YEREL HABERLER - 28 Nisan 2012 Cumartesi 18:51

DÜNYA VETERİNER HEKİMLER GÜNÜ``¦

A
A
A
DÜNYA VETERİNER HEKİMLER GÜNÜ``¦

Kars-Ardahan-Iğdır Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Prof.Dr.Yavuz Öztürkler, Dünya Veteriner Hekimler günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Veteriner hekimlik mesleğinin insan yaşamına çok önemli katkılarda bulunduğunu söyledi.
Veteriner Hekimlik mesleğinin insanlık tarihi kadar eski olmasına rağmen, modern anlamda eğitiminin 251 yıl önce Fransa`da 28 yaşında Claude Borgelat adlı genç bir Veteriner Hekimin çabalarıyla başladığını belirten Prof. Dr. Öztürkler, ``Hayvan sağlığına hizmet ettiği kadar insan sağlığına da hizmet eden Veteriner Hekimlik mesleğinin öneminin toplum tarafından yeterince kavranması ve anlaşılması için 2000 yılında Dünya Veteriner Hekimleri Birliği`nin aldığı kararla her yıl Nisan ayının son cumartesi günü kutlanmaktadır. Emek yoğun ve tüm zamanlı çalışan Veteriner Hekimler birçok sorunlarına rağmen özveriyle mesleklerini icra etmekte ve hayvan hastalıklarıyla mücadele ettikleri kadar, hayvandan insana geçen hastalıklarında denetim ve kontrolünde önemli görevler üstlenmektedir.`` Dedi.
Veteriner hekimlik mesleğinin gelişmiş ülkelerde çok önemli ve saygın meslekler arasında yer almış olmasına rağmen, ülkemizde henüz hak ettiği yeri almadığını dile getiren Prof. Dr. Öztürkler, ``Bu durum mesleğe olan rağbeti azaltmakta ve meslekle ilgili alanlarda üretimin ve kalitenin artırılması olumsuz etkilenmektedir. Oysa Veteriner Hekimlik sevilerek ve istenerek yapılan bir meslek olması gerekirken her geçen gün daha az seçilen bir meslek kolu haline gelmektedir. Bu durum ise yetişen Veteriner Hekim kalitesine olumsuz olarak yansımaktadır.`` Diye konuştu.
Veteriner hekimlik mesleği, insan yaşamına çok önemli katkılarda bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Ötürkler, ``Hayvandan insana bulaşan hastalıkların engellenmesi ve kontrolü, Gıda güvenliği, Çevresel tehlikeler ve zararlar, Acil ve afet hizmetleri, Hayvan sağlığının korunması ve tedavisi bunlardan sadece birkaçıdır. 150`yi aşkın zoonoz (hayvandan insana bulaşan) hastalık var ve her yıl bir yenisi ile karşı karşıyayız. Kuş gribinin yayılmasının engellenmesinde ve kontrolünde ülkemizin başarılı olmasında Veteriner Hekimlerin çok önemli rolü olduğu su götürmez bir gerçektir. İnsan ve hayvanlar birbirine yakın ve birlikte yaşadıkları gerçeğinden hareketle, insan sağlığını hayvan sağlığından ayrı düşünmemek gerekmektedir. Hayvan hastalıklarının erken teşhisi ve kontrolü, insanlara zarar verme risklerini azaltır. Çiftlikten sofraya, yemden çatala gıda denetimi ve kontrolü toplumun sağlıklı gıda alması ve sağlıklı nesiller yetiştirilmesi için gerekli ön koşulların başında gelmektedir. Bir çok gelişmiş ve nüfusu fazla ülkenin sağlık bakanlığının programlarına baktığımızda, toplumsal halk sağlığının oldukça önemsendiğini ve ön plana çıktığını görmekteyiz. Ülkemiz de yüzölçümüne göre nüfusu fazla olan ülkeler arasında olduğundan Veteriner Hekimlik ayrı bir önem kazanmaktadır. İnsan ve hayvan sağlığını korumak için gerekli önlemlerin alınmasında bir ülkede kurumlar arasında koordinasyonun sağlanabilmesi de oldukça önemlidir. Bu anlamda, toplumsal halk sağlığının korunmasında Veteriner Hekimlik mesleği ile eşgüdümlü ve işbirliği içinde çalışmak ilgili kurumların başarısı açısından da çok önemlidir. Gelişmekte olan ülkeler arasında kabul edilen ülkemizde kırsal kalkınmanın sağlanması büyük ölçüde tarım ve hayvancılığın gelişmesine ve sağlıklı üretimin toplumsal ihtiyaçlara göre artmasına bağlıdır. İthal et tartışmalarının yaşandığı günümüzde, hayvancılık ekonomisinde Veteriner Hekimin rolü bir kez daha öne çıkmakta ve mesleğin önemini hatırlatmaktadır.
