YEREL HABERLER - 29 Nisan 2012 Pazar 13:20

KAHTA`DA ÖОRENCİLERE DİN ALGISI SEMİNERİ VERİLDİ

A
A
A
KAHTA`DA ÖОRENCİLERE DİN ALGISI SEMİNERİ VERİLDİ

Adıyaman İl Müftülüğü tarafından SODES kapsamında Kahta`daki öğrencilere seminer verildi.
Kahta İMKB Anadolu Lisesi`nde düzenlenen Çiçekler Solmasın Projesi adı altında yapılan seminer Kahta Vaizi Yılmaz Arı tarafından verildi. Kahta İMKB Anadolu Lisesi öğrenci ve öğretmenlerinin katıldığı seminerde konuşan Yılmaz Arı, Türk halkının din algısı, hurafeler içinde "aslını" yaşamaktan yoksun hale gelmiş din algısı, gelenek ve göreneklerin şekillendirdiği din algısı, Tanrı ya da cehennem korkusu üzerine kurulu din algısı, şeyhlerin ve müritlerin belirlediği din algısı, medyanın belirlemeye çalıştığı
din algısı, gençliğin kritik döneminde olan bireylerin `Rol Model` olarak aldıkları dini şahsiyetler veya din temsilcileri konularında verilen yanlış bilgileri, bireylerin yanlış yönlendirilmesini ve alınması gereken doğru bilgileri açıklayan geniş bir seminer verdi.
Yılmaz Arı, seminerde ayrıca dini tanımlarken ülkemizdeki din algısından ve bu algının neticelerinden, sağlam dini kaynaklara yönelmenin gereğinden bahsetti. Öğrencilerin ilgi ile dinlediği seminerin sonunda soru cevap kısmına geçildi ve öğrencilerin soruları cevaplandırıldı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İTO Başkanı Avdagiç: "Erken sanayisizleşme tuzağına düşmemeliyiz" İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, "Erken sanayisizleşme tuzağına düşmeden Türkiye’nin sanayi ekosistemini mutlaka muhafaza etmeli, yeniden tasarlamalı, güçlendirmeliyiz. Türkiye bunu yapacak güçte. Türkiye olarak sanayi merdivenlerini çıkmanın ötesine geçip bir ‘sanayi sıçraması’ yapacak potansiyele sahibiz. Böylece küresel üretim zincirinin orta halkasında sıkışıp kalmaktan kurtulup daha üst sıralara çıkabiliriz" değerlendirmesinde bulundu. Avdagiç, İTO’nun mart ayı Meclis toplantısında, Türkiye’nin sanayileşme vizyonundan bölgesel ve küresel gelişmelere kadar kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Türkiye ekonomisinin orta vadeli büyüme performansına ilişkin Avdagiç, "Türkiye ekonomisinin orta vadeli büyüme performansının sürdürülebilirliği için katma değerli üretim ve ihracat temelli bir büyüme kompozisyonunu güçlü şekilde tahkim etmemiz gerekiyor" dedi. Sanayileşme vizyonuna değinen Avdagiç, bu çerçevede ’erken sanayisizleşme’ tuzağına düşmeden ’Türkiye sanayi ekosistemi’ni yeniden tasarlamamız gerektiğini, Türkiye olarak sanayi merdivenlerini çıkmanın ötesine geçip gerçek anlamda bir "sanayi sıçraması" yapacak potansiyele sahip olduğumuzu kaydetti. Avdagiç, bunu yapmaya da ihtiyacımız olduğunu, ancak böylece küresel üretim zincirinin orta halkasında sıkışıp kalmaktan kurtulup ilk sıralara çıkılmasının mümkün olacağını kaydetti. "Türkiye ’doğru, kararlı ve soğukkanlı adımlar’ atıyor" ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısına ve bölgesel gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Şekib Avdagiç, "28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’ı bombardımanıyla bölgemizde yeni bir savaşın fitili ateşlendi. Gücü elinde tutanlar, hiçbir hukuk kuralı tanımıyor." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın riyasetinde Türkiye’nin ilk günden beri aldığı vaziyeti, sorunları suhuletle çözüme kavuşturma çabalarının önemli olduğunu vurgulayan Avdagiç, "Türkiye bir yandan bölgesinde çıkan ateşi söndürmeye çalışıyor, diğer yandan bu ateşin kendisine sıçramaması için ’doğru, kararlı ve soğukkanlı adımlar’ atıyor" açıklamasını yaptı. Avdagiç, Türkiye’nin son 20 yılda savunma sanayiinde elde ettiği mesafenin öneminin bir kez daha anlaşıldığını, ülkemizin bu gücü ve köklü diplomasi geleneğiyle coğrafyamızda bir istikrar ve barış adası olduğunu kaydetti. "Savaşın seyri uluslararası sistemin yönünü de