GENEL - 29 Şubat 2012 Çarşamba 11:53

TZOB GENEL BAYRAKTAR`DAN HUKUKÇULARA ÇAĞRI

A
A
A
TZOB GENEL BAYRAKTAR`DAN HUKUKÇULARA ÇAĞRI

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Tarım alanlarındaki parçalanmanın önlenmesi için Miras Hukuku’nun değişmesi gerekir, bu konuda yapılacak düzenlemenin arkasındayız" dedi.
TZOB Başkanı Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada, tarım alanlarının küçük ve parçalı olmasının tarımsal üretimi kısıtladığını, girdi maliyetlerini yükselttiğini, tarımsal üretimden alınan verimi düşürdüğünü ve teknolojinin, modern araçların kullanılmasını güçleştirdiğini kaydederek, "Medeni Kanun, 1926’da İsviçre’den alındı. Gerçi bu kanun 22 Kasım 2001’de TBMM’de kabul edilen ve 1 Ocak 2002’de yürürlüğe giren 4721 sayılı Medeni Kanunla sistematiği hariç, komple değişti ama buna rağmen miras hukuku
hükümlerindeki sorunlar dolayısıyla hala tarlalar bölünüyor. Tarlaların bölünmesine engel olunmazsa, tarım alanlarında üretim yapmak imkansız hale gelecek" ifadelerini kullandı.
"PARÇALANMANIN ÖNLENMESİ İÇİN MİRAS HUKUKU DEĞİŞMELİ"
Parçalanmanın önlenmesi için miras hukukunun değişmesi gerektiğini, bu konuda yapılacak düzenlemenin arkasında olduklarını bildiren Bayraktar, 5 milyon 400 bin üyeye sahip, çiftçinin tek yasal temsilcisi olan Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak bu değişikliğin muhatabı olduklarını ve desteklediklerini belirtti. Bayraktar, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, tarımsal işletmelerin yüzde 32,7’sinin 20-49 dekar arazi büyüklüğüne sahip olduğunu, bu işletmelerin, toplam arazilerin yüzde
23,6’sını tasarrufunda bulundurduğunu kaydetti. Tüm işletmelerin yüzde 78,9’unun ise 100 dekardan daha az araziye sahip küçük işletmelerden oluştuğuna dikkat çeken Bayraktar, bu işletmelerin tasarrufunda bulundurduğu arazinin ise toplam arazinin yüzde 34,3’ünü oluşturduğunu vurguladı. TZOB Genel Başkanı, tarımsal işletmelerin yüzde 21,1’inin (5’te 1’inin) 100 dekar ve daha fazla işletme büyüklük gruplarında yer aldığını, buna karşın bu işletmelerin, toplam arazinin yüzde 65,7’sini (3’de 2’sine yakınını)
tasarrufunda bulundurduğuna işaret ederek, Türkiye’de tarım alanlarının doğal çevre özellikleri, topoğrafik yapı gibi etmenlere bağlı olarak bir dağılış gösterdiğini, özellikle 1960’lı yıllardan sonra teknolojinin ilerlemesi, traktörün girmesiyle mera alanlarının, yeni tarım alanları haline getirildiğini belirtti.
Türkiye tarım alanlarının genellikle dağınık parçalar halinde ve birbirinden elverişsiz sahalarla ayrıldığına dikkat çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
"Tarım alanlarının parçalı bir görünüme sahip olmasında diğer bir etken ise miras hukukundan kaynaklanan arazi mülkiyet durumudur. Türkiye’de tarım işletmelerinin arazi mülkiyetinden kaynaklanan dengesiz büyüklük dağılımının yanı sıra, işletmelerin sahip olduğu tarım arazileri de çok parçalıdır. Bu durum tarımsal üretimimizi kısıtlamakta, girdi maliyetlerini yükseltmekte, tarımsal üretimden alınan verimi düşürmekte ve teknolojinin, modern araçların kullanılmasını güçleştirmektedir. Bu olumsuzluklar
kırsalda nüfusun azalmasına, buna karşın kentsel nüfusun artmasına neden olmuştur. Her ne kadar tarımdaki nüfusun azalması hedeflenmiş ise de bu durum beraberinde, göçler nedeniyle kırsal alanda kalan taşınmazların ve taşınmaz miraslar ile terk edilen işletmelerin ilgisiz, atıl hale dönmelerine neden olmuştur."