Küreselleşmenin gereği olarak, Dünya Gıda Örgütü (FAO) ,Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Uluslar arası Salgın Örgütü (OİE) gibi önemli kuruluşlarının üzerinde hemfikir olduğu Tek Dünya, Tek Tıp -Tek Sağlık görüşünün ve Veteriner Halk Sağlığının önem kazandığı yeni yüzyılda Veteriner Hekimlik mesleğinin göz ardı edilemeyecek sorunları vardır.`` şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Öztürkler, Uzun ve zor bir eğitimden sonra, ağır koşullarda ve hastalık riskleri ile karşı karşıya çalışan Veteriner Hekimlerin sorunlarını ise şöyle anlattı; ``Birçok gelişmiş ülkede olduğu gibi Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü gibi ayrı bir teşkilatlarının olmayışı, Günümüzde işsizlik sorunu yokmuş gibi görünse de her yıl mezun olan Veteriner Hekimlerin kamuda iş garantisinin olmayışı, 6343 sayılı yasanın güncel sorunlara göre yeniden düzenlenmemiş olması, Birçok kamu kesiminde Veteriner Hekim istihdamı gerekli olduğu halde, Veteriner Hekim istihdamından kaçınılması, İstikrarsız hayvancılık sektörüne bağlı olarak serbest Veteriner Hekimlikte``˜de birtakım sorunların yaşanması, Kamuda çalışan Veteriner Hekimlerin mesleklerinin icrasından çok evrak işlerinde çalıştırılması, Serbest Veteriner Hekimlerin meslek hatalarından ve insana bulaşan hastalıklardan kaynaklı oluşabilecek risklerini güvence altına alacak bir sistemin ülkemizde henüz kurulmamış olması, Mesleğin öneminin kamuoyunda yeterince kavranmamış olması, Yeni açılan Veteriner Fakültelerinde eğitim ve öğretim ile ilgili alt yapının Avrupa standartlarına göre yetersiz olması, Veteriner Hekimlerin daha verimli ve etkin çalışması iyi bir mevzuat, teşkilat ve eğitim ile mümkün olabilir. ``
Prof. Dr. Öztürkler, daha sonra şunları kaydetti; ``Sağlıklı toplumun ancak sağlıklı hayvansal gıda tüketimiyle mümkün olabileceği yeni yüzyılda tüm ilgili otoritelerce kabul edilen bir gerçek olarak karşımıza çıkmakta ve Veteriner Hekimlik mesleğinin önemi tüm dünyada her geçen gün artmaktadır. Bu gerçekten hareketle ülkemizde de Veteriner Halk Sağlığı, Gıda Güvenliği ve Hayvan hastalıklarıyla etkin mücadele gibi kavramların istenilen düzeye ulaşması ümidiyle, ``Dünya Veteriner Hekimleri Gününü`` kutlar, sağlıklı ve mutlu nesillerin yetiştiği güzel yarınlar dilerim.``
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Köpüren dereden ağır kokular yükseliyor Kocaeli’nin Gebze ilçesinden geçen Kocagöl Deresi’nde meydana gelen köpüklenme ve yayılan ağır koku, vatandaşları tedirgin ediyor. Mahalle sakinleri, kesilen cezalara rağmen dereye kimyasal atık döküldüğünü ve hayvan ölümleri yaşandığını öne sürdü. Tavşanlı mevkiinde dere yatağında zaman zaman yoğun köpük tabakaları oluşurken, suyun rengindeki değişim ve çevreye yayılan ağır koku dikkati çekiyor. Tarım arazilerinin zarar gördüğü ve suya yaklaşmanın güçleştiği bölgede, kalıcı çözüm bekleniyor. "Dereye atık atıldığını kendi gözlerimle görüyorum" Bölge sakinlerinden