belirleyecek" Enerji piyasalarındaki gelişmelere de dikkat çeken Avdagiç, "Önce İsrail saldırganlığı, ardından İsrail ve ABD’nin başlattığı savaş sebebiyle Orta Doğu’da artan gerilim, enerji piyasalarında hızlı bir reaksiyona neden oldu. Petrol fiyatlarının yeniden yükseliş eğilimine girmesi küresel enflasyonu yeniden tartışmaya açtı" ifadelerini kullandı. Avdagiç, savaşın boyutlarına ilişkin şu açıklamayı yaptı: "Genel tabloya bakıldığında bu savaş yalnızca askeri bir kriz değildir. Aynı zamanda enerji güvenliği, küresel ekonomi ve büyük güç rekabetinin kesiştiği bir jeopolitik sınavdır. Bu nedenle savaşın seyri yalnızca Orta Doğu’nun değil, dünya ekonomisinin ve uluslararası sistemin yönünü de belirleyecek." "Türkiye hem Batı hem de Doğu ülkeleriyle köklü ilişkilere sahip nadir ülkelerden biri" Türkiye’nin jeopolitik konumunu değerlendiren Avdagiç, şunları kaydetti: "Türkiye, ne yazık ki dünya jeopolitik risk haritasının tam da merkezinde yer alıyor. Üç tarafımızda sıcak savaş ya da çatışma ortamı devam ediyor. Dolayısıyla, dünyadaki birçok ülkeye göre jeopolitik risklerden kaçınılmaz olarak daha fazla etkilenebiliyoruz." Avdagiç, Türkiye’nin bölgesel rolüne ilişkin ise "ABD ve İsrail’in komşumuz İran’a karşı yürüttüğü savaşta Türkiye, bölgesel dengeyi koruyan bir aktör rolü oynuyor. Türkiye’nin hem Batı hem de Doğu ülkeleriyle köklü ilişkilere sahip nadir ülkelerden biri olması, bu rolün etkinliğini önemli ölçüde artırıyor. Yine bu özelliği, Türkiye’yi satranç tahtasında bir taş değil, dengeyi kuran oyuncu pozisyonuna taşıyor" değerlendirmesinde bulundu. Avdagiç, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın, Hariciyemizin, kısaca ’Türkiye aklının’ ortaya koyduğu yaklaşımın, ülkemizin çıkarlarını en üst düzeyde koruyan bir yaklaşım olduğunu belirtmeliyim. Ülkemizin bu coğrafyanın kadim ve belirleyici bir aktörü olarak uyguladığı politikayı, iş dünyası olarak takdirle ve soğukkanlılıkla izliyoruz" açıklamasını yaptı. Ekonomik görünümü belirleyecek üç temel soru Yılın geri kalanına ilişkin ise Avdagiç, "Kısaca enerji fiyatlarının seyri ile birlikte küresel finansal koşullar ve iç talepteki dengelenmenin hızı; yılın geri kalanında ekonomik görünümü şekillendiren faktörler olacak" dedi. Avdagiç, ekonomik görünümü belirleyecek üç temel soruya da dikkat çekerek, şunları kaydetti: "Üç soruya, yani birincisi enflasyonun düşüş hızının korunup korunamayacağı, ikinci olarak enerji fiyatları ve jeopolitik gelişmelerin maliyetler üzerindeki etkisi ve üçüncüsü para politikasının ne ölçüde sıkı kalacağı sorularına verilecek cevaplar, bizim için çok önemli. Bu üç faktörün seyri, Türkiye ekonomisinin 2026 yılındaki büyüme ve istikrar dengesini belirleyen temel parametreler olacak." "AB ile ticaret Türkiye için vazgeçilmez karakterini koruyor" Avrupa Birliği ile ilişkilere de değinen İTO Başkanı Avdagiç, "Avrupa Birliği’nin sanayisini korumak amacıyla açıkladığı ’Made in EU’ programına ilişkin taslakta Birliğin anlaşması bulunan ticaret ortaklarını da çerçeveye dahil edeceğine yönelik mesajını memnuniyet verici buluyoruz. Ticaret Bakanlığımızın AB ile yakın diyaloğunun sonucunda oluşan Türkiye ile mevcut Gümrük Birliği’nin anılan politika çerçevesi içinde tanınmasını olumlu görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Avdagiç, şunları söyledi: "AB ile ticaret, Türkiye için vazgeçilmez karakterini koruyor. Dolayısıyla bu pazarın ihtiyaçlarına yönelik yüksek teknolojili yeni tedarik üssü olma hedefini dış ticaret politikasının odağı haline getirmek zorundayız. Türkiye olarak bu konudaki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Bu yeni gelişmeler, ’Türkiye aleyhine rekabet avantajı oluşturma’ riskini ortadan kaldıracaktır. AB ile yürütülen gerçekçi, yapıcı ve sonuç alıcı çalışmaları için Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum."