Türkiye’de tarım arazilerin bölünebilirliğiyle ilgili düzenlemelerin 4721 sayılı Medeni Kanunun Tarımsal İşletmeler başlıklı 659. maddesinden 668. maddesine kadar olan bölümünde yer aldığını hatırlatan Bayraktar, ayrıca bu kanuna dayanılarak çıkarılan "Tarım işletmelerinin Yeterli Varlığa Sahip Olup Olmadığının Tespitine Dair Yönetmelik"le de aynı konuda düzenlemeler yapıldığını belirtti.
"YASAL TEDBİRLER TARIM ARAZİLERİNİN BÖLÜNMESİNİ ENGELLEYEMEDİ"
Medeni Kanunun 659. maddesine göre; miras yoluyla kalan ekonomik bütünlüğe ve yeterli tarımsal varlığa sahip tarımsal işletme, ehil mirasçılardan birinin talepte bulunması halinde bölünmeksizin, gelir değeri üzerinden talepte bulunan mirasçıya özgülenebildiğini bildiren Bayraktar, açıklamasına şöyle devam etti:
"Şayet birden fazla mirasçı bir işletme için talepte bulunursa, sulh hakimi, isteklilerin kişisel yetenek ve durumları ile eşlerinin yeteneklerini göz önünde tutmak suretiyle, işletmenin hangi mirasçıya özgüleneceğine karar vermektedir. Bir işletme değerinde azalma olmaksızın birden çok yeterli tarımsal varlığa sahip işletmeye bölünebilecek nitelikte ise sulh hakimi bu işletmeyi, ehil olan ve talepte bulunan birden çok mirasçıya ayrı ayrı özgüleyebilmektedir. Diğer taraftan 3 Temmuz 2005 tarih ve 5403
sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8. maddesinde ’mutlak tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarım yapılan arazilerde 0,3 hektar, marjinal tarım arazilerinde 2 hektardan daha küçük olamaz, bölünemez. Mirasa konu olmaları ve üzerlerinde her ne şekilde olursa olsun birlikte mülkiyetin mevcut olması durumunda bu araziler ifraz edilemez payları üçüncü şahıslara sat,fdmsal işletmelerin yüzde 21,1ılamaz. Bu araziler hakkında 4721 sayılı
Medeni Kanunun özgülemeye ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır’ hükmü gereği miras yoluyla da olsa tarım topraklarının yukarıda belirlenen alanlardan daha küçük parsellere bölünmesi mümkün değildir. Ancak çay, fındık, zeytin gibi özel iklim istekleri olan bitkilerin yetiştiği yerler ile seraların bulunduğu alanlarda yörenin arazi özellikleri daha küçük parsellerin oluşmasını gerekli kıldığı takdirde Tarım ve Köyişleri Bakanlığının (Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı) uygun görüşü ile daha küçük parseller
oluşturulabilir.’ denilmektedir. Bütün bu yasal tedbirlere rağmen mirasçılar işletmeyi parçalamadan kendilerine özgülenmesi için mahkemeye gitmediğinden tarım arazilerinin bölünmesinin önüne geçilemedi ve tarımsal işletmeler güdük, verimlilikten uzak, cılız işletmeler haline dönüştü."
Tarım topraklarının, miras hukukundan kaynaklanan olumsuzluklar nedeniyle üzerinde karlı işletmeler kurulmasına olanak vermeyecek ölçüde küçük parçalara ayrıldığını bildiren Bayraktar, bunun sonucunda, tarım alanlarının ekonomik kullanım sınırının altına düştüğünü belirtti.
