarak bilinir. Keloğlan’ın annesinin şifalı tarifiyle yapılan özel bir çorbadır" ifadelerini kullandı.
Karabük KBÜ’de bütünleşik yüksek lisans başvuruları başlıyor Karabük Üniversitesi (KBÜ), başarılı lisans öğrencilerine bütünleşik yüksek lisans programı ile lisansüstü eğitime kesintisiz geçiş imkânı sağlıyor. Karabük Üniversitesinde bütünleşik yüksek lisans programı için başvurular 12-23 Ocak 2026 tarihleri arasında alınacak. KBÜ Lisansüstü Eğitim Enstitüsü tarafından yürütülen program kapsamında, lisans öğrenimine devam eden başarılı öğrencilerin yüksek lisans sürecine erken aşamada dâhil olması hedefleniyor. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının kararı doğrultusunda hayata geçirilen program, üniversitenin akademik planlama ve nitelikli insan kaynağı yetiştirme vizyonu çerçevesinde uygulanıyor. Bütünleşik yüksek lisans programı; akademik kariyer hedefleyen, bilimsel araştırmalara erken dönemde yönelmek isteyen ve eğitim sürecini etkin şekilde planlamayı amaçlayan öğrencilere yönelik olarak tasarlandı. Lisans eğitimi sırasında alınan yüksek lisans dersleri sayesinde öğrenciler, mezuniyet sonrasında ara vermeden lisansüstü eğitimlerine devam edebiliyor. Programa başvuracak adayların belirlenen yarıyılları başarıyla tamamlamış, en az 3,00 genel not ortalamasına sahip ve disiplin cezası almamış olmaları gerekiyor. Başvurular yalnızca birinci öğretim tezli programlar için geçerli olurken, değerlendirmeler lisans başarı sıralamasına göre yapılacak. Kontenjanlar ise ilgili lisansüstü programların belirlenen oranları doğrultusunda planlanıyor. Programa ilişkin detaylı bilgilere Karabük Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsünün internet sitesi üzerinden ulaşılabileceği belirtildi.
Karabük KAPGEM’den olimpik gelecek için Spor Üniversitesi önerisi Karabük Üniversitesi (KBÜ) bünyesinde faaliyet gösteren Kamu Politikaları Araştırma ve Geliştirme Merkezi (KAPGEM) tarafından hazırlanan 11. politika raporunda, Türkiye’de sportif başarının kurumsal ve bilimsel bir zemine taşınmasını hedefleyen "Spor Üniversitesi" modeli gündeme getirildi. KAPGEM tarafından hazırlanan politika raporunda, Türkiye’nin olimpik ve uluslararası sportif başarısını artırmayı amaçlayan "Spor Üniversitesi" modeli kamuoyuyla paylaşıldı. Karabük Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Şehit Fırat Yılmaz Çakıroğlu Konferans Salonu’nda düzenlenen tanıtım toplantısına, KBÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Elif Çepni, Karabük Gençlik ve Spor İl Müdürü Coşkun Güven, dekanlar, yüksekokul müdürleri, akademisyenler, KAPGEM üyeleri ve davetliler katıldı. Toplantıda konuşan KBÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, Türkiye’nin üniversiteleşme sürecinde yeni bir aşamaya geçtiğini belirterek, tematik üniversite modellerinin giderek önem kazandığını söyledi. Kırışık, "1981’de 19 olan üniversite sayısı bugün 205’e ulaştı. Akademik üretimde ise Türkiye, dünyada 57’nci sıradan 15’inci sıraya yükseldi" dedi. Spor bilimleri alanında uzmanlaşmış bir Spor Üniversitesi yapılanmasının stratejik önem taşıdığını ifade eden Kırışık, "Olimpik başarıyı artıracak, spor bilimlerinde gelişimi destekleyecek ve uluslararası temsile katkı sunacak bir yapının ülkemize kazandırılması büyük önem taşıyor" diye konuştu. Kırışık, KAPGEM’in rapor kapsamında dünyadaki örnekleri incelediğini de aktardı. Karabük Gençlik ve Spor İl Müdürü Coşkun Güven ise üniversitelerle spor kurumları arasında geliştirilecek iş birliklerinin sporun yaygınlaştırılması ve nitelikli sporcuların yetiştirilmesi açısından önemli olduğunu belirterek, "Antrenörlerin gelişimine katkı sağlamak için akademik çalışmalardan yararlanmayı önemsiyoruz." ifadelerini kullandı. KAPGEM Gençlik ve Spor Politikaları Masası Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Öztürk de rapor sunumunda, lisanslı sporcu sayısındaki artışa rağmen olimpik başarının aynı oranda yükselmediğine dikkati çekti. Öztürk, "2002’de 278 bin olan lisanslı sporcu sayısı 2025 itibarıyla 17 milyonun üzerine çıktı. Ancak bu artış, olimpiyat madalya performansına beklenen düzeyde yansımadı" dedi. Uluslararası örnekleri değerlendiren Öztürk, Spor Üniversitesi modelinin bazı ülkelerde yüksek olimpik başarı sağladığını belirterek, "Elit spor başarısı; eğitim, bilimsel araştırma, antrenman, psikolojik destek ve performans yönetiminin aynı çatı altında toplandığı bütüncül yapılarla mümkün" değerlendirmesinde bulundu Raporda, Spor Üniversitesi modelinde akademik takvimin sportif takvime göre esnetilmesi, sporcunun teorik ve uygulamalı süreçlerinin aynı ekosistem içinde yürütülmesi ve federasyon merkezlerinin bu yapı içerisinde konumlandırılması gibi başlıkların sürdürülebilir başarı için kritik olduğu vurgulandı.