Aydın ADÜ kurumsal akreditasyon almaya hak kazandı Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) tarafından yükseköğretim kurumlarında kalite güvencesi sistemlerinin güçlendirilmesi, sürdürülebilir kalite kültürünün yaygınlaştırılması ve uluslararası rekabet gücünün artırılması amacıyla yürütülen Kurumsal Akreditasyon Programı (KAP) kapsamında 2025 yılı değerlendirme süreci tamamlandı. Mart 2026 tarihinde gerçekleştirilen YÖKAK Kurul toplantısında alınan kararla Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ), Kurumsal Akreditasyon almaya hak kazanan üniversiteler arasında yer aldı. Türkiye genelinde gerçekleştirilen kapsamlı değerlendirme sürecinin ardından 39 üniversite Kurumsal Akreditasyon almaya hak kazanırken, ADÜ de akreditasyon alan üniversiteler arasında yer alarak kalite güvencesi alanındaki çalışmalarını tescillemiş oldu. Kurumsal Akreditasyon Programı; üniversitelerin eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme faaliyetleri, toplumsal katkı çalışmaları, yönetim sistemi ve kalite güvencesi mekanizmalarının bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesini kapsıyor. Bu süreçte üniversitelerin iç kalite güvence sistemleri, stratejik yönetim süreçleri, paydaş katılımı, sürekli iyileştirme mekanizmaları ve kurumsal sürdürülebilirlik alanlarındaki performansları detaylı biçimde inceleniyor. ADÜ son yıllarda kalite odaklı yönetim anlayışı doğrultusunda yürüttüğü çalışmalarla kurumsal gelişimini güçlendirirken; eğitim-öğretim kalitesinin artırılması, araştırma kapasitesinin geliştirilmesi ve toplumsal katkının güçlendirilmesine yönelik önemli adımlar attı. Üniversitenin tüm akademik ve idari birimlerinin katkılarıyla yürütülen kalite süreçleri, YÖKAK tarafından gerçekleştirilen değerlendirmeler sonucunda Kurumsal Akreditasyon ile taçlandırıldı. "Bu başarı 3 yıllık yoğun çalışmanın eseridir" Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan ADÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent, elde edilen kurumsal akreditasyonun üniversitede son üç yıldır yürütülen yoğun ve sistemli çalışmaların önemli bir sonucu olduğunu vurguladı. Rektör Kent, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Kurumsal Akreditasyon, üniversitemizin kalite odaklı gelişim vizyonunun somut bir göstergesidir. Yaklaşık üç yıldır büyük bir titizlikle yürüttüğümüz kalite süreçleri bugün önemli bir başarıyla sonuçlanmıştır. Eğitim-öğretimden araştırma faaliyetlerine, toplumsal katkı çalışmalarından yönetsel süreçlere kadar tüm alanlarda kalite kültürünü güçlendirmek için kararlılıkla çalışıyoruz. YÖKAK tarafından verilen bu akreditasyon, üniversitemizin kurumsal gelişim yolculuğunda önemli bir kilometre taşıdır" Bu başarının güçlü bir kurumsal iş birliğinin ürünü olduğunu belirten Rektörümüz Prof. Dr. Bülent Kent, sürece katkı sağlayan tüm birimlere teşekkür ederek sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu başarı yalnızca bir yönetim başarısı değil; üniversitemizin tüm paydaşlarının ortak emeğinin sonucudur. Başta Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Cemal İyem olmak üzere tüm dekanlarımız, yüksekokul ve meslek yüksekokulu müdürlerimiz, Üniversite Kalite Kurulumuz, alt kalite komisyonlarımız, Kalite Koordinatörlüğümüz, akademik ve idari personelimiz ile öğrencilerimizin katkıları bu süreçte son derece kıymetlidir. Her bir birimimizin gösterdiği özverili çalışma bu başarıyı mümkün kılmıştır" Rektör Kent, üniversitenin kalite odaklı gelişimini sürdüreceğini belirterek, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nin araştırma üniversitesi olma hedefi doğrultusunda emin adımlarla ilerlediğini ifade etti. Rektör Kent, kalite güvencesi kültürünün kurumsal yapı içerisinde daha da güçlendirilmesi için çalışmaların kararlılıkla devam edeceğini vurguladı.