Rıdvan Güvenç, deredeki kirlilikle yaklaşık 3 yıldır mücadele ettiğini belirterek, özellikle yağışlı havalarda ve hafta sonlarında dereye atık bırakıldığını söyleyerek, "Bizim burada arazimiz var. Ben her gelip geçtiğimde, özellikle hafta sonları ya da yağmur yağdığı zamanlarda dereye atık atıldığını kendi gözlerimle görüyorum. Akşam saatlerinde de oluyor. Bir seferinde video çektim, köpükler resmen benim boyuma kadar çıkmıştı. Bunun üzerine yetkililere ulaştım, fotoğraflar attım, sosyal medyada paylaştım" dedi. "Burada hem bir koyun hem de benim köpeğim öldü" İlgili kurumlara defalarca şikayette bulunduğunu, ekiplerin gelip numune aldığını ve firmalara ceza kestiğini anlatan Güven, şöyle konuştu: "Sağ olsunlar ekipler geldiler, numune aldılar ve inceleme yaptılar. Daha sonra beni aradılar ve ’Döken firmayı bulduk, ceza kestik’ dediler. İyi, güzel ama bir sonraki hafta tekrar geldim, manzara yine aynıydı. Yine köpük, yine kirlilik. Tekrar aradım, yine ekipler geldi, yine ’Firmayı bulduk, ceza kestik’ denildi. İki hafta geçti, bir geldim ki her taraf kimyasal dolu. Bu sefer aradım, ’Bu kez kimyasal dökmüşler, demek ki kestiğiniz cezalar yeterli gelmiyor’ dedim. Bana ’Yok, onu da bulduk, ona da ceza kestik’ dediler. Bir hafta sonra tekrar geldim, bu sefer burada bir koyun ölmüş. Ardından benim köpeğim öldü. Dereden su içmiş, zehirlenmiş. Köpükler bir yetişkin boyuna kadar gelmişti. Yine ekipleri çağırdım, geldiler. Bir gün sonra beni aradılar ve ’Evet, köpeğin ölüm sebebini de tespit ettik, bir firmaya daha ceza kestik ama sana hangi firma olduğunu paylaşamayız’ dediler. Bugün yine geldik, yine köpük var." "Arıtma maliyetleri, yedikleri cezadan çok daha pahalı" Bölgedeki fabrikalara dikkati çeken Rıdvan Güvenç, "Buradaki fabrikalar şunu yapıyor, arıtma maliyetleri, yedikleri cezadan çok daha pahalı. O yüzden atığını arıtmak yerine dereye döküp ceza yemeyi göze alıyorlar. 900 bin lira ceza kesilmiş. O kimyasalı arıtmaya kalksa milyonlarca lira masrafı var. Adam diyor ki, ’Devletten 900 bin lira ceza yerim ama işletmem çalışmaya devam eder’ Sonuçta biz zehirlenmeye devam ediyoruz" diye konuştu. "Kimyasalı ciğerlerimize çekiyoruz" Bölgedeki ağır koku nedeniyle nefes almakta güçlük çektiklerini vurgulayan Güvenç, "Burada biraz daha durursak zaten zehirleneceğiz, hastanede bize neden dolayı zehirlendiğimizi söyleyecekler. O derece bir koku var burada. Görüyorsun, şu anda kimyasalı ciğerlerimize çekiyoruz" şeklinde konuşu. "Bu dereye kim atık atıyorsa hepimizi zehirliyor" Güven, deredeki kirliliğin bölgeyi yaşanmaz hale getirdiğini de belirterek, "Biz çocukluğumuzda bu dereden su içiyorduk, bahçelerimizi suluyorduk. Her yer meyve bahçesiydi. Şimdi ne bahçe kaldı, ne ağaç. Her yer kurudu. Burası resmen hayalet şehir gibi oldu. Bu dereye atılan atıklar denize kadar gidiyor. Biz burada zehirleniyoruz, denizle birlikte başka insanlar da zehirleniyor. Bu dereye kim atık atıyorsa hepimizi zehirliyor" dedi.