"AVRUPA BİRLİĞİ’NDE İŞLETMELERDE SAYI AZALDI, ALAN BÜYÜDÜ, TÜRKİYE’DE TERSİ OLDU"
Veraset neticesinde işletmelere ait arazilerinin küçülmesi ve tarım işletmelere ait toplam arazi miktarının birbirinden uzak ve küçük parçalardan teşekkül etmesi gibi iki temel sorun bulunduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:
"Arazi parçalanmasına ise, tarımsal nüfusun yoğunluğu, bir işletmeye ait arazilerin varisler arasında bölünmesi ve her varisin özellikle verimli arazilerden pay almak istemesi, karayolu, demiryolu, sulama kanalı, kiracılık ve ortakçılık gibi nedenler yol açmaktadır. Ülkemizde 1950 yılında 2 milyon 527 bin olan tarım işletmesi sayısı, 2001 yılı itibarıyla 3 milyon 75 bin 516 işletmeye çıktı. Ortalama işletme büyüklüğü ise 77 dekardan 61 dekara geriledi. Avrupa Birliği ülkelerinde; 1950 yılında 15 milyon
olan işletme sayısı, 1980 yılında 8,7 milyona, 1990 yılında 7,8 milyona düştü. Yarı yarıya azaldı. Birlik ülkelerinde 1950 yılında 68 dekar olan ortalama işletme büyüklüğü, 1980 yılında 160 dekara, 1990 yılında 165 dekara, 2007 yılında ise 220 dekara yükseldi. Ülkemizde ise 50 dekar daha küçük arazisi olan işletme sayısı 1 milyon 959 bin 123’tür. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın verilerine göre parsel sayısı da 20 milyona ulaşmıştır."
"ARAZ, TOPLULAŞTIRMASI İŞLETMELERİ VERİMLİ HALE GETİRECEK"
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın "yılda 1 milyon hektar arazi toplulaştırılması" hedefini çok önemsediklerini ve desteklediklerini bildiren Bayraktar, miras hukukuyla ilgili yasa değişikliğine yönelik "Tarım Arazilerinin Bölünmesinin Önlenmesi Çalıştayı"nın yapılmasının önemli olduğunu, bu alandaki değişikliğin, arazi toplulaştırması ve kırsal kalkınmayla işletmelerin verimli işletmeler haline dönüşmesini sağlayacağını da belirtti. Bayraktar, şunları kaydetti:
"Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızın miras hukuku çalıştayında alınan kararlarla küçük parseller halindermsal işletmelerin yüzde 21,1 birden fazla parçaya bölünmüş, değişik yerlere dağılmış ve/veya elverişsiz biçimde şekillenmiş arazilerin, modern tarım işletmeciliği esaslarına göre ve ayrıca sulama hizmetlerinin getirilmesine en uygun bir şekilde birleştirilmesi, şekillendirilmesi ve düzenlenmesi mevcut işletmelerin daha fazla küçülmesini önleyecek tedbirlerin alınması büyük önem taşımaktadır.
Gelinen bu noktada, halihazırdaki durum asla sürdürülebilir değildir. Çözüm bulunmaması halinde çok büyük sorunlara yol açacaktır. Türkiye’nin kaybedecek bir günü dahi yoktur. Sorunu çözmek için derhal harekete geçilmelidir.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, tarımsal işletmelerin büyümesini, parçalı yapısının arazi toplulaştırmaları ile giderilmesini, verimli birimler haline gelmesini istiyoruz. Bu yolda üye sayımızın 5 milyon 400 binden 1 milyonun altına düşmesini umursamıyoruz. Tam tersine, üye sayımızın 1 milyonun altına inmesiyle, üretimin ve verimliliğin yükseleceğini, tarımın ülke ekonomisine katkısının artacağını biliyoruz. Türkiye’yi gelişmiş bir tarım ülkesi haline de getirebilecek bu yapı, miras hukukundaki
değişikliklerin yanı sıra arazi toplulaştırılması ve kırsal kalkınmayla tarım dışı istihdam yaratılması yoluyla gerçekleşecektir."
Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin, tarım arazilerinin bölünmesini önleyecek ve sorunu çözecek çalışmaların cesaret gerektirdiğinin farkında olduğunu bildiren Bayraktar, "Çiftçilerimizin yasal temsilcisi Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, ülkemizin menfaati için, atılacak cesur adımları takdirle karşılayacağımızı ve yapılacak çalışmalara tam bir kararlılıkla destekleyeceğiz" dedi.