Erzincan Erzincan: Depremin izleri Türkiye’nin "deprem kenti" olarak bilinen Erzincan, tarih boyunca büyük depremlerle sarsıldı. Kent, özellikle 1939 ve 1992 depremlerinde ağır kayıplar yaşadı. 1939 yılında meydana gelen 7,9 büyüklüğündeki deprem, Erzincan’ı adeta yerle bir etti. Sadece Erzincan değil çevre illerde de büyük hasara yol açan depremde 116 bin 720 bina yıkıldı, 32 bin 968 kişi hayatını kaybetti. Deprem sırasında ayakta kalan az sayıdaki yapılardan biri olan Erzincan Tren Garı, o dönemde hastane olarak da kullanıldı. 34 yıl sonra, 13 Mart 1992’de meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki depremde ise 8 bin 57 bina yıkıldı ve 653 kişi yaşamını yitirdi, 3 bin 850 kişi yaralandı. Depremin aniden gerçekleştiğini ve yaşadıkları korkuyu anlatan depremzede Şakir Yiğit, "Bina çöktü, bir üst taraf kaldı. Bir saat, bir buçuk saat sonra anca çıkabildik. Ayakkabı yok, bir şey yok, herkes evine koşmaya başladı" dedi. O dönemde devletin imkanları seferber edilerek enkaz altındakiler kurtarılmaya çalışıldı, çadırlar kuruldu. Yiğit, arkadaşlarıyla evlerine yakın bir yerde kurdukları çadırda 60 gün kaldıklarını aktardı. Erzincanlılar kayıplarını unutmamak için Terzi Baba Mezarlığı’nda deprem şehitleri anısına anıt yaptırdı. Kent, geçmişte yaşadığı bu büyük felaketlerden ders çıkararak, deprem bilincini şehir kültürünün bir parçası haline getirmeye çalışıyor.
Aydın Didim Belediyesi Kadın Meclisi Mart ayı toplantısı gerçekleştirildi Kentte kadınların sosyal hayata katılımını artırmak ve yerel yönetim süreçlerinde daha aktif rol almalarını sağlamak amacıyla Didim Belediyesi Kadın Meclisi’nin Mart ayı toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda kadınların kent yaşamındaki yeri, sosyal projeler ve kadınlara yönelik yapılabilecek çalışmalar ele alındı. Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay’ın da katıldığı toplantıda, kadınların yerel yönetimlerde daha güçlü şekilde temsil edilmesi ve toplumsal yaşamda daha aktif rol alması için fikir alışverişinde bulunuldu. Gerçekleştirilen toplantıda, kadınların kent yaşamına daha etkin katılımını sağlayacak projeler ve sosyal çalışmalar üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Kadınların görüş ve önerilerinin paylaşıldığı toplantı, ortak akıl ve katılımcı belediyecilik anlayışı doğrultusunda önemli bir buluşma oldu. Başkan Hatice Gençay: "Kadınların sesi yerel yönetimde daha güçlü duyulacak" Toplantıya ilişkin değerlendirmede bulunan Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, "Kadınların kent yaşamında daha aktif olması ve karar süreçlerine katılması bizim için çok önemli. Kadın Meclisi toplantılarıyla kadınların görüş ve önerilerini dinliyor, kentimizi birlikte yönetme anlayışıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kadınların sesi yerel yönetimde daha güçlü duyulmaya devam edecek" ifadelerini kullandı.