Samsun Atakum Belediyesi "Katık Otobüsü" sıfır atıkla doğayı korumaya devam ediyor Samsun Atakum Belediyesi’nin "Bütçeye Katkı Olsun, Çevreye Katkı Olsun" sloganıyla hayata geçirdiği Katık Otobüsü, haftanın 5 günü ilçenin farklı noktalarında evsel atıkları geri dönüşüme kazandırırken vatandaşlara da ekonomik destek sağlıyor. ‘Bütçeye Katkı Olsun, Çevreye Katkı Olsun’ sloganıyla, haftanın beş günü faaliyet gösteren Atakum Belediyesi Katık Otobüsü ile Atakumluların evsel atıklarını geri dönüşüme kazandırılıyor. Vatandaşlar kağıt, plastik, metal, camdan oluşan ambalaj atıklarını ve bitkisel atık yağları belirlenen ücret karşılığında katık otobüsündeki yetkililere teslim ederek hem atıkları geri dönüşüme kazandırıyor hem de aile bütçelerine katkı sağlıyor. Doğa dostu uygulamayla insan ve çevre sağlığını tehdit eden elektronik, pil atıklar da yeniden kullanıma kazandırılırken geri dönüştürülemeyen ilaç atıkları bertaraf ediliyor. Belediyenin İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü ekiplerinin hafta içi her gün kentin farklı noktalarında konuşlandırdığı otobüs, vatandaşlardan büyük ilgi görüyor. Atakum dört bir yanında hizmet sunuluyor Atakum Belediyesi Katık Otobüsü pazartesi günü Banda Aceh Parkı Cumhuriyet Mahallesi 44. Sokak’ta, salı günü Atakum Engelsiz Yaşam Merkezi Mimarsinan Mahallesi 193. Sokak’ta, çarşamba günü İstiklal Mahallesi Muhtarlık önünde, perşembe günü Yenimahalle Mahallesi İstiklal Caddesi Atakent perşembe pazar yerinde, cuma günü de Emek Park arkası Mimarsinan Mahallesi 168. Sokak’ta hizmet sunuyor. Sıfır atıkla aile bütçesine katkı Atakum Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü tarafından, hizmetle ilgili yapılan açıklamada "Başkanımız Serhat Türkel’in öncülüğünde, sıfır atık çalışmalarımıza son hız devam ediyoruz. Atakum Belediyesi Katık Otobüsü projesi ile hem kentimizde çevre kirliliğinin önüne geçmeyi, hem de doğayı koruyarak ülke ekonomisine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Vatandaşlarımız evlerinde bulunan kağıt, plastik, metal, cam, bitkisel yağ atıklarını katık otobüsüne getirerek sıfır atık çalışmalarına katkı sağlarken, atıkları da ekonomik değere dönüştürebilirler. Ayrıca elektronik ve pil atıklarını da geri dönüşüme kazandırarak, çevreye verdiği zararların önüne geçebilirler. İnsan ve doğa için tehdit oluşturan ilaç atıkları, bilindiği gibi bertaraf ediliyor. Belediyemizin doğa dostu Katık Otobüsüne, tüm vatandaşlarımızı bekliyoruz" ifadeleri kullanıldı.
Diyarbakır Diyarbakır’da bağımlılıkla mücadele toplantısında 2026 planlaması yapıldı Diyarbakır Valiliği koordinasyonunda düzenlenen Bağımlılıkla Mücadele İl Koordinasyon Toplantısı’nda 2025 yılı çalışmaları değerlendirildi, kurumlar arası eşgüdümün güçlendirilmesi ve 2026 dönemine ilişkin planlamalar ele alındı. Diyarbakır Valiliği koordinasyonunda gerçekleştirilen Bağımlılıkla Mücadele İl Koordinasyon Toplantısı’nda, koruyucu-önleyici çalışmaların artırılması, risk unsurlarının azaltılması ve kurumlar arası eşgüdümün sahaya daha güçlü yansıtılmasına yönelik değerlendirmeler yapıldı. Toplantıya Cumhuriyet Başsavcısı Erdal Kuruçay, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamuran Eronat, Vali Yardımcısı Muhammet Özyüksel, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Tarık Hekimoğlu, İl Emniyet Müdürü Nurettin Gökduman, İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk ile ilgili kurum temsilcileri katıldı. Toplantıda; saha uygulamalarının daha etkin hâle getirilmesi, okul çevreleri ve risk alanlarına yönelik çalışmaların güçlendirilmesi, kurumların aynı hedef doğrultusunda ortak hareket etmesi ve koordinasyonun artırılması başlıkları görüşüldü. Toplantıda konuşan Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, mücadelenin merkezine önlemeyi koyduklarını belirterek, "Önleyici faaliyetler bu işin en önemli kısmı. Bir gencimizi, bir çocuğumuzu riskle karşılaşmadan önce koruyabildiğimiz her adım; hem aileyi hem okulu hem de toplumu güçlendirir. Bu yüzden 2026 döneminde sahaya dokunan, aileyi ve eğitim ortamlarını içine alan koruyucu çalışmaları büyütmek; kurumlarımızın aynı hedefte ve aynı koordinasyonla hareket etmesini sağlamak önceliğimizdir" dedi. Toplantıda, İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Damla