"ÇALIŞTAYA BÖLGELERİNİ TEMSİL EDEN 12 ZİRAAT ODASI DA KATILACAK"
Bayraktar, konunun öneminin idrakinde olan TZOB’un, ’Tarım Arazilerinin Bölünmesinin Önlenmesi Çalıştayı’na, gerek taşrada uygulamanın içinde olması gerekse miras hukuku ile ilgili sorunlara vakıf olmaları nedeniyle odaların da ülke genelini temsil edecek şekilde katılımını sağladığını bildirdi.
TZOB Genel Başkanı, Ege bölgesini temsilen Aydın, Marmara’yı temsilen Bursa-Gemlik, İç Anadolu’yu temsilen Ankara-Haymana, Konya-Selçuk, Tokat, Eskişehir, Doğu Anadolu’yu temsilen Erzurum-Aziziye ve Sivas, Güney Doğu Anadolu’yu temsilen Adıyaman-Kahta, Diyarbakır-Kulp ve Şanlıurfa, Karadeniz’i temsilen Zonguldak-Alaplı Ziraat Odaları başkanlıklarının çalıştaya katılacağını belirtti. Bayraktar, çiftçileri temsil eden odaların toplantıya katılmasının, diğer tarım kesiminin paydaşlarıyla birlikte ortak
aklın oluşmasına, sorunların tartışılarak en isabetli paydada buluşulmasına neden olacağını vurguladı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Orhaneli’de 13 bin 500 dekarlık alana modern sulama yatırımı Bursa’nın Orhaneli ilçesinde hayata geçirilen kapalı sistem sulama projeleri kapsamında yürütülen çalışmalar yerinde incelendi. Projelerin tamamlanmasıyla birlikte Orhaneli ve çevresindeki toplam 13 bin 500 dekar tarım arazisinin modern kapalı sistem sulama hattına kavuşacağı belirtildi. Sahadaki inceleme programına AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Yavuz, Orhaneli Kaymakamı Muhammet Furkan Tuna, DSİ 1. Bölge Müdürü İnan Gündüz, Orhaneli Belediye Başkanı Ali Osman Tayır, AK Parti Bursa İl Başkan Vekilleri, AK Parti Orhaneli İlçe Başkanı Serdar Başak, yüklenici firma yetkilileri ve mahalle muhtarları katıldı. Orhaneli Ovası başta olmak üzere Kusumlar, Serçeler, Sadağı, Çöreler, Deliballılar ve Akçabük mahallelerini kapsayan projelerle bölgedeki tarımsal üretimin daha verimli hale gelmesinin hedefleniyor. Projeler kapsamında toplam 52 bin 500 metre uzunluğunda, farklı çaplarda PE100 boru hattı döşeneceği belirtilirken, modern sulama sistemleri sayesinde hem su tasarrufu sağlanacağı hem de üreticilerin ve çiftçilerin sulama konusunda önemli kolaylık elde edeceği vurgulandı. Orhaneli Belediye Başkanı Ali Osman Tayır yaptığı açıklamada, projeye destek veren başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, AK Parti Bursa milletvekilleri, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ve DSİ yetkililerine teşekkür ederek yatırımların Orhaneli’ne ve bölge çiftçisine hayırlı olması temennisinde bulundu.
