YEREL HABERLER - 29 Şubat 2012 Çarşamba 18:06

AK PARTİ İL BAŞKANI ÇETİNKAYA`NIN AÇIKLAMALARI

A
A
A
AK PARTİ İL BAŞKANI ÇETİNKAYA`NIN AÇIKLAMALARI

AK Parti Samsun İl Başkanı Osman Çetinkaya, "Bizim yaptığımız en büyük seçim, bu partinin ve bu ülkenin geleceğini ilgilendiren en büyük seçim 12 Eylül 2010’de oldu. Bu çok önemliydi bizim için. Türkiye genelinde yüzde 57, Samsun’da yüzde 67 oy aldık" dedi.
28 Şubat sürecini değerlendiren ve o dönemleri unutmayacaklarını söyleyen AK Parti Samsun İl Başkanı Osman Çetinkaya, Türk halkının 28 Şubatçılara en güzel cevabı 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandumda verdiğini söyledi. 28 Şubat’ta özellikle muhafazakar kesime bir mesaj verilmek istendiğini belirten AK Parti İl Başkanı Osman Cetinkaya, "Özellikle devlet arşivlerinin açılması sonucunda o dönemlerde yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında nelerin konuşulduğunu, 28 Şubat kararları öncesinde Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında hükümetlere neler dayatıldığını hepimiz basından öğrendik. Aslında halkın yok sayıldığı bir travmaydı. Seçim sonrasında ve öncesinde vatandaşın kararının çok önemsenmediği, belli unsurların devleti yönettiği aşikar. Aslında üzüntü verici olan hadise şudur: Bu darbe teşebbüsünü asker planladı ama özellikle sivil unsurların bu yangına su taşımak yerine mazot taşıdıklarını, benzin taşıdıklarını görmek üzüntü verici. Hem iş dünyasından hem bürokrasiden hem STK’lardan hem de özellikle üniversitelerden askeri göreve çağırmak gibi demokrasi ile bağdaşmayan bu tip hareketler bugün daha net görülüyor ve onu yapan kişilere halkımız lanet okuyor. Biz o dönemleri unutmayacağız. 28 Şubat’ta özellikle muhafazakar kesime bir mesaj verilmek istendi ama ben sadece muhafazakarlara verildiğini düşünmüyorum. 2002’de genel seçimlerde bir arkadaşımızın deyimiyle askeriye bir şok yaşadı. Başbakanımız o dönemlerde ’tek başına iktidar olmak istiyoruz ama bize sadece tek başına iktidar vermeyin, anayasayı değiştirecek çoğunluğu da verin’ demişti. 2002, 2007 ve 2011’de yapılan genel seçimlerde dünyada oyunu artıran tek parti AK Parti oldu. AK Parti bugün dünyada potansiyel anlamda en büyük partidir. 28 Şubatçılara aslında 2002’de vatandaş cevabını verdi tek başına AK Parti’yi iktidar yaparak. 2007’de yine verdi, biliyorsunuz o dönemde yine bir darbe teşebbüsü oldu. Vatandaşlarımız en son 12 Eylül 2010’da referandumda 28 Şubat’taki o unsurlara cevabını verdi" diye konuştu.
"İSRAİL’İN İSTEMEDİĞİ BİR ŞEY TÜRKİYE’NİN MENFAATİNEDİR"
Küresel bir güç olmak için istihbarat teşkilatının çok iyi çalışması gerektiğine dikkat çeken Osman Çetinkaya, “Dünyanın her yerinde gözünüz kulağınız olacaksa bunu MİT ile yapacaksınız. MİT’in kağıt üzerinde olduğu gibi Başbakanlığa bağlı olmaktan ziyade beyin olarak, fiziki yapı olarak, görüş olarak Başbakanlığa bağlı olarak çalışması lazım. Oysa MİT’in AK Parti dönemine kadar Genelkurmay ile dirsek temasında çalıştığını oradaki daire başkanları, şu be müdürlerinin asker kökenli olmasından anlaşılıyor. MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı istememelerinin başında İsrail var. İsrail’in istemediği bir şey Türkiye’nin menfaatinedir. Hakan Fidan orada önemli işler yapmıştır, Hakan Fidan kendi ekibine MİT’e hizmet edecek arkadaşları seçiyor ve göreve getiriyor. Bu, Ergenekon çetesinin tepkisini çekiyor. Biliyorsunuz Ergenekon çetesi Osmanlı Dönemi’nin İttihat ve Terakki Partisi’nden beri olan bir kuruluş aslında. Zaman zaman ismi değişse de aslında ideolojisi değişmeyen bir parti. Bunun uzantısında da CHP var. Belki Ergenekon ile bire bir ilintili değil ama Ergenekon’un yaptığı bir sürü icraatlara ve hamlelere göz yumduğunu düşünüyorum, bu benim şahsi ifademdir. Ama hükümetimiz Türk insanına Ergenekon ve onun uzantılarını halkımıza sergiledi" şeklinde konuştu.