Kılıç tarafından il genelinde sunulan koruyucu, danışmanlık ve tedavi hizmetlerine ilişkin sunum yapıldı. Sunumda AMATEM ve ÇEMATEM’in hizmet yapısı ve başvuru kanalları ile BADEM’in danışmanlık ve eğitim faaliyetleri aktarıldı. Teknoloji ve davranışsal bağımlılıklar kapsamında, ÇEMATEM hizmet binasında hizmet veren Teknoloji ve Davranışsal Bağımlılıklar Polikliniği üzerinden MHRS ve doğrudan başvuru yoluyla müracaatların kabul edildiği; 2025 yılı içinde 786 kişiye hizmet sunulduğu, toplam hizmet sayısının bin 181’e ulaştığı ifade edildi. BADEM’e ilişkin bilgilendirmede ise merkezin 2019 yılında mevzuat çerçevesinde "A tipi hizmet veren ve Bakanlık tarafından onaylanan ruhsatlı ilk merkez" olarak faaliyete geçtiği; merkezde psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarının görev yaptığı kaydedildi. Sunumda 2025 yılında 290 kişiye danışmanlık hizmeti verildiği, danışanlar ve aileleriyle yapılan görüşme sayısının bin 740 olduğu, öğrenci, öğretmen ve gençlik merkezlerine yönelik eğitim verilen kişi sayısının 4.990 olarak gerçekleştiği paylaşıldı. Damla Kılıç, sunumunda İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığınca sahada yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmeleri de paylaştı. İl Emniyet Müdürlüğünce 2025 yılı boyunca 22 bin 265 kişiye eğitim verildiği, Narkonokta bilgilendirme faaliyetleri kapsamında ise 72 bin 547 katılımcıya ulaşıldığı aktarıldı. Sunumda nargile kafe ve benzeri işletmelere yönelik denetim çalışmalarının planlandığı da belirtildi. Toplantıda İl Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Zülfü Özkan, eğitim ortamlarında yürütülen iki projeye ilişkin bilgi verdi. Özkan, TEGEM - "Temiz Yaşam, Güçlü Gelecek Mutlu Yarınlar" projesiyle ortaokul ve lise düzeyinde risk altındaki öğrencilerin erken dönemde belirlenmesini, okul-aile iş birliğinin güçlendirilmesini ve rehberlik hizmetlerinin bütüncül yaklaşımla yürütülmesini hedeflediklerini söyledi. Erken uyarı yaklaşımında belirti listesi, gizli anket, güvenli gözlem, devamsızlık analizi ve aile iletişimi adımlarının izlendiğini belirten Özkan, izleme ve değerlendirmede MYRA aracından yararlanıldığını kaydetti. Okulda Bağımlılığa Müdahale Programı (OBM) kapsamında Eylül 2025 itibarıyla rehberlik mekanizmasının güçlendirildiğini ve programın 26 okulda uygulandığını aktaran Özkan, bu süreçte 326 öğretmene eğitim verildiğini, 725 öğrencinin eğitimlere katıldığını söyledi. Özkan ayrıca, proje kapsamında okullarda düzenlenen aile katılım seminerleriyle 426 veliye ulaşıldığını ifade etti. İkinci proje olan "Ekrandan Sıyrıl, Hayata Sarıl" çalışmasının ise teknoloji bağımlılığından uzaklaşmayı, sosyal-kültürel-sportif alanlara yönelmeyi ve güvenli internet kullanımı ile siber farkındalığı artırmayı amaçladığı aktarıldı. İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Emniyet Müdürlüğü SİBERAY iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında Eylül 2024’ten itibaren 65 okulda eğitim düzenlendiği, 72 seminer gerçekleştirildiği bilgisi paylaşıldı. Toplantıda Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nde görevli Sosyal Hizmet Uzmanı Berfin Kübra Ayyıldız, belediye bünyesinde yürütülen çalışmalara ilişkin sunum yaptı. Koruyucu-önleyici saha faaliyetleri ile danışmanlık hizmetlerinin iki ayaklı şekilde sürdürüldüğü, hane ziyaretleri ve yerinde erişim çalışmalarının önem taşıdığı vurgulandı. Sunumda; merkezin 2025 yılında 96 danışan başvurusu aldığı, danışanlar ve aileleriyle 737 görüşme yapıldığı, 32 danışanın tıbbi takibinin sürdüğü bilgisi yer aldı. Yeşilay Cemiyeti Şube Başkanı İhsan Aslan da 15-18 yaş grubuna yönelik "doğa temelli sağlıklı yaşam kampı" planlamasını aktararak, 4 günlük programda farkındalık eğitimleri ve etkinliklerle sağlıklı yaşam alışkanlıklarının desteklenmesinin hedeflendiğini söyledi. Denetimli serbestlik biriminden sosyolog Emre Bilgiç ise uluslararası iyi uygulama örneklerinin incelendiğini, proje hazırlıklarının sürdüğünü ifade etti. Toplantı sonunda; bağımlılıkla mücadelede koruyucu-önleyici çalışmaların artırılması, okul çevreleri ve risk alanlarına yönelik uygulamaların güçlendirilmesi ve kurumlar arası koordinasyonun sahaya daha etkili yansıtılması yönünde değerlendirmeler yapıldı.