Gaziantep Gaziantep Valisi Kemal Çeber, süper hücre bilançosunu açıkladı Gaziantep Valisi Kemal Çeber, kentte etkili olan süper hücre sonrası oluşan hasarın bilançosu ile ilgili açıklamalarda bulunarak, "Can kaybımız yok, tedaviye ihtiyaç duyan 14 yaralımız var. Yaklaşık 100 bina ile 39 okulda hasar var" dedi. Gaziantep genelinde dün öğle saatlerinden sonra "süper hücre" fırtınası etkili oldu. Bir anda bastıran fırtına kentin pek çok noktasında hayatı adeta felç etti. Süper hücrenin etkisiyle bastıran yağmur, dolu, hortum ve rüzgar, cadde ve sokaklar ile köprü altlarını göle çevirdi. Etkili olan fırtınada çatılar uçarken, dereler taştı, araçlar zarar gördü, evler hasar aldı, ağaçlar kökünden söküldü. Hortumun da oluştuğu kentte sel meydana gelirken 23 kişi yaralandı. Vali Çeber, son durumu açıkladı Gaziantep Valisi Kemal Çeber, kenti etkisi altına alınan ve ciddi zarar neden olan süper hücre ile ilgili bilançoyu paylaştı. Afetin hasara neden olduğu okullarda yaptığı incelemelerin ve yetkililerden aldığı bilgilerin ardından açıklamalarda bulunan Vali Kemal Çeber, kentte can kaybı olmasının sevindirici olduğunu ancak pek çok noktada ciddi hasarların meydana geldiğini ve tespit çalışmalarının devam ettiğini vurguladı. "Can kaybımız yok, pek çok noktada hasar meydana geldi" Vali Kemal Çeber, "Dün akşam ilimizde oldukça şiddetli bir hava olayı yaşandı. Meteorolojik uyarılar bir gün önceden yapılmıştı ancak "süper hücre" olarak adlandırılan bu sistem kısa sürede, dar bir alanda çok yoğun etkisini gösterdi. Yaklaşık yarım saat süren bu süreçte dolu, fırtına, yoğun yağış ve yer yer hortum etkili oldu. Bu şiddetli hava olayı nedeniyle tarım alanları, araçlar ve enerji hatları başta olmak üzere birçok alanda hasar meydana geldi. En sevindirici nokta ise herhangi bir can kaybının yaşanmamış olmasıdır. Önceden yapılan uyarılar ve alınan tedbirlerin bu sonuçta etkili olduğu değerlendirilmektedir. Olayda 14 kişi tedavi altına alınmış olup, bunlardan birinin durumu orta seviyede, diğerlerinin ise hafif olduğu belirtilmiştir" dedi. "100 binada ile 39 okulda hasar var, tarım alanlarında zarar var" Yaşanan afette rakamsal verileri de paylaşan Vali Çeber, "İlimiz genelinde yaklaşık 85-100 civarında binada çatı uçması ve benzeri hasarlar tespit edilmiştir. Tarım alanları anlamında da özellikle Nizip, Karkamış ve Şahinbey bölgelerinde etkilenmenin daha yoğun olduğu görülmektedir. Kırsal mahallelerde de yıkılan ve hasar gören yapılar bulunmaktadır. Eğitim kurumlarımızda yapılan incelemeler sonucunda 39 okulda çatı uçması ve cam kırılması gibi riskli durumlar tespit edilmiştir. Bu nedenle öncelikle bu okullar için tatil kararı alınmış, ardından yapılan değerlendirmeler sonucunda öğrenci ve velilerin tedirginliği de göz önünde bulundurularak il genelinde eğitime bir gün ara verilmiştir. Bugün içerisinde tüm okullarda detaylı incelemeler tamamlanacak ve akşam saatlerinde kamuoyuna güncel durum hakkında bilgi verilecektir" ifadelerini kullandı. "Riskli görülen okullarda alternatif çözümler geliştirilecek" Çeber, "Meteorolojik verilere göre bugün için ciddi bir uyarı bulunmamakla birlikte yağış ihtimali devam etmektedir. Bu durum, özellikle çatı onarım çalışmalarını zorlaştırabileceğinden, can güvenliği açısından gerekli tüm tedbirler alınmaktadır. Milli Eğitim Müdürlüğü de bu kapsamda gerekli planlamaları yaparak riskli görülen okullarda alternatif çözümler geliştirecektir. Olayın hemen ardından tüm kurumlarımız ve belediyelerimiz ekip ve ekipmanlarıyla sahada aktif şekilde görev almıştır. Öncelikli olarak devrilen ağaçlar kaldırılmış, uçan çatılar güvenli hale getirilmiş ve zarar gören tabelalar ile altyapı unsurlarına hızlıca müdahale edilmiştir. Bu sayede günlük yaşamın normale dönmesi sağlanmıştır. Bugün itibarıyla ise hasar tespit ve onarım çalışmalarına yoğun bir şekilde devam edilmektedir.