"CHP VE MHP’DEN DESTEK ALAMADIK"
Samsun özelinde yapılacak hizmetlerde CHP ve MHP’nin destek vermediğini belirten Çetinkaya sözlerine şöyle devam etti: "Milli menfaatlerimiz söz konusu olunca siyaseti bir kenara bırakmamız gerektiğini düşünüyorum. Samsun özelinde de Samsun’un menfaati söz konusu olunca siyaseti bir kenara bırakmamız gerektiğini söylüyoruz ama maalesef ne CHP ne de MHP İl Başkanlıklarından olumlu bir sinyal almıyoruz. Samsun için önemli birkaç proje var. Bbunlardan birisi Samsun-Ankara arasında yapılacak yeni otoban, onun paralelinde hızlı tren ve yük taşıma ile ilgili faaliyetlerimiz var. Samsun’a kazandırmak istediğimiz oteller var. Bakanımız Suat Kılıç’ın Samsun’a kazandırmak istediği tesisler var. Bu tesisleri Atakum’da yapamadık. En son yapacağımız spor salonunu Eğitim Fakültesi’nin hemen dibinde yapmak durumunda kaldık. Oysa biz Atakum’un çok güzel birkaç yerini tespit etmiştik ama maalesef olmadı. Biz Samsun adına hizmetlerimizi sürdüreceğiz. Diğer partilerden bu konuda destek istedik ama bu desteği alamadık."
BAŞBAKAN 5 MAYIS’TA SAMSUN’DA
İl kongresi tarihinin Başbakan’ın gelişi üzerine değiştiğini açıklayan Çetinkaya, açıklamalarını şöyle tamamladı: "Aslında tarihi 1 Nisan olarak belirlemiştik. Başbakanımızın Samsun kongresine katılacağı bildirildi ve tarihi 5 Mayıs olarak belirlendi. 5 Mayıs tarihinde Atatürk Spor Salonu’nda Başbakanımızın katılımıyla il kongresini yapacağız. İlçelerimizin tamamının kongreleri tamamlandı. Sadece Canik kaldı. Canik ilçe kongresinin durumunu genel merkez değerlendirecek. Kongre yapılabilir, yapılmayabilir de, atama da olabilir. Genel merkez ne derse o yapılacak. İl başkanları toplantısı öncesinde milletvekilleri ile bir araya gelip konuyu sonuçlandıracağız."
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Çobanları hamama götürüp oyaladılar, 36 büyükbaş hayvanı çaldılar Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde, hamama götürdükleri çobanları oyalayıp yaklaşık 5 milyon TL değerindeki 36 büyükbaş hayvanı çalan zanlılar yakalandı. Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesinde sattıkları hayvanlar bulunup sahibine teslim edilirken, yakalanan 8 zanlıdan 4’ü tutuklandı. 15 Nisan 2026 tarihinde meydana gelen büyükbaş hayvan hırsızlığı olayı ile ilgili Eskişehir İl Jandarma Komutanlığı JASAT Dedektif Timleri ve Sivrihisar İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından araştırma başlatıldı. Ekipler, şüphelilerin, çalınan hayvanların çobanlarını oyalamak maksadıyla Ankara’da bir hamama götürdükleri ve ağılda kimsenin kalmadığı esnada diğer 3 şüphelinin kamyon ile ağıla gelip hayvanları çalarak Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesinde sattıkları tespit etti. Eskişehir ve Afyonkarahisar’da düzenlenen eş zamanlı operasyonda olaya karışan 8 şüpheli yakalandı ve yapılan aramada piyasa değeri yaklaşık 5 milyon TL olan 36 büyükbaş hayvan ele geçirildi. Adli makamlara sevk edilen şüphelilerden 4’ü tutuklandı. Konuyla ilgili açıklamada, "Eskişehir İl Jandarma Komutanlığı halkımızın huzur ve güven içerisinde hayatlarına devam etmeleri amacıyla hırsızlık olaylarının kısa sürede aydınlatılması, faillerinin yakalanması ve çalınan malzemelerin ele geçirilmesi için her türlü tedbiri almaya kararlılıkla devam edecektir" denildi.
Rize Türkiye’de engelli yakınlarını ilgilendiren emsal karar Rize’de kendisine ait engelli aracını taahhüt verdiği oğlunun oğlu kullanınca kendisine vergi borcu çıkan vatandaş açtığı davayı kazandı. Engelli yakınlarını ilgilendiren emsal kararda mahkeme engelli aracını 2. ve 3. derece akrabaların da kullanabileceğine hükmetti. Rize’de engelli bir vatandaş kendisine ait aracını taahhüt verdiği oğlunun oğlu, yani torunu kullandığı sırada polis tarafından işlem başlatıldı. Tutulan tutanak doğrultusunda engelli vatandaştan aracı alınırken, muaf tutulduğu ÖTV ve KDV ödemeleri istendi. Bunun üzerine yargıya başvuran vatandaş Trabzon Vergi Mahkemesi’nde açılan dava sonucunda vergi dairesinin aracı en fazla 2 kişinin kullanabileceğine dair aldığı taahhütnamenin hükümsüz olduğuna karar verdi. Gerekçe olarak ise aracın engellinin istifadesine sunulmak şartıyla 3. dereceye kadar akrabalarının kullanabileceği gerekçesiyle, vergi dairesinin aksi görüşle yapmış olduğu cezalı tarhiyatları kaldırdı. Müvekkilinin açtığı dava sonucunda haklı bulunduğunu bu nedenle cezanın kaldırıldığını ifade eden Avukat Remzi Kutanoğlu "Rize’de bir müvekkilimiz, engelli, kendine tahsis edilmiş bir aracı vardı. Bunu taahhütname ile iki kişi kullanabilirdi ve birinci derece akrabalarıydı bu. Burada sadece ailede birinci derece akrabası olan bir oğlu vardı, o kullanabiliyordu. Hayatın içerisinde aynı zamanda bazen hem hastanın hastalık işleri dışında kendisinin de özel işleri olduğundan, hastanın kullanımına özgülenmiş bu aracı, hastaya hizmet etmek amacıyla bazen kendi kullanamıyordu. Yani dolayısıyla bir başkasının ona hizmet etmek amacıyla, onun hastalık işlerinde özgülenmesi amacıyla kullanması gerekiyordu. Engelli kişinin torunu, yani yasal kullanacak kişinin oğlu ehliyeti vardı. Hastanın yani dedesinin aracını ona hastalığına refakaten hastaneden alıp evine bırakma noktasında bir sürüş yaparken polisler durduruyor. Orada tutanak tutuyorlar. Bakıyorlar ki vermiş oldukları taahhütnamede o babasının adı yazıyor, kendi adı yazmıyor. Dolayısıyla buna bir tutanak düzenliyor. Biliyorsunuz engelli araçları ÖTV ve KDV indirimiyle alınıyor. Vergi Dairesi bu tutanağa göre ÖTV indiriminin geri alınması ve KDV ile ilgili bir tarhiyat düzenliyor. Tabii bu karar, bu tarhiyat bize gelince inceledik bunun hukuksuz olduğunu düşünerek Trabzon Vergi Mahkemesi’ne bir dava açtık. Açtığımız davayı haklı buldular ve bu karar aslında bir emsal oldu. Türkiye’de de bu konuda birçok insanı ilgilendirecek bir karar oldu" dedi. "Deyim yerindeyse bir anahtar olduk" Türkiye’de engellileri ve yakınlarını doğrudan ilgilendiren bu kararın emsal dikkat çeken Kutanoğlu "Bu davaların çoğalması, bu emsallerin artmasıyla Türkiye’de aynı zamanda hastanın 1. derece yakınları dışında 3. derece yakınlarının da araçlarını o hastanın işleriyle ilgili kullanabileceğine bir emsal olmuş oldu. Yani bu konuda müvekkilimizin sorununu çözmede bir deyim yerindeyse bir anahtar olduk. Türkiye’de de bu konunun emsal olacağını düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.